<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Gündem Akışı Medya Haberleri &amp; : Sağlık</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/rss/category/saglik</link>
<description>Gündem Akışı Medya Haberleri &amp; : Sağlık</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>© 2024 MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Karaciğere zarar veren 5 kötü alışkanlık: Herkes bilmeden yapıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/karacigere-zarar-veren-5-koetu-aliskanlik-herkes-bilmeden-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ 500&#039;den fazla hayati fonksiyondan sorumlu olan karaciğer, aşırı alkol tüketimi, susuzluk, uyku eksikliği, yüksek şeker alımı, ve hareketsiz yaşam tarzı gibi yaygın alışkanlıklar nedeniyle zarar görebilir. Bu uygulamalar, genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlar olmadan karaciğer hasarına ve hastalıklarına katkıda bulunur ve sağlıklı seçimlerin önemini vurgular.Karaciğer, kanı filtrelemek ve vücudun enerjisi ve büyümesi için gerekli besinleri işlemek, sindirime yardımcı olmak için safra üretmek ve besinleri işlemek dahil olmak üzere 500&#039;den fazla hayati fonksiyon gerçekleştirir.Yağları, proteinleri ve karbonhidratları metabolize etmede kritik bir rol oynar ve bu da onu genel sağlık ve refah için en önemli organlardan biri yapar.Ancak, yaygın yaşam tarzı uygulamaları ve diyet seçimleri karaciğere kademeli olarak zarar verebilir ve genellikle önemli bir zarar oluşana kadar fark edilir semptomlara neden olmaz. Karaciğerinize zarar verebilecek 6 günlük alışkanlık şunlardır:Aşırı alkol tüketimi listenin başında gelir. Ağır alkol tüketimi karaciğer hasarının önde gelen nedenidir. Alkol, karaciğerin toksinleri atma yeteneğini engeller ve potansiyel olarak iltihaplanmaya ve yağlı karaciğer hastalığına yol açar.Dehidratasyon, karaciğerinizde aşırı yüklenmeye neden olabilecek bir diğer suçludur. Karaciğerin en iyi şekilde çalışması için yeterli suya ihtiyacı vardır. Her sabah yeterli su içmek, safra da dahil olmak üzere birçok önemli vücut sıvısı üreten karaciğer de dahil olmak üzere iç organlarınızın tonunu belirler. Enerji içeceklerinin, hatta takviyelerin ve bitkilerin aşırı kullanımı da karaciğere yük olur.Birçok kişi bilmiyor olabilir ancak bütün gece en sevdiğiniz programı izlemek veya uykudan kaçarak telefonunuzda gezinmek karaciğerinize zarar veriyor olabilir. Uyku eksikliği karaciğerde oksidatif strese katkıda bulunur ve bunu çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirir.Katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve şekerle yüklü işlenmiş gıdalar, karaciğerin işlemesi için zordur. Şekerli yiyecek ve içeceklerde yaygın olan yüksek fruktoz alımı, yağlı karaciğer hastalığına neden olarak karaciğeriniz için özel bir tehdit oluşturur.Egzersiz eksikliği, vücudunuzun hızla yaşlanmasının nedenlerinden biridir. Egzersiz rutini takip etmez ve hareketsiz bir hayat yaşarsanız, iç organlarınız tükettiğiniz yiyecekleri işlemek için daha fazla çalışır. Egzersiz yapmamak, karaciğerin desteklediği vücudun doğal detoksifikasyon süreçlerini engeller. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFdRPSQghUO-DnsWOoAA4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:03:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, zarar, veren, kötü, alışkanlık:, Herkes, bilmeden, yapıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yenidoğan Çetesi davasında ikinci duruşma | 47 sanık yeniden hakim karşısında</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ikinci-durusma-47-sanik-yeniden-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Kan donduran suçlamaların olduğu Yenidoğan Çetesi Davası&#039;nda sanıklar ikinci kez hakim karşısına çıktılar. Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık Fırat Sarı&#039;nın savunması şaşkınlığa neden oldu. Sarı bir kez daha bebek katili olmadığını iddia ederken, çalıştığı dönemde baktığı bebeklerin ölüm oranının Türkiye ortalamasını da altında olduğunu iddia etti.  Dünkü duruşmada sanıklar reddi hakim talebinde bulunurken, 23. Ağır Ceza Mahkemesi  talebi değerlendirecek. Savcı da, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. 
Bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nde görülen 26&#039;sı tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada,,, sanıklar kan donduran suçlamalarla bir kez daha hakim karşısına çıktılar.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmada bugün saat 10.00&#039;da sanık avukatlarının tutukluluğa ilişkin talepleri dinlenmeye devam edilecek.Çetenin ele başı olmakla suçlanan tutuklu sanık doktor Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın da haberi olduğunu iddia etti, dönemin müsteşarının kendisini tebrik ettiğini öne sürdü, hakkında yapılan haberlere tepki gösterdi, suçlamaları kabul etmedi.Fırat Sarı savunmasında &quot;Bu mahkeme salonunda ben bebek katili, dolandırıcı görmüyorum. Ben örgüt yöneticisi olarak suçlanıyorum ama bu insanların hiçbiri beni örgüt yöneticisi olarak görmüyor.&quot; dedi.
Medyaya gerçek dışı haberler sunulduğunu iddia eden Sarı şöyle devam etti:
&quot;Ortaya sunulanlar haber değil kurgu. Kanıta dayalı değildi. Avukatların itirazına rağmen bu haberler yasaklanmadı. Benim şu an özgür yargılanma hakkım yok. Herkes her iddiasını söyleyebilir mi? Vahşilik, canilik her şey söyleniyor. Ben nasıl adil yargılanabilirim bu baskıyla.&quot;İstanbul İl Sağlık Müdürü&#039;nün Sağlık Bakanı olduğunu hatırlatan Fırat Sarı, yaptığı işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi olduğunu iddia etti. Sarı, &quot;Olan bu insanlara oldu. Biz toplumsal olarak yok edildik. Ben annemin, çocuğumun yüzüne bakamıyorum. Yaptığım işlerden Sağlık Bakanlığı&#039;nın haberi vardı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı tebrik etti beni o zaman.&quot; diye konuştu.
&quot;AYNI DÖNEMDE BÜTÜN HASTANELERDEKİ BEBEK ÖLÜM ORANLARI AÇIKLANSIN&quot;
Avukatlarının baskıdan dolayı ayrıldığını iddia ederek şu an avukatı olmadığını söyleyen Sarı, &quot;Ben meslek hayatım boyunca 15-20 bin yenidoğan yoğun bakım hastası baktım. Benim ölüm oranım Türkiye ortalamasının çok altında. Bu dosya sürecekse Sağlık Bakanlığı da suçludur, gelip 3 vakayla ilgili savunma vermeleri gerekiyor. Aynı dönemde bütün hastanelerdeki bebek ölüm oranları açıklansın.&quot; dedi.
Fırat Sarı, yanlış bir şey yaptığını düşünmediğini savunarak tahliyesini talep etti.
İlker Gönen ise savunmasında, İstanbul&#039;da her hastanenin danışmanlık hizmeti aldığını söyleyerek örgüt suçlamasını reddetti.Mahkeme, bazı sanıkların duruşma savcısının dosyadan el çektirilmesi ve reddihakim taleplerinin üst mahkemede değerlendirilmesi için duruşmayı erteledi, yalnızca sanıkların tutukluluğa ilişkin talepleri dinlendi.112 sevk zincirinin dışına çıkarak bebekleri yoğun bakım ünitelerine sevk etmek, SGK&#039;dan fazla para alabilmek için yatış sürelerini uzatmak, ihmal sonucu ölümlerine neden olmak, hastanede kullanılması gereken ilaçları satmak...
47 sanığın yargılandığı Yenidoğan Çetesi davası kapsamında kan donduran suçlamalar var. Dava 18 Kasım&#039;da görülmeye başladı. İlerleyen haftalarda da tüm sanıklar ve avukatlar savunmalarını tamamladı. Sanıkların büyük bölümü bebek ölümleri ile ilgili suçlamaları reddetti. Zaman zaman suçu birbirlerinin üzerine attılar. Duruşmalarda tape kayıtları ve şüpheli ifadeleri de önemli bir yer tuttu.
Yoğun bakımda nöbetçi doktor bulundurulmadığı, işlerin hemşirelere kaldığı, sahte epikiriz raporları yazıldığı tespit edildi.Çetenin elebaşı olmakla suçlanan doktor Fırat Sarı, ilk duruşmada &quot;Bu sistemi ben kurmadım, gel yap dediler.&quot; dedi.
Hastanelere bebekleri 112 sevk zinciri dışına çıkarak sevk eden, doktorlardan yoğun bakım sayıları ile ilgili bilgi alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir ise sevk süresini düşürdüğünü iddia etti. Bu süreçte İstanbul&#039;da 9, Tekirdağ Çorlu&#039;da 1 hastanenin ruhsatı iptal edildi. Sağlık kurumlarına kayyum atandı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı&#039;nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir&#039;in yaptığı belirtiliyor.İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor.
Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK&#039;den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından faz ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_BqkBziek0eXPvC02sKRgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:03:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yenidoğan, Çetesi, davasında, ikinci, duruşma, sanık, yeniden, hakim, karşısında</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın asla tüketmemeniz gereken 7 gıda: Solunum yolu enfeksiyonuna yol açıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kisin-asla-tuketmemeniz-gereken-7-gida-solunum-yolu-enfeksiyonuna-yol-aciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kisin-asla-tuketmemeniz-gereken-7-gida-solunum-yolu-enfeksiyonuna-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış, bağışıklığınızı güçlendiren ve vücudunuza enerji yükleyen besinlerin tüketimi genel sağlığınızı korumak için gereklidir. Bazı yiyeceklerden de bu mevsimde uzak durmanız gerekir. Bu 7 yiyecekten kaçınmak, mevsim boyunca iyi sağlık ve enerji seviyelerinizi korumanıza yardımcı olabilir. Unutmayın, mevsimsel beslenme sağlıklı kalmanın anahtarıdır, bu nedenle her zaman soğuk ve serinletici seçenekler yerine sıcak, taze hazırlanmış yemeklere öncelik verin.Kış, rahat battaniyelerin, sıcak içeceklerin ve doyurucu yemeklerin mevsimidir. Ancak soğuk havayı ne kadar sevsek de, bağışıklık sistemimizin darbe alabileceği zamandır.Yediğimiz yiyecekler, bu mevsimde bizi sıcak ve sağlıklı tutmada büyük rol oynar. Zararsız (veya hatta sağlıklı) görünen bazı yiyeceklerin kışın rahatsızlığa veya sağlık sorunlarına neden olabileceğini biliyor muydunuz? İşte kışın kaçınmanız gereken 7 yiyecek ve bunları atlamanın en iyi formda kalmanıza nasıl yardımcı olabileceğini anlayın.Salatalık, marul ve domates gibi çiğ sebzeler sağlıklı bir seçim gibi görünebilir, ancak kışın vücudunuzu serinletebilirler. Vücudumuz zaten soğukta ısınmak için mücadele ettiğinden, çiğ sebze tüketmek sindirimi yavaşlatabilir. Bunun yerine, mideniz için daha kolay olan ve sıcaklık sağlayan ılık çorbalar veya buharda pişirilmiş sebzeler tercih edin.Kışın soğuk süt içmek öksürük, soğuk algınlığı veya tıkanıklık gibi solunum sorunlarına yol açabilir. Süt, kalsiyum ve besin açısından zengin olsa da soğuk tüketildiğinde mukus üretimini tetikleyebilir. Sütü seviyorsanız, zerdeçal gibi harika bir bağışıklık güçlendirici olan baharatlarla ılık için.Hindistan cevizi suyu ferahlatıcı ve nemlendiricidir, ancak sıcak yazlar için daha uygundur. Kışın vücut sıcaklığınızı düşürür ve sizi üşütebilir. Nemli ve sıcak kalmak için sıcak bitki çaylarına veya zencefil çayı gibi baharatlı içeceklere bağlı kalmak daha iyidir.Tüm meyveler kışa uygun değildir. Karpuz ve kavun gibi sulu meyvelerden kaçının, çünkü vücudunuzu soğutabilir ve sindirimi bozabilirler. Bunun yerine, vitamin açısından zengin olan ve soğuk aylarda bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olan portakal, guava ve elma gibi mevsim meyvelerini tercih edin.Kızarmış yiyecekler kışın cazip gelebilir, ancak bunları aşırı tüketmek sindirimin yavaşlamasına ve kilo alımına yol açabilir. Yağlı yiyecekleri aşırı yemek bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve sizi mevsimsel hastalıklara yatkın hale getirebilir. Yağa aşırı yüklenmeden isteklerinizi tatmin etmek için fırında pişirilmiş veya havada kızartılmış alternatiflere yönelin.Fermente yiyecekler hafiftir ve sindirimi kolaydır, ancak kışın midede asitliği artırma eğilimindedir. Soğuk hava sindirimi yavaşlatır ve çok fazla fermente yiyecek tüketmek şişkinliğe veya rahatsızlığa neden olabilir. Bunları daha sıcak aylar için saklayın ve bunun yerine taze pişmiş, sıcak yemeklere yönelin.Lor evlerde yaygın olarak bulunur, ancak soğutucu özellikleri onu kış için uygunsuz hale getirir. Lor yemek soğuk algınlığı ve öksürük semptomlarını kötüleştirebilir.Eğer yoğurdu seviyorsanız, onu ayran şeklinde, hafifçe ısıtarak tüketebilir veya soğutucu etkisini azaltmak için kimyon gibi baharatlarla karıştırabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/URB79E0BgUKHjGSZZCqHxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:03:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, asla, tüketmemeniz, gereken, gıda:, Solunum, yolu, enfeksiyonuna, yol, açıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalıklarının nedeni: Kan basıncını bile doğrudan etkiliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-hastaliklarinin-nedeni-kan-basincini-bile-dogrudan-etkiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-hastaliklarinin-nedeni-kan-basincini-bile-dogrudan-etkiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uyumadan önce cep telefonuzda izlediğiniz videolarla vakit geçirmek zararsız bir eğlence gibi görünse de, zihinsel ve fiziksel sağlık üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. Aşırı ekran süresi ile hipertansiyon arasındaki bağlantı, bilinçli dijital tüketimin önemini vurguluyor. İşte bu alışkanlığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve etkilerini azaltmak için neler yapılabileceği.Gece uyumadan önce uzanırken genellikle herkes telefonundan bir şeyler izlemeyi tercih ediyor. Oldukça yaygın olan bu alışkanlık ciddi kalp hastalıklarına yol açabilir.Kısa video platformları, içerik tüketme şeklimizi gerçekten devrim niteliğinde değiştirdi. Eğlenceli ve dikkat çekici görseller ve bitmeyen bir eğlence akışıyla, bu platformlarda gezinirken zamanın nasıl geçtiğini anlamak kolay. Ancak bu ne kadar zararsız görünse de, özellikle yatmadan önce uzun ekran süresi ile genç ve orta yaşlı yetişkinlerde hipertansiyon arasında rahatsız edici bir bağlantı olduğunu ortaya koyan bir çalışma var. İşte bu alışkanlığın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ve etkilerini azaltmak için neler yapılabileceği.2025 yılında yayınlanan bu çalışma, tıbbi muayeneden geçen toplam 4318 genç ve orta yaşlı katılımcının sonuçlarını incelediRenkler arasında gezinmek, zihinsel uyarım ve stres döngüsüne neden olabilir. Bu tür filmlerin hızlı doğası, beyni yüksek alarma geçirir ve bu da genellikle daha yüksek kalp atış hızı ve adrenalin seviyeleriyle sonuçlanır.Bu, vücudun stres tepkisini harekete geçirebilir ve bu da devam ederse yüksek tansiyona katkıda bulunur. Yatmadan önce bir ila iki saat bile ekran kullanımı, hipertansiyon geliştirme riskini büyük ölçüde artırabilir.2024 tarihli bir çalışmaya göre, akıllı telefonlar son on yılda daha yaygın olarak bulunabildiğinden ergenlerin ve genç yetişkinlerin ekran süresi artmıştır.Gece geç saatlerde film izlemek öncelikle uyku düzenini bozar. Ekranlar, melatonin üretimini baskılayan ve uykuya dalmayı zorlaştıran mavi ışık yayar. Kötü uyku, hipertansiyon için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Ayrıca, daha az uyku saati, kardiyovasküler sistem için daha az iyileşme süresi anlamına gelir ve bu da yüksek tansiyon riskini büyük ölçüde artırır.Bu hareketsiz yaşam tarzı, yüksek tansiyon için önemli bir risk faktörü olan obezite ile yakından bağlantılıdır. Risk, genellikle gece geç saatlerde telefondan video izlemek hareketsiz yaşamı artırır ve sağlığı ciddi anlamda tehdit eder.Olumsuz veya duygusal olarak yüklü videolara maruz kalmak, kan basıncını doğrudan etkileyen bir stres hormonu olan kortizol seviyelerini artırabilir. Zamanla tekrarlandığında bu duygusal iniş çıkışlar kronik strese ve hipertansiyona yol açabilir.Ekran sürenizi sınırlayın: Her gün bir saatten az tutmak için uygulama zamanlayıcılarını kullanın.Dijital detoks rejimi: Yatmadan önce en az bir saat bilgisayar kullanmaktan kaçının ve bunun yerine okuma veya meditasyon gibi huzurlu aktivitelerle değiştirin.Fiziksel aktivite: Hareketsiz davranışın etkileriyle mücadele etmek için rutininize düzenli egzersiz ekleyin.
Tükettiğiniz şeylere dikkat edin ve duygusal olarak yorucu filmlerden kaçının. Işıkları kısmak ve elektronik aletleri yatak odasından uzak tutmak gibi dinlendirici bir uykuyu teşvik eden bir gece rejimi oluşturun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OMkTy4bpw02yIITE-f62Mg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalıklarının, nedeni:, Kan, basıncını, bile, doğrudan, etkiliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğeri adeta yeniden doğmuş gibi yapan mucize meyve: Bağışıklığı da destekliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/akcigeri-adeta-yeniden-dogmus-gibi-yapan-mucize-meyve-bagisikligi-da-destekliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/akcigeri-adeta-yeniden-dogmus-gibi-yapan-mucize-meyve-bagisikligi-da-destekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bağışıklık sistemini desteklemede önemli bir rol oynayan ve lif, antioksidan ve C vitamini zengini olan ayva, özellikle akciğer sağlığı için büyük önem taşıyor. Peki, ayva akciğer sağlığını nasıl destekliyor? İşte yanıtı.Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ayva, sağlığa olan faydalarıyla dikkat çekiyor.Sert sarı bir yapıya sahip olan ayva, içerisindeki birçok vitamin ve mineral sayesinde insan sağlığına fayda sağlar. Bunun yanında düşük bir kaloriye sahip olan ayva, besleyici yapısıyla bilinir.Antioksidanlar açısından zengin olan ayva, bakterilerle savaşma, kalp sağlığını destekleme, kabızlığı ve reflü şikayetlerini giderme, hamilelik kaynaklı bulantıyı azaltma ve karaciğerin sağlıklı çalışmasına yardım eder. Özellikle de akciğer sağlığı için çok faydalıdır.Ayva, sağlık açısından pek çok fayda sağlayan bir meyve. Eylül ayı itibarıyla pazar tezgahında yerini alan ayva özellikle akciğer sağlığını korumak için doğal ilaç görevi görüyor .Akciğer sağlığını korumak için günlük hayatınızda pek çok kurala dikkat etmeniz gerekiyor. Sağlıklı akciğerler için ve akciğer sağlığını korumak için sigara içmemeniz gerekiyor. Kirli ve tozlu ortamlarda da bulunmamanız, yaşadığınız alanı sürekli havalandırmanız gerekiyor.Solunum egzersizleri yapmak da akciğer sağlığını iyileştiriyor. Tüm bunların yanı sıra beslenmeniz ve beslenme düzeninizde akciğer sağlığınız için önemli.Bağışıklığı güçlendirmek, vücudu hastalıklara karşı korumak için sebze ve meyvelerin gücünden faydalanmanız gerekiyor. Özellikle akciğeri güçlendirmek, öksürük, balgam gibi hastalıklardan kurtulmak için bazı meyveleri beslenme listenize hemen eklemelisiniz.Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ve sıklıkla tüketilen meyvelerden biri ayva.Güçlü bir şifa deposu olan ayva, akciğerleri temizlemesiyle de biliniyor. Özellikle öksürük, balgam, hırıltı gibi şikayeti olanlar bol bol ayva tüketiliyorAyvaları iyice yıkayıp küp küp kesin. Tencereye koyup üzerine suyu koyun kaynarken içine keçiboynuzlarını kırıp atın. Daha sonra zencefili doğrayıp ekleyin. Ardından çubuk tarçın ve karanfilleri koyun iyice kaynasın. Hoşaf kıvamına geldiğinde ocaktan alın. Bardaklara boşaltıp günde 2 defa tüketin.Ayrıca, yapılan bir çalışmada Ayva&#039;nın içerdiği flavonoidler ve tannins, akciğerlerdeki zararlı toksinlerin temizlenmesine katkıda bulunduğu gösterildi. Bu, ayva hoşafının doğal bir detoksifiye edici olarak kullanılabileceğini destekleyen önemli bir bulgu.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/so966k6CHE2fM_OQzNBLBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, adeta, yeniden, doğmuş, gibi, yapan, mucize, meyve:, Bağışıklığı, destekliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 tatlı kaşığı zencefil tozu tüketmenin  şaşırtıcı etkisi: Araştırmalar ne söylüyor?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-tatli-kasigi-zencefil-tozu-tuketmenin-sasirtici-etkisi-arastirmalar-ne-soeyluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-tatli-kasigi-zencefil-tozu-tuketmenin-sasirtici-etkisi-arastirmalar-ne-soeyluyor</guid>
<description><![CDATA[ Zencefil ve zencefil tozu, anti-inflamatuar özellikleri sayesinde sindirimi iyileştirme, bağışıklık sistemini güçlendirme ve ağrı kesici gibi çok sayıda sağlık faydası sunar. Günlük bir tatlı kaşığı zencefil tozu metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olabilir. Zencefil tozu, diyetinize lezzetli ve besleyici bir katkı sağlamak için çaylara, smoothielere ve yemeklere kolayca eklenebilir.Geleneksel tıpta popüler bir bileşen ve mutfak hazırlıklarının vazgeçilmez bir parçası olan zencefil, yüzyıllardır varlığını sürdürüyor ve modern yaşam tarzımızın ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor.
Hemen hemen her mutfakta bulunan zencefil, sağlığınızın birçok yönü üzerinde sessizce çalışabilir. Sindirim ilacı olmaktan kilo verme yolculuğunda bir arkadaş olmaya kadar, mütevazı zencefilin düzenli tüketiminin açığa çıkarabileceği daha az bilinen birçok faydası vardır.Taze zencefil çoğu kişi için tercih edilse de, daha uzun raf ömrü için zencefil tozuna da dönüştürülebilir. Taze zencefil doğası gereği kuru ve sıcak olduğundan uzun süreli kullanım için zencefilin kurutulmasını önerir. Bir günde ne kadar zencefil tozu tüketebilirsiniz?Kuru zencefil, taze zencefilden daha etkilidir ve yoğun miktarda besin içerir. Kökün kurutulması ve öğütülmesiyle yapılır. Her gün bir çay kaşığı toz zencefil tüketilebilir.Baharatta doğal olarak bulunan bir bileşik olan gingerol, mide bulantısı ve ağrı kesici gibi bir dizi fayda sağlayabilir. Ayrıca kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve beyninizi beslemeye yardımcı olurTaze zencefil gibi, kurutulmuş ve toz haline getirilmiş hali de sindirime yardımcı olur ve vücudun yiyecekleri daha verimli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.
Hazımsızlık, şişkinlik veya mide bulantısı gibi sorunlarla karşılaşan kişiler, hızlı bir rahatlama için zencefil tozu tüketebilirler. Günlük bir doz, sindirim sorunlarını uzak tutmaya yardımcı olabilir. Özellikle ağır yemeklerden sonra önerilir.Çayınıza veya diğer yiyeceklere bir çay kaşığı zencefil tozu eklemek, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek cömert bir antioksidan dozu sağlayabilir. Zencefile karakteristik tadını ve kokusunu veren gingerol bileşiği, vücudun savunmasını güçlendiren iltihap önleyici ve antioksidan özelliklere sahiptir. Bu, özellikle devam eden grip mevsiminde faydalı olabilir.Zencefil doğal iltihap giderici özelliklere sahiptir. Zencefil tozu tüketmek vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir, bu da artrit, kas ağrısı ve kronik ağrı gibi rahatsızlıklar için faydalıdır. Düzenli olarak tüketilmesi ağrı ve sertliği hafifletmeye yardımcı olabilir.
2009 yılında The Journal of Alternative and Complementary Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışma, zencefil tozunun kas ağrısını ve hassasiyetini azaltmaya yardımcı olabileceğini buldu.Zencefil tozu kilo vermenin kolay bir yoludur ve fitness yolculuğunuzda değerli müttefikiniz olabilir.
Çalışmalar, zencefilin metabolizmayı artırmaya ve iştahı azaltmaya yardımcı olabileceğini, yağ kaybına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Vücudunuzdaki termojenik etkileri artırarak yağ yakımını teşvik eder ve açlığı bastırmaya yardımcı olur. Sabahları suya veya çaya eklenen bir çay kaşığı zencefil tozu, daha aktif ve enerjik bir gün için ortamı hazırlamaya yardımcı olabilir.Bu faydalar, zencefil tozunun yağ yakma aktivitesini artırmaya ve metabolizmayı iyileştirmeye yardımcı olduğunu gösteren 2015 yılında American Journal of Clinical Nutrition&#039;da yayınlanan bir çalışma ile doğrulanmıştır.Taze zencefil suludur ve daha fazla lif içerir. Genellikle kuru zencefilden daha hafif bir tada sahiptir, bu da su içeriğini giderir ve raf ömrünü uzatır. Taze zencefil yemek pişirmede, smoothielerde veya çaylarda kullanılırken zencefil tozu daha yoğundur ve daha baharatlı, daha keskin bir tada sahiptir.İşte zencefil tozunu günlük rutininize nasıl dahil edebileceğiniz:Zencefil çayı: Bir yudum sıcak zencefil çayı sizi güne hazırlayabilir ve kış sabahında içinizi ısıtabilir. Rahatlatıcı, iltihap önleyici bir çay için sıcak suya bir çay kaşığı zencefil tozu ekleyin.
Smoothieler: Zencefil tozu ayrıca besin değerini artırmak ve benzersiz bir lezzet vermek için meyve veya yeşil smoothielerinize de eklenebilir.
Çorbalar ve soteler: Bir tutam zencefil tozu körilerinizi, çorbalarınızı ve sotelerinizi dönüştürebilir ve ona ısıtıcı ve aromatik bir lezzet katabilir.
Pişirme: Zencefil tozu ayrıca zencefilli kurabiye, kurabiye, kek ve diğer ikramların pişirilmesinde belirgin bir lezzet için kullanılır.
Takviyeler: Zencefil tozu, kapsüller de dahil olmak üzere birçok sağlık takviyesinde bulunabilir ve bu da faydalarından konsantre bir formda yararlanmayı kolaylaştırır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgZznOrrHUqi7EIYpnCQDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:03:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, tatlı, kaşığı, zencefil, tozu, tüketmenin, şaşırtıcı, etkisi:, Araştırmalar, söylüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Tevfik Özlü, &amp;quot;en iyi balgam sökücü&amp;quot; diyerek açıkladı: Her gün tüketmek gerekiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-tevfik-ozlu-en-iyi-balgam-soekucu-diyerek-acikladi-her-gun-tuketmek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde öksürük ve balgam gibi sorunlarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle son dönemde balgam çıkarma konusunda pek çok kişi sorun yaşıyor ve bu durum kişi için son derece rahatsız edici olabiliyor. Prof. Dr. Tevfik Özlü, balgamı kolayca sökmenin yolunu açıkladı.Balgam, akciğerlerdeki hava yollarında (bronşlar) veya solunum sisteminde üretilen yoğun, yapışkan bir mukus türüdür.Genellikle bağışıklık sistemi tarafından solunum yollarını temizlemek ve mikropları, tozları ya da zararlı partikülleri yakalamak amacıyla salgılanır.Vücutta biriken balgam son derece rahatsız edicidir ve son dönemde bir çok kişi balgam çıkaramama sorunuyla karşı karşıya.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kişinin günlük en az 2-3 litre su içmesi gerektiğinin altını çizerek en iyi balgam sökücünün su olduğunu belirtti.Prof. Dr. Tevfik Özlü, son dönemde pek çok kişinin balgam çıkarma konusunda zorluk yaşadığını belirterek &quot;Pek çok hastam balgam çıkaramadığından yakınıyor. Balgamın içerde olması bir rahatsızlık hissi veriyor ve öksürüğü tetikliyor. Gece beni uyutmuyor, gündüz ise devamlı öksürüğe sebep oluyor şeklinde yakınmalar duyuyorum. Gerçekten bazı hastalarda astım, KOAH, bronşektazi gibi hastalarda alt solunum yollarımızdaki sekresyonların atılmasında zorluk söz konusu olabiliyor.Yine aynı şekilde sinüzit ya da alerjik nezle gibi bazı üst solunum yolu hastalıklarında da sürekli bir geniz akıntısı olur ve hastalar bu geniz akıntısından rahatsız olur. Bunu koparıp atamazlar.Bunun sebebi bu sekresyonların koyu ve yapışık olması ve hastanın bunu koparıp atamaması. Bu çok rahatsız edici bir histir. Öksürüğü tetikler. Bunun tedavisi var tabii ki. Tedavisi hastaya göre değişiyor. Bazı balgamı sulandırıcı; akıcılığını arttıran ilaçlar da var. Bunlar yardımı ile balgam daha kolay atılabilir hale geliyor. Bu tedaviler ile birlikte öksürük de azalıyor&quot; dedi.En iyi balgam sökücünün ise su olduğu dile getiren Özlü, &quot;Ama şunu söyleyeyim ki en iyi balgam sökücü ilaç aslında sudur. Bunu hastalarımız çoğu zaman fark etmiyor.Çünkü az su içerseniz balgamda su azalıyor, dolayısıyla balgam yapışık olur. Onu öksürürsünüz yerinden koparamazsınız. Ancak günde yeterli su içerseniz ki bu sayının en az günlük 2-3 litre olmasını öneriyoruz; böylelikle yeterli miktarda su içildiği için balgamın içeriğindeki su miktarı arttığı için balgamın akıcılığı da artıyor ve kişi böylelikle balgamı kolaylıklar temizleyip atabilir.Bu vesileyle öksürüğü de azalır. Ama şunu unutmamak gerekir ki çay ve kahve su yerine geçmiyor. Çünkü bu tarz içecekler içildiğinden daha fazla kayba neden oluyor. Dolaysıyla gerçekte su içmek lazım. Ama hiç su içemiyorum diyen insanlara da ayran, sulu çorbalar, kompostoları tavsiye ediyoruz eğer şeker hastalıkları yoksa.Su kısıtlaması olan hastalar da var. Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği olup da su kısıtlaması olanların aşırı su tüketmesi de doğru değil, bu kişilerin de bir hekime danışmalarında fayda var&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OH3GzsqumUmaL7_-7TNOTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Tevfik, Özlü, en, iyi, balgam, sökücü, diyerek, açıkladı:, Her, gün, tüketmek, gerekiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>10&amp;3&amp;2&amp;1&amp;0 kuralı: Daha iyi uykunun altın anahtarı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/10-3-2-1-0-kurali-daha-iyi-uykunun-altin-anahtari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/10-3-2-1-0-kurali-daha-iyi-uykunun-altin-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ 10-3-2-1-0 uyku kuralı, uykudan 10 saat önce kafein alımını durdurmayı, 3 saat önce yiyecek ve alkol alımını durdurmayı, 2 saat önce çalışmayı bırakmayı, yatmadan 1 saat önce ekranlardan uzak durmayı ve sabah uyku kalitesini artırmak için erteleme düğmesine basmamayı önerir.Daha iyi ruh hali, daha fazla üretkenlik ve azalan stresle birlikte, daha iyi uyku aynı zamanda daha yüksek bir yaşam kalitesine de dönüşür. Uykuyla ilgili gerginliği ve kaygıyı azaltmak için, yeni bir uyku programına uyum sağlamak zor olsa bile, kusursuz bir rejimden ziyade küçük, kalıcı iyileştirmelere odaklanmak daha iyidir. Bu tavsiye rahatlamanıza ve uykuya dalmanızın ve iyi bir gece uykusu çekmenizin daha kolay olmasına yardımcı olmalıdır. Yatakta dönüp durmak yerine 10-3-2-1-0 uyku rejimini denemeyi düşünün. Başlamak için bilmeniz gereken her şey şunlardır:10-3-2-1-0 kuralı adlı uyku öncesi rutin, uyku kalitesini iyileştirmeyi amaçlar. Bu uyku kuralı, yatmadan önce belirli aktiviteleri zamanlamaya odaklanarak uyku kalitesini iyileştirmek için basit bir rutin sunar.Kural, uyarıcı etkileri ve uzun yarı ömrü nedeniyle kafein alımını uykudan 10 saat önce durdurmayı önerir. Buna kahve, çay, enerji içecekleri ve çikolata (eser miktarda bile olsa kafein içeren hemen hemen her şey) dahildir. Sindirime ve uyku döngülerine yardımcı olmak için yemek ve alkol tüketimi yatmadan 3 saat önce durdurulmalıdır.Kaygıyı ve aşırı uyarılmayı azaltmak için çalışma yatmadan 2 saat önce durdurulmalıdır. Mavi ışık maruziyetini ve zihinsel uyarımı en aza indirmek için yatmadan 1 saat önce ekranlardan kaçınılmalıdır. Son olarak, sıfır, kişinin erteleme düğmesine basması gereken zaman sayısını ifade eder. Kural, REM uykusunu bozduğu için erteleme düğmesine basmayı ortadan kaldırmayı önerir.Kahve tüketimini azaltmak, akla gelen ilk uykuyla ilgili öneri olabilir. Tüketimden 30 ila 60 dakika sonra kan dolaşımınıza ulaşmaya başlar. Yarı ömrü üç ila beş saattir. Uyuşukluğa neden olan adenozin reseptörleri, yavaş dalga uykusunu da azaltan kafein tarafından bloke edilir. Ek olarak, huzursuzluğu ve kaygıyı şiddetlendirebilir. 10-3-2-1-0 kuralı, kafeinden tamamen uzak durmanızı gerektirmez. Bunun yerine, yatmadan önce sisteminizden çıkması için zaman olması için ne zaman aldığınıza dikkat edin.Yatmadan hemen önce alkol içmek rahatlatıcı hissettirse bile, sıklıkla uykuyu engeller. Gece boyunca çok sayıda uyanmaya ve daha düşük kalitede uykuya neden olur ve bu da sonunda ertesi gün kendinizi bitkin hissetmenize neden olur.
Bazı yemekler mide ekşimesine (asit reflü) neden olabileceği ve uykuyu etkileyebileceği için, yatmadan üç saat önce bunları yemekten kaçınmak da faydalı olabilir. Kızarmış, baharatlı ve yüksek yağlı yiyecekler birkaç örnektir. Ayrıca uyku kalitenizin düşmesine de neden olabileceğinden, çok fazla ilave şeker içeren şekerlemeler, kurabiyeler ve tatlılar gibi yiyeceklerden uzak durmak isteyebilirsiniz.Yatmadan hemen önce duygusal veya bilişsel olarak zorlayıcı bir şey yapmak iyi bir fikir değildir. Uyku, açıp kapatabileceğiniz bir ışık anahtarı gibi değildir. &quot;Rahatlamak için biraz zamana ihtiyacınız var.&quot; Daha sakin bir zihin durumuna ulaşmak için, bu, çalışmayı, ders çalışmayı ve hatta yatmadan iki saat önce stresli filmler, sporlar veya haberler izlemeyi bırakmayı gerektirir. Ayrıca, yatmadan hemen önce uyarıcı aktivitelerde bulunmanız önerilmez.Yatmadan bir saat önce tüm bilgisayarlarda, televizyonlarda ve telefonlarda ekran süresini ortadan kaldırmak, yatmadan önceki son adımdır. Sirkadiyen ritminiz, gece yapay ışığa maruz kalmanızdan olumsuz etkilenebilir. Beyniniz, yatmadan hemen önce melatonin hormonunu salgılayarak vücudunuza uyku zamanının geldiğini söyler. Yatmadan hemen önce akıllı telefon gibi mavi ışık yayan bir cihaz kullanırsanız doğal uyku döneminiz gecikebilir.Bu uyku kuralına göre, yatmadan önceki son saat, sizi uyandırabilecek yoğun yapay ışıktan uzak, öncelikle sessizlikte geçirilmelidir. Telefonunuzu gece moduna alın, yatak odanızı ekran içermeyen bir bölge haline getirin ve sakinleştirici bir uyku vakti rutini oluşturun.Çalar saatinizdeki erteleme düğmesine çok sık basmaktan kaçının, çünkü bu sadece uyku-uyanıklık-uyku döngünüzün daha düzensiz hale gelmesine neden olur. Uyku tam ve kesintisiz olduğunda, sağlığımız için daha canlandırıcıdır. Her sabah erteleme düğmesine uzandığınızı fark ederseniz, ilk alarm çaldıktan sonra sabah birkaç dakika daha uyumaya çalışmaktansa daha erken yatağa gitmeyi deneyin.10-3-2-1-0 uyku kuralı, vücudu ve zihni uykuya hazırlamaya yardımcı olur. 10-3-2-1-0 kuralı &quot;aslında bir kural değil, bir rutindir.&quot; Tutarlı bir uyku öncesi programı için yönergeler sunar. Bu rutin, uykuya hazırlanmak için yapılandırılmış bir yaklaşım sunarak uyku hijyeni alışkanlıklarını potansiyel olarak iyileştirebilir. Garantili bir çözüm olmasa da, tutarlı bir uyku vakti rutini oluşturmak için bir çerçeve sunuyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uBf7IVkloU-37ZnOYU0Gzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>10-3-2-1-0, kuralı:, Daha, iyi, uykunun, altın, anahtarı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu saatte asla uyanık olmayın: Kanserin 1 numaralı nedeni olabilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-saatte-asla-uyanik-olmayin-kanserin-1-numarali-nedeni-olabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-saatte-asla-uyanik-olmayin-kanserin-1-numarali-nedeni-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medya platformu TikTok&#039;da tıbbi bilgiler paylaşan Dr. Karan Raj, uyku alışkanlıklarının bireysel farklılıklar gösterebileceğini belirtti. Ancak uyumak için tercih edilen belirli saatlerin sağlık açısından olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekti. Dr. Raj’ın özellikle bir saat dilimine vurgu yapması, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.Dr. Raj, uyku döngülerinin yaklaşık bir buçuk saat süreyle gerçekleştiğini ve bu süre içinde beynin non-REM uykudan REM uykusuna geçtiğini ifade etti.Gece boyunca bu döngüler sürekli tekrar ederken non-REM ve REM uykusu oranlarının değiştiğini belirtti.“Gece uyurken daha derin ve onarıcı non-REM uykusu fazladır,” diyen Dr. Raj, sabaha doğru daha hafif ve rüyalarla dolu REM uykusunun öne çıktığını söyledi.Her bireyin biyolojik ritimlerinin farklı olduğunu dile getiren Dr. Raj, bazı kişilerin saat 11’de uykusuz kalırken, bazılarının ancak gece yarısından sonra uyuyabildiğine dikkat çekti. “Düzenli uyku saatlerine sadık kalındığında uyku kalitesi artar,” dedi.Dr. Raj, gece saat 10 ile sabah 4 arasında uyanık kalmanın kanser ve kardiyovasküler hastalık riskini artırabileceğini belirtti.“Hangi saatte uyuduğunuzdan çok, uyumaya başladığınız saat kritiktir,” diyen Dr. Raj, özellikle sabaha karşı saat 3 veya 4 gibi uyumaya başlamanın REM uykusunun ağırlık kazanmasına ve onarıcı non-REM uyku sürelerinin azalmasına neden olacağını ifade etti.“Bu durum, sabah kendinizi halsiz ve yorgun hissetmenize yol açabilir,” diyen Dr. Raj, düzensiz uyku saatlerine sahip olan kişilerin bu etkileri daha yoğun yaşayabileceğini belirtti.Dr. Raj, sabah saat 3-4 arası uyumaktan kaçınılmasını önerdi.Geç saatlere kadar uyanık kalma alışkanlığı olanların uyku düzeni oluşturarak sağlıklarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğine vurgu yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ZAgtEx3pUOf4FnVh3icUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>saatte, asla, uyanık, olmayın:, Kanserin, numaralı, nedeni, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda çene boyutunun küçülmesine neden oluyormuş: Bir zararı daha ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cocuklarda-cene-boyutunun-kuculmesine-neden-oluyormus-bir-zarari-daha-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Valencia Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, çocuklara gevrekler ve hazır yemekler gibi aşırı işlenmiş gıdalar yedirmenin çene boyutlarının küçülmesine ve çene dişleri gibi diş deformiteleri riskinin artmasına yol açtığı konusunda uyarıyor. Yumuşak, aşırı lezzetli diyetlere geçiş, gerekli çiğnemeyi azaltarak çene gelişimini etkiliyor ve maloklüzyon, obezite ve diğer sağlık sorunlarını teşvik ediyor.Çocuklarınıza kahvaltıda tahıl gevreği yapmak sizin için pratik ve uygun bir plan olabilir, ancak onların sağlığı için uygun değil. Yeni bir çalışmaya göre, aşırı işlenmiş gıdalar çocuklarda çene boyutlarının küçülmesiyle bağlantılı. Bu ayrıca çocuğunuzun çene dişleri gibi diş deformitelerine sahip olmasına da yol açabilir.Valencia Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi&#039;nden araştırmacılar, yakın zamanda çocukları aşırı işlenmiş gıdalarla beslemenin riskleri konusunda uyardı. Bilim insanları, genç neslin çenesinin modern diyet nedeniyle küçüldüğünü belirtti.Araştırmacılar, et ve toplanmış gıdalar açısından zengin olan beslenmeden, tahıllara doğru geçişin bu değişikliklerden bazılarını körüklediğini söyledi. Ayrıca, aşırı işlenmiş gıdalara (UPF&#039;ler) ve &#039;aşırı lezzetli&#039; olan çok daha yumuşak bir diyete doğru geçişin aşırı yemeye yol açtığını da belirttiler.Çalışmalarına göre, İngiltere&#039;deki küçük çocuklar kalorilerinin yarısını tahıllar, yoğurtlar, dondurma ve hazır yemekler gibi UPF diyetinden alıyor. Bu, yedi yaşına geldiklerinde yüzde 59&#039;a çıkıyor.Bilim insanları üç ila beş yaş arasındaki çocukların diyetine baktılar ve birincil diyetlerinin çene gelişimi üzerinde etkisi olan sıvılar ve yarı katı yiyecekler olduğunu buldular.Ayrıca yeme alışkanlıklarını, diş yapılarını ve kafatası şeklini incelediler ve daha yumuşak yiyeceklerin çene dişleri ve doğal boşlukların olmamasıyla bağlantılı olduğunu buldular. Araştırmacılardan biri olan Laura Marques Martinez, “Çiğneme, kemik büyümesini teşvik ettiği, yüz kaslarını güçlendirdiği ve düzgün diş hizalanmasını desteklediği için çenelerin düzgün gelişiminde önemli bir rol oynar. Meyve, sebze veya doğal proteinler gibi katı ve lifli yiyecekleri çiğnemek, çeneleri çalıştırır ve maloklüzyon (dişlerin hizasızlığı) ve diş kemerlerinin boyut ve şeklindeki eksiklikler gibi sorunları önlemeye yardımcı olur.&quot; dedi.“Öte yandan, yumuşak olan ve çiğnemek için minimum çaba gerektiren ultra işlenmiş gıdalara dayalı diyetler, çene gelişimini olumsuz etkiler. Bu gıdalar, maksillofasiyal kasları ve kemikleri yeterince uyaramayarak, az gelişmiş kemik yapılarına yol açabilir ve maloklüzyon ve solunum sorunları riskini artırabilir&quot; diye ekledi Martinez.UPF&#039;ler ayrıca obezite, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, azalmış bağışıklık fonksiyonu, zayıf bağırsak sağlığı ve artan kanser riskleriyle de bağlantılıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdIfpmaT4EKXxNnqXSUSBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, çene, boyutunun, küçülmesine, neden, oluyormuş:, Bir, zararı, daha, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu zararlı bakteri bağırsaklarımızda ağrıya neden olur: 4 belirti varsa doktora gidin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-zararli-bakteri-bagirsaklarimizda-agriya-neden-olur-4-belirti-varsa-doktora-gidin</guid>
<description><![CDATA[ Kolera, bağırsak sağlığımızın ne kadar hassas olduğunun güçlü bir hatırlatıcısıdır. Bakterinin etkileri acı verici olabilse de vücudumuzun bizi korumak için nasıl mücadele ettiğini de gösterir. Gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olmak, sıvı alımına öncelik vermek ve zamanında tıbbi yardım almak bu tür enfeksiyonları yönetmede tüm farkı yaratabilir.Bağırsak, genel sağlığımızda kritik bir rol oynayan büyüleyici bir sistemdir. Ancak, bazı zararlı bakteriler bu dengeyi bozarak ağrılı bağırsak kasılmalarına yol açabilir. Bu suçlulardan biri de Vibrio cholerae&#039;dir, bir bakteri kirli su veya deniz ürünleriyle bağlantılıdır. İşte bağırsaklarımızda nasıl sorunlara yol açtığı ve ağrıyı gidermeye neyin yardımcı olabileceği.Kolera hastalığı, vibrio cholerae adlı toksijenik bir bakterinin neden olduğu bakteriyel ince bağırsak hastalığıdırEn çok her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen şiddetli bir ishal hastalığı olan kolera ile ilişkilendirilir. Bu bakteri sistemimize kirli su veya az pişmiş deniz ürünleri, özellikle kabuklu deniz ürünleri yoluyla girebilir.Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybı
Kirlenmiş deniz ürünleri veya su tüketiminden sonra bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız hemen tıbbi yardım almanız kritik önem taşır.Kolera hastalığının neden olduğu ağrı ve rahatsızlık, öncelikle bağışıklık sistemiyle etkileşiminden kaynaklanır. Makrofaj adı verilen bir bağışıklık hücresi türü burada önemli bir rol oynar.Makrofajların normal rolü: Bu bağışıklık hücreleri, nöron aktivitesini düzenleyerek bağırsakta sakin bir ortamın korunmasına yardımcı olur.Bir enfeksiyon sırasında: Vibrio cholerae doku hasarına neden olduğunda, makrofajlar yaralanmayla başa çıkmak için normal işlerini bırakır. Bu, bağırsak nöronlarını düzensiz bırakır ve aşırı hızlanmalarına neden olur. Sonuç? Bakterinin kendisi de dahil olmak üzere sindirim sisteminden her şeyi dışarı atan güçlü ve ağrılı bağırsak kasılmaları.Bu tepki, zararlı davetsiz misafirleri uzaklaştırmak için bağırsağın doğal savunma mekanizmasıdır, ancak konakçı için oldukça rahatsız edici olabilir.Kolera enfeksiyonunun bazı yaygın belirtileri şunlardır:Aşırı ishalKarın bölgesinde ağrı veya krampKusma ve mide bulantısıDehidratasyona yol açan sıvı kaybıVibrio cholerae enfeksiyonları endişe verici olabilse de, bunları etkili bir şekilde yönetmenin ve iyileştirmenin yolları vardır:Dehidratasyonu önlemek için kaybedilen sıvıları oral rehidratasyon solüsyonlarıyla yenileyin.Şiddetli vakalarda, antibiyotikler bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ancak bunlar yalnızca tıbbi gözetim altında alınmalıdır.Probiyotiklerle bağırsak sağlığını desteklemek, bağırsaktaki iyi bakterilerin dengesini yeniden sağlamaya yardımcı olabilir.Önlemek tedaviden daha iyidir. Tüketimden önce deniz ürünlerinin her zaman iyi pişmiş ve suyun temiz olduğundan emin olun. Bilimin bize Vibrio ve bağırsak sağlığı hakkında söyledikleriOregon Üniversitesi araştırmasına göre, Vibrio cholerae, makrofajlar ve bağırsak nöronları arasındaki etkileşimler bağışıklık ve nörolojik sistemlerimiz arasındaki derin etkileşimi göstermektedir. Bu bulgular yalnızca bağırsak kasılmalarının neden meydana geldiğini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi kronik rahatsızlıklara da ışık tutuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dlCqBErykUyvuNQiYtoaTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>zararlı, bakteri, bağırsaklarımızda, ağrıya, neden, olur:, belirti, varsa, doktora, gidin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 içince ne olur? İşte vücut üzerindeki etkileri</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b12-icince-ne-olur-iste-vucut-uzerindeki-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini vücut için en önemli vitaminlerden biri. Hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunan ve kırmızı kan hücresi oluşumuna destek olan B12 vitamini eksik olduğunda unutkanlık, hafıza sorunları ya da konuşma güçlüğü gibi sorunlara yol açar. B12 eksikliğini gidermek için B12 zengini besinler tüketmek ya da takviye içeren ürünleri kullanmak gerekir. Peki, B12 içince ne olur? Vücuda nasıl bir etkisi var?B12 vitamini insan sağlığı üzerinde önemli bir yere sahiptir. B12 eksikliği çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır fazlalılığı ise pek çok problemi beraberinde getirebilir.B12 vitamini, süt ürünleri, balık, et gibi ürünlerde yer alan, kırmızı kan hücresi oluşumunda, beyin ve sinir fonksiyonlarında ve DNA üretiminde önemli bir role sahip olan vücut tarafından üretilemeyen suda çözünen bir vitamindir. B12 tüketilen gıdalardan proteine bağlanarak mide içerisinde enzimler ve hidroklorik asit tarafından serbest forma dönüştürülür.B12 vitamininin vücuda pek çok faydası bulunur. Sinir tahribatını önler, hücre oluşumunu destekler, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur. Folik asitle beraber çalışarak kansızlığa karşı etkili olur. Kandaki amino asit (homosistein) miktarını azaltarak kalp ve kan damarları hastalıklarını önler.B12 eksikliği, yetersiz beslenme, vitamin emilimini engelleyen metabolik bozukluklar ve bazı ilaçların kullanımı sonucu, kansızlık, yorgunluk, hafıza sorunları, el ve ayaklarda karıncalanma, iştah ve kilo kaybı, ağız ülserleri, nefes darlığı ve cilt renginin solgunlaşması gibi belirtilerin görüldüğü vitamin eksikliğidir.B12 eksikliğini önlemek için doğru ve dengeli beslenmek önemlidir. B12 kaynağı olan besinleri beslenme listenize ekleyerek vitamin eksikliğini giderebilirsiniz.Vücut tarafından üretilemeyen B12 vitamini nelerde bulunur sorusuna yanıt olarak aşağıdaki besinler sıralanabilir:

Kırmızı et
Tavuk
Balık
Karaciğer sakatatı
Böbrek sakatatı
Çeşitli deniz ürünleri (karides, midye)
Süt
Yoğurt
Peynir
Yumurta

B12 vitamini hayvansal gıdalarda süt ve süt ürünlerinde oldukça fazla olmasıyla birlikte mayalı soya ürünlerinde de bulunur. Omega-3 kaynağı kuruyemişler, sebze ve meyve grupları ise B12 vitamini içermez.B12 vitamini faydaları oldukça fazladır. Sinir tahribatını önler, doğurganlığı sağlar, vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar, sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştıran vitaminler arasında yer alır. Öte yandan vücuda yeterli miktarda alınan B12 vitamini hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye de yardımcı olabilmektedir. Tam Kan Sayımı testinde ihtiyaca göre doktor B12 ölçülmesini de isteyebilir. O zaman bu testin adına B12 testi denilmektedir.B12 testi, hastanın kanından alınan örnekle yapılmaktadır. Hastanın test öncesinde 6-8 saatlik açlık durumunun olması gerekmektedir. Hastanın kolundaki bir damardan girilerek hastanın kanı alınır ve tüplere doldurulup; kan laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda da B12 değeri incelenir ve bu sonuç rapor olarak yazılır.B12 vitamininin miktarı testlerde 200 pg/mL ile 800 pg/mL arasında olması beklenir. B12 seviyesi ölçümünde 300 pg/mL&#039;nin üzerinde B12 seviyesi istenen ve normal kabul edilen bir değerken 200-300 pg/mL arası sınırda, 200 pg/mL altında olan bir değerse düşük B12 vitamini seviyesi olarak değerlendirilmektedir.B12 vitamini takviyesi, vücudun ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamini desteklemek için kullanılır. B12 vitamini (kobalamin), sinir sistemi sağlığı ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için gereklidir. Ayrıca DNA sentezinde rol oynar. B12, karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olarak yorgunluk ve halsizlik hissini azaltabilir.Sinir dokusunun korunmasında ve sinir sinyallerinin düzgün iletilmesinde önemlidir. Eksikliği el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma gibi nörolojik sorunlara yol açabilir. B12 vitamini, sağlıklı kırmızı kan hücresi üretimini teşvik ederek anemiyi (kansızlık) önler.B12 eksikliği hafıza problemlerine ve bilişsel işlev bozukluklarına neden olabilir. Yeterli alımı, yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabilir.B12 takviyesi almadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir. Dozaj ve form (tablet, dil altı, enjeksiyon) kişisel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_A4NrufiUWr2joC_WCPjg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B12, içince, olur, İşte, vücut, üzerindeki, etkileri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>En sinirli kan grubu belli oldu: Öfke kontrolünde zorlanıyorlar</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/en-sinirli-kan-grubu-belli-oldu-ofke-kontrolunde-zorlaniyorlar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/en-sinirli-kan-grubu-belli-oldu-ofke-kontrolunde-zorlaniyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Kan grubu kişilik testleri, 1920&#039;lerde Japonya&#039;da popüler hale geldi, ancak artık dünyada birçok insan, kişiliklerini değerlendirmek için bu olası nesnel yönteme ilgi duyuyor. Özellikle öfke düzeyleri ile kan grubu arasındaki ilişki, son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarla dikkat çekici bir şekilde ortaya konmuştur. Araştırmalar, bazı kan gruplarının, özellikle B kan grubu sahiplerinin, öfke ve agresyon gibi duygusal tepkilere daha yatkın olabileceğini göstermektedir.Kan grubu kişilik testleri, 1920&#039;lerde Japonya&#039;da popüler hale geldi, ancak artık dünyada birçok insan, kişiliklerini değerlendirmek için bu olası nesnel yönteme ilgi duyuyor.Kan grubunuzun belirli kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğu inançları yeni değil. Japon kültüründe, kan grubu uzun süredir eşleştirme ve diğer tahminler için bir temel olarak kullanılıyor.1920&#039;lerin sonlarında, Tokeji Furukawa adında bir araştırma psikoloğu, &quot;Mizaç ve Kan Grupları Üzerine Bir Çalışma&quot; adlı bir makale yayınlayarak bu kültürel inançlara katkıda bulundu.Çalışmasında, Furukawa deneklerinden 11 soruluk bir anketle kendi kişiliklerini değerlendirmelerini istedi. Bu soruların cevaplarının, katılımcıların kan gruplarıyla örtüştüğünü buldu. 2013 yılı araştırmalarına göre, bazı kan grupları belirli sağlık durumlarına veya endişelere karşı daha dirençli olabilir.Bu bireyler, yoğun baskı altında kaldıklarında, öfke ve tahammülsüzlük gibi duygusal tepkiler geliştirebilirler. Ayrıca, rekabet ortamlarında, bu tepkilerin daha da yoğunlaşabileceği ve kişilerarası ilişkilerde zorluklara yol açabileceği belirtilmektedir.Yapılan araştırmalar, B kan grubuna sahip bireylerin öfkeye daha yatkın olabileceğini göstermektedir. Bu kişiler, özellikle stresli ve rekabetçi ortamlarda, daha agresif tepkiler verme eğiliminde olabilirler. Araştırmalar, B kan grubuna sahip kişilerin stres faktörlerine karşı diğer kan gruplarına kıyasla daha hassas olabileceğini ve bu durumun, onların duygusal tepkilerini etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.B kan grubuna sahip bireylerin çevresel faktörlerden hızla etkilenebileceği ve bu etkilerle başa çıkarken duygusal olarak daha fazla zorlanabileceği vurgulanmaktadır. Bu kişiler, çevresel stres kaynaklarına karşı daha hassas olabilir ve özellikle sosyal baskılar altında duygusal dengeyi sağlamakta güçlük çekebilirler. Araştırmalar, bu bireylerin çevresel değişimlere hızlı tepki verme eğiliminde olduklarını ve bu durumun, duygusal dalgalanmalar yaşamalarına neden olabileceğini göstermektedir.Bu duyarlılık, özellikle yoğun stres veya belirsizlik dönemlerinde, B kan grubuna sahip kişilerin daha fazla içsel çatışma yaşamasına yol açabilir. Ayrıca, toplumsal yargılar ve önyargılar da bu kişilerin duygusal durumunu olumsuz etkileyebilir. B kan grubuna sahip bireylerin, bazen çevrelerindeki insanlar tarafından yanlış anlaşılabileceği veya dışlanabileceği, bunun sonucunda yalnızlık hissine kapılabilecekleri gözlemlenmiştir.B kan grubunun sahip olduğu bu özelliklerin, sadece olumsuz bir yönü olmadığını belirten uzmanlar, aynı zamanda güçlü ve olumlu yönlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Prglf19rNUaviLgbGLzhpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>sinirli, kan, grubu, belli, oldu:, Öfke, kontrolünde, zorlanıyorlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir, kalsiyum, lif içeriyor: Kolesterolü düşürmek için köri yaprakları nasıl kullanılır?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/demir-kalsiyum-lif-iceriyor-kolesterolu-dusurmek-icin-koeri-yapraklari-nasil-kullanilir</guid>
<description><![CDATA[ Hint mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan köri yaprakları, sağlık üzerindeki faydalarıyla dikkat çekiyor. Körü yaprakları kolesterolü düşürmek için de kullanılıyor.  Yüzyıllardır köri yaprakları yiyeceklere eklenerek tüketiliyor. Peki, köri yapraklarının faydaları neler?Köri yapraklarının içerdiği antioksidanlar, vitaminler ve temel besinler kalp sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkı sağlıyor.Köri yaprakları, vücudu hastalıklardan uzak tutmada önemli bir rol oynayan antioksidanlar açısından zengindir. Bu antioksidanlar, vücutta hücresel hasara neden olan serbest radikaller için temizleyici görevi görür. Köri yapraklarında bulunan birkaç yararlı bileşik linalool, alfa-terpinen, mirsen, mahanimbin, karyofilen, murrayanol ve alfa-pinendir.Köri yaprakları A, B, C ve E vitaminleri gibi temel vitaminlerle doludur; ayrıca kalsiyum, demir ve lif içerir. Genel sağlıkta iyileşmeye, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve daha sağlıklı bir cilt ile birlikte daha güçlü kemikler getirmeye katkıda bulunurlar. Bu nedenle diyete köri yaprakları eklemek yeterli miktarda doğal besin sağlayacaktır.Köri yapraklarının sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Sindirim enzimlerini uyararak vücudun yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasına yardımcı olurlar. Şişkinlik, kabızlık ve hazımsızlık gibi yaygın sindirim sorunlarını hafifletebilirler. Hafif müshil özellikleri sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Köri yapraklarını günlük tüketmek kalp sağlığına fayda sağlayabilir. İyi kolesterolü (HDL) teşvik ederken kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur ve kalp hastalığı riskini azaltır. Köri yapraklarındaki antioksidanlar ayrıca kan damarlarına zarar verebilen oksidatif stresi önlemeye yardımcı olur.Köri yaprakları bireylerde saç büyümesini destekler, kepek oluşumunu azaltır ve erken grileşmeyi önler. Antioksidanlar ve antibakteriyel özellikler cilt dokusunu iyileştirerek cilde sağlıklı bir görünüm ve parlaklık kazandırır.Kolesterolünüzü düşürmek için diyetinize köri yaprakları eklemenin 5 basit yolu şunlardır:Köri yaprağı çayı içmek bu otu günlük rutininize eklemenin kolay bir yoludur. Taze köri yapraklarını birkaç dakika sıcak suda bekletin ve düzenli olarak yudumlayın. Bu, LDL&#039;yi (kötü kolesterol) düşürmeye ve genel kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.Sabah smoothienize birkaç köri yaprağı karıştırın. Bunları meyveler, elmalar ve bir avuç ıspanakla birleştirerek kolesterol yönetimine yardımcı olan besin dolu bir içecek elde edin. Köri yapraklarındaki antioksidanlar lipid profilinizi iyileştirmeye yardımcı olur.Köri yapraklarını kurutun ve ince bir toz haline getirin. Bu tozu salatalarınıza, çorbalarınıza veya yoğurdunuza serpebilirsiniz. Köri yaprağı tozunu düzenli olarak tüketmek kolesterol seviyelerini düzenlemeye ve daha iyi sindirimi desteklemeye yardımcı olabilir.Köri yapraklarını zeytinyağına veya hindistancevizi yağına ekleyin.
Aromalı yağı salata soslarında veya yemek pişirmede kullanın. Köri yapraklarıyla karıştırılan kalp sağlığına yararlı yağlar zararlı kolesterol seviyelerini azaltabilir.
Mercimek çorbalarınıza veya sebze körilerinize köri yaprakları ekleyin. Pişirmeye sadece bir avuç taze yaprak ekleyin. Köri yapraklarındaki lif ve antioksidanlar kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalbi sağlıklı tutmaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FXSSTf6ROk6V0dX-BAijgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Demir, kalsiyum, lif, içeriyor:, Kolesterolü, düşürmek, için, köri, yaprakları, nasıl, kullanılır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sosyal Sigortalar Kanunu Resmi Gazete&amp;apos;de: Aile hekimi raporu ücretli olacak</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sosyal-sigortalar-kanunu-resmi-gazetede-aile-hekimi-raporu-ucretli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu&#039;nda değişiklik öngören yasa Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Yasayla ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltilecek. Aile hekimlerinden ehliyet gibi bazı işlemler için alınacak bazı sağlık raporları da artık ücretli olacak. Aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Genel Sağlık Sigortası&#039;na ilişkin düzenlemeleri de içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yer aldı.  TBMM Genel Kurulunda 9 Ocak&#039;ta kabul edilerek yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. HASTANELERDE KATILIM PAYI ARTTIYasayla, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için katılım payı 20 liraya yükseltildi. SGK, katılım payını, aile hekiminden sevk edilenler için yüzde 50 azaltmaya yetkili olacak.İŞVERENLERE PRİM DESTEĞİYasayla, özel sektör işverenlerinin SGK&#039;ya ödeyecekleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi için sağlanan 5 puanlık sigorta prim indirimi 4 puan olarak uygulanacak. İmalat sektöründe çalışanlar için ise 5 puanlık prim desteği devam edecek.AİLE HEKİMİ RAPORU ÜCRETLİ OLACAK  Yasayla ayrıca, aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hastalara bakabilecek.Aile hekimlerinden alınan bazı raporlar ücretli hale gelecek. Örneğin ehliyet raporu için başvurulması durumunda belli bir miktar ücret alınacak. Raporlar karşılığı toplanan ücretler döner sermayeye aktarılacak.    ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FTro26oPYUyc2Z95UH3RSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, Sigortalar, Kanunu, Resmi, Gazetede:, Aile, hekimi, raporu, ücretli, olacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Eternal Sunshine of the Spotless Mind gerçek oluyor: Unutmak istediğiniz anıları sildirebileceksiniz!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/eternal-sunshine-of-the-spotless-mind-gercek-oluyor-unutmak-istediginiz-anilari-sildirebileceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası araştırma ekibi, 37 katılımcıyla yaptıkları çalışmada;  kötü anıları zihinden atmanın mümkün olduğunu ortaya çıkardı. Hafıza eğitimi ve ardından uyku sırasında müdahaleler sonucu elde edilen sonuçlar, Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminde Joel (Jim Carrey) karakterinin, ayrıldığı sevgilisi Clementine (Kate Winslett) ile olan anılarını sildirmesini anımsattı.  Film, Türkiye&#039;de &#039;Sil Baştan&#039; ismiyle yayımlanmıştı.Kötü anılar, geçmişin travmaları, aşk acısı ve daha fazlası... 
İnsanoğlu uzun zamandır hem kendisiyle hem de kötü anılarıyla savaşırken, bu mücadele psikoloji ve günlük yaşam üzerinde sıkça olumsuz durumları da beraberinde getiriyor. 
Uluslararası bilim insanları, bu konuda umut vaat eden bir yaklaşım geliştirirken, olumsuz anıların zayıflatırken olumlu anıların öne çıkarılmasının da mümkün olduğu sonucuna ulaştı.TRT&#039;de yer alan habere göre 37 kişiyle, birkaç gün süren deneyde ilk aşamada görsel olarak insan yaralanmaları veya tehlikeli hayvanlar ile buna tezat oluşturacak sakinleştirici doğa manzaraları ya da gülen çocuklar gibi imgelerin yer aldığı veri tabanlarından faydalanıldı.
Katılımcılar, olumsuz görselleri; araştırma için üretilmiş anlamsız kelimelerle eşleştirmek üzere eğitildi.
Bir sonraki gün ise bu anılar uyku ile pekiştirildi ve kelimelerin yarısı olumlu görsellerle ilişkilendirildi.
Böyle anıların yeniden kodlanması planlandı.İkinci gece ise katılımların uykularına müdahale edildi.
Katılımcıların hızlı olmayan göz hareketleri NREM uyku fazı sırasında (Hafıza depolamada önemli bir dönem), anlamsız kelimelerin ses kayıtları çalındı, beyin aktiviteleri eleroensefolagrafi (EEG) ile takip edildi.
Beyinde duygusal hafıza işleme ile ilişkili olduğu bilinen theta dalgası aktivitesinin sesli ipuçlarına yanıt olarak arttığı ve olumlu ipuçlarında belirgin şekilde daha yüksek olduğu göze çarptı.Takip eden günlerde yapılan anketlerle; kötü anıların, olumlu anıların gölgesinde kaldığı tespit edildi.
Bu kelimelerle ilişkili olumlu anılar, olumsuz olanlara göre daha sık akıllarına gelmeye başladı ve daha olumlu bir duygusal bakış açısıyla değerlendirildi.
Araştırma henüz erken aşamada da olsa bilim çevreleri tarafından umut vaat eden bir çalışma olarak nitelendi.
Araştırmanın detayları, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yer aldı.Bu araştırma, Kate Winslett ile Jim Carrey&#039;nin başrollerini paylaştığı &quot;Eternal Sunshine of the Spotless Mind&quot; filmini akıllara getirdi.
Filmde Carrey&#039;nin hayat verdiği Joel karakterinin, Winslett&#039;ın canlandırdığı Clementine ile olan anılarını sildirirken, zihninde Clementine ile yeniden karşılaşıp, birlikte geçirdikleri zamanları yaşaması ele alınıyordu.
Joel, bu süreç sonunda Clementine&#039;ı ne kadar sevdiğini ve  aslında onunla geçirdiği zamanın ne kadar değerli olduğunun farkına varıyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sl29hONkpEK-vSpehrqZkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Eternal, Sunshine, the, Spotless, Mind, gerçek, oluyor:, Unutmak, istediğiniz, anıları, sildirebileceksiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Obeziteye yeni tanım gerekiyor: Vücut Kitle İndeksi tek başına yetersiz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/obeziteye-yeni-tanim-gerekiyor-vucut-kitle-indeksi-tek-basina-yetersiz</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında bir milyardan fazla kişiyi etkileyen&quot;obezite, çağın hastalığı olarak görülüyor. Dünya çapında uzmanların hazırladığı bir rapora göre ise obezite daha hasaas ve net bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Uzmanlar obezite tanısı için kullanılan Vücut Kitle İndeksinin tek başına yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.Farklı ülkelerden bir grup sağlık uzmanı,  obezitenin tanımlanmasında, boy ve kilo oranının tek kıstas olarak kullanılmasına son verilmesini teklif ettti.Halihazırda vücut kitle İndeksi 30 üzeri kişiler obez olarak tanımlanıyor. Ancak sistemin eksiklikleri eleştiriliyor.Aşırı vücut yağına sahip kişilerin Vücut Kİtle İndeksi&#039;nin her zaman 30&#039;un üzerinde olmadığı belirtiliyor.Sporcuların da normal yağ kütlesine rağmen yüksek Vücut kitle indeksine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.Obezite tanımlaması için boy kilo oranının yanı sıra bel çevresi ve genel sağlık durumunun da dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar aşırı kilolardan kaynaklanan kronik hastalıkları olanlara &quot;klinik obezite&quot; teşhisi konması gerektiğine dikkat çekiyor. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlara ise &quot;klinik öncesi obezite&quot; teşhisi konulması gerektiği vurgulanıyor.
Bu sayede obezite vakalarının daha net biçimde teşhis edilip tedaviye daha erken başlanabileceği belirtiliyor.Lancet Diyabet ve Endokrinoloji dergisinde obeziteyle ilgili yayınlanan rapor, dünya çapında 70&#039;den fazla kurum tarafından destekleniyor nncak uygulamanın yaygınlaşmasının zaman alacağı ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR0A0IpvO0ODFbF3eR3v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Obeziteye, yeni, tanım, gerekiyor:, Vücut, Kitle, İndeksi, tek, başına, yetersiz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da bir hastane: Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton ve diğerleri</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/istanbulda-bir-hastane-musterileri-kobra-tarantula-iguana-piton-ve-digerleri</guid>
<description><![CDATA[ Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi bünyesindeki hastane, egzotik evcil ve yabani hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti veriyor. Birimde, yılan türlerinin yanısıra, aslan, leylek, iguana gibi türlerin de her türlü tedavisi merkezde yapılıyor.Hayvanlara kapsamlı sağlık hizmeti sunan Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 24 polikliniğe sahip.Acil birimi, at ve büyük hayvan ameliyat salonları binası, karantina binası, derslikler ve yatar hasta ahır ünitelerinden oluşan bu yapı, hayvan sağlığı alanında birçok yeniliğe de öncülük ediyor.Her türlü hayvan türüne ve hayvan sağlığına yönelik tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde tasarlanan hastane yüksek teknoloji de kullanıyor.Kedi, köpek, at, sığır, koyun gibi evcil ve çiftlik hayvanlarının yanı sıra kaplumbağa, iguana, papağan, lemur, bukalemunmuhabbet kuşu gibi egzotik türler ve tilki, karaca, leylek, aslan, balık, kirpi ve yılan gibi canlılar da tedavi hizmeti alabiliyor.Hastanenin yaban hayvanları kliniği, yılda ortalama 1000 egzotik pet ve yabani hayvana hizmet veriyor.Hastane her gün 24 saat hizmet vermekte. Hafta içleri saat saat 08.00-17.00 aralarında, hafta sonları ve özel günlerde ise 24 saat boyunca sadece Acil ve Yatar Hasta servisi çalışıyor. Sağlık hizmetleri ücret tarifesine göre alınıyor.Hastane, sokak hayvanları için belediyelerle işbirliği içinde. Doğrudan sokak hayvanlarına bakım yapılmıyor, İstanbul’daki bazı ilçe belediyeler ile yapılan protokoller kapsamında, yönlendirme ile hizmet veriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SAIwMyrFCUuMzNpBRp3nGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bir, hastane:, Müşterileri, kobra, tarantula, iguana, piton, diğerleri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyayı sarsan HMPV&amp;apos;de yeni gelişme: Olağan dışı belirti tespit edildi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyayi-sarsan-hmpvde-yeni-gelisme-olagan-disi-belirti-tespit-edildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyayi-sarsan-hmpvde-yeni-gelisme-olagan-disi-belirti-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ HMPV virüsü, dünya genelinde endişe yaratmaya devam ediyor. Son gelişmelere göre, Hollandalı bilim insanları, bu virüsün sadece solunum yollarını etkilemekle kalmayıp, vücudun farklı bölgelerinde de belirgin semptomlara neden olabileceğini keşfetti. Araştırmalar, HMPV&#039;nin göğüs, sırt ve pelvis bölgesinde kırmızı döküntülere yol açtığını ortaya koydu. Bu olağandışı belirtiler, sağlık uzmanlarını virüsün daha geniş kapsamlı etkileri üzerine düşünmeye sevk etti. Uzmanlar, bu semptomların, virüsün vücutta nasıl yayıldığı ve bağışıklık sistemiyle nasıl etkileşime geçtiği konusunda daha fazla araştırma yapılmasını gerektirdiğini vurguluyor.Koronavirüs salgınının ilk kez ortaya çıktığı ülke olarak bilinen Çin, şimdi de hızla artan HMPV (Human Metapneumovirus) vakalarıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Ülkede, hastanelerin dolup taştığına dair sosyal medyada paylaşılan görüntüler, sağlık sisteminin üzerindeki baskının giderek arttığını gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerde, sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısında belirgin bir artış olduğu gözlemleniyor.Çin&#039;deki bu endişe verici durumun yanı sıra, HMPV vakalarının Hindistan ve Malezya gibi diğer Asya ülkelerinde de yükselişe geçtiği bildirildi. Hindistan&#039;da yetkililer, HMPV&#039;nin yayılmasını kontrol altına almak için çeşitli önlemler almaya başladı.Sağlık bakanlığı, kamuoyunu bu yeni virüs hakkında bilgilendirmek amacıyla kampanyalar düzenlerken, hastanelerde ekstra önlemler alınması talimatını verdi.Son dönemde HMPV&#039;nin İngiltere&#039;de hızla yayılmaya başladığı belirtilirken, virüsle ilişkili yeni ve beklenmedik bir semptom tespit edildi. Hollandalı bilim insanları, HMPV enfeksiyonu geçiren hastaların göğüs, pelvis, kasık ve sırt bölgelerinde kırmızı döküntüler geliştiğini raporladı.İngiliz basını, ABD ve İtalya&#039;da da benzer cilt döküntüleri görülen hastaların aynı zamanda halsizlik ve kusma gibi şikayetlerle karşılaştığını bildiriyor.HMPV&#039;nin diğer yaygın belirtileri arasında burun akıntısı, boğaz ağrısı ve beş gün süren yüksek ateş bulunuyor. Özellikle kronik akciğer hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler, yaşlılar ve çocuklar, bu virüsün yarattığı sağlık riskleri açısından daha savunmasız durumda.Imperial College London’dan Profesör John Tregoning, HMPV&#039;nin öksürük, hapşırma ve havada taşınan damlacıklar yoluyla bulaştığını vurgularken, Avustralyalı Profesör Paul Griffin, bu virüsün bazı vakalarda ciddi hastalıklara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundu.İngiliz Sağlık Güvenliği Ajansı, hastanelerde tedavi gören her 10 çocuktan birinin HMPV kaynaklı solunum yolu sorunları yaşadığını açıkladı. Bu durum, virüsün toplum sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri konusunda endişeleri artırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvK7DIXHbEOKcChsEJJjcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyayı, sarsan, HMPVde, yeni, gelişme:, Olağan, dışı, belirti, tespit, edildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 haftada 250 bin adım atınca vücudunuza ne olur? Yaşadığı değişimi anlattı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/1-haftada-250-bin-adim-atinca-vucudunuza-ne-olur-yasadigi-degisimi-anlatti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/1-haftada-250-bin-adim-atinca-vucudunuza-ne-olur-yasadigi-degisimi-anlatti</guid>
<description><![CDATA[ Bir haftada tam 250.000 adım atan İngiliz içerik üreticisi Jack Massey Welsh, vücudunda yaşanan değişiklikleri izleyicileriyle paylaştı. Günde ortalama 35.000 adım yani yaklaşık 27 km yol kat eden Welsh, bu deneyimi boyunca hem fiziksel hem de zihinsel sınırlarını test etti.Jack Massey Welsh’in bir haftada attığı adım sayısı, ortalama bir yetişkinin günlük attığı 3.000-4.000 adımın tam 10 katına, uzmanların önerdiği 10.000 adım hedefine ise üç buçuk katına denk geliyor. Welsh, bu zorlu girişimin etkilerini ve sonucu, 1,5 milyondan fazla izlenen bir video klipte belgeledi.250.000 adımı tamamladıktan sonra Welsh’in vücudu ciddi değişiklikler gösterdi. Siyah bir ayak tırnağı, dayanılmaz ayak ağrıları, şişmiş bilekler bu fiziksel değişimlerin başlıcalardı. Ancak bunların ötesinde, bacak kaslarında belirgin bir artış ve göbek yağında kayıplar dikkat çekti. “Bir haftada çeyrek milyon adım atmak, benim için başlı başına bir başarı duygusuydu” diyen Welsh, yaşadığı süreci anlattı.Deneye sabah saatlerinde uzun yürüyüşlerle başlayan Welsh, ilk gün 15.500 adımı iki saatte tamamladı. Akşam köpeğiyle yaptığı yürüyüşlerle günlük hedefini tutturdu. Ancak ikinci gün, yorgunluğun etkisiyle zorlu bir sınav verdi. “Bir adımı diğerinin önünü koymak kolay gelmişti, ama gerçekten bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim” dedi.Welsh, dördüncü günün sonunda kas ağrılarının azaldığını, ancak eklem ağrıları ve su toplamaların yürüyüşün en büyük zorlukları haline geldiğini söyledi. Beşinci gün, ayaklarındaki ağrı nedeniyle ağrı kesici kullanmak zorunda kaldı ve ayaklarını su toplamaya karşı koruyucu pedlerle sardı.Welsh, bu meydan okuma öncesinde vücut ölçülerini kaydetmiş, deney sonrasında ise değişimleri karşılaştırmıştı. Haftada yaklaşık 1 kilo kaybeden Welsh, göbek yağında azalma ve uyluklarında hafif çap artışı gözlemledi.“Görsel farklılıklar göreceğimi beklemiyordum, bu yüzden sonuçlar beni şaşırttı” diyen Welsh, vücudunun genel fiziğinde de olumlu değişiklikler olduğunu belirtti.Welsh, 250.000 adımlık meydan okumayı kesinlikle önermediğini vurguladı. “Eklemlerim dayanamadı. Ayak bileklerimdeki şişikliğin inmesi için iki günden fazla bekledim” dedi. Ancak insanlara daha makul bir adım sayısını denemelerini tavsiye etti: “Günlük 8.000 ila 20.000 adım arasında yürümek, genel sağlık için faydalı olabilir.”Uzmanlar, uzun zamandır bireyleri günlük 10.000 adım atmaya teşvik etse de, yeni araştırmalar bunun altındaki adım sayılarının da sağlığa fayda sağlayabileceğini ortaya koyuyor. NHS ise her gün 10 dakikalık hızlı bir yürüyüşün haftalık egzersiz hedeflerine dahil edilebileceğini hatırlatıyor.Jack Massey Welsh’in cesur deneyi, aşırı fiziksel aktivitelerin fayda ve zararlarını yeniden düşünmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yqbMnKe8KkSk_GWi0jKZXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>haftada, 250, bin, adım, atınca, vücudunuza, olur, Yaşadığı, değişimi, anlattı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahverengi gözlülere kötü haber! Bu konuda mavi gözlüler daha şanslı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kahverengi-goezlulere-koetu-haber-bu-konuda-mavi-goezluler-daha-sansli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kahverengi-goezlulere-koetu-haber-bu-konuda-mavi-goezluler-daha-sansli</guid>
<description><![CDATA[ Dünya nüfusunun yaklaşık %10’u mavi ve tonlarında göz rengine sahiptir. Bu oran, özellikle belirli Avrupa topluluklarında çok daha yüksektir; bazı bölgelerde, mavi göz rengine sahip bireylerin oranı %75 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaşır. Mavi gözlerin evrimsel olarak nasıl hayatta kaldığı ve yaygınlaştığı üzerine birçok teori geliştirilmiştir. Evrimsel açıdan bakıldığında bu renk tonunun, daha koyu pigmentli yapılara göre neden hala rekabetçi olduğu ise tartışma konusu. Ancak bu tartışmalara ilginç bir yorum, İngiliz antropologlardan geldi.Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Kyoko Yamaguchi ve öğrencisi Faith Erin Cain, göz rengi ile görsel algı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilginç bir deney gerçekleştirdi.Bu çalışmada, 39 yetişkin gönüllü üzerinde yapılan basit bir görüş testi kullanıldı. Test, düşük ışık koşullarında, yani azalan ışıkta uygulandı. Katılımcılara göz renklerini kendileri bildirmeleri istendi ve ardından göz renklerinin doğruluğu, daha önce geliştirilmiş bir sınıflandırma rehberi kullanılarak kontrol edildi.Deneklerin göz renkleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, katılımcıların 25&#039;inin mavi veya mavi tonlarında göz rengine sahip olduğu, 14&#039;ünün ise kahverengi veya kahverengi tonlarında gözlere sahip olduğu belirlendi. Bu dağılım, araştırmanın amacına odaklanan önemli bir veri sundu. Yine de, bu tür bir çalışmanın en ilginç yönü, göz rengi ile görsel algı arasındaki potansiyel ilişkiyi sorgulamak oldu.Testin sonuçları, mavi gözlü bireylerin, ışığın azalmasıyla birlikte, kahverengi gözlülerden farklı bir şekilde görsel algı sergileyip sergilemediklerine dair bilgi edinmek amacıyla daha derinlemesine analizlere olanak sağladı.Deneyde ortaya çıkan bulgular, iristeki renk pigmenti kaybının, düşük ışıklı ortamlarda daha iyi görüşe sahip olmak için işe yarar bir değişim olduğu teorisini destekler nitelikte.Evrimsel süreçler, göz rengi gibi fiziksel özelliklerin hayatta kalma avantajlarını nasıl şekillendirdiğini de etkiler. Kahverengi gözler, aslında evrimsel açıdan birçok önemli avantaj sağlar. Koyu renkli gözlere sahip bireyler, özellikle güneş ışığının yoğun olduğu bölgelerde, daha fazla melanin üretme kapasitesine sahip oldukları için ultraviyole (UV) ışınlarına karşı daha fazla koruma sağlar. Bu, onları cilt kanseri gibi UV ışınlarından kaynaklanan sağlık sorunlarına karşı daha dirençli hale getirebilir.Kahverengi gözlerin bir diğer evrimsel avantajı ise, göz sağlığına olan katkılarından kaynaklanmaktadır. Özellikle yaşlılıkla ilişkili göz hastalıkları olan makula dejenerasyonu, yani sarı nokta hastalığı, kahverengi gözlü bireylerde mavi gözlü bireylere kıyasla daha düşük oranda görülmektedir. Bunun nedeni, koyu renkli gözlerde bulunan melanin pigmentinin, gözleri zararlı UV ışınlarından ve mavi ışık dalgalarından daha iyi korumasıdır.Sonuç olarak, evrimsel açıdan bakıldığında, kahverengi gözlerin sağladığı bu biyolojik koruma mekanizmaları, bireylerin hayatta kalma şansını artıran önemli bir faktör olmuştur. Bu, kahverengi gözleri, özellikle belirli çevresel koşullarda, avantajlı kılmaktadır. Ancak, her göz rengi kendi çevresel koşullarına ve biyolojik özelliklerine göre farklı avantajlar sunar; dolayısıyla her birinin eşsiz bir evrimsel rolü bulunmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dLytu4mZ3Emg6egMSJSWIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kahverengi, gözlülere, kötü, haber, konuda, mavi, gözlüler, daha, şanslı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de sağlık krizi! Tedaviler koridorlarda yapılıyor, ambulans bekleme süresi 12 saati geçiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ingilterede-saglik-krizi-tedaviler-koridorlarda-yapiliyor-ambulans-bekleme-suresi-12-saati-geciyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Artan grip vakaları ve personel eksikliği nedeniyle hastalar koridorlarda tedavi edilmeye başlandı. Öte yandan, ülkede ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda bile hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, durumu &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.İngiltere’de sağlık sistemi, artan grip vakaları nedeniyle yoğun baskı altında. İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu yılın başında sadece bir hafta içinde 53 bin Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) çalışanının hastalık izni aldığını açıkladı. Bakan Streeting, hastaların koridorlarda tedavi edilmek zorunda kalmasını &quot;kabul edilemez&quot; olarak nitelendirdi.
Streeting, grip salgınının etkileri ve personel eksikliği nedeniyle hastaların güvenlik ve onurdan yoksun şekilde tedavi edilmek zorunda kaldığını belirtti.Bakan, bu durumun bir sonucu olarak bazı hastaların saatlerce ambulans beklemek zorunda kaldığını ve geçici alanlarda tedavi edildiğini söyledi.
İngiltere’de ambulans bekleme süreleri rekor seviyelere ulaştı. Açıklanan yeni verilere göre, felç ve kalp krizi gibi acil durumlarda hastalar ambulans için 12 saatten fazla beklemek zorunda kalıyor. Acil servisler ise kapasiteyi aşan yoğunluk nedeniyle hasta kabul etmekte güçlük çekiyor.Bakan, koridorlarda tedavi edilen hastaların durumunu &quot;14 yıllık sağlık politikası başarısızlığının acımasız bir sonucu&quot; olarak tanımladı ve bu uygulamayı &quot;tarihe gömmek&quot; istediklerini dile getirdi.
Ancak bu sorunun kısa vadede çözülemeyeceğini, önümüzdeki kış da benzer durumların yaşanabileceğini ifade etti.Son haftalarda İngiltere genelinde birçok hastane, acil servislerdeki baskı nedeniyle kritik durum ilan etti.Bu durum, hastanelerin kaynaklarını önceliklendirmesine olanak tanırken, bazı planlı ameliyatlar ve randevular ertelendi.Bakan Streeting, kritik durum ilanlarının &quot;sistemin yeniden güvenli bir seviyeye getirilmesi için bir odaklanma aracı&quot; olarak kullanıldığını belirtti. Geçtiğimiz hafta 24 olan aktif kritik durum sayısının bu hafta bire düştüğünü açıkladı.Bakan, vatandaşları grip aşısı olmaya davet ederek, bunun için hala zaman olduğunu söyledi.
Ancak, eczanelerde grip aşılarının tedarikinde yaşanan sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, NHS personelinin aşılanma oranlarının &quot;beklenenden düşük&quot; olduğunu ifade etti.Streeting, &quot;Hastaların koridorlarda tedavi edildiği, güvenlikten ve onurdan yoksun bir sağlık hizmeti, hiçbir şekilde kabul edilemez&quot; diyerek, sağlık sistemindeki bu durumun düzeltilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Ancak, çözümün zaman alacağını ve bunun &quot;zehirli bir baskılar karmasının&quot; sonucu olduğunu söyledi.
Hükümetin, NHS üzerindeki uzun vadeli hasarları onarmak için yeni reformlarla durumu iyileştirmeyi hedeflediği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LWtUayXv6ECAKcvl1M64mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, sağlık, krizi, Tedaviler, koridorlarda, yapılıyor, ambulans, bekleme, süresi, saati, geçiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Lifli gıdalar bağırsak enfeksiyonu riskini azaltabilir mi?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/lifli-gidalar-bagirsak-enfeksiyonu-riskini-azaltabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olabilmek için bağırsak sağlığını destekleyen lif zengini besinleri tüketmeniz gerekir. Beslenme programınızda yapacağınız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir. Peki, lifli gıdaları tüketmek neden bu kadar önemli?Sağlıklı bir diyetin bir nevi &quot;gizli kahramanı&quot; olan lif, bağırsaklarımızı mutlu ve sağlıklı tutmada önemli bir rol oynar. Sindirim sistemimiz için doğal bir temizleyici görevi görürken aynı zamanda bağışıklığımızı da güçlendirir. Ancak çoğumuz önerilen günlük lif alımının altında kalıyoruz. İşte lifin neden bu kadar önemli olduğunu ve yemeklerinize daha fazla lif eklemenin 6 kolay yolunu keşfedin.Bitkisel gıdalar, sindirim sistemlerimiz için önemli olan lif içerir. Bağırsaklarınızdaki yararlı bakterileri destekler, bağırsak hareketlerini kontrol etmeye yardımcı olur ve kabızlığı önler.Bu bakteriler tehlikeli mikroorganizmaları kontrol etmek ve bağırsak hastalıkları riskini azaltmak için çok önemlidir.Ayrıca lif genel sağlığı iyileştirir. 2017&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve hatta bazı kanser türleri, diyet lifinin riskini azalttığı kronik hastalıklar arasındadır. Ayrıca tokluk hissini uzatır ve bu da sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur.Kahvaltı, biraz lif almak için mükemmel bir zamandır. Müsli veya tam tahıllı gevrekler seçin. Ekstra lif desteği için bir avuç fındık, tohum veya muz, elma veya çilek gibi taze meyveler kullanın. Tam tahıllardan elde edilen lif, bağırsaklarınızı dengede tutar ve sindirim sorunları riskinizi azaltır.Beyaz ekmek, pirinç ve makarnayı tam tahıllı versiyonlarla değiştirin. Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllar mükemmel lif kaynaklarıdır. Bu değişimler yalnızca bağırsak sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekeri seviyelerimizi dengelemeye de yardımcı olur.New York, 8 Aralık (IANS) ABD&#039;deki bir araştırma ekibi, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet müdahalesinin, kemik iliğini etkileyen nadir ve tedavi edilemez bir kan kanseri türü olan multipl miyelomun ilerlemesini geciktirebileceğini gösterdi.Meyve ve sebzeleri diyetinizin önemli bir parçası haline getirin. Bunlar diyet lifi, vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Havuç ve salatalık gibi çiğ sebzeler atıştırın veya öğünlerinize bir yan salata ekleyin. Portakal, armut ve guava gibi lif açısından zengin meyveler seçin. Elma ve armut gibi meyvelerin kabuklarını yemek, diyetinize daha fazla lif katabilir.Fasulye, mercimek ve nohut lif açısından zengindir. Çok yönlüdürler ve çorbalara, salatalara, güveçlere dahil edilebilirler. Bir kase mercimek çorbası veya nohut salatası sadece lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda daha fazla lif almanın bağırsak dostu bir yoludur.Cips veya kurabiye yerine badem, ceviz, chia tohumu veya keten tohumu gibi kuruyemiş ve çekirdeklere yönelin. Bunlar sadece lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı yağlar da içerir.Günümüzde, birçok paketlenmiş yiyecek ve içecek lifle güçlendirilmiştir. Atıştırmalıklar veya kahvaltılık barlar seçerken &quot;yüksek lif içeriği&quot; yazan etiketlere bakın. Ancak, eklenmiş şeker veya sağlıksız yağlarla dolu olmadıklarından emin olmak için her zaman içerikleri kontrol edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-cp7nrokcEyC3qSGweDqMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Lifli, gıdalar, bağırsak, enfeksiyonu, riskini, azaltabilir, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yağlı karaciğeri iyileştirmek için sabah rutini: Uyanınca 1 bardak için</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yagli-karacigeri-iyilestirmek-icin-sabah-rutini-uyaninca-1-bardak-icin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yagli-karacigeri-iyilestirmek-icin-sabah-rutini-uyaninca-1-bardak-icin</guid>
<description><![CDATA[ Çoğunlukla sağlıksız yaşam tarzı seçimlerinden kaynaklanan yağlı karaciğer hastalığı, sabah alışkanlıklarıyla hafifletilebilir. Bu basit ama güçlü sabah alışkanlıklarını benimseyerek yağlı karaciğeri azaltmaya ve genel sağlığı iyileştirmeye yönelik önemli adımlar atabilirsiniz. Tutarlılık anahtardır, bu nedenle bu değişikliklerden bir veya daha fazlasını günlük rutininize dahil etmeye çalışın.Yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerde yağ birikmesinden kaynaklanan sık görülen bir sağlık sorunudur.2022&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, NAFLD&#039;nin küresel insidansının 1.000 kişide 47 vaka olması bekleniyor ve erkeklerde kadınlardan daha yüksek bir insidans var. Çoğunlukla kötü beslenme ve yaşam tarzı seçimleriyle ilişkilendirilse de, sabah rutininde küçük ama tutarlı iyileştirmeler önemli bir fark yaratabilir.Güne karaciğer dostu aktivitelerle başlamak yağ depolanmasını önlemeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve genel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olacaktır. Sabahları yapabileceğiniz beş iyileştirme şunlardır.Limon suyu, karaciğer detoksunu destekleyen C vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir. Aç karnına bir bardak ılık limonlu su içmek safra üretimini uyarır, yağların sindirimine yardımcı olur ve karaciğerde yağ birikmesini önler.Nasıl yapılır: Yarım limonun suyunu bir bardak ılık suya sıkın ve sabahın ilk saatlerinde için.İpucu: Faydalarını en üst düzeye çıkarmak için şeker veya bal eklemekten kaçının.Yoga veya esneme gibi sabah fiziksel aktiviteleri dolaşımı artırabilir ve karaciğerin yağları metabolize etme yeteneğini geliştirebilir. Kobra Pozu (Bhujangasana) ve Spinal Twist (Ardha Matsyendrasana) gibi yoga pozları karaciğer fonksiyonunu uyarmak için özellikle faydalıdır.Nasıl yardımcı olur: Egzersiz, insülin duyarlılığını iyileştirerek ve genel metabolizmayı destekleyerek karaciğer yağını azaltır.İpucu: Gün için sağlıklı bir ton belirlemek için uyandıktan hemen sonra 10-15 dakika yoga veya esneme yapın.Kahvaltıyı atlamak metabolizmayı yavaşlatarak yağlı karaciğeri kötüleştirebilir. Lif, antioksidan ve yağsız protein açısından zengin sağlıklı bir kahvaltı, karaciğer onarımını ve yağ azaltımını destekleyebilir.
Neler eklenmeli: Chia tohumlu yulaf, bir avuç fındık, çilek ve yeşil çay mükemmel seçeneklerdir. Bu yiyecekler, karaciğer sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri ve polifenoller gibi besinler içerir.
Nelerden kaçınılmalı: Karaciğere yük olabilen yüksek şekerli tahıllar ve işlenmiş gıdalar.Çiğ sebze suları, özellikle pancar, havuç veya ıspanaktan üretilenler, karaciğeri temizleyen ve yağı azaltan besinler açısından zengindir. Bu sebzeler, kan dolaşımına ve detoksifikasyona yardımcı olan betain ve nitrat açısından zengindir.2024&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, sağlıklı bir şekilde daha fazla meyve ve sebze tüketmek, Alkol Olmayan Yağlı Karaciğer geliştirme riskini azaltabilir.
Yapmak için, ekstra anti-inflamatuar özellikler için taze sebzeleri su ve bir tutam zencefil ile karıştırın.
Maksimum emilim için bu suyu limonlu suyunuzdan 30 dakika sonra için.Karahindiba çayı, karaciğerdeki yağ kaybına yardımcı olan doğal bir detoks edicidir. Safra akışını artıran ve toksinleri temizleyen kimyasallar içerir. Kahvenin karaciğere bazı faydaları olsa da karahindiba çayı sabahlar için daha sakinleştirici, kafeinsiz bir seçenektir.Nasıl çalışır: Oksidatif stresi azaltır ve karaciğer hücrelerinin yenilenmesini destekler.
İpucu: Taze karahindiba kökü hazırlayın veya organik çay poşetleri kullanın ve kahvaltıdan önce ılık olarak tüketin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0XZEaCVJG0GHBxOs1r79IA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yağlı, karaciğeri, iyileştirmek, için, sabah, rutini:, Uyanınca, bardak, için</media:keywords>
</item>

<item>
<title>5 milyon kişilik depresyon araştırması: Risk artıran 300 yeni genetik faktör</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/5-milyon-kisilik-depresyon-arastirmasi-risk-artiran-300-yeni-genetik-faktoer</guid>
<description><![CDATA[ Depresyonun genetik altyapısını anlamak için İngiltere&#039;de yapılan ve 29 ülkeden 5 milyon kişinin gen verisinin incelendiği araştırma, çığır açıcı sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, depresyon riskini artıran 300’den fazla yeni genetik varyasyon tespit etti. Araştırmanın, yeni ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.İngiltere&#039;de 5 milyon kişilik yeni bir &quot;depresyon&quot; araştırması yapıldı.Uluslararası bir ekip tarafından yürütülen çalışma, önceki araştırmalardan farklı olarak daha geniş bir genetik çeşitliliği kapsadı.Araştırmaya dahil edilen verilerin dörtte biri, Afrikalı, Doğu Asyalı, Hispanik ve Güney Asyalı bireylerin genetik verilerinden oluştu. Çalışmada depresyonla bağlantılı toplam 700 genetik varyasyon belirlendi; bunların yaklaşık yarısı daha önce hiç ilişkilendirilmemişti.Araştırma, depresyonun teşhis ve tedavisini kolaylaştırma potansiyeli taşıyor. Bilim insanları, 1600&#039;den fazla ilacın bu genler üzerindeki etkisini inceledi.Özellikle kronik ağrı tedavisinde kullanılan Pregabalin ve narkolepsi tedavisinde kullanılan Modafinil ilaçlarının depresyon tedavisinde de etkili olabileceği öne sürüldü. Ancak, bu ilaçların depresyon hastaları üzerinde kullanımı için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre dünya genelinde yaklaşık 280 milyon kişi, hayatında en az bir kez depresyon geçiriyor. Araştırmacılar, genetik faktörlerin önemli olduğunu ancak depresyonun toplumsal sebeplerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yoksulluk, ırkçılık ve stres gibi faktörlerin depresyonun gelişmesinde büyük rol oynadığı ifade edildi.Araştırmacılar, bu çalışmanın hem depresyonun biyolojik altyapısını anlamaya hem de daha etkili tedaviler geliştirmeye yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti. Depresyon tedavisi için yeni yaklaşımlar geliştirilmesi, milyonlarca kişiye umut ışığı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTtkf1ZGbUypCog8uIaslw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>milyon, kişilik, depresyon, araştırması:, Risk, artıran, 300, yeni, genetik, faktör</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi ve felç riskini yüzde 39 azaltıyor: Faydası kanıtlandı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-ve-felc-riskini-yuzde-39-azaltiyor-faydasi-kanitlandi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-ve-felc-riskini-yuzde-39-azaltiyor-faydasi-kanitlandi</guid>
<description><![CDATA[ Kalp-damar hastalıklarından korunmak ve kalp krizi riskini azaltmanın yolları var. İngiltere&#039;deki East Anglia ve Norfolk Üniversitesi&#039;nden uzmanlar kalp krizi riskini yüzde 39 azaltan bir yöntem buldu. Düzenli olarak merdivenleri kullanmanın herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 24 ve 14 yıl boyunca kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini azalttığı ortaya çıktı.Kalp krizi, tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü, kalp kasına kan ve oksijen taşıyan koroner arterlerin tıkanması sonucu kalp kasının bir bölümüne yeterince kan ulaşamaması durumudur. Bu durum, kalp kasının oksijensiz kalmasına ve hücrelerin ölmesine neden olur. Kalp krizinin hızlı ve doğru bir şekilde müdahale edilmesi hayati önem taşır.Göğsün orta veya sol tarafında sıkışma, basınç, dolgunluk veya ağrı hissi
Omuzlara, kola (genellikle sol kol), sırt, boyun, çene veya mideye yayılan ağrı
Nefes darlığı
Soğuk terleme
Baş dönmesi, halsizlik veya bayılma
Mide bulantısı veya kusma

Not: Özellikle kadınlarda, yaşlılarda ve diyabet hastalarında belirtiler daha az tipik olabilir (örneğin, sadece yorgunluk veya hazımsızlık hissi olabilir).Sigara içmek, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıkları, stres, genetik faktörler kalp krizi riskini artırabilir.Dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında olan kalp krizini azaltmanın yolları da var.İngiltere&#039;deki East Anglia ve Norfolk Üniversitesi&#039;nden uzmanlar, ömrü uzatmanın yollarını araştırdı.Çalışmanın sonuçları Yunanistan&#039;daki European Society of Cardiology&#039;s Preventive Cardiology Konferansı&#039;nda açıklandı. 35 ile 84 yaşları arasındaki yaklaşık 500 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada, merdiven çıkmanın kalp-damar hastalığı ve erken ölüm riskini azaltmada rol oynadığı belirlendi.Düzenli olarak merdivenleri kullanmanın herhangi bir nedenden ölüm riskini yüzde 24 ve 14 yıl boyunca kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 39 azalttığını ortaya çıkardı.Merdiven çıkma, bacak ve kalça kaslarınızı güçlendirir. Bu da vücut gücünüzü artırır, dengenizi geliştirir ve günlük aktivitelerde daha fazla dayanıklılık sağlar.Merdiveni düzenli olarak çıkmak, enerji harcamanıza yardımcı olur. Bu da kilo kontrolüne ve metabolizmanın hızlanmasına katkıda bulunabilir.Bu egzersiz alışkanlığı, kemik yoğunluğunu artırabilir. Bu da osteoporoz gibi kemik hastalıklarının riskini azaltabilir.Düzenli olarak merdiven çıkmak, endorfin salınımını artırarak ruh halini iyileştirebilir ve stresi azaltabilir.Merdivenleri kullanarak günlük fiziksel aktivitenizi artırabilirsiniz. Özellikle işyerinde veya evde düzenli olarak merdiven çıkmak, günlük hareket miktarını artırmanın basit bir yoludur.Merdiven kullanımı, asansör veya araç kullanımına göre çevreye daha az karbon salınımı yapar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XZxBeYjPmEaLg8Dsii5Ndg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, felç, riskini, yüzde, azaltıyor:, Faydası, kanıtlandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Estetik yetkisi yargı yolunda</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/estetik-yetkisi-yargi-yolunda</guid>
<description><![CDATA[ Estetik yetkisi yargı yolunda Sağlık Bakanlığı&#039;nın her hekime estetik uygulamanın önünü açan düzenlemesi tartışılıyor. Türk Dermatoloji Derneği, uygulamanın halk sağlığını tehdit edeceği uyarısıyla konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Haber: Öykü TüccarKamera: Ahmet Aldoğan ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wo6EGp8HOkGAn1pi4uwAhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Estetik, yetkisi, yargı, yolunda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp Yorgunluğu: Kalbinizin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu gösteren önemli işaretler</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-yorgunlugu-kalbinizin-dinlenmeye-ihtiyaci-oldugunu-goesteren-oenemli-isaretler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-yorgunlugu-kalbinizin-dinlenmeye-ihtiyaci-oldugunu-goesteren-oenemli-isaretler</guid>
<description><![CDATA[ Genellikle kalp krizinden sonra yaşanan kalp yorgunluğu, nefes darlığı, göğüs rahatsızlığı ve sürekli yorgunluk gibi semptomlarla ilişkilendirilir. Aşırı efor, stres veya altta yatan kalp hastalığı ile daha da kötüleşebilir. Şiddetli semptomlar kalp yetmezliğine işaret edebilir ve acil tıbbi konsültasyon ve yaşam tarzı değişiklikleri gerektirebilir.İnsanların kalp krizinden sonra bildirdiği en yaygın semptomlardan biri akut yorgunluktur. Kalp hastalığından önce bitkin olanlara göre, sorun iyileşme sırasında çok daha büyüktür.Bazı insanlar birkaç hafta boyunca yorgunluk yaşarken, diğerleri buna bir yıl veya daha fazla dayanır. Kalp yorgunluğu, kardiyak yorgunluk veya kalp gerginliği olarak da bilinir ve aşırı efor, stres veya altta yatan kalp hastalığı gibi çeşitli durumlardan kaynaklanabilir.”İşte bazı yaygın belirti ve semptomlar:FİZİKSEL BELİRTİLER1.Nefes Darlığı: Özellikle fiziksel aktivite sırasında veya uzanırken nefes almada zorluk. 2. Göğüs Rahatsızlığı: Hafif göğüs ağrısı, sıkışma veya baskı, kalp krizi kadar şiddetli olmayabilir.3. Yorgunluk: Dinlenmeyle düzelmeyen sürekli yorgunluk veya enerji eksikliği.4. Şişlik (Ödem): Özellikle bacaklarda, ayak bileklerinde veya ayaklarda sıvı tutulması.5. Hızlı veya Düzensiz Kalp Atışı: Çarpıntı, çırpınma veya atlama.6. Baş Dönmesi veya Sersemlik: Özellikle ayağa kalkıldığında baygınlık hissi.7. Soğuk Terlemeler: Genellikle fiziksel veya duygusal stresle ilişkili olan açıklanamayan terleme.8. Azalmış Egzersiz Toleransı: Aşırı yorgun hissetmeden olağan aktiviteleri gerçekleştirmede zorluk.9. Uyuma Zorluğu: Geceleri nefes darlığıyla uyanma veya yastıklara yaslanarak uyuma ihtiyacı. Kalp yetmezliği veya ciddi sorunların uyarı işaretleri:Kalp yorgunluğu ilerlerse veya altta yatan bir rahatsızlıktan kaynaklanıyorsa, daha ciddi semptomlara yol açabilir:

Birkaç dakikadan uzun süren kalıcı göğüs ağrısı.
Bayılma veya bilinç kaybı.
Mavimsi cilt (siyanoz) veya soğuk ekstremiteler.
Sıvı tutulması nedeniyle açıklanamayan kilo alımı.Bu semptomlardan herhangi birini, özellikle şiddetli veya kalıcı olanları yaşarsanız, hemen bir sağlık uzmanına danışın.
Nedeni belirleyebilir ve uygun tedaviyi önerebilirler. Yaşam tarzı değişiklikleri, uygun dinlenme ve stresi yönetmek de kalp yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pB7EvaJJBUagzsR_hlJLHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, Yorgunluğu:, Kalbinizin, dinlenmeye, ihtiyacı, olduğunu, gösteren, önemli, işaretler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemek yedikten sonra yürüyüş yapmak doğru mu? Akılda tutulması gereken 5 temel ipucu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yemek-yedikten-sonra-yuruyus-yapmak-dogru-mu-akilda-tutulmasi-gereken-5-temel-ipucu</guid>
<description><![CDATA[ Yemeklerden sonra yürümek, sağlığınızı desteklemenin ve gün boyunca enerjik kalmanın harika bir yoludur. Yürümeden önce birkaç dakika bekleyerek bu basit alışkanlığın faydalarını en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bunlar gibi küçük ayarlamalar genel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir, o halde neden bir sonraki yemeğinizden sonra ayakkabılarınızı giyip sağlıklı bir yürüyüşe çıkmıyorsunuz?Yemeklerden sonra yürümek oldukça basit bir alışkanlıktır ancak inanılmaz sağlık faydaları vardır. Sindirimi iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir ve hatta sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olabilir. Ancak yemek sonrası yürüyüşlerin hepsi aynı derecede etkili değildir.Yürüyüşten en iyi şekilde yararlanmak için faydaları büyük ölçüde artıran ve bunu doğru şekilde yaptığınızdan emin olmanız gereken belirli uygulamaları takip etmek önemlidir. Daha iyi sağlık ve sürdürülebilir enerji için yemeklerden sonra yürürken akılda tutulması gereken 5 temel ipucu şunlardır.Yemekten hemen sonra yürümek iyi bir fikir gibi görünse de vücudunuza dinlenmesi için 10-15 dakika vermek büyük bir fark yaratabilir. Bu kısa duraklama, midenizin sindirim sürecini başlatmasını sağlar ve yürürken rahatsızlık veya kramp riskini azaltır. Bu zamanı rahatlamak ve susuz kalmamak için bir bardak su yudumlamak için kullanın.2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, insanlara yemeklerden sonra dinlenmeleri ve ardından 30-60 dakika sonra yürümeye başlamaları öneriliyor. Bu, yemekten hemen sonra yürümeye başladıklarında kendilerini iyi hissetmeyen kişiler için uygun bir tavsiye olabilir, ancak bazı kişilerin yemekten sonra rahatlamaya ihtiyacı yoktur çünkü herhangi bir olumsuz reaksiyonları yoktur.Yemek sonrası yürüyüşler yavaş ve istikrarlı olmalı, yüksek yoğunluklu bir egzersiz olmamalıdır. Kolayca sohbet edebileceğiniz bir tempoyu hedefleyin. Yemekten sonra hızlı yürümek, kan akışını midenizden uzaklaştırarak sindirime müdahale edebilir. Rahat bir yürüyüş, sindirimi uyarmaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve vücutta sakinleştirici bir etki yaratmaya yardımcı olur.Yemek sonrası yürüyüşünüzü nazik el egzersizleri ekleyerek daha ilgi çekici hale getirin. Bu egzersizler dolaşımı iyileştirir, esnekliği artırır ve üst vücudunuzu aktif tutar. Bazı örnekler şunlardır:
Parmak germe: Yumruklarınızı yavaşça açıp kapatın ve 10 tekrar yapın.
Bilek döndürme: Bileklerinizi birkaç saniye boyunca hem saat yönünde hem de saat yönünün tersine daireler çizerek döndürün.
Kol sallama: Omuz hareketliliğini artırmak için kollarınızı yavaşça ileri geri sallayın.
Başparmak dokunuşları: Daha iyi koordinasyon için başparmağınızı her bir parmak ucuna tek tek dokundurun.
Bu basit hareketler yürüyüşünüze çeşitlilik katar ve ellerinizdeki ve bileklerinizdeki gerginliği gidermeye yardımcı olur.Derin nefes alma ve farkındalık uygulayarak yürüyüşünüzü daha faydalı hale getirin. Burnunuzdan yavaş, derin nefesler alın ve ağzınızdan verin. Bu oksijen akışını artırır ve sindirime yardımcı olur. Çevrenize dikkat edin, manzaraları ve sesleri fark edin ve bu zamanı zihninizi rahatlatmak için kullanın. Farkındalıklı bir yürüyüş stresi azaltabilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir.2018 tarihli bir çalışma, nefes alırken yürümenin kalp yetmezliği hastalarının fiziksel aktiviteye olan toleransını artırdığını, bunun büyük olasılıkla daha iyi oksijen satürasyonu ve artan interoseptif farkındalık nedeniyle olduğunu ve ayrıca bir kişinin yaşam kalitesini artırdığını öne sürüyor.Yürüyüşünüzü sosyal veya düşünceli bir aktiviteye dönüştürerek daha keyifli hale getirin. Bir arkadaşınızla veya aile üyenizle yürüyün ve hafif bir sohbete katılın. Tek başınıza yürüyorsanız, bu zamanı gününüzü düşünerek veya doğayı takdir ederek şükran veya farkındalık için kullanın. Sosyal etkileşim ve olumlu düşünceler zihinsel sağlığınızı güçlendirir, yürüyüşünüzü sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda sağlıklı bir deneyim haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HVhhwvzjNUy68Du7Dbv7oQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, yedikten, sonra, yürüyüş, yapmak, doğru, mu, Akılda, tutulması, gereken, temel, ipucu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>40 yaşından sonra tüm erkeklerin tüketmesi gereken 6 vitamin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/40-yasindan-sonra-tum-erkeklerin-tuketmesi-gereken-6-vitamin</guid>
<description><![CDATA[ Erkekler yaşlandıkça, beslenme gereksinimleri değişir ve belirli vitaminler sağlıklı kalmak için giderek daha önemli hale gelir. 40 yaşından sonra, erkekler vücutlarının ihtiyaçlarını karşıladıklarından emin olmak için diyetlerine ve takviye alımına dikkat etmelidir. İşte erkeklerin 40 yaşından sonra tüketmesi gereken hayati vitaminler ve bunları günlük rutinlerine dahil etmenin en iyi yolları.Kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını iyileştirir.
Bağışıklık fonksiyonunu iyileştirir.
Kalp hastalığı ve bazı maligniteler gibi kronik hastalık riskini azaltır.

Nasıl Alınır:Güneş kremi kullanmadan haftada birkaç kez 15-30 dakika güneşte kalın.Güçlü kemik ve dişler için önemlidir.Kas fonksiyonunu ve sinir iletimini destekler. Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında süt ürünleri (süt, peynir ve yoğurt), yapraklı yeşil sebzeler (kara lahana ve brokoli) ve güçlendirilmiş bitki bazlı sütler bulunur.Kırmızı kan hücresi üretimi ve nörolojik fonksiyon için gereklidir.
Enerji seviyelerini korumaya yardımcı olur.Nasıl Alınır:Gıda kaynakları arasında et, balık, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıllar bulunur.
Takviyeler arasında siyanokobalamin ve metilkobalamin bulunur. B12 takviyeleri oral yoldan verilebilir,Kas ve sinir fonksiyonunu destekler.Kan basıncını ve kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olur.
Nasıl Alınır:
Gıda kaynakları arasında kuruyemişler ve tohumlar, tam tahıllar, yapraklı yeşil sebzeler ve baklagiller bulunur.
Magnezyum sitrat veya glisinat takviye olarak alınabilir. Mideyi önlemek için yiyeceklerle birlikte alınKalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olan iltihabı ve lipitleri azaltır.
Beyin sağlığını ve bilişsel işlevi iyileştirir. Nasıl Alınır:Besin kaynakları arasında yağlı balıklar (somon, sardalya ve uskumru gibi), keten tohumları, chia tohumları ve ceviz bulunur.Hücreleri zarardan koruyan bir antioksidan görevi görür.Bağışıklık fonksiyonunu ve kolajen oluşumunu destekler.Nasıl Alınır:Turunçgiller, meyveler, dolmalık biberler ve yapraklı yeşillikler iyi besin kaynaklarıdır.Takviyeler arasında askorbik asit veya tamponlu C vitamini bulunur. C vitamini takviyeleri şu adresten alınabilir:Bir sağlık uzmanına danışın. Herhangi bir takviye rejimine başlamadan önce, özellikle uygun dozajları belirlemek ve ilaçlarla olası etkileşimleri ele almak için bir sağlık uzmanına danışın.Kalite ve etkinlik açısından üçüncü taraflarca test edilmiş takviyeleri arayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-5cAAbtMHkiVqL3Y-5Q2PA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşından, sonra, tüm, erkeklerin, tüketmesi, gereken, vitamin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Zihinsel engelli 2 kardeş milyonda bir görülen hastalığa yakalandı: “Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/zihinsel-engelli-2-kardes-milyonda-bir-goerulen-hastaliga-yakalandi-cocuklarim-gun-gectikce-goezumun-oenunde-eriyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yaşayan Şehri Biçici&#039;nin engelli iki çocuğu, milyonda bir görülen genetik hastalığa yakalandı. Hastalık sebebiyle zaman içerisinde beyin ve omuriliği küçülen çocukları için çare arayışına giren anne Biçici, tek isteğinin sesini duyurmak ve çocuklarının sağlığına kavuşması olduğunu söyledi.İzmir&#039;in Gaziemir ilçesinde engelli 2 çocuğuyla yaşayan Şehri Biçici (42), hem çocuklarına çare arıyor hem de hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Biçici&#039;nin 19 yaşındaki kızı Aleyna Biçici, henüz 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet geçirdi. Ardından bir süre tedavi alan genç kıza teşhis konulamadı. İlerleyen süreçte farklı hastanelere gözüken Aleyna, çeşitli ameliyatlar geçirdi.Anne Biçici, kızını son olarak 2023 yılında Ankara&#039;da bir hastaneye götürdü. Orada yapılan tetkikler sonucu 4 yıldır nöbetler geçiren talihsiz kıza, milyonda bir görülen ve ölümcül olduğu söylenen ‘Spinoserebellar Ataksi&#039; (SCA) tanısı konuldu. Doktorlar, hastalık sebebiyle ‘beyin ile omuriliğin zaman içerisinde küçüldüğünü, işlevini kaybetmesine sebep olduğunu, zamanla öğrenilen her şeyin unutulduğunu ve hastalığın ilerlemesiyle konuşamaz hale gelinebileceğini&#039; belirtti.Anne Biçici&#039;nin 10 yaşındaki oğlu Yiğit Hakan Biçici&#039;ye de yapılan tetkikler sonucu aynı hastalığa yakalandığı tanısı konuldu. İki çocuğuna sürekli bakmak zorunda olduğu için çalışamayan anne Biçici ise sesinin duyulup çocuklarının bir an önce sağlığına kavuşmasını istiyor.Çocuklarının hastalık süreçleriyle ilgili bilgiler aktaran anne Şehri Biçici, “Çocuklarım sağlıklı bir şekilde doğdu. 5 buçuk aylıkken ateşsiz nöbet havale geçirdiler. Sonra kısa bir süre tedavisi sürdü. Ama bir teşhis konmamıştı. Aleyna şu anda 19 yaşında. 16 yaşına kadar hiç nöbet geçirmemişti. Okul çağında öğretmenleri gerilik olduğunu söyledi. Özel bir çocuk oldu. Engelli okuluna gidiyordu. 16 yaşında da nöbetleri başladı. 4 yıldır nöbet geçiriyor. Nöbetleri hiçbir şekilde durmuyor. Gitmediğim doktor, hastane kalmadı. En son Gazi Üniversitesine gittik ve orada teşhis konuldu. Beyin ve omuriliğin gün geçtikçe eriyeceği, bütün işlevini kaybedeceği söylendi. Ölümcül bir hastalık olduğunu, dünyada tedavisi olmadığını söylediler. Milyonda bir görülen ve genetik bir hastalıkmış. Ben de bir çaresizliğe kapıldım ve arayış içine girdim. Oğlumda da aynı şeylerin olduğunu söylediler. Onda da sonuç aynı çıktı. Bütün gidişatı aynı şekilde bekliyoruz. Nöbet şeklinde başlayacak. Beyin ile omurilik küçülmeye başlayacak. Aleyna&#039;nın da zaten küçülmeye başladı. 30 kiloya kadar düştü. Mamayla besleniyor, bez bağlandı. Çocuklarım gün geçtikçe gözümün önünde eriyor. Bir anne olarak arayış içine girdim. Sesimi duyurmak istiyorum” diye konuştu.Çocukları için bitkisel ilaçlara da yöneldiğini ifade eden Biçici, boşlukta ve çaresiz olduğu için ‘kim ne derse&#039; ona inandığını ve kendisinin de psikolojik olarak etkilendiğini anlattı.Doktorların, çocukları için ‘nöbetlerini durduramayız&#039; dediğini vurgulayan Biçici, şunları kaydetti:
“Devletimizin verdiği bakım parasıyla geçiniyorum. Fakat nereye kadar geçineceğim? İlaç ve tedavi masraflarımız çok. Çocuklarımı en iyi şekilde nasıl yaşatabilirim diye uğraşıyorum. Çocuklarımın gözümün önünde nöbet geçirmesi beni parçalıyor. Dayanamıyorum. Elimden başka bir şey gelmiyor.”Kızı Aleyna&#039;nın aniden nöbet geçirdiğini belirten Biçici, “Birden düşüp bir yerlere vücudunu çarptığı oluyor. Sürekli elinden tutuyorum. Tuvalete bile beraber giriyoruz. Ne zaman nöbet geçireceği belli olmuyor. Bazen 7 bazen 9 kez nöbet geçirdiği günler oluyor” şeklinde konuştu. Anne Biçici, önceliğinin ise çocuklarının sağlıklı olması olduğunun altını çizdi.
Anne Biçici, bu hastalığın teşhis konulamadığı için bilinemediğini ve hastalığa çare arayan birçok insanın ‘çocuğuna teşhis konulamadığı gerekçesiyle&#039; kendisine ulaşmaya çalıştığını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AGUgOIumjECavW3JtPlnQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Zihinsel, engelli, kardeş, milyonda, bir, görülen, hastalığa, yakalandı:, “Çocuklarım, gün, geçtikçe, gözümün, önünde, eriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kore mutfağının vazgeçilmez yemeği: Erken yaşlanmayı durdurup, vücuda gençlik aşılıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kore-mutfaginin-vazgecilmez-yemegi-erken-yaslanmayi-durdurup-vucuda-genclik-asiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kore mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri ve fermente bir lahana yemeği olan kimchi sağlığa olan pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren bu yemek gençleştirici bir etkiye de sahip. Bu nedenle dünyanın dikkatini çeken bu gıdayı listelerinize eklemeyi düşünmelisiniz.Kimchi, Kore mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan fermente bir lahana yemeğidir. Yüksek probiyotik içeriğiyle bilinen bu ünlü yemek, genellikle lahana ana malzeme olarak kullanılır; ancak içine turp, havuç ve soğan gibi farklı sebzeler de eklenebilir.Kimchi sadece lezzetli bir yemek olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lezzetiyle öne çıkan kimchi, sebzelerin baharatlarla harmanlanarak 3 ila 21 gün aralığında fermente edilmesiyle hazırlanır.Özellikle metabolizmayı hızlandıran, bağışıklık sistemini güçlendiren ve gençlik dolu bir his vadeden bir tarif, sofranıza bambaşka bir dokunuş katabilir.Kimchi&#039;nin bu özelliklerini öne çıkaran en önemli unsurlardan biri, Lactobacillus plantarum adı verilen ve fermente gıdalarda sıkça bulunan bir bakteridir. Yapılan araştırmalar, bu bakterinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.Örneğin, fareler üzerinde gerçekleştirilen bir çalışmada, bu bakterinin enflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu görülmüştür. Bu da Lactobacillus plantarum&#039;un sağlıklı bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.Uzmanlar, kimchi&#039;nin kalp sağlığına da faydalı olabileceğini belirtiyor. WebMD tarafından yapılan bir açıklamaya göre, kimchi&#039;de bulunan probiyotikler, kolesterolü ve enflamasyonu azaltarak kalp sağlığına olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, kimchi&#039;nin içerdiği lif, antioksidanlar ve besin maddeleri, kan şekerini ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Tüm bu etkiler, kalp sağlığını destekleyici bir rol oynayabilir.Kimchi hücrelerin ömrünü uzatmaya yardımcı olabilir. Örneğin, bir denemede insan hücreleri kimchi ile muamele edilmiş ve bu hücrelerin ömrünün artış gösterdiği gözlemlenmiştir.Kimchi&#039;nin gençleştirici etkilerinin yanı sıra kilo kontrolüne de yardımcı olabileceği belirtiliyor. Dört haftalık bir çalışmada, fazla kilolu katılımcıların hem taze hem de fermente kimchi tükettiği görülmüştür. Araştırma sonunda, katılımcıların vücut ağırlıkları, vücut kitle indeksleri (BMI) ve toplam yağ oranlarında azalma kaydedilmiştir.Her ne kadar daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da, kimchi düşük kalori ve yüksek lif içeriği sayesinde zayıflamaya destek olabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.Kimchi, hem lezzetli bir yiyecek arayanlar için hem de sağlık bilincine sahip bireyler için çok yönlü bir alternatif sunuyor. Düşük kalorili yapısı, yüksek besin değeri ve probiyotik zenginliğiyle, kimchi&#039;yi mutfaklarınıza dahil etmek için birçok sebep bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z-Kd3P-jqUiKnZfu8gCMCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kore, mutfağının, vazgeçilmez, yemeği:, Erken, yaşlanmayı, durdurup, vücuda, gençlik, aşılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ölüm oranı yüzde 88&amp;apos;e varan virüs yayılıyor: Marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/olum-orani-yuzde-88e-varan-virus-yayiliyor-marburg-virusu-nedir-marburg-virusu-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Tanzanya&#039;da Marburg virüsü salgını şüphesi nedeniyle en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. WHO yetkilileri, bölgedeki sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde salgının kaynağını belirlemek ve yayılmasını önlemek amacıyla acil önlemler aldıklarını belirtti. Bu salgın, 2024 yılının sonlarında Ruanda&#039;da benzer bir şekilde 15 kişinin ölümüne neden olan Marburg virüsü salgınına benzerlik gösteriyor. O dönem Ruanda&#039;da hızla yayılan virüs, yoğun sağlık çalışmaları ve uluslararası yardımlar sayesinde kontrol altına alınmıştı.  Peki, marburg virüsü nedir? Marburg virüsü belirtileri neler?Marburg virüsü tekrar gündeme geldi. Ebola&#039;ya neden olan virüsle yakından ilişkili olan marburg, son yıllarda neredeyse tamamı Afrika&#039;da olmak üzere yüzlerce insanın ölümüne neden oldu.Marburg virüsü hastalığı (MVH), insanlarda sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi bir hastalıktır.   Marburg virüsü, ilk kez 1967&#039;de Almanya&#039;nın Marburg kentindeki bir laboratuvarda tespit edildi.Meyve yarasaları aracılığıyla bulaşan Marburg virüsü, insanlar arasında da enfekte kişilerin vücut sıvıları veya teması yoluyla yayılıyor.Enfekte kişilerde yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kusma gibi belirtiler aniden ortaya çıkıyor ve birçok hastada 7 günde şiddetli hemorajik belirtiler gelişiyor.Aşısı ya da özel bir tedavisi olmayan Marburg virüsünde ölüm oranı ise yüzde 23 ile yüzde 90 arasında değişiyor.Angola&#039;da 2005&#039;te yaşanan Marburg virüsü salgınında, virüsün bulaştığı 252 kişinin yüzde 90&#039;ı hayatını kaybetmişti.Kontrolü zor bir virüstür. Çünkü iyileşen kişiler kan veya semen gibi sıvılarla ve anne sütüyle  aylar sonrada bulaştırıcı olmaya devam edebilir.Hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat edecekler şunlara mutlaka dikkat etmelidirler:Canlı ya da ölü meyve yarasaları, primatlar ve bunların çıkartılarıyla temastan kaçınmak,Vahşi hayvan eti yememek,Hasta olduğu düşünülen insanlarla yakın temastan kaçınmak,Elleri sık sık su ve sabunla yıkamak veya alkol bazlı el dezenfektanlarıyla temizlemek.Meyve yarasa kolonilerinin yaşadığı madenlere veya mağaralara uzun süre maruz kalmaktan kaynaklanan yarasa-insan bulaşma riskini azaltmak için buraları ziyaret edecek veya buralarda çalışacak kişiler tarafından eldiven ve diğer uygun koruyucu giysileri (maskeler dahil) giymek,Salgınlar sırasında tüm hayvansal ürünleri tüketilmeden önce iyice pişirmek,Enfekte hastalarla, özellikle vücut sıvılarıyla doğrudan veya yakın temastan kaynaklanan insandan insana bulaşma riskini azaltmak için Marburg virüsü hastası ile yakın fiziksel temastan kaçınmak,Marburg virüsü hastalığı şüphesi olan veya MVH olduğu doğrulanan hastalar erken bakım için belirlenmiş bir tedavi merkezinde izole edilmesini sağlamak ve evde bulaşı önlenmek,Marburg virüsü hastasıyla temas etmiş olabilecek kişileri belirlemek ve sağlık durumlarını 21 gün boyunca izlemek,Şüpheli veya doğrulanmış Marburg virüsü hastasına bakan sağlık çalışanlarında, hastanın kanı ve vücut sıvıları ile giysi ve yatak takımı gibi kirlenmiş yüzey veya malzemelerle teması önlemek için ekstra enfeksiyon kontrol önlemleri uygulamak.Marburg virüsünün enfekte semen yoluyla bulaşması, klinik iyileşmeden sonraki yedi haftaya kadar devam edebileceğinin farkında olmak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uGaSqH7MfEu1ZQXGqsYr4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ölüm, oranı, yüzde, 88e, varan, virüs, yayılıyor:, Marburg, virüsü, nedir, Marburg, virüsü, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına kuru üzüm suyu içince ne olur? Bu etkisini henüz kimse bilmiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-kuru-uzum-suyu-icince-ne-olur-bu-etkisini-henuz-kimse-bilmiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-kuru-uzum-suyu-icince-ne-olur-bu-etkisini-henuz-kimse-bilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Günümüze nasıl başladığımız yaşam tarzımızı ve sağlığımızı büyük ölçüde etkiler. Güne kuru üzüm suyuyla başlamak alışılmadık gelebilir, ancak bu içecek sağlığımız için harikalar yaratabilir. Kuru üzümler temel besinlerle doludur ve onları bir gece suda bekletmek faydalarını artırır. Aç karnına kuru üzüm suyu içmek vücudun bu besinleri kolayca emmesini sağlar ve sabahın erken saatlerinde bize sağlık desteği sağlar.Kuru üzüm suyu karaciğerimizi nazikçe temizler. Toksinlerin atılmasına ve vücudumuzdaki tehlikeli bileşikleri parçalamaktan sorumlu olan karaciğer enzimlerimizin düzgün çalışmasına yardımcı olur.Büyük öğünler yiyorsanız veya alkol içiyorsanız, kuru üzüm suyu karaciğerin iyileşmesine yardımcı olabilir.Birisi sık sık şişkinlik hissediyorsa veya kabızlık çekiyorsa, kuru üzüm suyu gerçekten yardımcı olabilir. Kuru üzümler diyet lifi açısından zengindir ve bunları ıslatmak lifi daha sindirilebilir hale getirir. 2019&#039;da yapılan bir araştırmaya göre, günde iki porsiyon kuru üzüm yemek kolon fonksiyonunda faydalı değişikliklere neden oluyor gibi görünüyor. Kuru üzüm suyu içmek bağırsak hareketlerini artırır, mide rahatsızlığını azaltır ve genel bağırsak sağlığını destekler.Kuru üzüm suyu, kan basıncımızı düzenlemeye yardımcı olan potasyumdan oluşur. Ayrıca kötü kolesterol seviyelerini düşürerek atardamarlarımızı temiz ve kalplerimizi mutlu tutar.2013&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, 12 hafta boyunca kuru üzüm alımı kan basıncında önemli bir düşüşe eşlik ediyor. Zamanla, bu içecek kalp hastalığı riskini azaltabilir ve rutininize küçük ama etkili bir ek olabilir.Bir kişi sürekli yorgun hissediyorsa, vücudunda demir eksikliği olabilir. Kuru üzüm doğal bir demir kaynağıdır ve ıslatıldığında emilimi artar. Sabahları kuru üzüm suyu içmek demir seviyenizi artırabilir, kansızlığı önleyebilir ve gün boyunca enerjinizi artırabilir.Birkaç kilo vermeye mi çalışıyorsunuz? Kuru üzüm suyu yardımcı olabilir! Kalorisi düşüktür ancak istekleri azaltan besinlerle doludur. Kuru üzümdeki doğal şekerler kan şekeri seviyenizi yükseltmeden enerji sağlar.
2017&#039;de yapılan bir çalışmada, kuru üzüm tüketen kişilerin tüketmeyenlere göre daha düşük kiloya, BMI&#039;ye ve bel çevresine sahip olduğu ve kuru üzüm alımının aşırı kilolu veya obez olma ve geniş bir bel çevresine sahip olma riskinin önemli ölçüde daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu belirtilmiştir. Kuru üzüm suyu içmek ayrıca açlık sancılarını azaltabilir ve sağlıksız atıştırmalıklardan kaçınmanıza yardımcı olabilir.Kuru üzüm suyu, erken yaşlanma ve cilt hasarından sorumlu olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Ayrıca sıkı ve genç bir cilt için kolajen üretimini destekleyen C ve E vitaminleri içerir. Bu besinler saçımızı güçlendirir, saç dökülmesini azaltır ve uzamasını destekler.Gününüze kuru üzüm suyuyla başlamak sağlığımızı önemli ölçüde iyileştirebilir.
Her gün içmek inanılmaz faydalar sağlayabilir, ancak herhangi bir tıbbi rahatsızlığınız varsa önce doktorunuza danışın.
Birkaç hafta daha deneyin ve enerjinizde, sindiriminizde ve genel sağlığınızda olumlu bir fark göreceksiniz. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sAaQ2psVMkO73bciWDrnRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, kuru, üzüm, suyu, içince, olur, etkisini, henüz, kimse, bilmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Washington Post yazdı: Demans riskini 15 yöntemle azaltmak mümkün</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/washington-post-yazdi-demans-riskini-15-yoentemle-azaltmak-mumkun</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/washington-post-yazdi-demans-riskini-15-yoentemle-azaltmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Demans, zihinsel yeteneklerin ilerleyici bir şekilde azalması ile karakterize edilen bir durumdur. Genellikle hafıza kaybı, düşünme, problem çözme, dil kullanımı gibi bilişsel işlevlerde bozulma ile kendini gösterir ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir. Demans riskini azaltmak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını benimsemeniz gerekir. Peki, demans riski nasıl azaltılır? Washington Post demansı önlemenin bilimsel yollarını yazdı.Demans genellikle beyin hücrelerinin zarar görmesi veya ölmesi sonucunda ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin bu kaybı, beynin normal işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırır. Demans, genellikle yavaş ilerler, ancak bazı türlerinde belirtiler aniden ortaya çıkabilir.Demans hastalığının bilinen bir tedavisi yok ve önlenemez. Ancak demans riskini ortadan kaldırmak mümkün.Pittsburgh Üniversitesi&#039;nin geriatrik tıp bölümünde doçent olan Christine E. Kistler, Washinton Post&#039;a yaptığı açıklamada &quot;Genel olarak sağlık için iyi olduğunu bildiğimiz şeylerin hepsi demansı önlemek için de iyidir. Hangi yaşta olursanız olun sigarayı bırakmak sizin için iyidir. Herhangi bir yaşta egzersize başlamak sizin için iyidir. Beynimizi çalışır halde tutmamız gerekir ve bu da beynimizin sağlıklı kalmasına yardımcı olur&quot; dedi.1- AKDENİZ TİPİ BESLENMEBitki bazlı gıdalara ağırlık verin. Araştırmalar, yüksek oranda sebze tüketiminin yaşa bağlı bilişsel gerileme oranını yavaşlatabileceğini gösteriyor. Başka bir çalışma, düzenli egzersiz, daha az stres ve sosyalleşmeyle birlikte bitki temelli gıda tüketiminin; hafif bilişsel bozukluk ve erken Alzheimer hastalığı semptomlarını iyileştirebileceğini buldu.VA Boston Healthcare System&#039;de bilişsel ve davranışsal nöroloji şefi olan Andrew Budson, “Akdeniz tipi beslenme ve haftada beş gün en az 30 dakika düzenli aerobik egzersiz yapmak kesinlikle önemlidir. Diyet ve egzersiz, insanların sağlıklı vücut ağırlığını korumalarına yardımcı olacaktır&quot; dedi.Araştırmalar aşırı kilolu olmanın demans için bir risk faktörü olduğunu gösteriyor. UTHealth Houston&#039;da nöroloji profesörü olan Paul Schulz, “Hastalarıma dondurma, patates kızartması ve domuz pastırmasını bırakmalarını söylüyorum&quot; dedi.Egzersiz, kilo kontrolünün yanı sıra demans başta olmak üzere kalp hatalığı ve diğer sağlık sorunlarını azaltır. Schulz, &quot;Yaşlı hastalarımız genellikle yoğun aktivite yapamazlar, ancak yürümek bile Alzheimer hastalığı riskini azaltmada etkilidir&quot; dedi.Yapılan araştırmalardan elde edilen kanıtlar, rutin aşıları yaptırmanın Alzheimer ve diğer demans türlerini önlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. Zona ve grip aşıları üzerine yapılan çalışmalar, aşılanmış kişilerde riskin azaldığını ortaya koydu. Uzmanlar, kesin olmamakla birlikte, yaşlılarda zonaya neden olan herpes virüsü gibi bulaşıcı ajanların hastalıkta bir rol oynadığını ve buna karşı korunmanın yardımcı olabileceğini düşünüyorlar.Bir başka teori de aşıların bağışıklık sisteminin Alzheimer hastalarında yüksek seviyelerde bulunan amiloid plağa karşı tepkisini azalttığı yönünde. Bu mantığa aykırı gelebilir, ancak bağışıklık sistemi amiloid plağa saldırdığında, kronik beyin iltihabı ve hücre ölümü olasılığını da artırır.Multivitaminlerin bilişsel faydalarını inceleyen çalışmalara göre günlük bir multivitamin 60 yaş ve üzeri kişilerde hafıza kaybını yaklaşık iki yıl yavaşlatabilir.Araştırmalar, hava kirliliğine maruz kalmanın demans riskini artırdığını, temiz hava kalitesinin ise riski düşürdüğünü gösteriyor.Yaşlı insanlar düştüklerinde genellikle başlarını çarparlar. Araştırmalar, orta dereceli bir yaralanmanın bile (gençken olsa dahi) yaşlandığınızda bunama gelişme riskini artırabileceğini gösteriyor. Schulz, &quot;Her müşterime bisiklete binerken ya da kayak yaparken kask takmalarını söylüyorum. Aynı şey futbol ve basketbol için de geçerli&quot; dedi.Kulaklarınızı işitme kaybından koruyun. Yüksek seslerden korunmak için kulak tıkacı veya ses engelleyici kulaklık kullanın. Eğer varsa işitme cihazı kullanın. İhtiyacınız varsa alın. İşitme kaybı olanlar sosyalleşmekten uzak durabilir ve bu da demans riskini artırabilir.Araştırmalar, sosyal bağlarını sürdüren kişilerin bunamaya yakalanma olasılığının, yalnız yaşayanlara kıyasla daha düşük olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, pandemi sırasında uygulanan zorunlu izolasyonun riske katkıda bulunmuş olabileceğini düşünüyor.Bir çalışma, yalnız olmaktan ziyade kendini yalnız hisseden yaşlıların demans riskinin daha yüksek olabileceğini buldu. Halihazırda sahip olduğunuz sosyal bağlantıları besleyerek, benzer düşünen insanlar bularak ve bilişsel davranışçı terapiyi deneyerek yalnızlık duygularına karşı koymayı hedefleyebilirsiniz.Hipertansiyon kalbe, kan damarları ile beyne zarar verebilir ve inme tehlikesini artırır. İnme geçirmek beyne giden kan akışını bozarak vasküler demans riskini artırır. Yüksek kan şekeri diyabete yol açar ve bu da kalp hastalığı, felç ve bilişsel bozukluk riskini artırabilir. Schulz, kolesterolünüzü düşürmenin demans riskini azaltabileceğini söyledi.Araştırmalar, uykusuzluğun A ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/c-qhix9VzUyx11nsuE1Ntg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Washington, Post, yazdı:, Demans, riskini, yöntemle, azaltmak, mümkün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Diyabet hastaları havuç tüketebilir mi? Meğer yanlış biliyormuşuz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/diyabet-hastalari-havuc-tuketebilir-mi-meger-yanlis-biliyormusuz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/diyabet-hastalari-havuc-tuketebilir-mi-meger-yanlis-biliyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Havuçlar doğası gereği tatlıdır, ancak nişastalı olmayan sebzelerdir ve düşük doymuş kolesterol ve yağa sahiptir. İyi bir mineral ve vitamin kaynağı olmasının yanı sıra iyi bir diyet lifi kaynağıdır. Ancak, diyabet hastaları genellikle havuç tüketiminden kaçınmaları konusunda uyarılır, ancak tam tersine düzenli olarak tüketmek pek çok fayda sağlayabilir.Tatlı tatlarına rağmen havuçlar kan şekeri seviyelerini yönetebilir. Şeker ve karbonhidrat içerdikten sonra, daha iyi bir iş yapan ve kan şekeri seviyeleri üzerinde daha güçlü bir etki oluşturan yüksek bir glisemik indekse sahiptir. Çiğ havuçların GI&#039;si genellikle 16 iken, haşlanmış havuçların GI&#039;si 32 ila 49 arasındadır. Bu nedenle endeksi düşürmek sağlık açısından daha iyidir.Havuçlar zeaksantin ve lutein açısından zengindir ve ayrıca görme yeteneğini geliştiren beta-karotenlere sahiptir. Diyabet hastaları çoğunlukla bu sorunla uğraşır.
Havuçlar çoğunlukla göz sağlığımız için önemli olan A vitaminini dönüştüren bir madde olan beta-karoten içerir. Aşırı A vitamini eksikliği de körlüğe yol açar ve havuçlar bu sürecin oluşmasını engellerHavuçlar, vücuttaki kan glikoz seviyesini kontrol eden A vitamini açısından zengindir. Kan şekeri seviyesini korumak gerçekten önemlidir.
Havuçlar ayrıca diyabet hastaları için önemli olan antioksidanlar, lif ve diğer besinleri içerir. 100 puan, gıdanın vücut üzerinde bir şeker türü yemekle aynı etkiye sahip olduğu anlamına gelir, buna glikoz denir.
Havuçlardaki glisemik indeks doğası gereği düşük olduğundan, diyabet hastalarının havuç yemesi güvenlidir​Havuçlar bu nedenle kan şekeri seviyelerini korumaya meraklı diyabet hastaları için güvenli bir seçenek olarak kabul edilebilir. Ayrıca, özellikle keto veya ketojenik diyet uygulayanlar, az miktarda havuç yiyebilirler.Havuçlar lif, K1 vitamini, potasyum, beta karoten ve antioksidanların iyi bir kaynağıdır. Kilo vermeye yardımcı bir besindir ve vücudumuzdaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olurken aynı zamanda göz sağlığı kalitesini de iyileştirir.
Aynı zamanda sağlıklı bir karbonhidrat kaynağıdır, protein, yağ ve sodyum açısından düşüktür ancak yüksek bir A vitamini, kalsiyum, magnezyum ve folat kaynağıdır.Diyabetik kişiler havuçları çiğ yiyebilir veya çok hafif pişirebilirler. ÖNEMLİ! Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/24fnmFa950-X87C5ujot6g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, hastaları, havuç, tüketebilir, mi, Meğer, yanlış, biliyormuşuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Şişkinlik ve ödemi unutun: 4 kalıcı yöntem şişkinlik hissini yok ediyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/siskinlik-ve-oedemi-unutun-4-kalici-yoentem-siskinlik-hissini-yok-ediyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/siskinlik-ve-oedemi-unutun-4-kalici-yoentem-siskinlik-hissini-yok-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Hiç vücudunuzda su biriktiğini hissettiniz mi? Ödem, su tutulmasının bir diğer adı, şişkin ve huzursuz hissetmenize neden olabilir. Ancak endişelenmeyin. Ödemi kalıcı olarak önlemenize ve şişkinliği yenmenize yardımcı olacak 4 kolay yöntem var.Ödem, vücutta normalden fazla sıvı birikmesi sonucu oluşan şişliktir. Genellikle cilt altında, özellikle eller, ayaklar, bacaklar, yüz veya karın bölgesinde fark edilir. Ödem, lokal (vücudun belirli bir bölgesinde) ya da genel (tüm vücutta) olabilir.Uzun süre ayakta durma veya oturma, fazla tuz tüketimi vücutta su tutulumuna neden olur. Ödemi önlemek ve şişkinliği azaltmak için bazı yöntemleri uygulayabilirsiniz.Tuzu azaltmak, su tutulmasını azaltmanız için biletiniz olabilir. Tuzda bol miktarda bulunan sodyum, vücudunuzun fazla suyu tutmasına neden olabilir.Düşük tuzlu bir diyet seçerek, vücudunuza tutması için daha az sodyum veriyorsunuz ve böylece su tutulması olasılığını azaltıyorsunuz. Bu yüzden bir dahaki sefere tuzluk elinize aldığınızda iki kere düşünün ve bunun yerine yemeklerinizi otlar ve baharatlarla tatlandırmayı düşünün!B6 vitamininin su tutulmasını hafifletmeye yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? Nohut ve yağlı balık gibi B6 vitamini açısından zengin yiyecekler, vücudunuzun sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olabilir. B6 vitamini diüretik görevi görerek vücudunuzun fazla suyu ve sodyumu atmasını teşvik eder. Bu nedenle, bu besin dolu yiyecekleri diyetinize eklemek su tutulmasını uzak tutmaya yardımcı olabilir.Karahindibaları sadece yabani otlar olarak düşünebilirsiniz, ancak aslında su tutulmasıyla mücadele için doğal bir çözüm sunarlar. Karahindibanın diüretik özellikleri vardır, yani idrar üretimini artırmaya ve vücudunuzdaki fazla suyu atmaya yardımcı olabilir.
İster çay olarak demleyin ister salatalara ekleyin, karahindibayı rutininize eklemek şişkinliği azaltmaya ve su tutulmasını kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.Fiziksel aktivite yalnızca genel sağlığınız için faydalı değildir; aynı zamanda su tutulmasını önlemeye de yardımcı olabilir.Egzersiz yaptığınızda kaslarınız kasılır ve bu da kan akışını ve lenf drenajını uyarmaya yardımcı olur. Bu da dokularınızdaki sıvı birikimini azaltabilir ve su tutulma olasılığını azaltabilir. Bu yüzden spor ayakkabılarınızı giyin, spor salonuna gidin veya yürüyüşe çıkın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5fh0mX_AUEC0E6UDX8cR0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Şişkinlik, ödemi, unutun:, kalıcı, yöntem, şişkinlik, hissini, yok, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu diyet sosyal medyanın gündeminde: Uzun vadede kansere bile yol açabilir (Kornivor diyet nedir?)</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-diyet-sosyal-medyanin-gundeminde-uzun-vadede-kansere-bile-yol-acabilir-kornivor-diyet-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyada popüler olan diyetlere bir yenisi daha eklendi. Karnivor diyet olarak bilinen etobur diyeti son dönemde sıkça uygulanıyor. Diyet yapmak isteyenler uzman kontrolü dışında sadece et ürünleri ve hayvansal gıda ile bilinçsizce beslenip kısa vadede hızlı kilo verebiliyor. Peki bu durumun sağlığa nasıl tehlikeleri var? Haber: Sena GürbıyıkKarnivor diğer adıyla etobur diyet olarak bilinen uygulama son dönemde sosyal medya kullanıcılarının gündeminde.Sadece et ve hayvansal gıdalar tüketiliyor. Hızlı kilo verme uğruna sebze, meyve ve birçok gıdadan vazgeçiliyor. Diyet doktor kontrolü olmadan yapıldığında birçok hastalığı tetikleyebiliyor.Uzmanlar kilo vermek isteyenlere diyetisyen kontrolünde ilerlemelerini tavsiye ediyor.Uzman Diyetisyen Fatma Turanlı, diyetin böbrek yükünü artırabileceğine dikkat çekip &quot;Eğer kalp damar hastalığı alt yapınız varsa, kolestrolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse kötü yönde etkileyebilir.&quot; dedi.Sebze ve meyve diğer yiyecekleri içermeyen bir diyet olduğu için vitamin, mineral açısından oldukça zayıf olduğunu belirten Turanlı, bağışıklı sisteminin çökebileceğini dile getirdi.Turanlı, &quot;Uzun vadede kanser sebebine de sırf et ağırlıklı beslenmek ve posayı çok az almak özellikle dünyada üçüncü kolerektal kanserlerin sebebi olarak biliniyor.&quot; dedi.&quot;Herkes kendine uygun ve sağlıklı beslenmeyi bence hayatına entegre etmeli.&quot; diyen Turanlı, &quot;Olabildiğince yiyeceklerde çeşitliliği sağladıkları yiyecekleri tüketmeleri yani sebzenin de, kuruyemişlerin de, tahilin de, etin, tavuğun, balığın bulunduğu ama sağlıklı ve çeşitli bir diyet tüketmeleri uzun vadede sağlıklı olmalarına yardımcı olacaktır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yxFyBJXA9Eew4WjgcjPqOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>diyet, sosyal, medyanın, gündeminde:, Uzun, vadede, kansere, bile, yol, açabilir, Kornivor, diyet, nedir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bebekleri ve çocukları tehdit ediyor: RSV nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bebekleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-rsv-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda görülme sıklığındaki artışla dikkat çeken RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs), grip ve soğuk algınlığına benzer şikayetlere neden olurken, tedavisinde gecikildiğinde akciğerleri tehdit ediyor. RSV, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu; bebek ve küçük çocuklar ile prematüre doğanlarda, bağışıklık yetmezliği olanlarda ve yaşlılarda ciddi alt solunum yolu enfeksiyonları geliştirebiliyor. Peki, RSV nedir, belirtileri neler?RSV, Respiratuar Sinsityal Virüsü (Respiratory Syncytial Virus), özellikle çocuklarda ve bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan yaygın bir virüstür. RSV, soğuk algınlığına benzer semptomlara yol açabilir, ancak bazı durumlarda bronşiolit ve zatürre gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.Virüs öksürük, hapşırma, burun akıntısı gibi durumlarla yayılan damlacıkların ağız, burun veya göz mukozasından alınması ile bulaşır. Etkenin enfekte kişiden yayılım süresi kişinin özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 11 gün sürdüğü çalışmalarda gösterilmiştir.Virüs çok uzun süre el ve yüzeylerde bulunur. Bu nedenle el hijyenine uyum ve temas önlemleri etkenin yayılmasını engellemede önemlidir. Hastalık belirtileri etken alındıktan sonra ortalama 4-6 gün içinde ortaya çıkar. Etkene karşı kalıcı bağışıklık sağlanmaz, tekrar tekrar görülebilir.RSV virüsü yakın temas, göz, burun akıntısı ve havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır.İnfluenza ve Covid-19 semptomları ile benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürme, hapşırma, ateş, hırıltı ve halsizlik gibi gibi belirtiler ile ortaya çıkmaktadır.Üst solunum yollarında çoğalan RSV virüsü, hızla alt solunum yollarına da ulaşıyor.Prematüre bebekler, doğumsal veya kazanılmış bağışıklık yetmezliği olanlar, doğumsal kalp hastalığı görülenler, kemik iliği ve organ nakli yapılan kişiler, evde oksijen tedavisi alanlar ile nörolojik ve metabolik problemi olan çocuklar RSV için yüksek risk taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qNaU1TFkAEWTLkd_KH6I9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bebekleri, çocukları, tehdit, ediyor:, RSV, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>10 yaşındaki Hasan kalp krizi kurbanı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/10-yasindaki-hasan-kalp-krizi-kurbani</guid>
<description><![CDATA[ Bursa’da kalp ritmindeki bozukluk nedeniyle ameliyat edilen 10 yaşındaki Hasan Elibrahim, yoğun bakım ünitesinde tutulduğu sırada kalp krizi geçirdi. Küçük çocuk, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.Bursa’da 10 yaşındaki bir çocuk, ameliyatın ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  İnegöl’deki Fatih İlkokulu’nda eğitim gören 4’üncü sınıf öğrencisi Hasan Elibrahim, 13 Ocak günü okulda fenalaştı.  İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Elibrahim’in ilk tetkiklerinde kalp ritminde bozukluk olduğu belirlendi.   Buradan Bursa Dörtçelik Çocuk Hastanesi’ne sevk edilen Hasan Elibrahim, acil ameliyata alındı.   Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Elibrahim, kalp krizi geçirdi.  Hasan Elibrahim, dün doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nXeuEhbUAU2szVW8ZW9f-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hasan, kalp, krizi, kurbanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemeden önce iki kere düşünün: Bu balıkların fazla tüketimi civa zehirlenmesine yol açabiliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yemeden-oence-iki-kere-dusunun-bu-baliklarin-fazla-tuketimi-civa-zehirlenmesine-yol-acabiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yemeden-oence-iki-kere-dusunun-bu-baliklarin-fazla-tuketimi-civa-zehirlenmesine-yol-acabiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü gurme ve yemek eleştirmeni Vedat Milor, konuk olduğu programda yaşadığı sağlık sorununu açıkladı. Vücudunda çok yüksek miktarda civa bulunduğunu belirten Milör, balık ve midyeye işaret etti. Milör&#039;ün açıklaması ardından yüksek civa içeren balıklar tekrar gündeme geldi.  Özellikle hamileler, 6 yaş altındaki çocuklar (özellikle 3 yaş altı), böbrek sorunları yaşayanlar, metallere karşı bağışıklık sisteminde hassasiyeti olanlar cıvaya karşı daha fazla risk altında. Peki, yüksek civa içeren balıklar hangileri?Son yıllarda balık tüketimi üzerine yapılan araştırmalar, bazı balıklarda yüksek civa seviyelerinin bulunduğunu ve bu durumun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle büyük ve uzun ömürlü balıklarda civa birikimi daha fazla olmaktadır.Civa, endüstriyel faaliyetler ve doğal süreçler sonucu çevreye yayılan bir ağır metaldir. Sulara karışan civa, mikroorganizmalar tarafından metilcivaya dönüştürülür ve bu form, sucul yaşamda biyolojik birikime yol açar. Küçük balıklar bu metali vücutlarında depolar ve bu balıkları yiyen daha büyük balıklar, besin zincirinin tepesine çıktıkça daha yüksek civa seviyelerine ulaşır.Civa, sinir sistemi, böbrekler ve bağışıklık sistemi üzerinde toksik etkilere sahiptir. Hamile kadınlar ve küçük çocuklar, civa maruziyetine karşı daha hassastır.Hamilelik döneminde yüksek civa maruziyeti, fetüsün beyin ve sinir sistemi gelişimini olumsuz etkileyebilir.Metil cıva kolaylıkla plasentaya geçer, kanda ve gelişen fetüsün hücrelerinde birikir. Anne sütünden bebeğe geçerek bebeğin gelişen beynine, sinir sistemine zarar verebilir. Bilişsel düşünce, hafıza, dikkat, motor becerileri ve görsel zeka gelişimini olumsuz etkiler.Kılıç balığı, iri uskumru, köpek balığı, ton balığı gibi büyük ve uzun ömürlü balık türleri, en yüksek civa seviyelerine sahip balıklar arasında yer alır. Araştırmalar konserve ton balığının taze ton balıklarından daha düşük miktarda cıva içerdiğini gösteriyor.Denizlerimizde yaşayan hamsi, sardalya, istavrit gibi balıklarda cıva yok denecek kadar azdır. il balığı, barbun, tekir, palamut, uskumru gibi orta boylu balıklarda cıva düşüktür.Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi haftada iki öğün düşük miktarca cıva içeren balık tüketiminin sağlık için risk oluşturmadığını bildirmiştir.Balık tüketimi sağlıklı bir beslenme için önemlidir, ancak civa içeriği yüksek balık türlerinin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Balık seçimi yaparken civa seviyelerini göz önünde bulundurmak, sağlığınızı korumak için atılacak önemli adımlardan biridir. Sağlık otoriteleri ve uzmanlar, güvenli tüketim miktarları ve balık türleri hakkında halkı bilgilendirmeye devam etmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTSOIMxvSEee-XaWomPkmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yemeden, önce, iki, kere, düşünün:, balıkların, fazla, tüketimi, civa, zehirlenmesine, yol, açabiliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemek uzmanı Vedat Milor midye ve balığı suçladı: Vücudumda yüksek miktarda civa var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yemek-uzmani-vedat-milor-midye-ve-baligi-sucladi-vucudumda-yuksek-miktarda-civa-var</guid>
<description><![CDATA[ Ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor, yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili konuştu. Pestisit, yani tarım ilacı mağduru olduğunu belirten Milor, el titremesi ve uyuşma gibi sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Milor, vücudundaki yüksek miktarda civa nedeniyle bu rahatsızlıkları yaşamış olabileceğini söyledi, balık ve midyeye işaret etti.Milor, Armağan Çağlayan&#039;ın sunduğu &#039;Gör Beni&#039; programına konuk oldu.Bir süredir sağlık sorunlarıyla da gündem olan Milor&#039;a, Çağlayan da &#039;Ellerinizin titremesi parkinson mu?&#039; sorusunu yöneltti. Milor&#039;un bu soruya verdiği yanıt dikkat çekti. Vedat Milor, 15 sene önce ellerinin ve ayaklarının uyuşmaya başlaması nedeniyle doktora gittiğini ama bir türlü neden uyuştuğunun anlaşılamadığını belirterek şunları anlattı:&quot;Nihayetinde his kaybı olmaya başladı, polinöropati denilen olay görüldü. Mesela dizinize vurulduğunda ayağınızın kalkması lazım ama kalkmıyor. Neyse ki doktorum akıl etti ve ağır metal testi yaptırdı.&quot;&quot;Vücudumda çok yüksek miktarda civa bulundu. Civa zehirlenmesi olmuş ve o civa da gidip sinirlerin etrafındaki tabakaları aşındırmış. O yüzden zorladığım zaman bir şeyleri tutmak için semptomlar ortaya çıkıyor.&quot; açıklamasını yapan Milor, &quot;Civa neden olur ? Rivayetler muhtelif ancak daha çok mesela midye. İskele babalarından çıkarılan midye ya da bazı balıklarda çok bulunuyor.&quot; dedi,Milor, tarım ilaçlarının da bu duruma neden olabileceğini belirtirken, &quot;Bir de tarımda kullanılan pestisit kaynaklı arsenik var. Ülkemizde bunlardan çok bulunuyor. Doktorum aşağı yukarı sinirlerimin 1000 yılda düzeleceğini söyledi.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n60Eu9AKy0CgirEvb-lFEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, uzmanı, Vedat, Milor, midye, balığı, suçladı:, Vücudumda, yüksek, miktarda, civa, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün yürüyüş yapmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Bunun 7 şaşırtıcı nedeni</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-yuruyus-yapmaniza-ragmen-kilo-veremiyor-musunuz-bunun-7-sasirtici-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli yürüyüş birçok sağlık faydası sağlar, ancak bazı faktörler kilo kaybını engelleyebilir. Bunlara yavaş tempo, yetersiz süre, sağlık koşulları, yüksek stres, uyku eksikliği, ilaç yan etkileri ve yüksek kalorili diyetler dahildir. Bu sorunları ele almak, kilo kaybı için yürüyüşün etkinliğini artırmaya yardımcı olabilir.Her gün yürüyüş yapmak, sağlığınız için birçok avantajla birlikte gelir. Mutlu ve enerjik hissetmekten formunuzu korumaya kadar, biraz günlük hareket sağlığınız için harikalar yaratabilir.Ancak, düzenli yürüyüşlere rağmen istenen sonuçları alamamak moral bozucu olabilir. Her gün yürüyüş için parka gidiyorsanız ve hala o fazla kiloları veremiyorsanız, gözden kaçırmış olabileceğiniz bazı nedenler olabilir.Yavaş yürüyenler zihinsel sağlık faydalarından yararlanabilir ve eklemler için kolay olabilir, ancak yoğunluk kalp atış hızınızı yükseltmeye yetmiyorsa tartılarına yansımayabilir. Egzersizinizin etkisini derinleştirmek için bunun yerine hızınızı artırmanız veya merdiven çıkmanız önerilir.Yeterince yürümemek istediğiniz sonuçları elde etmenizi sağlamaz. Uzun yürüyüşler için zamanınız veya isteğiniz yoksa, her öğünden sonra 3-4 küçük yürüyüşe bölmek yardımcı olabilir. Günde üç kez her öğünden sonra 15 dakika yürümek de daha iyi şeker kontrolüne yardımcı olabilir.Düzenli olarak yürüyor ve egzersiz yapıyorsanız ve sağlıklı bir diyet uyguluyorsanız ancak kilo veremiyorsanız, kilo verme yolculuğunuzu etkileyebilecek tiroid sorunları, hormonal dengesizlik veya insülin direnci gibi altta yatan sağlık durumlarını öğrenmek için sağlık uzmanınızla iletişime geçebilirsiniz.Yüksek stres seviyeleri, metabolizmanızı etkileyebilecek yüksek kortizol seviyelerine yol açabilir. Bu, kilo verme çabalarınızı kesintiye uğratabilir. Stres hormonlarınızı düzeltmek için rahatlamak, meditasyon yapmak ve seçtiğiniz aktiviteleri yapmak için biraz zaman ayırın.Geceleri iyi uyuyamamak kilo alımına katkıda bulunabilir ve düzenli yürüyüşler bile bunu düzeltemeyebilir. Çalışmalar, daha kısa süre uyuyan kişilerin daha uzun ve daha kaliteli bir uyku çekenlere kıyasla önemli ölçüde kilo verme eğiliminde olduğunu göstermiştir.İlaçlarınız, her gün egzersiz yapmak için zaman ayırmanıza rağmen istenmeyen kilo alımınızın arkasında da olabilir. Antidepresanlar, steroidler ve beta blokerler gibi bazı ilaçlar metabolizmayı etkileyebilir ve kilo kaybını daha zor hale getirebilir.Yüksek kalorili ve şekerli yiyeceklere düşkünlük, her gün yürümenize veya egzersiz yapmanıza rağmen belinizin genişlemesine katkıda bulunacaktır. Yakabileceğinizden daha fazla kalori alıyorsanız, bu kilo alımı şeklinde ortaya çıkacaktır.Bazı yürüyüş hataları yapmaktan veya belirli yaşam tarzı faktörlerini gözden kaçırmaktan suçluysanız, düzeltmeler yapma ve kilo verme yolculuğunuzda ilerlemenin zamanı geldi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hAZBUSEsY0amta9mmURW_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, yürüyüş, yapmanıza, rağmen, kilo, veremiyor, musunuz, Bunun, şaşırtıcı, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Kara altın&amp;quot; olarak da biliniyor: Bağırsakları ve mideyi temizliyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kara-altin-olarak-da-biliniyor-bagirsaklari-ve-mideyi-temizliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Piperin içeriğiyle bilinen karabiber, detoks edici özellikleri, sindirim sağlığı, kilo verme yardımı ve kanser riskini azaltması nedeniyle kış aylarında şiddetle tavsiye edilir. C vitamini içeriği ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle bağışıklığı güçlendirir ve bitter çikolatanın kardiyovasküler sağlık için faydalarını artırır.Kış mevsimi bizi sağlıklı ve soğuğa karşı dirençli tutan sıcak ve rahatlatıcı yiyecekler aradığımız bir mevsimdir. Bu mevsimde diyetlerimize genellikle bal, zencefil ve zerdeçal gibi bileşenler eklemeye odaklansak da, bazen göz ardı edilen bir baharat karabiberdir.Tıbbi faydaları ve belirgin aroması nedeniyle eski zamanlarda kara altın olarak da bilinen karabiber, soğuk algınlığı ve öksürükle ilgili rahatsızlıkları tedavi etmek için kışın şiddetle tavsiye edilir.Karabiber, mükemmel bir iç temizleyici olan piperin içerdiğinden detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu baharatı diyetinize dahil etmek bağırsak sağlığınızı iyileştirebilir.Baharat, detoks edici enzimleri destekler ve DNA hasarını azaltır. Karabiber, eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olabilen anti-inflamatuar özelliklere sahip bir kimyasal olan kapsaisin içerir.Karabiber, sindirim sağlığını iyileştirmek ve kabızlığı önlemek için harika bir baharattır; bu, onu kış aylarında yemeniz için bir başka nedendir. Karabiber, yalnızca yiyecekleri parçalayarak sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gaz ve şişkinliği önlemeye de yardımcı olur.Karabiber, yeni yağ hücrelerinin üretimini önleyen ve böylece obezitenin önlenmesine yardımcı olan piperin içerdiğinden kilo vermenize yardımcı olabilir. Yağ hücresi üretimini engelleyerek ve öğünlerimizdeki diğer besin maddelerinin emilimini artırarak kış kilolarınızı vermenize yardımcı olabilir. Bu, sindirim ve metabolizmanın iyileşmesine ve kilo kaybına yol açabilir.Karabiber, kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Karabiberin önemli bir alkaloid bileşeni olan piperin, birçok malignitede antitümör özellikler gösterir. Karabiber, flavonoidler, karotenoidler ve C vitamini de dahil olmak üzere yüksek düzeyde antioksidan içerir. Bu antioksidanlar yalnızca bağışıklık sistemimizi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yaşlanma karşıtı özelliklere sahiptir ve kanser ve Alzheimer gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.Karabiber, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C vitamini içerir. Karabiber ayrıca enfeksiyonlarla savaşmaya ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere de sahiptir&quot;Bitter çikolata, antioksidanlarla ve doğanın iyiliğiyle doludur. Ancak, karabiberle birleştirildiğinde, bitter çikolata kötü kolesterolü düşürmeye, kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye ve kalp hastalıklarına karşı korumaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9uCvDD1zqkyd764TFixHOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kara, altın, olarak, biliniyor:, Bağırsakları, mideyi, temizliyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>GSS borçlusu hastaneye gidebilecek: Sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi yıl sonuna kadar uzatıldı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gss-borclusu-hastaneye-gidebilecek-saglik-hizmetlerinden-yararlanma-suresi-yil-sonuna-kadar-uzatildi</guid>
<description><![CDATA[ Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanların sağlık hizmetlerinden yararlanma süresi 2025 yılı sonuna kadar uzatıldı.Söz konusu Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Kararla, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşları ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin, Sağlık Bakanlığı&#039;na bağlı hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerine ilişkin düzenleme 31 Aralık 2025&#039;e kadar uzatıldıBöylece bu kapsamdaki kişiler, GSS prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın devlet hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinden önümüzdeki yıl da yararlanabilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPA4DRCjc0O6NtK5HwkFmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>GSS, borçlusu, hastaneye, gidebilecek:, Sağlık, hizmetlerinden, yararlanma, süresi, yıl, sonuna, kadar, uzatıldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>20&amp;20&amp;20 kuralı: Göz yorgunluğunu önleyen yöntem</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/20-20-20-kurali-goez-yorgunlugunu-oenleyen-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Göz yorgunluğu, uzun süreli ekran süresi nedeniyle giderek yaygınlaşıyor, ancak düzenli molalar vererek, uygun ekran mesafesini koruyarak, bilinçli bir şekilde göz kırparak, göz damlası kullanarak ve yeterli uyku sağlayarak hafifletilebilir. Rutin göz kontrolleri ve 20-20-20 kuralını benimsemek de uzun vadeli göz yorgunluğunu önlemek ve görme sağlığını korumak için önemlidir. Peki, göz yorgunluğu nasıl geçer? İşte yanıtı.Gözlerimiz bizim için dünyayı yansıtır ve deneyimleyebileceğimiz en güzel manzaraları bize sunar. Ancak, onlara yeterli veya iyi bakmamak bazen onları yorgun bırakabilir. Ekran süresinin günlük hayatımızda artmasıyla birlikte göz yorgunluğu yaygın bir endişe haline geldi. Birkaç yaşam tarzı değişikliği gözlerimizin ne kadar taze ve keskin hissettiğini önemli ölçüde artırabilir.Ekran ile gözleriniz arasındaki mesafe dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.Normal bireylerde göz kırpma hızı dakikada 16 ila 18 kezdir, bilgisayar başında çalışırken bu sayı 2 ila 3 kata düşer. Ekranı kol mesafesinde ve ekranın üst kenarı göz hizasında tutmak, odaklanmaktan sorumlu kaslardaki gerginliği hafifletmeye yardımcı olacaktır. Bu, göz rahatsızlığını azaltmaya yardımcı olacaktır.Düzenli ekran molaları şarttır. Ayağa kalkın, esneyin ve bakışınızı farklı mesafelere kaydırarak odak noktanızı değiştirin, çünkü bu, uzun süre ekrana bakarken oluşan stresi dengelemeye yardımcı olur.Göz kırpma, göz bakımının bir diğer önemli ancak sıklıkla göz ardı edilen bileşenidir. Dijital cihazları kullandığımızda göz kırpma oranımız doğal olarak düşer ve bunun sonucunda kuru ve kaşıntılı gözler ortaya çıkar. Gözlerinizi hoş ve kaygan tutmak için bilinçli olarak daha sık göz kırpmalısınız. Bu nedenle, üzerinde DÜŞÜN VE GÖZ KAPAT yazdığınız ve bilgisayarın yanına yapıştırdığınız küçük bir not, kuruluğu önlemek için daha fazla göz kırpmanızı hatırlatacaktır. Kalıcı kuruluk veya tahriş çekiyorsanız, ekstra rahatlama için jel bazlı göz damlaları kullanmayı düşünün.Gözlerinizin ve vücudunuzun iyi dinlenmiş olması için iyi bir gece uykusu çok önemlidir. Gece geç saatlere kadar cep telefonu ekranlarına veya diğer ekranlara bakmak göz yorgunluğuna ve gözlerin uyku kalitesinin bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle, sabah hem gözlerinizin hem de beyninizin dinlenmiş ve dinlenmiş olması için geceleri iyi uyuyun.Kış aylarındaki daha soğuk sıcaklıklar gözlerde kuruluğa neden olabilir ve tüm gün ekranların önünde oturmak da gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle, bir tür gözyaşı takviyesi olan göz damlası uygulanabilir.GÖZLERİNİZİ KIRPINEkranların önünde otururken, tekrarlayan göz kırpmalar sağlanmalı ve hatırlanmalıdır, çünkü bir dakikadaki göz kırpma sayımız, yani göz kırpma hızımız, ekranlara baktığımızda önemli ölçüde azalır. Ve sık sık göz kırpmayı hatırlamak, bakma nedeniyle oluşan kuruluğu hafifletmeye yardımcı olabilir.Ekran konumlandırmanın yanı sıra, hepimizin benimsemesi gereken bir 20-20-20 kuralı daha vardır. Her 20 dakikada bir, çalışırken gözlerin iyi dinlenmiş kalması için birkaç saniyelik kısa bir mola gerekir. Bu mola sırasında, gözlerimizi kapatabilir veya uzağa bakabiliriz, böylece dijital ekranların önünde uzun saatler geçirirken gözler aralıklı olarak dinlenmiş olur. Bu küçük mola, konsantre kaslarınızın gevşemesini sağlar, göz yorgunluğunun önde gelen nedenlerinden biri olan sertleşmelerini ve yorulmalarını önler.AÇIK HAVADA ZAMAN GEÇİRİNVe özellikle çocuklar için, bazen gündüzleri yarım saat ila bir saat dışarıda vakit geçirmek, çocuklukta görülen miyopinin başlangıcını veya hızla artmasını yönetmek ve önlemek için en önemli şeydir ve özellikle bu dijital çağda, çevrimiçi derslerde ve çok sayıda ekran süresi ceplerinde, bazen açık havada vakit geçirmek, güneş ışığına maruz kalmanın yanı sıra çok önemlidir.Ayrıca, gözlük kullanan kişiler için yılda en az bir kez ve çocuklar için 6 ayda bir rutin göz muayenesi, göz sorunları için tarama yaptırmak ve ayrıca gerekli olabilecek göz gücündeki değişiklikleri kontrol etmek için önemlidir. Diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan kişilerin gözlerini düzenli olarak, yılda en az bir kez kontrol ettirmeleri gerekir. 50 yaşından sonraki kişiler de yaşla birlikte ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığı taramak için bir göz doktoruyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır. Ailesinde göz sorunları olan kişiler de tedavi edilmesi gereken herhangi bir hastalığın erken belirtilerini aramak için göz doktorlarıyla rutin göz muayeneleri yaptırmalıdır.
Gözlerimizin dinlenmiş ve keskin kalmasını sağlamak için yapabileceğimiz en önemli şey, her şeyden önce bir göz muayenesi yaptırmak ve özellikle dijital ekranların önünde uzun saatler geçiren kişiler için gözlük ihtiyacı olup olmadığını görmektir. Herhangi bir küçük güç varsa, bu da önemlidir.Ekranda uzun saatler geçirmek yorgunluğa yol açabileceğinden, herhangi bir kırılma hatası veya gözlük ihtiyacı en azından çalışırken gözlük takılarak düzeltilmelidir, bu göz yorgunluğunu azaltacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBcEfbKWkEuZYatZrXN2NQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>20-20-20, kuralı:, Göz, yorgunluğunu, önleyen, yöntem</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sivilceleriniz sağlığınız hakkında ne söylüyor? Meğer sadece bir cilt problemi değilmiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sivilceleriniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-meger-sadece-bir-cilt-problemi-degilmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sivilceleriniz-sagliginiz-hakkinda-ne-soeyluyor-meger-sadece-bir-cilt-problemi-degilmis</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuzun herhangi bir bölgesinde çıkan sivilceyi basit bir cilt problemi olarak yorumlayabilirsiniz. Ancak sivilceler bazı ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Sivilceleriniz sağlığınız hakkında ne söylüyor?Sivilce bir cilt sorunundan daha fazlasıdır; bazı ciddi sağlık sorunlarını ifade eder. Sivilcelerin yüz veya vücuttaki yerinin solunum sorunları, hormonal dengesizlikler, sindirim sorunları ve diğer sağlık sorunlarını nasıl gösterebileceğini vurgulamaktadır. Uygun cilt sağlığı, diyet, yaşam tarzı ve profesyonel tavsiyeleri dikkate alan bütünsel bir yaklaşımı içerir.İnsanlar genellikle sivilceyi sadece bir cilt sorunu olarak düşünür; ancak gerçekte sivilce, bir insan vücudunun içinde neler olup bittiğine dair en belirgin ipucudur. Sivilce, yaygın olarak yalnızca bir cilt sorunu olarak görülen sorundur; ancak, vücudumuzun bize bir şeyler anlatmaya çalıştığının sonucu ve işaretidir. Çeşitli cilt sivilceleri ve bunların yüz veya vücutta nerede bulunduğu, kişiyi sağlık sorunları hakkında bilgili hale getirir.Sivilce haritası çizimleri fikri, farklı sivilcelerin yerlerini ve türlerini görüntülemede tamamen farklı bir yaklaşım gösterir.Sivilce sadece tıkalı bir gözenek veya bakteri ile ilgili değildir; genellikle bir kişinin genel sisteminde neler olup bittiğine dair iyi bir kanıttır. Ciltteki örtülü veya çok kaba olan işaret en belirgin olanıdır, özellikle yüzlerde bir harita gibi görünür ve her sivilce bölgesinin kendine özgü bir mesajı vardır. Doktorlar ilginç bir şekilde bir kişinin sivilcelerinin nerede ve nasıl çıktığını bazı hastalık belirtilerinin bir göstergesi olarak yorumlarlar çünkü sivilce belirli organlarda ve sistemlerde yanlış giden bir şeyi ifade eder.Yanaklarda sivilce, alerji veya astımla ilgili olsun, yetenekli bir solunum sistemini ima edebilir. Ayrıca, yüzle temas eden ve bu nedenle bakteri üreme alanı görevi gören kirli telefon ekranlarının, yastık kılıflarının ve diğer gereçlerin sık kullanımıyla da ilişkilendirilebilir. Ancak yanaklar, solunum sorunları, alerjiler veya hatta yüze çok fazla dokunma veya telefonlardan gelen bakteriler gibi yaşam tarzı sorunlarıyla en çok ilişkilendirilir.Hormonal dengesizlik, çene hattı boyunca ve çene çevresinde oluşan sivilcelerin birincil sorunudur ve sıklıkla adet dönemleri veya yüksek stres dönemlerinde görülür. Hormonal değişiklikler veya adet düzensizlikleri, kadınların donuk çene hattı sivilcelerinin daha yaygın nedenleridir.
Hormonal düzensizlikler, polikistik over sendromu (PCOS) gibi hastalıklardan veya kortizol seviyelerindeki değişikliklerin neden olduğu stresten kaynaklanabilir. Çene hattında sivilce genellikle vücutta daha derin bir hormonal değişimin veya stresle ilişkili bir dengesizliğin göstergesidir. Benzer durumlar yüzün alt kısmında da tipiktir. Bu sadece cilt bakımı değil, aynı zamanda vücudun içinden durumu ifade eder.Alnındaki sivilce, sindirim sistemi ve sinir sistemi bağlantılı olduğundan, sindirimle ilgili her türlü sorunla ilgilidir.OMUZ VE SIRT SİVİLCELERİBunun dışında, omuz ve sırt sivilceleri aşırı aktif yağ bezlerinin göstergesi veya çok dar kıyafetlere sürtünme ile ilişkilendirilir.Sonuç olarak, bir sivilce haritası vücudunuzun daha fazla denge isteyen bölgeler için ağlamasına neden olur. Cildinizin özel ihtiyaçlarını ve genel sağlığınızı destekleyecek kişisel bir tedavi planı oluşturmaya başlamak ve ayrıca o nedene ulaşmak en iyisidir: hormonal? Beslenme? çevresel? Bu nedenle, temiz ve sağlıklı bir cilde doğru bütünsel olarak çalışmak için her zaman sağlık uzmanlarından veya dermatologlardan tavsiye alın.İyi dengelenmiş bir diyet, sağlıklı uyku, yeterli sıvı alımı, stres yönetimi ve pratik bir cilt bakımı rejimi, neden olan faktörleri tedavi etmede çok önemlidir. Sivilce sadece estetikle ilgili değildir; iç sağlığımızın bir yansımasıdır. Cildinizi dinlemek ve akne haritasını okumak, hem içeriden hem dışarıdan sağlığınız ve uzun vadeli refah planlamanız hakkında kısa bir fikir verir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s3AqRpzHVEuIosEj4PHWnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sivilceleriniz, sağlığınız, hakkında, söylüyor, Meğer, sadece, bir, cilt, problemi, değilmiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Günlük D vitamini dozu nasıl alınır? Vücutta takviyelerden daha uzun süre kalıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gunluk-d-vitamini-dozu-nasil-alinir-vucutta-takviyelerden-daha-uzun-sure-kaliyor</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini sentezi, cilt sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kaldığında en uygun seviyededir ve sağlık için gerekli olan önemli miktarda üretir.Güneşten alınan D vitamini takviyelere göre vücutta daha uzun süre kalır. Peki, günlük D vitamini dozu nasıl alınır?D vitamini ve önemi her zaman bir tartışma konusu olmuştur. D vitamini vücuttaki birçok önemli biyolojik fonksiyonda rol oynar. En iyi yanı, bu temel vitaminin cilt güneşe maruz kaldığında vücutta büyük ölçüde sentezlenmesi ve birçok kişinin D vitamininin vücutta tutulması için doğru güneş ışığına nasıl maruz kalacağını bilmemesidir.Uzmanlar maksimum D vitamini sentezi için sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında güneşe maruz kalmayı öneriyor. &quot;Bir yetişkinin mayoyla cildinde hafif pembelik (1 MED, minimal eritemal doz olarak bilinir) oluşturan miktarda güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 20.000 IU D vitamini alımına eşdeğerdir. Bu nedenle kolların (vücut yüzeyinin %18&#039;i) sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasında MED oluşturacak kadar uzun süre güneş ışığına maruz kalması yaklaşık 3600 IU D vitamini alımına eşdeğer olacaktır.Ciltte üretilen D vitamini vücutta iki kat daha uzun süre kaldığından, haftada üç kez kol ve bacakların 0,5 MED&#039;ine eşdeğer miktarda güneş ışığına maruz kalması yeterli miktarda D vitamini sağlayabilir. 0,5 MED, cilt pigmentasyonuna, enleme vb. bağlıdır,Güneş ışığı almak, D vitamini seviyenizi artırmanın doğal bir yoludur, ancak cildinizi ve genel sağlığınızı korumak için önlemler almak önemlidir.
İşte bazı yönergeler:
Cilt tipinize ve UV yoğunluğuna bağlı olarak güneşte yalnızca yaklaşık 10-30 dakika geçirin. Bu, güneş yanığı riskini artırmadan yeterli D vitamini üretmenize yardımcı olur.
Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en güçlü olduğu zamanları hedefleyin, ancak bu saatlerde UV radyasyonu daha yoğun olduğundan dikkatli olun.Kollarınızı ve bacaklarınızı açığa çıkarırken erken yaşlanmayı ve cilt hasarını önlemek için yüzünüz gibi hassas bölgeleri güneş kremi, şapka veya giysilerle örtün.
Cildinizde kızarıklığa veya yanıklara neden olacak kadar uzun süre güneşte kalmayın, çünkü aşırı maruz kalma cilt kanseri riskini artırır.Daha koyu cilt tonları, D vitamini üretmek için daha uzun süre maruz kalmaya ihtiyaç duyarken, daha açık ciltler daha az zaman gerektirir. UV yoğunluğu enlem, yükseklik ve mevsime göre değişir.
Cildinizin su ihtiyacını karşılamak için bol su için ve güneşe maruz kaldıktan sonra nemlendirici uygulayarak cildinizin sağlığını koruyun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F_cbzYmic0e8bYgD1eGVpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Günlük, vitamini, dozu, nasıl, alınır, Vücutta, takviyelerden, daha, uzun, süre, kalıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Araştırmacılar duyurdu: Kanser karşıtı olduğu ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/arastirmacilar-duyurdu-kanser-karsiti-oldugu-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Lif açısından zengin bir diyet, lif sindirimi sırasında üretilen kısa zincirli yağ asitlerinin kanser karşıtı özellikleri nedeniyle belirli kanser türlerine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu asitler doğrudan gen ifadesini değiştirerek hücre büyümesini düzenliyor.Lif açısından zengin bir diyet yalnızca bağırsak sağlığınız için faydalı olmakla kalmaz, aynı zamanda güçlü kanser karşıtı özelliklere de sahiptir.Yeni bir çalışma, lif açısından zengin bir diyetin belirli kanser türlerine yakalanma riskini azaltmada önemli bir rol oynayabileceğini öne sürüyor.Lif sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olsa da, Amerikalıların %10&#039;undan azı önerilen minimum miktarı yiyor.Stanford Medicine&#039;den yeni bir çalışma, lifin kanser karşıtı etkileri olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, lif sindiriminin iki yaygın yan ürününün doğrudan epigenetik etkilerini buldular ve gen ifadesindeki bazı değişikliklerin kanser karşıtı etkileri olduğunu buldular.Araştırmacılar, çalışmada lif yediğimizde bağırsak mikrobiyomunun kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini buldular. Bu bileşikler bir enerji kaynağı olmaktan daha fazlasına hizmet ediyor.Uzun zamandır bilim insanları, bu bileşiklerin gen işlevini dolaylı olarak etkilediğinden şüpheleniyorlardı. Bu çalışmada, araştırmacılar kısa zincirli yağ asitleri propiyonat ve bütiratın sağlıklı insan hücrelerinde, tedavi edilmiş ve tedavi edilmemiş insan kolon kanseri hücrelerinde ve fare bağırsaklarında gen ifadesini nasıl değiştirdiğini izlediler.Hücre çoğalmasını, farklılaşmasını ve apoptozu veya programlanmış hücre ölümünü düzenlemekten sorumlu belirli genlerdeki doğrudan epigenetik değişikliklerin, kanserle ilişkili kontrolsüz hücre büyümesini bozmak veya kontrol etmek için çok önemli olduğunu buldular.“Lif yeme ile kanser karşıtı etkileri olan gen fonksiyonunun düzenlenmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulduk ve bunun muhtemelen küresel bir mekanizma olduğunu düşünüyoruz çünkü lif sindiriminden kaynaklanan kısa zincirli yağ asitleri vücudun her yerine yayılabilir. Genellikle insanların diyetlerinin lif açısından çok fakir olması ve bunun da mikrobiyomlarının düzgün beslenmediği ve gerektiği kadar kısa zincirli yağ asidi üretemediği anlamına gelmesi söz konusudur. Bu sağlığımıza hiçbir fayda sağlamıyor,” diyor Stanford W. Ascherman, MD, FACS Genetik Profesörü Michael Snyder, bir basın bülteninde.Genç yetişkinlerde kolon kanseri oranları artarken, bu çalışmanın bulguları bilinçli diyet seçimleri yapmanın önemini vurguluyor.Snyder, “Bu önemli moleküllerin gen hedeflerini belirleyerek lifin faydalı etkilerini nasıl gösterdiğini ve kanser sırasında neyin yanlış gittiğini anlayabiliriz,” diye ekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NT-4Qrjuq0GKsKtC5E81dw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Araştırmacılar, duyurdu:, Kanser, karşıtı, olduğu, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hafıza gücünü artıran 9 basit alışkanlık: Bilgiyi depolama ve hatırlama yeteneğini geliştiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/hafiza-gucunu-artiran-9-basit-aliskanlik-bilgiyi-depolama-ve-hatirlama-yetenegini-gelistiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/hafiza-gucunu-artiran-9-basit-aliskanlik-bilgiyi-depolama-ve-hatirlama-yetenegini-gelistiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Hafızamız ve bildiklerimizi zihnimizde tutma gücümüz günlük hayatımızda önemli bir rol oynar. Hafızanızı güçlü tutmak sağlıklı bir beyne sahip olmak için önemlidir. Küçük alışkanlıkların beynimizin bilgiyi depolama ve hatırlama yeteneğini büyük ölçüde geliştirebileceğini biliyor muydunuz? Bu küçük değişiklikler çok fazla çaba gerektirmez ancak zamanla büyük sonuçlar verebilir. İşte beynimize hafıza desteği sağlayabilecek ve bilgileri daha iyi tutmamıza yardımcı olabilecek 9 basit alışkanlık.Güne bir bardak suyla başlamak beynimiz için harikalar yaratabilir. Saatlerce uykudan sonra vücudumuz susuz kalır ve bu da beyin performansını düşürebilir.Su içmek konsantrasyonu, hafızayı ve genel bilişsel işlevi iyileştirir. Hatırlatıcı olarak yatağımızın yanında bir bardak su bulundurun!Sağlıklı bir beyin için kaliteli uyku vazgeçilmezdir. Beyninizin anıları pekiştirdiği ve gün boyunca edindiği bilgileri işlediği yer uykudur. Yatmadan bir saat önce ekran kullanmaktan kaçının ve hafızanızı geliştirmek için tutarlı bir uyku programına bağlı kalın.Bir şeyleri yazmak sadece hatırlamanıza yardımcı olmaz; aynı zamanda düşüncelerinizi de düzenler. Görevleri, fikirleri veya hatta rastgele düşünceleri not ettiğinizde, beyniniz bilgileri önemli olarak ele alır ve daha iyi hatırlamanıza yardımcı olur. Bonus ipucu: Daha ilgi çekici hale getirmek için renkli kalemler veya yapışkan notlar kullanın!Meyveler, ıspanak, kuruyemişler ve bitter çikolata gibi hafızayı güçlendiren yiyecekleri beslenmenize dahil edin. Bunlar beyin hücrelerini hasardan koruyan ve bilişsel işlevleri geliştiren antioksidanlarla doludur. Bir avuç ceviz veya badem sizin için vazgeçilmez beyin atıştırmalığı olabilir.Sohbetlere katılırken, tamamen diğer kişiye odaklanın. Telefonunuzu kontrol etmek veya dalıp gitmek gibi dikkat dağıtıcı şeylerden kaçının. Aktif dinleme, beyninizin bilgiyi işleme ve saklama yeteneğini güçlendirir ve daha sonra ayrıntıları hatırlamanızı kolaylaştırır.Tempolu bir yürüyüş kadar basit bir fiziksel aktivite bile beyne giden kan akışını artırarak hafızayı ve dikkati geliştirir. Her gün en az 20 dakika yürümeyi hedefleyin; bu, zihninizi keskinleştirirken formda kalmanın kolay bir yoludur.Bulmacalar, bulmacalar, hafıza oyunları veya hatta beyin eğitimi için tasarlanmış uygulamalar hafızanızı geliştirebilir. Bu aktiviteler beyninizi zorlar, yeni sinirsel bağlantılar oluşturmasını ve bilişsel esnekliğini geliştirmesini teşvik eder.Stres hafızanızı bulandırabilir ve odaklanmanızı azaltabilir. Derin nefes alma gibi basit bir alışkanlık zihninizi sakinleştirebilir ve beyninizin bilgi depolama yeteneğini geliştirebilir. Zihninizi temizlemek için her gün 5 dakika yavaş, derin nefesler alarak pratik yapın.Bilgiyi saklamanın en iyi yollarından biri onu başkasına öğretmektir. Bir şeyi açıkladığınızda, beyniniz bilgiyi daha derinden işler ve hatırlamayı kolaylaştırır. İster bir arkadaşınız, ister aile üyeniz, hatta aynadaki kendiniz olsun, bilgi paylaşımı hafızayı güçlendirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3p691nO1cUaXq1u8T-v8JA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Hafıza, gücünü, artıran, basit, alışkanlık:, Bilgiyi, depolama, hatırlama, yeteneğini, geliştiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrek taşları kansere yol açabilir mi? 4 belirtiyle &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/boebrek-taslari-kansere-yol-acabilir-mi-4-belirtiyle-geliyorum-diyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/boebrek-taslari-kansere-yol-acabilir-mi-4-belirtiyle-geliyorum-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Böbrek taşları her yıl milyonlarca kişiyi etkiler ve ihmal edilirse kanser riskini artırabilir. Uzun süredir var olan taşlar idrar yollarını tahriş ederek kötü huylu tümöre yol açabilir. Belirtileri arasında karın ağrısı ve idrarda kan bulunur. Hemen tedavi, sıvı alımı ve diyet değişiklikleri şarttır. Peki, böbrek taşları kansere yol açabilir mi, belirtileri neler?Böbrek taşları her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın bir sorundur. Bunlar karın ağrısı, mide bulantısı, idrar yapmada zorluk ve idrarda kana neden olabilir.Ancak kanser gibi daha tehlikeli bir şeye yol açabilirler mi? Böbrek taşları doğrudan kansere neden olmasa da uzun süredir ihmal edilen taşları olan kişilerde taşlarla ilişkili kanser bir gerçektir.Böbrek taşları, özellikle sık sık tekrarlarsa, zamanla idrar yollarında tahrişe ve hasara neden olabilir.Bu sürekli tahriş kanser riskini artırabilir. Bu, kesin tedavi için en erken zamanda bir üroloğa danışmanın önemini vurgular. Kanserden ne zaman şüphelenilmelidir. Uzun süredir var olan taşlarda, kilo kaybıyla ilişkili idrarda kan, malignite açısından bir endişe kaynağıdır.Uzun süredir var olan taşlar.
Hipertansiyon, obezite, kronik böbrek hastalığı gibi ilişkili durumlar.
Ailede böbrek kanseri öyküsü.
Tekrarlayan enfeksiyonlara yol açan ihmal edilmiş taşlar.
Taşlar için tedavi seçenekleri, hızlı iyileşme süresi olan, iz bırakmayan, endoskopik prosedürler olan lazer litotripsi kullanımıdır.1. Taşların derhal tedavi edilmesi, taşlarla ilişkili kanser riskini azaltmaya yardımcı olur.
2. Susuz kalmayın: Bol su içmek, idrarda taşlara neden olan maddeleri seyreltmeye yardımcı olur. Günde en az 8-10 bardak içmeyi hedefleyin.
3. Diyetinize dikkat edin: Aşırı tuzdan, şekerli içeceklerden ve oksalat açısından zengin yiyeceklerden (ıspanak, Colocasia gibi) kaçının. Portakal, limon, at mercimeği, acı kavun, muz ekleyin.4. Altta yatan rahatsızlıkları ele alın: Diyabet, kronik böbrek hastalığı, obezite veya yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklarınız varsa, bunları yönetmek hem taş hem de kanser riskini azaltabilir.Böbrek taşı semptomlarının farkında olmak alt sırtta veya yanda keskin ağrı, idrarda kan veya sık idrara çıkma gibi  çok önemlidir.Bunları yaşarsanız, derhal bir üroloğa danışın. Erken teşhis ve uygun tedavi, uzun vadeli hasarı önleyebilir ve kanser dahil ilişkili rahatsızlıkların risklerini azaltabilir.Sonuç olarak, böbrek taşları doğrudan kanser nedeni olmasa da, göz ardı edilmemelidir.Riskleri anlayarak ve en kısa sürede bunun için bir üroloji konsültasyonu arayarak sağlığınızı ve refahınızı koruyabilirsiniz. Bilgili kalın, sağlıklı kalın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QTRtdr9N_kuJSLJ6qZcTig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, taşları, kansere, yol, açabilir, mi, belirtiyle, geliyorum, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>5 dakikada uykuya dalmanızı sağlıyor: Bu gece deneyin ve etkisini görün</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/5-dakikada-uykuya-dalmanizi-sagliyor-bu-gece-deneyin-ve-etkisini-goerun</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/5-dakikada-uykuya-dalmanizi-sagliyor-bu-gece-deneyin-ve-etkisini-goerun</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bilişsel Karıştırma&quot; olarak bilinen bu teknik, rastgele ve alakasız kelimelere odaklanarak zihni sakinleştiren, basit ama etkili bir yöntemdir. Kulağa inanılmaz gelebilir, ancak bu yöntem, 5 dakika gibi kısa bir sürede sizi uykuya hazırlayabilir.Bilişsel karıştırma, zihni nazikçe meşgul ederek endişe ve aşırı düşünceleri durduran bir teknik. Beyni basit bir şekilde odaklanmaya yönlendirir ve böylece doğal olarak sakinleşmesini sağlar. Bu yöntem, gece boyunca zihninizi stresle dolu düşünceler yerine, ilgisiz ve rahatlatıcı bir göreve odaklandırır.Bu tekniği denemek için şu adımları izleyebilirsiniz:Basit bir kelime seçin: Örneğin, &quot;kuş.&quot;Seçtiğiniz kelimenin harflerine odaklanarak, her harfle başlayan kelimeler düşünün.Örneğin: &quot;B&quot; harfi için balon, &quot;I&quot; harfi için ipek.Fikirleriniz tükendiğinde bir sonraki harfe geçin.Kelimenin son harfine gelene kadar devam edin. Muhtemelen bu noktaya varmadan uyumuş olacaksınız.Bu yöntem, beyninizi sakinleştirerek aşırı uyarıcı düşüncelerden uzaklaştırır. Basit ve tekrar eden bir görev sayesinde, zihniniz rahatlar ve uykuya geçiş kolaylaşır.Uykuya dalmakta zorlanan herkes.
Hafif uyuyanlar veya gece boyunca endişelenenler.
Ek bir araç ya da teknolojiye ihtiyaç duymadan doğal bir yöntem arayanlar.Basit kelimeler seçin: Kısa ve kolay kelimelerle başlayın.
Kusursuzluk beklemeyin: Bir kelime bulamazsanız, sonraki harfe geçin.Rahat bir ortam yaratın: Karanlık, sessiz ve dikkatinizi dağıtacak şeylerden uzak bir alanda olun.
Sabırlı olun: Zihniniz dağıldığında kendinizi nazikçe geri yönlendirin.Düzenli pratikle, bu yöntemin uykuya dalma sürecinizi hızlandırdığını ve sabahları daha dinlenmiş hissettiğinizi fark edeceksiniz. Bu gece deneyin ve etkisini kendiniz görün! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MSzRG8auTUGFZadfkOm2jg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>dakikada, uykuya, dalmanızı, sağlıyor:, gece, deneyin, etkisini, görün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sivilceler nasıl geçer? 8 adımda etkili bakım rutini</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sivilceler-nasil-gecer-8-adimda-etkili-bakim-rutini</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sivilceler-nasil-gecer-8-adimda-etkili-bakim-rutini</guid>
<description><![CDATA[ Sivilceli ciltlerle başa çıkmak, hem duygusal hem de fiziksel anlamda zorlu bir süreç olabilir. Doğru ürünler ve adımları içeren bir cilt bakım rutiniyle bu sorunı hafifletmek mümkün. Peki, etkili bir cilt bakım rutini nasıl oluşturulur? Bu 8 öneri sivilceli ciltler için altın değerinde olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sivilceler, nasıl, geçer, adımda, etkili, bakım, rutini</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Brokolinin faydasını artırmak için doğru pişirmenin 1 numaralı yolu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-brokolinin-faydasini-artirmak-icin-dogru-pisirmenin-1-numarali-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Brokoli, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bakımından zengin bir sebze olarak sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez bir parçası. Son araştırmalar, brokoliyi doğru şekilde hazırlamanın bu sebzenin sağlık faydalarını artırabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, brokoliyi en sevdiğiniz şekilde yemenizin de önemli olduğunu vurguluyor.Rutgers Sağlık Meslekleri Okulu&#039;ndan Doç. Dr. Stephani Johnson, brokolinin C, K ve A vitaminleri, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerinin güçlü bir kaynağı olduğunu belirtiyor. Johnson, &quot;Brokoli ayrıca sindirimi destekleyen lif ve sülforafan, lutein, zeaksantin gibi güçlü antioksidanlarla doludur&quot; dedi.Sülforafan, turpgil sebzelerde bulunan ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olabileceği düşünülen doğal bir bileşik. Johnson, bu bileşiğin serbest radikalleri nötralize ederek hücreleri oksidatif hasardan koruduğunu, inflamasyonu azalttığını ve karaciğer detoksunu desteklediğini ifade etti.Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, brokoliyi hafifçe sotelemek veya buharda pişirmek, sülforafan seviyelerini korumanın en etkili yollarından biri. Johnson, &quot;Uzun süreli pişirme, brokolideki besin maddelerini bozabilir ve sülforafan üretimi için gerekli olan mirosinaz enzimini etkisiz hale getirebilir&quot; dedi.Araştırma ayrıca, brokolinin çiçeklerine ayrılıp yaklaşık 90 dakika bekletilmesinin, sülforafan seviyelerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu yöntem, mirosinaz enziminin aktif hale gelmesini sağlıyor ve pişirme sırasında sülforafan kaybını en aza indiriyor.Brokoliyi nasıl tükettiğiniz önemli olsa da uzmanlar, sevdiğiniz şekilde yemeyi bırakmamanız gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Julia Zumpano, &quot;Brokoliyi çiğ veya hafif pişmiş tüketmek en iyisi, ancak onu en iyi sindirebildiğiniz şekilde yemek daha önemlidir&quot; dedi.Uzmanlar, genel olarak antioksidan açısından zengin yiyecekleri çok uzun süre pişirmenin, bu besinlerin faydalarını azalttığını da belirtiyor.Brokoli, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir sebze. Hafifçe soteleyerek veya çiğ tüketerek sülforafan gibi güçlü antioksidanların faydalarını artırabilirsiniz. Ancak her şeyden önce, brokoliyi keyifle tüketmenin sağlıklı bir diyet için önemli olduğunu unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d0uFKKecy0CYyd_OLzjJxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Brokolinin, faydasını, artırmak, için, doğru, pişirmenin, numaralı, yolu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunda bunu yapıyor! Uzmanı açıkladı: 24 saat uyarısı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunda-bunu-yapiyor-uzmani-acikladi-24-saat-uyarisi</guid>
<description><![CDATA[ Vücut ağrıları, ateş, titreme ve bitkinlik… Grip, her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir virüs olarak birçok kişiyi rahatsız ediyor. Özellikle Norovirüs ve RSV gibi diğer mevsimsel virüslerle birlikte grip vakaları, yılın bu döneminde zirve yapıyor. Uzmanlar, bu süreçte gripten korunmak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için belirli adımları atmanın önemini vurguluyor.Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dawn Nolt, &quot;Vakaların hızla arttığı bir dönemdeyiz, hem yerel hem ulusal düzeyde. Grip vakaları henüz zirve yapmadı, bu yüzden sağlığımızı korumak için önlemleri elden bırakmamalıyız,&quot; diyor.Grip geçiren doktorların bile, kendilerini ve çevrelerini korumak adına uyguladığı yöntemler var. İşte uzmanların grip sonrası her zaman yaptığı 5 önemli adım:Dr. Nolt’un en büyük endişesi, başkalarını hasta etmek. Semptomlar tamamen geçmeden ve ateş en az 24 saat boyunca ilaçsız bir şekilde düşmeden günlük rutine dönmenin riskli olduğunu belirtiyor.Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), iyileşme belirtileri göstermeden toplu ortamlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.Eğer işe gitmek zorundaysanız veya başkalarına bakım sağlamanız gerekiyorsa, hala semptomlarınız varken maske takmalısınız. Dr. Nolt, özellikle öksürük ve ateş varsa maske kullanımının başkalarını korumada kritik olduğunu ifade ediyor.Grip, solunum damlacıklarıyla yayılırken, maske bu damlacıkların çevreye bulaşmasını önlemeye yardımcı olur. Fiziksel mesafe kuralına uymak da alınabilecek ek önlemler arasında.Grip geçirmiş olmak, diğer hastalıklara karşı bağışıklık kazandığınız anlamına gelmez. Norovirüs, RSV ve boğmaca gibi diğer solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde artış gösterdiğini belirten Dr. Nolt, &quot;Ellerinizi sık sık yıkayın ve kişisel hijyene özen gösterin&quot; diyor. Ayrıca, hasta görünen kişilerden uzak durmanın da önemli bir korunma yöntemi olduğunu vurguluyor.Güney Carolina Tıp Üniversitesi Küresel Sağlık Merkezi Direktörü Dr. Michael Sweat, grip aşısının hastalıktan korunmanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade ediyor. &quot;Aşı olanlar, gribe yakalansalar bile hafif belirtilerle atlatıyor ve ciddi komplikasyon riskinden korunuyor,&quot; diyor.Henüz grip aşısı yaptırmadıysanız bile geç kalmış sayılmazsınız. Daha önce grip olmuş olsanız dahi, bağışıklığınızı güçlendirmek için aşı yaptırabilirsiniz.Dr. Sweat, doğru teşhisin iyileşme sürecinde büyük fark yaratabileceğini söylüyor. Erken teşhis ile Tamiflu gibi antiviral ilaçlardan faydalanarak hastalık süresini ve şiddetini azaltabilirsiniz. Ayrıca, evde yapılan testlerle veya bir sağlık kuruluşunda doktor kontrolüyle grip olup olmadığınızı netleştirebilirsiniz.Dr. Nolt, iyileşme sürecinde dinlenmenin önemine dikkat çekerek, &quot;Vücudumuza zaman ve nezaket göstermeliyiz. Grip, hayatı biraz yavaşlatmak ve sağlığımıza öncelik vermek için bir fırsat olabilir,&quot; diyor.Gripten doğru şekilde kurtulmak, yalnızca daha hızlı iyileşmenizi sağlamakla kalmaz; aynı zamanda sevdiklerinizi de bu rahatsız edici hastalıktan koruyabilir. Sağlığınızı ön planda tutarak, bu kış sezonunu daha kolay atlatabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1csUicUDkudcpuiYzvyLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunda, bunu, yapıyor, Uzmanı, açıkladı:, saat, uyarısı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;beyni çürüten tehlike&amp;quot; diyor: Kahvaltıda 1 lokmasını bile yemeyin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-beyni-curuten-tehlike-diyor-kahvaltida-1-lokmasini-bile-yemeyin</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin gün içerisindeki enerji seviyenizi belirler. Bu nedenle sağlıklı besinler tüketerek güne başlamanız gerekir. Ancak herkes severek tükettiği hemen hemen her kahvaltı sofrasında olan bazı besinler beyninizi adete çürütüyor. Peki, kahvaltıda hangi besinleri tüketmek beyin çürümesine neden olur?Beyin sağlığı, yaşam kalitesinin korunması için son derece önemlidir ve beslenme, beyin sağlığını etkileyen temel faktörlerden biridir. Beyin çürümesi (beyin dejenerasyonu) genellikle sinir hücrelerinin hasar görmesi ve kaybıyla ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve diğer nörodejeneratif hastalıklar buna örnek olarak verilebilir. Beslenme alışkanlıkları, bu tür hastalıklardan korunmada ve ilerlemesini yavaşlatmada kritik rol oynar.Kahvaltı, genellikle sabahları tüketilen ilk öğündür ve günün enerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir rol oynar. Vücut sağlığını korumak için kahvaltıda doğru seçimler yapmanız gerekir.Yapılan araştırmalar, olası bir Alzheimer veya demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı en etkili önlemin beslenme sisteminde yapılacak değişiklikler olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kahvaltıda tükettiğiniz besinler beyin ve beden sağlığınız içib büyük önem taşıyor.Yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak işlenmiş et tüketimi demans riskini artırabilirken, bu ürünlerin yerine balık tercih edilmesi riski önemli ölçüde azaltabilir.Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan çalışmanın başyazarı Dr. Daniel Hang, aşırı miktarda sosis gibi işlenmiş etlerin tüketilmesinin demans riskini yükseltebileceği konusunda uyarıda bulundu.Araştırma, işlenmiş etlerin yalnızca bağırsak kanseri gibi hastalıkların riskini artırdığına dair bilinen etkilerin ötesinde, demansa da katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Çalışmaya 133.000 kişi katıldı ve katılımcıların diyet alışkanlıkları 2 ila 4 yılda bir takip edilerek demans gelişimi gözlemlendi. Sonuçlar, günde iki dilim pastırma veya bir sosis tüketen bireylerin demans geliştirme olasılığının %13 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, işlenmiş kırmızı et yerine balık tüketmenin demans riskini yaklaşık %28 oranında azaltabileceğini belirtiyor. Ayrıca, tavuk gibi kümes hayvanlarının tercih edilmesinin riski %19 oranında düşürebileceği ifade ediliyor.Dr. Hang, &quot;İşlenmiş kırmızı etin bilişsel gerileme ve demans riskini artırabileceğini bulduk. Ancak iyi haber şu ki, bu ürünleri fındık, balık ve tavuk gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirmek, kişinin riskini azaltabilir&quot; açıklamasını yaptı.Bunun yanı sıra, fındık, baklagiller, mercimek ve fasulye gibi bitki bazlı besinlere geçiş yapmak da demans olasılığını %19 oranında azaltabilir.Araştırmacılar, 2021 yılında yapılan bir çalışmanın sonuçlarına da atıfta bulunarak, işlenmiş etlerde bulunan nitritlerin oksidatif stres, lipid peroksidasyonu ve proinflamatuar sitokinlerin aktivasyonu gibi mekanizmalar yoluyla demans gelişimine katkıda bulunabileceğini ifade etti.Özellikle tuz bakımından zengin olan işlenmiş etlerin, yüksek tansiyona neden olarak sağlık sorunlarını daha da artırabileceği vurgulandı.Araştırmada ayrıca, doymuş yağ asitlerinin birikiminin demans riskini artırabileceği ve işlenmiş etlerin bu tür yağlar bakımından zengin olduğu belirtildi. İşlenmemiş kırmızı et tüketiminin ise daha düşük riskle ilişkilendirilebileceği ifade edildi.Araştırmacılar, &quot;Bulgularımız, işlenmiş et tüketiminin demans riskini artırabileceğini, ancak işlenmemiş kırmızı et tüketiminin daha düşük riskle ilişkili olabileceğini gösteriyor&quot; dedi. Çalışma, özellikle işlenmiş et tüketimini çeşitli bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilişkilendiren kanıtlara katkı sağlıyor.Sonuç olarak, işlenmiş etlerin azaltılması ve daha sağlıklı alternatiflere yönelmek, yalnızca demans değil, genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir. Araştırmacılar, bireyleri beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve özellikle yaşlılık dönemine yönelik koruyucu önlemler almaya teşvik ediyor.1. PROTEİN KAYNAĞI EKLEYİNProtein, kasların onarımı ve uzun süre tok hissetmek için önemlidir.

Haşlanmış yumurta, omlet veya menemen
Az tuzlu beyaz peynir, lor peyniri veya keçi peyniri
Yoğurt veya süt (laktozsuz ya da bitkisel alternatifler de olabilir)

2. TAM TAHILLI KARBONHİDRATLAR

Tam tahıllar, enerji sağlar ve lif içeriği ile sindirimi destekler.
Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya yulaf ezmesi
Tam tahıllı krep veya pancakeSebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.
Domates, salatalık, biber, roka, marul veya avokado
Kahvaltınıza limonlu bir salata ekleyebilirsiniz.

4. SAĞLIKLI YAĞLAR EKLEYİNSağlıklı yağlar, enerjiyi uzun süre dengeler.

Ceviz, badem, fındık
Zeytin veya zeytinyağı
Avokado dilimleriRafine şekerden kaçının, meyvelerle tatlı ihtiyacınızı karşılayın.
Taze meyve (örneğin, muz, elma, portakal)
Kuru meyve (örneğin, hurma, kuru kayısı)

6. ŞEKERSİZ İÇECEKLER TERCİH EDİN

Kahvaltıda sıvı tüketimi önemlidir.
Yeşil çay, bitki çayı veya şekersiz siya ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/owckdt2wqU2I5049LdQcbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, beyni, çürüten, tehlike, diyor:, Kahvaltıda, lokmasını, bile, yemeyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/salmonella-nedir-nasil-bulasir-salmonella-bakterisi-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Salmonella bakterisi, sosyal medya kullanıcıları tarafından merak edilen ve araştırılan hastalıklar arasında yer almaya başladı. İzmir&#039;de yediği kumpirde salmonella tespit edilen kadının hayatını kaybetmesinin ardından, &quot;Salmonella nedir, nasıl bulaşır?&quot; sorularına yanıt aranıyor. Peki, Salmonella nedir, nasıl bulaşır? Salmonella bakterisi belirtileri neler?Salmonella, Enterobacteriaceae ailesinde yer alan, gram-negatif bir bakteridir. Yaklaşık 2000 alt tipi insanlarda hastalığa neden olur.   Salmonella typhi (tifo) ve Salmonella paratyphi (paratifo) yalnızca insanlarda enterik ateş (tifo, paratifo) olarak adlandırılan ve zaman zaman salgınlarla seyredebilen hastalıklara neden olan türlerdir. Bunların dışında kalan salmonella alt tipleri non-tifoidal salmonellalar olarak adlandırılır.  SALMONELLA NASIL BULAŞIR?  Kaynağı bilinmeyen, kontamine (bakteri bulaşmış olan) suların içilmesi ve kullanılması,  İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmemesi ve bunların kaynak sularına karışması  İçme ve kullanma sularının yeterince klorlanmaması  Salmonella taşıyan ve iyi pişirilmemiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi gıdaların tükeltilmesi  Pastörize edilmemiş süt,peynir tüketimi  Kontamine (kirli) çiğ sebze ve meyve, baharat ve çerezlerin tüketimi  Hasta kümes hayvanları ile temas  Özellikle yılan, kaplumbağa, kertenkele gibi sürüngenler, kurbağalar, kuşlar ve civciv gibi evcil hayvanlar ile temastan sonra hijyen kurallarına uyulmaması halinde bulaşma olabilir.  Bakteri hasta insanlardan diğer insanlara da bulaşabilir.  SALMONELLA BAKTERİSİ BELİRTİLERİ  Salmonella bakterisinin vücuda alınmasından yaklaşık 12-72 saat sonra ishal, ateş, bulantı, kusma ve karın krampları şeklinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastalık genellikle 4-7 gün sürer ve çoğu kişi tedavi olmadan iyileşir.   Bazı kişilerde, ishal hastanın hastaneye yatmasını gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi yetersiz olan kişilerde hastalık daha ciddi seyreder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OGeVRBXXXE-W4HBiNtglFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Salmonella, nedir, nasıl, bulaşır, Salmonella, bakterisi, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ömrü kısaltan 6 besin: Kolon kanseri, kalp krizi ve diyabete neden oluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/omru-kisaltan-6-besin-kolon-kanseri-kalp-krizi-ve-diyabete-neden-oluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/omru-kisaltan-6-besin-kolon-kanseri-kalp-krizi-ve-diyabete-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Günlük tükettiğimiz yiyecekler sağlığımız, yaşam kalitemiz ve hatta ne kadar yaşadığımız üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bu yiyeceklerin ara sıra tadını çıkarmak sorun olmasa da, bunları diyetinizin düzenli bir parçası haline getirmek kronik hastalık riskini artırabilir ve ömrü kısaltabilir. Daha sağlıklı alternatifler seçerek ve ne yediğinize dikkat ederek daha uzun ve sağlıklı bir yaşama doğru önemli adımlar atabilirsiniz.Günlük yediğimiz yiyecekler sağlığımızı şekillendirmede önemli bir rol oynar. Bazı yiyecekler bizi besler ve güçlendirirken, diğerleri zamanla sessizce vücudumuza zarar verebilir.Kötü beslenme seçimleri kronik hastalık riskini artırabilir, hayati bedensel işlevleri bozabilir ve bazı durumlarda ömrümüzü bile kısaltabilir. İşte sağlığımızı ve uzun ömürlülüğümüzü olumsuz etkileyebilecek 6 yaygın tüketilen yiyecekDondurulmuş tavuk salamı veya sosis gibi işlenmiş etler kullanışlı ve lezzetli kabul edilir ancak büyük sağlık riskleri taşırlar.Bu etler, özellikle kolorektal kanser olmak üzere kanser riskinin artmasıyla ilişkilendirilen nitrat ve nitritlerle korunmuştur.2010 yılında yayınlanan bir araştırma, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin ölüm oranında, kanser riskinde ve kalp hastalıkları riskinde önemli bir artışla bağlantılı olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu etler ayrıca doymuş yağ ve sodyum açısından yüksektir ve kalp hastalığına ve hipertansiyona katkıda bulunur.Meşrubatlar, enerji içecekleri ve diğer şekerli içecekler, vücudumuz için yalnızca bir ton sorun yaratan ilave şekerlerle doludur. Aşırı şeker tüketimi kilo alımına, insülin direncine ve tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve karaciğer sorunları riskinin artmasına yol açar.2021 yılında yayınlanan bir araştırma, şekerli içeceklerin kardiyovasküler hastalıklara, diyabet ve obeziteyle ilgili hastalıklara katkıda bulunmaları nedeniyle her yıl dünya çapında 184.000&#039;den fazla ölümden sorumlu olduğunu bulmuştur. Bunun yerine, vücudunuzu nemli ve sağlıklı tutmak için su, bitki çayları veya şekersiz içecekleri tercih edin.Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve makarna gibi rafine tahıllar birçok evde temel gıda maddeleridir. Ancak, bunlar aşırı işlenmiş ve lif, vitamin ve mineraller gibi temel besin maddelerinden arındırılmıştır. Bu besin eksikliği, kan şekerinin hızla yükselmesine ve düşmesine neden olarak zamanla tip 2 diyabet ve obezite riskini artırır.Kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahılları tercih etmek, uzun vadeli sağlık için daha sağlıklı bir seçimdir.Patates kızartması, kızarmış tavuk ve donut gibi kızarmış yiyecekler, bağırsak bariyer fonksiyonunu bozabilen ve sindirim sisteminde iltihaplanmaya neden olabilen sağlıksız yağlar açısından zengindir.Patates kızartması, kızarmış tavuk ve soğan halkaları lezzetli olabilir, ancak sağlığınız için en zararlı yiyeceklerden bazılarıdır. Kızarmış yiyecekler genellikle kötü kolesterol (LDL) seviyelerini yükselttiği ve iyi kolesterolü (HDL) düşürdüğü bilinen trans yağ oranı yüksek yağlarda pişirilir. Bu, kalp hastalığı ve felç riskini artırır.Bir çalışma, kızarmış yiyeceklerin düzenli tüketiminin, özellikle kadınlarda erken ölüm riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Kızarmış yiyecekler kalori açısından yoğun olup kilo alımına ve kronik iltihaplanmaya yol açabilir.Cipsler, krakerler ve diğer paketlenmiş atıştırmalıklar aşırı işlenmiş olup sağlıksız katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve tuzla doludur. Çok fazla sodyum tüketmek yüksek tansiyona, böbrek sorunlarına ve felç riskinin artmasına yol açabilir.Bu atıştırmalıklara uzanmak yerine, kuruyemiş, tohum veya taze meyve gibi daha sağlıklı alternatifleri düşününŞekere &quot;daha sağlıklı&quot; bir alternatif olarak pazarlansa da, yapay tatlandırıcıların kendi riskleri olabilir. Bu tatlandırıcılar bağırsak sağlığını bozabilir, metabolik dengesizliklere ve şekerli yiyeceklere olan isteklerin artmasına yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zEvddj5lykWtd0Rrl05NyQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ömrü, kısaltan, besin:, Kolon, kanseri, kalp, krizi, diyabete, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatıyor: 1 bardağı kronik hastalıklar üzerinde bile etkili</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/biyolojik-yaslanma-hizini-yavaslatiyor-1-bardagi-kronik-hastaliklar-uzerinde-bile-etkili</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli çay tüketimi biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.  Çayı günlük rutininize dahil etmek daha sağlıklı bir cilde sahip olmanızı sağlayabilir, hastalık riskini azaltabilir ve hatta biyolojik yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilir. Daha sağlıklı ve daha canlı bir siz için muazzam bir potansiyele sahip, basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Çay sadece rahatlatıcı bir içecekten daha fazlasıdır; sağlıklı bir şekilde yaşlanmamıza yardımcı olabilecek sırlar barındırır.Hiçbir sihirli iksir zamanı geri çeviremezken, 2024&#039;te yapılan bir araştırma, düzenli çay tüketiminin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya ve sağlık süremizi iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Bu basit günlük alışkanlığın genel sağlığınız nasıl büyük bir fark yaratabileceği hakkında bilmemiz gereken her şey burada.Çay, vücuttaki oksidatif stresle savaşan özellikle kateşinler ve polifenoller olmak üzere antioksidanlar açısından zengindir. Oksidatif stres zamanla hücrelere zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırır.Çay, bu hasarı azaltarak hücrelerinizin sağlığını korumaya yardımcı olur ve daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlar.Düzenli çay içenler, içmeyenlere kıyasla daha yavaş biyolojik yaşlanma yaşarlar. Bu, kronolojik yaşları aynı kalsa da vücutlarının daha gençmiş gibi çalışabileceği anlamına gelir.Yaşlanmayı yavaşlatma konusunda yeşil çay başı çeker. Hücre yenilenmesinin iyileştirilmesi, iltihabın azaltılması ve daha iyi cilt elastikiyeti ile ilişkilendirilen güçlü bir antioksidan olan yüksek seviyelerde epigallocatechin gallate (EGCG) içerir.2014 yılında yapılan bir araştırma, çayın polifenoller ve kanser, kardiyovasküler hastalık, artrit ve diyabet gibi kronik hastalıklara yakalanma şansını azaltabilecek diğer bileşenleri içerdiğinin kabul edildiğini belirtmektedir.Her gün yeşil çay tüketmekyaklaşık 3 fincan veya 6-8 gram çay yaprağı- dikkate değer yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmiştir. Çay içmeyen birinden düzenli yeşil çay içen birine dönüşmek biyolojik yaşlanma hızını önemli ölçüde yavaşlatabilir.Yaşlanma sadece kırışıklıklarla ilgili değildir; cildinizin, saçınızın ve vücudunuzun zamanla nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Çaydaki antioksidanlar cildi erken kırışıklıkların başlıca nedenlerinden biri olan UV hasarından korur. Düzenli çay tüketimi ayrıca kolajen üretimini iyileştirerek cildi sıkı ve nemli tutabilir.Saçlarınız için, B2 ve E vitaminleri de dahil olmak üzere yeşil çayın besinleri parlaklığı ve gücü korumaya yardımcı olur. Günlük çay içmek saç büyümesini destekleyebilir ve oksidatif hasarın neden olduğu incelmeyi önleyebilir.Yaşlanma sadece görünümle ilgili değildir; aynı zamanda vücudunuzun iç sağlığını korumakla da ilgilidir. Düzenli olarak çay içmek kalp hastalığı, diyabet ve bilişsel gerileme gibi yaşa bağlı hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.Çaydaki polifenoller kan şekerini düzenlemeye, kalp sağlığını iyileştirmeye ve beyindeki nöronları korumaya yardımcı olur. Bu, çayı sadece görünüşünüz için yaşlanma karşıtı bir içecek değil, aynı zamanda yaşlandıkça zihninizi keskin ve vücudunuzu güçlü tutmanın bir yolu haline getirir.Ara sıra çay içmek faydalı olsa da, düzenli olarak içmek ideal olarak günde 2-3 fincan- en iyi yaşlanma karşıtı sonuçları sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HXdRpf0cik-UZA-33eE7jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Biyolojik, yaşlanma, hızını, yavaşlatıyor:, bardağı, kronik, hastalıklar, üzerinde, bile, etkili</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sosyal yıkıcılar: Psikopati, Sosyopati, Antisosyal</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sosyal-yikicilar-psikopati-sosyopati-antisosyal</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sosyal-yikicilar-psikopati-sosyopati-antisosyal</guid>
<description><![CDATA[ Yaşam boyunca elbette sorun yaşadığımız insanlar karşımıza çıkabilir, bize zarar ilişkiler ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Fakat bazı kişiler vardır ki temel özellikleri ilişki içinde oldukları kişiye ve çevrelerine hem duygusal, hem maddi hem de fiziksel zarar vermek onların temel özelliğidir. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, Sosyal yıkıcılar: Psikopati, Sosyopati, Antisosyal terimlerini açıkladı.Romantik ilişkilerinizde şiddet gördüğünüz oldu mu?  Eşinizin/ sevgilinizin şiddete eğilimli olduğunu düşündünüz mü?   Dolandırıcılık haberlerine şaşırıp bu kişi bunu nasıl yapmış der misiniz?   İyi niyetinizin başka biri tarafından kullanıldığı oldu mu?   Hapishanelerdeki çoğu insanın neden orada olduğunu merak ettiğiniz oldu mu?  Bazı kişilerin soğukkanlı şekilde nasıl suç işleyebildiğini anlayamadığınız?   Yaşam boyunca elbette sorun yaşadığımız insanlar karşımıza çıkabilir, bize zarar ilişkiler ve hayal kırıklıkları yaşayabiliriz. Fakat bazı kişiler vardır ki temel özellikleri ilişki içinde oldukları kişiye ve çevrelerine hem duygusal, hem maddi hem de fiziksel zarar vermek onların temel özelliğidir. Hatta bu kişiler sadece yakın çevrelerine değil genel toplumsal huzur, düzen, yaşam açısından çok önemli zararlara yol açıp, zaman, enerji kaynak tüketirler. Antisosyal, psikopati, sosyopati: İşte bu üç terim, kendimiz, ailemiz, çocuklarımız, sevdiklerimiz ve toplum için tehdit oluşturabilecek bir kişilik yapısıyla ilgili birbirine benzeyen ama farklılaşan 3 farklı adlandırma. Bu 3 grup kişi, toplumsal kurallara uymamaları, çevreye ilişki içinde oldukları insanlara zarar vermeleri, onları sömürmeleri, kullanmaları açısından birbirine çok benzerdir ve bu grupta yer alan çoğu kişi bu alt gruplardan ikisinin veya üçünün özelliklerini bir arada gösterebilirler. Peki, bu terimler arasındaki farklar nelerdir ve neden hala bu nedenle bu üç farklı adlandırmada hala yaşamaktadır? Gelin buna yakından bakalım:  ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU: DOĞUŞTAN SUÇLULAR  Antisosyal kişilik bozukluğu, temel özelliği yasalara uymama, suç işleme olan bir kişilik bozukluğu tanısına verilen addır. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Tanı Sistemi DSM-5’de antisosyal (topluma karşı) kişilik bozukluğu olarak adlandırılırken; Dünya Sağlık Örgütü Ruhsal sınıflandırma sistemi olan ICD’de aynı tanı için “dissosyal (toplum karşıtı) kişilik bozukluğu” terimini kullanılır. Bu tanı sistemlerine göre, antisosyal kişilik bozukluğu, bireyin sürekli olarak başkalarının haklarını çiğnediği, toplumsal kurallara ve yasalara uymadığı, kolaylıkla yalan söylediği ve manipülatif davrandığı, aklına eseni sorumsuzca yapan, yaptığı olumsuz davranışlardan dolayı vicdan azabı veya suçluluk hissetmeyen ve ağırlıklı olarak saldırgan ve şiddet içeren davranışlar gösteren bir kişilik yapısıdır. Bu özellikleriyle çoğu antisosyal kişilik bozukluğu olan birey suçla ilişkilidir. Peki ya psikopati?  PSİKOPATİ: SOĞUKKANLI VE HESAPÇI KÖTÜLER  “Psikopati” terimi resmi bir psikolojik bozukluk tanısı olmaktan çok bir kişilik yapısını tanımlayan ve kişiliğin biyolojik boyutu olan huy veya mizaç özellikleriyle ilişkili çok boyutlu bir klinik kavramdır. Bu kişiler aldatma, manipülasyon, sorumsuzluk, dürtüsellik, empati eksikliği, suçluluk veya pişmanlık hissetmeme gibi bir dizi etik olmayan davranış gösterirler. Psikopatinin en yıkıcı özellikleri arasında, başkalarının haklarına en ufak bir suçluluk veya pişmanlık duygusu olmadan çiğneyebilme ve onlara zarar verici davranışlar yer alır. Psikopat bireylerin bir kısmı, antisosyal kişilik bozukluğu tanısını alabilir ama bir kısmı dışarıdan bakıldığında kontrollü, soğukkanlılıkla hareket eden ve hatta karizmatik kişiler olarak görülebilirler. İçsel olarak ise derin bir empati yoksunluğu ve duygusal soğukluk barındırırlar. Bu bireyler, başkalarının duygularını manipüle etmekte ustadır. Planlı ve stratejik davranışlar sergilerler; bu nedenle suç işlediklerinde yakalanma olasılıkları düşüktür. Örneğin, psikopat bir birey bir dolandırıcılık suçu işlerken, detaylı bir plan yapar ve bu plana titizlikle uyar.   SOSYALLEŞME SORUNLARININ ÜRÜNÜ: SOSYOPATİ  “Sosyopati” ise psikopatiye benzemekle beraber aslında yapı, yani mizaç veya huy olarak psikopatik özellikleri çok ön planda olmayan ama olumsuz çocukluk yaşantılarıyla, kötü örneklerin olduğu sosyal çevrenin etkisiyle antisosyal davranışlar gösteren kişilerin durumunu tanımlayan bir ifadedir. Bazı sosyopatların psikopatlardan farklı olarak empati, suçluluk ve sadakat duyguları olabilir. Bu nedenle sosyopatların, psikopatlara göre başkalarıyla bağ kurma olasılığı daha yüksektir; ancak bu bağlar çoğu zaman sağlıksız ve dengesizdir. İlişkide oldukları kişiye rahatlıkla zarar verebilirler. Sosyopati, antisosyal kişilik bozukluğunun, yetersiz ebeveyn tutumları nedeniyle sosyalleşme eksikliğinin ürünü olan bir alt tipi olarak düşünebiliriz.   Antisosyal kişilik bozukluğu, sosyopati ve psikopati, sadece bireysel hayatları değil, toplumsal huzuru da etkileyen bozukluklardır. Bu kişilerin da ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6DH-Je2_VUKQIMsE4SVAZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, yıkıcılar:, Psikopati, Sosyopati, Antisosyal</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demansı önlemek mümkün! İşte risk faktörlerini azaltmanın yolları</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/demansi-oenlemek-mumkun-iste-risk-faktoerlerini-azaltmanin-yollari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/demansi-oenlemek-mumkun-iste-risk-faktoerlerini-azaltmanin-yollari</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında 55 milyondan fazla insanı etkileyen demans, 2050&#039;ye kadar üç katına çıkması beklenen artan bir eğilim gösteriyor. Hafıza kaybı ve kafa karışıklığı gibi semptomları olan bu ilerleyici nörolojik rahatsızlık, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel olarak aktif kalma, stresi yönetme ve iyi uyku sağlama ile yönetilebilir.Demans, beyni etkileyen yaygın ve sakatlayıcı bir hastalıktır. Demanslı insan sayısı dünya çapında artmaktadır ve 2050&#039;ye kadar üç katına çıkması beklenmektedir.Şu anda dünya çapında 55 milyondan fazla demanslı insan bulunmaktadır ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası gelişmektedir.Özellikle 65 yaş üstü kişilerde görülme olasılığı yüksek olan demans; unutma, endişeli hissetme, karar vermede zorluk çekme ve daha fazlası şeklinde ortaya çıkabilen ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Demans, kişinin günlük aktivitelerinde tam yardıma ihtiyaç duyabileceği hafiften şiddetliye kadar değişen bir şiddette olabilir. Belirtileri fark etmek korkutucu olabilir ve sürekli tetikte olmak, ruh sağlığınızı ve duygusal refahınızı korumak için en iyi yol olmayabilir. Aynı zamanda, hangi belirtileri fark edeceğinizi bilmek yardımcı olabilir.Demans, günlük yaşamı etkileyen düşünme, hatırlama ve muhakeme gibi bilişsel yeteneklerde düşüşe neden olan bir sendromdur. Sinir hücrelerine zarar veren çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilen bir beyin fonksiyonu kaybıdır. Demans, insanlar yaşlandıkça daha yaygın hale gelir, ancak yaşlanmanın normal bir parçası değildir.Demans, hastalığı olan kişiler, aileleri, bakıcıları ve toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Genellikle demans konusunda farkındalık ve anlayış eksikliği vardır ve bu da damgalanmaya ve teşhis ve bakıma yönelik engellere yol açabilir.Demans, bozuk düşünme ve hafıza gibi bir dizi semptom için kullanılan genel terimdir ve genellikle yaşlanmanın bilişsel düşüşüyle ​​ilişkilendirilir. Alzheimer hastalığı, beynin düşünce, hafıza ve dili kontrol eden kısımlarını özel olarak etkileyen bir bunama türüdür. Huntington Hastalığı, Parkinson Hastalığı ve Creutzfeldt-Jakob hastalığı gibi diğer hastalıklar bunamaya ilerleyebilir.Bunama, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneğini etkileyen beyin hücrelerine verilen hasardan kaynaklanır. Yaş ve genetik dışında, rol oynayan başka risk faktörleri de vardır. Ancak, bazı basit alışkanlıklar bunamadan uzak durmanıza yardımcı olabilir.Bunlardan bazıları şunlardır:Düzenli egzersiz: Fiziksel olarak aktif olun. Bu, haftada yaklaşık 150 dakika orta yoğunlukta hem aerobik hem de direnç aktivitelerini içermelidir. Düzenli fiziksel egzersiz, bunama geliştirme riskinizi %50&#039;ye kadar azaltabilir. Egzersiz, bilişsel sorunlar geliştirmeye başlamış olanlarda daha fazla bozulmayı da yavaşlatabilir.Haftada en az 5 kez 30 dakika egzersiz yapın. İster yürüyüş, ister koşu, ister bisiklet, ister yüzme veya bir dans grubuna katılmak olsun. Haftalık rutininize güç veya ağırlık antrenmanı seansları eklemeyi düşünün. Bu egzersizler sadece kas inşa etmekle kalmaz, beyin sağlığınızı korumanıza da yardımcı olur.Zihinsel olarak aktif kalın: Çalışmak, yeni bir dil öğrenmek, bulmaca çözmek, masa oyunları oynamak, kitap okumak veya yazmak ve sosyal olarak aktif olmak gibi kendinizi zihinsel olarak zorlayan aktiviteler yaparak zihninizi çalıştırın.Zihinsel zorluklar beyni güçlendirmeye yardımcı olur ve Alzheimer hastalığına neden olabilecek lezyonları geliştirmeye karşı daha az savunmasız hale getirir. Zihinsel uyarım ayrıca hastalığı olan kişilerde beyin bozulmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilir.Bir müzik aleti çalın, yabancı bir dil öğrenin, iyi bir kitap okuyun ve yeni bir hobi edinin. Yenilik ve zorluk ne kadar büyükse, fayda da o kadar büyük olur. Strateji oyunları ve bulmacalar oynayın. Zeka oyunları ve bilmeceler size zihinsel bir egzersiz sağlayabilir ve beyninizi bilişsel çağrışımlar oluşturması ve sürdürmesi için eğitebilir. Bulmaca, masa oyunları, kartlar, Scrabble ve Sudoku hepsi harika seçeneklerdir.Sağlıklı beslenin: Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze ve haftada en az iki kez protein tüketerek sağlıklı beslenin. Şeker, tuz ve doymuş yağ alımını sınırlayın. Nişastalı yiyecekleri orta düzeyde yiyin ve günde 6-8 bardak su için.Araştırmalar, doğru yiyecek seçimleri yapmanın beyin fonksiyonunuzu koruyabileceğini ve bunama olma olasılığınızı azaltabileceğini gösteriyor. Ek olarak, bunama hastası bir kişi için uygun beslenme vücudu güçlü tutabilir ve davranışsal semptomları hafifletebilir.Şekerli yiyecekler, rafine karbonhidratlar ve yağlı yiyecekler kilo alımına yol açarak diyabet gibi daha fazla sağlık sorunu riskine sokabilir. Diyabet Alzheimer ile yakından bağlantılıdır. Bu türlerden her ne pahasına olursa olsun kaçının ve daha sağlıklı seçenekleri tercih edin.Tam tahıllar, sebzeler, kuruyemişler, baklagiller, baharatlar, yağlı balıklar, zeytinyağı ve omega yağları açısından zengin diğer yiyeceklerden zengin, kırmızı et, rafine yiyecekler ve şeker açısından düşük bir Akdeniz diyeti uygula ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UIJIfZFxwEu2YeL6RoW3VQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Demansı, önlemek, mümkün, İşte, risk, faktörlerini, azaltmanın, yolları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalbiniz için mini bir sıfırlama: &amp;quot;Bir dakika&amp;quot; kuralı kolesterolü düşürüp, kalbi iyileştiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalbiniz-icin-mini-bir-sifirlama-bir-dakika-kurali-kolesterolu-dusurup-kalbi-iyilestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kardiyovasküler hastalık, küresel çapta önde gelen ölüm nedenidir. Kalbinizi korumak her zaman zorlu yaşam tarzı değişiklikleri gerektirmez. Günlük alışkanlıklarınızda yapacağınız küçük, bilinçli ayarlamalar zamanla büyük faydalar sağlayabilir. İster yürüyüşe çıkmak, ister bir günlüğe yazmak olsun, bu eylemler yalnızca kalbinizi değil genel sağlığınızı da besler. Peki kalbi koruyan alışkanlıklar nelerdir?Kalbiniz asla ara vermeyen çalışkan bir organdır, bu yüzden ona biraz daha fazla özen göstermemiz adil olur! Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün verilerine göre, kardiyovasküler hastalık (KVD), dünya çapında önde gelen ölüm nedenidir ve her yıl tahmini 17,9 milyon insanı öldürmektedir.Daha az tuz yemek veya daha fazla egzersiz yapmak gibi bazı kalp sağlığı tavsiyeleri tanıdık gelse de, benzersiz ve benimsenmesi kolay başka küçük ama etkili değişiklikler yapabilirsiniz. Kalbimizi zarardan korumaya yardımcı olabilecek 7 alışkanlıkSabahları bir bardak ılık limonlu suyla başlatmak sadece hidrasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun pH seviyelerini dengelemeye de yardımcı olur. Limon, kan damarlarındaki iltihabı azaltabilen C vitamini açısından zengindir. Bu basit ritüel ayrıca sindirimi destekler ve dolaylı olarak kalbinizdeki stresi azaltmaya yardımcı olur.Gülmenin kalbiniz için gerçekten iyi olduğunu biliyor muydunuz? Gülmek endorfin salınımını tetikler, stres hormonlarını azaltır ve kan damarı işlevini iyileştirir. İster komik bir video, ister bir arkadaşınızdan gelen bir şaka veya bir komedi gösterisi olsun, gülmek için zaman ayırmak kalp sağlığınız için harikalar yaratabilir.Yatmadan önce veya yemeklerden sonra telefonunuzda sonsuza kadar kaydırmak çoğumuzun sahip olduğu bir alışkanlıktır, ancak bu zamanı kısa bir yürüyüşle değiştirmek kalbinize önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Yemekten sonra tempolu 10 dakikalık bir yürüyüş kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur, bunların ikisi de kardiyovasküler sisteminizdeki stresi azaltır.Stres, sağlıklı bir kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Derin nefes almak için her birkaç saatte bir dakika ayırmak kalp atış hızınızı düşürebilir, kan basıncınızı düşürebilir ve zihninizi sakinleştirebilir. Dört saniye derin nefes alın, dört saniye tutun ve dört saniye nefes verin; kalbiniz için mini bir sıfırlama!Atıştırmalık zamanında cips yemek cazip gelebilir, ancak badem, ceviz veya fıstık gibi kuruyemişler çok daha iyi bir seçenektir. Kötü kolesterolü düşüren ve kalp sağlığını iyileştiren sağlıklı yağlar, lif ve magnezyumla doludurlar. Ayrıca çıtır çıtır, lezzetli ve doyurucudurlar.Gece geç saatlerde içilen kahve uyanık kalmanıza yardımcı olabilir, ancak kalp atış hızınızı artırabilir ve uykunuzu bozabilir, bu da kalbinizi olumsuz etkiler.Bunun yerine papatya, nane veya ebegümeci gibi sakinleştirici bitki çaylarını deneyin. Bu çaylar sadece rahatlamanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığını destekleyen antioksidanlar da içerir.Ruh sağlığınız kalp sağlığınızla yakından bağlantılıdır. Her gün şükrettiğiniz üç şeyi not ettiğiniz bir şükran günlüğü tutmak stres seviyenizi düşürebilir ve genel ruh halinizi iyileştirebilir. Mutlu bir zihin daha sağlıklı bir kalbe yol açar, bu yüzden şükran rehberiniz olsunBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGnOfepYZEqOwxD-ZxHM9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalbiniz, için, mini, bir, sıfırlama:, Bir, dakika, kuralı, kolesterolü, düşürüp, kalbi, iyileştiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki ideal aralık ne kadar olmalıdır?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ogle-yemegi-ile-aksam-yemegi-arasindaki-ideal-aralik-ne-kadar-olmalidir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ogle-yemegi-ile-aksam-yemegi-arasindaki-ideal-aralik-ne-kadar-olmalidir</guid>
<description><![CDATA[ Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki zamanlama metabolizmayı, enerji seviyelerini ve genel sağlığı büyük ölçüde etkiler. 4-6 saatlik bir aralık uygun sindirimi sağlar, aşırı yemeyi önler ve gün boyunca tutarlı enerji seviyelerini korur. Çalışma programları, aktivite seviyeleri ve diyet gibi faktörler önemli bir rol oynar. Dengeli beslenme alışkanlıkları ve tutarlı bir rutin, iyileştirilmiş metabolik sağlığa ve daha iyi uykuya katkıda bulunur.Sağlıklı bir yaşam tarzının sürdürülmesinde öğünlerin zamanlaması çok önemlidir. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki aralık da dikkate alınması gereken önemli bir faktördür ve metabolizmayı, enerji seviyelerini, sindirimi ve genel olarak sağlığı etkileyebilir.Bireysel ihtiyaçlar ve yaşam tarzları farklı olacaktır, ancak genel olarak öğle yemeği ile akşam yemeği arasındaki ideal aralık günlük rutininize, beslenme alışkanlıklarınıza ve metabolizma hızınıza bağlı olarak yaklaşık 4 ila 6 saat olmalıdır.Yemekten sonra vücudunuzun yiyecekleri sindirmesi ve besinleri iyi emmesi için biraz zamana ihtiyacı vardır. Bu nedenle öğünler arasındaki aralık 4 ila 6 saattir ve midenizin bir sonraki öğünü sunmadan önce önceki öğünü sindirmesine olanak tanır.Bu, aşırı yemeye yol açmaz çünkü son öğünden gelen tokluk hissi bu süre içinde doğal olarak azalır. Öğle yemeğine çok yakın bir zamanda yemek yemek hazımsızlığa, şişkinliğe veya hatta kilo alımına neden olurken, çok geç yemek yemek akşam yemeğinde aşırı yemenize neden olacak aşırı açlığa neden olur.Vücudunuz öğle yemeği besinlerini öğleden sonranın sonuna kadar taşımak için kullanır. Akşam yemeği vakti öğle yemeğinden çok kısa bir süre sonraysa, vücudunuza bu besinleri kullanması için yeterli zaman vermeyebilir ve bu nedenle gereksiz yere kalori tüketebilirsiniz. Öte yandan, çok uzunsa, kan şekeriniz düştüğü için yorgun, sinirli veya zihinsel olarak odaklanamaz hissedersiniz. Mükemmel zamanlanmış bir öğün aralığı tutarlı bir enerji seviyesi ve üretkenlik sağlar.Düzenli bir yeme programı, vücudunuzun yiyeceği enerjiye dönüştürdüğü süreç olan metabolizmanızı düzenler. Öğünler uygun şekilde aralandığında, vücudunuz kan şekerindeki ani yükselmeleri veya düşüşleri önleyen öngörülebilir bir ritim geliştirir. Öğle yemeğinden hemen sonra akşam yemeği yemek aşırı kalori depolamasına neden olabilirken, özellikle yatmadan hemen önce yenildiğinde, akşam yemeğini geciktirerek metabolizmayı yavaşlatabilir ve sindirimi bozabilir.Akşam yemeğini yediğiniz saat uykunuzu da belirler. Uzun bir mola verip sonra akşam yemeğini geç yemek, vücudunuzun uyurken yiyecekleri sindirmesi nedeniyle rahatsız olmanıza, asit reflüsü yaşamanıza veya huzursuz olmanıza neden olabilir. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında 4 ila 6 saatlik bir boşluktan kaçınarak bile, yatmadan önce çok aç veya çok tok olmaktan kaçınırsınız ve bu da uyumanıza yardımcı olur.Geleneksel 9-5 işlerine sahip kişiler için öğle yemeği genellikle 12:00 ile 13:00 arasındadır, bu da akşam yemeğinin 18:00 veya 19:00 civarı ideal olduğu anlamına gelir. Düzensiz çalışma saatlerine sahip olanlar, aralığın rutinlerine uymasını sağlayarak buna göre ayarlamalar yapabilir.Aktif kişiler veya sporcular, vücutları kalorileri daha hızlı yaktığı ve bu nedenle besinleri daha sık yenilemeleri gerektiği için öğünler arasında daha küçük boşluklara ihtiyaç duyabilirler. Hareketsiz kişiler öğünler arasında daha uzun aralıklara katlanabilirler. Diyabet veya asit reflü gibi bazı tıbbi durumlar daha sık ve daha küçük öğünler yemeyi gerektirebilir. Bu hastalıklarla teşhis edilen hastalar, öğün zamanlamasıyla ilgili özel tavsiyeler için bir sağlık uzmanına danışmalıdır.Öğle yemeğinde yediğiniz yiyecek türü, akşam yemeğini ne kadar erken yiyeceğinizi belirler. Öğle yemeğindeki protein, lif ve sağlıklı yağ içerikleri uzun süreli enerji ve tatmin sağlarken, karbonhidrat diyeti sizi daha da erken açlığa sürükleyebilir.Açlık sinyallerinize dikkat edin. Akşam yemeğinden önce aşırı acıkırsanız, dengeli ve kalorisi yüksek bir öğle yemeği yiyip yemediğinizi düşünün.Yoğunluk nedeniyle öğle yemeği ile akşam yemeği arasında 6 saatten fazla zaman varsa, saatleri &quot;köprülemek&quot; ve enerjinizi korumak için öğleden sonra fındık, meyve veya yoğurttan oluşan sağlıklı bir atıştırmalık yiyin.Rutininizle uyumlu tutarlı bir yeme programı belirleyin. Bu, vücudunuzun iç saatini düzenlemenize ve sindirimi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Bazen susuzluk açlıkla karıştırılabilir. Su veya bitki çayı içmek, öğünler arasında gereksiz atıştırmayı kontrol etmeye yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bBb4leyIBUe7p-xJZ4yTPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Öğle, yemeği, ile, akşam, yemeği, arasındaki, ideal, aralık, kadar, olmalıdır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uykusuzluğun nedeni olabilir: Yüzde 37 artırdığı ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uykusuzlugun-nedeni-olabilir-yuzde-37-artirdigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Uykusuzluk ve uyku problemi genel sağlığınızı da olumsuz yönde etkiler. Sağlıklı bir vücut için iyi ve düzenli bir gece uykusu şart. Yapılan son araştırmalar hareketsiz çalışmanın uyku sorunlarını yüzde 37 oranında artırabileceğini ortaya çıkardı.Çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski artabilir, bu da üretkenliği ve genel sağlığı etkileyebilir. Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan bir çalışma, 10 yıl boyunca 1.000&#039;den fazla çalışanı takip ederek, vardiyalı çalışanların, özellikle akşam vardiyasında çalışanların uyku bozukluklarına ve ilişkili sağlık risklerine daha yatkın olduğunu buldu.Journal of Occupational Health Psychology&#039;de yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, çok hareketsiz işlerde çalışan kişilerde uykusuzluk riski daha yüksek olabilir ve bu da çalışan üretkenliğini ve sağlığını etkileyebilir.İyi bir gece uykusu kişiyi yeniden şarj edebilir ve işte yorucu bir güne hazırlayabilir, ancak vardiyalarda veya akşam vardiyalarında çalışan kişilerde uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları riskini artırabilecek bozulmuş uyku programları olabilir.Araştırma, 10 yıllık bir süre boyunca ABD&#039;de Ulusal Orta Yaş Çalışması&#039;ndan 1.000&#039;den fazla çalışanın çalışma programlarını, fiziksel aktivitelerini ve uyku alışkanlıklarını inceledi. İşyerinde kullanılan teknoloji miktarı da hesaba katıldı.Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında (2004-2006) ve ardından on yıl sonra (2013-2017) uyku alışkanlıklarını, uyku süresi, düzenlilik, uykusuzluk semptomları, şekerleme alışkanlıkları, gündüz yorgunluğu ve uykuya dalmak için gereken süre olmak üzere altı uyku sağlığı göstergesi kullanarak paylaştılar.Katılımcılar üç kategoriye ayrıldı: İyi uyuyanlar, uykusuz uyuyanlar ve telafi eden uyuyanlarDüşük gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip düzenli uyku döngülerini içeren optimum uyku düzenlerinden hoşlanan kişiler iyi uyuyanlar olarak etiketlenirken, daha kısa uyku döngülerine ve daha yüksek gündüz yorgunluğu seviyelerine sahip olanlar uykusuz uyuyanlar kategorisine konuldu. Telafi eden uyuyanlar, kaybedilen uykuyu şekerlemeler veya ekstra hafta sonu uykusuyla telafi etmeye çalıştılar.Özellikle gece saatlerinde çalışanların, akşam vardiyaları nedeniyle telafi uyuyanlar kategorisine girme olasılıklarının %66 daha fazla olduğu bulundu.Kötü uyku düzenlerinden kurtulmak zordu ve uykusuzluk çekenlerin %90&#039;ı 10 yıla kadar sürekli semptomlar gördü. Başka bir çalışmaya göre, ayrıca kardiyovasküler hastalık, diyabet, depresyon ve güçsüzlük riskleri %72 ila %188 daha fazlaydı.İlginç bir şekilde, çalışma bilgisayar kullanımı ile kötüleşen uyku sağlığı arasında çok az bağlantı buldu.Elektronik cihazların uykuyu bozabilecek ışık yaydığı iyi biliniyor, ancak araştırmacılar teknoloji kullanımındaki artışın çalışan verimliliğini artırarak bu olumsuz etkileri telafi edebileceğini ve nihayetinde uyku sağlıklarını koruyabileceğini söylüyor.Çok hareketsiz çalışanların, yatmadan önce yeterince yorgun olmaları ve ayrıca kas-iskelet sistemi sorunlarından kaçınabilmeleri için gün boyunca düzenli hareket etmek için mola vermeleri önerilir.Bu tür işleri olan kişiler asansör yerine daha sık merdiven çıkmayı denemelidir, bu onların hareket etmelerine yardımcı olabilir.Uykunuz üzerindeki etkiyi en aza indirmek için cihazınızdaki mavi ışık filtresini kullanın.Gece vardiyasında çalışanlar, sirkadiyen ritimlerini yeniden ayarlayabilmeleri için ışık maruziyetinden kurtulabilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MRD8rSDgv0OKqlo6lpNiRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uykusuzluğun, nedeni, olabilir:, Yüzde, artırdığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi ve kanserin sessiz tehlikesi: Vücut tipiniz ölümcül hastalıkları mı tetikliyor?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-ve-kanserin-sessiz-tehlikesi-vucut-tipiniz-oelumcul-hastaliklari-mi-tetikliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-ve-kanserin-sessiz-tehlikesi-vucut-tipiniz-oelumcul-hastaliklari-mi-tetikliyor</guid>
<description><![CDATA[ Karın çevresinde aşırı yağ ile karakterize elma tipi vücut, kalp hastalığı, tip 2 diyabet, kolorektal kanser ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırır. Bunun nedeni, iç organları çevreleyen tehlikeli iç organ yağıdır ve genel sağlığı büyük ölçüde etkiler.Vücut yağınızı nerede depoladığınız, kanser ve kalp hastalığı dahil olmak üzere ölümcül hastalıklara yakalanma şansınızı etkileyebilir.Çalışmalar, belirli vücut tiplerinin diğerlerinden daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor.Araştırmalar, daha geniş bir orta bölüm ve daha geniş bir bel anlamına gelen elma tipi bir vücudunuz varsa, armut tipi insanlara kıyasla kolorektal kanser dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunları riskine sokabileceğini gösteriyor.Daha geniş bir orta bölüm, karaciğer, böbrek veya hatta kalp gibi iç organlarınızı saran tehlikeli karın yağı veya iç organ yağının birikmesini gösterir. Bu, cildin hemen altında bulunan olağan yağ değildir, bu gizli tabaka kalbinize zarar verebilir ve sizi kanser, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi diğer sorunlar riskine sokabilir.Bu durumda da benzer risklerle karşı karşıya kalırsınız çünkü elma tipi vücut, viseral yağın varlığını gösterir ve sağlıklı bir BMI bile sizi kalp sorunları ve tip 2 diyabet gibi zararlı kronik hastalıklardan kurtaramaz.Elma tipi vücut erkeklerde daha yaygındır ve daha yüksek viseral yağ konsantrasyonu ve artmış kalp hastalığı riski ile ilişkilidir. Armut tipi obezite kadınlarda daha yaygındır ve daha yüksek deri altı yağ dokusu konsantrasyonu nedeniyle metabolik olarak sağlıklı kabul edilir.Bir çalışma, elma tipi vücut yapısına sahip kişilerin armut tipi vücuda sahip kişilere göre her türlü nedenden dolayı önemli ölçüde daha yüksek ölüm riskine sahip olduğunu bulmuştur.Science Advances&#039;ta yayınlanan bir çalışmada, &quot;genel olarak obez&quot; olan veya vücut kitle indeksi (VKİ) 30&#039;un üzerinde olan kişilerin sağlıklı kilodaki kişilere kıyasla kolon kanseri geliştirme riskinin %10 daha yüksek olduğu bulundu.Ancak, obez olmayan ancak göbek çevresinde fazla kilo taşıyan veya elma tipi vücuda sahip kişilerin, daha küçük bel ölçüsüne sahip kişilere kıyasla kolon kanseri geliştirme olasılığının %12 daha fazla olduğu da gösterildi.British Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan bir incelemeye göre, daha geniş bir göbek kısmının doğrudan daha yüksek kalp hastalığı riskiyle bağlantılı olduğu bulundu. Bel çevresinde her 3,9 inçlik artış için, kalp hastalığı riski kadınlarda %3, erkeklerde ise %4 artıyor.Erkeklerin elma tipi olma olasılığı daha yüksek ancak kadınların vücutları yaşlandıkça elma tipi olabilir. Bu, menopoz sonrası gerçekleşir ve bu tür kişiler normal ve sağlıklı VKİ&#039;ye sahip olsalar bile kalp ve kan damarı sorunları açısından daha yüksek risk altındadır. Birkaç çalışmaya göre daha geniş bir orta bölüm, tip 2 diyabet riskinin artmasıyla da ilişkilidir.Artan kalp hastalığı riski: Karın çevresinde aşırı yağ olması, yüksek kolesterol seviyeleri, yüksek tansiyon ve kalp krizi ve felç dahil olmak üzere kalp hastalığı olasılığının artmasıyla güçlü bir şekilde bağlantılıdır.Tip 2 diyabet geliştirme olasılığının daha yüksek olması: Karın bölgesinde depolanan yağ, insülin direncine katkıda bulunarak vücudun kan şekeri seviyelerini düzenlemesini zorlaştırır ve tip 2 diyabet riskini artırır.Kolorektal kanser riskinin daha yüksek olması: Araştırmalar, yağın bel çevresinde yoğunlaştığı elma tipi bir vücuda sahip bireylerin, viseral yağın neden olduğu kronik iltihaplanma nedeniyle kolorektal kanser geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.Yağlı karaciğer hastalığı: Karın yağı, karaciğerde yağ birikmesiyle oluşan ve tedavi edilmezse karaciğer hasarına veya siroza yol açabilen bir durum olan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) riskini artırır.Hormonal dengesizlikler ve metabolik sendrom: Visseral yağ, kortizol ve insülin gibi hormonların üretimini ve dengesini bozarak metabolik sendroma katkıda bulunabilir. Bu durum, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve anormal kolesterol seviyeleri gibi ciddi sağlık sorunları riskini önemli ölçüde artıran bir dizi rahatsızlıktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W5xLOGcw1EKsk0C3Kv9uNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, kanserin, sessiz, tehlikesi:, Vücut, tipiniz, ölümcül, hastalıkları, mı, tetikliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar grip olduğunu söyleyip eve gönderdi: Meğer 2 yaşındaki çocuk kan kanseriymiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-grip-oldugunu-soeyleyip-eve-goenderdi-meger-2-yasindaki-cocuk-kan-kanseriymis</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Gracie McHugh ve ailesi, 2023 yılının başında beklenmedik bir şekilde zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. İki yaşındaki çocukları Gracie&#039;ye, akut lenfoblastik lösemi (ALL) teşhisi kondu ve bu haber ailenin hayatını altüst etti.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Gracie, grip benzeri semptomlarla acil servise kaldırıldı ve doktorlar eve gönderdi. 2 yaşındaki çocuğun eve gittikten sonra durum daha da kötüleşti.Eve döndüğünde durumu hızla kötüleşti, yürüme yeteneğini kaybetti ve vücudunda endişe verici bir kızarıklık oluştu.Annesi Helen Jackson, kızının acı içinde ağlamaya başlamasının ardından belirtileri araştırmaya başladı. Hastaneye geri döndüklerinde, yapılan kan testi Gracie&#039;nin kan kanseri olduğunu ortaya çıkardı. Bu teşhis, tüm aileyi derin bir şoka sürükledi.Gracie, yoğun bir tedavi sürecine alındı. Kemoterapi ve steroid tedavisi gördü. Aynı zamanda fizyoterapi ile yeniden yürümeyi öğrenmeye başladı. Aile, bu zorlu süreçte çocuk kanser yardım kuruluşundan büyük destek aldı.Gracie&#039;nin tedavi sürecinde gösterdiği cesaret, onu Kanser Araştırmaları UK tarafından finanse edilen &quot;Altogether-1&quot; adlı klinik araştırmaya katılmaya yönlendirdi. Araştırma, çocuklarda ALL tedavisini iyileştirmek için yeni yöntemler geliştiriyor.Gracie&#039;nin tedavi boyunca gösterdiği cesareti, ona bir &quot;Yıldız Ödülü&quot; kazandırdı. Annesi Helen, ödülün Gracie’nin cesaretini ve azmini onurlandırdığını belirterek duygularını şöyle ifade etti:&quot;Gracie&#039;nin bu kadar küçük yaşta bu denli zorluklarla baş etmesi inanılmaz. Onunla gurur duyuyoruz.&quot;Kanser Araştırmaları sözcüsü , Gracie’nin cesaretini överek şunları söyledi:&quot;Kanser teşhisi her yaşta yıkıcıdır, ancak çocuklar için daha zordur. Gracie, yaşına rağmen büyük bir cesaret gösterdi. Onun hikayesi, diğer çocuklara ve ailelerine umut aşılıyor.&quot;ALL, nadir görülen bir kan kanseri türüdür ve genellikle dört yaşın altındaki çocuklarda daha yaygındır. Hastalık hızlı gelişir ve tedaviye erken başlanması kritik öneme sahiptir. Semptomlar arasında yorgunluk, morarma, sık enfeksiyonlar, yüksek ateş ve kemik ağrıları yer alır. Tedavi, genellikle kemoterapi, immünoterapi ve kök hücre naklini içerir.Gracie’nin tedavisinin Mart ayında sona ermesi bekleniyor. Ancak bu süreçte osteopeni (düşük kemik yoğunluğu) teşhisi aldı. Buna rağmen ailesi, tedavinin sonuna yaklaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Helen Jackson, &quot;Gracie’nin tedavisi tamamlandığında önümüzde umut dolu bir gelecek olacak,&quot; dedi.McHugh ailesinin dayanışması ve Gracie’nin azmi, bu zorlu hastalıkla mücadelede bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/coe8iXfi8UeTL_6coOs7TQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, grip, olduğunu, söyleyip, eve, gönderdi:, Meğer, yaşındaki, çocuk, kan, kanseriymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Guava ve Amla: Hangisi daha fazla C vitamini içerir?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/guava-ve-amla-hangisi-daha-fazla-c-vitamini-icerir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/guava-ve-amla-hangisi-daha-fazla-c-vitamini-icerir</guid>
<description><![CDATA[ Guava ve amla, özellikle C vitamini açısından ve  besin açısından zengin süper besinlerdir. İster taze guava dilimleri atıştırın ister Hint Bektaşi Üzümü (amla) suyu yudumlayın, bu meyveler genel sağlığınızı iyileştirebilecek doğanın armağanlarıdır. Zevkinize ve sağlık hedeflerinize uygun olanı seçin ve besinsel iyiliklerinin sizin için harikalar yaratmasına izin verin.Kış mevsiminde süper besinler söz konusu olduğunda, guava ve amla ilgi odağı olur. Her ikisi de besin açısından zengindir ve yüzyıllardır geleneksel tedavilerin bir parçasıdır.Ancak biri birini seçmek zorunda kalsaydı, hangisi daha sağlıklı olurdu? İşte bu iki meyve arasındaki farklar, besin değerleri, vücut üzerindeki etkileri ve hangisinin tacı hak ettiğini görün.Guava, C vitamini, lif ve antioksidanlar açısından zengindir. Tek bir guava günlük C vitamini ihtiyacınızın %200&#039;ünden fazlasını sağlayabilir! Ayrıca sağlıklı bir kalbi korumaya yardımcı olan potasyumla doludur.Öte yandan Amla da bir C vitaminidir; 100 gram amla size 600-700 mg C vitamini verebilir, ancak bir kerede 100 gram Amla yemeniz gerekmez. Ayrıca amla, vücudunuzu detoksifiye etmek için harika olan demir, kalsiyum ve tanenler ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanlar içerir.Her iki meyve de C vitamini içeriği bakımından öne çıkar, ancak amla daha yüksek antioksidan seviyeleri nedeniyle guavayı biraz geride bırakır.Hem guava hem de amla bağışıklık sisteminiz için harikalar yaratır. Guavanın yüksek C vitamini içeriği bağışıklığınızı artırır, hücrelerinizi hasardan korur ve sağlıklı bir cilt için kolajen üretimini teşvik eder.Amla sadece bağışıklığı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda doğal bir detoks görevi görür. Toksinleri temizlemeye yardımcı olur, karaciğer fonksiyonunu destekler ve sindirimi iyileştirdiği bilinmektedir. Ayrıca amlanın iltihap önleyici özellikleri, artrit ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların yönetimi için faydalı hale getirir. Amla&#039;nın detoks ve iltihap giderici özellikleri, genel sağlık yararları açısından ona hafif bir avantaj sağlar.Guava, sağlıklı sindirimi destekleyen ve kabızlığı önleyen lif açısından zengin bir meyvedir. Özellikle sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu korumak için iyidir. Guava tohumları tüketildiğinde hafif bir müshil görevi de görür.Öte yandan amla, sindirim sistemini rahatlatmasıyla ünlüdür. Asitliğe yardımcı olur, bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirim enzimlerinin üretimini teşvik eder. Amla ayrıca hazımsızlık ve şişkinliği tedavi etmek için Ayurvedik ilaçlarda yaygın olarak kullanılır.Guava, lifle bağırsak sağlığını iyileştirirken, amla sindirim sistemini rahatlatma ve düzenleme yeteneğiyle öne çıkar. Kan şekeri ve kalp sağlığı üzerindeki etkisi
Guava, düşük glisemik indekse sahip olması ve kandaki şeker emilimini yavaşlatan yüksek lif içeriği nedeniyle diyabet dostu bir meyvedir. Ayrıca potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde kalp sağlığı için de mükemmeldir.2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kabuğu soyulmamış guava meyvesi kan şekerini düşürmede daha etkilidirAmla, kan şekerini yönetmek için harika bir meyvedir. İnsülin duyarlılığını iyileştirmeye yardımcı olur ve kan şekeri yükselmelerini azaltır. Ayrıca, antioksidanları ve C vitamini içeriği kan damarlarını güçlendirir ve kolesterol seviyelerini iyileştirir.Her iki meyve de kalp sağlığına uygundur ve diyabet dostudur, ancak amla&#039;nın kolesterol yönetimi için ek faydaları vardır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xulydl6irE60BoZS-SZjWg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Guava, Amla:, Hangisi, daha, fazla, vitamini, içerir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>93 yaşındaki Ruhi Dede&amp;apos;nin sağlıklı yaşam sırrı: 3 altın kuralı var; En çok bu besinleri yiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/93-yasindaki-ruhi-dedenin-saglikli-yasam-sirri-3-altin-kurali-var-en-cok-bu-besinleri-yiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de yaklaşık bir asrı geride bırakan 93 yaşındaki Ruhi Ayaz, sağlıklı yaşamın sırlarını anlattı. Derince ilçesinde yaşayan 2 çocuk babası Ruhi Ayaz, hem fiziki görünümü hem de yaşam felsefesiyle çevresindekilerin büyük takdirini kazanıyor. 2008 yılında eşini kaybetmesine rağmen hayata dört elle sarılan Ayaz, tüm işlerini kendisi yaparak örnek bir yaşam sergiliyor. &quot;Ruhi Dede&quot; olarak tanınan Ayaz, sağlıklı yaşamın sırrını dengeli beslenme ve düzenli hareket olarak özetliyor.1950&#039;li yıllarda İstanbul&#039;da bir otelde çalıştığını anlatan Ayaz, &quot;Orada yemeklerle ilgili çok şey öğrendim. Hayatımı sağlıklı yaşamın üzerinde şekillendirmeye çalıştım. İzmit&#039;e döndüğümde her şeyime dikkat etmeye başladım. Her sabah 06.00&#039;da uyanıyorum. Mutfağımda yemeklerimi yapıyorum. 08.00&#039;de kahvaltı yapıyorum. Bazı sabahlar tek yumurta haşlıyor, yanına da 10 zeytin koyuyorum.Domates ve salatalıkla birlikte yerim. Sonra aşağı Tütünçiftliği&#039;ne giderim orada çay içerim. Günde en az 1 kilometre yürürüm. Kış da olsa, yaz da olsa asla ihmal etmem, kesinlikle yürürüm. Kahvaltıdan önce çıkar dolaşırım, sonra gelir kahvaltımı yaparım. Yeme içme işlerine çok dikkat ederim. Her yerde her şeyi yemem. Az da olsa evde ne varsa kendim yapar onu yerim. Abur cubur yemem&quot; dedi.Ruhi Ayaz, sebzeleri mevsiminde tüketmeye özen gösterdiğine dikkat çekerek, &quot;Kışın ıspanak, lahana ve pırasa gibi yemekler tüketirim. Yazın yemeği biraz hafif yapmak gerekir çok salçalı, yağlı yenmez. Kışın eti de çok tüketmemek gerek. Haftada iki kere 100 gram yemek yeterli. Her etin ardından 50 gram da yoğurt yenir. Yoğurt çok tok tutar, sağlıklıdırEt ve yoğurt 100 gramı geçmeyecek çünkü vücut fazlasını atar. Ben yemeğimi böyle yaparım. Bulgur pilavına da 50 gram sucuk atarım. Nohut yemeklerine de 50 gram pastırma atarım. Bunlar hem sağlıklıdır hem lezzet verir. Yemek yapmak bana zor gelmiyor ve üşenmiyorum. 75 yaşına kadar çalıştım. &#039;İş yorar, çok çalışılmaz&#039; derler ancak öyle değil. Çalışmak insanı diri tutar. İşsiz adam yolsuz yordamsız olur&quot; diye konuştu.Sağlıklı yaşam için akşam saat 19.00&#039;dan sonra yemek yemediğini belirten Ayaz, &quot;Fazla yemek baş ağrısı yapar. Mide belirli zaman boş kalmalı. Akşam 19.00&#039;dan sonra yemek yemeyin, sabaha kadar aralıklarla su için. Su insanı dinç tutar. Sabah kahvaltıda da fazla yenmez, iki dilim ekmek de fazla. Hafif bir öğün geçirmek gerek. Benim için sağlıklı yaşamın sırrı bunlar. Haftada bir kez veya iki kez balık da yenmeli. Ben en fazla 10-15 tane yerim, fazlası zarar. Üstüne el yapımı sağlıklı helva da yenebilir. &#039;Sağlıklı yaşamak istiyorum&#039; diyenler kendine bu şekilde iyi bakmalı, vücuduna faydalı hissettirmeli&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8v7PEPajX02aS5zgCnNcoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Ruhi, Dedenin, sağlıklı, yaşam, sırrı:, altın, kuralı, var, çok, besinleri, yiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>E vitamini fazlalığının bilinmeyen zararı: Beyin felci, kanama, inme</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/e-vitamini-fazlaliginin-bilinmeyen-zarari-beyin-felci-kanama-inme</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/e-vitamini-fazlaliginin-bilinmeyen-zarari-beyin-felci-kanama-inme</guid>
<description><![CDATA[ E vitamini sağlık için çok önemlidir, kan pıhtılarının önlenmesine, hücre korumasına ve bağışıklık desteğine yardımcı olur. Badem ve ıspanak gibi yiyeceklerden elde edilen aşırı takviye alımı, mide bulantısından şiddetli kanamaya kadar değişen semptomlarla toksisiteye yol açabilir. E vitamini takviyelerine başlamadan önce her zaman bir doktora danışın. Peki, çok fazla E vitamini alımının zararı var mı? İşte yanıtı.E vitamini, kan pıhtılarının önlenmesinde, hücrelerinizi oksidatif hasardan korumada ve bağışıklık fonksiyonunu desteklemede önemli bir rol oynayan vücut için değerli bir besindir. Ayrıca cildiniz için de oldukça faydalıdır ve harika antioksidan özellikleriyle hasar görmesini önler. E vitamini, tohumlar, kuruyemişler, sebzeler ve güçlendirilmiş gıdalar yiyerek diyete eklenebilir, ancak eksiklik durumunda takviyeler önerilir.E vitamini, akciğer fonksiyonunu, beyin sağlığını, karaciğer sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir ve ayrıca çeşitli çalışmalara göre adet ağrısını hafifletebilir. Ancak, kişi bu besini badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak, kivi, domates gibi doğal kaynaklardan almaya çalışmalıdır. E vitamini takviyeleri, bir uzmana danışmadan başlanmamalıdır çünkü çok fazlası tehlikeli semptomlara yol açabilen E vitamini toksisitesine neden olabilir.Genellikle insanlara günde yaklaşık 15 mg E vitamini tüketmeleri tavsiye edilir ve güvenli kabul edilen en büyük günlük alım miktarı günde 1.100 mg&#039;dır.E vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve karaciğerde ve yağlı dokularda uzun süre depolanır. Bu, vücudun büyük miktarda E vitamininden kurtulmasını zorlaştırabilir ve bu da toksisite riskini artırabilir.Bu, bir kişinin E vitamininin güvenli alımını aşması, yani günde 1100 mg&#039;dan fazla tüketmesi durumunda olur.Bunu yapmak, mide bulantısı, yorgunluktan beyin felci, kanama ve kas güçsüzlüğüne kadar değişen hem hafif hem de ölümcül semptomlara yol açabilir. E vitamini toksisitesi yalnızca takviyelerini aşırı dozda kullanan kişilerde olabilir ve normalde E vitamini açısından zengin yiyecekleri aşırı tüketerek elde etmek mümkün değildir. E vitamini toksisitesi, halihazırda antikoagülan veya antiplatelet kullanan kişilerde daha ciddi olabilir.Yüksek dozda E vitamini alımının, gastrointestinal kanama ve intrakraniyal kanama gibi ciddi kanama olaylarına neden olabilen K vitamini türevi pıhtılaşma faktörü sentezini engellediği bilinmektedir.Aşırı miktarda E vitamini takviyesi, kan sulandırıcı aspirin ve varfarin gibi bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Ayrıca meme kanserini tedavi etmek için kullanılan bir ilaç olan tamoksifen ve organ nakli hastaları tarafından kullanılan bir bağışıklık baskılayıcı olan siklosporin ile etkileşime girebilirler.Bulantı, baş ağrısı, ishal, karın krampları ve yorgunluk, önerilen miktardan fazlasını alan kişilerin yaşayabileceği hafif belirtilerden bazılarıdır. E Vitamini toksisitesinin ciddi belirtileriAşırı kanama, hemorajik inme ve prostat kanseri, çok fazla E Vitamini almanın ciddi etkilerinden bazıları olabilir.Hafif bir E vitamini toksisitesi, takviyenin kullanımının kesilmesiyle çözülebilir. Daha ciddi komplikasyonlar tıbbi müdahale gerektirebilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGweDZdRKk-O-vLmBbuWEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, fazlalığının, bilinmeyen, zararı:, Beyin, felci, kanama, inme</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda Katarakt: Erken belirtiler ve etkili tedavi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cocuklarda-katarakt-erken-belirtiler-ve-etkili-tedavi</guid>
<description><![CDATA[ Katarakt, çocuklarda doğuştan gelen faktörler, travma, enfeksiyonlar nedeniyle gelişebilir ve bulanık görmeye yol açabilir. Beyaz göz bebeği renk değişikliği, şaşılık ve ışığa duyarlılık gibi semptomların erken teşhisi, zamanında tıbbi müdahale ve iyileştirilmiş görsel sonuçlar için çok önemlidir.Kataraktın sadece yaşlı yetişkinlerde görüldüğü bir efsanedir; çocuklarda da çeşitli faktörler nedeniyle gelişebilir.  Buğulu bir arabanın ön camından bakmaya çalıştığınızı düşünün. Hala görebilirsiniz ancak görüşünüz bulanıktır. Kataraktı olan birine görüş bu şekilde görünür. Katarakt, göz merceğindeki proteinin parçalanarak bulanıklaşması ve bulanık veya puslu görmeye yol açması durumudur.  Nedenler: Çocuklarda katarakt, doğuştan gelen faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir; bazı çocuklar kataraktlı olarak doğar; gelişimsel sorunlar veya hamilelik sırasında enfeksiyonlar. Diğer nedenler arasında göz travması, iltihaplanma veya göz damlaları nedeniyle oluşan steroid kaynaklı kataraktlar bulunur.  ERKEN BELİRTİLER  Kataraktlar küçük ve büyük çocukları farklı şekilde etkileyebilir ve bu da etkili müdahale için belirtilerin belirlenmesini hayati hale getirir.  Çocuklar belirgin belirtiler şunlardır:  Göz bebeğinde beyaz veya gri renk bozulması, özellikle parlak ışıkta veya fotoğraflarda fark edilir.Gözler şaşı olabilir / hizalı olmayabilirBebekler yüzleri tanımakta zorlanarak görme bozukluğu belirtileri gösterebilir.Çocuklar, nesneleri gözleriyle takip etme gibi dönüm noktalarına ulaşamayarak gecikmiş görme gelişimi yaşayabilir.Parlak ışığa karşı hassasiyet, erken teşhis ve bakımın önemini vurgulayan önemli bir rahatsızlığa neden olabilir.  Bu belirtilerin derhal ele alınması, daha iyi görsel sonuçlara ve yaşam kalitesine yol açabilir.  Bulanık veya bozuk görme - Net görüntüler görememe.Çift görme - Bir nesnenin aynı anda iki görüntüsünü görme.Gözlerin hizasızlığı (şaşılık) – Gözler aynı anda aynı yöne bakmaz.Kontrol edilemeyen göz hareketleri (nistagmus)Gözlerin hızla hareket etmesine ve görüşün bulanıklaşmasına neden olabilen istemsiz göz hareketleri.Kitapları veya oyuncakları yüzlerine yakın tutma.Bu erken belirtileri tanımak, ebeveynlerin ve velilerin zamanında tıbbi tavsiye almalarını ve çocukların olası kataraktlar için ihtiyaç duydukları tedaviyi almalarını sağlar.TEDAVİSİ NASILDIR?  Kataraktın gözden çıkarılması genellikle tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat sırasında bulanık lens çıkarılır ve yerine yapay bir göz içi lens (intraoküler lens) yerleştirilebilir.  Doğumsal katarakt durumunda, ameliyat görme gelişiminin kritik olduğu erken yaşlarda (genellikle yaşamın ilk 2-3 ayında) yapılır. Eğer her iki gözde katarakt varsa, ameliyatlar genellikle birkaç hafta arayla gerçekleştirilir.Ameliyat Sonrası Tedavi  Göz içi lens yerleştirilmeyen durumlarda, gözlük veya kontakt lens ile düzeltme yapılabilir.  Ameliyat sonrası görme gelişimi için düzenli göz egzersizleri, kapama tedavisi (göz tembelliğini önlemek için) ve sık göz muayeneleri gerekir.  Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini azaltmak ve iyileşmeyi desteklemek için antibiyotik veya anti-enflamatuar göz damlaları kullanılabilir.  Çocukların görme gelişimi hızla değiştiği için düzenli takip şarttır. Gözlük numaralarının ve göz içi basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Gelişen göz tembelliği (ambliyopi) veya kayma (şaşılık) gibi komplikasyonlar için müdahale gerekebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HnL8K3iKDUOhAp5GlE7vLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, Katarakt:, Erken, belirtiler, etkili, tedavi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İp atlamak basit bir egzersizden çok daha fazlası: Çoğu kişi bu 6 faydayı bilmiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ip-atlamak-basit-bir-egzersizden-cok-daha-fazlasi-cogu-kisi-bu-6-faydayi-bilmiyor</guid>
<description><![CDATA[ İp atlama, çocukluk oyuncağı olarak basitliğinin ötesinde bir dizi fitness faydası sunar. İp atlama eski usul bir egzersiz gibi görünebilir, ancak faydaları gerçekten moderndir. Kalori yakmaktan ve kalbinizi güçlendirmekten zihinsel keskinliği geliştirmeye kadar pek çok fayda sağlar.İp atlama, çocuklar için basit bir oyuncaktan daha fazlasıdır; aynı zamanda bir egzersizdir. Bu basit uygulama pahalı spor salonu ekipmanları tarafından gölgede bırakılabilir, ancak fitness oyunumuzu beklenmedik şekillerde geliştirme potansiyeline sahiptir. İp atlama, eğlenceli bir aerobik programının yanı sıra tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz de sağlayabilir. İşte ip atlamanın bazı faydaları ve neden günlük rutinimizin bir parçası olması gerektiği.İp atlamanın, koşmaktan dakikada daha fazla kalori yakabileceğini biliyor muydunuz? Sadece 10 dakikalık ip atlama, 8 dakikalık bir mil koşmakla aynı kalori yakma etkisini sağlayabilir. Bu, özellikle yoğun programları olanlar için oldukça verimli bir egzersiz olmasını sağlar. Spor salonunda saatler harcamadan fazla kilolarınızdan kurtulmanın harika bir yoludur.İp atlama, kalbinizin pompalamasını sağlayan harika bir kardiyo egzersizidir.
Kalp atış hızınızı artırarak ve kan dolaşımınızı iyileştirerek kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir.
Zamanla, bu kalp hastalığı riskinizi düşürebilir ve dayanıklılığınızı artırabilir. Günde birkaç dakika ip atlamak bile kalbinizin sağlıklı kalmasında büyük bir fark yaratabilir.İp atlama, koordinasyonunuzu önemli ölçüde artırabilen zamanlama, ritim ve konsantrasyon gerektirir. Tekrarlayan hareket, beyninizi ve vücudunuzu birlikte çalışmaya zorlar, motor becerilerinizi ve dengenizi keskinleştirir. Bu, özellikle sporcular ve genel vücut farkındalıklarını geliştirmek isteyen herkes için faydalıdır.Ağırlık taşımayı içeren bir egzersiz olarak ip atlama, daha güçlü ve daha yoğun kemikler oluşturmaya yardımcı olur. Sık egzersiz yapmak kemik sağlığını iyileştirebilir ve özellikle yaşlandıkça osteoporoz riskini azaltabilir. İp atlama, eklemlerinizi aşırı çalıştırmadan güçlü, sağlıklı kemikleri korumak için etkili bir yöntemdir. Birden fazla kas grubunu çalıştırırBaldırlarınızdan omuzlarınıza kadar, ip atlamak birden fazla kas grubunu aynı anda harekete geçirir. Göbeğinizi, kollarınızı, bacaklarınızı ve hatta sırtınızı çalıştırır. Bu, kaslarınızı tonlandıran ve güçlendirirken çevik kalmanızı sağlayan tam vücut egzersizi olmasını sağlar. Zamanla, gelişmiş kas tanımı ve genel güç fark edeceksiniz.İp atlamak, hem zihniniz hem de bedeniniz için şaşırtıcı derecede iyidir! Ritm, dikkat ve hızlı karar vermeyi gerektirdiği için düşüncenizi geliştirebilir.Aktivitenin endorfin üretimi gerginliği azaltır ve ruh halinizi iyileştirir. Duygusal ve zihinsel sağlığınızı korumak için keyifli bir yöntemdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ha8ZjuuPrU6Q-82GOovK2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İp, atlamak, basit, bir, egzersizden, çok, daha, fazlası:, Çoğu, kişi, faydayı, bilmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>​Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kanser gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/amerikan-kanser-dernegi-acikladi-kanser-genclerde-neden-artti</guid>
<description><![CDATA[ 50 yaş altı yetişkinlerde, özellikle kadınlarda erken başlangıçlı kanserlerin artan eğilimi endişe verici. Genetik, yaşam tarzı ve çevresel faktörler bu artışa neden olabiliyor. Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkolden kaçınmak, lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, güneş kremi kullanmak ve düzenli fiziksel aktivite, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilen küçük yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kanser riskini azaltabilirsiniz.Kanser riski yaşlandıkça önemli ölçüde artabilir, ancak Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yakın tarihli bir raporu, artan kanser oranlarının artık daha genç yetişkinlerde, özellikle kadınlarda görüldüğünü gösteren değişen eğilimleri ortaya koydu.Raporda vurgulanan endişe verici eğilimler, 50 yaş altı yetişkinlerde meme, rahim, kolorektal ve pankreas kanserleri de dahil olmak üzere erken başlangıçlı kanser oranlarının arttığını gösteriyor. Genetik ve yaşam tarzı faktörleri rol oynarken, uzmanlar artık çevresel maruziyetlerin bu endişe verici artışa olan etkisini araştırıyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yeni bir raporu, bazı yaş gruplarındaki kadınlara erkeklerden daha sık kanser teşhisi konduğunu ortaya koydu. Bulgular, daha yüksek kanser oranlarının erkeklerden kadınlara kaydığını ve cinsiyetler arasındaki ve yaşlı ve genç yetişkinler arasındaki farkların büyük ölçüde daraldığını gösterdi.A Cancer Journal for Clinicians&#039;da yayınlanan yıllık rapor, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde kanser ölüm oranının 1991&#039;den 2022&#039;ye %34 oranında azaldığını buldu.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin verileri ayrıca 50 ila 64 yaş arasındaki kadınlarda kanser oranlarının artık erkeklerden daha yüksek olduğunu belirtti. Az bilinen nedenlerle, daha fazla genç ve orta yaşlı kadın hastalığa yakalanıyor.Sağlıklı bir kiloyu korumak, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak ve besin açısından zengin bir diyet yapmak gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri kanser risklerini önemli ölçüde azaltabilir.Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kilo vermek, yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanan kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri, kolon kanseri, rahim kanseri, safra kesesi kanseri, karaciğer kanseri ve diğerleri dahil olmak üzere 13 kanser türüne yakalanma riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilidir. Bu kanserler, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde her yıl teşhis edilen tüm kanserlerin %40&#039;ını oluşturmaktadır.Sigara ve dumansız tütün gibi tütün bazlı ürünleri bırakmak, kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri, ağız kanseri ve mesane kanseri gibi kanserlerle ilişkilidir. Sigarayı on yıl bırakmak, akciğer kanseri riskinizi %30-50 oranında düşürebilir ve ayrıca mesane, yemek borusu veya böbrek kanseri riskini de azaltır. Bu, sonraki yıllarda kıç tekmelemeyle daha da azalabilir. Ağız, boğaz veya ses kutusu kanserine yakalanma riskinizi, bu ürünleri 5-10 yıl boyunca bırakarak azaltabilirsiniz.Lif açısından zengin yiyecekler tüketmek, bağırsaklarınızı sağlıklı tutabilir, kilo alımını önleyebilir ve en az 13 kanser türüne yakalanma riskini azaltabilir. Özellikle bağırsak kanseri riskini azaltır. Lif açısından zengin yiyecekler dışkınıza hacim katabilir ve bağırsaktaki hareketine yardımcı olabilir. Ayrıca bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizler.Alkol içmek, ağız, boğaz, ses kutusu, yemek borusu, kolon ve rektum, karaciğer ve meme kanseri dahil olmak üzere yedi tür kanserle bağlantılıdır.Güneşin zararlı UV ışınları cilt kanseri riskini artırabilir ve bu ölümcül hastalığın önlenmesi için güneş kremi kullanmak önemlidir. Cilt kanserine neden olan UV ışınlarını bloke ederek veya emerek çalışır. Güneş kreminin kansere neden olduğu konusunda endişeler olsa da, güneş kremi kullanımının meme kanseri veya başka herhangi bir kanser türü riskini artırdığına dair net bir kanıt yoktur.Her gün egzersiz yapmak sizi sadece formda ve zinde tutmakla kalmaz, aynı zamanda kanser de dahil olmak üzere çeşitli kronik hastalık riskini de azaltır. Fiziksel olarak aktif olan kişiler, meme kanseri, kolon kanseri, mesane kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen birkaç kansere yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.Kanser taramanızı güncel tutmak önemlidir çünkü hastalığı erken, daha tedavi edilebilir aşamalarında, genellikle semptomlar ortaya çıkmadan önce tespit ederek kanser önlemede hayati bir rol oynar.
Tarama yoluyla erken teşhis, kanserle ilişkili ölüm oranını azaltabilir ve uzun vadeli sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Ayrıca, zamanında müdahalelere olanak tanıyarak ileri hastalık ilerlemesi olasılığını azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6VymsCoZMkK50W4vy37dAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>​Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kanser, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Saç incelmesi, kilo alımı, ses kısıklığı: Dünya genelinde yaygınlaşan hastalık</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sac-incelmesi-kilo-alimi-ses-kisikligi-dunya-genelinde-yayginlasan-hastalik</guid>
<description><![CDATA[ Hipotiroidizm, stres ve kötü beslenme nedeniyle her yaştan kişiyi giderek daha fazla etkileyen, az çalışan bir tiroid rahatsızlığıdır. Kronik yorgunluk, kilo alımı ve saç dökülmesi gibi belirtiler genellikle önemsenmez ancak bu hastalığın habercisi olabilir. Düzenli tiroid fonksiyon testleri ve semptomların farkındalığı ile erken teşhis, durumu etkili bir şekilde yönetebilir ve yaşam kalitesini artırabilir.Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidizm, yaşlı yetişkinleri ve genç bireyleri etkileyen dünya çapında artan bir endişe haline gelmiştir. Yaşam tarzı değişiklikleri, stres ve kötü beslenme alışkanlıkları, özellikle subklinik hipotiroidizm, bu eğilime önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Az çalışan bir tiroid bezinin neden olduğu hipotiroidizm, genellikle sinsice gelişir ve bu da komplikasyonları önlemek için belirtileri erken fark etmeyi önemli hale getirir.Tiroid, soluk borusunun önünde bulunan küçük bir bezdir. Tiroid bezinin ana işlevi, vücudun enerji düzenlemesine ve kullanımına yardımcı olmaktır. Tiroid hormonu yeterli hormon üretmediğinde, vücudun işlevleri yavaşlama eğilimindedir. Hipotiroidizm, tiroid bezinin yeterli tiroksin, yani tiroid hormonu üretmediği bir durumdur.Hipotiroidizmin yaygın semptomları arasında saç incelmesi, açıklanamayan kilo alımı ve kısık ses bulunur; bu semptomlar kolayca göz ardı edilebilir veya başka sorunlara bağlanabilir. Ancak bunlar, dikkat edilmesi gereken altta yatan bir tiroid dengesizliğinin sinyalleri olabilir. İlk aşamalarda, hipotiroidizm genellikle pek çok semptomu yansıtmaz, ancak yavaş yavaş hipotiroidizmle ilişkili bir dizi semptom vardır:Kronik yorgunluk ve daha yavaş kalp atışları: Yorgunluk hissi, yeterli dinlenmeden sonra bile enerji eksikliğiyle birlikte devam ediyor gibi görünüyor. Normalden belirgin şekilde daha yavaş olan dinlenme kalp hızı
Zayıflık ve Kas ağrısı: Kaslarda ağrı ve kramplar ve vücutta genel bir zayıflık hissi vardır.
Saç dökülmesi: Kişi kademeli saç dökülmesine, saçların kuru ve kırılgan olmasına tanık olabilir. Özellikle dış kenarlarda kaş kıllarının incelmesi de olabilir.
İşitme kaybı ve bulanık hafıza: Tiz sesleri keskin bir şekilde ayırt etme yeteneği de sonraki aşamalarda etkilenir. Unutkanlık, ezberlemede zorluk, odaklanma da semptomlardan bazılarıdır.
Ses kısıklığı ve seste değişiklik: Ses, hipotiroidizmin sonraki aşamasında kötüleşen semptomlarla birlikte hırıltılı ve boğuk hale gelir.
Diğer semptomlar şunları içerebilir: yüksek kan kolesterol seviyeleri, kuru cilt, kas ve eklem ağrıları, soğuğa karşı toleransın azalması, adet döngüsünde bozukluklar vb.Yaş ve Cinsiyet: Kadınlar, özellikle 60 yaşından sonra tiroid geliştirmeye erkeklerden daha yatkındır. Menopozdan sonra kadınlarda hipotiroidizm veya diğer tiroid formları geliştirme riskinde keskin bir artış vardır. Ancak günümüzde daha genç nüfus hipotiroidizm yaşıyor.
İyot Eksikliği: İyot, tiroid fonksiyonu için gerekli bir mineraldir. Otoimmün tiroid hastalığı olan kişiler, tiroidin daha da kötüleşmesine neden olabilecek iyotun etkilerine karşı hassas olabilir. Son zamanlarda, birçok insan arasında iyotlu tuzu bırakıp pembe tuza veya kaya tuzuna geçme eğilimi var. İyotlu tuz alımını durdurmak guatra yol açabilir ve ayrıca iyot eksikliği olan anneden doğan bir bebeği de etkileyebilir.Guatr: Tiroidin, tiroid bezine saldıran bir otoimmün bozukluk (Hashimoto hastalığı) nedeniyle büyüdüğü bir durumdur.Diğer faktörler: Radyasyon tedavisi görmüş kişiler, tiroidit (tiroid iltihabı) veya konjenital hipotiroidizm (doğumda mevcut hipotiroidizm) ve diğerleri.KİMLER TARAFINDAN KONTROL EDİLMESİ GEREKİR1. Guatrı olan kişiler2. Hamilelik planlayan kadınlar3. Kısırlık öyküsü4. Düzensiz adet gören kadınlar5. Hipotiroidizmin tipik semptomlarını gösteren kişiler6. Zayıf büyüme ve konsantrasyon yeteneği olan ve okulda notları düşen çocuklarHipotiroidizm, tedavi edilmezse genel sağlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilecek sessiz bir bozucudur. İnce saç, kilo alımı ve kısık ses gibi erken belirtilere dikkat ederek tanı ve tedaviye yönelik proaktif adımlar atabilirsiniz. En yaygın tedavi, hormon seviyelerini normale döndüren levotiroksin ile günlük hormon replasman tedavisidir.Bunun dışında, Periyodik tiroid fonksiyon testleri (TSH, T3, T4) ilerlemeyi takip etmeye ve tedavileri gerektiği gibi ayarlamaya yardımcı olur. Uygun tıbbi müdahale, yaşam tarzı ayarlamaları ve düzenli izleme ile hipotiroidizmi yönetmek ve tam, sağlıklı bir yaşam sürmek tamamen mümkündür. Hipotiroidizm olduğundan şüpheleniyorsanız, rehberlik ve tedavi seçenekleri için doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DwAMwwjQ2EuTAxKFmuH1EQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Saç, incelmesi, kilo, alımı, ses, kısıklığı:, Dünya, genelinde, yaygınlaşan, hastalık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Vücudun fabrikasını&amp;quot; iyileştiren 4 kural: Beyin yaşlanmasını yavaşlatmak mümkün</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucudun-fabrikasini-iyilestiren-4-kural-beyin-yaslanmasini-yavaslatmak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığına dikkat etmek, genel sağlığı ve bilişsel işlev için çok önemlidir. Düzenli egzersiz, besleyici bir diyet, zihinsel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı kan damarları beyin sağlığını önemli ölçüde artırabilir. Bu alışkanlıklar bilişsel yeteneklere, duygusal dengeye ve genel üretkenliğe yardımcı olur, beyin hastalıkları riskini azaltır ve zihinsel performansı artırır.Bilindiği gibi beyin, herhangi bir canlı organizmanın vücudunun fabrikasıdır ve işin çoğu burada gerçekleşir. Sadece bu nedenle, beyin sağlığınıza dikkat etmek zorunludur.Yaşlandıkça, beynin yaşlanması da dahil olmak üzere hayati organlarımızdaki değişiklikler kaçınılmazdır.Ancak, günlük rutinimize bazı basit alışkanlıklar ekleyerek beynin yaşlanmasını yavaşlatabiliriz. Sonuçta, beyin sağlığımız genel sağlığımıza katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir.Beyin sağlığı, bir kişinin günlük yaşamda iyi performans göstermesini sağlayan optimum beyin işlevi durumudur. Fiziksel, zihinsel ve sosyal refahın bir birleşimidir.Bilişsel işlev: Düşünme, dikkat etme, sorunları çözme ve akıllıca kararlar alma yeteneğiDuygusal denge: Başkalarıyla iyi etkileşim kurma ve çeşitli duyguları deneyimleme yeteneğiDayanıklılık: Stres ve zorluklarla başa çıkma yeteneğiÜretkenlik: İyi çalışma ve toplumunuza katkıda bulunma yeteneğiDüzenli egzersiz yapın: Fiziksel hareket, genel sağlığınızı iyileştirmenin en önemli yollarından biridir ve beyin sağlığınız üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir.Fiziksel aktivite düşünmenize, öğrenmenize, sorun çözmenize ve dikkat etmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük olayları ve yeni bilgileri hatırlamanıza yardımcı olur.Sadece bu değil, düzenli egzersizler kaygı ve depresyon semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hafızayla ilgili hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Dahası, düzenli egzersiz yapmak ruh halinizi, konsantrasyonunuzu ve uyanıklığınızı artırabilir, dolayısıyla daha iyi uyumanıza yardımcı olabilir ve bu da ruh halinizi yönetmenize yardımcı olabilir.Bu faydalar, egzersiz sırasında beyninize giden kan akışının artmasından kaynaklanır. Ayrıca yaşlanma sırasında oluşan beyin bağlantılarındaki doğal azalmanın bir kısmını telafi ederek bazı sorunları tersine çevirme eğilimindedir.Tüm bunların dışında, düzenli hareket sinir büyüme faktörlerini uyarabilir, sinir bağlantısını iyileştirebilir ve odaklanma ve dikkat etme yeteneğinizi ölçen bireysel alfa tepe frekansınızı (iAPF) artırabilir.Besleyici bir diyet yapın: Düzenli bir egzersiz beyin sağlığınızı artırmaya yardımcı olduğu kadar, besin açısından zengin bir diyet tüketmek de harikalar yaratır. Beyin sağlığınıza değer katan sağlıklı bir diyet arıyorsanız, Akdeniz diyeti mevcut en iyi seçenektir. Akdeniz diyeti, bitki bazlı yiyecekleri ve zeytinyağını vurgulayan bir yeme tarzıdır.Akdeniz Denizi çevresindeki ülkelerdeki insanların geleneksel beslenme alışkanlıklarına dayanmaktadır.
Akdeniz diyeti, taze meyve ve sebzelere, tam tahıllara, sağlıklı yağlara ve sınırlı miktarda süt ürünlerine, yumurtaya, balığa ve kümes hayvanlarına dayanmaktadır. Akdeniz diyeti beyin fonksiyonlarını ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olabilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya ve bunama riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu özel diyet, Alzheimer hastalığı riskini de azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca Akdeniz diyeti ruh halinizi iyileştirmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olabilir.Zihinsel olarak aktif kalın: Zihinsel olarak aktif kalmak, hafızanızı, bilişsel işlevinizi ve beyin hücresi büyümenizi iyileştirerek beyninize yardımcı olabilir. Ayrıca bunamayı önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel aktivite, şeyleri daha kolay hatırlamanıza yardımcı olabilir ve düşünme becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olabilir.
Beyninizin yeni nöronlar ve bağlantılar geliştirmesine yardımcı olabilir ve bunamanın başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Zihinsel olarak aktif kalmak için okuma, bulmaca çözme veya yeni beceriler öğrenme gibi farklı aktivite türlerini deneyebilir ve farklı oyun türleri oynayarak beyninizin farklı bölümlerini çalıştırabilirsiniz.
Günlük meditasyon zihninizi temizlemenize ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Sosyal etkileşimler de beyninizin keskin kalmasına yardımcı olabilir.Yeterince uyuyun: Öyle görünmese de, iyi uyumak işlevsel bir beyne sahip olmak için son derece önemlidir. Yeterince uyumak beyin sağlığı için de oldukça önemlidir. Uyku, atıkları temizleyerek, nöronları yenileyerek ve anıları pekiştirerek beynin işlevine yardımcı olur. Uyku ayrıca uyanıkken biriken atık ürünleri ve toksinleri temizlemeye yardımcı olur ve beynin uyku yoksunluğu dönemlerinde beyinde artabilen bir protein olan beta-amiloidi atmasına yardımcı olabilir.İyi uyumak nöronların dinlenmesine, kendilerini onarmasına ve yeni nöronlar üretmesine yardımcı olur. İlginç bir şekilde, uyku beynin normal şekilde çalışmaya devam edebilmesi için bazı kısımlarının yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca, sağlıklı uyku yeni bilgileri uzun süreli hafızaya güçlendirmeye ve entegre etmeye  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tEwq6h50ME2BSSQRHSl1ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, fabrikasını, iyileştiren, kural:, Beyin, yaşlanmasını, yavaşlatmak, mümkün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşürüp, kanserden koruyor ama 3 tanesi 1 dilim ekmekle eşdeğer: Günde kaç tane kestane yenir?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kolesterolu-dusurup-kanserden-koruyor-ama-3-tanesi-1-dilim-ekmekle-esdeger-gunde-kac-tane-kestane-yenir</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan&#039;da kış mevsiminde kestaneciler ocaklarını yakarak kestane satışını sürdürüyor. Kışın en çok tüketilen besinlerden biri olan kestane, pek çok sağlık sorununa da şifa oluyor. Ancak kestaneyi tüketirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü yüksek kalorili olan bu besin özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındırır. Bu durumda kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir. Peki, günde kaç tane kestane yenir?Erzincan’da yıllardır kış mevsiminde cadde ve sokak kenarlarında yerlerini alan kestaneciler satışlarını sürdürüyor. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ocaklarının başında yerlerini alan kestane satıcıları vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor.Erzincan&#039;da yıllardır bir kültür haline gelen kestane tüketimi soğuk havalarda adeta vazgeçilmez oluyor. Soğuk havaların hissedilmesiyle satışlara başlayan kestaneciler, genellikle satışların akşamları fazla olduğunu belirterek, “Gündüzleri satış pek fazla olmaz. Ocaklarımız ikindiden sonra yanmaya başlar. Kış günlerinin yaklaşmasıyla birlikte tezgâhlarımızı açıyoruz” dedi.Çoğu yerde olduğu gibi Erzincan&#039;da da kış ve soğuk denilince soba başında kestane pişirmek akla gelir.
Keyifli günler Erzincan’da başladı. Kış mevsiminin habercisi diyebileceğimiz kestane Erzincan sokaklarında satılmaya başlandı.
Özellikle akşam saatleriyle beraber serinleyen hava da vatandaşı ilgi gösterdiği kestaneler, nostalji havasında tüketiliyor.Dörtyol kavşağı ve sokakların kesişim yerlerinde faaliyet gösteren kestaneciler, havaların iyice serinlemesiyle birlikte kestanenin de satışlarının başladığını belirttiler.Erzincan’da talep gördüğünü söyleyen kestane satıcıları, Erzincanlılar için sobada kestane kavurmanın ayrı bir öneme sahip olduğunu ancak evlerde eskisi gibi kestane yapılmadığını, bu yüzden de dışarıdan alınıp tüketilmenin fazla olduğunu ifade ettiler. Geçen yıl 100 gramı 40 lira olan kestane bu sene 60 liradan satılıyor.Soğuk havaların sevilen yiyeceklerinden kestanenin tam bir şifa deposu. Kestane tüketiminin kansere karşı koruyucu etkisi de bulunuyor.
Ayrıca kan basıncını düzenler ve bireyi kalp ve damar hastalıklarından korur. Kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptirKış aylarının vazgeçilmezi şifa deposu kestanenin kansere karşı koruduğunu ve demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahip.Kestane aslında ne meyve ne de kuruyemiştir.
Kestane bol lifli ve karbonhidratlı bir tohumdur ve genellikle tohumların yağ içerikleri fazladır. Ancak bu noktada kestane, zinciri kırıp yağ yerine bol karbonhidrat barındırmasıyla diğer tohumlardan ayrılır. Aynı zamanda vitaminden zengin olan kestane B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içinde bol miktarda barındırır.Kestane demir, kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller bakımından da zengin bir içeriğe sahiptir. Diş sağlığı, kemikler ve kan dolaşımı için oldukça yararlıdır.
Kalp damar hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda flavanoidlerden de zengin olan kestane, iyi bir antioksidan olup bizi serbest radikallerin olumsuz etkilerinden koruyarak kansere karşı koruma sağlar.3 adet büyük boy kestanenin ortalama 1 dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahip. Yani bir oturuşta 15 kestane yediğinizde kendinizi 5 dilim ekmek yemiş ve vücudunuza 350 kalori almış olarak düşünebilirsiniz.
Bu yüzden kilo kontrolü sağlamak adına günde 5 adedi geçmemeye özen gösterilmelidir. Özellikle karbonhidrat türevi olan nişastayı bünyesinde fazlaca barındıran kestane, kan şekerini orta hızda yükselten yani orta glisemik indeksli gıdalar sınıfında yer alır.
Bu nedenle tüketimine özellikle şeker hastaları özen göstermeli, kan şekeri ve insülin takiplerine göre ayarlanan özel bir diyette kontrollü tüketmeleri sağlanmalıdır.Uzmanlar kestaneyi pişirmenin en sağlıklı yolunun haşlama yöntemi olduğunu söylüyor.
Kestane tavada, fırında, közde pişirilebileceği gibi haşlama olarak da pişirilebilir. Hatta en sağlıklı kestane pişirme yöntemi haşlama yöntemidir.
Çünkü bu yöntemle bir yandan nem oranı artan kestanenin bir yandan kalori değeri düşmektedir. Ancak bu miktarlar aynı gramaj değerinde kestaneyi göz önüne aldığımızda geçerlidir. Haşlama yöntemi ile pişirildiği için fazla tüketebileceğimiz anlamına gelmemelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e8bRbPILKUG4ypgFEIZVhg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşürüp, kanserden, koruyor, ama, tanesi, dilim, ekmekle, eşdeğer:, Günde, kaç, tane, kestane, yenir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Saç dökülmesini durduran şahane besinler: Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit deposu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sac-doekulmesini-durduran-sahane-besinler-protein-demir-cinko-b-vitamini-ve-folik-asit-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Saç dökülmesi ve saç incelmesi en sık yaşanan saç sorunları arasında yer alıyor. Güçlü saçlara sahip olmak ve saçların dökülmesini engellemek için sağlıklı beslenmeniz gerekiyor. Protein, demir, çinko, B vitamini ve folik asit gibi temel besinler ile yumurta, çilek, ıspanak, yağlı balık, tatlı patates ve avokado gibi besinler saç sağlığını destekler.Saç dökülmesi en yaygın saç sorunlarının başında gelir ve hemen hemen herkes hayatının bir döneminde saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalabilir.
Saç dökülmesi çeşitli nedenlere bağlı olarak gerçekleşir. Genetik faktörler, stres, yanlış saç bakım ürünleri kullanımı, boya gibi kimyasal işlemler ve yetersiz beslenme en yaygın etkenlerdir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir.Erkeklerin %80&#039;inden fazlası ve kadınların neredeyse yarısı yaşamları boyunca önemli saç dökülmesi yaşar. Aslında, erkeklerin üçte ikisi 35 yaşına geldiğinde bir tür saç dökülmesi yaşar.Ancak, saç incelmesinin ve saç dökülmesinin çözümü sağlıklı beslenmekten geçiyor.Saç incelmesi, saç tellerinin çapında kademeli bir azalmadır ve saç dökülmesine ve kelliğe yol açabilir. Genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları veya tıbbi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir.Yaşlanma: İnvolüsyonel alopesi adı verilen doğal bir süreç, insanlar yaşlandıkça saçların incelmesine neden olur.Genetik: Androjenik alopesi, hem erkeklerde hem de kadınlarda saç dökülmesine neden olan genetik bir rahatsızlıktır.Yaşam tarzı alışkanlıkları: Saçlara aşırı renklendirme, perma ve gevşetici uygulamak incelmeye neden olabilir.Tıbbi rahatsızlıklar: Saç dökülmesi, tiroid bozuklukları, lupus veya frengi gibi tıbbi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.İlaçlar:  Bazı ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir.Hormonal değişiklikler: Saç dökülmesi doğumdan sonra, tiroid sorunu nedeniyle veya doğum kontrol haplarına başlamak veya bırakmaktan kaynaklanabilir.Stres: Kronik stres saç dökülmesine neden olabilir.Sağlıklı bir diyet saç incelmesini ve dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve vitamin içeren dengeli bir beslenme sağlıklı saç büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.Demir: Kırmızı kan hücrelerinin kafa derisine ve saç köklerine oksijen iletmesine yardımcı olur. Demir eksikliği saç dökülmesine yol açabilen anemiye neden olabilir.Çinko: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur. Çinko eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesi takviyelerle tersine çevrilebilir.B Vitamini: B vitaminleri, özellikle biotin (B7 vitamini), saç sağlığı için önemlidir. Saç hücrelerinin büyümelerini ve gelişmelerini destekleyen enerji üretmelerine yardımcı olurlar.Folik asit: Saçların kalın ve güçlü uzamasına yardımcı olur.Yumurta: Yumurta, saç büyümesi için iki temel besin olan protein ve biotinin harika bir kaynağıdır.
Yeterli protein yemek saç büyümesini destekler çünkü saç kökleri çoğunlukla proteinden oluşur.
Protein eksikliği saç dökülmesini tetikleyebilirken, biotin keratin adı verilen bir saç proteininin üretimi için gereklidir, bu nedenle biotin takviyeleri genellikle saç büyümesi için pazarlanmaktadır. Biotin, biotin eksikliği olan kişilerde saç büyümesini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Biyotin eksiklikleri dengeli bir diyetle giderilebilir. Ancak, yüksek miktarda biyotin tüketmek çeşitli rahatsızlıkları teşhis etmek ve yönetmek için kullanılan laboratuvar sonuçlarını etkileyebilir.Yumurtalar ayrıca çinko, selenyum ve diğer saç sağlığına yararlı besinlerin harika bir kaynağıdır. Bu da onları optimum saç sağlığı için en iyi yiyeceklerden biri yapar.Ispanak: Folat, demir ve A ve C vitaminleri gibi faydalı besinlerle dolu sağlıklı bir yeşil sebze olan ıspanak, saç büyümesi için önemlidir.
Çalışmalar, A vitamininin saç büyümesi için önemli olduğunu göstermektedir. Ancak, çok fazla A vitamini takviyesi saç dökülmesine yol açabilir.
Bir fincan (30 gram) ıspanak günlük A vitamini ihtiyacınızın %20&#039;sine kadarını sağlar.Ispanak ayrıca saç büyümesi için gerekli olan harika bir bitki bazlı demir kaynağıdır.
Demir, kırmızı kan hücrelerinin metabolizmanızı beslemek ve büyümeye ve onarıma yardımcı olmak için vücutta oksijen taşımasına yardımcı olur.Meyveler: Meyveler, saç büyümesini destekleyebilecek faydalı bileşikler ve vitaminlerle doludur. Bunlara güçlü antioksidan özelliklere sahip C vitamini de dahildir. Antioksidanlar, saç köklerini serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin verdiği hasara karşı korumaya yardımcı olabilir.
Örneğin, 1 su bardağı (144 gram) çilek, günlük C vitamini ihtiyacınızın %113&#039;üne kadar veya 85 miligramını sağlar.Vücut ayrıca, saçın kırılganlaşmasını ve kırılmasını önlemek için saçı güçlendirmeye yardımcı olan bir protein olan kolajen üretmek için C vitamini kullanır. C vitamini, vücudun diyetten demiri emmesine yardımcı olur. Düşük demir seviyeleri, saç dökülmesiyle ilişkilendirilen demir eksikliği anemisine neden olabilir.
Yağlı balıklar: Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar, saç büyümesini dest ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vYyUmaOVJ0Kb7PHpZeyKVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Saç, dökülmesini, durduran, şahane, besinler:, Protein, demir, çinko, vitamini, folik, asit, deposu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ocak ayında tüketilmesi gereken 5 balık: Kuyruğu, kılçığı ve başı kalsiyum deposu, birçok hastalığa iyi geliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ocak-ayinda-tuketilmesi-gereken-5-balik-kuyrugu-kilcigi-ve-basi-kalsiyum-deposu-bircok-hastaliga-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı beslenmede günde 2 kez tüketilmesi önerilen balık, kalp hastalıklarından ülsere, alzheimerdan bronşite kadar birçok rahatsızlığa iyi gelirken, kuyruğu, kılçığı ve başı adeta bir kalsiyum deposu olarak dikkati çekiyor.Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medya hesaplarından ocak ayında tüketilmesi gereken balıkları açıkladı.Mevsiminde taze tüketilmesi önerilen bir besin olan balıklardan kolyoz, hamsi, lüfer, kırlangıç ve tekir ocakta daha lezzetli oluyor. En ucuz balık olarak bilinen hamsinin kilosu Bursa pazarlarında 200-400 lira arasında satılıyor.Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar sağlıklı nesiller için haftada iki kez balık tüketilmesini önerdi.Küçük yaşta çocukların sinir sistemi ve beyin dokusu gelişimine yardım eden balığın, yetişkinlerde depresyonu azalttığını ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulayan Tayar, balığın faydalarını şöyle sıraladı:&quot;Kardiyovasküler hastalık riskini ve kalp çırpıntısını azaltır. İçerdiği omega-3 yağı sayesinde kalp krizi riskini düşürür. Kan basıncını düşürür, dolaşımı düzenler.Kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü yükseltir. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Yaşlanma ve güneşin etkilerini, egzama belirtilerini azaltır, yıpranan ve zarar gören dokuların yenilenmesini sağlar. Görmeyi kuvvetlendirir ve retinadaki sinir gelişimine katkıda bulunur.Göz kuruması sendromunu azaltır. Özellikle kış aylarında solunum ve gribal enfeksiyon riskini azaltır. Astım ve bronşit belirtilerini düşürür.Kas ve dokuların gelişimine ve yenilenmesine katkıda bulunur. Krom ve ülser hastalığı belirtilerini azaltır. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur.&quot;Tayar, balığın kılçığı, başı ve kuyruğunun kalsiyum deposu olduğuna dikkati çekerek, &quot;Kış aylarında sağlık denizden çıkıyor. Akıllı ve sağlıklı nesiller için balık, beslenmede mutlaka olmalı. Çocuktan yaşlısına kadar her bireyin mutlaka tüketmesi gereken besinlerden&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-5bijK4OU2Q1qAQv3Gg0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ocak, ayında, tüketilmesi, gereken, balık:, Kuyruğu, kılçığı, başı, kalsiyum, deposu, birçok, hastalığa, iyi, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mutluluğu yakalamak için 10 dakika rutini: Vücudunuzdaki gerginlik hissinden kurtulmak çok kolay</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/mutlulugu-yakalamak-icin-10-dakika-rutini-vucudunuzdaki-gerginlik-hissinden-kurtulmak-cok-kolay</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/mutlulugu-yakalamak-icin-10-dakika-rutini-vucudunuzdaki-gerginlik-hissinden-kurtulmak-cok-kolay</guid>
<description><![CDATA[ Güne 10 dakikalık bir sabah meditasyonuyla başlamak sakinliği ve mutluluğu yakalamanıza yardımcı olur. Bu rutin derin nefes alma, minnettarlık hissi, olumlu onaylamalar ve bilinçli farkındalık içerir. Sabahlarınıza bu basit ama etkili rutinle başlayın ve gününüzü nasıl dönüştürdüğünü, her seferinde bir nefesle izleyin.Güne olumlu bir notla başladığımızda, önümüzdeki saatler için tonu belirleyebilir. Her sabah hızlı bir 10 dakikalık meditasyon daha sakin, daha merkezlenmiş ve hatta daha mutlu hissetmenize yardımcı olabilir. İşte huzurlu ve neşeli hissetmemize yardımcı olmak için tasarlanmış 10 dakikalık bir sabah meditasyon uygulaması.Başlamadan önce evinizde sessiz, rahat bir yer bulun. Yatak odanızın, balkonunuzun veya hatta oturma odanızın bir köşesi olabilir. Sırtınız düz ama rahat bir şekilde bir sandalyeye, mindere veya yoga matına rahatça oturun. Mümkünse, sakin bir atmosfer yaratmak için ışıkları kısın veya doğal güneş ışığının içeri girmesine izin verin. Telefon gibi dikkat dağıtıcı şeyleri uzak tutmak daha iyi odaklanmanıza yardımcı olacaktır.Sakinleştirici seslerden hoşlanıyorsanız, deneyiminizi geliştirmek için yumuşak enstrümantal müzik veya doğa sesleri çalabilirsiniz.Meditasyonunuza nefesinize odaklanarak başlayın. Gözlerinizi kapatın ve burnunuzdan dört sayım boyunca yavaş, derin bir nefes alın. Bir an tutun ve ardından altı sayım boyunca ağzınızdan yavaşça nefes verin. Bunu iki dakika boyunca tekrarlayın.Bu derin nefes alma tekniği stres seviyenizi düşürmeye, zihninizi temizlemeye ve vücudunuzu meditasyona hazırlamaya yardımcı olur. Her nefes verişte gerginliğin vücudunuzdan ayrıldığını hissedin.Neden işe yarıyor: Derin nefes almak, kaygıyı azaltan ve sakinlik hissi veren parasempatik sinir sistemini harekete geçirir.Nefesinizi sakinleştirdikten sonra odağınızı minnettarlığa kaydırın. Minnettar olduğunuz üç şeyi düşünün. Bu, iyi bir gece uykusu, sevdikleriniz veya daha sonra tadını çıkaracağınız bir fincan çay kadar basit bir şey olabilir. Bunları zihninizde canlandırın ve size getirdikleri neşe ve sıcaklığı hissetmenize izin verin. Bunu yaparken nazikçe gülümseyin; bu, ruh halinizi anında iyileştirebilecek küçük bir jesttir.Neden işe yarıyor: Minnettarlık, odak noktanızı eksik olan şeylerden halihazırda sahip olduğunuz şeylere kaydırmanıza yardımcı olarak mutluluk ve memnuniyeti teşvik eder.Sonraki üç dakikayı olumlu bir olumlamayı sessizce veya yüksek sesle tekrarlayarak geçirin. Sizinle yankılanan bir şey seçin, örneğin:
&quot;Bugün karşıma ne çıkarsa çıksın üstesinden gelebilirim.&quot;
&quot;Mutluluğu ve huzuru hak ediyorum.&quot;
&quot;Bugün harika bir gün olacak.&quot;
Olumlamanızı yavaşça ve niyetle söyleyin. Kelimelerin içinize işlemesine izin verin ve onlara inanın. Bu uygulama beyninizi pozitifliğe yeniden yönlendirir ve kendinizden şüphe duymanızı azaltmaya yardımcı olur.
Profesyonel ipucu: Olumlamanızı bir yapışkan kağıda yazın ve gün boyunca sık sık göreceğiniz bir yere koyun.Son iki dakika için farkındalığınızı şimdiki ana getirin. Çevrenize dikkat edin; seslere, kokulara veya nefesinizin hissine. Zihniniz dağılırsa, yargılamadan nazikçe onu şimdiye geri getirin.Zihinsel iyiliğinize özen göstermek için harcadığınız zamana minnettar hissetmek için bir an ayırın.Gözlerinizi yavaşça açın ve vücudunuzu nazikçe esneterek gününüze rahatlayın.
Neden işe yarıyor: Farkındalıklı farkındalık, aşırı düşünmeyi ve stresi azaltarak şimdiki zamanda demir atmanıza yardımcı olur.Bu meditasyon rutini, farkındalığı, minnettarlığı ve olumlu olumlamaları bir araya getiriyor; mutluluğu artırdığı kanıtlanmış üç güçlü uygulama.
Meditasyona alışkın olmasanız bile, her sabah sadece 10 dakikanızı bu uygulamaya ayırmak ruh halinizde ve hayata bakış açınızda fark edilir bir fark yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AzUEEsK5n0q3AUZ53sij4A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Mutluluğu, yakalamak, için, dakika, rutini:, Vücudunuzdaki, gerginlik, hissinden, kurtulmak, çok, kolay</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın uyku düzenini mahveden 3 şey: Mevsim değişikliğinde uyku düzeni nasıl korunur?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kisin-uyku-duzenini-mahveden-3-sey-mevsim-degisikliginde-uyku-duzeni-nasil-korunur</guid>
<description><![CDATA[ Kış, gün ışığının azalması, soğuk hava sıcaklıkları ve fiziksel aktivitenin azalması nedeniyle uykuyu bozabilir. Uykuyu iyileştirmek için gün ışığına maruz kalmayı en üst düzeye çıkarın, tutarlı bir uyku programı uygulayın, rahat bir uyku ortamı yaratın, aktif kalın ve diyetinize ve kafein alımınıza dikkat edin. Bu ayarlamalar kışın daha iyi uyumanıza ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Mevsimler değiştikçe uyku düzenimizi etkileyen koşullar da değişir.
Birçok insan için kışın gelişi uyku düzeninde bozulmalara neden olabilir ve bu da dinlenmiş ve enerjik hissetmeyi zorlaştırır.
İster gün ışığındaki değişim, ister daha soğuk hava sıcaklıkları veya biyolojik ritmimizdeki doğal değişim olsun, kışın uyku düzenimizi nasıl etkilediğini anlamak, daha soğuk aylarda daha iyi uyumak için stratejiler benimsememize yardımcı olabilir.GÜNEŞ IŞIĞINA DAHA AZ MARUZ KALMAKış aylarında, daha kısa günler ve daha uzun geceler doğal ışığa daha az maruz kalmayla sonuçlanır. Işık, bize ne zaman uyuyup uyanacağımızı söyleyen iç saatimiz olan sirkadiyen ritmimizin temel düzenleyicisidir.Azaltılmış gün ışığı bu ritmi bozabilir ve uykuya dalmakta veya doğru zamanda uyanmakta zorluğa yol açabilir. Ek olarak, doğal ışık eksikliği serotonin seviyelerinde düşüşe yol açabilir ve bu da ruh hali değişikliklerine neden olabilir ve hatta kış aylarında daha az güneş ışığına maruz kalmayla bağlantılı bir durum olan mevsimsel duygusal bozukluğa (SAD) katkıda bulunabilir.Daha soğuk hava bazen rahatlatıcı olsa da, sıcaklıktaki düşüş uyku kalitesini de etkileyebilir. Vücudumuz uyku sırasında doğal olarak soğur ve soğuk bir ortam uykuya dalmayı veya gece boyunca rahat kalmayı zorlaştırabilir.
Ancak, aşırı sıcak bir oda da uykuyu bozabilir çünkü vücudun dinlenmek için en uygun serin durumuna ulaşma ihtiyacını engeller.Kış genellikle içeride daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir ve bu da fiziksel aktivitede azalmaya neden olabilir.
Egzersiz uyku kalitesinde önemli bir rol oynar, bu nedenle daha az aktif olduğumuzda derin ve dinlendirici bir uykuya dalmayı daha zor bulabiliriz.
Ek olarak, insanlar kış aylarında daha az sosyal aktiviteye girme eğilimindedir, bu da izolasyon duygularına katkıda bulunabilir ve zihinsel refahı etkileyerek uykuyu daha da etkiler.GÜNEŞ IŞIĞINDAN YARARLANINGüneş ışığı eksikliğiyle mücadele etmek için, sadece kısa bir yürüyüş için bile olsa, gün ışığı saatlerinde dışarı çıkmaya çalışın. Doğal ışık, sirkadiyen ritminizi sıfırlamanıza ve ruh halinizi iyileştirmenize yardımcı olabilir.
Dışarı çıkmak zorsa, özellikle sabahları enerjinizi artırmaya ve düzenli bir uyku programı sürdürmeye yardımcı olmak için doğal ışık maruziyetini simüle etmek için bir ışık terapisi kutusu kullanmayı düşünün.Kış aylarında, düzensiz uyku alışkanlıklarına girmek kolaydır, ancak tutarlı bir yatma ve uyanma saatine sahip olmak iyi bir uyku hijyeninin anahtarıdır.
Hafta sonları bile, iç saatinizi korumak için uyku programınıza uymaya çalışın. Bu, uykuya dalmayı ve doğru saatlerde uyanmayı kolaylaştıracak ve daha dinlenmiş hissetmenize yardımcı olacaktır.Yatak odanızın uyku için rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun; genellikle çoğu insan için 15 ila 19 santigrat derece (60 ila 67 derece Fahrenheit) idealdir.
Sıcak, yumuşak yatak örtüleri giyin veya rahat pijamalar giyin, ancak aşırı ısınmaktan kaçının, çünkü çok fazla sıcaklık rahatsızlığa neden olabilir. Optimum hava kalitesini korumak ve kışla birlikte gelen kuruluğu azaltmak için bir nemlendirici kullanmayı düşünün.Dışarıya çok fazla çıkamasanız bile, rutininize fiziksel aktiviteyi dahil etmeye çalışın. Egzersiz, daha derin ve daha dinlendirici bir dinlenmeyi teşvik ederek uykunuzu düzenlemenize yardımcı olur. İster evde egzersiz, ister yoga veya kış sporu olsun, aktif kalmak hem uykunuzun kalitesini hem de süresini iyileştirebilir.Yatma saatine yakın ağır yemekler yemek veya kafein içmek uykuya dalma yeteneğinizi etkileyebilir. Bu maddeleri öğleden sonra veya akşam saatlerinde tüketmekten kaçınmaya çalışın. Bunun yerine, doğal magnezyum içerikleri nedeniyle dinlendirici bir uykuyu destekleyebilen fındık veya muz gibi hafif bir akşam atıştırmalığı tercih edin.Kış uyku düzenimizi zorlayabilir, ancak alışkanlıklarımızda ve çevremizde dikkatli ayarlamalar yaparak, dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek uyandığımızdan emin olurken mevsimi kucaklayabiliriz.
Biraz farkındalık ve çaba, kışın uykumuz üzerindeki etkisini nasıl deneyimleyeceğimiz konusunda büyük bir fark yaratabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f2X7QViQPEqrCN-RrPe86w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, uyku, düzenini, mahveden, şey:, Mevsim, değişikliğinde, uyku, düzeni, nasıl, korunur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS&amp;apos;ta yayımlandı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/6-ay-yemek-yemiyorlar-sismanliga-care-olabilir-turk-bilim-insanlarinin-calismasi-pnasta-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen &quot;Proceedings of the National Academy of Sciences&quot;ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  &quot;PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR&quot;  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  &quot;Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk.&quot;  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, &quot;Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık.&quot;&quot;BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE&quot;  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, &quot;Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir.&quot; bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın &quot;hayatta kalma mücadelesi&quot; anlamına geldiğini belirten Toprak, &quot;Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor.&quot; bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yemek, yemiyorlar, şişmanlığa, çare, olabilir, Türk, bilim, insanlarının, çalışması, PNASta, yayımlandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/taze-balik-nasil-anlasilir-balik-tezgahindan-satin-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler</guid>
<description><![CDATA[ Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Taze, balık, nasıl, anlaşılır, Balık, tezgahından, satın, alırken, dikkat, etmeniz, gerekenler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücudun olmazsa olmazı 6 vitamin: Özellikle kışın sağlığı desteklemek gerekiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucudun-olmazsa-olmazi-6-vitamin-ozellikle-kisin-sagligi-desteklemek-gerekiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış aylarında dengeli bir diyet ve takviyeler bağışıklığı artırır ve mevsimsel sağlık sorunlarının üstesinden gelir. Temel takviyeler arasında C, D Vitamini, Omega-3, Demir, Probiyotikler ve K2 Vitamini bulunur ve gelişmiş enerji, cilt sağlığı ve zihinsel sağlık gibi faydalar sağlar. Olumsuz etkilerden kaçınmak için takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Peki, vücut için olmazsa olmaz vitamin takviyeleri neler?Kış mevsiminde soğuk havaların etkisiyle bağışıklık sisteminiz hızlı bir şekilde düşebilir. Aynı zamanda vücutta soğuk algınlığı ve öksürüğe daha yatkın hale getirdiği için ekstra stres ve gerginlik de getirir. Bununla birlikte, sağlıklı ve dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, güneş ışığına maruz kalma ve takviye alımı bağışıklığı artırabilir ve kışla ilgili sağlık sorunlarının üstesinden gelebilir.Takviye vitaminler sadece kemik ve kalp sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda görmeyi de iyileştirir ve sindirimi önemli ölçüde artırır. Peki, neden takviyelere ihtiyacınız var?Beslenme eksikliğini yenmek: Her zaman öyle olmayabilecek, dikkatlice hazırlanmış dengeli bir diyet tükettiğinizi düşünebilirsiniz. Diyet takviyelerinin alımı günlük öğünlerimizdeki açığı kapatır ve bağışıklığımız ve refahımız için ekstra bir güç sağlarGelişmiş enerji seviyeleri: Düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler formda kalmamızı ve enerji seviyelerimizi iyileştirmemizi sağlayan harika bir yoldur. Kış diyetine magnezyum gibi diyet takviyeleri eklemek enerji seviyelerini daha da yüksek tutmak için ek bir faydadırRuh halini iyileştiriciler: D vitamini gibi diyet takviyeleri, ruh halini iyileştirici olarak hareket ettikleri ve zihni ve kalbi pozitif tutmaya yardımcı oldukları için kaygı ve depresyon duyguları gibi mevsimsel sıkıntıları yenmeye yardımcı olurCilt ve saç sağlığı: Yaşlanmayı yenmeyi ve parlak saçlara sahip olmayı umuyorsanız, Omega-3 gibi takviyeler eklemek bu yönde doğru bir adımdır.C Vitamini:C Vitamini vücudu sıcak tutma özelliğine sahiptir, çünkü bu sadece kırışıklıklar, ince çizgiler ve hatta güneş lekeleri gibi yaşlanma belirtilerini yenme özelliğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda daha genç bir görünüme yol açan kolajen üretimini de sağlar.
C Vitamini ayrıca bağışıklığı güçlendirir ve vücudun boğaz ağrısı ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel alerjilerle savaşmasına yardımcı olur, ayrıca kış aylarında grip ve mevsimsel viral enfeksiyonlarla savaşır.D Vitamini: Kışın güneş ışığı azdır ve kışın hızlı bir öğleden sonra yürüyüşü yapmak veya güneşte güneşlenmek her zaman mümkün değildir. Güneşte kemikleri daha sağlam ve güçlü yapan D Vitamini bulunur. Temel olduğundan, D Vitamini -D2 ve D3 takviyeleri kandaki vitamini artırırOmega 3 Yağ Asitleri: Sinir sistemini ve bilişsel sağlığı korumanın yanı sıra, Omega 3 yağ asitleri kardiyovasküler sağlık için iyi haber demektir ve ayrıca felç olasılığını azaltır.
Omega-3 yağ asitleri ayrıca göz dejenerasyonunu önler, daha iyi bir uyku döngüsü oluşturmaya yardımcı olur, iltihabı önler, karaciğer yağını azaltır ve ayrıca kaygı sorunlarıyla mücadelede yardımcı olur. Bazı çalışmalar ayrıca omega 3 yağ asidinin daha iyi bir zihinsel refah duygusunu desteklediğine inanmaktadır.Demir: İnsan vücudunda kırmızı kan hücreleri üretmek için demir gereklidir. Bu takviyeler, maksimum emilimi teşvik etmek için en iyi şekilde aç karnına alınır. Demir eksikliği genellikle anemi, mide sorunları, bağırsak hastalıkları, yanıklar ve hatta kanama sorunları gibi durumlara yol açarProbiyotikler: Probiyotikler, iyi bağırsak sağlığını korumak için harikadır ve insan vücudunun genel bağışıklığını artırmada harikadır. Probiyotik takviyeleri ayrıca kiloyu korumaya yardımcı olur ve cilt sağlığı için güçlü destek sağlar. Probiyotikler ayrıca iltihabı azaltmada kritik bir rol oynar.K2 Vitamini: K2 Vitamini takviyesi, vücudun kalsiyum seviyesini, kan pıhtılaşma sistemini kontrol altında tutar. Ayrıca daha güçlü kemikler oluşturmaktan ve atardamarları sağlıklı tutmaktan sorumludur.
Ayrıca magnezyum takviyeleri, vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyondaki rolleri nedeniyle sayısız sağlık faydası sunar, çünkü magnezyum bilişsel işlevi artırır, krampları hafifletir ve genel canlılığı ve refahı korumaya yardımcı olur.
Ayrıca kas ve sinir fonksiyonunu destekler, uykuyu iyileştirir, stresi azaltır, enerjiyi artırır ve kalp ve kemik sağlığını destekler. Sindirime yardımcı olur, kan şekerini düzenler ve iltihapla savaşır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ezYPfswHFEGeTH2eChTzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücudun, olmazsa, olmazı, vitamin:, Özellikle, kışın, sağlığı, desteklemek, gerekiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>En yüksek lif içeriğine sahip 7 meyve: Kan şekeri düzenleyici etkisi de var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/en-yuksek-lif-icerigine-sahip-7-meyve-kan-sekeri-duzenleyici-etkisi-de-var</guid>
<description><![CDATA[ Guava, papaya ve muz gibi lif açısından zengin meyveleri günlük diyetinize dahil etmek sindiriminizi ve genel sağlığınızı büyük ölçüde iyileştirebilir. Bu meyvelerin çoğu yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için idealdir. En yüksek lif içeriğine sahip meyveler nelerdir? İşte yanıtı.Lif, iyi sindirim, sağlıklı bir kiloyu koruma ve birçok hastalık riskini azaltma için oldukça önemlidir. Ancak belirli meyvelerin lifle dolu olduğunu biliyor muydunuz? Diyetinize bunlardan daha fazlasını dahil etmek sağlıklı ve aktif kalmanıza yardımcı olabilir. İşte lif açısından zengin 7 meyve.Guava genellikle bulabileceğiniz en yüksek lifli meyvelerden biri olarak kabul edilir. Sadece bir orta boy guava 5 grama kadar lif sağlayabilir. Guavalar ayrıca bağışıklığı artıran C vitamini açısından da zengindir. İster çiğ ister smoothie olarak tüketin, guavalar her diyete harika bir katkı sağlar.Papaya, lif açısından zengin bir başka meyvedir. Tek bir fincan papaya yaklaşık 2,5 gram lif sağlar. Bu tropikal meyve ayrıca sindirime yardımcı olan papain adı verilen bir enzim içerir ve bu da onu bağırsak sağlığı için mükemmel bir seçim haline getirir. Sağlıklı bir kahvaltı veya ferahlatıcı bir atıştırmalık için mükemmeldir.Muz manavda, pazarda, markette kolayca bulunan bir meyve ve harika bir lif kaynağıdır. Orta boy bir muz yaklaşık 3 gram lif içerir. Lifin yanı sıra muzlar kalp sağlığını korumaya yardımcı olan potasyum açısından da zengindir. Muzlar hızlı bir atıştırmalık için mükemmeldir ve ayrıca tahıllara veya smoothielere eklenebilir.Elmalar sağlık yararları ile iyi bilinir ve bunlardan biri de yüksek lif içeriğidir. Orta boy bir elma, özellikle kabuğunu yerseniz 4 grama kadar lif sağlayabilir. Elmalar ayrıca antioksidan açısından zengindir ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak yanınızda taşımanız kolaydır.Armutlar sulu, tatlı ve lif açısından zengindir. Sindirim sisteminiz için harika olan beş ila altı gram lif, orta boy bir armutta bulunabilir. Armutlar, düşük kalorili oldukları için sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan kişiler için harika bir seçimdir. Biraz çıtırlık için salatalarınıza ekleyin veya atıştırmalık olarak yiyin.Portakallar C vitamini içeriğiyle bilinir, ancak aynı zamanda makul miktarda lif de içerirler. Orta boy bir portakal yaklaşık 3 gram lif sağlayabilir. Narenciye meyvesi aynı zamanda nemlendiricidir ve bağışıklık sağlığı için harikadır. Biraz taze portakal suyu sıkın veya atıştırmalık olarak tadını çıkarın.Çok fazla lif içeren bir diğer tropikal meyve ananastır. Bir fincan taze ananas parçasında yaklaşık 2,3 gram lif bulunabilir. Sindirime yardımcı olan ve iltihabı azaltan bir enzim olan bromelain de bu meyvede bol miktarda bulunur. Çiğ olarak, ızgara olarak, meyve salatalarına katılarak veya pizzalarda tüketilebilen lezzetli bir meyvedir!
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1UnsxYGEqU7OQ0ER3CXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yüksek, lif, içeriğine, sahip, meyve:, Kan, şekeri, düzenleyici, etkisi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tereyağı kolesterolü yükseltir mi? 1 yemek kaşığı kuralı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tereyagi-kolesterolu-yukseltir-mi-1-yemek-kasigi-kurali</guid>
<description><![CDATA[ Doğal yağlardan biri olan ve yemeklere lezzet katan tereyağ mutfaklarda sıklıkla yer alır. Tereyağının içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Beslenme biçimi, kolesterol yüksekliğine neden olan en önemli faktörlerden biridir. Peki, tereyağ kolesterolü yükseltir mi?Bir insanın vücudundaki kolesterolün yüzde 75’i vücut tarafından üretilirken, yüzde 25’i besinlerle alınır. Yani beslenme düzeniniz ve tükettiğiniz besinler kolesterol seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.Beslenme tarzı, ilerleyen yaş, kilo, geçirilmiş bazı hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık kolesterol seviyesi yüksekliğini büyük oranda artırır.Türk mutfağının vazgeçilmezi ve hemen hemen her evde kullanılan yağlardan biri olan tereyağ ile ilgili de &quot;kolesterolü yükseltiyor&quot; tartışması oldukça yaygın. Peki, tereyağ tüketimi kolesterolün yükselmesine neden olur mu?Beynin yağlarla çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay hakiki köy tereyağını tüketmeyi tavsiye ediyor. Kolesterol ve yağlanma nedeniyle fazla tüketmekten kaçınılan tereyağı Prof. Dr. Karatay’ın da dediği gibi şifa deposuymuş. ABD merkezli bir araştırma 15 ülkeye yayıldı ve sonuçlara göre tereyağı, kalp ve damar hastalıklarıyla, felce yol açmıyor. Bunun yanında günde 1 yemek kaşığı tereyağı, Tip 2 diyabet riskini de azaltıyor.Yiyeceklerin kolesterolü yükselttiği şeklindeki iddiaların yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karatay, “Senelerden beri ispat edilmiştir ki hiçbir yiyecek kan kolesterolünü yükseltmez. diyor.Tereyağı, doğal ve doğru oradan tüketildiğinde vücut için oldukça faydalı olabiliyor.Araştırmalar, tereyağının LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü artırmadığını ve hatta HDL (&quot;iyi&quot;) kolesterolü artırabileceğini gösterir. Bu nedenle doğal tereyağının ılımlı tüketimi, kolesterol profilini iyileştirebilir. Yani tükettiğiniz tereyağının kolesterolünüzü yükseltmesini istemiyorsanız doğal olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca, çok fazla tüketmemelisiniz.Tereyağı, lezzet ve besin değeri açısından zengin bir gıda olmasına rağmen, yüksek doymuş yağ içeriği nedeniyle sınırlı miktarlarda tüketilmelidir. Günlük kalori alımının %5-6&#039;sından fazlasının doymuş yağlardan gelmemesi önerilir. Bu da, 2000 kalorilik bir diyet için yaklaşık 13 gram doymuş yağa denk gelir. Tereyağının ölçülü tüketimi, kalp sağlığını korumak için önemlidir.SAĞLIKLI YAĞLARLA DİYABET RİSKİ AZALIYORABD, Avustralya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu toplam 15 Avrupa ülkesinde, 44 ile 71 yaşları arasında 636 bin kişi üzerinde yapılan 9 araştırmanın sonucuna göre tereyağı tüketiminde ideal ölçünün 1 yemek kaşığı olduğu ortaya koyuldu.Tereyağı, enerji kaynağı olmasının yanı sıra yağda çözünen vitaminler ve esansiyel yağ asitleri açısından zengin bir besindir. Yüksek oranda doymuş yağ içeren tereyağı, bu özelliğiyle yemeklere lezzet katarken vücuda enerji sağlar. İçeriğinde bulunan A, E ve K vitaminleri gibi antioksidan özellikteki bileşenler, bağışıklık sistemini destekler ve hücresel sağlığı korur. Bununla birlikte, yüksek kolesterol ve kalori içeriği nedeniyle porsiyon kontrolüyle tüketilmesi önemlidir.Tereyağı, doymuş yağ bakımından zengindir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, doymuş yağ alımını artırabilir ve kolesterol seviyenizi olumsuz etkileyebilir. Yüksek kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yüksek kalori içerdiği için vücut ağırlığının artmasına ve obezite riskinin artmasına neden olabilirBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için tereyağı tüketmekden önce mutlaka doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tbMAgQLOZ0OojcNnOsOlIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tereyağı, kolesterolü, yükseltir, mi, yemek, kaşığı, kuralı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliği sandığınızdan daha ciddi: Vücudun hayati minerali</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-eksikligi-sandiginizdan-daha-ciddi-vucudun-hayati-minerali</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum eksikliği veya hipomagnezemi, vücutta kas fonksiyonu, sinir sağlığı ve enerji üretimi için hayati bir mineral olan yeterli magnezyum olmadığında ortaya çıkar. Belirtileri arasında yorgunluk, kas krampları, düzensiz kalp atışı ve anksiyete bulunur. Nedenleri kötü beslenmeden tıbbi durumlara kadar uzanır. Bununla başa çıkmak için tıbbi rehberlik altında magnezyum açısından zengin yiyecekler veya takviyeler gerekir. İşte magnezyum hakkında tüm bilmeniz gerekenler.Magnezyumun vücuttaki önemi ve rolü genellikle kalsiyum ve demir gibi mineraller tarafından gölgede bırakılır, ancak insan sağlığı için önemi abartılamaz.
Bu hayati mineral, enerji üretiminden kas ve sinir fonksiyonuna kadar vücuttaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.Magnezyum eksikliği, genellikle hem hastayı hem de sağlık hizmeti sağlayıcılarını şaşırtabilen gizemli semptomlara yol açan, en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilir.Magnezyum eksikliği, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için geniş kapsamlı sonuçları olan sessiz bir salgındır. Belirtileri o kadar belirsizdir ki, diğer durumları kolayca taklit eder ve fark edilmez. Unutmayın, küçük bir mineral bile büyük bir fark yaratabilir.Magnezyum, öncelikle kemiklerde, kaslarda ve yumuşak dokularda bulunan temel bir mineraldir.

Kas ve sinir fonksiyonunu düzenleme
Kan şekeri seviyelerini koruma
Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekleme
Kemik sağlığını destekleme
Protein sentezine ve DNA onarımına yardımcı olma

Magnezyumun ihtiyacı yaşa, cinsiyete ve yaşam evresine göre değişir. Yetişkin erkeklerin günde yaklaşık 400-420 mg&#039;a, kadınların ise günde 310-320 mg&#039;a ihtiyacı vardır. Magnezyum yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde, tohumlarda ve tam tahıllarda bulunsa da, kötü beslenme alışkanlıkları, tükenmiş toprak ve işlenmiş gıdaların artan tüketimi nedeniyle eksikliği bir endişe kaynağı haline gelmiştir.Magnezyum eksikliğine katkıda bulunan birkaç faktör şunlardır:Diyette yetersiz alım, vücutta magnezyum eksikliğinin başlıca nedenlerinden biridir. İşlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetler genellikle yeterli magnezyumdan yoksundur.
Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi gastrointestinal bozukluklar magnezyum emilimini bozabilir.
 Uzun süreli stres, idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır. Aşırı alkol tüketimi magnezyum emilimini engeller ve atılımını artırır. Y
aşlı yetişkinler, azalmış emilim ve böbreklerden daha yüksek magnezyum atılımı nedeniyle daha büyük risk altındadır.Bazen kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen yorgunluk, magnezyum eksikliğinin en erken belirtilerinden biridir. Magnezyum, vücudun birincil enerji molekülü olan adenozin trifosfatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Magnezyum, beyin sağlığı ve duygusal  sağlık  için çok önemlidir. Serotonin ve gama-aminobütirik asit (GABA) gibi nörotransmitterleri düzenlemeye yardımcı olur; bunlar ruh halinin dengelenmesinden ve rahatlamasından sorumludur. Düşük magnezyum seviyeleri artan anksiyete, depresyon ve beyin sisi gibi bilişsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir. Ortaya çıkan araştırmalar, magnezyum takviyesinin hafif ila orta şiddette depresyon ve anksiyete bozukluklarının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Magnezyum, vücuttaki stres tepkisi için kritik öneme sahiptir.  Son olarak, magnezyum sinir sistemini sakinleştirmek ve daha iyi uykuyu teşvik etmek için hareket eder. Eksiklik genellikle düşük uyku kalitesi veya uykusuzluğa neden olur ve hem fiziksel hem de zihinsel durumlarda daha fazla bozulmaya katkıda bulunur.Magnezyum ve kalp sağlığı arasındaki ilişki iyi belirlenmiştir; magnezyum kalp ritmini, kan basıncını ve damar tonusunu düzenler. Eksiklik hipertansiyon, aritmi ve kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, magnezyum takviyesinin kan basıncını düşürebileceğini ve kardiyovasküler durumu iyileştirebileceğini göstermektedir.Kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinin klasik belirtileridir. Magnezyum, kas hücrelerindeki kalsiyum seviyelerini dengeleyerek kas kasılmasını ve gevşemesini düzenler. Yeterli magnezyum olmadığında, kalsiyum kas liflerini aşırı uyarır ve ağrılı kramplara ve spazmlara yol açar. Bu özellikle sporcularda ve yüksek fiziksel aktivite seviyelerine sahip bireylerde yaygındır.Magnezyum eksikliği migren patofizyolojisi ile ilişkilendirilmiştir. Magnezyum eksikliğinin kasları daralttığı bilinmektedirBeyindeki kan damarları migren ataklarına yol açar. Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migren sıklığını ve şiddetini azalttığını ve böylece daha geleneksel tedavilerin doğal bir alternatifi haline geldiğini bulmuştur.
Kalsiyum genellikle kemik sağlığı tartışmalarında manşetlere çıksa da, magnezyum da önemlidir. Magnezyum, kalsiyum ve D vitamini seviyelerini düzenleyerek kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Kronik eksiklik kemikleri zayıflatabilir ve özellikle yaşlı yetişkinlerde ve menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riskini artırabilir.Magnezyum, glikoz m ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wtjfnAhqYU2LJ4j3UT7ptw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliği, sandığınızdan, daha, ciddi:, Vücudun, hayati, minerali</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Diyabet kışın beyin felci riskini artırabilir mi? Tehlikeyi azaltmak için öneriler</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/diyabet-kisin-beyin-felci-riskini-artirabilir-mi-tehlikeyi-azaltmak-icin-oeneriler</guid>
<description><![CDATA[ Diyabetli hastalar, azalan aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle artan kan şekeri nedeniyle kışın daha yüksek felç riskleriyle karşı karşıyadır. Fiziksel aktivite, dengeli beslenme, düzenli izleme, sıvı alımı, stres yönetimi ve ilaçları ayarlama yoluyla uygun yönetim, bu riskleri azaltmak için çok önemlidir.Diyabetli hastalarda beyin felci riski genellikle kış mevsiminde daha yüksektir. Kış mevsimine girerken, diyabetli hastaların kan şekeri seviyelerini yönetmek için ekstra önlemler almaları gerekir. Soğuk hava, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Azalan fiziksel aktivite, diyet değişiklikleri ve insülin direnci nedeniyle kan şekeri seviyeleri yükselir.Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, sinir hasarı, böbrek hasarı ve kalp hastalığı ve felç riskinin artması gibi bir dizi sağlık sorununa yol açabilir.
Kontrol edilmeyen kan şekeri seviyeleri, diyabetli hastalarda felç riskini önemli ölçüde artırabilir.
Yüksek şeker seviyeleri zamanla kan damarlarına zarar vererek onları tıkanıklıklara veya yırtılmalara karşı daha duyarlı hale getirebilir ve bu da sonunda beyin felcine yol açabilir. Aşırı soğuk, diyabet hastaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.İşte bazı olası etkiler:Kan şekeri seviyelerinin artması: Soğuk stresi, vücudun kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını salgılamasına neden olabilir ve bu da kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.Azalmış insülin duyarlılığı: Soğuk sıcaklıklar, vücudun hücrelerinin insüline daha az tepki vermesini sağlayarak kan şekeri seviyelerini kontrol etmeyi zorlaştırabilir.Hipoglisemi (düşük kan şekeri): Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak ekstremitelere kan akışını azaltabilir. Bu, hücrelere glikoz iletiminde azalmaya yol açarak hipoglisemi riskini artırabilir.Kan basıncı (BP) genellikle kışın yazdan daha yüksektirSoğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olur ve buna vazokonstriksiyon denir. Bu, kan damarlarındaki direnci artırarak kalbin daha sert pompalamasına ve kan basıncını yükseltmesine neden olur.Donma ve sinir hasarı: Diyabet hastaları, zayıf dolaşım ve sinir hasarı (nöropati) nedeniyle donmaya ve sinir hasarına daha yatkındır. İlaç ve ekipman sorunları: Aşırı soğuk, insülin pompalarının, glikoz ölçüm cihazlarının ve diğer diyabet ekipmanlarının performansını etkileyebilir. İnsülin gibi ilaçların da etkililiğini korumak için belirli sıcaklıklarda saklanması gerekebilir.Diyabetik ketoasidoz (DKA) riskinin artması: Soğuk stresi, diyabetin potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir komplikasyonu olan DKA riskini artırabilen keton üretimine yol açabilir.Kış aylarında, diyabet hastaları birkaç faktör nedeniyle kan şekeri seviyelerinde değişiklikler yaşayabilir:Azalmış fiziksel aktivite: Soğuk hava, düzenli fiziksel aktiviteye girmeyi zorlaştırabilir, insülin duyarlılığında azalmaya ve kan şekeri seviyelerinde artışa yol açabilir.Yemek alışkanlıklarında değişiklikler: Kış, genellikle karbonhidrat ve şeker oranı yüksek, sıcak ve rahatlatıcı yiyeceklere olan isteği beraberinde getirir ve kan şekeri seviyelerinde artışa neden olur.Artan stres: Soğuk hava ve tatil sezonu stresli olabilir ve kan şekeri seviyelerini yükseltebilen kortizol seviyelerinde artışa yol açabilir. Kış aylarında kan şekeri seviyelerini yönetmek için diyabet hastaları aşağıdaki önlemleri alabilir:Fiziksel olarak aktif kalın: İnsülin duyarlılığını korumak için yoga veya koşu bandında yürüme gibi kapalı alanda fiziksel aktivitelerde bulunun.Dengeli bir diyet yapın: Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın.Kan şekeri seviyelerini izleyin: Hedef aralıkta olduklarından emin olmak için kan şekeri seviyelerini düzenli olarak kontrol edin.Susuz kalmayın: Susuz kalmamak ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olmak için bol su için.Stresle başa çıkın: Kortizol seviyelerini yönetmeye yardımcı olmak için meditasyon, derin nefes alma veya okuma gibi stres azaltıcı aktivitelerde bulunun.İlaç ve insülin dozlarını ayarlayın: Gerektiğinde ilaç ve insülin dozlarını ayarlamak için sağlık uzmanınıza danışın.Sıcak giyin ve kuru kalın: Vücut ısısını korumak için nefes alabilen kat kat giysiler giyin ve kuru kalın.Ayaklarınıza iyi bakın: Sıcak, su geçirmez ayakkabılar giyin ve ayaklarınızı ısıtmak için düzenli molalar verin. Soğuk hava acil durum planınız olsun: Aşırı soğuklara hazırlıklı olun ve acil bir durum olması durumunda bir planınız olsun.
Bu önlemleri alarak, diyabet hastaları kış aylarında felç ve diğer komplikasyon risklerini azaltabilirler.Kış mevsiminde kan şekeri seviyelerini yönetmek için kişiselleştirilmiş bir plan geliştirmek için bir sağlık hizmeti sağlayıcısıyla yakın bir şekilde çalışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili bir endişe varsa mutlaka uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MJxT9aaU2k-q8jHowIdjiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Diyabet, kışın, beyin, felci, riskini, artırabilir, mi, Tehlikeyi, azaltmak, için, öneriler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mevsimsel değişiklikler sindirim sistemi üzerindeki etkisi: Kabızlık ve şişkinliğe neden olabilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/mevsimsel-degisiklikler-sindirim-sistemi-uzerindeki-etkisi-kabizlik-ve-siskinlige-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları yoluyla sindirimi etkiler; yaz aylarında sıcaklıkla ilgili sindirim sorunları yaşanırken kış aylarında ağır yiyecekler nedeniyle sindirim yavaşlar. İlkbahar alerjileri ve sonbaharda lif alımı ayarlamaları da sindirimi etkiler. Sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz, yıl boyunca sindirim sağlığını korumak için çok önemlidir.Mevsimsel değişiklikler, sıcaklık farkları, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı kalıpları nedeniyle sindirimi etkileyebilir. Yaz aylarında sıcaklık ve susuzluk sindirim rahatsızlığına, kabızlığa ve ağız kuruluğuna yol açabilir.   Ayrıca piknik ve barbekü gibi açık hava etkinlikleri gıda kaynaklı sağlık sorunları riskini artırır. Bu sorunlarla mücadele etmek için susuz kalmamak, serinletici yiyecekler tüketmek ve yiyecekleri işlerken uygun hijyeni sağlamak önemlidir.  Kışın soğuk hava sindirimi yavaşlatır. Bu, ağır, kalorisi yüksek yiyeceklerin tüketimiyle birleştiğinde genellikle kabızlık ve şişkinliğe neden olur. Dahası, bu mevsimde az su alımı susuzluğu ve sindirim sorunlarını kötüleştirebilir.DENGELİ BİR BESLENMEYİ SÜRDÜRÜN Sıcak içecekler, mevsim meyveleri ve hafif egzersizler kışın sindirim sağlığını korumaya yardımcı olabilir. İlkbahar genellikle ishal, kramplar ve şişkinlik gibi sindirim semptomlarını tetikleyebilecek alerjileri beraberinde getirir. Vücudun bu mevsimdeki doğal detoks süreci de rahatsızlığa neden olabilir. Dengeli bir diyet sürdürmek ve alerjenlerden kaçınmak bu etkileri azaltmaya yardımcı olabilir.Hasat mevsimi olan sonbahar, insanların daha fazla taze ürün tüketmesiyle lif alımında ani bir artışa neden olur. Lif iyi sindirim için gerekli olsa da, ani bir diyet değişikliği şişkinliğe, gaza ve mide kramplarına yol açabilir. Diyet değişikliklerine kademeli olarak uyum sağlamak ve probiyotik açısından zengin yiyecekleri dahil etmek geçişi kolaylaştırabilir.SİNDİRİM SİSTEMİ NASIL KORUNUR?  Sindirim sağlığını yıl boyunca korumak için bazı genel uygulamaları benimsemek önemlidir. Bol su içmek, mevsimlik yiyecekler yemek, dengeli bir diyet uygulamak ve düzenli egzersiz yapmak sindirimi optimize etmeye yardımcı olabilir. Ayrıca yoga, meditasyon ve derin nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri, mevsimsel değişikliklerin neden olduğu sindirim rahatsızlığını azaltmada önemli bir rol oynar. Mevsimsel değişikliklere uyum sağlamak, yıl boyunca sağlıklı bir sindirim sistemi sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRMkeKTro0SRZ1tbnX7D_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Mevsimsel, değişiklikler, sindirim, sistemi, üzerindeki, etkisi:, Kabızlık, şişkinliğe, neden, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp, şeker, kanser gibi kronik hastalık riskini azaltmak mümkün mü? 7 sağlık tüyosu hayatınızı değiştirebilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-seker-kanser-gibi-kronik-hastalik-riskini-azaltmak-mumkun-mu-7-saglik-tuyosu-hayatinizi-degistirebilir</guid>
<description><![CDATA[ Basit yaşam tarzı değişiklikleri kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalık risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu 7 sağlık tüyosunu günlük rutininize dahil ederek kronik hastalık riskini azaltmak için küçük bir adım atmış olursunuz. Ancak bu alışkanlıkları uygulamakta tutarlılık anahtardır ve bu alışkanlıkları yaşam tarzınızın bir parçası haline getirmek kalbiniz, zihniniz ve bedeniniz için uzun vadeli faydalar sağlayabilir.Kalp hastalığı, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar günümüzün hızlı tempolu dünyasında daha yaygın hale geliyor. İyi haber mi? Bu rahatsızlıkların çoğu günlük rutinimizde yaptığımız küçük ve basit değişikliklerle önlenebilir veya riskleri azaltılabilir. Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve bu kronik rahatsızlıklara yakalanma şansınızı azaltmak istiyorsanız, bu 7 sağlık tüyosu harika bir başlangıç ​​olabilir.Öğünlere sebzelerle başlamak kronik hastalık riskini azaltmanın inanılmaz derecede basit bir yoludur. Sebzeler vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlarla doludur; sağlıklı vücut fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğu bilinen elementler. Önce sebze yemek, daha hızlı tok hissetmemize yardımcı olur, bu da aşırı yemeyi azaltabilir ve kiloyu kontrol altında tutabilir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler gibi hastalıkları önlemek için önemlidir.2024 tarihli bir çalışma, yağsız etler, tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet benimsemenin faydalı olduğunu göstermektedir. Çeşitli bir diyet, çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını destekler. Ispanak, brokoli, dolmalık biber ve havuç gibi çeşitli renkli sebzeleri hedefleyin, çünkü farklı renkler farklı besinler anlamına gelir. Ne kadar çok çeşitlilik o kadar iyi.Özellikle sabahın ilk saatlerinde limonlu su içmek, sindiriminiz için harikalar yaratabilir. Limonun doğal asitliği, midenizin pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olarak gün boyunca daha iyi sindirimi teşvik edebilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, irritabl bağırsak sendromu (IBS), kalp hastalığı ve hatta bazı kanserler gibi kronik hastalık riskini azaltmada anahtardır.Tarçın, çayınızın veya kahvenizin lezzetini artırmaktan daha fazlasını yapan lezzetli bir baharattır. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir ve tip 2 diyabetin önlenmesinde çok önemli olan kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Tarçın ayrıca iltihap giderici etkilere sahiptir ve bu da onu kalp hastalığı veya eklemle ilgili sorunlar riski taşıyan kişiler için faydalı hale getirir.2024 tarihli bir araştırmaya göre, Tarçın bilişsel işlev bozukluğunu önlemede ve azaltmada yararlı olabilir. Sabah kahvenize veya çayınıza biraz tarçın serperek, yalnızca tadını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücudunuza koruyucu bir destek de verirsiniz.Evet, doğru okudunuz! Ölçülü tüketildiğinde bitter çikolata sağlığınız için iyi olabilir. Bitter çikolatada bulunan antioksidanların (özellikle flavonoidlerin) kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek kalp sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Bu etkiler, dünya çapında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Sıcak bir arka planda çökmekte olan bitter çikolata parçaları. 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre, birçok sağlık avantajı nedeniyle bitter çikolata yıllardır popülerliğini sürdürüyor. İnsan bağışıklık fonksiyonu üzerinde iyi bir etkiye sahip olan bir dizi sağlık geliştirici unsur (prosiyanidinler, teobrominler, flavonoidler ve polifenoller gibi biyoaktif bileşenler) ve vitaminler ve mineraller içeriyor.Uyku, sağlığın göz ardı edilen bir yönüdür, ancak kronik hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar. Uyku eksikliği, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve hatta kanser risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Uyku sırasında vücudunuz kendini onarmak, hormonları düzenlemek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışır.Egzersiz, kronik hastalık riskini azaltmanın en etkili yollarından biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, kalp sağlığını iyileştirir, kemikleri güçlendirir ve zihinsel refahı artırır.
Günlük yürüyüş kadar basit bir şey bile büyük bir fark yaratabilir. DSÖ, haftanın çoğu gününde tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklete binme gibi en az 150-300 dakika orta düzeyde egzersiz yapılmasını önermektedir.
Bu, tip 2 diyabet, felç ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların riskini düşürmeye yardımcı olur. Sadece vücudunuz size teşekkür etmekle kalmayacak, zihniniz de egzersizin stres giderici etkilerinden faydalanacaktır.Bu, kronik hastalık riskini düşürmek için çok basit bir sağlık ipucudur; genel sağlık için çok önemli olan susuz kalmamak. Yüksek tansiyon, migren, böbrek taşı ve hatta bilişsel gerileme dehidrasyondan kaynaklanabilir. Cildin esnekliğini korumak, sindirimi desteklemek ve toksinlerin atılmasına yardımcı olmak, yeterli su içerek mümkün olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W0CuWZ5DkECYN-zJyJcrzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, şeker, kanser, gibi, kronik, hastalık, riskini, azaltmak, mümkün, mü, sağlık, tüyosu, hayatınızı, değiştirebilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin çürümesi yaşıyor olabilirsiniz: Zihninizin ağır çekimde takılıp kaldıysa dikkat!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beyin-curumesi-yasiyor-olabilirsiniz-zihninizin-agir-cekimde-takilip-kaldiysa-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Beyin çürümesi, genellikle önemsiz çevrimiçi içeriklerin aşırı tüketimiyle bağlantılı olan zihinsel ve bilişsel yeteneklerde bir düşüşe işaret eder. Beyin çürümesi endişe verici gelebilir, ancak iyi haber şu ki önlenebilir. Beyniniz en değerli varlığınızdır; onu özenle besleyin. Bugünden itibaren küçük değişiklikler yapmaya başlayın ve zihinsel berraklığınızın ve odaklanmanızın zamanla iyileştiğini görün.Hiç beyninizin eskisi kadar keskin olmadığını hissettiniz mi? Bir şeyleri unutabilir, konsantre olamayabilirsiniz veya zihninizin &quot;ağır çekimde takılıp kaldığını&quot; hissedebilirsiniz. Bu zorlukların çeşitli nedenleri olabilirken, bazı kişiler zihinsel durgunluğa &quot;beyin çürümesi&quot; adını verir. Tıbbi bir terim olmasa da, zihinsel sağlık ve bilişsel yeteneklerde bir kayba işaret eder. Ancak şunu unutmayın, düzenli rutininizde birkaç değişiklik yaparak beyninizi meşgul ve sağlıklı tutarken koruyabilirsiniz.İşte beyin çürümesinin ne olduğu ve bunu önlemeye yardımcı olabilecek 5 alışkanlık hakkında bilmemiz gereken her şey.
&quot;BEYİN ÇÜRÜMESİ&quot; NEDİR?Beyin çürümesi, zihinsel ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan günlük bir terimdir. 2024 yılının kelimesi olarak da adlandırılan Oxford University Press, bunu &quot;özellikle önemsiz veya zorlayıcı olmayan materyalin (şimdi özellikle çevrimiçi içerik) aşırı tüketiminin sonucu olarak görülen bir kişinin zihinsel veya entelektüel durumunun varsayılan bozulması&quot; olarak tanımlıyor. Ayrıca: böyle bir bozulmaya yol açma olasılığı olan bir şey.&quot; Tıbbi olarak tanınan bir durum olmasa da, zihinsel durgunluk hissini veya net düşünememe durumunu açıklamak için kullanılır.Beyin çürümesi yaşayan kişiler şunları fark edebilir:Konsantrasyon ve odaklanmada düşüş.
Bir şeyleri hatırlamada zorluk.
Artan zihinsel bitkinlik hissi.
Motivasyon veya yaratıcılık eksikliği.
Şiddetli vakalarda, beyin çürümesine neden olan alışkanlıklar uzun vadeli bilişsel gerilemeye veya bunama gibi durumlara katkıda bulunabilir. Bu yüzden beyninizi meşgul ve sağlıklı tutmak çok önemlidir. Ekran sürenizi kesinlikle sınırlamalısınız
Telefonunuzda sonsuza kadar kaydırma yapmak veya çok fazla TV izlemek, anlamlı bir uyarım sunmadan beyninizi bunaltabilir. Bu, zamanla zihinsel yorgunluğa ve dikkat süresinin azalmasına yol açabilir.
Nasıl düzeltilir: Eğlence amaçlı ekran süresini günde 2-3 saatle sınırlayarak ekran kullanımına sınırlar koyun. Beyninize bir mola vermek için okuma, egzersiz yapma veya açık havada vakit geçirme gibi &quot;ekransız&quot; aktiviteler ekleyin.Beyniniz bir kas gibidir; kullanmazsanız kaybedersiniz! Beyninizi zorlayan aktiviteler onu keskin tutar ve durgunluğu önler.Ne yapabilirsiniz: Bulmacaları çözün, satranç oynayın, yeni bir beceri öğrenin veya düzenli olarak kitap okuyun. Bu aktiviteler beyninizin farklı bölümlerini uyararak hafızanızı, problem çözme becerilerinizi ve yaratıcılığınızı geliştirir.Vücudunuz için iyi olan şey beyniniz için de harikadır! Düzenli fiziksel aktivite beyne kan akışını artırarak sağlığı için gerekli olan oksijeni ve besinleri iletir.
Egzersizi dahil etmek için ipuçları: 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş, yoga seansı veya dans dersi bile beyin sağlığını iyileştirebilir. Odaklanmayı ve zihinsel berraklığı artırmak için nefes egzersizleriyle birleştirin.Yediğiniz yiyecekler beyninizin performansı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.
Kötü beslenme iltihaplanmaya ve oksidatif strese neden olarak zihinsel durgunluğa yol açabilir.Diyetinize neler eklemelisiniz:Ispanak gibi yapraklı yeşillikler.
Sağlıklı yağlar için kuruyemişler ve tohumlar.Omega-3 açısından zengin yiyecekler.Yaban mersini gibi antioksidan açısından zengin meyveler.Yorgun bir beyin verimsiz bir beyindir. Uyku, beyninizin kendini onardığı, anıları pekiştirdiği ve ertesi güne hazırlandığı zamandır. Uygun şekilde dinlenmezseniz, beyin sisi ve zihinsel berraklığın azalması yaşayabilirsiniz.Uyku alışkanlıkları nasıl iyileştirilir: Tutarlı bir uyku programı sürdürün, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve rahatlatıcı bir uyku öncesi rutini oluşturun. Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gg0PQndNiUWZBTMK5C8cBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, çürümesi, yaşıyor, olabilirsiniz:, Zihninizin, ağır, çekimde, takılıp, kaldıysa, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir haftada 10 can aldı: Ölümcül kanamalı ateşe yol açıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bir-haftada-10-can-aldi-olumcul-kanamali-atese-yol-aciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bir-haftada-10-can-aldi-olumcul-kanamali-atese-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Batı Afrika ülkelerinden Nijerya&#039;da &quot;Lassa ateşi&quot; salgını yayılmaya devam ediyor. Hayvandan insana geçen ve hızla yayılmaya devam eden &quot;Lassa ateşi&quot; Nijerya&#039;da son bir haftada 10 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Peki, Lassa ateşi nedir, belirtileri neler?Batı Afrika’da görülen akut viral bir hastalıktır. İlk vakalar Nijerya’nın Lassa bölgesinde görüldüğü için bu isim verilmiştir. Etken Arenaviridae ailesine mensup, tek iplikli bir RNA virüsüdür.Lassa Ateşi hayvan kaynaklı bir hastalıktır. Vektörü çok memeli sıçan “Multimammate rat” olarak bilinen Mastomys natalensis’tir. Bu kemirgen bir kez enfekte olduktan sonra uzun bir sure virüsü idrarıyla çıkarır. Mastomys kemirgenleri Batı, Doğu ve Merkez Afrika’da ki savanalarda ve ormanlarda yaygın olarak bulunurlar. Evlerde ve gıda saklanan bodrumlarda kolayca yerleşirler.Lassa virüsünün insanlara bulaşması en çok gıdalarla ve solunum yoluyla meydana gelir. Mastomys kemirgenlerinin çıkartılarıyla (idrar, dışkı) doğrudan temas, çıkartılarla kirlenmiş objelere dokunmak, kontamine gıdaları yemek veya açık yara ve kesiklerin maruziyetiyle enfeksiyon gelişebilir. Kemirgenlerin yaşadığı ortamların süpürülmesi esnasında havaya karışan enfekte küçük partiküllerin solunum yoluyla alınmasıyla ve ilave olarak kemirgenler yiyecek olarak tüketilmek amacıyla yakalanırken ve hazırlanırken de bulaşabilmektedir. Kişiden kişiye (hasta kişinin kan, doku, sekresyon ve çıkartılarıyla temasla) bulaş söz konusudur.Özellikle sağlık bakım ünitelerinde, yeterli kişisel koruyucu önlemler alınmamışsa kişiden kişiye geçiş sıktır(nozokomiyal enfeksiyon). Lassa virüsü tekrar tekrar kullanılan iğne ve enjektörler gibi kontamine olmuş tıbbi malzemelerle de yayılabilir.Lassa Ateşi’nin belirti ve bulguları tipik olarak virüsle temastan 1-3 hafta sonra ortaya çıkar. Yaklaşık %80 hastada semptomlar hafif ve tanı konulamaz düzeydedir. Hafif semptomlar hafif ateş, başağrısı, genel kırıklık ve halsizlik şeklindedir. Enfekte kişilerin %20’sinde semptomlar ciddileşebilir. Kanamalar( dişetleri, gözler veya burun kanamaları gibi), solunum sıkıntısı, tekrarlayan kusmalar, yüzde ödem, göğüs, sırt, karın ağrısı ve şok gelişebilir. Ensefalit, tremorlar ve işitme kaybı gibi nörolojik problemler de tariflenmiştir.İlk semptomların ortaya çıkmasından sonra iki hafta içinde çoklu organ yetmezliğine bağlı ölüm görülebilir (hastaneye yatırılan vakaların %15-20’si). Ölüm oranı hastalığa yakalanan, özellikle 3. trimestirde ki hamile kadınlarda daha yüksektir. Spontan düşük; enfekte annelerin fetuslarının %95’nin ölümüyle sonuçlanan ciddi bir komplikasyondur.Lassa Ateşi’nin en sık komplikasyonu sağırlıktır. Vakaların yaklaşık 1/3’ünde değişik derecelerde sağırlık oluşur ve çoğunda da kalıcıdır. Bilindiği kadarıyla hastalığın şiddeti bu komplikasyonu etkilemez, ciddi vakalar kadar hafif vakalarda da sağırlık gelişebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bhf-6Nmx5k6UUTXQr4_K7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, haftada, can, aldı:, Ölümcül, kanamalı, ateşe, yol, açıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/istanbulda-oezel-hastanelere-3-bini-askin-olagandisi-denetim-70-milyon-lira-ceza-kesildi</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, &quot;Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; dedi.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul&#039;un sağlık sisteminin, Türkiye&#039;de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul&#039;daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, &quot;İstanbul&#039;da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var.&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK&quot;  İstanbul&#039;da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, &quot;Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; diye konuştu.  &quot;DENETİMLERDE &#039;ÇİFT KÖR&#039; UYGULAMALARI YAPIYORUZ&quot;  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, &quot;En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz.&quot; dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için &quot;çift kör&quot; uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Sayın Bakanımızın İstanbul&#039;daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul&#039;da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, özel, hastanelere, bini, aşkın, olağandışı, denetim, milyon, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 kaşık pekmez yiyince ne olur? 5 faydası var ama yüksek şeker içeriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-kasik-pekmez-yiyince-ne-olur-5-faydasi-var-ama-yuksek-seker-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde genellikle sıklıkla tüketilen ve enerji verici etkisiyle vücudu sıcak tutan pekmez her gün bir kaşık tüketildiğinde ne olur? Pekmez; vitamin ve mineral deposu olarak bilinir ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle soğuk algınlığı riskini de azaltır. İşte her gün 1 kaşık pekmez tüketmenin etkisi.Bağışıklığı güçlendiren ve kansızlığa iyi gelen pekmez, zengin besin değeriyle dikkat çekiyor.PEKMEZİN BESİN DEĞERİKalori:58Yağ: 0 gSodyum: 7.4 mgKarbonhidratlar: 15 gLif: 0 gŞekerler: 15 gProtein: 0 gMagnezyum: %12Demir: %5Kalsiyum: %3Potasyum: %6Sindirim sistemini düzenleyen, kansızlığa iyi gelen, vücuda enerji veren pekmezin daha pek çok faydası bulunuyor. Bunlarla birlikte saç sağlığı konusunda da etkili olan pekmez, adet döneminde kan kaybeden kadınların demir seviyesini yükseltmesini de sağlar.Ancak içeriğindeki fazla şeker nedeniyle pekmezin dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Özellikle de diyabet hastalarının pekmez tüketmeden önce bir uzmanada danışmaları gerekiyor.Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır. Genellikle üzüm pekmezi en sık tercih edilen pekmez türleri arasında yer alır.Vücuda faydalarıyla bilinen pekmez her gün 1 kaşık tüketilirse vücudunuzda neler olur? İşte pekmez tüketmenin etkisi.Pekmez, çok iyi bir kan yapıcıdır. Demir eksikliği olanların, günde 1 kaşık pekmez içmesinde fayda var. Özellikle keçi boynuzu pekmezi kansızlık için çok etkili.İçerdiği yüksek demir sayesinde özellikle kansızlığın yaygın görülen bir türü olan demir eksikliği anemisinde tüketilmesi önerilen pekmezin kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleme gücü söz konusudur.Testosteron salgısını artırıcı etki gösteren pekmezin düzenli tüketimi üreme fonksiyonunun ve cinsel performansın iyileştirilmesine olumlu katkısı söz konusudur.Düzenli olarak bir çorba kaşığı pekmez tüketerek kalsiyum ve çinko eksikliğini giderebilir, bunun neticesinde osteoporoz riskini ve etkilerini azaltabilirsiniz.Her gün içeceğiniz 1 kaşık pekmez, potasyum kaynağı olduğu için kan basıncınızı destekleyecek ve kalp sağlığınızı da koruyacak. Yapılan araştırmalarda, pekmezin iyi huylu kolesterol olan HDL&#039;ye de iyi geldiği gösterilmiş.Her gün 1 yemek kaşığı pekmez içmek kansızlığa iyi gelir, enerjini düşükse yükseltir, kalp sağlığınızı korur ve cinsel performansınızı artırabilir.Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir. Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8NKC8I93jUi0pGnOLe102w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kaşık, pekmez, yiyince, olur, faydası, var, ama, yüksek, şeker, içeriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/hastaya-hatali-tedavi-uyguladi-iddiasi-bol-tuz-ve-karatay-diyeti-oenermisti-prof-dr-canan-karatay-hakim-karsisinda</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak &quot;bol tuz&quot; tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi&#039;nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM&#039;&quot;İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek &quot;Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum.&quot; dedi.&quot;BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM&quot;Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle &quot;bol tuz&quot; önerdiğini söyledi.Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, &quot;Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir.&quot; diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay&#039;ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİÖte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay&#039;a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay&#039;ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker&#039;e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20&#039;şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI  Hasta İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı&#039;na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024&#039;te hayatını kaybettiği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Hastaya, hatalı, tedavi, uyguladı, iddiası:, Bol, tuz, Karatay, diyeti, önermişti, Prof., Dr., Canan, Karatay, hakim, karşısında</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Adet döneminde çıkan sivilce nasıl geçer? Hormonal akneleri kontrol altına almak mümkün</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/adet-doeneminde-cikan-sivilce-nasil-gecer-hormonal-akneleri-kontrol-altina-almak-mumkun</guid>
<description><![CDATA[ Hormonal dalgalanmalar nedeniyle oluşan sivilce sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sivilceleri yönetmek için önemli ipuçları arasında düzenli cilt bakımı, komedojenik olmayan ürünler kullanmak, nemlendirici kullanmak, stresi yönetmek, sağlıklı bir diyet benimsemek ve yüze dokunmaktan kaçınmak yer alır. Peki, adet döneminde çıkan sivilceler en hızlı nasıl geçer?Sivilceler yaygın bir durumdur ve birçok genç yetişkin, hatta yaşlılar bile bununla sessizce başa çıkar. Sivilce ve tedavisi hakkında pek fazla konuşulmaz ve bu kişilere sivilceleri nasıl yönetecekleri konusunda çok şey anlatılması gerekir.Hormonal dalgalanmalar, özellikle kadınlarda adet dönemi, kişilerde sivilce patlamalarını tetikleyebilir. Sivilceler genellikle çenede, çene hattında veya yanaklarda görülür ve sinir bozucu ve ağrılı olabilir.Fazla yağı ve kirleri gidermek için günde iki kez nazik, komedojenik olmayan bir temizleyici kullanın. Gözenekleri açmak için haftada 2-3 kez salisilik asit veya glikolik asit içeren bir kimyasal peeling uygulayın. Cildinizi hafif, yağsız bir nemlendiriciyle nemlendirin. Akne izlerini önlemek için günlük olarak en az SPF 30 içeren geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulayın.Akneyi tedavi etmek için ürün satın alırken bileşenlerinizi dikkatlice kontrol edin. Örneğin, salisilik asit cilde nüfuz eder ve fazla yağı azaltır, benzoil peroksit akneye neden olan bakterileri öldürür ve iltihabı azaltır, niasinamid tahrişi yatıştırır ve yağ üretimini kontrol eder ve retinoidler tıkalı gözenekleri önler.Yaygın bir yanlış anlama, yüzünüzü sık sık yıkamanın cildi temiz tutabileceği ve dolayısıyla akneyi azaltacağıdır. Ancak gerçek bu iddiadan çok uzaktır. Yüzünüzü çok sık yıkamak cildinizin doğal yağlarını yok ederek daha fazla sebum üretmesine neden olabilir. Çok fazla terlemediğiniz sürece günde iki kez temizlemeye devam edin.Bol su içmek vücudunuzdaki toksinleri temizler ve cildinizi nemli tutar. Cildinizin elastikiyetini korumak ve sivilceleri azaltmak için günde en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.Stres hormonal dengesizlikleri şiddetlendirerek akneyi kötüleştirebilir. Rahatlama, endorfinleri artırma ve yeterli uyku alma gibi stres giderici uygulamaları benimseyin.İnsülin yükselmelerini önlemek için şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. İltihabı azaltmak için balık, kuruyemiş ve tohumlardan elde edilen omega-3 yağ asitlerini ekleyin. Cildinizi hasardan korumak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Yüzünüze dokunmak bakterileri ve kiri ellerinizden cildinize aktarır ve sivilce riskini artırır.
Ellerinizi temiz tutun ve yara izi oluşmasını önlemek için sivilceleri sıkmaktan kaçının. Bilmeniz gereken birkaç ev yapımı çözümBal ve tarçın maskesi gibi maskeler kullanın (1 yemek kaşığı balı ½ çay kaşığı tarçınla karıştırın, bakteri ve iltihabı azaltmak için 10-15 dakika uygulayın), tedavi etmek için aloe vera jeli, zerdeçal macunu ve elma sirkesi uygulayın.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için çözüm önerilerini uygulamadan önce bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI-gZI3jbUKU8vHT68JI0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Adet, döneminde, çıkan, sivilce, nasıl, geçer, Hormonal, akneleri, kontrol, altına, almak, mümkün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir parça ekmek migrene nasıl sebep olur? Uzman isim açıkladı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bir-parca-ekmek-migrene-nasil-sebep-olur-uzman-isim-acikladi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bir-parca-ekmek-migrene-nasil-sebep-olur-uzman-isim-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Migren, dünyadaki en yaygın üçüncü hastalıktır ve on milyonlarca insana acı çektirir. ABD&#039;deki her 4 haneden yaklaşık 1&#039;inde migreni olan biri vardır. Son yıllarda bilim insanları migrenlerin nasıl ve neden meydana geldiğine dair daha iyi bir anlayış kazandı.Migren sadece bir baş ağrısı değildir, aynı zamanda zayıflatıcı olabilen bir dizi ilişkili semptomu da içerir. Bunlara mide bulantısı, kusma, ışığa karşı hassasiyet ve baş dönmesi dahildir. İnsanlar genellikle migrenlerini neyin tetiklediğini belirlemekte zorlanırlar. Migren, çevresel, hormonal, genetik faktörler veya yiyecekler tarafından tetiklenebilir. Son yıllarda çok fazla ilgi gören bir yiyecek de buğday, çavdar ve arpada bulunan bir protein olan glütendir.Baş ağrısı yönetimi konusunda uzmanlaşmış kayıtlı bir diyetisyen ve kurul onaylı nörolog olan Lauren Green, hastalarına sıklıkla glutensiz bir diyet denemelerini öneriyor.Çölyak hastalığı, bağışıklık sisteminin gluten karşısında otomatik olarak tepki vererek sindirim sistemi bozukluğuna yol açtığı bir durumdur. Bu durum, migren baş ağrıları ile gluten arasında net bir ilişki olduğunu gösterir. Gluten, bağışıklık hücrelerini, vücutta yabancı bir madde olarak gördüğü şeylere saldırmak için antikorlar üretmeye teşvik eder.Çölyak hastalığı olmayan bir kişi gluten yediğinde, bu madde gastrointestinal kanala girer ve besinler sindirilip emilir. Ancak çölyak hastalığı olan bir kişide, bağışıklık sistemi gluteni yabancı bir madde (örneğin bir virüs ya da bakteri gibi) olarak görür ve onu yok etmek için özel bir antikor üretir.Sorun, kişinin sağlıklı dokularının bu süreçte yok olmasıdır. Diğer bir deyişle, glutene duyarlı olan kişiler gluten tükettiklerinde, bağışıklık sistemi bu proteini bir istilacı olarak görür ve proteini yakalayıp yok etmek için antikorlar üretir. Bu protein gastrointestinal kanalda ya da diğer organlara emildiyse, antikorlar onu bulmak için aramaya başlar ve gluten proteininin bulunduğu herhangi bir dokuya saldırır.Bu, vücudu yüksek alarm durumuna sokarak iltihaplanma reaksiyonlarını tetikler ve çeşitli sağlıklı organlara zarar verir. Bu, sadece beyni değil, tüm vücudu etkileyen bir iltihaplanma yanıtıdır. Baş ağrılarının yanı sıra, sindirim problemleri, yorgunluk ve öğrenme güçlükleri gibi daha geniş semptomlara da yol açabilir.Son yıllarda bilim insanları migrenlerin nasıl ve neden meydana geldiğine dair daha iyi bir anlayış kazandı. Migren artık ailelerde yaygın olarak görülen genetik bir rahatsızlık olarak kabul ediliyor. Ancak sadece glutene tahammülü olmayan bir kişinin inflamatuar tepkisine bakmak, glutenin migrenle olan bağlantısına dair bütün resmi ortaya koymuyor.İlk teoriler migrenlerin kan damarlarının genişlemesi veya genişlemesi nedeniyle meydana geldiğini ileri sürmüştür. Ancak şimdi nörologlar bunun tüm hikaye olmadığını fark ediyor. Artık migrene yol açan kaskadın trigeminovasküler yoldaki (TVP) sinirleri içerdiği biliniyor.Örneğin, TVP glütenin varlığıyla aktive olduğunda, bağışıklık hücrelerinin yaralanmaya veya alerjik ve inflamatuar olaylara yanıt verirken ürettiği bir madde olan histamin de dahil olmak üzere birçok kimyasalın salınmasına neden olur. TVP sinirleri ayrıca migrenler için yakın zamanda keşfedilen bir tetikleyici üretir; kalsitonin gen ilişkili peptit (CGRP) adı verilen bir protein.CGRP salındığında, beyni koruyan doku tabakası olan menenjlerdeki kan damarlarının genişlemesine neden olur. Kan damarları genişledikçe, menenjlere su ve protein sızdırırlar, bu da tahrişe neden olur. Şişme, talamus da dahil olmak üzere beynin diğer bölgelerine mesajlar ileten trigenimial sinirleri harekete geçirir ve bu da migrenle ilişkili olan ağrı algısını yaratır.Genellikle bir gıda tetikleyicisi, o maddeye maruz kaldıktan sonraki 15 dakika içinde migrenin başlamasına neden olur.Birisi çölyak veya buğday alerjisi için pozitif test sonucu verirse, cevap basittir: Diyetten glüteni çıkarın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fapa3TBvf0Of0mRvkxNGhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, parça, ekmek, migrene, nasıl, sebep, olur, Uzman, isim, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyada HMPV virüsü tedirginliği! DSÖ küresel salgın ilan edecek mi?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyada-hmpv-virusu-tedirginligi-dso-kuresel-salgin-ilan-edecek-mi</guid>
<description><![CDATA[ Çin&#039;in kuzeyinde HMPV virüsü vakalarının artışı korkuya neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan açıklama geldi. DSÖ, Çin&#039;de solunum yoluyla ilgili vakaların yüzde 5&#039;inin HMPV virüsü olduğu, yeni bir salgın riski taşımadığını açıkladı. Açıklamada, virüsün yıllardır var olduğu ve çoğu insanın buna karşı antikor geliştirdiği de belirtildi.Çin&#039;de yayılan HMPV virüsü dünya çapında tedirginliğe neden oldu. Human metapneumovirus ifadelerinin kısaltması olan HMPV, grip veya soğuk algınlığı benzeri semptomlarla kendisini gösteriyor. Çinli yetkililer HMPV enfeksiyonunun özellikle 14 yaş altında yayıldığını belirtirken hastanelerin hasta sayısıyla başa çıkmakta zorlandığı iddialarını ise yalanlamıştı.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden rahatlatan bir açıklama geldi. DSÖ Sözcüsü Margaret Harris, Çin&#039;de görülen ve solunum yollarını etkileyen insan metapnömovirüsünün (HMPV) yeni bir salgına neden olma riski taşımadığını kaydederek, bununla mücadele için semptomatik tedavi uygulama çağrısında bulundu.HMPV&#039;nin yeni bir virüs olmadığını kaydeden Harris, &quot;Bu, soğuk algınlığına neden olan yaygın virüslerden biri. Çoğu insan 5 yaşına geldiğinde buna karşı antikor geliştirmiş oluyor. Çünkü özellikle kış aylarında dolaşan ve soğuk algınlığına neden olan virüslerden biri.&quot; dedi.Çin&#039;de tespit edilen solunum yoluyla ilgili vakaların sadece yaklaşık 5&#039;inin HMPV virüsü olduğunu söyleyen Harris, &quot;Bu virüsle ilgili herhangi bir özel sorun görmüyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.Çin&#039;de HMPV ile ilgili korkulacak bir durumun olmadığının altını çizen Harris, &quot;Çin&#039;de acil bir durum yok ve oradaki hastanelerde de acil bir durum yok.&quot; ifadelerini kullandı.Harris, Çin&#039;in yanı sıra diğer bazı ülkelerde de HMPV virüsü vakalarının tespit edildiğini anımsatarak, bunun sağlık sistemi açısından büyük bir soruna sebep olmadığını ve şu anda en büyük sorunun mevsimsel grip vakalarındaki artış olduğunu belirtti.Savunmasız kişilerin şimdiye kadar aşı olmaları gerektiğini vurgulayan Harris, bunu ihmal edenlere acilen aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.Dünyanın, her bir yeni virüs tespit edildiğinde paniğe kapılmaması gerektiğini ifade eden Harris, Çin&#039;den çok fazla veri aldıklarını ve bulguları tartışmak için düzenli toplantılar yaptıklarını söyledi.Harris, HMPV virüsüne ilişkin tedavi ve aşılamaya ilişkin şunları aktardı:&quot;Bu virüs için bir aşı yok. Bir aşı geliştirilmemiş olmasının nedeni, geçmişte insan nüfusunda önemli bir hastalığa neden olmamasıdır. Bu virüs için belirli bir antiviral tedavi de yok. Tedavi, her zamanki semptomatik tedavidir. Boğazınız ağrıyorsa sıcak içecekler için, dinlenin ve diğer insanları enfeksiyonunuza maruz bırakmayın. Evde kalın ve dinlenin.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y4dOb0DydEa8uP0AbTSGNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, HMPV, virüsü, tedirginliği, DSÖ, küresel, salgın, ilan, edecek, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>72 bin kişilik araştırma: Pandemi sonrasında dünya bilime ne kadar güveniyor?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/72-bin-kisilik-arastirma-pandemi-sonrasinda-dunya-bilime-ne-kadar-guveniyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/72-bin-kisilik-arastirma-pandemi-sonrasinda-dunya-bilime-ne-kadar-guveniyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, pandemi sonrası bilime duyulan güveni ölçmek için kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi. Dünya genelinde 68 ülkeden 72 bin kişinin katıldığı araştırma, bilime olan güvenin yüksek olduğunu, ancak eleştiri ve diyalog ihtiyacının sürdüğünü ortaya koydu.Zürih Üniversitesi ve ETG Zürih&#039;ten 241 bilim insanı öncülüğünde pandemi sonrası bileme duyulan güven ölçüldü. 68 ülkeden yaklaşık 72 bin kişinin katıldığı bu kapsamlı çalışma sonucunda bilime olan güvenin hala yüksek olduğu belirlendi.Araştırmayı yöneten akademisyenlerden Viktoria Cologna, elde edilen verilerin büyük çoğunlukta bilime duyulan güvenin görece yüksek olduğunu belirtti.
Cologna, &quot;Sonuçlarımız, bilim insanlarına duyulan güvenin birçok ülkede güçlü olduğunu ve toplumun bilim insanlarının daha aktif roller üstlenmesini istediğini gösteriyor&quot; ifadelerini kullandı.
Çalışmanın 5 üzerinden yaptığı değerlendirmede, bilime duyulan güvenin ortalaması 3,62 olarak ölçüldü.Katılımcıların bilim insanları hakkındaki görüşleri ise dikkat çekici:
Nitelikli: Yüzde 78Dürüst: Yüzde 57Halkın iyiliğiyle ilgili: Yüzde 56Ancak, bilim insanlarının başkalarının fikirlerine değer verdiğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 42 ile sınırlı kaldı.Araştırmada halkın bilime dair öncelikleri de sıralandı. Toplumlar, bilimin toplum sağlığını geliştirme, enerji sorunlarını çözme ve fakirliği azaltma gibi alanlara öncelik vermesini isterken, savunma sanayi ve askeri teknoloji geliştirme konularında ise mesafeli durmayı tercih etti.Çalışmaya liderlik eden bir diğer isim, Niels G. Mede, bilime duyulan güvenin bazı noktalarda kişisel önceliklerle örtüşmediğine dikkat çekti. Mede, &quot;Sonuçlarımız, birçok kişinin bilimin önceliklerini kendi ihtiyaçlarıyla uyumlu bulmadığını hissettiğini gösteriyor. Bilim insanlarının bu tür yorumları ciddiye alıp halkla daha açık bir diyalog kurmasının yollarını araması gerekiyor&quot; dedi.Araştırma, bilime güven konusunda farklı ülkeler ve gruplar arasında dikkat çeken ayrışmalar olduğunu da ortaya koydu. Çoğu ülkede siyasi görüş ile bilime güven arasında bir bağ görülmezken, Batı ülkelerinde sağ görüşlü bireylerin bilime güven oranlarının sol görüşlü bireylere göre daha düşük olduğu kaydedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rXZgZMYSUECT5hN5jccmRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>bin, kişilik, araştırma:, Pandemi, sonrasında, dünya, bilime, kadar, güveniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Geçen yüzyılda erkekler kadınlara göre 2 kat fazla uzadı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gecen-yuzyilda-erkekler-kadinlara-goere-2-kat-fazla-uzadi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gecen-yuzyilda-erkekler-kadinlara-goere-2-kat-fazla-uzadi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre, geçen yüzyılda erkeklerin boyu kadınlara göre iki kat daha fazla uzadı. İngiltere merkezli araştırmada çevresel faktörlerin etkisinin erkeklerin büyüme oranını ciddi şekilde etkilediği belirtilirken, kadınların bu zorluklardan daha az etkilendiği belirlendi.İngiltere merkezli The Royal Society Publishing&#039;de yayınlanan araştırmada, dünya genelinde erkek ve kadınların geçen yüzyıldaki boy ve ağırlık değişimleri ele alındı.
Araştırmada, söz konusu değişikliklere ilişkin Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden (DSÖ), çeşitli uluslararası kuruluşlardan ve İngiltere&#039;den elde edilen geçen yüzyıla ait veriler incelendi.Geçen yüzyılda erkek ve kadınların boy ve ağırlığında artış görülen araştırmada, erkeklerdeki artışın kadınlarınkine göre 2 kattan fazla olduğu aktarıldı.Araştırmada, yaşam ve eğitim süresi ve gelir durumunun dikkate alındığı İnsani Gelişme Endeksindeki her 0,2&#039;lik artışın, kadınların boyunda yaklaşık 1,68 santimetre ve ağırlıklarında 2,7 kilogram, erkeklerin boyunda yaklaşık 4,03 santimetre ve ağırlıklarında 6,48 kilogramlık yükselişe neden olduğu ortaya kondu.Erkeklerin, kadınlara göre uzun olmalarından dolayı enfeksiyona bağlı hastalık ve besin yetersizliğine karşı daha hassas olabileceğine dikkati çekilen araştırmada, bu nedenle de gelişimlerinin sekteye uğrayabileceğine işaret edildi.Araştırmada, kadınların fiziksel boyutlarındaki gelişimin erkeklere kıyasla çevresel zorluklardan daha az etkilendiği, bu zorlukların çok olduğu şartlarda büyüyen erkeklerin ise &quot;orantısız&quot; şekilde daha küçük olduğunun değerlendirildiği ifade edildi.Bu yüzden çevresel zorlukların az olduğu şartlarda büyüyen erkek ile kadın arasındaki boy ve ağırlık farkının, bu zorlukların çok görüldüğü ortamlardakinden daha fazla olduğu belirtilen araştırmada, çevresel zorluklardan etkilenme oranının kişiden kişiye de değişkenlik gösterebileceğinin altı çizildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DL84yzahAEGncHf1_4H4VA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 22 Jan 2025 20:02:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Geçen, yüzyılda, erkekler, kadınlara, göre, kat, fazla, uzadı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sadece 2 malzeme zayıf saç köklerini onarmaya yetiyor: Ne kepek ne de mantar bırakıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sadece-2-malzeme-zayif-sac-koeklerini-onarmaya-yetiyor-ne-kepek-ne-de-mantar-birakiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sadece-2-malzeme-zayif-sac-koeklerini-onarmaya-yetiyor-ne-kepek-ne-de-mantar-birakiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yoğurt, yumurta, aloe vera, çay ağacı yağı, hindistan cevizi yağı ve bal gibi doğal içerik bazlı saç maskeleri, saç sağlığını iyileştirmek için önemli faydalar sunar. Bu maskeler, sert kimyasallar olmadan nemlendirme, besleme ve güçlendirme etkileri sağlayarak hasarı onarmaya, kepekle mücadele etmeye ve saç büyümesini teşvik etmeye yardımcı olur.Doğal içeriklerden yapılan saç maskeleri, sert kimyasallar olmadan nemlendirme, besleme ve güçlendirme faydaları sağlayarak saç sağlığını iyileştirmede harikalar yaratabilir. Bu yapımı kolay, evde çözümler, kuruluktan kepeğe kadar çeşitli saç sorunlarını gidermeye yardımcı olabilirYoğurt ve yumurta, zengin protein ve besin içerikleri sayesinde hasarlı saçları onarmak için güçlü faydalar sağlar. Laktik asit açısından zengin olan yoğurt, ölü deri hücrelerini ve ürün birikimini temizleyerek saç derisini nazikçe eksfoliye eder.Bu işlem, sağlıklı saç büyümesini teşvik ederek temiz bir saç derisi ortamı yaratmaya yardımcı olur. Yoğurttaki proteinler, özellikle kazein ve peynir altı suyu, saç kütiküllerini beslemek, zayıf veya hasarlı telleri güçlendirmek için önemlidir.Protein, saç yapısı için önemlidir ve yoğurt, kimyasal işlemlerden, ısıyla şekillendirmeden veya çevresel hasardan kaynaklanan protein kaybını yeniler. Yoğurt ayrıca saç derisinin pH&#039;ını dengeleyerek saç dökülmesini önlemek için optimum saç derisi durumunu korumaya yardımcı olur.Yumurtalar, saçın yapısal bir bileşeni olan keratin gibi proteinlerle doludur. Yumurta proteinini saça uygulamak, saç şaftını onarmaya ve yeniden oluşturmaya yardımcı olarak telleri daha güçlü ve daha dayanıklı hale getirir. Yumurtadaki yağ içeriği saça nem ve parlaklık katarken, lesitin (yağlı bir madde) kabarıklığı azaltmaya, elastikiyeti artırmaya ve kırılgan telleri güçlendirmeye yardımcı olur.Aloe vera ve çay ağacı yağı, kepek tedavisi ve sağlıklı bir saç derisinin korunması için bilimsel olarak kanıtlanmış faydalar sunar. Aloe vera, yatıştırıcı, iltihap önleyici özellikleriyle ünlüdür. Tahrişi azaltan bradikinaz gibi enzimler ve cildin iyileşmesini destekleyen glikoproteinler içerir. Bu özellikler, kepeğin yaygın bir belirtisi olan tahriş olmuş veya iltihaplı saç derisini yatıştırır.Aloe vera ayrıca oldukça nemlendiricidir. Saç derisine nemi bağlayan, kuruluğu önleyen ve kepek olasılığını azaltan mukopolisakkaritler içerir. Aloe vera ayrıca, Malassezia gibi kepeğe neden olan mantarlarla savaşarak sağlıklı bir saç derisinin korunmasına yardımcı olan antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahiptir.Çay ağacı yağı, aktif bileşeni terpinen-4-ol ile kepekle ilişkili mantar olan Malassezia&#039;ya karşı etkili olduğu gösterilen güçlü bir antifungal ve antibakteriyel maddedir. Anti-inflamatuar özellikleri ayrıca saç derisi tahrişini yatıştırırken, yağ üretimini düzenleme yeteneği kepeğe neden olabilen aşırı sebum birikimini önlemeye yardımcı olur.Hindistan cevizi yağı ve bal, saç büyümesini artıran ve saç derisi sağlığını koruyan benzersiz bir fayda kombinasyonu sağlar.Hindistan cevizi yağı, düşük moleküler ağırlığı ve yüksek laurik asit içeriği nedeniyle saç şaftına nüfuz etme konusunda benzersiz bir yeteneğe sahiptir.
Saç korteksine derinlemesine nüfuz ederek protein kaybını azaltabilir ve saçı içeriden güçlendirebilir. Hindistan cevizi yağı, saçı ve saç derisini besleyen ve saç büyümesi için sağlıklı bir ortam sağlayan temel yağ asitleri açısından zengindir.
Yağ ayrıca saç lifleri arasındaki sürtünmeyi azaltarak kırılmayı ve uçların ayrılmasını önler ve dolaylı olarak saç uzunluğunun korunmasını destekler. Hindistan cevizi yağı ayrıca saç büyümesini engelleyebilecek saç derisi enfeksiyonlarını azaltmaya yardımcı olabilecek antimikrobiyal özelliklere sahiptir.Bal doğal bir nemlendiricidir, yani nemi çeker ve tutar. Bu, saçı ve saç derisini nemlendirmeye, kuruluğu azaltmaya ve saç büyümesi için optimum saç derisi sağlığını teşvik etmeye yardımcı olur. Bal, saç derisini beslemeye ve daha sağlıklı, daha güçlü saçlar sağlamaya yardımcı olan demir, çinko ve B6 vitamini gibi vitaminler ve mineraller de dahil olmak üzere antioksidanlar ve besinler içerir. Antimikrobiyal özellikleri, saç büyümesini engelleyebilecek enfeksiyonları veya saç derisi rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olurken, yatıştırıcı yapısı tahriş olmuş bir saç derisini sakinleştirmeye yardımcı olur.Bu doğal içerikler (yoğurt, yumurta, aloe vera, çay ağacı yağı, hindistancevizi yağı ve bal) saç sağlığını iyileştirmek için bilimsel olarak desteklenen faydalar sağlar. İster hasarı onarmak, ister kepekle mücadele etmek veya saç büyümesini desteklemek olsun, bu maskeler güzel, sağlıklı saçları korumak için güvenli ve etkili bir yol sunar.Yumurta, hindistancevizi yağı, bal, yoğurt ve aloe vera gibi doğal içerikler kullanarak, saçınızın genel sağlığını ve canlılığını iyileştirmek için evde kolayca besleyici saç maskeleri oluşturabilirsiniz. Bu maskeler yalnızca belirli saç sorunlarını gidermekle kalmaz, aynı zamanda saç dokusunu, parlaklığını ve gücünü doğal olarak artırır.Yumurta, ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dw8EStTWkUyNsn2oufEXdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sadece, malzeme, zayıf, saç, köklerini, onarmaya, yetiyor:, kepek, mantar, bırakıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu açıkladı: Bilimsel olarak kanıtlı ömrü uzatan alışkanlık</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-acikladi-bilimsel-olarak-kanitli-oemru-uzatan-aliskanlik</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-acikladi-bilimsel-olarak-kanitli-oemru-uzatan-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşam sürmek ve güzel yaşlanmak için yaşam tarzı alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz gerekir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek sadece uzun değil, sağlıklı bir ömür geçirmenize yardımcı olur. Doğru alışkanlıklar yaşamınıza yapacağınız en önemli yatırım olabilir. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bilimsel olarak kanıtlanmış sağlıklık yaşam önerilerini paylaştı.Kaliteli yaşamak, sağlıklı bir ömür sürmek için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmelisiniz. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarına odaklanmak; düzenli beslenmek, hareket etmek, uyku ve stres yönetimi gibi basit adımlardan geçer.Sağlıklı yaşam önerileriyle tanınan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bilimsel olarak kanıtlı dediği altın değerinde önerilerini paylaştı.Yapılan tüm araştırmalar sağlıklı beslenmenin sağlıklı yaşamın altın anahtarı olduğunu gösteriyor.Araştırmalar bitki ağırlıklı, baklagiller, kabuklu yemişler ve tam tahıllar açısından zengin; şeker, un, nişasta, kırmızı ve işlenmiş et açısından fakir sağlıklı bir beslenme alışkanlığının, 60 yaşında başlandığında yaşam süresini 8 yıldan fazla, daha genç yaşlarda başlandığında ise 13 yıla kadar uzatabileceğini söylüyor.Besin unsurları (vitaminler, mineraller, antioksidan polifenoller, omega-3 yağları...) açısından yoğun, kalori yükü hafif besinler bu süreleri daha da uzatabiliyor.Basit bazı günlük değişimler bile vücudunuz üzerinde çok büyük farklar yaratabiliyor. Örneğin beyaz un ile yapılmış makarna yerine tam tahıllı makarna tercih etmek diyabet riskini yüzde 30 azaltabiliyor.Düzenli olarak hareket etmek ve egzersiz yapmak vücudunuzdaki kasları çalıştırırken size sağlıklı bir ömür sunar. Günde sadece 15 dakikalık orta düzeyde bir egzersiz alışkanlığı bile yaşlanma sürecimizi geciktirebiliyor, yaşam süremizi 7 yıla kadar uzatabiliyor.Önemli bir başka çalışmanın sonuçları ise haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapan bireylerin ölüm risklerinin yüzde 28 daha düşük olduğunu kanıtlıyor. Yine bir başka araştırmanın sonuçlarına bakılırsa günde sadece 10 dakika yürümenin tüm nedenlere bağlı ölüm risklerini büyük ölçüde azaltabileceği, sağlıklı ve uzun bir ömrü teşvik edebileceği anlaşılıyor.Tempolu yürüyüş alışkanlığının telomer yıpranmasını geciktirerek biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğini gösteren verileri de bir kenara not edebilirsiniz. Diğer taraftan yine bazı çalışmalar hızlı yürüyenlerin yavaş yürüyenlere göre daha uzun ömürlü olma eğiliminde olduğunu göstermiş.Egzeriz yapmaya vakit bulamıyorsanız günlük alışkanlıklarınızı gözden geçirebilirsiniz. Mesela asansör yerine merdivenleri kullanmak... Mesela cep telefonunuzla oturarak değil ayakta odanızda dolaşarak konuşmak... Araştırmalar tesadüfi aktivite düzeyindeki artışın özellikle bilişsel işlevlerin (hafızanın/belleğin) iyileştirilmesinde işe yaradığını gösteriyor.Hem fiziksel hem de psikolojik sağlığınız için kaç saat uyuduğunuz önemli. Bir araştırmaya göre, uzun süre her gece 5 saatten daha az uyumak ölüm riskinizi yüzde 15 oranında arttırabiliyor.Tersine çok fazla uyumak da aynı derecede tehlikeli. 30 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada 9 saatten daha fazla uyuyanların inme riskinin yüzde 23 daha yüksek olduğu ortaya çıkmış.Mavi bölgelerde yapılan bir başka araştırmada ise gecede 7-9 saat uyuyanların kalp hastalığı risklerinin yüzde 34 daha az olduğu gösterilmiş.Prof. Dr. Osman Müftüoğlu; &quot;Yönetilemeyen kronik streslerin muazzam birer ömür törpüsü oldukları kesin.Mühim bir çalışma kronik stresin yaşam süresini 2-8 yıla kadar azaltabileceğini, bağışıklık tepkilerini bozabileceğini ve kardiyovasküler riskleri yüzde 40 oranında arttırabileceğini gösterdi. Buna karşılık günlük olarak gerçekleştirilen sadece 5 dakikalık kısacık bir nefes döngüsü çalışmasının bile telomer yıpranmasını frenleyebileceğini kanıtladı.&quot; diyor.Sosyalleşmek sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek ömrünüzü uzatır. Yapılan tüm araştırmalar bunu gösteriyor. Sadece güçlü, kalıcı ve güvenli 3 sosyal bağa sahip olmak bile erken ölme ihtimalinizi yüzde 200’den fazla azaltabiliyor. 300 binden fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırma ise zayıf sosyal ilişkilere sahip olmanın erken ölüm riskini yüzde 50 arttırabileceğini gösteriyor.Bir başka çalışma, güçlü sosyal bağları olanların yaşlılığa bağlı bilişsel bozukluk/bellek kaybı bakımından da daha avantajlı oldukları net ve açık olarak kanıtlıyor. Yaklaşık 70 bin kadın üzerinde yapılan bir başka araştırma sosyal olarak güçlü kadınların izole olmuş kadınlara kıyasla yüzde 10 daha uzun ömürlü olduğunu ve 85 yaşına kadar yaşama şanslarının yüzde 41 daha yüksek hesaplandığını ortaya koydu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yov0tbUr-0OEvSLvKM8BmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Osman, Müftüoğlu, açıkladı:, Bilimsel, olarak, kanıtlı, ömrü, uzatan, alışkanlık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sedef hastalığının alevlenmesini önleyen 6 basit ipucu: Soğuk havalarda şiddeti artıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sedef-hastaliginin-alevlenmesini-oenleyen-6-basit-ipucu-soguk-havalarda-siddeti-artiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sedef-hastaliginin-alevlenmesini-oenleyen-6-basit-ipucu-soguk-havalarda-siddeti-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kışın ve kuru havanın başlamasıyla birlikte, sedef hastalığı olan birçok kişi hastalık alevlenmeleri ve şiddetli semptomlar yaşar. Peki, sedef hastalığının şiddetini azaltmak için neler yapılabilir?Sedef hastalığı, iltihaplanmaya neden olan otoimmün, kronik ve bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. Dünya çapında yaklaşık 125 milyon hasta sedef hastalığından etkilenmektedir. Kışın ve kuru havanın başlamasıyla birlikte, sedef hastalığı olan birçok kişi hastalık alevlenmeleri ve şiddetli semptomlar yaşar. Sedef hastalığı, iltihaplanmaya neden olan otoimmün, kronik ve bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. Sedef hastalığının bazı yaygın semptomları arasında cilt döküntüleri, belirli bölgelerdeki cildin renginin değişmesi, kaşıntı, kanayabilen çatlaklar vb. bulunur.  Genellikle diz, ayak, el, dirsek, tırnak ve ayak tırnaklarının cilt bölgeleri etkilenir. Dünya çapında yaklaşık 125 milyon hasta sedef hastalığından etkilenmektedir.   SEDEF HASTALIĞI VE KIŞ MEVSİMİ  Sedef hastalığı olan hastalar için kışlar sedef hastalığının yönetimi için en zor ve zahmetli dönemler olabilir. Birincil nedenlerden biri nem eksikliği ve güneş ışığına düşük maruziyetle kuru havadır. Kuru hava cildin nem içeriğini azaltabilir, cildin susuz kalmasına, cilt tahrişinin artmasına, kuruluğun artmasına ve pul pul dökülmesine yol açabilir.  Bu nedenle, tedavi edilmez ve ilgilenilmezse cilt rahatsızlıklarını kötüleştirir ve sedef hastalığı alevlenmelerini tetikler.  SEDEF HASTALIĞININ ŞİDDETLENMESİNİ ÖNLEMENİN 6 YOLU  1- İYİ BİR NEMLENDİRİCİ KULLANIN  Kış aylarında sedef hastalığının daha iyi yönetimi için dikkate alınması gereken önemli hususlardan biri cildinizi nemli tutmaktır. Cilt tahrişini önlemek için kalın ve kokusuz iyi nemlendiriciler düşünülebilir. Cildinizi düzenli aralıklarla korumak ve nemlendirmek için kalın nemlendiriciler uygulayın. Her banyodan ve el yıkamadan sonra nemlendiriciler kullanın. Sedef hastalığı olan kişiler için cilt tahrişini ve kuruluğunu önlemek için cilt nemini korumak zorunludur. Cilt nem seviyelerini korumak için evde bir nemlendirici kullanmayı düşünebilirsiniz.  2- PAMUKLU GİYSİLERİ TERCİH EDİN  Kış aylarında, kişi yünlüler giyme eğilimindedir. Önlemler açısından, kişi kışlık giysiler konusunda dikkatli olmalıdır çünkü yün genellikle sert bir dokuya sahiptir ve bu da kaşıntıya ve rahatsızlığa neden olabilir. Ayrıca, kalın giysiler terlemeye neden olabilir ve bu da sedef hastalığını kötüleştirebilir. Cildinizle anında temas eden pamuklu giysiler veya cilt döküntülerini önlemek için yumuşak, sıcak giysiler düşünün. Yünlüler pamuklu giysilerin üzerine giyilebilir.  3- KENDİNİZİ NEMLİ TUTUN  Kış aylarında, kişi soğuk hava nedeniyle su alımını atlama eğilimindedir. Sedef hastalığını daha iyi yönetmek için vücudun ve cildin sağlıklı olması gerekir. Cildi nemli tutmak ve kuruluğu önlemek için bol su içilmelidir.   4- STRESTEN UZAK DURUN  Çalışmalar, stresin sedef hastalığı olan kişilerde cilt plaklanmasına neden olan başlıca tetikleyicilerden biri olduğunu kanıtlamıştır. Stres, sedef hastalığı semptomlarını kötüleştirebilir. Stresi uzak tutmak için rahatlatıcı egzersizler denenmelidir.  5- GÜNEŞ IŞINLARINDAN KORUNUN  Doğal güneş ışığına kısa ve düzenli maruz kalma da sedef hastalığı semptomlarını iyileştirmeye ve alevlenmeleri önlemeye yardımcı olabilir. Cilde zarar verebileceği ve sedef hastalığı alevlenmelerinin yaygın bir nedeni olan güneş yanığına neden olabileceği için uzun süreli güneşe maruz kalmaktan kaçının.  6- SIK SIK EL YIKAMAKTAN KAÇININ   Sık sık el yıkamaktan kaçınılmalı ve yalnızca hafif bir el yıkama düşünülmelidir. Ayrıca, banyo 10 dakika veya daha azıyla sınırlandırılmalıdır. Duş için çok sıcak su kullanılması önerilmez.  Sağlıklı, dengeli bir diyet yapmak, yeterli uyku almak, orta düzeyde fiziksel aktivitede bulunmak ve tetikleyicilerden kaçınmak sedef hastalığının daha iyi yönetilmesine yardımcı olabilir.  Semptomlarda kötüleşme veya sedef hastalığı alevlenmeleri görülürse en yakın dermatoloğunuza veya cilt doktorunuza gitmeniz önerilir. Dermatoloğunuza hastalığınızın ciddiyetine göre uygun tedavi seçenekleri (kremler, merhemler veya hatta hedefli terapiler) önerilebilir. Zamanında müdahale iltihabı azaltmaya yardımcı olacak ve cilt rahatsızlığınızın kötüleşmesini kontrol altına alabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dsbD-uhMEkWDE59n4wgWjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sedef, hastalığının, alevlenmesini, önleyen, basit, ipucu:, Soğuk, havalarda, şiddeti, artıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İkiz kardeşler arasındaki farkın nedeni herkesi şaşırttı: Biri yıllarca maruz kaldı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ikiz-kardesler-arasindaki-farkin-nedeni-herkesi-sasirtti-biri-yillarca-maruz-kaldi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ikiz-kardesler-arasindaki-farkin-nedeni-herkesi-sasirtti-biri-yillarca-maruz-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Birbirine tıpatıp benzeyen özdeş ikizlerin yaşam tarzı , yaşlanma sürecini nasıl etkiler? Dr. Darrick Antell tarafından yürütülen bir araştırma, bu soruya ilginç ve çarpıcı bir yanıt veriyor. İkizlerden birinin daha fazla güneşe maruz kalması, iki kardeş arasında belirgin yaşlanma farkları yaratabiliyor.Yaşam boyunca yaptığınız küçük seçimler, yıllar sonra aynadaki yansımanızda büyük farklar yaratabilir. Dr. Darrick Antell’in ikizler üzerinde yaptığı araştırma, güneşin yaşlanma üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.Araştırma, Gwen Sirota ve Gay Block adında 60 yaşlarına yaklaşan ikiz kardeşler üzerinde gerçekleştirildi. Kardeşler, yan yana çekilmiş fotoğraflarını ilk kez gördüklerinde, aralarındaki şaşırtıcı farklılıklar karşısında adeta şok oldular.Block, &quot;İlk başta fotoğraflarda rötuş yapıldığını sandım. Sonra Aman Tanrım, gerçekten daha yaşlı görünüyorum&#039; dedim.&quot; ifadeleriyle yaşadığı şaşkınlığı dile getirdi.Kardeşler arasındaki yaşlanma farkının temel sebebi ise yaşam tarzıydı. Gay Block, gençlik yıllarını Kaliforniya sahillerinde güneş altında geçirirken, Gwen Sirota güneşe maruz kalmaktan kaçınmıştı., Sonuç? Block’un yüzündeki kırışıklıklar, güneşin ciltte yarattığı hasarın somut bir kanıtı olarak kardeşine göre çok daha belirgindi.Ohio’daki Twinsburg&#039;da düzenlenen yıllık Twins Festivali’nde fotoğrafları çeken Dr. Antell, Sirota ve Block&#039;un elde ettiği sonuçların ilgisini çektiğini söyledi.&quot;Bu çalışmada asıl kötü adamın güneş olduğu açıkça ortadaydı,&quot; diyen Antell, cilt hasarının plastik cerrahiyle bile tam anlamıyla düzeltilemeyeceğini vurguladı.Antell, bu tür fotoğrafik kanıtların, insanları yaşam tarzı seçimlerini yeniden düşünmeye teşvik edebileceğini belirtti. &quot;İnsanlara tüm sağlık tehlikelerini anlatabilirsiniz, ama onlara daha hızlı yaşlanacaklarını söylemek genelde daha etkili oluyor&quot; dedi.Kardeşine kıyasla daha genç görünen Gwen Sirota ise &quot;Gay’in teni kesinlikle farklı bir tona sahip. Güneşlenmek ona kesinlikle kötü geldi. Yıllar geçtikçe bu fark daha da belirginleşiyor.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tcHStX0d10Kk5A9sLYBybQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İkiz, kardeşler, arasındaki, farkın, nedeni, herkesi, şaşırttı:, Biri, yıllarca, maruz, kaldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Virüslerle savaşma yeteneğini artırıyor: Selenyum, çinko, D vitamini, B6 vitamini</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/viruslerle-savasma-yetenegini-artiriyor-selenyum-cinko-d-vitamini-b6-vitamini</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/viruslerle-savasma-yetenegini-artiriyor-selenyum-cinko-d-vitamini-b6-vitamini</guid>
<description><![CDATA[ Grip mevsimi solunum yolu hastalıklarında artışa yol açar ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi bunlarla mücadele etmek için olmazsa olmazdır. Dengeli bir diyet ve C, D, A ve B6 vitaminleri, çinko ve selenyum gibi belirli takviyeler tüketmek bağışıklığı artırabilir ve besin boşluklarını doldurarak vücudun enfeksiyonlarla etkili bir şekilde savaşma yeteneğini artırabilir.Grip mevsimi geldi ve yılın solunum yolu hastalıklarında artış görülen zamanı. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi hastalığa neden olan patojenleri uzaklaştırabilir ve vücudunuzun verimli bir şekilde çalışmasına yardımcı olabilir.Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek ve vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve diğer önemli besinler açısından zengin dengeli bir diyet yapmak mevsimsel enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olabilir.Besin açısından zengin bir diyet sürdürmenin yanı sıra, rutininize belirli takviyeleri dahil etmek grip mevsiminde ekstra bir koruma katmanı sağlayabilir.C ve D gibi vitaminler, çinko ve selenyum açısından zengin takviyelerin bağışıklık sistemini desteklediği bilinmektedir.Bu takviyeler, beslenme boşluklarını doldurmaya ve vücudunuzun mevsimsel hastalıklarla etkili bir şekilde mücadele etme yeteneğini artırmaya yardımcı olabilir.C Vitamini, bağışıklık savunmasında hayati bir rol oynar ve cildin patojenlere karşı bariyerini güçlendirir. Bu önemli vitamin, oksidatif stresi azaltır ve mikropları öldürmek ve enfeksiyonları temizlemek için nötrofiller gibi bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırır. Ayrıca B ve T hücrelerinin gelişimini destekler.C vitamini eksikliği bağışıklığı zayıflatır, enfeksiyonlara karşı duyarlılığı artırırken, enfeksiyonlar C vitamini seviyelerini daha da azaltır. Günde 100-200 mg&#039;lık düzenli alım enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabilirken, artan iltihaplanma ve metabolik talepler nedeniyle yerleşik enfeksiyonları tedavi etmek için daha yüksek dozlara ihtiyaç duyulur.Çinko, bağışıklık fonksiyonu için gereklidir ve düzenlenmesi bağışıklık sistemini önemli ölçüde etkiler. Taşıyıcılar ve düzenleyiciler tarafından kontrol edilen uygun çinko mevcudiyeti, monositler, T hücreleri, B hücreleri ve doğal öldürücü hücreler gibi bağışıklık hücrelerinin hayatta kalmasını, büyümesini ve işlevini destekler.
Çinko eksikliği bu süreçleri bozarak hem doğuştan hem de edinilmiş bağışıklığı zayıflatır. Akut eksiklik bağışıklığı azaltırken, kronik eksiklik iltihabı artırır ve proinflamatuar sitokinlerin üretimini teşvik ederek romatoid artrit gibi iltihaplı hastalıklara iyi gelir.Kalsiyum, fosfor ve kas sağlığı gibi diğer birçok önemli işlevin yanı sıra, D Vitamini bağışıklığı artırmada da rol oynar. Author Manuscript&#039;te yayınlanan bir çalışmaya göre, D vitamini eksikliği durumunda, otoimmüniteye genetik olarak duyarlı bir konakta enfeksiyona karşı artan bir duyarlılık ve bir diatez görülmektedir.Kaynaklar: Güneş ışığı, Yağlı balık, güçlendirilmiş süt ürünleri, yumurta sarısı ve güçlendirilmiş tahıllar.A Vitamini, patojenlere karşı ilk savunma hatları olan cilt ve mukoza hücrelerinin bütünlüğünü destekleyerek bağışıklık sisteminin sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Ayrıca bağışıklık tepkilerini düzenlemeye, bağışıklık hücrelerinin farklılaşmasını teşvik etmeye ve T hücrelerinin ve B hücrelerinin işlevini artırmaya yardımcı olur. A vitamini eksikliği bağışıklık fonksiyonunu bozarak enfeksiyon riskini artırabilir.Kaynaklar: Havuç, tatlı patates, ıspanak ve kara lahana.Selenyum, hücreleri oksidatif hasardan korumaya yardımcı olan güçlü antioksidan özelliklere sahip bir eser mineraldir. Makrofajlar ve doğal öldürücü hücreler de dahil olmak üzere bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırarak bağışıklık sisteminin işleyişinde önemli bir rol oynar. Selenyum eksikliği bağışıklık tepkisini zayıflatabilir ve vücudu enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirebilir.
Kaynaklar: Brezilya fıstığı, ayçiçeği çekirdeği, esmer pirinç ve deniz ürünleri.B6 vitamini, hemoglobin üretmeye yardımcı olduğu ve bağışıklık hücrelerinin gelişimine ve olgunlaşmasına yardımcı olduğu için bağışıklık sistemi işlevi için gereklidir.T hücrelerinin, B hücrelerinin ve doğal öldürücü hücrelerin işlevini destekler ve eksikliği bağışıklık tepkilerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Yeterli B6 vitamini alımının sağlanması bağışıklık sisteminin güçlü kalmasına ve enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Kaynaklar: Kümes hayvanları, balık, patates, muz ve güçlendirilmiş tahıllar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1jqU_vTyik61EY-xS7kY3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Virüslerle, savaşma, yeteneğini, artırıyor:, Selenyum, çinko, vitamini, vitamini</media:keywords>
</item>

<item>
<title>3 haftadan uzun sürüyorsa durum ciddi: Kanserin erken evre belirtisiymiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/3-haftadan-uzun-suruyorsa-durum-ciddi-kanserin-erken-evre-belirtisiymis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/3-haftadan-uzun-suruyorsa-durum-ciddi-kanserin-erken-evre-belirtisiymis</guid>
<description><![CDATA[ Kronik öksürük, istenmeyen kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, kalıcı yorgunluk ve yutma zorluğunu erken fark etmek, akciğer, boğaz ve kan kanserleri dahil olmak üzere olası kanserleri erken teşhis etmede çok önemli olabilir. Belirtiler üç haftadan uzun sürerse tıbbi tavsiye önerilir. Önleyici adımlar arasında sigarayı bırakmak, sağlıklı bir kiloyu korumak, alkolü sınırlamak, egzersiz yapmak ve rutin taramalar yer alır. Peki, soğuk algınlığı gerçekten kansere dönüşebilir mi?Çoğumuz genellikle mevsim değişikliklerine bağlı olarak ortaya çıkan burun akıntısı, öksürük ve genel halsizlik gibi yaygın belirtileri soğuk algınlığı veya gribin başka bir vakası olarak görmezden geliriz. Ancak belirtiler devam ederse veya kötüleşirse, kanser dahil çok daha kötü bir teşhis olasılığı göz ardı edilemez. Bu belirtileri erken fark etmek fark yaratabilir.Üç haftadan uzun süren bir öksürük, özellikle de beraberinde kan, hırıltı veya hırıltılı bir ses geldiğinde, derhal dikkat gerektirir. Amerikan Kanser Derneği, açıklanamayan ve inatçı öksürüğün akciğer kanserinin erken evrelerinde en sık görülen semptomlardan biri olduğunu ileri sürmektedir.Boğaz ve yemek borusu kanserleri genellikle antibiyotiklere ve öksürük damlaları veya öksürük ilaçları gibi diğer tedavilere yanıt vermedikleri için bu şekilde ortaya çıkar.Birkaç kilo istenmeyen kilo kaybı ilk başta zararsız görünse de, bir şeyin işareti olabilir. British Journal of General Practice&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, ani, açıklanamayan kilo kaybı genellikle mide, pankreas, yemek borusu ve akciğer kanserleriyle ilişkilendirilir. Bunun nedeni, kanserin kalori harcamasını hızlandırması ve iştahta değişiklik olmasa bile vücudun metabolik süreçlerini bozmasıdır.Sürekli hastalanıyorsanız ve tekrarlayan ateşler veya enfeksiyonlar kaptığınızı hissediyorsanız, bu bağışıklık sisteminizin hasar görmüş olabileceğinin bir işaretidir. Kan kanserleri, örneğin lösemi veya lenfoma, vücudun çalışan beyaz kan hücreleri üretme yeteneğine zarar verir, bu nedenle bireyin enfeksiyon geçirme olasılığı daha yüksek olur. Özellikle etiyolojisi bilinmeyen tekrarlayan hastalıkların daha fazla araştırmayı gerektirmesi önerilir.Hepimiz bazen yorgun hissederiz, ancak kanserle ilişkili yorgunluk farklıdır: derin, süreklidir ve dinlenmeyle düzelmez. Ulusal Kanser Enstitüsüne göre, lösemi, lenfoma ve hatta kolorektal kanser gibi kanserler bu aşırı yorgunluğa neden olabilir.Genellikle metabolizmadaki değişikliklerden ve bağışıklık sisteminin hastalığa verdiği tepkiden kaynaklanır. Günlük yaşamı bozan kronik yorgunluk asla göz ardı edilmemelidir.Geçici boğaz ağrısı veya yutma güçlüğü, özellikle yiyeceklerin yapıştığını hissediyorsanız, geçici bir rahatsızlıktan daha fazlası olabilir. Bu semptomlar genellikle boğaz, yemek borusu veya hatta tiroid kanserlerinden kaynaklanır. Erken teşhis çok önemlidir çünkü bu kanserler erken teşhis edilirse genellikle daha kolay tedavi edilebilir.Bu semptomlardan herhangi biri üç haftadan uzun sürerse veya kötüleşme belirtileri gösterirse, bir sağlık uzmanına danışma zamanıdır. Görüntüleme taramaları, biyopsiler veya kan testleri gibi rutin testler, kanser dahil olmak üzere ciddi durumları ekarte etmeye veya doğrulamaya yardımcı olurHer kanser önlenebilir olmasa da, yaşam tarzında proaktif adımlar atmak riskleri azaltmaya yardımcı olabilir:

Sigarayı bırakın: Tütün, akciğer, boğaz ve ağız kanserini içeren kanserlerin başlıca nedenlerinden biridir.
Sağlıklı Bir Kiloyu Koruyun: Aşırı kilo, pankreas, yemek borusu ve daha fazlasının çeşitli kanserleriyle bağlantılıdır.
Alkol Alımını Sınırlayın: Aşırı içki içmek karaciğer ve boğaz kanseri riskini artırır
Aktif yaşam tarzı: Düzenli egzersiz yapın: Düzenli hormon alımının bir sonucu olarak, bu birçok kanser riskini azaltır.
Rutin Testler: Mamografi, kolonoskopi ve Pap smear gibi hastalıklar için tarama, kanseri en erken evrede teşhis edebilir; dolayısıyla başarılı tedavi şansı daha yüksektir.Birçok soğuk algınlığı paniğe neden olmadan geçebilir. Ancak belirli uyarı işaretleri vardır ve bunlara karşı dikkatli olmanız gerekir; semptomların erken tespiti, kötüleşen sonuç olasılığını azaltarak sağlığınızın kontrolünü ele almanızı sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PCfbtycZIk-vec8Fm6pESw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>haftadan, uzun, sürüyorsa, durum, ciddi:, Kanserin, erken, evre, belirtisiymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu meyve 10 yıl tüketildiğinde ömrü uzatıyor: Ölme olasılığını yüzde 39 azaltıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-meyve-10-yil-tuketildiginde-oemru-uzatiyor-olme-olasiligini-yuzde-39-azaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-meyve-10-yil-tuketildiginde-oemru-uzatiyor-olme-olasiligini-yuzde-39-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, haftada dört elma yemenin kalp hastalığından ölme riskini neredeyse %39 oranında azalttığını keşfetti. Uzmanlara göre elmanın ömrü uzatmasının sırrı, içerdiği yüksek lifte yatıyor. 


Uzmanlara göre günlük olarak tüketilen elma, ömrü uzatmasının yanısıra sağlıklı kiloda kalınmasını da sağlıyor.Bilim insanları, iki meyve ile ilgili çarpıcı sonuçları ortaya koyduç. Araştırmalar, haftada dört elma yemenin kalp hastalığından ölme riskini neredeyse %40 oranında azalttığını gösterdi. Elma ile benzer bir etkiyi gösteren bir meyve daha var. Muzlar da son derece faydalı – erken ölüm riskini yaklaşık %30 oranında düşürüyor. Eğer bu iki meyveyi haftada üç-dört kez tüketirseniz, erken ölüm ihtimalini neredeyse yarıya indiriyor.Çin&#039;in Jinzhou kentindeki Yangtze Hastanesi&#039;nden araştırmacılar tarafından yapılan ve Frontiers in Nutrition dergisinde yayımlanan çalışmada, yüksek kolesterolü olan 2.184 orta yaşlı erkek ve kadın takip edildi.On yıl boyunca, haftada üç ila dört elma tüketenlerin, nadiren elma yiyenlere kıyasla herhangi bir nedenle ölme olasılıklarının %39 daha düşük olduğu tespit edildi. Düzenli muz tüketiminin de benzer bir etkisi olduğu belirtildi.Kalp Sağlığını DesteklerElmalar, yüksek lif içeriği ve antioksidanlar sayesinde kalp sağlığını destekler. Düzenli elma tüketimi, kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye yardımcı olabilir ve kalp hastalıkları riskini azaltabilir.Sindirim Sistemi Üzerinde Pozitif EtkiElmalar, çözünür lif (özellikle pektin) bakımından zengindir. Bu, sindirim sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur, kabızlığı önler ve bağırsak sağlığını iyileştirir.Vücut Ağırlığını Kontrol Altında TutarElmalar düşük kalorili ve lif açısından zengin olduğundan, tok tutar ve aşırı yeme isteğini engelleyebilir. Bu, kilo kontrolünü sağlamak isteyenler için faydalı olabilir.Bağışıklık Sistemini GüçlendirirElmalar, C vitamini gibi bağışıklık sistemini güçlendiren vitaminler içerir. Düzenli elma tüketimi, soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücudun direncini artırabilir.Kan Şekerini Dengelemeye Yardımcı OlurElmaların içerdiği doğal şeker ve lif, kan şekerinin dengede tutulmasına yardımcı olur. Bu, özellikle diyabet hastaları için önemlidir.Beyin Fonksiyonlarını DesteklerElmalar, flavonoidler ve diğer antioksidanlarla zengin olup beyin sağlığını iyileştirebilir ve yaşa bağlı zihinsel gerilemeyi yavaşlatabilir.Cilt Sağlığını DesteklerElmalar, cildi besleyen ve koruyan vitaminler ve mineraller içerir. Ayrıca, antioksidan özellikleri cilt hücrelerini serbest radikallerin zararlarından koruyabilir.Diş Sağlığını KorurElma yemek, dişleri temizlemeye yardımcı olabilir, çünkü çiğneme işlemi ağız içinde tükürük üretimini artırır, bu da diş çürümelerini önleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oKm3fHOmcUiORB5S94xbuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>meyve, yıl, tüketildiğinde, ömrü, uzatıyor:, Ölme, olasılığını, yüzde, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>10 süper besin göz hastalıklarından koruyor: Katarakt riskini azaltıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/10-super-besin-goez-hastaliklarindan-koruyor-katarakt-riskini-azaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/10-super-besin-goez-hastaliklarindan-koruyor-katarakt-riskini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış, göz sağlığını etkileyerek kuruluğa ve tahrişe yol açabilir. Havuç, ıspanak, turunçgiller, badem, yağlı balık, yumurta, tatlı patates, yeşil çay, meyveler ve çekirdekler gibi yiyecekleri diyetinize dahil etmek, görme yetinizi korumanıza yardımcı olur. Bu besin açısından zengin seçenekler, daha soğuk aylarda gözlerinizi korumak ve beslemek için gerekli vitaminleri ve antioksidanları sağlar.Kış başladığında, sıcaklıktaki düşüş ve kuru hava, gözleriniz de dahil olmak üzere genel sağlığınızı olumsuz etkileyebilir.Kuruluk, tahriş ve yorgunluk gibi gözle ilgili sorunlar bu mevsimde yaygındır. Ancak, doğru diyet göz sağlığınızı korumada ve rahatsızlıkları önlemede müttefikiniz olabilir.Kış diyetinize besin açısından zengin yiyecekler ekleyerek görme yetinizi koruyabilir ve gözlerinizin nemli ve beslenmiş kalmasını sağlayabilirsiniz.
Sağlıklı gözler için kış diyetinize dahil edebileceğiniz en iyi yiyeceklere bir göz atın:Havuçlar, iyi görme için gerekli olan bir A Vitamini türü olan beta karoten ile doludur. Bu besin, gözlerin sağlıklı yüzeyini korumaya yardımcı olur ve kuru gözler ve gece körlüğü gibi durumları önler. Havuçları salatalarda, çorbalarda veya kavrulmuş atıştırmalıklarda besin takviyesi olarak tüketin.Ispanak, kara lahana ve diğer koyu yapraklı yeşillikler, gözlerinizi zararlı UV ışınlarından koruyan ve makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltan lutein, zeaksantin ve antioksidanlar açısından zengindir. Maksimum fayda için bu yeşillikleri kış güveçlerinize, smoothielerinize veya sotelerinize ekleyin.Portakal, greyfurt, limon ve misket limonu, gözlerdeki kan damarlarını güçlendiren ve katarakt riskini azaltan bir antioksidan olan C Vitamini açısından zengindir. Bağışıklığı ve göz sağlığını artırmak için taze bir portakalın tadını çıkarın veya ılık limon suyu infüzyonu için.Badem, ceviz ve antep fıstığı gibi kuruyemişler, gözleri serbest radikal hasarından koruyan E vitamininin mükemmel kaynaklarıdır.Cevizler ayrıca kuru gözleri önlemek için çok önemli olan omega-3 yağ asitleri açısından da zengindir. Hareket halindeyken gözlerinizi beslemek için bu besin dolu atıştırmalıklardan bir avuç elinizin altında bulundurun.Somon, uskumru ve ton balığı, gözyaşı üretimini destekleyerek kuru göz sendromuyla savaşan omega-3 yağ asitleri türleri olan DHA ve EPA açısından zengindir. Bu yağ asitleri ayrıca maküla dejenerasyonu riskini de düşürür. Uzun vadeli göz sağlığını desteklemek için haftalık öğünlerinize yağlı balık ekleyin.Yumurta sarısı, sağlıklı görüşü korumak için hayati önem taşıyan lutein, zeaksantin, A vitamini ve çinko açısından zengindir. Gözlerinizi en iyi durumda tutmak için kış sabahlarınıza besin dolu yumurta bazlı bir kahvaltıyla başlayın.Beta karoten açısından zengin rahatlatıcı yiyecekTatlı patatesler kış favorisi ve mükemmel bir beta karoten, C vitamini ve potasyum kaynağıdır. Bu besinler retina sağlığını destekler ve gözlerinizi oksidatif stresten korur. Kavrulmuş tatlı patatesler lezzetli ve göz sağlığına uygun bir atıştırmalıktır.Yeşil çay, UV ışığı ve oksidatif stresin neden olduğu hasardan gözleri koruyan güçlü antioksidanlar olan kateşinlerle doludur. Soğuk kış akşamlarında rahatlatıcı ve koruyucu bir göz toniği için sıcak bir fincan yeşil çay yudumlayın.Yaban mersini, kızılcık ve goji meyveleri gibi kış dostu meyveler, gözlerdeki kan dolaşımını iyileştiren ve yaşa bağlı göz rahatsızlıkları riskini azaltan antioksidanlar, C vitamini ve antosiyaninlerle doludur. Bunları atıştırmalık olarak veya tatlılarda tüketerek tatlı ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde giderin.Keten tohumları ve chia tohumları omega-3 yağ asitleri açısından zengindir ve kuru gözlerin önlenmesine yardımcı olur. Ekstra bir çıtırlık ve besin desteği için yoğurda, yulaf ezmesine veya salatalara serpin.Susuz Kalmayın: Gözlerinizi nemli tutmak ve iç mekan ısıtmasından kaynaklanan kuruluğu önlemek için bol su için.
Ekran Süresini Sınırlayın: Soğuk hava genellikle daha fazla iç mekan süresi anlamına gelir ve bu da daha fazla ekran maruziyetine yol açar. Dijital göz yorgunluğunu azaltmak için sık sık mola verin
Nemlendirici Kullanın: Göz kuruluğunu ve tahrişini önlemek için kuru iç mekan havasıyla mücadele edin.
Gözlerinizi Dışarıda Koruyun: Kışın bile gözlerinizi UV ışınlarından korumak için güneş gözlüğü takın.
Antioksidanlar, omega-3 yağ asitleri ve temel vitaminler açısından zengin dengeli bir kış diyeti göz sağlığınız için harikalar yaratabilir.
Bu besin açısından yoğun yiyecekleri tüketerek görüşünüzü koruyabilir, mevsimsel göz rahatsızlıkları riskini azaltabilir ve sağlıklı, canlı bir mevsim geçirebilirsiniz.
Unutmayın, gözleriniz genel refahınızın bir yansımasıdır, bu yüzden onlara özen gösterin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QoIvv2_G8Uq3YNYTMs4fag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>süper, besin, göz, hastalıklarından, koruyor:, Katarakt, riskini, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sahte pekmez nasıl anlaşılır? Bir kaşığını suyla karıştırın</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sahte-pekmez-nasil-anlasilir-bir-kasigini-suyla-karistirin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sahte-pekmez-nasil-anlasilir-bir-kasigini-suyla-karistirin</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde tüketimi artan ve sağlığa pek çok faydası bulunan pekmezin organik diye sahtesi satılıyor. Sahte pekmezi gerçek pekmezle ayırt etmek zor olsa da bunun için birkaç yöntem var. Peki, sahte pekmez nasıl anlaşılır?Türk mutfağının vazgeçilmez lezzetleri arasında olan ve kış mevsimi geldiğinde tüketimi artan pekmez, muhteşem bir C vitamini kaynağıdır. Pekmez doğal şeker içeriğiyle vücuda enerji verir. Demir minerali içerir ve demir eksikliği riskini azaltır.Pekmez, yüksek miktarda antioksidan kaynapıdır. Bu antioksidanlar serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı azaltabilir.En güçlü C vitamini kaynaklarından biri olan pekmez, bağırsak harekerlerini de düzeler. Pekmez, kemik sağlığı için önemli olan mineralleri içerebilir. Özellikle kalsiyum ve fosfor bulunur.Pekmezin kan yapıcı etkisi vardır. Ancak pekmezin faydalarından yararlanmak için organik pekmezleri tüketmek gerekir.Piyasada pek çok sahte pekmez yer alıyor ve bu sahte pekmezler sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor. Peki, sahte pekmez nasıl anlaşılır?Tat, kıvam ve kokusuyla pekmezin gerçekliğini tespit etmekte zorlanıyorsanız, basit bir test yaparak gerçek ve sahte pekmezi ayırt edebilirsiniz. Bu test için bir kaşık pekmezi bir bardağa dökün.Eğer suyla temas ettiğinde pekmez rengi suya karışıyor ve pekmez suyla rahatça karışıyorsa, bu pekmezin kaliteli ve organik olduğunu gösterebilir.
Ancak, su eklerken pekmez su ile karışmıyorsa ve pekmez bardağın dibinde kalıyorsa, bu pekmezin organik ve gerçek bir pekmez olmadığını işaret edebilir.Başta dut pekmezi olmak üzere andız, keçiboynuzu, üzüm, harnup ve karadut pekmezi olmak üzere pekmezin sık tüketilen çeşitleri vardır.Andız pekmezi: Andız pekmezi bronşite iyi gelen, vücudu toksinlerden arındıran, saç dökülmesini önlemeye yardımcı olan, kan dolaşımına katkı sağlayan ve ödem attıran bir pekmez türüdür.Keçiboynuzu pekmezi: Soğuk algınlığı etkilerini azaltarak vücudun direncini artıran, enerji ve güç veren, sindirim sistemini iyileştiren bir besin olan keçiboynuzu pekmezi diş etlerini de besler.Üzüm pekmezi: Üzüm pekmezi depresyona iyi gelir, kemikleri güçlendirir, tansiyonu düzenler ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.Harnup pekmezi: Ağırlıklı olarak kalp ve damar hastalıkları üzerinde etkili olan harnup pekmezi, kolesterol seviyesini düşürerek kan basıncını düzenler.Karadut pekmezi: Karadut pekmezi de vücuda enerji vererek vücudun hastalıklarla mücadele etmesini sağlamak için kişiye enerji verir, enfeksiyonları temizler, ağız yaralarını giderir.Rafine şeker konusunda iyi bir örnek olan pekmez, özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi gereken bir besindir.Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketilmesi diyabet hastalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca pekmez dışkı sorunlarıyla birlikte ishale de sebebiyet verebilir.İrritabl bağırsak sendromu veya diğer sindirim problemleri yaşayan kişiler de pekmezi tüketirken dikkatli olmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6l7x9dO4ikiOar6VxlXgSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sahte, pekmez, nasıl, anlaşılır, Bir, kaşığını, suyla, karıştırın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbullulara salgın uyarısı: İstatistikler gün gün takip ediliyor, toplu taşımada sosyal mesafeye dikkat</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/istanbullulara-salgin-uyarisi-istatistikler-gun-gun-takip-ediliyor-toplu-tasimada-sosyal-mesafeye-dikkat</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/istanbullulara-salgin-uyarisi-istatistikler-gun-gun-takip-ediliyor-toplu-tasimada-sosyal-mesafeye-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’da üst solunum yolu enfeksiyonlarında geçen yıla oranla artış yaşanıyor. Kentte genellikle influenza ile karşılaşıldığını anlatan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, vakaların gün gün takip edildiğini söyledi. Toplu taşıma araçlarında sosyal mesafeye dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Güner, dezavantajlı gruplardan dolayı hastane servislerinde ve yoğun bakım yatışlarında bir artışının yaşanabileceğine işaret etti.İstanbul’daki üst solunum yolu enfeksiyonu vakalarında artış görüldü.
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, artışın kaynağının mevsimsel olduğunu söyledi.Her yıl karşılaşılan bu durumdan korkulmaması gerektiğine vurgu yapan Güner, “Burada dikkat etmemiz gereken durum, hassas ve dezavantajlı grup dediğimiz yaşlılarımız, evden çıkamayan vatandaşlarımız. Okulların da açılmasıyla, çocuklarımızla beraber takip edilen bir enfeksiyon aktarımıyla karşı karşıya kalma ihtimalimiz var.” diye konuştu.Doç. Dr. Güner, pandeminin kendilerine elleri yıkamanın ve hijyenin ne kadar önemli olduğunu öğrettiğini anlatarak, bu alışkanlığın kaybedilmemesini, vatandaşların konuya özen göstermesi gerektiğini kaydetti.
Kentte soğuk havalarda üşütme ve soğuk algınlıklarının fazlalaştığını belirten Güner, “İstanbul’da şu anda genelde influenza ile karşılaşıyoruz. Bunun yanında her sene gördüğümüz üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan virüslerle karşı karşıya kalabiliyoruz.” dedi.Doç. Dr. Güner, üst solunum yolu enfeksiyonlarına ilişkin şunları kaydetti:
“Üst solunum yolu enfeksiyonları gençlerin yanında yaşlılarda da gözüküyor. Bu enfeksiyonlar çocuklarda temasın daha yüksek olması, kendilerini koruma alışkanlığı edinememelerinden ötürü yüksek oranda gözüküyor ama çocuklarda çok büyük bir morbidite beklemiyoruz.
Erişkinlerde de çok büyük bir hasar beklemiyoruz ama ek hastalığı olan, kanser hastası olan, evde yatağa bağımlı, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde virüsler tehlikeli olabiliyor, hastaneye yatışları gerektirebiliyor.
Sonbahardan itibaren göğüs hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları birimlerimiz ile servislerimizi çoğaltarak önlemlerimizi aldık. Yoğun bakımlarla da ilgili önlemimizi aldık. Biz bu kış ayını, bahar ayını, enfeksiyon ve bulaşların arttığı dönemi en az hasarla geçirmeye çalışıyoruz.”Doç. Dr. Güner, hastanelerdeki hastalık istatistiklerini gün gün takip ettiklerini vurgulayarak, “Bununla ilgili Halk Sağlığı Bulaşıcı Hastalıklar birimimiz var. Uzmanlarımızla olası bir pandemiyle, salgınla ilgili erken uyarı sistemini çalıştırarak sürekli takip ediyoruz. İstanbul&#039;da üst solunum yolu enfeksiyonlarında geçtiğimiz yıla göre mevsimsel bir artış olmakla beraber önceki seneye göre herhangi bir tehdit eden durumla karşı karşıya değiliz.” ifadesini kullandı.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarında yaşanan artışın ilkbaharın gelmesiyle azalmasını beklediklerinin altını çizen Güner, “Tüm sağlık personeliyle beraber sahadayız. Vatandaşımızın yüksek sağlık hizmeti alması ve kendi sağlığının korunması için mesai kavramı gözetmeksizin 24 saat sağlık personelimizle beraber mücadelemizi ediyoruz.” bilgisini paylaştı.Güner, dezavantajlı gruplardan dolayı hastane servislerinde ve yoğun bakım yatışlarında bir artışının yaşanabileceğine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sağlık sistemimiz kuvvetli, bununla ilgili önlemlerimizi aldık. Mevcut kriz yaratacak bir durumumuz yok ama burada en önemli nokta, yaşlılarımızın daha bahar ayları gelmeden grip ve pnömokok aşılarını olmuş olmaları.
Bu aşıları olan yaşlılarımız şu anda kış aylarını çok daha rahat geçiriyorlar. Vatandaşımızdan istediğimiz, evlerini sık sık havalandırmaları. Evlerin havalanması viral enfeksiyonlarla mücadelede çok büyük önem arz ediyor.
Bununla beraber toplu taşımalarda sosyal mesafeye dikkat etmemiz lazım. Okullarda çocuklarımıza hijyenin, el yıkamanın önemini anlatıyoruz.”Burun, sinüsler, yutak, gırtlak ve soluk borusunun üst kısmında oluşan, üst solunum yollarından herhangi birinin etkilenmesi neticesinde üst solunum yolu enfeksiyonu oluşuyor.Uzmanlar, solunum yolu enfeksiyonlarının, genellikle öksürük, burunda akıntı, tıkanıklık ve boğaz ağrısı ile karakterize olduğunu belirtiyor.Herkesin üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebildiğine vurgu yapan uzmanlar, üst solunum yolu enfeksiyonlarının sık tekrar etmesi, yılda ikiden fazla sinüzit, kulak enfeksiyonu veya alt solunum yolu enfeksiyonu, yani zatürrenin bu duruma eşlik etmesi gibi, durumların çok önemli olduğunu hatırlatarak bu hastaların altta yatan ek hastalık açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4_0ONCj4Skaa1D-U3ElVFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İstanbullulara, salgın, uyarısı:, İstatistikler, gün, gün, takip, ediliyor, toplu, taşımada, sosyal, mesafeye, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>64 yaşındaki kadın baş ağrısı şikayetiyle gitti! Beyninden çıkanlar doktorları bile şaşırttı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/64-yasindaki-kadin-bas-agrisi-sikayetiyle-gitti-beyninden-cikanlar-doktorlari-bile-sasirtti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/64-yasindaki-kadin-bas-agrisi-sikayetiyle-gitti-beyninden-cikanlar-doktorlari-bile-sasirtti</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya’da gerçekleşen bir ameliyat sırasında, doktorlar beklenmedik bir durumla karşılaştı. 64 yaşındaki bir kadının beyninde 8 santimetre uzunluğunda canlı bir solucan bulundu. Bu nadir olay, tıp camiasında büyük yankı uyandırdı.2021 yılında mide ağrısı, ishal, öksürük ve ateş şikayetleriyle hastaneye başvuran kadın, başlangıçta bu semptomların rutin bir enfeksiyona işaret ettiğini düşündü. Ancak zamanla durum daha karmaşık bir hal aldı.Kadının şikayetleri ilerleyen süreçte unutkanlık ve depresyon gibi nörolojik belirtilere dönüştü.Bu durum, onu ikinci kez hastaneye yatmaya zorladı. Beyin MR taraması sırasında ise sıra dışı bir bulguya rastlandı.Doktorlar, yapılan incelemeler sonucunda beyninde 8 santimetrelik canlı bir solucan olduğunu tespit etti.Parazitin türü, genellikle piton yılanlarında görülen Ophidascaris robertsi olarak belirlendi.Uzmanlara göre, bu parazit genellikle yılan dışkısıyla yayılan yumurtalar aracılığıyla bulaşıyor. Kadının yabani ot tüketmesiyle parazitin bağırsaklara yerleştiği, ardından kan yoluyla beynine ulaştığı düşünülüyor.Bu vaka, insan beyninde canlı bir solucanın bulunduğu ilk kayıtlı örnek olarak tarihe geçti.Canberra Hastanesi’nden Dr. Sanjaya Senanayake, bunun insan beynini etkileyen ilk bilinen vaka olduğunu ifade etti. Solucan, hayvan parazitolojisi uzmanlarının desteğiyle hızlıca teşhis edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ScLyCwJVPUumzmaYjzt2Xw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, baş, ağrısı, şikayetiyle, gitti, Beyninden, çıkanlar, doktorları, bile, şaşırttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor &amp;quot;kalp krizi nedeni&amp;quot; dedi: Sabahları uyanır uyanmaz bunu yapmayın</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-kalp-krizi-nedeni-dedi-sabahlari-uyanir-uyanmaz-bunu-yapmayin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-kalp-krizi-nedeni-dedi-sabahlari-uyanir-uyanmaz-bunu-yapmayin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığını korumak hayati önem taşır. Kalbinizi güçlendirmek için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz gerekir. Özellikle günlük alışkanlıklarınız kalp sağlığınızı doğrudan etkileyebilir. Kalp cerrahı  Dr. Jeremy London, kalp krizine neden olan bazı günlük hataları paylaştı.Kalp krizi dünyada genelinde ilk sıralarda yer alan ölüm nedenleri arasında. Kalbi güçlendirmek ve kalp krizini önlemek için mutlaka sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmek gerekiyor.Kalp ve damar cerrahisi uzmanı olan Dr. London, genellikle diş temizliği ya da ağız kokusunu gidermek amacıyla sabahları kullanılan alkol bazlı ağız gargaralarının kan basıncını artırabileceği konusunda uyardı.Kalp cerrahı bu tür gargaraların, ağızdaki sağlıklı bakterileri öldürerek vücudun damarları gevşetmek için meydana getirdiği nitrik oksit üretimini bozduğunu belirtti. London, bu bakterilerin öldürülmesinin, bağırsak mikrobiyomunu olumsuz etkileyebildiğini ve hipertansiyona neden olabileceğini de belirtti.2022 yılında yapılan bir araştırma, antiseptik gargaraların ağız mikrobiyomunu bozarak kan basıncında artışa yol açtığını ortaya koydu. Uzmanlar, ağız sağlığı ürünlerinin uzun vadeli etkilerinin daha fazla araştırılması gerektiğine dikkat çekti.Kalp sağlığı konusundaki uyarılarını sürdüren ABD&#039;li Dr. London, elektronik sigaraların da normal sigaralar kadar zararlı olduğunu belirtti. Elektronik sigara kullanıcılarında kalp atış hızının ve kan basıncının hızla yükseldiğini kaydeden London, bunun kalbin daha fazla zorlanmasına neden olduğunu söyledi.London, nikotinin kan damarlarının iç yüzeyine zarar verdiğini ve bu hasarın kan akışını bozarak pıhtılaşma riskini artırdığını ifade etti. &quot;Bu tür pıhtılar, kalp krizi veya felç gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir,&quot; diyen uzman, sigaranın tüm biçimlerinden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi.Aşırı işlenmiş gıdaların kalp hastalıkları, obezite, diyabet ve hatta kanserle bağlantılı olduğunu hatırlatan Dr. London, bu tür gıdaların içeriğindeki doymuş yağ, şeker ve rafine karbonhidratların kolesterol seviyelerini artırarak damarları daralttığını söyledi.Alkolün de zararlı etkilerine değinen London, alkolün vücutta asetaldehit adlı bir bileşiğe dönüştüğünü ve bu maddenin DNA&#039;ya zarar vererek kanserli hücre oluşumuna yol açabileceğini belirtti.Uzmanlar, düzenli fiziksel aktivite eksikliğinin obezite, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini artırarak kalp sağlığını olumsuz etkilediğini vurguladı. Hareketsiz bir yaşam tarzının kalp krizi ve felç riskini yükselttiği ifade edildi.Ayrıca uzun süreli stresin vücuttaki stres hormonlarını artırarak damar daralmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olduğu belirtildi. &quot;Stres, bireyleri zararlı alışkanlıklara yönlendirebilir ve bu durum sağlık üzerindeki olumsuz etkileri katlar,&quot; diyen Dr. London, yaşam tarzı değişikliklerinin önemine dikkat çekti.Uzmanlar, sigaradan uzak durmak, sağlıklı bir beslenme düzeni benimsemek, düzenli egzersiz yapmak ve stresle başa çıkma yöntemleri geliştirmek gibi önlemlerin, kalp sağlığını korumanın temel yolları olduğunu belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jS_4LcupDE-1j7shx05oAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, kalp, krizi, nedeni, dedi:, Sabahları, uyanır, uyanmaz, bunu, yapmayın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi ve kanseri yüzde 39 önlüyormuş: Erken ölüm riskini ortadan kaldırdığı açıklandı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-ve-kanseri-yuzde-39-oenluyormus-erken-oelum-riskini-ortadan-kaldirdigi-aciklandi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-ve-kanseri-yuzde-39-oenluyormus-erken-oelum-riskini-ortadan-kaldirdigi-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücudun temelini sağlıklı beslenme oluşturur. Tabağınızı çeşitli meyve ve sebzelerle doldurmak erken ölüm riskinden kaçınmanın kesin bir yoludur. Yapılan bir çalışmada bazı meyvelerin erken ölüm riskini azalttığı ortaya çıktı.Çeşitli meyve ve sebzeleri tüketmek erken ölüm riskini önemli ölçüde azaltabilir. Çalışmalar elma, çilek, portakal, nar, muz, avokado ve üzümün kalp hastalığı ve bazı kanserler dahil olmak üzere kronik hastalık risklerinin azalmasına katkıda bulunduğunu göstermektedir. Düzenli meyve alımı daha iyi kalp sağlığı, beyin fonksiyonu ve genel uzun ömür ile bağlantılıdır.Tabağınızı çeşitli meyve ve sebzelerle doldurmak erken ölüm riskinden kaçınmanın kesin bir yoludur, geçmişte yapılan birçok çalışma göstermiştir. Antioksidanlar, lif ve çeşitli temel vitamin ve minerallerin deposu olan meyveler, hayatınıza yıllar katabilir ve birçok kronik hastalık için risk faktörlerini azaltabilir.Elmadan çileklere, portakaldan avokadoya kadar çeşitli meyveler kronik hastalık riskini düşürmeye ve genel sağlığın iyileştirilmesine yardımcı olabilir.Frontiers of Nutrition dergisinde yayınlanan bir çalışma, haftada 3 ila 4 elma tüketmenin erken ölüm riskini %39 oranında azaltacağını belirtmiştir. Çalışma, Çin&#039;de yürütüldü ve on yıldır yüksek tansiyonu olan 2.148 erkek ve kadını takip ettiler ve kronik hastalık nedeniyle erken ölüm riskinin, haftada birden az elma yiyen bir kişiden nasıl farklı olduğunu kaydettiler.Bunun dışında, Japonya&#039;ların yaptığı çalışma, daha yüksek meyve tüketiminin kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanserler nedeniyle daha düşük ölüm riskiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Çalışma, günde 3 porsiyondan fazla meyve yiyen kişilerin, daha az tüketenlere kıyasla önemli ölçüde daha düşük ölüm riskine sahip olduğunu kaydetti.ELMAElmalar lif açısından zengindir ve kolesterolü düşürerek kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Elmalar ayrıca A Vitamini ve C Vitamini açısından zengindir ve felç ve tip 2 diyabet riskini düşürmeye yardımcı olur.Yaban mersini, çilek ve ahududu antioksidan açısından zengindir ve yaşlanmayı yavaşlatmaya yardımcı olan antosiyaninler içerir. Meyveler ayrıca C vitamini açısından zengindir ve daha iyi kalp sağlığına ve beyin fonksiyonuna katkıda bulunur. Meyvelerin düzenli tüketimi ayrıca kalp hastalığı, kanser ve diğer kronik rahatsızlıkların riskinin azalmasıyla ilişkilidir.Portakal C vitamini açısından zengindir ve vücuttaki bağışıklık fonksiyonunu destekler, ayrıca kalp sağlığını iyileştirmeye ve yüksek tansiyon riskini düşürmeye yardımcı olan flavonoidler içerir.Polifenoller açısından zengin olan narlar, kan basıncını düşürmeye, iltihabı azaltmaya ve kan akışını artırmaya yardımcı olur. Nar suyu yüksek kolesterol seviyeleri riskini azaltmaya yardımcı olur.Muz lif ve potasyum açısından zengindir ve sağlıklı bir kan basıncını ve düzgün kalp fonksiyonunu korumaya yardımcı olur. Sindirim sağlığını destekler ve ayrıca böbrek taşı riskini düşürür.Avokado lif, vitamin, antioksidan ve sağlıklı yağlar açısından zengindir. Vücuttaki iltihabı azaltır ve kolesterolü düşürür. Avokado kalp hastalığı ve yüksek tansiyon riskini azaltmaya yardımcı olur ve hatta uzun ömürlülüğü artırabilir.Üzümler, yaşlanma karşıtı bir özellik olan resveratrol içerir. Çalışmalar, üzümlerin düzenli tüketiminin kalp hastalığı, bilişsel gerileme ve bazı kanser türlerinin riskinin azalmasıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir.
NHS tarafından 2017&#039;de yayınlanan bir çalışmada, meyve alımının artırılmasının veya düzenli bir diyetin parçası olarak tüketilmesinin, kanser ve felç riskini azaltarak ölüm riskini düşürdüğü belirtilmiştir.
Çalışma, günde 5 porsiyon meyve tüketmenin erken ölüm riskini düşürdüğünü ve hastalık önleme ve uzun ömürlülüğe yardımcı olduğunu belirtmiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E52jcPEqL0SbAjbmLNWSNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, kanseri, yüzde, önlüyormuş:, Erken, ölüm, riskini, ortadan, kaldırdığı, açıklandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Et yemeyenler için 5 protein zengini yiyecek: Kas oluşturmaya yardımcı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/et-yemeyenler-icin-5-protein-zengini-yiyecek-kas-olusturmaya-yardimci</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/et-yemeyenler-icin-5-protein-zengini-yiyecek-kas-olusturmaya-yardimci</guid>
<description><![CDATA[ Protein, kas oluşturmaya, dokuları onarmaya ve bağışıklığı artırmaya yardımcı olduğu için vücudumuz için her zaman önemli bir bileşen olmuştur. Vejetaryenler sıklıkla protein gereksinimlerine ulaşma konusunda endişelenirken, otantik mutfak hem lezzetli hem de besleyici olan çeşitli protein açısından zengin yemekler sunar. Mercimekten peynire, bu seçenekler günlük diyetinize kolayca eklenebilir. İşte vejetaryenler için 5 protein açısından zengin yiyecekMercimek, her evde bulunan temel baklagillerin başında gelir. Protein ve demir ve folat gibi temel besinler açısından zengindir. Bir fincan pişmiş dal yaklaşık 15 gram protein sağlar.Öğün başına 1 fincan pişmiş dal idealdir. Tam bir protein elde etmek için pirinç ile eşleştirin.Nohutlar çok yönlüdür. Tek bir fincan pişmiş nohut yaklaşık 15 gram protein sağlar. Ayrıca lif açısından zengindir ve sizi daha uzun süre tok tutar.1 fincan pişmiş nohut yiyin veya sağlıklı bir ezme veya sos olarak 3 yemek kaşığı humus kullanın.Soya bazlı yiyecekler vejetaryenler için mükemmeldir. Soya parçaları özellikle popülerdir ve pişirildiğinde 100 gramında 52 gram protein içerir.50 gram soya parçasına sadık kalın. Bunları körilerde, sotelerde veya salatalarda kullanın.Badem, fıstık ve ceviz gibi kuruyemişler, kabak, chia ve keten tohumu gibi tohumlarla birlikte protein açısından yoğun ve sağlıklı yağlar açısından zengindir. Örneğin, 23 badem 6 gram protein içerirken, 2 yemek kaşığı chia tohumu 4 gram protein sunar.Ne kadar yenmeli: Her gün bir avuç kuruyemiş (yaklaşık 25 gram) veya 2 yemek kaşığı tohumla sınırlayın. Ek besin için salatalara, lor veya yulafa serpin.Lorun yemeklerde yaygın bir maddedir ve protein ve probiyotiklerle doludur.Lor peyniri faydaları itibariyle sağlıklı bir beslenme planının önemli bir parçası olarak öne çıkar.
Protein açısından zengin olan peynir , kas gelişimini destekler ve enerji seviyesini artırır. Düşük yağ içeriği sayesinde kilo kontrolüne yardımcı olurken kalp sağlığını da korur.Ne kadar yemeli: 1 su bardağı lor. Daha çekici hale getirmek için meyve ve bal ekleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZsKWiduUUSdbSDplTf-pg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yemeyenler, için, protein, zengini, yiyecek:, Kas, oluşturmaya, yardımcı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyaz saçlara ezber bozan çözüm: Bu bitkinin kökleri 1 günde saçları özüne çeviriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beyaz-saclara-ezber-bozan-coezum-bu-bitkinin-koekleri-1-gunde-saclari-oezune-ceviriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beyaz-saclara-ezber-bozan-coezum-bu-bitkinin-koekleri-1-gunde-saclari-oezune-ceviriyor</guid>
<description><![CDATA[ Saç beyazlaması yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olarak kabul edilir. Saçların beyazlaması genellikle melanin üretiminin azalmasından kaynaklıdır. Genetik faktörler, stres, beslenme ve bazı sağlık koşulları da saç beyazlamasını hızlandırabilir. Ancak bazı doğal yöntemler saçların erken beyazlamasını önleyebilir.Saç beyazlaması melanin üretimin azalmasından kaynaklanır. Melanin, saçlara renk veren pigmenttir ve yaş ilerledikçe bu pigmentin üretimi azalır. Genetik faktörler, stres, beslenme ve bazı sağlık koşulları da saç beyazlamasını hızlandırabilir.Saçların hızlı beyazlamasını etkileyen pek çok faktör vardır. Yaşlanma, B12 eksikliği, folik asit ve biyotin, stres saç dökülmesini tetikler.Beyaz saç telleri özellikle 30&#039;lu yaşlar itibariyle gözle görülür şekilde artmaya başlar. Yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olarak kabul edilen beyaz saç telleri erken yaşlarda da ortaya çıkabilir. Bu genellikle genetik özelliklerden kaynaklı olabilir.Saç beyazlaması zamanla saç köklerinin pigment hücrelerini kaybetmesiyle ortaya çıkmaya başlar. Saç boyaları ile beyaz saçlarınıza geçici olarak çözüm bulsanız da beyaz saçlar üzerinde çok etkili olan doğal yöntemler var. Beyaz saçları doğal rengine çeviren bu yöntemler sayesinde saç boyasına gerek kalmadan beyaz saçları tarihe gömebilirsiniz.Beyaz saçlar son derece can sıkıcı olabilir. Beyaz saçların en büyük sebebi genetiktir. Ancak çeşitli nedenlere bağlı olarak saçlarda beyazlar görülebilir.İnsan vücudunda cildin tamamına yayılan milyonlarca saç kökü veya küçük keseler bulunur. Folikül adı verilen bu kökler, melanin içeren pigment hücreleri üretir. Saç beyazlaması zamanla saç köklerinin pigment hücrelerini kaybetmesiyle ortaya çıkmaya başlar.Doğal süreçte vücut tarafından üretilen melanin, saç tabakasında birikir ve saçların kızıl, kahverengi, sarı veya siyah parlamasını sağlar. Yaşlandıkça, saç hücreleri daha az melanin üretir. Melanin pigmenti yeterince üretilmediğinde saçlar beyazlamaya başlar. Yani beyaz saçlar yaşlanmanın doğal bir sürecini olarak kabul edilir. Ancak sadece yaş aldıkça beyaz saçlar ortaya çıkmaz. Çok erken yaşlarda da beyaz saç telleri ile karşı karşıya kalabilirsiniz.Saçlarınızın beyazlama süreci tamamen genetiğinizle ilgilidir. Bazı insanlar gri saçları 20&#039;li yaşlarında fark ederken bazıları ise 40&#039;lı yaşlarda bile çok az beyaz saç teline sahiptir. Genellikle saçlar 30&#039;lu yaşlar itibarıyla beyazlamaya başlar.Genetik faktörlerin dışında saçların beyazlamasına sebep olan pek çok etken vardır. Stres, , hormon dalgalanmaları ve metabolik bozukluklar, düzensiz beslenme ve vitamin eksikliği de saçlarınızın erken beyazlamasına yol açar. Saç sağlığı doğrudan tükettiğiniz besinlerle ilgilidir. Vitamin ve mineral kaynağı besinler tüketerek saçların erken beyazlamasını durdurabilirsiniz.Şu anda saçın erken beyazlamasının bilinen bir tedavisi olmasa da, bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve tedaviler daha fazla beyazlamayı yavaşlatmaya veya önlemeye yardımcı olabilir. Özellikle saç boyası kullanmadan ve saçlarınıza kimyasal etkili saç boyalarını bulaştırmadan saçlarınızı doğal rengine çevirebilirsiniz.Bir macun oluşturmak için kına tozunu sıcak suyla karıştırın. Saçınıza uygulayın ve birkaç saat bekletin. Su ile durulayın. Kına saçınıza kırmızımsı-turuncu bir renk verebilir.Birkaç havucu kaynatın ve suyunu soğumaya bırakın. Saçınıza uygulayın ve bir saat bekletin. Su ile durulayın. Havuç suyu saçınıza kırmızımsı-turuncu bir renk verebilirBirkaç pancarı kaynatın ve suyunu soğumaya bırakın. Saçınıza uygulayın ve bir saat bekletin. Su ile durulayın. Pancar suyu saçınıza kırmızımsı mor bir ton verebilir.Ravent köklerini suda kaynatın ve soğumaya bırakın. Saçınıza uygulayın ve bir saat bekletin. Su ile durulayın. Ravent saçınıza kırmızımsı kahverengi bir renk verebilir.Güçlü bir papatya çayı demleyin ve soğumaya bırakın. Saçınıza uygulayın ve bir saat bekletin. Su ile durulayın. Papatya saçınıza açık sarı bir renk verebilir.UYARI! Bu gibi doğal yöntemleri denemeden önce mutlaka bir uzmandan yardım alın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g5CpWTJqqkyQRqavKmRVpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beyaz, saçlara, ezber, bozan, çözüm:, bitkinin, kökleri, günde, saçları, özüne, çeviriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Şişlik ve halsizlik şikayetiyle hastaneye  gitti: Karnından 13 kiloluk kitle çıkarıldı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sislik-ve-halsizlik-sikayetiyle-hastaneye-gitti-karnindan-13-kiloluk-kitle-cikarildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sislik-ve-halsizlik-sikayetiyle-hastaneye-gitti-karnindan-13-kiloluk-kitle-cikarildi</guid>
<description><![CDATA[ Isparta&#039;da  karnında şişlik, halsizlik ve bulantı şikayetleriyle hastaneye giden 69 yaşındaki Mustafa Tutam&#039;ın karnından 13 kiloluk kitle çıkarıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Alim Koşar, &quot;30 yıllık meslek hayatımda batın içinden çıkarttığım en büyük kitle.&quot; dedi.Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Üroloji Polikliniği&#039;ne karnında şişlik, halsizlik ve bulantı gibi şikayetlerle başvuran Mustafa Tutam&#039;ın yapılan tetkikler sonucunda, karnında kitle olduğu belirlendi. Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Alim Koşar başkanlığındaki ekip ameliyat kararı aldı. Hastanın karnındaki 13 kilogram ağırlığındaki kitle, geçen hafta başarılı bir operasyonla çıkarıldı.Prof. Dr. Alim Koşar, &quot;Halsizlik, bulantı, karında şişlik, iştahsızlık gibi şikayetlerle bize başvuran hastamıza yapılan tetkikler sonucunda 35- 40 santim civarında kitle saptandı. Kitleyi bütün bir halde ve hiçbir parça bırakmadan başarılı bir ameliyatla aldık. Sorunsuz bir operasyon gerçekleştirdik. 30 yıllık meslek hayatımda batın içinden çıkarttığım en büyük kitle&quot; dedi.Sağlığına kavuşan Mustafa Tutam ise ameliyatın ardından oldukça rahatladığını belirterek, &quot;Dünyaya yeniden gelmiş gibiyim. Ameliyatımda bulunan hocalarımıza, üniversitemize, hastanemiz yönetimine ve tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Sağlığıma kavuştum. Kendimi çok iyi hissediyorum&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iIGDxagybkS5PXewZTWSXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Şişlik, halsizlik, şikayetiyle, hastaneye, gitti:, Karnından, kiloluk, kitle, çıkarıldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ne ayran ne kefir bu içeceğin verdiği dinçliği hiçbiri vermiyor: B12 vitaminiyle kansızlığa deva oluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ne-ayran-ne-kefir-bu-icecegin-verdigi-dincligi-hicbiri-vermiyor-b12-vitaminiyle-kansizliga-deva-oluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ne-ayran-ne-kefir-bu-icecegin-verdigi-dincligi-hicbiri-vermiyor-b12-vitaminiyle-kansizliga-deva-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kırgız sofraların vazgeçilmez içeceği olan ve yere dökülmesi günah sayılan bol mineral ve vitamin kaynağı at sütü (kımız), daha sağlıklı bir yaşam amaçlayanların başvurduğu alternatif besin kaynağı olarak dikkat çekiyor. Rus doktorlar, Orta Asya&#039;da kımızın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini gözlemlemiş ve bu içeceği tanıtmışlardır. Özellikle Rusya&#039;da ve Avrupa&#039;nın bazı bölgelerinde &quot;kımız tedavisi&quot; adıyla sağlık merkezlerinde kullanılmaya başlanmıştır.Kımız, genellikle Türk ve Orta Asya kültürlerinde yaygın olarak bilinen, fermente edilmiş kısrak sütünden yapılan bir içecektir.Geleneksel olarak göçebe Türk boylarının ve Moğolların tükettiği bir içecek olup, eski çağlardan beri önemli bir besin kaynağı ve şifa amaçlı kullanılan bir üründür.Kımız, özellikle kısrak sütündeki laktozun fermantasyon süreciyle laktik aside dönüşmesi sonucu elde edilir. Bu süreç içeceğe hem ferahlatıcı bir özellik hem de probiyotik faydalar sağlar. Ayrıca sindirime yardımcı olduğuna, bağışıklığı güçlendirdiğine ve enerji verdiğine inanılır.Kımız, Türklerin Orta Asya bozkırlarında atı evcilleştirdiği dönemde ortaya çıkmıştır. At, Türk kültürünün temel unsurlarından biri haline gelmiş, sadece ulaşım ve savaşta değil, aynı zamanda beslenme amacıyla da kullanılmıştır. Kısrak sütü, Türklerin temel gıda kaynaklarından biri olmuştur ve bu sütün fermantasyonu sonucu kımız geliştirilmiştir.Göktürk ve Hun gibi eski Türk devletlerinde kımız, hem gündelik hayatta hem de şölenlerde tüketilmiştir. Türkler, kımızı sağlık açısından şifa verici bir içecek olarak görmüş, özellikle sindirimi kolaylaştırdığına ve vücuda enerji verdiğine inanmışlardır. Ayrıca kımızın, savaşçıların fiziksel dayanıklılığını artırdığı düşünülmüştür.Kımız, geçmişten günümüze göçebe kültürlerin bir mirası olarak, Türk ve Orta Asya halklarının kimliğinin bir parçası olmayı sürdürmektedir. Bu eşsiz içecek, tarihsel ve kültürel bir bağ niteliği taşımaktadır.Kımız, fermente kısrak sütünden yapılan bir içecek olup, hem besleyici hem de sağlık açısından faydalı özellikleriyle bilinir. İşte kımızın öne çıkan faydaları:Kımız, fermente bir içecek olduğu için doğal probiyotikler içerir. Bu probiyotikler, bağırsak florasını düzenleyerek sindirim sistemi sağlığını destekler ve sindirim problemlerini (örneğin kabızlık ve şişkinlik) azaltabilir.Kımızın içerdiği laktik asit bakterileri, bağışıklık sistemini destekler. Düzenli olarak tüketildiğinde, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.Kımız, doğal şekerler ve mineraller açısından zengin olduğu için enerji seviyesini artırır. Yorgunluğu gidermek ve fiziksel dayanıklılığı artırmak için tarih boyunca savaşçılar ve göçebeler tarafından tüketilmiştir.Kımız; B1, B2, B12 gibi B vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum gibi mineraller açısından zengindir. Bu besinler, kemik sağlığını destekler, sinir sistemini güçlendirir ve hücre yenilenmesine yardımcı olur.Tarihsel olarak, kımızın bronşit ve astım gibi solunum yolu hastalıklarında faydalı olduğu düşünülmüştür. Solunum yollarını rahatlatıcı etkisi olduğu ve bağışıklığı güçlendirdiği için bu tür rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmıştır.Kımızın içerdiği laktik asit, cildin yenilenmesine ve temizlenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca içeriğindeki vitaminler ve mineraller cilt elastikiyetini artırabilir ve sağlıklı bir görünüm sağlayabilir.Kımızın içeriğindeki bazı maddeler, zararlı mikroorganizmaların büyümesini engelleyebilir. Bu nedenle, bağırsak enfeksiyonları ve diğer mikroplara bağlı hastalıklarda destekleyici bir besin olabilir.B vitaminleri ve fermente yapısı, sinir sistemini sakinleştirici etkiler sunar. Stres ve anksiyete belirtilerini hafifletmek için kımız tüketimi önerilebilir.Kımız, B12 vitamini açısından zengindir, bu da kan yapımını destekleyerek kansızlıkla mücadelede etkili olabilir.Kımız, vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir. Fermente yapısı sayesinde karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını destekleyerek detoks etkisi yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4sMdrd8XfkSb1uHORo_HBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>ayran, kefir, içeceğin, verdiği, dinçliği, hiçbiri, vermiyor:, B12, vitaminiyle, kansızlığa, deva, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Diyabetin en güçlü doğal ilacı: Kan şekerini dakikalar içinde düşürüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/diyabetin-en-guclu-dogal-ilaci-kan-sekerini-dakikalar-icinde-dusuruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/diyabetin-en-guclu-dogal-ilaci-kan-sekerini-dakikalar-icinde-dusuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Diyabet ve yüksek kan şekeri seviyeleri hayati riskler oluşturabilir. Bunun için kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmak önemlidir. Kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmak için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak gerekir. Özellikle bazı besinler var ki kan şekeri seviyesini düşürmeye ve kontrol altında tutmaya yardımcı olabiliyor.Diyabet teşhis edilmesi zor ve hayatı derinden etkileyen bir hastalık. Diyabette sinsice ilerlen belirtiler, hastalığın fark edilip kontrol altında tutulmasını zorlaştırabilir. Tip 2 diyabet, kontrol altına alınmadığında ve tehlikeli seviyelere geldiğinde sağlığı ciddi anlamda tehdit eder ve hayati risk oluşturabilir.Diyabeti kontrol altına almak için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak gerekir. Diyabeti kontrol altında tutmanın yollarından biri de kan şekeri seviyesini düşürmeye yardımcı olan besinleri sofradan eksik etmemek.Kereviz tüketmenin kan şekeri üzerinde önemli bir etkisi olduğu, Saudi Medical Journal dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre. Araştırmacılar, kereviz yaprağı ekstraktının yaşlı diyabetli kişilerde kan şekeri üzerindeki etkisini inceledi.Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olmasına rağmen tip 2 diyabet teşhisi konulacak kadar yüksek olmadığı bir sağlık sorunudur.Endonezya, Banda Aceh, Syiah Kuala Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mart 2014&#039;ten Kasım 2014&#039;e kadar bu çalışmayı yürüttü. Çalışmada 60 yaşından büyük 16 diyabet öncesi hastası (prediyabet) vardı.Bu kişiler rastgele iki gruba ayrıldı ve bir gruba kereviz verilirken diğer gruba verilmedi. 12 gün boyunca, kereviz yaprağı ekstresi günde üç kez (sabah, öğleden sonra ve akşam) yemekten 30 dakika önce 250 mg dozda verildi. Kereviz yaprağı ekstresi kullanıldığında, araştırmacılar tokluk şekerinde &quot;önemli bir düşüş&quot; olduğunu keşfetti. Tedavi sonrası, tokluk kan şekeri seviyeleri %19,5 azaldıPostprandial Plazma Glikoz Testi, belirli miktarda karbonhidrat içeren bir yemeğin ardından kan şekerini ölçen bir testtir. Kanın alınmasından iki saat sonra kan testi yapılır.Bu test, araştırmacıların kerevizin kan şekeri seviyelerini düşürmede oldukça etkili olduğunu gösterdi.Kan şekerini düzenlemek için glisemik indekse dikkat etmelisiniz. Glycemik indeks veya GI, karbonhidrat içeren gıdaların nasıl değerlendirildiğini ölçmek için kullanılır. Her bir yiyeceğin tek başına tüketilmesinin kan şekerinizi nasıl etkilediğini açıklar.GI yüksek karbonhidratlar, vücut tarafından hızla parçalanan ve kan şekerinde hızlı bir artışa neden olan yiyeceklerdir. Glisemik indeksleri yüksek olan yiyecekler;

Şeker ve şekerli yiyecekler
Şekerli meşrubatlar
Beyaz ekmek
Patates
Beyaz pirinçKan şekeri, düşük veya orta GI değerine sahip gıdaların daha yavaş parçalanmasının bir sonucu olarak zamanla yükselir. Bu tür yiyecekler ise bakliyat, yulaf ve meyve ve sebzelerden oluşur.Birçok insan tip 2 diyabeti olduğunu bilmiyor. Bunun nedeni, semptomların ya çok geç ortaya çıkması ya da neredeyse hiç ortaya çıkmamasıdır. Dikkat edilmesi gereken belirtiler şunlardır:

Geceleri sıklıkla idrara kalkmak
Her zaman susamış hissetmek
Çok yorgun hissetmek
Çabasız bir şekilde hızla kilo vermek
Genital bölgede kaşıntı veya tekrar eden pamukçuk
Geç iyileşen yaralar veya kesikler
Bulanık görüş

Ulusal Sağlık Servisi, tip 2 diyabet semptomlarından herhangi birine sahipseniz bunu kontrol etmenizi tavsiye ediyor. Uzmanlar danışmanlığında, erken aşamalarda fark edilen bu rahatsızlığı kolayca hayata geçirebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tjoBG-Rd60qoHcNHkJz3pg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Diyabetin, güçlü, doğal, ilacı:, Kan, şekerini, dakikalar, içinde, düşürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 yıl boyunca sadece patates yerseniz ne olur? Yaşadıklarına kendisi bile inanamadı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/1-yil-boyunca-sadece-patates-yerseniz-ne-olur-yasadiklarina-kendisi-bile-inanamadi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/1-yil-boyunca-sadece-patates-yerseniz-ne-olur-yasadiklarina-kendisi-bile-inanamadi</guid>
<description><![CDATA[ Patates her evde bulunan besinlerden biri. Avustralyalı sosyal medya fenomeni Andrew Flinders Taylor, bir yıl boyunca sadece patates yiyerek beslendi. Patates harici tüm besinlerin tüketimini bırakan sosyal medya fenomeni, yaşadıkları karşısında kendisine bile inanamadı. Peki, 1 yıl boyunca sadece patates yerseniz ne olur?Patates severek tüketilen besinler arasında yer alıyor. Patates besleyici bir gıda olsa da, tüm vücut ihtiyaçlarını karşılamak için yetersizdir. Bir yıl boyunca sadece patates yemek sağlığınızı ciddi şekilde etkileyebilir ve birçok sağlık sorunu ortaya çıkarabilirYouTube&#039;da Spud Fit ismini kullanan sosyal medya fenomeni Andrew Flinders Taylor, 2016 yılında hayatını değiştirmek için sadece patatesten oluşan radikal bir diyet uygulamaya karar verdi.2019 yılında verdiği bir röportajında Taylor, bu diyeti kendisi için özel olarak tasarladığını söyleyerek, &quot;Spud Fit Challenge&#039;ım yalnızca kendi yeme bağımlılığımı tedavi etmek için kısa süreli bir müdahale olarak tasarlanmıştı . Yemeğe karşı davranışım, bir alkoliğin içkiye olan davranışını yansıtıyordu, bu yüzden aynı yoksunluk modeliyle mümkün olduğunca tedavi etmeye karar verdim: Patates hariç tüm yiyecekleri bıraktım. Hayatımın en büyük dersini çıkarttım&quot; dedi.Andrew, tatlı patatesler de dahil olmak üzere her türlü patatesi yedi ve kurutulmuş otlar veya yağsız soslarla lezzet kattı.Daha kremamsı bir püre için yağsız soya sütü ekledi. Patates miktarı konusunda kendini sınırlamadı.Ayrıca diyetini B12 vitamini ile destekledi. Andrew, 144 kilo olarak başladığı diyetinin ardından bir yıl içerisinde 50 kilo verdi.Diyetinin ilk ayında hiç spor yapmadan 22 kilo verdi, ancak daha sonra günlük rutinine 90 dakikalık bir egzersiz ekledi. Diyetin diğer sonuçları arasında kolesterol, kan basıncı ve şeker seviyelerinin düşmesi de yer aldı.Medical News Today, sağlıklı ve dengeli beslenmenin besin gruplarının sebzeler, meyveler, tahıllar, protein ve süt ürünleri olduğunu belirtiyor. Diyet kendisi için işe yaramış olsa da Andrew, insanları kendi araştırmalarını yapmaya ve kişisel sağlık söz konusu olduğunda bilinçli kararlar almaya teşvik ediyor.Patates C vitamini ve bazı B vitaminleri açısından zengindir, ancak A, D, E, K vitaminleri eksik kalır. Bu, bağışıklık sorunlarına, görme kaybına ve kemik sağlığı problemlerine yol açabilir.
Patates, az miktarda protein içerir ancak vücudun ihtiyaç duyduğu tüm amino asitleri tam olarak sağlayamaz.
Uzun vadede kas kaybı ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi sorunlara neden olabilir. Yüksek miktarda karbonhidrat içeen bu besinin sürekli tüketim, kan şekerinin dengesizleşmesine yol açabilir ve insülin direnci ya da diyabet riskini artırabilir.
Eksik beslenme bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve sizi enfeksiyonlara açık hale getirir. Sürekli aynı gıdayı tüketmek, yeme isteğinizde azalmaya ve psikolojik yorgunluğa neden olabilir. Ayrıca sosyal yeme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebilir.Patates lif içerir ancak tek başına yeterli değildir. Çeşitli lif kaynakları olmadan kabızlık gibi sindirim problemleri yaşanabilir. Patates besleyici bir gıda olmasına rağmen, çeşitlilik içermeyen bir diyetin uzun süreli etkileri hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından ciddi sorunlara yol açar. Dengeli bir diyet, tüm temel besinleri almanın tek yoludur. Sadece patates yemek hayatta kalmayı bir süre mümkün kılabilir, ancak bu sağlık açısından sürdürülebilir değildir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nsPuAxapU0qd4eBq4WysHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yıl, boyunca, sadece, patates, yerseniz, olur, Yaşadıklarına, kendisi, bile, inanamadı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gizli süper besin mi? Doğanın magnezyum, demir, kalsiyum kaynağı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gizli-super-besin-mi-doganin-magnezyum-demir-kalsiyum-kaynagi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gizli-super-besin-mi-doganin-magnezyum-demir-kalsiyum-kaynagi</guid>
<description><![CDATA[ Besin açısından zengin eski tahıllar olan darılar, modern vegan diyetlerinde temel gıda olarak yeniden ortaya çıkıyor. Yüksek kaliteli bitkisel protein, sindirim sağlığı için lif, hayati vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla dolu olan darı, vücut sağlığına iyi geliyor. Yemek pişirmede çok yönlü olan darılar, kaselerde, yulaf lapasında, un bazlı yemeklerde, salatalarda ve atıştırmalıklarda tüketilebilir ve bu da onları sürdürülebilir, besleyici yiyecek seçenekleri arayanlar için ideal hale getirir. Darı, gizli bir süper besin mi? İşte yanıtı.Darı, dünya genelinde temel besin kaynaklarından biri. Şimdi, özellikle bitki bazlı diyetlerde, modern beslenmede güçlü bir geri dönüş yapıyorlar. Bu yapısı küçük, besin açısından yoğun tahıllar genel sağlığı desteklemeye yardımcı olur.Darılar, dengeli ve sağlıklı bir vegan diyetini destekleyebilen hayati besinlerin zengin bir kaynağıdır. Bunlar bol miktarda temel vitamin, mineral ve makro besin sağlarDarı, kas yapımı, doku onarımı ve genel vücut fonksiyonu için gerekli olan amino asitlerin mükemmel bir kaynağını sağlayan sağlam miktarda bitkisel protein içerir. Bu, darıyı öğünlerinde yeterli protein arayanlar için harika bir vegan alternatifi yapar.Darı, yüksek lif içeriğiyle sağlıklı sindirimi destekler, düzenli bağırsak hareketlerini teşvik eder ve şişkinlik ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Lif ayrıca kolesterolü düşürmede ve sağlıklı bir kalbi desteklemede önemli bir rol oynar.Darı, enerji üretimi ve beyin fonksiyonu için hayati önem taşıyan B vitaminlerinin (niasin, riboflavin ve folat dahil) mükemmel bir kaynağıdır.Ayrıca demir, magnezyum, kalsiyum ve potasyum gibi temel mineralleri sağlarlar; bunların hepsi veganların eksiklikleri önlemesi ve kemik sağlığını, kardiyovasküler fonksiyonu ve kas gücünü desteklemesi için önemlidir.Darı&#039;nın benzersiz bir yönü antioksidan içeriğidir. Antioksidanlar, hücreleri serbest radikaller adı verilen zararlı moleküllerin neden olduğu hasardan korumaya yardımcı olan bileşiklerdir. Araştırmalar, darının polifenoller ve flavonoidler gibi kronik hastalık riskini azaltabilecek çeşitli antioksidan türleri içerdiğini göstermiştir.Darı hem tatlı hem de tuzlu yemeklerde kullanılabilir, çeşitli malzemeler ve baharatlarla uyumludur. Darıyı tüketmenin bazı popüler yolları şunlardır:

Kavrulmuş sebzeler, baklagiller ile besin açısından yoğun tahıl kaseleri oluşturun.
Bitki bazlı süt, taze meyveler, kuruyemişler ve tohumlarla rahatlatıcı bir kahvaltılık lapa yapın.
Darı ununu fırınlama için glutensiz bir alternatif olarak kullanın ve krepler için mükemmeldir.
Pişmiş darıyı taze sebzeler, otlar ve bitki bazlı proteinlerle birleştirerek ferahlatıcı, doyurucu bir salata yapın.
Enerji barlarından krakerlere kadar darı, lezzetli ve besleyici atıştırmalıklar oluşturmak için kullanılabilir.Daha fazla insan bitki bazlı diyetlere geçtikçe darılar son derece besleyici, çok yönlü ve sürdürülebilir bir gıda kaynağı sunmaktadır.Yüksek protein içeriğinden ve zengin besin profilinden bağırsak iyileştirici ve iltihap önleyici özelliklerine kadar darılar vegan bir yaşam tarzının mükemmel tamamlayıcısıdır.Darıları öğünlerinize dahil ederek yalnızca vücudunuzu beslemekle kalmazsınız; aynı zamanda çevre üzerinde de olumlu bir etki yaratırsınız.Darıların gücünü bugün benimseyin ve vegan diyetinizi bir üst seviyeye taşıyın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vUqAuwQcu0mkTtvAMN2dQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gizli, süper, besin, mi, Doğanın, magnezyum, demir, kalsiyum, kaynağı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Psikiyatri uzmanı &amp;quot;ani ölüm nedeni&amp;quot; dedi: Meğer en tatlı zehirmiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/psikiyatri-uzmani-ani-oelum-nedeni-dedi-meger-en-tatli-zehirmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/psikiyatri-uzmani-ani-oelum-nedeni-dedi-meger-en-tatli-zehirmis</guid>
<description><![CDATA[ Çikolata genellikle herkes tarafından sevilen yiyecekler arasında yer alıyor. Ancak aşırı çikolata tüketimi sağlık için ciddi riskle oluşturabiliyor. Yapılan bazı araştırmalarda aşırı çikolata tüketiminin hayati boyutları olabileceğini söylüyor.7&#039;den 70&#039;e herkesin severek tükettiği çikolatanın içindeki kakao çekirdekleri, theobromin adı verilen hafif bir uyarıcı içerir. Aşırı miktarda theobromin, insan vücudunda zehirlenmeye neden olabilir.Psikiyatri uzmanı Dr. Naveed Saleh, Psychology Today&#039;deki bir yazısında, &quot;Theobromin, sinir sistemi, solunum sistemi ve kardiyovasküler sistem üzerinde (örneğin, damar genişlemesi) etkili olur ve aşırı idrara yol açar. Çok yüksek miktarlarda ise kalp atış hızında artış, terleme, titreme, iştah kaybı, şiddetli baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğüne neden olabilir,&quot; ifadelerini kullandı.Popüler Science&#039;a göre, insanlar için toksik doz kilogram başına 1.000 miligramdır. Örneğin, 70 kilo ağırlığındaki bir kişinin zehirlenmesi için 70.000 miligram theobromin alması gerekir.Theobromin miktarı çikolatanın türüne göre değişiklik gösterir. Beyaz çikolatada neredeyse hiç bulunmazken, sütlü çikolatada gram başına 2,4 mg, bitter çikolatada 5,5 mg ve fırınlık çikolatada 16 mg bulunur.Popüler Science, bir kişinin ölümcül dozda theobromin alması için yüzlerce çikolata tüketmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak şimdiye kadar çikolatadan kaynaklanan bir ölüm rapor edilmemiştir.İnsan vücudu theobromini hızla metabolize edebilirken, birçok hayvan bunu başaramaz. Bu nedenle çikolata, özellikle köpekler, kediler ve kuşlar için son derece tehlikelidir. Trajik bir olayda, bir papağan, görünüşe göre bitter çikolata tüketerek hayatını kaybetmiştir.Köpeklerde ölümcül theobromin dozu, kilogram başına 100-500 mg arasında değişir. Çikolata yedikten 2 ila 12 saat sonra kusma (kanlı olabilir), aşırı susama, huzursuzluk, sık idrara çıkma ve hızlı kalp atışı gibi belirtiler görülebilir.Bu nedenle, özellikle evcil hayvan sahiplerinin çikolata tüketimine dikkat etmesi ve çikolatanın erişim alanını kısıtlaması önemlidir. Tatlı bir zevkin olumsuz sonuçlara yol açmaması için çikolatanın keyifle ama ölçülü tüketilmesi önerilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6KVOrX2XTEOQMbCB9jt2Vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Psikiyatri, uzmanı, ani, ölüm, nedeni, dedi:, Meğer, tatlı, zehirmiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ağaç gövdesinde yetişen sıra dışı meyve: Yüksek antioksidan ve zengin C vitamini barındırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/agac-goevdesinde-yetisen-sira-disi-meyve-yuksek-antioksidan-ve-zengin-c-vitamini-barindiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/agac-goevdesinde-yetisen-sira-disi-meyve-yuksek-antioksidan-ve-zengin-c-vitamini-barindiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğanın en özel hediyelerinden biri olan Jabuticaba, benzersiz özellikleriyle hayranlık uyandırıyor. 
Dünyaca ünlü ve &quot;gövdesinden meyve veren ağaç&quot; olarak bilinen Jabuticaba, en çok Brezilya&#039;nın nemli bölgelerinde yetişiyor.&quot;Siyah inci&quot; olarak bilinen bu egzotik meyve, hem görsel çekiciliği hem de sunduğu sağlık faydalarıyla ön plana çıkıyor.Jabuticaba, &quot;gövdesinden meyve veren ağaç&quot; olarak bilinen, Brezilya&#039;ya özgü bir meyve türüdür. Diğer meyve ağaçlarının aksine, bu ağacın meyveleri doğrudan gövdesi ve dalları üzerinde büyür. Meyveler, yuvarlak, koyu mor veya siyah renkte olup, genellikle üzüm tanesi büyüklüğündedir ve tatları tatlı ile hafif ekşi arasında değişir.Jabuticaba, tropikal iklimlerde yetişir ve genellikle Brezilya&#039;nın nemli, sıcak bölgelerinde bulunur. Jabuticaba, özellikle taze olarak yenir, ancak reçel, şarap veya likör yapımında da kullanılır. Ayrıca, antioksidanlar ve C vitamini bakımından zengin olup, sağlık için faydalıdır.Jabuticaba, birçok sağlık faydası sunan bir meyvedir. İşte Jabuticaba&#039;nın bazı faydaları:Antioksidan Zengini: Jabuticaba, yüksek oranda antioksidan içerir. Bu, vücudu serbest radikallere karşı koruyarak hücre hasarını önler ve yaşlanma sürecini yavaşlatabilir.Bağışıklık Sistemi Destekler: C vitamini bakımından zengin olan Jabuticaba, bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu hastalıklara karşı korur.Kalp Sağlığını Destekler: İçerdiği flavonoidler, kalp sağlığını koruyarak kan damarlarının sağlıklı olmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olduğu bilinir.Sindirim Sistemi Sağlığı: Jabuticaba, lif bakımından zengin olup sindirimi düzenler. Bağırsak sağlığını iyileştirir ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur.Anti-inflamatuar Özellikler: Vücuttaki iltihapları azaltmaya yardımcı olabilir. Bu da romatizma, artrit ve diğer iltihaplı hastalıkların belirtilerini hafifletebilir.Kan Şekerini Düzenler: Jabuticaba, kan şekerini dengelemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalı olabilir.Cilt Sağlığı: Yüksek C vitamini içeriği sayesinde, cilt sağlığını iyileştirir, kırışıklıkları azaltır ve cildi canlandırır.Detoks Etkisi: Vücudu toksinlerden arındırmaya yardımcı olabilir ve genel sağlık üzerinde olumlu bir etkisi vardır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3zVlpYvLuE2eZfnguVhVjw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ağaç, gövdesinde, yetişen, sıra, dışı, meyve:, Yüksek, antioksidan, zengin, vitamini, barındırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Covid&amp;19 laboratuvarda mı geliştirildi? FBI&amp;apos;ın gizlenen kanıtları ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/covid-19-laboratuvarda-mi-gelistirildi-fbiin-gizlenen-kanitlari-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/covid-19-laboratuvarda-mi-gelistirildi-fbiin-gizlenen-kanitlari-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ ABD istihbarat teşkilatının eski bilim insanı Jason Bannon, FBI tarafından Başkan Joe Biden&#039;a Covid-19&#039;un laboratuvarda geliştirildiğini gösteren kanıtlar hakkında bilgi verilmesinin engellendiğini iddia etti.FBI’nin, Covid-19’un laboratuvarda geliştirildiğini öne süren kanıtlar hakkında ABD Başkanı Joe Biden&#039;a bilgi vermesinin engellendiği iddia edildi.
FBI’ın eski kıdemli bilim insanı Jason Bannan, istihbarat ajansının Joe Biden ile yapılan Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) toplantısına davet edilmediğini öne sürdü.Bannan, Wall Street Journal gazetesine şunları söyledi:
“Pandeminin kaynağına ilişkin analizimizde en yüksek düzeyde güven ifade eden ve laboratuvar kökeninin daha olası olduğunu değerlendiren tek kurum olarak FBI’ın bu brifinge katılmasının isteneceğini bekliyorduk. Beyaz Saray’ın bunu istememesi beni şaşırttı.”ABD Başkanı Joe Biden, Mayıs 2021’de ABD istihbarat ajanslarına ve ulusal laboratuvarlara virüsün kökenini araştırma yetkisi vermişti.
FBI, virüsün büyük olasılıkla bir laboratuvarda geliştirildiğini ve bu değerlendirmede “orta düzeyde güven” olduğu sonucuna vardı.
Öte yandan, NIC virüsün bir hayvandan insana bulaştığı yönünde düşük düzeyde güven içeren bir sonuca ulaşmıştı ve bu görüş Başkan’a sunulmuştu.Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) sözcüsü, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, istihbarat topluluğu içindeki farklı görüşlerin temsil edildiğini ve bireysel ajanslardan temsilcilerin Başkan için yapılan brifinglere davet edilmesinin standart uygulamaya aykırı olduğunu söyledi.
DNI ve NIC’nin Covid-19’un kökenlerine dair çalışmasının, “tarafsızlık da dahil olmak üzere tüm istihbarat topluluğu analiz standartlarına uygun olduğunu” belirtti.Şimdi emekli olan Bannan, Covid-19&#039;un laboratuvarda geliştirildiği teorisini destekleyen kanıtların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bannan, “İstihbarat topluluğunun göz ardı ettiği unsurlar tekrar incelenmeli.&quot; dedi.
Ağustos 2021’de yayımlanan ABD incelemesi, Çin’in iş birliği olmadan virüsün kökenini doğrulamanın zor olacağı sonucuna varmıştı.
Çin, yalnızca 2021 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile hazırlanan ortak bir raporda iş birliği yaptı.
Bu raporda, virüsün büyük olasılıkla yarasalardan başka bir hayvana ve oradan da insanlara geçtiği ifade edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7XKd0LmbM0qm86jxGt1OuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Covid-19, laboratuvarda, mı, geliştirildi, FBIın, gizlenen, kanıtları, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin kanseri belirtisini aylar öncesinden gösteriyor: Sabahları böyle uyanırsanız tehlike büyük</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beyin-kanseri-belirtisini-aylar-oencesinden-goesteriyor-sabahlari-boeyle-uyanirsaniz-tehlike-buyuk</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beyin-kanseri-belirtisini-aylar-oencesinden-goesteriyor-sabahlari-boeyle-uyanirsaniz-tehlike-buyuk</guid>
<description><![CDATA[ Beyin kanseri her yaşta ortaya çıkabilir, özellikle 15 yaş altı çocukları ve 65 yaş üstü yetişkinleri etkiler ve 40 yaş altındakilerde de ortaya çıkabilir. Birincil ve ikincil beyin tümörleri şiddet açısından farklılık gösterir. Semptomlar arasında şiddetli baş ağrıları, nöbetler ve hafıza değişiklikleri bulunur.  Beyin kanserinin erken evre belirtileri olabilir. Özellikle sabahları yaşadığınız bu belirtiyi takip edin.Beyin kanseri her yaşta ortaya çıkabilir, ancak 15 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü yetişkinlerde daha yaygındır.Günümüzde 40 yaş altındaki insanları daha fazla tehdit eder. Beyin tümörü, beyin dokusundaki hücrelerin anormal, kontrolsüz büyümesidir.Genellikle birincil veya ikincil olarak sınıflandırılırlar. Birincil beyin tümörleri, doğrudan beyindeki hücrelerden kaynaklanan tümörlerdir. İkincil tipler ise vücudun başka yerlerinden yayılanlardır.Birincil olanlar iyi huylu tip (Derece I)/orta derece tümör (Derece II/III) veya yüksek derece tümör (Derece IV) olabilir, Derece IV tümör korkunç kanserli beyin tümörü türüdür.Beyin tümörünün nedenlerini belirlemek için çalışmalar devam etmektedir. Çoğu genetik mutasyonlar sonucu ortaya çıkar. Beyin tümörleri için bilinen diğer risk faktörleri genellikle iyonlaştırıcı radyasyonlara maruz kalma ve alerjenlere maruz kalmadır.Beyin kanseri olan hastalar, sabahları daha şiddetli olabilen veya hastayı geceleri uyandıran baş ağrıları, nöbetler veya kasılmalar, vücudun bir bölümünde veya bir tarafında güçsüzlük veya felç, denge bozukluğu veya baş dönmesi, iştahsızlık, görme, hafıza veya konuşma yeteneğinde değişiklikler gibi semptomlar yaşayabilir.En yaygın görülen durum olan baş ağrısı, hastaları yanıltır, çünkü reçetesiz satılan ilaçlarla düzelmesini beklemeyi tercih ederler. Ancak nörolojik eksiklikler geliştiğinde, o zaman hastaneye başvururlar.Beyin tümörü; beynin içindeki veya yakınındaki hücrelerin DNA&#039;larında değişiklik olması durumunda meydana gelir. Beynin içindeki yapısal değişimin yanı sıra kafa travmaları, kalıtsal faktör, yaş ve yoğun bir şekilde kimyasal veya radyasyona maruz kalınması beyin tümörü oluşumuna yol açar.Genel olarak beyin tümörü nedenleri şöyledir:

Yaşanan kafa travmaları
Kalıtsal faktörler
Yaş
Yoğun kimyasal veya radyasyona maruz kalmak
Tüberozskleroz
Turner sendromu
Lynch sendromu
Cowden ve Gorlin sendromuBeyin tümörünün en tipik belirtisi baş ağrısıdır. Beyinde kontrolsüz bir şekilde büyüyen tümör çevresindeki hücrelere baskı yapabilir.Tümörün beyin hücrelerine yapacağı baskı baş ağrısına neden olur. Ayrıca yine büyüyen tümörün beyinde yaratacağı şişme de kafaiçi basıncı artıracağı için bu durumda baş ağrısı yaşanmasına neden olur.Beyin tümörü kaynaklı baş ağrıları genellikle sabah saatlerinde daha fazla yaşanır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OjZM6M68ikS3kSdiIN5a7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, kanseri, belirtisini, aylar, öncesinden, gösteriyor:, Sabahları, böyle, uyanırsanız, tehlike, büyük</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizini önleyen &amp;quot;doğal güç merkezi&amp;quot;: Sadece 3 malzeme kan basıncını düşürmeye yetiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizini-oenleyen-dogal-guc-merkezi-sadece-3-malzeme-kan-basincini-dusurmeye-yetiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizini-oenleyen-dogal-guc-merkezi-sadece-3-malzeme-kan-basincini-dusurmeye-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Elma, pancar ve havuç suyu sadece renkli bir içecek değil, aynı zamanda sağlık açısından çok sayıda fayda sağlayan bir güç merkezidir. Parlayan bir ciltten ve artan enerjiden kilo kaybına ve gelişmiş zihinsel berraklığa kadar, bu doğal iksir hayatınızı sayısız şekilde değiştirebilir. Öyleyse neden onu günlük rutininizin bir parçası yapmıyorsunuz?Elma, pancar ve havuç karışımı olan bu içecek sağlık dünyasında fırtına gibi esti ve bunun iyi bir nedeni var. Bu parlak kırmızı içecek sadece lezzetli değil aynı zamanda besleyicidir. Elma, havuç ve pancar suyu cildinizi iyileştirmenize, enerjinizi artırmanıza ve vücudunuzu arındırmanıza yardımcı olabilir.Donuk bir ciltle mi mücadele ediyorsunuz? Bu karışım imdadınıza yetişebilir! Elmalar, serbest radikallerle savaşan C vitamini gibi antioksidanlar sağlarken havuçlar cilt dokusunu onaran beta-karoten ile doludur.Pancar kan dolaşımını hızlandırır ve cildinize pembe bir parlaklık verir. Elma, havuç ve pancar suyunun düzenli tüketimi akne, pigmentasyon ve düzensiz cilt tonunu azaltabilir ve size parlak, sağlıklı bir cilt bırakabilir.2011 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, günlük 500 ml taze havuç suyu içmek plazma kolesterol veya trigliserit seviyelerini değiştirmeden antioksidan seviyelerini önemli ölçüde artırdı ve lipid peroksidasyonunu azalttı.Kendinizi halsiz mi hissediyorsunuz? Elma, pancar va havuç suyu doğal bir enerji güçlendiricidir. Elma ve havuçtaki doğal şekerlerin pancardaki nitratlarla birleşimi kaslarınıza ve beyninize oksijen akışını artırır. Kafein düşüşlerine veda edin ve gün boyunca sürekli enerjiye merhaba deyin. Aynı zamanda mükemmel bir antrenman öncesi içeceğidir.Fazla kilolarınızdan kurtulmaya mı çalışıyorsunuz? Elma, havuç ve pancar suyu karışımının kalorisi düşük ancak lif açısından zengindir ve daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.
Sindirime yardımcı olur, şişkinliği önler ve sağlıksız atıştırmalığı azaltır. Pancar ayrıca metabolik aktiviteyi iyileştiren ve vücudunuzun yağları etkili bir şekilde yakmasını kolaylaştıran bileşikler içerir.Bu karışım kalbiniz için de harikadır. 2022&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, elma suyu tüketimi kanser ve nörolojik hastalıklar için önemli olabilecek bir dizi kardiyovasküler sağlık belirteci ile ilişkilendirilmiştir.Pancar, kan damarlarını gevşeten yüksek nitrat içeriği sayesinde kan basıncını düşürmesiyle bilinir. Havuç ve elma, kötü kolesterol seviyelerini düşüren potasyum ve pektin açısından zengindir. Birlikte, kardiyovasküler sisteminizi en iyi durumda tutmak için çalışırlar.Hafif bir detoks mu arıyorsunuz? Pancar, toksinleri atarak karaciğerinizi temizlemeye yardımcı olurken havuçlar safra salgısını iyileştirir. Elmalar, bağırsaklarınızdan zararlı maddeleri temizlemek için çözünür lif ekler. Doğal detoks özellikleriyle, bu meyve suyu sisteminizi tazelenmiş ve canlanmış bırakır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iNh2UqmXi0u0ijfaLNNY_A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizini, önleyen, doğal, güç, merkezi:, Sadece, malzeme, kan, basıncını, düşürmeye, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gazze&amp;apos;de bir hastane daha kapandı: İsrail&amp;apos;in baskın düzenlediği Kemal Advan Hastanesi hizmet dışı kaldı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gazzede-bir-hastane-daha-kapandi-israilin-baskin-duzenledigi-kemal-advan-hastanesi-hizmet-disi-kaldi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gazzede-bir-hastane-daha-kapandi-israilin-baskin-duzenledigi-kemal-advan-hastanesi-hizmet-disi-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Gazze Şeridi&#039;nin kuzeyinde hizmet veren son büyük hastane, Kemal Advan hastanesi, İsrail saldırıları sonrası kapandı. Dünya Sağlık Örgütü, yaptığı açıklamada çok sayıda hastanın Endonezya Hastanesine sevk edildiğini açıkladı.İsrail&#039;in Gazze Şeridi&#039;ne yönelik saldırıları sürerken, bölgenin kuzeyinde hizmet veren son büyük hastane, Kemal Advan hastanesi hizmetlerini durdurdu.  Dünya Sağlık Örgütü, yaptığı açıklamada İsrail güçlerinin yaptığı baskınların hastanede büyük tahribata yol açtığını ifade etti.  Baskın sırasında hastanenin önemli binalarında yangın çıktığı kaydedildi.  Açıklamada onlarca çalışan ve hastanın hastanede mahsur kaldığı bilgisi paylaşıldı.   Orta ve ağır durumdaki hastaların ise yine İsrail ordusunun saldırılarında işlevsiz hale gelen Endonezya Hastanesi&#039;ne sevk edildiği bildirildi.  Dünya Sağlık Örgütü, yaşananların ardından &quot;Bu tür saldırılar ve baskınlar, tesisi asgari düzeyde işlevsel tutmak için tüm çabalarımızı ve desteğimizi heba ediyor.&quot; açıklamasında bulundu.HASTANENİN BAZI BÖLÜMLERİNİ ATEŞE VERMİŞTİ  İsrail Ordusu, Kemal Advan Hastanesi&#039;nde Hamas güçlerinin bulunduğu iddiasıyla bölgeye baskınlar düzenlemişti.Dün, kuşatma altına alarak sağlık personelini ve yaralıları zorla dışarı çıkararak, baskın düzenlediği Gazze Şeridi&#039;ndeki Kemal Advan Hastanesinin bazı bölümlerini ateşe vermişti.  Hamas ise yaptığı açıklamada ne Kassam Tugayları&#039;nın ne de başka güçlerin hastane çevresi ve içerisinde bulunduğu iddialarını reddetmişti.  Açıklamada, &quot;Hastane herkese ve hastaneyi iyi tanıyan Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlara açıktı.&quot; denildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wI4GRe10FU-DBQRhGPjjLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gazzede, bir, hastane, daha, kapandı:, İsrailin, baskın, düzenlediği, Kemal, Advan, Hastanesi, hizmet, dışı, kaldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aile hekimleri hastanelerden doğrudan tetkik isteyebilecek</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimleri-hastanelerden-dogrudan-tetkik-isteyebilecek</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimleri-hastanelerden-dogrudan-tetkik-isteyebilecek</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetleri arasında dijital entegrasyon çalışmasını tamamladı. Böylece aile hekimleri 1 Ocak&#039;tan itibaren röntgen, mamografi gibi tetkikleri doğrudan talep edebilecek. Laboratuvar için hastaneye giriş yapmaya gerek kalmayacak. Kan tetkikleri, aile hekimlerinin önüne düşecek.Sağlık Bakanlığı, birinci basamak sağlık hizmetleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri arasındaki dijital entegrasyon çalışmalarını tamamladı.   1 Ocak 2025 itibarıyla tüm illerde uygulanmaya başlanacak sistem ile, aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri, hastanelerle dijital olarak entegre olacak. Aile hekimleri INR, röntgen, mamografi, yenidoğan kalça ultrasonografisi gibi tetkikleri doğrudan isteyebilecek. Hastalar polikliniklmere gitmeden tetkiklerini çektirebilecek, sonuçlar ise aile hekimlerinin ekranlarına düşecek.   AİLE HEKİMLERİ KENDİ HASTALARINA MUAYENE KONTENJANI  Aile hekimlerinin, MHRS üzerinden kayıtlı hastaları için alabildiği muayene randevularına ek olarak yalnızca kendi hastalarına özel kullanılabilecek kontenjanlar oluşturuldu. Bu hastaların ikinci ve üçüncü basamak muayenelerinde MHRS’den randevu alan hastaya uygulanan işlem basamakları uygulanacak.  Aile hekimleri, kayıtlı hastalarının hastaneye yönlendirilmesine karar verdiğinde kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi üzerinden sevk veya hekim notu oluşturabilecek. Oluşturulan not bilgisi ise hastanedeki hekimler tarafından görülebilecek.  Diğer hakimler hekimler, aile hekimlerinin yönlendirdiği hastaları değerlendirdikten sonra sağlık bilgi yönetim sistemi üzerinden aile hekimine geri bildirim notu yazabilecek. Aile hekimleri bu notları kendi sağlık bilgi yönetim sistemi ekranları üzerinden görüntüleyebilecek.  LABORATUVAR İÇİN HASTANELERE GİRİŞ YAPMAYA GEREK KALMAYACAK  Laboratuvar tetkiklerinde, e-Nabız üzerinden hastaya özel bir kod üretilecek ve aile hekimi bu kodu hastası ile paylaşacak. Hastalar için hastanelerde muayene girişi yapılmayacak, herhangi bir randevu sorgulanmayacak ve hastanedeki hekimler tarafından tekrar tetkik isteminde bulunulmayacaktır.  Hasta, mamografi ve ultrason hariç, 3 iş günü hastaneye içinde hastaneye müracaat etmezse ilgili kod geçersiz olacak.  Aile hekimleri kayıtlı hastaları için görüntüleme tetkiklerini, kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi aracılığıyla doğrudan ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşlarından isteyebilecek. Mamografi ile Gelişimsel Kalça Displazisi kapsamında uygun yaş grubundan istenilecek ultrason tetkiki için aile hekimleri kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi üzerinden kişiye randevu oluşturabilecek olup randevu bilgilerini hastası ile paylaşacak. Direkt grafi istemlerinde ise laboratuvar tetkiki ile ilgili yöntem uygulanacak.  Laboratuvar tetkiki ve görüntüleme tetkikleri için ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına aile sağlığı merkezinden yönlendirilen hastalara, kendileri için planlanan hasta kayıt bankosunda kayıt işlemleri yapılarak kişi kan alma veya radyoloji birimine yönlendirilecek.  KAN SONUÇLARI AİLE HEKİMLERİNİN ÖNÜNE DÜŞECEK  Kan tetkikleri ve görüntüleme sonuçları aile hekimlerinin bilgi yönetim sistemi ekranlarına düşecek.  Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarındaki hekimler, uygun gördükleri hastalarına danışmanlık hizmetlerinden faydalanmaları amacıyla Sağlıklı Hayat Merkezlerine MHRS üzerinden randevu oluşturabilecek, kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi ekranları üzerinden bilgi notu düzenleyerek yönlendirebilecek. Yönlendirilen hastaya ilişkin bilgi notuna, Sağlıklı Hayat Merkezi personelinin kullandığı sağlık bilgi yönetim sistemi üzerinden ulaşılabilecek.  Sağlıklı Hayat Merkezi personeli, kişiye verdiği danışmanlık faaliyetleri ile ilgili bilgi notunu, kullandığı sağlık bilgi yönetim sistemi ekranları üzerinden oluşturabilecek. Oluşturulan bilgi notu, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarındaki hekimler tarafından, kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi üzerinden görüntülenebilecek.  Sağlıklı Hayat Merkezinde görevli personel, kullandığı sağlık bilgi yönetim sistemi ekranları üzerinden hastaya ait son üç hekim bilgi notunu görebilecek.  Sağlıklı Hayat Merkezlerinde görevli sorumlu hekim ve diyetisyen, herhangi bir sağlık kuruluşunda 90 gün içerisinde yapılmış olan tahlil ve tetkik sonuçlarını, kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi ekranları üzerinden görüntüleyebilecek. Vatandaşlar tüm sonuçlarına kendi e-Nabız profillerinden ulaşabilecek.  Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin dijital entegrasyonu aracılığıyla yeni eklenecek hizmet türleri sağlık bilgi yönetim sistemi vasıtasıyla sisteme otomatik entegre edilebilecek olup il sağlık müdürlükleri, hastaneler ve birinci basamak tesislerince bu güncellemeler takip edilerek hizmetlerin devamlılığı sağlanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yjhv7VSPdUCnwnYm9QoB6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aile, hekimleri, hastanelerden, doğrudan, tetkik, isteyebilecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor &amp;quot;kahvaltıda kesinlikle yemem&amp;quot; diyerek açıkladı: Ani kalp krizini tetikliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-kahvaltida-kesinlikle-yemem-diyerek-acikladi-ani-kalp-krizini-tetikliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-kahvaltida-kesinlikle-yemem-diyerek-acikladi-ani-kalp-krizini-tetikliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı olmak ve kronik hastalık riskini azaltmak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmek gerekiyor. Özellikle güne başlarken sabah kahvaltısında yaptığınız besin tercihleri genel sağlığınızı doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, kahvaltıda bazı besinlerden uzak durmanızı öneriyor. Çünkü bu besinler kalp hastalığı ve diyabet gibi ciddi kronik hastalıkların riskini artırıyor.Sağlıklı ve uzun bir ömür sürmenin altın anahtarlarından biri sağlıklı beslenme. Düzenli ve sağlıklı günlük alışkanlıklar sayesinde vücut sağlığınızı koruyabilmeniz mümkün. Ancak artan sosyal medya kullanımıyla birlikte beslenme biçimiyle ilgili pek çok yanlış bilgi de yayılıyor. Uzmanlar özellikle bu konusa herkesi uyarıyor.Günün en önemli öğünlerinden biri olan kahvaltıda tükettiğiniz besinler vücudunuzun gün içerisindeki enerjisini belirliyor. Bu nedenle kahvaltı menünüzü mutlaka sağlıklı seçeneklerden oluşturmanız gerekiyor. Çünkü severek tükettiğiniz bazı besinler yavaş yavaş vücudunuzu zehirleyebiliyor.Ünlü gastroenterolog Dr. Alan Desmond, kahvaltıda tüketildiğinde, sağlık sorunlarını artıran yiyeceği açıkladı.Desmond&#039;un açıklamalarına göre salam, sosis ve benzeri işlenmiş et ürünleri, her yıl yaklaşık 644 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor.&quot;Bu ürünler sadece sindirim sistemi sağlığımızı tehdit etmekle kalmıyor, kalp hastalıkları ve diyabet riskini de ciddi oranda artırıyor&quot; diyen Dr. Desmond, özellikle kolon kanseri riskine vurgu yapıyor.İşlenmiş et ürünlerinin tuz oranının yüksek olması tansiyon hastalarında ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.İşlenmiş et ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durun
Protein ihtiyacınızı karşılamak için balık, tavuk, kuru baklagiller, sağlıklı et ürünleri ve yumurta gibi alternatif besinlere yönelin
B12 vitamini takviyesi konusunda mutlaka hekiminize danışınGünün en değerli protein kaynağı: YumurtaYağlı tohumlardan destek: Çiğ ceviz, badem, fındık gibi…Taze yeşilliklerAvokado, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarŞekerli gıdalar kahvaltıda kesinlikle olmamalı!Kahvaltı en az 20 dakika sürmeli, yavaş yavaş tüketilmeliEğer kahvaltıda çay içecekseniz demli değil açık tüketilmeliKahvaltıda hazır ürünler yerine ev yapımı yiyecek ve içecekler tercih edilmeliUzmanlar, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerken, her bireyin kendine özgü beslenme ihtiyaçları olabileceğini, bu nedenle beslenme düzeninde yapılacak önemli değişiklikler için mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ap-vhYh1HEqNwGaNVDA79A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, kahvaltıda, kesinlikle, yemem, diyerek, açıkladı:, Ani, kalp, krizini, tetikliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyni şarj edip, hafızayı güçlendiriyor: 1 lokması zihni geliştirmeye yetiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beyni-sarj-edip-hafizayi-guclendiriyor-1-lokmasi-zihni-gelistirmeye-yetiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beyni-sarj-edip-hafizayi-guclendiriyor-1-lokmasi-zihni-gelistirmeye-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun en önemli organlarından biri olan beyin, gelişin ve zihin sağlığı için bazı besinlere ihtiyaç duyar. Tükettiğiniz her besin beyin fonksiyonu ve hafıza üzerinde güçlü etkilere sahiptir. Beyne iyi gelen bu besinleri düzenli olarak tüketmek  zihinsel ve bilişsel fonksiyonların korunması için önemlidir. Peki, beyni güçlendiren besinler nelerdir?Vücudun genel sağlığını korumak ve beyin gelişimi için sağlıklı beslenme büyük önem taşır. Beyne iyi gelen besinler, beynin sağlıklı ilerleyişine yardımcı olan, zihinsel ve bilişsel fonksiyonların gelişmesine etki eden, hafızayı güçlendiren ve gün içerisinde odaklanmayı kolaylaştıran besinlerdir.Genellikle omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan besinler beyin sağlığının gelişimi için önemli bir rol oynar. İşte beyin sağlığını geliştirmeye yardımcı olan besinlerin listesi;Yağlı balıklar içerisinde bol miktarda omega-3 yağ asitleri barındırır. Bu yağlar kişinin hafızası, odaklanması ve öğrenmesi için gerekli olarak görülür.
Omega-3&#039;ler yaşla beraber oluşan zihinsel gerilemeyi yavaşlatarak Alzheimer hastalığını önlemeye yardımcı olabilir. Somon, alabalık, istavrit, hamsi, palamut ve sardalya beyin gelişimi için tüketilmesi gereken besinler arasında yer alır.Yaban mersini anti-inflamatuar ve antioksidan içeriği sayesinde beyin sağlığının gelişimi için önemlidir. Doğada bulunan en güçlü antioksidan kaynaklarından biri.
Beyin yaşlanmasını geciktirerek oksidatif strese ve inflamasyona karşı savaşır.
Yaban mersini içerisindeki antioksidanlar ise beyin hücrelerinin iyileşmesine yardımcı olur. Bunun yanında flavonoidler sayesinde de beyin hücrelerini koruyarak öğrenme kapasitesini artmasını sağlar.Sert kabuklu yemişler ve tohumlar (özellikle ceviz, badem, keten tohumu ve chia tohumu) beyni destekleyen harika besin kaynaklarıdır. Beynin oksidatif strese karşı korunmasına yardımcı olan antioksidanlar, E vitamini ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengindirler.
Düzenli fındık yemenin, araştırmalarda daha iyi bilişsel işlev ve daha düşük nörodejeneratif hastalık riski ile ilişkilendirildiği görülmüştür. Atıştırmalık olarak bir avuç kuruyemiş yiyin, bunları salatalara, yoğurda veya yulaf ezmesine ekleyin ve ilave besin değeri için üstüne tohum ekleyin.Flavonoidler, antioksidanlar ve kafein açısından zengin olan bitter çikolata, beyin fonksiyonlarını iyileştirmeye yardımcı olur. Flavonoidler inflamasyonu azaltır ve beyne giden kan akışını arttırır; bunların her ikisi de bilişsel işlevi geliştirebilir. Bitter çikolatadaki kafein aynı zamanda uyanıklığı ve odaklanmayı da artırabilir. En az %70 kakao içeren bitter çikolatayı seçin ve her gün kendinize küçük bir parça ikram edin. Kakao tozunu tatlılara ve smoothielere de dahil edebilirsiniz.Ispanak, lahana ve brokoliyi içeren yeşil yapraklı sebzeler, beta karoten, lutein, K vitamini ve folat gibi beyne faydalı besinler açısından zengindir. Daha iyi beyin fonksiyonu ve daha yavaş bilişsel gerileme bu besinlerle bağlantılıdır. Özellikle K vitamini, beyin hücrelerinde sıkı bir şekilde paketlenmiş bir tür yağ olan sfingolipitlerin sentezi için gereklidir. Yapraklı yeşillikler salatalara, smoothie&#039;lere veya akşam yemeklerine garnitür olarak eklenebilir.Beyin sağlığını ve vücut sağlığını korumanın yolu sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmek ve dengeli beslenmekten geçiyor. Harvard Üniversitesi ve Leipzig Üniversitesi&#039;ndeki bilim insanlarının yaptıkları ortak çalışmalarda beslenme biçiminin beyin sağlığını nasıl etkilediği incelendiThe American Journal of Clinical Nutrition&#039;da yayınlanan bulgularında, kan şekeri kontrolünün iyileştirilmesinin yaşa bağlı beyin dejenerasyonuyla mücadelede güçlü bir strateji olabileceğini belirttiler.Araştırmada beyin görüntülemesini kullanarak beynin biyolojik yaşını inceledi. Bu, beyin yaşının beynin sağlık durumunu yansıttığını ve genellikle bir bireyin gerçek yaşından önemli ölçüde farklı olabileceğini öne sürdü.Bilim insanları, kan şekeri kontrolünü iyileştirmede faydalı olduğu söylenen Akdeniz tipi beslenme biçimini (Akdeniz diyeti) inceledi. Beslenme biçimi bitki bazlı polifenoller açısından zenginse, kan-beyin bariyerini geçtiğinde ve beyin iltihabını azalttığında faydalı olacaktır.Araştırma Akdeniz diyetinin yaşa bağlı beyin atrofisinde faydalı olabileceğini ve bunama ve Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıkların öncüsü olabileceğini öne sürüyorYeşil çay gibi bitki bazlı yiyecek ve içeceklerde bulunan polifenoller yaşlanmayı yavaşlatabilir.Uzmanlar Akdeniz tipi beslenmenin en sağlıklı beslenme biçimi olduğunu söylüyor. Bol bol sebze ve meyve, tam tahıllar, sağlıklı yağlar ve balık gibi yağ oranı düşük proteinler yediğini; kırmızı et, alkol ve işlenmiş gıdaları ise sınırlı miktarda tüketildiğinde kanser riskini azaltabilmeniz mümkün. Akdeniz diyetinin kalp sağlığına faydalı olduğunu da hatırlatan Dr. Landau, &quot;Araştırmalar bu şekilde beslenmekle kalp krizi ve inme riskinin azalması arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OC_joFQYd0WrV6wDeYI8nA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beyni, şarj, edip, hafızayı, güçlendiriyor:, lokması, zihni, geliştirmeye, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Esmer şeker mi yoksa bal mı; Kilo kaybı için hangisi daha iyidir?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/esmer-seker-mi-yoksa-bal-mi-kilo-kaybi-icin-hangisi-daha-iyidir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/esmer-seker-mi-yoksa-bal-mi-kilo-kaybi-icin-hangisi-daha-iyidir</guid>
<description><![CDATA[ Genellikle esmer şekerden daha sağlıklı olduğu düşünülen bal, daha düşük kalori yoğunluğuna ve daha yüksek antioksidan içeriğine sahiptir. Kilo kaybı ve sindirim için faydalı olsa da, obezite ve tip 2 diyabet gibi risklerden kaçınmak için ölçülü tüketilmelidir. Çiğ bal daha iyi faydalar sunar ve tıbbi özellikleri öksürüğü azaltmaya yardımcı olur ve anti-alerjik bir ajan görevi görür. Peki, esmer şeker mi yoksa bal mı?Hem bal hem de esmer şeker tatlandırıcıdır, ancak birçok kişi balın esmer şekerden daha sağlıklı olduğunu düşünür. Bu tamamen doğru değildir; esmer şeker gibi bal da karbonhidrat bakımından yüksektir ve vücuttaki kan şekeri seviyelerini yükseltebilir ve kalorisi de yüksektir.Esmer şekere benzer şekilde bal da yemeklerinizi tatlandırır ve fark esas olarak tat, doku ve besin profili arasındadır.Kilo vermeyi planlıyorsanız, daha düşük kalori yoğunluğuna sahip olduğu için esmer şekere kıyasla bal daha iyi bir seçenek olarak düşünülebilir.
Kalori yoğunluğu nispeten biraz daha az olsa da, aynı tatlılık seviyesine ulaşmak için sadece küçük bir miktar gerekir. Bal, yüksek antioksidan içeriği nedeniyle daha iyi sağlık yararlarına sahiptir. Ancak, az miktarda vitamin ve mineral içerir. Bal ayrıca esmer şekere kıyasla daha düşük bir glisemik indekse sahiptir ve şeker seviyesindeki artış daha az dramatiktir.Bal, diğer tüm tatlandırıcılardan biraz daha sağlıklı görünse de, yalnızca ölçülü olarak tüketilmelidir. Bal daha doğal bir kaynaktan gelir ve bal sahte olmadığı için diğer tatlandırıcılardan daha besleyicidir.Bal vücuttaki metabolizmayı hızlandırır ve sabahları ılık su ve limonla tüketildiğinde vücuttaki yağ yakma sürecini artırabilir. Vücuttaki düşük glisemik indeks, sürekli enerji sağlar. Antrenmandan önce bir tatlı kaşığı bal, hızlı bir enerji artışı sağlayarak daha etkili egzersiz yapmanıza ve daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olabilirBal ayrıca hafif müshil özelliklere sahiptir ve kilo yönetimi için gerekli olan sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur. Açlık krizlerini ve istekleri azaltmaya yardımcı olur.Bal yüksek oranda su içerir ve glikoz ve fruktoz içerir. Bir kaşık bal 64 kaloriden fazla ve oldukça tatlıdır, bu nedenle çok fazla tüketilmesi obezite geliştirme riskini artırabilir. Bal ayrıca tip 2 diyabet riskini de artırır.
DSÖ  ayrıca 12 aydan küçük bebeklere verilen balın bebek botulizmi - hayatı tehdit eden bir hastalık - riskini artırabileceğini belirtti.Çiğ bal kullandığınızdan emin olun. Piyasadaki birçok üründe, balın sahte olma olasılığı yüksektir ve doğru faydaları sunmayabilir.Bal ayrıca tıbbi özellikleriyle de bilinir. Öksürük kesici olarak kullanılır ve araştırmalar balın çocuklarda akut öksürüğü azaltmanın doğal bir yolu olduğunu göstermektedir. 2020&#039;de yayınlanan araştırma, balın etkili bir anti-alerjik ajan olduğunu belirtti. Ayrıca balın antibiyotiklere bir alternatif olduğunu ve lokal olarak enfekte olmuş yaralar için tamamlayıcı bir tedavi olarak kabul edilebileceğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DGU0kC57bkytPCcwrLibWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Esmer, şeker, yoksa, bal, mı, Kilo, kaybı, için, hangisi, daha, iyidir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bardaktaki tehlike: Sıcak suya değdiği an kimyasallar açığa çıkıyor, kısırlığa yol açıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bardaktaki-tehlike-sicak-suya-degdigi-an-kimyasallar-aciga-cikiyor-kisirliga-yol-aciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bardaktaki-tehlike-sicak-suya-degdigi-an-kimyasallar-aciga-cikiyor-kisirliga-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Sallama çaylarla ilgili yapılan araştırma çay tiryakilerini korkuttu. Uzmanlar, bir çay poşetinin vücuda milyarlarca parçacık salabileceğini bulduktan sonra bunların kanser ve kısırlık riskini artırdığı konusunda uyarıyor. Son olarak, Kaliforniya  San Francisco Üniversitesi&#039;nden uzmanlar, havadaki mikroskobik plastik parçacıklarının, gençlerde kolon kanserine yakalanma oranındaki artıştan sorumlu olabileceğini buldu .Uzmanlar , çay poşetlerindeki mikroplastiklerin birçok ciddi hastalığa, doğurganlık sorunlarına ve çoklu kanser riskinde artışa yol açabileceği konusunda uyardı. Çay poşetlerinin sıcak suya batırıldığında mikroskobik toksik parçacıklar yaydığının bulunması üzerine bugün endişeler arttı.Gıda kapları ve tencereler de dahil olmak üzere günlük hayatta kullandığımız birçok eşyada da bulunan mikroplastikler, yiyecek ve içeceklere, hatta soluduğumuz havaya bile sızabiliyor.Daha sonra vücudun derinliklerine kadar ulaşıyorlar ve yapılan testler insan sütünde, tükürüğünde, dışkısında ve kanında yüksek seviyelerde mikroplastik bulunduğunu gösteriyor.Son olarak, Kaliforniya San Francisco Üniversitesi&#039;nden uzmanlar, havadaki mikroskobik plastik parçacıklarının, gençlerde kolon kanserine yakalanma oranındaki artıştan sorumlu olabileceğini buldu .Araştırmacılar, 3.000 çalışmadan elde edilen verileri incelediklerinde, bunların solunduğunda akciğerler yoluyla kana geçebildiğini ve zamanla organlarda birikebildiğini buldular.Mikroplastik maruziyetinin kolonda yapısal değişiklik riskini artırabileceğini öne süren çeşitli çalışmalara dikkat çektiler.Ekim ayında Life Sciences dergisinde yayımlanan bilimsel bir incelemede , giderek artan sayıda uzmanın endişeleri şu şekilde özetlendi: &quot;Mikroplastikler kontrolsüz hücre çoğalmasına neden oluyor ve akciğerleri, kanı, göğüsleri, prostatı ve yumurtalıkları etkileyen çeşitli kanserlere yol açan doku büyümesini tetikliyor.&quot;Bilim insanları haziran ayında erkek spermlerinde minik plastik parçacıkları bulduklarını duyurmuştu . Plastik, tesisat borularında kullanılan özel bir türdü ve yapılan testler, plastiğe maruz kalan spermin daha az hareketli olduğunu ve bu nedenle yumurtaları dölleme yeteneğinin daha az olduğunu ortaya koydu.Çinli ekip, bunun mikroplastiklerin küresel doğurganlık oranlarında gözlemlenen düşüşle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.Daha önce yapılan araştırmalar, gıda ambalajlarının mikroplastiklerin başlıca kaynağı olduğunu ortaya koymuştu.Ancak şimdiye kadar çay poşetlerinden aldığımız plastiklerin miktarı konusunda çok az araştırma yapıldı.Chemosphere&#039;de yayımlanan yeni araştırmalarında ekip, internet üzerinden veya yerel süpermarketlerden kolayca satın alınabilen üç popüler çay poşeti türünden salınan mikroplastikleri inceledi.İlk tür, araştırmacıların Amazon&#039;dan sipariş ettiği naylon çay poşetiydi. Sonra, AliExpress&#039;ten polipropilen çay poşeti sipariş edildi.Ekip, her üç türde de suya çok büyük miktarda nano boyutta parçacıkların salındığını buldu.Polipropilen çay poşetleri en büyük suçluydu; mililitre başına yaklaşık 1,2 milyar parçacık salıyordu ve bunların ortalama boyutu 136,7 nanometreydi.Bu arada naylon poşet çaylardan mililitre başına 8,18 milyon parçacık salındı ​​ve bunların ortalama boyutu 13,8,4 nanometreydi.Çay poşeti araştırmasından yola çıkan araştırmacılar, mikroplastiklerin insan vücudu üzerindeki etkilerinin acilen araştırılması çağrısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pFAR4RF0F0Sb0FhPhjJVQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bardaktaki, tehlike:, Sıcak, suya, değdiği, kimyasallar, açığa, çıkıyor, kısırlığa, yol, açıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Meyve kabuklarını çöpe atmayın: Birlikte tüketilince vücut direncini artırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/meyve-kabuklarini-coepe-atmayin-birlikte-tuketilince-vucut-direncini-artiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/meyve-kabuklarini-coepe-atmayin-birlikte-tuketilince-vucut-direncini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk havalarında etkisiyle bağışıklık sisteminiz daha zayıf bir hale gelebilir. Vücut direncini artırmak ve bağışıklığı güçlendirmek, aynı zamanda soğuk algınlığını önlemek isteyenler soluğu aktarda alıyor. Ancak vücut direncini artırmak için bitki çaylarının karışımlarının doğru hazırlanması ve tüketimi önem arz ediyorHava sıcaklıklarının düşmesiyle artan soğuk algınlığı vakalarına karşı uzmanlar vücut direncini artırmak için bitki çayı önerisinde bulunurken, bitki çaylarının karışımlarının doğru hazırlanması ve tüketimi önem arz ediyor.Kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte gribal enfeksiyonların arttığı görülüyor. Bitkisel yöntemlerle vücut direncini artırmak isteyen kişiler soluğu aktarda alıyor. Peki, vücut direncini artırmak için bitki çaylarını nasık tüketmek gerekiyor?Kış çayı içerisinde kök zencefil, zerdeçal, tarçın, havlıcan, bununla birlikte narçiçeği ve kuşburnu yer almaktadır.Kış çayı, özellikle zencefil boğaz ağrısında ve metabolizmayı güçlendirmesinde, bağışıklığın yükselmesinde çok büyük öneme sahip. Boğazında gıcıklanma olanlar, boğaz ağrısı yaşayanlar, bademcik enfeksiyonu yaşayanlar genelde zencefili kış aylarında daha fazla tüketiyorlar.Özellikle antibiyotik tedavisinden önce kesinlikle kış çayı öneriyorum. Çünkü kış çayının boğazı hafifletmede, boğaz ağrısını gidermede, bademcik enfeksiyonunda çok büyük öneme sahip olduğu biliniyor artık.Kış mevsiminde en fazla kış çayı terchi ediliyor. Kış çayı tercih ederken de içerisinde mutlaka zencefil, zerdeçal, tarçın, narçiçeği bununla birlikte havlıcan tercih edilmesi gerekiyor. Çünkü bunlar metabolizmayı hızlandırıyor, bağışıklığı güçlendiriyor. Boğaz enfeksiyonlarında ve yutaktaki enfeksiyona iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.Meyve kabuklarının çöpe atılması yerine bitki çaylarında karışım olarak kullanılabileceğine değinen Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Çebiç, “Tükettiğimiz meyvelerin kabuklarını çöpe atmak yerine zencefil, zerdeçal, tarçınla birlikte güzel bir bitki çayı yapmalarını öneriyoruz. Hem çocukların gelişiminde hem çocukların hastalanmamasında hem de yetişkinlerin metabolizmasının güçlenmesinde ve boğaz enfeksiyonlarında müthiş derecede işe yaramaktadır. Kış çayını 7 yaş ve yukarı gruplar içebilir. Bununla birlikte şeker hastaları tarçından ve kuşburnundan yararlanabilir.İnsülin direnci düşük olanlar gene aynı şekilde narçiçeği, kuşburnu, tarçından yararlanabilirler. Bununla birlikte kış çayını şeker ile değil, balla tatlandırılmasını öneriyoruz. Şeker bitkinin özünü kaybetmesine neden olduğu için şekeri kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Acı içemeyenler için doğal bir balla tatlandırabilirler, ılık bir şekilde tüketebilirler. Kış çayının kesinlikle kaynatılarak değil, demleme usulüyle demlenip bu şekilde tüketilmesini özellikle vurguluyorum. Kaynatılan kış çayının özelliği kaçtığı için vücuda hiçbir fayda sağlamayacaktır. Kış çayı yaparken özellikle dikkat etmeleri gereken konulardan biri de kaynatmamaları gerekiyor. Yani fokur fokur kaynatılan kış çayının vücuda hiçbir faydası olmaz. Kaynamış suyun içerisine kış çayımız atılarak 10 dakika demlenir, hastalıklara karşı savunmayı güçlendirir” şeklinde konuştu.Çebiç, “Kış çayı yaparken malzemelerin genelde birinci kaliteden olmasına özellikle önem veriyoruz. Bununla birlikte meyve kurusunu mutlaka içerisine giriyoruz. Yazın kurutulan kurularımız da kış çayımızın içerisinde yer alıyor. Tarçın, zencefil, zerdeçal bununla birlikte meyve kurusu ve hibiskus benim kış çayımda vazgeçilmezim” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jzV2_Y1l4k649tUzZezVYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Meyve, kabuklarını, çöpe, atmayın:, Birlikte, tüketilince, vücut, direncini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Elma sirkesinin meğer bir zararı varmış: Herkes faydasını biliyordu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/elma-sirkesinin-meger-bir-zarari-varmis-herkes-faydasini-biliyordu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/elma-sirkesinin-meger-bir-zarari-varmis-herkes-faydasini-biliyordu</guid>
<description><![CDATA[ Her evde bulunan ve çeşitli alanlarda kullanılabilen elma sirkesi, genellikle vücuda olan faydalarıyla biliniyor. Suyla karıştırınca tüketilebilen elma sirkesi, özellikle diyet yapanların vazgeçilmezi. Çünkü elma sirkesinin yağ yakıcı etkisi olduğu düşünülüyor. Bağışıklığa iyi gelen vücudu hastalıklara karşı koruyan elma sirkesi aslında göründüğü kadar masum değil. Elma sirkesinin vücuda pek çok zarar bulunuyor.Elma sirkesi, sağlık açısından birçok faydası olan bir gıdadır. Ancak, elma sirkesinin yanlış ve aşırı tüketimi bazı zararları da beraberinde getirir.Elma sirkesinin asidik yapısı vücudunuza sandığınızdan çok fazla zarar verebilir. Elma sirkesi, su ile karıştırılarak kullanılmalıdır.1 bardak suyun içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklemeniz ve karıştırmanız yeterli olacaktır. Elma sirkesini tek başına içmek, risk faktörlerini artırabilir.Her evin mutfağında bulunan ve çeşitli şekillerde tüketilen elma sirkesinin vücudunuz için zararlı olabilir mi?Elma sirkesi damıtılmış beyaz sirkeden daha yumuşak, daha meyveli, daha ekşi bir tada sahiptir ve açık altın rengi bir renge sahiptir. Elma sirkesi, neredeyse hiç kalorisi veya yağı olmadığı için en sevdiğiniz yemeklere lezzet katmak için besleyici bir yol oynar. Elma sirkesinin sağlığa aydaları herkes tarafından bilinir. Ancak elma sirkesi tüketimi sağlık için riskli olabilir.Günde iki kez bir bardak suyla karıştırılmış iki yemek kaşığı elma sirkesi tüketmenin faydaları yapılan çalışmalarla değerlendirildi.Araştırmacılar, 8 haftalık deneyin sonunda içeceğin diş minesini aşındırabileceğini keşfetti. Diş minesinin kaybı geri döndürülemez ve kalıcı olduğundan, mümkün olduğunda buna katkıda bulunabilecek eylemlerden kaçınmak zorunludur.Tanısal bir endoskopi, uzun süreler boyunca elma sirkesi tüketen ve yemek yutmada zorluk çeken birkaç kişide tüm yemek borusunun astarının tamamen çiğ olduğunu ortaya koydu. Her gün seyreltilmemiş elma sirkesi dozları uygulayarak bir hata yaptılar. Bu zarar, elma sirkesinin aşırı asidik bileşiminden kaynaklanır.Elma sirkesi yiyeceklerin mideden alt sindirim sistemine geçme hızını yavaşlatabilir. Bu, kan dolaşımının besinleri daha yavaş emmesine neden olabilir. Yiyecekler midede uzun süre kalır ve midedeki sinirlerin işlev bozukluğu nedeniyle tipik bir hızda boşaltılmaz.Uzun bir süre boyunca verilen yüksek dozda elma sirkesi, bir vaka raporunda düşük kan potasyumu ve kemik kaybıyla ilişkilendirilmiştir. 28 yaşında bir kadın, altı yıl boyunca her gün suyla seyreltilmiş sekiz ons (1 su bardağı) elma sirkesi içti. Düşük potasyum seviyeleri ve diğer kan kimyası sorunları hastaneye yatmasına neden oldu. Kadının doktorları, her gün çok miktarda elma sirkesi aldığı için, kanının asitliğini dengelemek için kemiklerinden minerallerin sızdığını düşünüyor.Elma sirkesinin içmeden önce her zaman seyreltildiğinden emin olun. Ek olarak, seyreltilmiş elma sirkesini az miktarda ve ideal olarak yiyecekle birlikte tüketmek çok önemlidir. Aksi takdirde, istenmeyen ve tehlikeli yan etkiler geliştirme riskiyle karşı karşıya kalırsınız. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ATHUqSEVUusB5O4ZgWEQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Elma, sirkesinin, meğer, bir, zararı, varmış:, Herkes, faydasını, biliyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü magnezyum deposu: Fosfor, manganez ne varsa onun içinde!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-deposu-fosfor-manganez-ne-varsa-onun-icinde</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-deposu-fosfor-manganez-ne-varsa-onun-icinde</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum vücudun üretmediği temel minerallerden biridir ve magnezyumu vücudunuz üretmediği için onu besinler yoluyla elde etmeniz gerekir. Magnezyum kan şekerinizi düzenlemek, kaslarınızı kasmak, sinirlerinizi çalışır durumda tutmak ve kan basıncınızı korumak gibi önemli vücut fonksiyonları için gereklidir. Doğada bulunan bazı besinler magnezyum açısından zengindir. Dünyada &quot;süper gıda&quot; olarak da bilinen ki bir tahıl hem ucuz fiyatı hem de zengin magnezyum içeriği ile özelliğiyle vücuda oldukça faydalı.Magnezyum; enerji üretimi, kan basıncının düzenlenmesi, sinir sinyali iletimi ve kas kasılması da dahil olmak üzere 300&#039;den fazla temel metabolik reaksiyonda rol oynar. Düşük magnezyum seviyeleri, tip 2 diyabet, kalp hastalığı, osteoporoz ve migren gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilirMagnezyum eksikliği kasların düzenli çalışmasını bozabilir ve bu da kas kramplarına, spazmlara ve titremelere yol açabilir.
Yorgun ve halsiz hissetmenize sebep olabilir.
Magnezyum eksikliği baş ağrılarını artırır. Migren ataklarını tetikler.
Uyku kalitesinde bozulmalara neden olabilir ve uykusuzluk veya kötü uyku düzeni ile ilişkili olabilir.
Sindirim sistemini etkileyebilir.
Magnezyum eksikliği sinir sistemini etkileyebilir ve huzursuzluk, anksiyete, depresyon ve sinirsel irritabilite gibi ruhsal sorunlara yol açabilir.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) magnezyum eksikliği ile ilişkilidir. Magnezyum eksikliği, kan basıncının düzenlenmesini zorlaştırabilir.Bu gibi pek çok neden magnezyum eksikliğinin belirtileri olarak kabul edilir.Magnezyum eksikliğini önlemek için piyasada pek çok takviye ürün bulunur. Ancak magnezyumu besinler yoluyla da karşılayabilirsiniz. &quot;Süper gıda&quot; olarak görülen eski bir tahıl hem ucuz fiyatı hem de zengin magnezyum içeriği ile özelliğiyle vücuda oldukça faydalı. Magnezyumu bazı besinler yoluyla vücudunuza yükleyebilirsiniz. Darı da en güçlü magnezyum kaynaklarından biri.Darı, önemli vitaminler (B grubu vitaminleri, özellikle niasin ve folat) ve mineraller (demir, magnezyum, fosfor) açısından zengindir. Bu besin maddeleri enerji üretimi, kemik sağlığı ve genel vücut fonksiyonları için gereklidir.Darı sindirimi son derece kolaydır, glisemik indeksi düşüktür ve tokluk hissi yaratır. Demir ve lif içeriği yüksek bir tahıl olması nedeniyle oldukça sağlıklıdır. En zengin magnezyum kaynaklarından biridir. Aynı zamanda fosfor, manganez ve demir içerir.Serotonin seviyesini artıran esansiyel bir amino asit içerir , bu da mutluluk hormonunu artırması anlamına gelir. Bu gıda güçlü bir antioksidan etkiye sahip olduğu için serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı koruma sağlar. Darının kan şekerini düzenleme özelliği haklı olarak yayılmıştır . İçerisindeki proteinin insülin duyarlılığını arttırdığı, kan şekeri ve trigliserit düzeylerini düşürdüğü ortaya çıktı.Darı, antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücresel hasarı azaltarak yaşlanmayı geciktirebilir ve çeşitli hastalıklara karşı koruma sağlayabilir.Darı kolayca sindirilebilir olduğundan ve yüksek diyet lifi içeriği bağırsakları temizlediğinden mideniz üzerinde son derece iyi bir etkiye sahiptir. Darı tohumlarında çözünür lif bulunur, bu lif kötü olan yani LDL yani kolesterol düzeyini düşürmeye yardımcı olur. Çünkü bu çözünür lif midede jel benzeri bir kütle oluşturur ve kolesterolün emilmesine izin vermez. Bu etki mekanizması ateroskleroz riskini azaltabilir.Darı, çeşitli yemeklerde kullanılabilir. Pişirilmiş olarak yemeklerde, çorbalarda veya salatalarda kullanılabilir. Ayrıca darı unundan yapılan ekmek ve diğer fırın ürünleri de mevcuttur.Dengeli bir diyetin parçası olarak tüketildiğinde, genel sağlığı destekleyebilir ve çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu bir rol oynayabilir. Ancak, herhangi bir sağlık sorunu veya özel bir diyet gereksiniminiz varsa, bir sağlık profesyoneline danışmanız en iyisidir.Darı denemek istiyorsanız, pişirmeden önce tohumları iyice yıkayın. Yıkanmış darıyı üç katı kadar suyla bir tencereye alın ve üzeri kapalı olarak 15-20 dakika yumuşayıncaya kadar pişirin. Yoğurt ve meyve ile kahvaltı için mükemmel bir enerji kaynağıdır.Ana yemeğin yanında garnitür olarak yiyebilir, pilav yerine onunla yiyebilir veya herhangi bir yemeği zenginleştirebilirsiniz. Tatlı olarak denemek isterseniz kakao, vanilya veya damla çikolata ile tatlandırabilirsiniz.ÖNEMLİ! Tiroid hastalığınız varsa ya da kronik başka bir hastalığınız varsa darı tüketmeden önce mutlaka bir hekime danışın.Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için minerallere ihtiyaç duyarsınız. Magnezyum da vücut için hayati öneme sahip olan bir mineral. Magnezyum, vücutta %60&#039;ı kemiklerde, %39&#039;u yumuşak dokularda ve %1&#039;i kanda bulunur. Magnezyum, çeşitli sağlık sorunlarını önlemek amacıyla kullanılır. Eksikliği tip 2 diyabet, kalp hastalığı, migren gibi rahatsızlıklarla ilişkilidir. Günlük tavsiye edilen miktar 375 mg&#039;dır. Eksiklik belirtileri iştahsızlık, yorgunluk, kas krampları ve zihinsel bulanıklık olabilir.Magnezyum ihtiyacını karşı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xEJS2qjcYEKOaa_PXNkNNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, magnezyum, deposu:, Fosfor, manganez, varsa, onun, içinde</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İlk belirtisi uyanınca ortaya çıkıyor: Akciğer kanserinin sinsi işareti</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ilk-belirtisi-uyaninca-ortaya-cikiyor-akciger-kanserinin-sinsi-isareti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ilk-belirtisi-uyaninca-ortaya-cikiyor-akciger-kanserinin-sinsi-isareti</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri, dünya genelinde en sık görülen ikinci kanser türü. Akciğer kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bu nedenle vücudu iyi gözlemlemek gerekiyor. Uzmanlara göre, akciğer kanserinin ilk belirtisi sabah uyandıktan sonra ortaya çıkıyor.Kanser türleri arasında en yaygın görülen kanser türü olan akciğer kanserinin başlıca nedeni sigara tüketimidir. Akciğer kanseri teşhisi konulan hastaların %80 ila %90&#039;ının sigara içme geçmişi olduğu ifade edilmektedir.Akciğer kanseri vücutta oluşmaya başladığı anda bazı sinyaller verir. Çoğu zaman soğuk algınlığı ve alerji ile karıştırılan bu belirtiler ihmal edildiğinde ölüme dahi neden olabiliyor.Hızla yayılan agrasif bir kanser türü olan akciğer kanseri, akciğerde oluştuğunda birincil, başka organlarda oluşup akciğere sıçradığında ikincil kanser adını alıyor.Akciğer kanserinde erken teşhis ve tedavi ile hastanın daha uzun yaşama şansı artıyor. Uzmanlara göre, bu hastalığın ilk belirtisi genellikle sabah uyandıktan sonra ortaya çıkıyor.Akciğer kanserinin ilk belirtilerinin arasında şiddetli öksürük yer alıyor. Öksürük eğer değişik renkli bir balgamla birlikte oluyorsa kanser ihtimalini artırıyor.Uzun süredir devam eden veya değişen bir öksürük.
Derin nefes alırken veya hapşırırken artan ağrı.
Nedensiz yere gerçekleşen kilo kaybı.
Sürekli bir halsizlik hissi.
Normal aktiviteler sırasında bile nefes almakta zorluk.
Öksürürken kan veya kanlı balgam gelmesi.
Sık sık tekrarlayan enfeksiyonlar.

Bu belirtiler, başka sağlık sorunlarının da belirtisi olabilir. Herhangi bir endişeniz varsa bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir.Sabah öksürüğü, bazı durumlarda akciğer kanseri belirtisi olabilir.Eğer öksürüğünüz uzun süre devam ediyorsa, kanlı balgam üretiyorsanız veya başka endişe verici belirtiler yaşıyorsanız, bir doktora görünmek önemlidir.Amerikan Kanser Derneği&#039;ne göre, kan tükürmek genellikle akciğer kanserinin diğer belirtileri ile birlikte görülüyor. NHS&#039;ye (National Health Servic) göre en yaygın belirtiler şu şekilde;

Geçmeyen öksürük,
Kalıcı nefes darlığı
Açıklanamayan yorgunluk
Açıklanamayan kilo kaybı
Nefes alırken veya öksürürken ortaya çıkan ağrı
Kanlı balgam
Ses kısıklığı
İştah kaybı
Bronşit ve pnömoni ile tekrarlayan kalıcı enfeksiyon
Hırıltı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v7kzUvx1NESlAZZRApu_ZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İlk, belirtisi, uyanınca, ortaya, çıkıyor:, Akciğer, kanserinin, sinsi, işareti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 deposunu doldurup, vitamin değerini yükseltiyor: Kan yapıcı özelliği de var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b12-deposunu-doldurup-vitamin-degerini-yukseltiyor-kan-yapici-oezelligi-de-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b12-deposunu-doldurup-vitamin-degerini-yukseltiyor-kan-yapici-oezelligi-de-var</guid>
<description><![CDATA[ Güçlü hafıza ve sinir sistemi üzerinde büyük etkisi olan, genellikle hayvansal gıdalarda bulunan B12, vücutta eksik olduğunda pek çok sağlık problemini beraberinde getiriyor. Kansızlık, unutkanlık ya da bağışıklık düşüklüğünün nedenlerinden biri olan B12 eksikliğini önlemek için besinlerin gücünden faydalanmak gerekiyor. Zengin B12 kaynaklarını tüketerek vücudunuzdaki bu vitaminin eksikliğini önleyebilirsiniz.Sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemi herkes tarafından biliniyor. Ancak günlük hayatın koşuşturmacası ve yoğunluğu nedeniyle genellikle sağlıksız ve fast-food tarzı besinlerin tüketimi artabiliyor.Son yıllarda B12 eksikliği en sık görülen sorunlar arasında yer alıyor. Genellikle daha çok yaşlılarda görülen ve hafıza problemlerini tetikleyen B12 eksikliği, kansızlık ve sinir sistemi hasarına bağlı rahatsızlıklara yol açar.Çarpıntı, halsizlik, çabuk yorulma ve cilt renginde solukluk gibi kansızlık belirtileri, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, denge duyusunda bozulma, hafıza ve hatırlama güçlüğü, bunama benzeri nörolojik belirtiler görülebilir.B12 değerlerini yükseltmek için B12 zengini gıdaların tüketimini artırabilirsiniz. Bazı besinler B12 vitamini açısından zengindir. Hayvansal gıdalarda bulunan B12 vitamini hangi besinlerde var inceleyelim.Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan yumurta en güçlü protein ve B12 kaynakları arasında yerini alıyor. Özellikle yumurta sarısı iyi bir B12 vitamin kaynağıdır. Yumurta sarısındaki B12 vitamininin emilimi daha kolaydır. Yumurtayı tüketirken sadece beyazlarını ayırıp yemek yerine hem beyazını hem sarısını yiyin.Omega-3 deposu balıklar ayrıca zengin birer B12 kaynağıdır. Omega 3 kaynağı balık, inflamasyonu azaltmada, kalp sağlığını iyileştirmede büyük rol oynar. B12 vitaminini gıdalardan alırken her birinden daha dengeli ve sınırlı miktarlarda tüketmeniz uygun olur.Dana eti ve kuzu eti, B12 vitamini açısından zengindir. Yine bu hayvanların ciğerinde de B12 yoğun miktarda bulunur. Ancak kan yağlarını da yükseltme riski nedeniyle kırmızı et tüketiminde ölçülü olunmalıdır son derece sınırlı olunmalıdır. Aksi halde kalp ve damar sorunları baş gösterir.Karaciğerin yanı sıra, beyin böbrek gibi sakatat türleri de bol miktarda B12 vitamini içerir. Ancak özellikle sakatat tüketirken sakatatın B12 vitamini haricinde önemli miktarda da kolesterol ihtiva ettiğini gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin 100 gram sığır beyni, insan vücudunun bir günlük kolesterol ihtiyacının 10 katı kadar kolesterol içerir. Bu nedenle beynin B12 kaynağı olarak sık tüketilmemesi önerilir.Kefir, yoğurt ve süt gibi ürünler B12 açısından çok zengindir. Protein bakımından da zengin olan bu besinler, günlük B12 vitamin alımında büyük destektir. Araştırmalar vücudun süt ve süt ürünlerindeki B12 vitaminini, et ve yumurtadaki B12 vitaminine göre daha iyi emdiğini söylüyor. Süt ve süt ürünleri aynı zamanda iyi birer kalsiyum, A vitamini, D vitamini, çinko, potasyum ve kolin kaynağıdır.B12 vitamini düzeyi kandan bakılır. Tedavide günlük olarak ağızdan alınan haplar ya da birkaç haftada bir tekrarlanan iğneler ile B12 vitamini takviyesi yapılır. B12 vitamininin fazlası idrarla atılır, bu nedenle fazla miktarda alınması kendi başına bir sağlık sorunu oluşturmaz. Ancak kanda bakılan B12 vitamini düzeyinin normalin üzerinde çıkması başta kronik böbrek yetmezliği, diyabet ve bazı kan hastalıklarının da belirtisi olabilir. Gebeler ve emziren anneler de B12 takviyesi kullanabilir. Bu dönemde vücudun B12 ihtiyacı normal zamanlara göre artış gösterir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hgG-LQ6ygUyYIxJ-FyA_ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B12, deposunu, doldurup, vitamin, değerini, yükseltiyor:, Kan, yapıcı, özelliği, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>3 yenidoğan hasta, ambulans uçakla Van&amp;apos;dan sevk edildi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/3-yenidogan-hasta-ambulans-ucakla-vandan-sevk-edildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/3-yenidogan-hasta-ambulans-ucakla-vandan-sevk-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Van’da tedavi gören 3 yenidoğan hasta, Ankara ve İstanbul&#039;a ambulans uçakla sevk edildi.Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören 9 günlük bebek, aort koarktasyonu tanısıyla İstanbul Koşuyolu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi.   Aynı hastanede tedavi altında bulunan 24 günlük bebek ise sepsis ve metabolik asidoz tanıları nedeniyle Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.  Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde tedavi gören bir diğer yenidoğan, İstanbul Koşuyolu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/A8EvjKwM2E-UOWbrdroqYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yenidoğan, hasta, ambulans, uçakla, Vandan, sevk, edildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çay değil, her yudumu zehirmiş: Eğer böyle tüketiyorsanız risk çok fazla</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cay-degil-her-yudumu-zehirmis-eger-boeyle-tuketiyorsaniz-risk-cok-fazla</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cay-degil-her-yudumu-zehirmis-eger-boeyle-tuketiyorsaniz-risk-cok-fazla</guid>
<description><![CDATA[ Çay, dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerin başında geliyor. Yapılan son araştırmalarda çayı severek tüketenler için üzücü bir haber geldi. Çay keyfini gölgeleyen bu araçtırmada ciddi bir tehlikeye dikkat çekildi.Dünya genelinde özellikle de Türkiye&#039;de severek tüketilen sıcak içeceklerin başında çay geliyor. Günün herhangi bir saatinde keyifle tüketilen çay tiryakilerini üzen bir araştırmanın sonucu yayınlandı.Barselona Otonom Üniversitesi&#039;nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği çalışmaya göre, çay poşetleri vücuda tehlikeli miktarda mikroplastik salıyor.Araştırma, farklı çay poşetlerinin analiz edilmesiyle gerçekleştirildi ve her bir çay poşetinin milyarlarca mikroplastik parçacığı yaydığı ortaya çıktı.Bu mikroplastiklerin büyük kısmı bağırsaklardaki mukus üreten hücreler tarafından emilirken, bir kısmının genetik materyalin bulunduğu hücre çekirdeğine bile ulaşabildiği belirlendi.Araştırmacılar, bu durumun insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkilerinin oldukça endişe verici olduğunu ifade ediyor.&quot;Mikro/nanoplastiklerin (MNPL&#039;ler) çevresel etkilerinin yanı sıra, gıda ambalajları ve çay poşetleri gibi kaynaklardan vücuda alınması da önemli bir sorun teşkil ediyor,&quot; diyen araştırmacılar, bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.Çalışma, bilimsel bir dergi olan Chemosphere&#039;de yayımlandı. Araştırma kapsamında, üç farklı çay poşeti tipi incelendi: İnternetten sipariş edilen polipropilen poşetler ve bir süpermarketten temin edilen, içeriği tam olarak bilinmeyen filtre polimer poşetler.Sonuçlar, bu çay poşetlerinin her birinin insan vücuduna yüksek miktarda nano boyutlu plastik parçacık saldığını gösterdi. Polipropilen çay poşetlerinin ise en fazla mikroplastik yayan tür olduğu belirlendi.Mikroplastiklerin insan vücudu üzerindeki etkileri hâlâ araştırılıyor. Ancak Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı&#039;na (UNDP) göre, bu plastikler hormonal bozulma, kilo artışı, insülin direnci, üreme sağlığında azalma ve kansere neden olabilecek ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) de mikroplastiklerin hem insanlar hem de çevre üzerindeki etkilerini araştırdı. Mikroplastiklerin hormon sistemi bozucuları tetikleyebileceğini belirten araştırmacılar, bu durumun çeşitli kanser türlerine ve üreme sistemi bozukluklarına yol açabileceğini ifade etti.Araştırmacılar, çay poşetlerinin güvenliği konusunda daha bilinçli tercihler yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/95PzJE8-SUCvAQSe3Q0hIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çay, değil, her, yudumu, zehirmiş:, Eğer, böyle, tüketiyorsanız, risk, çok, fazla</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gastroenterolog açıkladı: 14 gün şekeri keserseniz ne olur?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gastroenterolog-acikladi-14-gun-sekeri-keserseniz-ne-olur</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gastroenterolog-acikladi-14-gun-sekeri-keserseniz-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Şekerli gıdaların aşırı tüketimi vücutta pek çok sağlık sorununa yol açıyor. Özellikle de diyabetin zeminini oluşturuyor. Peki, şeker yemeği bıraktığınızda vücudunuzda ne olur? Uzman Gastroenterolog, 14 gün boyunca şeker yemeyi bırakmanın vücuda olan etkilerini açıkladı.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, 14 gün boyunca şekeri kesmenin karaciğer ve bağırsak sağlığını önemli ölçüde iyileştirebileceğini vurguluyor.Faydaları arasında yüz şişkinliğinin azalması, göbek yağının azalması, daha mutlu bir bağırsak mikrobiyomu ve daha temiz bir cilt yer alıyor. Dr. Sethi, şeker kesildikten sonra hastalarda gözlemlenen dikkat çekici sağlık dönüşümlerini vurguluyor.Şekerli ve tatlı yiyeceklere hayır diyebilmek neredeyse imkansız. Ancak işlenmiş şekerin vücuda olan zararları bilinen bir gerçek. İşlenmiş şekerin aşırı tüketimi daha yüksek kan basıncına, iltihaplanmaya, kilo alımına, diyabete ve hatta yağlı karaciğer hastalığına neden olabilir. Ayrıca kalp krizi ve felç riskinin artmasıyla da bağlantılıdır. Peki, 14 gün boyunca şeker yemediğinizde ne olur? Gastroenterolog açıkladı.Uzman doktor, “Bir gastroenterolog ve hepatolog olarak, hastalarımda diyetlerinden şekeri çıkardıktan sonra kayda değer dönüşümlere tanık oldum. Sadece 14 gün içinde karaciğer ve bağırsak sağlıkları önemli ölçüde iyileşiyor. Şekeri hayatınızdan çıkarmanın etkilerini keşfedin&quot; diyor.Gastroenterolog, iki hafta boyunca şekeri hayatınızdan çıkarmanın yüzdeki şişkinliği azaltacağını açıkladı.
14 gün boyunca şekersiz kalmanın mucizevi etkilerinden bahsederken, “Sadece 2 hafta boyunca şekeri hayatınızdan çıkarırsanız, fark edeceğiniz şey şudur. Yüzünüz muhtemelen daha yuvarlak bir görünümden daha doğal bir şekle dönüşecektir. Gözlerinizin etrafındaki şişkinlik veya sıvı tutulumu da azalacaktır.&quot; dedi.Diyetinizden şekeri kesmenin bir diğer olumlu etkisi degöbek yağını kaybetmektir! Evet, doğru duydunuz. Doktor, &quot;Karaciğerinizdeki yağ azalmaya başladıkça göbek yağınızda da bir azalma göreceksiniz,&quot; dedi.Diyetinizden işlenmiş şekeri kesmek bağırsaklarınıza da fayda sağlayacaktır. &quot;Ek olarak, şekeri ortadan kaldırmak sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu geri kazandırarak daha mutlu bir bağırsağa yol açar. Son olarak, sivilce veya kırmızı lekeleriniz varsa, cildiniz iyileşmeli ve daha temiz görünmelidir,&quot; diye ekledi doktor.FDA&#039;ya göre, eklenen şekerler için günlük değer, günlük 2.000 kalorilik bir diyete göre günde 50 gramdır.14 gün boyunca şeker tüketmediğinizde, vücudunuzda ve genel sağlığınızda önemli değişiklikler olabilir. İlk birkaç gün, özellikle şeker bağımlılığınız varsa, halsizlik ve yorgunluk hissedebilirsiniz. Ancak zamanla vücut, enerjiyi karbonhidratlardan değil, daha sürdürülebilir kaynaklardan (örneğin sağlıklı yağlardan) almaya başlar.Şeker tüketimini bıraktığınızda, kan şekeriniz daha stabil hale gelir. Bu da ani enerji düşüşlerini ve açlık krizlerini önler. Şeker tüketimi azaldıkça tat alma duyunuz değişir. Önceden tatsız gelen yiyecekler (örneğin meyveler) daha tatlı ve lezzetli gelmeye başlar.İşlenmiş şekerler bağırsak florasına zarar verebilir. Şekeri kestiğinizde probiyotik dengeyi destekler ve sindiriminizin daha iyi hale geldiğini fark edebilirsiniz. Şeker tüketiminin kısıtlanması uyku düzeninizi olumlu etkiler. Daha kolay uykuya dalabilir ve uykudan daha dinlenmiş olarak uyanabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zC0X_ciqb0iIP2EsetAGWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenterolog, açıkladı:, gün, şekeri, keserseniz, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>15 yıldır çektiği boyun ağrısının nedeni doktoru bile şaşırttı! Nadir görülen hastalıktan çığlık atası geliyordu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/15-yildir-cektigi-boyun-agrisinin-nedeni-doktoru-bile-sasirtti-nadir-goerulen-hastaliktan-ciglik-atasi-geliyordu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/15-yildir-cektigi-boyun-agrisinin-nedeni-doktoru-bile-sasirtti-nadir-goerulen-hastaliktan-ciglik-atasi-geliyordu</guid>
<description><![CDATA[ Niğde&#039;de yaşayan 62 yaşındaki Azize Okurlar&#039;ın 15 yıldır çektiği şiddetli boyun, kulak ve boğaz ağrıların kaynağının, nadir görülen &quot;eagle sendromu&quot; sonucu kulak arkasındaki kemiğin 3 santimetre uzaması olduğu ortaya çıktı. Mersin&#039;in Tarsus ilçesinde ameliyat edilen Okurlar, 15 yıldır çektiği ağrılardan kurtuldu.15 yıl çektiği boyun ağrısının nedeni, nadir görülen kemik uzaması çıktı.Bor ilçesinde yaşayan 3 çocuk annesi Azize Okurlar, 15 yıl boyunca boynu, sağ kulağı ve boğazında yaşadığı ağrılar nedeniyle ağrı kesici kullandı.
Ancak geçen haftalarda nöroloji uzmanı bir hekimin önerisiyle Azize Okurlar, Niğde&#039;deki bir hastanenin Kulak Burun Boğaz (KBB) servisine gitti.
Burada çekilen MR&#039;da, kulak arkasındaki kemikte uzama görüldü.
Bunun üzerine Azize Okurlar ve eşi Ali Okurlar, Mersin&#039;in Tarsus ilçesindeki özel bir hastaneye geldi.Hastayı muayene eden ve MR sonuçlarını inceleyen KBB Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Keskin, hastanın kulak arkasındaki stiloid proses kemiğinin, kas tendonu kireçlenmesi sonucu 3 santimetre uzadığını ve çevre dokulara battığını belirledi.
Op. Dr. Hüseyin Keskin&#039;in yaptığı ameliyatla, Azize Okurlar&#039;ın kulak arkasındaki fazla kemik alındı.Operasyondan 2 gün sonra taburcu edilen Azize Okurlar, &quot;15 yıldır boynum, sağ kulağım ve boğazımda şiddetli ağrılar vardı. Bazen ağrılardan çığlık atasım geliyordu. Geceleri uyuyamadığım oluyordu. Özellikle başımı sağa-sola çevirdiğimde ağrıyordu. Boyun fıtığı olduğum düşüncesiyle, ağrı kesiciler kullansam da pek işe yaramıyordu. Ancak Bor&#039;da gittiğim bir nöroloji uzmanı doktor, &#039;Kulağınla ilgili bir şey olabilir. Bir kulak-burun-boğaz uzmanına muayene olsan iyi olur&#039; dedi. Ondan sonra fıtık değil, kemik uzaması olduğu ortaya çıktı. Ameliyattan sonra 15 yıldır çektiğim şiddetli ağrılardın kurtuldum.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MAXp6DVk9UehodEPxvm6OA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yıldır, çektiği, boyun, ağrısının, nedeni, doktoru, bile, şaşırttı, Nadir, görülen, hastalıktan, çığlık, atası, geliyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çapraz nakille iyileştiler! İki böbrek hastası birbirlerinin eşlerinden nakil oldu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/capraz-nakille-iyilestiler-iki-boebrek-hastasi-birbirlerinin-eslerinden-nakil-oldu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/capraz-nakille-iyilestiler-iki-boebrek-hastasi-birbirlerinin-eslerinden-nakil-oldu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de iki böbrek hastasının da organ nakli olması gerekiyordu. Eşleri donör olmak istedi ancak dokuları uyumsuzdu. Bu nedenle çapraz nakil kararı alındı. Yani hastalara, birbirlerinden eşlerinden nakil yapıldı. Yeni yıl öncesi sağlığına kavuşan hastalar duygusal anlar yaşadı.İzmir&#039;de yaşayan Andaç Özen ile Manisa&#039;da yaşayan Ramazan İnce, böbrek yetmezliği bulunan iki hastaydı. Eşleri, kendi böbreklerini vermek istedi. Ancak doku uyumu yoktu.İki ailenin yolu, İzmir&#039;deki özel hastanede kesişti. Özen&#039;in eşi, Ramazan İnce&#039;ye,, İnce&#039;nin eşi ise Andaç Özen&#039;e böbreğini verdi.Uzm. Dr. Işık Özgü başkanlığındaki ekip, 25 Aralık&#039;ta çapraz nakili gerçekleştirdi. Ameliyatın ardından kendisini çok iyi hissettiğini dile getiren Andaç Özen, 2015 yılından bu yana böbrek hastası olduğunu ancak son 1 yılda hastalığının ilerlediğini kaydetti. Özen, &quot;Benim sürecim hızlı gelişti. Önce diyaliz paniği yaşadık. Sonra böbrek nakli korkusu oluştu. Hocalarımız bizi rahatlattı, büyük destek oldular. Birkaç gün ameliyat sıkıntısı yaşadık ama şimdi gayet iyiyiz&quot; dedi.İnce çiftiyle daha önce tanışmadıklarını anlatan Aylin Özen de buna karşın hiç yabancılık çekmediklerine söyledi. Eşiyle 24 yıllık evli olduklarını belirten Özen, &quot;Yaklaşık 2,5 aydır diyaliz süreci yaşıyoruz. Şanslıyız. Çünkü daha fazla vakit kaybetmeden donörlerimizi bulduk. Başarılı bir ameliyat geçirdik. Ben eşime vermek istedim ama kanım uymuyordu. Nefroloğumuz çapraz nakli önerdi. Son ana kadar tanışmadık. Tanıştığımızda da sanki birbirimizi tanıyor gibiydik. O sıcaklığı hissettik.&quot; diye konuştu.Eşi sayesinde yeni hayatına kavuştuğunu anlatan Ramazan İnce de &quot;Uzun bir süreçten geçtim. Şu an çok mutluyum. Türkiye&#039;de kadavra pek çıkmıyor. Herkes organlarını bağışlasın. Çok fazla böbrek hastası var, çok genç de var. Manisa&#039;da diyalize girerken genç hastaların hayatını kaybettiğini gördüm. Eşim benim hayat arkadaşım, mutluyum&quot; ifadelerini kullandı.Zor bir süreçten geçtiklerini anlatan ve duygusal anlar yaşayan Hülya İnce ise şunları söyledi:&quot;Hastalıkla 2012 yılında tanıştık. 13&#039;üncü seneye giriyoruz. 6 ayda bir kanımızı yeniliyorduk. Bu hastaneye geldik. Çapraz nakle başvurduk. Biz 36 yıllık evliyiz. İnşallah iyi oluruz, mutluyuz. Diğer aileyi çok sevdim. Artık kan bağımız var. İnsan ister istemez bağlanıyor. Ameliyattan sonra 3 günde ayağa kalktım. Emekliyiz ama hiç tatile gidemiyorduk. Bundan sonra gezeceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cSpmxTRcoUyB6qjiB0CjXw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çapraz, nakille, iyileştiler, İki, böbrek, hastası, birbirlerinin, eşlerinden, nakil, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 kaşığı kanser savaşçısı: Meme, kolon ve pankreastaki kanser hücrelerinin büyümesini engelliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/1-kasigi-kanser-savascisi-meme-kolon-ve-pankreastaki-kanser-hucrelerinin-buyumesini-engelliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/1-kasigi-kanser-savascisi-meme-kolon-ve-pankreastaki-kanser-hucrelerinin-buyumesini-engelliyor</guid>
<description><![CDATA[ Zerdeçal, zencefil, sarımsak, tarçın, kırmızı biber, karanfil ve safran gibi baharatlar güçlü kanser karşıtı özelliklere sahiptir. Kanser hücrelerinin büyümesini azaltmaya ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan kurkumin, gingerol, allisin ve kapsaisin gibi bileşikler içerirler. Peki, kanser savaşçısı baharatlar hangisidir?Baharatlar, belirgin bir tat ve aroma eklemenin yanı sıra, birden fazla rahatsızlığa karşı sert bir şekilde savaşır. Bazı baharatlar, birçok rahatsızlığı önlemek için geleneksel tıbbın vazgeçilmezi.Baharatlar antioksidanlar ve anti-inflamatuar bileşikler açısından zengindir ve kanserin önlenmesine ve tedavisine yardımcı olmak için bağışıklık sistemini uyarmaya yardımcı olurlar.ZERDEÇALKurkumin, zerdeçalda güçlü anti-inflamatuar ve antioksidan etkilere sahip aktif bir polifenol bileşiğidir. Nutrients dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, meme, kolon ve pankreastaki kanser hücrelerinin büyümesini azaltmaya yardımcı olur.Uzun zamandır geleneksel tıpta çeşitli rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılır ve zerdeçal ayrıca sağlıklı hücreleri radyasyon tedavisinin neden olduğu hasardan korumaya yardımcı olabilir.Zencefil, antikanser özelliği olan biyoaktif bileşikler gingerol ve shogaol içerir. Kanser hücrelerinin ölümünü teşvik ederek kanseri önler ve kanser hücrelerinin yayılmasını engeller. Food Science  Nutrition dergisinde yayınlanan bir incelemeye göre, zencefil özütü tüketimi kolorektal kanseri önleme ve tedavi etme potansiyeline sahiptir ancak bu yetenek zayıftır. Ayrıca mide bulantısı, gastrointestinal sorunlar ve mide bulantısı için bitkisel bir ilaç olarak kullanılır.Sarımsak, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve mide, kolon ve prostatta kanser riskini azaltmaya yardımcı olan yüksek miktarda kükürt bileşiği allisin içerir. Sarımsak bileşikleri ayrıca DNA onarımına yardımcı olur ve kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatır. Bir Author Mauscript çalışmasına göre sarımsak ve soğanın kanser karşıtı özelliklere sahip olduğu söylenmektedir.Tarçın antioksidanlar açısından zengindir ve içindeki anti-inflamatuar özellikler kanser hücrelerinin büyümesini azaltmaya yardımcı olur. Kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve tarçın ayrıca tümör boyutunu baskılayan uçucu yağı içerir.Karanfil, özellikle akciğerlerde ve karaciğerde kanseri önlemede yardımcı olan öjenol içerir. Dünyanın en pahalı baharatlarından biri olan safran, kanser büyümesini engellemeye yardımcı olan bir kanser karşıtı özellik olan safranal içerir.Kanseri azaltabilen, önleyebilen ve tedavisine yardımcı olabilen diğer baharatlar arasında tarçın, karabiber, kekik, biberiye, fesleğen ve kekik bulunur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3pZCVQ2JzUuLeLukruG2eA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>kaşığı, kanser, savaşçısı:, Meme, kolon, pankreastaki, kanser, hücrelerinin, büyümesini, engelliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kayalıkların gizli şifa kaynağı:  Kalp dostu bitki vücudu C vitaminiyle dolduruyor,</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kayaliklarin-gizli-sifa-kaynagi-kalp-dostu-bitki-vucudu-c-vitaminiyle-dolduruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kayaliklarin-gizli-sifa-kaynagi-kalp-dostu-bitki-vucudu-c-vitaminiyle-dolduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin doğal zenginliklerinden biri olan kayalıklarda kendiliğinden yetişen bitkiler, hem sağlık hem de beslenme açısından büyük bir hazine değerindedir. Özellikle kaya koruğu gibi ender bulunan bitkiler, yüksek vitamin ve mineral içeriğiyle dikkat çeker. Bu bitkiler, doğanın bize sunduğu en saf şifa kaynaklarından biri olarak bilinir.Kayalıklarda yetişen bu bitkiler, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olurken, sindirim sistemini destekleyerek rahatlatıcı bir etki sunar. Antioksidan özellikleri sayesinde vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur ve genel sağlığa önemli katkılar sağlar. Aynı zamanda anti-enflamatuar etkileriyle bilinen bu otlar, vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilir ve hücre yenilenmesini destekleyebilir.Sadece sağlık için değil, gastronomi dünyasında da bu otların özel bir yeri vardır. Çeşitli yemeklerde, salatalarda ve soslarda kullanılan kaya koruğu ve benzeri bitkiler, yemeklere benzersiz bir aroma ve lezzet katar. Doğal bir C vitamini deposu olan bu bitkiler, sofralara sağlık ve lezzeti bir arada sunar.Doğanın kayalıklarda saklı şifalı bitkilerini tanımak ve faydalarından yararlanmak, hem sağlığımızı korumak hem de doğal bir yaşam sürdürmek için büyük bir adım olabilir.Kaya koruğu, Türkiye&#039;nin çeşitli bölgelerinde kayalık ve kurak arazilerde kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Hem sağlık hem de mutfak açısından değerli olan kaya koruğunun faydaları şu şekilde sıralanabilir:Bağışıklık Sistemini GüçlendirirKaya koruğu, yüksek miktarda C vitamini içerir. Bu özelliği sayesinde vücudu enfeksiyonlara karşı koruyarak bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar.Sindirimi DesteklerLifli yapısı sayesinde sindirim sistemine destek olur. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve şişkinlik gibi problemlerin önlenmesine yardımcı olabilir.Yaraların Hızlı İyileşmesini SağlarAntiseptik özelliklere sahip olan kaya koruğu, ciltteki küçük yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Geleneksel olarak ezilip yara veya yanık üzerine uygulanır.Kolesterolü DengelerDüzenli tüketildiğinde, kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iyi kolesterolü (HDL) artırmaya yardımcı olabilir. Bu da kalp ve damar sağlığını koruma açısından önemlidir.Cilt Sağlığına İyi GelirKaya koruğu özleri, ciltte oluşan tahrişleri yatıştırmak ve cildin nem dengesini korumak için doğal bir tedavi olarak kullanılabilir.Rahatlatıcı ve Sakinleştirici EtkiBazı kaynaklara göre kaya koruğu tüketimi, hafif sakinleştirici etkiler gösterebilir ve stresin azalmasına yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F7jTulbSiESFcftgJskyog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kayalıkların, gizli, şifa, kaynağı:, Kalp, dostu, bitki, vücudu, vitaminiyle, dolduruyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hayatınızdan çalan alışkanlık: Bir sigara ömrü 20 dakika kısaltıyor!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/hayatinizdan-calan-aliskanlik-bir-sigara-oemru-20-dakika-kisaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/hayatinizdan-calan-aliskanlik-bir-sigara-oemru-20-dakika-kisaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yapılan yeni bir araştırmada sadece tek bir dal sigaranın insan ömrünü 20 dakika azalttığı belirlendi. Yani günde bir paket sigara tüketmek insan ömründen yaklaşık 7 saat çalıyor. Yeni araştırma, sigara tiryakilerinin ömürlerinden yaklaşık 10 yıl kaybettiğini gösteriyor.İngiltere&#039;de sigaranın zararlarına ilişkin yapılan yeni bir araştırma, sigaranın zararlarını bir kez daha ortaya koydu.Londra Üniversitesi&#039;ndeki araştırmacılar, tek bir sigaranın ortalama olarak bir kişinin ömründen 20 dakika azalttığını, yani bir paket sigaranın insan ömründen yaklaşık 7 saat çaldığını ortaya çıkardı.İNSAN ÖMRÜNÜ UZATMAK MÜMKÜN  Araştırmaya göre, günde 10 sigara içen bir tiryaki 1 Ocak&#039;ta sigarayı bırakırsa, 8 Ocak&#039;a kadar ömrünü tam bir gün uzatabilir.  5 Şubat&#039;a kadar bırakırsa, tam 1 hafta, 5 Ağustos&#039;a kadar bırakırsa tam 1 ay daha fazla yaşayabilir.  Yıl sonuna kadar sigara içmezse tam 50 günlük yaşam kaybının önüne geçebilir.İNSANLAR SİGARAYI HAFİFE ALIYORDr. Sarah Jackson&#039;a göre insanlar, sigara içmenin zararlı olduğunun farkında, ancak ne kadar zararlı olduğunu hafife alma eğiliminde.  Yeni araştırma sigara tiryakilerinin ortalama olarak ömürlerinden yaklaşık 10 yıl kaybettiğini gösteriyor.SİGARA İÇENLERE ÇAĞRI  Ortaya çıkan yeni bulgularla, sigara içenlere 2025 yılına kadar bu alışkanlıktan vazgeçmeleri çağrısı yapıldı.  Sigara içmek, araştırmanın yapıldığı İngiltere&#039;de yılda yaklaşık 80 bin kişinin ölümüne neden oluyor. Bu sayı ülkedeki tüm kanser ölümlerinin dörtte birine tekabül ediyor.ÖLÜM NEDENLERİNDE BAŞI ÇEKİYOR  Sigara tiryakiliği, dünyada hastalık ve ölüm nedenlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Uzun süreli kullanıcıların,, üçte ikisinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dVLhyhMYx0KmphRXJw3F-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Hayatınızdan, çalan, alışkanlık:, Bir, sigara, ömrü, dakika, kısaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağırsak doktoru &amp;quot;Asla yemeyeceğim 3 besin&amp;quot; diyerek paylaştı: Vücut için tehlikeli, ciddi zararı var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bagirsak-doktoru-asla-yemeyecegim-3-besin-diyerek-paylasti-vucut-icin-tehlikeli-ciddi-zarari-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bagirsak-doktoru-asla-yemeyecegim-3-besin-diyerek-paylasti-vucut-icin-tehlikeli-ciddi-zarari-var</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Vücudun ikinci beyni olarak bilinen bağırsakların sağlığını korumak da vücudun genel sağlığı için önemli. Her gün tükettiğiniz bazı besinler bağırsaklarınıza ciddi anlamda zarar verebilir. Bir gastroenterolog, bağırsaklara zarar veren ve &quot;asla yemem&quot; diyerek 3 tehlikeli besini açıkladı.Vücudun ikinci beyni olan bağırsakları tükettiğiniz her besin olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. Sindirim sisteminin düzenli çalışması ve bağırsak hareklerinin düzenlenmesi için tercihinizi lif zengini sağlıklı besinlerden yana kullanmalısınızGastroenterologi Uzmanı Dr. Saurabh Sethi, her gün tüketilen ancak bağırsaklara ciddi zarar verebilen 3 besini açıkladı.Harvard Üniversitesi&#039;nden mezun olan doktor tehlikeli olarak nitelendirdiği bu 3 besini şöyle sıraladı;Dr. Sethi şunları söyledi: &quot;Birincisi, aşırı işlenmiş gıdalar bağırsak mikrobiyomunu bozabilecek koruyucu maddeler, katkı maddeleri ve sağlıksız yağlar açısından zengindir.&quot;&quot;İkincisi, kızarmış yiyecekler. Bunların sindirimi zordur ve sindirim sürecini yavaşlatarak şişkinliğe, gaza veya asit reflüsüne yol açabilir.&quot;&quot;Ara sıra kızartma yapmak için rafine zeytinyağı veya avokado yağı, ghee veya rafine hindistan cevizi yağı gibi yüksek dumanlanma noktasına sahip yağlar kullanılabilir.&quot;&quot;Üçüncüsü, normal ve diyet meşrubatlar. Diyet olanlar, klinik deneyimime göre bağırsak mikrobiyomunu olumsuz etkileyebilen aspartam gibi yapay tatlandırıcılar içerir.&quot;British Heart Foundation&#039;a göre, ultra işlenmiş gıdalar genellikle yüksek seviyelerde doymuş yağ, tuz ve şeker içerir ve bunları yediğimizde, diyetlerimizde daha besleyici gıdalara daha az yer bırakırız.Ayrıca, bu gıdalardaki katkı maddelerinin olumsuz sağlık etkilerinden sorumlu olabileceği öne sürülmektedir.Gıdanın işlenme şekli de vücudumuzun ona nasıl tepki verdiği konusunda bir fark yaratabilir.Örneğin çalışmalar, fındık gibi gıdalar bütün olarak yendiğinde vücudun fındık öğütülüp yağlar salındığında olduğundan daha az yağ emdiğini göstermiştir.Bir diğer yeni teori ise ultra işlenmiş gıdaların bağırsak sağlığımızı da etkileyebileceğidir. Çünkü kararsız yağlarda kızartılmış yiyecekleri tüketmenin çeşitli olumsuz sağlık etkileri olabilir.Aslında, bunları düzenli olarak yemek sizi diyabet, kalp hastalığı ve obezite gibi hastalıklara yakalanma riskinizi artırabilir.Diyet gazlı içecekler, kalori, şeker veya yağ içermemesine rağmen, birçok çalışmada tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gelişimiyle ilişkilendirilmiştir. Healthline&#039;a göre, araştırmalar günde sadece bir porsiyon yapay tatlandırılmış içeceğin tip 2 diyabet riskinin %8-13 daha yüksek olmasıyla ilişkili olduğunu bulmuştur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mmhl7UEcsUKdjX9SwM1ORA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, doktoru, Asla, yemeyeceğim, besin, diyerek, paylaştı:, Vücut, için, tehlikeli, ciddi, zararı, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2025&amp;apos;e girerken 80&amp;20 kuralını benimseyin: Güne böyle başlamak vücuttaki iltihabı söküyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/2025e-girerken-80-20-kuralini-benimseyin-gune-boeyle-baslamak-vucuttaki-iltihabi-soekuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/2025e-girerken-80-20-kuralini-benimseyin-gune-boeyle-baslamak-vucuttaki-iltihabi-soekuyor</guid>
<description><![CDATA[ 2025&#039;e girerken, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek yorgunlukla mücadele edebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir. Uzmanlar sabahları ılık su ve limonla başlamanızı, işlenmemiş gıdalar, muz, yulaf ve yağsız proteinleri diyetinize dahil etmenizi ve su ve bitki çaylarıyla susuzluğunuzu gidermenizi öneriyor. 80-20 kuralını takip etmek ve mevsimlik ürünler tüketmek enerji ve canlılığı artırabilir.Yorgunluk, birçok kişinin karşılaştığı yaygın bir sorundur ve genellikle doğrudan beslenme alışkanlıklarımız ve yaşam tarzı seçimlerimizle ilgilidir. Tükettiğimiz yiyecekler, vücuda verimli bir şekilde çalışması için gerekli besinleri ve enerjiyi sağlamada kritik bir rol oynar.2025&#039;i karşılarken, yeme alışkanlıklarımızı sıfırlamak ve bilinçli beslenme yoluyla sağlıklı yaşama odaklanmak için mükemmel bir zamandır. Size rehberlik etmek için, yıl boyunca enerjik hissetmenize, bağışıklığınızı iyileştirmenize ve genel refahınızı artırmanıza yardımcı olabilecek uzmanların desteklediği sağlıklı beslenme ritüelleri şunlardır. Yorgunlukla mücadele etmek ve istikrarlı enerji seviyelerini korumak için, diyetinize şu altı yiyeceği dahil etmeyi düşünün:ILIK SU VE LİMONSabahlarınıza limon suyuyla tatlandırılmış bir bardak ılık suyla başlayın. Bu ritüel sindirime yardımcı olur, metabolizmayı hızlandırır ve doğal bir detoks görevi görür. Ek iltihap giderici faydalar için bir tutam zerdeçal ekleyin.Diyetisyen ve beslenme uzmanı Dr. Bhavna Garg&#039;a göre, &quot;Meyve, sebze, baklagiller ve kuruyemişler gibi vücudunuza enerji sağlayan ve aşırı işlenmiş gıdaların neden olduğu enerji düşüşlerini önlemeye yardımcı olan temel vitamin ve mineralleri sağlayan bütün, işlenmemiş gıdaları tercih edin.&quot;Potasyum, lif, vitamin ve karbonhidratlarla dolu olan muzlar, doğal bir enerji artışı sağlar ve gün boyunca enerji seviyelerini korumak için harika bir atıştırmalıktır.Dengeli bir kahvaltı vücudunuza enerji verir ve metabolizmanızı harekete geçirir. Yulaf, lif ve protein açısından zengindir ve uzun süreli enerji sağlarken yorgunluğa yol açabilen kan şekeri yükselmelerini ve düşüşlerini önler. Tok ve enerjik kalmak için yumurta, yulaf veya kinoa veya nohut krepleri gibi bitki bazlı seçenekler gibi protein açısından zengin yiyecekleri ekleyin.Gününüzü bitki çayı ile sonlandırın. Yatmadan önce bir fincan papatya veya nane çayı rahatlamaya yardımcı olabilir, sindirimi iyileştirebilir ve daha iyi uykuyu teşvik ederek dinlenmiş ve önünüzdeki güne hazır bir şekilde uyanmanıza yardımcı olabilir.Tavuk, yumurta, yağlı balık ve baklagiller ve tofu gibi bitki bazlı proteinler gibi yiyecekler kas kütlesini korumaya, yetersiz beslenmeyi önlemeye ve daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayarak yorgunluğu azaltır.Bunlar sağlıklı yağlar, lif ve protein açısından zengindir ve sürdürülebilir enerji için uygun bir kaynak sağlar. Enerji artışı için diyetinize badem, kaju, chia tohumu veya keten tohumu ekleyin.Susuz kalmamak çok önemlidir. Su, vücudun enerji üretme süreçlerini kolaylaştırmaya yardımcı olur, uyuşukluğu ve yorgunluğu önler. Enerji seviyelerini korumak ve bedensel işlevleri desteklemek için uygun sıvı alımı esastır. Günlük en az 8-10 bardak su içmeyi hedefleyin.
Sıvı alımını ilginç kılmak için bitki çayları veya nane ve salatalıkla tatlandırılmış su ekleyin. Günlük rutininize besin açısından yoğun yiyecekleri dahil etmek, düzenli su ve dengeli öğünlerle birleştirmek, gün boyunca oluşan enerji düşüşlerini ve uyuşukluğu azaltmaya yardımcı olabilir. Uzun vadeli canlılığı ve refahı korumak için yeterli uyku ve egzersizle birleştirilmiş dikkatli bir yeme yaklaşımı kritik öneme sahiptir.Beslenme uzmanları &quot;Yemek yemede 80-20 yaklaşımını benimseyin: %80 oranında sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve yağsız proteinler gibi tam, işlenmemiş gıdalara odaklanın ve kalan %20&#039;de en sevdiğiniz ikramlara izin verin. Bu, yoksunluk hissetmeden dengeyi korumaya yardımcı olur. Dikkatli yeme alışkanlığı edinin ve öğünlerde yavaşlayın. Her lokmayı iyice çiğneyin, lezzetlerin tadını çıkarın ve ekranlar gibi dikkat dağıtıcı şeylerden kaçının. Dikkatli yeme sindirimi iyileştirir ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur.” diyor.Mevsimlere uygun yemek yemek yalnızca yerel çiftçileri desteklemekle kalmaz, aynı zamanda öğünlerinizin taze ve besin açısından yoğun olmasını da sağlar. Bu mevsimde ıspanak, tatlı patates ve havuç gibi kış sebzelerini öğünlerinizin bir parçası olarak benimseyin. Her hafta bir günü öğünlerinizi planlamaya ve hazırlamaya ayırın. Bu, işlenmiş veya fast food&#039;lara olan bağımlılığınızı azaltır ve her zaman sağlıklı seçeneklere sahip olmanızı sağlar.Aşırı şeker ve tuz, zamanla çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Şekerli atıştırmalıkları meyve ve kuruyemişlerle değiştirin ve lezzeti artırmak için tuz yerine otlar ve baharatlar kullanın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NlpjNr6yTUa3xzv0QOZaLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>2025e, girerken, 80-20, kuralını, benimseyin:, Güne, böyle, başlamak, vücuttaki, iltihabı, söküyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pazar tezgahının &amp;quot;süper besini&amp;quot;: Yüksek potasyum içeriğiyle kan basıncını düzenliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/pazar-tezgahinin-super-besini-yuksek-potasyum-icerigiyle-kan-basincini-duzenliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/pazar-tezgahinin-super-besini-yuksek-potasyum-icerigiyle-kan-basincini-duzenliyor</guid>
<description><![CDATA[ Brokoli, bağışıklığı güçlendirmek, kemik sağlığını desteklemek, kanser hücresi büyümesini azaltmak ve kardiyovasküler işlevi iyileştirmek gibi çok sayıda sağlık yararı sunan besin dolu bir sebzedir. Ayrıca düşük kalorili içeriği, yüksek lif içeriği ve metabolizmayı hızlandıran özelliğiyle kilo kaybı için muhteşem bir seçim olabilir. İşte brokolinin bilinmeyen faydaları.Brokoli (Brassica oleracea), turpgillerden bir sebzedir ve hardal ailesinden (Brassicaceae) bir lahana türüdür. Çiçek tomurcukları ve sapı yenilebilir ve uzun zamandır bir süper besin olarak selamlanmaktadır.Brokoli, Doğu Akdeniz ve Küçük Asya&#039;ya özgüdür, bu yeşil sebze antik Roma döneminde İtalya&#039;da yetiştirilmiş ve 1700&#039;lerde İngiltere ve Amerika&#039;ya getirilmiştir.Brokoli, sayısız sağlık faydasına sahip besleyici bir güç merkezidir. ABD Tarım Bakanlığı&#039;na göre, bir fincan çiğ brokoli magnezyum, potasyum, selenyum, folat, A vitamini, C vitamini, K vitamini ve yaklaşık 2 gram protein ve yaklaşık 2 gram diyet lifi içerir. 90 gram brokoli yaklaşık 35 kalori içerir.Brokolideki C vitamini bağışıklığı artırır. K vitamini kemik sağlığını destekler. Folat içeriği hücre onarımı ve büyümesi için de önemlidir. Potasyum içeriği ayrıca kan basıncını düzenler.Araştırmalar, brokolinin güçlü kanser karşıtı özelliklere sahip olduğunu ima ediyor. 2010 yılında yapılan bir araştırma, brokolideki sülforafanın meme kanseri hücrelerinin boyutunu ve sayısını %75&#039;e kadar azalttığını buldu.Brokolinin ayrıca bağışıklığı artırdığı kanıtlanmıştır. Bu yeşil sebze, iltihaplanmaya karşı koruma sağlayan ve bağışıklık sistemini güçlendiren sülforafan gibi antioksidanlar açısından zengindir.Brokoli yemenin göze çarpan faydalarından biri, kalp sağlığını desteklemedeki rolüdür.
Bu süper besin kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye yardımcı olur ve kan basıncını düşürerek genel kardiyovasküler işlevi iyileştirir.
Brokoli ayrıca lif içeriği yüksek olduğu için sindirim için de iyidir. Lif içeriği bağırsak sağlığını destekler ve kabızlık gibi sorunları önler.Kilo verme yolculuğundaysanız, brokoli kurtarıcınızdır. Bir fincan pişmiş brokoli sadece yaklaşık 55 kalori ve 5 gram lif içerir. Lif, daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olarak atıştırma eğiliminizi azaltır.
A, C ve K vitaminleri, folat ve potasyum ile birlikte genel sağlığınızı korumaya yardımcı olur ve vücudunuzun fazla kiloları atarken enerjik olmasını sağlar.
Brokolideki glukoraphanin ayrıca metabolizma hızını artırır ve kilo alma riskini azaltır. Brokolinin glisemik indeksi düşüktür, bu sayede insülin artışı önlenir ve kan şekeri seviyesi dengelenir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k_xWvLLtRUOE8AeWxaVeQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Pazar, tezgahının, süper, besini:, Yüksek, potasyum, içeriğiyle, kan, basıncını, düzenliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahveyi böyle içmek gerekiyormuş! Uzmanlar açıkladı: Ömrünüze 2 yıl ekliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kahveyi-boeyle-icmek-gerekiyormus-uzmanlar-acikladi-omrunuze-2-yil-ekliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kahveyi-boeyle-icmek-gerekiyormus-uzmanlar-acikladi-omrunuze-2-yil-ekliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve, dünya genelinde günün her saati severek tüketilen içeceklerden biri. Kahve sevilen bir içecek olmasının yanı sıra vücuda olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Kahveyle ilgili yapılan son araştırmada dikkat çeken bir gerçek daha ortaya çıktı. Kahve ve yaşam süresi arasında ciddi bir bağlantı olabilir.Kahve, kokusuyla vve lezzetiyle herkesin severek tükettiği içeceklerden biri. Her gün düzenli olarak kahve içmenin vücuda çeşitli yararları var. Özellikle metabolizmayı hızlandırmak isteyenler kahve tüketimini sıklıkla tercih ediyor. Kahveyle ilgili yapılan bir araştırma, kahve tüketiminin bir faydasını daha ortaya çıkardı. Research Reviews dergisinde yayımlanan yeni bir incelemeye göre, her gün belirli bir miktarda kahve içmek sağlıklı yaşam süresini yaklaşık iki yıl uzatabiliyor.Portekiz&#039;deki Coimbra Üniversitesi&#039;ndeki araştırmacılar, kahvenin sağlık üzerindeki etkisini inceleyen dünya çapındaki 85 çalışmayı analiz etti. Analiz, günlük üç fincan kahvenin ciddi bir hastalık olmadan geçirilen ek 1,84 yıl yaşamla ilişkili olduğunu gösteriyor.Önceki araştırmalar, kahvenin kalp krizlerini önleyebileceğini ve karaciğer hastalığı riskini azaltabileceğini göstermiştir. Araştırmacılar, kahve tüketiminin ayrıca yaşlı yetişkinlerde yaygın olan kalp hastalığı, felç, solunum yolu hastalığı, bazı kanser türleri, diyabet, bunama, majör depresyon ve güçsüzlük gibi hastalık riskini düşürdüğünü söylüyor.Coimbra Üniversitesi&#039;nde nörobilim profesörü ve incelemenin ortak yazarlarından biri olan Doktor Rodrigo Cunha, göre kahvedeki antioksidanlar, hücrelerin kimyasal bozulmasını azaltabilir ve hücrelerin iltihaplanma gibi zararlı etkilere maruz kaldıktan sonra daha iyi iyileşmesini sağlayabilir.İncelemeye göre araştırmacılar, kahvenin faydalarının 2.000&#039;den fazla potansiyel olarak biyoaktif bileşiğin karışımından gelebileceğini söyledi.Bunlara iltihabı azaltma ve insülin üretimini düzenleme ile bağlantılı olan polifenoller de dahildir.Yazarlar, &quot;Kahvenin hem kafeinli hem de kafeinsiz bileşenleri sağlıklı ömrü uzatmaya yardımcı olabilirken, bu bileşenlerin oynadığı rolün ardındaki kesin mekanizmalar hakkında hâlâ bilmediğimiz çok şey var&quot; diye yazdı.Genetik faktörler de kahvenin sağlık yararlarının kapsamını etkiler. Cunha, bazı kişilerin kahvenin etkilerini daha çabuk deneyimleyebileceğini söyledi.Nörolog olan Dr. Shannon Kilgore, bu makalenin &quot;çok çeşitli yaşlanma süreçleri hakkındaki mevcut verilerin bir birikimi&quot; olarak görülebileceğini, ancak kahvenin uzun ömrü nasıl iyileştirebileceğine dair kesin mekanizmanın henüz bilinmediğini söyledi.Amerikan Tabipler Birliği (AMA) tarafından yakın zamanda düzenlenen bir panelde, French press ve espresso gibi filtresiz kahvelerin, &quot;kötü&quot; kolesterol olarak da bilinen LDL kolesterolünde küçük bir artışla ilişkili olduğu belirtildi.Kardiyolog Dr. Stephen Devries, bunun filtre kahvenin, kan kolesterol seviyelerini yükseltebilen kahvedeki doğal bir bileşik olan kafestolün çoğunu uzaklaştırmasından kaynaklanabileceğini açıkladı.Suyunuzu kaynatın ve 1 dakika bekleyin, kaynar su doğrudan kahveye temas ettiğinde yanmasına sebep olacaktır.
French pressinizi ve kupanızı sıcak su ile çalkalayın. Ekipmanlarınızın daha uzun süre sıcak kalmasını sağlayacaktır.
15 gr kalın öğütülmüş filtre kahveyi French presse koyun ve üzerine tüm kahveyi ıslatacak kadar sıcak su ekleyerek 30 saniye bekleyin. Ön demleme denen bu aşama, kahve lezzetini artıracaktır.
Toplamda 250 ml olacak şekilde kalan suyu ekleyin ve 4-5 dakika demlenmeye bırakın.
French press kapağını aşağı yönlü iterek kahve posasını alt tarafta sıkıştırın. Sonrasında kahveyi süzerek bardağa aktarabilirsiniz. French press ile demlenen filtre kahveniz hazır!Kilgore, günde iki ila üç fincan kahvenin bazı sağlık yararları olduğunu söyledi. Ancak, demleme, kavurma ve kahve çekirdeği türü, kahvedeki kafein miktarını etkileyebilir.Çalışmanın yazarları, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin günde 400 mg&#039;a kadar kafein (yaklaşık beş ila beş fincan kahve) miktarını çoğu yetişkin için orta ve güvenli bir miktar olarak değerlendirdiğini belirtti.Ancak hamile, emziren veya kafeinle etkilenen tıbbi rahatsızlıkları olan kişilerin doktorlarına danışmaları gerektiğini öneriyor.Cunha, yaşlı yetişkinlerin sağlıklarını iyileştirmek için kahve tüketimlerini artırmamaları gerektiğini söyledi. Çok fazla kafein tüketmek kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon ve anksiyete gibi semptomlara yol açabilir.Uzmanlar ayrıca, özellikle kafeine karşı hassasiyetiniz varsa, aşırı kafein tüketimi konusunda uyarıyor. Farkında olmadan tükettiğiniz diğer yiyeceklerde de kafein bulunabiliyor.Örneğin kahve ve çayda doğal olarak bulunan kafein ile bir ürüne eklenen kafein arasında vücudunuzun kullanımı veya güvenlik açısından hiçbir fark yoktur, bu nedenle beslenmenizde tüm kafein kaynaklarını dikkate aldığınızdan emin olmanız önemlidir.
Kafeinsiz kahveler ve çaylar, kafeinli kahvelere göre daha az kafein içerse de yine de bir miktar kafein içerirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wr-YBvxqHEWNSjkcY0dz2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kahveyi, böyle, içmek, gerekiyormuş, Uzmanlar, açıkladı:, Ömrünüze, yıl, ekliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gece makarna yemek kilo aldırır mı? Meğer yıllardır yanlış biliyormuşuz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gece-makarna-yemek-kilo-aldirir-mi-meger-yillardir-yanlis-biliyormusuz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gece-makarna-yemek-kilo-aldirir-mi-meger-yillardir-yanlis-biliyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Her evin mutfağında bulunan ve yoğurtlu, soslu, salçalı olarak pek çok şekilde tüketilen makarna en sevilen gıdalardan biri. Hazırlanması kolay ve son derece pratik olan makarna hakkında &quot;hamur işidir, kilo aldırır&quot; söylemi oldukça yaygın. Makarna özellikle gece gelen ani açlık krizlerini bastırmak içinde sıklıkla tüketilir. Peki, gece makarna yemek kilo aldırır mı?Makarna tek başına ya da yemeklerin yanında iyi bir eşlikçi olarak tüketilen lezzetli gıdalardan biri. “Makarna hamur işidir, kilo aldırır.” Söylemleri neredeyse herkesin dilinde. Yanlış yapılan ise doyduktan sonra alınan bir porsiyon daha fazla makarna yemek. 1 porsiyon makarna yanında 1 porsiyon sebzeli yemek daha doğru olacaktır.Tam tahıllı ya da tam buğdaydan yapılan makarnayı, yemeklerle ‘ölçülü’ tüketmek kilo oranını artmaz. Tam tahıldan yapılmış makarnaların, beyaz makarnaya göre kalori değeri azdır. Makarna kalori ve yağ oranı düşük domates sosuyla, A ve C vitaminleri bakımından iyi bir kaynaktır.Prof. Dr. Canan Karatay ise “Makarna dengeli ve porsiyonuna dikkat edilerek tüketilirse kilo yapmayabilir. Makarna yağsız veya az yağlı yenilmelidir. Zeytinyağlı makarnayı da tercih edebilirsiniz.” diyor.Kilo vermek isteyenlere uzmanlar makarnayı öneriyor. Özellikle hafif zeytinyağlı ve bol sebze ile yapılmış, tam buğdaylı domates soslu makarna yemek günlük karbonhidrat mineral, protein, vitamin, yağ ve lif oranının dörtte birini karşılar. Peki, gece yenilen makarna kilo aldırır mı?Gece makarna yemek kilo aldırabilir, ancak bu tamamen yediğiniz miktara, nasıl hazırlandığına ve genel kalori dengenize bağlıdır. İşte dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:Gün boyunca yaktığınız kaloriden fazla kalori alırsanız kilo alabilirsiniz. Gece tüketilen makarna, toplam kalori ihtiyacınızı aşarsa bu durum kilo alımına neden olabilir.Büyük porsiyonlarda makarna yemek, özellikle yanında yağlı soslar veya ekmek gibi ek kalorili yiyecekler varsa, daha fazla kalori almanıza yol açabilir.Tam buğday makarna veya kepekli makarna, beyaz makarnaya göre daha yavaş sindirilir ve kan şekerini daha az dalgalandırır.Aşırı yağlı veya kremalı soslar yerine domates bazlı veya sebzeli soslar kullanmak daha sağlıklıdır.Gece makarna yemenin metabolizmayı yavaşlattığı söylenir. Ancak bu bilgi yanlıştır. Gece geç saatlerde yemek yemek metabolizmayı yavaşlatmaz, ancak bazı insanlar için gece yemek yeme alışkanlığı, fazladan kalori alımına yol açabilir. Ayrıca uyumadan önce ağır bir yemek mide rahatsızlıklarına veya uyku kalitesinde düşüşe neden olabilir.Makarnayı akşam saatlerinde yemek eğer porsiyon miktarını aşarsanız size kilo aldırabilir. Porsiyonun yanı sıra makarnayı hazırladığınız sosun ve içindeki tuz ve yağ oranının da etkisi büyüktür.
Eğer makarnanızı kepekli, tam buğday tüketir ve porsiyona dikkat ederseniz kilo alma problemi yaşamazsınız.Makarnanın yanında sebze yemeği veya bir protein tercih edebilirsiniz. Fakat yine de karbonhidrat içeriği yüksek olduğu için makarnayı günün geç saatlerinde yemeniz tavsiye edilmez; metabolizma hızı gün içinde daha yüksektir.Gece makarna yemek istiyorsanız, küçük bir porsiyon tercih edin.
Daha sağlıklı bir seçenek için makarnayı sebzelerle zenginleştirin.
Uykuya yakın saatlerde yemek yemekten kaçının, çünkü bu, mide rahatsızlıklarına neden olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sZZ1N4zaxkGw4zBvjOUtEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 09:57:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gece, makarna, yemek, kilo, aldırır, mı, Meğer, yıllardır, yanlış, biliyormuşuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Nöroloji Uzmanı &amp;quot;2 dakikalık test&amp;quot; yayınladı: Bunamanın gizli belirtisi buymuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/noeroloji-uzmani-2-dakikalik-test-yayinladi-bunamanin-gizli-belirtisi-buymus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/noeroloji-uzmani-2-dakikalik-test-yayinladi-bunamanin-gizli-belirtisi-buymus</guid>
<description><![CDATA[ Alzheimer hastalığı beyin hücrelerinin zamanla ölümüne bağlı olarak hafıza kaybı, bunama (demans) ve genel anlamda bilişsel fonksiyonların azalması şeklinde gelişen tıbbı bir durumdur. Başlangıçta sadece basit unutkanlıklarla kendini belli eden bu hastalığı gizli belirtisini sadece 2 dakikalık testle öğrenebilirsiniz.Nörolojik bir hastalık olan Alzheimer aynı zamanda en yaygın görülen demans türüdür. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir.Tiktok’ta Dr. Bing isimli nörolog yaptığı bir paylaşımda bunamanın gizli belirtilerini ortaya çıkaran 2 dakikalık test yayınladı. Bu testlerin Alzheimer ve demans gibi hastalıklarının erken teşhis edildiğini iddia etti.Amerikalı Nörolog Dr. Baibing Chen bunamaya karşı etkili olan 5 farklı test paylaştı.178 bin kez izlenen videoda testlerin beynin farklı bölümlerini çalıştırdığını ve kişinin ne gibi problemi olduğu ortaya çıktı.Doktor Bing ilk testte kişinin ayak üzerinde durması için bir egzersiz gösteriyor. Hastanın denge ve motor koordinasyonlarının çalışıp çalışmadığını gösteriyor. Dr. Bing, bu teste ilişkin ise, ‘İki bacağı olan ve hareket kabiliyetinde hiçbir sorun olmayan kişilerde, en az 30 saniye boyunca tek ayak üzerinde durmakta zorluk çekilmesi, bunama ve felç riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bunun nedeni, denge ve motor becerilerinizi kontrol eden beyin bölgelerindeki ince eksiklikleri yansıtabilmesidir&#039; açıklamasında bulundu.Alzheimer hastalığının ise ileri evrelerinde kişinin yürüme ve hareket kabiliyetini sınırlandırdığını belirterek kişinin bunama sırasında günden güne denge motor becerilerini kaydettiğini ifade etti.Dr. Bing ikinci olarak ise koku testi gerçekleştirdi. Erken bunamada beynin koku alma merkezinin etkilendiğini ifade eden Bing, &quot;Koku tanımada yaşanan sorunlar, Parkinson veya Alzheimer gibi hastalıklarda görülen nörodejenerasyonun habercisi olabilir&quot; dedi.DailyMail’de yer alan haberde ise, 2017 yılında yapılan bir araştırmada ise 57-85 yaş arasındaki kişilerde bunama araştırması yapılmış koku algılamakta zorluk çeken bilişsel olarak sağlıklı kişilerin 5 yıl daha erken nörolojik rahatsızlıklara yakalandığı ortaya çıkmıştı.Dr. Bing üçüncü testte ise saat çizme deneyi gerçekleştirdi. Bazı kliniklerde testi için kullanılan bu uygulamanın testte ise hastalara 1’den 12’ye kadar sayıları çizmeleri ve toplamaları isteniyor. Dr. Bing testin ise kişilerin hatırlama becerilerini test ettiğini belirterek, &#039;Hastalardan sadece belirli bir zamanı gösteren bir saat çizmelerini istiyorum. Eğer birisi Alzheimer hastalığı gibi mekansal organizasyon, dikkat ve planlama konusunda zorluk çekiyorsa, bu görev çok zor olabilir.&#039; İfade ediyor.Eğer hasta saate eğik daire ve rakamları yanlış yerleştirdiğinde ise hastalığın erken teşhis edilmesinde büyük öneme sahip olduğunu belirtiyor.Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS)’ye göre ise hasta saati doğru çizdiğinde bunama olasılığının düşük olduğunu belirtti.Dördüncü testte ise kişilerin geriye doğru sayarak yürümesi gerektiğini belirterek, &#039;Bununla ilgili zorluk, yönetici işlevler, hafıza veya dikkat ile ilgili sorunlara işaret edebilir&#039; dedi. Bu test kişinin sorun çözme ve hedef belirleme işlevlerini inceler, kişinin konsantrasyon sorunları, demans, hatırlama gibi problemlerde önemli rol oynar.Beşinci testte ise kişinin belirli bir zaman diliminde hayvan isimleri söylenmesi istenir. Eğer belirlenen sürede yeterli miktarda hayvan ismi söyleyemezse kişide Alzheimer ve frontal temporal demans hastalıklarına yönelik belirtiler gösterir. Alzheimer’s UK’ya göre ise bu iki hastalığa sahip olan kişilerin temporal loblarında hasar meydana geldiği, kişilerin kelimeler ve anlamlarını hatırlamakta zorluk çekmesine neden olduğunu belirtiyor.Alzheimer hastalığının ise bunamanın en yaygın türü olduğunu Amerika’da ise bugün 6,7 milyon Alzheimer hastası olduğu 2060 yılına kadar ise 13 milyona çıkacağı belirtiliyor.Alzheimer&#039;da erken teşhis ve tedavi süreci, hastalığın seyrini yavaşlatmak açısından kritik öneme sahip.
Bu belirtiler Alzheimer riskinin habercisi olabilir. Günlük hayatı etkileyen hafıza kayıpları, Alzheimer’ın en yaygın belirtilerinden biri. Özellikle yakın geçmişte yaşanan olayları unutmak, sık sık aynı soruları sormak bu duruma işaret edebilir.Alzheimer hastaları, tarihleri karıştırabilir ya da günleri unutabilir. Zamanı takip etmekte zorlanmak ve aniden nerede olduklarını bilememek yaygın belirtilerdendir.Kelimeleri hatırlamakta zorlanma, konuşma sırasında doğru kelimeyi bulamama ya da konuşmanın akışını kaybetme, hastalığın erken belirtileri arasında yer alır.Günlük hayatı etkileyen karar alma süreçlerinde zorlanma, yanlış ya da hatalı kararlar verme gibi durumlar Alzheimer’ın işaretlerinden olabilir.Eşyaları alışılagelmişin dışında yerlere koymak ve daha sonra onları bulamamak, hastalık ilerledikçe sıkça görülür.Alzheimer hastalarında depresyon, kaygı, şüphecilik gibi du ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DXqN-c_jkU-MbzV_8ChNzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Nöroloji, Uzmanı, dakikalık, test, yayınladı:, Bunamanın, gizli, belirtisi, buymuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın mucizesi ama kıymeti bilinmiyor: D vitamini değerini yükseltiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-mucizesi-ama-kiymeti-bilinmiyor-d-vitamini-degerini-yukseltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-mucizesi-ama-kiymeti-bilinmiyor-d-vitamini-degerini-yukseltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücuda D vitamini depolamanın yolu güneş ışınlardan faydalanmaktan geçiyor. Ancak D vitamini değerlerini yükseltmek istiyorsanız bazı besinlerde de faydalanabilirsiniz. Kemik yapısının güçlü kalmasında önemli bir rol oynayan D vitamini eksik olduğunda bazı sağlık problemlerini de beraberinde getirir. Peki, D vitamini zengini besinler nelerdir? İşte D vitamini deposu olan besinlerden bazıları.D vitamini vücudun olmazsa olmazıdır. D vitamini iki forma sahiptir, bunlar D2 ve D3 formlarıdır. Vücudun güneş ışığından ürettiği D3, vücut tarafından daha iyi emilebildiği için D3 vitaminin vücudun D vitamini ihtiyacını daha iyi karşıladığı söylenebilir.Vücuttaki D vitamini eksik olduğunda görülen belirtiler, genel yorgunluk ve halsizlik hali, kas ve eklem ağrıları ile el ve ayak parmaklarında üşüme yaşanmasıdır. Saç dökülmesi, depresif ruh hali, göz altı morarması ve baş ağrısı da yaşanabilir.Doğal olarak güneşten alınabilen D vitamini bazı besinlerde bolca bulunabilir. Bu gıdaları beslenme listesine eklemek kemik sağlığınızı korumaya yardımcı olur. Yorgunluğu ve halsizliği engeller.D vitamininin normal aralığı mililitre başına nanogram (ng/mL) olarak ölçülür. 20 ile 50 ng/mL arasında bir seviye vücudun sahip olması gerektiği düşünülen D vitamini seviyeleridir. 12 ng/mL seviyelerinin altı ise düşük olarak kabul edilir.D vitamini ihtiyacı yaşa ve kişiye göre değişkenlik gösterir. 1 yaşına kadarki bebeklerde 400 IU yeterli iken, 1 yaşından sonraki 600 IU alınması gerekir. 70 yaşından sonra günlük D vitamini ihtiyacı artmaktadır. Düşük D vitamini seviyeleri, özellikle kemikler ve kaslar ile ilgili bir dizi soruna yol açabilir.D vitamini eksikliğinin neden olduğu en yaygın hastalıklar kemik erimesi(osteoporoz), osteomalazi ve raşitizim olup, kansere, diyabet gelişmesine, hipertansiyona, romatizmaya ve kalp hastalıklarıdır. Peki, en güçlü D vitamini kaynağı besinler nelerdir?YAĞLI BALIKLARSomon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar Y, özellikle EPA (Eikosapentaenoik asit) ve DHA (Dokosaheksaenoik asit) adı verilen uzun zincirli omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Kalp sağlığını korur. D vitamini zengini olduğu için kemik sağlığının gelişimine yardımcı olu.Omega-3 yağ asitleri, depresyon ve anksiyete belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Beyindeki serotonin seviyelerini dengeleyerek ruh halini olumlu etkiler.Kırmızı et, özellikle hem demir bakımından zengindir. Bu demir türü vücut tarafından kolayca emilir ve şu faydaları sağlar. Kırmızı et, kasların gelişimi, onarımı ve vücut fonksiyonları için gerekli olan tüm temel amino asitleri içerir.Kırmızı et, yüksek enerji ihtiyacı olan bireyler için iyi bir kaynaktır. İçerdiği besin öğeleri sayesinde yorgunlukla mücadelede etkilidir.Yumurta sarısında bulunan D vitamini miktarı, tavuğun nasıl yetiştirildiğine bağlıdır. Serbest gezen ve güneş ışığına daha fazla maruz kalan tavukların yumurtaları, daha yüksek D vitamini içerir. Ortalama bir yumurta sarısı, yaklaşık 1-2 mikrogram (µg) D vitamini içerir. Bu miktar, günlük ihtiyacın küçük bir kısmını karşılar.D vitamini içeriği yüksek peynirler arasında özellikle ricotta peyniri öne çıkar. Bunun dışında peynir, kalsiyum ve fosfor gibi kemik sağlığına faydalı mineraller açısından da zengindir. Tereyağı, hayvansal bir yağ olduğu için az miktarda D vitamini içerir. Özellikle organik ve otlakta beslenmiş hayvanların sütünden üretilen tereyağı daha fazla D vitamini içerebilir.Maydanoz, özellikle A, C ve K vitaminleri açısından zengindir. Aynı zamanda demir, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller içerir. Güçlü D vitamini kaynaklarından biri olan maydanoz kemiklerin güçlenmesine katkıda bulunur.Isırgan otu başta kalsiyum olmak üzere güçlü vitamin ve mineral kaynağı olan bir besindir. Bu sayede böbrek hastalığı ve osteoporoza karşı vücuda fayda sağlar. Doğanın mucize bitkileri arasında yer alan ısırgan otu, eklem ağrılarına iyi gelir, iltihabı azaltır, vücudu toksinlerden arındırır, akne oluşumunu önler, idrar söktürür ve anemiye iyi gelir.Isırgan otu kas ve eklem ağrıları, artrit ve gut hastalığı gibi eklem rahatsızlıklarının semptomlarını hafifletmeye, saman nezlesi semptomlarını ortadan kaldırmaya, kansızlığı önlemeye, kan basıncı ve kan şekeri düzeyleri yan ısıra iltihabı azaltmaya yardım eder. İdrar söktürücü özelliği ile vücuttaki toksinleri uzaklaştırmaya da destekçidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qvj9I1bfg0eEOB0xZufOJg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, mucizesi, ama, kıymeti, bilinmiyor:, vitamini, değerini, yükseltiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanlarından büyük keşif: Yaşlanmayı yavaşlatan yöntem bulundu!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlarindan-buyuk-kesif-yaslanmayi-yavaslatan-yoentem-bulundu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlarindan-buyuk-kesif-yaslanmayi-yavaslatan-yoentem-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Yaşlanma sürecini kontrol altına almak mümkün mü? Bilim bu sorunun cevabını aramaya devam ederken, yapılan yeni bir araştırma yaşlanma sürecini yavaşlatmak hatta durdurmak için devrim niteliğinde bir buluşa imza attı. Budapeşte&#039;deki Eötvös Loránd Üniversitesi&#039;nden bir ekip, genetik kodumuzdaki &quot;zıplayan genler&quot; olarak bilinen transpozonal elemanları (TE) kontrol ederek, yaşlanmanın hızını azaltmayı başardı.Bilim dünyası, yaşlanma sürecini yavaşlatmak hatta tamamen durdurmak için çığır açıcı bir keşfe imza attı.Araştırma, Budapeşte&#039;deki Eötvös Loránd Üniversitesi&#039;nden Dr. Ádám Sturm ve Dr. Tibor Vellai liderliğinde yürütüldü. Çalışmanın odağı, DNA&#039;daki &quot;transpozonal elemanlar&quot; (TE) olarak bilinen genetik unsurlar oldu.
Bu TE&#039;ler, genetik kodumuz içinde hareket ederek DNA’nın dengesini etkileyebilir. Zamanla bu dengesizlik, hücre fonksiyonlarının bozulmasına ve dolayısıyla yaşlanmaya neden olur.Araştırmacılar, bu genetik unsurların kanser kök hücrelerinde farklı şekilde davrandığını fark etti.
Kanser hücreleri, diğer hücrelerin aksine yaşlanmaz; bu da bilim insanlarını bu mekanizmayı incelemeye yöneltti.Çalışmalar, Caenorhabditis elegans adlı mikroskobik bir solucan türü üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmacılar, Piwi-piRNA adlı bir genetik yolak kullanarak bu solucanların DNA’sındaki TE hareketlerini düzenlemeyi başardı. Bu müdahale, solucanların yaşlanma sürecini önemli ölçüde yavaşlattı.
Hatta belirli TE’lerin kontrol edilmesi, solucanların yaşam süresini yüzde 30’a kadar uzattı. Bu buluş, genetik unsurların düzenlenmesinin yaşlanma üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu gösteriyorAraştırma sonuçları, insan yaşam süresini uzatmak ve yaşlanmaya bağlı hastalıkları önlemek için yeni yollar açabilir. Dr. Sturm, “Bu genetik müdahaleler, tıp dünyasında birçok alanda uygulanabilir. Yaşam süresini artırmanın yanı sıra, yaşlanmanın neden olduğu biyolojik değişimleri anlamamızda da büyük bir adım olabilir” dedi.
Dr. Vellai ise bu yöntemin DNA’ya dayalı bir yaş belirleme yöntemi geliştirilmesini sağlayabileceğini ve gelecekte insanların biyolojik yaşını daha doğru bir şekilde ölçebileceğimizi ifade etti.Henüz erken aşamada olan bu çalışma, insanların yaşlanma sürecini yavaşlatma veya durdurma hayalini gerçeğe dönüştürebilecek bir potansiyel taşıyor. Araştırmacılar, bu yöntemin insan sağlığını iyileştirme ve yaşam kalitesini artırma konusunda büyük bir umut vaat ettiğini vurguluyor.Keşfin ayrıntıları, Nature Communications dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mbskENWNrE2dOSPEkDKrHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanlarından, büyük, keşif:, Yaşlanmayı, yavaşlatan, yöntem, bulundu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı &amp;quot;Bu gıdalar toksik&amp;quot; dedi: 2 besin buzdolabında zehre dönüşüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-bu-gidalar-toksik-dedi-2-besin-buzdolabinda-zehre-doenusuyor-4766</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-bu-gidalar-toksik-dedi-2-besin-buzdolabinda-zehre-doenusuyor-4766</guid>
<description><![CDATA[ Buzdolabı yiyecekleri sağlıklı bir şekilde muhafaza eder. Ancak bazı besinler için bu durum tam tersi olabilir. Genellikle herkes besinleri ayırt etmeksizin buzdolabından saklamayı tercih ediyor. Ancak bozdolabına konulduğunda bazı besinler bakteri üretiyor ve tüketildiğinde vücudu zehirleyebiliyor.Buzdolabı soğukluğu ile yiyecekleri sağlıklı bir şekilde muhafaza etmenize yardımcı olur. Çoğu insan besinleri bozulmaması için bozdolabına koyar.Günlerce hatta haftalarda bu şekilde korumaya çalışır. Ancak bu durum her besin için geçerli değil.Çünkü bazı yiyeceklerin asla buzdolabına konulmaması gerekiyor. Uzmanlar bu besinler &quot;toksik&quot; yani zehirli hale gelebileceği konusunda uyarıyor.Klinik beslenme uzmanı ve sosyal medya fenomeni Jhanvi Sanghvi, buzdolabında bulundurulması yasak olan bazı yiyeceklerin &quot;toksik&quot; olabileceğini söyledi.SOĞAN
Sanghvi, birçok kişinin mutfağında bulunan soğanın buzdolabına konulmaması gerektiğini söyledi.Gıda uzmanı şunları yazdı: &quot;Soğanları buzdolabında saklamak, aşırı nem nedeniyle küf oluşumuna ve lapa bir dokuya yol açabilir, bozulmuş soğanlar tüketildiğinde gıda kaynaklı hastalıklara neden olabilir.&quot;Küf, sizi çok hasta edebilecek zehirli kimyasallar olan mikotoksinlerin bir türünü üretebilir.İngiltere Gıda Standartları Ajansı (FSA), kahverengi, kırmızı ve beyaz tüm soğanların dolapta saklanmasının daha iyi olduğunu, ancak yeşil soğan ve pırasa gibi soğanların gerektiğinde buzdolabında saklanabileceğini belirtiyor.Çoğu kişi artık muzları buzdolabına koymaması gerektiğini bilse de hala bunu yapan bazı insanlar var, bu yüzden Sanghvi&#039;nin uyarısı bu yönde. Beslenme uzmanı, &quot;Soğuk hava sıcaklıkları muzların kahverengiye dönmesine ve yumuşamasına neden olarak olgunlaşma süreçlerini bozuyor&quot; açıklamasını yaptı.Ayrıca yiyecekleri buzdolabında saklarken son kullanma tarihlerine ve gerçekte ne kadar süre dayandığına da dikkat etmeniz gerekir.Dr. Karan Raj, dondurulmuş gıdaların artık tüketilmemesi gerektiğini nasıl anlayacağınızı ayrıntılı bir şekilde anlattı.&quot;Dondurulmuş gıda teknik olarak asla bozulmaz. Dondurulmuş gıda söz konusu olduğunda, bu son kullanma tarihleri ve son kullanma tarihleri gıda güvenliğinden ziyade gıda kalitesiyle ilgilidir&quot; diyor Dr. Raj.&quot;Yani, yiyecek donmuş kaldığı sürece güvenlidir. Ancak bu, dondurulmuş yiyeceklerin lezzetli kalacağı anlamına gelmez. Bir şey ne kadar uzun süre donmuş kalırsa, dondurucu yanığı olarak bilinen bir şeyden etkilenebilir.&quot;&quot;Buz kristalleriyle kaplanır ve içindeki nem çekilir ve oksitlenme meydana gelir, bu nedenle uzun süre dondurulmuş halde kalan yiyeceklerin tadı bozulabilir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0kL38NLvgkWn7CFSLpxxZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, Bu, gıdalar, toksik, dedi:, besin, buzdolabında, zehre, dönüşüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;ölümcül bakteri içeriyor, kana karışıyor&amp;quot; dedi: Bir kez kullandı, yüzünü cayır cayır yaktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-oelumcul-bakteri-iceriyor-kana-karisiyor-dedi-bir-kez-kullandi-yuzunu-cayir-cayir-yakti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-oelumcul-bakteri-iceriyor-kana-karisiyor-dedi-bir-kez-kullandi-yuzunu-cayir-cayir-yakti</guid>
<description><![CDATA[ Cildinizi daha enerjik, tazelenmiş ve canlı hissetmek için çok sık makyaj malzemesi kullanıyor olabilirsiniz. Ancak makyaj malzemelerinizi kullanırken son derece dikkatli olmanız gerekir. Çünkü güzelleşmek isterken pek çok sağlık problemini beraberinde getirmeniz de mümkün.Makyaj yaptığınızda kendini daha iyi hissediyor olabilirsiniz. Bunun için de her gün belirli bir zamanınızı özenle makyaj yapaya ayırıyor olabilirsiniz. Ancak cilt uzmanları ve dermatologlar makyaj malzemeleri konusunda uyarıyor. Özellikle de son kullanma tarihi geçmiş olan makyaj malzemelerinin çok ciddi sonuçlara neden olabileceğinin altını çiziyor.Son kullanma tarihi geçmiş cilt bakım ürünlerinin kullanımı yanmış yanaklar, iltihaplı sivilceler ve dayanılmaz göz enfeksiyonları gibi endişe verici risklere yol açabilir.Bu tür eski ürünlerin gözle görülemeyen, cilde yerleşip tahribata yol açan bir bakteri kokteyline ev sahipliği yapabileceğinin altını çiziyor.Michigan&#039;da Dr. Anthony Youn, bunun nedeninin, ürünleri taze tutmak için kullanılan koruyucu maddenin zamanla bozularak, ürünlerin bakteri ve mantar kontaminasyonuna açık hale gelmesi olduğunu söyledi. Doktor Youn; &quot;Kullandığınız ürünlerin son kullanma tarihine her zaman dikkat etmelisiniz.&quot; diyor.&quot;Bir diğer olası durumun ise ürünün içerisinde bakteri üremesidir.&quot; diyen Dr. Anthony Youn,&quot;Çoğu cilt bakım ürünü ve makyaj malzemesi, bu ürünlerdeki bakteri ve mantar kontaminasyonunu ve büyümesini önlemeye yardımcı olan bir tür koruyucu madde içerir. Bir süre sonra bu maddeler artık işe yaramayabilir ve daha fazla bakteri ve üreme görebilirsiniz. Bunu cildinize uyguladığınızda enfeksiyon kapabilir, reaksiyon gösterebilirsiniz.Aynı şekilde, aylarca kullanılmayan cilt bakım ürünleri zamanla daha yoğun hale gelebilir; bu da kullanıcıların reklamlarda belirtilenden çok daha güçlü formülleri ciltlerine uygulamaları anlamına gelir.&quot; dedi.Dr. Youn ayrıca &quot;Eğer asit gibi aktif bir bileşeniniz varsa ve bu bileşen su ve yağlar gibi diğer bileşen türleri tarafından tamponlanmışsa, yapıları değişebilir veya buharlaşmaya başlayabilir.Daha sonra bu asit daha da güçlenebilir ve cildinize eskisinden çok daha güçlü bir şey uygulamak zorunda kalırsınız. Son kullanma tarihi geçmiş ürünleri cildinizde kullanmamalısınız. ifadelerini kullanıyor.Ayrı bir videosunda, yüzüne son kullanma tarihi geçmiş akne tedavisi sürdükten sonra yanıklar ve ciddi bir bakteriyel enfeksiyon yaşayan ABD&#039;li bir kadının deneyimini paylaştı.&quot;Bakteriyel enfeksiyon kan dolaşımına geçmiş olabilir, iyi haber şu ki bundan kurtuldu&quot; diye ekledi.Sektör uzmanlarına göre, maskara ve likit eyeliner gibi makyaj malzemelerinin en geç üç ayda bir değiştirilmesi gerekirken, kaş kalemlerinin 18 ayda bir, ruj, far ve allıkların ise iki yılda bir yenilenmesi gerekiyor. Makyaj süngerlerinin ise haftada bir yıkanması ve iki ayda bir değiştirilmesi öneriliyor. Ancak uzmanlar, tarihi geçmiş kozmetik ürünlerinin sağlık açısından oluşturduğu risklere daha önce de dikkat çekmişti.2015 yılında Londra Metropolitan Üniversitesi&#039;ndeki bilim insanlarının gerçekleştirdiği laboratuvar testleri, eski makyaj malzemelerinin potansiyel olarak ölümcül bakteriler içerdiğini ortaya koydu. Testler, menenjite yol açan bir bakteri dahil olmak üzere, birçok tehlikeli mikrobun bu ürünlerde bulunduğunu gösterdi.Araştırmacılar, allık, fondöten ve dudak parlatıcısı gibi beş kozmetik ürünü inceledi ve eski makyaj malzemelerinin güvenli olmayan seviyelerde ölümcül bakteriler taşıdığını belirledi. Bu bakteriler arasında, İngiltere&#039;de beş yaş altı çocuklarda menenjite yol açan Enterococcus faecalis ve bakteriyel vajinozise neden olan Eubacterium yer aldı. Ayrıca, Aeromonas adlı bakteri gastroenterit ve yara enfeksiyonlarının nedenlerinden biri olarak tespit edildi.Antibiyotiklere dirençli Staphylococcus epidermidis, akne ve cilt rahatsızlıklarına yol açan Propionibacterium ve idrar ve solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan Enterobacter da bulunan diğer tehlikeli mikroplar arasında yer alıyordu.Dermatolog Dr. Emma Wedgeworth, tarihi geçmiş ürünlerin cilde uygulanmasının tahrişe veya gözenek tıkanıklığına neden olabileceğini belirtti. Dr. Wedgeworth, &quot;Zayıflamış bir cilt bariyeriniz varsa (kuru, pullu veya tahriş olmuş cilt) ya da mevcut bir cilt rahatsızlığınız varsa, enfeksiyon ya da tahrişe yakalanma riskiniz artar,&quot; şeklinde uyardı.Amerikan Dermatoloji Akademisi de, maskara ve eyeliner gibi topaklanmaya başlayan ürünlerin atılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, pudra far veya allık gibi fondötenlerin kıvam değişikliği, renk değişimi veya kötü koku gibi belirtiler de ürünlerin ömrünün dolduğunun işaretleri arasında sayılıyor. Ciltte farklı bir his bırakan veya rengi değişen ürünlerin de atılması öneriliyor ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQn3gopr80mIX7OCTHObcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, ölümcül, bakteri, içeriyor, kana, karışıyor, dedi:, Bir, kez, kullandı, yüzünü, cayır, cayır, yaktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 vitamini emilimi nasıl artırılır? Kırmızı kan hücresinin üretimini destekliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b12-vitamini-emilimi-nasil-artirilir-kirmizi-kan-hucresinin-uretimini-destekliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b12-vitamini-emilimi-nasil-artirilir-kirmizi-kan-hucresinin-uretimini-destekliyor</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini, kırmızı kan hücresi üretimi, DNA sentezi ve nörolojik fonksiyon için çok önemlidir. Mide asidi, intrinsik faktör ve ileumu içeren karmaşık bir süreç olan emilimi çeşitli faktörler tarafından engellenebilir. Bağırsak sağlığını iyileştirmek, mide asidi seviyelerini yönetmek ve altta yatan tıbbi rahatsızlıkları ele almak, B12 emilimini artırabilir, bu da artan enerjiye, gelişmiş bilişsel işleve ve daha iyi ruh hali dengesine yol açabilir. Peki, vücutta B12 vitamini emilimi nasıl artırılır?Temel bir suda çözünen vitamin olan B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin üretimi, DNA sentezi ve normal nörolojik fonksiyon için çok önemlidir. Ancak vücutta emilimi karmaşıktır ve birçok faktöre bağlıdır. Birçok hasta, düzenli olarak takviye aldıktan sonra bile B12 vitamini eksikliğinin devam eden belirtilerinden şikayet eder.Bu nedenle, B12 vitamininin yeterli emilimi, özellikle vejetaryenler, veganlar, yaşlılar ve belirli tıbbi rahatsızlıkları olan diğerleri gibi risk altındaki gruplar olmak üzere tüm bireylerde çok önemlidir.B12 vitamini, ince bağırsakta emilen ve vücutta önemli bir rol oynayan bir vitamindir. Emilim süreci birkaç adımdan oluşur:Mideye Giriş: B12 vitamini, genellikle besinlerle alınır. Mideye girdiğinde, mide asidi ve bir protein olan intrensek faktör (IF) tarafından işlenmeye başlar. Bu protein, B12 ile bağlanarak onu korur ve emilmesine yardımcı olur.İnce Bağırsak: B12 vitamini, mideyi terk ettikten sonra ince bağırsaklara geçer. Burada, IF ile bağlanmış olan B12 vitamini, ileum adı verilen ince bağırsak kısmında bulunan özel hücreler tarafından emilir. Bu süreç, aktif taşıma gerektirir.Kan Dolaşımına Geçiş: Emilmiş B12 vitamini, kana karışır ve transkobalamin II adlı bir taşıyıcı protein aracılığıyla vücuda dağılır. Bu taşıyıcı protein, B12&#039;nin vücutta kullanılabilir olmasını sağlar.Depolanma: B12 vitamini, karaciğer gibi organlarda depolanabilir ve vücut ihtiyaç duyduğunda buradan kullanılır. Depolama kapasitesi oldukça yüksektir, bu nedenle vücut uzun süre B12 vitamini eksikliği yaşamaz.B12 vitamini emilimi, yaşa, mide asidinin seviyesine, bağırsak sağlığına ve intrensek faktör gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir. Eğer bu faktörlerden biri bozulursa, B12 vitamini emilimi azalabilir ve eksiklik ortaya çıkabilir.B12 vitamini açısından zengin yiyecekleri kalsiyum (süt ürünleri, bitkisel süt ve yapraklı yeşillikler gibi), B9 vitamini (yapraklı yeşillikler, baklagiller ve tahıllar gibi) ve B6 vitamini (muz, kümes hayvanları ve patates gibi) gibi önemli besinlerle eşleştirin.Sağlıklı bağırsak fonksiyonu B12 emilimi için hayati önem taşır. Probiyotikler bağırsak sağlığını iyileştirir ve besin emilimini artırabilir. Yoğurt gibi fermente yiyecekleri yemeğinize ekleyin. Sarımsak, soğan, muz ve tam tahıllar gibi prebiyotikler iyi bakterileri besler.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve ince bağırsakta aşırı bakteri üremesi (SIBO) gibi durumlar emilimi etkileyebilir. Uygun tedavi için tıbbi tavsiye alınmalıdır.
Aşırı alkol tüketimi mide astarına zarar verir ve B12 emilimini bozar. Alkol orta miktarda alınmalıdır. Sigara içmek ayrıca besin emilimini engelleyebilir ve B12 eksikliği riskini artırabilir.Bazı kişilerde B12 metabolizmasını değiştiren genetik varyantlar (örneğin, MTHFR mutasyonu) bulunur. Onlar için, bazı metabolik adımları atlayan metilkobalamin gibi B12&#039;nin metillenmiş formları faydalı olacaktır.Vücudunuz B12&#039;yi verimli bir şekilde emdiğinde, şunlarda iyileşmeler fark edebilirsiniz:
Enerji seviyeleri
Bilişsel işlev
Ruh hali istikrarı
Ekstremitelerde uyuşma veya karıncalanmanın azalması
Daha sağlıklı cilt, saç ve tırnaklar ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kRseQJHKekSV0NOYj-G_SQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B12, vitamini, emilimi, nasıl, artırılır, Kırmızı, kan, hücresinin, üretimini, destekliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İdrar yapma sıklığınız vücudunuza sinyal veriyor: Bu hastalıklar sinsice &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/idrar-yapma-sikliginiz-vucudunuza-sinyal-veriyor-bu-hastaliklar-sinsice-geliyorum-diyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/idrar-yapma-sikliginiz-vucudunuza-sinyal-veriyor-bu-hastaliklar-sinsice-geliyorum-diyor</guid>
<description><![CDATA[ İdrar yapma sıklığı, sağlıklı yetişkinler için günde ortalama 6-7 kez olmak üzere sağlık hakkında çok şey söyleyebilir. Sıvı alımı, diyet ve tıbbi durumlar gibi faktörler sıklığı etkiler. Sık veya az idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları, diyabet veya dehidratasyon gibi olası sorunlara işaret edebilir. Önemli değişiklikler veya rahatsızlıklar için tıbbi yardım alın.Ne sıklıkla idrara çıkma isteği hissediyorsunuz? Mesanenizi rahatlatmak için sık sık tuvalete giden biri misiniz? Yoksa tam tersi mi? İdrar yapma sıklığınız sağlığınız hakkında çok şey söyleyebilirTuvalet alışkanlıklarınız, düşündüğünüzden daha fazla sağlık durumu hakkında bilgi verebilir. İdrar yapma sıklığı, vücudunuzun iyi çalışıp çalışmadığını veya dikkatinizi gerektiren olası bir sorun olup olmadığını gösterebilir.Ortalama olarak, sağlıklı bir yetişkin 24 saat içinde 6-7 kez idrar yapar. Uzmanlara göre, kişi sağlıklı ve mutluysa günde 4 ila 10 kez idrar yapmak da normal kabul edilir.Benzer şekilde, geceleri normalde bir kez veya hiç idrar yapmamalısınız. Geceleri tuvalete sık sık gitmek bir soruna işaret edebilir. İdrar yapma sıklığı çocuklarda değişir.İdrar yapma sıklığı, hormonal değişikliklere ve mesane üzerindeki baskıya bağlı olarak da değişebilir. Hamile kadınlarda geçici mesane kontrol sorunları yaygındır. Genellikle doğumdan sonra 8 haftaya kadar yüksek sıklıkta olurlar.İdrar yapma sıklığınız ayrıca günde ne kadar sıvı içtiğinize de bağlıdır. İdrar yapma sıklığınızı etkileyen bir diğer faktör de aldığınız sıvı türüdür. Yüksek tansiyonu tedavi etmek için kullanılanlar gibi bazı ilaçlar idrar yapma sıklığını artırabilir. Bu tür ilaçlara diüretik denir.Yaş
Mesane boyutu
Sıvı alımı
Diyet: Diüretik veya tuzlu yiyecekler idrar yapma sıklığınızı etkileyebilir
Alkol ve kafein alımı
Tıbbi durumlar; yüksek tansiyon, diyabet ve idrar yolu enfeksiyonları (İYE)
Belirli ilaçlar ve takviyeler
Fiziksel aktivite
Çevresel faktörlerHer zamankinden daha sık tuvalete koştuğunuzu fark ederseniz, bunun nedeni şunlar olabilir:
Artan sıvı alımı: Basit gerçek şu ki, kafein veya alkol gibi daha fazla su içeceği içmek daha sık idrara çıkmaya yol açabilir.
İdrar Yolu Enfeksiyonu (İYE): İdrar yaparken aşağıda yanma hissi hissederseniz, bu İYE belirtisi olabilir.
Diyabet: Çok sık idrara çıkmak, kontrol edilemeyen kan şekerinin bir belirtisi olabilir.
Aşırı aktif mesane: Mesaneniz dolu olmasa bile çok sık idrara çıkma isteği duyuyorsanız ve idrara çıktığınızda çok az idrar çıkıyorsa, bunun nedeni mesanenizin aşırı aktif olması olabilir.Gebelik: Hamile kadınlarda hormonal değişiklikler ve mesane üzerindeki baskı sık idrara çıkmaya neden olur.Normalden daha az idrara çıkıyorsanız bu şunları gösterebilir:Dehidratasyon: Yeterince su içmiyorsanız, idrarınız yoğunlaşır ve tuvalete gitme sıklığınız azalır. Bu, dehidratasyonun bir göstergesidir.
Böbrek sorunları: Böbrek taşı veya enfeksiyon gibi bazı durumlar normal idrara çıkmayı değiştirebilir.
İdrar tutulması: Bazı kişilerde prostat sorunları veya sinirle ilgili durumlar nedeniyle idrar tutulması meydana gelir. Bu, mesaneyi boşaltmada zorluğa yol açar.İdrar sıklığında ani ve ani bir değişiklik fark ederseniz tıbbi yardım almanız en iyisidir. Sağlıklı bir yetişkinin idrarı açık sarı renktedir. Herhangi bir değişiklik altta yatan bir durumu gösterebilir.Benzer şekilde, idrar yaparken herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissederseniz veya idrarınızda kan bulursanız, doktorunuzla konuşabilirsiniz.Mesanenizi sağlıklı ve mutlu tutmak için ne yapmalısınız?

Her gün 8-10 bardak su için.
Kafein gibi içecekleri sınırlayın.
Alkol tüketimi idrara çıkma sıklığınızı bozabilir. Miktarını azaltmaya veya kaçınmaya çalışın.
Pelvik taban egzersizleri yapmak mesane kontrolünüzü güçlendirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/khdwVWBBLUyCRwFgKtC8vQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İdrar, yapma, sıklığınız, vücudunuza, sinyal, veriyor:, hastalıklar, sinsice, geliyorum, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Amerikan Kanser Derneği&amp;apos;nden çay ve kahve açıklaması: Meğer kanser riskini azaltıyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/amerikan-kanser-derneginden-cay-ve-kahve-aciklamasi-meger-kanser-riskini-azaltiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/amerikan-kanser-derneginden-cay-ve-kahve-aciklamasi-meger-kanser-riskini-azaltiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Çay ve kahve gün içerisinde en sık tüketilen içeceklerim başında geliyor. Çay ve kahve tüketimiyle ilgili yapılan son araştırmalarda sevindiren bir gelişme yaşandı. Çalışmalar, çay ve kahve tüketiminin ağız ve boğaz kanserleri de dahil olmak üzere baş ve boyun kanserleri riskini azaltabileceğini ortaya koyuyor.Çay mı kahve mi? Taraf tutmaya gerek yok. Çünkü hem çay hem de kahve içenler kazanan gibi görünüyor. Çalışmalar, kahve ve çay içmenin baş ve boyun kanseri geliştirme şansını azaltabileceğini öne sürüyor. Yani, ister çay sever ister kahve insanı olun, kazanan takımdasınız.Son zamanlarda yapılan bir analiz, çay veya kahve veya her ikisini birden tüketen kişilerde baş ve boyun kanseri ve ağız ve boğaz kanseri geliştirme riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.Araştırmacılar, kahve ve çayın potansiyel olarak koruyucu bir etkiye sahip olduğunu öne süren çok sayıda çalışmadan elde edilen verileri analiz etti.Baş ve boyun kanserleri dünya çapında yedinci en yaygın kanser türüdür ve düşük ve orta gelirli ülkelerde artış göstermektedir. Sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıkları kanser riskini artırabilir.Kahve ve çayın baş ve boyun kanserleri riskini azaltmadaki potansiyel koruyucu etkilerini inceleyen çok sayıda çalışma olmasına rağmen sonuçlar tutarsızdı.Ancak bazı araştırmacılar birçok çalışmayı analiz etti ve kahve ve çayın çeşitli kanser türlerine karşı birçok koruyucu etkiye sahip olabileceği sonucuna vardı. Wiley tarafından Amerikan Kanser Derneği&#039;nin hakemli dergisinde yayınlanan &#039;Kahve ve çay tüketimi ve baş ve boyun kanseri riski: Uluslararası Baş ve Boyun Kanseri Epidemiyoloji Konsorsiyumu&#039;nda güncellenmiş bir ortak analiz&#039; makalesi bulguları listeliyor.Dünyanın dört bir yanından araştırmacılardan oluşan grup, Uluslararası Baş ve Boyun Kanseri Epidemiyoloji Konsorsiyumu ile ilişkili farklı bilim insanları tarafından yapılan 14 çalışmadan elde edilen verileri inceledi.Çalışmaya katılanlardan ayrıca, günlük/haftalık/aylık/yıllık fincan cinsinden kafeinli kahve, kafeinsiz kahve ve çay tüketimleriyle ilgili anketleri doldurmaları istendi.9.548 baş ve boyun kanseri hastası ve kanseri olmayan 15.783 kontrolden alınan verileri analiz ettiler. Kahve içmeyenlere kıyasla, günde 4 fincandan fazla kafeinli kahve içen kişilerin baş ve boyun kanseri riskinin %17, ağız kanseri riskinin %30 ve gırtlak kanseri riskinin %22 oranında azaldığını buldular. Ek olarak, 3-4 fincan kafeinli kahve içmek, boğazın alt kısmında kanser olma riskinin %41 oranında daha düşük olmasıyla bağlantılıydı.&quot;Kahve ve çay tüketimi ve kanser riskinin azalması üzerine daha önce araştırmalar yapılmış olsa da, bu çalışma, kafeinsiz kahvenin bile bazı olumlu etkileri olduğu gözlemi de dahil olmak üzere, baş ve boyun kanserinin farklı alt bölgelerindeki değişen etkilerini vurguladı.Kahve ve çay alışkanlıkları oldukça karmaşıktır ve bu bulgular kahve ve çayın kanser riskini azaltma üzerindeki etkisine dair daha fazla veri ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu desteklemektedir,&quot; Huntsman Kanser Enstitüsü ve Utah Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;nden kıdemli yazar Yuan-Chin Amy Lee, PhD bir basın bülteninde söyledi.Benzer şekilde kafeinsiz kahve tüketmek ağız boşluğu kanseri geliştirme riskinin daha düşük olduğunu gösterdi. Çay içmek hipofarenks kanserini %29 oranında azaltır. Öte yandan, günde 1 fincan veya daha az çay içmek, genel olarak baş ve boyun kanseri riskini %9 ve hipofarenks kanseri riskini %27 oranında düşürmektedir. İlginç bir şekilde, 1 fincandan fazla içmek gırtlak kanseri riskinin %38 oranında artmasıyla bağlantılıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QyIkeBMtVEmCzI5R3EsZiw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Amerikan, Kanser, Derneğinden, çay, kahve, açıklaması:, Meğer, kanser, riskini, azaltıyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları 1 bardak tüketmek vücudu sıfırlıyor: 2 malzemeli içecek C vitamini deposu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-1-bardak-tuketmek-vucudu-sifirliyor-2-malzemeli-icecek-c-vitamini-deposu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-1-bardak-tuketmek-vucudu-sifirliyor-2-malzemeli-icecek-c-vitamini-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir güne başlamak için sabah doğal besinlerin gücünden faydalanabilirsiniz. Sabahınıza bir bardak zencefil ve amla suyu ile başlamak, sağlığınızı iyileştirmenin en basit yöntemlerinden biridir. Peki, her sabah bu karışımı içince ne olur?Sabahınıza bir bardak zencefil ve amla suyu ile başlamak, sağlığınızı iyileştirmenin en basit yöntemlerinden biridir.Bu güçlü içecek, çeşitli sağlık avantajları sağlayan önemli mineraller, antioksidanlar ve doğal kimyasallar açısından zengindir. Isıtıcı etkisiyle bilinen zencefil, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengin olan amlayı tamamlar.İşte bu güçlü suyu her sabah içmenin faydaları ve sağlığınızı nasıl iyileştirebileceği.BAĞIŞIKLIK İÇİN DOĞAL GÜÇLENDİRİCİAmla, bağışıklık sisteminizi güçlendiren, vücudunuzun enfeksiyonlarla ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan C vitamini açısından zengindir.Zencefil, iltihap önleyici özellikler sağlayarak, iltihabı azaltarak ve vücudunuzun mevsimsel soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı dirençli kalmasını destekleyerek bunu tamamlar. 2017&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı etkili bir yanıt oluşturması için C vitaminine ihtiyaç duyulduğu açıktır.Sık sık hazımsızlık veya şişkinlikle mücadele ediyorsanız, bu meyve suyu oyunun kurallarını değiştirebilir. Zencefil sindirim enzimlerinin üretimini uyarırken, amla bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur ve bağırsak sağlığını destekler. Birlikte mideyi rahatlatır ve sindirimi pürüzsüz tutarlar.Düzenli olarak zencefil ve amla suyu içmek cildinize doğal bir parlaklık kazandırabilir ve saç sağlığınızı iyileştirebilir. Amla&#039;nın antioksidanları ve C vitamini serbest radikallerle savaşarak yaşlanma belirtilerini azaltırken, zencefil kan dolaşımını artırarak saç köklerinize daha güçlü ve parlak teller için besin sağlar.Bu meyve suyu kilo yönetimi rutininize harika bir katkı sağlayabilir. Zencefil metabolizmayı hızlandırır ve kalorileri daha verimli bir şekilde yakmanıza yardımcı olurken, amla sisteminizi detoksifiye eder ve sindiriminizi kontrol altında tutar. Birlikte, gün boyunca daha hafif ve daha enerjik hissetmenize yardımcı olabilirler.Zencefil ve amla suyu doğal detoks ediciler olarak işlev görür. Amla, karaciğerinizden ve böbreklerinizden toksinleri temizler, zencefil ise ter üretimini teşvik ederek toksin atılımına yardımcı olur. Bu suyu her sabah içmek vücudunuzun sıfırlanmasına ve taze bir başlangıç ​​yapmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vFbtI-tYXkKN4ryHEXFalA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, bardak, tüketmek, vücudu, sıfırlıyor:, malzemeli, içecek, vitamini, deposu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>24 yaşındaki adam felç sanıldı, gerçek bambaşka çıktı: İlk iş gününde bu belirtileri yaşamış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/24-yasindaki-adam-felc-sanildi-gercek-bambaska-cikti-ilk-is-gununde-bu-belirtileri-yasamis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/24-yasindaki-adam-felc-sanildi-gercek-bambaska-cikti-ilk-is-gununde-bu-belirtileri-yasamis</guid>
<description><![CDATA[ 24 yaşındaki Chee Ming Heng, iş deneyiminin ilk gününde felç belirtilerine benzeyen semptomlar yaşamaya başladı. Yapılan tetkiklerin ardından, beyne giden kan akışını azaltan nadir bir hastalık olan Moyamoya teşhisi konuldu. Hastalığın ilerlemesini durdurmak için bypass ameliyatı geçiren genç, ardından araba kullanma ve yazma gibi temel becerileri yeniden öğrenmek zorunda kaldı.LaSalle Sanat Koleji öğrencisi Chee, 8 Şubat&#039;taki ilk iş gününde zaman çizelgesine adını yazmakta zorlandığını fark etti. Birkaç gün sonra çatal bıçağı düzgün tutamıyor, iki gün sonra ise yüzünde sarkma belirtileri görülüyordu.Chee, hastaneye kaldırıldıktan sonra nörologlar ilk etapta otoimmün bir vasküler rahatsızlıktan şüphelendi. Ancak detaylı taramalar ve testler sonrasında kesin teşhis koyuldu: Moyamoya hastalığı.Japonca&#039;da &quot;duman bulutu&quot; anlamına gelen Moyamoya, genellikle Japonya, Kore ve Çin&#039;de görülüyor. Mayo Clinic&#039;e göre hastalık, Down sendromu, orak hücreli anemi ve nörofibromatozis gibi diğer rahatsızlıklarla da ilişkili.Baş ağrısı, nöbetler, güçsüzlük, konuşma zorluğu ve istemsiz hareketler gibi belirtilerle kendini gösterebilen bu hastalık, egzersiz, öksürme veya ağlama gibi aktivitelerle tetiklenebiliyorChee&#039;nin ameliyatını gerçekleştiren beyin cerrahı Dr. Chen Min Wei, Moyamoya&#039;nın teşhis edilmesinin zorluğuna dikkat çekiyor:&quot;Teşhisi doğrulamak bazen bir yılı bulabiliyor çünkü çoğu vaka, üçüncü veya dördüncü felçten sonra fark ediliyor.&quot;Dr. Chen, yılda sadece sekiz ila on bypass ameliyatı gerçekleştirdiğini belirtiyor.Mayıs ayında bypass ameliyatı olan Chee’nin beyninin sağ tarafına kan akışını sağlamak için yeni bir damar oluşturuldu.Ameliyattan iki hafta sonra evine dönen genç, temel becerilerini yeniden öğrenmek için uzun bir rehabilitasyon sürecine girdi.Chee, ailesinin destekleyici rolüne dikkat çekerek, &quot;Ameliyattan sonra uyandığımda anne ve babamı yanımda görmek beni çok mutlu etti,&quot; dedi.Bu zorlu sürecin ardından, Chee Ming Heng, Moyamoya hastalığını yenerek yeni bir hayata başlamanın sevincini yaşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3EkISKHdnUe6w0w1p-1VUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, adam, felç, sanıldı, gerçek, bambaşka, çıktı:, İlk, iş, gününde, belirtileri, yaşamış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;kahvaltıyı bu saatte yapın&amp;quot; diyor: Ömrü 20 yıl uzatıyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kahvaltiyi-bu-saatte-yapin-diyor-omru-20-yil-uzatiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kahvaltiyi-bu-saatte-yapin-diyor-omru-20-yil-uzatiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünü olarak kabul edilir ve bu  öğünde tükettiğiniz besinler gün içerisinde sağlıklı ve enerjik hissetmenize yardımcı olur. Kahvaltıda tükettiğiniz besinler kadar kahvaltı yaptığınız saatte vücut sağlığınız içim çok önemli. Kahvaltıyı bu saat diliminde yapmanın vücuda olan faydalarını uzmanı açıkladı. Bunu yapmak için basit birkaç yaşam tarzı değişikliği yaparak hayatınızı tamamen değiştirebilirsiniz.Kahvaltı, günün en önemli öğünlerinden biri olarak kabul edilir. Bunun birkaç temel nedeni vardır. Kahvaltı, gece boyunca süren açlıktan sonra vücuda enerji sağlar. Kan şekeri seviyesini düzenleyerek günün geri kalanında fiziksel ve zihinsel aktiviteler için gerekli olan enerjiyi destekler.Günün ilk öğünü, metabolizmayı harekete geçirir ve kalori yakımını artırır. Kahvaltı yapmamak, vücudun &quot;tasarruf moduna&quot; geçmesine neden olabilir, bu da yağ depolamasını artırabilir.Özellikle tam tahıllı ekmek, yumurta, süt ürünleri gibi protein ve kompleks karbonhidrat içeren bir kahvaltı, beyin fonksiyonlarını destekler. Kahvaltı yapan kişiler, genellikle öğrenme ve odaklanma konusunda daha başarılıdır.Sinirbilimci Dr. Julia Jones&#039;a göre sabah 11&#039;e kadar kahvaltı yapmak basit ama etkili bir rutindir. Jones ayrıca, bu yeme sisteminin ömrü 20 yıl kadar uzatabileceğini söyledi.Jones, tüm vücut sisteminizi dinlendirmek için gece boyunca on altmış altı saat aç kalmaya çalışmanız gerektiğini söyledi. Daha sonra düzenli aralıklarla yedi saat yemek yiyebilirsiniz. Jones, çok sayıda araştırmanın, insanların çok sık yemek yediğini ve sıklıkla sağlıksız beslendiğini gösterdiğini söyledi.Bu hücrelerin sıfırlanması, sindirim sistemini dinlendirmek için diğer hücresel yolların ve önemli temizlik işlemlerinin devreye girmesine izin vermek yoluyla kolaylaştırılabilir.Doktorun önerdiği bu diyet programı aralıklı oruç olarak da bilinir. &quot;Günlük kısıtlı zaman orucu&quot; olarak bilinen sekiz saatlik bir kısıtlama, bu popüler diyete birçok farklı yaklaşım sunar.Mayo Clinic&#039;e göre her gün bu saatlerde normal bir şekilde yemek yiyebilirsiniz.Doktor, kahvaltı yapmak veya öğle yemeğine doğrudan atlamak sizin tercihiniz olduğunu söylüyor. Aralıklı oruç tutmak, çeşitli sağlık sorunları riskinizi azaltabilir.Mayo Clinic&#039;e göre kilo vermek ve fiziksel olarak aktif olmak, diyabet, uyku apnesi ve bazı kanser türlerine yakalanma riskinizi azaltır.Bu hastalıklar için, aralıklı oruç, genel kalorileri azaltan diğer herhangi bir diyet türü kadar faydalı görünüyor.Bu diyet yöntemi, diğer diyetlere göre iltihabı azaltıyor gibi görünüyor.Doktor, her hafta otuz farklı bitki yemenin de yardımcı olabileceğini söylediğinden, düzenli olarak oruç tutmak yaşam sürenizi yıllar boyunca uzatabilecek tek alışkanlık değildir.Dr. Jones ayrıca bazı şeyleri karıştırmanın çok faydalı olabileceğini söyledi. Örneğin, fındığı ve kefiri karıştırmak oldukça faydalı olabilir.Jones, eksikliğin tipik olarak çeşitli beslenmemek olduğunu söyledi ve bu alışkanlığın bağırsak çeşitliliğinin kaybına yol açtığını vurguladı.Uzman, haftada 30 farkl bitki yemenin aynı zamanda bir &quot;temel dayanak&quot; olan bağırsak sağlığınızı güçlendirmeye yardımcı olabileceğini paylaştı.Kimchi, kombucha ve kefir bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca doktor, bu düzenin benimsenmesinin &quot;bir hafta içinde&quot; bir fark yaratmaya başlayabileceğini de sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MVM98gom_UuynhA0w7dGag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, kahvaltıyı, saatte, yapın, diyor:, Ömrü, yıl, uzatıyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>40 yaşındaki kadın 4 litre su içti: Nöbet geçirip bilincini kaybetti</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/40-yasindaki-kadin-4-litre-su-icti-noebet-gecirip-bilincini-kaybetti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/40-yasindaki-kadin-4-litre-su-icti-noebet-gecirip-bilincini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için her gün düzenli olarak vücudunuzun ihtiyacı kadar su içmelisiniz. Uzmanlar genellikle gün içerisinde 2-3 litre su içilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak aşırı su içmek vücudunuzu tehlikeye sokabilir.Su bir yaşam kaynağıdır ve vücut sağlığını korumak için su içmek büyük önem taşır. Ancak aşırı su tüketimi bazı sorunları da beraberinde getirebilir.İlginç vakaları sosyal medya hesabından paylaşmasıyla tanınan Dr. Sudhir Kumar, yakın zamanda bir kadının detoks için sabahları 4 litreye kadar su içtiği bir gönderi paylaştı.Dr. Sudhir Kumar&#039;ın X&#039;te yazdığı vakayı paylaşarak: 40 yaşındaki Rajni&#039;ye (isim değiştirildi) vücudunu detoksifiye etmek için sabahları su içmesi söylendi. Sabah uyandıktan sonra fazla su içmenin vücudundaki tüm atıkları temizleyeceği ve onu daha sağlıklı hale getireceği iddia edildi. Ayrıca cildinin de gençleşeceği iddia edildi.40 yaşındaki kadın tavsiyeyi ciddiye aldı ve uyandıktan sonra sabah yaklaşık 4 litre su içti. Bir saat içinde baş ağrısı, mide bulantısı ve bir kez kusma yaşadı. Birkaç dakika sonra kafası karışmış ve yönünü kaybetmiş hissetti, bunu bir nöbet ve bilinç kaybı izledi.Dr. Sudhir, kadının serum sodyum seviyesinin 110 mmol/L&#039;ye düştüğünü, normal aralığın 135-145 olduğunu açıklıyor.
&quot;Rajni yoğun bakıma kaldırıldı ve hiponatremi sonraki 3 gün içinde düzeltildi. Tedaviye yanıt verdi ve zihinsel durumu 24 saat içinde normale döndü. 4. gün taburcu edildi,&quot; diye yazıyor.Sağlıklı bir vücut için bir kişinin içmesi gereken su miktarı yaş, kilo, iklim ve aktivite seviyeleri gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Bu, birçok insan için iyi bir başlangıç ​​noktasıdır ve çoğu günlük aktivite için yeterli hidrasyonu sağlar.Ancak, bireysel hidrasyon ihtiyaçları değişebilir. Örneğin, düzenli egzersiz yapan veya sıcak iklimlerde yaşayan kişiler, ter yoluyla sıvı kaybını telafi etmek için daha fazla suya ihtiyaç duyabilir.Öte yandan, daha fazla kafein veya alkol tüketenler, susuzlaştırıcı etkilerini dengelemek için ek suya ihtiyaç duyabilir. Benzer şekilde, hamile veya emziren kadınların vücut fonksiyonlarını ve süt üretimini desteklemek için daha fazla su ihtiyacı vardırVücudunuzu dinlemek önemlidir. Susuzluk, vücudunuzun suya ihtiyacı olduğunu gösteren doğal bir işarettir ve idrar rengi hidrasyon durumunun iyi bir göstergesi olabilir.Berrak veya açık sarı idrar genellikle uygun hidrasyonu gösterirken, koyu sarı veya kehribar idrar susuzluğu gösterir. Vücudun iyi sulanmasını ve optimum şekilde çalışmasını sağlamak için, bir kerede aşırı su içmek yerine gün boyunca su alımını dengelemek önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9oJ7-fBrKkqfwvONyt2ELg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, litre, içti:, Nöbet, geçirip, bilincini, kaybetti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, &amp;quot;bilimsel olarak kanıtlı&amp;quot; dedi: 5 alışkanlık ömrünüze ömür katacak</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-bilimsel-olarak-kanitli-dedi-5-aliskanlik-oemrunuze-oemur-katacak</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-bilimsel-olarak-kanitli-dedi-5-aliskanlik-oemrunuze-oemur-katacak</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşam sürmek ve güzel yaşlanmak için yaşam tarzı alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz gerekir. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek sadece uzun değil, sağlıklı bir ömür geçirmenize yardımcı olur. Doğru alışkanlıklar yaşamınıza yapacağınız en önemli yatırım olabilir. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bilimsel olarak kanıtlanmış sağlıklık yaşam önerilerini paylaştı.Kaliteli yaşamak, sağlıklı bir ömür sürmek için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmelisiniz. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarına odaklanmak; düzenli beslenmek, hareket etmek, uyku ve stres yönetimi gibi basit adımlardan geçer.Sağlıklı yaşam önerileriyle tanınan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bilimsel olarak kanıtlı dediği altın değerinde önerilerini paylaştı.Yapılan tüm araştırmalar sağlıklı beslenmenin sağlıklı yaşamın altın anahtarı olduğunu gösteriyor.Araştırmalar bitki ağırlıklı, baklagiller, kabuklu yemişler ve tam tahıllar açısından zengin; şeker, un, nişasta, kırmızı ve işlenmiş et açısından fakir sağlıklı bir beslenme alışkanlığının, 60 yaşında başlandığında yaşam süresini 8 yıldan fazla, daha genç yaşlarda başlandığında ise 13 yıla kadar uzatabileceğini söylüyor.Besin unsurları (vitaminler, mineraller, antioksidan polifenoller, omega-3 yağları...) açısından yoğun, kalori yükü hafif besinler bu süreleri daha da uzatabiliyor.Basit bazı günlük değişimler bile vücudunuz üzerinde çok büyük farklar yaratabiliyor. Örneğin beyaz un ile yapılmış makarna yerine tam tahıllı makarna tercih etmek diyabet riskini yüzde 30 azaltabiliyor.Düzenli olarak hareket etmek ve egzersiz yapmak vücudunuzdaki kasları çalıştırırken size sağlıklı bir ömür sunar. Günde sadece 15 dakikalık orta düzeyde bir egzersiz alışkanlığı bile yaşlanma sürecimizi geciktirebiliyor, yaşam süremizi 7 yıla kadar uzatabiliyor.Önemli bir başka çalışmanın sonuçları ise haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapan bireylerin ölüm risklerinin yüzde 28 daha düşük olduğunu kanıtlıyor. Yine bir başka araştırmanın sonuçlarına bakılırsa günde sadece 10 dakika yürümenin tüm nedenlere bağlı ölüm risklerini büyük ölçüde azaltabileceği, sağlıklı ve uzun bir ömrü teşvik edebileceği anlaşılıyor.Tempolu yürüyüş alışkanlığının telomer yıpranmasını geciktirerek biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğini gösteren verileri de bir kenara not edebilirsiniz. Diğer taraftan yine bazı çalışmalar hızlı yürüyenlerin yavaş yürüyenlere göre daha uzun ömürlü olma eğiliminde olduğunu göstermiş.Egzeriz yapmaya vakit bulamıyorsanız günlük alışkanlıklarınızı gözden geçirebilirsiniz. Mesela asansör yerine merdivenleri kullanmak... Mesela cep telefonunuzla oturarak değil ayakta odanızda dolaşarak konuşmak... Araştırmalar tesadüfi aktivite düzeyindeki artışın özellikle bilişsel işlevlerin (hafızanın/belleğin) iyileştirilmesinde işe yaradığını gösteriyor.Hem fiziksel hem de psikolojik sağlığınız için kaç saat uyuduğunuz önemli. Bir araştırmaya göre, uzun süre her gece 5 saatten daha az uyumak ölüm riskinizi yüzde 15 oranında arttırabiliyor.Tersine çok fazla uyumak da aynı derecede tehlikeli. 30 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada 9 saatten daha fazla uyuyanların inme riskinin yüzde 23 daha yüksek olduğu ortaya çıkmış.Mavi bölgelerde yapılan bir başka araştırmada ise gecede 7-9 saat uyuyanların kalp hastalığı risklerinin yüzde 34 daha az olduğu gösterilmiş.Prof. Dr. Osman Müftüoğlu; &quot;Yönetilemeyen kronik streslerin muazzam birer ömür törpüsü oldukları kesin.Mühim bir çalışma kronik stresin yaşam süresini 2-8 yıla kadar azaltabileceğini, bağışıklık tepkilerini bozabileceğini ve kardiyovasküler riskleri yüzde 40 oranında arttırabileceğini gösterdi. Buna karşılık günlük olarak gerçekleştirilen sadece 5 dakikalık kısacık bir nefes döngüsü çalışmasının bile telomer yıpranmasını frenleyebileceğini kanıtladı.&quot; diyor.Sosyalleşmek sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek ömrünüzü uzatır. Yapılan tüm araştırmalar bunu gösteriyor. Sadece güçlü, kalıcı ve güvenli 3 sosyal bağa sahip olmak bile erken ölme ihtimalinizi yüzde 200’den fazla azaltabiliyor. 300 binden fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırma ise zayıf sosyal ilişkilere sahip olmanın erken ölüm riskini yüzde 50 arttırabileceğini gösteriyor.Bir başka çalışma, güçlü sosyal bağları olanların yaşlılığa bağlı bilişsel bozukluk/bellek kaybı bakımından da daha avantajlı oldukları net ve açık olarak kanıtlıyor. Yaklaşık 70 bin kadın üzerinde yapılan bir başka araştırma sosyal olarak güçlü kadınların izole olmuş kadınlara kıyasla yüzde 10 daha uzun ömürlü olduğunu ve 85 yaşına kadar yaşama şanslarının yüzde 41 daha yüksek hesaplandığını ortaya koydu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yov0tbUr-0OEvSLvKM8BmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Osman, Müftüoğlu, bilimsel, olarak, kanıtlı, dedi:, alışkanlık, ömrünüze, ömür, katacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>En iyi magnezyum hangisi? Çok az kişi bu farkı biliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/en-iyi-magnezyum-hangisi-cok-az-kisi-bu-farki-biliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/en-iyi-magnezyum-hangisi-cok-az-kisi-bu-farki-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücut için en gerekli minerallerin başında magnezyum gelir. Vücdudun magnezyum ihtiyacını besinlerden ya da takviyelerden kaşılayabilirsiniz. Magnezyum vücudun ihtiyacına göre çeşitli formlarda bulunur. Bunlar arasında Magnezyum Sitrat, Glisinat, Oksit, Malat, Taurat, L-Treonat, Sülfat (Epsom Tuzu) ve Klorür yer alır. Peki, hangi magnezyumu kullanmak gerekir?Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için minerallere ihtiyaç duyarsınız. Magnezyum da vücut için hayati öneme sahip olan bir mineral. Magnezyum, vücutta %60&#039;ı kemiklerde, %39&#039;u yumuşak dokularda ve %1&#039;i kanda bulunur.
Magnezyum, çeşitli sağlık sorunlarını önlemek amacıyla kullanılır. Eksikliği tip 2 diyabet, kalp hastalığı, migren gibi rahatsızlıklarla ilişkilidir. Günlük tavsiye edilen miktar 375 mg&#039;dır. Eksiklik belirtileri iştahsızlık, yorgunluk, kas krampları ve zihinsel bulanıklık olabilir.Magnezyum ihtiyacını karşılamak için takviyelerden ya da magnezyum içeren besinlerden faydalanabilirsiniz. Ancak takviye ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmanız önemlidir.Magnezyumun yüzde 60&#039;ı kemiklerde, yüzde 39&#039;u hücre iç sıvıda yüzde 1&#039;i ise kan pklazmasında yer alır. Magnezyum, vücudun sağlıklı çalışmasını sağlayan 300’den fazla enzim sisteminin ko-faktörü olarak görev yapar ve protein sentezi, kas ve sinir fonksiyonları, kan şekeri kontrolü ile kan basıncı düzenlemesi gibi hayati biyokimyasal reaksiyonları destekler.Magnezyum vücudun ihtiyacına göre çeşitli formlarda bulunur. Bunlar arasında Magnezyum Sitrat, Glisinat, Oksit, Malat, Taurat, L-Treonat, Sülfat (Epsom Tuzu) ve Klorür yer alır. Bu formlar, biyoyararlanım ve kullanım alanlarına göre değişiklik gösterir ve sindirim sistemi, kas-sinir fonksiyonları, kalp sağlığı veya enerji metabolizmasını desteklemek gibi farklı amaçlarla tercih edilir. Neye ihtiyacınız olduğunuzu belirledikten sonra en uygun formda olan magnezyumu kullanmanız önerilir.Magnezyum Sitrat : Yüksek biyoyararlanımı ile bilinir ve genellikle sindirim sistemi sorunları, özellikle kabızlık için tercih edilir.
Magnezyum Glisinat : Kas gevşetici etkisi ve yüksek emilimi nedeniyle, kas spazmları ve stres yönetimi için yaygın olarak kullanılır.
Magnezyum Oksit : Magnezyum içeriği yüksek olsa da biyoyararlanımı düşüktür; genellikle mide asidini nötralize etmek veya kısa vadeli kabızlık tedavisinde kullanılır.
Magnezyum Malat : Enerji metabolizmasını destekler ve kronik yorgunluk sendromu veya fibromiyalji gibi durumlarda tercih edilir.
Magnezyum Taurat : Kalp sağlığına yönelik faydaları ile bilinir ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir.
Magnezyum L-Treonat : Beyne olan yüksek erişimi sayesinde sinir sistemi sağlığı ve bilişsel fonksiyonların desteklenmesi için kullanılır.
Magnezyum Sülfat (Epsom Tuzu) : Kas gevşetici etkileriyle bilinir ve genellikle topikal uygulamalarda (banyo tuzu) kullanılır.
Magnezyum Klorür : Yüksek emilimi sayesinde hem oral takviye hem de cilt yoluyla magnezyum desteği için kullanılabilir.SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENMESğalıklı beslenme sağlıklı bir vücudun altın anahtarı. Bu nedenle sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Magnezyum açısından zengin gıdaları diyetinize dahil etmek, eksikliğinizi önlemenin en etkili yollarından biridir. Günlük öğünlerinizde çeşitli sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve protein kaynaklarına yer verin.Özellikle magnezyum içeren besinler tercih ederek, sağlığınızı koruyabilir ve vücudunuzun enerji seviyelerini artırabilirsiniz. Ayrıca, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, magnezyum alımınızı artırmanıza yardımcı olur.Şekerli, işlenmiş ve rafine edilmiş gıdalar magnezyum emilimini azaltabilir. Tam gıdalar ve doğal içeriklerle beslenmeye özen gösterin.STRES YÖNETİMİKronik stres, magnezyum kaybına yol açabilir. Yoga, meditasyon veya derin nefes egzersizleri gibi stres azaltıcı aktiviteler faydalı olabilir.SAĞLIĞI KONTROL ALTINDA TUTUNDiyabet, sindirim sorunları (örneğin Crohn hastalığı veya çölyak hastalığı) ve böbrek hastalıkları gibi sağlık sorunları magnezyum eksikliğine yol açabilir. Bu durumları kontrol altında tutmak önemlidir.Günlük magnezyum ihtiyacı, yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değişir. Yetişkin erkekler için önerilen miktar 400-420 mg, kadınlar için ise 310-320 mg civarındadır. Hamile ve emziren kadınlar için bu değerler biraz daha yüksektir. Dengeli bir beslenme ile bu ihtiyaç karşılanabilir, fakat bazı bireyler için takviye almak gerekebilir.Eğer magnezyum eksikliği belirtileri (kas krampları, yorgunluk, huzursuzluk, uyku sorunları gibi) yaşıyorsanız, bir doktora danışmanız önemlidir. Kan testi ile magnezyum seviyeleriniz kontrol edilebilir ve ihtiyaç halinde tedavi planlanabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vyb3KyAVr0uv4KcBPqeXuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>iyi, magnezyum, hangisi, Çok, kişi, farkı, biliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kanserin işaretiymiş: Kimsenin umursamadığı bu belirti riski 6 kat artırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kanserin-isaretiymis-kimsenin-umursamadigi-bu-belirti-riski-6-kat-artiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kanserin-isaretiymis-kimsenin-umursamadigi-bu-belirti-riski-6-kat-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kanser dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle kanserde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bazı belirtilerin göz ardı edilmesi ve önemsenmemesi kanserin hızlı şekilde yayılmasına neden olabiliyor. Yapılan son araştırmalara göre kanserin sık görülen ve gözden kaçan bir belirtisi daha ortaya çıktı.Kanser dünya genelinde sık görülen ve erken teşhis edilemediğinde hayati risk taşıyan ciddi bir hastalık. Kanser, hücrelerin anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyüyerek vücut dokusunu tahrip ettiği hastalıktır.Kanserde erken teşhis hayat kurtarır. Ancak vücudunuzda önemsemediğiniz bazı belirtiler kanserin habercisi olabilir.Baltimore&#039;daki Johns Hopkins Tıp Fakültesi&#039;nden Valerie Larson ve Münster Üniversite Hastanesi&#039;nden Sonja Stände&#039;nin liderliğindeki bir araştırma grubu, şiddetli kaşıntının potansiyel bir kanser belirtisi olabileceğini keşfetti.Bu bulgular, kanserin erken evrelerinde görülebilecek semptomların daha iyi anlaşılmasına katkı sağlıyor. Araştırmalarının sonuçları, Amerikan Dermatoloji Akademisi Dergisi&#039;nde yayımlandı ve dermatoloji alanındaki uzmanlar tarafından dikkatle incelendi.Araştırmacılar, 2013 ile 2017 yılları arasında Johns Hopkins Hastanesi&#039;nde kaşıntı nedeniyle tedavi gören yaklaşık 17.000 yetişkin hastanın verilerini analiz etti. Bu veriler, kaşıntı şikayeti olmadan hastaneye başvuran yaklaşık beş milyon hastanın verileriyle karşılaştırılarak, kaşıntının olası sağlık riskleri üzerindeki etkileri incelendi. Elde edilen sonuçlar, kaşıntının, özellikle kanser gibi ciddi hastalıkların erken belirtisi olabileceğini ortaya koydu.Bilim adamları, kaşıntı şikayeti olan hastaların, tümör gelişme olasılığının altı kat daha fazla olduğunu keşfettiler. Özellikle karaciğer, safra kesesi, safra yolları, hematopoietik sistem ve deri tümörlerinin yaygın olduğu gözlemlendi. Ancak kaşıntısı olan hastaların hepsinde döküntü görülmedi. Araştırmacılar, özellikle lösemi, kemik tümörü, bronşiyal karsinom ve multipl miyelom hastalarında döküntüleri tespit edebildiler.Bu tür tümörlerdeki mekanizmanın iltihaplı bir cilt reaksiyonuna dayandığı için, döküntüler ile tümör arasındaki bağlantıyı araştırıyorlar. Ancak bu çalışma, kaşıntının mı yoksa kanserin mi ilk önce ortaya çıktığını kesin olarak belirleyemedi. Daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyulsa da, bilim insanları bu bulguların, doktorların belirsiz kaşıntı semptomlarını daha iyi anlamalarına yardımcı olabileceği konusunda iyimserler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VtZt22xaQE2-hS7CpEAhXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 24 Dec 2024 12:33:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kanserin, işaretiymiş:, Kimsenin, umursamadığı, belirti, riski, kat, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir, çinko, fosfor ve potasyum minerali: Kış geldi, vazgeçilmez gıda oldu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/demir-cinko-fosfor-ve-potasyum-minerali-kis-geldi-vazgecilmez-gida-oldu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/demir-cinko-fosfor-ve-potasyum-minerali-kis-geldi-vazgecilmez-gida-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Sivas&#039;ta havaların soğumasıyla birlikte bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen sakatat tüketimine rağbet arttı. A vitamini, B grubu vitaminleri, demir, çinko, fosfor ve potasyum mineralleri yönünden oldukça zengin olan sakatat ürünleri kış aylarının adeta vazgeçilmez gıdası haline geldi.Bağışıklık sitemini güçlendirdiği bilinen sakatat, kuzu kelle, paça, işkembe, ciğer, böbrek, pöç gibi ürünlerle reyonlarda tüketiciyle buluşuyoSakatatlar, yüksek ve zengin besin içeriği ile bilinen ve hayvanların iç organlarıyla elde edilen gıdalardır. Sakatatlar demir açısından zengin olup anemi ve demir eksikliği gibi hastalıklara çok iyi gelmektedir. Yüksek B vitamini içeriği ile özellikle unutkanlığa iyi gelmektedir.B12 takviyesi sağlayacağından unutkanlığı olan danışanlarıma düzenli olarak yemelerini tavsiye ediyorum. Sakatatı çocukların tüketmesini de tavsiye ediyorum. Konsantrasyon eksiliğine ve derslere karşı ilgisini artırmak için ayda 2 kez sakatat tüketimini öneriyorum.Özellikle soğuk ve kış aylarında düzenli tüketilen sakatat bağışıklığı güçlendirerek hastalığa yakalanma riskini azaltır. İçeriğinde yüksek A, B vitamini, demir ve B12 açısından zengin olduğu için düzenli tüketilmesini öneririm.Sakatat ile birlikte yüksek C vitamini içeren limonu da kullanırsanız biyoyararlanımı artırırsınız. Gut, tansiyon ve kolesterol gibi hastalıkları bulunan kişilerin sakatattan uzak durmasını tavsiye ediyorum.İçerisinde bulunan yüksek yağ miktarı ile bu hastalıkları bulunan kişilere zarar verir. Bunların dışında kalan kişiler ise ayda 2&#039;den fazla tüketmemeli. Tüketilirken ölçüsü kaçırıldığında obeziteye yol açabilirKasaplık yapan Adem Yıldırım, kış aylarının gelmesiyle sakatata talebin fazla olduğunu ifade ederek, ”Sivas&#039;ta havaların soğumasıyla kış şartları ağır geçiyor. Sakatat faydalı olduğu için de talep daha fazla artıyor. Talebin fazla olmasından kaynaklı yoğunluk oluyor ve yetiştiremiyoruz. Bu yüzden sakatat Sivas&#039;ın önemli bir yiyeceğidir. Paşa, işkembe, böbrek, yürek, ciğer ve mumbar sakatat grubuna girer” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-demxoYV2kOlDTXKxrZ-LA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Demir, çinko, fosfor, potasyum, minerali:, Kış, geldi, vazgeçilmez, gıda, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uyurken bile yağları kasa dönüştürüyor: Yatmadan önce 1 kaşık yiyince B vitamini deposunu dolduruyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uyurken-bile-yaglari-kasa-doenusturuyor-yatmadan-oence-1-kasik-yiyince-b-vitamini-deposunu-dolduruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uyurken-bile-yaglari-kasa-doenusturuyor-yatmadan-oence-1-kasik-yiyince-b-vitamini-deposunu-dolduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek protein oranıyla en şifalı besinler arasında yer alan ve zengin bir B vitamini kaynağı olan lor peyniri, vücuda pek çok fayda sağlıyor. Hem düşük yağ hem de yüksek protein içeriğiyle diyet listelerinin de vazgeçilmezi olan lor peyniri, vücut için adeta mucize etkiler sunuyor.Lor peyniri faydaları itibariyle sağlıklı bir beslenme planının önemli bir parçası olarak öne çıkar. Protein açısından zengin olan peynir, kas gelişimini destekler ve enerji seviyesini artırır. Düşük yağ içeriği sayesinde kilo kontrolüne yardımcı olurken kalp sağlığını da korur. Kalsiyum ve fosfor bakımından zengin olan besin, kemik ve diş sağlığını destekler.Lor peynirinin sindirimi kolay bir besin olup mide ve bağırsak sağlığı için de fayda sağlar. Hem diyet listelerinin vazgeçilmezi hem de sağlık açısından fayda sunan lor peynir, pek çok yemekte kullanılarak sofralara lezzet katar.Lor peyniri zengin bir B12 kaynağıdır. Bir bardak lor peynirinden yaklaşık 0,9 mikrogram B vitamini alırsınız. Bu çok fazla görünmeyebilir, ancak yetişkinler için önerilen günlük miktar yaklaşık 2,4 mikrogram olduğundan, bu peynir türü günlük miktarınızın yaklaşık %38&#039;ini karşılayabilir.Lor tüketmenin en çok konuşulan avantajlarından biri, size yüksek miktarda protein sağlamasıdır. Örneğin, tipik bir fincan peynirde yaklaşık 24 gram protein bulunur.Sadece protein takviyesinden keyif almakla kalmaz, aynı zamanda düşük miktarda şeker (genellikle laktozdan olmak üzere yaklaşık 9 gram) ve hiçbir ilave şeker içermez. Biraz bal veya meyve ile bunu tatlı hale getirebilirsiniz.Lor peynirindeki proteinin çoğu, dinlenirken bile kas geliştirme hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir. Kas gelişimi için protein gereklidir, ancak lor çoğunlukla kazein adı verilen bir tür proteinden oluşur; bu, peynir altı suyu ve diğer iki hayvansal proteinden biridir.Bu proteinlerin her ikisi de kas büyümesine yardımcı olsa da, her ikisi de tam proteindir (dokuz temel amino asidin tamamını içerir), kazein daha yavaş emildiği için daha yavaş salınan bir proteindir.Bu nedenle, uykudan önce veya bir süre dinlenmeden önce alındığında birçok kişinin faydalarından yararlandığı bilinmektedir. Peynir altı suyundan daha iyi değildir, ancak uyurken bile kaslar için faydalıdır.Lor peyniri, yüksek kaliteli protein kaynaklarından biridir. Protein, vücut dokularını onarmak, kasları güçlendirmek ve enerji sağlamak için önemlidir. Lor peynirinin içerdiği protein, özellikle kas gelişimi ve günlük enerji ihtiyacını karşılamak için mükemmel bir kaynaktır. Aynı zamanda, protein alımının tokluk hissini artırarak kilo kontrolüne yardımcı olduğu bilinmektedir.Lor peyniri, kalsiyum bakımından zengin bir besindir. Kalsiyum, güçlü kemiklerin ve dişlerin oluşumu için kritik bir mineraldir. Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak, kemik sağlığını sürdürmek ve osteoporoz gibi kemik hastalıklarını önlemek için önemlidir. Lor peyniri, özellikle çocuklar, gençler ve yaşlılar için kalsiyum ihtiyacını karşılamak adına ideal bir tercihtir.Probiyotik özellikleri ile sindirim sistemini destekleyebilir. Probiyotikler, bağırsaklardaki sağlıklı bakteri dengesini koruyarak sindirim sorunlarını önleyebilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir. Bu da genel olarak vücutta bir denge sağlamaya yardımcı olabilir.Düşük karbonhidrat içeriği ile diyetini kontrol altında tutmaya çalışan bireyler için uygun bir seçenektir. Karbonhidrat alımını azaltmak, kan şekerinin kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir. Bu da diyabet riskini azaltabilir ve kan şekerinin dalgalanmalarını minimize edebilir.Lor peyniri, süt alerjisi olan bireyler için süt ürünlerini tolere edebilme özelliği ile dikkat çeker. Süt proteini alerjisi olan kişiler, lor peynirini süt ürünlerine alternatif olarak kullanabilirler.Lor peyniri, özellikle içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp sağlığını destekleyebilir. Bu yağ asitleri, kardiyovasküler sistemin düzenli çalışmasına katkıda bulunabilir ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltabilir.Lor peyniri üretimi oldukça kolay ama titizlik gerektiren bir süreçtir. Bunun için ilk olarak peynir altı suyu kaynatılır.
Bu aşamada suyun üzerinde oluşan beyaz tanecikler toplanır. Tanecikler lor peynirinin temelini oluşturur.
Toplanan lor bir tülbent yardımıyla süzülerek fazla suyu alınır. Daha sonra tuz eklenerek tatlandırılır ve kıvam alması için bir süre bekletilir. Şekil verilerek soğumaya bırakılır. Evde kolayca yapılabilen peynir, doğal ve sağlıklı bir seçenek sunar. Lor peyniri lezzetli ve besleyici içeriğiyle sofraların vazgeçilmezi olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z64h_b-3MUSNZnMLopjdhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uyurken, bile, yağları, kasa, dönüştürüyor:, Yatmadan, önce, kaşık, yiyince, vitamini, deposunu, dolduruyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>280 milyon kişi bu hastalıkla savaşıyor: Sihirli sayı 5 bin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/280-milyon-kisi-bu-hastalikla-savasiyor-sihirli-sayi-5-bin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/280-milyon-kisi-bu-hastalikla-savasiyor-sihirli-sayi-5-bin</guid>
<description><![CDATA[ 2024 yılında yapılan bir araştırma, günlük sadece 5000 adım atmanın bu yaygın hastalığın riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu. Günlük 5000 adım atmak sadece fiziksel sağlığınız için iyi değil; aynı zamanda zihinsel refahınızı korumak için güçlü bir araçtır. Bu basit alışkanlık depresif semptomları azaltmaya ve daha mutlu, daha sağlıklı bir yaşamı teşvik etmeye yardımcı olabilir.Yürümek en temel egzersiz biçimlerinden biri olarak kabul edilir, günde sadece 5000 adım atmanın depresyon riskini önemli ölçüde azaltabileceğini biliyor muydunuz?
2024 yılında yapılan yakın tarihli bir çalışmada günlük adım sayısı ile zihinsel sağlık arasında, özellikle depresif semptomları azaltmada ilginç bağlantılar bulundu.Depresyon dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen büyüyen bir endişe kaynağıdır. DSÖ&#039;nun verilerine göre, şu anda dünya çapında yaklaşık 280 milyon insan depresyondan muzdariptir.Araştırmaya göre, yürüyüş gibi fiziksel aktiviteler depresif semptomları azaltabilir. 96.000&#039;den fazla yetişkinin katıldığı 33 araştırmanın meta analizi, günde en az 5000 adım atan kişilerin daha az adım atanlara göre daha az depresyon semptomu yaşadığını gösterdi.Bilim basittir: yürüyüş, vücudun doğal ruh hali yükselticileri olan endorfin üretir. Düzenli yürüyüş ayrıca kortizol gibi stres kimyasallarını düşürerek daha dengeli bir zihinsel durumu destekler.10.000 adım çoğunlukla günlük nihai hedef olarak kabul edilse de, 5000 adımın bile önemli zihinsel sağlık yararları sağlayabileceğine inanılmaktadır. Araştırmaya katılan ve günde 5000-7499 adım atan katılımcılarda depresif semptomlarda belirgin bir azalma görüldü.Bu, zihinsel sağlığınızı iyileştirmek için bir fitness fanatiği olmanız gerekmediği anlamına gelir. Mahallenizde veya iş yerinizde tempolu 30-40 dakikalık bir yürüyüş, kendinizi nasıl hissettiğinizde fark edilir bir fark yaratabilir.Çalışma ayrıca günlük adım sayınızı 1000 adım bile artırmanın depresyon riskinizi %9 oranında azaltabileceğini buldu. 7000 veya daha fazla adım atanlar için risk %31 oranında düştü. Bu bulgular doz-tepki ilişkisini vurguluyor: Ne kadar çok yürürseniz, ruh sağlığı sonuçlarınız o kadar iyi olur.Ancak, faydalar yalnızca yüksek adım sayılarına ulaşanlar için değildir. 3000&#039;den 5000 adıma geçmek gibi aktivite seviyelerindeki mütevazı artışlar bile önemli ruh sağlığı iyileştirmeleriyle bağlantılıdır.Yürümek sadece ruh halinizi iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda beyninizin nasıl çalıştığı üzerinde de bir etkiye sahiptir. Düzenli yürüyüş kan dolaşımını, beyin bağlantısını artırır ve yeni beyin hücrelerinin oluşumunu destekler.Bu fizyolojik değişiklikler depresyonla savaşmaya ve genel bilişsel işlevi iyileştirmeye yardımcı olabilir.Açık havada yürümek, uyku döngünüzü düzenlemeye ve mevsimsel ruh hali değişiklikleriyle mücadele etmeye yardımcı olan doğal ışığa maruz kalmanın faydasını ekler.
Yürüyüşü alışkanlık haline getirmekGünlük rutininize 5000 adım eklemek düşündüğünüzden daha kolaydır:Yemeklerden sonra 10 dakikalık yürüyüşlerle başlayın.
İlerlemenizi izlemek için bir fitness takip cihazı veya akıllı telefon uygulaması kullanın.Haftada en az beş gün yürümeyi hedefleyin.
Ek motivasyon için arkadaşlarınız, aileniz veya iş arkadaşlarınızla yürüyün.
Yoğun günlerde bile, merdivenleri kullanmak veya varış noktanızdan daha uzakta park etmek gibi küçük değişiklikler toplanabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-WR1eoSV-0yz2-bO6t0DPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>280, milyon, kişi, hastalıkla, savaşıyor:, Sihirli, sayı, bin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Alkolün etkisi azaltacak mucize besin: İçeriğindeki yağlar ve proteinler mideyi koruyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/alkolun-etkisi-azaltacak-mucize-besin-icerigindeki-yaglar-ve-proteinler-mideyi-koruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/alkolun-etkisi-azaltacak-mucize-besin-icerigindeki-yaglar-ve-proteinler-mideyi-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, alkol tüketmeden önce peynir gibi protein ve yağ açısından zengin yiyecekler yemenin, alkolün vücuda etkilerini yavaşlatabileceğini söylüyor. TikTok’ta paylaşım yapan bir NHS doktoru, alkol alımından önce dengeli bir öğün tüketmenin, alkolün kana karışmasını geciktirerek ertesi gün yaşanabilecek olumsuz etkileri hafifletebileceğini belirtti.Alkol tüketimi, hızla kan dolaşımına karışarak merkezi sinir sistemi üzerinde baskılayıcı bir etki oluşturur. Bu durum, beynin işleyişini etkileyerek zihinsel ve fiziksel yeteneklerde geçici bozulmalara yol açabilir. Alkol alımının ilk aşamalarında gevşeme hissi oluşsa da, aşırı tüketim baş ağrısı, mide bulantısı, susuzluk, kan şekeri düşüşü ve karaciğer fonksiyonlarının bozulması gibi çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.Vücudun alkolü işlemesi zaman alır ve bu süreçte rahatsız edici yan etkiler ortaya çıkabilir. Ancak, belirli yiyecekler ve içecekler tüketmek, bu olumsuz etkileri hafifletmeye ve vücudun toparlanma sürecini desteklemeye yardımcı olabilir.Son araştırmalar, alkol alımından önce tüketilen bazı besinlerin vücudu destekleyici etkiler sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle protein ve sağlıklı yağlar içeren gıdaların, alkolün emilimini yavaşlatarak olumsuz etkilerini azaltmada etkili olabileceği belirtiliyor.Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, araştırmacılar alkolün karaciğer üzerindeki etkilerini azaltabilecek probiyotik bir peynir fikrini incelediler.Alkol tüketimi sonrası baş ağrısı ve yorgunluğun arkasındaki suçlu, “asetaldehit” adlı sinsi bir kimyasal bileşiktir. Alkolü işlerken vücudunuzda oluşur ve hasarın büyük bir kısmına neden olan odur. PCC (Probiyotik Peynir Tedavisi), dost bakterileri Lc. lactis ve Lb. plantarum sayesinde bu davetsiz misafiri daha hızlı yok etmenize yardımcı olur.Sonuç daha az toksin, daha rahat bir karaciğer ve daha az sağlık zararıdır. Ama hepsi bu kadar değil! Bu peynir aynı zamanda bir anti-enflamatuar kalkan gibi davranarak SIRT1 ve AMPK adlı hücresel müttefikleri harekete geçirir. Bu küçük moleküler kahramanlar, iltihabı sınırlar ve karaciğerinizin zarar görmesini önler.Alkol tüketimi sonrası vücudu toparlamak ve rahatsız edici etkileri hafifletmek için doğru beslenme büyük önem taşır. İşte alkol sonrası ideal beslenme önerileri:Alkol, vücuttaki suyu ve elektrolitleri azaltarak dehidrasyona neden olur. Bol su içerek susuz kalmayı önleyin.Alkol, potasyum ve magnezyum gibi önemli mineralleri azaltabilir. Muz, badem ve ceviz gibi besinlerle vücudunuzun mineral oranını dengeleyin.Alkol vücuttaki serbest radikalleri artırarak hücrelere zarar verebilir. C vitamini ve antioksidan kaynağı meyveler tüketin.Hem sıvı hem de besin desteği sunan çorbalar tüketin.Probiyotik içeren yoğurt ve kefir gibi besinler tüketerek mideyi rahatlatın.Zencefil çayı içerek sindirimi rahatlatın ve iltihabı azaltın.
Doğru beslenme, alkolün yarattığı olumsuz etkileri hafifletmeye ve vücudun daha hızlı toparlanmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nnvCz1FV-02qC8Ms8lId0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Alkolün, etkisi, azaltacak, mucize, besin:, İçeriğindeki, yağlar, proteinler, mideyi, koruyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu kadınlar sadece terapi görmüş erkeklerle çıkıyor: Z kuşağı buluşma geleneğini kökten değiştirdi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-kadinlar-sadece-terapi-goermus-erkeklerle-cikiyor-z-kusagi-bulusma-gelenegini-koekten-degistirdi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-kadinlar-sadece-terapi-goermus-erkeklerle-cikiyor-z-kusagi-bulusma-gelenegini-koekten-degistirdi</guid>
<description><![CDATA[ Z kuşağından pek çok genç kadın, terapiyi düşünmeyen bir erkekle ilişki yaşamayı istemiyor. Z kuşağının pek çok üyesi artık ruh sağlığı yolculuklarını sosyal medyada belgeliyor. Peki Z kuşağının herkesin terapiye açık olması gerektiği yönündeki ısrarı iyi bir şey mi?Z kuşağının gerçekleri, ilişki kurma anlayışını kökten değiştirdi.
27 yaşındaki Ellie Hecht&#039;in ilk randevusunda, potansiyel bir partneri değerlendirmesine yardımcı olacak kilit sorulardan oluşan bir listesi var.
Bunlar arasında en önemlisi kaç kardeşi olduğu, en sevdiği film ya da çocuk isteyip istemediği değil.
İlk sorusu şu: “Terapiye açık mısın?”
Daily Mail’de yer alan habere göre bu, Ellie için kırmızı bir bayrak. Çünkü Z kuşağı kadınları için arzu edilen flört özellikleri arasında bir “kişisel bakım alet kutusuna” sahip olmak da yer alıyor.
Gerçekten de Ellie gibi pek çok kişi terapiyi düşünmeyen bir erkekle çıkmayı düşünmüyor bile.
“Bu benim listemin en başında yer alıyor” diyen Ellie, “Ayrıca listemde kırılganlık ve güçlü iletişim becerileri de var. Herkes nazik ve duygusal farkındalığı olan bir partner ister ve terapi bu özelliklerin gelişmesine yardımcı olur” diye ekledi.İlk buluşmalarda erkeklere hemen terapiden bahsediyorum diyen Ellie, şöyle devam etti: “Çoğu olumlu yanıt verirken, ciddi olmayanların ayıklanmasına yardımcı oluyor. Eğer biri buna açık değilse, muhtemelen duygusal esenliğe yaklaşımımız konusunda aynı fikirde değiliz demektir. Buna açık olmak, büyümeye ve kendinizi geliştirmeye hazır olduğunuzu gösterir.”
2000 yılında her dört kişiden biri depresyon ya da anksiyete bozukluğu gibi yaygın ruh sağlığı sorunları yaşarken, 2021-22 yıllarında yarım milyondan fazla kişiye antidepresan reçete edildi.
Z kuşağının pek çok üyesi artık ruh sağlığı yolculuklarını sosyal medyada belgeliyor. ABD&#039;de yapılan bir araştırmaya göre Z kuşağının beşte biri ve Y kuşağı terapi görüyor, yüzde 55&#039;i ise bu deneyimi yaşamış durumda.
Dolayısıyla, bir yasal işe alım ve danışmanlık firmasının CEO&#039;su olan ve “daha önce antidepresan kullandığını rahatlıkla söyleyebildiğini” belirten Ellie gibi kadınların terapyi cinsel ve romantik yaşamlarına taşımaları şaşırtıcı olmayabilir.Peki Z kuşağının herkesin terapiye açık olması gerektiği yönündeki ısrarı iyi bir şey mi? Uzmanlar bile buna ikna olmuş değil.
İlişki ve flört koçu Mila Smith terapiye çok fazla önem vermenin tehlikeli olduğu konusunda uyarıyor.
Smith, “Bu nesle genç yaşlardan itibaren kendilerini ve ruh sağlıklarını ön planda tutmaları öğretildi. Terapi görenler için bu, kendi duygularını ve davranış kalıplarını daha iyi anlamalarına yol açmış olabilir. Kuşkusuz, kendilerini anlayan kadın ve erkeklerin uyumlu bir eş bulma ve sağlıklı bir ilişki kurma olasılıkları daha yüksektir” diye konuştu.
Ancak bu tür bir farkındalık sadece ölçülü olduğu ve başka bir dizi mit ve gerçekçi olmayan beklentiler yaratmadığı sürece faydalı olabilir.
Smith, şunları ekledi: “İnsanlar her zaman birilerinin (terapistlerinin) onlar için cevaplar bulacağına ve sorunları çözeceğine güvendiklerinde, bu durum özgüven ve bağımsız düşünme eksikliğine yol açabilir.”En uzun ilişkisi dört yıl süren Ellie, bugün üç yıldır bekar. “Terapi görmüş birkaç kişiyle çıktım” diyen Ellie, “Farkı anlayabiliyorsunuz. Duygularıyla temas halindeler, dürüst konuşmalara daha açıklar ve geçmişleri ve geçmiş travmaları hakkında açılmaktan korkmuyorlar” ifadelerini kullandı.
Erkeklerin terapi konusundaki bu isteksizliği Star Freudenberg&#039;in de deneyimlediği bir şey. Şimdi 32 yaşında olan Freudenberg, sekiz yıl önce sadece terapiye açık olan erkeklerle çıkmaya karar vermiş. Ancak başlangıçta yaşadığı bir dizi “felaket randevusu” ona herkesin kendi felsefesine uymadığını öğretti.
Freudenberg şunları anlattı: “Bir randevu &#039;iyileşmekle&#039; ilgilenmediğini söyledi. O gece ne kadar alkol içtiğini belirtme zahmetine girmedim. Başka bir adam anksiyete ve uyku sorunlarına yardımcı olması için sakinleştirici kullandığından ve sorunları hakkında kimseyle konuşmak istemediğinden bahsetti. Diğerleri ise kendinden geçmişti. Bir adam terapiye açık olduğuna yemin etse de, sezgilerim bana bunun sadece benimle yatmak istediği için olduğunu söyledi.”Z kuşağı kadınlarının, annelerinin çoğunun aksine, doğumlarından itibaren kendi istek ve ihtiyaçlarının bir erkeğinki kadar önemli olduğuna inandırılarak yetiştirilmesi, onları daha güçlü kıldığı belirtiliyor.
Parnerlerinin terapiye açık olması konusunda ısrarcı olmalarının altında yatan neden de bu.
Çünkü hangi motive olmuş genç kadının, kendi duygularını ifade edemeyecek kadar büyümüş bir erkek bebeğe terapistlik yapacak zamanı vardır ki? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m82kL60wCUGADa6dG_2ONw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>kadınlar, sadece, terapi, görmüş, erkeklerle, çıkıyor:, kuşağı, buluşma, geleneğini, kökten, değiştirdi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12, kansızlık ve demir eksikliği: Vücuttaki bu belirtiyi hafife almayın</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b12-kansizlik-ve-demir-eksikligi-vucuttaki-bu-belirtiyi-hafife-almayin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b12-kansizlik-ve-demir-eksikligi-vucuttaki-bu-belirtiyi-hafife-almayin</guid>
<description><![CDATA[ Sürekli üşüyorsanız bu durum altta yatan bazı sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Demir veya B12 vitamini eksiklikleri, kırmızı kan hücresi üretimini engelleyerek oksijen akışını azaltır ve vücutta titremeye neden olur. Hipotiroidizm metabolizmayı yavaşlatır ve ısı üretimini düşürür. Genellikle diyabet veya hipertansiyonla bağlantılı olan zayıf dolaşım, sıcaklığı ekstremitelere sınırlar. Susuzluk vücut sıcaklığının düzenlenmesini bozar. Çok mu üşüyorsunuz? İşte bunun nedeni.Herhangi bir kış mevsiminde soğuk hissetmek tamamen doğaldırancak normal bir sıcaklıkta sürekli olarak soğuk hissediyorsanız, bunun nedeni sağlığınızla ilgili bazı altta yatan sorunlar olabilir.Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobin veya kırmızı kan hücrelerinin oluşumu için gerekli olan önemli bir mineraldir.Bu durumda, düşük demir seviyeleri dokulara daha az oksijen verir ve böylece kendinizi üşümüş, uyuşuk ve güçsüz hissedersiniz. Soğuk eller ve ayaklar, kansızlığın yaygın belirtileridir.Az çalışan tiroid bezi hipotiroidizm olarak bilinir; metabolizmanızın hızını düşürür. Metabolizma vücudunuzda enerji üretir ve ısı üretir. Daha az metabolizma ile ısı üretiminiz düşer ve sizi soğuğa karşı daha duyarlı hale getirir.Kan bu bölgelere sıcaklık iletmek için mücadele ettiğinden ellerde ve ayaklarda soğuk uçlara yol açabilir. Zayıf kan dolaşımı, diyabet, hipertansiyon ve hareketsiz bir yaşam tarzı gibi birçok hastalık nedeniyle oluşur.B12 Vitamini, kırmızı kan hücrelerinin sağlıklı oluşumu ve sinir fonksiyonları için önemlidir.Bu nedenle, eksikliğiyle vücudunuza iletilen oksijen azalabilir ve sinir sisteminize zarar verebilir, soğuk ve uyuşukluk hissini tetikleyebilir.Su, atmosferik sıcaklık düzenlemesinde hayati bir rol oynar. Başka bir deyişle, insanlar susuz kaldığında vücut ısısını korumada bir sorun yaşanır; bu nedenle, kişi normalden daha soğuk hisseder. Uygun sıvı alımı vücudun verimli bir şekilde çalışmasını sağlamalıdırSürekli üşüyen kişiler, bu belirtiyi görmezden gelmemeli ve doktorunuza danışmalıdır. Bu belirtileri ele almak ciddi sağlık komplikasyonlarının önlenmesine yardımcı olacaktır. Vücudunuzu dinleyin, bol sıvı tüketin, dengeli beslenin ve vücudunuzu sıcak ve gerçekten sağlıklı tutmak için sağlıklı egzersiz yapın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LSn4gKRVHUaK4hszYccbLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B12, kansızlık, demir, eksikliği:, Vücuttaki, belirtiyi, hafife, almayın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahvaltıdaki en yaygın hata yüksek kolesterol nedeni: Kalbi riske atıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kahvaltidaki-en-yaygin-hata-yuksek-kolesterol-nedeni-kalbi-riske-atiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kahvaltidaki-en-yaygin-hata-yuksek-kolesterol-nedeni-kalbi-riske-atiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığına giden yol sabah yaptığınız seçimlerle başlar. Bu yaygın kahvaltı hatalarından kaçınmak, yalnızca kolesterol seviyenizi yönetmekle kalmaz, aynı zamanda daha sağlıklı bir yaşam tarzı için güçlü bir temel de oluşturabilirsiniz. Küçük değişiklikler büyük fark yaratabilir, bu nedenle gününüze doğru başlayın ve kalbinize iyi bakın.Kahvaltı, günün en önemli öğünü olarak adlandırılır, ancak sabahları yanlış seçimler yapmak yarardan çok zarar verebilir. Kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü olan yüksek kolesterol, beslenme alışkanlıklarıyla bağlantılıdır ve kahvaltı bunda önemli bir rol oynar. 2018&#039;de yapılan bir araştırma, kahvaltı alımının hem zihinsel hem de fiziksel sağlığa fayda sağladığını göstermektedir.Öğün atlamaktan yanlış yiyecekleri seçmeye kadar, bu sabah hataları sessizce kolesterol seviyenizi artırabilir.İşte yapabileceğiniz en yaygın kahvaltı hataları ve bunları nasıl düzelteceğiniz.Birçok kişi kahvaltıyı atlamanın kalorileri azaltmanın hızlı bir yolu olduğunu düşünür. Ancak bu alışkanlık ters tepebilir.Kahvaltıyı atlamak, günün ilerleyen saatlerinde sağlıksız atıştırmalıklara yol açabileceğinden, daha yüksek kolesterol seviyeleriyle bağlantılıdır.Çeşitli çalışmalar, kahvaltıyı atlayanlarda obezite, yüksek tansiyon, olumsuz lipid profilleri, diyabet ve metabolik sendrom gibi kardiyometabolik risklerin daha yüksek yaygınlık ve insidansına sahip olduğunu kanıtlamıştır ve bu da sonunda CVD riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Bunun yerine, kolesterolünüzü kontrol altında tutmak için dengeli bir sabah yemeği tercih edin.Şekerli tahıllar kullanışlı ve lezzetli görünebilir, ancak rafine karbonhidratlar ve şekerlerle doludur. Bu içerikler, kanınızdaki bir yağ türü olan trigliseritlerde artışa ve sonunda kötü kolesterolün (LDL) yükselmesine neden olabilir. Bunları, lif açısından zengin ve kalp dostu olan yulaf veya müsli gibi tam tahıllı seçeneklerle değiştirin.Sosisler, tavuk salamı ve hatta balık kızartmaları popüler kahvaltı öğeleri olabilir, ancak doymuş yağ ve sodyum açısından yüksektir. Bunları düzenli olarak tüketmek LDL kolesterolü artırabilir ve kalbinizi riske atabilir. Bunun yerine haşlanmış yumurta veya ızgara tavuk gibi yağsız protein kaynaklarına yönelmelisiniz.Beyaz ekmek veya makarna sabah isteklerinizi tatmin edebilir, ancak kolesterol seviyelerini düşürmek için gereken liflerden yoksundurlar.Rafine karbonhidratlar insülin yükselmelerine neden olabilir, bu da yağ depolanmasını teşvik eder ve kolesterolü artırır. Tam tahıllı ekmek veya çok tahıllı seçenekler daha sağlıklı alternatiflerdir.Beyaz ekmek veya makarna sabah isteklerinizi tatmin edebilir, ancak kolesterol seviyelerini düşürmek için gereken liflerden yoksundurlar. Rafine karbonhidratlar insülin yükselmelerine neden olabilir, bu da yağ depolanmasını teşvik eder ve kolesterolü artırır. Tam tahıllı ekmek veya çok tahıllı seçenekler daha sağlıklı alternatiflerdir.Sağlıklı yiyecekler bile aşırı tüketildiğinde yüksek kolesterole yol açabilir. Büyük porsiyonlarda kuruyemiş, tohum veya meyve, besleyici olsa da kalori açısından yoğun olup kilo alımına katkıda bulunabilir ve dolaylı olarak kolesterolü etkileyebilir. Dengeyi korumak için porsiyon boyutlarına dikkat edin.Birçok kişi kahvaltılarına şekerli kahve içecekleri veya krema yüklü çay eşlik eder. Bu içecekler doymuş yağ ve şeker açısından yüksektir ve bu da daha yüksek kolesterole katkıda bulunabilir. Daha sağlıklı bir başlangıç ​​için minimum şeker içeren siyah kahve, yeşil çay veya bitki bazlı süt deneyin.Lif, kolesterolü düşürmek için olmazsa olmazdır, ancak birçok kahvaltıda yeterli lif bulunmaz. Yulaf, meyve ve sebze gibi yiyecekler bağırsaktaki kolesterole bağlanabilir ve onu vücuttan uzaklaştırabilir. Bunları günlük kahvaltınıza eklemeyi alışkanlık haline getirin.&quot;Temiz&quot; beslenmek için tüm yağlardan kaçınmak bir hata olabilir. Fındık, çekirdek ve zeytinyağında bulunanlar gibi sağlıklı yağlar, iyi kolesterolü artırmaya yardımcı olur ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TjBnoEzjx0KcCU8yK_fChw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kahvaltıdaki, yaygın, hata, yüksek, kolesterol, nedeni:, Kalbi, riske, atıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2 kalp profesörü &amp;quot;sofranızdan acil kaldırın&amp;quot; diyerek uyarıyor: 1 lokması bile kalp krizinin 1 numaralı nedeni</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/2-kalp-profesoeru-sofranizdan-acil-kaldirin-diyerek-uyariyor-1-lokmasi-bile-kalp-krizinin-1-numarali-nedeni</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/2-kalp-profesoeru-sofranizdan-acil-kaldirin-diyerek-uyariyor-1-lokmasi-bile-kalp-krizinin-1-numarali-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi hayati riski olan ciddi bir sağlık problemi. Dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenlerinden biri olan kalp krizinin beslenme biçimiyle doğrudan bir ilgisi var. Sağlıksız gıdaların tüketimi kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyerek kalp krizi riskini artırabiliyor. Kalp doktoru bu nedenle bu besinler hayatınızdan çıkarmanızı öneriyor.Dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenleri arasında kalp krizi yeri alıyor. Kalp hastalıkları çoğu zaman belirti vermeden sinsice ileriliyor.Kalp- damar hastalıklarının hayati riski bulunabilir. Kalp sağlığını korumak vücudun genel sağlığını korumak içinde önemlidir.Kalbi güçlendirme ve damarların tıkanmasını engellemek için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz önerilir.Bu sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları sağlıklı beslenle, düzenli egzersiz, stresten uzak durma, alkol ve sigara tüketimi olarak sıralanabilir.Özellikle beslenme düzeni ve tükettiğiniz besinler genel kalp sağlığınızı korumak için önemlidir. Severek tükettiğiniz, evinizden eksik etmediğiniz bazı besinler kalp hastalıklarının ana nedeni olabilir ve kalp krizi riskini artırabilir.Kardiyoloji uzmanları, bazı besinlerin kalp hastalığı riskini artırdığını ve kalp krizine neden olabileceğiini söylüyor.Hatta bu besinleri evinize sokmamanız gerektiğini ya da sofranızdan acil kaldırmanız gerektiğinin altını çiziyor.Kardiyolog ve profesör Dr. Alan Rozanski, yakın zamanda akşam yemeğinde yemekten kaçındığı yiyecekleri paylaştı. Bu yiyeceklerin kalp krizine neden olabileceğini vurguladı.Rafine karbonhidratlar, şekerler ve aşırı işlenmiş proteinler açısından zengin yiyecekleri yememeniz konusunda uyardı.Ayrıca akşam yemeğinde işlenmiş et yememenizi öneriyor. Kardiyoloji Uzmanı &quot;Bu ultra işlenmiş ürünler genellikle yüksek oranda sodyum, nitrat ve nitrit gibi koruyucu maddeler ve lezzeti artırmak ve raf ömrünü uzatmak için tasarlanmış diğer katkı maddeleri içerebilir. Tıbbi çalışmalar, yüksek oranda işlenmiş etlerin kalp hastalığı ve kolorektal kanser gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde göstermiştir,&quot; dedi74 yaşındaki kardiyolog, organik ve mevsimlik yiyecekler yemeyi öneriyor. &quot;Sebzeler &#039;besin açısından yoğun&#039;dur, yani düşük kalorili içeriğe sahipken lif, mineral, vitamin ve fitonutrientlerin temel bir kaynağını sağlarlar.Yüksek sebze alımı, kronik hastalık riskinin azalmasıyla, daha iyi sindirimle ve şekerli yiyeceklerin sağladığına kıyasla daha tutarlı bir enerji hissiyle ilişkilidir,&quot; diye öneriyor.Kalp Cerrahı Dr. Jeremy London, kalbinizin zayıf olduğunu gösteren 3 işareti paylaştı ve bunları yaşayan kişilerin dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı.Sosyal medya üzerinden çeşitli paylaşımlar yapan Dr. Lott kalp sağlığı için son derece risk taşıyan besinler ile ilgili bilgilerini paylaştı.HAZIR ÇORBALARHazır çorbaların fazla tüketimi sonucu hipertansiyon ve felç riskinin artabileceğini söyleyen Lott, ev yapımı çorba tercih edilmesinin altını çizdi.Dr. Lott, genellikle tuz ve doymuş yağ asitleri ile yüklü olan &#039;işlenmiş gıdalar&#039; ile ilgili, kalp sağlığını tehdit edebileceğini ifade etti.Uzun süreli beyaz ekmek sonucu kalp ve damar hastalıklarının oluşabileceğini anlatan uzman, beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tüketilmesi önerisinde bulundu.Enerji içeceğinin fazla tüketimi sonucu, kalp daha hızlı ve düzensiz olarak çalışabilir. Bu durum ise kalp sağlığı ile ilgili ciddi sorunlara yol açabilir.Tereyağının fazla tüketimi sonucu kolesterol seviyeleriniz olumsuz etkilenebilir. Yüksek kolesterol ise kalp ve damar hastalıkları riskinin artmasına neden olur. Aynı zamanda yüksek kalori içeriğinden dolayı obezite riskini de artırır.Çok fazla hamur işi tüketimi sonucu kalp sağlığınız risk altına girebilir. Fazla tüketimi kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayarak sağlığınızı tehdit eder.Doktor, taze sebze tüketimi yerine konserve sebze tüketiminin kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.Yemekleri tatlandırmak için kullanmış olduğunuz sosların içeriği yüksek oranda tuz içerdiği için tansiyonu olumsuz etkileyebilir. İçerisinde hem tuz hem de şeker bulunan soslar kalp sağlığını tehdit eder.İşlenmiş beyaz pirinç, glisemik indeksi yüksek bir gıdadır. Hazırlanırken lif ve besleyici besin tabakasının çoğunu kaybettiği düşünüldüğü için beyaz pirinç tüketimi yerine bulgur tüketimi çok daha uygundur.Asitli içecekler yüksek şeker oranına sahip oldukları için yalnızca kalp sağlığı değil genel sağlığı da olumsuz etkileyebilir.Bu içeceklerin içerisinde bulunan yapay tatlandırıcılar kalp hastalıklarına zemin hazırlayarak sağlığı tehdit eder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g0jEUOtmCEm1Yx9SqXLcxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>kalp, profesörü, sofranızdan, acil, kaldırın, diyerek, uyarıyor:, lokması, bile, kalp, krizinin, numaralı, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları kelliğin çözümünü açıkladı: &amp;quot;Daha kalın, uzun ve sağlıklı saçlar&amp;quot;</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-kelligin-coezumunu-acikladi-daha-kalin-uzun-ve-saglikli-saclar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-kelligin-coezumunu-acikladi-daha-kalin-uzun-ve-saglikli-saclar</guid>
<description><![CDATA[ Pek çok kişi için saç dökülmesi, günlük yaşamı etkileyen bir sorun haline gelirken, bilim insanları da bu konuda çözüm arayışında. Birleşik Krallık&#039;taki Sheffield Üniversitesi ve Pakistan&#039;dan COMSATS Üniversitesi&#039;ndeki araştırmacılar, bu konuda önemli bir bulguya rastladı.Saç dökülmesi en sık görülen saç sorunlarının başında geliyor. Saç dökülmesini tetikleyen pek çok etken bulunuyor. Genetik faktörler, stres, yetersiz beslenme, yanlış saç bakım ürünlerinin kullanımı saç dökülmesini tetikliyor.Bu konuda çözüm arayışında olan bilim insanları, kelliği önlemeyi sağlayacak çığır açıcı bir keşifte bulunmuş olabilir.Birleşik Krallık&#039;taki Sheffield Üniversitesi ve Pakistan&#039;dan COMSATS Üniversitesi&#039;ndeki araştırmacılar vücutta doğal olarak oluşan bir şeker türü olan deoksiribozun, farelerin yaralarının iyileşmesindeki etkilerini incelerken, beklenmedik bir sonuçla karşılaştılar.
Yaraların etrafındaki tüylerin, normalden daha hızlı uzadığını gözlemleyen bilim insanları, bunun üzerine testosteron kaynaklı saç dökülmesi yaşayan erkek fareler üzerinde yeni bir deney gerçekleştirdi.Farelerin sırtlarındaki tüyler alındı ve onlara düşük dozda deoksiriboz jeli uygulandı. Sonuçlar oldukça umut vericiydi: Kıllar, çıplak deriden kalın, uzun ve sağlıklı bir şekilde yeniden uzadı.
Bu tedavi, minoksidil adlı ilaçla aynı etkiyi sağladı. Kılların yüzde 80-90 oranında yeniden uzadığı gözlemlendi. Hem deoksiriboz jeli hem de minoksidil uygulandığında ise fark gözlemlenmedi.Sheffield Üniversitesi&#039;nden Prof. Sheila MacNeil, çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, &quot;Araştırmamız, saç kaybını tedavi etmenin doğal bir çözümünü sunuyor. Deoksiriboz şekerini kullanarak, kıl foliküllerine giden kan akışını artırmak ve saçın uzamasını sağlamak, bu kadar basit bir çözüm sunuyor&quot; dedi.Kalıtsal kellik ve erkek tipi saç dökülmesinde genetik faktörler, hormon seviyeleri ve yaşlanma rol oynuyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), bu duruma karşı yalnızca minoksidil ve finasterid ilaçlarını onayladı. Minoksidilin etkili olmadığı durumlarda finasterid kullanılıyor.
Ancak bu ilaç, erkeklerde saç kaybını yüzde 80-90 oranında azaltmasına rağmen, yan etkileriyle de dikkat çekiyor. Ereksiyon bozukluğu, göğüs ve testis ağrıları, düşük libido ve depresyon gibi olumsuz etkileri bulunuyor.Eğer deoksiriboz jeli insanlarda da olumlu sonuçlar verirse, kemoterapi sonrası saç, kaş ve kirpik kaybı yaşayan bireyler de bu tedaviden fayda sağlayabilir. Prof. MacNeil, &quot;Araştırmamız henüz çok erken aşamada, ancak elde edilen sonuçlar umut verici. Daha fazla araştırma yapılması gerektiğini düşünüyoruz,&quot; şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IxTIDyEjoEu1uNd2k9P-dw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, kelliğin, çözümünü, açıkladı:, Daha, kalın, uzun, sağlıklı, saçlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu hastalık saç baş yolduruyor!  Aşırı baskı altında ortaya çıkıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-hastalik-sac-bas-yolduruyor-asiri-baski-altinda-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-hastalik-sac-bas-yolduruyor-asiri-baski-altinda-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Trikotillomani, sadece yaşayanların tam olarak anlayabileceği, hem ilginç hem de zorlu bir psikolojik bozukluktur. Kişiyi yalnızca fiziksel anlamda değil, aynı zamanda sosyal olarak da derinden etkileyen bu hastalık, saç yolma gibi kontrolsüz bir davranışa yol açar ve kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir.Trikotillomani (saç yolma bozukluğu), bir kişinin stres, kaygı veya diğer duygusal durumlarla başa çıkmak için kontrolsüz bir şekilde saçlarını, kirpiklerini veya kaşlarını yolmasıyla karakterize edilen bir psikolojik bozukluktur.Trikotillomani olan kişiler saçlarını yolmak için yoğun bir istek duyarlar ve bunu yapana kadar artan bir gerginlik yaşarlar. Saçlarını yolduktan sonra bir rahatlama hissi duyarlar. Kişi bazen stresli bir durumla karşılaştığında saçını yolabilir veya bunu pek düşünmeden yapabilir.Trikotillomani hastalığı olan çoğu kişi saçlarını kafa derisinden çeker, ancak bazıları saçlarını başka bölgelerden de çeker, örneğin:kaşlarkirpiklergenital bölgesakal veya bıyıkBaştaki kel alanlar alışılmadık bir şekle sahip olabilir ve başın bir tarafını diğerine göre daha fazla etkileyebilir.Trikotillomani utanç ve düşük öz saygı duygularına neden olabilir. Etkilenen kişiler durumlarını kendilerine saklamaya çalışabilirler.Bu hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, birkaç faktörün etkili olabileceği düşünülmektedir:Genetik Faktörler: Trikotillomani&#039;nin ailede başka bireylerde görülmesi, genetik bir yatkınlığın olduğunu gösteriyor. Bazı çalışmalar, bu bozukluğun ailesel bir geçişi olabileceğini ortaya koymuştur.Beyin Kimyası: Beyindeki kimyasal dengesizlikler, özellikle serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği, Trikotillomani&#039;nin gelişiminde etkili olabilir. Bu nörotransmitterler, duygusal ve davranışsal düzenlemeyi kontrol eder.Psikolojik Faktörler: Duygusal stres, kaygı, depresyon, öfke ve hatta can sıkıntısı, kişiyi saç yolma davranışına yönlendirebilir. Bu davranış, bir rahatlama veya ödül duygusu yaratabilir.Çevresel Etmenler: Travmalar, çocukluk dönemi stresleri veya olumsuz yaşam olayları da Trikotillomani&#039;nin gelişiminde tetikleyici olabilir. Örneğin, aşırı baskı altında olmak veya zorlayıcı durumlarla karşılaşmak bu durumu başlatabilir.Bilişsel ve Davranışsal Faktörler: Bazı teoriler, Trikotillomani&#039;yi, kişilerin kaygıyı azaltmak için yanlış başa çıkma stratejileri kullanması olarak açıklar. Saç yolma, anlık rahatlama sağlasa da, uzun vadede davranışın devam etmesine neden olabilir.Saçınızı çekme isteği duyduğunuzda trikotilomani hastası olan kişilerin size yardımcı olabilecek bazı ipuçları:Stres topu veya benzeri bir şey sıkın,Yumruğunuzu bir top haline getirin ve o koldaki kasları sıkın,Bir stres oyuncağı kullan,Bandana veya bere gibi dar bir şapka takın,Herhangi bir stresi veya kaygıyı hafifletmek için rahatlatıcı bir banyo yapın,Çekme isteği geçene kadar derin nefes alma egzersizleri yapın,Egzersiz yapmak,Saçını kısa kestirin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D4ds93zP_0Kq98lY6BakNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>hastalık, saç, baş, yolduruyor, Aşırı, baskı, altında, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;her derde deva&amp;quot; diyerek açıkladı: &amp;quot;Kış harikası&amp;quot; olarak tanımlanıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-her-derde-deva-diyerek-acikladi-kis-harikasi-olarak-tanimlaniyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-her-derde-deva-diyerek-acikladi-kis-harikasi-olarak-tanimlaniyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde herkesin bayılarak yediği kestane, lezzetli bir gıda olmasının yanı sıra sağlık içinde çok faydalı. Kış harikası olarak nitelendirilen kestanenin, içerdiği yüksek C vitamini ile grip ve soğuk algınlıklarına karşı vücudu koruyor ve enerji veriyor.Çankırı Karatekin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Ercoşkun, kış harikası olarak nitelendirilen kestanenin, içerdiği yüksek C vitamini ile grip ve soğuk algınlıklarına karşı koruduğunu, bünyesindeki potasyum ile soğuk havalara karşı direnç oluşturduğunu ve karbonhidratıyla kışın enerji verdiğini söyledi.Ercoşkun, yaptığı açıklamada, sobanın ya da közün üzerinde, fırında, ocakta nar gibi kızaran kestanelerin eşsiz kokusunu duymanın, kış aylarının en keyifli ritüellerinden biri olduğunu belirtti.Kestane sadece lezzetiyle değil, sağlığa olan faydalarıyla da kış aylarında mutlaka tüketilmesi gereken bir besin olduğuna dikkat çeken Ercoşkun, &quot;Kestane, kışın bağışıklık sistemimizi güçlendiren, enerji veren ve içimizi ısıtan doğal bir harikadır&quot; dedi.&quot;Kışın kestane yiyerek sağlık depolayın&quot; ifadesini kullanan Ercoşkun, şöyle devam etti:&quot;Kış aylarında soğuk havaların etkisini azaltmak ve vücudu hastalıklara karşı korumak için beslenmede kestaneye yer açmak gerekiyor. Kestanenin yüksek C vitamini içeriği, özellikle grip ve soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarına karşı koruyucu bir etki sağlar. Kışın düşük enerjinizi toparlamak için doğal bir karbonhidrat kaynağıdır. 100 gram kestane 176 kalori içerir ve sizi uzun süre tok tutar. Soğuk havaya karşı direnç sağlayan kestane, içeriğindeki potasyumlu (486 mg) kas fonksiyonlarını destekler, vücudun dayanıklılığını artırır. Sindirim sistemi dostu olan meyve, yüksek lif içeriği (3,32 g), soğuk havalarda hareketsizlikten kaynaklanan sindirim sorunlarını önler.&quot;Ercoşkun, kestanenin, kış aylarında beslenmede dengeli bir şekilde yer alması gerektiğine dikkati çekerek, &quot;Doğal yöntemlerle hazırlanan kestane, hem enerji verir hem de soğuk havanın etkilerini azaltır. Özellikle kestane kebap ya da haşlama şeklinde tüketmek, besin değerlerini korumak açısından önemlidir.&quot; diye konuştu.Ercoşkun, &quot;Haftada birkaç kez kestane tüketmek, kış boyunca daha enerjik hissetmenizi sağlar. Kış mevsiminde hem lezzeti hem de faydalarıyla sofralarımızı zenginleştiren kestane, &#039;kış harikası&#039; olarak tanımlanmayı hak ediyor.&quot; dedi.Soğuk kış günlerinde evde sıcacık kestane kebap hazırlamak düşündüğünüzden çok daha kolay:MALZEMELER

500 gram kestane
Keskin bir bıçak
Tavaya veya fırına uygun bir kap

YAPILIŞI

Kestaneleri çizin. Kestanelerin yuvarlak yüzeyine, keskin bir bıçakla
yatay bir çizik atın. Bu adım, kestanelerin pişerken kolayca açılmasını
ve eşit şekilde pişmesini sağlar.

SUDA BEKLETİNÇizdiğiniz kestaneleri yaklaşık 15-20 dakika ılık suda bekletin. Bu işlem hem kestanenin daha yumuşak olmasını sağlar hem dekabuklarının kolayca soyulmasına yardımcı olur.
Tavada: Yanmaz ve kalın tabanlı bir tavaya kestaneleri yerleştirin.Orta ateşte, ara ara karıştırarak kestaneleri yaklaşık 15-20 dakikapişirin.Fırında: Önceden ısıtılmış 200 derece fırında, kestaneleri bir tepsiyeyerleştirip 20-25 dakika pişirin. Çizik yerlerinin iyice açıldığına dikkatedin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/06tY4ysyHU-eebzeWk8CUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, her, derde, deva, diyerek, açıkladı:, Kış, harikası, olarak, tanımlanıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları &amp;quot;2 kat artış var&amp;quot; diyerek uyardı: İçtiğiniz sudan tüm vücuda yayılıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-2-kat-artis-var-diyerek-uyardi-ictiginiz-sudan-tum-vucuda-yayiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-2-kat-artis-var-diyerek-uyardi-ictiginiz-sudan-tum-vucuda-yayiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar plastiklerin günlük hayatın büyük bir kısmında kullanılması nedeniyle insanların farkında olmadan hava, su ve gıda vasıtasıyla birçok mikroplastiğe maruz kaldığı konusunda uyarıyor. Bilim insanları, solunan hava, içilen su ve yenen yiyecekler vasıtasıyla vücuda giren mikroplastiklerin, üreme rahatsızlıklarının yanı sıra kolon ve akciğer kanserine neden olabileceğini saptadı.&quot;Environmental Science  Technology&quot; dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında bilim insanları, mikroplastiklerin sindirim, solunum ve üreme sistemlerine nasıl zarar verebileceğini öğrenmek için fareler ve insanlar üzerinde yapılan 1815 araştırmayı inceledi.Plastiklerin günlük hayatın büyük bir kısmında kullanılması nedeniyle insanların farkında olmadan hava, su ve gıda vasıtasıyla birçok mikroplastiğe maruz kaldığının altını çizen bilim insanları, araştırma sonucunda mikroplastiklerin, akciğer ve kolon kanserinin yanı sıra bazı üreme sorunlarıyla ilişkili olduğuna dair kanıtlara ulaştı.Bilim insanları, 55 yaşın altındaki yetişkinlerin 10 yıl öncesine kıyasla yaklaşık 2 kat daha fazla kolon kanserine yakalanmasındaki ve tütün ürünü kullanmayan kişilere akciğer kanseri teşhisi konması oranındaki artışın, mikroplastiklerle ilişkili olabileceğini ifade etti.İncelemeye dahil edilen çalışmaların çoğunun, laboratuvar ortamında sıklıkla kullanılan bir mikroplastik türünü ele aldığını belirten bilim insanları, mikroplastiklerin birçok farklı formu olduğuna dikkati çekti.Araştırmacılar, insan sağlığına tam olarak etkilerinin tespit edilmesi için uzun zamana ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wDeHeydCx0es_aU1AX7lEA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, kat, artış, var, diyerek, uyardı:, İçtiğiniz, sudan, tüm, vücuda, yayılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları 1 kaşığı bile vücudu şarj ediyor: Enerjik ve zinde olmanın formülü onda</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-1-kasigi-bile-vucudu-sarj-ediyor-enerjik-ve-zinde-olmanin-formulu-onda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-1-kasigi-bile-vucudu-sarj-ediyor-enerjik-ve-zinde-olmanin-formulu-onda</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları etkili ve sağlıklı bir rutin oluşturmak gün içerisinde üretkenliğini artırmaya yardımcı olabilir. Vücudunuzu ve zihninizi beslemek için bu ipuçlarından faydalanabilirsiniz.Bazı sabahlar çok enerjik bazı sabahlar da tembel ve üşengeç uyanabilirsiniz. Ancak sağlıklı sabah alışkanlıkları sayesinde her gününüzü enerjik ve üretken geçirebilmeniz mümkün.Gününüze enerjik bir başlangıç ​​yapmak için, tüm gün için olumlu bir ton oluşturacağından sabahları kendinizi amaçlı veya üretken tuttuğunuzdan emin olun.Mükemmel bir sabah rutini, sağlıklı olmayı teşvik edecek ve başarılı bir gün geçirmenize yardımcı olacaktır.Bir sonraki gününüzün üretken olmasını istiyorsanız iyi bir gece uykusu almak önemlidir. Başarılı bir gün geçirme çabası bir önceki gece başlar. Yaklaşık 7 ila 8 saat rahat bir uyku çekin ve iyi dinlenmiş olduğunuzdan emin olun. Stresten kurtulmak için ılık bir banyo yapın veya uyku hali yaratmak için kitap okuyun.Sabahınıza huzurlu bir şekilde başlamak için erken uyanmanız gerekir, çünkü bu size gününüzü organize etmek ve işe aceleyle gitmekten kaçınmak için ekstra zaman verir. Yavaş bir sabah, sakin ve odaklanmış bir ton belirlemenize yardımcı olur.
Her zamanki programınızdan 30 dakika daha erken uyanmayı deneyin ve bu, gününüzü stressiz bir şekilde planlamanıza çok yardımcı olabilir.Uzun saatler uyuduktan sonra vücudunuz susuz kalmış olabilir ve metabolizmayı harekete geçirmek için suya ihtiyaç duyar, bu da sizi daha uyanık hissettirir. Sabahın erken saatlerinde su içmek, fiziksel olarak yorgun olsanız bile sizi zihinsel olarak uyanık tutabilir.Vücuttaki kaslar bir süre kullanılmadığı için gece boyunca uyuşmuş olabilir. Basit egzersizler ve esnemelerle tüm vücudunuzdaki kan akışını destekleyin. Kısa bir yürüyüş veya yoga zihninizin aktif hale gelmesine yardımcı olabilir.Besleyici bir kahvaltı vücudunuza ve beyninize yakıt sağladığı için çok önemlidir. Çok fazla yemek pişirmekle vakit geçirmek istemeyen biriyseniz, çok fazla hazırlık süresi gerektirmeden sağlığınızı destekleyebilecek basit bir kase yulaf ezmesi veya hızlı bir smoothie tercih edebilirsiniz.İster evden çalışın ister ofise gidip gelmeniz gereksin, koşuşturmaya başlamadan önce sabah biraz zaman ayırın. Beynin tamamen uyanması ve düşüncelerin akması için 2 ila 3 saate ihtiyacı vardır, bu nedenle uyanır uyanmaz sabahı basit tutmak önemlidir.Üretken bir sabah sadece işlerinizi halletmekle, iş teslim tarihlerini tamamlamakla veya egzersiz yapmakla başlamaz, aynı zamanda kendinize bakım ve zihinsel iyilik için zaman ayırmakla başlar. Birçok yorucu aktivite gününüzü üretken gösterebilir; ancak bu, sadece teslim tarihlerinizi tamamladığınız iyi bir gün olabilir; size neşe veya mutluluk veren harika bir sabah olmayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mYq08kXmuUiRYIRCf5VShw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, kaşığı, bile, vücudu, şarj, ediyor:, Enerjik, zinde, olmanın, formülü, onda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar gerçeği açıkladı: İnternette yayıldı, besinlerin içinde bulunuyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-gercegi-acikladi-internette-yayildi-besinlerin-icinde-bulunuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-gercegi-acikladi-internette-yayildi-besinlerin-icinde-bulunuyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve, tahıllar ve hatta meyve suyu gibi gıdalar, gözlerde kaşıntı, hassas cilt, nefes darlığı, şişkinlik veya ishal gibi sağlık sorunlarına neden olduğu iddialarıyla suçlanıyor. Peki, siz de sosyal medyada popülerleşen &quot;küf toksisitesinden&quot; muzdarip olabilir misiniz?Sosyal medyada yayılan uyarılar, ekşi mayalı ekmek, peynir gibi bazı gıdaların içerdiği küfün alerji, intolerans ya da toksisite belirtilerine yol açabileceğini öne sürüyor.Birçok sosyal medya fenomeni, gıdalardaki küfün çeşitli sağlık sorunlarının kaynağı olduğunu iddia ediyor.Ancak, tıbbi uzmanlar bu iddialara şüpheyle yaklaşıyor. Warwick Tıp Fakültesi&#039;nden Dr. Jose Costa, &quot;Küflü gıdalara maruz kalmak, kaşıntılı veya şiş gözler ve alerjik astım gibi semptomlara yol açabilir, ancak bu gıda kaynaklı değil, kötü havalandırılmış, nemli ortamlardan kaynaklanır&quot; diyor.Dr. Costa, &quot;Küfler birçok farklı gıdada doğal olarak bulunur ve bu gıdaların alerji ya da intoleransa neden olabileceğine dair bir mekanizma ya da kanıt yok&quot; diye ekliyor. Ayrıca, fermente gıdaların örneğin doğal yoğurt, peynir ve ekşi mayalı ekmek sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomuna katkı sağladığını belirtiyor.Uzmanlar küf alerjisinin genellikle solunumla ilgili belirtilere yol açtığını ve yiyeceklerden ziyade hava yoluyla taşınan sporlarla ilişkili olduğunu söylüyor. Küften türetilmiş yiyeceklerin çok nadir durumlarda reaksiyonlara neden olabileceğini ifade ediyor.Uzmanlar, küfe alerjisi olan kişilerin gıdalarla ilgili alerji geliştirme riskinin az da olsa daha yüksek olabileceğini kabul ediyor. Ancak, bu gibi durumlarda diyet değişikliği yapılmasının yalnızca bir sağlık profesyonelinin yönlendirmesiyle olması gerektiğinin altını çiziyorlar.Yapılan araştırmalar, küf intoleransına dair bilimsel bir test olmadığını ve böyle bir durumun varlığına ilişkin kesin bir kanıt bulunmadığını belirtiyor.Bunun yerine, semptomlarını gözlemlemek isteyen kişilere, bir gıda günlüğü tutmalarını öneriyor.Sonuç olarak, uzmanlar, fermente gıdaların ve doğal küf içeren yiyeceklerin genelde sağlıklı bir diyetin parçası olduğunu, sosyal medyada yayılan iddialara karşı temkinli olunması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AiU-UcwSYkKtY7RYTKLqrA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, gerçeği, açıkladı:, İnternette, yayıldı, besinlerin, içinde, bulunuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B6, magnezyum, manganez içeren bağışıklık güçlendirici: Yemeyen yok ama bu etkisini çok az kişi biliyordu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b6-magnezyum-manganez-iceren-bagisiklik-guclendirici-yemeyen-yok-ama-bu-etkisini-cok-az-kisi-biliyordu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b6-magnezyum-manganez-iceren-bagisiklik-guclendirici-yemeyen-yok-ama-bu-etkisini-cok-az-kisi-biliyordu</guid>
<description><![CDATA[ Kestaneler, özellikle kilolarına dikkat edenler için sağlıklı ve doyurucu bir atıştırmalık seçeneği sunar. Diğer kuruyemişlerden daha düşük kalorili ve yağlıdırlar, lif, vitamin ve antioksidan açısından zengindirler. Bu besin kaynakları göbek yağının azaltılmasına, kan şekerinin kontrol altına alınmasına ve tokluk hissinin artmasına katkıda bulunabilir.Fırından yeni çıkmış sıcak ve kavrulmuş kestanelerin tadını çıkarmanın tam zamanı. Nefis bir atıştırmalık olan bu gerçek kuruyemişin besin profili, normal kuruyemişlerden ziyade bir meyveye benzer.Diğer kuruyemişlerden farklı olarak, bir ons kestanenin kalorisi çok düşüktür ve bu da kilo kaybı için faydalı olabilir. Ayrıca yağ oranları da nispeten düşüktür ve bu da onları suçluluk duymadan tüketebileceğiniz bir şımarıklık haline getirir.Düşük kalorili ve son derece doyurucudur, özellikle kilo verme yolculuğunda olanlar için mükemmel bir seçimdir.Düşük yağ ve kalorili yapısıyla, çalışmalar kestanenin diyete eklenmesinin göbek yağının birikmesini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir ons kestane yaklaşık 70 kaloriye sahipken, aynı miktarda badem yaklaşık 170 kaloriye sahiptir.Kestaneler çiğ, kavrulmuş veya çekilmiş olarak yenebilir ve dış kabukları çıkarıldıktan sonra tadı çıkarılabilir.
Çiğ ve pişmiş versiyonları arasında tat farklı olabilir, çünkü çiğ yenildiğinde biraz acıdır, kavurma veya kaynatma ise sindirimi daha kolay olan daha tatlı, daha yumuşak taraflarını ortaya çıkarır. Popüler türleri arasında Çin kestanesi, Japon kestanesi, Avrupa kestanesi ve Amerikan kestanesi bulunur.Bir çok çalışma kestane atıştırmanın kolesterolü ve göbek yağını azaltmaya yardımcı olabileceğini bulmuştur. Ancak bunu kanıtlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Kalorisi düşük ve lif oranı yüksek oldukları düşünüldüğünde, bu peptit YY (PYY) ve glukagon benzeri peptit-1 (GLP-1) gibi iştahı azaltan hormonların üretimini artırabilir.Kestaneler çok miktarda C vitamini, iyi miktarda B6 vitamini, tiamin, folat ve riboflavin, cömert miktarda manganez, potasyum, bakır, fosfor, magnezyum ve demir ve az miktarda doymamış yağ asidi içerir.C vitamini kış aylarında saçı ve cildi besleyebilir ve enfeksiyonlara karşı savaşmak için bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olabilir.Kestaneler ayrıca gallik asit ve ellajik asit gibi polifenollerin harika bir kaynağıdır. Bu antioksidanlar serbest radikallerle savaşmaya ve vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olur.Çölyak hastalığı veya gıda alerjisi olan kişiler glütensiz oldukları için kestanelere güvenebilirler. Bu gıda intoleranslarına sahip kişilerin genel olarak fındık yemeleri önerilmez.Ayrıca tokluk hissini teşvik edebilen ve sağlıksız istekleri ve istenmeyen kilo alımını önleyebilen iyi miktarda dirençli nişasta içerirler.Kestanelerin yağ oranı çok düşüktür, tuz oranı düşüktür ve kolesterol içermez. Akıllı karbonhidratların harika bir kaynağıdır. Ayrıca diyet lifi açısından yüksektir ve potasyum ve kalsiyum gibi mineraller açısından zengindir.KAN ŞEKERİNİN YÜKSELMESİNİ KONTROL EDERKestaneler düşük glisemik indekse sahiptir ve bu da onları diyabet hastaları için ideal bir atıştırmalık yapar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QoGxpEg8YUSxLuw8UGiUQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B6, magnezyum, manganez, içeren, bağışıklık, güçlendirici:, Yemeyen, yok, ama, etkisini, çok, kişi, biliyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı, 3 sağlık uzman yardımcısı alacak</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/saglik-bakanligi-3-saglik-uzman-yardimcisi-alacak</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/saglik-bakanligi-3-saglik-uzman-yardimcisi-alacak</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün İstanbul hizmet birimlerinde genel idare hizmetleri sınıfında istihdam edilmek üzere özel yarışma sınavı ile 3 sağlık uzman yardımcısı alacak.Resmi Gazete&#039;de yayımlanan ilana göre, Bakanlığın, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün İstanbul hizmet birimlerinde genel idare hizmetleri sınıfında boş bulunan 9&#039;uncu dereceli kadrolarda istihdam edilmek üzere özel yarışma sınavı ile 3 sağlık uzman yardımcısı alınacak.  Başvurular 23 Aralık Pazartesi günü başlayıp, 27 Aralık Cuma günü sona erecek.  Adaylar başvurularını, e-Devlet üzerinden Sağlık Bakanlığı - Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım (https://isealimkariyerkapisi.cbiko.gov.tr) adresinden giriş yaparak gerçekleştirecek.  Başvuruda bulunacak adayların, en az 4 yıllık eğitim veren fakültelerin, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler ile iktisat, işletme fakültelerinden mezun olmaları veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarının birinden mezun olmaları gerekiyor.  Ayrıca adayların ÖSYM tarafından 2023 veya 2024 yılında A Grubu kadrolar için yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarından (KPSS) belirtilen puan türünde asgari 70 puan almış olması ve ocak ayının birinci günü itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olması şartları aranıyor.  Yarışma sınavı tek aşamalı olarak sözlü sınav şeklinde yapılacak. Sözlü sınavda başarılı sayılmak için, Yarışma Sınav Kurulu başkan ve üyelerinin 100 tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az 70 olması gerekecek.  Yarışma sınavına girenlerin nihai başarı sıralaması, adayın sözlü sınavda aldığı puana göre yapılacak.  Sınav sonuçları, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün resmi internet adresinden (http://yhgm.saglik.gov.tr) ve Kariyer Kapısı İşe Alım Platformu (https://isealimkariyerkapisi.cbiko.gov.tr) üzerinden ilan edilecek ve adaylara ayrıca tebligat yapılmayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BV5iknAbdECsZBdsgramdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, sağlık, uzman, yardımcısı, alacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Avustralya&amp;apos;da et yiyen bakteri alarmı! Vaka sayıları fırladı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/avustralyada-et-yiyen-bakteri-alarmi-vaka-sayilari-firladi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/avustralyada-et-yiyen-bakteri-alarmi-vaka-sayilari-firladi</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya et yiyen bakteri salgını nedeniyle alarmda. Bölgede kaydedilen enfeksiyon vakalarında son zamanlarda ciddi artış görülüyor. Semptomlar yavaş büyüyen ağrısız yumru veya yara şeklinde ortaya çıkıyor ve başlangıçta böcek ısırığıyla karıştırılabiliyor. Herkes risk grubunda bulunsa bile enfeksiyon daha çok 60 yaş üstü kişilerde görülüyor.Avustralya&#039;da et yiyen bakteri salgınının Melbourne banliyösünde yayılması, ülkede alarma neden oldu.Profesör Doktor Ben Cowie, Victoria bölgesine vakaların eyalet genelinde &quot;yüksek seyrettiği&quot; uyarısını yaptı. Bölgede kaydedilen enfeksiyon vakalarında son zamanlarda artış görülüyor.Lezyonlar genellikle yavaş büyüyen ağrısız yumru veya yara şeklinde ortaya çıkıyor ve başlangıçta böcek ısırığıyla karıştırılabiliyor.
Sivrisinekler aracılığıyla yayıldığı düşünülen yumrular, daha sonra deri ülserine dönüşebiliyor.Uzmanlar, her yaştan insanın risk grubunda olduğunu söylese de enfeksiyon daha çok 60 yaş üstü kişilerde görülüyor.
Sağlık uyarısında, hastalığın coğrafi olarak yayıldığını ve artık belirli kıyı bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirterek, sağlık yetkililerine 17 Aralık itibariyle 344 vaka bildirildiği açıklandı.Salgın bölgesindeki insanlara bol ve hafif giysiler giymeleri, sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerden uzak durmaları ve kişisel böcek kovucu kullanmaları tavsiye edildi.Hastalık, Yeni Güney Galler&#039;in Batemans Bay kasabasında salgın haline geldi. Bilim insanları ise keseli sıçanları analiz etmeye başladı.
Keseli sıçanların ülser geliştirdiği biliniyor ve sivrisinekler hastalığın insanlara bulaşmasında rol oynuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XD5LcJZhNUCkPgj7HjAWVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Avustralyada, yiyen, bakteri, alarmı, Vaka, sayıları, fırladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>25 yaşındaki kanser hastası kadın paylaştı: Şişkinlik sandı ama meğer vücuduna yayılmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/25-yasindaki-kanser-hastasi-kadin-paylasti-siskinlik-sandi-ama-meger-vucuduna-yayilmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/25-yasindaki-kanser-hastasi-kadin-paylasti-siskinlik-sandi-ama-meger-vucuduna-yayilmis</guid>
<description><![CDATA[ Kanser dünyada en sık görülen hastalıkların başında gelir. Kanserde erken teşhis hayati önem taşıyor. Kanser, hücrelerin anormal ve kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanıyor. 200’den fazla türü bulunan bu hastalığın belirtileri bazen göz ardı edilemeyecek kadar belirgin olsa da kimi zaman fark edilmesi oldukça zor olabiliyor. Avustralya’da yaşayan 25 yaşındaki Tora Murphy, bu durumu bizzat deneyimledi.Murphy, uzun süredir hayalini kurduğu bir yıllık dünya turuna çıktığında karın bölgesinde bir şişlik ve sertlik hissetmeye başladı. Ancak bu durumu geçici bir rahatsızlık olarak değerlendiren genç kadın, seyahatini ertelemek istemedi ve belirtileri görmezden geldi.Ne var ki süreç Murphy’nin umduğu gibi ilerlemedi. Şikayetleri azalmak yerine farklı belirtilerle artarak devam etti.Seyahati sırasında İngiltere’deyken yaşadığı rahatsızlıkların kaynağını öğrenmek için doktora başvurdu. Yapılan tetkikler sonucu, Murphy’ye yumurtalık kanseri teşhisi konuldu.Tora Murphy, yaşadıklarını sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda dile getirdi. İlk belirtilerin başladığı dönemde yemek yemekte bile zorlandığını ifade eden genç kadın, bu durumun dayanılmaz hale gelmesi üzerine hastaneye gittiğini ve burada yumurtalık kanseri olduğunu öğrendiğini açıkladı.Kanserin birçok sebebi olabileceğine dikkat çeken uzmanlar, genetik faktörler, çevresel etkiler, sağlıksız beslenme ve stresin hastalığın oluşumunda etkili olduğunu belirtiyor.Ayrıca kanser türleri, iyi huylu ve kötü huylu olarak sınıflandırılıyor. İyi huylu tümörler genellikle yayılma göstermezken, kötü huylu tümörler hızla büyüyüp diğer organlara yayılabiliyor.Murphy’nin hikayesi, erken teşhisin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.Uzmanlar, uzun süre devam eden ve sebebi açıklanamayan belirtiler karşısında mutlaka doktora başvurulması gerektiğini vurguluyor.Kısa sürede, diyet veya egzersiz yapmadan kilo kaybetmek.
Dinlenmeyle geçmeyen sürekli yorgunluk hissi.
Sebebi belirlenemeyen ve sürekli tekrarlayan ateş.
Nedeni belli olmayan ve uzun süren ağrılar.Yeni oluşan veya değişiklik gösteren benler, cilt lekeleri ya da yaraların iyileşmemesi.
Beklenmedik şekilde ağız, burun, vajina veya idrardan kan gelmesi.
Vücudun herhangi bir bölgesinde ele gelen sertlik ya da şişlikler.
Uzun süre geçmeyen öksürük, balgamda kan veya ses değişiklikleri.Yutkunurken zorlanma veya sürekli boğazda takılma hissi.
Uzun süreli kabızlık, ishal, dışkıda kan veya bağırsak alışkanlıklarında değişiklik.
Sık idrara çıkma, yanma hissi veya idrarda kan.

Bu belirtilerden herhangi biri uzun süre devam ederse, bir uzmana başvurulması önerilir. Kanserde erken teşhis, tedavinin başarısını büyük ölçüde artırır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9DnQ8JyOckyGZGBLL_llbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kanser, hastası, kadın, paylaştı:, Şişkinlik, sandı, ama, meğer, vücuduna, yayılmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Profesör açıkladı: Kahve içenlerin vücudunda 8 kat fazla var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/profesoer-acikladi-kahve-icenlerin-vucudunda-8-kat-fazla-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/profesoer-acikladi-kahve-icenlerin-vucudunda-8-kat-fazla-var</guid>
<description><![CDATA[ Kahvenin bağırsak mikrobiyomuna etkileri, İtalya&#039;nın Trento Üniversitesi liderliğinde yürütülen geniş çaplı bir araştırmayla gün yüzüne çıktı. Dünya genelinde 25 ülkeden 54 binin üzerinde bireyin tıbbi verilerini analiz eden bilim insanları, kahve içenler ile içmeyenler arasındaki mikrobiyal farklılıkları detaylı şekilde inceledi.Araştırmanın sonuçları, kahve içen bireylerde bağırsak mikrobiyal çeşitliliğinin belirgin biçimde daha yüksek olduğunu ortaya koydu.Özellikle Lawsonibacter asaccharolyticus adlı bakterinin kahve tüketenlerde, tüketmeyenlere kıyasla 4,5 ila 8 kat daha fazla olduğu tespit edildi.İlginç bir şekilde, bu fark kahve tüketiminin yoğun olduğu Batı ülkelerinde daha belirginken, Çin ve Hindistan gibi kırsal bölgelerde nadiren görüldü.Araştırmacılar, kahve içiminin bağırsak mikrobiyomunu nasıl etkilediğini anlamak için hem laboratuvar ortamında deneyler gerçekleştirdi hem de kahvenin kafeinli ve kafeinsiz çeşitlerini test etti.Sonuçlar, kahvedeki biyoaktif bileşenlerin özellikle kinik asit ve trigonellin gibi maddelerin mikrobiyal büyümeyi tetiklediğini gösterdi.Çalışmanın lideri Profesör Nicola Segata, kahve tüketimiyle mikrobiyal çeşitlilik arasındaki ilişkinin sağlık üzerindeki doğrudan etkilerinin henüz tam olarak anlaşılamadığını vurguladı.Ancak bu bulgular, gıdaların bağırsak mikrobiyomunu şekillendirme gücüne dikkat çekerken, gelecekte kişiselleştirilmiş beslenme stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağlayabilir.Araştırma, bağırsak mikrobiyomunun genel sağlık ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.Uzmanlar, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomu için dengeli bir beslenmenin önemine bir kez daha dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GrVtpjfcqka4BdVsk80KAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Profesör, açıkladı:, Kahve, içenlerin, vücudunda, kat, fazla, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tahin içerisine ekleyince mucizeye dönüşen baharat! Kemiklerinizi sağlamlaştırıyor, tıkalı damarları açıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tahin-icerisine-ekleyince-mucizeye-doenusen-baharat-kemiklerinizi-saglamlastiriyor-tikali-damarlari-aciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tahin-icerisine-ekleyince-mucizeye-doenusen-baharat-kemiklerinizi-saglamlastiriyor-tikali-damarlari-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Tahin, susam tohumlarının öğütülmesiyle elde edilen, sağlık açısından oldukça faydalı ve besleyici bir gıda olarak mutfaklarda önemli bir yere sahiptir. Zengin vitamin, mineral ve sağlıklı yağ içeriği sayesinde hem enerji verir hem de bağışıklık sistemini güçlendirir. Ancak tahini daha da faydalı hale getiren, sağlık etkilerini katlayan bir malzeme var! Bu mucizevi karışım, tıkalı damarları açmaktan vücudu toksinlerden arındırmaya kadar birçok etkisiyle adeta bir sağlık iksiri oluşturuyor. İşte tahinin içine ekleyebileceğiniz bu özel malzeme ve sunduğu inanılmaz faydalar...Tahin, başlı başına bir sağlık deposu olsa da, doğru malzemelerle birleştirildiğinde etkisi birkaç kat artabiliyor. Tahine bir çay kaşığı kimyon eklemek, hem vücudun inflamasyonla savaşmasına yardımcı olur hem de karışımın damar açıcı etkisini artırır. Üstelik bu karışım sadece damar sağlığı için değil, aynı zamanda sindirim sistemi üzerinde de oldukça olumlu etkiler gösterir.Tahin, susam tohumlarının ezilmesiyle elde edilen, zengin vitamin ve mineral içeriğiyle besleyici bir gıdadır. İçerdiği E vitamini, kalsiyum, demir ve sağlıklı yağlarla hem enerji verir hem de bağışıklık sistemini destekler.Kimyon ise güçlü bir baharat olarak yüzyıllardır hem yemeklere lezzet katmak hem de şifa kaynağı olarak kullanılmaktadır. Sindirimi kolaylaştırıcı, gaz giderici ve bağışıklığı güçlendirici etkileriyle bilinir. Antioksidan özellikleri sayesinde vücudu serbest radikallerden korur ve metabolizmayı hızlandırır.Tahinin kremamsı dokusu ve kimyonun baharatlı aroması birleştiğinde, ortaya hem damakları şenlendiren hem de sağlığı destekleyen bir karışım çıkar. Bu karışım, özellikle Orta Doğu mutfağında sıkça tercih edilir ve ekmek üzeri sos olarak tüketilir. Aynı zamanda bu ikili, yemeklere eşlik eden nefis bir meze veya dip sos hazırlamak için de idealdir.Sindirim Sistemi Dostu: Tahin, içerdiği sağlıklı yağlarla bağırsakları desteklerken, kimyon gaz problemlerini azaltır ve mideyi rahatlatır.Enerji Verir: Tahin, yüksek kalori değeri ve besleyici özellikleriyle gün boyu enerji sağlar. Kimyon ise metabolizmayı canlandırır.Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Her iki malzeme de zengin antioksidan içeriğiyle vücudu hastalıklara karşı korur.Kan Dolaşımını Destekler: Tahin, demir ve kalsiyum açısından zengin olduğu için kan üretimini destekler. Kimyon ise dolaşımı iyileştirici etkiler sunar.Tahini bir kaseye alın ve üzerine bir miktar kimyon serpin. Dilerseniz birkaç damla limon suyu ekleyerek karışımı daha lezzetli hale getirebilirsiniz. Bu karışım, kahvaltıda ekmekle birlikte tüketilebileceği gibi, salatalar veya haşlanmış sebzeler üzerine sos olarak da kullanılabilir.Tahin ve kimyon, kolayca hazırlanan ve hem sağlıklı hem de lezzetli bir alternatif arayanlar için ideal bir karışımdır. Bu doğal ve besleyici ikiliyi sofralarınıza ekleyerek hem keyifli bir tat deneyimi yaşayabilir hem de sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_gHVqqlfkCxpr6TdkOiSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tahin, içerisine, ekleyince, mucizeye, dönüşen, baharat, Kemiklerinizi, sağlamlaştırıyor, tıkalı, damarları, açıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Damar daralmasıyla birlikte kan basıncı yükseliyor: Göz ve kulaklardaki 2 önemli belirtiyi önemseyin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/damar-daralmasiyla-birlikte-kan-basinci-yukseliyor-goez-ve-kulaklardaki-2-oenemli-belirtiyi-oenemseyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/damar-daralmasiyla-birlikte-kan-basinci-yukseliyor-goez-ve-kulaklardaki-2-oenemli-belirtiyi-oenemseyin</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk havalarda kan basıncınız mı yükseliyor? Birçok kişi, düşük sıcaklıkların neden olduğu kan damarlarının daralması da dahil olmak üzere çeşitli faktörler nedeniyle daha soğuk aylarda daha yüksek kan basıncı yaşar.  Kan basıncı yükseliği vücutta çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Peki, kan basıncı yükseldiği nasıl anlaşılır?Soğuk havalarda kan basıncınız mı yükseliyor? Birçok kişi, düşük sıcaklıkların neden olduğu kan damarlarının daralması da dahil olmak üzere çeşitli faktörler nedeniyle daha soğuk aylarda daha yüksek kan basıncı yaşar. Kan basıncı kışın daha yüksek, yazın ise daha düşük olma eğilimindedir.Bunun başlıca nedeni, soğuk sıcaklığın kan damarlarını daraltması ve dolayısıyla vücutta kan pompalamak için daha fazla basınca ihtiyaç duymasıdır.Ek olarak, hava koşullarındaki ani değişiklikler, özellikle yaşlı yetişkinlerde kan basıncı seviyelerini daha da etkileyebilir.Kan damarlarındaki kanın damar duvarına yaptığı yüksek basınç, hipertansiyon olarak tanımlanır. Uzun süre yüksek kan basıncı damarın iç yüzeyinde hasara neden olur. Damarlarda tıkanma, yırtılma ya da genişlemeye neden olan yüksek tansiyon, kan akışını bozar ve organ yetmezliği oluşabilir.Tansiyon yüksekliği normal sınırlarda olan kan basıncının yükselmesini ifade eder. En bilinen belirtileri ise baş ağrısı, nefes darlığı, kalp çarpıntısı, burun kanaması, gözün beyaz kısmındaki kanamalar, baş dönmesi, kulak çınlaması ve gece sık idrara çıkmadır.Yüksek tansiyonu olanların, özellikle kış genellikle kilo alımı ve bayram mevsiminde tuzlu yiyeceklerin daha fazla tüketilmesiyle birlikte geldiğinden, mevsimler değiştikçe ölçümlerini takip etmeleri önemlidir. Kan basıncınız bu kış 130/85 mmHg&#039;yi aşarsa, etkili bir şekilde yönetmenize yardımcı olabilecek bu sekiz basit ipucunu göz önünde bulundurun.Kış aylarında sıcak kalmak çok önemlidir. Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına ve kan basıncının artmasına neden olabilir. Kat kat giyin, şapka, eldiven ve termal çoraplar giyerek vücut ısınızı koruyun.Evinizi rahat bir şekilde sıcak tutmak ve geceleri battaniye veya sıcak su torbası kullanmak da kardiyovasküler sisteminizdeki gerginliği azaltmaya yardımcı olabilir. Ellerinize ve ayaklarınıza ekstra özen gösterdiğinizden emin olun.Dışarısı soğuk olsa bile düzenli egzersiz hayati önem taşır. Fiziksel aktivite kan damarlarının esnekliğini korumaya ve dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olur.
Dışarıdaki sıcaklıklar çok sertse yoga gibi iç mekan egzersizlerini düşünün. Aktif kalmak sadece kiloyu kontrol etmeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kış depresyonuyla mücadele ederek genel kalp sağlığınıza olumlu katkıda bulunur.
Herhangi bir egzersiz rutinine başlamadan önce doktorunuza danıştığınızdan emin olun.İyi dengelenmiş bir diyet kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Daha fazla sodyum içeren işlenmiş gıdaların tüketimini azaltırken daha fazla meyve, sebze, tam tahıl ve yağsız protein almaya odaklanın.
Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olan potasyum ve magnezyum içeren ıspanak ve havuç gibi mevsimlik ürünleri dahil edin. Ayrıca sabahları bir bardak kişniş tohumu suyu eklemeyi deneyin. Ek sağlık yararları için yemeklerinize sarımsak, zencefil ve zerdeçal ekleyin.Özellikle kış aylarında tuz tüketimini azaltmak önemlidir. Genellikle gizli yüksek sodyum içeren işlenmiş gıdalar yerine taze malzemeleri tercih edin. Turşu ve tuzlu kuruyemiş gibi gereksiz atıştırmalıklardan kaçının ve atıştırmayı tamamen kesmeyi düşünün. Kendinizi daha aç hissediyorsanız, bunun yerine yemeklerinizin kalitesini iyileştirmeye odaklanın.Meyveleri diyetinize dahil etmek, kan basıncını yönetmenin basit ama etkili bir yoludur. Her gün en az bir parça meyve yemeyi hedefleyin, muz veya turunçgiller potasyum içerikleri nedeniyle mükemmel seçimlerdir. Her zamanki pişmiş yemeklerinizin dışında meyve yemek de sindirime yardımcı olabilir ve ek kalori olmadan temel besinleri sağlayabilir.Derin nefes alma egzersizleri, yüksek kan basıncına katkıda bulunan bilinen bir faktör olan stresi önemli ölçüde azaltabilir. Günde iki kez beş derin nefesle başlayın, nefesinizi aldığınızdan daha uzun süre nefes vermeye odaklanın, nefesinizi tutmayın. Bu uygulama sadece zihni sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda vücuttaki oksijen akışını iyileştirmeye de yardımcı olur.Sağlıklı kan basıncı seviyelerini korumak için iyi uyku hijyeni çok önemlidir. Uyku kalitesine takılıp kalmadan yeterince dinlendiğinizden emin olun, sakinleştirici bir uyku vakti rutini oluşturun ve düzenli uyku saatlerine sadık kalın. Kaliteli uyku, stresi ve iştahı etkileyen hormonları düzenlemeye yardımcı olur ve nihayetinde kalp sağlığına fayda sağlar.Tansiyon ölçümlerinizi takip etmek, hipertansiyonu etkili bir şekilde yönetmek için önemlidir. Doğru ölçümler elde etmek için, tercihen uyandıktan hemen sonra veya yemeklerden veya egzersizden hemen sonra değil, haftada iki ila üç kez tutarlı zamanlarda seviyelerinizi kontrol edin.
Yaşam tarzı değişikliklerine rağmen değerleriniz yüksek kalırsa, daha fazla ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5czOqvY-B0qdI5zUxEkN0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Damar, daralmasıyla, birlikte, kan, basıncı, yükseliyor:, Göz, kulaklardaki, önemli, belirtiyi, önemseyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li doktor &amp;quot;vücudu zırh gibi koruyor&amp;quot; dedi: Her gün yediği tek besin buymuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/abdli-doktor-vucudu-zirh-gibi-koruyor-dedi-her-gun-yedigi-tek-besin-buymus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/abdli-doktor-vucudu-zirh-gibi-koruyor-dedi-her-gun-yedigi-tek-besin-buymus</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşam ve uzun ömür için vücudunuza yararlı olan besinleri tüketmeniz öneriliyor.  Yapılan araştırmalar, belirli yiyeceklerin düzenli tüketiminin hem yaşam süresini uzatabileceğini hem de hastalıklara karşı koruma sağlayabileceğini ortaya koyuyor.Uzun ve sağlıklı bir ömür geçirmek istiyorsanız yaşam tarzı alışkanlıklarınızı gözden geçirmelisiniz.
Sağlıklı bir beslenme, düzenli egzersiz, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak vücut sağlığınızı iyileştirmeye ve kronik hastalıkların riskini azaltmaya yardımcı oluyor.Sağlıklı bir yaşamın ilk kuralı sağlıklı beslenme. Tükettiğiniz her besin vücudunuzda olumlu ya da olumsuz bir etki bırakır. Bu nedenle sağlıklı besinleri tercih etmeniz uzmanlar tarafından önerilir.Sağlıklı bir yaşam için doğru besinlerin tüketilmesi gerektiği uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor.Yapılan araştırmalar, belirli yiyeceklerin düzenli tüketiminin hem yaşam süresini uzatabileceğini hem de hastalıklara karşı koruma sağlayabileceğini ortaya koyuyor.Uzun ömür ve rejeneratif tıp alanında 20 yılı aşkın süredir çalışan ABD&#039;li Dr. Neil Paulvin, bu besinlerden birinin yaban mersini olduğunu söylüyor.Günde bir fincan yaban mersini tüketmenin genel sağlık üzerinde sayısız faydası olduğunu belirten Paulvin, bu alışkanlığın kolon kanserini önlemeden kolesterolü düşürmeye kadar pek çok olumlu etkisi bulunduğunu ifade ediyor.Dr. Paulvin, &quot;Yaban mersini, uzun ömrü desteklemek için her gün tükettiğim besinlerden biri. Lezzetli, düşük kalorili ve vitamin ile antioksidan açısından zengin bir meyve. Vücudu enfeksiyonlara karşı bir zırh gibi koruyor,&quot; dedi.Paulvin, yaban mersinini yoğurt, smoothie ya da sade bir atıştırmalık olarak tükettiğini de ekliyor.Meyvenin prebiyotik etkisiyle bağırsak iltihabını azalttığını ve kolon kanserini önlemede yardımcı olabileceğini belirtiyor.Ayrıca, yüksek çözünür lif içeriği sayesinde kötü kolesterolü azaltarak kalp hastalıkları riskini düşürdüğüne dikkat çekiyor.Yaban mersininin antioksidanlar açısından zengin olduğunu vurgulayan Dr. Paulvin, &quot;Bu antioksidanlar, hücreleri hasarlara karşı savunuyor, DNA onarımına katkıda bulunuyor ve daha fazla hasarı önlüyor,&quot; dedi.Meyvede bolca bulunan antosiyaninlerin, yaban mersinine karakteristik mavi rengini verdiğini de sözlerine ekledi.Bir fincan yaban mersininin, günlük C vitamini ihtiyacının %16’sını, K vitamini ihtiyacının ise %24’ünü karşıladığını belirten Paulvin, bu yönüyle meyvenin kemik gelişimini desteklediğini ve kan pıhtılaşmasını düzenlediğini ifade ediyor.16.000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir araştırmada, yaban mersini ve çilek tüketiminin zihinsel yaşlanmayı iki buçuk yıla kadar geciktirdiği tespit edildi.Uzmanlar, yaban mersininde bulunan lif, vitamin ve minerallerin Tip 2 diyabet ile kalp-damar hastalıkları riskini azaltmada da etkili olduğunu belirtiyor.Sonuç olarak, sağlıklı bir yaşam sürmek ve hastalıklara karşı korunmak isteyenler için yaban mersini günlük beslenmenin vazgeçilmez bir parçası olmaya aday görünüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BXdAahVASk2qUsYP1jGq3w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, doktor, vücudu, zırh, gibi, koruyor, dedi:, Her, gün, yediği, tek, besin, buymuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kandaki kolesterolü fırlatıyor, tansiyon, felç nedeni: Sandığınızdan çok daha zararlı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kandaki-kolesterolu-firlatiyor-tansiyon-felc-nedeni-sandiginizdan-cok-daha-zararli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kandaki-kolesterolu-firlatiyor-tansiyon-felc-nedeni-sandiginizdan-cok-daha-zararli</guid>
<description><![CDATA[ Kolesterol seviyesini dengede tutmak genel sağlığınızı korumak için önemlidir. Çünkü kötü kolesterol seviyesi vücutta bazı hastalıkları tetikleyebilir. Dengeli bir kolesterol için sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve sağlıklı beslenme planı oluşturmanız gerekir. Özellikle bazı besinler kolesterol yüksekliğine neden olabilir.Kolesterol, hücre zarlarının yapısal ve sinyal bileşenidir. Ayrıca hormonlar, D vitamini ve safra asidi yapmak için de gereklidir. Doğru miktarlarda iyi sağlık için gerekli olan mumsu, yağ benzeri bir maddedir.Kolesterol, kanda lipitlerden (yağlar) ve proteinlerden oluşan parçacıklar olan lipoproteinler tarafından taşınır. Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ve yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) dahil olmak üzere farklı lipoprotein türleri vardır.&quot;Kötü&quot; kolesterol olarak da adlandırılan LDL, kolesterol parçacıklarını vücutta taşır. Öte yandan &quot;iyi&quot; kolesterol olarak da adlandırılan HDL, fazla kolesterolü hücrelerden uzaklaştırmaya ve onu karaciğere geri taşımaya yardımcı olur.Kandaki çok fazla kolesterol, atardamarlarınızın duvarlarına yapışan plak oluşturmak için diğer maddelerle birleşebilir. Bu plak birikimi ateroskleroz olarak bilinir ve koroner arter hastalığına yol açabilir.Yetişkinler için sağlıklı toplam kolesterol seviyesi, kanın desilitresinde (mg/dL) 200 miligramdan azdır.Önceki kılavuzlar günde 300 miligramdan fazla kolesterol önermiyordu. Kalp hastalığı risk faktörleri olan kişilere kolesterol alımlarını günde 200 miligramın altında tutmaları söylendi.200 ila 239 mg/dL seviyesi sınırda yüksek olarak kabul edilir ve 240 mg/dL veya daha yüksek bir seviye yüksek olarak kabul edilir.Kandaki kolesterol seviyesinin yükselmesi bir takım belirtilere neden olur. Bunlar arasında sayılabilecek olan yüksek kolesterolün belirtileri, göğüs ağrısı, bacaklarda ağrı ve karıncalanma, göz çevresinde yağ birikimine bağlı sarı bezeler, mide bulantısı, yorgunluk, yaraların geç iyileşmesi, baş dönmesi, nefes darlığı ve cilt solgunluğudur. Kolesterol aşırı yüksekse, hipertansiyon ve felç de kolesterolün bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.Kolesterol, karaciğerde üretilse de hayvansal gıdalar aracılığıyla vücuda alınır. Bu gıdaların aşırı tüketimi, trans yağ içeren besinlerle beslenmek yüksek kolesterolün oluşmasına neden olur. Aşırı kilolu olmak ve hareketsiz yaşam biçimi de yüksek kolesterole neden olur. Fazla kilolu kişiler çoğunlukla yüksek bir trigliserit seviyesine sahiptir. Kolesterol değerinin yükselme nedenleri şöyle sıralanabilir:

Egzersiz yapmamak
Hareketsiz yaşam tarzı
Şişmanlık
Ailenin tıbbi geçmişi de kolesterolu yükseltebilir.
Bazı hastalıklar da kolesterolün artmasına sebep olabilir. Bunlar tiroid bezinin yetersiz çalışması, karaciğer hastalıkları, böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları, şeker hastalığı, şişmanlık ve bazı ilaçlardır.Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması hasta için risktir ve kolesterol yüksekliği bir kalp-damar risk faktörüdür. HDL-kolesterolün (iyi kolesterol) düşük olması da bir risktir. Zira bu riske sahip hastalarda kalp krizi, felç, damar tıkanması gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.Vücut sağlığını korumak ve kolesterol seviyesini dengede tutmak için sağlıklı beslenmeniz gerekir. Bazı besinler vücuttak, kolesterol miktarını artırabilir. Bu nedenle kontrollü tüketilmesi önerilir.Kolesterolü yükselten nedenler arasında kötü beslenme alışkanlığı da bulunur.Bu nedenle kolesterolü yükselten yiyecekler mümkün olduğu miktarda azaltılmalıdır.“Kolesterolü yükselten besinler nelerdir?” diye merak ediyorsanız işte bu sorunun yanıtı:

Hazır salata sosları,
Hidrojenik yağlar,
Hindistancevizi yağı,
Kırmızı et,
Margarin,
Mayonez,
Palmiye yağı,
Hazır pastane ürünleri,
Şarküteri ürünleri,
Tam yağlı peynir, yoğurt, süt, krem şanti, krema ve süt tozu,
Tereyağı, kuyruk yağı, margarin, iç yağı,
Yağda kızartılmış besinler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/04T7lFQYnkqbFsze1wMtag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kandaki, kolesterolü, fırlatıyor, tansiyon, felç, nedeni:, Sandığınızdan, çok, daha, zararlı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme Uzmanı &amp;quot;Bu gıdalar toksik&amp;quot; dedi: 2 besin buzdolabında zehre dönüşüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-bu-gidalar-toksik-dedi-2-besin-buzdolabinda-zehre-doenusuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-bu-gidalar-toksik-dedi-2-besin-buzdolabinda-zehre-doenusuyor</guid>
<description><![CDATA[ Buzdolabı yiyecekleri sağlıklı bir şekilde muhafaza eder. Ancak bazı besinler için bu durum tam tersi olabilir. Genellikle herkes besinleri ayırt etmeksizin buzdolabından saklamayı tercih ediyor. Ancak bozdolabına konulduğunda bazı besinler bakteri üretiyor ve tüketildiğinde vücudu zehirleyebiliyor.Buzdolabı soğukluğu ile yiyecekleri sağlıklı bir şekilde muhafaza etmenize yardımcı olur. Çoğu insan besinleri bozulmaması için bozdolabına koyar.Günlerce hatta haftalarda bu şekilde korumaya çalışır. Ancak bu durum her besin için geçerli değil.Çünkü bazı yiyeceklerin asla buzdolabına konulmaması gerekiyor. Uzmanlar bu besinler &quot;toksik&quot; yani zehirli hale gelebileceği konusunda uyarıyor.Klinik beslenme uzmanı ve sosyal medya fenomeni Jhanvi Sanghvi, buzdolabında bulundurulması yasak olan bazı yiyeceklerin &quot;toksik&quot; olabileceğini söyledi.SOĞAN
Sanghvi, birçok kişinin mutfağında bulunan soğanın buzdolabına konulmaması gerektiğini söyledi.Gıda uzmanı şunları yazdı: &quot;Soğanları buzdolabında saklamak, aşırı nem nedeniyle küf oluşumuna ve lapa bir dokuya yol açabilir, bozulmuş soğanlar tüketildiğinde gıda kaynaklı hastalıklara neden olabilir.&quot;Küf, sizi çok hasta edebilecek zehirli kimyasallar olan mikotoksinlerin bir türünü üretebilir.İngiltere Gıda Standartları Ajansı (FSA), kahverengi, kırmızı ve beyaz tüm soğanların dolapta saklanmasının daha iyi olduğunu, ancak yeşil soğan ve pırasa gibi soğanların gerektiğinde buzdolabında saklanabileceğini belirtiyor.Çoğu kişi artık muzları buzdolabına koymaması gerektiğini bilse de hala bunu yapan bazı insanlar var, bu yüzden Sanghvi&#039;nin uyarısı bu yönde. Beslenme uzmanı, &quot;Soğuk hava sıcaklıkları muzların kahverengiye dönmesine ve yumuşamasına neden olarak olgunlaşma süreçlerini bozuyor&quot; açıklamasını yaptı.Ayrıca yiyecekleri buzdolabında saklarken son kullanma tarihlerine ve gerçekte ne kadar süre dayandığına da dikkat etmeniz gerekir.Dr. Karan Raj, dondurulmuş gıdaların artık tüketilmemesi gerektiğini nasıl anlayacağınızı ayrıntılı bir şekilde anlattı.&quot;Dondurulmuş gıda teknik olarak asla bozulmaz. Dondurulmuş gıda söz konusu olduğunda, bu son kullanma tarihleri ve son kullanma tarihleri gıda güvenliğinden ziyade gıda kalitesiyle ilgilidir&quot; diyor Dr. Raj.&quot;Yani, yiyecek donmuş kaldığı sürece güvenlidir. Ancak bu, dondurulmuş yiyeceklerin lezzetli kalacağı anlamına gelmez. Bir şey ne kadar uzun süre donmuş kalırsa, dondurucu yanığı olarak bilinen bir şeyden etkilenebilir.&quot;&quot;Buz kristalleriyle kaplanır ve içindeki nem çekilir ve oksitlenme meydana gelir, bu nedenle uzun süre dondurulmuş halde kalan yiyeceklerin tadı bozulabilir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0kL38NLvgkWn7CFSLpxxZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, Uzmanı, Bu, gıdalar, toksik, dedi:, besin, buzdolabında, zehre, dönüşüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Japonların çok uzun yaşamasının 9 sırrı: 110 yaşını geçenlere &amp;quot;süper asırlık&amp;quot; deniyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/japonlarin-cok-uzun-yasamasinin-9-sirri-110-yasini-gecenlere-super-asirlik-deniyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/japonlarin-cok-uzun-yasamasinin-9-sirri-110-yasini-gecenlere-super-asirlik-deniyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları uzun yaşam ve sağlıklı ömürle ilgili araştırmalarında devam ediyor. Japonlar son 20 yıldır dünyanın diğer toplumlarından 15 sene daha fazla yaşıyor. Ortalama yaşam süresinin 83,7 olduğu ülkede, doğuştan itibaren sağlıklı ve pozitif yaşam aşılanıyor. Peki, Japonların uzun yaşamının sırrı ne?Japonya son 20 yıldır en yüksek yaşam beklentisine sahip ülkeler sıralamasında ilk üçte yer alırken, aynı zamanda en uzun sağlıklı yaşam süresine sahip ülkeler sıralamasında birinci oldu. Dünyada 110 yaşını geçenlere &quot;süper asırlık&quot; deniyor. ABD merkezli Gerontology Research Group&#039;un (Yaşlılık Araştırmaları Grubu) tuttuğu listeye göre, dünyada bugün 110 yaşını aşkın 33 kişi var ve bunların yarıya yakını Japonya&#039;da yaşıyor.Dünyanın en uzun ömürlü insanları, Japonya&#039;nın güneyindeki Okinawa adasının Kitanakagusuku köyündekiler. Bu köydekilerin ortalama yaşam süresi 89 yıl.Bunda deniz ürünleri ağırlıklı beslenmelerinin yanı sıra ileri yaşlarda bile aktif bir hayat sürmelerinin etkisi var.Örneğin Everest&#039;e tırmanan en yaşlı dağcı unvanı da bir Japon&#039;a ait.Şu an 86 yaşında olan profesyonel kayakçı Yuichiro Miura, 2003 ve 2008 yıllarında 8,848 metrelik Everest&#039;e iki defa çıkmıştı.Okinawa gibi yerlere &quot;Mavi Bölge&quot; (Blue Zone) adı veriliyor.Bu konuda yayınladığı aynı isimli kitabı çok satanlar arasına giren konunun uzmanı Dan Buettner&#039;a göre, Japonya dışında dünyada sadece üç Mavi Bölge daha var: Kosta Rika, İtalya&#039;nın Sardunya ve Yunanistan&#039;ın İkarya adası.Coğrafi olarak birbirinden çok farklı ülkelerdeki bu yerlerin birkaç ortak özelliği var.Örneğin, dünyanın en uzun yaşayan erkeklerinin bulunduğu Sardinya&#039;nın Seulo köyünde insanlar hala Bronz Çağı&#039;ndaki gibi yaşıyor, elle tarım yapıyorlar. Buralarda yaşlılar yaşlarından hiç utanmıyor, aksine büyük saygı görüyor.Aynı şekilde Okinawalılar da toplumdan izole yaşamak yerine hayatta düstur edindikleri &quot;yaşam değeri&quot;ne (Japonca&#039;da &#039;ikigai&#039; deniyor) bağlı yaşıyorlar.Japonya, dünyanın en yüksek yaşam beklentilerine sahip ülkelerinden biridir. Kadınlar için 87,32 yıl, erkekler için ise 83,7 yıl olan yaşam süresine sahip. 2019 verilerine göre, 90 yaşını aşan 2,31 milyon Japon bulunurken, 100 yaşını geçenlerin sayısı ise 71 bini aşıyor. Peki, Japonlar neden bu kadar uzun yaşıyor? giderek sağlıklarını düzenli olarak kontrol ettiriyorlar. Bu, potansiyel sağlık sorunlarının erken tespit edilmesine ve tedavi edilmesine yardımcı oluyor.1 - &quot;HARA HACH BUN ME”Bu Japonya&#039;da çok popüler bir söz. ‘Midenin yüzde 80’i dolana kadar yiyin’ anlamına geliyor. Beynin vücuttan besinlerle dolu olduğu için yemeyi bırakması gerektiği sinyalini alması genellikle en az 20 dakika sürer. O zamana kadar, kişi gereğinden fazla yemek yemeye başlar ve bu süreçte bağırsaklardaki yükü artırır. Japonlar yemek yemeyi bırakmaları gerektiğini hatırlatmak için &quot;hara hachi top me&quot; derler.Japonların gelişmiş bir sağlık sistemi var. Aşılama programları, doğumdan yetişkin birey olana kadar ciddi şekilde uygulanıyor. Kişiler genel sağlık sigortasına sahip ve düzenli sağlık kontrollerini aksatmadan yapıyolar.Bunun yanında insanların tuz tüketimini azaltmak veya verem için ücretsiz tedavi gibi sağlıklı yaşam tarzlarını benimsetmeye yönelik sağlık kampanyaları düzenli olarak yapılıyor.2’nci Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmak amacıyla Japonlar, 1950’lerde ve 1960’larda sağlık ve hijyen bilincine sahip bir kültür yaratarak halk sağlığına yaptığı yatırımın karşılığını uzun ve sağlıklı yaşam süreleriyle alıyor.Japonlar, diğer toplumlara göre daha küçük porsiyonlarla yerken aynı zamanda daha yavaş yeme tarzını teşvik ediyor. Porsiyonlar daha küçük tabaklarda servis edilir, aileler birlikte ve özel bir yemek düzeninde yemek yerler. Yemek masalarını genelde TV karşısına koymuyorlar ve cep telefonlarıyla masaya gelmek çoğu aile tarafından engelleniyor. Yemek süresini daha da kısaltmak için ise yere oturmayı ve yemek çubuklarını kullanmayı tercih ediyorlar.Japon yemekleri (diyeti de diyebiliriz), deniz otları, mevsim meyveleri, omega bakımından zengin balık, pirinç, kepekli tahıllar, soya peyniri, soya, miso ve yeşil ve çiğ sebzeler gibi temel besin maddeleriyle dolu. Tüm bu yiyecekler çok az miktarda doymuş yağ ve şeker içerir, vitamin ve mineral bakımından zengindir, böylece Japonların kanser ve kalp hastalığı riskini her geçen gün azalmıştır.Salamura, fermente ve tütsülenmiş yiyecekler, bağırsakların yiyecekleri daha iyi sindirmesine yardımcı olur. Japon diyeti, Japonya&#039;da obezite oranının etkileyici derecede düşük olmasını sağlamıştır.Japon halkı çay içmeyi çok seviyor ve bu kültürlerine işlemiş durumda. Özellikle Matcha çayı içen Japonlar çayın demlenmesi için özel olarak yetiştirilmiş ve işlenmiş, yüksek oranda besleyici ve antioksidan yüklü çay yaprakları kullanıyor.Bu eski içecek, bağışıklık sistemini güçlendiren, kanserle savaşmaya yardımcı olan, sindirime yardımcı olan, enerji seviyelerini artıran ve kan basıncını düzenleyen antioksidanlar açısından zengin. Ayrıca Matcha çayının, hücre zarlarını koruduğu ve hücre y ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eu2LgNCMc0an8jfvdIkauA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Japonların, çok, uzun, yaşamasının, sırrı:, 110, yaşını, geçenlere, süper, asırlık, deniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Profesör &amp;quot;nadir görülen bir durum&amp;quot; diyerek açıkladı: Yemek yerken &amp;quot;ilk lokmada&amp;quot; ortaya çıkıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/profesoer-nadir-goerulen-bir-durum-diyerek-acikladi-yemek-yerken-ilk-lokmada-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/profesoer-nadir-goerulen-bir-durum-diyerek-acikladi-yemek-yerken-ilk-lokmada-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yemek yerken özellikle tatlı veya ekşi bir şeyler yediğinizde çenenizde keskin bir ağrı hissediyorsanız, nadir görülen bir rahatsızlık olan &quot;ilk lokma sendromu&quot; ile karşı karşıya olabilirsiniz. Peki, ilk lokma sendromu nedir?Bu sendrom, genellikle herhangi bir belirgin neden olmadan meydana gelir. Ancak baş ve boyun tümörleri bulunanlar, belirli kanser tedavisi görenler veya cerrahi operasyon geçirenler, bu durumu yaşama açısından daha yüksek risk altındadır.Washington Üniversitesi Profesörü Mark Drangsholt, &quot;Son altı ila sekiz yıl içinde, belki beş vakaya tanıklık ettim ve tedavi ettim. Nadir görülen bir durum olarak nitelendiriyorum,&quot; diyor. Drangsholt, gördüğü beş vakadan dördünde hastaların &quot;bir tür ameliyat geçmişine&quot; sahip olduğunu belirtiyor.İlk lokma sendromu, hastanın yemeğin ilk lokmasını almasının ardından, alt çene boyunca parotis tükürük bezlerine yakın keskin bir ağrı, kramp veya spazm hissi ile kendini gösterir. Genellikle yüzün bir tarafında hissedilen bu ağrı, sonraki birkaç ısırıktan sonra geçer.Drangsholt, &quot;Çoğu durumda, tükürük parotis bezlerine giden sempatik sinir liflerinin cerrahi müdahale sırasında hasar görmesi veya yaralanması bu durumu tetikliyor,&quot; diyor.Sağlık uzmanları, bu sendromu tanılamak için genellikle herhangi bir test yapmaya gerek duymadan, özellikle yakın zamanda cerrahi bir işlem geçiren kişilerde gözlemleyebilirler. Bazı vakalarda, semptomlar ameliyatın üzerinden aylar ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir.Son dönemde sosyal medya platformlarında, kullanıcılar çene ağrısı ile ilgili deneyimlerini paylaşarak, bu rahatsızlığın ilk lokma sendromu olup olmadığını tartışıyorlar. Ancak uzmanlar, ağız cerrahisi veya kanser geçmişi olmayan kişilerde ilk lokma sendromunun görülmesinin oldukça nadir olduğunu belirtiyor.Baltimore&#039;daki Mercy Tıp Merkezi&#039;nde kulak burun boğaz uzmanı Dr. Ileana Showalter, &quot;Toplumda, yemek yerken ağrıya neden olabilecek başka rahatsızlıklar, örneğin temporomandibular eklem (TMJ) sorunları da mevcut. Bu eklemler, ağrının görüldüğü bölgeden çok da uzak değildir,&quot; diyor.Temporomandibular bozukluklar, çene ve çiğneme kaslarında ağrıya, çene sertliğine ve kulaklarda çınlamaya yol açabilir. Bu durumun bilinen bir nedeni yoktur. Ayrıca tükürük bezi enfeksiyonları veya parotis bezindeki taşlar da çene ağrısı ya da şişmeye neden olabilir.Dr. Showalter, &quot;İlk ısırık sendromunun belirtileri, akut ağrı yaşamanız ancak yemeğe devam ettikçe ağrının azalması şeklinde tanımlanabilir. Oysa bezinde tıkanıklık olan biri için ağrı yemek yemeye devam ettikçe devam eder,&quot; diye açıklıyor.İlk lokma sendromu tamamen önlenemez ancak ağrı, bazı ilaçlarla tedavi edilebilir.Ayrıca parotis bezine yapılan botoks enjeksiyonları, sinirleri bloke ederek semptomları hafifletebilir.Uzmanlar, orofasiyal ağrı, ağız hastalıkları veya kulak burun boğaz uzmanıyla görüşmenin, doğru tedavi planının bulunmasında yardımcı olabileceğini vurguluyor.&quot;Tıp ve diş hekimliği alanındaki tüm uzmanların bu durumu tanıyabileceğini ve bunun daha yaygın bir durum olmadığından emin olmak için ayrım yapabileceklerini düşünüyorum,&quot; diye ekliyor Dr. Drangsholt. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XNLIxw9mB0GBsVyWyPCNPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 12:39:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Profesör, nadir, görülen, bir, durum, diyerek, açıkladı:, Yemek, yerken, ilk, lokmada, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın bilinmeyen kahramanı keşfedildi: Demir, çinko, kalsiyum ne varsa onda!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-bilinmeyen-kahramani-kesfedildi-demir-cinko-kalsiyum-ne-varsa-onda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-bilinmeyen-kahramani-kesfedildi-demir-cinko-kalsiyum-ne-varsa-onda</guid>
<description><![CDATA[ Tahıl dünyasının bilinmeyen kahramanı olan ve sağlığa faydalarıyla dikkat çeken darı; demir, çinko, kalsiyum ve diğer besin kaynağıdır. Bilim ve araştırmanın yardımıyla darıların besin özellikleri yavaş yavaş keşfedildi. Peki, darı nasıl tüketilir ve neye iyi gelir?Dünya genelinde farklı türleri yetiştirilir ve genellikle sıcak ve kurak iklimlerde kolayca yetişebilen dayanıklı bir bitkidir. Darı, hem insanlar hem de hayvanlar için besin kaynağı olarak önemlidir.Darılar, genellikle sağlığa faydalarıyla bilinen küçük taneli tahıllar grubudur. Son derece besleyicidirler ve düşük verimli topraklarda yetiştirilirler.Bu ürünler, çok çeşitli tarımsal ekolojik koşullara uyum sağlamalarıyla tanınırlar. Yaşam tarzı hastalıklarının artması göz önüne alındığında, uygun besin bileşimi ve sağlıklı bir gıda seçeneği olarak kullanışlılığı nedeniyle, özellikle kentsel alanlarda tüketiciler arasında darıya olan talep artmaktadır.Beslenme ve sürdürülebilirliğin mükemmel bir karışımını temsil eden darıların küresel gıda sistemini iyileştirmek için etkili bir araç sunduğu için sağlık yararlarını takdir etmenin zamanıdır.Darı, protein, lif, kalsiyum ve demir gibi hayati besinlerin zengin kaynaklarıdır ve bu nedenle modern sofrada yer almayı hak ederler. Darı, güçlü ve sağlıklı kemikler için gerekli olan kalsiyumun bir güç merkezidir.Darı, lif ve antioksidanlar açısından zengindir ayrıca enerji seviyelerini korumaya yardımcı olan iyi miktarda protein içerir.Gelişen tüketici tercihleriyle uyumlu, sağlıklı ve besin dolu yiyeceklere güçlü bir şekilde odaklanılmasıyla, çok tahıllı bir ürün yelpazesi olan darı beslenme listelerine eklenebilir.Darıyı diyete entegre etmenin yenilikçi bir yolu, çok tahıllı kahvaltılık gevrekler ve atıştırmalıklar eklemektir.Sorgum: Afrika&#039;da ve Asya&#039;da yaygın.İnce Darı (Foxtail millet): Daha küçük taneli türlerden biri.Kılçıksız Darı (Pearl millet): Özellikle Hindistan&#039;da çok tüketilir.Teff: Etiyopya mutfağında önemli bir yer tutar.Darı, yetiştirilen ilk ürünlerden biriydi ve modern bilim ve araştırmanın yardımıyla darıların besin özellikleri yavaş yavaş keşfedildi. Darılar, karbonhidrat, enerji (kalori), mikro besinler ve fitokimyasallar açısından buğday ve pirinç gibi başlıca tahıllara besinsel olarak benzerdir. Darılar %7-12 protein, %2-5 yağ, %65-75 karbonhidrat (kompleks karbonhidratlar) ve %15-20 diyet lifi içerir.Darılar doğal bir demir, çinko, kalsiyum ve diğer besin kaynağıdır. Niasin, B6 ve folik asit ile kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum ve çinko içeriği daha yüksektir. Parmak darısı (ragi) iyi bir kalsiyum kaynağıdır (300-350 mg/100 g).Mercimek, baklagiller, süt ve süt ürünleri veya vejetaryen olmayan yiyecekler gibi iyi protein kaynaklarıyla orta miktarda alınan darılar proteinin biyolojik değerini artırmaya yardımcı olur.Daha yüksek viskoziteye ve su tutma kapasitesine sahip olan diyet lifi, diyabette kan şekeri seviyelerinin ve insülin tepkisinin göreceli olarak azaltılmasında önemli bir rol oynar.Bilimsel çalışmalar, darı açısından zengin tam tahıllı ve minimum işlenmiş diyetlerin, diyabet, kanser ve kalp damar hastalıkları gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara karşı koruyucu olduğunu, çünkü koruyucu etkilerinin olduğunu göstermiştir. lif ve fitonutrientlerin etkileri. Darılar glütene karşı toleransı olmayan kişiler için iyidir.Darıların filizlendirme) süreci demir ve manganezin biyoyararlanımını artırır.Darılar kesinlikle tahıl dünyasının bilinmeyen kahramanlarıdır. Her birinin sağlık üzerinde farklı, faydalı bir etkisi olduğu ve atıştırmalıklar, tahıllar ve hatta ana yemekler gibi sayısız şekilde kullanılabileceği bulunmuştur. Son yıllarda darılar sadece besinsel avantajları nedeniyle değil aynı zamanda sürdürülebilirliğe katkıları nedeniyle de ilgi görmektedir. Birleşmiş Milletler&#039;in 2023&#039;ü Uluslararası Darı Yılı olarak ilan etmesi, bu dayanıklı tahıllara küresel olarak ilgiyi ateşlemiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oQ-D416uYUeDe9cziHcdhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, bilinmeyen, kahramanı, keşfedildi:, Demir, çinko, kalsiyum, varsa, onda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çay mı, kahve mi? Felç geçirmeye neden olduğu açıklandı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cay-mi-kahve-mi-felc-gecirmeye-neden-oldugu-aciklandi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cay-mi-kahve-mi-felc-gecirmeye-neden-oldugu-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ Çay ve kahve sevilerek ve sıklıkla tüketilen iki içecek. Kahvenin ve çayın sağlığa pek çok faydası bulunuyor. Ancak yapılan son araştırmalar bu içeceklerden birinin fazla tüketiminin felç riskini artırdığını ortaya çıkardı. Kahve mi, çay mı? Hangisi felç riskini artırıyor.Dünyada çay ve kahve en sık tüketilen içeceklerin başında geliyor. Yapılan bazı araştırmalar kahvenin felç riskini artırabileceğini çayın ise bu riski azaltabileceğini söylüyor.
Çay, kan şekeri ve kalp sağlığının iyileştirilmesi de dahil olmak üzere çok sayıda fayda sağlar. Ayrıca kanser ve diyabet riskini de azaltabilir. Çay, kahveden daha az kafein ve daha fazla antioksidan içerir. Peki, sağlık için çay mı, kahve mi? İşte yanıtı.Yeni bir çalışma, çayla sağlıklı içecek seçimlerinin nasıl yapılacağına dair içgörüler sunuyor ve en azından felç riski söz konusu olduğunda kahveden önde görünüyor.Bir analize göre, kafeinli içeceklerin sık tüketilmesi felç riskini artırıyor. Günde dört fincandan fazla kahve içmenin felç riskini artırdığını, çayın ise riski azalttığını gösterdi.Felç, önde gelen ölüm nedenlarinden biri. Felç, beyne kan taşıyan bir kan damarı pıhtı tarafından tıkandığında veya yırtıldığında meydana gelir. Sonuç olarak, beynin bir kısmı ihtiyaç duyduğu kanı ve oksijeni alamaz ve bu da beyin hücrelerinin ölmesine yol açar.Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#039;ne (CDC) göre her yıl 795.000&#039;den fazla kişi felç geçiriyor ve aşırı kafeinli içecek tüketimi veya çok fazla kahve buna katkıda bulunan bir faktör olabilir.Çok fazla kahve içmek çeşitli yan etkilere neden olabilir, bunlar arasında şunlar bulunur:Kısa vadeli etkiler: Kalp atış hızının, nefes almanın ve zihinsel uyanıklığın artması ve ayrıca artan fiziksel enerji. Bu etkiler 12 saate kadar sürebilir.
Uzun vadeli etkiler: Kaygı, bağımlılık ve baş ağrısı, sinirlilik ve yorgunluk gibi yoksunluk belirtileri. Yoksunluk, son fincan kahvenizden 12 saat sonra başlayabilir ve bir ila iki güne kadar sürebilir. Diğer yan etkiler: Uykusuzluk, sık idrara çıkma, susuzluk, baş dönmesi, baş ağrısı, hızlı kalp atışı, huzursuzluk, heyecan, titreyen eller ve mide bulantısı.Ciddi yan etkiler: Rabdomiyoliz, hasarlı kas liflerinin kan dolaşımına girerek böbrek yetmezliğine ve diğer sorunlara yol açtığı nadir bir durumdur.
Aşırı doz: Son derece nadir durumlarda, kafa karışıklığına, halüsinasyonlara ve kusmaya neden olabilen kafein aşırı dozu almak mümkündür.Yorgunluk:  Son fincan kahvenizden 12 saat sonra ortaya çıkabilir ve bir ila iki güne kadar sürebilir. Belirtiler arasında baş ağrısı, sinirlilik ve yorgunluk bulunur.
Bazı insanlar kafeine diğerlerinden daha duyarlıdır ve nasıl tepki vereceğiniz, ne kadar kafein içmeye alışkın olduğunuza göre belirlenebilir. Çoğu insan için günde 400 mg&#039;a kadar kafein tüketmek zararlı değildir.Öte yandan, çay daha faydalı bir alternatif içecek olabilir. Çay içmenin birçok sağlık faydası olabilir, bunlar arasında şunlar yer alır:Ölüm riskinin azalması: Günde en az iki fincan siyah çay içmek, herhangi bir nedenden dolayı ölüm riskini %9-13 oranında düşürebilir.Kan şekerinin iyileşmesi: Siyah çay, özellikle yemeklerden sonra kan şekeri seviyelerini iyileştirebilir.
Kanser riskinin azalması: Çaydaki polifenoller, oral, skuamöz hücreli karsinom cilt kanseri ve muhtemelen meme, jinekolojik, akciğer ve tiroid kanserleri dahil olmak üzere belirli kanser türleriyle savaşmaya yardımcı olabilir.Kalp hastalığı ve felç riskinin azalması: Çay içmek kalp krizi ve felç riskini azaltabilir.Beyin fonksiyonlarının iyileşmesi: Siyah çay, yönetici işlevleri ve hafıza görevlerini iyileştirebilir.
Tip 2 diyabet riskinin azalması: Gözlemsel araştırmalar, günde 2-3 fincan çay içmenin tip 2 diyabet riskini azaltabileceğini göstermektedir.Kemik sağlığının iyileşmesi: Çay, kemiklerinizi korumaya yardımcı olabilir.
Cilt sağlığının iyileşmesi: Yeşil çay, iltihap önleyici olabilir ve cildinizin temiz ve parlak kalmasına yardımcı olabilir. İyileştirilmiş ruh hali ve hafıza: Sütlü çay, triptofan gibi besinlerin varlığı nedeniyle antidepresan etkilere sahip olabilir.Kahveden çaya geçmeyi düşünmek için birçok neden vardır, örneğin:Kafein içeriği: Çay, kahveden daha az kafein içerir ve bu, kafein alımınızı azaltmak veya daha az gerginlik ve çöküş yaşamak istiyorsanız faydalı olabilir.
Antioksidanlar: Çaylar, özellikle yeşil ve siyah çaylar, kalp hastalığı ve belirli kanser türleri gibi hastalıklara karşı koruma sağlayabilen polifenol adı verilen antioksidanlar açısından zengindir.
 Çay, kafeinle birleştirildiğinde daha uzun süre zihinsel olarak uyanık kalmanıza yardımcı olabilen bir kimyasal olan L-theanine içerir.Diş sağlığı: Yeşil çay, diş çürümesini ve diş eti hastalığını önlemeye yardımcı olabilen ağız bakterilerini azaltabilir. Ayrıca kötü nefese neden olan mikropları da öldürebilir.
Ruh hali: Kahve, serotonin seviyelerini düşürdüğü için kaygılı kişiler için sorunlu olabilir ve bu da depresyona veya kaygılı düşüncelere yol açabilir. Çay, kaygılı kişiler için iyi bir alternatiftir.
Kolesterol: Fr ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ou8nXfPMrEmoS3OZ_5zL8g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çay, mı, kahve, mi, Felç, geçirmeye, neden, olduğu, açıklandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliğinin işareti: Meğer bu hastalıkları tetikliyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-eksikliginin-isareti-meger-bu-hastaliklari-tetikliyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-eksikliginin-isareti-meger-bu-hastaliklari-tetikliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, çeşitli sağlık yararları nedeniyle kış aylarında giderek daha önemli hale gelir. Ruh halini düzenleyerek ve stresi azaltarak mevsimsel duygusal bozukluk ile mücadeleye yardımcı olur. Magnezyum ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirerek kış hastalıklarına karşı korur. Ek olarak, kalp sağlığını destekler ve gün ışığının azalmasıyla bozulabilen uyku döngülerini düzenler. Peki, kışın neden daha fazla magnezyuma ihtiyacımız var?Kış geldiğinde, vücudumuz yeni zorluklarla karşı karşıya kalır. Günler kısalır, sıcaklıklar düşer ve rutinlerimiz değişir.
Bu değişiklikler hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı etkileyebilir. Bu daha soğuk aylarda yolumuzu bulmamıza yardımcı olan önemli bir besin maddesi magnezyumdur.
Genellikle göz ardı edilen magnezyum, çeşitli vücut işlevleri için gereklidir ve önemi kış aylarında daha da belirginleşir.Kış aylarında en sık karşılaşılan zorluklardan biri, azalan güneş ışığına maruz kalmanın tetiklediği bir depresyon türü olan Mevsimsel Duygusal Bozukluk&#039;tur. Magnezyum, genellikle &quot;mutluluk hormonu&quot; olarak adlandırılan serotonin üretimini destekleyerek ruh halini düzenlemeye yardımcı olur.Magnezyumun stres hormonu olan kortizol seviyelerini dengelemedeki rolü, onu kış kaynaklı ruh hali değişimlerini ve kaygıyı yönetmede güçlü bir müttefik yapar. Yeterli magnezyum alımının sağlanması, ruh halinizi dengelemenize ve karanlık aylarda genel zihinsel refahınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.Magnezyum, vücudun stres tepkisinden sorumlu sistem olan hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) eksenini düzenlemeye yardımcı olduğu için &quot;stres karşıtı&quot; mineral olarak bilinir. Ayrıca, gevşemeyi destekleyen bir nörotransmitter olan GABA&#039;nın (gama-aminobütirik asit) aktivitesini de artırır. Diyetinize magnezyum eklemek, stresi yönetmenize ve telaşlı kış mevsiminde sakinlik hissinizi korumanıza yardımcı olabilir.Kış, soğuk algınlığı, grip ve diğer enfeksiyonlarla eş anlamlıdır. Bağışıklık sisteminin iyileştirilmesine yardımcı olan magnezyumun iyi bir rolü, bağışıklık hücrelerinin aktivasyonu ve iltihabın azaltılmasıyla ilgilidir. Ayrıca patojenlerle savaşmada birincil bileşenler olan antikorların üretimine yardımcı olur.Magnezyum eksikliği bağışıklık tepkinizi zayıflatır. Başka bir deyişle, kolayca hastalığa kurban gidebilirsiniz. Magnezyum açısından zengin yiyeceklere veya takviyelere öncelik vererek bağışıklık savunmanızı güçlendirmeye yardımcı olabilirsiniz.Soğuk algınlığı da kalbe zorluk çıkarabilir. Bu gibi durumlarda, kan basıncı yükselebilir ve kalp ile ilgili rahatsızlıkların riski artabilir. Magnezyum, kan damarlarını açarak kalbin sağlıklı çalışmasını sağlar, dolayısıyla dolaşımı iyileştirir ve kalp atışlarını düzenlemeye yardımcı olur. Yüksek magnezyum alımı, özellikle kalp hastalığı olan veya buna yatkın olan kişiler için önemlidir.Kışın uzun geceleri uykuyu yakalamak için mükemmel bir zaman gibi görünür, ancak genellikle bu şekilde çalışmaz. Azalmış gün ışığı, uykuya dalma uykusuzluğuna ve hatta uykuyu sürdürme uykusuzluğuna yol açabilecek sirkadiyen ritmi bozabilir. Magnezyum, uykuyu kontrol eden hormon olan melatonin üretiminde rol oynar. Ayrıca sinir sistemi üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahiptir ve günün sonunda gevşemeyi kolaylaştırır. Magnezyum açısından zengin bir diyet veya takviye, bir bireyin kış aylarında daha derin ve hatta dinlendirici bir şekilde uyumasına yardımcı olabilir.Magnezyum eksikliği kalp krizi, felç, diyabet veya osteoporoz gibi sağlık sorunlarına yakalanma riskini yükseltir. Bunların yanında düşük magnezyum seviyesi kısa vadede belirtilere neden olmasa da tip 2 diyabet, duygu bozuklukları ve migren gibi rahatsızlıklarla bağlantılı olarak bilinir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0-9EC-e_OkaTLJZMN4S-pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliğinin, işareti:, Meğer, hastalıkları, tetikliyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına içince vücudu içeriden temizliyor: 2 malzemeli şifa suyu böbrek, karaciğer ve kalbi gençleştiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-icince-vucudu-iceriden-temizliyor-2-malzemeli-sifa-suyu-boebrek-karaciger-ve-kalbi-genclestiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-icince-vucudu-iceriden-temizliyor-2-malzemeli-sifa-suyu-boebrek-karaciger-ve-kalbi-genclestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak, vücudun genç kalmasına yardımcı olmak ve kronik hastalıkları engellemek için doğada bulunan şifalı besinlerden faydalanabilirsiniz. Zencefil ve Hint Bektaşi Üzümü (Amla), birlikte tüketilğinde vücudun ihtiyacı olan vitaminleri karşılayıp çeşitli sağlık yararları sunar.Amla ve zencefil suyu tüketmek, vücut sağlığınız için faydalı olabilir. Bu iki süper besin, genel sağlığınızı iyileştirebilecek çok sayıda önemli besin, antioksidan ve terapötik özellik içerir.Kafein yüklü içeceklerin aksine, bu doğal içecek uzun süreli enerji verir ve çeşitli sağlık sorunlarını çözer. Bu uygulamayı günlük rutinimize uygulamanın 6 temel avantajı şunlardır.Amla, portakaldan 20 kat daha fazla C vitamini içeren en yoğun kaynaklardan biridir. Bu, vücudun hastalıklara karşı ilk savunma hattı olan beyaz kan hücrelerinin oluşumunu artırarak bağışıklık sisteminizi güçlendirir.Gingerol gibi güçlü iltihap önleyici kimyasallarıyla bilinen zencefil, vücuttaki iltihabı azaltarak amlayı tamamlar ve soğuk algınlığı, öksürük ve grip gibi mevsimsel hastalıklara karşı koyma yeteneğinizi artırır.2017&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, amla bağışıklığı ve sindirimi artırmada gerçekten yardımcı olur.Düzenli tüketimi, hava değişiklikleri veya grip mevsimlerinde bile bağışıklık sisteminizin güçlü kalmasını sağlar.Hazımsızlık veya şişkinlik mi yaşıyorsunuz? Amla ve zencefil midenizin en iyi dostlarıdır. Amla, sindirim enzimlerinin üretimini destekleyerek bağırsağın yiyecekleri daha verimli bir şekilde parçalamasına olanak tanır.Zencefilin karminatif özellikleri sindirim sistemini yatıştırır, şişkinliği giderir ve gaz oluşumunu önler. Birlikte, sindirim sisteminizde sağlıklı bir ortam yaratırlar.Bu içeceği aç karnına içmek, bağırsakları temizleme ve gün boyunca yeniden ayarlama yeteneğini artırır.Amla ve zencefil doğal detokslayıcılardır. Amla, idrar söktürücü görevi görerek vücudunuzun idrar yoluyla toksik toksinleri atmasını sağlarken böbreklerinizi ve karaciğerinizi de iyi durumda tutar.Zencefil metabolizmayı harekete geçirerek karaciğerin toksinleri daha verimli bir şekilde parçalamasına olanak tanır. Bu enerjik ikili, sisteminizi detoksifiye etmeye yardımcı olarak kendinizi hafif ve tazelenmiş hissetmenizi sağlar.Zamanla, bu detoks etkisi enerji seviyelerinin iyileşmesine ve daha berrak bir zihne katkıda bulunabilir.Amla&#039;nın antioksidan özellikleri, özellikle C vitaminine atfedilenler, cilt yaşlanmasına, donukluğa ve kırışıklıklara neden olan serbest radikalleri nötralize eder. Kolajen oluşumunu uyarma yeteneği daha sıkı, daha genç görünen bir cilde yol açar.
Zencefil, cilt tahrişini azaltarak ve akneye neden olan mikroplarla savaşarak buna katkıda bulunur. Amla&#039;nın yüksek vitamin içeriği ayrıca saç köklerini güçlendirir, kepeği giderir ve erken grileşmeyi önlemeye yardımcı olur.2021&#039;de yayınlanan bir çalışma, amla tüketmenin cildinize daha fazla esneklik ve nem kazandırdığını ve cilt kırışıklıklarını azalttığını buldu.Kilonuzu vermek veya korumak istiyorsanız, bu içecek yardımcı olabilir. Amla metabolizmayı artırır ve sindirim sisteminizi gün boyunca aktif tutarak aşırı yağ birikimini en aza indirir. Zencefil, vücudunuzun ısı üretmek için kalori yaktığı mekanizma olan termojenezi artırarak bu etkiyi artırır. Birlikte, istekleri azaltmaya ve yağ kaybını artırmaya yardımcı olurlar.Biliyor muydunuz? Amla&#039;nın yüksek lif içeriği daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur ve aşırı yeme olasılığını azaltır.Kalp sağlığı çok önemlidir ve hem amla hem de zencefil kardiyovasküler zindelikte önemli bir rol oynar. Amla, iyi kolesterolü (HDL) iyileştirirken kötü kolesterolü (LDL) düşürür ve bu da arter tıkanıklığı olasılığını en aza indirir. Zencefilin iltihap giderici ve antioksidan özellikleri kan dolaşımını artırır ve kan basıncının normal seviyede kalmasına yardımcı olur.Bu sağlık içeceğini hazırlamak hızlı ve kolaydır. İşte basit bir tarif:1. 1-2 taze amla ve küçük bir parça zencefil (yaklaşık 2,5 cm) alın.2. Bunları bir miktar suyla karıştırın.3. Posasını çıkarmak için suyunu süzün.4. Gerekirse tat vermesi için bal veya bir tutam siyah tuz ekleyin.Maksimum fayda için sabahları aç karnına için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L3b3IacDZ0Gb_-uKnXtgzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, içince, vücudu, içeriden, temizliyor:, malzemeli, şifa, suyu, böbrek, karaciğer, kalbi, gençleştiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>100 yaşını aşmış kişiler anlattı: Ömrü uzatmanın ve vücudu sıfırlamanın yolu buymuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/100-yasini-asmis-kisiler-anlatti-omru-uzatmanin-ve-vucudu-sifirlamanin-yolu-buymus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/100-yasini-asmis-kisiler-anlatti-omru-uzatmanin-ve-vucudu-sifirlamanin-yolu-buymus</guid>
<description><![CDATA[ 100 yaşına kadar yaşamak ister misiniz? Sağlıklı ve uzun yaşam herkesin hayâli ve bu konudaki bilimsel çalışmalar hala sürüyor. Uzun yaşamak ve her yaşta vücut sağlığını korumak için bazı sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Unutmayın, uzun ve mutlu bir yaşamın anahtarı küçük, tutarlı adımlarda gizlidir.Herkes uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek ister, ancak herkes bunu başarmanın sırlarını bilmez. Uzun ömür sadece iyi genlerle ilgili değildir; sağlığımızı koruyan ve her gün mutluluğu artıran seçimler yapın. Gerçekten fark yaratabilecek taze, pratik alışkanlıklar arıyorsanız, bu 6 yaşam tarzı değişikliğini benimsemeye değer.Her yeni diyet trendine atlamak yerine, bilinçli beslenmeye odaklanın. Bu, ne yediğinize ve bunun sizi nasıl hissettirdiğine dikkat etmek anlamına gelir. Yemek sırasında yavaşlayın, her lokmanın tadını çıkarın ve %80 tok olduğunuzda yemeyi bırakın; bu, dünyanın en uzun yaşayan topluluklarından biri olan Japonya&#039;nın Okinawalılarından esinlenen bir uygulamadır. Aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur ve sindirimi iyileştirir.100 yaşını aşmış kişilerin çoğu, sağlıklı ve işlenmemiş gıdalar açısından zengin bir beslenmenin, uzun yaşamanın anahtarı olduğuna inanıyor.Hem California&#039;da yaşayan 100 yaşındaki sosyal medya fenomeni Jack Van Nordheim hem de ABD&#039;nin en yaşlı vatandaşı olan 114 yaşındaki Teksaslı Elizabeth Francis, çoğu zaman işlenmemiş malzemelerle evde hazırlanmış yemekler yediklerini söyledi.Van Nordheim, gençlik yıllarında ailesinin bir çiftliği olduğunu bu nedenle bol bol taze tavuk eti yediğini belirtti. Francis ise kendi bahçesinden topladığı, bamya, havuç, hardal otu ve kara lahana gibi sebzelerle yemekler yaptığını anlattı.Öte yandan Mavi Bölgelerde yaşayan asırlık insanların da bol bol sebze ve işlenmemiş gıda tükettiğini biliyoruz.2022 yılında yapılan bir çalışmada, &quot;tipik&quot; Batı tarzı beslenmeyi bırakıp tam tahıllar, baklagiller, balık, meyveler, sebzeler ve kuru yemişler içeren, kırmızı ve işlenmiş etlerin, şekerle tatlandırılmış içeceklerin ve işlenmiş tahılların sınırlı olduğu optimal beslenmeye geçmenin, ABD&#039;de yaşayan insanların beklenen ömür süresini 10 yıla kadar uzatabileceği bulunmuştu.Aktif kalmak için spor salonu üyeliğine ihtiyacınız yok. &quot;Mavi Bölgeler&quot;deki (en uzun yaşayan nüfusa sahip bölgeler) insanlar hareketi günlük yaşamlarına doğal olarak entegre ederler.2016&#039;da yapılan bir çalışma, Mavi Bölgeler&#039;in orijinal amacının yaşam süresini ve canlılığı destekleyen en sağlıklı yaşam tarzlarını belirlemek olduğunu açıklamaktadır.Daha fazla yürüyün, merdivenleri, bahçeyi kullanın veya hatta evinizi coşkuyla temizleyin. Bu düşük yoğunluklu, tutarlı aktiviteler kronik hastalık riskini azaltır ve vücudunuzu hareket halinde tutar.Yalnızlığın günde 15 sigara içmek kadar zararlı olabileceğini biliyor muydunuz? Kendinizi olumlu ilişkilerle çevrelemek stresi azaltabilir ve hatta bağışıklık sisteminizi iyileştirebilir. Yerel bir kulübe katılın, gönüllü olun veya sağlam bir destek sistemi oluşturmak için arkadaşlarınız ve ailenizle daha fazla zaman geçirin.Von Nordheim bakımını üstlenen yeğeniyle çok yakın olduğunu, Francis kızıyla yaşadığını, Gibbs 92 yaşındaki yakın arkadaşının kendisini genç tuttuğunu, Preston ise çok sayıda arkadaşı olduğu için hiç sıkılmadığını ifade etti.Bu yakın ilişkiler, asırlık insanları yaşıtlarından bir adım öne taşımış olabilir. Araştırmalar sağlıklı sosyal ilişkilerle uzun ömür arasında güçlü bağlar olduğunu gösteriyor.Odak noktanızı bitki bazlı gıdalara kaydırmak vejetaryen olmak anlamına gelmez. Yemeklerinize fasulye, mercimek, kuruyemiş, tohum ve çeşitli renkli sebzeler ekleyin. Bu yiyecekler lif, antioksidanlar ve bağırsak sağlığını destekleyen ve kanser ve kalp sorunları gibi hastalıklara karşı koruyan temel besinler açısından zengindir.Uzun yaşam tutkunları genellikle sadece uykuya değil, aynı zamanda şekerleme, meditasyon veya doğada zaman geçirme gibi onarıcı uygulamalara da öncelik verirler.20 dakikalık bir şekerleme odaklanmayı iyileştirebilir ve meditasyon kortizol seviyelerini düşürerek genel sağlığınızı dengelemenize yardımcı olabilir. Sadece yeşillikler içinde kısa bir yürüyüş için dışarı çıkmak ruh halinizi iyileştirebilir ve enerjinizi yeniden şarj edebilir.Her sabah yataktan çıkmak için bir nedene sahip olmak daha uzun bir yaşamla bağlantılıdır. İster bir hobi edinmek, ister başkalarına yardım etmek veya kişisel hedefler belirlemek olsun, bir amaç duygusu zihinsel ve duygusal sağlığı besler. Çalışmalar, güçlü bir amaç duygusuna sahip kişilerin Alzheimer gibi yaşa bağlı rahatsızlıklar geliştirme olasılığının daha düşük olduğunu göstermektedir. Uzun zamandır bir kişinin refahının bir işareti olan yaşamdaki amaç duygusunun, sağlığını belirlemede önemli bir rol oynadığına inanılmaktadır.Van Nordheim çocukluğunu bir çiftlikte geçirmenin yanı sıra hayvanlarla ilgilenmeyi hayattaki en büyün tutkusu haline getirdiğini anlattı. Bir noktada bir maymun sahibi bile olan Van Nordheim, bugün de kuş gözlemciliği yaptığını sö ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtpqgcGNikeeKjQMudcLrA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşını, aşmış, kişiler, anlattı:, Ömrü, uzatmanın, vücudu, sıfırlamanın, yolu, buymuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Düşük zeka, kronik hastalık ve erken ölüm nedeni: Gizli risk ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dusuk-zeka-kronik-hastalik-ve-erken-oelum-nedeni-gizli-risk-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dusuk-zeka-kronik-hastalik-ve-erken-oelum-nedeni-gizli-risk-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Son bir çalışma, üç yaygın plastik katkı maddesinin endişe verici sağlık ve ekonomik sonuçlarını ortaya koyuyor: BPA, DEHP ve PBDE&#039;ler. Araştırmacılar, bu kimyasallardan sadece ikisinin ortadan kaldırılmasının yaklaşık 600.000 hayat kurtarabileceğini ve küresel olarak 1,5 trilyon dolarlık ekonomik fayda sağlayabileceğini buldu. Bu kimyasallar, kardiyovasküler hastalıklar, üreme bozuklukları, gelişimsel sorunlar ve hatta düşük IQ&#039;lar dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla bağlantılıdır.Plastikler insan, bitki ve hayvan sağlığına zarar veriyor ve ekosistemlerimizde muazzam miktarda atık oluşturarak toprağımızı, havamızı ve su yollarımızı tıkıyor. Özellikle plastik kirliliği, üretim sürecinde kullanılan kimyasal katkı maddelerinin toksik doğası nedeniyle Dünya üzerindeki tüm yaşam için ciddi bir tehdit oluşturuyor.Şimdi, Massachusetts Amherst Üniversitesi ekonomisti Yongjoon Park&#039;ın ortak yazarlığını yaptığı yeni bir çalışmaya göre, plastiklerde yaygın olarak bulunan üç toksik kimyasal, dünya çapında insanların erken ölümlerle, kronik hastalıklarla ve hatta daha düşük IQ&#039;larla karşı karşıya kalmasına neden oldu.UMass Amherst&#039;in bir basın bültenine göre, çalışma, üç toksik kimyasalın plastiklerden çıkarılmasının etkisini anlamak için 2015 yılında küresel nüfusun üçte birini temsil eden 38 ülkeden verileri analiz etti.Araştırmacılar, dünya nüfusunun üçte birine sahip ülkelerde bu kimyasallardan ikisinin ortadan kaldırılması durumunda yaklaşık 600.000 hayatın kurtarılacağını buldu. Bu arada, üç toksik kimyasala maruziyeti azaltmanın ekonomik faydası 1,5 trilyon dolara ulaştı.UMass Amherst&#039;te kaynak ekonomisi yardımcı doçenti olan Park, bir açıklamada, &quot;Renk, esneklik ve dayanıklılık sağlamak için plastiklere 16.000&#039;den fazla kimyasal katılıyor, ancak bunların çoğunun insan sağlığını nasıl etkilediği hakkında çok az şey biliyoruz.&quot; dedi.&quot;Sadece üç kimyasala baktığımızda, önemli sağlık ve ekonomik maliyetler bulduk ve bu tahminlerin oldukça muhafazakar olduğuna inanıyoruz.&quot; diye ekledi.Bisfenol A (BPA): Araştırmacıların incelediği ilk kimyasal, BPA olarak da bilinen Bisfenol A idi. BPA, plastik ve reçine yapmak için kullanılan bir kimyasaldır ve birçok tüketici ürününde bulunur. BPA, su şişeleri, yiyecek kapları ve bebek şişeleri gibi sert plastik ürünlerde kullanılan polikarbonat plastik yapmak için kullanılır. Ayrıca gözlük camlarında, CD&#039;lerde, DVD&#039;lerde ve bilgisayarlarda da kullanılır.UMass Amherst basın bültenine göre, BPA kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve üreme bozuklukları ile ilişkili bir endokrin bozucudur.Çalışmalar, BPA&#039;nın laboratuvar hayvanlarına zarar verebileceğini ve insan sağlığına da zarar verebileceğini göstermiştir. BPA hem erkeklerde hem de kadınlarda üreme sistemini etkileyebilir ve hormonal, morfolojik ve işlevsel bozukluklara neden olabilir.Di(2-etilheksil) ftalat (DEHP): Araştırmacılar ayrıca çalışmada DEHP olarak da bilinen Di(2-etilheksil) ftalat&#039;ı araştırdılar. DEHP, plastikleri daha esnek hale getirmek için kullanılan renksiz, yağlı, insan yapımı bir kimyasaldır. DEHP, esnek vinil ürünler yapmak için polivinil klorür (PVC) reçinelerinde plastikleştirici olarak kullanılır. Ayrıca koruyucu yüz teçhizatındaki sızıntıları tespit etmek ve filtrasyon sistemleri için bir test malzemesi olarak da kullanılabilir.Genel nüfus, kirlenmiş yiyecek, su ve toz yoluyla veya DEHP içeren ürünleri elleçleyerek DEHP&#039;ye maruz kalabilir. DEHP ayrıca cilt yoluyla da emilebilir. Basın bültenine göre, DEHP kardiyovasküler ölüm ve gelişimsel sorunlarla ilişkilendirilmiştir.DEHP maruziyeti sıçanlarda ve farelerde karaciğer kanserine yol açabilir. Ayrıca sıçan hepatositlerinde oksidatif strese ve DNA hasarına neden olabilir. Çalışmalar ayrıca DEHP&#039;nin plasentanın fizyolojik süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini ve bunun da olumsuz gebelik sonuçlarına yol açabileceğini göstermektedir.Polibromlu difenil eterler (PBDE): Araştırmacıların incelediği son kimyasal, polibromlu difenil eterler, yani PBDE&#039;lerdi. PBDE&#039;ler, birçok üründe alev geciktirici olarak kullanılan bir grup insan yapımı kimyasaldır. Bunlar, konjenerler olarak da bilinen birkaç bromlu maddenin karışımıdır. 209 olası PBDE konjeneri vardır. PBDE&#039;ler, alev alma olasılıklarını azaltmak için yatak, mobilya, elektronik ve daha fazlası gibi ürünlere eklenir.PBDE&#039;ler, insanlarda davranış ve hareket değişiklikleri gibi nörogelişimsel etkilere neden olabilir. Ayrıca cinsel gelişim ve adet döngülerine de müdahale edebilirler. Basın bültenine göre, çocuklarda rahimdeyken bile bilişsel gelişimi bozabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/boKGuzC_ok-ZXLG5-X0_2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Düşük, zeka, kronik, hastalık, erken, ölüm, nedeni:, Gizli, risk, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Peynir yemeyen insanlar neden erken ölüyor? Tüketmeyen bu faydasından yararlanamıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/peynir-yemeyen-insanlar-neden-erken-oeluyor-tuketmeyen-bu-faydasindan-yararlanamiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/peynir-yemeyen-insanlar-neden-erken-oeluyor-tuketmeyen-bu-faydasindan-yararlanamiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan peynirin vücuda pek çok faydası bulunuyor. Ancak bazı insanlar peynir yemiyorlar. Peki peynir yememek vücutta nasıl bir etki bırakıyor. Yapılan araştırmalarda peynir, ruh sağlığını ve sağlıklı yaşlanmayı iyileştirmede ana faktör olmasa da, bu konuda önemli bir destek. bundan etkileniyor.Şangay Jiao Tong Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;nden bilim insanları, 2,3 milyon Avrupalı’nın kamuya açık DNA verilerini inceleyerek, peynirin yaşlanma üzerindeki etkilerini keşfetti. Peynir, ruh sağlığını iyileştirmede ve sağlıklı yaşlanmaya katkı sağlamakta önemli bir rol oynamakla birlikte, tek başına bir çözüm sunmuyor. Peynir tüketmeyen kişiler de bu olumlu etkilerden yararlanamıyor.Nature Human Behaviour dergisinde yayımlanan araştırma, zihinsel esenliğin uzun ve sağlıklı bir yaşamın temel bileşeni olabileceğini ortaya koydu. Bu bulgu, sağlıklı yaşlanmaya etki eden sosyoekonomik faktörlerden bağımsız. Yani, coğrafi ya da ekonomik durumdan bağımsız olarak, iyi hisseden bireylerin daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkün. Peynir de bu süreçte önemli bir destek sağlıyor.Araştırmada, genetik olarak farklılık gösteren 2,3 milyon Avrupalı’nın verileri analiz edildi. “Mendel çeşitlendirmesi” adı verilen DNA analiz yöntemiyle yapılan çalışmada, zihinsel sağlığın sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkisi gözler önüne serildi. Bu araştırma, ruh sağlığının sağlıklı yaşlanma için ne kadar kritik bir faktör olduğunu ortaya koydu.Çalışma, yaşlanma ve zihinsel esenlik üzerindeki etkileri inceleyen 106 faktör arasından, 33’ünün olumsuz etkiler yarattığını belirledi. Bu faktörler arasında yaşam tarzı seçimleri, davranışlar ve tıbbi durumlar yer almakta. Sağlıklı yaşlanma skorunu ciddi şekilde düşürebilecek bu faktörler, insanların yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.Peynir tüketimi, zihinsel sağlığı iyileştiren ve sağlıklı yaşlanmaya katkı sağlayan beş temel yaşam tarzı aracından biri olarak %3,67’lik olumlu bir etkiye sahip olduğu bulundu. Peynir yemeyen bireyler, bu faydalardan yararlanamıyor. Peynirin, sağlıklı yaşlanma için önemli bir destek sağladığı bu araştırma ile bir kez daha doğrulandı.Çalışma, peynir sevmeyenler için de önemli bir mesaj veriyor: Eğer sağlık açısından bir engel yoksa, peynirin bu faydalarından yararlanmak için diyetinize peynir ve meyve eklemek kolayca tavsiye edilebilir. Peynir, sağlıklı yaşlanma ve zihinsel esenlik için vazgeçilmez bir bileşen haline gelebilir.Çalışmada ayrıca, aşırı televizyon izlemenin yaşlanma üzerinde %7,39 oranında olumsuz bir etkisi olduğu ortaya çıktı. Televizyon izlemek, sağlıklı yaşlanma üzerinde kötü bir etkiye sahip ve bu alışkanlık, yaşlanma sürecini hızlandırabilir. Bu nedenle, televizyon izleme süresini sınırlamak, zihinsel ve fiziksel sağlığınızı korumanın önemli bir adımı olabilir.Ancak, peynirin tek başına zihinsel sağlığı iyileştirmek ve sağlıklı yaşlanmayı sağlamak için yeterli olmadığı da vurgulanıyor. Peynirin faydalarından daha fazla yararlanmak için, dengeli bir diyetin parçası olarak meyve tüketmek, televizyon süresini sınırlamak ve sigaradan uzak durmak gibi alışkanlıklar edinmek çok daha etkili olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cYUJQnHWmkOlVueRJwAULw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Peynir, yemeyen, insanlar, neden, erken, ölüyor, Tüketmeyen, faydasından, yararlanamıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>36 yaşındaki adam sigara bile içmiyordu ama akciğer kanserinden öldü: Doktorlar bu belirtiyi görmezden geldi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/36-yasindaki-adam-sigara-bile-icmiyordu-ama-akciger-kanserinden-oeldu-doktorlar-bu-belirtiyi-goermezden-geldi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/36-yasindaki-adam-sigara-bile-icmiyordu-ama-akciger-kanserinden-oeldu-doktorlar-bu-belirtiyi-goermezden-geldi</guid>
<description><![CDATA[ 36 yaşındaki Liam Handley, yanlış teşhisle anksiyete teşhisi konulduktan sonra trajik bir şekilde akciğer kanserinden hayatını kaybetti. Doktorlar göğüs ağrılarını ve diğer semptomlarını önemsemediler ve hayati önem taşıyan tedaviyi geciktirdiler. Çeşitli tedaviler görmesine rağmen kanser yayıldı ve sonunda 2021&#039;de ölümüne yol açtı. Liam&#039;ın vakası, sigara içmeyenlerde akciğer kanserine dair artan endişeyi vurguluyor.Genç bir adam, doktorlar akciğer kanserini anksiyete nedeniyle yanlış teşhis ettikten sonra öldü.  Genç ve formda bir adam olan 36 yaşındaki Liam Handley, göğüs ağrıları, çarpıntı ve stresten şikayet ettiğinde anksiyete teşhisi kondu.Liam&#039;ın annesi Lynn, The Sun&#039;a &quot;Akciğer kanserinin hiç düşünülmediğini düşünüyorum&quot; dedi. Sigara içmeyen genç adam, tipik bir akciğer kanseri hastasına uymuyordu. Gösterdiği çeşitli semptomlara rağmen doktorlar onu göğüs röntgenine yönlendirmedi ve bunun yerine ona anksiyete ilaçları verdi.Bir gün, ağrı ilerledikçe, ailesi kalp krizi geçirdiğini düşünerek acil servise kaldırıldı. Hastanede yatışı sırasında, Liam&#039;ın akciğerlerinde kan pıhtıları olduğu bulundu. Ancak, kanserden şüphelenmiyorlardı. Taburcu olmasına rağmen, ağrı ve semptomlar devam etti ve zamanla kötüleşti.Liam omuzlarında ve alt sırtında ağrı hissetmeye başladı, ancak doktorlar daha güçlü ağrı kesiciler reçete ettiler.Hastalığına herhangi bir çözüm ve cevap bulamayan Liam, özel bir BT taraması istedi ve akciğer kanseri olduğunu öğrenince yıkıldı.Ne yazık ki, hastalığı tespit ettiklerinde, hastalık çoktan karaciğerine, omurgasına ve lenf düğümlerine yayılmıştı.Liam, adenokarsinom EGFR Ekson 19 pozitif adı verilen genetik olarak mutasyona uğramış akciğer kanserinden muzdaripti. Bu kanser türü, çok az veya hiç sigara içmemiş kişileri etkiler.Liam&#039;ın ailesi yıkılmış ve öfkeliydi. Lynn, yayına &quot;Biz de çok öfkeliydik&quot; dedi. Teşhisin kendisinin dokuz ay sürdüğünü açıkladı. Fark yaratabilecek tüm değerli anlar kaybedildi.Liam&#039;ın durumu kötüleşti ve sadece düz yatmak zorunda kaldı, 30 dereceden fazla oturamadı ve yatağından çıkmasına izin verilmedi. Liam, kemoterapi, immünoterapi radyasyonu ve ameliyat dahil olmak üzere tedavi görmesine rağmen, kanser son evreye ulaştığında 2021&#039;de hayatını kaybetti.Sigara içmeyenlerde akciğer kanseri giderek artan bir endişe kaynağı olup, dünya çapında akciğer kanseri vakalarının %10-20&#039;sini oluşturmaktadır. Geleneksel olarak akciğer kanseri genellikle sigarayla ilişkilendirilse de, hiç sigara içmemiş veya hayatları boyunca 100&#039;den az sigara içmiş kişilerde de görülür.Ancak, sigara içmeyenlerin çoğunda akciğer kanserinin erken belirtileri yoktur, bu da teşhisi zorlaştırır. Ancak, dikkat edilmesi gereken birkaç belirti şunlardır.

Geçmeyen inatçı öksürük.
Nefes darlığı veya hırıltı.
Göğüs ağrısı veya rahatsızlık.
Açıklanamayan kilo kaybı.
Yorgunluk veya halsizlik.
Kan çizgileriyle kan veya balgam tükürme. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/soqJEn_9eUWREUfEa9SKIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, adam, sigara, bile, içmiyordu, ama, akciğer, kanserinden, öldü:, Doktorlar, belirtiyi, görmezden, geldi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrek taşına neden oluyor: Aralık ve Şubat ayları neden riskli?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/boebrek-tasina-neden-oluyor-aralik-ve-subat-aylari-neden-riskli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/boebrek-tasina-neden-oluyor-aralik-ve-subat-aylari-neden-riskli</guid>
<description><![CDATA[ Böbrek taşları, metabolizmanın azalması, D vitamini eksikliği ve susuz kalma nedeniyle kış aylarında daha yüksek bir risk oluşturur. Belirtileri arasında keskin ağrılar, idrar sorunları ve hatta ateş bulunur. Bunu, susuz kalmayarak, sodyum ve hayvansal protein açısından düşük dengeli bir diyet tüketerek ve düzenli egzersiz yaparak önleyebilirsiniz. Komplikasyonları en aza indirmek için erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.Aralık ayında başlayıp Şubat ayında sona eren kış mevsimiyle birlikte, bu aşırı hava koşulları insanların düşük metabolizma ve düşük bağışıklık nedeniyle sıklıkla hastalanmasına yol açar. Kış aylarında vücudu etkileyen bu tür sağlık sorunlarından biri de böbrek taşlarıdır.İdrar yoğunlaştığında ve minerallerin ve tuzun kristalleşmesine izin verdiğinde oluşur ve sonunda böbrek taşlarına yol açar.Genellikle böbrek taşları, böbrekleri mesaneye bağlayan tüpler olan üreterlere ulaşana kadar semptomlara neden olmaz. Bir taş üreterlere girdiğinde şiddetli ağrıya neden olabilir, idrar akışını engelleyebilir ve böbrek şişmesine yol açabilir.Böbrek taşlarının üreterlerden geçmesi son derece ağrılı olabilir, ancak zamanında teşhis ve tedavi komplikasyonları en aza indirmeye ve iyileşmeyi desteklemeye yardımcı olabilir. Böbrek taşlarının belirtileri, durumun ciddiyetine göre değişebilir.İşte birkaç yaygın belirti:

Kaburgaların altında keskin ağrı
Karın bölgesinin yakınında dalgalanan ağrı
İdrar yaparken ağrı veya yanma hissi
Kusma
Pembe, kırmızı veya kahverengi idrar
AteşDüşük metabolizma: Kışın fiziksel aktivitenin azalması düşük metabolizmaya neden olur, sonunda kilo alımına ve böbrek taşı geliştirme şansının artmasına yol açar.
D vitamini eksikliği: D vitamini eksikliği veya güneş ışığına sınırlı maruz kalma da böbrek taşı geliştirme riskini artırır.
Kötü beslenme: Sodyum, kırmızı et ve deniz ürünleri gibi hayvansal protein açısından zengin ve ıspanak, tohumlar ve tahıllar gibi oksalat açısından zengin yiyeceklerin tüketimi böbrek taşı oluşumuna yol açabilir.Dehidratasyon: Kış mevsiminde, insanlar genellikle daha az susamış hissederler ve bu da su alımını azaltır. Bu, istemeden böbrek taşı oluşumuna katkıda bulunabilir.Böbrek taşlarının teşhisi ve tedavisi:
Öncelikle, hastanın tıbbi geçmişi dikkate alınır. Buna dayanarak, doktorlar doğru sonuçlar için kan testleri, idrar testleri ve görüntüleme testleri önerebilir.
 Analizden sonra, ağrı kesiciler, üreteroskop, şok dalgası litotripsi - taşları daha küçük parçalara ayıran ses dalgaları ve taş oluşumunu önlemeye yardımcı olan ilaçlar gibi tedavi seçenekleri, durumun ciddiyetine göre önerilir.Hidrasyon, böbrek taşı önlenmesi için önemlidir. Su, idrar konsantrasyonunu seyrelterek minerallerin kristalleşmesini önlemeye yardımcı olur. Kış aylarında, günde 8-10 bardak su içmek, vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Bitki çayları ve çorbalar da böbrek taşlarının önlenmesine yardımcı olabilir.Hayvansal proteini fasulye, nohut, soya sütü ve tofu gibi bitki bazlı proteinle değiştirerek sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni benimsemek. Limon ve portakal gibi turunçgiller tüketmek böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.Yürüme, bisiklete binme ve koşma gibi 30 dakikalık egzersizler yapmak böbrek fonksiyonlarını önemli ölçüde iyileştirir.Kışın böbrek taşlarının önlenmesi, mevsimin kendine özgü zorluklarını anlamak ve böbrek sağlığını korumak için proaktif adımlar atmayı gerektirir.
Sağlıklı bir beslenme düzenine uymak, susuz kalmamak ve fiziksel aktivitelerde bulunmak böbrek taşı oluşumu riskini en aza indirir ve kış mevsimlerinde genel refahın korunmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQhPmplYJkGvxmFqGbFIIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, taşına, neden, oluyor:, Aralık, Şubat, ayları, neden, riskli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemekten sonra neden sigara içme isteği duyarsınız? Sağlık üzerindeki bilinmeyen etkisi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yemekten-sonra-neden-sigara-icme-istegi-duyarsiniz-saglik-uzerindeki-bilinmeyen-etkisi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yemekten-sonra-neden-sigara-icme-istegi-duyarsiniz-saglik-uzerindeki-bilinmeyen-etkisi</guid>
<description><![CDATA[ Yemek sonrası sigara içme isteği, beynin ödül sistemi tarafından yönlendirilir ve yemek zevkini nikotinle ilişkilendirir. Bu, dopamin salınımı ve sosyal alışkanlıklarla güçlendirilen öğrenilmiş bir rutin haline gelir. Ancak, sigaranın sağlığa olan zararları düşünüldüğünde bu durum organlarınız için son derece riskli hale gelebilir.Birçok sigara içicisinin, yemek yedikten sonra normal bir eylem olduğunu iddia ederek yemekten sonra sigara yakma alışkanlığı vardır. Ancak, bu uygulama tamamen kültürel bir alışkanlık veya sadece bir seçim meselesi değildir, çünkü insanların bu davranışını etkileyen nörobiyolojik ve psikolojik faktörler de vardır. Bir yemeği bitirdikten hemen sonra kendinizi sigara içme isteği içinde bulduysanız, kesinlikle yalnız değilsiniz. Yemek sonrası bu isteğin sadece bir tesadüf olmadığı ortaya çıktı; bu beyninizin oluşturduğu bir alışkanlık.Bu soruyu ele almak için, hem nikotinin hem de yemeğin beyinde nasıl çalıştığını araştırmak önemlidir; sigara sonrası istekler adı verilen belirli istekler ortaya çıkar.Yemek sonrası sigara isteği, beynin yiyecek ve nikotine verdiği tepkiyle karmaşık bir şekilde bağlantılıdır. Bireyler, özellikle yağ ve şeker oranı yüksek olan yemekleri tükettiklerinde, haz ve tatmin duygularını artıran bir nörotransmitter olan dopamin salınımında bir artış olur. Bu, sigaranın tetiklediği dopamin salınımına benzer. Ek olarak, sigaralardan gelen nikotin, yemek sonrası daha alıcı olan beyindeki nikotinik asetilkolin reseptörleriyle etkileşime girer ve böylece sigaradan gelen ödüllendirici hisleri güçlendirir. Sindirim süreci de vücudun metabolizmasını etkileyerek ve potansiyel olarak nikotinin etkilerini artırarak rol oynarYemek yedikten sonra sigara içme isteği genellikle öğrenilmiş bir tepkidir. Çoğu sigara içici, bu alışkanlığı yemek yemenin ardından sigara içmenin geldiği ve bunun da sürekli pekiştirmeyle bir rutine dönüştüğü bir formüle dayanarak pekiştirir. Bu kalıplar aslında sosyalleşme ve kültürle de geliştirilebilir ve sigara içmeyi hem bireysel hem de sosyal olarak yemek sonrası aktivitelerde bir norm haline getirebilir.Her yemek yediğinizde, beyniniz dopamin aracılığıyla küçük bir ödül alır. Nikotin dopamine daha da büyük bir destek verir, böylece o belirli beyne aşırı yüklü bir ödül verir. O belirli beyin bu kombinasyonu sever ve yemek yemeyi sigarayla ilişkilendirmeye başlar. Farkına varmadan beyniniz &quot;Yemek + sigara = mutluluk&quot; düşüncesini geliştirir ve otomatik hale gelir.Ancak bu sadece bir alışkanlık değil; bir rutindir. Beyniniz tekrarla gelişir ve eğer yemeklerden sonra her zaman sigara içtiyseniz, bu beklediğiniz bir şeydir. Her yemek yemeye oturduğunuzda, beyniniz yemeklerden sonra o sigaraya hazırlanmaya başlar. Bu, beyninizde ne kadar çok yaparsanız o kadar zorlaşan yazılı olmayan bir kural gibidir.Ve bu, bu döngüyü kırmanın ilk adımı olan bu beyin bağlantısını anlamakla başlar. İyi haber şu ki, beyninizde gerçekten neler olup bittiğini öğrendiğinizde, bu alışkanlıkları yeniden yapılandırmaya başlayabilirsiniz.İşte yardımcı olabilecek birkaç ipucu:Her gün aynı saatte yemek yemeyin. Bu, beyninizin yemekleri sigarayla ilişkilendirme konusunda oluşturduğu deseni kırmak içindir.Sigara içmek yerine yürüyüşe çıkın, bitki çayı yudumlayın veya sizi oyalayacak rahatlatıcı bir şey yapın.Her lokmanın tadını çıkarmaya odaklanın. Yavaşlayıp tatların tadını çıkardığınızda, beyniniz ihtiyacı olan her şeyi yemeğin kendisinden alır ve sigara içme isteğini daha az cazip hale getirir.Eğer kahveyle sigara içiyorsanız, çaya geçmeyi deneyinSigara, akciğer kanseri, kronik bronşit, amfizem ve diğer solunum yolu hastalıklarının riskini artırır. Sigara içmek, akciğerlerin normal fonksiyonlarını engeller ve solunum yetmezliğine yol açabilir.Sigara, kalp hastalıkları, felç ve damar tıkanıklığı gibi ciddi kardiyovasküler hastalıkların riskini artırır. Sigara, kan basıncını yükseltir ve damar duvarlarını zayıflatır. Sigara, akciğer kanserinin başlıca nedenidir. Ayrıca ağız, gırtlak, pankreas, böbrek, mesane ve diğer organ kanserlerinin riskini de artırır.Sigara içmek, bağışıklık sistemini zayıflatır, vücudu enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir ve bazı otoimmün hastalıkların gelişme riskini artırabilir. Hamilelik sırasında sigara içmek, düşük yapma, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı risklerini artırır. Ayrıca bebeklerde solunum problemleri, öğrenme zorlukları ve diğer sağlık sorunları olabilir.Sigara, ciltte erken yaşlanma, kırışıklıklar ve soluk bir ten rengine yol açar. Aynı zamanda dişlerde sararma, diş eti hastalıkları ve ağız kokusuna neden olabilir.Sigara dumanında 7000&#039;den fazla kimyasal bulunur, bunlardan 70&#039;ten fazlası kanserojen özelliktedir.Sigara, birçok sağlık sorununa yol açabileceği için sağlık açısından ciddi bir tehdit oluşturur. Bu nedenle, sigara içmemenin veya bırakmanın sağlığınız için çok önemli olduğunu söylemek gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8Lv_7B0000O5PeR19jAIWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yemekten, sonra, neden, sigara, içme, isteği, duyarsınız, Sağlık, üzerindeki, bilinmeyen, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yürüyüş için en doğru zaman hangisi?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yuruyus-icin-en-dogru-zaman-hangisi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yuruyus-icin-en-dogru-zaman-hangisi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık için düzenli yürüyüşün önemi tartışılmaz. Yürüyüş yapmak kalp sağlığını destekler, stresi azaltır, kilo kontrolüne destek olur, kas ve kemikleri korur, uyku kalitesini artırır, beyin fonksiyonlarını geliştirir. Peki, yürüyül için en doğru zaman sabah mı, yoksa akşam mı?Uzmanlar, bu tercihin kişinin yaşam tarzına ve hedeflerine bağlı olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 20 Dec 2024 12:01:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yürüyüş, için, doğru, zaman, hangisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Saçlarınız 1 gecede dökülebilir: Bu 5 yaygın hatayı herkes yapıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/saclariniz-1-gecede-doekulebilir-bu-5-yaygin-hatayi-herkes-yapiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/saclariniz-1-gecede-doekulebilir-bu-5-yaygin-hatayi-herkes-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kadınlarda saç dökülmesi günlük alışkanlıklardan kaynaklanabilir. Aşırı şekillendirme, sıkı örgüler ve yetersiz beslenme saçları zayıflatır. Saç derisi sağlığını ihmal etmek ve stres de saç dökülmesine neden olur. Dengeli beslenme, nazik saç bakımı ve stres yönetimi saç dökülmesini tersine çevirmeye yardımcı olabilir.Cilt sorunlarının yanı sıra, kadınlar için en sıkıntılı sorunlardan biri saç dökülmesidir. Bu sinsi bir durumdur - bir gün saçlarınız iyi görünürken, ertesi gün fark edilir derecede daha ince hissedilir ve neredeyse bir gecede yeni bir kel nokta belirir.Saç dökülmesini önlemek için uygun saç bakımı şarttır, ancak saçınıza gereken ilgiyi gösterseniz bile saç dökülmesine katkıda bulunabilecek başka birçok altta yatan neden de vardır.Amerikan Dermatoloji Akademisi, günde 50-100 saç trendini kaybetmenin normal olduğunu ancak aniden bir alevlenme olursa ve saçınızın eskisinden daha hızlı inceldiğini fark ederseniz, altta yatan sağlık nedeni olmadığından emin olmak için kontrol yaptırmanız önemlidir.Saç dökülmesi, uygun bakım ve ilgiye rağmen, yaptığımız bazı küçük hatalar nedeniyle de meydana gelebilir. İşte kadınların yaptığı ve saç dökülmesine neden olabilecek 5 şaşırtıcı hata!Saç bakımı ayrıca yıkama sonrası bakımı da içerir ve saçınızı bir fırça kullanarak fönlemek ve dolaşmasını önlemek önemlidir. Saç düzleştiricilerin ve maşaların sık kullanımı saç şaftını zayıflatır ve kırılmaya yol açar. Ayrıca, saçın düzenli olarak ağartılması, boyanması veya şekillendirilmesi incelmeye neden olur.Saçları yerinde tutmak için birçok kişi at kuyruğu, topuz veya çok sıkı bir örgüyü tercih eder, ancak bu, çekiş alopesisini etkileyerek saçın zayıflamasına ve saçın kökten çekilmesine neden olur.Daha az protein, vitamin ve mineral tüketimiyle saçlar gücünü alamayabilir ve otomatik olarak yavaş bir yeniden uzama yapar ve saç köklerini düzgün bir şekilde uzaması için alması gereken tüm besinlerden mahrum bırakır.Saçları çok sık ve sıcak suyla yıkamak büyük hasara neden olabilir ve aşırı yıkama doğal yağları yok ederek saç derisini kuru ve tahrişe eğilimli hale getirebilir. Ayrıca, saç derisini düzgün bir şekilde yıkamamak folikülleri tıkayabilir ve saç büyümesini engelleyebilir. Saçı yıkarken saç derisini yıkamak önemlidir ve şampuanla küçük bir saç derisi masajı, yerleşmiş teri ve tozu temizlemek için esastır.Uyku eksikliği de saç köklerinin düşmesine neden olur. Dinlenme evresi daha az olduğu için daha az uyku döngüsü telogen effluviuma yol açabilir ve geçici dökülmeye neden olabilir. Artan stres ayrıca hormonal dengesizliği tetikleyerek saç dökülmesine neden olur.Bu küçük hatalar istemeden saç dökülmesine yatkın hale getirebilir ancak zamanında düzeltilebilir veya ele alınabilir. Saçta çok sık ısı ürünleri kullanmaktan kaçınmaya çalışın. Şekil verirken bile çok fazla ısı gerektirmeyen bir işlem seçin. Saçınızı at kuyruğu yapmak yerine gevşek bir saç modeli seçmeniz de gerekir, çünkü bu saç derisinde strese neden olur.Protein, lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin dengeli bir diyet, saç büyümesini desteklemek için önemlidir. Ek olarak, stresi yönetmek de önemlidir, çünkü saçınızı olumsuz etkileyebilir. Stres, zihni sakinleştirmeye ve genel refahı desteklemeye yardımcı olan yoga ve meditasyon gibi uygulamalarla hafifletilebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zAKARdaObEupRrpAoH2fXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Saçlarınız, gecede, dökülebilir:, yaygın, hatayı, herkes, yapıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ferdi Tayfur&amp;apos;a ne oldu? Sanatçı Ferdi Tayfur&amp;apos;un sağlık durumu nasıl?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ferdi-tayfura-ne-oldu-sanatci-ferdi-tayfurun-saglik-durumu-nasil</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ferdi-tayfura-ne-oldu-sanatci-ferdi-tayfurun-saglik-durumu-nasil</guid>
<description><![CDATA[ Ferdi Tayfur&#039;un sağlık durumu, sosyal medyada sevenleri tarafından sorgulanmaya başladı. Yaşadığı sağlık problemi nedeniyle hastaneye kaldırılan Ferdi Tayfur&#039;un son durumu hakkında bilgiler merak ediliyor. Peki, Ferdi Tayfur&#039;a ne oldu? Sanatçı Ferdi Tayfur&#039;un sağlık durumu nasıl?Türkiye&#039;nin en ünlü sanatçıları arasında yer alan Ferdi Tayfur&#039;un sağlık durumu merak ediliyor. İşte Muğla&#039;nın Marmaris ilçesinde rahatsızlanan ve hastaneye kaldırılan Ferdi Tayfur&#039;un son durumu.  FERDİ TAYFUR&#039;A NE OLDU?  Sanatçı Ferdi Tayfur, yaşadığı Muğla&#039;nın Marmaris ilçesinde yüksek tansiyon şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.  Adaköy Mahallesi Cennet Adası mevkisindeki evinde rahatsızlanan Tayfur için evinde çalışanlar tarafından sağlık ekibi talep edildi.  Yüksek tansiyon rahatsızlığı nedeniyle ambulansla ilçedeki özel bir hastaneye kaldırılan sanatçının tedaviye alındığı öğrenildi.FERDİ TAYFUR KİMDİR?  Ferdi Tayfur, 15 Kasım 1945 tarihinde doğmuştur. Adana&#039;nın Yüreğir ilçesine bağlı Taşçı köyünde doğan sanatçıya adını dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur&#039;un hayranı babası Cumali Bey koymuş, oğlunun eğitimine düşkün olan Cumali Bey&#039;in pavyon çıkışı öldürülmesi ile eğitim hayatı sona eren sanatçı yoksul ve trajik bir hayat yaşadığını, babasının ölümünden sonra annesinin evlendiğini, kendisinin de okumak istediğini ancak imkanlar yüzünden bunu gerçekleştiremediğini söylemiştir.   Henüz çocukluk yıllarında üvey babasının bulduğu şekerci dükkanında çıraklık yapan sanatçı okumayı iş hayatında öğrendiğini söylemiştir. Daha sonraları çiftlikte çalışarak ailesinin geçimine katkıda bulunan Tayfur aynı yıllarda düğünlerde şarkı söylerken yerel gazetede Adana Radyosu&#039;nun müzik yarışması ilanını görür ve yarışmaya katılır. Ancak birinciliği kazanamaz ve ikinci olur, üvey babasının engellemelerine karşı İstanbul&#039;a gelip Lunapark Gazinosu&#039;nda iş bulur ve Nurten İnnap&#039;a bağlama çalmaya başlar. Daha sonra Leyla / Aşkınla Beni Öldürdün adlı ilk plağını doldurur ve bu plağından 500 lira kazanır.  Ferdi Tayfur 1968 yılında Seda Plak ile iki plaklık anlaşma yapar ancak beklenen ilgiyi görmez. Akabinde yeniden Adana&#039;ya döner ve çiftlikteki işlerin başına geçer, diğer yandan müzik çalışmalarına devam eder ve üç yıl aranın ardından yaptığı Huzurum Kalmadı adlı plağı yayınlanır.   1973 yılında ise Görsev Plak adına yaptığı Dur Dinle Sevgilim / Kır Çiçekleri adlı 45&#039;lik ile çıkış yakalar. Yine 1974 yılında yaptığı Yüreğimde Yara Var / Bana Gerçekleri Söyle adlı 45&#039;lik ile adını duyurur.   1975 yılında Elenor Plak&#039;a transfer olur. Önce Bırak Şu Gurbeti, ardından Çeşme adlı şarkısı ile adını duyurur  Yaklaşık 30 yıldır birlikte yaşadığı 2007 yılında ayrıldığı sinema oyuncusu Necla Nazır&#039;dan ses sanatçısı Tuğçe Tayfur adında bir kızı bulunuyor. Necla Nazır ile birlikteyken ilişki yaşadığı Habibe Ümyani Demir&#039;den sanatçının Ferdi Taha adında bir çocuğu vardır.  Sanatçı 2010 yılında, uzun yıllar sonra resmi nikâhı hâlâ devam eden ilk eşi Zeliha Turanbayburt ile beraber yaşamaya başlamıştır. Yaşantısını uzun süredir Marmaris&#039;te sürdürmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DczwOwSnzU-Ru5kVQs2p2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ferdi, Tayfura, oldu, Sanatçı, Ferdi, Tayfurun, sağlık, durumu, nasıl</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum ihtiyacının tamamını karşılıyor: Meğer bu hastalığa iyi geliyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-ihtiyacinin-tamamini-karsiliyor-meger-bu-hastaliga-iyi-geliyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-ihtiyacinin-tamamini-karsiliyor-meger-bu-hastaliga-iyi-geliyormus</guid>
<description><![CDATA[ Mevsimsel duygusal bozukluk, kış depresyonu olarak da bilinir, kalıcı üzüntüden ve aktivitelere olan ilginin kaybolmasından uyku sorunlarına ve aşırı yemeye kadar çeşitli semptomlara yol açabilir. Magnezyum açısından zengin bir beslenme kış depresyonuyla mücadele etmenize yardımcı olabilir.Kış aylarında güneş ışınlarından daha az yararlanırsınız. Bu durum da birçok kişinin ruh halinde değişimlere neden olabilir. Bu sadece tembellik veya üzüntü değil, Mevsimsel Duygusal Bozukluk adı verilen bir depresyon türüdür.Semptomlar sonbaharda başlayabilir ve kış boyunca sürebilir. Kış depresyonunun bazı belirtileri arasında, neredeyse her gün, günün çoğunda isteksiz, üzgün veya çökkün hissetmek, bir zamanlar zevk aldığınız aktivitelere ilginizi kaybetmek, düşük enerjiye sahip olmak ve halsiz hissetmek, uyku sorunları yaşamak, karbonhidrat istekleri yaşamak, aşırı yemek ve kilo almak, odaklanmakta zorluk çekmek, umutsuzluk, değersizlik, suçluluk hissetmek ve yaşamak istemediğinize dair düşüncelere sahip olmak yer alır.Işık terapisi, psikoterapi ve ilaçların yanı sıra, magnezyum zengini bir diyet bu depresyon türüyle başa çıkmada önemli bir rol oynayabilir.Magnezyum, &#039;iyi hissettiren&#039; bir mineral olarak kabul edilir ve ruh halinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca rahatlamaya ve uykuya yardımcı olur.Depresyon da dahil olmak üzere belirli ruh sağlığı sorunları olan bazı kişilerde magnezyum seviyeleri düşüktür. Magnezyum, ruh halini iyileştiren ve zihinsel dayanıklılığı destekleyen &quot;mutluluk hormonu&quot; olan serotonin üretimi için gereklidir.Diyetinize magnezyum açısından zengin yiyecekler eklemek, kış depresyonuyla mücadeleye yardımcı olabilir.Beyin fonksiyonunuzu artırmak ve günlük magnezyum dozunuzu almak için bir avokado sandviçi hazırlayın. Orta boy bir avokado, günlük değerin (DV) %14&#039;ü olan 58 miligram magnezyum içerir. Avokado, nörolojik sağlığınız için harika olan tekli doymamış ve çoklu doymamış yağların bir güç merkezidir.Harvard Health&#039;e göre, balkabağı çekirdeği, mutlu hormonların salınmasına yardımcı olabilen önemli mineral olan magnezyumun en iyi kaynaklarından biridir. Smoothie veya fındık ezmesinde kullanmadan önce 2 su bardağı çiğ balkabağı çekirdeğini 1 yemek kaşığı deniz tuzu ile ılık suda 7 saat veya daha uzun süre bekletin.Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeler bir magnezyum deposudur ve kış mevsiminde çok sayıda fayda sunar. Salatalardan körilere ve sotelenmiş yemeklere kadar, sebze çeşitli yemeklerde kullanılabilir.Siyah fasulye zengin bir magnezyum kaynağıdır. Bir su bardağı pişmiş siyah fasulye, DV&#039;nin %29&#039;u olan 120 mg magnezyum içerir. Ayrıca potasyum ve demir açısından zengindir ve vejetaryenler için harika bir protein kaynağıdır.Bamya sadece kış depresyonunu yenmenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kan şekerinizi ve tansiyonunuzu da dengeler. Bir fincan çiğ bamya, günlük değerin (DV) yaklaşık %14&#039;ü olan 57 miligram (mg) magnezyum içerir. Ayrıca C ve K1 Vitaminleri, folat, lif, antioksidanlar, potasyum, kalsiyum, B6 Vitamini, A Vitamini ve protein açısından da zengindir.Nohut, aynı zamanda nohut olarak da bilinir, kış aylarında diyetinize dahil etmek için harika bir magnezyum açısından zengin seçenektir. Bir fincan pişmiş nohut, günlük değerin (DV) %19&#039;una katkıda bulunarak yaklaşık 78 miligram magnezyum sağlar. Nohut ayrıca protein, lif ve kompleks karbonhidratlar açısından zengindir ve bu da onları enerji ve ruh halini korumak için çorbalara, güveçlere veya kızarmış atıştırmalıklara mükemmel bir katkı haline getirir.Birçok vegan için temel bir besin olan tofu, magnezyumun yanı sıra kalsiyum ve demirin de mükemmel bir kaynağıdır. Yarım fincan sert tofu yaklaşık 37 miligram magnezyum içerir, bu da DV&#039;nin %9&#039;udur. Çok yönlüdür ve sotelerde, çorbalarda, salatalarda veya hatta kremalı kış soslarının temeli olarak kullanılabilir. Ek olarak, tofu kemik sağlığını destekler ve daha soğuk aylarda enerjik ve odaklanmış kalmanıza yardımcı olmak için bitki bazlı protein sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xlbVLXY1F0--1zE8T8fIbw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, ihtiyacının, tamamını, karşılıyor:, Meğer, hastalığa, iyi, geliyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Romatizmanın çaresi onda saklı: Sabahları yemek ağrı ve iltihabı söküp atıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/romatizmanin-caresi-onda-sakli-sabahlari-yemek-agri-ve-iltihabi-soekup-atiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/romatizmanin-caresi-onda-sakli-sabahlari-yemek-agri-ve-iltihabi-soekup-atiyor</guid>
<description><![CDATA[ Romatizma, kas, iskelet ve bağların hareket sisteminde sağlığı olumsuz etkileyen sıvının birikmesiyle başlıyor. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen romatizmayla mücadele edebilmek için sağlıklı beslenmeye özen göstermek gerekiyor. Bazı gıdaları beslenme listenize eklemek romatizmanın çaresi olabilir.Romatizma tendonları, kasları, bağları, kemik ve eklemler gibi bir veya daha fazla yapıyı etkileyerek ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olan kas-iskelet sistemi bozukluğudur. Romatizma genellikle genetik geçiş, yaş, cinsiyet, çevresel faktör ve obezite gibi sebeplerle ortaya çıkar ve hemen hemen her yaşta görülebilir.Birden fazla eklemde oluşan ağrı, kızarıklık, şişlik ve sertlik, sabahları veya otururken meydana gelen kas sertliğiyle birlikte hassasiyet, ateş, yorgunluk ve hareket kısıtlılığı romatizmanın yaygın belirtileri arasında gösterilir.Genellikle &quot;artrit&quot; terimi altında gruplandırılan romatizmal hastalıklar, bağışıklık sisteminin eklemlere, tendonlara ve kaslara saldırmasına neden olan otoimmün veya inflamatuar hastalık grubudur. Bu hastalığı önlemede beslenmenin rolü önemlidir. Özellikle C vitamini yönünden zengin gıdaların tüketimi, semptomların hafiflemesine destek sağlayabilir.Çalışmalar, C vitamininin kıkırdağın büyük bir bölümünü oluşturan kolajenin üretimine ve bakımına nasıl yardımcı olduğunu göstermiştir.Bu kıkırdaklar vücutta bir amortisör görevi görür ancak yaralanma veya aşınma ve yıpranma veya osteoartrit nedeniyle hasar görebilir.British Medical Journal&#039;da yayınlanan bir araştırma, C vitamini bakımından yoksun bir beslenmenin, en az beş eklemi etkileyen bir hastalık olan inflamatuar poliartrit geliştirme riskini artırabileceği sonucuna varmıştır.Daha düşük meyve ve sebze alımı ve C vitamini, inflamatuar poliartrit (IP) geliştirme riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.C vitamini alımının en düşük kategorisindekiler, en yükseklere kıyasla, IP geliştirme risklerini üç kattan fazla artırdığı belirlendi.Medical Archives&#039;de yayınlanan ayrı bir çalışma, doğal olan C vitaminini tüketmenin osteoartrit hastalarına yardımcı olabileceğini açıkladı. Uzmanlar, &quot;Artrit olsun ya da olmasın, C vitamininin herkese fayda sağladığı inkar edilemez&quot; diyor&quot;Bu nedenle, sağlıklı bir C vitamini dengesini korumak iyi bir fikirdir. C vitamini, erken osteoartriti olan çoğu insana şüphesiz şekilde yarar sağlar.&quot;Özellikle bu gıdaları yemek, doğal C vitamini alımınızı en üst düzeye çıkarmanıza yardımcı olabilir:

Biber
Portakal
Greyfurt
Çilek
Ananas
Brokoli
Fasulye
Kivi
KarnabaharDiğer kaynaklar arasında limon, domates, Brüksel lahanası, lahana ve patates bulunur. Osteoartrit, dünyada birçok insanı etkileyen en yaygın artrit türüdür. Başlangıçta eklemin pürüzsüz kıkırdak astarına zarar vererek hareketi zorlaştırıp ağrı ve sertliğe yol açar.Esas olarak eller, dizler, omurga ve kalçalardaki eklemleri etkiler. En yaygın ikinci artrit türü, vücudun bağışıklık sisteminin etkilenen eklemleri hedef aldığı romatoid artrittir. Bu genellikle ağrı ve şişmeye neden olur.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-jxeM3F9UGZuoAJnL-28Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Romatizmanın, çaresi, onda, saklı:, Sabahları, yemek, ağrı, iltihabı, söküp, atıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;demans riskini azaltıyor&amp;quot; dedi: 11 yıl boyunca 5 milyondan fazla kişi incelendi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-demans-riskini-azaltiyor-dedi-11-yil-boyunca-5-milyondan-fazla-kisi-incelendi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-demans-riskini-azaltiyor-dedi-11-yil-boyunca-5-milyondan-fazla-kisi-incelendi</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yapılan bir araştırma, yaşam tarzı değişikliklerinin demans riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar 11 yıl boyunca beş milyondan fazla kişiyi takip etti. Düzenli egzersiz bu riski riski %35 oranında düşürdü. Ev işleri riski %21 oranında düşürdü. Sosyalleşme riski %15 oranında azalttı. Bu nedenle beyni aktif tutmak demans riskini azaltmak için hayati önem taşıyor.Demans henüz tedavisi olmayan nörolojik bozukluklardan biridir. Ancak, belirli yaşam tarzı önlemleri alarak ilerlemesini yavaşlatmak veya riskini azaltmak mümkündür.Demans, özellikle yaşlanan veya genetik nedenlerle etkilenen kişilerde tamamen önlenemese de, durumu geciktirmek için gücümüz dahilinde olan şeyler var.Amerikan Nöroloji Akademisi&#039;nin tıp dergisinde yayınlanan İngiltere merkezli bir araştırma, ev işleri, egzersiz ve sosyalleşme gibi günlük aktiviteleri yapmanın demans riskini düşürmeye yardımcı olabileceğini buldu.Çalışma, İngiltere&#039;de yaklaşık 11 yıl boyunca 5 milyondan fazla kişiyi kapsayacak şekilde yürütüldü. Araştırma, katılımcıların yaptığı belirli aktivitelerin demans riskini düşürdüğünü buldu.Düzenli egzersiz yapan kişilerde risk %35 daha düşükken, ev işleri yapan kişilerde risk %21&#039;e düşebiliyor. Aileleri ve arkadaşlarıyla sık sık sosyalleşen kişilerde demans hastalığına yakalanma riski %15 daha düşük.Çalışmanın yazarı, Çin Sichuan Üniversitesi&#039;nden Huan Song, yaptığı açıklamada, araştırmanın temel bir bulgu olduğunu ve sonucu doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Sonuçların yaşam tarzı değişikliklerine dayandığını ve faydalı olabileceğini ekledi.Beyninizi aktif tutmak önemlidir ve hem fiziksel işler hem de zihinsel aktivite zihinsel uyarıma yardımcı olabilir.Çalışma ayrıca, görme veya işitme sorunları olan kişilerin beynin duyusal girdisi uyarılmadığı veya aktif tutulmadığı için demans riskinin daha yüksek olabileceğini ve demans riskini azaltmak için aktif olmalarının daha önemli olduğunu belirtti.Çalışmada önerilen bu temel yaşam tarzı önerileri her yaşta uygulanabilir ve araştırmacıların araştırmasına göre, bunama riskini azaltmak için faydalı olabilir.Bu yüzden zamanınız olduğunda daha fazla sosyalleimeye ve beyninizi meşgul tutmaya özen gösterin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SW3T0Lr0OEWjZOO9cXK0Yg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, demans, riskini, azaltıyor, dedi:, yıl, boyunca, milyondan, fazla, kişi, incelendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 avuç ceviz yiyince neler olur? Vücuda verdiği zararı çok az kişi biliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-avuc-ceviz-yiyince-neler-olur-vucuda-verdigi-zarari-cok-az-kisi-biliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-avuc-ceviz-yiyince-neler-olur-vucuda-verdigi-zarari-cok-az-kisi-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ceviz, zengin besin profili nedeniyle kalp ve beyin sağlığının iyileştirilmesi de dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sunar. Ancak aşırı tüketim, sindirim sorunlarına, kilo alımına, potansiyel böbrek taşlarına ve besin eksikliklerine yol açabilir. Kuruyemiş alerjisi olan kişiler cevizden tamamen kaçınmalıdır. Riskler olmadan faydaların tadını çıkarmak için ölçülü olmak önemlidir. Peki, her gün ceviz yediğinizde ne olur?Cevizler, sadece lezzetli ve çıtır bir atıştırmalıktan daha fazlasıdır. Benzersiz lezzeti ve doyurucu özelliğiyle bilinen besin açısından yoğun cevizler, etkileyici bir besin değeri içerir. Ssadece bir avuç ceviz tüketmek, vücudunuzu bir dizi antioksidan, sağlıklı yağ, protein, vitamin ve mineralle besleyebilirAlfa-linolenik asit (ALA) ve tokoferoller ve polifenoller gibi antioksidanlar da dahil olmak üzere mükemmel bir omega-3 yağ asitleri kaynağı olan ceviz, kalp sağlığına iyi gelen ve iltihap önleyici bir besindir.Ceviz, LDL kolesterolü ve trigliseritleri düşürebilen ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltan doymamış yağlar açısından zengindir. Cevizdeki omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve polifenoller beyin sağlığının ve bilişsel işlevin iyileştirilmesine katkıda bulunur. Çalışmalar, bu bileşiklerin Alzheimer hastalığı ve diğer nörodejeneratif rahatsızlıkların riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Ancak cevizler ne kadar faydalı olsa da, aşırı tüketilmesi bazı gizli yan etkilere neden olabilir.Günde yaklaşık 1 avuç ceviz  tüketilmesi önerilir. Bu porsiyon büyüklüğü, sağlıklıdan zararlıya hızla geçiş yapabilecek istenmeyen yan etkiler korkusu olmadan, bu besin açısından yoğun yemişin tüm harika faydalarından yararlanmanız için idealdir. Ancak, bu porsiyonu düzenli olarak aşmak yan etkilere yol açabilir. Bunlar hakkında daha fazla bilgi edinin.Ceviz zengin bir lif kaynağıdır ve ölçülü olarak ve önerilen miktarda tüketildiğinde sağlıklı sindirimi destekleyebilir. Ancak, çok fazla ceviz yemek bu nimeti hızla bir nimete dönüştürebilir ve şişkinliğe, gaza ve ishale neden olabilir. World Journal of Gastroenterology dergisinde yayınlanan bir araştırma, yüksek lif alımının, özellikle de buna alışkın olmayan kişilerde, sindirim sistemi için sorunlu olabileceğini vurgulamaktadır.Bazı insanlar cevize alerjisi vardır. Aslında, ceviz alerjisi en yaygın ağaç yemişi alerjileri arasındadır ve hafif kaşıntı ve şişlikten anafilaksi içeren şiddetli semptomlara kadar çeşitli yan etkilere neden olabilir. Journal of Allergy and Clinical Immunology dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, ceviz alerjenleri, diğer yemişlerle çapraz reaksiyona neden olabilen Jug r 1 gibi proteinler tarafından tetiklenir. Az miktarda ceviz bile, yemiş alerjisi olan kişiler için önemli riskler oluşturabilir.Cevizlerin aşırı tüketilmesi gerekmez ve sadece bir ons, sadece tokluk sağlamakla kalmaz, aynı zamanda vücuda tüm temel besinleri sağlamak için yeterlidir. Ancak, bu kalori yoğun yemişlerden çok fazla yemek fazla kalori tüketimine ve kilo alımına yol açabilir. Bir ons ceviz yaklaşık 185 kalori içerir. Nutrients dergisinde 2019 yılında yayınlanan bir araştırma, ceviz gibi kuruyemişleri dengeli bir diyete dahil ederken porsiyon kontrolünün kritik önem taşıdığını buldu, çünkü yüksek yağ içeriği aşırı tüketildiğinde kilo yönetimi faydalarını ortadan kaldırabilir.İyi bir şeyin bile fazlası kötü olabilir ve bu özellikle ceviz için geçerlidir. Cevizler, risk altındaki kişilerde böbrek taşı oluşumuna katkıda bulunabilen bileşikler olan oksalatlar içerir. American Society of Nephrology&#039;nin Clinical Journal dergisinde yayınlanan bir inceleme, özellikle düşük kalsiyum alımıyla birleştirildiğinde oksalat açısından zengin diyetlerin kalsiyum oksalat taşı riskini artırabileceğini belirtiyor. Böbrek taşına yatkın kişiler ceviz tüketimlerini sınırlamalı ve bol su içmelidir.Beslenme uzmanlarının dengeli bir diyetin önemini vurgulamasının bir nedeni var. Çok fazla ceviz yemek, belirli minerallerin emiliminde sorunlara yol açabilir. Bunun nedeni, cevizde bulunan ve demir, çinko ve kalsiyum gibi temel minerallere bağlanarak emilimini engelleyebilen doğal bir bileşik olan fitik asidin varlığıdır.
Journal of Agricultural and Food Chemistry&#039;de yayınlanan bir araştırma, cevizdeki fitik asit seviyelerinin tehlikeli derecede yüksek olmamasına rağmen, zamanla aşırı tüketiminin, özellikle besin eksikliği olan bir diyet uygulayan kişilerde mineral eksikliklerine katkıda bulunabileceğini belirtmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YgnYZEgBWkCy0sX49bDYzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, avuç, ceviz, yiyince, neler, olur, Vücuda, verdiği, zararı, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Keskin bir zekaya sahip olmak ister misiniz? 24 saatte beyni güçlendirmenin yolu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/keskin-bir-zekaya-sahip-olmak-ister-misiniz-24-saatte-beyni-guclendirmenin-yolu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/keskin-bir-zekaya-sahip-olmak-ister-misiniz-24-saatte-beyni-guclendirmenin-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Son yapılan bir araştırma, bu aktiviteyi her gün yapmanın, özellikle 50 ila 83 yaşlarındaki yetişkinlerde hafızayı ve beyin gücünü 24 saate kadar önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koyuyor. Bu büyük gelişme, artan kan akışından, ruh halini iyileştiren kimyasalların salınımından ve daha iyi uyku kalitesinden, özellikle de hafıza işleme için çok önemli olan derin uykudan kaynaklanıyor.Güçlü bir zihne sahip olmak sadece bulmacaları çözmek veya yeni beceriler öğrenmekle ilgili değil; aynı zamanda vücudumuzu hareket ettirmekle de ilgilidir. International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity&#039;de yayınlanan yeni bir araştırma, orta ila yoğun egzersiz yapmanın hafızayı ve beyin gücünü 24 saate kadar büyük ölçüde artırabileceğini ortaya koyuyor.Egzersiz yaptığımızda, kalbimiz daha fazla kan pompalar ve bu da beyne oksijen ve besin taşır. Bu sadece kendinizi enerjik hissetmenizi sağlamaz; aynı zamanda hafıza ve düşünme becerilerinizi geliştirmeye de yardımcı olur.Çalışmada 50 ila 83 yaş aralığındaki 76 kişi incelendi. Katılımcıların tempolu yürüyüş veya dans gibi orta ila yoğun aktiviteler yaptığı günlerde, hemen ertesi gün hafıza testlerinde daha iyi puanlar aldıkları bulundu. Yani, egzersizden kaynaklanan beyin desteği sadece kısa ömürlü değil; daha önce düşündüğümüzden çok daha uzun sürebilir.Baş yazar Dr. Mikaela Bloomberg şöyle açıklıyor: &quot;Merdiven çıkmak veya hızlı bir koşu gibi kalp atış hızınızı artıran her şey beyniniz için büyük bir fark yaratabilir. Ve faydaları egzersizden sonraki birkaç saatin çok ötesine uzanır.&quot;Peki, egzersiz neden bu kadar güçlü bir etkiye sahiptir? Her şey hareket ettiğinizde beyninizin içinde olanlarla ilgilidir.1. DAHA İYİ KAN AKIŞIEgzersiz, beyninize giden kan dolaşımını artırarak, beynin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olmak için daha fazla oksijen ve besin sağlar.Fiziksel aktivite, dopamin ve norepinefrin gibi beyin kimyasallarının salınımını tetikler. Bunlar odaklanmanıza, ruh halinizi iyileştirmenize ve hafızanızı geliştirmenize yardımcı olur.3. DERİN UYKU BAĞLANTISIÇalışma ayrıca egzersizin uyku kalitesini, özellikle derin (yavaş dalga) uykuyu iyileştirdiğini gösterdi. Bu, beyninizin anıları işlediği ve kendini onardığı ve bize ekstra bir bilişsel avantaj sağladığı zamandır.Çoğu çalışma egzersizin beyninize kısa vadeli bir destek sağladığını öne sürüyor, ancak bu çalışma heyecan verici bir şeyi vurguluyor: faydalar ertesi güne kadar sürebilir.NASIL BAŞLANIR?Bu faydaların tadını çıkarmak için spor salonuna gitmeniz veya maraton koşmanız gerekmiyor. Keyif aldığınız aktivitelerle küçük başlayın:Mahallenizde veya parkta kısa bir yürüyüşe çıkın.
En sevdiğiniz şarkılarla dans edin!
Asansöre binmek yerine merdiven çıkın.
Fiziksel aktivite ve rahatlamanın bir karışımı için yogayı deneyin.
Bu orta düzeydeki egzersizler yalnızca fiziksel sağlığınızı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda beyniniz için de harikalar yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a-NrTSEXr0O7FeppLAe-Hg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Keskin, bir, zekaya, sahip, olmak, ister, misiniz, saatte, beyni, güçlendirmenin, yolu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı &amp;quot;tüketmeyin&amp;quot; diyor: Her 1 lokması hayatınızda 36 dakika çalıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-tuketmeyin-diyor-her-1-lokmasi-hayatinizda-36-dakika-caliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-tuketmeyin-diyor-her-1-lokmasi-hayatinizda-36-dakika-caliyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir çalışma, ultra işlenmiş yiyeceklerin yaşam beklentisini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyuyor. Her sosisli sandviç yaşam süresini 36 dakika kısaltabilirken, şekerli ve şekersiz meşrubatlar 12 dakika çalıyor. Araştırmacılar, 20 yıldır yüksek oranda ultra işlenmiş yiyecek tüketen yaşlı yetişkinlerde %10 oranında artan bir ölüm riski buldular. İşlenmiş etler ve meşrubatlar ölüm oranıyla güçlü bir şekilde bağlantılıydı.Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, sağlıklı beslenme genellikle arka planda kalıyor. Hazır bir yemeği meşrubatla birlikte almak kolay bir seçim gibi görünebilir. Ancak bu yiyeceklerin hayatınızdan değerli zamanı çaldığını biliyor muydunuz?Beslenme uzmanı Luis Zamora yakın zamanda ultra işlenmiş yiyecekleri tüketmenin yaşam beklentisini düşürme de dahil olmak üzere yan etkileri konusunda uyardı. Beslenme uzmanına göre, her sosisli sandviç yaşam beklentisini ortalama 36 dakika azaltıyor. Ayrıca başka bir çalışmadan alıntı yaptı ve şekersiz olarak etiketlenenler de dahil olmak üzere meşrubatların yaşamdan 12 dakika çalacağını ekledi.Yaşam beklentisini azaltacak bir diğer popüler ürün ise cheeseburger. Her cheeseburger 9 dakika götürüyor. Beslenme uzmanı ayrıca her porsiyonun yaşamdan yaklaşık altı dakika götüreceği için pastırma ve tüm işlenmiş kırmızı etleri tüketme konusunda uyardı.Endişe verici çalışmalar, Amerikan Beslenme Derneği&#039;nin yıllık zirvesi olan Nutrition 2024&#039;te dikkat çekti. Çalışmaya Erikka Loftfield ve Ulusal Kanser Enstitüsü&#039;ndeki takım arkadaşları liderlik etti.Çalışma ayrıca, daha fazla miktarda ultra işlenmiş gıda tüketen yaşlı yetişkinlerin, daha az işlenmiş gıda tüketenlere kıyasla 23 yıllık ortalama bir takip süresinde ölme olasılıklarının yaklaşık %10 daha fazla olduğunu buldu.&quot;Çalışma sonuçlarımız, ultra işlenmiş gıda alımının sağlık ve uzun ömürlülüğü olumsuz etkilediğini gösteren hem gözlemsel hem de deneysel çalışmalar dahil olmak üzere daha geniş bir literatürü destekliyor. Ancak, Ulusal Kanser Enstitüsü&#039;nde Stadtman Araştırmacısı olan Dr. Erikka Loftfield bir bildiride, &quot;Ultra işlenmiş gıdaların hangi yönlerinin potansiyel sağlık riskleri oluşturduğu da dahil olmak üzere, hala bilmediğimiz çok şey var&quot; dedi.Çalışma, 1990&#039;ların ortalarında 50-71 yaş aralığındaki 540.000&#039;den fazla kişiden alınan verileri analiz etti ve bunların yarısından fazlası şu anda ölmüştü.Araştırmacılar, ultra işlenmiş gıda tüketiminin en yüksek ve en düşük yüzdeliklerindeki kişiler arasındaki ölüm oranlarını karşılaştırdı ve ayrıca belirli gıdalar ve hastalıklarla olan bağlantılarını analiz etti.Loftfield, &quot;Aşırı işlenmiş et ve meşrubatların, ultra işlenmiş gıdaların ölüm riskiyle en güçlü şekilde ilişkili alt gruplarından birkaçı olduğunu gözlemledik ve bu gıdalarda düşük bir diyet yemek, hastalıkların önlenmesi ve sağlığın geliştirilmesi için zaten öneriliyor&quot; diye ekledi.Bu arada, birkaç çalışma ultra işlenmiş gıdaların obezite, kalp hastalığı, tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklar ve belirli kanserlerle bağlantılı olduğunu buldu ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AOirYcmphUO7Hb6xiNnAOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, tüketmeyin, diyor:, Her, lokması, hayatınızda, dakika, çalıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar &amp;quot;Bir numaralı kanser nedeni&amp;quot; diyor: Sağlığa faydalarıyla biliniyordu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmanlar-bir-numarali-kanser-nedeni-diyor-sagliga-faydalariyla-biliniyordu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmanlar-bir-numarali-kanser-nedeni-diyor-sagliga-faydalariyla-biliniyordu</guid>
<description><![CDATA[ Kanser hastalığı dünyada en yaygın görülen ölüm nedenleri arasında yer alır. Kanser riskini azaltmak ve sağlıklı bir ömür sürmek için beslenme düzenine dikkat etmek gerekir. Tükettiğiniz her besin vücudunuzda iyi ya da kötü bir etki bırakır. Bazen sağlıklı diye tükettiğiniz besinler bile kanser gibi ciddi hastalıkları tetikleyebilir. İşte her mutfakta bulunan ve kanser riskini artıran besinlerÇok korkulan hastalıklardan biri olan kanser, hücreler kontrolsüz bir şekilde bölündüğünde ve çevre dokulara yayıldığında gelişir.Tüm dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kanser, genellikle genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin bir kombinasyonuyla bağlantılıdır. Bunlar arasında diyet önemli bir rol oynar.Bazı yiyecekler belirli kanser türlerinin daha yüksek riskiyle ilişkilidir. Bunlardan bazıları obezite ve belirli kanser türleriyle bağlantılı olan tip 2 diyabet riskini artırabilir.Öte yandan, kansere neden olabilecek kanserojen veya zararlı maddeler içeren belirli yiyecekler vardır.Bazı yiyecekler kanser riskini artırabilir. İşlenmiş etler, rafine şeker, alkol ve patates cipsi sağlığı olumsuz etkileyen besinler arasında yer alır. Süt ürünleri, yapay renkler, soda, konserve yiyecekler, ızgara etler ve trans yağlar da kimyasal katkı maddeleri, yüksek şeker içeriği ve pişirme sırasında oluşan kanserojen bileşikler gibi çeşitli faktörler nedeniyle risk oluşturur.Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF), insanlara işlenmiş et yemekten kaçınmalarını tavsiye ediyor. İşlenmiş etler, tuzlama veya tütsüleme yoluyla saklanan veya kimyasal koruyucu maddeler içeren etler. Sosisli sandviç, jambon, pastırma ve bazı sosisler ve burgerler birkaç örnektir.Şekerli ikramlar, şekerle tatlandırılmış içecekler ve şekerli tahıllar, bu yiyeceklerdeki yüksek şeker konsantrasyonu, belirli kanser türleriyle bağlantılı olan tip 2 diyabet ve obezite riskini artırabileceğinden dolaylı olarak kanser riskini artırabilir. Örneğin tip 2 diyabet, sizi yumurtalık, meme ve endometriyal (rahim) kanserine yakalanma riskinde artışa neden olabilir.Alkol içmek yalnızca kalbinize, böbreğinize ve pankreasınıza zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda sizi ciddi bir kanser riskine de sokabilir. Aslında tüketimi, çeşitli kanser türlerine yakalanma riskinin artmasıyla bağlantılıdır. Ulusal Sağlık Enstitüleri&#039;ne (NIH) göre, tüm yeni kanser teşhislerinin yaklaşık %5,5&#039;i ve kanserden kaynaklanan tüm ölümlerin %5,8&#039;i alkol tüketimine bağlanıyor.Patates cipsi yemek zararsız bir alışkanlık gibi görünebilir, ancak kanser riskinizi artırıyor olabilir. Ultra işlenmiş gıda tüketimi kalp hastalığı, iltihaplanma, diyabet ve kanserle bağlantılıdır. Doğası gereği iltihaplı ve lif içeriği düşük olan bu gıdalar, vücudun iyileşme yeteneğini azaltabilir ve bu da kanserin büyümesine olanak tanır.Süt sağlığa faydalarıyla bilinir ve en güçlü kalsiyum kaynaklarından biridir.Bazı çalışmalar süt ürünlerini bağırsak kanseri riskini azaltmakla ilişkilendirirken, Oxford Population Health, Pekin Üniversitesi ve Pekin&#039;deki Çin Tıp Bilimleri Akademisi&#039;nden araştırmacılar tarafından yürütülen ve BMC Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışmada, düzenli olarak süt ürünleri tüketen kişilerin karaciğer ve meme kanseri geliştirme risklerinin önemli ölçüde daha yüksek olduğu bulundu. Her 50g/günlük alım için risk sırasıyla %12 ve %17 arttı.Genellikle şekerlerde, içeceklerde ve işlenmiş atıştırmalıklarda bulunan yapay gıda renkleri, zararlı maddeler içerebilen sentetik kimyasallardan yapılır. FDA, çocukların sıklıkla tükettiği yiyeceklerde bulunan kırmızı boya No. 3&#039;ün kullanımını yasaklamayı düşünüyor. Kırmızı 40 ve Sarı 5, zamanla büyük miktarlarda tüketildiğinde kanser riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.Gazoz ve diğer gazlı içecekler şekerle doludur ve bir dizi kimyasal ve koruyucu madde içerir. Yüksek şeker içeriği, her ikisi de artan kanser riskiyle ilişkili olan obeziteye ve tip 2 diyabete yol açabilir. Ek olarak, gazozdaki fosforik asit kemikleri zayıflatabilir ve kanser büyümesiyle ilişkili olan iltihaplanmaya katkıda bulunabilir.Korozyona karşı korumak için kutuların astarında kullanılan bir kimyasal olan Bisfenol A (BPA) içerirler. BPA, vücutta östrojeni taklit edebilen bir endokrin bozucudur ve meme ve prostat kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanserlerle ilişkilendirilmiştir. Birçok marka BPA içermeyen kutulara yönelse de, konserve gıdaların tüketimi konusunda dikkatli olmak hala önemlidir.Etleri ızgara veya mangal gibi yüksek sıcaklıklarda pişirmek, heterosiklik aminler (HCA&#039;lar) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH&#039;lar) olarak bilinen kanserojen maddeler üretebilir. Bu bileşikler, et doğrudan ısıya veya açık aleve maruz kaldığında oluşur ve kolon, mide ve meme kanseri riskini artırdığı gösterilmiştir.Kısmen hidrojene yağlarda bulunan trans yağlar, genellikle fırınlanmış ürünler, margarin ve atıştırmalıklar gibi işlenmiş gıdalarda kullanılır. Bu yağlar yalnızca obeziteye ve kalp hastalığına neden olmakla bulunmakla kalmaz, aynı zamanda vücuttaki iltihabı artırarak kanser hüc ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qd_wVabjJ0OGkPCJWuwONQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, Bir, numaralı, kanser, nedeni, diyor:, Sağlığa, faydalarıyla, biliniyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına ılık limonlu su içince neler olur? Meğer bu 7 etkiye sahipmiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-ilik-limonlu-su-icince-neler-olur-meger-bu-7-etkiye-sahipmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-ilik-limonlu-su-icince-neler-olur-meger-bu-7-etkiye-sahipmis</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze bir bardak ılık su ve limonla başlamak birçok sağlık faydası sunar. Bu basit kombinasyon sindirime, detoksa ve hidrasyona yardımcı olurken aynı zamanda kilo kaybını destekler ve bağışıklığı güçlendirir. Limondaki C vitamini ve antioksidanlar cilt sağlığının ve genel sağlığı iyileşmesine katkıda bulunur.Sabah alışkanlıklarının hayatınızı yaşama şeklinizi değiştirdiği söylenir ve bu nedenle uzmanlar genellikle sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarına ve sabah alışkanlıklarına veya ritüellerine yatırım yapmamızı isterler çünkü bunlar daha sağlıklı bir yarın yaşamamıza yardımcı olur.En yaygın ve uygulanabilir sabah alışkanlığı bir bardak ılık su içmektir. Diğer faydalarının yanı sıra sindirim sağlığını da iyileştirdiği ve anında enerji sağladığı söylenir. Ve içine bir kaşık limon suyu eklerseniz harikalar yarattığı söylenir. Peki bu kombinasyon tam olarak ne işe yarıyor?Aç karnına ılık su içmenin sabah rutininizi değiştirebilecek çok sayıda sağlık faydası sağladığı söylenir. Sindirim sistemi sağlığını, metabolizmayı uyararak ve gün boyunca yiyeceklerin parçalanmasına yardımcı olarak güçlendirdiği söylenir.Ilık su, toksinlerin atılmasına yardımcı olur, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir, bu da vücudun doğal detoksifikasyon sürecini geliştirir. Ayrıca, daha iyi bağırsak hareketlerini teşvik ederek kabızlığı ve şişkinliği azaltır. Ilık su ayrıca kan dolaşımını ve kas gevşemesini iyileştirerek sabah tutukluğunu ve rahatsızlığını azaltabilir.Ilık limonlu su vücudunuzu nemlendirmeye yardımcı olur, enerji seviyelerini ve zihinsel berraklığı artırır. Gününüze bu basit alışkanlıkla başlamak, günün geri kalanı için sağlıklı bir ton belirleyebilir.Limon suyu tüketmenin genel sağlık ve refahı iyileştirmenin basit ama oldukça etkili bir yolu olduğu söylenir. C vitamini, antioksidanlar ve temel besinlerle doludur ve bağışıklığı artırdığı, serbest radikallere karşı koruduğu ve vücuttaki kolajen üretimini desteklediği söylenir.Safra üretimini teşvik ederek ve şişkinliği azaltarak sindirime yardımcı olurken, alkalileştirici etkisi vücudun pH seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Limon suyunun ayrıca açlığı azaltarak ve metabolizmayı hızlandırarak kilo yönetimini desteklediği söylenir.Doğal detoksifikasyon özellikleri karaciğerin toksinleri atmasına yardımcı olur ve nemlendirici ve ferahlatıcı yapısı onu günlük rutininize mükemmel bir katkı haline getirir. Sindirim sularının üretimini teşvik ederek sindirimi iyileştirir ve şişkinliği giderir.SİNDİRİM SAĞLIĞINI İYİLEŞTİRİRIlık suyun sindirim sistemini uyardığı, limon suyunun ise safra üretimini teşvik ederek vücudun yiyecekleri daha verimli bir şekilde parçalamasına yardımcı olduğu söylenir.Uzmanlara göre limonlar, karaciğerin vücuttan toksinleri daha etkili bir şekilde atmasına yardımcı olan sitrik asit açısından zengindir. Ilık su ayrıca toksinleri atmaya ve detoksifikasyonu desteklemeye yardımcı olur.Ayrıca insanların genellikle susuz uyandığı ve ardından limonlu ılık su içmenin gün boyunca su içmeye başlamanın ferahlatıcı ve lezzetli bir yolu olduğu söylenir.Limonların açlık isteklerini azaltmaya yardımcı olabilen bir lif türü olan pektin içerdiği ve ılık suyla birleştirildiğinde tokluk hissini artırarak kilo kaybına yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.Limonlar, serbest radikallerle savaşmaya, cilt lekelerini azaltmaya ve sağlıklı bir ışıltıyı desteklemeye yardımcı olan C vitamini ve antioksidanlarla doludur. Ayrıca, bol su içmek toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve bu da cildin daha parlak ve ışıltılı görünmesini sağlar.Limonlardaki C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirerek soğuk algınlığına ve diğer hastalıklara daha az yatkın olmanızı sağlar.PH SEVİYESİNİ DENGELER Limonlar asidik tatlarına rağmen metabolize edildikten sonra alkalileştirici bir etkiye sahiptir, vücudun pH seviyelerini dengelemeye ve asitliği azaltmaya yardımcı olur.Bir tencereye biraz su koyun. Bir bardağa dökün ve içine 1 yemek kaşığı taze limon suyu ekleyin. İyice karıştırın ve için. İçeceğin tadını iyileştirmek için bal ekleyebilirsiniz. Birçok kişi bu suyu içmenin diş minesini zedeleyebileceğini varsayar. Siz de onlardan biriyseniz, bu suyu bir pipetle yudumlamayı düşünebilirsiniz. Bu suyu yudumlamak ve faydalarından yararlanmak için çelik veya tahta bir pipet kullanabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7OQbIGlNf0C5DBRz2ivcjg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, ılık, limonlu, içince, neler, olur, Meğer, etkiye, sahipmiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar altını çizerek uyardı: Kahveyi böyle içmek şeker hastası yapıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-altini-cizerek-uyardi-kahveyi-boeyle-icmek-seker-hastasi-yapiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-altini-cizerek-uyardi-kahveyi-boeyle-icmek-seker-hastasi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve severek tüketilen içeceklerden biri ve pek çok kişi güne kahve içerek başlıyor. Kahvenin sağlığa faydaları bulunuyor ancak uzmanlar kahvenin zararlı olabileceği konusunda da uyarıyor. Özellikle aç karnına kahve içmenin sağlık üzerinde bazı riskleri olabiliyor.Kahve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına, metabolizmanın hızlanmasına, enerjik ve zinde hissetmenize yardımcı olur.Bu nedenle kahve içmek sağlığınız için yararlıdır. Ancak kahvenin faydalarından yararlanmak için dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.Uzmanlar özellikle sabahları aç karnına içilen kahve konusunda uyarıyor.Dr. Alexandre Olmos, uyanır uyanmaz kahve içenleri bunun olası olumsuz etkileri konusunda uyarıyor; zararsız gibi görünse de, bu uygulamanın sağlığımız üzerinde önemli sonuçları olabilir.Doktor Olmos, aç karnına kahve içmenin iltihaplanma ve sindirim sorunlarıyla ilgili genleri harekete geçirebileceğini söylüyor.Uzman, içeceğin doğal olarak asidik olduğunu ve bu nedenle, yiyeceksiz tüketmezseniz midenizin pH&#039;ını değiştirebileceğini açıklıyor.Bu olduğunda, mide asidi üretiminde artışa yol açabilir ve mide ekşimesi ve sindirim rahatsızlığı yaşarsınız. Zamanla, sık yapılırsa, bağırsak mikrobiyomumuzu etkileyen gastrointestinal sistemde iltihaplanmaya neden olabilir.Sindirim sisteminde iltihaplanmaya yol açarak gastrit veya irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sindirim sorunlarına yol açabildiği gibi, kalp hastalıkları, tip 2 diyabet ve otoimmün bozukluklar gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla bağlantılı kronik hastalık riskini de artırabilir.Doktor, şöyle diyor: &quot;Birçok kişi aralıklı orucu kolaylaştırmak için kahveden faydalanıyor, ancak aç karnına kahve içmek vücudunuzun beklemediğiniz şekillerde tepki vermesine neden olabilir.&quot;&quot;Midenizin pH&#039;ını değiştirir, asit üretimini artırır ve zamanla bu, mide ekşimesine, iltihaplanmaya ve hatta bağırsak mikrobiyomunuzu etkilemeye yol açabilir.&quot;&quot;Ancak epigenetik daha da ileri gider: Bu uygulama, iltihaplanma ve sindirim sorunlarıyla ilgili genleri aktive edebilir ve bu da uzun vadeli sağlığınız üzerinde çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir.&quot;&quot;Bu genleri aktive etmek dokuları etkiler, bağışıklık sistemini zayıflatır ve kronik hastalık riskini artırır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UYXWbWzxT0mkjX2MGr-zYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, altını, çizerek, uyardı:, Kahveyi, böyle, içmek, şeker, hastası, yapıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2024&amp;apos;ün trendi haline geldi: Portakaldan 20 kat daha fazla C vitamini içeriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/2024un-trendi-haline-geldi-portakaldan-20-kat-daha-fazla-c-vitamini-iceriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/2024un-trendi-haline-geldi-portakaldan-20-kat-daha-fazla-c-vitamini-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Doğal, rafine edilmemiş besinlere vurgu yapan temiz beslenme, kronik hastalıklarla mücadele etmenin bir yolu olarak 2024&#039;te popülerlik kazanıyor. Bu süper besinler yoğun besin profilleri nedeniyle öne çıkıyor. Trend, sürdürülebilirliğe, bilinçli beslenmeye ve optimum sağlık için geleneksel malzemeler ve mevsimlik ürünler içeren ev yapımı yemeklere odaklanıyor.Kötü beslenme alışkanlıklarıyla bağlantılı kronik hastalıklardaki endişe verici artış nedeniyle, 2024&#039;te giderek daha fazla insanın temiz beslenmeye başladığı gözlemleniyor.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, küresel ölümlerin %70&#039;inden fazlası artık bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlanıyor.Beslenme uzmanları, asgari düzeyde işlenmiş, besin açısından yoğun besinler açısından zengin sağlıklı diyetlerin bu riskleri önemli ölçüde azaltabileceğini vurguluyor. Yoğun besin profilleri ve çok yönlülükleri ile süper besinler, temiz beslenme ilkeleriyle mükemmel bir şekilde örtüşüyor.Temiz beslenme, doğal, rafine edilmemiş yiyecekleri teşvik eder ve nicelikten çok kaliteye vurgu yapar. 2024&#039;te temiz beslenme, organik etiketlerin ve kalori sayımlarının ötesine geçti. Sürdürülebilirlikle ilgili, süper gıdalara odaklanıyor ve gıda israfını azaltıyor.Süper gıdalar, yoğun dozlarda vitamin, mineral ve antioksidan sağlar. Aşağıda 2024&#039;te popüler hale gelen bazı süper gıdalar yer almaktadır:Dokuz temel amino asidin tamamını içeren eksiksiz bir protein olan kinoa, lif, demir ve magnezyum açısından zengindir. Bu glütensiz tahıl, enerjiyi artırmak ve bağırsak sağlığını korumak için mükemmeldir.Birçok güçlü besin ve antioksidanla dolu olan moringa, bağışıklığı güçlendirir, sindirimi destekler ve cilt sağlığını iyileştirir. Yaprakları çorbalara, mercimeklere veya çaylara eklenebilir.Portakaldan 20 kat daha fazla C vitamini içeren amla, bağışıklığı güçlendirir, sindirimi iyileştirir ve parlak bir cilt sağlar. Genellikle meyve suyu olarak tüketilir veya çutneylere eklenir.Temiz beslenme sadece yemekle ilgili değildir. İyi sağlığı destekleyen bütünsel bir yaşam tarzı yaratmakla ilgilidir ve işte bunu nasıl yapacağınıza dair bazı ipuçları.Maksimum tazelik ve besin değeri için mevsimlik meyve ve sebzeleri ekleyin. Mevsimlik ürünler, yılın farklı zamanlarında vücudunuzun doğal gereksinimleriyle uyumludur.Dikkatli bir şekilde yemeye ve doyduğunuzda durmaya odaklanın. Aşırı yemek, sağlıklı yiyecekler bile sisteminize yük olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a7UyGqnIIU2gi15kWcso7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>2024ün, trendi, haline, geldi:, Portakaldan, kat, daha, fazla, vitamini, içeriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın kilo kaybı mümkün mü? Bu enerji dolu sebzeler sizin gizli silahınız</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kisin-kilo-kaybi-mumkun-mu-bu-enerji-dolu-sebzeler-sizin-gizli-silahiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kisin-kilo-kaybi-mumkun-mu-bu-enerji-dolu-sebzeler-sizin-gizli-silahiniz</guid>
<description><![CDATA[ Besleyici sebzelerin gücüyle kış kilo alımına karşı savaşı. Bu kış, diyetinize lif açısından zengin ve düşük kalorili sebzeleri dahil ederek sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyin. Havuç ve pancardan ıspanağa ve tatlı patatese kadar, bu besin dolu harikalar, kış sezonunun tadını çıkarırken kilo vermenize yardımcı olabilir.Kış, kendimizi yemeğe, eğlenceye ve neşeye kaptırdığımız zamandır. Hava soğudukça mevsim değişir. Kış mevsiminde evde geçirdiğiniz zaman dilimi daha fazladır ve hareket eksikliği yaşarsınız.Ayrıca iştahınızda ve abur cubur tüketminde artış görülenilir. Ve bununla birlikte gelen ekstra kilo.Ancak beslenmenize dikkat ederek ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirerek de kışın kilo verebilmeniz mümkün.Doğru bir yaşam tarzı, düzenli egzersiz ve temiz bir diyetle idela kilonuzu koruyabilir ya da kilo verebilirsiniz.
Özellikle bazı sebzeler içeriği sayesinde kışın daha rahat kilo vermenize yardımcı olabilir.Havuçlar sadece görme için değil, aynı zamanda ince bir bel isteyenler için de iyidir. Kalorileri düşük ancak lif, vitamin ve antioksidan açısından zengindir. Havuçlar A vitamini, B6 vitamini, potasyum ve biotin gibi besinler sağlar. Bu vitaminler göz sağlığını iyileştirme ve kolesterolü düşürme rollerine katkıda bulunur. Ayrıca kanser riskini azalttığı bilinen bir antioksidan olan beta-karoten içerirler.Pancar lif ve temel besinler açısından zengindir. Pancar, şeker isteklerini azaltan doğal bir tatlılığa sahip besin açısından yoğun bir kök sebzedir. Yüksek lif içeriği sindirime yardımcı olurken, antioksidanlar detoksifikasyonu destekler. Pancarlar ayrıca kan akışını iyileştirerek kış egzersizleri için dayanıklılığı destekler ve enerji seviyelerini yüksek tutar.Tatlı patatesler lif açısından zengindir, bu da kendinizi tok hissetmenize ve aşırı yemeyi önlemenize yardımcı olabilir. Lif ayrıca sindirimi yavaşlatır ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur. Ayrıca, tatlı patatesler kalorisi düşüktür ve genel olarak daha az kalori tüketmenize yardımcı olabilir. Hücreleri yeniden nemlendirmeye, metabolizmayı hızlandırmaya ve istekleri azaltmaya yardımcı olabilen su açısından zengindir. Tatlı patatesler, kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilen ve A vitamini de dahil olmak üzere iyi bir vitamin ve mineral kaynağı olan kompleks karbonhidratlar içerir.Ispanak kalorisi düşük ve lif açısından zengindir, bu da tokluk hissini uzatmaya yardımcı olur. Ispanak, vücudun vücut yağını yok etmesine ve kiloyu yönetmesine olanak tanıyan çözünmeyen liflerle doludur. Bu kesinlikle size istediğiniz kilo verme sonuçlarını verecektir.Brokoli, her kilo verme planının olmazsa olmaz unsurları olan lif ve kalsiyumla doludur. Sadece bu değil, aynı zamanda C, A ve K vitaminleriyle doludur.
Birkaç kilo vermek istiyorsanız, stok yapmanız gereken bir kış sebzesidir. Brokoli düşük kalorilidir (fincan başına 100 kaloriden az) ve lif oranı yüksektir; bu iki faktör, bu kış sebzesini mükemmel bir kilo verme destekleyici gıda yapar.
Ayrıca, brokoli su içeriği ve protein açısından yüksektir (fincan başına 3 gram), tokluk hissini artırmaya ve kilo verme hedeflerini daha da desteklemeye yardımcı olur.Lahana, yoğun, yapraklı başları ve çıtır dokusuyla bilinen dayanıklı bir kış sebzesidir. Çok besleyicidir ve çok sayıda temel vitamin ve mineral sunar. Kan pıhtılaşması ve kemik sağlığında önemli bir rol oynayan K vitamini ve bağışıklık fonksiyonunu ve cilt sağlığını destekleyen C vitamini için mükemmel bir kaynaktır.
Lahana ayrıca sindirime yardımcı olan ve tokluk hissini artıran diyet lifi sağlar. Ek olarak, lahana, iltihap önleyici ve kansere karşı koruyucu özelliklere sahip olabilecek antioksidanlar ve kükürt içeren bileşikler içerir.Karnabahar, yoğun, beyaz çiçekleri ile bilinen çok yönlü ve besleyici bir kış sebzesidir. Besinsel olarak karnabahar, vitamin ve mineraller açısından zengin düşük kalorili bir sebzedir. Bağışıklık sağlığını ve cilt canlılığını destekleyen C vitamini ve kemik iyileşmesi için önemli olan K vitamini için mükemmel bir kaynaktır ve kan pıhtılaşması.Turp, kışın kilo verme yolculuğunuz için bir güç merkezidir. Kalorisi düşük ve lif oranı yüksek olan turplar, kalori alımınızı kontrol altında tutarken sindirimi destekler. Turplar, lif ve suyla doludur ve bu da lifin sindirimi en uzun sürdüğü için daha uzun süre tokluk hissi vermenize yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YuZzcZyeOEWAC2BBUkbRaQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, kilo, kaybı, mümkün, mü, enerji, dolu, sebzeler, sizin, gizli, silahınız</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İdrarınızı çok uzun süre tuttuğunuzda ne olur? Vücudunuzun sinyallerini dinleyin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/idrarinizi-cok-uzun-sure-tuttugunuzda-ne-olur-vucudunuzun-sinyallerini-dinleyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/idrarinizi-cok-uzun-sure-tuttugunuzda-ne-olur-vucudunuzun-sinyallerini-dinleyin</guid>
<description><![CDATA[ İdrarınızı tutmak, bazen zararsız görünse de, önemli sağlık sonuçlarına yol açabilir. Mesane gerilir, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek hasarı ve pelvik taban kas sorunları riskini artırır. Tekrar tekrar idrar tutmak mesane kaslarını zayıflatır ve potansiyel olarak idrar retansiyonuna ve mesane taşlarına yol açar.Çeşitli nedenlerden dolayı idrarınızı daha uzun süre tutmak durumunda kalmış olabilirsiniz. Bu durum çoğu zaman zararı gibi görünsede idrarınızı çok uzun süre tutmanın hiç tahmin etmediğiniz olumsuz sonuçları olabilir.İdrar yapma, böbrekleriniz, mesaneniz ve sinir sisteminiz arasında idrarı depolamak ve serbest bırakmak için koordineli bir çabayı içerir.Böbreğiniz, idrar üretmek için kandaki atık ürünleri, fazla suyu ve toksinleri filtreler. Bu, üreter adı verilen iki ince tüp aracılığıyla mesaneye gider. Mesane, idrarla doldukça genişleyen ve ortalama 400-600 mililitreye kadar tutabilen kaslı bir organdır.Mesane dolduğunda, duvarlarındaki gerilme reseptörleri beyne sinyaller gönderir ve idrara çıkma isteği hissedersiniz. Tuvalete gitmeyi seçerseniz, beyin mesane kaslarına kasılmaları ve sfinkter kaslarına gevşemeleri için sinyal gönderir ve idrarın üretradan akmasına izin verir.Ancak tuvalete gitmemeye karar verdiğinizde, beyin sfinkter kaslarına sıkılmaları için sinyal verir ve idrar içeride kalır.Mesane yaklaşık bir pint idrar tutabilse de, idrara çıkma isteği genellikle mesaneniz yaklaşık yarı dolu olduğunda başlar. Çoğu yetişkinde, ara sıra idrar tutmak sorun yaratmayabilir, ancak bunu alışkanlık haline getirirseniz sonuçları çok büyük olur.İdrarınızı çok uzun süre tutmak mesane kaslarınızı zayıflatabilir. Bunun nedeni, idrar tuttuğunuzda mesanenin normal kapasitesinin ötesinde gerilmesidir. Zamanla, tekrarlanan gerilmeler kasları zayıflatabilir, mesanenizi tamamen boşaltmanızı zorlaştırabilir ve idrar retansiyonuna neden olabilir.İdrarınızı uzun süre tutmak İdrar Yolu Enfeksiyonları (İYE) riskinizi artıracaktır. Bunun nedeni, idrardaki bakterilerin mesanenizde çoğalmak için daha fazla zamana sahip olmasıdır. İYE, idrar yaparken yanma hissine, pelvik ağrıya ve sık idrara çıkma isteğine neden olabilir.İdrarınızı uzun süre tuttuğunuzda, böbreğe geri kaçabilir ve zamanla enfeksiyonlara veya böbrek hasarına neden olabilir. Bu duruma vezikoüreteral reflü denir.İdrar yapma isteği hissettiğinizde idrarı boşaltmamak pelvik taban kaslarınıza baskı uygulayabilir. Bu kaslardan biri, üretrayı açıp kapatarak kontrol eden üretra sfinkteridir. İdrar tutma alışkanlığı haline geldiğinde, bu kaslar gerilir ve istemeden idrar sızdırmaya neden olur.İdrar mesanede çok uzun süre kaldığında, idrardaki mineraller kristalleşerek mesanede taşlar oluşturabilir, bu da idrar akışını engeller ve ağrıya neden olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jrrCjsZV2UWDos0Bh8NWoQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İdrarınızı, çok, uzun, süre, tuttuğunuzda, olur, Vücudunuzun, sinyallerini, dinleyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Kanser hücrelerinin yayılmasını engelliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-kanser-hucrelerinin-yayilmasini-engelliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-kanser-hucrelerinin-yayilmasini-engelliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kanser dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Yapılan bir araştırma, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyetin kanser hücrelerinin ilerlemesini geciktirebileceğini ortaya koydu.Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi&#039;ndeki (MSK) araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırma, yüksek lifli, bitki bazlı bir diyet yemenin, tedavi edilemez bir kan kanseri olan multipl miyelom ilerlemesini geciktirebileceğini bulduMultipl miyelom, bir tür beyaz kan hücresi olan plazma hücrelerinde oluşan bir kanserdir. Sağlıklı plazma hücreleri, mikropları bulup saldıran antikor adı verilen proteinler üreterek enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olur. Multipl miyelomda, kanserli plazma hücreleri kemik iliğinde birikir.Yüksek lifli bir diyet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, bağırsak sağlığını iyileştirme ve tip 2 diyabet riskini düşürme dahil olmak üzere vücuttaki birçok sorunu çözebilir.Ayrıca belirli kanser türlerinin önlenmesine de yardımcı olabilir. Çalışmaya prekanseröz kan bozukluğu ve yüksek vücut kitle indeksi (VKİ) teşhisi konmuş ve temelde multipl miyelom geliştirme riski daha yüksek olan 20 kişi katıldı.Katılımcılardan 12 hafta boyunca yüksek lifli ve bitki bazlı bir beslenme planı takip etmeleri istendi ve ayrıca 24 hafta daha diyet koçluğu aldılar.Çalışma süresince katılımcılar istedikleri kadar meyve, sebze, kuruyemiş, tohum, tam tahıllar ve baklagiller gibi tam bitki bazlı yiyecekleri yemeye teşvik edildi.Diyet değişiklikleri bu kişilerin yaşam kalitesinde, insülin direncinde, bağırsak mikrobiyom sağlığında ve iltihabında önemli gelişmelere yol açtı. Katılımcılar ayrıca 12 hafta sonra vücut ağırlıklarının yüzde sekizini kaybetti.
Sonuçlar ümit vericiydi çünkü denemeden önce ilerleyen hastalık belirtileri gösteren iki katılımcı hastalıklarının ilerlemesinde önemli bir iyileşme bildirdi.Katılımlarından bir yıl sonra, katılımcıların hiçbiri multipl miyelom geliştirmedi. MSK miyelom uzmanı ve NUTRIVENTION çalışma lideri Dr. Urvi Shah, bu bulguları Kaliforniya, San Diego&#039;da düzenlenen 2024 Amerikan Hematoloji Derneği (ASH) yıllık toplantısında sundu.Dr. Shah, &quot;Bu çalışma beslenmenin gücünü, özellikle yüksek lifli bitki bazlı bir diyetin gücünü sergiliyor ve bunun mikrobiyom ve metabolizmada daha güçlü bir bağışıklık sistemi oluşturmak için nasıl iyileştirmelere yol açabileceğine dair daha iyi bir anlayış sağlıyor,&quot; dedi. &quot;Bu bulgular, hekimler olarak, özellikle kanser öncesi rahatsızlıkları olan hastalara, diyet değişiklikleri yoluyla kanser risklerini azaltma konusunda bilgi vererek onları nasıl güçlendirebileceğimizi daha da destekliyor.&quot;Önceki çalışmalar, multipl miyelom ile kötü beslenme ve daha az bitkisel gıda tüketimi arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, bu rahatsızlıklara sahip ve yüksek vücut kitle indeksine (VKİ) sahip bireylerin, bu rahatsızlıklara sahip ve normal VKİ&#039;ye sahip kişilere göre multipl miyelom hastalığına yakalanma olasılığı iki kat daha fazladır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qB2-kzGqB0e7tvOPEVr_gA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Kanser, hücrelerinin, yayılmasını, engelliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüksek kolesterolün doğal ilacı: Doğanın şifalı bitkisi damar daralmasını önlüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yuksek-kolesterolun-dogal-ilaci-doganin-sifali-bitkisi-damar-daralmasini-oenluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yuksek-kolesterolun-dogal-ilaci-doganin-sifali-bitkisi-damar-daralmasini-oenluyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücut için kolesterol seviyesini dengede tutmak gerekir. Kolesterolü dengede tutmanın yolu da doğanın gücünden faydalanmaktan geçiyor. Doğadaki bazı bitkiler yüksek kolesterolü düşürerek damarların tıkanmasını engelleyebiliyor. İşte doğal kolesterol ilacı olan o bitkiler.İki ana kolesterol türü vardır: LDL veya düşük yoğunluklu lipoprotein, genellikle atardamar duvarlarındaki plak birikimiyle ilişkisi nedeniyle &#039;kötü&#039; kolesterol olarak bilinir ve diğer tür ise kolesterolü kan dolaşımından uzaklaştırıp karaciğere götürmeye yardımcı olan &#039;iyi&#039; kolesterol olan HDL veya yüksek yoğunluklu lipoproteindir. Bu iki tür arasında bir denge sağlamak kalp sağlığı için çok önemlidir.Kandaki aşırı kolesterol, kandaki diğer maddelerle birleşerek atardamarlarda tıkanıklığa neden olan plaklar oluşturur, buna ateroskleroz denir. Bunun, atardamarların daralması veya tıkanmasıyla sonuçlanan koroner arter hastalığı gibi diğer ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı söylenir. Yüksek kolesterol veya hiperkolesterolemi, diyet, genetik ve yaşam tarzı gibi farklı nedenlerden kaynaklanabilirDoymuş ve trans yağ açısından zengin besinler LDL seviyelerini yükseltebilirken, hareketsiz yaşam tarzları HDL seviyelerini düşürebilir. Yüksek kolesterol genellikle hiçbir belirti göstermeyebilir, bu nedenle erken tespit etmek için düzenli taramalar gereklidir.Kalp krizi ve felç gibi kalp hastalıklarını önlemek için kolesterolü kontrol etmek kritik öneme sahiptir. Kolesterol seviyelerini düşürmek bu yaşamı tehdit eden hastalıkları azaltır ve genel olarak iyi sağlığı destekler.Nane yaprakları sadece ferahlatıcı tadıyla değil aynı zamanda sağlık yararlarıyla da bilinir.
Sindirime yardımcı olurlar ve kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olurlar. Nanede bulunan mentol, yağ metabolizması için gerekli olan safra akışını artırır.
Yemeklerinize nane eklemek basittir, sadece birazını smoothielere veya salatalara atarak ekstra bir canlılık katabilirsiniz.Çemen otu yaprakları yüksek kolesterole karşı güçlü bir doğal çaredir. Çözünür lif açısından zengindir, bağırsaktaki safra asitlerine bağlanarak ve vücuttaki genel kolesterol seviyelerini düşürerek kolesterolü düşürmeye yardımcı olurlar. Çemen otu, en iyi sonuçlar için sebze olarak tüketilebilir veya takviye olarak alınabilir.Köri yaprakları sadece yemeklerin lezzetini artırmakla kalmaz, aynı zamanda tıbbi özelliklere de sahiptir. Bağırsaklardaki yağ emilimini engelleyerek kolesterolü düşürmeye yardımcı olan antioksidanlar açısından zengindirler. Yemeklerinize köri yaprakları eklemek, kalp sağlığını desteklerken lezzet katar.Fesleğen, çok sayıda sağlık faydası nedeniyle geleneksel tıpta saygı görür. Çalışmalar, bu bitkinin lipid profillerini iyileştirerek kolesterolü etkili bir şekilde düşürebileceğini göstermektedir Fesleğen&#039;de bulunan antioksidanlar, yüksek kolesterol seviyelerine katkıda bulunan oksidatif stresle savaşır. Fesleğeni çay olarak demleyerek veya salatalara ekleyerek diyetinize kolayca ekleyebilirsiniz.Bu şifalı yaprakları günlük rutininize dahil ederek, LDL seviyelerini etkili bir şekilde kontrol edebilir ve genel refahınızı destekleyebilirsiniz. Bunun dışında, kalp sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilen diyet değişiklikleri ve egzersizler yoluyla yüksek kolesterolü doğal olarak yönetebilirsiniz.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ca5EbtT7E0SKrjWriS6IOw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, kolesterolün, doğal, ilacı:, Doğanın, şifalı, bitkisi, damar, daralmasını, önlüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ne tulum ne lor: İşte en sağlıklı üç peynir çeşidi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ne-tulum-ne-lor-iste-en-saglikli-uc-peynir-cesidi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ne-tulum-ne-lor-iste-en-saglikli-uc-peynir-cesidi</guid>
<description><![CDATA[ Peynirin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar, dengeli tüketildiğinde bu süt ürününün vücudu destekleyen birçok fayda sunduğunu göstermektedir. Özellikle düşük yağlı ve tuzsuz peynir çeşitleri, sağlıklı yaşamı destekleyen diyetlerde öne çıkmaktadır. İşte beslenme uzmanlarına göre yaygın olarak kabul edilen en sağlıklı 3 peynir türü...Beslenme uzmanları, dünya genelinde en sağlıklı peynir türlerini belirlemek için geniş kapsamlı araştırmalar gerçekleştiriyor. Bu çalışmalar sonucunda, besin değeri yüksek, düşük yağ ve tuz içeriğine sahip bazı peynir türleri sağlık açısından önerilmektedir. Tüketim alışkanlıklarına uygun olarak doğru peynir seçimi, dengeli ve sağlıklı bir yaşam tarzını desteklemenin etkili yollarından biri olarak öne çıkmaktadır.Apicius Culinary Institute tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, ABD, Avrupa ve Asya&#039;da yaygın olarak tüketilen peynir türlerinin sağlık üzerindeki etkilerini detaylı şekilde inceledi. Araştırmada, dünya genelinde popüler olan birçok peynir türünün besleyici özellikleri ve potansiyel sağlık faydaları analiz edildi.Uzman ekip tarafından gerçekleştirilen çalışma, peynirlerin içerdiği protein, kalsiyum, vitaminler ve mineraller gibi temel besin öğelerinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini gözler önüne serdi. Aynı zamanda, yüksek sodyum ve doymuş yağ oranlarının uzun vadeli sağlık riskleri oluşturabileceği konusunda da uyarılarda bulunuldu.Araştırmanın sonucunda, sağlığa en faydalı olarak belirlenen üç peynir türü dikkat çekti. Bu peynirler, dengeli beslenmeyi destekleyen yüksek besin değerleri ve düşük yağ içerikleriyle önerilen gıdalar arasında yer aldı. Çalışmanın sonuçları, peynirin lezzetli olmasının yanı sıra doğru seçimlerle sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olabileceğini bir kez daha kanıtladı.Feta peyniri, Yunan mutfağının ünlü beyaz peyniridir. Genellikle koyun sütü veya koyun ve keçi sütü karışımından yapılır. Tuzlu ve hafif ekşi bir tada sahip olan feta peyniri, salamura içinde olgunlaştırılır, bu da ona karakteristik tuzlu lezzetini ve dayanıklılığını kazandırır.Feta peyniri, Yunan salatası (horiatiki), börekler (örneğin spanakopita), makarnalar ve omletler gibi birçok yemekle harika uyum sağlar. Kremsi ve ufalanabilir dokusu sayesinde hem soğuk yemeklerde hem de pişirilerek kullanılan çok yönlü bir peynirdir. Ayrıca, zeytinyağı, baharatlar ve taze otlarla marine edilerek mezelerde de sıkça yer alır.Parmesan, İtalyan mutfağının dünyaca ünlü sert ve yaşlandırılmış peyniridir. Gerçek Parmesan, İtalya&#039;nın belirli bölgelerinde üretilen ve &quot;Parmigiano-Reggiano&quot; adıyla korunan coğrafi işaretli bir peynirdir. İnek sütünden yapılır ve minimum 12 ay olgunlaştırılır, ancak daha uzun süre yaşlandırılan çeşitleri daha yoğun ve kompleks bir lezzete sahip olur.Parmesan&#039;ın tadı keskin, tuzlu ve cevizimsidir. Sert ve kristalize dokusu nedeniyle genellikle rendelenerek makarnalar, risottolar, salatalar ve çorbalar gibi birçok yemeğin üzerine serpilir. Ayrıca ince dilimler halinde atıştırmalık olarak da tüketilebilir. Yemeklere derinlik ve umami katmasıyla şeflerin vazgeçilmez peynirlerinden biridir.Mozzarella, İtalyan mutfağının yumuşak, taze ve hafif tuzlu peyniridir. Geleneksel olarak manda sütünden yapılırken, günümüzde inek sütünden yapılan çeşitleri de yaygın olarak bulunur. Mozzarella, pürüzsüz, esnek ve nemli bir yapıya sahip olup beyaz veya hafif sarı renkte olabilir.Mozzarella, özellikle pizza, lazanya, makarna ve salatalarda popülerdir. Eriyen dokusu ve hafif lezzeti sayesinde hem sıcak hem de soğuk tariflerde mükemmel bir bileşendir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/48mvMTjQw0qJBLPsLivT3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>tulum, lor:, İşte, sağlıklı, üç, peynir, çeşidi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu kan grubuna hastalık uğramıyor: Bağışıklık şampiyonu çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-kan-grubuna-hastalik-ugramiyor-bagisiklik-sampiyonu-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-kan-grubuna-hastalik-ugramiyor-bagisiklik-sampiyonu-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için bağışıklık sisteminizin güçlü olması gerekir. Yapılan araştırmalarda bu kan grubuna sahip olan kişilerin kalp hastalığı gibi hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olabileceğini ortaya çıkardı. Peki, bağışıklığı en güçlü kan grubu hangisidir?Araştırmalar, 0 kan grubuna sahip kişilerin daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olabileceğini, enfeksiyonlara daha güçlü bir tepki gösterebileceğini ve kalp hastalığı gibi hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olabileceğini göstermektedir.Çalışmalar, O kan grubu bireylerin aşıya daha iyi yanıt verebileceğini ve yararlı bir mikrobiyoma sahip olabileceğini ve bu sayede bağışıklığın artmasına daha fazla katkıda bulunabileceğini göstermektedir.Kan grubu üzerinde pek çok çalışma bilim insanları tarafından sürdürülüyor. Peki, kan grubunuzun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini biliyormuydunuz?Özellikle, O kan grubuna sahip olanlar enfeksiyonlarla savaşma ve sağlıklı kalma konusunda doğal bir avantaja sahip olabilir. Araştırmalar, O kan grubunun daha güçlü bağışıklık, aşılara daha iyi yanıtlar ve hatta belirli hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olmasıyla bağlantılı olabileceğini göstermektedir.O kan grubu iseniz, bağışıklık sisteminizin doğal olarak daha güçlü olabileceği ortaya çıkmıştır. Çalışmalar, bu kan grubuna sahip kişilerin daha güçlü bir bağışıklık tepkisine sahip olduğunu, yani enfeksiyonlarla daha kolay savaşabildiklerini göstermektedir. Yani, diğerleri son virüsle mücadele ederken, O kan grubu insanları kendilerini biraz daha hızlı toparlarken bulabilirler.Ama hepsi bu değil. O kan grupları, kalp hastalığı ve bazı enfeksiyonlar gibi belirli hastalıklara yakalanma riskini de düşürebilir. Hiç kimse her şeye karşı bağışık olmasa da, O+ kan grubuna sahip olmak, uzun vadeli sağlık söz konusu olduğunda size biraz üstünlük sağlayabilir.O kan grubuna sahip kişilerin güçlü bir bağışıklık sistemi olduğu ve bu sayede enfeksiyonlarla mücadele etmelerinin daha kolay olduğu görülüyor.O kan grupları kendilerini daha dirençli hissedebilir ve bu virüslerle zahmetsizce mücadele edebilir. Bağışıklık sistemleri, hastalıkları uzak tutmada fazladan etkili görünüyor.Ama mesele sadece burun akıntısını önlemek değil. Bazı araştırmalar, O kan gruplarının kalp hastalığı ve diğer enfeksiyonlar gibi belirli sağlık sorunlarına yakalanma riskinin de daha düşük olabileceğini öne sürüyor. Yani, O kan grubuna sahip olmak sadece kısa vadeli koruma sağlamakla kalmıyor. Aynı zamanda bazı uzun vadeli sağlık avantajları da sağlayabilir.O kan grubuna sahipseniz birden fazla şekilde hayat kurtarıcısınız. Neden mi? Çünkü O+ kan, pozitif kan grubuna sahip herkese bağışlanabilir. Bu, O+ bağışçılarına her zaman yüksek talep olduğu anlamına gelir, özellikle de her damlanın önemli olduğu acil durumlarda. Bir süper güce sahip olmak gibi, sadece kolunuzu sıvayarak birinin hayatını kurtarmaya yardımcı olabilirsiniz.Çalışmalar O kan grubuna sahip insanların daha elverişli bir mikrobiyoma sahip olabileceğini gösteriyor. Mikrobiyom, vücudunuzdaki bakteri ve mikroorganizma topluluğunu ifade eder ve bağışıklık sisteminizde büyük bir rol oynar.Daha sağlıklı bir mikrobiyom, daha iyi genel bağışıklık anlamına gelir. Yani, O kan grubuna saiph insanlar bağırsak sağlığı söz konusu olduğunda da gizli silaha sahip olabilir.0 kan grubuna sahipseniz bağışıklık sisteminiz söz konusu olduğunda biraz daha fazla yardıma sahip olabilirsiniz. Elbette, sağlıklı bir diyet, egzersiz ve düzenli kontroller gibi şeyler sağlıklı kalmak için hala önemlidir. Ancak kan grubunuzun size biraz doğal avantaj sağlayabileceğini bilmek güzel. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1mxyG1o3SkmqAUh4vhruqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>kan, grubuna, hastalık, uğramıyor:, Bağışıklık, şampiyonu, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kuduzdan depresyona: Disney prenseslerinin gizli sağlık sorunları!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kuduzdan-depresyona-disney-prenseslerinin-gizli-saglik-sorunlari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kuduzdan-depresyona-disney-prenseslerinin-gizli-saglik-sorunlari</guid>
<description><![CDATA[ Walt Disney&#039;in ünlü prensesleri mükemmel görünebilir. Ancak yeni bir araştırma, bunların çoğunun sessiz sedasız bir dizi rahatsız edici sağlık sorunuyla boğuştuğunu öne sürüyor. Hollanda&#039;daki Twente Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, sekiz Disney prensesini analiz etti ve görünüşte &quot;mutlu sonla&quot; yaşamış gibi görünmelerine rağmen, sekizinin de gerçek dünyada ciddi sağlık tehlikeleriyle karşı karşıya olduğunu buldu. İşte Disney prensesleri ve gizli sağlık sorunları...Kötü kalpli üvey annesinin bulaşıkçısı olan Pamuk Prenses&#039;in sosyal etkileşimleri oldukça sınırlı ve bu durum onun çeşitli sağlık sorunlarına yakalanma riskini artırıyor.
Araştırmacılar, &quot;Sistematik incelemelere genel bir bakış, sosyal etkileşim eksikliği ile kalp damar hastalıkları, depresyon, anksiyete ve her türlü ölüm nedeni arasında güçlü bir pozitif ilişki kuruyor.&quot; açıklamasında bulundu.
Neyse ki Pamuk Prenses&#039;in Yedi Cüceler&#039;le olan dostluğu onu yalnızlığın tehlikelerinden korumaya yardımcı olacaktır.Pamuk Prenses gibi Yasemin de Agrabah&#039;taki sarayının duvarları arasında büyüdüğü için sosyal izolasyon riskiyle karşı karşıya.
Evcil kaplanı Rajah&#039;ın yanında olması, onu zoonotik enfeksiyonlara ve yaralanmalara karşı riske sokuyor.
Araştırmacılar, &quot;Rajah sevimli bir kaplan gibi görünse de, doğal içgüdüleri tehlikeli ve potansiyel olarak ölümcül bir duruma yol açabilir.&quot; dedi.Babasının ölümünden sonra, Cinderella üvey annesi ve iki üvey kız kardeşi tarafından evi temizlemeye zorlanıyor. Bu durum onu akciğer hastalığı riski altında bırakıyor.
Ekip, &quot;Araştırmacılar, toz maruziyetini azaltmak için uzun süpürge sapları kullanmak, tozlu zeminlere su serpmek ve kişisel koruyucu ekipman kullanmak gibi birkaç önleyici tedbir öneriyor; ancak bunların hiçbiri Cinderella&#039;nın durumunda uygulanmıyor.&quot; diye açıkladı.Cinderella&#039;nın peri annesi ortaya çıktığında işler yoluna girmeye başlıyor.
Ancak yanında getirdiği muazzam miktardaki simler, Cinderella&#039;nın sağlığına zarar verebilir.
Ekip, &quot;Bu mikroplastiklerin insan akciğer dokusuna nüfuz etme yeteneği, akciğer hastalığı gelişimine daha fazla katkıda bulunuyor.&quot; diye ekledi.
Cinderella&#039;nın bir prensten çok, sonsuza dek mutlu yaşayabilmesi için sürekli solunum terapisine ihtiyacı var.Pocahontas&#039;ın imza hareketlerinden biri de tam dokuz saniyelik bir düşüş süresi içeren uçurumdan atlama hareketidir.
Araştırmacılar, bu düşüş zamanına ve Pocahontas&#039;ın muhtemel ölçümlerine dayanarak, uçurumun yüksekliğinin en az 250 metre olduğunu tahmin ediyor. Bu, bir uçurumdan atlama için dünya rekorunun neredeyse beş katı.
Araştırmacılar, &quot;Dalışın çarpma dinamikleri üzerine yapılan çalışmalar, 12 metreden daha yüksek bir yükseklikten elle yapılan dalışların bile köprücük kemiği sıkışmaları açısından kritik olabileceğini gösteriyor.&quot; uyarısında bulundu.Aurora, büyülü bir çıkrığın iğnesine parmağını batırdıktan sonra, ancak gerçek aşkın öpücüğüyle son bulabilecek sonsuz bir uykuya dalar.
Uzmanlar, uzun süreli uykunun birçok sağlık riskini de beraberinde getirdiğini söylüyor.
Aşırı uyumanın sağlık açısından riskleri arasında kalp damar hastalıkları, felç, obezite ve diyabet yer alıyor.
Ayrıca sistematik incelemeler, uzun süreli yatak istirahatinin zamana bağlı kas atrofisi riskini artırdığını gösteriyor.Araştırmacılara göre Belle&#039;in Canavar&#039;la yakın teması, onu kuduz da dahil olmak üzere çeşitli bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskine sokuyor.
Ancak Gaston&#039;la birlikte olsaydı da işler pek iyi gitmeyecekti.
Araştırmacılar, &quot;Belle, Canavar&#039;ın rakibi olan Gaston&#039;ı seçseydi -egosu o kadar şişkin ki neredeyse üçüncü bir karakter olan bir narsisist- muhtemelen bu onun ruh sağlığı üzerinde daha kötü bir etki yaratacaktı.&quot; dediler.Rapunzel, sık sık ip olarak kullandığı uzun saçlarıyla tanınıyor.
Dalgalı saçları göz alıcı görünse de, aynı zamanda birçok rahatsızlığa yakalanma riskini de artırıyor.
Rapunzel&#039;in saçlarını ip olarak kullanılması uzun vadede kalıcı saç dökülmesine yol açabilir.
Bu durum baş ağrısına ve sonrasında da masal prenseslerinin bile kolay kolay unutamayacağı bir ruh haline yol açabilir.Mulan, film boyunca ailesinin baskısıyla defalarca namus cinayetine maruz kalıyor.
Ne yazık ki yapılan araştırmalar, bu durumun onun ruhsal sağlık sorunlarına yakalanma riskini artırdığını gösteriyor.
Araştırmacılar, &quot;Namus temelli şiddete maruz kalan kadınlar, seçmedikleri bir hayatı yaşamaya zorlanmanın getirdiği kaygı gibi, artan düzeyde ruhsal sağlık sorunları yaşayabilirler.&quot; uyarısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f8GsSYPvgkmVVg1jTZht3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kuduzdan, depresyona:, Disney, prenseslerinin, gizli, sağlık, sorunları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Peynir mi, yumurta mı:Hangisi daha fazla protein içeriyor?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/peynir-mi-yumurta-mihangisi-daha-fazla-protein-iceriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/peynir-mi-yumurta-mihangisi-daha-fazla-protein-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir yaşamın temel yapı taşlarından birini oluşturan protein bazı besinlerde bolca bulunur. Peynir ve yumurta içinde protein barındıran güçlü kaynaklar arasında yer alır. Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezleri arasında olan peynir ve yumurta, protein içeriği açısından karşılaştırıldığında, hangisinin öne çıktığını hiç düşündünüz mü? Peynir mi, yumurta mı:Hangisi daha fazla protein içeriyor?Kahvaltıda hem peynir hem de yumurta en sık tüketilen iki gıda arasında yer alıyor. Vücut bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için proteine ihtiyaç duyar. Yaklaşık 6 gram protein içeriyor. Özellikle yumurtanın beyaz kısmı, protein açısından oldukça zengin. Bu durum, yumurtayı kas gelişimi ve hücre onarımı için ideal bir seçenek haline getiriyor.Yumurta, kolin adı verilen bir besin içerir. Kolin, beynin sağlıklı çalışması için kritik bir rol oynar ve hafızayı güçlendirmeye yardımcı olabilir. Eskiden yumurta kolesterol nedeniyle suçlanırdı; ancak yapılan araştırmalar, ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığı için faydalı olduğunu göstermektedir. Yumurtanın iyi kolesterol (HDL) seviyesini artırdığı bilinmektedir.Yumurta, kemik sağlığı için önemli olan D vitamini içerir. Bu vitamin, kalsiyumun vücut tarafından emilmesine destek olur ve kemiklerin güçlenmesine katkı sağlar.Günde 1-2 yumurta tüketmek, dengeli bir diyetin parçası olarak sağlığınızı güçlendirmenize yardımcı olabilir.Ancak, aşırı tüketimden kaçınmak ve bireysel sağlık durumunuza uygun bir miktar belirlemek için uzman görüşü almayı unutmayın.Peynirin protein içeriği, türüne bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Örneğin, 100 gram beyaz peynir yaklaşık 17 gram protein içerirken, kaşar peynirde bu oran 25 grama kadar çıkabiliyor.Yani, peynir miktarına ve çeşidine bağlı olarak yumurtaya kıyasla daha fazla protein sağlama potansiyeline sahip.Peynir, kemik ve diş sağlığı için hayati öneme sahip kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Özellikle çocukluk ve yaşlılık döneminde düzenli peynir tüketimi, kemik erimesi (osteoporoz) riskini azaltabilir.Peynir, A vitamini ve çinko gibi bağışıklık sistemi için önemli maddeler içerir. Bu sayede vücudu enfeksiyonlara karşı koruyabilir.Peynir, B12, A, D ve K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, fosfor ve selenyum gibi mineralleri de içerir. Bu, peynirin genel vücut fonksiyonlarını destekleyen çok yönlü bir besin olmasını sağlar.Protein ve yağ içeriği sayesinde peynir, tokluk hissini artırır. Özellikle diyet yapanlar için porsiyon kontrolüyle tüketildiğinde etkili bir ara öğün olabilir.Yumurta, porsiyon başına yüksek protein sağlarken, peynir türüne göre daha yüksek protein oranı sunabiliyor. Beslenme uzmanları, her iki besinin de farklı vitamin ve mineral içeriklerine sahip olduğunu ve bir arada tüketildiğinde daha dengeli bir kahvaltı alternatifi oluşturduğunu belirtiyor.Protein ihtiyaçlarınızı karşılarken, kahvaltı sofranızda hem yumurtaya hem de peynire yer açmayı unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/72dAXP3B-0iO49tkZSBSsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Peynir, mi, yumurta, mı:Hangisi, daha, fazla, protein, içeriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Avokadonun şok edici yan etkisi ortaya çıktı: Şiddetli reaksiyonlara neden olabilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/avokadonun-sok-edici-yan-etkisi-ortaya-cikti-siddetli-reaksiyonlara-neden-olabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/avokadonun-sok-edici-yan-etkisi-ortaya-cikti-siddetli-reaksiyonlara-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı yağlar, vitaminler ve antioksidanlar içeren bir &quot;süper gıda&quot; olan avokado sağlığa yararlarıyla dikkat çekiyor. Ancak avokadonun faydası kadar zararı da var. Aşırı avokado tüketmek bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor.Son yılların popler meyvesi avokado, sağlıklı yağlar, vitaminler ve antioksidanlar içeren bir &quot;süper gıda&quot; olarak kabul ediliyor. Bu nedenle diyet listelerinin vazgeçilmez meyvesi arasında yer alıyor.Avokado uzun zamandır sağlıklı yağlar, lif, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir besin merkezi olarak biliniyor. Avokadoların birçok sağlık yararı olduğu bilinse de, potansiyel dezavantajları da yok değil. Avokadonun yarardan çok zarar veren şok edici yan etkileri olabilir.Nadir de olsa, bazı kişiler avokadolara karşı alerjik reaksiyonlar görür. Semptomlar ağızda hafif kaşıntı ve şişlikten nefes alma zorluğu veya anafilaksi gibi şiddetli reaksiyonlara kadar değişebilir.Avokadolar, genellikle sindirim sağlığı için iyi bir şey olan lif açısından zengindir. Ancak, bir seferde çok fazla lif almak sindirim sistemini bunaltabilir ve şişkinliğe, gaza veya ishale neden olabilir.Bu, özellikle avokado alımını aniden artıran kişiler için geçerlidir. Ölçülülük önemlidir; bir avokadonun yaklaşık üçte biri kadar bir porsiyon, midenizi bozmadan faydalarını elde etmek için genellikle yeterlidir.Avokadolar genellikle kilo vermeye uygun bir yiyecek olarak tanıtılsa da,yüksek kalorili ve yağ içeriği aşırı tüketildiğinde hedeflerinize aykırı olabilir. Tek bir orta boy avokado yaklaşık 240 kalori ve 22 gram yağ içerir. Aşırı tüketilmesi özellikle diğer kalorisi yoğun yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde- kilo alımına katkıda bulunabilir.Çok az kişi şunu fark ederavokadolar belirli ilaçlarla etkileşime girebilirÖrneğin, avokadolar kan pıhtılaşmasında rol oynayan K vitamini açısından zengindir. Bu, varfarin gibi kan inceltici ilaçların etkilerini ortadan kaldırabilir ve sizi kan pıhtısı riski altına sokabilir.Alerjiden farklı olarak,avokado intoleransıbağışıklık sistemi yerine sindirim sistemini içerir. İntoleransı olan kişiler avokado yedikten sonra mide ağrısı, mide bulantısı veya ishal yaşayabilir.Bu reaksiyon, vücudun meyvedeki belirli bileşikleri düzgün bir şekilde sindirememesinden kaynaklanır. Bir yiyecek günlüğü tutmak, avokadoların sizin için bir tetikleyici olup olmadığını belirlemenize yardımcı olabilir.Avokadolar, kan basıncını düzenlemeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan bir mineral olan potasyumun mükemmel bir kaynağıdır. Ancak,çok fazla potasyum zararlı olabilir. Özellikle böbrek sorunları olan kişiler için.Kan dolaşımındaki aşırı potasyum, düzensiz kalp atışı, kas zayıflığı ve ciddi vakalarda kalp durması gibi semptomlara neden olan bir durum olan hiperkalemiye yol açabilir. Diyetinizdeki potasyumu sınırlamanız önerildiyse, avokado tüketiminizde dikkatli olun.ÖNEMLİ: ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), avokadonun kabuğunda listeria bakterisi bulmuştur. Maruziyetinizi en aza indirmek için, bakterileri kabuktan iç ete geçirmemek için avokadoyu kesmeden önce her zaman iyice yıkayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EARTiVzG7ky_RiR7jQo4wQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Avokadonun, şok, edici, yan, etkisi, ortaya, çıktı:, Şiddetli, reaksiyonlara, neden, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en popüler içeceği ömrü 2 yıl uzatıyormuş: Doktor bilimsel araştırmayı açıkladı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-populer-icecegi-oemru-2-yil-uzatiyormus-doktor-bilimsel-arastirmayi-acikladi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-populer-icecegi-oemru-2-yil-uzatiyormus-doktor-bilimsel-arastirmayi-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerin başında kahve yer alıyor. Yeni bir çalışma, düzenli kahve tüketiminin kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları gibi önemli ölüm nedenlerinin riskini azaltarak ömrü ortalama 1,8 yıl uzatabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, kahvenin bileşenlerinin stres adaptasyonunu kontrol ettiğini ve yaşlanma mekanizmalarını koruduğunu buldu. Çay ve enerji içecekleri gibi çeşitli kaynaklar göz önünde bulundurulduğunda, özellikle çocuklar ve ergenler için günlük kafein sınırlamaları önerilir.İşte kahve severler için iyi bir haber. Kahve içmenin ömrünüzü neredeyse 2 yıl uzatabileceğini söylesek inanır mıydınız? Yeni bir araştırma, düzenli olarak kahve içmenin ortalama 1,8 yıl sağlıklı yaşam ekleyebileceğini öne sürüyor. Çalışmanın bulguları Ageing Research Reviews dergisinde yayınlandı.Araştırmacılar, &quot;Kahve alımı, kardiyovasküler, serebrovasküler, kanser ve solunum yolu hastalıklarıyla ilişkili ölümlerin yanı sıra hafıza kaybı, depresyon ve güçsüzlük gibi yaşlılarda işlevsel bozulmanın bazı önemli nedenlerini azaltarak başlıca ölüm nedenlerini hafifletiyor&quot; dedi. &quot;Faydanın genliği ayrık görünüyor (%17 azalma) ancak yine de ortalama 1,8 yıllık yaşam süresi artışına karşılık geliyor,&quot; diye eklediler.Araştırmacılar, kahvenin ve ana bileşenlerinin (kafein, klorojenik asitler) stres adaptasyonunu kontrol ettiğini ve düzenli kahve alımının yaşlanmanın ana biyolojik mekanizmalarını koruduğunu buldular.Uzmanlar günde 2-3 fincan kahve içmenin yeterli olduğunu ve aşırıya kaçılmaması gerektiğini söylüyor.Nöroloji Uzmanı Dr. Sudhir Kumar, bu çalışma hakkında faydalı bir içgörü paylaştı.
Kahveye ek olarak, kafein çay, kafeinli soda, sıcak çikolata ve çikolatada bulunur. Ayrıca çeşitli spor ve enerji içeceklerine de eklenir. Bu nedenle, toplam kahve alımını hesapladığınızda, bu diğer kafein kaynaklarını da aklınızda bulundurun.Kahve, sadece sabah enerjisini artırmaktan daha fazlasını sunan, dünya çapında sevilen bir içecektir. Antioksidanlar ve magnezyum ve potasyum gibi besinler açısından zengindir ve genel sağlığı destekler.Kafein içeriği sayesinde düzenli tüketimi, odaklanmayı, uyanıklığı ve hafızayı geliştirerek beyin fonksiyonunun iyileştirilmesiyle bağlantılıdır.Ek olarak, kahve Parkinson, Alzheimer ve Tip 2 diyabet gibi kronik hastalık riskini azaltabilir. Antioksidanları iltihapla savaşır ve hücreleri hasardan korur.Orta düzeyde kahve tüketimi aynı zamanda daha sağlıklı bir kalp ve daha uzun bir ömürle ilişkilendirilir. Dikkatli bir şekilde tüketildiğinde kahve, dengeli bir yaşam tarzına lezzetli ve faydalı bir katkıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HMk1s74600OAXBuQCKDrKA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, popüler, içeceği, ömrü, yıl, uzatıyormuş:, Doktor, bilimsel, araştırmayı, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp damarlarının büzüşmesine neden oluyor: Uzmanlar &amp;quot;uyarılara kulak verin&amp;quot; diyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-damarlarinin-buzusmesine-neden-oluyor-uzmanlar-uyarilara-kulak-verin-diyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-damarlarinin-buzusmesine-neden-oluyor-uzmanlar-uyarilara-kulak-verin-diyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi vakaları kış mevsiminde daha sık görülüyor. Uzmanlar  özellikle kalp rahatsızlığı olan kişiler için soğuk havanın tehlikelerine dikkat çekiyor. Soğuğa direkt maruz kalındığında kalp damarlarında büzüşme görülebiliyor. Bu durum tansiyonun yükselmesine ve kalbin daha fazla çalışmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da kalp krizi riski artıyor.Kış mevsimi geldiğinde havaların soğumasıyla birlikte kalp krizi riski de artıyor. Uzmanlar, özellikle kalp rahatsızlığı olan bireyler için soğuk havanın tehlikelerine dikkat çekiyor.Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kalp rahatsızlığı olan bireylerin soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerekiyor. Uzmanlar kalın giyinmenin ve soğuk havada uzun süre dışarıda kalmaktan kaçınmanın önemine dikkat çekiyor.Soğuk hava vücut üzerinde birçok olumsuz etkiye neden oluyor. Soğuğa direkt maruz kalındığında kalp damarlarında büzüşme görülebiliyor. Bu durum tansiyonun yükselmesine ve kalbin daha fazla çalışmasına neden oluyor.Bunun sonucunda da kalp krizi riski artıyor. Bu yüzden soğuk havalarda çok daha dikkatli olmamız gerekiyor.Bilimsel çalışmaların, soğuk hava ve enfeksiyonların kalp krizi riskini artırdığını gösteriyor.Sağlık Bakanlığı da bu konuda düzenli uyarılar yapıyor. Vatandaşlarımızın sağlıklarını koruma noktasında bu uyarılara kulak vermeleri çok önemli.Soğuk sıcaklıkların neden olduğu kan damarı daralması kan basıncını artırabilir ve kalbi zorlayabilir. Bu, özellikle kalp sorunları olan kişilerde kalp krizi riskini artırır. Soğuk havalarda sıcak giyinmeniz ve ani fiziksel aktivitelerden kaçınmanız önerilir.1. DIŞARI ÇIKARKEN ÖNLEM Vücut ısısını korumak için katmanlı giyinmek etkili olur. İç katman teri emen, dış katman ise rüzgârı kesen özellikte olmalıdır.Baş, el ve ayakları sıcak tutun: Şapka, eldiven ve kalın çoraplar kullanarak ısı kaybını önleyin.2. EGZERSİZİ DOĞRU AYARLAYINSoğuk hava kalp üzerine yük bindirebilir, özellikle rüzgarlı ve düşük sıcaklıkta yoğun egzersizden kaçının.Egzersize başlamadan önce yavaş bir tempoda ısının.Zeytinyağı, ceviz, badem gibi doymamış yağ asitleri kalp sağlığına destek olur.Fazla tuz, tansiyonu yükselterek kalbinize yük bindirir.Antioksidan içeriği yüksek besinler bağışıklığı ve dolaşımı destekler.Soğuk hava, stres seviyelerini artırabilir. Yoga, meditasyon veya nefes egzersizleri gibi yöntemlerle stresi azaltmaya çalışın.5. SİGARA VE ALKOLÜ SINIRLAYINSigara kan damarlarını daraltır, soğuk havalarda bu durum daha da riskli hale gelir. Alkol de damar genişlemesine neden olup ısı kaybını artırabilir.Soğuk hava tansiyonu yükseltebilir. Düzenli aralıklarla tansiyonunuzu ve kolesterol seviyenizi ölçtürün.Grip ve soğuk algınlığı enfeksiyonları kalbe ek yük getirebilir. Grip aşısı yaptırmak ve hijyen kurallarına dikkat etmek önemlidir.Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler fark ettiğinizde vakit kaybetmeden doktora başvurun.
Eğer özel bir sağlık durumunuz varsa, doktorunuzun önerilerine öncelik vermeniz önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xbJorwK79UefliiYZ01Otg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, damarlarının, büzüşmesine, neden, oluyor:, Uzmanlar, uyarılara, kulak, verin, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sürekli uyanık kalmak içilen içecek tehlike saçıyor: İnme ataklarına neden oluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/surekli-uyanik-kalmak-icilen-icecek-tehlike-saciyor-inme-ataklarina-neden-oluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/surekli-uyanik-kalmak-icilen-icecek-tehlike-saciyor-inme-ataklarina-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Çocukların enerji içeceği tüketimindeki artışına değinen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Güzel, özellikle kalp rahatsızlığı, epilepsi ve diğer kronik sağlık sorunları olan çocuklar için bu içeceklerin ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirtti. Enerji içeceklerinin çocukların hayatını tehlikeye attığını söyleyen Prof. Dr. Güzel, “Enerji içecekleri, son yıllarda özellikle çocuklar ve gençler arasında popülerliği giderek artan ürünler arasında yer alıyor. Yoğun sınav temposu, spor aktiviteleri veya dijital oyunlar sırasında uzun süre uyanık kalma ihtiyacı gibi nedenlerle tercih edilen bu içecekler, masum bir alışkanlık gibi görünse de sağlığı ciddi şekilde tehdit edebiliyor” dedi.Enerji içeceklerinin yüksek kafein ve şeker içeriği ile sadece geçici bir enerji sağladığını ifade eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Güzel, uzun vadede kalp ritim bozukluklarından epileptik ataklara, beslenme bozukluklarından böbrek hasarına kadar pek çok tehlikeye yol açabileceğini belirtti.Ailesinde kalp rahatsızlığı ve ritim bozukluğu öyküsü bulunan bireyler için bu içeceklerin ciddi hayati riskler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Güzel, “Enerji içecekleri içerdiği yüksek kafein miktarından dolayı kalp atış hızını artırarak ritim bozukluklarına yol açabiliyor. Yüksek kafein içeriği ile tetiklenen kalp ritim bozuklukları da dolaşımı bozarak pıhtılaşmalara ve inme ataklarına yol açabilir. Çocuklar enerji içecekleri ile aldıkları yüksek şeker ve kalori nedeniyle günlük kalori ihtiyaçlarını karşılıyor, bu nedenle diğer doğal besin kaynaklarını alamıyorlar. Ayrıca bu enerji içecekleri ile artan kalori alımı sıklıkla birlikte tüketilen atıştırmalıklarla daha da arttıyor ve kötüleşen beslenme sorunları ile çağımızın en önemli problemlerinden biri olan obeziteye yol açıyor” dedi.Bu tür içeceklerin sempatik sistemi sürekli çalıştırarak kas yıkımına ve böbrek hasarına yol açabileceğini dile getiren Prof. Güzel, “Spor faaliyetlerinde daha fazla enerji için bu içecekleri tüketen gençlerin daha dikkatli olması gerekmektedir.Vücut geliştirme ve yoğun fiziksel aktivitelerde enerji içeceği tüketimi ile birlikte idrar yoluyla sıvı kayıpları artmakta ve aşırı kas egzersizleri ile artan böbrek yükü böbreklerde istenmeyen sonuçlara yol açabilmektedir. Ayrıca bu içeceklerin yoğun tüketimi ile birlikte uykusuzluk, davranış bozuklukları ve kronik yorgunluk gibi sorunlarla gençlerimiz karşı karşıya kalabilmektedir” ifadelerini kullandı.Prof. Dr. Güzel, sağlıklı bir yaşam için şu önerilerde bulundu:&quot;Aileler çocukların düzenli uyku alışkanlıkları edinmesini sağlamalı ve onları doğal fiziksel aktivitelerle meşgul etmelidir. Bunun yanı sıra enerji içeceği yerine doğal kaynaklardan enerji sağlayacak besinler tüketilmelidir. Örneğin, taze meyve suları ve dengeli bir kahvaltı hem enerji sağlar hem de çocukların sağlıklı gelişimine destek olur.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vQ1yeOaBEEyfWVOlmq8vcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sürekli, uyanık, kalmak, içilen, içecek, tehlike, saçıyor:, İnme, ataklarına, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Geçmeyen ağrıların nedeni buymuş: Vücuttaki eksikliği kasları zayıflatıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gecmeyen-agrilarin-nedeni-buymus-vucuttaki-eksikligi-kaslari-zayiflatiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gecmeyen-agrilarin-nedeni-buymus-vucuttaki-eksikligi-kaslari-zayiflatiyor</guid>
<description><![CDATA[ D  vitamini eksikliği, kemik ve eklem ağrısı, kas zayıflığı, diş sorunları, saç dökülmesi, yorgunluk ve iştahsızlık gibi hafif semptomlara neden olabilir. Vücudun karmaşık D vitamini üretimi güneş ışığına, diyete ve uygun emilime dayanır. Takviyeler yardımcı olabilirken, aşırı dozdan kaçınmak için bir doktora danışmak çok önemlidir. Peki, D vitamini eksikliği nasıl anlaşılır?D Vitamini eksikliği sessizce sağlığı etkileyebilir ve birçok kişi için semptomlar genellikle başlangıçta fark edilmez ta ki günlük rutini etkilemeye başlayana kadar. Ulusal Sağlık Enstitülerine göre, ABD&#039;li yetişkinlerin yaklaşık 4&#039;te 1&#039;i bu güneş vitamini eksikliğine sahiptir.Birçok kişi yetişkinlerde 600 IU ve 70 yaş üstü kişilerde 800 IU olan önerilen günlük D Vitamini alımını bilse de, ideal seviyeleri korumak her zaman kolay değildir. Güneş ışığına maruz kalmak ve D Vitamini açısından zengin yiyecekler yemek bile bazen yeterli olmayabilir.İnsanlar sıklıkla takviye alırlar, ancak doktor tavsiyesi olmadan, her zaman aşırı doz riski vardır ve bu da istenmeyen D Vitamini toksisitesi semptomlarına yol açabilir.Vücutta D Vitamini üretimi, ışık spektrumunun görünmez ultraviyole B (UVB) kısmındaki ışınların cilt tarafından emilmesiyle başlayan karmaşık bir süreçtir. Karaciğer, böbrekler gibi iç organlarımız, sonunda vücudun kullanabileceği vitaminin biyoyararlanımlı bir formuyla sonuçlanan sürece dahil olur.Vücuttaki D Vitamini seviyeleri ayrıca ne kadar iyi emildiğinden de etkilenir. Yağda çözünen bir vitamin olduğu için, diyet yağının varlığında kan dolaşımında en iyi şekilde emilir. Harvard Health&#039;e göre mide suları, pankreas salgıları, karaciğerden gelen safra, bağırsak duvarının bütünlüğü. Bunların hepsi vitaminin ne kadarının emildiği üzerinde bir miktar etkiye sahiptir.Kemiklerinizin ve kaslarınızın durumu, D vitamini eksikliğiniz olup olmadığını büyük ölçüde gösterebilir. Bu temel vitaminin seviyeleri düşükse, vücut kalsiyum ve fosforu tam olarak ememez ve bu da kemik ağrısı, kemik kırıkları, kas ağrısı ve kas zayıflığı riskini artırabilir. Yale Medicine&#039;e göre, eksiklik şiddetli olduğunda, özellikle yaşlı bireylerde düşme riskini artırabilir.D vitamini normal kas fonksiyonunda önemli bir rol oynayabilir ve kas zayıflığı veya ağrısı yaşadığınızda, bu düşük D vitamininin bir göstergesidir ve bu da düşme riskini artırabilir. Bone Reports araştırmasına göre, özellikle kurumlarda yaşayanlar olmak üzere D vitamini eksikliği olan savunmasız, yaşlı bireyler D vitamini takviyesinden faydalanabilir.Sık sık diş çürükleri geliştiriyorsanız ve kötü diş sağlığından muzdaripseniz, sıkıntılarınızda D vitamini bağlantısı olabilir. Bir araştırmaya göre, D vitamini eksikliği bir dizi ağız hastalığına yol açabilir ve diş kusurları, çürükler, periodontitis ve ağız tedavisi başarısızlığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.D vitamini eksikliği, saçınızın büyümesi için çok önemli bir hücre türü olan keratinositlerle bağlantılıdır. Seviyeleriniz düşükse, bu hücrelerin yetersiz tedarik edilmesi nedeniyle saç dökülmesi meydana gelebilir.İyi dinlenerek giderilemeyen açıklanamayan yorgunluk da D vitamini eksikliğinden kaynaklanabilir. Yeterli seviyeye sahip olmamak ruh hali değişikliklerine, tembelliğe ve zayıf ruh sağlığına da yol açabilir.İştahınız azaldıysa, bunun nedeni D vitamini eksikliği olabilir. The Journal of Steroid Biochemistry and Molecular Biology&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, D vitamini iştahı düzenleyen hormon olan leptini düzenlemede rol oynar.Güneş ışığı: Özellikle sabah saatlerinde güneş ışığında vakit geçirmek, vücudunuzu temel vitamini iyi emmeye hazırlayabilir. Bunun nedeni, cildinizin D vitamini öncüsü olarak işlev gören bir kolesterol türüne sahip olması ve bu maddenin güneşten gelen UV-B radyasyonuna maruz kaldığında D vitamini haline gelmesidir.
Balık: Yağlı balık, somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar ve deniz ürünleri gibi belirli balık türleri D vitamini ile doludur. 3,5 ons veya 100 gram konserve somon, RDI&#039;nin yaklaşık %50&#039;sine denk gelen 386 IU&#039;ya kadar D vitamini sağlayabilir.
Güçlendirilmiş yiyecekler: Süt, kahvaltılık gevrekler, portakal suyu, yoğurt, soya içecekleri ve tofu gibi birçok yiyecek D vitamini ile güçlendirilmiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e3jZ5WZcEkW5Vmh9buDByQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Geçmeyen, ağrıların, nedeni, buymuş:, Vücuttaki, eksikliği, kasları, zayıflatıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Harvard profesörü &amp;quot;sihirli bir çözüm&amp;quot; dedi: Diyabet riskini azaltıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/harvard-profesoeru-sihirli-bir-coezum-dedi-diyabet-riskini-azaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/harvard-profesoeru-sihirli-bir-coezum-dedi-diyabet-riskini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücut sağlığını korumak için sağlıklı beslenmek gerekir. Diyabet gibi kronik hastalıkların riskini azaltmak için şekerli besinlerin tüketmini azaltmalısınız. Ancak yapılan yeni bir çalışmada çikolata sevenler için güzel bir gelişme yaşandı. Bitter çikolata tüketmek vücut sağlığınız için ideal olabilir.Uzun zamandır sağlıklı olmak için lezzetli yiyeceklerden kendinizi mahrum bırakmanız gerektiğini düşünüyorsanız, British Medical Journal&#039;da yayınlanan yeni bir çalışma cesaret verici haberler sunuyor: bitter çikolata yemek Tip 2 diyabet riskini azaltabilir.Bitter çikolata yiyen kişilerde diyabet geliştirme olasılığını azaltan başka bir şey olabilir. Harvard T H Chan Halk Sağlığı Okulu&#039;nda beslenme ve epidemiyoloji doçenti ve çalışmanın baş araştırmacısı olan Dr. Qi Sun, bitter çikolatanın diyabetin önlenmesinde &quot;sihirli bir çözüm&quot; olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.Ancak bulgular, bitter çikolata tüketimi ile yüksek tansiyon, kardiyovasküler hastalık ve insülin direnci gibi sağlık sorunlarının risklerinin azalması arasındaki bağlantıları gösteren daha geniş bir araştırma gövdesine dayanıyor. Dr. Sun, sonuçların, biraz bitter çikolatanın sağlıklı bir diyetin parçası olabileceğini gösterdiğini ekledi.1980&#039;lerin ortalarında ve 1990&#039;ların başlarında, araştırmacılar üç grubu incelemeye başladılar. Her dört yılda bir, 1.90.000&#039;den fazla katılımcı ne sıklıkla çikolata tükettiklerini soran ayrıntılı diyet anketlerini tamamladı. 2006 ve 2007&#039;de araştırmacılar, 34 yıla kadar sağlıklarını takip ederek, ne sıklıkla bitter çikolata ve sütlü çikolata yediklerini sormak için soruları değiştirdiler. Bu süre zarfında, yaklaşık 19.000 katılımcı Tip 2 diyabet geliştirdi.Egzersiz, alkol tüketimi, sigara ve genel diyetlerinin ne kadar sağlıklı olduğu (yaş ve ailede diyabet geçmişi gibi) gibi diğer yaşam tarzı yönlerini ayarladıktan sonra, araştırmacılar haftada en az beş porsiyon herhangi bir çikolata türü tüketen kişilerin nadiren veya hiç çikolata yemeyenlere göre %10 daha düşük Tip 2 diyabet riskine sahip olduğunu buldular.Ancak tüketilen çikolata türlerine ilişkin verileri derinlemesine incelediklerinde, haftada en az beş porsiyon bitter çikolata yiyenlerin ayda bir kereden az bitter çikolata yiyenlere kıyasla Tip 2 diyabet riskinin %21 daha düşük olduğunu buldular. Ayrıca, sütlü çikolata yiyenler Tip 2 diyabetten korunmadı ancak kilo alma olasılıkları daha yüksekti.Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;nden Prof. Dr. Susan Spratt, bitter çikolatanın sağlık yararlarına ilişkin yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Çalışmanın geniş kapsamlı ve iyi tasarlanmış olduğunu vurgulayan Dr. Spratt, buna rağmen neden-sonuç ilişkisi kurmanın mümkün olmadığını belirtti. “Belki de bitter çikolata tüketen kişiler başka yönlerden daha sağlıklıydı. Örneğin, daha fazla egzersiz yapıyor, daha sağlıklı bir diyet izliyor ya da sağlık hizmetlerine daha kolay erişebiliyor olabilirler,” dedi.Tufts Üniversitesi’nden Dr. Dariush Mozaffarian, bitter çikolatanın yüksek kakao içeriğinin sağlık açısından kilit rol oynayabileceğini ifade etti. Kakao, lif ve flavonoid adı verilen bitki bazlı bileşikler açısından zengin bir fasulye özütü. Araştırmalar, flavonoidlerin antioksidan ve anti-enflamatuar etkiler sağlayarak kan damarlarını genişletebileceğini ve bunun sağlık yararlarına katkıda bulunabileceğini öne sürüyor.Bununla birlikte, bazı kısa süreli klinik deneyler, bitter çikolatanın kan basıncını düşürdüğünü ve insülin duyarlılığını iyileştirdiğini gösterse de, bu bulguların tüm çalışmalar tarafından desteklenmediği belirtildi. Üstelik birçok deneyde, standart bitter çikolatadan daha fazla flavonoid içeren konsantre kakao takviyeleri kullanıldı.Dr. Mozaffarian, bitter çikolatayı sağlıklı bir diyetin parçası olarak öneriyor, ancak en az %70 kakao içeren türlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Daha iyi bir seçenek olarak, bitter çikolata kaplı fındıkları işaret eden Dr. Mozaffarian, fındıkların sağlıklı yağlar, lif ve fitonutrientler içerdiğini söyledi. Ancak bitter çikolatanın potansiyel ağır metal (kurşun ve kadmiyum) içeriklerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiğinin altını çizdi.Dr. Spratt ise diyabetten korunmada sebze ve tam tahıllar açısından zengin bir diyetin, işlenmiş ve kırmızı etlerden uzak durmanın, sağlıklı bir kilonun korunmasının ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oXVqiQy6MESHnTPtcrmSAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Harvard, profesörü, sihirli, bir, çözüm, dedi:, Diyabet, riskini, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyuma neden ihtiyacınız var? Meğer eksikliği bu hastalığa neden oluyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyuma-neden-ihtiyaciniz-var-meger-eksikligi-bu-hastaliga-neden-oluyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyuma-neden-ihtiyaciniz-var-meger-eksikligi-bu-hastaliga-neden-oluyormus</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, çeşitli sağlık yararları nedeniyle kış aylarında giderek daha önemli hale gelir. Ruh halini düzenleyerek ve stresi azaltarak mevsimsel duygusal bozukluk ile mücadeleye yardımcı olur. Magnezyum ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirerek kış hastalıklarına karşı korur. Ek olarak, kalp sağlığını destekler ve gün ışığının azalmasıyla bozulabilen uyku döngülerini düzenler. Peki, kışın neden daha fazla magnezyuma ihtiyacımız var?Kış geldiğinde, vücudumuz yeni zorluklarla karşı karşıya kalır. Günler kısalır, sıcaklıklar düşer ve rutinlerimiz değişir.
Bu değişiklikler hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı etkileyebilir. Bu daha soğuk aylarda yolumuzu bulmamıza yardımcı olan önemli bir besin maddesi magnezyumdur.
Genellikle göz ardı edilen magnezyum, çeşitli vücut işlevleri için gereklidir ve önemi kış aylarında daha da belirginleşir.Kış aylarında en sık karşılaşılan zorluklardan biri, azalan güneş ışığına maruz kalmanın tetiklediği bir depresyon türü olan Mevsimsel Duygusal Bozukluk&#039;tur. Magnezyum, genellikle &quot;mutluluk hormonu&quot; olarak adlandırılan serotonin üretimini destekleyerek ruh halini düzenlemeye yardımcı olur.Magnezyumun stres hormonu olan kortizol seviyelerini dengelemedeki rolü, onu kış kaynaklı ruh hali değişimlerini ve kaygıyı yönetmede güçlü bir müttefik yapar. Yeterli magnezyum alımının sağlanması, ruh halinizi dengelemenize ve karanlık aylarda genel zihinsel refahınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.Magnezyum, vücudun stres tepkisinden sorumlu sistem olan hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) eksenini düzenlemeye yardımcı olduğu için &quot;stres karşıtı&quot; mineral olarak bilinir. Ayrıca, gevşemeyi destekleyen bir nörotransmitter olan GABA&#039;nın (gama-aminobütirik asit) aktivitesini de artırır. Diyetinize magnezyum eklemek, stresi yönetmenize ve telaşlı kış mevsiminde sakinlik hissinizi korumanıza yardımcı olabilir.Kış, soğuk algınlığı, grip ve diğer enfeksiyonlarla eş anlamlıdır. Bağışıklık sisteminin iyileştirilmesine yardımcı olan magnezyumun iyi bir rolü, bağışıklık hücrelerinin aktivasyonu ve iltihabın azaltılmasıyla ilgilidir. Ayrıca patojenlerle savaşmada birincil bileşenler olan antikorların üretimine yardımcı olur.Magnezyum eksikliği bağışıklık tepkinizi zayıflatır. Başka bir deyişle, kolayca hastalığa kurban gidebilirsiniz. Magnezyum açısından zengin yiyeceklere veya takviyelere öncelik vererek bağışıklık savunmanızı güçlendirmeye yardımcı olabilirsiniz.Soğuk algınlığı da kalbe zorluk çıkarabilir. Bu gibi durumlarda, kan basıncı yükselebilir ve kalp ile ilgili rahatsızlıkların riski artabilir. Magnezyum, kan damarlarını açarak kalbin sağlıklı çalışmasını sağlar, dolayısıyla dolaşımı iyileştirir ve kalp atışlarını düzenlemeye yardımcı olur. Yüksek magnezyum alımı, özellikle kalp hastalığı olan veya buna yatkın olan kişiler için önemlidir.Kışın uzun geceleri uykuyu yakalamak için mükemmel bir zaman gibi görünür, ancak genellikle bu şekilde çalışmaz. Azalmış gün ışığı, uykuya dalma uykusuzluğuna ve hatta uykuyu sürdürme uykusuzluğuna yol açabilecek sirkadiyen ritmi bozabilir. Magnezyum, uykuyu kontrol eden hormon olan melatonin üretiminde rol oynar. Ayrıca sinir sistemi üzerinde sakinleştirici bir etkiye sahiptir ve günün sonunda gevşemeyi kolaylaştırır. Magnezyum açısından zengin bir diyet veya takviye, bir bireyin kış aylarında daha derin ve hatta dinlendirici bir şekilde uyumasına yardımcı olabilir.Magnezyum eksikliği kalp krizi, felç, diyabet veya osteoporoz gibi sağlık sorunlarına yakalanma riskini yükseltir. Bunların yanında düşük magnezyum seviyesi kısa vadede belirtilere neden olmasa da tip 2 diyabet, duygu bozuklukları ve migren gibi rahatsızlıklarla bağlantılı olarak bilinir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0-9EC-e_OkaTLJZMN4S-pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyuma, neden, ihtiyacınız, var, Meğer, eksikliği, hastalığa, neden, oluyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünya Sağlık Örgütü &amp;quot;yüzde 26 azaltıyor&amp;quot; diyerek duyurdu: 7 gün boyunca 5 kez yiyen kalp krizi geçirmiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunya-saglik-orgutu-yuzde-26-azaltiyor-diyerek-duyurdu-7-gun-boyunca-5-kez-yiyen-kalp-krizi-gecirmiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunya-saglik-orgutu-yuzde-26-azaltiyor-diyerek-duyurdu-7-gun-boyunca-5-kez-yiyen-kalp-krizi-gecirmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalbi güçlendirmek ve kalp krizi riskini azaltmak için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek gerekiyor. Doğada kötü kolesterolü düşüren, kan basıncını iyileştiren ve damarların daralmasını önleyen pek çok meyve ve sebze var.  İşte Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olduğunu söylediği kalp hastalığını azaltan besinlerin listesi.Kalp- damar hastalıkları dünya genelinde yaygın olarak görülüyor. Kalp krizi ise önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor.Kalp sağlığını korumak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Örneğin; sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz kalp sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir.Tükettiğiniz her besin vücudunuzda olumlu ya da olumsuz etkilere bırakır. Kalbi güçlendirmek için kırmızı meyvelerin gücünden faydalanabilirsiniz.Çok sayıda çalışma, meyve ve diğer yiyecekler açısından zengin bir diyetin güçlü kardiyovasküler önleyici etkilerini göstermiştir; bunlardan biri 2019&#039;da Current Medicinal Chemistry dergisinde yayınlanmıştır.Meyve tüketmek sağlığınızı iyileştirir ve Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olduğunu söylediği kalp hastalığı riskinizi azaltır.Kiraz suyu, kurutulmuş kirazlar, ekşi kirazlar ve tatlı kirazlar lezzetlidir. Hepsi antioksidan olan antosiyaninler açısından zengindir. Kan damarı korumasına katkıda bulundukları düşünülmektedir.Bu popüler meyveler kardiyovasküler sağlık için harikadır ve lezzetli bir atıştırmalıktır; hatta bunlara doğanın tatlıları bile diyebilirsiniz.Örneğin, ahududu gibi meyveleri tüketmek, azalmış iltihap, daha iyi kan basıncı, düşük LDL kolesterol ve sağlıklı kilo yönetimi gibi bir dizi kardiyometabolik avantajla ilişkilendirilmiştir.Domateslerin kalbiniz için iyi olan meyveler arasında listelenmesine şaşırdınız mı? Domatesler, çalılarda yetişen bir meyve ailesine aittir. Boston&#039;daki araştırmacılar tarafından yürütülen yakın tarihli bir araştırmaya göre, likopen açısından zengin yiyecekler, örneğin domates, 11 yıllık bir süre boyunca haftada beş kereden fazla yemek koroner kalp hastalığı riskini %26 oranında azaltmıştır.Antioksidan bileşen likopen, domateslerin ve diğer bazı meyve ve sebzelerin renginden sorumludur. Ancak pişmiş domatesler en iyisidir. Isıtma yöntemi likopenin emilimini artırır.Ohio State Üniversitesi&#039;nin yakın zamanda yaptığı bir çalışmada, günde bir elma yemenin LDL (kötü) kolesterolü %40&#039;a kadar düşürebileceği bulundu. Ayrıca, 18 yıl boyunca 34.000&#039;den fazla menopoz sonrası kadını takip eden Iowa Kadın Sağlığı Çalışması&#039;na göre elma yemek kalp hastalığından ölme riskinin daha düşük olmasıyla bağlantılıydı. Meyvenin kabukları en büyük antioksidanları içerir, bu nedenle suyunu içmek yerine meyveyi yediğinizden emin olun.Çilekler harika bir tada sahiptir ve her gün yerseniz kalbinizi güçlendirebilir. Bu tür çözünür lif ve çileklerde bulunan pektin enzimi LDL kolesterolü düşürür.Sağlık uzmanları onu öğünlerde yemeyi öneriyor, ancak taze olarak da atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oXNWc7yd7UqsPsKt7k38jQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Sağlık, Örgütü, yüzde, azaltıyor, diyerek, duyurdu:, gün, boyunca, kez, yiyen, kalp, krizi, geçirmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına ılık mı, soğuk su mu içilir? Meğer her şeyi eksik biliyormuşuz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-ilik-mi-soguk-su-mu-icilir-meger-her-seyi-eksik-biliyormusuz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-ilik-mi-soguk-su-mu-icilir-meger-her-seyi-eksik-biliyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Güne bir bardak suyla başlamak, ister ılık ister soğuk olsun, çeşitli sağlık yararları sunar. Ilık su sindirime, detoksifikasyona ve kan dolaşımına yardımcı olurken, soğuk su metabolizmayı hafifçe hızlandırabilir, canlandırabilir ve hızla su kazandırabilir. Sonuç olarak, sıcaklık seçimi kişisel ihtiyaçlara bağlıdır. Peki, aç karnına ılık mı yoksa soğuk mu su içmelisiniz?Sabahın erken saatlerinde bir bardak su içmek, zengin ödüller getiren bir alışkanlıktır. Metabolizmayı hızlandırmaktan sindirimi iyileştirmeye kadar, pek çok fayda sağlar. Birçok kişi, o ilk bardak suyun sıcaklığının sağlık üzerinde herhangi bir fark yaratıp yaratmadığını merak ediyor.Bazı çalışmalar, soğuk suyun kilo vermeye yardımcı olabileceğini öne sürmüştür.  Sonuç olarak önemli olan sıvı alımı olsa da, ihtiyaçlarınıza bağlı olarak sıcak veya soğuk su içebilirsiniz.1. SİNDİRİM İÇİN İYİDİRIlık suyun, bağırsaktaki sindirim enzimlerini uyararak ve detoksifikasyona yardımcı olarak sindirimi artırdığı söylenir. Ilık su içmek daha iyi kan dolaşımını teşvik edebilir ve bu da sindirim organlarının yiyecekleri daha etkili bir şekilde parçalamasını destekler. Bu, şişkinliği ve kabızlığı bile önleyebilir.Ilık suyun ayrıca toksinleri atmada faydalı olduğu söylenir. Avrupa İlaç ve Tıbbi Araştırma Dergisi&#039;nde yayınlanan bir araştırma, ılık su içmenin vücudun detoksifikasyon süreçlerini uyarmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Sisteminizde yeterli su olduğunda toksinler terleme ve idrar yoluyla atılır.Bunun bilimsel bir açıklaması da vardır. Vücudunuz sıcak olduğunda, kan damarlarınız genişler ve atık ürünleri hücrelerinizden uzaklaştırıp boşaltım organlarına daha verimli bir şekilde taşımaya yardımcı olur.Daha sıcak bir sıcaklıkta su içmek, kan damarlarını genişleterek dolaşımı iyileştirebilir. American Journal of Physiology dergisinde yayınlanan bir araştırma, suyla tüketildiğinde sıcak sıcaklıkların damar gevşemesini desteklediğini, bunun da genel kan dolaşımını iyileştirdiğini ve dokuların daha verimli bir şekilde oksijenlenmesine yardımcı olduğunu buldu.Soğuk suyun beklenmedik faydalarından biri, bazı kalorileri yakma yeteneğidir, ancak bunlar bir fark yaratacak kadar önemli değildir.KİLO KAYBISoğuk su içmek kilo kaybına yardımcı olabilir. Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism dergisinde yayınlanan 2003 tarihli bir araştırma, soğuk sıcaklıkta su tüketmenin, vücudun suyu vücut sıcaklığına getirmek için daha fazla çalışması nedeniyle kalori yakımını artırabileceğini buldu.Etkisi küçüktür ancak metabolizmada hafif bir artışa katkıda bulunabilir.Bu özellikle yaz aylarında geçerlidir. Soğuk su, yorgunluk hissini azaltarak ferahlatıcı bir his sağlayabilir. Sabahları soğuk su içmek, uyanmanıza ve güne başlamak için daha enerjik hissetmenize yardımcı olabilir.Soğuk su, vücut tarafından ılık sudan daha hızlı emilir. Birçok araştırmaya göre, soğuk su içmek vücudun emilim oranını artırmaya yardımcı olabilir ve bu da onu egzersiz veya fiziksel efordan sonra hidrasyon için mükemmel bir seçim haline getirir.Bunun nedeni, daha soğuk sıvıların sindirim sistemini uyarabilmesi ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu suyu ve besinleri daha verimli bir şekilde emmesine yardımcı olmasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g-WKsrR850y1D_xxXKZxKA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, ılık, mı, soğuk, içilir, Meğer, her, şeyi, eksik, biliyormuşuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Brokoli mi, karnabahar mı: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/brokoli-mi-karnabahar-mi-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/brokoli-mi-karnabahar-mi-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Brokoli ve karnabahar, benzer olsalar da farklı besinsel avantajlar sunarlar. Brokoli, göz sağlığını ve genel sağlığı destekleyen daha yüksek A, C ve K vitamin seviyelerine sahiptir. Karnabahar, potasyumda hafif bir üstünlüğe sahiptir ve karbonhidratlarda biraz daha düşüktür. Her iki sebze de antioksidanlar açısından zengindir ve damar sağlığını destekler, bu da dengeli bir diyete düzenli olarak dahil edilmelerini faydalı hale getirir.Brokoli ve karnabahar, aynı turpgiller ailesine ait, sağlığa son derece faydalı sebzelerdir. İkisi de düşük kalorili olmalarına rağmen vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengindir. Ancak sağlık açısından bazı farklı yönlere sahiptirler. İşte karar vermenizi kolaylaştıracak bir karşılaştırma:30 kalori
2 gr protein
0 gr yağ
6 gr karbonhidrat
2 gr şeker
2 gr lif
29 mg sodyum

Bir fincan günlük C ve K vitamini ihtiyacınızdan fazlasını sağlar. Sağlıklı miktarda manganez, folat ve A vitamini de mevcuttur (günlük değerinizin %10&#039;undan fazlası).27 kalori
2 gr protein
0 gr yağ
5 gr karbonhidrat
2 gr şeker
2 gr lif
32 mg sodyum

Brokoli ve karnabahar neredeyse aynı miktarda folat içerir. Karnabahar, A, C ve K vitaminleri açısından brokoliden daha düşüktür.
Çok az A vitamini içerir ve 1 fincan karnabahar porsiyonu günlük C vitamini ihtiyacınızın sadece dörtte üçünü ve K vitamini tavsiyenizin %20&#039;sini içerir.Ancak, brokoli ile karşılaştırıldığında, karnabahar az miktarda daha fazla potasyum içerir. Ve gerçekten de düşük karbonhidratlı tacını hak ediyor, fincan başına sadece 5 gram karbonhidrat (bu brokoliden biraz daha az).Her ikisi de son derece besin açısından yoğun sebzeler olmasına rağmen, brokoli göz sağlığı için daha iyidir ve karnabahardan daha fazla vitamin, özellikle K ve C içerir.Karnabahardan daha fazla lif ve besin maddesine sahip olmasının yanı sıra, brokoli çiçekleri ayrıca A vitamini içerir. Brokoli, karnabahardan daha fazla yararlı çoklu doymamış yağ asidi ve daha az zararlı doymuş yağ asidi içerir.Her ikisi de farklı biçimlerde de olsa antioksidanlar açısından zengindir. Aslında, sıklıkla birlikte sınıflandırılırlar çünkü bazı farklılıklarına rağmen, içerdikleri besinlerin çoğu benzerdir.Turpgillerden sebze alımı, kan damarı kalsifikasyonu veya sertleşmesi ile ilişkilendirilmiştir. Bu, kan damarlarınızın onları ne kadar çok yerseniz o kadar iyi durumda olma olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir.Önemlisi, karnabaharda glukozinolatlar gibi bazı özel antioksidanlar bulunur. Karnabahar brokoliden biraz daha iyi bir profile sahip olsa da, her iki sebzenin de bu özel kükürt içeren kimyasallardan kaynaklanan belirgin sağlık yararları vardır.Bu nedenle, ikisini de karşılaştırmayıp haftalık olarak tüketmememiz daha iyi olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w4aNJ4ct60eePjX3yK2uVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Brokoli, mi, karnabahar, mı:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp hastası olmamak için &amp;quot;günde 1 saat&amp;quot; önerisi: Kan basıncını ve insülin seviyesini düşürüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-hastasi-olmamak-icin-gunde-1-saat-oenerisi-kan-basincini-ve-insulin-seviyesini-dusuruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-hastasi-olmamak-icin-gunde-1-saat-oenerisi-kan-basincini-ve-insulin-seviyesini-dusuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Düzenli olarak sıcak küvette banyo yapmanın, özellikle tip 2 diyabet hastaları için önemli sağlık yararları sağlayabileceğini öne sürülüyor. Çalışmalar, 40°C suda bir saat boyunca kalmanın kan basıncını ve insülin seviyelerini düşürdüğünü ve potansiyel olarak kardiyovasküler riskleri azalttığını buldu.Yoğun bir günün sonunda eve döndüğünüzde kendinizi sıcak bir köpük banyosunda bulmayı hayal ediyor musunuz? O zaman, sadece kendinizi şımartmakla kalmadınız, aynı zamanda farkında olmadan sağlığınızı da iyileştirdiniz. Nasıl mı?Son zamanlarda yapılan bir araştırma, küvette bir saat dinlenmenin, dört milyondan fazla kişiyi etkileyen ve felç veya kalp krizi riskini artıran tip 2 diyabetli kişilerde kan basıncını ve insülin seviyelerini düşürdüğünü öne sürüyor.Araştırmaya, iki haftada sekiz ila 10 kez bir saat boyunca 40°C suda oturan 14 hasta katıldı. Coventry Üniversitesi&#039;nin geçen yıl yaptığı bir başka araştırma, sıcak küvette banyo yapmanın yarım saatlik bir koşu kadar iyi olabileceğini iddia etti. 30 dakikalık bir seansın bacaklara giden kan dolaşımını dört katına çıkardığı ve kan basıncı ile stres hormonu seviyelerini düşürdüğü görüldü.Uzmanlar, bu tekniğin daha az hareket edebilen veya egzersiz yapamayan kişilerin faydalarından bazılarını elde etmesine yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Coventry araştırmasını yürüten Dr. Tom Cullen, &quot;Sıcak kuvette düzenli olarak dinlenmek, birçok sağlık faydası sağlayan ancak en önemlisi insanların yapmaktan hoşlandığı bir yaşam tarzı değişikliği sağlamanın mükemmel bir yolunu sunuyor.&quot; dedi.Portsmouth Üniversitesi&#039;ndeki bilim insanları, vücut sıcaklığını hafifçe artırmanın kalbin ne kadar çok çalışması gerektiğini azaltabileceğini söyledi. Ve kanı sıcak tutmak için enerji talebindeki düşüş, daha az kalori yakılması gerektiği anlamına geliyor.Çalışmanın yazarı Dr. Thomas James&#039;e göre, &quot;Bu, kalbin vücuda yeterli oksijen sağlamak için çok fazla çalışması gerekmediği anlamına geliyor. Kalp vücutta daha az kan pompaladığında, kan damarlarımızın içindeki basıncı da azaltır. Bu, tip 2 diyabetin ısı terapisi ile yönetilmesi için heyecan verici bir olasılıktır. Bu bulguların, hastalığı olan bireyler için daha iyi bir refah ve kan şekeri kontrolüne ve daha iyi bir kalp sağlığına uzanmasını umuyoruz. Sıcak sıcaklıklara maruz kalmak, vücudun sadece sıcak küvetteyken değil, aynı zamanda suya daldıktan sonraki günlerde de daha iyi çalışmasını sağladı.”Günde bir saat sıcak küvette kalmanın kardiyovasküler açıdan birkaç faydası vardır, bunlar arasında şunlar yer alır;İYİLEŞTİRİLMİŞ KAN DOLAŞIMISıcak küvetteki yüksek sıcaklıklar, kan damarlarının genişlemesine neden olur ve bu da kan dolaşımını iyileştirebilir.Suyun vücudunuz üzerindeki basıncı, kalbin iş yükünü artırır ve bu da kalbinizin pompaladığı kan hacmini artırabilir. Bu, kan basıncınızı düşürebilir.2020 yılında yapılan bir çalışmada, düzenli olarak çok sıcak banyo yapan katılımcıların kardiyovasküler hastalık riskinin daha düşük olduğu bulunmuştur.Ancak, özellikle önceden var olan kalp rahatsızlıkları varsa, sağlıklı yaşam rutininizin bir parçası olarak sıcak küvet kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wpwBXFyl2k-dICCmxHbQ6w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastası, olmamak, için, günde, saat, önerisi:, Kan, basıncını, insülin, seviyesini, düşürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Et yıkanır mı yıkanmaz mı? Bilinenin aksine daha hızlı çoğalmasına neden oluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/et-yikanir-mi-yikanmaz-mi-bilinenin-aksine-daha-hizli-cogalmasina-neden-oluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/et-yikanir-mi-yikanmaz-mi-bilinenin-aksine-daha-hizli-cogalmasina-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Et ve kümes hayvanları, vücuda girmeleri halinde zararlı olabilecek bakteriler içerebilir. Bu nedenle bazı kişiler eti pişirmeden, dondurmadan veya marine etmeden önce yıkar. Ancak uzmanlara göre, bu işlem gereksizdir ve hatta potansiyel olarak tehlikeli olabilir.Genel olarak, eti yıkamak kötü bir fikirdir. Yıkamak, bakterileri tamamen öldürmez ancak zararlı bakterilerin yayılma riskini artırır. Ellerimizi düzenli olarak yıkamak, bakterileri temizlemek için iyi bir yol olsa da aynı durum et için geçerli değildir. Meyve ve sebzeler gibi bazı yiyeceklerin yıkanması önerilirken, çiğ et ve kümes hayvanlarının yıkanması bakterilerin yayılmasına yol açabilir.Çiğ et ve kümes hayvanlarının suları, genellikle Campylobacter ve Salmonella gibi bakteriler içerir. Bu suları yıkamaya çalışmak, bakterilerin mutfak gereçlerine, ellere, kıyafetlere ve diğer yiyeceklere bulaşmasına neden olabilir.Eti dondurmadan önce yıkamak gerekli değildir ve yine çapraz bulaşma riskini artırabilir. Et çözüldüğünde pişirilmesi bakterileri öldürmek için yeterlidir.Herhangi bir eti dondurmak güvenlidir. Sıfır derece sıcaklıkta saklanan etler süresiz olarak bozulmadan kalabilir. Ancak, etin tadı ve kalitesi zamanla azalabilir.Eti marine etmeden önce yıkamak, çapraz bulaşma riskini artırdığı için önerilmez. Bunun yerine, eti doğrudan marine sosuna yerleştirmek ve bu sosun eti tamamen kapladığından emin olmak yeterlidir.Çapraz bulaşma, eti ve kümes hayvanlarını yıkamanın ana riskidir. Campylobacter ve Salmonella gibi bakteriler, ishal, mide ağrısı, ateş, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi semptomlara neden olabilir.Marine işlemi sırasında kullanılan tüm malzemelerin iyice temizlenmesi gerekir. Artan marine sosunu kullanmak istiyorsanız, önce kaynatmanız önerilir.Et ve kümes hayvanlarını yıkamak, pişirmeden önce, dondururken veya marine ederken çapraz bulaşma riskini artırır. Pişirme işlemi, bakterileri öldürmek için yeterlidir ve eti yıkamak yalnızca enfeksiyon riskini yükseltir.Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olanlar, yaşlılar ve 5 yaşından küçük çocuklar için bu risk daha ciddi olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BHQkx55wYkGYRP0YpJOBDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yıkanır, mı, yıkanmaz, mı, Bilinenin, aksine, daha, hızlı, çoğalmasına, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Onkolog &amp;quot;kanser yapıcı&amp;quot; dedi: Bu alışkanlık kadınlarda riski artırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/onkolog-kanser-yapici-dedi-bu-aliskanlik-kadinlarda-riski-artiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/onkolog-kanser-yapici-dedi-bu-aliskanlik-kadinlarda-riski-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Boyalar ve düzleştiriciler gibi saç ürünleri ile meme kanseri arasında, özellikle de kadınlar için, potansiyel bir bağlantı olduğu öne sürüyor. Bu ürünler hormon bozucu kimyasallar ve kanserojenler içerebilir. Risk artışı nispeten küçük olsa da, doğal ürünler seçmek, kullanımı en aza indirmek ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek potansiyel riskleri azaltmaya yardımcı olabilir.Boyalar ve düzleştiriciler gibi saç ürünleri ile meme kanseri arasındaki potansiyel bağlantı önemli tartışmalara yol açmıştır. Birçok kişi bu ürünleri potansiyel sağlık etkilerini düşünmeden kullanıyor. Araştırmanın bu bağlantı hakkında ortaya koyduklarını inceleyelim.Onkolog Dr. Sajjan Rajpurohit&#039;e göre, &quot;Saç boyaları ve kimyasal düzleştiriciler genellikle formaldehit, parabenler ve diğer kimyasallar gibi maddeler içerir.Bunlardan bazılarının hormonları bozduğu veya kanserojen (kanser yapıcı) olarak sınıflandırıldığı bilinmektedir. Hormonlar, özellikle östrojen, meme kanseri gelişiminde önemli bir rol oynadığından, bu önemli endişelere yol açmaktadır.&quot; diyor.Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırma, kalıcı saç boyaları veya kimyasal düzleştiriciler kullanan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin biraz daha fazla olduğunu buldu. Bu risk, muhtemelen dokulu saçlara özel daha güçlü ürün formülleri nedeniyle siyahi kadınlarda daha belirgindi. Ancak, genel risk artışının nispeten küçük olduğunu ve bu ürünlerin ara sıra kullanılmasının önemli bir tehdit oluşturmayabileceğini belirtmek önemlidir.Ayrıca meme kanserinin genetik, yaşam tarzı, diyet ve çevresel faktörlerden etkilenen çok faktörlü bir hastalık olduğunu unutmamak da önemlidir. Saç ürünlerinin tek başına tek neden olma olasılığı düşüktür.

Potansiyel riskler konusunda endişeleniyorsanız, alabileceğiniz bazı önlemler şunlardır:
Zararlı kimyasallardan arındırılmış doğal veya organik saç ürünleri seçin.
Kalıcı boyaların veya kimyasal düzleştiricilerin kullanımını en aza indirin.Genel kanser riskini azaltmak için dengeli bir diyet, düzenli egzersiz ve toksinlere sınırlı maruz kalma ile sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyin.Saç ürünlerinden tamamen kaçınmanıza gerek yok, ancak ölçülülük ve bilinçli seçimler anahtardır. Araştırmalar hakkında güncel kalmak ve şüphe duyduğunuzda sağlık uzmanlarına danışmak, sağlığınız için en iyi kararları almanıza yardımcı olabilir.Unutmayın, küçük yaşam tarzı ayarlamaları genel kanser riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Sağlığınız her zaman en büyük önceliğiniz olmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LI9pd0zTqU-eAPPYMZ5dqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Onkolog, kanser, yapıcı, dedi:, alışkanlık, kadınlarda, riski, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>13 işaret kolon kanseri habercisi: Kimse fark etmiyor ama aylar öncesinden gözlerde ortaya çıkıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/13-isaret-kolon-kanseri-habercisi-kimse-fark-etmiyor-ama-aylar-oencesinden-goezlerde-ortaya-cikiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/13-isaret-kolon-kanseri-habercisi-kimse-fark-etmiyor-ama-aylar-oencesinden-goezlerde-ortaya-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanseri ya da kalın bağırsak kanseri en yaygın görülen kanser türleri arasında yer alır. Kolon kanseri, kolon veya rektumun iç yüzeyinde anormal hücre büyümesi ile başlayan kanser türüdür. Kolon kanseri yaşamı tahdit eden bir hastalık türüdür ve sinsi ilerler. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşır. Kolon kanserinin yaygın görülen pek çok belirtisi var. Bu 13 işaret kalın bağırsak kanserinin işareti olabilir ve vakit kaybetmeden bir uzmana danışmak önemlidir.Kolon kanseri, kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini kaplayan hücrelerin anormal bir şekilde büyüyerek tümör oluşturmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür.Genellikle polip adı verilen iyi huylu doku büyümeleriyle başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Kolon kanseri, sindirim sisteminin önemli bir parçasını etkiler ve erken teşhis edilirse genellikle tedavi edilebilir.Kolon kanserini tetikleyen etkenler arasında aşırı yağlı beslenme, kırmızı et ağırlıklı beslenme, fazla kilo, sigara ve alkol kullanımı yer alır.Meme ve yumurtalık kanseri olan kişilerde de 50 yaşını beklemeden kolon kanseri açısından tarama yapılması önerilmektedir. Kalın bağırsak diğer adıyla kolon kanseri 50 yaş üzeri için riskli olsada son yıllarda gençler arasında da yaygın görülen kanser türleri arasında.Genellikle vücutta sinsi seyreden kolon kanseri de erken tanı hayati önem taşır. Görmezden geldiğiniz bazı belirtiler bu hastalığın sinyalini veriyor olabilir.Devamlı ishal ya da kabız olma gibi dışkılamada değişiklik
Dışkıda kan ve/veya rektal bölgede kanama
Kansızlık (anemi)
Yorgunluk ve halsizlik
Dışkının kalem gibi ince ve uzun olması
Dışkıda yumurta akı görünümlü salgıKarın ağrısı ya da pelvik ağrı
Kilo kaybı
Mide bulantısı ve kusma
Göz akında ve ciltte sararma
Dışkılamaya rağmen bağırsakların boşalmadığı hissi
Yutma güçlüğü
Yemek yerken çok çabuk doyma hissiKolon veya rektal tümörün sıvı veya katı atık ya da gazın geçişini engellemesine bağlı oluşan bağırsak tıkanıklığı karında ağrı, kramp ve şişkinliğe neden olur.Yine ayrıca bağırsağın sağ tarafını tutan kolon kanseri ile sol tarafını tutan kolon kanseri farklı belirtiler verebilir.Bağırsağın sol tarafı daha dar bir bölge olması nedeni ile bu bölgenin kanserlerinde daha çok dışkıda incelme, kanama, dışkı düzeninde değişme gibi şikayetler görülürken, sağ tarafta ise bağırsak daha geniş olduğundan, kanser burada sinsi bir şekilde ilerlemekte, belirti vermesi daha uzun sürmektedir.Bu belirtileri yaşıyorsanız uzman bir doktora başvurmanız erken tanı için önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d3mz0uqzGE6qjWEOW0-T6g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>işaret, kolon, kanseri, habercisi:, Kimse, fark, etmiyor, ama, aylar, öncesinden, gözlerde, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kuru yemişin atası olduğu unutuldu: Bir kasesi vücudu baştan aşağı yeniliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kuru-yemisin-atasi-oldugu-unutuldu-bir-kasesi-vucudu-bastan-asagi-yeniliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kuru-yemisin-atasi-oldugu-unutuldu-bir-kasesi-vucudu-bastan-asagi-yeniliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türklere özgü, tahıldan yapılan geleneksel ve yöresel bir kuruyemiş türü olan kavurga, çeşitli tohumların buğday tanelerine karıştırılarak kavrulması ile yapılmaya devam ediliyor. İçinde birçok yemişin, çeşitli çekirdeklerin ve tahılın bulunduğu kavurganın bir kasesi vücudu baştan aşağı yeniliyor.Son yıllarda unutulmaya yüz tutsa da Yozgat ve yöresindeki bazı köylerde halen yapılan &quot;çedeneli kavurga&quot; vazgeçilmez lezzetler arasında yer almayı sürdürüyor. Zaman içerisinde şehirleşmeyle unutulan yiyeceklerden birisi olan kavurga, tamamen doğal yollarla hazırlanıyor.Yapımının zahmetsiz, maliyetinin de düşük olması dolayısıyla tercih edilen kavurga için özellikle &quot;Sarı Bursa&quot; cinsi buğday kullanılıyor.Kalburdan elenerek irileri seçilen buğday, yıkanıp temizlendikten sonra tandırda yakılan ateşte ters çevrilen sacda 10-15 dakika pişiriliyor.Kavurganın hazmının kolay olmasının yanında, soğuk kış aylarında vücudu soğuktan koruyor. Öksürüğünün kesilmesine yardımcı oluyor, antiseptik özelliği sayesinde çok iyi bir mikrop öldürücü. Kan akışını hızlandırıcı özelliğe sahip.Kavurga, genellikle kavrulmuş buğday, mısır, nohut veya arpa gibi tahıllardan yapılan geleneksel bir atıştırmalıktır. Hem sağlıklı hem de besleyici olan kavurganın birçok faydası vardır:1. Yüksek Lif İçeriği:Sindirimi düzenler ve kabızlığı önler.Uzun süre tok tutarak kilo kontrolüne yardımcı olur.2. Enerji Verir:Kompleks karbonhidratlar içerdiği için gün boyunca enerji sağlar. Spor öncesi veya yoğun tempolu günlerde doğal bir enerji kaynağıdır.3. Protein Kaynağı:Nohut gibi baklagillerle yapıldığında protein açısından zengindir. Kas gelişimi ve doku onarımı için destek sağlar.4. Vitamin ve Mineral Deposu:B vitaminleri, demir, magnezyum ve çinko gibi mineraller içerir. Vücudu güçlendirir ve bağışıklığı destekler.5. Kalp Sağlığını Destekler:Kolesterol içermez ve düşük yağ oranına sahiptir.Lif içeriği sayesinde kolesterol seviyelerini düzenleyebilir.6. Kan Şekerini Dengeler:Yavaş sindirildiği için kan şekerini ani yükseltmez.Diyabet hastaları için kontrollü tüketimde sağlıklı bir atıştırmalık olabilir.7. Doğal ve Katkısız:Katkı maddesi ve koruyucu içermediği için sağlıklı bir alternatiftir.Geleneksel yöntemlerle hazırlandığında tamamen doğal ve temiz içeriklidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxNYGo0fD0uOx1ZLjR4_Pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kuru, yemişin, atası, olduğu, unutuldu:, Bir, kasesi, vücudu, baştan, aşağı, yeniliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>112 yaşına kadar yaşayan adamın 2 favori gıdası: Düzenli olarak her Cuma yiyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/112-yasina-kadar-yasayan-adamin-2-favori-gidasi-duzenli-olarak-her-cuma-yiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/112-yasina-kadar-yasayan-adamin-2-favori-gidasi-duzenli-olarak-her-cuma-yiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir ömür sürmenin yolları bilim insanları tarafından yıllardır araştırılan konularında başında geliyor. Sağlıklı bir vücut ve yaşam için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Guinness Dünya Rekorları&#039;na göre 3 Nisan 2024&#039;te &quot;Yaşayan En Yaşlı Adam&quot; unvanını almış John Alfred Tinniswood, 112 yaşında hayatını kaybetmişti. Peki, 112 yaşına kadar yaşayan John Alfred Tinniswood&#039;ın sırrı neydi?Uzun ve sağlıklı bir ömür sürmek herkesin hayâli. Bunun için sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve stresten uzak durmak gerekiyor.25 Kasım 2024&#039;te hayatını kaybeden John Alfred Tinniswood, Guinness Dünya Rekorları&#039;na göre 3 Nisan 2024&#039;te &quot;Yaşayan En Yaşlı Adam&quot; unvanını almıştı. Bu unvan, Venezuelalı Juan Vicente Pérez&#039;in 114 yaşında ve 311 günlükken 2 Nisan&#039;da vefat etmesinin ardından ona geçmişti.Guinness Dünya Rekorları&#039;na göre 3 Nisan 2024&#039;te &quot;Yaşayan En Yaşlı Adam&quot; unvanını almış olan John Alfred Tinniswood&#039;un uzun yaşamının sırrı herkes tarafından merak ediliyor.Hayatını kaybetmeden önce, ölçülü bir yaşam tarzının değerine vurgu yapan Tinniswood, her hafta cuma günü düzenli olarak tükettiği besinin de sağlığına katkıda bulunduğunu ifade etmişti.Nisan 2024&#039;te Guinness Rekorlar Kitabı&#039;na dünyanın en yaşlı adamı olarak giren Tinniswood, vefatından önce uzun yaşamı için özel bir beslenme programı olmadığını ve uzun ömrünün &#039;şansa&#039; bağlı olduğuna inandığını söyledi.Beslenme düzeni ile ilgili sorulan sorulara, ne yemek varsa herkesle aynı şekilde onu yediğini ifade etti. Ancak bunun yanı sıra, her cuma balık ve patates yediğini de anlattı.Ölçülü olmanın önemine değinen Tinniswood, herhangi bir şeyi ne kadar fazla yapılırsa sonunda kötü bir dönüş alınabileceği fikrinden bahsetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0lRId7lra06iOmQZaf2WzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>112, yaşına, kadar, yaşayan, adamın, favori, gıdası:, Düzenli, olarak, her, Cuma, yiyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı uyardı: Kahveyi bu saatte tüketmeyin!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-uyardi-kahveyi-bu-saatte-tuketmeyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-uyardi-kahveyi-bu-saatte-tuketmeyin</guid>
<description><![CDATA[ Sabah uyandıktan sonra en çok tüketilen sıcak ve lezzetli içeceklerin başında gelen kahve için uzmanlar uyardı. Uykuyu açan, zindelik veren ve fiziksel performansı artıran kahve, bazıları için vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Ancak, kahvenin sabah saatlerinde ne zaman içilmesi gerektiği konusunda uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor.Pek çok kişi sabah uyanır uyanmaz ilk iş olarak kahve içiyor. Dünyada en sık tüketilen sıcak içeceklerden biri olan kahvenin vücuda pek çok faydası bulunur. Ancak kahveyi sabah uyandıktan sonra tüketmek bazı sağlık problemlerine yol açabilir.Bath Üniversitesi&#039;nde Metabolizma Fizyolojisi dersleri veren James Betts, kahvenin sabahları erken içilmesinin metabolizma üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.Özellikle zayıf bir uykunun ardından kahvaltıdan önce kahve içmenin, yüksek glikoz ve insülin yanıtlarına yol açabileceğini belirten Betts, bunun da tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini artırabileceğini söylüyor.Betts, kahvaltıdan sonra kahve içmenin daha güvenli olduğunu belirtiyor. Besinlerin sindirimi tamamlandıktan sonra kahve içmenin, vücudun metabolik kontrolünü kaybetmeden kahvenin etkilerinden faydalanılmasını sağladığını ifade ediyor. Ayrıca, spor öncesi kahve içmek isteyenler için en ideal zamanın egzersizden 45-60 dakika önce olduğunu vurguluyor.Kahve içmenin bir diğer olumsuz etkisi ise idrar söktürücü özellik taşıması. Bu durum, sabah kahve içmeden önce bir bardak su içmenin daha faydalı olabileceği görüşünü destekliyor.Ayrıca, kahve tüketiminin kortizol hormonu salınımını artırarak, stres seviyelerini yükseltebileceği de bilimsel araştırmalarla gösterilmiş bir diğer olumsuz etkisi.
Uzmanlar, kahve içmeden önce vücudun doğal ritmini bozmamak için sabah kahvaltısının ardından bir süre beklemenin daha sağlıklı olacağı konusunda birleşiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5NQxRmkQ06ZOzOKMQ6WHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, uyardı:, Kahveyi, saatte, tüketmeyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Korkunç sonuçlara neden oluyor: Son kullanma tarihi geçmiş ruj, rimel, far, eyeliner kullanılırsa ne olur?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/korkunc-sonuclara-neden-oluyor-son-kullanma-tarihi-gecmis-ruj-rimel-far-eyeliner-kullanilirsa-ne-olur</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/korkunc-sonuclara-neden-oluyor-son-kullanma-tarihi-gecmis-ruj-rimel-far-eyeliner-kullanilirsa-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, son kullanma tarihi geçmiş cilt bakım ürünlerinin kullanımının yanmış yanaklar, çirkin sivilceler ve dayanılmaz göz enfeksiyonları gibi endişe verici risklere yol açabileceği konusunda uyarıyor.Uzmanlar, eski kozmetik ürünlerinin gözle görülemeyen, cilde yerleşip tahribata yol açabilecek bakterilere ev sahipliği yapabileceği konusunda uyarıyor.Mide bulandırıcı görüntüler, bu tür bakteriyel enfeksiyonların kan dolaşımına nasıl girebileceğini ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabileceğini de gösteriyor. Michigan&#039;da plastik cerrahlık yapan Dr. Anthony Youn, bunun nedeninin, ürünleri taze tutmak için kullanılan koruyucu maddenin zamanla bozularak, ürünlerin bakteri ve mantar kontaminasyonuna açık hale gelmesi olduğunu söyledi.Aynı şekilde, aylarca kullanılmayan cilt bakım ürünleri zamanla daha yoğun hale gelebilir; bu da kullanıcıların reklamlarda belirtilenden çok daha güçlü formülleri ciltlerine uygulamaları anlamına gelir.Dr. Youn şunları söyledi: &quot;Eğer asit gibi aktif bir bileşeniniz varsa ve bu bileşen su ve yağlar gibi diğer bileşen türleri tarafından tamponlanmışsa, yapıları değişebilir veya buharlaşmaya başlayabilir. Daha sonra bu asit daha da güçlenebilir ve cildinize eskisinden çok daha güçlü bir şey uygulamak zorunda kalırsınız. Son kullanma tarihi geçmiş ürünleri cildinizde kullanmamalısınız.&quot;Sektör önerilerine göre maskara ve likit eyeliner&#039;ın en geç üç ayda bir, kaş kalemlerinin 18 ayda bir, ruj, far ve allıkların ise iki yılda bir değiştirilmesi gerekiyor.Süngerlerin ise haftada bir yıkanması ve iki ayda bir atılması gerekiyor.Ancak uzmanların, modası geçmiş makyaj malzemelerinin sağlık açısından oluşturduğu riskler konusunda uyarıları ilk kez olmuyor.2015 yılında Londra Metropolitan Üniversitesi&#039;ndeki bilim insanlarının güncel olmayan makyaj malzemeleri üzerinde yaptığı laboratuvar testleri, bunların menenjite yol açan bir bakteri de dahil olmak üzere potansiyel olarak ölümcül bakteriler içerdiğini ortaya koydu.Araştırmacılar allık, fondöten ve dudak parlatıcısı olmak üzere beş ürünü test etti ve eski kozmetiklerin potansiyel olarak ölümcül bakterileri güvenli olmayan seviyelerde içerdiğini buldu.Mikroplardan biri olan enterococcus faecalis, İngiltere&#039;de beş yaş altı çocukların diğer bulaşıcı hastalıklardan daha fazla ölümüne yol açan menenjitin başlıca nedenlerinden biridir.Danışman dermatolog ve İngiliz Cilt Vakfı sözcüsü Dr. Emma Wedgeworth da daha önce yaptığı açıklamada , son kullanma tarihi geçmiş ürünleri yüzünüze uygulamanın &quot;tahrişe veya gözenek tıkanıklığına neden olabileceğini&quot; söylemişti.Amerikan Dermatoloji Akademisi&#039;ne göre maskara ve eyeliner gibi topaklanmaya başlayan ürünleri atmalısınız.Pudra far veya allık gibi fondötenlerin dağılması, parçalanması veya dağılması gibi kıvam değişikliği de diğer önemli işaretlerdir. Kötü kokan, rengi değişen veya cildinizde farklı bir his bırakan ürünler de onları çöpe atmanızın nedenleri arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZIQziZvY_E-514RhhmgPMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 14:04:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Korkunç, sonuçlara, neden, oluyor:, Son, kullanma, tarihi, geçmiş, ruj, rimel, far, eyeliner, kullanılırsa, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Otizm Tedavisinde Refleksolojinin Etkileri</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/otizm-tedavisinde-refleksolojinin-etkileri</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/otizm-tedavisinde-refleksolojinin-etkileri</guid>
<description><![CDATA[ Otizmli bireylerin hayatında olumlu değişimler yaratabilecek bir yöntem mi arıyorsunuz? Refleksoloji, sinir sisteminden duyusal hassasiyetlere, uyku düzeninden davranış problemlerine kadar pek çok alanda fark yaratma potansiyeline sahip bir destek yöntemi sunuyor. Bilimsel araştırmalar ve aile deneyimleri, refleksolojinin bireylerde sakinleşme, stresi azaltma ve genel iyilik hali yaratma konusunda ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Bu yöntemle ilgili daha fazla bilgi edinmek, otizmli bireyler ve aileleri için yeni bir umut ışığı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://gundemakisi.com.tr/uploads/images/202412/image_870x580_675d9488dd486.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:22:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>refleksoloji</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Psikiyatrist açıkladı: &amp;quot;Kış hüznü&amp;quot;ne yakalanmış olabilirsiniz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/psikiyatrist-acikladi-kis-huznune-yakalanmis-olabilirsiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/psikiyatrist-acikladi-kis-huznune-yakalanmis-olabilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Sıklıkla &quot;kış depresyonu&quot; olarak adlandırılan Mevsimsel Duygusal Bozukluk, kış aylarının gelmesiyle birlikte birçok kişiyi etkiler. Azalan gün ışığıyla bağlantılı olan bu depresyon türü, üzüntüye, düşük enerjiye ve uyku bozukluklarına neden olur. Tedavi, ışık terapisi, psikoterapi, ilaç ve egzersiz ve güneş ışığına maruz kalma gibi yaşam tarzı değişikliklerini içerir.Kış aylarında, günler kısaldıkça ve sıcaklıklar düştükçe çok sayıda kişi ruh hali dalgalanmaları yaşar ve buna genellikle &quot;kış depresyonu&quot; denir. Ancak diğerleri için bu duygular hafif bir huzursuzluğun ötesine geçerek Mevsimsel Duygusal Bozukluğa (SAD) dönüşebilir; bu, mevsimlerdeki değişikliklerle ilişkili bir depresyon türüdür. Çoğunlukla daha az gün ışığı saatinin olduğu sonbahar sonu ve kış aylarında görülür.Mevsimsel duygusal bozukluk, &quot;kış hüznü&quot; olarak da adlandırılır ve kış ve sonbahar aylarında oluşan üzüntüyü ifade eder. Ancak, her iki durum da aynı değildir. Mevsimsel duygusal bozukluk tedavi gerektirir ve bir depresyon türüdür. Uzun vadeli etkileri vardır, normal işleyişi ve motivasyonu sınırlar.Öte yandan kış hüznü, kişiyi ayda bir veya iki veya iki gün gibi daha kısa bir süre etkiler. Bazı çalışmalar, kış hüznünün, mevsimsel duygusal bozukluk olarak da adlandırılan türden hafif bir biçimi olduğunu öne sürmektedir.Tekrarlayan majör depresif bozukluk (MMD) türü olan mevsimsel duygusal bozukluk, her yıl aynı mevsimde meydana gelen depresif ataklarla karakterizedir. Kış aylarında daha az gün ışığı saatinin bu depresyonla bağlantılı olduğu düşünülmektedir.Ek olarak, daha yaygın bir desene ve kalıtsal bir bileşene sahiptir. Ayrıca melatonin anormallikleri ve düşük serotonin seviyeleri ile de bağlantılıdır. Diğer şeylerin yanı sıra ilaç, danışmanlık ve ışık tedavisi ile tedavi edilebilir. 18-30 yaş grubunda daha da yaygındır ve kadınlarda daha sık görülür.Dr. Ritu Jha&#039;ya göre, &quot;Mevsimsel duygusal bozukluğun kesin nedeni henüz net değildir, ancak vücudun iç saatinin veya sirkadiyen ritminin bozulmasıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir, bu da güneş ışığının azalmasından kaynaklanır. Güneş ışığına daha az maruz kalmak, ruh halini etkileyen bir nörotransmitter olan serotonin seviyelerinin düşmesine neden olabilir.Aynı zamanda, vücut uykuyu kontrol eden bir hormon olan melatonin miktarını artırabilir ve bu da yorgunluk ve halsizlik hissine neden olabilir. Toplu olarak, bu değişiklikler mevsimsen duygusal bozukluğun tipik semptomlarına yol açabilir; bunlar arasında devam eden üzüntü, düşük enerji, sinirlilik, odaklanma sorunu ve uyku veya iştahta değişiklikler yer alır.Soğuk hava ve kısıtlı açık hava aktiviteleri, izolasyonu teşvik ederek ve ikisi de ruh sağlığı için hayati önem taşıyan egzersiz yapma şanslarını sınırlayarak bu etkileri daha da kötüleştirebilir.Semptomları genellikle her yıl 4-5 ay sürer ve mevsime göre değişir. Yaygın belirtiler arasında kalıcı üzüntü, kaygı veya uyuşukluk; umutsuzluk, sinirlilik veya huzursuzluk duyguları; yorgunluk, düşük enerji ve motivasyon azalması; uyku bozuklukları; iştah değişiklikleri; ve konsantre olma veya karar verme zorluğu bulunur.
Baş ağrısı, vücut ağrıları ve sindirim sorunları gibi fiziksel semptomlar da ortaya çıkabilir. Genellikle aşırı iştahla sonuçlanır ve bu da insanların karbonhidrat istemesiyle kilo alımına neden olur.
Kış tipi mevsimsel duygusal bozukluk, genellikle aşırı uyumayı, aşırı yemeyi ve sosyal geri çekilmeyi içerirken, yaz tipi SAD uykusuzluğa, iştahsızlığa, huzursuzluğa ve ajitasyona neden olabilir. Bu belirtileri yaşayan kişiler duygusal olarak daha hassas hale gelir ve sıklıkla ağlar ve kolayca sinirlenirler.Psikiyatrist Dr. Saurabh Mehrotra&#039;ya göre, &quot;Parlak ışık terapisi, psikoterapi, antidepresanlar ve D vitamini takviyeleri gibi terapilerle tedavi edilebilir. Parlak ışık terapisi ruh halini iyileştirmek için güneş ışığını taklit ederken, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) stresi yönetmeye ve egzersiz ve daha iyi uyku gibi sağlıklı alışkanlıklar oluşturmaya yardımcı olur. Vücut işlev bozukluğuna yol açtığı için mevsimsel duygusal bozukluk tedavi etmek önemli hale gelir. İnsanlar bunu erken tedavi etmek için düzenli egzersiz yapmalı, güneş ışığına maruz kalmalı, ara sıra dışarı çıkmalı ve sosyalleşmelidir.&quot;Işık terapisi, psikoterapi ve ilaçlar şiddetli ve kalıcı etkili tedavilerdir. Doğal güneş ışığını taklit eden ışık terapisi, serotonin seviyelerini düzenlemeye ve sirkadiyen ritmi dengelemeye yardımcı olur.
Yapılandırılmış bir konuşma terapisi biçimi olan psikoterapi, kış aylarıyla ilişkili olumsuz düşünce kalıplarını belirlemeye ve değiştirmeye odaklanır. . Yaşam tarzı değişiklikleri, gün ışığına maruz kalma, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir diyet de yardımcı olabilir. Kişiye özel bir tedavi planı için bir ruh sağlığı uzmanına danışmak çok önemlidir.Semptomları belirleme ve ele alma konusunda inisiyatif almak, insanların kış mevsimiyle daha sorunsuz ve etkili bir şekilde başa çıkmalarına yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WkIVV6iOYU-zLihD8JW0BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Psikiyatrist, açıkladı:, Kış, hüznüne, yakalanmış, olabilirsiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>24 saat tokluk sağlıyor: Kolesterol düşmanı ve kansersavar özelliği var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/24-saat-tokluk-sagliyor-kolesterol-dusmani-ve-kansersavar-oezelligi-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/24-saat-tokluk-sagliyor-kolesterol-dusmani-ve-kansersavar-oezelligi-var</guid>
<description><![CDATA[ Bu kış, yüksek proteinli, bitki bazlı bir diyetle kilo alımına karşı savaşabilirsiniz. Nohut, mercimek, fasulye, soya ve kinoa gibi baklagiller, sizi tok tutar ve vücudunuzun protein ihtiyacını karşılarken lif zengini içeriğiyle sindirim sistemini de çalıştırır. Bu çok yönlü malzemeler çeşitli yemeklere kolayca eklenebilir, kilo kaybına yardımcı olurken genel sağlık için gerekli besinleri sağlar.Soğuk kış mevsimi sizi tembel hissettirebilir, ancak kilo verme yolculuğundaysanız, yüksek proteinli bir diyet süreci çok daha kolay hale getirebilir. Yüksek proteinli bir diyet, kas kütlesini korumaya yardımcı olurken kilo kaybını teşvik etmede oldukça etkilidir.Daha soğuk havalarda daha az su içme eğilimimiz nedeniyle kışın kilo vermek nispeten zordur. Bu azalan su alımı, kilo verme çabalarını engelleyebilecek dehidrasyona yol açabilir.Kilo vermeye yardımcı olması için bir protein diyeti seçerken, proteini verimli bir şekilde kullanmada etkili olan yeterli suya sahip olduğunuzdan emin olun.Nohut, kemik ve kalp sağlığı için yüksek lif ve besin içeriğine sahip protein açısından zengin bir besindir. Düşük glisemik indekse sahiptir ve sindirim süreci yavaştır, bu da daha az yemenize neden olur. Nohutlar yüksek besin içerir, ancak yine de kalorileri düşüktür, bu da onları kilo vermeye uygun hale getirir. Nohutların tek başına tüketilmesi gerekmez ve salatalar, çorbalar, köriler, sandviçler, humus ve daha fazlası gibi çeşitli yemeklerde kullanılabilir.Çoğunlukla Hint ve Meksika temelli diyetlerde kullanılan mercimek, protein, lif ve demir açısından zengindir ve mercimek çorbalar, salatalar ve garnitürler gibi yemekler şeklinde tüketilebilir. Mercimek protein açısından çok zengin olduğundan, et yerine de kullanılabilir. Mercimekteki çözünür lif, kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Mercimekteki protein ve lif kombinasyonu daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur ve kalori alımını azaltır.Fasulye bitki bazlı proteinlerdir ve siyah fasulye, barbunya fasulyesi ve pişmiş fasulye gibi farklı çeşitleri vardır ve bunların hepsi kahvaltı seçenekleri için alternatif seçeneklerdir. Fasulyedeki magnezyum ve potasyum kan basıncını düzenler ve kardiyovasküler sağlığı destekler. Fasulye ayrıca protein ve lif açısından zengindir ve kan şekerini dengelemeye çalışır, bu da onu diyabet hastaları için daha faydalı hale getirir.Soya, vücuda dokuz temel amino asidi sağlayan proteinlerden biridir. Tam soya gıdaları arasında tofu, edamame ve tempeh bulunur ve bunların hepsi vegan diyetleri uygulayan kişiler için çok iyi protein kaynaklarıdır.
Soya, omega-3 yağ asitleri gibi çoklu doymamış yağlar ve sağlık için yararlı olan düşük doymuş yağlar içerir. Soya, kadınlar için önemli bir diyet gereksinimidir çünkü soyadaki izoflavonlar vücuttaki östrojeni taklit ederek sıcak basmalarını, gece terlemelerini ve menopozla ilgili diğer semptomları potansiyel olarak azaltır.Kinoa, yalancı tahıl maddesidir ve oldukça besleyicidir. Anti-inflamatuar ve kanser karşıtı özellikler taşıyan flavonoidler - kuersetin ve kaempferol içerir.
Kinoa yüksek tokluk seviyelerine sahiptir ve 24 saat sizi tok tutmaya yardımcı olabilir. İçindeki protein ve lif, aşırı yemeyi azaltarak tok hissetmenize yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xRoAXnaLAUCEaAF3BbFpdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>saat, tokluk, sağlıyor:, Kolesterol, düşmanı, kansersavar, özelliği, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu meyvenin kokusu tok hissettirmeye yetiyor: İştahı bıçak gibi kesiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-meyvenin-kokusu-tok-hissettirmeye-yetiyor-istahi-bicak-gibi-kesiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-meyvenin-kokusu-tok-hissettirmeye-yetiyor-istahi-bicak-gibi-kesiyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam konularında doğal yöntemlere olan ilgi artıyor. Osaka Üniversitesi&#039;nde yapılan bir araştırma, greyfurt kokusunun iştahı kesici etkisini bilimsel olarak ortaya koydu. Bu keşif, kilo vermek isteyenler ve sağlıklı beslenmeyi hedefleyenler için umut verici sonuçlar sunuyor.Osaka Üniversitesi’nden bilim insanları, greyfurtun karakteristik kokusunu oluşturan bileşenlerin iştah üzerindeki etkilerini incelemek üzere bir dizi deney gerçekleştirdi. Araştırma kapsamında, farklı gruplara greyfurt esansı koklatılarak açlık hissi ve yeme isteği ölçüldü. Sonuçlar, greyfurt kokusunun katılımcılarda belirgin bir şekilde iştah azalmasına yol açtığını gösterdi.Greyfurtun ferahlatıcı kokusu, limonen adı verilen bir uçucu yağ içeriyor. Limonen, sinir sistemi üzerinde sakinleştirici bir etki yaratarak stres kaynaklı yeme dürtüsünü baskılıyor. Ayrıca, beynin iştahla ilgili merkezlerini uyararak tokluk hissini artırıyor. Bu mekanizma sayesinde, greyfurt kokusu doğal bir iştah kesici olarak işlev görebiliyor.Greyfurt kokusunun iştah kesici etkisinin yanı sıra pek çok faydası bulunuyor:Stres Azaltıcı Etki: Greyfurt kokusu, sakinleştirici özellikleriyle stresi ve anksiyeteyi azaltabilir.Enerji Verici Özellik: Canlandırıcı kokusu sayesinde enerji seviyesini artırabilir.Bağışıklık Güçlendirme: Greyfurtun içeriğinde bulunan antioksidanlar bağışıklık sistemini destekleyebilir.Hava Temizleyici: Ortam havasını tazeleyip kötü kokuları giderebilir.Cilt Sağlığı: Aromaterapi yağlarında kullanıldığında cilt yenilenmesini destekleyebilir.Her ne kadar greyfurt kokusunun iştahı baskıladığı kanıtlanmış olsa da, bu yöntemi sağlıklı bir diyet ve egzersiz programıyla desteklemek önemlidir. Ayrıca, bazı insanlarda greyfurt ürünlerine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebileceğinden, kullanım öncesinde dikkatli olunmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G8XX-TSSDUaAaDbtBSNmQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>meyvenin, kokusu, tok, hissettirmeye, yetiyor:, İştahı, bıçak, gibi, kesiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Günde 1 kaşık keten tohumu yiyince ne olur? Meğer bu etkisini kimse bilmiyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gunde-1-kasik-keten-tohumu-yiyince-ne-olur-meger-bu-etkisini-kimse-bilmiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gunde-1-kasik-keten-tohumu-yiyince-ne-olur-meger-bu-etkisini-kimse-bilmiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Keten tohumu zengin besin maddeleri sunar. İyi bir omega-3 ve lif kaynağıdır. Keten tohumu kalp ve sindirim sağlığını destekler. Kilo yönetimine yardımcı olur ve hormonları dengeler. Keten tohumu cilt, saç ve kemik sağlığını iyileştirir. Kan şekerini düzenler ve bağışıklığı artırır. Daha iyi bir sağlık için diyetinize keten tohumu ekleyebilirsiniz. Peki, her gün 1 kaşık keten tohumu tüketince ne olur?Genellikle &quot;süper besin&quot; olarak adlandırılan keten tohumu, çok sayıda sağlık faydasıyla dolu bir besin kaynağıdır. Günlük rutininize sadece bir kaşık keten tohumu tozu eklemek genel refahınıza önemli ölçüde katkıda bulunabilir.Keten tohumu sağlık için gerekli besinler açısından zengindir. Tek bir yemek kaşığı keten tohumu tozu yaklaşık 37 kalori, 1,3 gram protein, 2 gram diyet lifi, 3 gram yağ (çoğunlukla omega-3 yağ asitleri) ve magnezyum, fosfor ve tiamin gibi az miktarda vitamin ve mineral içerir. Ayrıca lignan içeriği nedeniyle etkileyici bir antioksidan profiline sahiptir.Keten tohumu, özellikle alfa-linolenik asit (ALA) olmak üzere, omega-3 yağ asitlerinin en iyi bitki bazlı kaynaklarından biridir.
Omega-3&#039;ler, iltihabı azaltmak, kalp sağlığını desteklemek ve beyin fonksiyonlarını geliştirmek için gereklidir. Keten tohumu tozunun düzenli tüketimi, işlenmiş gıdalar açısından zengin modern diyetlerde sıklıkla çarpık olan omega-3 ile omega-6 oranınızı dengelemeye yardımcı olur.Keten tohumunda bulunan omega-3 yağ asitleri ve lignanlar kötü kolesterol veya LDL seviyelerini düşürür ve iyi kolesterol veya HDL seviyelerini yükseltir. Bileşikler kan basıncını daha da düşürür ve atardamarlarda plak oluşumunu önler. Bu nedenle, keten tohumu tozu alımı, kalp sağlığını garanti eden ve kalp rahatsızlıkları risklerini önleyen diyet için gereklidir.Keten tohumu, hem çözünür hem de çözünmez lifler içeren iyi bir diyet lifi kaynağıdır. Çözünür lif, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve kolesterolü düşürmeye yardımcı olurken, çözünmez lif sağlıklı bağırsak hareketleri için iyidir.
Günlük bir kaşık keten tohumu tozu kabızlığı tedavi edebilir, bağırsak mikrobiyotasını iyileştirebilir ve genel sindirim sağlığı için iyi olabilir.Keten tohumu tozu, aşırı yeme veya sağlıksız yiyecekleri atıştırmak isteğini azaltan tokluk hissi yaratmaya yardımcı olan yüksek lif içeriğine sahiptir. Sağlıklı yağları, iştahı azaltan uzun süreli enerji sağlar. Günlük rutininize keten tohumu eklemek, istekleri azaltarak ve tokluğu artırarak etkili kilo yönetimini destekleyebilir.Keten tohumu, fitoöstrojenik özelliklere sahip lignanlar açısından zengindir. Bu bileşikler vücuttaki östrojeni taklit ederek keten tohumunu özellikle menopoz gibi hormonal dengesizlikler yaşayan kadınlar için faydalı hale getirir. Sıcak basması gibi semptomları azaltmaya ve genel hormonal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Erkeklerde prostat sağlığını destekler.Keten tohumundaki omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve vitaminler parlak bir cilt ve güçlü, sağlıklı saçlar sağlar.
Omega-3&#039;ler cilt kuruluğunu ve pullanmayı azaltırken, antioksidanlar serbest radikal hasarıyla savaşarak yaşlanma belirtilerini geciktirir. Keten tohumunun besinleri ayrıca saç köklerini güçlendirir, kırılmayı azaltır ve saç derisi sağlığını iyileştirerek daha parlak, daha sağlıklı saçlara katkıda bulunur.Keten tohumundaki çözünür lif, karbonhidratların sindirimini ve emilimini yavaşlatarak kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Bu, keten tohumunu diyabetli kişiler veya bu durumu geliştirme riski taşıyan kişiler için özellikle yararlı hale getirir. Düzenli tüketim insülin duyarlılığını iyileştirebilir ve kan şekerindeki ani yükselmeleri veya düşüşleri önleyebilir.BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİRKeten tohumu, bağışıklık sistemini güçlendiren antioksidanlar, lignanlar ve diğer besinler açısından zengindir. Bu bileşikler oksidatif stresi azaltır, iltihapla savaşır ve vücudu enfeksiyonlara ve kronik hastalıklara karşı korur. Bu nedenle, diyetinizdeki keten tohumu tozu vücudunuzun doğal savunmasını güçlendirir ve sağlığınızı korur.Keten tohumu, sağlıklı kemikler için gerekli olan ve kemik yoğunluğu kaybını önleyen kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi diğer temel mineralleri içerir. Ek olarak, keten tohumunun iltihap önleyici yapısı osteoporoz gibi durumlara karşı koruma sağlar. Her gün bir kaşık keten tohumu tozu alımı daha iyi kemik sağlığına ve yaşam boyu hareketliliğe katkıda bulunabilir.Keten tohumu tozunu yoğurda veya salatalara serpin, smoothielere karıştırın veya fırınlanmış ürünlere ekleyin. Metabolizmanızı başlatmak için sabah veya tokluk hissini artırmak için yemeklerden önce yenmesi en iyisidir. Keten tohumu tozunu tazeliğini ve besin değerini korumak için hava geçirmez bir kapta buzdolabında saklayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lewdbDLM7kiAIIMMbOwjAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Günde, kaşık, keten, tohumu, yiyince, olur, Meğer, etkisini, kimse, bilmiyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Beyni hızlı yaşlandırabilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-acikladi-beyni-hizli-yaslandirabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-acikladi-beyni-hizli-yaslandirabilir</guid>
<description><![CDATA[ Beden sağlığınız kadar zihin sağlığınızda sağlıklı yaşlanabilmek için önemlidir. Yapılan son araştırmalar kan basıncındaki dalgalanmaların yaşlı yetişkinlerde, beyin yaşlanmasını hızlandırabileceğini ortaya koyuyor.Neurology&#039;de yayınlanan bir çalışma, kan basıncındaki dalgalanmaların yaşlı yetişkinlerde, beyin yaşlanmasını hızlandırabileceğini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, on yıl boyunca 65 yaş üstü 4.700&#039;den fazla katılımcının kan basıncını ve bilişsel becerilerini takip etti. En yüksek kan basıncı değişkenliğine sahip katılımcılar, yaklaşık üç yıllık bilişsel yaşlanmaya eşdeğer önemli ölçüde daha düşük bilişsel test puanları gösterdi.Yüksek kan basıncı ile bilişsel gerileme arasındaki bağlantı uzun zamandır biliniyordu. Ancak yakın tarihli bir çalışma, kan basıncındaki dalgalanmaların zaman içinde yaşlı yetişkinlerde riski artırdığını öne sürüyor.Amerikan Nöroloji Akademisi&#039;nin tıp dergisi olan Neurology&#039;de yayınlanan çalışma, kan basıncındaki dalgalanmaların beyni daha hızlı yaşlandırabileceğiniu buldu.Rush Üniversitesi Tıp Merkezi ve Davis&#039;teki California Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmaya, 1993 ile 2012 yılları arasında Chicago&#039;dan 65 yaş üstü 4.770 yetişkin katıldı.Chicago&#039;daki Rush Üniversitesi&#039;nden çalışma yazarı Anisa Dhana, MD, MSc bir açıklamada “Bu sonuçlar, kan basıncındaki dalgalanmanın yüksek kan basıncının olumsuz etkilerinin ötesinde bilişsel sorunlar için bir risk faktörü olduğunu gösteriyor. Yaşlı yetişkinlerin kan basınçları ve zaman içindeki değişiklikler açısından rutin olarak izlenmesi gerekir, böylece bu sorunu yaşayan kişileri belirleyebilir ve bunu hafifletmek için çalışabiliriz, bu da bilişsel sorunları önlemeye veya geciktirmeye yardımcı olabilir,” dediKatılımcılar çalışmanın başında ve ardından ortalama 10 yıllık bir süre boyunca her üç yılda bir kan basıncı testleri yaptırdılar. Ayrıca başlangıçta ve son ziyaretlerinde düşünme ve hafıza becerileri testlerine tabi tutuldular.Dhana, &quot;Yaşlanan toplumumuz ve Alzheimer hastalığının yaygınlığıyla birlikte, yaşlı yetişkinlerde bilişsel becerilerin azalmasını yavaşlatmak için önleme stratejileri belirlemek bir halk sağlığı önceliği haline geldi. Kan basıncını ve dalgalanmalarını yönetmek, değiştirilebilen temel bir risk faktörü olarak ortaya çıkıyor&quot; diye ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MNEYZeYGg0yt_D24nOnZyg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Beyni, hızlı, yaşlandırabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalın bağırsak kanserini önlüyor: ABD&amp;apos;li uzmanlar &amp;quot;güçlü kanıtlar var&amp;quot; diyerek duyurdu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalin-bagirsak-kanserini-oenluyor-abdli-uzmanlar-guclu-kanitlar-var-diyerek-duyurdu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalin-bagirsak-kanserini-oenluyor-abdli-uzmanlar-guclu-kanitlar-var-diyerek-duyurdu</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanseri vakaları, özellikle genç yetişkinler arasında artmaktadır. Kötü beslenme, egzersiz eksikliği ve sağlıksız alışkanlıklar kolon kanseri vakalarındaki artışın nedenleri arasında yer alıyor. Lif, protein, süt ürünleri, tam tahıllar ve turunçgiller açısından zengin sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersiz, kolon kanseri riskini önemli ölçüde azaltabilir.Kolon kanseri vakaları dünya çapında, özellikle gençler arasında artıyor. Yeni bir araştırmaya göre, kolon kanseri vakaları özellikle 25-49 yaş grubunda artmıştır.Endişe verici eğilim, genellikle yeterli lif içermeyen ve doymuş yağ, sodyum, şeker, yağ ve diğer işlenmiş bileşenler açısından yüksek olan sağlıksız beslenmeye bağlanabilir.Hareketsiz bir yaşam tarzı da kolon kanseri riskini artırabilir. Bunun dışında diyabet, obezite, alkol tüketimi ve sigara kullanımı da kolon kanseri riskini artırabilir.Çalışmalar, insanların doğru beslenmesi, egzersiz yapması, sağlıklı bir kiloyu koruması ve alkolden ve sigaradan uzak durması durumunda kolon kanseri riskinin üçte birden fazla azaltılabileceğini öne sürmüştür.Lif ve protein açısından zengin bir diyet yapmak kilo alımını önleyebilir ve sizi kanserin yaşam tarzı risk faktörlerinden koruyabilir.
Soya fasulyesi, mercimek, bezelye, alaca fasulye, siyah fasulye ve barbunya fasulyesi gibi fasulye ve baklagiller iyi bir protein, lif, B vitamini ve E vitamini kaynağı oldukları için diyete eklenebilir. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü&#039;ne göre baklagiller tüketimi kolorektal kanser riskini azaltabilir.Bitki bazlı ürünlerin yanı sıra süt ürünleri de tüketilmesi önerilir. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü, süt ürünlerinin tüketiminin kolorektal kansere karşı koruyucu olabileceğine dair güçlü kanıtlar olduğunu söylüyor. Yumurta, süt, peynir ve yoğurt diyete faydalı bir ektir.Rafine tahıllar yerine, magnezyumdan life kadar çok çeşitli besinlerin faydalarını elde etmek için günlük diyetinize tam tahıllar ekleyin. Ayrıca, tam tahıllar kabızlığı gidererek ve kolonunuzdaki kansere neden olan bileşikleri temizleyerek de size yardımcı olabilir. Günlük 90 gram tam tahıl eklemeniz önerilir. Tam buğday ekmeği, yulaf ezmesi, meyveler, sebzeler ve esmer pirinç bazı seçenekler arasındadır.Probiyotik açısından zengin olan yoğurt, bağırsak sağlığınız için önemli bir besin olabilir. Bağırsaklarınızdaki iyi bakterileri desteklemeye yardımcı olabilir. Kolonunuzu sağlıklı tutmak için sabahları şekersiz veya düşük şekerli bir meyveyle birlikte tükettiğinizden emin olun.Narenciye meyveleri vitaminler, bitki bileşikleri açısından zengindir ve mükemmel bir C Vitamini kaynağıdır. World Journal of Gastroenterology&#039;de yayınlanan bir meta-analiz, düşük tüketime kıyasla, turunçgiller, elma, karpuz ve kivi gibi besinlerin daha yüksek tüketiminin kolorektal kanser riskini %9 oranında azalttığını söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xzDL4T5ItkWbuaBDgLLzKA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalın, bağırsak, kanserini, önlüyor:, ABDli, uzmanlar, güçlü, kanıtlar, var, diyerek, duyurdu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Nefes borusuna mama kaçan 1,5 aylık bebek kurtarıldı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/nefes-borusuna-mama-kacan-15-aylik-bebek-kurtarildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/nefes-borusuna-mama-kacan-15-aylik-bebek-kurtarildi</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;nın İnegöl ilçesinde nefes borusuna mama kaçan 1,5 aylık bebek, sağlık ekiplerinin hızlı müdahalesi ile kurtarıldı.Olay, 00.30 sıralarında Akhisar Mahallesi&#039;ndeki bir evde meydana geldi. Suriye uyruklu Anne Fatma B. (33), 1,5 aylık bebeği Abdülkadir B.&#039;ye mama verdi. O sırada mama, bebeğin nefes borusuna kaçtı.   Anne, bebeğinin nefes almasında zorlandığını fark edince durumu 112 Acil Çağrı Merkezi&#039;ne bildirirdi. İhbarla adrese gelen sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından Abdülkadir bebek, İnegöl Devlet Hastanesi&#039;ne kaldırıldı. Bebeğin durumunun iyi olduğu öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SwCoioTBAkSsJR9bH_fwhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Nefes, borusuna, mama, kaçan, 1, 5, aylık, bebek, kurtarıldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünya Sağlık Örgütü duyurdu: Ölümcül hastalık zirve yaptı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunya-saglik-orgutu-duyurdu-olumcul-hastalik-zirve-yapti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunya-saglik-orgutu-duyurdu-olumcul-hastalik-zirve-yapti</guid>
<description><![CDATA[ İklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, sivrisineklerin daha geniş alanlara yayılmasına yol açtı. Karayipler ve Amerika kıtası dang hummasından ciddi şekilde etkileniyor. Dünya Sağlık Örgütü, dang hummasından kaynaklanan ölümlerin de arttığını bildirdi.  Bu yıl, sivrisinek kaynaklı virüsün 12,6 milyon şüpheli vakası rapor edildiBölgesel sağlık yetkililerine göre, Karayipler ve Amerika kıtası dang hummasından ciddi şekilde etkileniyor. Bu yıl, sivrisinek kaynaklı virüsün 12,6 milyon şüpheli vakası rapor edildi. Bu sayı, 2023&#039;te bildirilen vakaların neredeyse üç katı.İklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, sivrisineklerin daha geniş alanlara yayılmasına yol açarak vakaların küresel ölçekte artmasına neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü, dang hummasından kaynaklanan ölümlerin de arttığını bildirdi.2023&#039;te 2.467 olan ölüm sayısı, 2024&#039;te 7.700&#039;ü geçti. PAHO Direktörü Jarbas Barbosa, yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere bölgedeki vaka sayısının, kayıtların tutulmaya başlandığı 1980 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını belirtti.Barbosa, &quot;Bu doğrudan iklimsel olaylarla bağlantılı&quot; diyerek, yüksek sıcaklıklar, kuraklık ve sellerin etkilerini vurguladı. Hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve kötü sağlık koşulları, dang hastalığının artışına katkıda bulundu.Dang humması, sivrisinekler aracılığıyla bulaşan ve hızla yayılan bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen bu hastalık, Aedes aegypti ve Aedes albopictus türü sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara geçer.Hastalığın etkeni, dört farklı tipi bulunan Dengue virüsüdür. Bu nedenle bir kez hastalığa yakalanmak, diğer türlere karşı bağışıklık sağlamaz ve tekrar enfekte olma riski taşır.Dang humması genellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, deri döküntüleri, bulantı ve kusma gibi belirtilerle kendini gösterir. Bazı hastalarda ise kanama eğilimi, mide ağrısı ve ciddi sıvı kaybı gibi daha ağır semptomlar ortaya çıkabilir. Bu durum “şiddetli dang humması” ya da “deng hemorajik ateşi” olarak adlandırılır ve hayatı tehdit edebilir.Dang humması dünya genelinde her yıl milyonlarca insanı etkiler ve ölümcül olabilecek komplikasyonlara yol açabilir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (DSÖ) göre, hastalığın görülme sıklığı son 50 yılda 30 kat artmıştır. Özellikle Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki yoğun nüfuslu bölgelerde salgınlara neden olur.Hastalığın spesifik bir tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi, genellikle semptomların hafifletilmesine yöneliktir. Şiddetli vakalarda hastaneye yatış gerekebilir. Korunmanın en etkili yolu ise sivrisinek ısırıklarından kaçınmak ve sivrisineklerin üreme alanlarını kontrol altına almaktır.Dang humması aşısı bazı bölgelerde kullanılmaktadır, ancak bu aşı sınırlı bir etki alanına sahiptir ve yalnızca belirli koşullarda uygulanır.Sağlık uzmanları, hastalığın yayılmasını önlemek için hijyenik tedbirlerin artırılması, sivrisinek kontrol programlarının uygulanması ve bireylerin farkındalık düzeylerinin yükseltilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle salgın dönemlerinde, yüksek risk taşıyan bölgelere seyahat edenlerin dikkatli olması önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6UbNsKkj0kSGpel-ZlaU9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, Sağlık, Örgütü, duyurdu:, Ölümcül, hastalık, zirve, yaptı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gastroenterolog &amp;quot;sabahları kesinlikle yemem&amp;quot; diyerek uyardı: 1 numaralı kanser nedeni o besin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gastroenterolog-sabahlari-kesinlikle-yemem-diyerek-uyardi-1-numarali-kanser-nedeni-o-besin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gastroenterolog-sabahlari-kesinlikle-yemem-diyerek-uyardi-1-numarali-kanser-nedeni-o-besin</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak; kanser, kalp gibi ciddi hastalıkları önlemek için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Özellikle güne başlarken tükettiğiniz bazı besinler sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor. 
Gastroenterolog &quot;kahvaltıda asla tüketmem&quot; diyerek, sağlık için riskli olan besinleri paylaştı.Vücut sağlığınızı korumak ve uzun bir ömür sürmek için ne tükettiğiniz ve nasıl beslendiğiniz büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre günün en önemli öğünü olan kahvaltıda sağlıklı besinler tercih etmek sağlıklı bir gün geçirmeniz için de önemli.Dünyaca ünlü gastroenterolog Dr. Alan Desmond, kahvaltıda kesinlikle yemeyi reddettiği yiyeceği nedeniyle birlikte anlattı.Ünlü gastroenterolog Dr. Alan Desmond, kahvaltıda tüketildiğinde ciddi sağlık sorunları yaratan yiyeceği anlattı. Dr. Alan Desmond, özellikle işlenmiş et ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.Desmond&#039;un açıklamalarına göre salam, sosis ve benzeri işlenmiş et ürünleri, her yıl yaklaşık 644 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor.&quot;Bu ürünler sadece sindirim sistemi sağlığımızı tehdit etmekle kalmıyor, kalp hastalıkları ve diyabet riskini de ciddi oranda artırıyor&quot; diyen Dr. Desmond, özellikle kolon kanseri riskine vurgu yapıyorİşlenmiş et ürünlerinin tuz oranının yüksek olması tansiyon hastalarında ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.Son yıllarda modern yaşam tarzının bir parçası haline gelen işlenmiş gıdalar, kolay tüketimleri ve uzun raf ömürleri nedeniyle oldukça tercih ediliyor. Ancak, bu gıdaların sağlığımız üzerindeki olumsuz etkileri uzmanlar tarafından sık sık gündeme getiriliyor.1. İşlenmiş gıdalar, genellikle yüksek miktarda tuz ve şeker içerir. Aşırı tuz tüketimi tansiyon problemlerine, fazla şeker ise obezite, diyabet ve kalp hastalıklarına yol açabilir.2. Trans yağlar ve doymuş yağlar, işlenmiş gıdaların lezzetini artırırken, kötü kolesterol seviyelerini yükseltip kalp damar hastalıklarına zemin hazırlar.3. Renk vericiler, tatlandırıcılar ve koruyucular gibi kimyasal maddeler, uzun vadede bağışıklık sistemine zarar verebilir. Bazı katkı maddelerinin kanserojen olabileceği de bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur.4.Doğal gıdalarda bulunan diyet lifi, işlenmiş gıdalarda genellikle çok azdır. Bu durum sindirim sorunlarına ve bağırsak sağlığının bozulmasına neden olabilir.5. İşlenmiş gıdalar, tat ve doku açısından beyne keyif verici sinyaller gönderir. Bu da kontrolsüz bir yeme alışkanlığına, dolayısıyla kilo alımına yol açabilir.Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için doğal ve taze besinlerin tercih edilmesini öneriyor. Etiket okuma alışkanlığı kazanarak katkı maddesi oranlarını kontrol etmek ve işlenmiş gıda tüketimini minimuma indirmek, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımız için büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQTTQV6nTE-twQI1d2ybGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenterolog, sabahları, kesinlikle, yemem, diyerek, uyardı:, numaralı, kanser, nedeni, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>74 yaşındaki kalp doktoru asla yemediği besinleri açıkladı: Kalp krizi geçirmeniz an meselesi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/74-yasindaki-kalp-doktoru-asla-yemedigi-besinleri-acikladi-kalp-krizi-gecirmeniz-an-meselesi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/74-yasindaki-kalp-doktoru-asla-yemedigi-besinleri-acikladi-kalp-krizi-gecirmeniz-an-meselesi</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığını korumak ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Severek tükettiğiniz bazı gıdalar kalp sağlığınız için ciddi risk oluşturabiliyor. Kardiyolog ve profesör  Dr. Alan Rozanski özellikle akşamları yemekten kaçındığı gıdaları paylaştı. Bu besinlerin kalp sağlığının düşmanı olarak ilan etti.Kalp sağlığını korumak ve kalp krizi riskini azalatma için sağlıklı beslenmeniz ve düzenli olarak hareket etmeniz gerekiyor. Doğru beslenme, kalp gibi ana vücut organlarını sağlıklı ve formda tutmada merkezi bir rol oynar.Tüm öğünler arasında akşam yemeği, sağlık üzerindeki etkisi ve ayrıca sağlığı doğrudan etkileyen uyku üzerindeki etkisi nedeniyle dikkatlice tartılır.Kalp sağlığı ve akşam yemeği seçimleri yakından bağlantılıdır, çünkü akşam yemeği kardiyovasküler refahı önemli ölçüde etkiler.Omega-3 yağ asitleri, lif ve antioksidanlar gibi kalp sağlığına yararlı besinler açısından zengin dengeli bir akşam yemeği, kolesterol seviyelerini düşürmeye, kan basıncını düzenlemeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur.Kardiyolog ve profesör Dr. Alan Rozanski, yakın zamanda akşam yemeğinde yemekten kaçındığı yiyecekleri paylaştı. Bu yiyeceklerin kalp krizine neden olabileceğini vurguladı.Rafine karbonhidratlar, şekerler ve aşırı işlenmiş proteinler açısından zengin yiyecekleri yememeniz konusunda uyardı.Ayrıca akşam yemeğinde işlenmiş et yememenizi öneriyor. Kardiyoloji Uzmanı &quot;Bu ultra işlenmiş ürünler genellikle yüksek oranda sodyum, nitrat ve nitrit gibi koruyucu maddeler ve lezzeti artırmak ve raf ömrünü uzatmak için tasarlanmış diğer katkı maddeleri içerebilir.Tıbbi çalışmalar, yüksek oranda işlenmiş etlerin kalp hastalığı ve kolorektal kanser gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde göstermiştir,&quot; dedi74 yaşındaki kardiyolog, organik ve mevsimlik yiyecekler yemeyi öneriyor. &quot;Sebzeler &#039;besin açısından yoğun&#039;dur, yani düşük kalorili içeriğe sahipken lif, mineral, vitamin ve fitonutrientlerin temel bir kaynağını sağlarlar.Yüksek sebze alımı, kronik hastalık riskinin azalmasıyla, daha iyi sindirimle ve şekerli yiyeceklerin sağladığına kıyasla daha tutarlı bir enerji hissiyle ilişkilidir,&quot; diye öneriyor.Kas onarımına ve tokluğa yardımcı olmak için ızgara tavuk, balık veya mercimek ve tofu gibi bitki bazlı seçenekler gibi yağsız proteinler içeren dengeli bir öğüne odaklanın.
Kan şekerini yükseltmeden sürekli enerji sağlayan kinoa, esmer pirinç veya tatlı patates gibi kompleks karbonhidratları ekleyin.
Ispanak, brokoli, havuç veya dolmalık biber gibi sebzeler besin açısından yoğun ve lif açısından zengindir, sindirimi ve kalp sağlığını destekler.Avokado, zeytinyağı veya kuruyemiş gibi sağlıklı yağlar, beyin ve kalp fonksiyonlarını desteklerken lezzeti artırabilir.
Yemekleri bitki çayları veya demlenmiş suyla eşleştirmek sindirimi daha da iyileştirebilir ve dinlendirici bir uyku sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KHnVxTqviE6U3pSmHE_8Fg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kalp, doktoru, asla, yemediği, besinleri, açıkladı:, Kalp, krizi, geçirmeniz, meselesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Milyonlarca kişinin uyguladığı diyetle ilgili çarpıcı sonuç: O hücreleri öldürüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/milyonlarca-kisinin-uyguladigi-diyetle-ilgili-carpici-sonuc-o-hucreleri-oelduruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/milyonlarca-kisinin-uyguladigi-diyetle-ilgili-carpici-sonuc-o-hucreleri-oelduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Ünlülerin tercih ettiği bir diyeti uygulamanın kel kalma ihtimalini artırabileceği yeni bir araştırmayla ortaya konuldu. 


Kardashian&#039;lardan eski Başbakan Rishi Sunak&#039;a kadar, aralıklı oruç yüksek profilli kişiler arasında popüler bir kilo verme stratejisi haline geldi  , ancak bilim insanları bu yeme düzeninin saç köklerini tahrip edebileceğini buldu.Bilim insanları, aralıklı oruç diyetinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini ortaya koydu. Çin&#039;in Zhejiang kentindeki Westlake Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar , bunun muhtemelen diyetin hücreleri sağlıklı saç uzaması için ihtiyaç duydukları enerjiden mahrum bırakmasıyla ilgili olduğunu öne sürdü.Çin&#039;in Zhejiang kentindeki Westlake Üniversitesi&#039;nden kıdemli yazar ve kök hücre biyoloğu Bing Zhang, fareler üzerinde yapılan bulgular hakkında şunları söyledi: &quot;İnsanları aralıklı oruç tutmaktan korkutmak istemiyoruz. Sadece bunun bazı istenmeyen etkileri olabileceğinin farkında olmak önemli.&quot;Diyet, uzun süreler boyunca hiçbir şey yememeyi veya çok az miktarda, genellikle sabahları yemeyi içerir.Bu diyet, haftada iki gün boyunca kalorileri 500-600 arasında sınırlamayı içeren 5:2 diyetini icat eden merhum sağlıklı beslenme gurusu Michael Mosely tarafından popüler hale getirildi.Savunucular, bu yeme planının kilo kaybının ötesinde, bunama riskini azaltmak da dahil olmak üzere bir dizi sağlık yararı sağladığını belirtiyor.Yeni deneyde fareler tıraş edildi ve ardından her 8, 16 veya 48 saatte bir beslendi. Bu, sınırsız yiyeceğe erişimi olan kontrol grubuyla karşılaştırıldı. Sınırsız yiyeceğe erişimi olan kontrol farelerinin tüylerinin çoğu 30 gün sonra yeniden uzamışken, her iki aralıklı oruç rejimindeki farelerde 96 gün sonra sadece kısmi tüy uzaması görüldü.Uzmanlar bunun, saç hücrelerinin beslenmeden alınan enerjiyle düzenli olarak &#039;aktivasyona&#039; ihtiyaç duymasından kaynaklanabileceğini söyledi.Ancak aralıklı oruç, enerji alımını kısıtlayarak saç hücrelerini öldürüyor. Çalışmanın arkasındaki araştırmacılara göre, düzenli beslenmeyen vücut, tercih ettiği enerji kaynağı olan glikoz yerine yağ depolarını kullanabiliyor ve bu da saç hücrelerine zarar veren kimyasalların salınmasına neden olabiliyor.Küçük çaplı bir insan deneyinde 49 genç yetişkin 18 saatlik bir oruca tabi tutuldu.Bilim insanları, on günlük bir süre zarfında, zaman kısıtlamalı bir diyetin, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında saç uzama hızının ortalama yüzde 18 oranında azaldığını buldu.Zhang, &quot;İnsanlarda daha hafif bir etki görüyoruz. Yani, hala saç yeniden uzaması var; sadece normalden biraz daha yavaş,&quot; diyor.Araştırmacılar, bunun sebebinin insanların genetik yapı bakımından birbirlerinden çok farklı olmaları olabileceği, bu nedenle çok çeşitli sonuçlar ortaya çıkabileceği, bazılarının ise beslenme nedeniyle çok daha fazla acı çekebileceği sonucuna vardı.Çinli araştırmacıların bu yılın başlarında yayınladığı bir araştırmada, bu diyet çılgınlığının kalp rahatsızlıklarından ölme riskini iki katına çıkarabileceği ortaya çıktı.20.000 yetişkinin katıldığı araştırmada, günde yalnızca sekiz saat yemek yiyenlerin, ilerleyen yaşlarda kalp krizi ve felç geçirme riskinin neredeyse iki kat daha fazla olduğu bulundu.Çinli araştırmacılar, bulgularını geliştirerek bunların insanlara veya diğer hücrelere aktarılıp aktarılmayacağını görmeyi planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVN628ek50WPPm_y3o1T_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Milyonlarca, kişinin, uyguladığı, diyetle, ilgili, çarpıcı, sonuç:, hücreleri, öldürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün yapılan hata vücutta bakteri üretiyor: Mide enfeksiyonunun da nedeniymiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-yapilan-hata-vucutta-bakteri-uretiyor-mide-enfeksiyonunun-da-nedeniymis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-yapilan-hata-vucutta-bakteri-uretiyor-mide-enfeksiyonunun-da-nedeniymis</guid>
<description><![CDATA[ Genel olarak hijyen temiz eller gerektirir; ancak, ellerimizin olabileceği kadar temiz olmadığını gösteren en belirgin işaretleri genellikle görmezden geliriz. Ellerinizden bakteri veya kir geçebileceği yüzünüzde ve vücudunuzda uyarı işaretleri vardır ve bunlar temiz değildir. Salgınlar, iltihaplanma ve kızarıklık gibi bu semptomlar el hijyenine ihtiyaç olduğunu gösterir. Bu semptomların bilinmesi cilt sağlığını iyileştirmeye ve enfeksiyonları önlemeye yardımcı olur; bu nedenle iyi bir sağlık sağlar. İşte yüzünüzde ve vücudunuzda ellerinizin temiz olmayabileceğini gösteren 10 işaret.Temiz olmayan ellerle gözlerinizi ovuşturmak patojenik bakterileri ve tahriş edici maddeleri yayar, bu nedenle kızarıklık, tahriş ve rahatsızlığa neden olur.Bu, gözde enfeksiyon geliştirme olasılığını artırmıştır; bunun sonucunda ortaya çıkan yaygın enfeksiyonlardan biri de pembe göz olarak da bilinen bir rahatsızlık olan konjonktivittir.Kirli ellerdeki mikroplar küçük kesiklere veya çiziklere geçebilir ve böylece kızarıklığa, şişmeye ve hatta enfeksiyona neden olabilecek bakterileri aktarabilir. Ellerin temiz ve yaraların kapalı tutulması zararlı bakterilerin içeri girmesini önler ve böylece daha hızlı ve daha güvenli iyileşme sağlanır.Yıkanmamış ellerle ağzınıza veya burnunuza dokunmak virüslerin ve bakterilerin vücudunuza girmesine izin verir ve soğuk algınlığı, grip veya diğer enfeksiyonlar gibi sık görülen hastalıkların olasılığını artırır. El hijyenini korumak buna maruz kalmayı azaltır ve böylece daha iyi bir sağlık sağlar.Çoğu zaman kirli eller dudaklarınıza dokunur ve tahrişe, kuruluğa veya küçük enfeksiyonlara neden olan kir ve bakterilerle sonuçlanır. Cilt son derece hassastır ve bu nedenle rahatsızlığa neden olmamak ve zararlı mikropları ve çevreyi uzak tutmak için yüksek düzeyde el bakımı yapılması gerekir.Yıkanmamış eller tırnakların altında mikrop barındırabilir ve zararlı bakteri ve mantarlar için verimli bir zemin sağlar. Bunlar enfeksiyonlara ve kızarıklığa, şişmeye ve hatta ağrıya neden olabilir.Tırnak hijyenine ve el yıkamaya uygun şekilde dikkat edilmesi bunların gerçekleşmemesini ve başkalarına enfeksiyon bulaştırma riskinin nispeten en aza indirilmesini sağlayabilir.Yıkanmamış ellerle yüzünüze dokunmanız nedeniyle tekrarlayan sivilceler oluşur. Bu, cildinizde kir ve bakteri bırakarak gözenekleri tıkayarak sivilce oluşumuna neden olur.Kirli ellerin hassas bölgelere uygulanması, bakterileri ve tahriş edici maddeleri kolayca aktarabilir. Bunlar kızarıklık, döküntü veya rahatsızlığa neden olabilir. Cildin kendi doğal bariyeri etkilenebilir ve bu da artan hassasiyete veya iltihaplanmaya yol açabilir. İyi el hijyeni sağlamak ve hassas bölgelere gerekli olmadıkça temastan kaçınmak, cilt tahrişini önleyebilir.Kirli eller, egzamaya yatkın bireyin hassas cildine bakteri veya tahriş edici maddeler yaydığı için semptomları daha da kötüleştirebilir. Bu kirlenme, artan iltihaplanmaya, kaşıntıya veya alevlenmelere yol açabilir. Uygun el hijyeni ve etkilenen bölgelerle gereksiz temastan kaçınmak, daha fazla tahrişi önlemek ve egzamayı etkili bir şekilde yönetmek için çok önemlidir.Kirli eller, hastalığa neden olan bakterileri yiyeceğe veya doğrudan ağzınıza aktarabilir ve gıda zehirlenmesi gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Bu bakteriler mide bulantısı, mide krampları veya ishal gibi semptomlara bile neden olabilir. Bu şekilde, yiyecekleri tutmadan önce uygun el hijyeni, bu tür sağlık risklerini etkili bir şekilde önleyebilir.Giysilere dokunduğunuz veya vücudunuzu kirli ellerle ovduğunuz anda, vücut kokusunun gelişmesine katkıda bulunan bakteriler aktarılır. Bu bakteriler, koltuk altları gibi terin toplandığı bölgelerde çoğalır ve hoş olmayan bir kokuya neden olur. Düzenli el yıkama ile temiz kalmak bunu önler ve vücut kokusunu kontrol altında tutar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/am0hLpMVbkqYi4lAfxDfsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, yapılan, hata, vücutta, bakteri, üretiyor:, Mide, enfeksiyonunun, nedeniymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu&amp;apos;dan D vitamini uyarısı: Takviyeleri bu besinlerle tüketmek gerekiyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuogludan-d-vitamini-uyarisi-takviyeleri-bu-besinlerle-tuketmek-gerekiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuogludan-d-vitamini-uyarisi-takviyeleri-bu-besinlerle-tuketmek-gerekiyormus</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini vücut için hayati bir öneme sahiptir. Yeterli miktarda D vitamini almak; bağışıklık sistemini güçlendirir, kanser ve kalp hastalıkları, kemikleri,  diyabet ve osteoporoz gibi hastalıklara karşı korur. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, ideal D vitamini seviyesini ve D vitamininin nasıl kullanılması gerektiğini açıkladı.Sağlıklı kemikler, güçlü bağışıklık, diyabet yönetimi için vücudunuz D vitaminine ihtiyaç duyar. D vitamini eksikliği belirtileri depresyon, kemik ağrısı, sık sık soğuk algınlığına yakalanma ve halsizlik gibi şekillerde ortaya çıkabilir.Sağlıklı yaşam önerileriyle dikkat çeken Prof. Dr. Osman Müftüoğlı, &quot;Öncelikle bilelim ki D vitamini eksikliği dünya genelinde giderek büyüyen bir sağlık problemi ve tehdidi olma yolundadır. Özellikle modern yaşamın zorladığı “güneş fakirliği” meselesi, problemi daha da büyütmektedir.&quot; diyorProf. Dr. Osman Müftüoğlu, &quot;D vitamini aslında bir vitamin olup olmadığı bile kuşkuludur ve bana sorarsanız bilimsel adıyla “steroid yapıda bir prohormon”dur.D2 ve D3 olmak üzere bedenimizde iki ayrı formda bulunur.&quot; dedi.Osman Müftüoğlu, &quot;En etkili D vitamini D3 formudur ve onun büyük bir kısmı ultraviyole-V (UV) ışınlarıyla derimizde üretilen, çok az bir kısmı ise yumurta, yağlı balıklar ve süt ürünleriyle besinler sayesinde kazanılan muazzam bir biyolojik güçtür&quot; diyor.D2 formunun ise yeterince etkili olmadığının ve genelde bitkisel kaynaklı besinlerden elde edildiğini vurguluyor.D vitamininin normal aralığı mililitre başına nanogram (ng/mL) olarak ölçülür. 20 ile 50 ng/mL arasında bir seviye vücudun sahip olması gerektiği düşünülen D vitamini seviyeleridir. 12 ng/mL seviyelerinin altı ise düşük olarak kabul edilir.Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, D vitaminin faydalarını şöyle açıklıyor;

Doğal ve kazanılmış bağışıklığın vazgeçilmez molekülüdür.
Otoimmün hastalıklardan korunmanın en önemli ilacıdır.
Muazzam bir anti kanser frendir.
Kalp ve damar hastalıklarının gizli önleyicisidir.
Bağ dokusu ve kemikler için güç kaynağıdır.
Belleğin ve odaklanmanın sessiz bir nöbetçisidir.
Şeker hastalığına karşı frendir.
Bilinen en önemli antioksidanlardan yani paslanma önleyicilerden biridir.
Hipertansiyondan korunmada da işe yaramaktadır.
Karaciğer ve böbrek sağlığının teminatlarından biridir.D vitamininden üst düzeyde bir verim alabilmek için doğru kullanmak gerekiyor. D vitamini takviyelerini kullanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor.Osman Müftüoğlu, D vitamini kullanırken dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor;

Mümkünse damla formları tercih edilmeli.
D3 vitamini ile K2 vitamini birlikte kullanılmalı.
Korunmak için günlük doz çocuklarda 500-1000, yetişkinlerde 2000-5000 ünite civarında olmalı.
Günlük doz 2-3 binden yüksek tutulacaksa doktor onayı alınmalı.
100 bin ve üzeri tek kullanımlık dozlar sadece özel durumlarda ve mutlaka doktor tavsiyesiyle kullanılmalı.
Düzenli ve devamlı kullanım/kazanım tercih edilmeli.
Tok karna ve yoğurt, ayran ya da zeytinyağı gibi yağlı yiyeceklerle birlikte tüketilmeli.
Takviyeler gündüz saatlerinde, mümkünse sabahları alınmalı.
Günlük tek dozda ve düzenli aralıklarla kullanılmalı.
Kan seviyeleri dikkatle takip edilerek doz ayarlaması buna göre yapılmalı, 100’ün üzerindeki rakamlarda takviye bırakılmalı.D vitamini eksikliğinde kişide yorgunluk ön plana çıkar, vücut ağrıları yaygındır, güçsüzlük söz konudur, yürüme güçlüğü bile görülebilir. Daha ciddi eksikliklerde saç dökülmesi, depresyon, göz altı morlukları ve üşüme gibi belirtiler de ortaya çıkar.Her fırsatta doğayla buluşun, güneşsiz günlerde bile açık havada yürüyüş yapın.
Bedeninizi/cildinizi güneşle daha sık buluşturun.
Fırsat buldukça güneşlenin ve öğle saatlerinde güneşlenmeyi tercih edin.
Güneşlenmeden önce 20-30 dakika süreyle koruyucu kullanmayın.
Güneşlendikten sonra duşta keselenip sabunlanmayın.&quot;Güneşlenerek, cildinizi güneşle buluşturarak; bedeninizde doğal yolla ürettiğiniz D3 vitamini takviyelerle dolaylı yoldan kazandığınız D vitamininden çok daha değerlidir. Zira bedeninizin 7 dehidroepikolesterol’den ürettiği doğal D vitamini “SÜLFATLI FORMDA BİR D VİTAMİNİ”dir.Sülfatlı olması nedeniyle de hücrelerinizin hem sulu hem de yağlı bölümlerinde görevini rahatlıkla yerine getirebilmektedir. Takviye D vitaminleri ise sülfatlı değildir ve bu nedenle sadece hücrelerin yağlı bölümlerinde etkili olabilmektedir. İşte bu nedenle D vitaminini güneşlenerek doğal yoldan kazanıp depolamanız daha faydalı ve daha mühimdir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ch5bVGJs6EKK8kxN48z-bw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Osman, Müftüoğludan, vitamini, uyarısı:, Takviyeleri, besinlerle, tüketmek, gerekiyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kan basıncını düşürdüğü ortaya çıktı: 2 fincan içmek vücuttaki iltihabı temizliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kan-basincini-dusurdugu-ortaya-cikti-2-fincan-icmek-vucuttaki-iltihabi-temizliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kan-basincini-dusurdugu-ortaya-cikti-2-fincan-icmek-vucuttaki-iltihabi-temizliyor</guid>
<description><![CDATA[ Ebegümeci bitkisi ve ebegümeci çayı, genel sağlık üzerinde pek çok fayda sağlar.  Bu bitkiyle ilgili yapılan çalışmalar, yüksek antioksidan içeriği nedeniyle kan basıncını, kolesterol seviyesini düşürerek, serbest radikallerle savaşarak kalbi güçlendirebileceğini gösteriyor. Ayrıca insülin duyarlılığını iyileştirebilir, diyabet önlenmesine yardımcı olabilir ve potansiyel olarak kilo kaybına katkıda bulunabilir.Ebegümecinin sadece canlı bir bahçe çiçeği olduğunu mu düşünüyorsunuz? Belki de tekrar düşünmenin zamanı geldi. Tropikal bir çiçek çalısı olan ebegümeci sağlık üzerinde pek çok faydada bulunabilir.Ebegümecinin tohumları, yaprakları, taç yaprakları ve sapları nesillerdir geleneksel tıpta ve yemek hazırlamada kullanılmaktadır. Ayrıca harika bir tada sahiptir.Ebegümeci, çay için ideal olan tatlı, ekşi meyveli bir tada sahiptir. İşte ebegümeci çayının sağlıklı bir yaşam biçimini desteklemesinin birkaç yolu:Research Gate&#039;deki araştırmacılar, çay ve ebegümeci takviyelerinin hem yüksek tansiyonlu hem de yüksek tansiyonu olmayan kişilerde kan basıncını düşürdüğünü keşfettiler.Bir araştırmaya göre, ebegümecinin kan basıncını düşürme yeteneği, kalbinizi güçlendirmeye ve kardiyovasküler hastalıkları önlemeye yardımcı olan kan basıncını düşüren ilaçlarla neredeyse aynıdır. Ek olarak, ebegümeci çayı kan basıncını diğer çay çeşitlerinden daha etkili bir şekilde önemli ölçüde düşürdü.Günümüzde, yüksek kolesterol yaşlı ve genç nesiller arasında en büyük sağlık sorunlarından biridir. Eğer bu sizin de başınıza gelen bir şeyse, ebegümeci çayına yönelin. Vücudunuzdaki yüksek kolesterole neden olan birincil kolesterol olan düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterolünün de ebegümeci çayı içilerek önemli ölçüde azaldığı keşfedildi.Antioksidanlar açısından zengin olan ebegümeci çayını düzenli olarak içmek, vücudunuza serbest radikallerle savaşmak ve oksidatif stresi ve hasarı azaltmak için ihtiyaç duyduğu mühimmatı sağlamaya yardımcı olabilir.Serbest radikaller hücrelerinizi bozabilir ve genel sağlık ve refahınız üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabilir. Serbest radikaller, özellikle ciltte yaşlanma sürecini hızlandırmada önemli bir rol oynar.Diğer çaylarla karşılaştırıldığında, ebegümeci çayının antioksidan konsantrasyonu zirveye fırladı ve hatta iyi bilinen yeşil çayı bile zirveden indirdi. Genç, sağlıklı ve iltihapsız kalmak istiyorsanız, bir veya iki fincan ebegümeci çayı ile antioksidanlarınızı artırmanın zamanı geldi.Farmakognozi ve Fitokimya Bölümü tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ebegümeci çayında bulunan iki madde olan olifenoller ve organik asitler, insüline karşı daha duyarlı olmanıza yardımcı olabilir. İnsülin hormonu, glikozu veya kan şekerini vücut boyunca taşır, böylece yakıt olarak kullanılabilir. Araştırmalar, ebegümeci çayının insanların yüksek kan şekeri seviyelerini önemli ölçüde düşürebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, şekersiz ebegümeci çayı diyabet, prediyabet veya yüksek kan şekeri olan kişiler için harika bir içecektir.Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından yapılan bir araştırma, ebegümeci çayının insanların kilo vermesine ve obez olmaktan kaçınmasına nasıl yardımcı olabileceğini göstermiştir. Çalışmaya göre, 12 hafta sonra ebegümeci özütü vücut ağırlığını, vücut yağını ve vücut kitle indeksini azalttı. Ancak çalışmanın mütevazı boyutu göz önüne alındığında, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_D7IM2oGfUm1IxfEr-pbwg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kan, basıncını, düşürdüğü, ortaya, çıktı:, fincan, içmek, vücuttaki, iltihabı, temizliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;kanser nedeni&amp;quot; dedi: Dünyayı tehdit ediyor, sağlık krizi haline geldi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kanser-nedeni-dedi-dunyayi-tehdit-ediyor-saglik-krizi-haline-geldi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kanser-nedeni-dedi-dunyayi-tehdit-ediyor-saglik-krizi-haline-geldi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıksız beslenme fazla kiloları ve obeziteyi beraberinde getirebiliyor. Kalp rahatsızlıklarının birçoğu obeziteli kişilerde görülüyor. Obezite ilerledikçe kansere bile yol açıyor. Bu nedenle obezite dünya genelinde giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı krizi haline geliyor.Obezite, kişilerin sağlığını olumsuz yönde etkileyen aşırı yağ birikimi olarak tanımlanan bir sağlık sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (DSÖ) göre, vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ve üzeri olan bireyler obez olarak sınıflandırılmaktadır. Modern yaşam tarzının bir sonucu olarak obezite, dünya genelinde giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı krizi haline gelmiştir.Uzmanlar, obezitenin yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmadığını, aynı zamanda toplum sağlığını ve sağlık sistemlerini de tehdit eden ciddi bir küresel sorun olduğunu vurgulamaktadır. Aşırı kilo, diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon ve bazı kanser türleri gibi birçok kronik hastalığa zemin hazırlayarak yaşam kalitesini düşürmekte ve yaşam süresini kısaltmaktadır.Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, &quot;Kalp rahatsızlıklarının birçoğu obeziteli bireylerde görülüyor. Obezite ilerledikçe kansere bile yol açıyor. Vatandaşlara posalı gıdaları yemeyi öneriyoruz. Doyduktan sonra yemek yenilmemesi gerekiyor&quot; dedi.Türkiye&#039;den ve yurt dışından profesörlerin katıldığı çalıştayda, obezite cerrahisi alanındaki gelişmeler masaya yatırıldı. Düzenlenen çalıştay hakkında bilgiler veren Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, obezite farkındalığını arttırmayı hedeflediklerini, obezitenin kontrol altına alınmadığı taktirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi.Obezite hakkında bilgi veren Prof. Dr. Cantürk, &quot;Obezite bilindiği üzere önemli bir halk sağlığı problemi. Bunun cerrahiden önce birtakım yaşam tarzı değişiklikleriyle engellenmesi hedefleniyor. Vücut bütünlüğünü bozmadan zayıflayamayan insanlara tedavi yapılıyor. Obezite hem halk sağlığı problemi hem de birçok hastalığın gerekçesi. Kalp rahatsızlıklarının birçoğu obeziteli bireylerde görülüyor. Obezite kansere de yol açabiliyor. Üniversitemizde bu alanda cerrahi işlemler yapılabiliyor. Yaklaşık 8-10 yıldır aktif olarak bu alan üzerine çalışıyoruz. Bugün 4.&#039;sü düzenlenen obezite toplantısında da çok kıymetli arkadaşlarımızla bir araya geldik ve obezite cerrahisi konusundaki son gelişmeleri meslektaşlarımızla ele aldık. Bir diğer hedefimizde obezite farkındalığını arttırmak ve bunun üzerine çalışmalar yaptık. Obezite cerrahisine yeni açılımlar sağlamak için elimizden geleni yapacağız&quot; diye konuştu.Obeziteye yakalanmamak için yapılması gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Cantürk, &quot;Obezite ilerledikçe kansere bile yol açıyor. O yüzden vatandaşları bu konuda hassas davranmaya teşvik ediyoruz. Dengeli beslenmek çok önemli. Yaşam tarzlarının değişmesi gerekiyor. Egzersiz ve sosyal alışkanlıkların arttırılması önemli. Sedanter olmak hem sağlığı hem fiziki görüntüyü etkiliyor.Vatandaşlara posalı gıdaları yemeyi öneriyoruz. Doyduktan sonra yemek yenilmemesi gerekiyor. Bunlarla düzelemediği zaman obezite cerrahisinden faydalanabilirler. Tabi umarız bunlara gerek kalmadan farkındalığı arttırırız ve halkımızın sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlarız&quot; şeklinde konuştu&quot;KOÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sertaç Ata Güler, düzenledikleri çalıştayla obezite cerrahisine katkıda bulunmak istediklerini belirterek, çalıştayın Türkiye&#039;deki ve yurt dışındaki hocalar için toplantı programları şeklinde olacağını söyledi. Çalıştaya ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Güler, obezite ameliyatlarında yaşananlarının burada toplantıda izletildiğini ve üzerine münazara edildiğini belirtti.Doç. Dr. Güler, &quot;Bu seneki temel konumuz revizyon cerrahileri. Yani daha önce mide ameliyatı olup tedavi görüp tekrardan bu hastalığa yakalananları ele alacağız. Canlı panel şeklinde bu konuları gündeme alacağız. Modern çağda obezite her geçen gün artmakta. Dünya Sağlık Örgütü de artık obeziteyi hastalık olarak tanımlamakta.Obezite sadece bir şişmanlık değil, etrafında getirdiği diğer rahatsızlıklarla ölüme kadar giden ciddi bir mesele. Şunu unutmamalıyız ki bunun da çözümü var. Obezite merkezlerimizden herkes bu konuda tıbbi yardım alabilir&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eqrn-Xcn0kKLdTTinDK-dQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 17:04:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, kanser, nedeni, dedi:, Dünyayı, tehdit, ediyor, sağlık, krizi, haline, geldi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğeri sigara dumanından temizliyor: Vücuttan nikotini söküp atan tek besin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/akcigeri-sigara-dumanindan-temizliyor-vucuttan-nikotini-soekup-atan-tek-besin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/akcigeri-sigara-dumanindan-temizliyor-vucuttan-nikotini-soekup-atan-tek-besin</guid>
<description><![CDATA[ Sağlığa ve özellikle de akciğer sağlığına zarar veren en kötü alışkanlıklardan biri sigara içmek. Sigara içmenin sağlığa olan zararları herkes tarafından biliniyor ancak yine de bu kötü alışkanlıktan vazgeçmekte zorlanan pek çok kişi var.Sağlıklı akciğerlere sahip olmak ve akciğeri temizlemek için tüketmeniz gereken bazı besinoler var. Çevre duyarlılığına sahip olmak ve ekolojik dengeyi bozup hava kirliliğine, iklim değişikliğine yol açan her şeye kendi günlük yaşamımızda yapacağımız değişikliklerle başlayarak karşı koymak akciğer sağlığınızı korumanıza yardımcı olacak ilk adımlardan biri olabilir.Tütün ve tütün ürünlerinin her çeşidinden (elektronik sigaralar da dahil) uzak durmak, programlı ve bilinçli, hayatın içine yedirilmiş spor alışkanlıkları edinmek ve sürdürmek de akciğer sağlığınızı koruyabilmek için uygulamanız gereken ikinci en önemli adımlardan biri.Akciğeri temizlemek ve akciğer sağlığını desteklemek için sigarayı bırakmanız şart. Bunun yanı sıra beslenme listenize ekleyeceğiniz bazı gıdalar sayesinde akciğerlerinizi temizlemeniz ve daha sağlıklı nefes almanız da mümkün olabilir. Akciğer sağlığı ile beslenme arasında güçlü bir ilişki vardır. Doğru beslenme alışkanlıkları, akciğer fonksiyonlarını destekler ve hastalık riskini azaltabilirYüksek tuz alımı, su tutulumuna yol açarak akciğerlerin etkin çalışmasını engelleyebilir. Katkı maddeleri ve trans yağlar içeren gıdalar enflamasyonu artırabilir. Fazla şeker, oksidatif strese neden olarak akciğer fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bu içeriğe sahip gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Peki, akciğeri temizleyen besinler nelerdir?Tere (Lepidium sativum), sağlıklı bir bitki olarak bilinir ve genellikle akciğer sağlığı için faydalı özellikleriyle öne çıkar. Terenin içerisindeki kükürt bileşenleri, akciğerlerde biriken toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir.
Bu özellik, özellikle sigara kullanan kişiler veya hava kirliliğine maruz kalanlar için faydalı olabilir. Tere, balgamı yumuşatıcı etkisiyle bilinir. Özellikle üst solunum yolları ve akciğerlerdeki tıkanıklıkların giderilmesinde yardımcı olabilir.Antioksidan ve antinflamatuar etkileri çok yoğun olan E vitamini ve polifenollerden çok zengindir. Astım hastalığından koruyucu etkisi ve özellikle KOAH hastalığı olan bireylerde atak sıklığını azaltıcı etkisi, çalışmalarda gösterilmiştir.Pancar tüketiminin KOAH ve pulmoner hipertansiyon hastalarında kondisyon ve akciğer fonksiyonlarının arttığı kanıtlanmıştır. Pancar ayrıca hepsi de akciğer sağlığı için büyük öneme sahip olan magnezyum, potasyum, vitamin C ve karotenoid antioksidanlardan yana da zengindir. Bu nedenle diyet listenize pancar ekleyip akciğer sağlığınızı desteklemeye yardımcı olabilirsiniz.Kırmızı tatlı biber C vitamini bakımından en zengin olan gıdalar arasında yer alır. Özellikle sigara içenlerin bu en önemli antioksidanı çok tüketmeleri gerekir.
Çalışmalar yüksek doz C vitamini alanların daha düşük miktarda alanlara göre daha iyi akciğer fonksiyonlarına sahip olduğunu gösteriyor. Uzmanlar bu nedenle kırmızı tatlı biber tüketimini özellikle sigara içenlere sıklıkla öneriyor.Zerdeçal çok güçlü antioksidan ve antiinflamatuar etkileri nedeniyle vücudun genel sağlığını korumaya yardımcı olur.Sigara içen bireyler arasında yapılan bir çalışmada diyetlerinde yüksek miktarda kurkumin olanlar ve hiç tüketmeyenler karşılaştırılmış ve kurkumin tüketenlerin yaklaşık %10 daha iyi akciğer fonksiyonlarına sahip olduğu gösterilmiştir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ISEMQjCgUkqSJdKr0ZVqQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, sigara, dumanından, temizliyor:, Vücuttan, nikotini, söküp, atan, tek, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü demir kaynağı oymuş: Yüksek oranda demir minerali içeriyor, organları güçlendiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-demir-kaynagi-oymus-yuksek-oranda-demir-minerali-iceriyor-organlari-guclendiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-demir-kaynagi-oymus-yuksek-oranda-demir-minerali-iceriyor-organlari-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Yorgunluk, baş ağrısı, kalp atış hızında değişiklik, nefes darlığı, baş dönmesi, cilt renginde solukluk ve el ve ayaklarda soğukluk ve üşüme gibi belirtiler demir eksikliğinden kaynaklı olabilir. Vücudunuz demir mineralini kendisi üretmez. Bu nedenle besinler yoluyla vücudunuzun demir ihtiyacını karşılamanız gerekir. Bazı besinlerde demir minerali bolca bulunur. Çinko, manganez, magnezyum ve K vitamini gibi bileşenler içeren bu besinler vücudun genel sağlığını da iyileştirir.Demir eksikliği, vücudun dokularına oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinin yeterli ve sağlıklı miktarda bulunmaması olarak açıklanır. Demir eksikliği olan kişilerde bu durum çeşitli belirtilerle ortaya çıkar.Yorgunluk, baş ağrısı, kalp atış hızında değişiklik, nefes darlığı, baş dönmesi, cilt renginde solukluk ve el ve ayaklarda soğukluk ve üşüme gibi şikayetler demir eksiliği olan kişilerde görülebilir.Demir eksikliğinin en önemli nedenleri demir yönünden yetersiz beslenme, vücudun besinlerden demiri almasını engelleyen emilim bozuklukları, fazla çay-kahve tüketimi, regl, gebelik, iç kanama, idrar yolu ve mide kanamaları gibi kan kaybına neden olan durumlar, bağırsaklarda kurt enfeksiyonu ve kanserdir.Demir mineralini vücut kendisi üretmez. Bu nedenle dışarıdan vücuda demir yüklemeniz gerekir.Vücudun demir ihtiyacını karşılamak için kullanacağınız pek çok takviye ürün bulunur. Ancak bilinçsiz takviye kullanımı sağlığınızı tehdit edebilir. Bu nedenle demir eksikliği demir zengini vitaminler tüketerek azaltabilmeniz mümkün.Besinlerde demir iki formda bulunur. Günlük demir ihtiyacı kişinin cinsiyetine, yaşına ve sahip olduğu kronik hastalıklara göre değişkenlik gösterebilir. Kadınlar regl sırasında kanda kaybedilen demir miktarını yerine koymak için daha fazla demire ihtiyaç duyabilirler. Menopoz dönemine kadar kadınların erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla demire ihtiyacı olabilir.Demir ihtiyacını karşılamak için demir zengini gıdaları beslenme listenize eklemeniz önerilir. Peki, demir içeriği yüksek olan besinler nelerdir?Karaciğer, beyin, böbrek, akciğer, dalak gibi sakatatlar, yüksek oranda demir içerir. Ortalama 100 gram sakatat, 6.5 mg demir içeriğine sahiptir. Ayrıca sakatatlar, A vitamini ve kolin gibi besin maddeleri açısından da zengindir.İstiridye, midye, karides gibi kabuklu deniz ürünleri yüksek oranda demir içerir. Ortalama 100 gram kabuklu deniz ürünü, 3 mg demir içeriğine sahiptir ve bu miktar hem demir olduğu için vücut tarafından yüksek oranda emilir.Balık, Omega 3 yağ asitlerinin yanı sıra demir açısından da zengin bir besindir. Özellikle ton balığı, demir için iyi bir kaynaktır. 85 gram ton balığı konservesi, yaklaşık 1.4 mg demir içerir. Ayrıca mezgit, sardalya, uskumru gibi balıklar da demir açısından zengin besinlere iyi birer örnektirIspanak, demir açısından zengin olmasının yanı sıra C vitamini içeriğiyle de bağışıklık sistemini destekleyen besinler arasında yer alır. 100 gram çiğ ıspanak, yaklaşık 2.7 miligram demir içerir.
Bu miktar hem olmayan demir içeriğinden dolayı vücut tarafından az emilir. Ancak ıspanaktaki C vitamini demir emilimini önemli derecede artırdığı için iyi bir demir kaynağıdır.Çinko, manganez, magnezyum ve K vitamini gibi bileşenler içeren kabak çekirdeği, demir açısından da zengindir. Bir avuç, yani yaklaşık 28 gram kabak çekirdeği, 2.5 miligram demir içerir.Kırmızı et, erişilebilir hem demir kaynaklarının başında yer alır. Demirin yanı sıra çinko, selenyum ve B vitaminleri açısından da zengin olan kırmızı et, iyi bir protein kaynağıdır. 100 gram kırmızı et, yaklaşık 2.7 miligram demir içerir ve bu miktar vücut tarafından kolayca emilir.Tatlı, lezzetli ve sulu olan çilekler güçlü bir tada ve lezzetli bir tada sahiptir. Keklerden, dondurmalardan, tatlılardan, smoothielerden şekerlemelere kadar çeşitli mutfak hazırlıklarında yaygın olarak kullanılır. Bir fincan veya 144 gram çilek, önerilen günlük alımın %4&#039;ü olan 0,6 miligram demir içerir. Çilekler demir açısından zengin meyveler arasındadır ve bunları portakal veya domates gibi C vitamini açısından zengin yiyeceklerle eşleştirmek daha iyi demir emilimine yol açabilir.İncirler iyi bir demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum kaynağıdır.
Çiğ bir incir, önerilen günlük demir miktarının yaklaşık %1&#039;ini içerir. Kuru incirler, taze incirlere kıyasla daha yoğun bir demir dozuna sahiptir.
Ayrıca bol miktarda manganez, çinko, bakır, nikel ve stronsiyum içerirler. Kuru incirler, kronik hastalıkları uzak tutmaya yardımcı olabilecek fitokimyasallar ve antioksidanlar açısından zengin bir kaynaktır.Kuruyemişler ve tohumlar zengin bir demir kaynağıdır. Antep fıstığı, badem, kaju fıstığı, çam fıstığı, macadamia fıstığı, kabak çekirdeği, susam tohumu, keten tohumu ve kenevir tohumu gibi kuruyemişleri ve tohumları düzenli olarak tüketmek vücudunuzdaki optimum demir seviyelerini korumaya yardımcı olabilir.
Demir dışında, kuruyemişler ve tohumlar aynı zamanda lif, protein, vitamin ve minerallerin de bir güç merkezidir.Brokoli lahana ailesine ait ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B9doOqU06EWPBbueVVKWSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, demir, kaynağı, oymuş:, Yüksek, oranda, demir, minerali, içeriyor, organları, güçlendiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beynin sırları ortaya çıkıyor: &amp;quot;Meğer hiçbir şey bilmiyormuşuz&amp;quot;</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beynin-sirlari-ortaya-cikiyor-meger-hicbir-sey-bilmiyormusuz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beynin-sirlari-ortaya-cikiyor-meger-hicbir-sey-bilmiyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Beyin cerrahlarının iş birliğiyle gerçekleştirilen bir çalışmada ortaya çıkan sonuç herkesi şaşırttı. İnsan beyninin işleyişine dair bilgiler yapılan araştırmada &quot;Hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi hissettik&quot; diyen bilim insanları araştırmanın detaylarını da paylaştı.Avusturya Bilim ve Teknoloji Enstitüsü (ISTA) Jonas Grubu ve Viyana Tıp Üniversitesi&#039;nin beyin cerrahları iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırma, insan belleğinin nasıl depolandığı ve geri çağrıldığına dair önemli yeni bulgular sunuyor. Çalışma, özellikle insan hipokampusundaki benzersiz özelliklerin anlaşılmasına odaklanıyor.Bellek ve öğrenmenin merkezi olan hipokampus, bilgi işleme ve desen tamamlama süreçlerinde kritik bir role sahiptir. Ancak insan beyni, fare beyninin basit bir büyütülmüş hali değildir.Jonas ve ekibi, epilepsi tedavisi için hipokampusun bir kısmının cerrahi olarak çıkarıldığı hastalardan elde edilen dokularla bu farklılıkları ortaya koydu.Bu tür ameliyatlar sırasında, sağlam hipokampus dokusu elde etmek nadir bir fırsattır. Ekip, epilepsi hastalarından alınan 17 sağlam doku örneği üzerinde ileri deneysel teknikler uygulayarak insan CA3 bölgesinin bağlantılarının daha seyrek, ancak sinapslarının daha güvenilir ve hassas olduğunu keşfetti.Hayvan modelleri, beyin araştırmalarında büyük önem taşısa da insan hipokampusu üzerine yapılan bu araştırma, insan beynine özgü farklılıkları vurguluyor.ISTA&#039;dan Jake Watson, &quot;Farelerle çalışırken hipokampusun her şeyinin zaten bilindiğini düşünüyordum. Ancak ilk insan örneklerini incelediğimde, insan hipokampusunun fiziği, hücresel organizasyonu ve bağlantıları hakkında ne kadar az şey bildiğimizi fark ettik,&quot; diyor.Araştırmacılar, insan CA3 ağının hesaplama kapasitesini modelleyerek, bu özgün bağlantıların belleğin depolanması ve geri çağrılmasında nasıl daha verimli olduğunu gösterdi.&quot;Bu modelle, insan sinir ağının daha yüksek bellek kapasitesi sunduğunu kanıtladık,&quot; diyen Jonas, insan beyninin bilgi kodlamadaki üstünlüğüne dikkat çekiyor.Canlı insan dokusu elde etmenin nadirliği, lojistik açıdan zorluklar doğuruyor. Araştırma ekibi, ameliyatlardan gelen dokular üzerinde çalışmak için diğer projelerini aniden durdurmak zorunda kalabiliyor.ISTA&#039;dan Jake Watson, &quot;Bir sabah ameliyat edilen hastanın dokusunu incelerken, aynı anda hastanın hastanede iyileştiğini bilmek oldukça sıra dışı bir deneyimdi,&quot; diyor.Bu çalışma, bilim insanlarının ve sağlık uzmanlarının insan beynini yeniden değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor.Jonas, &quot;İnsan beyni üzerine yapılacak her çalışma, bu karmaşık organı daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır,&quot; diyerek bu alandaki iş birliğinin önemine vurgu yapıyor.Araştırma, hayvan modellerine dayalı çalışmaların ötesine geçerek insan beynine özgü bağlantıların ve işlevlerin anlaşılmasında çığır açıcı bir adım olarak görülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KS6WN4rshk2qWQRtyNs7lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beynin, sırları, ortaya, çıkıyor:, Meğer, hiçbir, şey, bilmiyormuşuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüzde 200&amp;apos;den fazla C vitamini içeriyor: Tek bir tanesi şifa bulmaya yetiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yuzde-200den-fazla-c-vitamini-iceriyor-tek-bir-tanesi-sifa-bulmaya-yetiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yuzde-200den-fazla-c-vitamini-iceriyor-tek-bir-tanesi-sifa-bulmaya-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Guava ve elma, vücuda belirgin besinsel faydalar sunar. Guava, bağışıklığı güçlendiren önemli ölçüde daha yüksek C vitamini içeriğine sahipken, elma lif bakımından üstündür ve sindirime yardımcı olur. Kaloriye dikkat eden kişiler guavanın daha düşük kalorili olmasını takdir edecektir. Her iki meyve de antioksidan içerir; guava likopen açısından zengindir ve elma faydalı flavonoidler içerir. Peki, hangisi daha sağlıklı?Meyveler, vücudun beslenmesini ve sağlığını korumada büyük bir rol oynar. Bol miktarda bulunan ve kolayca bulunabilen birkaç meyveden yaygın olanları guava ve elmadır. Her ikisi de besin açısından yoğun meyvelerdir, doğal olarak bulunurlar ve lezzetlidirler.Ancak ikisi arasında bir karşılaştırma, bilinçli kararlar almanıza yardımcı olabilir. Meyveleri tercihinize, zevkinize ve en önemlisi sağlık hedeflerinize göre seçebilirsiniz.Guava, olağanüstü C vitamini içeriğiyle ünlüdür. Tek bir guava, önerilen günlük C vitamini alımının %200&#039;ünden fazlasını sağlar ve bu da onu bağışıklığı güçlendirmek, cilt sağlığını iyileştirmek ve oksidatif stresle savaşmak için bir güç merkezi yapar. Buna karşılık, bir elma yalnızca mütevazı miktarda C vitamini içerir, orta boy bir meyvede önerilen günlük değerin yaklaşık %14&#039;ü.Ancak elmalar lif içeriğiyle parlar. Orta boy bir elma, özellikle pektin olmak üzere yaklaşık 4 gram diyet lifi sağlar. Guava da lif içerir, ancak biraz daha az, meyve başına yaklaşık 3 gram sunar. Lif, sindirim sağlığı için faydalıdır ve kolesterol seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur. Buna rağmen, guava hem çözünür hem de çözünmez lif sağlar ve bu da onu sindirim sağlığı için çok yönlü bir seçim haline getirir.Kalori diyeti yapanlar için, her iki meyve de düşük kalorilidir ancak biraz farklıdır. Orta boy bir elma yaklaşık 95 kaloriye sahipken, orta boy bir guava yaklaşık 68 kaloriye sahiptir. Her ikisi de kilo yönetimi için mükemmel seçimlerdir, ancak guava daha az kalori sunar ve daha fazla besinle doludur.Makrobesinler açısından guava, 1 gramdan az protein içeren bir elmadan daha fazla proteine ​​(meyve başına 2,6 gram) sahiptir. Protein, kas onarımında, enerjide ve genel vücut fonksiyonlarında hayati bir rol oynar ve guavayı protein desteği için biraz daha iyi bir seçenek haline getirir.Guava, serbest radikallerle savaştığı, iltihabı azalttığı ve dolayısıyla kanser ve kalp hastalığı gibi kronik hastalık riskini düşürdüğü bilinen likopen ve kuersetin de dahil olmak üzere en güçlü antioksidan kaynaklarından biridir. Pembe etli guavadaki yüksek likopen içeriği, prostat ve meme sağlığı için özellikle yararlı olmuştur.Elmalar da antioksidan bölümünde geri kalmaz. Kuersetin ve kateşinler gibi anti-inflamatuar ve kalp koruyucu özelliklere sahip flavonoidler açısından zengindirler. Elmanın kabuğu, bu antioksidanların çoğunun yoğunlaştığı yerdir, bu nedenle elmaları soyulmamış olarak tüketmek faydalarını en üst düzeye çıkarır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WLy7IeABUUWgU8Pjgb7nmA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yüzde, 200den, fazla, vitamini, içeriyor:, Tek, bir, tanesi, şifa, bulmaya, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri aylar öncesinden 5 belirtiyle &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor: Herkesin görmezden geldiği işaret</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kolon-kanseri-aylar-oencesinden-5-belirtiyle-geliyorum-diyor-herkesin-goermezden-geldigi-isaret</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kolon-kanseri-aylar-oencesinden-5-belirtiyle-geliyorum-diyor-herkesin-goermezden-geldigi-isaret</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanser, hem dünyada hem de Türkiye&#039;de en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Genellikle sinsi ilerleyen bu kanser türlü, aylar öncesinden bazı belirtilerle kendini gösterebiliyor. Kimsenin önemsemediği bu belirtiler erken teşhis için hayati önem taşıyor.Kolon kanseri, diğer adıyla kolorektal kanser ya da kalın bağırsak kanseri, dünya genelinde en yaygın görülen kanser tülerinden biri.Kolon kanseri, dünya genelinde en sık görülen üçünc kanser türü arasında yer alıyor ve ölümler arasında ikinci sırada bulunuyor.Kolon kanseri genellikle 50 yaş üzeri erkeklerde daha sık görülüyor. Ancak kadınlar arasında da oldukça yaygın görülen kanser türü arasında yer alıyor.Kolon kanseri, gelişmiş ülkelerde (Kuzey Amerika, Avrupa, Avustralya) daha sık rastlanır. Bu durum beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve tarama programlarının yaygınlığıyla ilişkilidir. Ancak son yıllarda Asya ve Afrika gibi bölgelerde de vaka sayılarında artış gözlenmektedir.Türkiye&#039;de ise en sık görülen kanser türleri arasında ilk 5&#039;te yer alan kolon kanseri, genellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde daha yaygın olmakla birlikte, son yıllarda genç bireylerde görülme sıklığı artmaktadır.Kolon kanseri, bağırsakta gelişen poliplerin zamanla kansere dönüşmesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır. İlk evrelerde belirti göstermeyebilir, ancak ilerleyen aşamalarda dışkıda kan, karın ağrısı, kilo kaybı ve bağırsak hareketlerinde değişiklikler gibi belirtiler ortaya çıkabilir.Erken teşhisle cerrahi müdahale, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri sayesinde başarılı sonuçlar alınabilir. Düzenli taramalar ve sağlıklı bir yaşam tarzı, kolon kanseri riskini azaltmada önemli bir rol oynar. Kolon kanseri hakkında bilgi sahibi olmak, hastalığın erken evrede tespit edilmesini sağlar.Genetik faktörler: Ailesinde daha önce kolorektal kanser görülen kişinin kanser riski fazladır. Kalıtsal genetik faktörler, risk oranını arttırır. Genetik kolorektal kanserler hastalığın sadece %5-10’u oluşturmasına rağmen, bu genetik faktörleri taşıyan insanların hastalanma yaşı diğer kolon kanseri hastalardan daha gençtir ve daha fazla yaşamsal risk taşırYaş: Kolon kanseri riski yaşla birlikte artar çoğunlukla 50 yaş üzeri kişilerde görülür. 60 yaşın üzerindeki hastaların kolon ve rektum kanserlerine yakalanma oranı, 40 yaş altındaki kişilere göre 10 kat daha fazladır.Bağırsak iltihapları: Enfeksiyona bağlı olarak kolon mukozasında oluşan ülser yani ülseratif kolit ile ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde yer alan aralıklı iltihaplar ile ortaya çıkan Crohn hastalığı olmak üzere iki çeşit iltihap bulunur.Beslenme: Posasız gıda tüketimi, kabızlığı artırarak dışkının uzun süre bağırsak içinde kalmasına ve o bölgenin kanserleşerek kolon kanseri oluşmasına neden olur. Şarküteri ürünleri, salamuralar, tütsülenmiş etler, mangal türü yiyecekler ve kızartmalar, kabızlık yapan yiyeceklerdirObezite: Kadın ya da erkek fark etmeksizin, aşırı kilo kolon kanseri riskini artırır.Sigara: Yapılan birçok araştırmalarda sigara tüketimi ile kolon kanseri arasında ilişki olduğunu belirtilmiştir.Kolon kanseri erken evrelerde belirti vermeyebilir, ancak bazı belirtiler dikkat çekici olabilir. Bu erken belirtileri fark etmek, hastalığın daha ciddi hale gelmeden tedavi edilmesini sağlar.Bu 5 belirti genellikle aylar öncesinden ortaya çıkabiliyor ve kolon kanserinin ilk işareti olabiliyor. Bu nedenle erken teşhiste de hayati önem taşıyor. KABIZLIK VE SIK GÖRÜLEN SİNDİRİM SORUNLARISindirim sorunları genel sağlığınızı da olumsuz etkiler. Bazen önemsemediğiniz kabızlık gibi sindirim problemleri aslında çok ciddi sonuçlara neden olabilir. Bağırsak alışkanlıklarında ani bir değişiklik, özellikle de son zamanlarda kabızlık başlangıcı, kolon kanseri belirtisi olabilir. Kabızlık yaygın bir durum olsa da ve genellikle diyet, stres veya dehidratasyondan kaynaklansa da, devam eden veya kötüleşen bir durum, bir tümörün neden olduğu kolon tıkanıklığına işaret ediyor olabilir. Bu, özellikle kabızlığa karın ağrısı veya dışkıda kan gibi diğer semptomlar eşlik ediyorsa endişe vericidir. Açıklanamayan kabızlık yaşayan genç yetişkinler, özellikle de normal bağırsak düzenlerinden saptığında, ciddi durumları ekarte etmek için tıbbi yardım almalıdır.İstem dışı kilo kaybı, kolon kanseri de dahil olmak üzere birçok kanser türü için kırmızı bayraktır. Genç bir yetişkin diyetini veya egzersiz alışkanlıklarını değiştirmeden önemli miktarda kilo verirse, daha fazla araştırma yapmak önemlidir. Kanser hücreleri vücudun metabolizmasını değiştirebilir ve kişi normal yemek yediğinde bile kilo kaybına yol açabilir.Ek olarak, kolondaki bir tümör kişinin kendini çabuk tok hissetmesine veya iştahını kaybetmesine neden olarak kilo kaybına katkıda bulunabilir. Kiloda ani veya açıklanamayan değişiklikler, özellikle karın ağrısı veya bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler gibi diğer semptomlarla birlikteyse, bir sağlık uzmanıyla görüşülmelidir.Kalıcı veya açıklanamayan karın ağrısı, kolon kan ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YwhGznqXHUmh74225Goc1g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, aylar, öncesinden, belirtiyle, geliyorum, diyor:, Herkesin, görmezden, geldiği, işaret</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Diyabetli çocuklar sensör bekliyordu: Artık SGK listesinde!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/diyabetli-cocuklar-sensoer-bekliyordu-artik-sgk-listesinde</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/diyabetli-cocuklar-sensoer-bekliyordu-artik-sgk-listesinde</guid>
<description><![CDATA[ Tip 1 diyabet hastası çocukların &quot;diyabet sensörü&quot; SGK&#039;nın geri ödeme listesine alındı. Kan bileşenleri ve hemodiyaliz tedavisi ödeme fiyatları da artırıldı.Sağlık Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklik, Resmi Gazete&#039;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Böylece, 18 yaş altı tip 1 diyabet hastası çocuklarda parmak ucuna iğne batırılarak yapılan şeker ölçümlerini ortadan kaldıran, sürekli kan şekeri takibine olanak sağlayan &quot;sensörlü glikoz izlem cihazlarının&quot; geri ödeme kapsamına alındı.Gelişmeyi değerlendiren  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, &quot;Vatandaşlarımız, Bilimsel Komisyon&#039;dan onay alacak ölçüm cihazlarını, uzman hekimlerimizin reçete etmesi ile kısa sürede medikallerden temin edebilecek&quot; dedi.Kan bileşenleri ve hemodiyaliz tedavisinin SGK geri ödeme fiyatları da yüzde 45 artırıldı. Kemik iliği nakli öncesi hazırlık sürecinde kullanılan ilacın hasta onay kuralı kaldırılarak ilaca erişim kolaylaştırıldı.Akciğer kanseri tedavisinde kullanılan akıllı ilaca hastaların daha erken dönemde erişimleri sağlandı.Ayrıca mitokondriyal sitopati hastalarına aylık 800 lira ödeme yapılmasına karar verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5zfdDEwtOU-4JUAiW0yH1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Diyabetli, çocuklar, sensör, bekliyordu:, Artık, SGK, listesinde</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hazımsızlığa iyi gelen 7 rahatlatıcı bitki: Bağırsakları çalıştırıyor, karaciğeri toksinlerden arındırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/hazimsizliga-iyi-gelen-7-rahatlatici-bitki-bagirsaklari-calistiriyor-karacigeri-toksinlerden-arindiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/hazimsizliga-iyi-gelen-7-rahatlatici-bitki-bagirsaklari-calistiriyor-karacigeri-toksinlerden-arindiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sindirim sorunları bazen yemekten sonra kendimizi gerçekten rahatsız hissetmemize neden olabilir. Ancak bitki çayları, sindirim sorunlarını çözme ve bağırsak sağlığını iyileştirme açısından doğal bir tedavi görevi görebilir. Çeşitli tıbbi özellikler açısından zengin olan bu çaylar sadece mideyi yatıştırmakla kalmaz, aynı zamanda çok sayıda sağlık faydası da sağlar.Nane çayı, sindirim sağlığı için faydalarla dolu, herhangi bir yemeği sonlandırmanın keyifli bir yoludur. Eski Mısır zamanlarından beri kullanılan nane, hazımsızlığı tedavi etmede etkili olan mentol içerir.Sindirim sisteminin kaslarını gevşeterek karın ağrısını ve irritabl bağırsak sendromuyla ilgili semptomları hafifletmeye yardımcı olur. Bu rahatlatıcı çay, mide bulantısını önlerken gazı ve şişkinliği azaltabilir. Taze veya kurutulmuş nane yapraklarını 5-10 dakika sıcak suda demleyin. Ekstra lezzet için bal veya limon ekleyin.Zencefil, sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olmanıza yardımcı olur. Mide bulantısını yatıştırma yeteneğiyle bilinen zencefil çayı, özellikle hamilelik sırasında faydalıdır ancak hareket hastalığı ve kemoterapi kaynaklı mide bulantısı gibi çeşitli mide rahatsızlıklarını hafifleterek herkese fayda sağlar.Zencefil tükürük ve safra üretimini uyararak düzgün sindirimi destekler. Dilimlenmiş zencefili 10-15 dakika suda kaynatın. İsterseniz süzün ve bal ve limon ekleyinRezene çayı, sindirim şikayetlerine karşı yatıştırıcı özellikleriyle ünlüdür. İltihap önleyici ve antimikrobiyal bir bitki olan rezene, bağırsak dengesini geri kazandırır ve sağlıklı sindirimi teşvik eder.Fesleğen çayı sindirime yardımcı olurken aynı zamanda sindirim sorunlarının yaygın tetikleyicisi olan stresi azaltır. Adaptojenik özellikleri vücudun stresle başa çıkmasına yardımcı olur ve gaz ve şişkinliği azaltarak sindirim sağlığını iyileştirir. Taze veya kurutulmuş tulsi yapraklarını 5-7 dakika sıcak suda bekletin. Tatlılık için bal ekleyin.Papatya çayı sakinleştirici etkileriyle bilinir ancak aynı zamanda önemli sindirim faydaları da sunar. Anti-inflamatuar özellikleri sindirim sisteminin kaslarını gevşetir, rahatsızlığı azaltır ve daha iyi sindirimi destekler.
Papatya, çeşitli mide sorunlarıyla bağlantılı ağrı semptomlarını ve iltihabı hafifletebilir. Huzurlu bir fincan için bir papatya çayı poşetini veya bir çay kaşığı kurutulmuş papatya çiçeğini sıcak suda bekleİshal ve hazımsızlığa neden olabilen zararlı bakterilerle savaşırken, huzursuz bağırsak sendromu (IBS) semptomlarını hafifletir. Bir yemek kaşığı rezene tohumunu ezin ve 5-7 dakika sıcak suda bekletin. Süzün ve tadını çıkarın.Tarçın çayı rahatlatıcı bir tadı güçlü sindirim faydalarıyla birleştirir. Antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özellikleriyle bilinen tarçın, sindirimi uyarırken kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Bağırsaktaki zararlı bakterilerle savaşır ve genel sindirim sağlığını destekler. Tarçın çubuklarını kaynar suda 10-15 dakika kaynatın. Süzün ve bir miktar bal ile tadını çıkarınMeyan kökü, bağırsak sağlığını desteklerken bitki çaylarına doğal olarak tatlı bir tat katar. Yüzyıllardır bir çare olarak kullanılmış olup, asit reflüsünü ve mide ekşimesini etkili bir şekilde yatıştırırken karaciğeri toksinlerden korur. Meyan kökü çayı mide astarını yatıştırır ve bu da tahriş veya iltihabı olanlar için uygun hale getirir. Meyan kökünü süzmeden önce yaklaşık 10 dakika suda kaynatın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NEHl4cSgZkK0ys8kFaw02A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Hazımsızlığa, iyi, gelen, rahatlatıcı, bitki:, Bağırsakları, çalıştırıyor, karaciğeri, toksinlerden, arındırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Amerikan Kalp Derneği öneriyor: Yüksek kolesterolü düşürmenin yolu onda gizli</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/amerikan-kalp-dernegi-oeneriyor-yuksek-kolesterolu-dusurmenin-yolu-onda-gizli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/amerikan-kalp-dernegi-oeneriyor-yuksek-kolesterolu-dusurmenin-yolu-onda-gizli</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, kalp hastalıkları ve felç gibi durumlara da neden olabilir. Bu nedenle kolesterol seviyesini dengede tutmak önemlidir. Yüksek kolesterolü düşürmenin ilk adımlarından biri sağlıklı beslenme. Uzman bir doktor tarafından geliştirilen 20 yıllın beslenme planı Portfolio diyeti, yüksek kolesterolü düşürmenize yardımcı olabilir.Yüksek kolesterol seviyesi kalp hastalığı için önemli bir risk faktörüdür. Çok az veya hiç lif içermeyen işlenmiş ve yüksek kalorili yiyecekler yemek bu riski kat kat artırabilir.Bu nedenle doktorlar insanlara diyetlerine bol miktarda meyve, sebze, kuruyemiş ve tohum eklemelerini tavsiye ediyor çünkü bu yiyecekler kalp sağlığını artırabilecek vitaminler, mineraller, lif ve çeşitli antioksidanlar açısından zengindir.Portfolio diyeti, kötü kolesterole saldıran yiyeceklerden oluşan bir portföyü dahil ederek kolesterol seviyenizi düşürmek için özel olarak tasarlanmıştır; ister soya proteini, bitki sterolleri, kuruyemişler veya çözünebilir lif olsun. 20 yıllık diyet Dr. David J.A. tarafından oluşturuldu. Diyabetli kişilerin kan şekeri seviyelerini yönetmek için doğru yiyecekleri seçmelerine yardımcı olan glisemik indeks (GI) kavramını da geliştiren İngiliz bir doktor olan JenkinsAmerikan Kalp Derneği, bu diyeti uygulamanın koroner kalp hastalığı ve felç riskini %14 oranında düşürebileceğini söylüyor.Diyet doğal olarak doymuş yağlar ve diyet kolesterolü açısından düşüktür ve özellikle kırmızı ve işlenmiş et, yüksek yağlı süt ürünleri ve yumurta gibi hayvansal kaynaklı yiyecekleri içermez. Bu, Akdeniz ve DASH beslenme planları gibi diğer kalp dostu diyetlere benzer, ancak bu sağlıklı diyetlerin vegan versiyonudur. Ayrıca günlük lif hedefinize ulaşmanıza da yardımcı olabilir.Diyet dört ana bileşene dayanmaktadır: soya proteini (35 gram), bitki sterolleri (2 gram), kuruyemişler (bir avuç) ve çözünür lif (18 gram).Çözünür lif, bitki sterolleri ve soya proteini açısından zengin yiyeceklerin yanı sıra birkaç porsiyon meyve, sebze, kuruyemiş, tohum ve tam tahıl da yiyin.Avokado, armut, elma, portakal, muz, kivi, şeftali gibi meyveler ve bamya, patlıcan, brokoli ve şeftali gibi sebzeler yiyin. Ayrıca tam tahıllar, tereyağ gibi sağlıklı yağlar ve bitki sterolleriyle zenginleştirilmiş bitkisel yağlar, siyah fasulye, mercimek, keten tohumu, chia tohumu ve ayçiçeği çekirdeği ekleyin.İşlenmiş gıdalar kesinlikle yasakken, beyaz pirinç ve beyaz ekmek gibi rafine karbonhidratlar da ortadan kaldırılır. Şeker ve tatlandırılmış içeceklerden de kaçınılır.Nutrients&#039;ta yayınlanan bir araştırmaya göre, günde 1,5-3 gram bitki sterolü tüketmek kötü &#039;LDL&#039; kolesterol seviyelerini %12&#039;ye kadar düşürebilir.Soya proteini de kolesterol düşürücü özelliklere sahip olduğu için kalp sağlığı için faydalı kabul edilir. Benzer şekilde daha fazla kuruyemiş ve tohum yemek iyi &#039;HDL&#039; kolesterolü artırabilir ve kötü kolesterolü ortadan kaldırabilir.Diyetin herhangi bir büyük kısıtlaması ve yapılandırılmış uygulaması olmadığı için kendi sınırlamaları olabilir. Kolesterol seviyeleri dışında sağlığın diğer yönlerini yönetmede faydalı olmayabilir.Ayrıca, fındık alerjisi veya soya alerjisi olan kişiler için faydalı olmayabilir.Ancak, genel olarak, diyetin kolesterol seviyelerini düşürmek ve kalp sağlığını artırmak için çok etkili olduğu düşünülmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ditUxM_tnUOhuuamwdY4Yg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Amerikan, Kalp, Derneği, öneriyor:, Yüksek, kolesterolü, düşürmenin, yolu, onda, gizli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>DSÖ &amp;quot;her 5 kişiden 1&amp;apos;inde görülüyor&amp;quot; diyerek duyurdu: 3 katına çıktı ve ölümcül olabilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dso-her-5-kisiden-1inde-goeruluyor-diyerek-duyurdu-3-katina-cikti-ve-oelumcul-olabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dso-her-5-kisiden-1inde-goeruluyor-diyerek-duyurdu-3-katina-cikti-ve-oelumcul-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü, dünya çapında 15-49 yaş aralığındaki 846 milyon insanın genital herpes ile yaşadığını ve her yıl dünyada binlerce kişinin bu enfeksiyonla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Araştırmacılar, herpesin HIV riskini üç katına çıkardığını ve ölümcül olabileceğini söylüyor. Bu virüsün için mevcut önleme yöntemlerinin yetersiz olduğunu açıklayan DSÖ,  bu yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyonla mücadele için yeni tedavilere ve aşılara acil ihtiyaç olduğunu vurguluyor.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün (DSÖ) tahminine göre, 15 ila 49 yaş aralığındaki yaklaşık 846 milyon insan genital herpes (genital uçuk) enfeksiyonlarıyla yaşıyor ve bu da küresel olarak bu yaş grubunun 5&#039;te 1&#039;inden fazlasına denk geliyor.Son zamanlarda yayınlanan yeni tahminlere göre, her saniye en az 1 kişinin, yılda 42 milyon insanın yeni bir genital herpes enfeksiyonuna yakalandığı ve küresel olarak yıllık 35 milyar dolarlık bir ekonomik yüke sahip olduğu tahmin ediliyor.İngiltere&#039;deki Bristol Üniversitesi&#039;nde bulaşıcı hastalık epidemiyoloğu olan kıdemli araştırmacı Katherine Looker liderliğindeki araştırma ekibi, &quot;Herpes simpleks virüsü enfeksiyonları tüm küresel bölgelerde yaygın olarak görülmektedir ve psikososyal, cinsel ve üreme sağlığı, yenidoğan bulaşması ve HIV bulaşması üzerinde etkileri olan önemli bir genital ülser hastalığı yüküne yol açmaktadır.&quot; dedi.Çalışma için araştırmacılar, Mart 2022&#039;ye kadar herpesin yayılmasıyla ilgili yayınlanmış çalışmalardan verileri bir araya getirdi. Ekip daha sonra STI&#039;nin ne kadar yaygınlaştığını tahmin etmek için matematiksel modelleme kullandı.Veriler, 50 yaşın altındaki 26 milyon kişinin 2020&#039;de herpes simpleks 2 ile yeni enfekte olduğunu ve enfeksiyonu halihazırda taşıyan tahmini 520 milyon kişiye katıldığını gösteriyor. Araştırmacılar, bunun o yaş grubundaki insanların %13&#039;ünden fazlasının herpes simpleks 2 taşıdığı anlamına geldiğini söyledi.Veriler ayrıca 50 yaşın altındaki tahmini 17 milyon kişinin 2020&#039;de genital yoldan herpes simpleks 1 enfeksiyonu kaptığını ve halihazırda enfekte olan 376 milyon kişiye katıldığını gösterdi. Araştırmacılar, Herpes simpleks 1&#039;in öncelikle çocuklukta ağız temasıyla yayıldığını, ancak giderek daha ileri yaşlarda cinsel temas yoluyla yayıldığını belirttiler.Nadir de olsa, herpes anneleri tarafından yenidoğanlara geçebiliyor ve bu enfeksiyon genellikle ölümcül oluyor, diye belirttiler araştırmacılar. Çalışmada, herpesin bir kişinin HIV kapma riskini üç katına çıkardığı da eklendi. Buna rağmen, araştırmacılar, zengin ülkelerde bile herpes önleme ve kontrolü için neredeyse hiçbir programın bulunmadığını belirttiler.Bunun nedeni muhtemelen herpesin yayılmasını kontrol edebilecek yeni tedavilerin ve aşıların eksikliğidir. Araştırmacılar, &quot;Kondomlar ve antiviral tedavi dahil olmak üzere mevcut önleme [yöntemleri], enfeksiyon bulaşmasını kontrol etmek için yetersizdir ve en iyi ihtimalle, insidans oranlarını azaltmada mütevazı bir nüfus etkisine sahiptir.&quot; diye yazdı. Ekip, bir dergi haber bülteninde, &quot;Bulaşmayı kontrol etmek ve bu enfeksiyonların hastalıklarını ve ekonomik yüklerini azaltmak için stratejik bir yaklaşım olarak herpes simpleks virüsü profilaktik ve terapötik aşılarına ihtiyaç vardır.&quot; diye ekledi. Birçok kişi hiç semptom yaşamazken veya çok az semptom yaşarken, WHO 2020&#039;de 200 milyondan fazla kişinin en az bir semptomatik atak geçirdiğini ortaya koyuyor. Bu ataklar genellikle ağrılı yaralar ve kabarcıklar içeriyor ve sık sık sağlık hizmeti ziyaretleri gerektiriyor.Sexually Transmitted Infections&#039;da yayınlanan bir çalışmada, &quot;Herpes virüsünün olumsuz sağlık etkilerini azaltmak ve yayılmasını kontrol etmek için yeni tedavilere ve aşılara ihtiyaç duyuluyor.&quot; deniyor.Genital herpes, herpes simpleks virüsünün (HSV) neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur (CYBE). Genital organlarda, rektumda, kalçalarda ve uyluklarda ağrılı kabarcıklara ve yaralara neden olabilir. Diğer semptomlar şunlardır:

Ateş, vücut ağrıları veya şişmiş bezler
Alışılmadık vajinal akıntı
İdrar yaparken yanma
Adet dönemleri arasında kanama

Genital herpes, enfekte bir kişiyle vajinal, anal veya oral seks yoluyla yayılabilir. Hiçbir semptom olmasa bile bulaşabilir. Genital herpes için bir tedavi yoktur, ancak yardımcı olabilecek tedaviler vardır:
İlaçlar: Semptomları azaltmaya, iyileşmeyi hızlandırmaya ve sizi daha az bulaşıcı hale getirmeye yardımcı olabilir.
Prezervatifler: Herpes kapma veya yayma riskini azaltabilir.
Genital herpesli bazı kişiler uzun süreler boyunca hiçbir semptom yaşamaz, ancak yine de virüsü yayabilir. Virüsün şiddeti zamanla değişir ve semptomlar zamanla hafifler.WHO&#039;da Küresel HIV, Hepatit ve Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar Programları Direktörü Dr. Meg Doherty&#039;ye göre, &quot;Genital herpes enfeksiyonu olan çoğu kişi az semptom yaşarken, çok sayıda enfeksiyon olmasına rağmen genital herpes hala milyonlarca kişide ağrı ve sıkıntıya neden oluyor ve sağlık sistemlerini zaten aşırı yüklenmiş durumda.&quot;Dr. Doherty, herpes bulaşmasını azaltmak için acilen  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hUQys6LhREGNGICQf5Q6pg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ, her, kişiden, 1inde, görülüyor, diyerek, duyurdu:, katına, çıktı, ölümcül, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün bir kaşık yoğurt yiyince ne olur? Meğer böyle tüketmek gerekiyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-bir-kasik-yogurt-yiyince-ne-olur-meger-boeyle-tuketmek-gerekiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-bir-kasik-yogurt-yiyince-ne-olur-meger-boeyle-tuketmek-gerekiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Yoğurt termojenik etkisi sıcaklık üretirken, proteinler ve karbonhidratlar sürekli enerji sağlar. Probiyotikler, kalsiyum ve protein açısından zengin olan yoğurt, bağışıklığı güçlendirir ve sindirime yardımcı olur. Ayrıca cilt sağlığını ve kilo yönetimini destekler. Peki, her gün bir kaşık yoğurt yiyince ne olur?Yiyecekteki termojenik etki, sindirim sırasında vücutta ısı üretir ve bu da soğuk havalarda bile sıcak ve rahat kalmanıza yardımcı olduğu için kışın faydalıdır.Yoğurttaki proteinler ve karbonhidratlar ayrıca sürekli enerji sağlayarak vücudu soğuk koşullarda sıcak ve aktif tutar.Yoğurt ayrıca ruh halinizi yükselten ve cilt nemlendirmesine, yenilenmesine ve yaşlanma karşıtı olmasına yardımcı olan amino asitler içerir. İçindeki B vitamini kompleksi cilt nemlendirmesini desteklemeye yardımcı olur ve yoğurt sadece tüketim dışında kozmetik endüstrisinde de yaygın olarak kullanılır.Yoğurt ayrıca hazımsızlıktan kaynaklanan şişkinliği gideren ve metabolizmayı düzenleyen bakterilerin faydasına sahiptir. Yoğurt, atıştırma isteğini azaltarak kilo yönetiminde önemli bir rol oynar.Yoğurt, kalsiyum ve protein açısından zengin bir probiyotiktir ve kış mevsiminde insan vücuduna besin kaynağı olarak hizmet eder ve birçok hastalığa ve enfeksiyona karşı bağışıklığı artırır.Bir probiyotik olduğu için bağırsak sağlığınız için de sağlıklı bir bağımlılıktır. Dengeli bir diyetin önemli bir bileşeni olan vücuttaki hastalıklarla savaşmak için antikorları artırır.Yoğurt, süt ürününün bir parçasıdır ve içinde bulunan mikroorganizmalar nedeniyle sindirime yardımcı olur ve bağırsak sağlığını korumaya yardımcı olur.Özellikle insanların soğuk algınlığı ve gribe daha yatkın hale geldiği kış aylarında, bağışıklığı artırmaya yardımcı olur ve D Vitamini eksikliğinde vücudun kalsiyum alımını sağlar.Kalsiyum ve protein açısından zengin olan yoğurt ayrıca kemikleri güçlendirmeye yardımcı olur ve soğuk havalarda kemiklerde sıklıkla görülen Osteoporoz riskini azaltır.Yoğurt soğuk tüketildiğinde en iyi tadı verse de, soğuk tüketmekten kaçınmak ve oda sıcaklığında tüketmek daha iyidir. Yoğurt, doğal aromaları olmadığı için tatsızdır ve daha ilgi çekici hale getirmek için mevsim meyveleri, kuruyemişler ve meyvelerle birleştirilebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GOoM7xyWpE6cM_Xas9hJXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, bir, kaşık, yoğurt, yiyince, olur, Meğer, böyle, tüketmek, gerekiyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aşırı yemek yemeyi önlemenin 5 etkili yolu: Bu alışkanlığı acil bırakın</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/asiri-yemek-yemeyi-oenlemenin-5-etkili-yolu-bu-aliskanligi-acil-birakin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/asiri-yemek-yemeyi-oenlemenin-5-etkili-yolu-bu-aliskanligi-acil-birakin</guid>
<description><![CDATA[ Aşırı yeme isteği kronik hastalık riskini artırır. Her dört saatte bir doyurucu bir kahvaltı da dahil olmak üzere düzenli öğünler açlığı yönetmeye ve aşırı tüketimi önlemeye yardımcı olabilir. Yemekler sırasında dikkat dağıtıcı unsurları en aza indirmek, bilinçli yeme ve kilo kontrolüne daha fazla yardımcı olur.Durdurulması zor olabilen yaygın davranışlar arasında gün boyunca çok fazla kalori tüketmek veya çok fazla yemek yemek yer alır. Aşırı yemek, diyabet veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıklara yakalanma şansını artırabilir ve zamanla kilo alımına neden olabilir.Aşırı yeme alışkanlığını kırmak, bazı insanlar bu eylemlerin kırılabilecek alışkanlıklar olduğuna inansa bile zor olabilir. Ancak yemekten önce uygulanan belirli yöntemler faydalı olabilir.Temel taşı öğün atlamak olan aralıklı oruç, şu anda popüler bir diyettir, ancak bazı insanlar için yanlışlıkla aşırı yemeye yol açan bir ziyafet veya kıtlık tutumuna yol açabilir.
Öğün atlamak yoğun açlığa neden olabilir ve bu da birçok kişi için sonunda yemek yediğinizde aşırı yeme ataklarına yol açma eğilimindedir. Bunun yerine öğünler arasında sağlıklı atıştırmalıklar yemeyi veya gün boyunca daha düzenli olarak daha küçük öğünler yemeyi deneyin.The National Library of Medicine tarafından 2014 yılında yapılan bir araştırma, stresin obezite ve aşırı yeme gelişiminde rol oynadığını buldu. Stresli bir deneyimden sonra vücudun kaybedilen enerjiyi yenilemesine yardımcı olmak için, yüksek hormon seviyeleri iştahı uyarır.Bu nedenle kronik stres aşırı yeme, aşırı kilo alımı ve devam eden açlığa neden olabilir. İnsanlar düzenli egzersiz yapmak ve yoga veya meditasyon gibi sakinleştirici uygulamalar yapmak dahil olmak üzere çeşitli şekillerde stresi sınırlayabilir veya azaltabilir.British Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre, sabahları daha fazla yağ, protein ve karbonhidrat yiyen kişiler daha tok kalıyor ve daha sonra büyük öğünlerini yiyenlere göre gün boyunca daha az yiyorlar. Ne yazık ki, birçok insan hayatına hiç yiyecek olmadan başlıyor. Müşteriler bir ankette, sabah yemek yediklerinde bile, öğünün yalnızca yaklaşık üçte birinin tam bir kahvaltı olduğunu belirtti.Hala gerçek açlık hissini algılayamıyor musunuz? Saatinizi takın. Dengeli bir öğünden dört ila beş saat sonra, orta ila tam açlık yaşama olasılığımız yüksektir; bu, yemek için en iyi penceremizdir.Yemek için çok uzun süre beklemek, sağlıklı kararlar alma kararlılığınızı zayıflatan umutsuz bir enerji arayışına girmenize neden olabilir. Sık yemek yemek, sabit kan şekeri ve enerji seviyelerini koruyarak yoğun bir yakıt isteği yaşamanızı önlemeye yardımcı olur.Dikkat dağıtıcı şeylerle yemek yemek, ister en sevdiğiniz TV programını izlerken cips yemek ister internetin önünde öğle yemeğinde çalışmak olsun, çoğu kişi için düzenli bir durumdur. Görünüşte masum doğasına rağmen, bu davranış obeziteye yol açabilir. Science Direct tarafından yayınlanan 27 makalenin 2022&#039;deki sistematik analizine göre, öğünler sırasında ekran kullanmak tüketilen yiyecek miktarını artırabilir. Ancak daha fazla kanıta ihtiyaç var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vh0m6KrCcUimgzTqy7k7Lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aşırı, yemek, yemeyi, önlemenin, etkili, yolu:, alışkanlığı, acil, bırakın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cildinizi kışa hazırlayın: Kullanabileceğiniz en iyi doğal yağları keşfedin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cildinizi-kisa-hazirlayin-kullanabileceginiz-en-iyi-dogal-yaglari-kesfedin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cildinizi-kisa-hazirlayin-kullanabileceginiz-en-iyi-dogal-yaglari-kesfedin</guid>
<description><![CDATA[ Kışın soğuk havalar nedeniyle cildiniz alırı kurutabilir. Argan, kuşburnu, ve jojoba gibi doğal yağlar cilt kurulığuna etkili bir çözüm sunar. Bu yağlar kaybedilen nemi geri kazandırır ve cilt üzerinde koruyucu bir kalkan görevi görür. Bu doğal yağları duştan sonra nemli cilde uygulamak veya nemlendiriciyle karıştırmak sağlıklı bir kış ışıltısı için nemlendirici faydalarını en üst düzeye çıkarır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Cildinizi, kışa, hazırlayın:, Kullanabileceğiniz, iyi, doğal, yağları, keşfedin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağırsak kanseri dünyayı tehdit ediyor: Risk nasıl azaltılır?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bagirsak-kanseri-dunyayi-tehdit-ediyor-risk-nasil-azaltilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bagirsak-kanseri-dunyayi-tehdit-ediyor-risk-nasil-azaltilir</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak kanseri vakalarında dünya genelinde artış yaşanıyor. 50 yaş üstü için riskli olan bağırsak kanseri artık  25-49 yaş arası kişilerde de görülüyor. Kötü beslenme, obezite ve egzersiz eksikliği gibi sağlıksız yaşam tarzları bağırsak kanseri riskini artıran etkenler arasında. Çalışma, bağırsak kanseri riskini azaltmak için lif alımını artırmayı, susuz kalmamayı, düzenli egzersiz yapmayı, sağlıklı bir kiloyu korumayı ve alkol ve tütün kullanımını sınırlamayı öneriyor.Yeni bir Lancet araştırmasına göre, dünya genelinde 25-49 yaş arası kişilerde erken başlangıçlı bağırsak kanseri artıyor ancak artış İngiltere&#039;de diğer ülkelere kıyasla bu durum daha fazla.Yaşam tarzı faktörleri, bu kanser riskini artırmada önemli bir rol oynuyor. Düşük lifli kötü beslenme, daha fazla işlenmiş gıda, obezite ve egzersiz eksikliği, büyümesini besleyen temel faktörlerdir.Bağırsak kanseri, İngiltere&#039;de en sık görülen üçüncü kanser türüdür. Bağırsak kanseri, kolon ve rektumu içeren büyük bağırsakta gelişir ve bulunduğu yere bağlı olarak kolon kanseri veya rektum kanseri olarak adlandırılır.Bağırsak kanserinin belirtileri arasında dışkınızda değişiklikler, normal olmayan ishal veya kabızlık, tuvalete gitme sıklığında artış, dışkınızda kırmızı veya siyah görünebilen kan, popodan kanama, sık sık dışkılama ihtiyacı hissetme, mide ağrısı, karnınızda bir yumru, şişkinlik, çabalamadan kilo verme ve sebepsiz yere çok yorgun hissetme yer alır.Batı dünyasında yüksek miktarda kırmızı ve işlenmiş et tüketimi ve düşük lif alımı, bağırsak kanserinin yüksek görülme sıklığından sorumlu olabilir.Ek olarak, obezite, fiziksel aktivite eksikliği, tütün ve alkol kullanımı, uyku eksikliği ve diğer faktörlerin kolorektal kanser riskini daha da artırdığı kanıtlanmıştır.Sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri bağırsak kanserini önemli ölçüde önlemeye yardımcı olabilir.İşte yapabileceğiniz birkaç şey. 1. DAHA FAZLA LİF TÜKETİNBağırsak kanseri olasılığı, lif açısından zengin bir diyetle büyük ölçüde azaltılabilir. Buna bol miktarda yapraklı yeşil sebzeler, lifli meyveler, kuruyemişler ve tohumlar ve diğer lif açısından zengin yiyeceklerin tüketilmesi dahildir. Tam tahıllı gevrekler, tam buğday makarnaları, yulaf, fasulye, nohut ve mercimek gibi yiyeceklerin hepsi lif kaynaklarıdır. Her gün 30 gr lif yemek, bağırsak kanseri riskini azaltabilir.Springer&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre, öğünlerdeki lif, gastrointestinal sistemden geçiş süresinin azalmasına, kolon içeriğinin seyrelmesine ve kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminin artmasına yol açan bakteriyel fermantasyonun artmasına katkıda bulunur.Bağırsak kanseri riskini önlemek için 6-8 bardak su içilmesi önerilir. Su, kolondaki zararlı toksinleri ve atık ürünleri temizlemeye yardımcı olur ve bunların kolon hücrelerinde birikmesini ve organa zarar vermesini önler. Süt, şekersiz içecekler, meyve suları, smoothieler vb. içerek sıvı tüketiminizi artırabilirsiniz.Kolon kanserinin artmasının nedenlerinden biri, insanların günümüzde sürdürdüğü hareketsiz yaşam tarzı olabilir. Aktif bir yaşam tarzı ve egzersiz rutini, bu kansere yakalanma şansını azaltmaya yardımcı olabilir. Yürüme, ip atlama, koşma, bisiklete binme. Herhangi bir egzersiz aktif kalmak için düşünülebilir.Obezite veya aşırı kilolu olmak, bağırsak kanseri riskinizi artırabilir. İngiltere&#039;de 100 bağırsak kanserinden 11&#039;inin (%11) sağlıklı vücut ağırlığına sahip olmayan kişilerle bağlantılı olduğu tahmin edilmektedir. Kilo vermek için çaba göstermek, bağırsak kanseri geliştirme riskini azaltabilir.İngiltere&#039;de 100 bağırsak kanserinden 6&#039;sı alkol tüketimi nedeniyle ortaya çıkarken, bu tür vakaların 7&#039;si tütün içmek nedeniyle meydana geliyor. Bu nedenle sağlıklı olmak için alkol ve sigaradan tamamen uzak durmak gerekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-YQvI-_KyEGv0kOWtSIp7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, kanseri, dünyayı, tehdit, ediyor:, Risk, nasıl, azaltılır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğer uzmanları &amp;quot;sakın tüketmeyin&amp;quot; diyor: Evlerden eksik olmuyor ama vücudun fabrikasına zarar veriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/karaciger-uzmanlari-sakin-tuketmeyin-diyor-evlerden-eksik-olmuyor-ama-vucudun-fabrikasina-zarar-veriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/karaciger-uzmanlari-sakin-tuketmeyin-diyor-evlerden-eksik-olmuyor-ama-vucudun-fabrikasina-zarar-veriyor</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer, &quot;vücudun fabrikası&quot; olarak tanımlanıyor. Karaciğer sağlığını koruyamadığınızda karaciğer yağlanması, hepatit hatta siroz gibi ciddi sağlık sorunları gelişebiliyor. Hem vücudun genel sağlığını iyileştirmek hem de karaciğer gibi hayati bir öneme sahip olan organları korumak için sağlıklı beslenmeye özen göstermeniz gerekiyor. Karaciğer uzmanlarının asla tüketilmesini istemediği bazı besinler var ve bu gıdalar farkında olmadan karaciğere ciddi zararlar verebiliyor.Vücudun en büyük organlarından biri olan ve karın boşluğunun sağ üst kısmında yer alan karaciğer, vitamin ve minerallerin depolanması, kan pıhtılaşma faktörlerinin üretimi, enzim ve protein sentezi, yağ ve şekerin depolanması, alkol, ilaç ve toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılması gibi pek çok hayati görevi bulunur.Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için karaciğer sağlığını da önemsemeniz gerekir. Alkol ve sigara kullanımı ile gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, stresten uzak durmak, sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmak ve en önemlisi de sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek karaciğer sağlığını korumanıza yardımcı olabilir.Karaciğeri korumak için özellikle bazı besinleri hayatınızdan tamamen çıkarmanız önerilir. Karaciğer uzmanlarının yasaklı besinler listesinde olan bu gıdalar karaciğere hasar vererek, karaciğer yağlanmasını artırabiliyor. Uzmanlar bu besinlerin tüketilmemesi gerektiğini belirtiliyor.Karaciğer, alkolü metabolize ederken toksik yan ürünler üretir. Sürekli alkol tüketimi karaciğere zarar verebilir ve siroza yol açabilir.Amerikan Karaciğer Vakfı (American Liver Foundation), karaciğer hasarı olan kişilerin alkolü tamamen bırakmasını önermektedir.Trans yağlar ve doymuş yağlar, karaciğer yağlanmasını artırabilir. Paketli atıştırmalıklar, kızartmalar ve margarin bu kategoriye girer.Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu, trans yağların hem karaciğer yağlanmasını hem de genel inflamasyonu artırdığını vurgular.Şeker ve fruktoz, karaciğer tarafından yağa dönüştürülür. Bu durum, non-alkolik yağlı karaciğer hastalığına yol açabilir. Cleveland Clinic, yüksek şeker içeren içeceklerden (gazlı içecekler, enerji içecekleri) kaçınılmasını önerir.Vücudun protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et tüketimi önemlidir. Ancak aşırı kırmızı et tüketimi karaciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yüksek doymuş yağ ve nitrit içeriği karaciğerin detoks kapasitesini zorlar.Tuz, sıvı tutulmasına ve karaciğer hasarına yol açabilir. Konserve çorbalar ve hazır soslar bu gruba girer. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi gerektiğini vurgular.Fazla yağ, karaciğeri zorlar ve yağlı karaciğer hastalığını tetikleyebilir. Johns Hopkins Medicine, özellikle kızartmaların karaciğer sağlığını olumsuz etkilediğini belirtir. Hem genel sağlığı korumak ve hem de karaciğer hastalıklarını önlemek için aşırı yağlı besinlerden uzak durmanız önerilir.Beyaz un, işlenme sürecinde kepek ve ruşeymden arındırıldığı için lif, vitamin ve minerallerini büyük ölçüde kaybeder. Bu durum, beyaz unu besin değeri düşük bir karbonhidrat kaynağı haline getirir.Yüksek glisemik indeksi nedeniyle beyaz un, kan şekerini hızla yükseltir ve kısa sürede düşmesine neden olur. Bu durum, ani açlık hissi ve yorgunluk gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca uzun vadede insülin direncine ve tip 2 diyabete davetiye çıkarabilir.Bu tür gıdalar, hızlı kan şekeri dalgalanmalarına ve insülin direncine neden olarak karaciğer yağlanmasını artırabilir.British Liver Trust, tam tahılların tercih edilmesini önermektedir.Enerji içeceklerindeki katkı maddeleri ve aşırı kafein karaciğer için toksik olabilir.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), enerji içeceklerinin karaciğer hasarına katkıda bulunabileceğini belirtir.Bu besinlerden kaçınmak, karaciğerin sağlıklı kalmasına yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6rGU1qozAUGMYEawbthJgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, uzmanları, sakın, tüketmeyin, diyor:, Evlerden, eksik, olmuyor, ama, vücudun, fabrikasına, zarar, veriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalıcı kilo vermenin yolu buymuş: Yemek yerken 32 kuralına dikkat!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalici-kilo-vermenin-yolu-buymus-yemek-yerken-32-kuralina-dikkat</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalici-kilo-vermenin-yolu-buymus-yemek-yerken-32-kuralina-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Kalori açığı yönetimiyle etkili, uzun süreli kilo kaybı stratejilerini keşfedin. Yiyecek alımını egzersizle dengelemenin, daha küçük tabaklar kullanmanın, protein açısından zengin yiyecekler tüketmenin ve yavaş çiğnemenin kilo hedeflerine ulaşmaya nasıl yardımcı olabileceğini öğrenin. Bu pratik rehber, porsiyonları kontrol etmek, açlık isteklerini azaltmak ve tokluk hissini teşvik etmek için basit ancak etkili teknikler sunarak sürdürülebilir kilo kaybına yol açar.Kilo kaybının etkili ve uzun süreli olması için kalori açığını korumak esastır. Doğru teknikleri kullanmıyorsanız, uzun süreli etkiler sağlamak için kalori açığını yeterince uzun süre korumak zor olabilir.Bu yazıda kalori açığını korumaya yönelik pratik tavsiyelere bakacağız. Bu kalori açığı stratejilerini uygulayarak istediğiniz sonuçlara ulaşabilir ve kilo verebilirsiniz. Öncelikle kalori açığı kavramını anlayalım.Yiyeceklerden gelen enerji, nefes alma, düşünme, yürüme, uyuma, sindirim ve daha fazlası dahil olmak üzere tüm bedensel işlevlerinizi güçlendirir. Ancak vücudunuzun bir öğünün hemen ardından tüm bu enerjiye ihtiyacı olmayabilir.Fazla kalorileri daha sonra kullanmak üzere depolar, öncelikle yağ olarak ama aynı zamanda karbonhidrat olarak da. Aktiviteleriniz aldığınız kadar kalori yakmazsa daha fazla kalori biriktirir ve kilo alırsınız. Sonuç olarak, kişi gün içinde harcadığından daha fazla kalori tüketmelidir.Egzersiz yoluyla kalori çıktınızı artırmayı planlıyorsanız, bir açık oluşturmak için kaç kalori yaktığınızı takip etmelisiniz. Aldığınızdan daha fazla kalori yakmaya çalışın.Kilonuza ve egzersizin türüne, yoğunluğuna ve süresine göre bir egzersiz sırasında kaç kalori yakacağınızı hesaplayabilirsiniz. Örneğin, saatte 3,5 mil yürümek, 154 pound ağırlığındaki bir kişi için 280 kalori yakacaktır.İnsanlar daha büyük tabakların daha büyük porsiyon boyutlarıyla ilişkilendirildiği için aşırı yemeye daha meyillidir. Bir araştırmaya göre, büfede %45 daha fazla yemek yiyen kişilerin, daha küçük tabaklar kullananlara göre daha büyük yemek tabakları vardı.Porsiyon boyutlarını kontrol etmenin ve aşırı yemeyi önlemenin kolay bir yolu daha küçük bir tabak kullanmaktır.Proteine ​​odaklanarak kalori eksikliği olan diyet stratejilerini tartışalım! Kilo vermeye çalışırken daha fazla protein yemenin birçok avantajı vardır. İştahı bastıran ve istekleri azaltan Nöropeptit Y (NPY), protein tarafından uyarılır. Ayrıca öğünlerinize protein eklemenin daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olduğu keşfedildi.Protein ayrıca doku onarımına, rehabilitasyona ve yağsız kas kütlesinin büyümesine yardımcı olur. Diyetinize yağsız etler, fasulye ve protein shake&#039;leri gibi yüksek proteinli yiyecekler ekleyerek kalori açığını koruyabilir ve sağlıksız yüksek kalorili yiyeceklerden kaçınabilirsiniz.Kilo vermenin en kolay ve en sağlıklı yollarından biri, yemekleri düzgün çiğnemektir. Yemeğinizi yavaşça çiğnerseniz ve zaman ayırırsanız daha az yiyebilirsiniz.Bunun nedeni, daha çabuk tok hissetmenizdir. Yemeğinizi kaç kez çiğnediğinizi saymayı deneyin; yani yaklaşık 32 kez çiğneyin veya eğer hızlı yeme eğiliminiz varsa, lokmalar arasında çatal ve bıçağınızı bırakın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_xKhPnAuEe3JobYCE--KA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalıcı, kilo, vermenin, yolu, buymuş:, Yemek, yerken, kuralına, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Baş ağrısından çok daha fazlası: Günlük işlerin sınırlanmasına bile neden oluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bas-agrisindan-cok-daha-fazlasi-gunluk-islerin-sinirlanmasina-bile-neden-oluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bas-agrisindan-cok-daha-fazlasi-gunluk-islerin-sinirlanmasina-bile-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kronik migren, fiziksel ve ruhsal sağlığı etkileyen, sık sık baş ağrısına neden olan ve günlük yaşamı etkileyen ciddi bir nörolojik rahatsızlıktır. Sosyal aktiviteleri sınırlar, iş verimliliğini düşürür ve depresyon gibi diğer sağlık sorunlarıyla bağlantılıdır. Migrenin sıklığı ve şiddeti azaltabilir ve bu durumu tetikleyicileri belirlemek durumu yönetmek için çok önemlidir.Migren yaygın, karmaşık ve kalıcı bir nörolojik rahatsızlıktır. Birçok kişi migrenin sadece kötü bir baş ağrısı olduğuna inanır, ancak çok daha fazlasıdır.Kronik migren hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızı etkileyen nörolojik bir rahatsızlıktır. Ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşamak, bunlardan sekizinde migren semptomları olması ve en az üç ay boyunca baş ağrısı yaşamak olarak tanımlanır.Migrenin yükü ataklar sırasında ve arasında ortaya çıkar ve bir bireyin günlük hayatında yeterli şekilde hareket etme kapasitesi üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Migren hastalarının aile aktivitelerine katılımı sınırlı olabilir, sosyal işlevleri azalabilir ve iş verimliliği düşebilir.Migren iş, okul ve sosyal hayatı bozabilir; ancak kronik migren aktivitelere katılmayı ve arkadaşlar ve aile ile bağları sürdürmeyi daha da zorlaştırır. Kronik migren hastalarının ayrıca kronik ağrı, artrit veya depresyon gibi diğer sağlık sorunlarına sahip olma olasılığı daha yüksektir.Kronik migrenden muzdaripseniz, günlük hayatınız üzerinde büyük bir etkisi olabilir. Kronik migren artan bozulma ile bağlantılıdır ve fiziksel, sosyal ve profesyonel hayatınız üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. İlişkileriniz üzerinde önemli bir etkisi olabilir.Birçok kronik migren hastası, epizodik migreni olanlara göre daha düşük bir yaşam kalitesi ve daha kötü bir sağlık bildirmektedir.Kabul edilebilir bir terapi bulmak zor olabilir ve migreninizi kontrol altına almak için yıllarca bir strateji aramış olabilirsiniz.Migren için, hatta kronik migren için bile bir tedavi yoktur, ancak rahatlama bulmak için yöntemler vardır. Kalıcı migrenden muzdarip olan kişiler, en iyi tedavi planını belirlemek için bir sağlık uzmanıyla iletişime geçmelidir.Ek olarak, semptomları ortaya çıkar çıkmaz tedavi etmek önemlidir. Tetikleyicileri belirlemek ve ortadan kaldırmak migrenleri kontrol etmek için çok önemlidir.Birçok kronik migren hastası, doğru tedavi stratejisiyle yaşam kalitelerini iyileştirebilir ve bunun sonucunda daha az ve daha az şiddetli ataklar yaşayabilir.Her migrenden kaçınmak mümkün olmasa da, migren semptomlarının sıklığını ve şiddetini azaltmak için sağlık uzmanınızın önerdiği önleyici migren ilaçlarını alabilirsiniz. Ayrıca tetikleyicileriniz hakkında daha fazla bilgi edinebilir ve bunları önlemek için doktorunuza danışabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1xr7umlir0OVmytkG5QgWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Baş, ağrısından, çok, daha, fazlası:, Günlük, işlerin, sınırlanmasına, bile, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çinli bilim insanları duyurdu: Kanserin çaresi olabilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cinli-bilim-insanlari-duyurdu-kanserin-caresi-olabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cinli-bilim-insanlari-duyurdu-kanserin-caresi-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Çinli bilim insanları, kanser türlerinin tedavilerine katkı sağlayabilecek yeni bir gelişmeyi duyurdu. Bilim insanları, nadir toprak minerallerinden çeşitli kanser türlerinin tedavisinde etkili olabilecek, atom türü olan yüksek saflıkta kurşun-212 ve bizmut-212 nüklit maddeleri elde etti.Xinhua ajansının haberine göre, Güney Çin Üniversitesinden araştırmacılar, nadir toprak minarelerinden, belirli sayıda atom altı proton ve nötron içeren nüklit maddeler çıkardı.  Araştırmacılar, elde ettikleri yüksek saflıkta kurşun-212 ve bizmut-212 nüklit maddelerinin meme, pankreas ve prostat kanserleri de dahil olmak üzere çeşitli kanser türleri için geliştirilen &quot;hedefe yönelik alfa radyonüklid tedavisinde&quot; (TAT) etkili olabileceğini kaydetti.  Atom türlerinden olan nüklitleri, halojenür ortamda ayırmak için etkili ve düşük maliyetli bir yöntem geliştirdiklerini belirten araştırmacılar, söz konusu yöntemin &quot;silika destekli anyon reçinesi&quot; kullanımı içerdiğine de dikkati çekti.  Bu yöntemin geleneksel reçinelerden 6 kat daha hızlı tutunma (adsorpsiyon) sağlayan ve kısa ömürlü nüklitlerin izole edilmesinde önemli etkileri olduğunu kaydeden araştırmacılar, söz konusu gelişmenin Çin&#039;de kritik tıbbi nüklitlerin üretiminde &quot;kendi kendine yeterliliğin sağlanması&quot; açısından önem taşıdığını vurguladı.  Araştırma ekibi, kurşun-212 ve bizmut-212&#039;nin yanı sıra radyum-228, toryum-228 ve radyum-224 nüklitlerinin ayrıştırılması üzerinde de çalıştıklarını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JyOdHg-iNUeBDdkQH_ncBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çinli, bilim, insanları, duyurdu:, Kanserin, çaresi, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman diyetisyen açıkladı: Kolesterol ve şekeri bitiren ekmek türü</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-diyetisyen-acikladi-kolesterol-ve-sekeri-bitiren-ekmek-turu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-diyetisyen-acikladi-kolesterol-ve-sekeri-bitiren-ekmek-turu</guid>
<description><![CDATA[ Ekmek tüketimiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Ekmek tüketmenin özellikle de beyaz ekmeğin sağlığa olan zararlarıyla ilgili pek çok bilgi yer alıyor. Ancak uzman diyetisyenlerin önerdiği bir ekmek türü var ki özellikle diyabet ve kolesterole iyi geliyor.Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Ekmek her sofrada bulunan ve en sık tüketilen gıdalar arasında yer alıyor. Ekmeğin sağlık üzerindeki etkilerine yönelik tartışmalar da sürüyor.Uzmanlar özellikle beyaz ekmek tüketiminin vücudun genel sağlığını olumsuz yönde etkilediğini söylüyor. Ancak market raflarında bulunan ekmek türleri arasında bir ekmek var ki sağlık için son derece faydalı.Siyez ekmeği tam buğday ekmeğine benzer ancak farklı bir lezzeti ve besin değeri bulunur. Bir buğday türü olan siyez, farklı bir bileşime sahiptir ve sıklıkla &quot;antik&quot; bir tahıl olarak adlandırılır. Anadolu&#039;da yüzyıllardır kullanılan bu tahıl, melezlenmemiş veya değiştirilmemiş bir tahildir.Siyez ekmeğine kan şekerini ve kolesterolü düşürme yeteneğini veren nedir? Siyez ununun yüksek çözünürlü lif içeriği sorunun temelini oluşturur. WebMD&#039;ye göre, çeyrek fincan siyez ununda sadece beş gram lif bulunur.Diyetisyen Katherin Basbaum, daha sağlıklı kolesterol ve kan şekeri seviyelerine ulaşmak isteyen herkes için siyez ekmeğinin ideal bir ekmek türü olabileceğini söylüyor.Basbaum&#039;un açıkladığı gibi, siyez ekmeği demir, çinko, bakır, magnezyum ve fosfor içeren tekli doymamış yağlar ve oleik asit de içerir. Bununla birlikte, kan şekeri ve kolesterol üzerinde en büyük etkiye sahip olan liftir.Basbaum, &quot;Özellikle tam tahıllı siyez ekmeği, araştırmaların &#039;kötü&#039; kolesterolü azaltmaya yardımcı olabileceğini gösterdiği çözünebilir lif içerir&quot; dedi. Çözünebilir lif bağırsaklarda emilmez, bu nedenle vücuttan kolesterole bağlanarak atılır.&quot;Tam tahıllı siyez, aynı zamanda çözünebilir lif içeriği sayesinde sindirimi ve glikozun (şekerin) kan dolaşımınıza emilimini yavaşlatarak kan şekeri seviyelerini yönetmeye yardımcı olabilir.Çözünür lif tüketimi, yüksek kan şekeri ve kolesterol seviyelerine karşı koruma yöntemi olarak kabul edilir.Araştırmacılar, yüksek riskli gruplarda farklı kolesterol tiplerini azaltmak için çözünür lif takviyelerinin faydalarını araştıran bir meta-analiz yayınladılar. Advances in Nutrition, 2023 sayısında yayınlandı.Her beş gram çözünür lif tüketildiğinde, bireylerin toplam kolesterol seviyelerinde ve LDL kolesterollerinde (Basbaum&#039;un bahsettiği &quot;kötü&quot; tip) &quot;önemli&quot; bir azalma görme olasılığının yüksek olduğu bulundu.Çözünür lifin tip 2 diyabetli katılımcıların kan şekeri üzerindeki etkilerini Clinical Nutrition&#039;ın 2021 tarihli bir incelemesinde incelediler.Sonuçlar, katılımcılara çözünür lif tüketmenin kan şekerleri üzerinde bir miktar kontrol sağladığını gösterdi. Bununla birlikte, yazarların günlük kan şekeri seviyelerini dengelemek için çözünür lif kullanımını teşvik etmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtmekte fayda var.Siyez tahılları eski ve alışılmadık olabilir. Bununla birlikte, diğer ekmek türleri gibi rahatlıkla tüketilebilir. Bununla birlikte, siyez ekmeğinin fındıksı, topraksı bir tadı vardır ve geleneksel ekmekten farklıdır.Yine de siyez ekmeğini günlük diyetinize dahil etmeyi düşünüyor olabilirsiniz. Basbaum, siyez ekmeğini nasıl yemeniz gerektiğini sorduğunda, &quot;Tam tahıllı siyez ekmeği, doyurucu bir sandviç yapmak veya rahatlatıcı bir çorba veya güveçle birlikte kızartmak için mükemmeldir.&quot;&quot;Fıstık ezmesi, bal veya doğal reçel de harika bir atıştırmalık olabilir. Ek olarak, siyez ekmeğini karelere veya küçük parçalara kesin ve peynir ve meyve tabağıyla servis edebilirsiniz.&quot;Siyez ekmeği gerçekten çok yönlü olduğu için birçok şekilde tüketmeniz için idealdir. Mayo Clinic, siyez ekmeğinin glüten içerdiğinin farkında olmanız gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. Bu, buğday ürünlerine alerjisi veya hassasiyeti olan insanlar için aynı etkiyi yaratır. Bu nedenle, buğdayı kabul edemiyorsanız siyez ekmeği yemeyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/khK4STjTQ0mjLIvfIBlG_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, diyetisyen, açıkladı:, Kolesterol, şekeri, bitiren, ekmek, türü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin çürümesinin ilacı: Zihinsel uyuşukluğa götüren alışkanlık</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beyin-curumesinin-ilaci-zihinsel-uyusukluga-goeturen-aliskanlik</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beyin-curumesinin-ilaci-zihinsel-uyusukluga-goeturen-aliskanlik</guid>
<description><![CDATA[ Zihin sağlığını korumak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Oxford İngilizce Sözlüğü yılın kelimesi olarak ‘beyin çürümesi/brain rot’ terimini seçti. Beyin çürümesi olarak adlandırılan ve bilişsel fonksiyonların azalmasıyla sonuçlanabilecek bu süreçte zihni geliştirecek alışkanlıkları benimseme gerekiyor. Peki, beyin çürümesi nedir, nasıl önlenir? İşte yanıtı.Modern yaşamın stres ve yoğunluğuyla birlikte beyin sağlığını korumak her zamankinden daha önemli hale geldi. Beyin çürümesi olarak adlandırılan ve bilişsel fonksiyonların azalmasıyla sonuçlanabilecek bu süreç, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebiliyor.Oxford İngilizce Sözlüğü yılın kelimesi olarak ‘beyin çürümesi/brain rot’ terimini seçti. Bu terim, aşırı sosyal medya kullanımının zihinsel sağlık üzerinde yarattığı olumsuz etkileri tanımlıyor. Uzun süreli, gereksiz ve sanal bilgi akışı zihnin düşünme becerilerini olumsuz etkiliyor. Sosyal medya kullanımını sınırlamak ve dijital detoks yapmak sorunları engellemeye yardımcı oluyorSürekli ve gereksiz içerik akışı, bireylerin düşünme becerilerini ve odaklanmalarını olumsuz etkileyerek zihinsel uyuşukluğa yol açabiliyor. Özellikle gençlerde bu durumun daha belirgin hale geldiğini söyleyen uzmanlar, sosyal medyanın beuyin fonksiyonları üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor.Sosyal medya, sürekli bilgi akışıyla birlikte beyin üzerinde aşırı yük oluşturabilir. Bu da düşünme süreçlerini daha yüzeysel hale getirir, derinlemesine düşünmeyi zorlaştırır ve odaklanma kapasitesini zayıflatır. Gençler, bu etkileri daha yoğun şekilde hissediyor.Uzun süre ekrana bakmak da beyin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkiliyor. Uzun süre sosyal medya kullanımı, beynin işlevlerini olumsuz etkileyebilir ve kişilerin gerçek dünyadaki etkileşimlerini zayıflatabilir
Sosyal medyanın uzun vadeli etkileri arasında, dikkatin dağılması, anksiyete, depresyon gibi zihinsel sağlık sorunlarının artışı ve bilişsel işlevlerdeki zayıflama bulunduğunu açıklayan Üstüner, sosyal medya kullanımını sınırlamanın ve dijital detoks yapmanın bu sorunları engellemeye yardımcı olabilir.Ekran süresini sınırlayın. Uzun süreli ekran kullanımı, zihinsel sağlığı tehdit edebilir. Sosyal medya kullanım sürelerinizi sınırlayarak beyninize dinlenme fırsatı verin.Fiziksel aktiviteyi artırın. Egzersiz, beynin sağlıklı işleyişine katkıda bulunur. Düzenli egzersiz yapmak, zihinsel sağlığı iyileştirirken odaklanmayı artırabilir. Dijital detoks yapın. Haftada belirli günlerde dijital cihazlardan uzak durarak beyin sağlığınızı koruyabilirsiniz. Zihinsel egzersizler yapın.Kitap okuma, bulmaca çözme gibi aktivitelerle zihinsel sağlığınızı aktif tutun. Bu tür önlemler, beynin sağlıklı çalışmasını destekler ve zihinsel sağlığı tehdit eden sosyal medya etkilerine karşı koruyucu bir bariyer oluşturur.Uzmanlar, beyin sağlığını korumanın uzun bir ömür boyunca zihinsel olarak aktif ve mutlu bir hayat sürmenin anahtarı olduğunu vurguluyor ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0SN1QmjrDUGImZm8boZMcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, çürümesinin, ilacı:, Zihinsel, uyuşukluğa, götüren, alışkanlık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim dünyası ikiye bölündü: Organ nakliyle anılar ve kişilik özellikleri aktarılıyor olabilir!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-dunyasi-ikiye-boelundu-organ-nakliyle-anilar-ve-kisilik-oezellikleri-aktariliyor-olabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-dunyasi-ikiye-boelundu-organ-nakliyle-anilar-ve-kisilik-oezellikleri-aktariliyor-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Organ nakli ile ilgili korku filmlerini aratmayan bir araştırma, bilim dünyasını ikiye böldü. Araştırmaya göre, nakil yapılan hastalar yalnızca yeni bir organ değil, bağışçıların anılarını, kişilik özelliklerini ve hatta bazı tercihlerini de miras alıyor olabilir.Organ nakli ile ilgili yapılan yeni bir araştırma bilim dünyasını ikiye böldü. 
Araştırmaya göre, hastalar, ameliyat sonrası kişiliklerinde, hobilerinde ve hatta yemek tercihlerinde belirgin değişimler yaşadıklarını bildirdi. İlginç olan ise, bu değişimlerin organ bağışçılarının özellikleriyle örtüşmesi.Bilim insanları, organ nakli yapılan kişiler üzerinde yaptığı incelemelerde dikkat çekici sonuçlarla karşılaştı.
İncelemeler sonucu nakil yapılan hastalar yalnızca yeni bir organ değil, bağışçıların anılarını, kişilik özelliklerini ve hatta bazı tercihlerini de miras alıyor olabilir.Özellikle kalp nakli hastalarında gözlemlenen bu durum, böbrek, akciğer ve hatta yüz nakillerinde de bildirildi.
Bazı hastalar, ameliyat öncesinde hiç sevmedikleri yiyecekleri sever hale gelirken,  bazı hastaların müzik zevklerinden cinsel yönelimlerine kadar farklı tercihler geliştirdikleri bildirildi.Araştırma, son 10 yıl içinde gerçekleştirilen 74 nakil vakasını inceledi. En çarpıcı örneklerden biri, 9 yaşında bir çocuğa yapılan kalp nakliydi.
Donörü, üç yaşında boğularak hayatını kaybeden bir kız çocuğuydu. Çocuk, nakilden sonra suya karşı ölümcül bir korku geliştirdi ve bu durum donörün ölüm şekliyle ilişkilendirildi.Kanada’daki McGill Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, bu tür değişimlerin ameliyat sonrası psikolojik etkilerle açıklanabileceğini savunuyor. Rakip görüş ise, organ alan kişilerin, bağışçının hikayesinden haberdar olmasalar bile, organın bağışçıdan gelen özellikleri taşıdığına inandıklarını söylüyor.Hafıza transferi teorisi ve organ entegrasyonunun insan kimliğini nasıl etkilediği konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Uzmanlar, bu fenomenin yalnızca tıp değil, aynı zamanda insan deneyimi ve nörobilim açısından da önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2CRad-Qe1kWV2j1Ssm8SGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, dünyası, ikiye, bölündü:, Organ, nakliyle, anılar, kişilik, özellikleri, aktarılıyor, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mide ve bağırsak kanseri nedeniymiş: İçimizi ısıtmıyor adeta yakıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/mide-ve-bagirsak-kanseri-nedeniymis-icimizi-isitmiyor-adeta-yakiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/mide-ve-bagirsak-kanseri-nedeniymis-icimizi-isitmiyor-adeta-yakiyor</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak içecekler kış mevsiminde daha sık tüketiliyor. Hem içinizi ısıtan hem de sağlık için faydaları bulunan bı sıcak içecekleri tüketirken dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü severek içtiğiniz sıcak içecekler 65°C&#039;nin üzerinde tüketildiğinde mide ve bağırsak kanseri riski taşıyor.Yüksek sıcaklık, gastrointestinal sistemde kronik tahrişe ve iltihaplanmaya neden olarak potansiyel olarak kanser riskini artırabilir. Ancak, orta sıcaklıktaki içecekler kanserojen değildir. Sıcak içeceklerin tüketilmeden önce soğutulması bu riski en aza indirmek için çok önemlidir.Özellikle soğuk kış mevsiminde sıcak içecekler içmek vücudunuzun ısınmasına yardımcı olabilir. Kış sabahlarında sıcacık hissetmek için tercih edilen içecekler çay, kahve ve sıcak çikolatadır.Bu içecekler yalnızca vücudun sıcaklığını yüksek tutmakla kalmaz, aynı zamanda soğuk algınlığını önlemek için gereken antioksidanları sağlamaya da yardımcı olur. Ancak, sürekli sıcak içecek içmek mide ve bağırsak kanseri riskinizi artırabilir.Sıcak içeceklerin mide veya bağırsak kanserine katkıda bulunup bulunmadığı sorusu son yıllarda önemli ilgi görmüştür. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 65°C&#039;nin üzerindeki sıcaklıklarda tüketilen içecekleri &quot;insanlar için muhtemelen kanserojen&quot; olarak sınıflandırıyor. Endişe, potansiyel olarak mideye veya bağırsağa kadar uzanabilen yemek borusu astarındaki termal hasardan kaynaklanıyor.Cleveland Clinic Health Essentials Çalışması, aşırı sıcak içecekler tüketmenin gastrointestinal sistemde kronik tahrişe ve iltihaplanmaya yol açabileceğini öne sürüyor. Zamanla, bu durumlar dokuları kansere yatkın hale getirebilir, özellikle sigara içme, alkol tüketimi veya önceden var olan gastrointestinal rahatsızlıklar gibi diğer risk faktörleri olan kişilerde.Dr. Jasmine Agarwal&#039;a göre, &quot;Birincil risk faktörünün içeceğin kendisi değil, sıcaklığın olduğunu belirtmek önemlidir. Orta sıcaklıklarda tüketilen çay, kahve veya diğer içecekler kanserojen özellikler göstermez.Ek olarak, sıcak içecek tüketimini özellikle mide veya bağırsak kanserine bağlayan epidemiyolojik veriler sınırlı ve tutarsız olmaya devam ediyor.Riski en aza indirmek için, sıcak içecekleri içmeden önce güvenli bir sıcaklığa kadar soğumaya bırakmanız önerilir. Bu basit uygulama yalnızca termal yaralanmayı önlemekle kalmaz, aynı zamanda içeceğinizin tadını çıkarmanın genel deneyimini de geliştirir. Bu nüanslı sağlık endişesi hakkında kamuoyunun farkındalığı, daha güvenli alışkanlıkları teşvik etmede uzun bir yol kat edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CyG1In3DYEayLHqGdPxC_A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 13 Dec 2024 20:42:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Mide, bağırsak, kanseri, nedeniymiş:, İçimizi, ısıtmıyor, adeta, yakıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Fiyatını duyan dönüp bir daha bakıyor: Kilosu 5 bin liraya satılan bitkinin faydaları</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/fiyatini-duyan-doenup-bir-daha-bakiyor-kilosu-5-bin-liraya-satilan-bitkinin-faydalari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/fiyatini-duyan-doenup-bir-daha-bakiyor-kilosu-5-bin-liraya-satilan-bitkinin-faydalari</guid>
<description><![CDATA[ Batman’ın Sason ilçesinin dağlarında doğal olarak yetişen ve görünümüyle yeşil soğana benzeyen zuzubak otu, nadir bulunması nedeniyle bu yıl kilosu 5 bin liradan satışa sunuluyor. Şifalı özellikleriyle bilinen bu bitkinin, özellikle kalp ve damar sağlığını destekleyici etkileri olduğu ifade ediliyor. Zuzubak otunun azalan miktarı, hem yerel halkın ilgisini artırıyor hem de piyasadaki değerini yükseltiyor.Batman’ın Sason ilçesindeki Mereto ve Zoveser Dağları&#039;nın eteklerinde yetişen zuzubak bitkisi, yöre halkı için değerli bir geçim kaynağı olarak öne çıkıyor. Nadir bulunması ve şifalı özellikleriyle bilinen bu bitki, özellikle kalp ve damar sağlığı üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle talep görüyor.Zuzubak otu, yüksek rakımlı dağlık bölgelerde yetişen şifalı bir bitkidir. Görünüm olarak taze soğana benzeyen bu bitki, pancar ailesine aittir ve bağışıklık sistemini güçlendirme, böbrek sağlığını destekleme ve iltihapları hafifletme gibi sağlık faydalarıyla bilinir. Özellikle grip ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı doğal bir destek olarak kullanılır. Bitkinin doğal yetişme ortamı, tamamen organik olmasını ve kimyasal katkı içermemesini sağlar, bu da onu değerli bir şifalı bitki yapar.Zuzubak bitkisi, birçok sağlık yararıyla bilinen ve özellikle yüksek rakımlarda yetişen nadir bir bitkidir. İşte zuzubak otunun bilinen bazı faydaları:Kalp ve Damar Sağlığı: Zuzubak, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu özellikler gösterdiği düşünülen bir bitkidir. Damar tıkanıklıklarını önlemeye ve kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olabilir​.Bağışıklık Sistemi: Zuzubak otu, bağışıklık sistemini güçlendirme ve vücudun hastalıklara karşı direncini artırma özellikleriyle bilinir. Soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı etkili bir doğal yardımcı olarak kullanılır​.Böbrek Sağlığı: Böbrekleri temizlemeye ve idrar yolu sağlığını desteklemeye yardımcı olduğuna inanılır. Aynı zamanda vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir​.İltihap Giderici: Zuzubak, iltihap giderici özellikleriyle bilinir, bu nedenle eklem ağrıları ve vücutta oluşan iltihaplanmalar için doğal bir çözüm olarak kullanılır​Zuzubak bitkisi, doğrudan tüketilmeden önce genellikle kaya tuzu ile karıştırılarak baharat olarak kullanılmaktadır. Ancak, herhangi bir sağlık amacıyla kullanılmadan önce mutlaka bir uzmana danışmak gereklidir​. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9P7s0KtCuEGm41ANm0WhuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Fiyatını, duyan, dönüp, bir, daha, bakıyor:, Kilosu, bin, liraya, satılan, bitkinin, faydaları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Profesörün videosuyla dolandırdılar</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/profesoerun-videosuyla-dolandirdilar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/profesoerun-videosuyla-dolandirdilar</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji dolandırıcıların da işini kolaylaştırdı. Artık dolandırıcılar yapay zeka da kullanıyor. Mağdurlardan biri de Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar. Kar&#039;ın bir tıp konferasında yaptığı konuşmaya yapay zekayla ses eklendi, yatırım tavsiyesi veriyor gibi gösterildi. Video sosyal medya platformlarında yüz binlerce kişiye ulaştı.Haber: Melike Şahin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dllOOgVTDECVOEN9VhzicA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Profesörün, videosuyla, dolandırdılar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aflatoksin nedir, zararları neler? Aflatoksin hangi besinlerde bulunur?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aflatoksin-nedir-zararlari-neler-aflatoksin-hangi-besinlerde-bulunur</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aflatoksin-nedir-zararlari-neler-aflatoksin-hangi-besinlerde-bulunur</guid>
<description><![CDATA[ Gündemdeki haberler nedeniyle &quot;aflatoksin&quot; maddesi gündem oldu. Açıkta satılan kuruyemiş ve baharatın uygun ortamda muhafaza edilmemesinden oluşabilecek küf kaynaklı aflatoksin maddesinin karaciğer hasarına, ilerleyen dönemde karaciğer kanserine neden olabiliyor. Peki, aflatoksin nedir, zararları neler? Aflatoksin hangi besinlerde bulunur?Aflatoksin, Aspergillus cinsine ait mantarların ürettiği toksik bileşiklerdir. Bu toksinler, özellikle Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus türleri tarafından üretilir. Aflatoksinler, tarım ürünleri ve gıda maddelerinde kontaminasyona yol açabilir. Tahıl (pirinç, mısır, buğday, ince ve süpürge darı), yağlı tohumlar (pamuk, soya fasulyesi, yer fıstığı, ayçiçeği), baharat (kırmızı biber, kara biber, kişniş, zerdeçal, zencefil) ve kuru yemiş (badem, Antep fıstığı, ceviz, Hindistan cevizi, brezilya cevizi) sıklıkla etkilenenlerdir. Bunlarla beslenen hayvanların sütünde de aynı zehre rastlanabilir.AFLATOKSİN ZARARLARI  Aflatoksinlerin en önemli etkilerinden biri karaciğer kanseri ile ilişkilendirilmesidir. Uzun süreli aflatoksin maruziyeti, karaciğerin hasar görmesine, siroz gelişmesine ve kansere yol açabilir. Ayrıca, bağışıklık sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yapabilir, büyümeyi engelleyebilir ve genetik hasara yol açabilir​  Aflatoksinlerin etkilerini azaltmak için, gıda ürünlerinin doğru koşullarda saklanması ve kontaminasyonun önlenmesi önemlidir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Bk4JAs7z0uqQFHpGX-ECw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aflatoksin, nedir, zararları, neler, Aflatoksin, hangi, besinlerde, bulunur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>DSÖ &amp;quot;önde gelen ölüm nedeni&amp;quot; diye açıklıyor: 1 haftada 5 kez yiyen kalp krizi geçirmiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dso-oende-gelen-oelum-nedeni-diye-acikliyor-1-haftada-5-kez-yiyen-kalp-krizi-gecirmiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dso-oende-gelen-oelum-nedeni-diye-acikliyor-1-haftada-5-kez-yiyen-kalp-krizi-gecirmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kırmızı meyveler daha sağlıklı bir kalbe giden lezzetli bir yol sunar. Kiraz, ahududu, domates, elma ve çilek, kalp hastalıklarıyla savaşan antioksidanlar ve lif içerir. Bu meyveler kötü kolesterolü düşürür, kan basıncını iyileştirir ve iltihabı azaltarak genel kardiyovasküler sağlığa katkıda bulunur. Peki maksimum fayda için kırmızı meyveler nasıl tüketilir?Meyvenin besin değeri ve sağlıklılığı iyi bilinmektedir. Ancak, meyve yemenin ömrünüzü uzatabileceğini ve kalbinizin durumunu iyileştirebileceğini biliyor muydunuz?Çok sayıda çalışma, meyve ve diğer yiyecekler açısından zengin bir diyetin güçlü kardiyovasküler önleyici etkilerini göstermiştir; bunlardan biri 2019&#039;da Current Medicinal Chemistry dergisinde yayınlanmıştır.Meyve tüketmek sağlığınızı iyileştirir ve Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olduğunu söylediği kalp hastalığı riskinizi azaltır. Bu makale kalp sağlığını artıran belirli kırmızı meyvelerden bahsediyor.Kiraz suyu, kurutulmuş kirazlar, ekşi kirazlar ve tatlı kirazlar lezzetlidir. Hepsi antioksidan olan antosiyaninler açısından zengindir. Kan damarı korumasına katkıda bulundukları düşünülmektedir.Kurutulmuş kirazları yeşil salatalara, yabani pirince, kek hamuruna ve tahıllara ekleyin.Bu popüler meyveler kardiyovasküler sağlık için harikadır ve lezzetli bir atıştırmalıktır; hatta bunlara doğanın tatlıları bile diyebilirsiniz. Örneğin, ahududu gibi meyveleri tüketmek, azalmış iltihap, daha iyi kan basıncı, düşük LDL kolesterol ve sağlıklı kilo yönetimi gibi bir dizi kardiyometabolik avantajla ilişkilendirilmiştir.Domateslerin kalbiniz için iyi olan meyveler arasında listelenmesine şaşırdınız mı? Domatesler, çalılarda yetişen bir meyve ailesine aittir. Boston&#039;daki araştırmacılar tarafından yürütülen yakın tarihli bir araştırmaya göre, likopen açısından zengin yiyecekler, örneğin domates, 11 yıllık bir süre boyunca haftada beş kereden fazla yemek koroner kalp hastalığı riskini %26 oranında azaltmıştır.Antioksidan bileşen likopen, domateslerin ve diğer bazı meyve ve sebzelerin renginden sorumludur. Ancak pişmiş domatesler en iyisidir. Isıtma yöntemi likopenin emilimini artırır.Ohio State Üniversitesi&#039;nin yakın zamanda yaptığı bir çalışmada, günde bir elma yemenin LDL (kötü) kolesterolü %40&#039;a kadar düşürebileceği bulundu. Ayrıca, 18 yıl boyunca 34.000&#039;den fazla menopoz sonrası kadını takip eden Iowa Kadın Sağlığı Çalışması&#039;na göre elma yemek kalp hastalığından ölme riskinin daha düşük olmasıyla bağlantılıydı.Meyvenin kabukları en büyük antioksidanları içerir, bu nedenle suyunu içmek yerine meyveyi yediğinizden emin olun.Çilekler harika bir tada sahiptir ve her gün yerseniz kalbinizi güçlendirebilir. Bu tür çözünür lif ve çileklerde bulunan pektin enzimi LDL kolesterolü düşürür. Sağlık uzmanları onu öğünlerde yemeyi öneriyor, ancak taze olarak da atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jn51iWdFeUenHbqtV7y0Ow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ, önde, gelen, ölüm, nedeni, diye, açıklıyor:, haftada, kez, yiyen, kalp, krizi, geçirmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücudu protein deposuna çeviriyor: Magnezyum, manganez ve melatonin ne varsa onda!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucudu-protein-deposuna-ceviriyor-magnezyum-manganez-ve-melatonin-ne-varsa-onda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucudu-protein-deposuna-ceviriyor-magnezyum-manganez-ve-melatonin-ne-varsa-onda</guid>
<description><![CDATA[ Kuruyemişler lif, protein ve mikro besinler açısından zengindir ve bu da onları sağlıklı bir atıştırmalık yapar. Ancak içlerinde protein farklılık gösterir. Fındık en yüksek protein içeriğine sahip kuruyemişlerden biridir. Badem, fıstık ve diğer kuruyemişler biraz daha az protein sağlar, ancak yine de diğer yiyeceklerle birleştirildiğinde dengeli bir diyete katkıda bulunur.Kuruyemişler harika bir lif, protein ve bir dizi mikro besin kaynağıdır. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak mükemmeldir ve çeşitli tatlı ve tuzlu yemeklere eklenebilir.Kuruyemişler bir protein merkezi olarak kabul edilirken, aynı zamanda sağlıklı yağlar, vitaminler, mineraller ve lif açısından da zengindir.Ancak, kuruyemişlerdeki protein içeriği türe göre değişir ve genellikle et, yumurta veya baklagiller gibi diğer kaynaklar kadar protein içermezler. Bir avuç kuruyemiş yemek sağlığınız için iyi olabilir, ancak hepsi günlük protein alımınıza ulaşmanıza yardımcı olmayabilir.İnsanlarda günlük protein değeri 2.000 kalorilik bir diyet için günde yaklaşık 50 gram olmalıdır.Dengeli bir atıştırmalık için kuruyemişleri meyve veya yoğurtla birleştirdiğinizden emin olun. Protein alımınızı karşılamak için tüketebileceğiniz kuruyemişlerin listesi burada.Yer fıstığı, ABD&#039;de kuruyemişlerin en sevileni olarak kabul edilir ve cilt ve saç sağlığının iyileştirilmesine yardımcı olan niasin ve biyotinin iyi kaynaklarıdır. Yer fıstığının ince kırmızı kabuğu antioksidanlar ve resveratrol içerdiğinden daha sağlıklıdır. Yer fıstığı 7 gram protein içerir.Badem, ABD&#039;de en çok tüketilen kuru meyvedir ve 6 gram protein içerir. Badem, E Vitamini açısından zengindir ve cildi temizlemeye ve tırnakların uzamasına yardımcı olur. Ayrıca daha iyi göz görüşüne yardımcı olur.Antep fıstığı, yumurta gibi tamamen protein olan tek kuruyemiştir. Vücudun ihtiyaç duyduğu tüm dokuz aminoasidi içerir ve 6 gram protein içerir. Antep fıstığındaki yüksek lif sizi daha uzun süre tok tutar ve kısa sürede açlık hissi yaratmaz. Antep fıstığı melatonin ve magnezyum açısından iyi olduğundan, size daha dinlendirici bir uyku sağladığı için gece atıştırmalığı olarak mükemmeldir.Kaju fıstığı, bitki bazlı proteinlerin mükemmel bir kaynağıdır ve veganlar tarafından büyük miktarlarda tüketilir, çünkü aldıkları tek protein kaynağıdır. Kaju fıstığı 4 gram protein içerir.Fındık, lif açısından zengindir ve ons başına 4 gram protein içerir. Fındık potasyum, magnezyum ve manganez açısından zengindir ve vücuttaki kan basıncını düşürür.Ceviz, beyin sağlığı için önemli olan omega-3 yağ asitleri ve folat açısından zengindir. Ceviz, et tüketirken elde edilen protein seviyesine eşit olan tek kuruyemiş bazlı proteindir. Ons başına 4 gram protein içerirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kIGZJnY7SEGK5XB4Fn6zTQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücudu, protein, deposuna, çeviriyor:, Magnezyum, manganez, melatonin, varsa, onda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalbin kuvvetli ilacıymış: İçinde 11 kat fazla beta&amp;karoten, 2 kat fazla C vitamini var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalbin-kuvvetli-ilaciymis-icinde-11-kat-fazla-beta-karoten-2-kat-fazla-c-vitamini-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalbin-kuvvetli-ilaciymis-icinde-11-kat-fazla-beta-karoten-2-kat-fazla-c-vitamini-var</guid>
<description><![CDATA[ Biberler bol miktarda vitamin ve antioksidan içerir. Her biri vücuda benzersiz faydalar sağlayan dolmalık biberler özellikle bağıkşığı güçlendirici yönüyle dikkat çeker. Dolmalık biberler, vücuda doğal bir detoks görevi görür. Sağlıklı bir bağırsak ve kardiyovasküler sağlığı korumaya yardımcı olan lif ve demir açısından zengindir.Dolmalık biber veya kırmızı biber, capsicum ailesine aittir ve yeşil, kırmızı, sarı, turuncu, beyaz ve hatta mor dahil olmak üzere çeşitli iklimlerde farklı renklerde yetiştirilir. Sebzenin tadı ve baharat seviyesi yetiştirmeye göre değişir. Dolmalık biberler harika bir vitamin ve antioksidan kaynağıdır.Dolmalık biberler baharatlı değildir ancak mukoza zarıyla temas ettiğinde yanma hissine neden olan bir kimyasal üretirler. Sebze olgunlaştığında bu kimyasal nedeniyle tatlanır. Yeşil biberle karşılaştırıldığında, kırmızı biber daha tatlıdır ve 11 kat daha fazla beta-karoten ve 2 kat daha fazla C vitamini içerir.Dolmalık biberler, ister sote edilmiş olsun, ister düşük karbonhidratlı salataya eklenmiş olsun, hatta pizzaya eklendiğinde bile benzersiz bir tada sahiptir, bu onu lezzetli hale getirir. Dolmalık biberler ayrıca harika bir atıştırmalıktır ve soslarla ve soslarla çiğ olarak tüketilebilir.Dolmalık biberlerde doğal bir pigment vardır - doğal bir bitki bileşiği olan likopen. &#039;Nutrients&#039; dergisinde yayınlanan yakın tarihli bir rapora göre, likopen vücuttaki hücrelere zarar veren serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olur.Sebzede bulunan likopen, kardiyovasküler sorun riskini azaltmaya yardımcı olur ve bu likopen, kırmızı biber olarak da bilinen kırmızı dolmalık biberlerde yüksektir.Sarı ve turuncu dolmalık biberlerde, karotenoidler olan zeaksantin ve lutein olmak üzere iki doğal pigment bulunur. Bu karotenoidler, özellikle göz sağlığı olmak üzere, sağlığınızın birçok yönden iyileşmesine yardımcı olur.Bu karotenoidler, vücutta göz retinasının etrafına yerleşir ve çoğunlukla dizüstü bilgisayar ve telefon ekranlarından yayılan mavi ışığa karşı koruma sağlar.Bu pigmentler ayrıca katarakt ve göz dejenerasyonuna karşı koruma sağlar.Dolmalık biberlerden elde edilen diğer faydalarDolmalık biberler, saçların daha güçlü uzamasına ve kırılma ve saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olmak için gerekli olan önemli bir besin olan biotin içerir.Ayrıca vücutta kolajen üretimine yardımcı olan ve cildi korumaya, kırışıklıkları ve pigmentasyonu azaltmaya yardımcı olan A ve C Vitamini açısından da zengindirler.Dolmalık biberler, vücuda doğal bir detoks görevi görür. Sağlıklı bir bağırsak ve kardiyovasküler sağlığı korumaya yardımcı olan lif ve demir açısından zengindir.Dolmalık biberler orta veya yüksek seviyelerde tüketildiğinde, genel bağışıklık sistemini iyileştirir ve kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-GcgYPtbIkuPXCApzBrfQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalbin, kuvvetli, ilacıymış:, İçinde, kat, fazla, beta-karoten, kat, fazla, vitamini, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 kaşığı iltihabı kökünden kurutuyor: Bu vitamin deposunu tüketen kışın grip bile olmaz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/1-kasigi-iltihabi-koekunden-kurutuyor-bu-vitamin-deposunu-tuketen-kisin-grip-bile-olmaz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/1-kasigi-iltihabi-koekunden-kurutuyor-bu-vitamin-deposunu-tuketen-kisin-grip-bile-olmaz</guid>
<description><![CDATA[ Hava sıcaklıkları düştükçe hastalıklardan korunmak için besin açısından zengin diyetler ve kapalı alanda egzersiz yapmak önemli hale geliyor. Evde bulunan doğal malzemelerle hazırlayacağınız içecekler sayesinde bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz. Bu içecekler detoks etkisi sağlar, akciğer fonksiyonlarını iyileştirir ve genel sağlığı güçlendirir. Su içmek ve sağlıklı bir diyet de kirliliğe ve mevsimsel rahatsızlıklara karşı korunmak için hayati önem taşır.Kışın soğuk hava ve hava kirliliği nedeniyle bağışıklığınız daha hızlı düşer ve hastalanma riskiniz artar.Kış mevsiminin olumsuz etkileriyle mücadele etmek için uzmanlar besin açısından zengin diyetler ve kapalı alanda egzersiz yapmanızı öneriyor.Çocuklar mevsimsel hastalıklar açısından en büyük riskle karşı karşıyadır. Mevsimsel griple mücadele etmenin en iyi yollarından biri bağışıklık içecekleri tüketmektir. Kış hastalığı depresyonunu yenebilecek bağışıklık içeceklerinden bazıları şunlardır:Lahana, ıspanak, balkabağı, havuç, zencefil ve mercimek gibi çorbalar, vücudun temiz ve sağlıklı kalmasını sağlarken tam bir detoks sunar. Bu büyülü çorbalar sadece gerekli besinleri sağlamakla kalmaz, aynı zamanda olası sağlık hasarlarını uzak tutacak özelliklere de sahiptir. Ayrıca iltihap giderici özelliklere sahip oldukları için zencefil ve zerdeçal da ekleyebilirsiniz.Limon yeşil çayı, detoksifikasyon ve iyi sağlığı korumak için birinci sınıf bir seçenektir. Limonlu yeşil çayda bulunan antioksidanlar kirleticilerin neden olduğu oksidatif stresle savaşırken, asetik asidi karaciğeri temizler ve sindirimi iyileştirir. Bu da toksinleri ortadan kaldırır.Pancar içeceği obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda akciğer fonksiyonunu iyileştirebilir. Pancar çayı yapmak için bir çaydanlık alın ve 1 limonun suyunu, 1 tatlı kaşığı zencefil ezmesi veya rendelenmiş zencefili ve 1/2 rendelenmiş pancarı ekleyin. İyice karıştırın ve sıcak su ekleyin. Çayı 10 dakika demlenmeye bırakın. Süzün ve ekstra bir tat için bir tutam bal ekleyin.Folat ve vitamin açısından zengin portakal suyu, iltihabı azaltmak ve genel sağlık için harika olan ve kış hastalıklarını önleyen flavonoidler sağlamak için en iyi bahistir. Ayrıca grip ve soğuk algınlığını yenmede de iyidir. Lif açısından zengin olan portakal suyu ayrıca farklı kanser türlerini, kalp hastalıklarını, diyabet ve diğerlerini de yener.Limon ve nane içeceği hücreleri oksidatif stresten korur, C vitamini açısından zengin bir kaynaktır ve toksinleri atmak için harikadır. Bu içeceklerin yanı sıra, doktorlar su tüketimini artırarak ve besin ve lif açısından yoğun öğünlerle birlikte yeşil sebzeler yiyerek sürekli sıvı alımınızı şiddetle tavsiye eder.Sabahları zencefil ve nane ile limon suyu içmek akciğerler için harikadır ve genel bağışıklığı artırır. İşlenmiş gıdalar ve atıştırmalıklar kesinlikle yasaktır ve tatlı limon, greyfurt ve galgal gibi turunçgil suları tüketmeniz önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/myVner0Fh02ExJtf6FoiYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>kaşığı, iltihabı, kökünden, kurutuyor:, vitamin, deposunu, tüketen, kışın, grip, bile, olmaz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Parkinson ilacının yan etkisi hayatını kabusa çevirdi: Kumar bağımlılığına karşı 70 bin sterlin tazminat!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/parkinson-ilacinin-yan-etkisi-hayatini-kabusa-cevirdi-kumar-bagimliligina-karsi-70-bin-sterlin-tazminat</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/parkinson-ilacinin-yan-etkisi-hayatini-kabusa-cevirdi-kumar-bagimliligina-karsi-70-bin-sterlin-tazminat</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de bir Parkinson hastası, kullandığı ilacın yan etkileri nedeniyle kontrolsüz kumar bağımlılığı geliştirdi. Hayatı altüst olan hasta, Ulusal Sağlık Hizmetleri’nden 70 bin sterlin değerinde tazminat aldı.İngiltere’nin Hampshire bölgesinde yaşayan 66 yaşındaki Philip Stevens, “huzursuz bacak sendromu” teşhisiyle kendisine reçete edilen Ropinirole ilacının yaşamını kabusa çevirdiğini söyledi. Stevens, bu ilacın neden olduğu “dürtü kontrol bozukluğu” nedeniyle kontrolsüz bir şekilde kumar oynamaya ve kompulsif alışveriş yapmaya başladığını iddia etti.Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS), Ropinirole gibi ilaçların bazı hastalarda “aşırı yeme, kumar oynama ve alışveriş yapma” gibi davranışsal yan etkilere yol açabileceğini kabul ediyor. Ancak Stevens, bu yan etkiler konusunda doktoru tarafından bilgilendirilmediğini belirtti.Stevens, ilacın etkisiyle sık sık gecenin bir yarısı bahis uygulamalarında vakit geçirdiğini ve lüks kıyafetler ile aksesuarlar satın aldığını anlattı. Haftalarca süren kompulsif davranışlar, bir süre sonra suçluluk ve pişmanlık duygusuna dönüştü. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Stevens, “Ropinirole, hobilerimi saplantıya dönüştürdü. Artık hayatımdaki her şey birer yük ve suçluluk kaynağına dönüştü. Eski benliğimi kaybettim,” ifadelerini kullandı.Ekim 2021’de bir nörologla yapılan kontrolde Stevens’a ilacı bırakması tavsiye edildi. Ancak ilacı bırakmasıyla birlikte beş ay süren şiddetli çekilme semptomları yaşadı. Stevens, bu dönemde yoğun yorgunluk, paranoya ve halüsinasyonlarla mücadele ettiğini ve gerçeklik algısını yitirdiğini söyledi. “Bir noktada çocuklarımın DNA testi yaptırmasını isteyecek kadar gerçeklik algımı kaybettim,” diyen Stevens, bu süreçte depresyon ve intihar düşünceleriyle baş etmeye çalıştı.Hukuk firması Leigh Day, aynı ilaç nedeniyle dürtü kontrol bozukluğu yaşayan başka bir hastanın 40 bin sterlinlik borca sürüklendiğini açıkladı. Parkinson tedavisinde kullanılan Pramipexole isimli başka bir ilaç için de benzer bir dava sonuçlandı. 
Stevens, kazandığı 70 bin sterlinlik tazminatla geleceğe daha umutla bakmak istediğini belirterek, “Yaşadıklarımın benim suçum olmadığını bir gün kabul edebileceğim umuduyla yaşıyorum,” dedi. Bu süreçte evliliğinin sağlam kalmasının en büyük tesellisi olduğunu da sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_PDwkQoBUKE9zjblV5EYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Parkinson, ilacının, yan, etkisi, hayatını, kabusa, çevirdi:, Kumar, bağımlılığına, karşı, bin, sterlin, tazminat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Duştan sonra herkesin yaptığı hata: Organlarda şok etkisi yaratıp, yaşlandırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dustan-sonra-herkesin-yaptigi-hata-organlarda-sok-etkisi-yaratip-yaslandiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dustan-sonra-herkesin-yaptigi-hata-organlarda-sok-etkisi-yaratip-yaslandiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Su yaşam kaynağıdır ve uzmanlar sağlıklı bir vücut için her gün 8-10 bardak su içilmesini öneriliyor. Ancak suyun şifasından faydalanmak için doğru zamanda tüketmek gerekiyor. Yanlış zamanda içilen su sağlığı ciddi anlamda tehdit edebiliyor. Peki, su ne zaman içilmez? İşte yanıtı.Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve vücutta biriken toksinleri, zararlı maddeleri dışar atmak için su içmeniz gerekir.Uzmanlar düzenli olarak su içmenin sağlık için ne kadar önemli olduğunu her fırsatta vurguluyor. Genellikle sağlıklı bir yaşam için 8-0 bardak su içmeniz öneriliyor. Ancak suyu bazı zamanlarda da tüketmemeniz gerekiyor.Yanlış zamanda içilen su vücudu hasta edebiliyor ve sağlık için risk oluşturabiliyor.Acı yedikten sonra su içmek öncelikle acının etkisini arttırarak daha fazla yanmaya neden oluyor. Acıdan sonra su içmenin sağlık için daha önemli bir sebebi bulunuyor.
Acı yedikten sonra su içmek reflü ve gastrit gibi mide hastalıklarına aynı zamanda bağırsak rahatsızlıklarına yol açıyor.Banyo; kişinin temizlenmesine olduğu kadar, gevşemesine ve ferahlamasına da yardımcı olur. Banyo esnasında; organlar gevşer ve kan akışı rahatlar. Bunun üzerine su içilmesi, organlarda şok etkisi yapar ve gerilmelerine sebep olur.Bu sebeple banyodan hemen sonra kesinlikle su tüketilmemelidir. Banyodan çıktıktan sonra hemen su içmek organların hızlı yaşlanmasına da neden olabilir.Meyveleri yedikten sonra su içmekten kaçının çünkü midede asitliğe neden olan emilim ve sindirim sürecini engeller. Bu yüzden bazı insanlar meyve tükettikten sonra tedirginlik yaşarlar. Meyve yedikten en az bir saat sonra su içmeniz tavsiye edilir.Egzersizden hemen sonra su içmek dalak büyümesine, mide bulantısı ve baş dönmesine sebep olabiliyor. Ayrıca özellikle egzersizden sonra terlediğinizde sodyum ve potasyum kaybediyorsunuz.Bunların ikisi de vücudunuz için çok önemli ve kaybettiğiniz bu mineralleri yerine koymanız gerekiyor. Ancak bu mineralleri normal su ile yerine koymak imkânsız bunun için en iyi su maden suyudur.Yemekle beraber 5-6 bardak su içmek yemeklerin sindirilmesini zorlaştırabilir. Mide asidi ve safra – fazla su içilmesi ile yeterli işlev göstermeyebilirler.Ayrıca, yemek sırasında alkol ve soda içmek de tükürük salgısını azalttığı için sindirimi zorlaştırabilir.Soğuk su, soğuk kola, gazlı içecekler de bilinenin aksine yemek sırasında olumlu etki yapmayıp tam tersi sindirimi zorlaştırabilir, karın ağrısı ve kramplara yol açabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hhQUUFhJ-EC2eKJMwY_pIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Duştan, sonra, herkesin, yaptığı, hata:, Organlarda, şok, etkisi, yaratıp, yaşlandırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalbin kendi “Mini Beyni” keşfedildi: Kendi kendine kontrol ediyor!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalbin-kendi-mini-beyni-kesfedildi-kendi-kendine-kontrol-ediyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalbin-kendi-mini-beyni-kesfedildi-kendi-kendine-kontrol-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanlarının yaptığı yeni bir çalışma ile kalbin yalnızca beyinden gelen sinyallerle çalıştığı düşüncesi çürütüldü. Yapılan araştırmalar kalbin karmaşık bir sinir ağına sahip olduğunu ortaya koydu.  &quot;Mini beyin&quot; olarak adlandırıla bağımsız sinir sistemi, kalbin ritmini düzenliyor.Karolinska Enstitüsü ve Columbia Üniversitesi&#039;nden bilim insanları, kalbin otonom bir sinir sistemiyle çalıştığını ve bunun çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu keşfettiler. Bilim insanlar, bu buluşun kalbin, beynin ritmik işlevleri düzenlemesine benzer şekilde çalışan bir “mini beyin” barındırdığını gösterdiğini söylüyor.Çalışmayı yöneten Karolinska Enstitüsü Sinirbilim Bölümü&#039;nden Konstantinos Ampatzis, bu sinir sisteminin detaylı analizinin, aritmi gibi kalp hastalıklarına yönelik yenilikçi tedavilerin önünü açabileceğini belirtti. Ampatzis, “Kalbin bu denli karmaşık bir sinir ağına sahip olduğunu görünce çok şaşırdık. Bu sistemi anlamak, kalp hastalıkları konusunda devrim yaratabilir” dedi.Araştırmada zebra balığı modeli kullanıldı. Bu balık türü, kalp atış hızı ve fonksiyonlarında insan kalbine benzer özellikler gösteriyor. Tek hücreli RNA dizilimi, elektrofizyoloji ve anatomik çalışmalarla kalpteki nöronların yapısı, organizasyonu ve işlevi detaylı bir şekilde haritalandı.Ampatzis, araştırmanın bir sonraki aşamasında, kalbin sinir ağının stres, egzersiz veya hastalık gibi durumlarda nasıl çalıştığını ve beynin bu süreçteki rolünü inceleyeceklerini açıkladı. Ayrıca, kalp nöronlarındaki bozulmaların çeşitli rahatsızlıklara nasıl katkıda bulunduğunu anlamak için çalışmaların sürdüğünü belirtti.Andrea Pedroni ve diğerleri tarafından yürütülen araştırma, Nature Communications dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u6-dF7rIUUSMYEOIQqHYqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalbin, kendi, “Mini, Beyni”, keşfedildi:, Kendi, kendine, kontrol, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Üşüyünce neden titreriz?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-usuyunce-neden-titreriz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-usuyunce-neden-titreriz</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk kış günlerinde üşüdüğünüzde vücudunuzda bir titreme olur. Bu aslında vücudun soğuğa karşı gösterdiği bir reflekstir. Bilin insanları yaptıkları son araştırmalarda üşüdüğünüzde vücudunuzun neden titrediğini ortaya çıkardı. Peki, üşüyünce neden titreriz? İşte yanıtı.Soğuk havalarda vücudumuzun doğal bir savunma mekanizması devreye girer: titreme. Peki, bu durumun arkasındaki bilimsel neden nedir?Titreme, vücudun soğukla mücadele etmek için geliştirdiği bir reaksiyondur. Soğuk havalarda vücut sıcaklığı düşmeye başladığında, beynimizdeki hipotalamus bölgesi devreye girer ve kaslara hızlı bir şekilde kasılıp gevşemeleri için sinyaller gönderir. Bu hareketler, enerji harcayarak ısı üretir ve vücut sıcaklığını dengede tutmaya çalışır.Bergamo&#039;daki Humanitas Gavazzeni Tıp Birimi tarafından yapılan araştırma üşüdüğünde vücudun neden titrediğini oraya koydu.Yapılan bir araştırma, titremenin vücutta ısıyı artırmak için kasların istemsiz bir şekilde kasılması sonucu ortaya çıktığını açıklıyor.Vücut ısısı 37 derecenin altına düştüğünde, bu mekanizma devreye girer ve kanın ısınmasını sağlayarak vücuda ısı verir. Titreme, bu sayede vücudun soğumaması için önemli bir savunma mekanizması olarak işler.Titreme, vücudun ısıyı artırmaya yönelik bir savunma mekanizması olarak genellikle virüs veya bakterilerle savaşmak amacıyla da ortaya çıkar. Ancak titremenin başka nedenleri de vardır. Korku, zevk gibi güçlü duygular, güneş yanığına verilen tepki veya panik ataklar gibi psikolojik faktörler de titremeye yol açabilir.Uzun süre güneşe maruz kalındığında, ateşin yükselmesinden önce titreme başlayabilir. Ayrıca, solunum yolu hastalıkları gibi sağlık sorunları, vücudun oksijen eksikliği nedeniyle titremeye neden olabilir. Hipotiroidizm gibi metabolizma sorunları da titremeye yol açabilir; bu durumda vücut yeterli hormon üretmediği için temel işlevler bozulur. Titreme, bu gibi durumların bir sonucu olarak vücudun bir tepkisi olarak ortaya çıkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4O66bkoe3kiOR3PZ7uvM5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Üşüyünce, neden, titreriz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Denizden gelen afrodizyak! 5000 yıl önceki yöntemle hazırlanıyor: Hafızayı güçlendirip beyin fonksiyonlarını iyileştiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/denizden-gelen-afrodizyak-5000-yil-oenceki-yoentemle-hazirlaniyor-hafizayi-guclendirip-beyin-fonksiyonlarini-iyilestiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/denizden-gelen-afrodizyak-5000-yil-oenceki-yoentemle-hazirlaniyor-hafizayi-guclendirip-beyin-fonksiyonlarini-iyilestiriyor</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;in Karaburun ilçesinde, özellikle yaz aylarında avlanan kefal balıklarının yumurtalarının geleneksel yöntemlerle işlenmesiyle elde edilen bottarga, gastronomik bir hazine olarak sofralarda yerini alıyor. Antik çağlardan beri bottarga, hem sağlıklı bir besin hem de afrodizyak olarak değerlendirilmiştir.Zengin deniz ürün çeşitliliğiyle bilinen Karaburun&#039;da, beş çeşidi bulunan kefal balığının bölgede &quot;topan kefali&quot; olarak bilinen türü hem lezzeti hem de bottarga üretimi için tercih ediliyor.Bottarga, dişi (topan) kefal balığının yumurta kesesi özenle çıkarılıp 5000 yıl önceki geleneksel yöntemlerle işlenerek hazırlanıyor. Otel ve restoran şefleri ile bölge halkı kefal balığını, hem lezzetini tatmak hem de zengin besin değeri bulunan yumurtalarından bottarga hazırlamak için tercih ediyor. Yerel ve ulusal pazarlarda ilgi gören bottarganın üretim süreci özen ve sabır gerektiren bir süreçten oluşuyor.Bottarga, ince dilimler halinde kesilerek ya da rendelenerek makarna ve salataların üzerine serpiştiriliyor. Zengin aromasıyla öne çıkan bu lezzet, zeytinyağıyla atıştırmalık olarak da tercih ediliyor. Akdeniz kültürlerinde bottarga, kutlamalar ve özel günlerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu kültürel ritüeller, bottarga&#039;nın geçmişten günümüze afrodizyak olarak anılmasında etkili olmuştur. Peki, bottarga&#039;nın faydaları neler?1. Zengin Omega-3 Yağ Asitleri KaynağıOmega-3 yağ asitleri bakımından oldukça zengin olan bottarga, kalp sağlığını korur ve damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olur.Beyin fonksiyonlarını destekler ve hafızayı güçlendirebilir.2. Yüksek Protein İçeriğiBottarga, vücudun temel yapı taşı olan proteini bol miktarda içerir.Kas gelişimi ve onarımı için harika bir kaynaktır.3. Vitamin ve Mineral DeposuB12 Vitamini: Sinir sistemi sağlığını korur ve enerji seviyesini artırır.D Vitamini: Kemik sağlığını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Çinko ve Selenyum: Bağışıklık sistemi ve hormon dengesi için gereklidir.4. Antioksidan Etkisiİçerdiği antioksidanlar sayesinde hücre hasarını azaltabilir ve yaşlanma karşıtı etki gösterebilir.5. Metabolizmayı DesteklerBottarga’daki sağlıklı yağlar ve proteinler, metabolizmayı hızlandırarak enerji seviyesini artırabilir.6. Kolay Sindirilebilir ve BesleyiciHafif ve besleyici yapısıyla sağlıklı bir atıştırmalık veya öğün alternatifi sunar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XA8Dm60TRE2Z19Qll1gHKg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Denizden, gelen, afrodizyak, 5000, yıl, önceki, yöntemle, hazırlanıyor:, Hafızayı, güçlendirip, beyin, fonksiyonlarını, iyileştiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gençleri tehdit eden yeni sağlık krizi: 50 yaş altında artış!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gencleri-tehdit-eden-yeni-saglik-krizi-50-yas-altinda-artis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gencleri-tehdit-eden-yeni-saglik-krizi-50-yas-altinda-artis</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde 50 yaş altı bireylerde bağırsak kanseri teşhisi oranları hızla artıyor. Lancet Oncology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, İngiltere’nin bu artışın en hızlı yaşandığı ülkelerden biri olduğunu ortaya koydu.Dünya genelinde 50 yaş altı bireylerde bağırsak kanseri teşhisi oranları hızla artıyor. Lancet Oncology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, İngiltere’nin bu artışın en hızlı yaşandığı ülkelerden biri olduğunu ortaya koydu.Araştırma, 50 farklı ülkenin bağırsak kanseri verilerini inceledi. 27 ülkede hastalık oranlarında yükseliş görüldü. En büyük yıllık artış oranları Yeni Zelanda (yüzde 4), Şili (yüzde 4), Porto Riko (yüzde 3,8) ve İngiltere (yüzde 3,6) olarak sıralandı.Uzmanlar, bu artışın altında abur cubur tüketimi, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi faktörlerin yatabileceğini belirtiyor.
Amerikan Kanser Derneği&#039;nden Hyuna Sung, &quot;Bu küresel bir olgu. Daha önce sadece Batı ülkelerinde artış görülüyordu, ancak artık tüm dünyada belgeleniyor&quot; ifadelerini kullandı.Cancer Research UK Genel Müdürü Michelle Mitchell ise, &quot;Bu eğilimin sebebini anlamak kritik. Artışa rağmen genç yetişkinlerde bağırsak kanseri oranlarının hâlâ düşük olduğunu vurgulamak önemli, ancak bu eğilim rahatsız edici&quot; dedi.Bağırsak kanseri dünya genelinde en sık teşhis edilen üçüncü kanser türü ve kanserden ölümlerde ikinci sırada yer alıyor. Uzmanlar, özellikle rektal kanama, karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında değişim ve açıklanamayan kilo kaybı gibi semptomlara karşı farkındalığın artırılması gerektiğini belirtiyor.
Araştırmaya dahil olmayan Trinity College Dublin’den David Robert Grimes, veri kalitesi ve tutarlılığına dikkat çekerek daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.Araştırmacılar, genç nesillerdeki artışın küresel bir tehdit olduğuna işaret ederek erken teşhisi kolaylaştıracak farkındalık kampanyalarının ve önleme stratejilerinin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dc9YDZ-MOkOD7TasSjBxzA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gençleri, tehdit, eden, yeni, sağlık, krizi:, yaş, altında, artış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ötanazi oranı hızla artıyor: Bir yılda 15 bin kişi destekli ölümle yaşamına son verdi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/otanazi-orani-hizla-artiyor-bir-yilda-15-bin-kisi-destekli-oelumle-yasamina-son-verdi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/otanazi-orani-hizla-artiyor-bir-yilda-15-bin-kisi-destekli-oelumle-yasamina-son-verdi</guid>
<description><![CDATA[ Kanada’da 2016 yılında yasal hale getirilen ötanazi uygulamasıyla hayatını sonlandıranların oranı her geçen yıl artıyor; son rapora göre bu oran, ülkedeki tüm ölümlerin yüzde 4,7’sine ulaşarak dikkat çekici bir seviyeye geldi.Kanada’da, tıbbi yardımla ölme (ötanazi) oranları artmaya devam ediyor. Ülkenin 2016 yılında destekli ölümü yasallaştırmasından bu yana yayınlanan beşinci yıllık rapor, bu oranın geçen yıl yüzde 4,7’ye ulaştığını ve yaklaşık 15 bin 300 kişinin bu yolla hayatını sonlandırdığını ortaya koydu.Kanada hükümeti, ötanaziye erişimi 2027 yılına kadar ruhsal hastalıkları olan kişileri de kapsayacak şekilde genişletmeyi planlıyor. Ülke, 2021’de bu hakkı yalnızca ölümcül hastalığı olan kişilerden, kronik ve güçten düşürücü rahatsızlıkları bulunan bireyleri de kapsayacak şekilde genişletmişti. Ancak eyaletlerin hizmet kapasitesine dair endişeler nedeniyle ruhsal hastalıklarla ilgili düzenleme iki kez ertelendi.Rapora göre, yardımlı ölüm talep edenlerin yüzde 96’sı ölümcül bir hastalığa sahipken, geri kalan yüzde 4, uzun süreli kronik hastalığı olan ve doğal bir ölümün yakın olmadığı kişilerden oluşuyor. Talep edenlerin yaş ortalaması 77 olup, en yaygın neden kanser olarak öne çıkıyor.Bu yılki rapor, ötanazi talebinde bulunan kişilerin etnik kökenlerine ilişkin verileri de içeriyor. Ötanazi talep edenlerin yüzde 96’sı beyaz olarak tanımlanırken, yüzde 1,8 ile ikinci sırada Doğu Asyalılar yer alıyor. Uzmanlar, bu eşitsizliğin nedenini henüz tam olarak açıklayamıyor.Kanada’nın Quebec eyaleti, ülkenin yalnızca yüzde 22’sini oluşturan nüfusuna rağmen ötanazi ölümlerinin yüzde 37’sine ev sahipliği yapıyor. Quebec hükümeti, bu yüksek oranın nedenlerini araştırmak üzere bir çalışma başlattı.Kanada, destekli ölümü yasallaştıran az sayıdaki ülkeden biri. Ülkedeki program, dünyadaki en hızlı büyüyen ötanazi uygulamalarından biri olarak dikkat çekiyor.Raporda yer alan bazı vakalar, sistemin güvenliği konusundaki tartışmaları da beraberinde getirdi. Ontario’da, doğal ölümlerine yakın olmayan kişilere ötanazi uygulandığı örnekler paylaşıldı. Örneğin, depresyon geçmişi ve kimyasal hassasiyeti olan bir kadın, konut ihtiyacını karşılayamadığı için ötanazi talebinde bulundu ve bu talep kabul edildi.Kanada Sağlık Bakanlığı, prosedürün sıkı kriterlere dayandığını savunsa da, eleştiriler sürüyor. Özellikle engelli bireylerin yardımlı ölümü bir çözüm olarak görmesine neden olan sosyal yardım eksikliği, tartışmaların odağında yer alıyor. Hristiyan düşünce kuruluşu Cardus, rakamların endişe verici olduğunu ve Kanada’nın dünyada ötanaziyi en hızlı şekilde benimseyen ülkelerden biri haline geldiğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/plbvT6dwcUK8iVpgctAfrg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ötanazi, oranı, hızla, artıyor:, Bir, yılda, bin, kişi, destekli, ölümle, yaşamına, son, verdi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tahin ve pekmez karışımının bilinmeyen etkisi: Yıllarca bu zararını bilmeden yemişiz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tahin-ve-pekmez-karisiminin-bilinmeyen-etkisi-yillarca-bu-zararini-bilmeden-yemisiz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tahin-ve-pekmez-karisiminin-bilinmeyen-etkisi-yillarca-bu-zararini-bilmeden-yemisiz</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde bağışıklığı güçlendirmek ve vücuda enerji depolamak için birlikte tüketilen bir karşım olan tahin ve pekmez, sağlığa olan faydalarıyla biliniyor. Ancak pekmez ve tahinin birlikte tüketimi sandığınız kadar sağlıklı olmayabilir. Tahinin bağışıklığı güçlendirme etkisi ve pekmezin kan yapıcı özellikleri ile tüketimleri tavsiye edilse de tahin ve pekmezi tüketimi hakkında aslında hepimizin doğru sandığı bir bilginin yanlış olduğu ortaya çıktı.Kış mevsimi geldiğinde genellikle kahvaltı sofralarında yerini alan ve her öğün tüketile bilen doğal enerji verici karışımlardan biri olan tahin ve pekmezin vücuda pek çok faydası bulunuyor. Ancak tahin ve pekmez karıştırılarak tüketildiğinde faydaları etkisiz hale gelebiliyor.Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden tahin ve pekmez, lezzetlerinin yanı sıra sağlığa sundukları faydalarla da dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu doğal ikilinin düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve vücuda enerji verdiğini belirtiyor.Susam tohumundan elde edilen tahin, yüksek oranda kalsiyum ve protein içeriyor. Kemik sağlığını destekleyen bu besin, aynı zamanda cilt ve saç sağlığı için de faydalı.Antioksidan özellikleriyle öne çıkan tahin, hücre yenilenmesine katkı sağlıyor ve vücudu zararlı serbest radikallere karşı koruyor.Üzüm, dut veya keçiboynuzundan yapılan pekmez, demir açısından oldukça zengin. Özellikle kansızlık sorunu yaşayanlar için etkili bir çözüm sunuyor. Kan yapıcı özelliğiyle bilinen pekmez, aynı zamanda vücudun enerji ihtiyacını karşılamada yardımcı oluyor.Tahin ve pekmez bir araya geldiğinde, hem lezzet hem de fayda açısından etkilerini katlıyor. Kalsiyum ve demirin bir arada alınmasını sağlayan bu karışım, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri dengeli bir şekilde karşılıyor. Ancak tahin ve pekmezi birlikte tüketmek bazı sorunlara da yol açabiliyor.Uzmanlar tahin ve pekmezin tüketilmesinde bir sakınca olmamasına rağmen bu iki sağlıklı besinin yanlış tüketildiğine dikkat çekerek tahin ve pekmez tüketmeyi seven herkesi uyardı. Tahin ve pekmez tüketirken dikkatli olmak gerekiyor.Tahin ve pekmezin tüketimi ile ilgili yapılan bu hata ise iki sağlıklı besinin faydalarından bir arada yararlanma isteği sonucu ortaya çıkıyor. Tahin ve pekmezin içerdiği kalsiyum ve demir karıştırılarak tüketildiğine tepkimeye girebiliyor ve bu da iki besinin faydalarını da sıfırlayabiliyor.Tahin yağ bakımından zengin iken pekmez şeker bakımından zengindir. Bu da birlikte tüketilmeleri halinde faydaları etkisiz hale geleceğinden vücuda sadece yağ ve şeker alımına neden oluyor. Tahin ve pekmezin bir arada tüketilmesi kilo alımını artırabilir ve kan şekerinin yükselmesine neden olabilir.Ayrıca tahin ve pekmez karışımı hem şeker hem de yağ içeriği bulunduğundan şişkinliğe neden olabilir. Sağlık açısından olumsuz etkileri nedeniyle tahin ve pekmez karışımını tüketmemek gerekiyor. Bunun yerine tahini yoğurt ile karıştırıp içerisine baş ya da reçel ekleyebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wztqNbF0OUmO5KmGnmjtLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:31:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tahin, pekmez, karışımının, bilinmeyen, etkisi:, Yıllarca, zararını, bilmeden, yemişiz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Meğer herkes yanlış tüketiyormuş: Bu lezzetli gıda şeker hastası yapıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/meger-herkes-yanlis-tuketiyormus-bu-lezzetli-gida-seker-hastasi-yapiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/meger-herkes-yanlis-tuketiyormus-bu-lezzetli-gida-seker-hastasi-yapiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kuru meyveler zengin besin içerikleri nedeniyle sağlık için faydalıdır. Ancak aşırı tüketim, şeker kaplı çeşitleri seçmek, su içmeyi ihmal etmek, diğer besin gruplarını hariç tutmak ve koruyucu maddeleri görmezden gelmek bu yararları azaltabilir. Kuru meyvelerin faydalarından yararlanmak için dikkatli tüketmek önemlidir. Peki, kuru meyve ve kuruyemiş tüketirken yapılan hatalar nelerdir?Kuru meyveler çoğunlukla besin zenginliği ve birçok sağlık yararı nedeniyle sıklıka tüketilir. Badem, ceviz, fıstık, incir, kuru üzüm ve kayısı gibi protein, mineral ve liflerle dolu çeşitli seçenekler içerir.
Bu besin açısından zengin atıştırmalıklar enerji sağlarken aynı zamanda sindirim sürecini de destekler, bu da onu öğünler arasında popüler hale getirir.
Ancak birçok kişi kuru meyveleri tüketirken farkında olmadan birkaç hata yapar ve bu da sağlık yararlarını azaltabilir. İşte kuru meyvelerin tadını çıkarırken kaçınmanız gereken beş yaygın hataİnsanların yaptığı en sık hatalardan biri, bir kerede çok fazla kuru meyve tüketmektir. Kuru meyveler besleyici olsa da kalorisi de yoğundur. Günlük alımınızı yaklaşık dörtte bir fincanla, yani yaklaşık 28 gram veya 1 onsla sınırlamanız önerilir.Bu miktarı aşmak, yüksek kalorili içeriği nedeniyle kilo alımına yol açabilir. Bu nedenle, diyetinize gereksiz kalori ekleme riski olmadan faydalarından yararlanmak için porsiyon kontrolü uygulamak esastır.İnsanların yaptığı en sık hatalardan biri, bir kerede çok fazla kuru meyve tüketmektir. Kuru meyveler besleyici olsa da kalorisi de yoğundur. Günlük alımınızı yaklaşık dörtte bir fincanla, yani yaklaşık 28 gram veya 1 onsla sınırlamanız önerilir. Bu miktarı aşmak, yüksek kalorili içeriği nedeniyle kilo alımına yol açabilir. Bu nedenle, diyetinize gereksiz kalori ekleme riski olmadan faydalarından yararlanmak için porsiyon kontrolü uygulamak esastır.Bir diğer yaygın tuzak da şeker kaplı kuru meyveleri tercih etmektir. Bunlar kan şekeri seviyenizi önemli ölçüde artırabilir ve meyvelerin sağlık yararlarını ortadan kaldırabilir. Kuru üzümler (kuru üzüm) doğal olarak şeker içerirken, piyasada satılan birçok kuru meyveye şeker veya tatlandırıcı eklenmiştir. Bu aşırı şeker, diyabet ve kilo alımı gibi sağlık sorunlarına katkıda bulunabilir. Bunun yerine, sağlıklı bir diyeti sürdürmek için şekersiz çeşitleri seçin.Birçok kişi kuru meyveleri tüketirken yeterli su içmeyi unutur. Bu meyveler susuz olduğundan, vücudunuzdaki suyu emebilir ve yeterli sıvı içmezseniz potansiyel olarak susuzluğa yol açabilir. Örneğin, kuru üzümler yoğun besin kaynaklarıdır ancak yeterli su içmeyle birleştirilmezse sindirim sorunlarına da neden olabilir. Su içmek sindirime yardımcı olur ve kabızlık gibi sorunları önler, bu nedenle kuru meyvelerin tadını çıkarırken susuz kalmamak çok önemlidir.Bazı kişiler beslenme ihtiyaçları için yanlışlıkla sadece kuru meyvelere güvenir ve diğer temel besin gruplarını ihmal eder. Kuru meyveler sağlıklı olsa da, taze meyveler, sebzeler, tam tahıllar ve yağsız proteinler içeren dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Bu çeşitlilik, optimum sağlık için gerekli tüm besinleri almanızı sağlar. Sadece kuru meyvelere güvenmek, zamanla besin dengesizliklerine yol açabilir.Son olarak, birçok kişi kuru meyvelerdeki koruyucuların varlığını göz ardı eder. Bazı çeşitler, hassas kişilerde alerjik reaksiyonlara veya solunum sorunlarına neden olabilen bir koruyucu olarak kükürt dioksit içerir.
Kayısı gibi parlak renkli kuru meyvelere genellikle görünümlerini korumak için sülfit eklenir. Olası sağlık risklerinden kaçınmak için, her zaman koruyucu maddeler için etiketleri kontrol edin ve mümkün olduğunda sülfitsiz seçenekleri tercih edin.Kuru meyveler, sayısız sağlık yararı nedeniyle diyetinize mükemmel bir katkı olsa da, bunları dikkatli bir şekilde tüketmek önemlidir.Bu yaygın hatalardan kaçınarak kuru meyvelerin sunduğu faydalardan sağlığınızdan ödün vermeden tam anlamıyla yararlanabilirsiniz.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MN5E4Wctc0ukWaP_B0ulTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Meğer, herkes, yanlış, tüketiyormuş:, lezzetli, gıda, şeker, hastası, yapıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir alımını üst düzeye çıkarıyor: Ispanağı böyle yemek gerekiyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/demir-alimini-ust-duzeye-cikariyor-ispanagi-boeyle-yemek-gerekiyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/demir-alimini-ust-duzeye-cikariyor-ispanagi-boeyle-yemek-gerekiyormus</guid>
<description><![CDATA[ Besin açısından zengin bir sebze olan ıspanak, özellikle demir emilimi konusunda önemli sağlık yararları sunar. C vitamini açısından zengin yiyeceklerle eşleştirmek, doğru pişirmek ve sağlıklı yağlar veya diğer demir açısından zengin yiyeceklerle birleştirmek besin biyoyararlanımını artırır. Ispanağı smoothielere dahil etmek, vitamin ve mineral alımını artırmak için lezzetli bir yol sağlar. Peki, ıspanak en doğu şekilde nasıl yenir?Ispanak, özellikle demir olmak üzere besin bileşikleri açısından zengin bir sebzedir. Bu tür besin açısından zengin bir sebze, içinde A, C ve K vitaminleri ile magnezyum ve potasyum mineralleri taşır.Bir fincan çiğ ıspanak, yetişkinler için günlük toplam değerin %15&#039;i olan yaklaşık 2,7 mg demir içerir. Ancak ıspanaktaki demirin, hayvansal ürünlerdeki hem demiri kadar vücut tarafından kolayca emilemeyebilecek hem olmayan demir olduğu unutulmamalıdır.Sonuç olarak, çoğu kişi bu yeşil yapraklı sebzeden maksimum sağlık yararlarını nasıl kullanacağını bilmez. İşte ıspanağı tüketmenin ve bu harika, çok yönlü sebzeden mümkün olan en iyi demir ve diğer vitaminleri aldığınızdan emin olmanın beş sağlıklı yolu.Ispanağı C vitamini açısından zengin yiyeceklerle eşleştirinIspanaktan demir emilimini artırmanın etkili bir yolu, onu C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birleştirmektir. Portakal ve limon gibi turunçgiller ile dolmalık biber ve çilek, vücudunuzun ıspanaktan emdiği demir miktarını önemli ölçüde artırabilirÖrneğin, ıspanak salatasına bir miktar limon suyu eklemek sadece lezzeti artırmakla kalmaz, aynı zamanda vücudunuzun demiri daha verimli kullanmasına da yardımcı olur. Bu kombinasyon basit bir yemeği bir besin merkezine dönüştürebilir.Ispanağı pişirmek, demir de dahil olmak üzere belirli besinlerin kullanılabilirliğini artırabilir. Çiğ ıspanak lutein gibi daha fazla antioksidan içerirken, pişirme oksalatları parçalar, bu bileşikler demir emilimini engelleyebilir ve vücudunuzun yapraklarda bulunan demire erişmesini kolaylaştırabilir.
Ispanağı soteleyin, buharda pişirin veya haşlayın, pişirmek bu yapraklı yeşillikten daha fazla yararlanmanıza yardımcı olabilir.Ispanağınıza sağlıklı yağlar ekleyin. Ispanak karotenoidler açısından zengindir ve bu besinler sistemde yağa bağlandığında daha iyi çalışır.
Salatanıza veya sote yemeklerinize biraz zeytinyağı veya avokado ekleyin. Bu, her öğünde lezzetli bir lezzetle birlikte yağda çözünen A ve K vitaminlerinin emilimini artırabilir. Ispanağı zeytinyağıyla pişirmek faydasını artırabilir.Demir alımınızı en üst düzeye çıkarmak için ıspanağı diğer demir açısından zengin yiyeceklerle eşleştirmeyi düşünün. Mercimek ve nohut gibi baklagiller, badem gibi kuruyemişler ve tavuk veya balık gibi yağsız etler ıspanağı güzelce tamamlar ve ek demir kaynakları sağlar.Örneğin, nohut ve ıspanak hem doyurucu hem de besleyici olabilir ve birden fazla kaynaktan iyi bir demir dozu almanızı sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hNSWM22zN0CUeLd3L-XL1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Demir, alımını, üst, düzeye, çıkarıyor:, Ispanağı, böyle, yemek, gerekiyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına 1 bardak sıcak su içince ne olur? Vücuda 7 etkisi varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-1-bardak-sicak-su-icince-ne-olur-vucuda-7-etkisi-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-1-bardak-sicak-su-icince-ne-olur-vucuda-7-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze sıcak suyla başlamanın sayısız sağlık faydası vardır. Sindirime, susuzluğun giderilmesine yardımcı olur ve potansiyel olarak adet kramplarını ve burun tıkanıklığını hafifletir. Sıcak su ayrıca hidrasyonu destekler ve dolaşımı iyileştirerek genel sağlıpa katkıda bulunabilir. Peki, aç karnına 1 bardak sıcak su içince ne olur?Su, insan vücudunun en önemli bileşenlerinden biridir. Hayatınızda susuz kalmanın önemi hakkında bir şeyler duymadan bir gün geçmez.Su, genel sağlık için olmazsa olmazdır ve özellikle sabahın erken saatlerinde içiyorsanız, ılık veya sıcak su içmenin ek faydaları olabilir.Sabahları bir bardak sıcak suyla güne başlamak bağışıklık sistemine yardımcı olur ve sindirim sürecini ve diğer vücut fonksiyonlarını artırır.Ayrıca kilo yönetimini destekler ve kas gevşemesini teşvik eder. Journal of Food Science, çalışmasında 130 ila 160°F (54 ila 71°C) arasında optimum bir su tüketiminin birçok sağlık faydasına yardımcı olabileceğini öneriyor. Peki, sabahları bir bardak sıcak su içince ne olur?Su, yürüyüş gibi günlük aktiviteler de dahil olmak üzere vücut fonksiyonları için gereken enerjiyi sağlayarak hidrasyon için gereklidir.
Uygun hidrasyon olmadan, kişi hastalanabilir ve baş dönmesi gibi semptomlar yaşayabilir. Ancak, aşırı miktarda sıcak su içmek paradoksal olarak vücudun dengesini bozarak dehidratasyona yol açabilir.Sıcak su ayrıca sindirime yardımcı olur ve kabızlığı, şişkinliği, gazı veya diğer sindirim rahatsızlıklarını giderir.Vücudu detoksifiye etmek, vücuttan toksinleri atmanıza yardımcı olabilir. Sabahları sıcak su içmek vücuttaki metabolizmayı artıracak ve bu da atıkların ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olacaktır. Detoksifikasyon ayrıca daha iyi cilt, diş ve genel sağlığı da destekleyebilir.Kadınlar adet dönemlerinde sıklıkla şiddetli adet krampları yaşarlar. Sıcak su ağrıyı tamamen ortadan kaldıramasa da kasları gevşetmeye ve kan akışını artırmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, dolaşımı iyileştirir ve vücuttaki kan hareketini uyararak rahatsızlıktan bir miktar rahatlama sağlar.Sıcak su akciğerlerdeki mukus birikimini çözmeye yardımcı olabilir, bu da soğuk algınlığını hafifletmek ve burun sağlığını iyileştirmek için faydalıdır. Burun kanallarını temizlemeye ve daha kolay nefes almayı teşvik etmeye yardımcı olur.Sıcak su içmek ile sinir sistemi arasında doğrudan bir bağlantı olmasa da, sıcak su kan dolaşımını iyileştirir ve vücuttaki oksijen akışını artırır. Bu gelişmiş dolaşım sinir sisteminin daha rahat hissetmesine ve genel konforu artırmasına yardımcı olabilir.Bu durumu hiç duydunuz mu? Akalazya, yemek borusu kaslarının gevşememesi ve yutma zorluğuna neden olan bir durumdur. Sıcak su boğazdaki kasların gevşemesine yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iSR4aaqjoUaxdWtYDnl4UQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, bardak, sıcak, içince, olur, Vücuda, etkisi, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en süper besini: Kan pıhtılaşmasını ve iltihaplanmayı önlüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-super-besini-kan-pihtilasmasini-ve-iltihaplanmayi-oenluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-super-besini-kan-pihtilasmasini-ve-iltihaplanmayi-oenluyor</guid>
<description><![CDATA[ Vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla dolu yaban mersini gerçek bir süper besindir. Bu besin merkezleri, kalp ve beyin sağlığını güçlendirmekten sindirime yardımcı olmaya ve iltihabı azaltmaya kadar çeşitli sağlık yararları sunar. Küçük tohumları bile lif, yağ asitleri ve fenolik katkı sağlayarak onları değerli bir diyet takviyesi yapar.Yaban mersini, mavi veya mor meyveleri olan çok yıllık çiçekli bitkilerden yetişir. Yaban mersininin kökeni Kuzey Amerika&#039;ya özgüdür.Yaban mersinleri, C ve K1 vitaminleri, manganez ve diğer birkaç faydalı bitki bileşiğiyle dolu sağlıklı bir besindir. Bunları sık sık yemek kalp hastalığı, beyin sağlığı ve kan şekeri seviyelerine yardımcı olabilir.Yaban mersinlerine genellikle &quot;süper besin&quot; denir. Bu küçük ama güçlü meyve besin yüklüdür. Kan basıncını düşürmeye, hafızayı iyileştirmeye, egzersiz sonrası toparlanmaya yardımcı olabilir ve daha fazlasını yapabilirler.Süper besin, antioksidanlar, lif veya yağ asitleri gibi sağlığa faydalı bileşikler açısından zengin bir besindir. Süper besinin resmi bir tanımı olmasa da, terim genellikle meyve, sebze, yağsız etler ve tam tahıllar açısından zengin yiyecekleri tanımlamak için kullanılır.Yaban mersini, önemli sağlık yararları sağlayan vitaminler, mineraller ve antioksidanlar içerir. Örneğin, yaban mersini kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan K vitamini açısından zengindir. Bu vitamin ayrıca kemik sağlığı ve kan pıhtılaşması için de önemlidir. Yaban mersini, sağlığa faydalı birçok besin ve bileşik içerdiği için süper besin olarak kabul edilir.Antioksidanlar: Yaban mersini, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet ve nörolojik gerileme riskini azaltmaya yardımcı olabilecek antioksidanlar olan antosiyaninler içerir.Beyin fonksiyonu: Yaban mersini, beyin fonksiyonunu iyileştirebilecek antioksidanlar içerir.Kan basıncı: Yaban mersini, kan basıncını düşürebilecek antioksidanlar içerir.Bağırsak sağlığı: Yaban mersini bağırsak sağlığını destekleyebilir.İltihaplanma: Yaban mersini iltihabı azaltabilir.Stres: Yaban mersini, hücre ve doku hasarına yol açabilen oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olabilecek antioksidanlar içerir.Ancak, göründüğü kadarıyla yaban mersini çekirdekleri de faydalıdır ve birkaç avantajı vardır.Yaban mersini çekirdekleri:Yaban mersininin çekirdekleri vardır, ancak bunlar çok küçüktür ve meyveyi yerken genellikle fark edilmezler. Bu çekirdekler yumuşaktır ve yaban mersininin dokusunu etkilemez. Aslında, minik çekirdekler temel diyet lifi sağlayarak yaban mersininin besin değerine katkıda bulunur.Sindirime yardımcı olur ve yatmadan önce daha az ağır veya şişkin hissetmenize yardımcı olabilir.Yağ asitleri ve fenolikler: Bu besinlerin değerli bir kaynağıdır.Lif ve antioksidanların birleşimi, yaban mersini çekirdeklerini sindirime yardımcı olan ve tokluk hissini korumaya yardımcı olan bu minik çekirdekler gibi mükemmel bir takviye haline getirir.Aslında, akşam atıştırmalığı olarak yaban mersini çekirdeklerini kabak çekirdekleriyle birlikte tüketmek sadece açlığı gidermekle kalmaz, aynı zamanda besin dengesini de artırır.Yaban mersini çekirdekleri, diğer meyve çekirdekleriyle birlikte yüz ve vücut peelinglerinde de kullanılır. Yaban mersini gibi meyvelerin kurutulmuş meyve çekirdekleri ve lifleri cilt bakım ürünlerine renk, peeling ve ilgi katabilir. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b07GKQXmjES2kfo-1zpfFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, süper, besini:, Kan, pıhtılaşmasını, iltihaplanmayı, önlüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları içince beyin gücünü artırıyor: Bu faydasını çok az kişi biliyordu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-icince-beyin-gucunu-artiriyor-bu-faydasini-cok-az-kisi-biliyordu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-icince-beyin-gucunu-artiriyor-bu-faydasini-cok-az-kisi-biliyordu</guid>
<description><![CDATA[ Muskat çayı, çok sık tercih edilmese de tüketimi vücut için pek çok fayda sağlayabilir. Antioksidanlar ve faydalı bileşikler açısından zengin olan muskat; bağışıklığı artırabilir, sindirime yardımcı olabilir ve vücudu rahatlatır Öksürüğü yatıştırmaktan uykuyu iyileştirmeye kadar, Muskat (Hint cevizi)  kış mevsiminde hastalıklardan korunmak için lezzetli bir yaklaşım sağlar. Sıcak suya veya en sevdiğiniz çaya bir tutam ekleyerek ölçülü bir şekilde tüketmenin faydalarına bir göz atın.Gününüze bir fincan dumanı tüten sıcak çayla başlamak kış sabahlarında bir nimettir. Bazı bitkiler ve baharatlar sabah içtiğiniz çayı daha da ferahlatıcı ve besin dolu hale getirir. Örneğin kışın muskat vücudu sıcak tutabilir ve bir besin patlamasının faydalarını toplamanıza yardımcı olabilir.Endonezya&#039;da ortaya çıkan ve Portekizliler tarafından keşfedilen muskat rahatlamayı teşvik eden, sindirimi iyileştiren, metabolizmayı hızlandıran ve bağışıklığı güçlendiren antioksidanlar ve bileşiklerle doludur.Çayın yanı sıra, muskat tozu yatmadan önce sütünüze veya lezzet ve sindirimi artırmak için pişmiş ürünlere eklenebilir.Suyu kaynatın ve içine bir tutam taze rendelenmiş muskat tozu ekleyin. Bir süre kaynatın ve ılık hale geldiğinde tadını çıkarmadan önce biraz bal ekleyin. En sevdiğiniz sabah içeceğinizi bu şekilde tercih ediyorsanız, içine çay yaprakları da ekleyebilirsiniz.Lezzet arttırıcı özelliklerinin ötesinde, muskat lif, manganez, magnezyum, bakır, kalsiyum, demir ve tiamin, B6 vitamini ve folat gibi temel vitaminlerle doludur. Ayrıca antioksidanlar, siyanidinler gibi bitki pigmentleri, fenilpropanoidler ve terpenler gibi uçucu yağlar ve protokatekuik, ferulik ve kafeik asitler gibi fenolik bileşikler açısından da zengindir. Bu, bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olabilir.Muskat ısıtıcı bir baharattır ve tıkanıklığı giderdiği için soğuk algınlığı ve öksürüğü tedavi etmeye yardımcı olabilir. İçindeki öjenol bileşiği, hava yolu şişmesini azaltabilen, daha kolay nefes almayı ve mukus temizliğini kolaylaştıran anti-inflamatuar özellikleriyle bilinir.Kışın, bağışıklığı artıran yiyecek ve içecekleri tüketmek önemlidir. Hindistan cevizi, bağışıklığı artırmaya ve iltihabı azaltmaya yardımcı olan A, C, E Vitaminleri ve flavonoidlerin iyi bir kaynağıdır.Muskat, rahatlamayı teşvik etmeye, sinirleri yatıştırmaya ve derin uykuyu sağlamaya yardımcı olur. Baharat özellikle beyniniz için çok faydalıdır ve kaygıyı hafifletmeye ve kaliteli uykuya yardımcı olur.Muskat sinir uyarıcı olduğu ve sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Hafif bir yatıştırıcı görevi gören ve depresyon ve kaygıyla savaşmaya yardımcı olan uçucu yağ bileşikleri içerir.Muskat, gıda intoleransı veya alerjilerden kaynaklanan şişkinliği, krampları ve ishali gidermeye yardımcı olabilir. Ayrıca sindirimi uyarır ve metabolizmayı harekete geçirir. Lif içeriği ve karminatif etkisi nedeniyle, hindistan cevizi sindirim bozukluklarının tedavisine yardımcı olabilir.HAFIZAYI GÜÇLENDİRİRMuskatın, bilişsel işlevleri ve hafızayı destekleyebileceği araştırmalarla öne sürülmüştür. Beyin hücrelerini serbest radikallerden koruyan antioksidan özelliklere sahiptir. Fiziksel ve zihinsel yorgunluğa iyi geldiği bilinmektedir. Odaklanmayı artırabilir ve enerji seviyelerini dengeleyebilir.Bazı araştırmalar, muskatın içeriğindeki bileşiklerin Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkları önlemeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.Ölçülü olarak tüketildiğinde, muskatçok faydalı olabilir. Günlük iki çay kaşığı (veya beş gram) hindistan cevizi dozu, tüm faydalarından yararlanmak için yeterlidir.Ancak, muskat hamile anneler için uygun değildir, çünkü hamilelik sırasında büyük miktarlarda tüketilmesi düşük veya doğum kusurlarına yol açabilir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, muskat psikoaktif etkilere sahip olabilir. Ayrıca konvülsiyonlara, çarpıntılara ve rahatsızlığa neden olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0cPeleDbMUGgfuxn_5YBAg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, içince, beyin, gücünü, artırıyor:, faydasını, çok, kişi, biliyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Canan Karatay &amp;quot;en tehlikeli zehirlerden biri&amp;quot; dedi: Sıcak su içinden vücuda yayılıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-canan-karatay-en-tehlikeli-zehirlerden-biri-dedi-sicak-su-icinden-vucuda-yayiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-canan-karatay-en-tehlikeli-zehirlerden-biri-dedi-sicak-su-icinden-vucuda-yayiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerden biri. Filtre kahve ise en popüler ve en sık tüketilen kahve çeşitleri arasında yer alıyor. Ancak açıklamalarıyla ezber bozan Prof. Dr. Canan Karatay, filtre kahvenin yapılışındaki risklere dikkat çekti. Filtre kahve hazırlarken kullanılan kağıt filtrelerin bromür gibi zararlı kimyasallar içerdiğini belirten Karatay, bu maddelerin sıcak suyla birlikte vücuda geçebileceği konusunda uyarıda bulundu.Filtre kahve, günümüzün en popüler içeceklerinden biri haline geldi. Peki, bu kadar sevilen bir içecek sağlığımızı tehdit ediyor olabilir mi? Prof. Dr. Canan Karay, kahve tüketimine dikkat çekeren Türk kahvesinin faydalarına değindi ve filtre kahve tüketmindeki risklere dikkat çekti.En güçlü antioksidan kaynaklarından biri olan Türk kahvesi tüketimini destekleyen Karatay, Türk kahvesinin sağlık üzerindeki faydalarını da vurguladı. Doğru şekilde tüketildiğinde bağırsak sağlığını destekleyen ve metabolizmayı hızlandırdığının altını çizdi.Filtre kahvenin içerdiği kafein, enerji artışı sağlarken metabolizmayı hızlandırabiliyor. Ayrıca antioksidan bakımından zengin olduğu için bağışıklık sistemini destekleyebilir. Fakat aşırı tüketim, çarpıntı, uykusuzluk ve anksiyeteye yol açabiliyor.Özellikle yüksek tansiyon veya mide rahatsızlıkları gibi sağlık sorunları olan bireylerin kahve tüketimini sınırlandırması öneriliyor. Prof. Dr. Canan Karatay ayrıca, filtre kahvenin yapılışındaki tehlikeyi açıkladı.Filtre kahve hazırlarken kullanılan kağıt filtrelerin bromür gibi zararlı kimyasallar içerdiğini belirten Karatay, bu maddelerin sıcak suyla birlikte vücuda geçebileceği konusunda uyarıda bulundu.Karatay, &quot;Her kahve aynı değil. Her yağ ve kırmızı et aynı olmadığı gibi... Türk kahvesinin hazırlanma şekli çok önemlidir. Çok yüksek bir antioksidandır. Kahve çekirdeğinde bulunan antioksidanlar, çok önemlidir&quot; dedi.Karatay açıklamalarının devamında şunları kaydetti:&quot;İçinde bulunan kafein de bizi uyarır. Sabah kalktığımızda bir Türk kahvesi içmek ben &quot;çatma kahve&quot; diyorum. Türk kahvesini koyup üstüne sıcak su ekliyorum. Dışarıda satılan eriyen kahveler çok tehlikelidir, onlar kimyasal doludur. Kimyasalları sıcak olarak vücuda sokuyoruz.Ayrıca üzerine eklenen süt tozu da oldukça tehlikelidir. Türk kahvesi sade olarak içilecek. Türk kahvesi şekersiz olduğu sürece detokstur. Şeker yok ama içine saf yağ eklenebilir.Bağırsakları çalıştırır, kabızlığı önlemek için Türk kahvesi sabahları aç karnına içilmelidir. Uyku kaçırmasının yanı sıra beyni de çalıştırıyor. Sinir sistemini çok iyi çalıştırıyor.Karatay, &quot;Kendimiz filtre kahve yapabiliriz. Yalnız filtre kahvenin, filtresi kağıtsa çok tehlikelidir. O kağıtlardaki bromür ve kimyasallar sıcak su içinden geçtiği zaman vücuda da geçer. En tehlikeli zehirlerden biridir.&quot; diyor ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86Vp-SWeJ0-6M6iHeaCOLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Canan, Karatay, en, tehlikeli, zehirlerden, biri, dedi:, Sıcak, içinden, vücuda, yayılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vitamin deposu ama  yan etkisi var: Alerjiyi tetikliyor, bağırsakları bozuyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vitamin-deposu-ama-yan-etkisi-var-alerjiyi-tetikliyor-bagirsaklari-bozuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vitamin-deposu-ama-yan-etkisi-var-alerjiyi-tetikliyor-bagirsaklari-bozuyor</guid>
<description><![CDATA[ Papaya vitamin deposu besin kaynaklarından biri. Ancak dezavantajlarını yaşamadan faydalarından yararlanmak için dengeli tüketmek önemlidir. Günde bir veya iki dilim sağlığınız için harikalar yaratabilir, ancak aşırıya kaçmak istenmeyen yan etkilere yol açabilir.Papaya, birçok sağlık avantajı ve zengin besin profili nedeniyle bir süper gıda olarak bilinir.
Antioksidanlar, lif ve vitaminlerle dolu olan bu meyve, dengeli bir şekilde yendiğinde harikalar yaratabilir. Ancak her şey gibi, bazen iyi bir şeyin fazlası zararlı olabilir.
Papayanın aşırı tüketimi bazı beklenmedik olumsuz etkilere neden olabilir. İşte çok fazla papaya tüketmenin beş olası olumsuz etkisi.Papaya, lif ve proteinlerin parçalanmasına yardımcı olan papain adı verilen bir sindirim enzimi açısından zengindir. Bu özellikler onu orta miktarda sindirim için harika hale getirirken, çok fazla yemek mide bulantısına, şişkinliğe veya ishale yol açabilir. Yüksek lif içeriği, özellikle vücudunuz buna alışkın değilse, sindirim sisteminizi zorlayabilir.Bazı kişiler papayada bulunan enzim olan papaine karşı hassastır ve meyveyi büyük miktarlarda tüketirlerse alerjik reaksiyonlar geliştirebilirler.
Bir çalışma, Papaya poleninin aslında solunum problemlerine neden olabileceğini doğrulamaktadır. Semptomlar arasında kaşıntı, şişme veya nefes alma zorluğu yer alabilir. Alerjisi olan kişiler de dikkatli olmalıdır.Papaya, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilecek doğal bileşiklere sahiptir ve bu, diyabet hastaları için bir nimettir.
Ancak aşırı tüketim, kan şekeri seviyelerinin çok düşmesine ve hipoglisemiye yol açabilir. 2012&#039;de yapılan bir çalışma, Papaya tüketmenin aslında kan şekeri seviyelerini düşürebileceğini belirtmektedir. Bu, özellikle kan şekerini düşüren ilaçlar kullanan kişiler için riskli olabilir.Olgunlaşmamış veya yarı olgun papaya, rahim uyarıcısı görevi görebilen ve gebelik sırasında kasılmalar veya ciddi vakalarda düşük gibi komplikasyonlara yol açabilen içeriğe sahip.
National Libraray of Medicine&#039;de yayınlanan bir araştırmaya göre, olgunlaşmamış veya yarı olgun papayanın tüketilmesinin tehlikeli olabileceği doğrulanmıştır. Tamamen olgun papaya genellikle ölçülü olarak güvenli kabul edilirken, çok fazla yemek yine de risk oluşturabilir, özellikle hassas gebeliklerde.Papaya, özellikle kan sulandırıcılar ve kan şekeri seviyelerini yönetmek için kullanılan ilaçlar olmak üzere belirli ilaçlarla etkileşime girebilir.Aşırı papaya yemek, bu ilaçların etkilerini artırabilir ve aşırı kanama veya tehlikeli derecede düşük kan şekeri gibi yan etki riskini artırabilir. İlaç kullanıyorsanız ve diyetinizden emin değilseniz her zaman bir doktora danışın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUnmh6z0l0KnmdSSvx_ICg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vitamin, deposu, ama, yan, etkisi, var:, Alerjiyi, tetikliyor, bağırsakları, bozuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Neden düzenli olarak aloe vera yemelisiniz? En çok aranan doğal kaynak</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/neden-duzenli-olarak-aloe-vera-yemelisiniz-en-cok-aranan-dogal-kaynak</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/neden-duzenli-olarak-aloe-vera-yemelisiniz-en-cok-aranan-dogal-kaynak</guid>
<description><![CDATA[ Besin açısından zengin bir bitki olan aloe vera, doğru şekilde tüketildiğinde sağlığa çok faydalı olabilir. Yenilebilir bir bitki olan aloe vera, kalsiyum, magnezyum, çinko ve potasyum gibi temel mineraller içerir. Peki, neden düzenli olarak aloe vera yemelisiniz?Temel besin maddelerinin doğal bir kaynağını bulmak söz konusu olduğunda, aloe vera en çok aranan doğal kaynaklardan biridir. Topikal uygulamadan doğrudan tüketmeye kadar, aloe veranın kullanıldığı çeşitli yollar vardır.Aloe vera, A, C, E vitaminleri ve çeşitli B vitaminleri de dahil olmak üzere besin açısından zengindir. Ayrıca kalsiyum, magnezyum, çinko ve potasyum gibi temel mineraller içerir. Bitki, vücuttaki serbest radikallerle savaşan antioksidanlar açısından oldukça zengindir ve jeli, sindirimi kolaylaştıran enzimler açısından zengindir.Aloe vera, iltihap önleyici özelliklere sahiptir, bu nedenle bağırsak sağlığını iyileştirmek, bağışıklığı artırmak ve genel sağlığı korumajk için popüler bir ilaç haline gelmiştir. Ancak unutulmamalıdır her aloe vera bitkisi yenmek için güvenli değildir.Aloe vera bitkisi seçerken, yenilebilir olan Aloe barbadensis miller türünden olduğundan emin olun. Zararlı bileşikler içerdikleri için süs bitkisi çeşitlerinden kaçınılmalıdır.Satın aldığınız taze aloe yaprakları yeşil, sert ve küf veya hasardan arınmış olmalıdır.Aloe vera&#039;yı güvenli bir şekilde tüketmenin anahtarı doğru şekilde hazırlamaktır. İşte nasıl yapılacağı:
Kir veya bakterileri temizlemek için aloe yaprağını soğuk su altında durulayın.Yaprağın her iki tarafındaki dikenli kenarları kesmek için keskin bir bıçak kullanın.İçindeki yarı saydam jeli ortaya çıkarmak için yeşil dış kabuğu dikkatlice kesin.Yeşil kabuğun altında lateks adı verilen sarımsı bir tabaka bulacaksınız. Bu lateks, müshil etkisi yapabilen ve büyük miktarlarda tüketildiğinde mide rahatsızlığına neden olabilen bir bileşik olan aloin içerir. Lateks izi kalmadığından emin olmak için jeli iyice durulayın.Hazırlandıktan sonra, aloe vera jeli birkaç şekilde tüketilebilir. Jeli olduğu gibi tüketin. Hafif, hafif acı bir tada sahiptir, ancak çoğu kişi tüm sağlık yararlarından yararlanmak için çiğ olarak tüketir.
Jeli, ferahlatıcı bir içecek için su veya doğal meyve suyuyla karıştırın. Lezzet için bal veya limon eklenebilir. En sevdiğiniz smoothie tarifine aloe vera jeli ekleyin.
Bu kombinasyon, acılığı maskelemek ve besin değeri katmak için iyi bir şekilde harmanlanarak mango ve ananas gibi meyvelerle iyi uyum sağlayabilir.Detoks edici bir içecek için salatalık dilimleri, nane yaprakları ve limonla birlikte bir sürahi suya aloe vera küpleri ekleyin.Aloe vera yemeye yeni başladıysanız, vücudunuzun nasıl tepki verdiğini görmek için az miktarda başlayın. Kendinizi rahat hissettiğinizde miktarı kademeli olarak artırın.Besin içeriğinin bozulmadığından emin olmak için her zaman taze aloe vera jeli kullanın.İhtiyacınızdan fazla jel hazırladıysanız, buzdolabında hava geçirmez bir kapta bir haftaya kadar saklayın.Sarı lateks tabakasını asla tüketmeyin çünkü sindirim sorunlarına neden olabilir ve büyük dozlarda zararlı olabilir.Aloe veranın sayısız faydası olsa da aşırı tüketimi ishal veya susuzluk gibi yan etkilere yol açabilir.Ticari aloe vera ürünleri, bitkinin doğal faydalarını azaltan eklenmiş şekerler, koruyucu maddeler veya kimyasallar içerebilir. Her zaman taze jel veya saf aloe vera ürünlerini tercih edin.Aloe vera jeli, şekerleri ve yağları parçalayan ve sağlıklı sindirimi destekleyen enzimler içerir. Ayrıca asit reflü ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) semptomlarını yatıştırdığı da bilinmektedir.Aloe veradaki antioksidanlar, oksidatif stresle savaşarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.
Aloe veranın doğal bileşikleri karaciğer fonksiyonunu destekler ve vücudun detoksifikasyon sürecine yardımcı olur.
Aloe vera tüketmek cildinizi içeriden nemlendirebilir, akneyi azaltabilir ve doğal bir ışıltı sağlayabilir.
Aloe vera, iltihabı azaltarak ve sindirime yardımcı olarak metabolizmayı iyileştirebilir ve kilo verme çabalarını destekleyebilir.

Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wFkdyJLl_EKUcjG9918sOw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Neden, düzenli, olarak, aloe, vera, yemelisiniz, çok, aranan, doğal, kaynak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları &amp;quot;dünyada ilk&amp;quot; diyerek duyurdu: Akciğer kanserini erken teşhis edecek</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-dunyada-ilk-diyerek-duyurdu-akciger-kanserini-erken-teshis-edecek</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-dunyada-ilk-diyerek-duyurdu-akciger-kanserini-erken-teshis-edecek</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları akciğer kanserini erken evrelerinde tespit etmek için bir idrar testi geliştirdi Bu test akciğer kanserini erkenden teşhis edebilir. Bu yöntem, tarama testlerine göre daha basit bir alternatif sunuyor ve özellikle yüksek riskli kişiler için daha erken teşhis ve zamanında tedavi vaat ediyor.Kanser dünya genelinde en sık görülen ve ölümncül olabilen hastalıklar arasında yer alıyor. Akciğer kanseri ise en sık görülen kanser türlerinden biri ve erken teşhis bu hastalığın tedavisi için büyük önem taşıyor. Akciğer Kanserinin erken belirtileri inatçı öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısıyla başlasa da, bilim insanları şimdi akciğer kanserinin olasılıklarını gösterebilecek dünyanın ilk idrar testini yarattılar.Akciğer kanserini erken aşamalarında tespit edebilen devrim niteliğinde bir idrar testi geliştirildi. Bilim insanları bu test ile erken müdahaleyle hastaların yaşam şansını artırmayı umuyorKanser teşhisinde çığır açan bir gelişmeye imza atan bilim insanları, dünyada bir ilki gerçekleştirerek akciğer kanserini potansiyel olarak en erken ve tedavi edilebilir aşamalarında tespit edebilecek bir idrar testi geliştirdi. The Guardian’ın haberine göre, Cambridge Üniversitesi ve Erken Kanser Enstitüsü&#039;ndeki araştırmacılar tarafından tasarlanan bu yenilikçi test, akciğer kanseri teşhisine dair mevcut bakış açısını değiştirerek daha erken müdahale ve daha iyi hasta sonuçları için umut verebilir.Akciğer kanseri, yılda 1,8 milyondan fazla ölümle küresel olarak en ölümcül kanserlerden biri olmaya devam ediyor. Ne yazık ki, birçok akciğer kanseri teşhisi, hastalığın çoktan yayıldığı ileri aşamalarda ortaya çıkıyor ve bu da etkili bir şekilde tedavi edilmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle erken teşhis testinin geliştirilmesi, hayatta kalma oranlarının iyileştirilmesi ve hastalara daha iyi bir iyileşme şansı sağlanması açısından çok büyük önem taşıyor.Yeni idrar testi, “yaşlanan” veya “zombi” hücreler olarak bilinen belirli bir hücre türünü hedef alıyor. Bu hücreler canlı ancak bölünemez veya büyüyemezler ve tamamen işlevsiz olmasalar da vücut için önemli riskler oluşturuyor. Zombi hücreler dokularda birikiyor ve çevrelerindeki ortamı değiştirebilecek sinyaller yayarak kanserin gelişmesi için ideal koşullar yaratıyor. Bu hücreler doğrudan kanserli olmasalar da, varlıkları kanserin ufukta olduğuna dair erken bir uyarı işareti olabilir.Bilim insanları, bu zombi hücreler tarafından salgılanan proteinleri tespit ederek, akciğer kanserini öksürük, göğüs ağrısı veya nefes almada zorluk gibi geleneksel belirtilerle ortaya çıkmadan önce belirleyebileceklerine inanıyor. Bu sayede doktorlar daha erken müdahale edebilecek ve kritik bir aşamaya gelmeden hastalığın ilerlemesini durdurabilecek.İdrar testi, akciğer dokusundaki bu yaşlanan hücreler tarafından salınan spesifik bir proteini tespit ederek çalışıyor. Testin çalışması için araştırmacılar, uygulandığında zombi hücreler tarafından salınan proteinle etkileşime giren enjekte edilebilir bir sensör geliştirdiler. Sensör daha sonra idrara bir bileşiğin salınmasını tetikleyerek bu sorunlu hücrelerin varlığını ortaya çıkarıyor.Projede yer alan bilim insanlarından biri olan Profesör Ljiljana Fruk, testin geleneksel kanser belirtileri ortaya çıkmadan çok önce vücuttaki değişiklikleri tespit edebileceğini açıkladı. Fruk, “Kanser ortaya çıkmadan önce, etkilenen dokularda değişiklikler olduğunu biliyoruz. Bu değişikliklerden biri, ortadan kaldırılmayan ancak dokuyu yeniden programlayarak kanser gelişimi için ideal hale getiren sinyalleri serbest bırakmaya yeterli olan hasarlı hücrelerin birikmesi&quot; dedi.Sensör, zombi hücre proteininin varlığını tespit ettiğinde iki parçaya bölünerek çalışıyor. Bu parçalardan biri idrarla atılabilecek kadar küçük, ancak başlangıçta tespit edilemiyor. Ancak erken dönem fotoğraf işlemlerinde kullanılan gümüş solüsyonu eklendiğinde protein görünür hale geliyor ve idrarda belirgin bir renk değişimi ortaya çıkıyor. Bu renk değişimi, akciğerlerde zombi hücrelerinin varlığının açık bir göstergesi olarak hizmet ediyor ve potansiyel olarak akciğer kanserinin erken belirtilerine işaret ediyor.Araştırmacılar, akciğer kanserini daha sonraki aşamalarda tespit etmek için sıklıkla kullanılan BT taramaları veya PET taramaları gibi daha pahalı teşhis araçlarına zararlı olmayan ve uygun maliyetli bir alternatif olarak hizmet edebileceği için bu testin potansiyeli konusunda heyecan duyuyorlar. Ayrıca, idrar testinin basitliği, aksi takdirde gelişmiş görüntüleme teknolojisine erişimi olmayanlar da dahil olmak üzere daha geniş bir hasta yelpazesi için daha erişilebilir olmasını sağlayabilir.Cancer Research UK tarafından finanse edilen çalışma, erken evrelerinde teşhis edilmesi oldukça zor bir hastalık olan akciğer kanserinin erken teşhisinin iyileştirilmesine yönelik önemli bir adımı temsil ediyor. Araştırmacılar, bu testin bir gün kanser taramasının rutin bir parçası haline gelebileceği, doktorların akciğer kanserini yayılmadan önce yakalayabileceği ve hastalara daha  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zVs3HNxjXEeOHucQnNqaPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, dünyada, ilk, diyerek, duyurdu:, Akciğer, kanserini, erken, teşhis, edecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mide yanmasını anında geçiren yöntem: Aç karnına suyla karıştırıp içmek yetiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/mide-yanmasini-aninda-geciren-yoentem-ac-karnina-suyla-karistirip-icmek-yetiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/mide-yanmasini-aninda-geciren-yoentem-ac-karnina-suyla-karistirip-icmek-yetiyor</guid>
<description><![CDATA[ Mide ekşimesi genellikle baharatlı, yağlı veya asitli yiyecekler, stres veya aşırı yemek yemenin tetiklediği aşırı mide asidi üretiminden kaynaklanır. Ilık limon suyu, aloe vera suyu, rezene tohumu, zencefil çayı, soğuk süt, muz, hindistan cevizi suyu, fesleğen yaprakları ve ılık suyla bal gibi çeşitli doğal yöntemler midenin rahatlamasını sağlar. Bu doğal yöntemler asidi nötralize eder, mideyi yatıştırır ve sindirime yardımcı olur.Mide ekşimesi, mide aşırı gastrik asit ürettiğinde ortaya çıkar, bu da mide astarını tahriş eder ve rahatsızlığa yol açabilir.Genellikle göğüste veya üst karında yanma hissiyle ilişkilendirilen bu duruma genellikle mide ekşimesi denir.Aşırı gastrik asit üretimi, asit salgısını uyaran baharatlı, yağlı veya asitli yiyecekler tüketerek tetiklenebilir. Diğer yaygın tetikleyiciler arasında stres, aşırı yemek yeme, kafein veya alkol tüketme, sigara içme ve yemekten hemen sonra uzanma yer alır.Asitlik, gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) gibi tıbbi rahatsızlıklardan veya steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (NSAID&#039;ler) gibi bazı ilaçlardan da kaynaklanabilir.Kronik asitlik tedavi edilmezse, özofajit, peptik ülser veya Barrett özofagusu gibi komplikasyonlara yol açabilir. Asitliği yönetmek genellikle diyet değişiklikleri, stres azaltma ve bazı durumlarda asit üretimini düzenlemek için antiasit veya diğer ilaçların kullanımını içerir.LİMONLU SULimon suyu ya da limonlu ılık su mide pH&#039;ını dengeler ve sindirimi destekler. En iyi sonuçlar için yarım limonun suyunu ılık suyla karıştırın ve aç karnına için.Aloe Vera suyu mide zarını yatıştırır ve iltihabı azaltır; kahvaltıdan önce suyla karıştırılmış 1-2 yemek kaşığı taze aloe vera suyu tüketin.Rezene tohumları mide asidini azaltır ve sindirimi destekler; Bir çay kaşığı rezene tohumu çiğneyin veya rahatlatıcı bir çay haline getirin.Zencefil çayı, asidi nötralize ederek ve mide bulantısı ile şişkinliği azaltarak mideyi yatıştırır. Taze zencefil dilimlerini suda kaynatın, süzün ve etkili bir rahatlama için yavaşça yudumlayın.Soğuk süt, midedeki asiditeyi anında nötralize eder. Sabahleyin rahatlatıcı bir rahatlama için küçük bir bardak soğuk yağsız süt için.Muz, mide astarını yatıştıran ve koruyan doğal antiasitlerdir. Sabahleyin asitliği önlemeye yardımcı olmak için olgun bir muz yemeyi deneyin.Hindistan cevizi suyu midedeki asidi nötralize etmeye yardımcı olur. Aç karnına taze hindistan cevizi suyu içmek, asitliği azaltmaya ve gün boyunca daha iyi sindirime yardımcı olabilir.Fesleğen yaprakları veya Tulsi olarak da bilinir, asit üretimini azaltmaya yardımcı olur ve midedeki tahrişi yatıştırır. Birkaç taze yaprağı çiğnemek veya bunları çay haline getirmek de asitlikten kurtulmayı sağlar ve sindirime yardımcı olabilir.Bal ve ılık su mide zarını kaplayarak asitliği azaltır. Bir tatlı kaşığı balı ılık suya karıştırın ve asitlikten etkili bir şekilde kurtulmak için yemeklerden önce için.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2ikdDe1YokS1Wwz_W8L7hw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Mide, yanmasını, anında, geçiren, yöntem:, Aç, karnına, suyla, karıştırıp, içmek, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karnında makas unutuldu,  7 yıl sonra böyle ortaya çıktı: &amp;quot;Mucize eseri hayatta kalmışım&amp;quot;</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/karninda-makas-unutuldu-7-yil-sonra-boeyle-ortaya-cikti-mucize-eseri-hayatta-kalmisim</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/karninda-makas-unutuldu-7-yil-sonra-boeyle-ortaya-cikti-mucize-eseri-hayatta-kalmisim</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş’ta baş ağrısı şikayetiyle hastaneye giden Fatma Kala&#039;nın (36) karnında 16 santimetre uzunluğunda ameliyat makası tespit edildi. 7 yıl önce geçirdiği kist ameliyatı sonrası karnında makas unutulduğu ortaya çıkan Kala, ameliyatı yapan doktor hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, “Hep haberlerde duyuyordum böyle olayları, ameliyatta sargı bezi, iğne aynı şeyin daha fazlası başıma geldi maalesef. Ben 7 yıl boyunca mucize eseri hayatta kalmışım” dedi.Kent merkezinde yaşayan 2 çocuk annesi Fatma Kala, baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gitti. Muayene sonrası Kala, MR bölümüne sevk edildi. Fatma Kala, MR’a girmeye hazırlanırken görevlilere, daha önce küçük çocuğuna MR çektirmek için birçok defa MR odasına girdiğini ve her defasında sağ tarafından çekme olduğunu söyledi.Daha önce bir operasyon geçirip geçirmediğinin sorulması üzerine Kala, 7 yıl önce özel bir hastanede kist ameliyatı olduğunu belirtti. Bunun üzerine Fatma Kala, ameliyatı olduğu doktora yönlendirildi. Kala, kendisini ameliyat eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Koray Ş.&#039;ye gidip muayene oldu, röntgen çekildi.İddiaya göre; Koray Ş., 7 yıl önceki ameliyattan dolayı bir komplikasyon oluştuğunu ve acilen ameliyat etmesi gerektiğini söyledi. Doktorun tavırlarından şüphelenen Fatma Kala, ameliyat olmayı reddedip KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi&#039;ne gitti. Burada yapılan tetkiklerde Kala’nın karnında 16 santimetre uzunluğunda makas olduğu tespit edildi.Ameliyatla karnındaki makas çıkarılıp salığına kavuşan Fatma Kala, hastaneden çıktıktan sonra avukatı aracılığıyla 7 yıl önce ameliyatı gerçekleştiren doktor Koray Ş. hakkında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.Baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede doktorların &#039;Karnında makas var&#039; deyince şoke olduğunu belirten Fatma Kala, 2017 yılında kist ameliyatı olduktan sonra iç kanama geçirdiğini ve tekrar ameliyata alındığını, makasın da o ameliyatta unutulduğunu söyledi. Karnında makas varken küçük çocuğu ile birçok defa MR odasına girdiğini belirten Kala, “Bundan 7 yıl önce özel bir hastanede ameliyat oldum. O günün gecesinde tekrar iç kanama geçiriyorum ve ikinci ameliyatımı oluyorum. Bu ameliyatta maalesef ameliyat olan bölgemde ameliyat makası unutuyorlar ve biz bunu 7 sonra öğreniyoruz. Baş ağrısından dolayı hastaneye gittik. Hastanede doktorumuz MR&#039;a girmem gerektiğini söyledi.Ben MR teknisyenine daha önce çocukla beraber MR odasına girdiğimde benim sağ tarafımda çekme olduğunu söyledim. Teknisyen bana &#039;Bu şekilde seni MR&#039;a alamam, çok tehlikeli. Acilen ameliyat olduğun doktoru bul&#039; dedi. Doktorumuz bizi hemen röntgene aldı. Röntgende bir yabancı cisim görmüş ama bize söylemedi, ‘Daha önceki ameliyatından dolayı bir komplikasyon oluşmuş. Seni ameliyat edip dedi o komplikasyonu ortadan kaldırmam gerekiyor’ dedi. Biz doktorun telaşlı tavrından şüphelendik. Eşimle birlikte tıp fakültesine gittik. Oradaki acil doktorlarına başımızdan geçen olayı anlattık. Onlar beni röntgene soktu. Oradan ilaçlı tomografiye girince daha önceki ameliyatımda bırakılan makas orada görüldü. Genel cerrahi bölümünde bu makas çıkarıldı&#039;&#039; diye konuştu.7 yıl karnındaki makasla hayatını sürdürdüğüne inanamadığını ifade eden Fatma Kala, şöyle devam etti:“Çocuğum küçük olduğu için ben de MR odasına girmek zorundaydım. Defalarca ben bu makasla MR odasına girdim. Benim hayatta olmam bir mucize, şans. Rabb&#039;im beni korumuş diyorum. Ben hep haberlerde duyuyordum böyle olayları, ameliyatta sargı bezi, iğne... Aynı şeyin daha fazlası başıma geldi maalesef. Ben 7 yıl boyunca mucize eseri hayatta kalmışım. Makas çıkarıldıktan sonra avukatımız aracılığıyla Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidip gerekli belgelerimizi sunup şikayette bulunduk. Savcılarımıza ve adalete güveniyorum. Doktorun da en ağır cezayı almasını istiyorum. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil.&quot;Olayla ilgili soruşturma sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VHqd6eqJH0iPHrSyWkhhBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Karnında, makas, unutuldu, yıl, sonra, böyle, ortaya, çıktı:, Mucize, eseri, hayatta, kalmışım</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu 2 baharatı yiyen hastalık nedir bilmiyor: Yoğurdun içine karıştırıp tüketiliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-2-baharati-yiyen-hastalik-nedir-bilmiyor-yogurdun-icine-karistirip-tuketiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-2-baharati-yiyen-hastalik-nedir-bilmiyor-yogurdun-icine-karistirip-tuketiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminin gelmesi ve havaların soğumasıyla birlikte bağışıklığı güçlendirmek için baharatlara olan talep arttı. Eskişehir&#039;de vatandaşlar hastalıklardan korunmak için aktara koşuyor. Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte hastalıklardan korunmak için en çok zencefil ve zerdeçal tercih ediyor.Kış aylarında hastalıklardan korunmak için bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemi artıyor.Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam tarzı ve dengeli beslenmeyle birlikte mutfakta kullanılan bazı baharatların da bağışıklığı destekleyici etkileri olabileceğini belirtiyor.Antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleriyle bilinen zerdeçal, özellikle soğuk algınlığına karşı vücudu destekleyebilir.Zencefil ise sindirimi rahatlatıcı etkisiyle bilinirken, soğuk havalarda sıcak bir çay olarak tüketildiğinde bağışıklığı güçlendirebilir. Karabiber de içerdiği piperin sayesinde diğer baharatların faydalarını artırarak bağışıklık sistemine katkı sağlayabilir.Eskişehir&#039;de esnaflık yapan Beraat Akgüz, havaların soğumasıyla birlikte vatandaşların yaza oranla daha çok baharat tükettiğini belirtti.Zencefil ve zerdeçala yoğun ilgi olduğunu dile getiren Akgüz, vatandaşların bu baharatları hastalıktan korunmak için tükettiğini ifade etti. Vatandaşların bu iki baharatı özellikle sabahları tükettiğini söyleyen Akgüz, “5 yıldır bu işle ilgileniyorum. Kajun, pul biber, kekik, nane, dağ kekiği, zahter, zerdeçal ve zencefil gibi baharatlarımız mevcut.Vatandaşlar soğuk havalarda en çok zencefil ve zerdeçal tercih ediyor. Zencefil ve zerdeçalın kilosu 500 lira. Bu iki baharat kış mevsiminde hastalıklara, bağışıklık sistemine ve öksürüğe iyi geliyor.Yazın kekik, nane ve pul biber satışlarımız daha fazla olurken, kışın hastalıklara iyi gelen baharatlar olan zencefil, zerdeçal ve tarçın daha çok tercih ediliyor. Yöresel baharatlarımızın hepsi Antep&#039;ten geliyor.Vatandaşlar zencefil ve zerdeçalı genelde sabah aç karnına yoğurda 1 tatlı kaşığı ile karıştırılarak tüketiyor. Yaza oranla kışın daha çok baharat tüketiliyor.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I_oidtsq4EisUHPNfDTNLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>baharatı, yiyen, hastalık, nedir, bilmiyor:, Yoğurdun, içine, karıştırıp, tüketiliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün havuç suyu içerseniz ne olur? İçen doktor yüzü görmüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-havuc-suyu-icerseniz-ne-olur-icen-doktor-yuzu-goermuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-havuc-suyu-icerseniz-ne-olur-icen-doktor-yuzu-goermuyor</guid>
<description><![CDATA[ Havuç, hücrelerinizi hasardan korumaya ve bazı hastalıklara yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olan güçlü antioksidanlar olan beta-karoten ve A vitamini açısından zengindir. Üç ay boyunca her gün akşam yemeğinden iki saat sonra taze sıkılmış bir bardak havuç suyu içmenin sağlığınıza önemli faydalar sağlayacağı belirtiliyor. Peki, her gün havuç suyu içerseniz ne olur? Düzenli havuç suyu içenlerin vücudunda neler olur?Havuç, Daucus carota bilimsel adıyla bilinen, genellikle turuncu rengiyle tanınan, köklerinden tüketilen bir sebzedir. Ancak, havuçların beyaz, mor, sarı ve hatta siyah gibi farklı renkleri de bulunabilir. Havuç, zengin besin içeriği ile bilinir ve özellikle beta-karoten, lif, C vitamini, potasyum ve çeşitli antioksidanlar bakımından oldukça zengindir.Havuç, hem çiğ hem de pişmiş olarak tüketilebilen, sağlıklı bir sebzedir. Salatalarda, çorbada, tatlılarda ve garnitürlerde sıkça kullanılır. Ayrıca, havuç suyu, besin değerlerinden yararlanmanın popüler bir yoludur.Havuç, genellikle toprağın altındaki kök kısmı olan yenilebilir kısmı ile tanınır, ancak yaprakları da bazı kültürlerde kullanılmaktadır. Antik çağlardan beri yetiştirilen bu sebze, tarihsel olarak daha çok Mor Orta Asya kökenli olarak kabul edilir, ancak dünya genelinde yaygın olarak tüketilmektedir. Havuç suyu, sağlık için son derece faydalı bir içecektir. Taze havuçlardan elde edilen bu doğal içecek, zengin vitamin ve mineral içeriği ile vücudu besler ve çeşitli sağlık yararları sunar.Havuç suyu, taze sıkılmış haliyle sağlık açısından pek çok fayda sunar. İşte havuç suyunun bazı önemli faydaları:Göz Sağlığını Destekler: Havuç suyu, beta-karoten bakımından zengindir. Beta-karoten, A vitamini öncüsüdür ve göz sağlığını koruyarak gece körlüğü gibi problemlerin önlenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, gözleri serbest radikallerden koruyarak yaşa bağlı görme kaybını azaltabilir.Cilt Sağlığını İyileştirir: Havuç suyundaki A vitamini, cilt hücrelerinin yenilenmesine katkı sağlar ve sağlıklı, parlak bir cilt elde edilmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, ciltteki sivilce ve akneleri azaltmaya yardımcı olabilir.Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Havuç suyu, bağışıklık sistemini güçlendiren C vitamini içerir. Düzenli olarak tüketildiğinde, vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale getirebilir.Sindirim Sistemi Sağlığını Destekler:Havuç suyu, sindirimi kolaylaştıran lifler içerir. Kabızlık gibi sindirim sorunlarını önleyebilir ve sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına yardımcı olabilir.Kalp Sağlığını Korur: Potasyum içeriği sayesinde havuç suyu, kan basıncını dengelemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, kalp hastalıkları riskini azaltmaya ve kolesterol seviyelerini iyileştirmeye katkı sağlar.Antioksidan Desteği Sunar: Havuç suyu, hücreleri serbest radikallerden koruyan antioksidanlar içerir. Bu, vücudun yaşlanma belirtilerine karşı korunmasına yardımcı olabilir ve kanser gibi hastalıkların riskini azaltabilir.Detoks Etkisi Yapar:Havuç suyu, karaciğerin temizlenmesine yardımcı olabilir ve vücuttaki toksinlerin atılmasına destek olur. Bu, genel sağlığı iyileştirebilir.Kilo Kontrolüne Yardımcı Olur:Havuç suyu, düşük kalorili bir içecek olup tok tutma özelliği taşır. Bu da kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ayrıca, metabolizmayı hızlandırabilir.Zihinsel Sağlığı Destekler:İçerdiği antioksidanlar ve vitaminler, beyin fonksiyonlarını iyileştirebilir, stresle başa çıkmaya yardımcı olabilir ve genel zihinsel sağlığı destekleyebilir.Sonuç olarak, havuç suyu sağlığınız için pek çok fayda sağlayabilir. Ancak, fazla tüketimden kaçınılmalı ve dengeli bir diyetin parçası olarak tüketilmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I3kzYQ48TkOiFF0X9QR3gQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, havuç, suyu, içerseniz, olur, İçen, doktor, yüzü, görmüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğum gününde aldığı hediye hayatını kurtardı! Masaj için gitti şans eseri hayata tutundu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dogum-gununde-aldigi-hediye-hayatini-kurtardi-masaj-icin-gitti-sans-eseri-hayata-tutundu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dogum-gununde-aldigi-hediye-hayatini-kurtardi-masaj-icin-gitti-sans-eseri-hayata-tutundu</guid>
<description><![CDATA[ Genetik bir bağ doku bozukluğu olan Marfan sendromu hastası Mehmet Kenger&#039;e, iş arkadaşlarının doğum günü hediyesi olarak verdiği masaj paketi sayesinde hayatı kurtuldu. Boyun ağrıları için gittiği masaj salonunda, masörün karnındaki şişliği fark etmesi üzerine doktora giden Kenger&#039;de ölümcül aort anevrizması (baloncuk) olduğu ortaya çıktı. İstanbul&#039;a gelen Kenger, ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu.Adana&#039;da yaşayan ve genetik bir hastalık olan Marfan sendromu taşıyan muhasebeci 48 yaşındaki Mehmet Kenger, sık sık boyun ağrısı yaşıyordu.İş arkadaşları Kenger&#039;e doğum gününde masaj paketi hediye etti. Masaj için gittiği salonda masör, Kenger&#039;in karnında bir şişlik fark etti. Kenger, &quot;Karın fıtığıdır ya da çok tarhana çorbası içiyorum, ondandır&quot; diye düşünüp durumu önemsemedi. Eşinin ısrarıyla önce acile gitti, Kenger&#039;i muayene eden doktor &quot;Gazdandır ama yine de bir dahiliyeye görün&quot; dedi.Kenger yine durumu önemsemedi. Ertesi gün ablası doktora gidip gitmediğini sormak için aradığında &quot;15 günden önce randevu bulamam nasılsa&quot; diye düşünerek MHRS&#039;ye girdi. Tesadüfen 1 saat sonrasına randevu olduğunu gören Kenger, doktora gittiğinde gerçek ortaya çıktı. Karın bölgesindeki aort damarının çapı normalin 4 katına ulaşmış, yırtılma riski vardı. Üstelik genişleyen damar, böbreklerini de tehdit ediyordu. Acil ameliyat olması gerektiği, ameliyattan sonra böbreklerinin de iflas edebileceği söylendi. Kenger, Adana&#039;daki doktorunun önerisiyle İstanbul&#039;daki Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#039;ne geldi. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mete Gürsoy ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyatla hem aort damarı yapay damarla değiştirildi hem de ameliyat sırasında böbrekleri özel bir solüsyonla korunarak diyaliz hastası olmaktan kurtarıldı.Kenger&#039;in aort damarının 8,5 santime ulaşmasına rağmen yırtılmamış olmasının çok büyük bir şans olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Gürsoy, “Hatta hiçbir semptom vermeden tesadüfen saptanmış rahatsızlığı. Cerrahi teknik başarılı olsa da ömrünün geri kalanında diyalize mahkum olabilirdi. Bunu engellemek için özel teknikler kullanılıyor. Dünyanın pek çok merkezinde farklı teknikler kullanılıyor. Biz bu hastada böbrek damarlarını ayırarak böbreğin içine organ koruma solüsyonu verme tekniğini tercih ettik.&quot; diye konuştu.Hayatı bir değil, iki kez şans eseri kurtulan Mehmet Kenger ise ilk tesadüfü 2015 yılında kalp ameliyatı geçiren annesini doktor kontrolüne götürdüğünde yaşadığını söyledi. Kenger, tesadüflerin hayatını nasıl kurtardığını şöyle anlattı: “Annem kalp ameliyatı olmuştu. &#039;Oğlum bizim ailede ırsi, sen de bir kontrol ol&#039; dedi. Onun ısrarıyla kontrol olduğumda aort damarımın 4,9 santim ulaştığı, 6 ay sonra kontrol ettir dediler. 6 ay sonra başka bir yere gittim bu kez 5,6 gibi bir rakam çıkardılar. Adana Şehir Hastanesi&#039;nde acilen ameliyat oldum. O günden bugüne herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Sürekli bilgisayar başında çalıştığım için masaj yaptırmaya gidiyordum. Bir gün doğum günümdü. İş arkadaşlarım bana hediye verdiler, masaj için bir otelden paket satın almışlar. Otelde masaj yapıyorlardı. Masör arkadaş &#039;Senin karnında bir şişlik var&#039; dedi. Fıtık olabilir diye düşündüm; bir de tarhanayı fazla yiyordum. Acaba ondan beze mi oldu diye düşündüm. Eşimin ısrarıyla acile gittim ama acilde gaz var dediler. Yine de bir dahiliyeye görünsen iyi olur dedi. Ben önemsemedim ve gitmedim.&quot;Ertesi gün iş yerindeyken ablasının aradığını söyleyen Kenger, sözlerini şöyle sürdürdü: &quot;Kız kardeşim doktora gidip gitmediğimi sordu. Ben de randevu bulamam, en az 15 gün sonrasına verirler dedim. O anda telefon elimdeydi MHRS&#039;ye girdim. Tesadüfen 1 saat sonra dahiliyede randevu buldum. Hemen gittim. Doktor EKO çektirdi. EKO muayenesini yapan doktor, &#039;Sizin kalp damar cerrahisine görünmeniz lazım&#039; dedi. Saat 16.30, mesai bitmek üzere. Kalp damar cerrahı çıkmadan görüştüm. BT çektir dedi. Şansımdan herhalde, çok kısa zamanda bunlar gelişti. &#039;BT riskli duruyor. Böbrekler riska altında. Bizim uzmanlık alanımızı aşıyor&#039; dedi. İlk söyledikleri isim, İstanbul&#039;daki Mehmet Akif Ersoy Hastanesi oldu. 8 santimlik bir anevrizmanın vücudumda olması ve benim o şekilde hayatta kalabilmem, masör arkadaşın bunu tesadüfen fark etmesi benim hayatımı kurtardı. Gerçekten de mucize gibi bir şey oldu.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EBRgOrIwFUqnE9_HMOW3Gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğum, gününde, aldığı, hediye, hayatını, kurtardı, Masaj, için, gitti, şans, eseri, hayata, tutundu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Badem yemenin bilinmeyen etkisi ortaya çıktı: Bu hastalığınız varsa avuç avuç yiyin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/badem-yemenin-bilinmeyen-etkisi-ortaya-cikti-bu-hastaliginiz-varsa-avuc-avuc-yiyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/badem-yemenin-bilinmeyen-etkisi-ortaya-cikti-bu-hastaliginiz-varsa-avuc-avuc-yiyin</guid>
<description><![CDATA[ Polikistik Over Sendromu (PKOS), insülin direncini ve iltihabı etkileyen kadınlar için giderek artan bir endişe kaynağıdır. Diyet değişiklikleri, yüksek lifli gıdalar, yağsız protein ve antioksidanlara vurgu yaparak PCOS&#039;u yönetmek için çok önemlidir. Faydalı yağ asitleri açısından zengin olan bademler, kolesterolü, insülin tepkisini iyileştirerek, hormonları düzenlemede önemli bir rol oynar. Peki, bademler PKOS olan kişilere nasıl fayda sağlayabilir?Polikistik over sendromu (PKOS), birçok kadında yaygın olarak görülen bir jinekolojik rahatsızlıktır ve dünya çapında vakalar artmaktadır.PCOS genellikle insülin direnci, dislipidemi ve artan iltihapla ilişkilidir. Bu nedenle, diyet düzenlemesi semptomların yönetiminde ve PCOS kontrolünde önemli bir rol oynar.Basit ve nişastalı karbonhidratlar ve şekerleme ürünleri, ultra işlenmiş gıdalar, iltihaplı bitkisel yağlar, yüksek laktoz, hormon indükleyen ve alerjene neden olan gıdalar ile paketlenmiş gıdalar ve kızarmış yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Mevsim sebzeleri, yağsız protein, iltihap giderici gıdalar ve antioksidan açısından zengin gıdalarla yüksek lif açısından zengin bir diyet, PKOS&#039;lu kadınlara büyük fayda sağlar.Bununla birlikte, PKOS&#039;lu kadınlar, özellikle tekli doymamış ve nçoklu doymamış yağ asitleri açısından zengin bir kaynak olan Badem gibi belirli kuruyemişlerin diyet alımını içermelidir.Bademler düşük yoğunluklu lipoprotein-kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Bademler ayrıca insülin tepkisini artırmaya, adiponektinin (glikoz seviyelerini, yağ asidi yıkımını ve diğer metabolik süreçleri düzenlemeye yardımcı olan bir protein hormonu) ve testosterona bağlanan ve androjenik etkilerini azaltan seks hormonu bağlayıcı globulinin (SHBG) düzenlenmesine yardımcı olur. Bu, PKOS&#039;u yönetmek için çok önemli olan vücutta daha az serbest testosterona yol açacaktır.Ayrıca, bademler erkek hormonları olan serbest androjeni de azaltma eğilimindedir. PKOS&#039;ta yumurtalıklar çok fazla androjen üretir ve bu da bir dizi semptoma yol açabilirPCOS&#039;ta düzenli badem alımı plazma lipitleri ve androjen üretimi üzerinde faydalı etkilere yol açarak PCOS ve ilgili semptomların kontrolüne ve yönetimine yardımcı olur. Bu nedenle, Bademler PKOS ve ilgili semptomların kontrolünü sağlayacak genel düzenli endokrin fonksiyonuna ve hormon düzenlemesine yardımcı olur.Siz veya sevdiğiniz kişi PKOS&#039;tan muzdaripse, lif, kaliteli protein, sınırlı karbonhidrat, düşük yağ ve yüksek antioksidan açısından zengin bir diyetle kendinizi beslediğinizden emin olun. PKOS ve ilgili semptomları daha iyi yönetmek ve kontrol etmek için badem gibi kuruyemişleri dahil etmeyi unutmayın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir probleminiz varsa mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JgB06F2DEquBbfSUJDYEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Badem, yemenin, bilinmeyen, etkisi, ortaya, çıktı:, hastalığınız, varsa, avuç, avuç, yiyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Herkesin sofrasında ancak sessiz tehdit! Yemeklere kattıkça sağlığınızı tehdit ediyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/herkesin-sofrasinda-ancak-sessiz-tehdit-yemeklere-kattikca-sagliginizi-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/herkesin-sofrasinda-ancak-sessiz-tehdit-yemeklere-kattikca-sagliginizi-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Arpa şehriye, özellikle çorba ve pilav tariflerinde sıkça kullanılan küçük, taneli bir makarna çeşididir. Lezzeti ve kolay hazırlanabilirliği ile mutfakların vazgeçilmezi olan bu gıda, doğru şekilde tüketildiğinde besleyici olabilir. Ancak, kan şekerini hızla yükselten, glüten intoleransına yol açabilen ve işlenmiş ürünlerde gizli sağlık riskleri barındıran bu besini aşırı tüketmek, ciddi sorunlara yol açabilir.Arpa şehriye, çorba, pilav ve salata gibi birçok tarifte lezzet ve kıvam artırıcı olarak sıkça kullanılır. Besleyici özelliklere sahip olmasına rağmen, bazı sağlık riskleri de barındırabilir. Özellikle karbonhidrat içeriği, glisemik indeksi ve glüten içermesi nedeniyle, dengeli tüketilmediğinde olumsuz etkiler doğurabilir. Bu nedenle arpa şehriyenin faydaları kadar, aşırı tüketimden kaynaklanabilecek risklerini de göz önünde bulundurmak önemlidir.Arpa şehriye, işlenmiş buğday unundan yapılır ve yüksek miktarda karbonhidrat içerir. Aşırı tüketimi kilo alımına, obeziteye ve insülin direncine yol açabilir.Glisemik indeksi yüksek olan arpa şehriye, kan şekerini hızla yükseltir. Diyabet hastaları ve kan şekeri kontrolü ihtiyacı duyan kişiler için zararlı olabilir.Arpa şehriye, glüten içeren bir gıdadır. Çölyak hastalığı veya glüten hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik, sindirim sorunları ve bağırsak problemlerine yol açabilir.İşlenmiş arpa şehriyeler, rafine un içerdiği için lif, vitamin ve mineral açısından fakirdir. Bu da uzun vadede yetersiz beslenme riskini artırabilir.Düşük lif içeriği, kabızlık ve diğer sindirim sorunlarına yol açabilir. Lif oranı yüksek alternatiflerle dengeli tüketilmesi önerilir.Marketlerdeki bazı hazır arpa şehriye ürünlerinde koruyucu maddeler ve fazla tuz bulunabilir. Sürekli tüketimi yüksek tansiyon, böbrek sorunları ve su tutulumuna neden olabilir.Arpa şehriye, ölçülü tüketildiğinde lezzetli ve pratik bir yiyecek olsa da aşırı tüketimi sağlık sorunlarına yol açabilir. Daha sağlıklı alternatifler olarak tam buğday, kepekli şehriye veya ev yapımı doğal ürünler tercih edilebilir. Sağlıklı bir beslenme düzeni için arpa şehriyenin porsiyonlarına dikkat edilmesi önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pCE3STV7Y0Gj_m40snKxUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Herkesin, sofrasında, ancak, sessiz, tehdit, Yemeklere, kattıkça, sağlığınızı, tehdit, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mutlu bağırsakların sırrı açığa çıktı: Her gün tüketmek şişkinlikten eser bırakmıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/mutlu-bagirsaklarin-sirri-aciga-cikti-her-gun-tuketmek-siskinlikten-eser-birakmiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/mutlu-bagirsaklarin-sirri-aciga-cikti-her-gun-tuketmek-siskinlikten-eser-birakmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yaygın bir sindirim sorunu olan şişkinlik, aşırı gazdan veya yavaş yiyecek hareketinden kaynaklanır. Yavaş yemek, gaz üreten yiyecekleri sınırlamak, susuz kalmamak ve stresi yönetmek gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri bağırsakların rahatlamasını sağlayabilir. Probiyotikler ve egzersiz de bağırsak sağlığını destekler. Ancak, şiddetli semptomlarla devam eden şişkinlik, altta yatan rahatsızlıkları işaret eden tıbbi konsültasyonu gerektirir.Şişkinlik, oldukça yaygın bir deneyimdir, ancak genellikle hafife alınır. İnsanlar genellikle buna alt karında sıkışma veya dolgunluk hissi olarak atıfta bulunur, bazen rahatsızlıkla birlikte görülür.Bazen şişkinlik hissetmek normal olsa da; bunun sık görülen örnekleri sindirim sisteminizdeki sorunların göstergesi olabilir.Şişkinlik, sindirim sisteminde çok fazla gaz biriktiğinde veya yiyecekler bağırsaklarda çok yavaş hareket ettiğinde ve normalden daha uzun süre kalmasına neden olduğunda oluşur.Aşırı yemek yeme, gaz üreten yiyecekler yeme, hava yutma veya hatta stresle tetiklenebilir.İrritabl bağırsak sendromu (IBS), ince bağırsakta bakteriyel aşırı büyüme ve gıda intoleransları gibi durumlar da soruna katkıda bulunabilir.YAVAŞ YEMEK YİYİNÇok hızlı yemek yemek hem sindirim hem de bağırsak sağlığınız üzerinde olumsuz etkiler yarabilirs. Bu nedenle sağlığınız için yavaş yemek yemeğinizi düzgün bir şekilde çiğnemeyi ve yemeğinizin tadını çıkarmayı deneyin.Hepimiz fasulye, brokoli ve gazlı içecekleri severiz, ancak şişkinliğe neden olmalarıyla oldukça ünlüdürler. Sağlığınıza iyi gelebilirler, ancak şişkinlikle sık sık uğraşıyorsanız, belki de bunları biraz azaltmalısınız.Bazen şişkinlik, vücudunuzun size laktoz veya glüten gibi bir şeyi sevmediğini söylemesidir. Nedenini bilmiyorsanız, bir yiyecek günlüğü tutmayı deneyin. Bu, şişkinliği neyin tetiklediğini anlamanıza ve bir dahaki sefere bundan kaçınmanıza yardımcı olabilir.Su içmek sindirim için çok önemlidir ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur (hepimizin şişkinliğe yol açabileceğini bildiğimiz bir şeydir). Ancak yemekler sırasında aşırıya kaçmayın, çünkü su sindirim sürecini etkileyebilir.Probiyotikler bağırsaklarınızın en iyi dostudur. Yoğurt, kefir veya bir takviye olsun, her şeyin dengede kalmasına yardımcı olurlar. Mutlu bir bağırsak daha az şişkinlik ve genel olarak daha iyi sindirim anlamına gelir. Her gün bu probiyotik içeren besinleri tüketerek bağırsak sağlığını destekleyebilirsiniz.Biraz yürüyüş veya biraz yoga sindiriminiz için harikalar yaratabilir. İşleri hareketlendirmeye yardımcı olur ve özellikle bir süredir oturuyorsanız şişkinliği azaltabilir.Hepimiz stresin midemizle baş edebileceğini biliyoruz. Sindirimi yavaşlatabilir ve şişkinliği daha da kötüleştirebilir. Nefes almak, meditasyon yapmak veya sadece rahatlamak için bir an ayırmak bağırsaklarınızın daha iyi hissetmesine gerçekten yardımcı olabilir.Çok fazla işlenmiş gıda ve şekerli içecek bağırsağınızdaki kötü bakterileri besleyebilir. Bunları azaltmak şişkinliği azaltmaya ve sindirim sisteminizin düzgün çalışmasına yardımcı olabilir.Şiddetli ağrı, istenmeyen kilo kaybı, ishal veya dışkıda kan, sürekli şişkinlikle birlikte, hızlı bir tıbbi müdahaleye ihtiyaç olduğunu gösterir. Bu semptomlar, gastrointestinal enfeksiyonlar, çölyak hastalığı veya inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) gibi bozuklukların göstergesi olabilirBeslenme bilgisi ve dikkatli davranış daha mutlu bir bağırsağı teşvik edecektir. Çok sık zararsız ve tehdit edici olmasa da şişkinlik yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Uzun vadeli bağırsak sağlığı, tıbbi tavsiyeyi yaşam tarzı ayarlamalarıyla birleştiren özelleştirilmiş bir yaklaşımla garanti edilir.
Değişiklikler uygulandıktan sonra bile şişkinlik devam ederse, altta yatan sorunları teşhis etmek ve tedavi etmek için bir gastroenteroloğa görünün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mTDtXXean0mEJV0HXp5Tiw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Mutlu, bağırsakların, sırrı, açığa, çıktı:, Her, gün, tüketmek, şişkinlikten, eser, bırakmıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tifo süper bakterisine karşı küresel alarm: İlaç direnci artıyor!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tifo-super-bakterisine-karsi-kuresel-alarm-ilac-direnci-artiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tifo-super-bakterisine-karsi-kuresel-alarm-ilac-direnci-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Modern tıp sayesinde birçok hastalık kontrol altına alınmış olsa da, tifo gibi kadim tehditler hala insan sağlığı için ciddi riskler oluşturuyor. Tifo, gelişmiş ülkelerde nadiren görülse de, özellikle Güney Asya başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaygın bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dahası, son yıllarda ortaya çıkan ilaca dirençli bakteriler, bu hastalığı tedavi etmeyi giderek daha zor hale getiriyor.Modern tıp sayesinde birçok hastalık kontrol altına alınmış olsa da, tifo gibi kadim tehditler hala insan sağlığı için ciddi riskler oluşturuyor.Son araştırmalar, tifo hastalığına neden olan Salmonella enterica serovar Typhi (S Typhi) bakterisinin hızla antibiyotiklere karşı direnç geliştirdiğini ortaya koydu. Bu durum, hastalığın tedavisinde kullanılan sınırlı ilaç seçeneklerini tehdit ediyor.2022&#039;de yapılan bir çalışma, 2014-2019 yılları arasında Nepal, Bangladeş, Pakistan ve Hindistan&#039;dan toplanan 3 bin 489 tifo suşunun genomlarını inceledi.
Çalışmada, yaygın ilaca dirençli (XDR) Typhi vakalarında çarpıcı bir artış tespit edildi. Bu bakteriler, yalnızca geleneksel antibiyotiklere değil, aynı zamanda florokinolonlar ve üçüncü kuşak sefalosporinler gibi daha yeni antibiyotiklere de direnç kazanmış durumda.XDR Typhi, özellikle Güney Asya&#039;da görülse de, araştırmalar bu bakterilerin 1990&#039;dan bu yana 200&#039;den fazla uluslararası yayılma örneği bulunduğunu gösteriyor. Bakteri, Güneydoğu Asya ve Afrika&#039;ya yayılmasının yanı sıra, Birleşik Krallık, ABD ve Kanada&#039;da da tespit edildi.Uzmanlara göre, şu anda tifo tedavisinde etkin olan yalnızca bir oral antibiyotik kaldı: azitromisin. Ancak bu ilaca karşı direnç kazandıran genetik mutasyonların da hızla yayıldığı belirtiliyor.
Stanford Üniversitesi&#039;nden bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Jason Andrews, &quot;S Typhi&#039;nin dirençli suşlarının hızlı yayılması, özellikle yüksek risk altındaki ülkelerde önleyici tedbirlerin acilen genişletilmesi gerektiğini vurguluyor&quot; ifadelerini kullandı.Tedavi edilmediği takdirde ölüm oranı yüzde 20’ye kadar çıkan tifo, her yıl 11 milyon yeni vakaya neden oluyor. Uzmanlar, gelecekteki salgınların tifo konjuge aşılarıyla önlenebileceğine inanıyor. Ancak bu aşıların küresel çapta erişilebilirliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekiyorlar.Bilim insanları, XDR ve azitromisine dirençli tifo vakalarının ortaya çıkmasının, bu aşılama çalışmalarını hızlandırmak için acil bir çağrı niteliğinde olduğunu belirtiyor. Aksi halde, dünya yeni bir sağlık kriziyle karşı karşıya kalabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f1SLyqOj0U6f_sz-nn0GQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:56:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tifo, süper, bakterisine, karşı, küresel, alarm:, İlaç, direnci, artıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Portakaldan 3 kat fazla C vitamini içeriyor: En güçlü C vitamini kaynağı bu besinmiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/portakaldan-3-kat-fazla-c-vitamini-iceriyor-en-guclu-c-vitamini-kaynagi-bu-besinmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/portakaldan-3-kat-fazla-c-vitamini-iceriyor-en-guclu-c-vitamini-kaynagi-bu-besinmis</guid>
<description><![CDATA[ Kışın soğuğu bağışıklığı zayıflatabilir ve kardiyovasküler riskleri artırabilir. Bağışıklık ve doku onarımı için hayati önem taşıyan C vitamini kış mevsiminde vücudu hastalıklardan korumak için gereklidir. Kivi ve brokoliden portakal ve yapraklı yeşilliklere kadar, C vitamini açısından zengin yiyecekleri dahil etmek kış rahatsızlıklarıyla mücadele etmeye ve daha soğuk aylarda genel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.Kış mevsimi belirli sağlık sorunlarının riskini artırabilir. Soğuk havaların etkisiyle, vücut normal işleyişini sürdürmek için ekstra çaba sarf etmek zorunda kalabilir.Ayrıca, soğuk hava sıcaklıkları kan damarlarını daraltabilir, bu da kan basıncını yükseltebilir ve kanı kalınlaştırabilir, kalp krizi ve felç riskini artırabilir.Ayrıca, yapılan çalışmalar soğuk hava sıcaklıklarının burundaki bağışıklığı azaltabileceğini ve bizi virüslere karşı daha duyarlı hale getirebileceğini bulmuştur.Kışın besleyici bir diyet planını uygulamak önemlidir ve C vitamini bu mevsimde bağışıklığı artırmaya ve dokuların büyümesine ve onarımına yardımcı olabilecek temel besinlerden biridir. Önemli bir antioksidan olan C vitamini ayrıca cildi beslemeye ve toksinleri gidermeye yardımcı olabilir.C vitamini suda çözünen bir vitamindir ve vitaminin kalan miktarı idrar yoluyla vücuttan atılır. Vücudun en iyi şekilde çalışması için C vitaminini düzenli olarak tüketmek önemlidir.Canadian Medical Association Journal&#039;da (CMAJ) yayınlanan bir araştırmaya göre, takviye C vitamini kış hastalıklarının yükünü azaltabilir, ancak alımın bazen iddia edildiği kadar yüksek olması gerekmez.Cochrane tarafından 2013 yılında yayınlanan bir araştırma, düzenli C vitamini takviyesinin yetişkinlerde soğuk algınlığının süresini %8 ve çocuklarda %14 kısaltabileceğini buldu. Özellikle, günde 1 ila 2 gram C vitamini alan çocuklarda soğuk algınlığının süresinde %18 azalma görüldü.1.KİVİKivi, kışın tüketebileceğiniz en iyi C vitamini açısından zengin besinlerden biridir. 100 g&#039;da 161,3 mg C vitamini içeren meyvenin olağanüstü yüksek bir C vitamini içeriğine sahip olduğu söylenmektedir. Aslında, günlük önerilen C vitamini alımının yaklaşık %230&#039;unu içerir.Yeşil güzellik, sizi soğuk kış günlerine daha iyi hazırlayabilecek bir besin patlaması sağlar. Sebze, folat, potasyum, manganez ve C ve K1 vitaminleri dahil olmak üzere bir dizi vitamin ve mineral açısından zengindir. 100 g başına 65 mg C vitamini içerir. Bu harika sebzeyi yemek kesinlikle soğuk algınlığını ve öksürüğü uzak tutabilir.Tatlı ve lezzetli çilekler bir C vitamini deposudur. 100 g başına yaklaşık 59 mg C vitamini içerirler. 1 su bardağı çilek dilimi tüketirseniz, yaklaşık 97 mg C vitamini alırsınız. Tatlı meyveler ayrıca kalsiyum, demir, manganez, folat (B9 vitamini) ve potasyum içerir. Sadece bir porsiyon çilek (8 meyve) bir portakaldan daha fazla C vitamini sağlar.Dolmalık biberler, özellikle kırmızı olanlar, C vitamini ile doludur ve bir portakaldan neredeyse üç kat daha fazla C vitamini içerir. 100 gramında yaklaşık 128 mg C vitamini bulunan dolmalık biberler, bağışıklığı güçlendirmek için harika olmasının yanı sıra lif, antioksidan ve A vitamini açısından da zengindir. Salatalara, sotelere kolayca eklenebilir veya atıştırmalık olarak çiğ olarak yenebilir.Yapraklı sebzeler kışın olmazsa olmazdır. Ispanak, kara lahana ve pazı olsun, hepsi C vitamini, folat ve K vitamini açısından zengindir. Bu yeşillikler ayrıca kış aylarında bağışıklık sisteminizi korumaya yardımcı olabilecek lif ve çeşitli antioksidanlar sağlar. Bir porsiyon kara lahana veya ıspanak, soğuk algınlığını uzak tutmak için size önemli bir C vitamini desteği sağlayabilir.Portakallar, C vitamini içeriğiyle iyi bilinir; orta boy bir portakal yaklaşık 70 mg C vitamini sağlar. Portakallar ayrıca lif, kalsiyum ve çeşitli antioksidanlar içerir. Yüksek su içerikleri, susuz kalmamanıza yardımcı olur ve ferahlatıcı ve kolay erişilebilir bir kış meyvesidir.Bu mini lahana benzeri sebzeler önemli bir C vitamini yumruğu içerir. 100 gramında yaklaşık 85 mg C vitamini bulunan Brüksel lahanası, lif, folat ve diğer vitaminler açısından da zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinir ve soğuk aylarda besleyici bir garnitür olarak kavrulabilir veya buharda pişirilebilir.Tatlı ve ferahlatıcı bir kış meyvesi olan kavun, 100 gramında yaklaşık 36 mg C vitamini sağlar.Bu listedeki diğer bazı yiyeceklere kıyasla C vitamini açısından biraz daha düşük olsa da, kavun yine de sıvı alımını sağlamak ve potasyum ve A vitamini gibi diğer hayati besinleri sağlamak için mükemmel bir seçimdir. Kış salatalarına veya ferahlatıcı bir atıştırmalık olarak harika bir katkıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-rQmYpJDuEatlqAalng9Ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Portakaldan, kat, fazla, vitamini, içeriyor:, güçlü, vitamini, kaynağı, besinmiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabah kahvaltıda tüketen 100 yaşına kadar yaşıyor: Yaşam süresini uzattığı ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabah-kahvaltida-tuketen-100-yasina-kadar-yasiyor-yasam-suresini-uzattigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabah-kahvaltida-tuketen-100-yasina-kadar-yasiyor-yasam-suresini-uzattigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli ve sağlıklı öğünlerinden biri. Bu nedenle güne başlarken mutlaka kahvaltı yapmalısınız. Kahvaltı yapmak kadar kahvaltıda tükettiğiniz besinlerde genel sağlığınız üzerinde büyük önem taşıyor. Yapılan son araştırmalarda kahvaltıda tüketilen bir besinin ömrü uzattığını ortaya koydu.Bu &#039;süper besin&#039; aslında oldukça yaygın ve 2022 yılında İngiltere&#039;de yapılan bir ankete göre, 18-24 yaş aralığındaki genç yetişkinlerin üçte birinden fazlası bu besini kahvaltıda tüketiyor.Mavi Bölge olarak kabul edilen Loma Linda sakinlerine Kosta Rika, Yunanistan ve Japonya&#039;daki yaşlılar da eşlik ediyor; bu bölgelerin her birinde yerlilerin 100 yaşına kadar yaşama olasılığı daha yüksek hatta bu kişilerin 100 yaşını aşma olasılığı 10 kat daha fazla.Yapılan son bir araştırma, yulafın uzun ömre katkıda bulunan bir süper besin olduğunu ortaya koydu. Vitamin, mineral ve lif açısından zengin olan yulaf, kolesterolü ve kan şekerini düzenleyerek sindirime yardımcı olur.
Yulaf ezmesinden fırınlanmış ürünlere ve smoothielere kadar çeşitli tüketim seçenekleri sunar. Ancak, işlenmemiş, düşük glisemik indeksli yulaf seçmek, optimum sağlık yararları için çok önemlidir.Hareketsiz yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme nedeniyle yaşam kalitesi azalabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için her gün besleyici ve dengeli bir öğün yemek çok önemlidir.
Kahvaltı, günün en önemli öğünlerinden biridir ve sağlıklı ve besleyici bir kahvaltıyı atlamak sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Birçok kişi kahvaltıda pek çok farklı çeşitte besin tüketmeyi tercih eder. Ancak yapılan son araştırmalar kahvaltıda yulaf yemenin ömrü uzattığını ortaya koydu.Bu çalışmaya göre, yulaf insanların yaşam süresini uzatan kahvaltıda süper besin olarak anılır. Yulaf, genellikle temel vitaminler, mineraller ve lif içeren güçlü bir öğün olarak bilinir.Vücuttaki kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olan mükemmel glukan kaynaklarına sahiptir. Yulaf ayrıca sindirime yardımcı olur ve kabızlığı önler. Yulaf, insanların yaşam süresini uzattığı için bir süper besin olarak kabul edilir ve bu, kan dolaşımını artırarak veya kalbinizi sağlıklı hale getirerek değil, yaşam için çok zararlı olan kolesterol ve kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olarak gerçekleşir.Yulafın düşük glisemik indeksi vardır, yani şekeri kan dolaşımına yavaşça salarak kan şekeri seviyelerindeki ani yükselmeleri önler ve içindeki antioksidanlar ayrıca cildin güneşe maruz kalmasına ve kirliliğe karşı korunmasına yardımcı olur. Yulaf ayrıca iyi bir protein kaynağına sahiptir ve bu da onu kısa sürede acıkmanıza izin vermeyen doyurucu bir öğün haline getirir.Yulaf tahıl gibidir ve yulaf ezmesi, gecelik yulaf, pişmiş yulaf lezzetleri vb. gibi çeşitli formlarda tüketilebilir. Yulaf ayrıca kilo yönetimi ve kilo kaybı için bir öğün olarak kabul edilir.
Bu klasik bir kahvaltı seçeneğidir ve tadına bakmak için birden fazla sebze ve masala aromasıyla değiştirilebilir. Yulafın besin değerlerinin yanı sıra sebzelerle birlikte vitamin sağlayarak onu tam bir öğün haline getirir.Yulafı su yerine sütte bir gece bekleterek lezzetli hale getirilebilir ve meyveler, meyveler, kuruyemişler, tohumlar ve balla özelleştirilebilir.Yulaf ayrıca fırınlanmış ürünlerle de değiştirilebilir ve un yerine kek, kurabiye, ekmek, tatlı topları ve daha fazlasını yapmak için kullanılabilir.Yulaf smoothieleri çok yeni bir şey ve kahvaltı içeceklerinin en iyi kaynağı.Yulaf tahıl olsa da, piyasada işlenmiş, cilalanmış ve sağlıksız hale getiren tatlar eklenmiş çok azı var.Yulafı tüketmeden önce glisemik indeksini kontrol etmek önemlidir. Ezilmiş ve kesilmiş yulaflar besleyici olsa da, hazır yulafın glisemik indeksi yüksektir ve bu da vücuttaki kan şekeri seviyesini artırır. Ayrıca sade ve şekersiz yulaf seçmek de önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h6MXzXmif0yGv07ainPTxg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, kahvaltıda, tüketen, 100, yaşına, kadar, yaşıyor:, Yaşam, süresini, uzattığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü magnezyum kaynağı buymuş: Damar sertleşmesini engelliyor, yağlanmayı bitiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-kaynagi-buymus-damar-sertlesmesini-engelliyor-yaglanmayi-bitiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-magnezyum-kaynagi-buymus-damar-sertlesmesini-engelliyor-yaglanmayi-bitiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum  kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri seviyelerinin ve kan basıncının düzenlenmesi, protein, kemik ve DNA yapımı, enerji üretimi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan bir mineraldir. Doğada bulunan bazı besinler magnezyum açısından zengindir. Hatta bazı besinlerin içindeki magnezyum, takviye ürünlerle yarışır. Doğanın en güçlü magnezyum kaynaklarından olan bir tahıl var ki, damar sağlığını koruma özelliği de gösteriyor.Vücut için en gerekli mineraller arasında magnezyum yer alır. Magnezyum, insan vücudunda 300&#039;den fazla enzim reaksiyonunda yer alarak, kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri seviyelerinin ve kan basıncının düzenlenmesi, protein, kemik ve DNA yapımı, enerji üretimi ve bağışıklık sistemini desteklemek dahil olmak üzere vücuttaki birçok süreçte önemli rol oynar.Bu nedenle magnezyum zengini besinler tüketip, vücudun ihtiyacı olan magnezyum dengesini korumanız gerekir. Peki, doğadaki en güçlü magnezyum kaynağı hangisidir?Darı doğada bulunan en güçlü magnezyum kaynakları arasında yer alır. Darı, besin değeri yüksek olan bir tahıldır ve magnezyum açısından zengin bir kaynaktır. Magnezyum, vücutta enerji üretimi, sinir fonksiyonu ve kasların düzgün çalışması gibi birçok önemli süreçte rol oynar. Ayrıca kemik sağlığını destekler ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur.Darı, glütensiz bir tahıl olduğu için glüten intoleransı olanlar için de iyi bir alternatiftir. Magnezyumun yanı sıra B vitaminleri, demir ve çinko gibi diğer besin maddeleri açısından da faydalıdır.100 gram pişmemiş darı, yaklaşık 114 mg magnezyum içerir. Bu miktar, yetişkin bir bireyin günlük önerilen magnezyum ihtiyacının yaklaşık %27&#039;sini karşılar.Pişirilmiş darıdaki magnezyum miktarı su emilimi nedeniyle biraz azalabilir, ancak yine de iyi bir magnezyum kaynağıdır. Ortalama olarak, 1 kase (yaklaşık 174 gram) pişmiş darı yaklaşık 77 mg magnezyum sağlar.Bu oranlar, kullanılan darının türüne ve pişirme yöntemine göre değişiklik gösterebilir. Darıyı beslenmenize dahil ederek, magnezyumun yanı sıra birçok diğer önemli vitamin ve minerali de alabilirsiniz.Damar sağlığı içinde son derece faydalı olan darı, damarların yağlanmasını ve tıkanmasını engeller. Darı, diyet lifi açısından zengindir.
Lif, kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye yardımcı olur ve böylece damar tıkanıklığı riskini azaltır. Kolesterolün damar çeperlerinde birikmesi, yağlanma ve sertleşmenin temel nedenlerinden biridir.Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez tahıllarından biri olan darı, insan sağlığına sayısız fayda sunuyor. İşte darı tüketmenin vücuda olan faydaları;KALP KRİZİ RİSKİNİ AZALTIRDarı, magnezyum ve potasyum içeriğiyle kan basıncını dengeler ve damarları korur. Lif zenginliği sayesinde kötü kolesterolü düşürerek kalp krizi ve damar yağlanması riskini azaltır.Düşük glisemik indeks değerine sahip olan darı, kan şekerini yavaşça yükseltir ve diyabet hastaları için sağlıklı bir seçenek sunar.B vitamini ve demir açısından zengin olan darı, vücudun enerji ihtiyacını karşılar. Özellikle halsizlik ve yorgunluk durumlarında doğal bir destek sağlar.Zengin lif içeriğiyle bağırsakların düzenli çalışmasına katkıda bulunur, kabızlığı önler ve bağırsak sağlığını destekler.Darı, tıpkı pirinç gibi pilav yapımında kullanılabilir. Pilav yaparken darı, su veya et suyu ile pişirilir ve üzerine farklı sebzeler veya baharatlar eklenebilir.Pişirilmiş darı, soğuduktan sonra taze sebzelerle karıştırılarak besleyici bir salata haline getirilebilir. Özellikle nane, maydanoz, limon suyu ve zeytinyağı gibi malzemelerle hazırlanan salatalara güzel bir alternatif olur.Darı taneleri öğütülerek un haline getirilebilir ve bu un, glutensiz ekmek, kek, bisküvi ve çeşitli hamur işleri yapımında kullanılabilir.Darı lapası, özellikle Asya ve Afrika’da kahvaltılarda sıklıkla tüketilen bir besindir. Pişirilmiş darı, süt veya su ile karıştırılarak, üzerine meyveler, bal veya ceviz eklenerek besleyici bir kahvaltı olarak tüketilebilir.Darı, çorbalarda koyulaştırıcı olarak kullanılabilir. Kıvamlı çorbalar için pişmiş darı taneleri çorba karışımına eklenir ve taneli bir yapıya sahip, doyurucu bir yemek hazırlanabilir.Bazı kültürlerde darı, fermente edilerek içecek yapımında da kullanılır. Özellikle Afrika’da darıdan yapılan fermente içecekler, sıcak iklimlerde serinletici bir içecek olarak tüketilir.Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için darı tüketmeden önce mutlaka bir uzmanada danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8qZOXLyIDUmPcb6ORkWu3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, magnezyum, kaynağı, buymuş:, Damar, sertleşmesini, engelliyor, yağlanmayı, bitiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bel ağrısına iyi gelecek evde ya da spor salonunda yapılacak egzersizler</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bel-agrisina-iyi-gelecek-evde-ya-da-spor-salonunda-yapilacak-egzersizler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bel-agrisina-iyi-gelecek-evde-ya-da-spor-salonunda-yapilacak-egzersizler</guid>
<description><![CDATA[ Bel ağrısı sık sık yaşanan sağlık sorunlarının başında geliyor. Hem spor yapanlar için hem de spor yapmayanlar için bel ağrısına iyi gelen birçok hareket mevcut. Evde de yapabileceğiniz bel ağrısına iyi gelen bu hareketler uyguladıktan sonra ağrılar hafifleyecek uzun vaade de geçecektir. İşte bel ağrılarına iyi gelen pratik hareketler...Belinde ağrı yaşayan kişilerin yaprığı en büyük hatalardan biri bu bölgeyi güçlendirmemeleridir.
Çünkü güçsüz olan herhangi bir bölge ya da kas grubu, sakatlık yaşamaya daha meyilli bir yapıda olur.Bu yüzden gün içinde yapılan aktivitelerle sakatlanmaya oldukça açık bir bölge olan belimizin güçlendirilmesi de gayet önemli.
Bu nedenle ağırlıklı veya ağırlıksız olarak bel bölgemizi güçlendirecek hareketlerde bulunmak vücut sağlığımızı korumayı sağlıyor.Ağırlıklı veya ağırlıksız olarak bel bölgemizi güçlendirecek hareketlerde bulunmak vücut sağlığımızı korumayı sağlıyor.
Tüm gün hareketsiz kalıp daha sonrasında belimizi zorlayacak hareketler yapmak da sakatlanmaya yol açabilir.1. DEADLIFT
4 SET 12 TEKRAR
Bel bölgesini güçlendirmek için harika bir hareket olan deadlifti eğer spor yapıyorsanız programınıza dahil etmeyi unutmayın.
2. BALASANA
15/30 SANİYE
Çocuk pozu olarak da geçen Balasana pozisyonu da diğer hareketlerimiz gibi bir yoga pozisyonudur.
Bel bölgesinin esnemesini sağlayan bu hareketi yaptığınızda nefes temponuzu bozmamanız büyük önem taşıyor.3. KOBRA POZU
15/30 SANİYE
Evde kolaylıkla yapabileceğiniz bu egzersiz bel bölgenize çok iyi gelen hareketlerden biridir.
Bir yoga pozisyonu olan bu hareketi yaparken nefes alış verişinizi bozmamaya özen gösterin.
4. OMURGA BÜKME
15/30 SANİYE
Beliniz dışında sırtınızı da esneten bu hareket omurga çevresini saran kaslarımızı gevşetiyor.
Bu sayede hem daha esnek bir sırt hem de kolay sakatlanmayan bir bedene ulaşmış oluyorsunuz.5. OMURGA BURGU
15/30 SANİYE
Omurgamızı esneten bir başka hareket olan bu egzersizimizde daha esnek bir sırta sahip olmamızı kolaylaştırıyor.
Daha esnek bir sırt ve bel, bize günlük aktivitelerimiz de kolaylık sağlarken sakatlık riskimizi de minimuma indiriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pUyoRnHSLUKcLW7FoFeYtg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bel, ağrısına, iyi, gelecek, evde, spor, salonunda, yapılacak, egzersizler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>7 gün hiç şeker yemediğinizde ne olur? Zararı biliniyor ama bu etkisi bilinmiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/7-gun-hic-seker-yemediginizde-ne-olur-zarari-biliniyor-ama-bu-etkisi-bilinmiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/7-gun-hic-seker-yemediginizde-ne-olur-zarari-biliniyor-ama-bu-etkisi-bilinmiyor</guid>
<description><![CDATA[ Aşırı şeker tüketiminin vücuda zararlı olduğu bilinen bir gerçek. Uzmanlar yaşlanmayı yavaşlatmak ve genel sağlığı iyileştirmek için şeker tüketiminin sınırlanması gerektiğini vurguluyor. Peki, 7 gün boyunca hiç şeker yemediğinizde ne olur?Çoğu insan şekeri kilo alımı veya diyabetle ilişkilendirir, ancak çok azı cilt yaşlanması üzerindeki etkisinin farkındadır. Glikasyon adı verilen biyokimyasal bir süreç, aşırı şeker vücudunuzdaki proteinlere bağlandığında, cildi sıkı ve genç tutan temel proteinler olan kolajen ve elastine zarar verdiğinde meydana gelir. Bu, kırışıklıklara, sarkmaya ve cansızlığa yol açar.British Journal of Dermatology&#039;de yayınlanan araştırma, glikasyonun ileri glikasyon adı verilen zararlı molekülleri nasıl ürettiğini vurgulamaktadır. Bunlar kolajeni zayıflatır, cilt elastikiyetini azaltır ve cildi UV ışınlarından ve kirlilikten kaynaklanan hasara karşı daha savunmasız hale getirir. Yüksek şeker seviyeleri ayrıca iltihaplanmayı tetikleyerek yaşlanmayı hızlandırır ve kronik hastalık riskini artırır. Ameliyat hastaları için şeker iyileşmeyi yavaşlatır ve iyileşmeyi etkiler. Peki, 7 gün hiç şeker tüketmediğinizde ne olur?İlk günlerde hafif bir yorgunluk hissi yaşayabilirsiniz. Ancak vücut, şekere bağımlı olmadan enerji üretmeye başladığında kendinizi daha dinç ve zinde hissedersiniz.
Şeker, ciltteki kolajen yapısını bozarak kırışıklıklara ve sivilcelere neden olabilir. Şekeri bıraktığınızda cildiniz daha parlak ve sağlıklı görünmeye başlar.
Şeker tüketimi kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açar. Şekeri kestiğinizde bu dalgalanmalar azalır, açlık krizleri ve tatlı isteğiniz giderek azalır.
Fazla şeker, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Şekersiz bir hafta sonunda vücudunuz enfeksiyonlara karşı daha dirençli hale gelir.
Şeker, boş kalori kaynağıdır ve vücutta yağ birikimini artırır. Şekeri bıraktığınızda hem kalori alımınız azalır hem de metabolizmanız daha etkin çalışır.Şekerli içecekleri demlenmiş su veya bitki çayı ile değiştirin. Tatlı ihtiyacınızı gidermek için çilek veya elma gibi taze meyveler atıştırın.Sabahları şekerli tahıllar yerine, fındık ve çekirdek serpilmiş yulaf ezmesi deneyin. Doğal tatlılık sağlamak için tarçın gibi baharatlar kullanın.Şeker isteklerini azaltmak için öğünlerinize avokado ve badem gibi sağlıklı yağlar ekleyin. Şekerli atıştırmalıkları taze meyveyle kaplanmış yoğurtla değiştirin.Çırpılmış yumurta veya fındık ezmeli tam tahıllı tost gibi tuzlu kahvaltıları deneyin. Genellikle gizli şekerler içeren paketlenmiş soslardan kaçınmaya devam edin.Yemeklerinize tatlı patates ve havuç gibi doğal olarak tatlı sebzeler ekleyin. Bunlar hem tatlılık hem de lif vererek sizi tok tutar.Tatlılarda hurma veya balı az miktarda kullanın. Örneğin, hurma içeren bir smoothie suçluluk duymadan bir şımartma olabilir.Ekstra şekersiz bir haftadan sonra vücudunuzun nasıl hissettiğini değerlendirin. Bu noktada, birçok kişi gelişmiş enerji ve daha az şeker isteği yaşar.Şekerli içecekleri, işlenmiş atıştırmalıkları ve tatlıları kesin. Bunları tam, besin açısından zengin yiyeceklerle değiştirin. 
Cilt hasarını onarmak ve kolajen üretimini desteklemek için turunçgiller ve kuruyemişler gibi yiyecekler yiyin.Su, cilt elastikiyetini ve genel sağlığı iyileştirir.Kan şekeri yükselmelerini önlemek için yulaf ve baklagiller gibi kompleks karbonhidratları seçin.Şeker karşıtı bir diyet benimseyerek cildinizin sağlığını iyileştirebilir ve uzun vadeli bir iyilik hali elde edebilirsiniz. Güzellik içeriden başlar ve küçük değişiklikler kalıcı bir fark yaratabilir.Uzmanlar, uzun vadede şekeri azaltmanın kalp hastalıkları, diyabet ve obezite gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olduğunu vurguluyor. Şeker tüketiminizi kontrol altına alarak hem kısa hem de uzun vadede sağlığınızı iyileştirebilirsiniz. Sağlıklı bir yaşam için küçük adımlarla başlayın! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxLH3Cpy2E2fpr4XaWw2Xw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>gün, hiç, şeker, yemediğinizde, olur, Zararı, biliniyor, ama, etkisi, bilinmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tek dilimi gece boyu dinlendiriyor: Derin uykunun sırrı bu meyvede saklı!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tek-dilimi-gece-boyu-dinlendiriyor-derin-uykunun-sirri-bu-meyvede-sakli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tek-dilimi-gece-boyu-dinlendiriyor-derin-uykunun-sirri-bu-meyvede-sakli</guid>
<description><![CDATA[ Gece uykuya dalmak birçok insan için zorlu bir süreç olabilir. Bu sorunu aşmak için çeşitli ilaç ve teknikler önerilse de, uzmanlar doğal yöntemlerin daha sağlıklı ve etkili olabileceğini belirtiyor. Özellikle yatmadan önce tüketilen bazı meyveler, vücudu rahatlatıp daha hızlı uykuya geçmeyi destekleyebilir. İşte, uzmanların önerdiği, derin bir uykuya kavuşmanın doğal sırrı...Doktorlar, ortalama bir yetişkinin her gece yedi ila dokuz saat uykuya ihtiyacı olduğunu iddia ediyor. Ancak, bunu söylemek yapmaktan daha kolaydır. İster uykuya dalmak ister derin uykuda kalmak olsun, hastalık, yaralanma, ilaç veya sadece günlük stres ve kaygı gibi faktörler uyku öncesi rutinlerimizi altüst ediyor olabilir. Neyse ki, araştırmalar gece ritüelimize belirli bir meyve ekleyerek uyku kalitemizi artırabileceğimizi gösteriyor.Çoğumuz hem uykuya dalmakta hem de uykuyu sürdürmekte zorluk çekiyoruz. Yaklaşık üç kişiden biri bu tür sorunlar yaşıyor. Uykusuzluğun hastalıklar, yaralanmalar, ilaçlar, stres ve kaygı gibi birçok nedeni olabilir.Yapılan araştırmalar, yatmadan önce bazı meyvelerin tüketilmesinin bu konuda faydalı olabileceğini gösteriyor.Uzmanlar akşamları bir dilim ananas yemeyi öneriyor.Uzmanlar, &quot;Akşam sona ererken ananas parçaları atıştırın. Ananas ve melatonin, uykuyu iyileştirmek için C vitamini, magnezyum ve lif sağlar&quot; diyor.Meyvede ayrıca iltihabı hafifleten ve kas gevşemesini sağlayan bromelain adı verilen bir enzim de bulunuyor.Bu uzman önerileri, 2013 yılında Journal of Pineal Research’te yayınlanan araştırmalarla destekleniyor. Araştırmacılar ananasın diğer meyvelerle birlikte vücuttaki melatonin seviyesini önemli ölçüde artırdığını buldular.Melatonin, vücuttaki uyku-uyanıklık döngülerini düzenlemeye yardımcı olan doğal bir hormondur.Ayrıca uykudan bir ila iki saat önce alındığında uykusuzluğu veya gecikmiş uyku evresi sendromunu tedavi etmek için kullanılır. Çalışmada, 12 sağlıklı erkek katılımcıya portakal, ananas veya muz suyu verildi.Ekip, erkeklerin ananas suyu tükettikten iki saat sonra en yüksek serum melatonin konsantrasyonuna sahip olduğunu keşfetti.Her gün aynı saatte yatın ve uyanın.Yatmadan en az bir saat önce banyo yaparak veya kitap okuyarak rahatlayın.Yatak odanızın karanlık ve sessiz olduğundan emin olun - gerekirse perde, panjur, göz maskesi ve kulak tıkacı kullanınGün içerisinde düzenli egzersiz yapın.Yatağınızın, yastıklarınızın ve yatak takımlarınızın rahat olduğundan emin olun.Yatmadan en az 6 saat önce sigara içmeyin, alkol, çay veya kahve tüketmeyin.Akşam geç saatlerde ağır yemeklerden kaçının.Yatmadan en az dört saat önce egzersiz yapmayın.Yatmadan hemen önce televizyon izlemekten veya akıllı telefon gibi cihazları kullanmaktan kaçının, çünkü mavi ışık sizi daha aktif tutar.Gün içerisinde şekerleme yapmayın.. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bJgAkI1ixkCDMrU6nCoE3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tek, dilimi, gece, boyu, dinlendiriyor:, Derin, uykunun, sırrı, meyvede, saklı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Elma sirkesinin faydadan çok zararı var: Meğer yıllardır yanlış biliyormuşuz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/elma-sirkesinin-faydadan-cok-zarari-var-meger-yillardir-yanlis-biliyormusuz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/elma-sirkesinin-faydadan-cok-zarari-var-meger-yillardir-yanlis-biliyormusuz</guid>
<description><![CDATA[ Elma sirkesi her mutfakta bulunuyor ve faydaları nedeniyle sıklıkla tüketiliyor. Özellikle suyla karıştırıp elma sirkesi içmek en bilinen yöntemlerden biri. Ancak aşırı elma sirkesi tüketmek sağlığınız için ciddi sorunlar oluşturabilir. Peki, elma sirkesi içmenin zararı var mı, elma sirkesi içince ne olur? İşte yanıtı.Her evin mutfağında bulunan ve çeşitli şekillerde tüketilen elma sirkesinin vücudunuz için zararlı olabilir mi? Elma sirkesi damıtılmış beyaz sirkeden daha yumuşak, daha meyveli, daha ekşi bir tada sahiptir ve açık altın rengi bir renge sahiptir.Elma sirkesi, neredeyse hiç kalorisi veya yağı olmadığı için en sevdiğiniz yemeklere lezzet katmak için besleyici bir yol oynar.Elma sirkesinin sağlığa aydaları herkes tarafından bilinir. Ancak elma sirkesi tüketimi sağlık için riskli olabilir.Günde iki kez bir bardak suyla karıştırılmış iki yemek kaşığı elma sirkesi tüketmenin faydaları yapılan çalışmalarla değerlendirildi. Araştırmacılar, 8 haftalık deneyin sonunda içeceğin diş minesini aşındırabileceğini keşfetti. Diş minesinin kaybı geri döndürülemez ve kalıcı olduğundan, mümkün olduğunda buna katkıda bulunabilecek eylemlerden kaçınmak zorunludur.Tanısal bir endoskopi, uzun süreler boyunca elma sirkesi tüketen ve yemek yutmada zorluk çeken birkaç kişide tüm yemek borusunun astarının tamamen çiğ olduğunu ortaya koydu.
Her gün seyreltilmemiş elma sirkesi dozları uygulayarak bir hata yaptılar. Bu zarar, elma sirkesinin aşırı asidik bileşiminden kaynaklanır.Elma sirkesi yiyeceklerin mideden alt sindirim sistemine geçme hızını yavaşlatabilir. Bu, kan dolaşımının besinleri daha yavaş emmesine neden olabilir. Yiyecekler midede uzun süre kalır ve midedeki sinirlerin işlev bozukluğu nedeniyle tipik bir hızda boşaltılmaz.Uzun bir süre boyunca verilen yüksek dozda elma sirkesi, bir vaka raporunda düşük kan potasyumu ve kemik kaybıyla ilişkilendirilmiştir. 28 yaşında bir kadın, altı yıl boyunca her gün suyla seyreltilmiş sekiz ons (1 su bardağı) elma sirkesi içti.Düşük potasyum seviyeleri ve diğer kan kimyası sorunları hastaneye yatmasına neden oldu. Kadının doktorları, her gün çok miktarda elma sirkesi aldığı için, kanının asitliğini dengelemek için kemiklerinden minerallerin sızdığını düşünüyor.Elma sirkesinin içmeden önce her zaman suykla seyreltildiğinden emin olun. Ek olarak, seyreltilmiş elma sirkesini az miktarda ve ideal olarak yiyecekle birlikte tüketmek çok önemlidir. Aksi takdirde, istenmeyen ve tehlikeli yan etkiler geliştirme riskiyle karşı karşıya kalırsınız. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WFvb7Atu2Ua3bExA3SuMBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Elma, sirkesinin, faydadan, çok, zararı, var:, Meğer, yıllardır, yanlış, biliyormuşuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı 26 bin 673 sağlık personeli alımı yapacak: Başvurular ne zaman, şartlar neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/saglik-bakanligi-26-bin-673-saglik-personeli-alimi-yapacak-basvurular-ne-zaman-sartlar-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/saglik-bakanligi-26-bin-673-saglik-personeli-alimi-yapacak-basvurular-ne-zaman-sartlar-neler</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından 26 bin 673 sözleşmeli sağlık personeli alımı için tarih araştırmaları başladı. Yapılacak personel alımı için Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Başvuruda bulunmak isteyen adaylar, başvuruların ne zaman başlayacağını ve şartları merak ediyor. Peki, Sağlık Bakanlığı 26 bin 673 sağlık personeli alımı ne zaman yapılacak?Sağlık Bakanlığı 26 bin 673 sözleşmeli sağlık personeli alımının ne zaman yapılacağıyla ilgili tarih araştırmaları başladı. Resmi Gazete&#039;de yayımlanan karara göre, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilecek. Peki, Sağlık Bakanlığı 26 bin 673 sağlık personeli alımı başvuruları ne zaman?Sözleşmeli olarak 26 bin 673 sağlık personeli istihdam edilecek.Eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı.Sağlık Bakanlığı tarafından alımı yapılacak olan 26 bin 673 sözleşmeli sağlık personeli alımı için tarih araştırmaları başladı.Bakanlık tarafından söz konusu personel alımı için tarih açıklaması henüz yapılmadı. Bakanlık tarafından yayımlanacak olan personel alımı kılavuzunun ardından başvuruların başlaması bekleniyor.Yayımlanan kararda istihdam edilecek sağlık personeli için kadro ve branş dağılımı belli oldu.Buna göre; 1 diyetisyen, 9 ebe, 2 hemşire, 25 sağlık memuru, 1 sağlık teknikeri, 3 bin 652 tabip, 22 bin 983 uzman tabip olmak üzere 26 bin 673 personel, sözleşmeli olarak sağlık birimlerinde istihdam edilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9AjHHnGXUkmu2_V1DdxhDg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, bin, 673, sağlık, personeli, alımı, yapacak:, Başvurular, zaman, şartlar, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>245 kiloydu, 2,5 yılda 145 kilo verdi: &amp;quot;Beni kaldıramazsınız, çürür giderim o yatakta&amp;quot;</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/245-kiloydu-25-yilda-145-kilo-verdi-beni-kaldiramazsiniz-curur-giderim-o-yatakta</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/245-kiloydu-25-yilda-145-kilo-verdi-beni-kaldiramazsiniz-curur-giderim-o-yatakta</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de yaşayan 245 kilodaki Selçuk Saygılı, hastalığı sürecinde yatağa bağımlı tedavi gören kayınbabasının durumundan etkilenerek 2,5 yılda 145 kilo verdi.Hayatının büyük bölümünde kilo problemi yaşayan 36 yaşındaki Saygılı, 8 yıl önce 180 kilodayken evlenmeye karar verdiğinde, damatlığa girebilmek için 40 kilo verdi.Evlendikten sonra yine kilo alan inşaat teknikeri Saygılı, 245 kiloya kadar çıktı.Arkadaşlarının kiloları nedeniyle &quot;Minik&quot; lakabını taktığı Saygılı, evinde yaklaşık 2 yıl kalan yatağa bağımlı kayınbabasının yaşadığı zorluklardan etkilenerek zayıflamaya karar verdi.Saygılı, 2,5 yıl önce doktorların yardımıyla önce diyet programına başladı. İlk aşamada 40 kilo veren Saygılı, geçen sürede mide ameliyatı, diyet ve spor ile 105 kilo daha vermeyi başardı.Saygılı, eskiden giydiği ve şimdi kendisine çok büyük gelen kıyafetlerini hatıra olarak saklıyor.Saygılı, AA muhabirine kendini bildiğinden beri kilolu olduğunu söyledi.Daha önce kilolu olmayı umursamadığını ifade eden Saygılı, yatalak kayınbabasına bir süre baktıklarını, bu süreçte yatalak olmanın zorluğunu gördüğünü kaydetti.Saygılı kayınbabasını zaman zaman yataktan kaldırmak zorunda kaldığını söyleyerek, &quot;60 kilo olan kayınbabamı bile kaldırmakta zorlandım. Ben onun yerinde olsam ne yapardım diye düşündüm.&quot; dedi.Bu durumun kendisini zayıflamaya yönelttiğini aktaran Saygılı, şöyle konuştu:&quot;Aileme &#039;ben ölmekten korkmuyorum, yatalak kalmaktan korkuyorum&#039; dedim. &#039;Yatalak kaldığımda bana nasıl bakacaksınız? Parayla ben bakıcı bulamam. Beni kaldıramazsınız, çürür giderim o yatakta&#039; dedim.Doktor gözetiminde ideal kiloma ulaştım. &#039;Sen ameliyatla zayıfladın&#039; diyorlar. Ben ameliyatla zayıflamadım. Ameliyatla hiçbir kimse zayıflayamaz. Ameliyat sadece kilo vermede destekçi, yardımcı. Spor ve diyetisyen desteğiyle kilomuzu verdik.&quot;Saygılı, her gün en az 2 saat spor yaptığını belirterek, &quot;Daha önce 9-10 X gömlek giyerken şu anda L beden giyiyorum. 7-8 XL tişört giyerken şu an L beden tişört giyebiliyorum.Yani bunun mutluluğunu değişebilir miyim? En büyük mutluluk, en büyük zenginlik sağlık. Sağlığım için zayıfladım.İyi bir gelecek için, aileme iyi bir gelecek hazırlamak için zayıfladım.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Alfl8vWqbkCD3bwMuPNzyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>245, kiloydu, 2, 5, yılda, 145, kilo, verdi:, Beni, kaldıramazsınız, çürür, giderim, yatakta</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın artan kalp krizinin nedeni: Damar daralmasına yol açıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kisin-artan-kalp-krizinin-nedeni-damar-daralmasina-yol-aciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kisin-artan-kalp-krizinin-nedeni-damar-daralmasina-yol-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk havaların da etkisiyle insan vücudunda pek çok değişim yaşanabilir. Soğuk havalar en çok kalp sağlığını etkiler. Çünkü kışın soğuk havaların etkisiyle kalp krizi vakalarında artış yaşanıyor. Kış mevsiminde kalbi korumak ve güçlendirmek için bazı ipuçlarını yaşam tarzı alışkanlığı haline getirmeniz gerekiyor. İşte soğuklarda kalp sağlığını korumak için öneriler.Soğuk havalar kalp krizi riskini artırır. Soğuk hava, vücutta ısı kaybını önlemek için yüzeysel damarların daralmasına yol açar ve deriye giden kan miktarı azalır.Bu durumda vücut ısısı korunsa da damar direncinin artmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olur.Bunun yanında soğuk havalarda kan basıncında görülen yükselme ve ani dalgalanmalar, kalp-damar sistemi üzerinde baskı yaratır. Yüksek tansiyonla birlikte damarların iç yüzeyi zarar göreceği için damar tıkanıklığı veya kalp krizi açısından riskin artmasına neden olur.Kalbin iş yükünü artıran bu tablonun yanında vücut soğukta ısınmak için kas metabolizmasını da hızlandırır ve kalp daha fazla kan pompalamak zorunda kalır. Artan iş yükü özellikle kalp hastalığı riski olan kişilerde kriz olasılığının da yükselmesine neden olur.Soğukla birlikte kalbi etkileyen bir başka durum ise kan akışındaki değişimler. Soğuk hava kanın pıhtılaşma eğilimini artırabileceği için damar tıkanıklığı açısından risk artar. Ayrıca kış ayları birçok kişi için fiziksel ve ruhsal stresin arttığı dönemdir.Kanın daha koyulaşması, pıhtı oluşumu riskini yükseltir ve bu da damar tıkanıklığına neden olabilir. Stres, kalp ritmini hızlandırarak sempatik sinir sistemini daha da aktif hale getirir ve kalp krizi riskini artırır.Bu nedenle kış mevsiminde kalp sağlığını korumak gerekir. Peki, soğuk havalarda kalp sağlığı nasıl korunur?Güçlü bir bağışıklık sistemi ve kalp sağlığını desteklemesi için bu dönemde dengeli beslenmek ve sıvı alımını ihmal etmemek ayrı bir önem taşıyor.
Öğünlerde sebze, meyve ve lif yönünden zengin gıdalar tercih edilmeli. Haftada iki kez balık tüketmeye çalışılmalı. Ayrıca alkol ve kafeinli içeceklerin tüketiminden de mümkün olduğunca kaçınılmalı.Kış aylarında hava koşullarının fiziksel aktiviteyi kısıtlaması ve iştah artışı kilo almayı kolaylaştırabilir. Ancak doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kilo kontrolünü sağlamak mümkün olabilir.
Sebze, meyve, tam tahıllı ürünler ve protein içeriği zengin besinlerden oluşan dengeli bir beslenme düzeni oluşturulmalı.
Öğünlerde porsiyon kontrolü yapmak, gece saatlerinde mümkün olduğunca yemek yememek, su içmek ve aşırı kalorili içeceklerden uzak durmak ve fiziksel olarak aktif olmak kilo kontrolünü sağlamaya yardım edecektir.Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına neden olarak kalbin daha fazla çalışmasını gerektirir. Üşümemek için vücudu sıcak tutacak şekilde kat kat giyinmek önemlidir.Hareket etmek, kalp sağlığını korumak için önemlidir. Ancak açık havada spor yapıyorsanız, soğuk ve rüzgarlı günlerde kendinizi zorlamayın. Evde yapılabilecek hafif egzersizleri tercih edebilirsiniz.Stres, kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kış aylarında daha çok dinlenmeye ve uyku düzenine özen gösterin. Meditasyon veya nefes egzersizleri gibi rahatlama yöntemlerini deneyin.Kışın artan kalp krizi riskine karşı bilinçli adımlar atarak kalp sağlığınızı koruyabilirsiniz. Sağlıklı bir yaşam için önerilere kulak verin ve gerekirse uzman desteği alın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1eQ3r4_YEOrkLgd2pa-ug.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, artan, kalp, krizinin, nedeni:, Damar, daralmasına, yol, açıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemek yerken su içince neler olur? Bu etkisi çok az biliniyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yemek-yerken-su-icince-neler-olur-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yemek-yerken-su-icince-neler-olur-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Yemek sırasında su içmenin hem artıları hem de eksileri vardır. Bazıları yemek yerken su içmenin mide asidi ve  sindirim bozukluğuna neden olduğuna inanırken, diğerleri besin emilimine yardımcı olduğunu ve aşırı yemeyi önlediğini savunur. Orta düzeyde su alımı aslında sindirimi iyileştirebilir ve tokluk hissini artırabilir, ancak aşırı miktarlar şişkinliğe neden olabilir. Peki, yemek sırasında su içince ne olur?Yemek yerken genellikle bir bardak sudan bir veya iki yudum alırız. Bunu zararsız olarak görsek de, bu küçük alışkanlığın genel sağlığınızla bağlantılı olduğunu bilmek sizi şaşırtacaktır.Yemek sırasında su içmenin sağlığınız için iyi mi kötü mü olduğu sorusu genellikle karışık görüşlerle çevrilidir. Bazıları sindirimi engellediğini savunurken, diğerleri bağırsağa ulaştığında vücudun işlenmesine yardımcı olduğunu iddia eder.Su, mide sorunlarına ve sindirim sorunlarına neden olabilir mi?Tartışma, çelişkili bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Bazıları suyun mide asidini ve sindirim enzimlerini seyrelterek sindirimi bozduğunu iddia eder.Diğerleri, bunun yiyeceklerin parçalanmasına ve sindirim kanalında daha verimli bir şekilde hareket etmesine yardımcı olduğunu iddia ediyor.Yemek yerken çok fazla su içmek şişkinliğe veya rahatsızlığa neden olabilir. Bazılarında bu, yemeğinizin tadını çıkarmanızı engelleyebilecek veya hazımsızlığa yol açabilecek ağırlık hissine yol açabilir.Yemek tutkunları için su, yiyeceklerdeki tatların yoğunluğunu seyreltebilir. Bu, özellikle kaliteli yemeklerin veya lezzetli yemeklerin tadını çıkaranlar için önemlidir.Bazı insanlar yemek sırasında su içmeyi tartışırken, bazıları bunu destekliyor.Su, yemek borusundan aşağı doğru hareket ederken yiyecekler için bir kolaylaştırıcı bir görevi görür. Özellikle daha kuru yiyecekler için yutmayı kolaylaştırır. Bu fayda, özellikle yaşlı insanlar veya ağız kuruluğu veya yutma zorluğu gibi rahatsızlıkları olanlar için faydalıdır.Suyun mide asidine neden olduğuna dair inancın aksine, araştırmalar yemek sırasında orta miktarda su içmenin sindirimi destekleyebileceğini göstermektedir. Besinlerin çözülmesine yardımcı olarak vücudunuzun bunları verimli bir şekilde emmesini sağlar. Mide, asit seviyelerini gerektiği gibi ayarlamak için mekanizmalara sahiptir, bu nedenle bir bardak suyun buna müdahale etmesi pek olası değildir.Yemek yerken su içmek tokluk hissinizi artırabilir ve aşırı yeme olasılığını azaltabilir. Kilo vermeye çalışanlar için bu faydalı bir strateji olabilir. Yemeklerden önce veya yemek sırasında su içmek yeme hızınızı yavaşlatabilir ve vücudunuza yeterli olduğunu sinyallemek için daha fazla zaman verebilir.Yemekler sırasında susuz kalmamak sindirim sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Su kabızlığı önler, vücudunuzun atıkları işlemesini ve ortadan kaldırmasını kolaylaştırır.Suyu yavaşça ve az miktarlarda yudumlayın. Susuzluğunuza ve porsiyon boyutunuza bağlı olarak yemeğiniz sırasında yaklaşık yarım bardaktan tam bardağa kadar içmeyi hedefleyin.Tek seferde çok fazla su içmek mideyi gerebilir ve rahatsızlığa neden olabilir. Su alımınızı öğün boyunca yayın.Yemekten 20-30 dakika önce bir bardak su içmek şişkinlik riski olmadan su içmenize ve iştahınızı kontrol etmenize yardımcı olabilir.Su en sağlıklı seçimdir. Sindirimi bozabilecek ve gereksiz kalori alımına neden olabilecek gazlı içecekler, meyve suları veya diğer şekerli içeceklerle öğünlerinizi eşleştirmekten kaçının. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GYttv-eWsEGpDXvSU6tZtA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yemek, yerken, içince, neler, olur, etkisi, çok, biliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ürik asit seviyesini düşüren 1 numaralı şifa kaynağı: Damar sertliğini önlüyor, hipertansiyonu dengeliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/urik-asit-seviyesini-dusuren-1-numarali-sifa-kaynagi-damar-sertligini-oenluyor-hipertansiyonu-dengeliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/urik-asit-seviyesini-dusuren-1-numarali-sifa-kaynagi-damar-sertligini-oenluyor-hipertansiyonu-dengeliyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücuttaki ürik asit yükseliği Kalp ve damar hastalıkları için bir risk oluşturur. Dünyada severek tüketilen içeceklerden biri olan kahvenin bir faydası daha ortaya çıktı. Yapılan araştırmalara göre kahve içmek vücuttaki ürik asit seviyesini düşürmeye yardımcı olabilir.Ürik asit yüksekliği bireylerde kalp ve damar hastalıkları için bir risk oluşturmakta olup yine obezite, diyabet, hipertansiyon hastalıkları için de bir uyarıcı bulgudur.Ürik asidin fazlası damarlarlarda birikerek damar sertliğine, kalp kapaklarınızda birikerek kalp kapak problemlerine de yol açabilir.Peki, kahvenin yüksek ürik asit seviyesine sahip olanlar için iyi bir içecek olabileceğini biliyor muydunuz? Çalışmalar, düzenli kahve tüketiminin ürik asit seviyelerini düşürmeye ve yüksek ürik asitten kaynaklanan bir durum olan gut riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Birkaç raporda, ürik asidi kontrol etmek isteyenlerin kahve içtiği söyleniyor.Kahve, insülin duyarlılığını artırabilen güçlü bir antioksidan olan klorojenik asit gibi bileşikler içerir. Daha iyi insülin duyarlılığı, böbreklerin ürik asidi daha verimli bir şekilde atmasına yardımcı olarak kan dolaşımındaki seviyelerini azaltır.Ek olarak, kahve ürik asit üretiminde rol oynayan bir enzim olan ksantin oksidazı inhibe eder ve bu da seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olabilir.Hem kafeinli hem de kafeinsiz kahvenin ürik asidi düşürme konusunda faydaları vardır. Ancak, şeker eklenmiş veya yüksek kalorili katkı maddelerinden kaçınmak iyi olacaktır, çünkü bu sağlık yararlarını ortadan kaldırır ve genellikle yüksek ürik asit seviyeleriyle bağlantılı olan metabolik sorunlar için riski artırabilir.Ürik asit, vücut purinleri parçaladığında üretilen bir atık üründür. Genellikle idrar yoluyla süzülür ve vücuttan atılır. Ancak, ürik asit miktarları aşırı artarsa ​​(hiperürisemi) veya normal seviyelerin altına düşerse (hipourisemi), çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.Birçok ürik asit kristali eklemlerde çökebilir ve gut hastalığına neden olabilir: ağrılı bir iltihaplı durum. Genellikle ayak başparmağını etkiler; ancak, başka herhangi bir ekleme saldırabilir.Ek olarak, kronik hiperürisemi böbreklerde ürik asit taşı oluşumuna yol açabilir çünkü idrar yolunda biriken ürik asit kristalleri zamanla böbrek işlev bozukluğuna veya kronik böbrek hastalığına katkıda bulunur.
Yüksek ürik asit, diyabet, obezite ve kalp hastalığı riskini artıran metabolik sendromla da ilişkilendirilmiştir.Bu nedenle, sağlıklı bir diyet, sıvı alımı ve düzenli tıbbi kontroller yoluyla dengeli ürik asit seviyelerini korumak esastır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WtC61wAXVEeHNxQWwK2C_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ürik, asit, seviyesini, düşüren, numaralı, şifa, kaynağı:, Damar, sertliğini, önlüyor, hipertansiyonu, dengeliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2025 yılında hayatınızı tamamen değiştirecek 25 yol: Uyandıktan 2 saat sonraya erteleyin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/2025-yilinda-hayatinizi-tamamen-degistirecek-25-yol-uyandiktan-2-saat-sonraya-erteleyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/2025-yilinda-hayatinizi-tamamen-degistirecek-25-yol-uyandiktan-2-saat-sonraya-erteleyin</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olabilmek için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz gerekiyor. Daha sağlıklı bir 2025 için pratik ipuçları arasında güneş ışığına maruz kalmayı optimize etmek, kafeini geciktirmek, sabah kardiyosunu önceliklendirmek ve bilinçli sıvı alımı yer alıyor. Tam gıdalara odaklanın, stresi yönetin, uykuya öncekik verin ve stresi azaltın. Beyin sağlığınızı ilgi çekici aktivitelerle güçlendirin, aralıklı oruç tutun ve iyi bir duruş sergileyin. 2025 yılında hayatınızı değiştirecek ve daha sağlıklı vücuda sahip olmanıza yardımcı olacak ipuçları.Günümüzün hızlı tempolu ortamında, iyi bir sağlığa ulaşmak çoğu zaman zorlayıcı görünebilir. Günlük yaşamın talepleri sıklıkla yorgunluğa ve strese yol açarak dengeli bir yaşam tarzını sürdürmede sağlık ve öz bakımın önemini vurgular.
Daha iyi bir sağlığa doğru yolculuğunuzu desteklemek için, genel refahınızı iyileştirmenize ve daha sağlıklı, daha tatmin edici bir yıl yaratmanıza güç verecek 2025 için 25 yöntemi bu yazımızda derledik.Sabah güneş ışığına maruz kalmaya öncelik verin. Doğal ışık zihinsel berraklığı artırır, ruh halini iyileştirir ve gün boyunca odaklanmayı iyileştirirken aynı zamanda geceleri uyumaya yardımcı olur. Güneş ışınlarını kucaklamak, önünüzdeki gün için olumlu bir ton belirleyebilir.Kafein alımını uyandıktan sonra iki saat erteleyin, ideal olarak ilk öğününüzden sonra. Bu uygulama, günün ilerleyen saatlerinde enerji düşüşlerini önlemeye yardımcı olur ve kortizol ve adenozin seviyelerinin doğal düzenlenmesini destekler.Yağ yakımını ve gün boyunca sürdürülebilir enerji seviyelerini desteklemek için sabah kardiyovasküler egzersiz yapın. Direnç antrenmanını vücut ısınız ve gücünüz zirvedeyken daha sonraya saklayın.Sabah suyunuza bir tutam gerçek deniz tuzu ekleyin. Bu basit ekleme vücudunuzu nemlendirmeye ve temel mineralleri ve elektrolitleri yenilemeye yardımcı olarak gününüze enerjik bir başlangıç ​​sağlar.Yemek yerken önce sebze yiyin, ardından protein ve sonra karbonhidrat tüketin. Bu sıra kan şekeri seviyelerini düzenlemeye, istekleri azaltmaya ve gün boyunca enerjiyi dengelemeye yardımcı olur.Yaşlandıkça, rutininize daha fazla direnç antrenmanı eklemek hayati önem taşır. Kas kütlesi, kardiyovasküler zindelikten sonra ikinci sırada yer alan uzun ömürlülüğün önemli bir göstergesidir.Ağızdan nefes almak yerine burundan nefes almayı tercih edin. Burnunuzdan nefes almak oksijen alımını artırır, alerjenleri filtreler ve nitrik oksit üreterek dolaşımı iyileştirir. Bu uygulama ayrıca ağız sağlığını ve uyku kalitesini olumlu yönde etkileyebilir.Uyku iyi kalitede olmalıdır. Kötü uyku ruh halini ve odaklanmayı etkilerken zamanla kanser ve bunama gibi ciddi hastalık riskini artırır.Yiyecek ve içeceklere kimyasallar sızdırdığı, hormonları bozduğu ve muhtemelen kanser riskini artırdığı için plastik kaplardan ve şişelerden uzak durun.Üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabilecek elektromanyetik alanlara maruziyeti en aza indirmek için telefonunuzu pantolon cebinizden ve dizüstü bilgisayarınızı kucağınızdan uzak tutun.Hastalıktan koruyucu genleri harekete geçirmek ve hormonal dengeyi optimize etmek için uyku programınızı doğal ışık düzenleriyle uyumlu hale getirin (gün doğumuyla uyanın ve gün batımıyla uyuyun). 12- AKŞAMLARI IŞIKLARI KAPATINAkşam yaklaşırken, sirkadiyen ritminizi bozabilecek ve derin uykuyu engelleyebilecek parlak ışıklara maruz kalmayı en aza indirmek için ışıklarınızı kısın veya mavi ışık gözlükleri takın.İşlenmiş gıdalardan kaçınırken, zihinsel berraklığı ve enerjiyi artırarak tek bileşenli tam gıdaların tüketimini vurgulayın; bu, bağırsak hasarına ve iltihaplanmaya yol açabilir.Soğuk duş veya yoğun egzersizler gibi hafif stres faktörlerini düzenli rutininize dahil edin. Hücresel sağlığı iyileştirebilir ve yaşlanma sürecini yavaşlatabilirler.15- GÜNLÜK TUTUNHedefler belirlemek ve stres seviyelerini azaltmak için günlük günlük tutma veya şükran uygulaması yapın ve kaygıyı yenmek için serotonin üretimini artırın.REM uykusu gibi onarıcı uyku evrelerinde kesintileri önlemek için yatmadan en az dört saat önce alkol tüketmekten kaçının.17- DOĞAL ÜRÜNLERSık kullanımdan sonra hormon bozucu kimyasalların birikmesine neden olmayan doğal hijyen ürünleri kullanın.Bilişsel gerileme risklerini azaltmak ve zihinsel olarak keskin kalmak için beyninizi her gün okumaya, bulmacalar çözmeye veya yeni diller öğrenmeye dahil edin.20- ARALIKLI ORUÇHücreleri onaran ve ölü proteinleri temizleyen bir süreç olan otofajiyi tetiklemek için rutininize aralıklı oruç tutmayı (16+ saat) dahil edin; bu, kanser gibi hastalıkları potansiyel olarak önleyebilir.Uygun egzersiz formunu desteklemek ve yaralanmayı önlemek için iyi bir duruş sergileyinFiziksel aktivite sırasında. Gün boyunca duruşunuzu düzenli olarak kontrol edin ve en iyi hizalamayı sağlayın.22- MEDİTASYONMümkün olduğunda meditasyon yapmak için zaman ayırın, stresi ve kaygıyı azaltmanın en pratik ve etkili yolu olarak çalışır ve hem fiziksel hem de zihinsel refahınızı artırır.Kend ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MLbGIbCtZkWiSivpgU5iKA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>2025, yılında, hayatınızı, tamamen, değiştirecek, yol:, Uyandıktan, saat, sonraya, erteleyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Van Gölü&amp;apos;ne giren sarışın çıkıyordu: Normal hallerine döndüler</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/van-goelune-giren-sarisin-cikiyordu-normal-hallerine-doenduler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/van-goelune-giren-sarisin-cikiyordu-normal-hallerine-doenduler</guid>
<description><![CDATA[ Van&#039;ın sahildeki Yaylıyaka Mahallesi&#039;nde yaşayan ve yaz aylarında girdikleri Van Gölü&#039;nün sodalı sularında saçları sararan çocuklar, kış aylarının gelmesi ile birlikte normal hallerine döndü.Türkiye&#039;nin en büyük gölü olan ve denizden yüksekliği 1700 metre, yüz ölçümü 3 bin 713 kilometrekare, derinliği ise 451 metreyi bulan Van Gölü, doğal güzellikleri ve saklı koylarıyla dikkat çekerken, sodalı suyu ile de saçlarda renk değişimine neden oluyor.Özellikle sahildeki yerleşim birimlerinde yaşayan ve yaz aylarında sıklıkla Van Gölü&#039;ne girenlerde görülen saç rengi değişimini Demirören Haber Ajansı (DHA), ağustos ayında gündeme getirdi.Merkez Tuşba ilçesine bağlı Yaylıyaka Mahallesi&#039;nde yaşayan ve yaz aylarında her gün Van Gölü&#039;nde yüzdükleri için saçları sararan çocuklar, kış aylarının gelmesi ile birlikte normal hallerine dönerken, yaşanan bu değişim de görüntülendi.Saç renkleri yavaş yavaş siyaha dönüşen çocuklar, bu durumdan memnun olduklarını belirtti.Mahallede yaşayan İdris Çikla (48) yaz aylarında her gün gölde yüzen tüm çocuklarda bu renk değişiminin yaşandığını anlattı.Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi Dermatoloji (Cildiye) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, bu durumun Van Gölü&#039;nün sodalı suyun renk açıcı etkisinden kaynaklandığını söyledi. Özellikle çocuklarda güneş yanığı riskine dikkat çeken Prof. Dr. Özkol, &quot;Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte çocuklar göle girmeyince saçlar tekrar normal rengini alıyor.Bunun direkt sodalı suyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Çocukların son haline baktığımızda hepsinin saçlarının siyahlaştığını görebilirsiniz. Burada bizim en önemli mesajımız, çocukların güneşte yanmaması. Çünkü çocukluk çağındaki her bir güneş yanığı ileri yaşlarda cilt kanserine yol açıyor. Dolayısıyla çocuklarımızın saçları sararsın, ama ciltleri yanmasın diyoruz. Nitekim onlar dört gözle yazı bekliyordur tekrar saçları sararsın diye.Biz daha önce de demiştik. Çocukların saç rengi uçlar kesildikten sonra kışın normal rengine dönüyor. Van Gölü suyunun açıcı etkisi var. Bu açıcı etkisi derinin üst tabakasını alıyor ve aynı saç açıcı gibi rengini açıyor. Van çok güzel bir rakıma sahip. Gölün de ışığı yansıtmasından dolayı mutlaka ciltlerine güneş kremi sürsünler&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Gu98OAgAKEOHH3QNA4XWNw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Van, Gölüne, giren, sarışın, çıkıyordu:, Normal, hallerine, döndüler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kan şekerini dakikalar içinde düşürüyor: Yemeklerden 30 dakika önce tüketince mucize etki</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kan-sekerini-dakikalar-icinde-dusuruyor-yemeklerden-30-dakika-oence-tuketince-mucize-etki</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kan-sekerini-dakikalar-icinde-dusuruyor-yemeklerden-30-dakika-oence-tuketince-mucize-etki</guid>
<description><![CDATA[ Kan şekeri seviyesindeki yükseklik vücut sağlığı için hayati önem taşır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirerek ve vücut için faydalı besinleri tüketerek kan şekeri dengesini koruyabilmeniz mümkün. Pazar tezgahında yerini alan ancak pek çok kişinin sevmediği bir sebze var ki hem kan şekerini dengeliyor hem de genel vücut sağlığını koruyor.Faydaları saymakla bitmeyen ve şifa kaynağı olduğuna inanılan kereviz genellikle severek tüketilmez. Ancak vitamin ve mineral deposu olan bu sebzeye her geçen gün ilgi artıyor. Yapılan araştırmaya göre, kereviz tüketimden sonraki 120 dakika içerisinde kan şekeri seviyelerinde ciddi bir düşüş sağlayabiliyorSaudi Medical Journal dergisinde yayınlanan bir araştırma, kereviz tüketmenin kan şekeri seviyeleri üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu tespit etti. Araştırmacılar, kereviz yaprağı ekstraktının yaşlı diyabet hastalarındaki kan şekeri seviyeleri üzerindeki etkisi analiz edildi.Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olduğu, ancak henüz tip 2 diyabet teşhisi konulacak kadar yüksek olmadığı bir sağlık durumudur.Yapılan bu çalışma ise Mart ve Kasım 2014 aralığında Endonezya, Banda Aceh, Syiah Kuala Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;den gerçekleştirildi. Çalışma, 60 yaşından büyük 16 diyabet öncesi (prediyabet) hastası olan yaşlı kişileri içeriyordu.Rastgele iki gruba ayrılan bu kişilerin bir grubuna kereviz verilirken diğer gruba verilmedi. Tedavi sırasında 12 gün boyunca yemekten 30 dakika önce günde üç kez (sabah, öğleden sonra ve akşam) olmak üzere 250 mg dozda kereviz yaprağı ekstresi verildi.Araştırmacılar kereviz yaprağı ekstresi kullananlarda, tokluk şekerinde &quot;önemli bir düşüş&quot; olduğunu tespit etti. Kereviz tüketen grupta tedavi sonrası tokluk kan şekeri seviyeleri %19,5 azaldı.Postprandial Plazma Glikoz Testi, belirli miktarda karbonhidrat içeren bir yemeğin ardından kan şekeri seviyelerini ölçen bir kan testidir. Tüketimin ardından iki saat sonra kan testi yapılır. Araştırmacılar, bu test sayesinde kerevizin kan şekeri düzeylerini düşürmede oldukça etkili olduğu sonucuna vardı.Vitamin ve mineral açısından oldukça zengin bir sebze olduğu bilinen kereviz, pazarda yoğun ilgi görüyor. Faydaları saymakla bitmeyen kerevizin alzheimer ve unutkanlık gibi hastalıklara da iyi geldiğine inanılırken, şifa kaynağı olması nedeniyle vatandaşın bu sebzeye olan ilgisinin son dönemlerde arttığı öğrenildi. Çiğ, ya da yemeği, haşlaması ve salatası yapılarak tüketilen kereviz vücut için tam bir şifa kaynağı.Kerevizin alzheimer ve unutkanlık gibi hastalıklara iyi geldiği bilinir. Bu nedenle son dönemlerde kerevize olan ilgi arttı. Bilenler ve gerçekten sevenler bu sebzeyi tercih ediyorlar ancak diğer vatandaşlar pek almıyorlar. Bunun yemeği de olur, haşlaması da ve salatası da olur. Vatandaşlar bunu haşladıkları zaman suyunu da içebilirler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OSw_f02ec0unh1E28M4cSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kan, şekerini, dakikalar, içinde, düşürüyor:, Yemeklerden, dakika, önce, tüketince, mucize, etki</media:keywords>
</item>

<item>
<title>100 binde 1 görülen hastalık! Ayağında yanma ve kaşıntı şikayetiyle hastaneye koştu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/100-binde-1-goerulen-hastalik-ayaginda-yanma-ve-kasinti-sikayetiyle-hastaneye-kostu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/100-binde-1-goerulen-hastalik-ayaginda-yanma-ve-kasinti-sikayetiyle-hastaneye-kostu</guid>
<description><![CDATA[ Amasya’da ayak tabanındaki yanma ve kaşıntıların giderek artması şikayetiyle hastaneye başvuran kadına, 100 binde 1 kişide görülen bir hastalığın teşhisi konuldu.Ayağında yanma ve kaşıntıdan hastaneye başvurdu, 100 binde 1 görülen hastalıktan kurtuldu.Göynücek ilçesine bağlı Karaşar köyünde yaşayan evli ve 3 çocuk annesi Emine Şahin’in Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan kontrollerinde normalde boyun kısmında olan paratiroid bezlerinizden biri göğüs kafesi içinde kalbe yakın bir noktada tespit edildi.Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cafer Polat, Dr. Öğretim Üyesi Suat Evirgen ve göğüs cerrahisi ekibinin katılımıyla gerçekleştirilen ameliyatla kitle vücuttan çıkarıldı.50 yaşındaki hasta şikayetlerinden kurtularak sağlığına kavuştu.Dr. Evirgen, “100 binde 1 kişide ender rastlanan ve bölgemizde ilk defa yapılan bir ameliyatı gerçekleştirdik. Çünkü Emine hanımın paratiroid adenomu normalde bulunması gereken boyun bölgesinde değil de göğüs boşluğu içindeydi. Bu bezler vücuda hormon salgıladığı için kemik erimesine, kanda kalsiyum artışına sebep oluyor. Bu tür hastalardaki şikayetlerin sebebi de zaten bu bezlerin büyümesidir” diye konuştu.Evirgen, eski sağlığına kavuşan hastanın ses tellerinde de herhangi bir problemin bulunmadığını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8glD1cQmHkWLvPSSmLnaTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>100, binde, görülen, hastalık, Ayağında, yanma, kaşıntı, şikayetiyle, hastaneye, koştu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Burnunuzu silirken yapılan büyük hata: Sümkürme şekliniz hasarı büyütüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/burnunuzu-silirken-yapilan-buyuk-hata-sumkurme-sekliniz-hasari-buyutuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/burnunuzu-silirken-yapilan-buyuk-hata-sumkurme-sekliniz-hasari-buyutuyor</guid>
<description><![CDATA[ Alanında uzman kişilere göre, yanlış yaptığınız şeylerin giderek artan listesine burnunuzu sümkürmeyi de ekleyebilirsiniz. Üst düzey bir doktor, geleneksel burun sümkürmenin burun kanamalarına ve kulak enfeksiyonlarına neden olabileceğini ortaya koyuyor. Peki, doğru yöntem nedir? Burnunuzu nasıl silmelisiniz?Chicago&#039;da bulunan çocuk alerji uzmanı Dr. Zachary Rubin&#039;e göre , her iki burun deliğinden hava ve mukus vermek hassas burun kanallarına aşırı baskı uygulayarak onlara zarar verebilir. Dr. Rubin, bu basıncın virüs ve bakterileri burun bölgesinden burun kanalının arkasına itebileceğini ve burada &#039;tehlikeli&#039; olabileceğini söyledi.Bunun nedeni, östaki borularının boğazın arkasında yer alması ve burnu orta kulağa bağlamasıdır.Dr. Rubin, 487 bin Instagram takipçisine yaptığı açıklamada, &quot;Çok sert üflerseniz, mukus, bakteri ve virüsleri östaki borusuna kaydırabilir ve potansiyel olarak kulak enfeksiyonu riskini artırabilirsiniz&quot; dedi.Doktorlar, burnun kuvvetlice sümkürülmesinin kulak zarının arkasındaki basınçta hızlı bir değişikliğe yol açabileceğini, bunun da kulaklarda ağrıya ve nadir durumlarda kulak zarının yırtılmasına neden olabileceğini söylüyor.Doğu Anglia Üniversitesi&#039;nde rinoloji profesörü olan Dr. Carl Philpott&#039;a göre, çok nadir durumlarda burnunuzu çok sert bir şekilde sümkürmek, iç kulağın içindeki minik kemiklerin kırılmasına neden olabilir.Dr. Philpott, &quot;Çok nadiren, göz çukuru ile sinüsler arasındaki ince kemiğin çok sert üflemekten dolayı kırıldığını görüyoruz.&quot; dedi. Peki bunun yerine ne yapmalısınız?Dr. Rubin, sinüslerdeki baskıyı azaltmak için hafifçe üflemeyi ve bir seferde bir burun deliğini temizlemeyi öneriyor.Rubin açıklamasında şu bilgilere yer verdi: Burnunuzu silmenin en iyi yolu, bir burun deliğinizi kapatıp bir mendile yavaşça silmektir.Çok sert yapmayın. Rahat olmalı.&quot;Daha sonra aynı işlemi diğer tarafta yapın ve sonrasında mikropları diğer insanlara yaymadığınızdan emin olmak için ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.&quot;Çok fazla baskı uygulamak burundaki kan damarlarını çok fazla zorlayıp patlayabileceğinden burun kanamasına neden olabilir.Bu tip burun kanamaları genellikle kendiliğinden durur ve tıbbi müdahale gerektirmez.Rubin açıklamasında şu bilgilere yer verdi: Burnunuzu silmenin en iyi yolu, bir burun deliğinizi kapatıp bir mendile yavaşça silmektir.Çok sert yapmayın. Rahat olmalı.&quot;Daha sonra aynı işlemi diğer tarafta yapın ve sonrasında mikropları diğer insanlara yaymadığınızdan emin olmak için ellerinizi sabun ve suyla yıkayın.&quot;Çok fazla baskı uygulamak burundaki kan damarlarını çok fazla zorlayıp patlayabileceğinden burun kanamasına neden olabilir.Bu tip burun kanamaları genellikle kendiliğinden durur ve tıbbi müdahale gerektirmez.Burun tıkanıklığı, burun içini kaplayan ince dokuların şişmesi ve bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşmak için mukus üretmesi sonucu oluşur. Burun akıntısı hiç bitmeyen bir sümük akışına neden olmasının yanı sıra, burun kanalları daralabilir ve bu da burnunuzdan nefes almayı biraz daha zorlaştırabilir.Ancak burnunuzu tıkayan tek şey soğuk algınlığı değildir. Alerjiler, sinüs enfeksiyonu ve bazı ilaçlar da aynı semptomlara yol açabilir.Eczacılar, burun sümkürmeye alternatif olarak reçetesiz satılan dekonjestan spreyler kullanmayı ve başınızı sıcak su dolu bir kabın üzerine tutarak mukusu &quot;buharla çıkarmayı&quot; öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3ya988obV0-aF4IgXBIhFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Burnunuzu, silirken, yapılan, büyük, hata:, Sümkürme, şekliniz, hasarı, büyütüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar kalın bağırsak kanserinin temel nedenini açıkladı: Bu hata fark etmeden ölüme sürüklüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-kalin-bagirsak-kanserinin-temel-nedenini-acikladi-bu-hata-fark-etmeden-oelume-surukluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doktorlar-kalin-bagirsak-kanserinin-temel-nedenini-acikladi-bu-hata-fark-etmeden-oelume-surukluyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde oldukça sık görülen kanser türlerinden biri olan kalın bağırsak(kolon) kanseri hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Kanser kaynaklı ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alan kalın bağırsak kanseri son derece sinsi ilerleyebilir. Bu nedenle erken tanı hayati önem taşır. Kalın bağırsak kanseri hakkında bazı doğru bilinen yanlış var. İşte onlardan bazıları.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (WHO) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) verilerine göre, kalın bağırsak kanseri, tüm kanserler arasında sıklık açısından ilk 3’te yer alır. Kalın bağırsak kanseri hem erkeklerde hem de kadınlarda yaygın olarak görülebilir.Daha fazla gelişmiş ülkelerde (örneğin Kuzey Amerika, Avrupa, Avustralya) daha yaygındır. Bunun temel nedenleri arasında batı tarzı diyet, hareketsiz yaşam tarzı ve daha uzun yaşam süresi gösterilmektedir. Ancak, düşük ve orta gelirli ülkelerde de bu oranlar artış göstermektedir.Türkiye’de kalın bağırsak kanseri, kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türü, erkeklerde ise üçüncü sıradadır. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde risk artışı görülmektedir.Kalın bağırsak kanseri çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklar kalın bağırsak kanseri riskini artırır.Kalın bağırsak kanseri, erken evrede tespit edilirse oldukça yüksek tedavi şansına sahiptir. Ayrıca, yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli taramalar ve sağlıklı beslenme ile önlenebilir bir kanser türü olarak kabul edilir. Bu nedenle farkındalık yaratılması ve tarama programlarına katılım büyük önem taşır.Uzmanlar, genetiğin her ne kadar kanser gelişimi üzerinde etkisi olsa da; yaşam tarzının da büyük bir etkisi olduğu konusunda uyarıyor. Örneğin; Southwestern Tıp Merkezi&#039;nin yaptığı açıklamada; vakaların oldukça küçük bir yüzdesinde aile öyküsü olduğu belirtildi. Daha büyük bir yüzdelik ise; sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz bir yaşam stili veya kötü beslenme gibi yaşam tarzına sahipti. Üstelik kolon kanseri teşhislerinin yaklaşık %70&#039;inin, &quot;kalıtsal olmayan çevresel etkenler&quot; sebebiyle olduğu da açıklamalarının arasında yer alıyor.Kolon kanserine yakalanma konusunda bazı olası etkenler öne çıkıyor. Crohn hastalığı, iltihaplı bağırsak hastalığı veya ülseratif kolit gibi kronik rahatsızlıklar, bu kansere zemin hazırlıyor. Ayrıca yağ oranı yüksek veya lif oranı düşük diyetler de bu riski artıran etkenler arasında. Sigara ve alkol kullanımı, fiziksel aktif olmamak, obezite de bu risklerin büyük bölümünü oluşturuyor.California San Francisco Üniversitesi, kolorektal kanserlerin ve ölümlerin yaklaşık %90&#039;ının önlenebileceği konusunda uyarıda bulundu. Düzenli tarama yaptırmak erken teşhisi sağlarken; egzersiz yapmanın, sağlılı kilo aralığında bulunmak da bu riski büyük oranda düşürüyor.Tıbbi Onkolog Misag Karimi Irvine, çoğu kolon kanserinin polip adı verilen büyümelerle ortaya çıktığını belirtiyor. Üstelik Irvine, kolon kanseri ne yediğiniz ve ne kadar egzersiz yaptığınızdan çok daha fazla oranda etkilendiğini de belirtiyor. Sebze ve meyve yönünden zengin bir beslenme, kepekli tahılları daha bol tüketirken, hayvansal yağ oranı düşük bir beslenme sisteminin daha düşük kolon kanseri riskiyle ilişkili olduğunu da vurguluyor. Ayrıca kolorektal kanserli kişilerin çoğu, yaklaşık yüzde 70&#039;i, daha yüksek riske işaret eden kalıtsal problemlere de sahip değil. Bu durum, doğru bir yaşam stiliyle kolon kanserinden korunabileceğinizi gösteriyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;nin yaptığı açıklamaya göre; kolorektal kanser riskine sahip insanların mutlaka 45 yaşından itibaren düzenli taramaya gitmesi gerektiğini öneriyor. 1-3 yılda bir yapılant testler, riski azaltmasının yanı sıra erken teşhisi de mümkün kılıyor.Dr. Karimi, kolon kanseri dağılımında gideren büyük değişimler yaşandığına dair uyarıda bulundu. Artık 65 yaş üstünde görülme sıklığı azalırken 50 yaş ve altı kişilerde bu kanser türünün yaygınlaştığı görüldüğünü belirten Karimi, bu kanser türüne sahip 5 kişiden birinin 20 ila 54 yaş arasında olduğunu söyledi.1990&#039;larda doğan kişilerin kolorektal kanser riskine yakalanma riskinin 1950&#039;lerde doğanlara göre iki kat daha fazla olduğunu söyleyen araştırmalar; ölüm oranının da bu noktada arttığını gösteriyor. Bu durum, muhtemelen diyet ve egzersiz eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Tüm bunların yanı sıra; egzersizin bireyin genel sağlığında çok büyük bir bileşen olduğu biliniyor ve daha fazla egzersiz ve daha az oturmanın kolorektal kanser riskini etkilediği görülüyor.Karimi, daha genç yaş aralığında teşhis alan hastaların büyük bölümünün fazla kilolu olduğunu belirtirken, besleyici yiyecekler tüketiminin, günde 10 dakika bile egzersiz yapmalarının büyük oranda bu riski düşürmenin yolu olduğunu belirtiyor. &quot;Kanseri durdurmanın en iyi yolu, onu en başta önlemektir ve ne kadar erken sağlıklı seçimler yaparsanız, potansiyel faydalar o kadar büyük olur&quot; açıklamasında bulundu.Dr. Karimi, birçok insanın bu hastalığa yaşlı erkekleri etkileyen bir hastalık olduğu s ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VbSz3kdi0kOgR-6wWHWVSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:55:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, kalın, bağırsak, kanserinin, temel, nedenini, açıkladı:, hata, fark, etmeden, ölüme, sürüklüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>120.dönem DHY kurası ne zaman? 120. dönem devlet hizmeti yükümlülüğü mazeret kurası duyurusu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/120doenem-dhy-kurasi-ne-zaman-120-doenem-devlet-hizmeti-yukumlulugu-mazeret-kurasi-duyurusu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/120doenem-dhy-kurasi-ne-zaman-120-doenem-devlet-hizmeti-yukumlulugu-mazeret-kurasi-duyurusu</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, 120. dönem devlet hizmeti yükümlülüğü mazeret (eş ve sağlık) kurası ilan metni ve isim listelerini yayımladı. Eş ve sağlık mazereti başvuru süreci 2 Aralık 2024 tarihinde sona erdi. Peki, 120.dönem DHY kurası ne zaman gerçekleşecek?120. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Mazeret (Eş ve Sağlık) Kurasına ilişkin ayrıntılar belli oldu. Eş ve Sağlık Mazereti Başvuruları 02.12.2024 Tarihi saat 18:00&#039;e kadar https://ekip.saglik.gov.tr adresinden erişim sağlanan Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden yapıldı. Başvuru süreci ardından gözler kura tarihine çevrildi120.DÖNEM DHY TAKVİMİMazeret (Eş ve Sağlık) Kurası ön başvuru durumları kabul edilenlere ait münhal yerler ve Genel Kuraya ait münhal yerler 24 Aralık 2024 tarihinde duyurulacak. Tercih başvuruları 24 Aralık 2024 Salı – 27 Aralık 2024 Cuma Saat 18.00’e kadar alınacak. 120.dönem DHY kurası ise 30 Aralık 2024 tarihinde ilan edilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hv9e4ksd_keMurXUDuC06g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>120.dönem, DHY, kurası, zaman, 120., dönem, devlet, hizmeti, yükümlülüğü, mazeret, kurası, duyurusu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünya &amp;quot;kanayan göz virüsü&amp;quot; için alarmda: Seyahat uyarıları devrede!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunya-kanayan-goez-virusu-icin-alarmda-seyahat-uyarilari-devrede</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunya-kanayan-goez-virusu-icin-alarmda-seyahat-uyarilari-devrede</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapındaki halk sağlığı yetkilileri, &quot;kanayan göz virüsü&quot; olarak bilinen ölümcül bir hastalığın yayılması nedeniyle alarmda. Ruanda&#039;da, tedavi edilmediği takdirde genellikle ölümcül olan &quot;Marburg virüsü&quot; salgını nedeniyle en az 15 kişi öldü. Dünya Sağlık Örgütü, Ruanda&#039;ya yapılacak her türlü seyahat konusunda uyarıda bulundu. Virüs, enfekte olan insanların kan damarlarına zarar vererek gözler de dahil olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde kanamaya neden oluyor. Peki bu virüs tam olarak nedir ve nasıl yayılır?Dünya bir kez daha salgın tehdidiyle alarmda.
Ruanda Sağlık Bakanlığı&#039;ndan yapılan açıklamaya göre, 29 Kasım itibarıyla ülkede görülen &quot;Marburg virüsü&quot; salgını nedeniyle en az 66 kişi enfekte oldu, 15 kişi de hayatını kaybetti.
Sıklıkla ölümcül olan ve çok daha iyi bilinen Ebola virüsü ile ilişkili olan Marburg, &quot;kanayan göz virüsü&quot; olarak biliniyor.Bu virüs, enfekte olan insanların kan damarlarına zarar vererek gözler de dahil olmak üzere vücuttaki çeşitli açıklıklardan kanamaya neden oluyor.
Beş güne kadar süren ateşin ardından hastalarda kan damarlarında hasar oluşmaya başlıyor, bu da iç kanamaya, kafa karışıklığı ve saldırganlık gibi psikolojik belirtilere ve burun, diş eti, vajina, göz, ağız veya kulaklardan sürekli kanamaya neden oluyor.Ekim ayında Dünya Sağlık Örgütü, Ruanda&#039;ya yapılacak her türlü seyahat konusunda uyarıda bulundu.
İngiltere&#039;nin ulusal halk sağlığı kurumu da Ruanda&#039;yı ziyaret edecekleri cenaze törenlerine katılmak veya vahşi hayvanlarla temas kurmak gibi etkinliklerden kaçınmaları konusunda uyardı.Hastalık, son haftalarda küresel sağlık uzmanlarını endişelendiren birkaç virüsten sadece biri.
Maymun çiçeği virüsü geçtiğimiz günlerde İngiltere ve Kaliforniya&#039;da da görüldü.Marburg virüsü ilk olarak 1967 yılında Almanya&#039;nın Marburg ve Frankfurt kentleriyle, o dönem Yugoslavya&#039;nın başkenti Belgrad&#039;da ortaya çıkan salgının ardından bilim insanları tarafından tanımlanmıştır.
Filovirüsler olarak bilinen ve ölümcül Ebola&#039;yı da içeren bir mikroorganizma ailesinin parçasıdır. İngiltereli bir sağlık kuruluşuna göre iki virüs &quot;klinik olarak neredeyse ayırt edilemez&quot;dir.Bu virüsün insanlara genellikle meyve yarasaları aracılığıyla bulaştığı ve vücutta 21 güne kadar (ortalama beş ila dokuz gün) semptom göstermeden sessizce kuluçkalanabileceği düşünülüyor.
Tedavi edilmezse genellikle ölümcüldür ve tahmini vaka ölüm oranı yaklaşık yüzde 62&#039;dir.Etkili olduğu bilinen spesifik bir antiviral tedavi olmasa da, araştırılmakta olan potansiyel bir aşı mevcut. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UXu4jVRTRUuPZiZ4PXxDHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, kanayan, göz, virüsü, için, alarmda:, Seyahat, uyarıları, devrede</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın mücevheri: Herkes sevmiyor ama kan hacmini artırıyor, kanserle savaşıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-mucevheri-herkes-sevmiyor-ama-kan-hacmini-artiriyor-kanserle-savasiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-mucevheri-herkes-sevmiyor-ama-kan-hacmini-artiriyor-kanserle-savasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Bamya sadece lezzetli bir sebzeden daha fazlasıdır; sayısız faydası olan besleyici bir mücevherdir. Kilo yönetimini, kalp sağlığını ve bağışıklığı destekleme yeteneği onu sağlık için vazgeçilmez bir besin haline getirir.Bamya, benzersiz dokusu ve hafif aroması için sevilen bir sebzedir. Bamya sağlık yararları ile doludur. Bir araştırmaya göre, bamya çok sayıda karbonhidrat, protein, yağ asidi, vitamin, lif ve mineral içeren uygun maliyetli, uygun fiyatlı bir doğal kaynaktır.İster daha sağlıklı beslenmeye, ister kilonuzu yönetmeye veya yeni tarifler keşfetmeye çalışın, bamya günlük diyetinizde bir yer hak ediyor. İşte bamya hakkında bazı gerçekler ve neden yemeklerimize eklemeye değer olduğu.Bamya, ülkemizin çeşitli bölgelerinde yetiştirilen önemli sebzeler arasında yer alıyor. Özellikle sıcak iklim koşullarını seven bu bitki, Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde yoğun olarak üretiliyor. Aydın, Manisa, Balıkesir ve Bursa gibi şehirler, bamya üretiminde öne çıkan yerler arasında bulunuyor.Kuraklığa dayanıklı yapısıyla bilinen bamya, sulama imkânlarının sınırlı olduğu bölgelerde de yetiştirilebiliyor. Türkiye&#039;nin yanı sıra, dünya genelinde Afrika, Hindistan ve Orta Doğu gibi sıcak iklim bölgelerinde de geniş bir üretim alanı bulunuyor. Bamya, hem taze tüketim için hem de kurutularak yemeklerde kullanılmak üzere üretiliyor.Üreticiler, bamyanın tarımında dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan birinin, doğru sulama ve hasat dönemi olduğunu vurguluyor. Türkiye&#039;nin farklı mutfak kültürlerinde yer bulan bamya, hem lezzetiyle hem de sağlığa faydalarıyla sofraların vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.Bamya tohumlarının kavrulup kahve yerine kullanılabileceğini biliyor muydunuz? Bu gelenek, kahvenin çok nadir bulunduğu zamanlara dayanır. Kafein içermese de, kavrulmuş bamya tohumu kahvesi fındıksı, topraksı bir tada sahiptir ve kafein alımını azaltmaya çalışanlar için harika bir seçenek olabilir.Kilonuza dikkat ediyorsanız, bamya sizin en iyi diyet arkadaşınız olabilir. 100 gramda sadece 33 kalori ile bu sebze, yemeklerinize suçluluk duymadan ekleyebileceğiniz bir sebzedir. Ayrıca, sizi daha uzun süre tok tutan ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olan diyet lifi açısından da zengindir. 2021&#039;den kalma bir çalışma, vücut ağırlığını ve glikoz seviyelerini düşürmeye ve glikoz toleransını iyileştirmeye yardımcı olduğunu buldu. Ayrıca, bamyadaki lif, kabızlığı önleyerek ve bağırsak sağlığını geliştirerek sağlıklı bir sindirim sistemini destekler.Bamyanın genellikle bilindiği sümüksü musilaj sadece dokusu için değildir; aynı zamanda tıbbi özellikleri de vardır! Geleneksel tıpta bamya musilajı plazma yerine geçmek veya kan hacmini artırmak için kullanılmıştır. Nemlendirici ve rahatlatıcı özellikleri ayrıca boğaz ağrısı ve sindirim sorunları için çarelerde de kullanılmıştır. Modern çalışmalar, kan şekeri seviyelerini kontrol etme potansiyelini araştırmaktadır ve bu da onu diyabet hastaları için faydalı hale getirmektedir.Bamya, C ve K vitaminleri, magnezyum ve folat gibi temel besinlerle doludur. C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirirken, K vitamini sağlıklı kemikleri ve kan pıhtılaşmasını destekler. Bamyadaki polifenoller gibi antioksidanlar, iltihap ve oksidatif stresle savaşmaya yardımcı olarak kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi kronik hastalık riskini azaltır.Bamyanın düzenli olarak tüketilmesi kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bamyadaki çözünür lif, sindirim sistemindeki kolesterole bağlanarak kötü kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Antioksidanları genel kardiyovasküler sağlığı destekler ve onu diyetinize kalp dostu bir katkı haline getirir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PrNQUX2N80G9MKYVChKHbw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, mücevheri:, Herkes, sevmiyor, ama, kan, hacmini, artırıyor, kanserle, savaşıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Elektronik sigarada büyük tehlike: Meyve suyu paketine gizleyip okulda içiyorlar</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/elektronik-sigarada-buyuk-tehlike-meyve-suyu-paketine-gizleyip-okulda-iciyorlar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/elektronik-sigarada-buyuk-tehlike-meyve-suyu-paketine-gizleyip-okulda-iciyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de satışı yasak olmasına rağmen elektronik sigaraların gençler arasında kullanımı artarak devam ediyor. Öyle ki bu bağımlılık liselere hatta orta okullara kadar inmiş durumda. Bazı öğrenciler, elektronik sigaraları okullarda kullanabilmek için geliştirdikleri saklama yöntemlerini sosyal medyadan paylaşıyor.Haber: Beyzanur Özer  Elektronik sigara diğer adıya pufların, çocuklar arasında kullanımı yaygınlaşıyor.   Sosyal medyada bazı öğrenciler, okullarda bu ürünleri kullanabilmek için öğretmenlerden saklama yöntemleri geliştirip videolar çekiyor.   Sosyal medyada yayımlanan videoda bir öğrenci elektronik sigarayı meyve suyu kutusuna gizliyor.   Rehberlik Uzmanı Begüm Özakdağ, bazı çocukların pufları kalem kutusuna bile koyup gezdirebildiğine işaret edip kalem gibi de algılanabildiğini dile getirdi.  Özakdağ, &quot;Kolay saklanabiliyor, cebe giriyor, ayakkabısına saklayabilir. Bunun zararları hakkında bilgilendirmek gerekiyor. Çünkü çoğu çocuk bunu bilmiyor.&quot; dedi.  ÖLÜME BİLE NEDEN OLABİLİR  Elektronik sigaralar birçok hastalığa yol açıyor. Bu rahatsızlıklar ölüme bile neden olabiliyor.  Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, &quot;16 kere çektiğinizde o pufu 126 adet tatlandırıcıyla birlikte kimyasalı kokusuyla birlikte vücudunuza almış oluyorsunuz.&quot; diye konuştu. Çocuklarda öğrenme güçlükleri, beyin fonksiyonlarında bozukluklar ve bir sürü solunum yolu hastalıklarına işaret eden Okur, &quot;Ölüme neden olan zatürreler ve akutu etkiler.&quot; ifadelerini kullandı.  HAPİS CEZASI TEKLİFİElektronik sigara ticareti yapanlara karşı üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası içeren yasa teklifinin yakında Meclis&#039;e sunulması bekleniyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqNOdE2NlkypO4htsuCPtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Elektronik, sigarada, büyük, tehlike:, Meyve, suyu, paketine, gizleyip, okulda, içiyorlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>AIDS&amp;apos;in bilançosu burada ağır: Her yıl 42 bin 700 kişi ölüyor, 1 milyon AIDS&amp;apos;li çocuk var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aidsin-bilancosu-burada-agir-her-yil-42-bin-700-kisi-oeluyor-1-milyon-aidsli-cocuk-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aidsin-bilancosu-burada-agir-her-yil-42-bin-700-kisi-oeluyor-1-milyon-aidsli-cocuk-var</guid>
<description><![CDATA[ Afrika kıtasının en kalabalık ülkesi Nijerya&#039;da, Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu (AIDS) her yıl 42 binden fazla can alıyor. Ayrıca ülkede ebeveynleri tarafından terk edilmiş 1,1 milyon AIDS&#039;li çocuk bulunuyor. AIDS, Nijerya&#039;nın en büyük sağlık sorunların biri..Nijerya&#039;da, her yıl yaklaşık 42 bin 700 kişi, Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu (AIDS) nedeniyle yaşamını yitiriyor.
Başkent Abuja&#039;da AIDS nedeniyle hayatını kaybedenleri anmak amacıyla program düzenlendi.
Nijerya HIV/AIDS ile Yaşayan İnsanlar Ağı Sekreteri Nicholas Ugbenyen, burada yaptığı konuşmada, AIDS&#039;in hala ülkenin en ciddi sağlık sorunlarından biri olduğunu belirtti.Ugbenyen, her yıl çoğunluğu kadın, yaklaşık 42 bin 700 kişinin AIDS nedeniyle öldüğünü belirtti.
Ayrıca ülkede halihazırda ebeveynleri tarafından terk edilmiş 1,1 milyon AIDS&#039;li çocuğun bulunduğunu sözlerine ekledi.Ugbenyen, AIDS&#039;in 2030&#039;a kadar sona erdirilmesi hedefi doğrultusunda, pediatrik HIV&#039;in (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) önlenmesi ve tedavisine öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti.
Paydaşları, HIV müdahalesini güçlendirmek için pediatrik bakımda yenilikçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar benimsemeye davet etti.Nijerya Ulusal AIDS Kontrol Programı (NACA) Direktörü Temitope Ilori de HIV/AIDS ile yaşayan bireylere yönelik damgalama ve ayrımcılığın sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Ilori, ayrımcılığın önlenmesinin bakıma erişimi iyileştirmede önemli rol oynadığını vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5xcSaljbpECjz5PKGRuWCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>AIDSin, bilançosu, burada, ağır:, Her, yıl, bin, 700, kişi, ölüyor, milyon, AIDSli, çocuk, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Diğer tüm ballardan 100 kat daha faydalı: Tümör hücrelerinin büyümesini yüzde 84 durduruyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/diger-tum-ballardan-100-kat-daha-faydali-tumoer-hucrelerinin-buyumesini-yuzde-84-durduruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/diger-tum-ballardan-100-kat-daha-faydali-tumoer-hucrelerinin-buyumesini-yuzde-84-durduruyor</guid>
<description><![CDATA[ Manuka balı, benzersiz özellikleriyle dikkat çeken ve sağlık üzerinde olumlu etkiler sağlayan özel bir bal türüdür. UCLA Health Jonsson Comprehensive Cancer Merkezi araştırmacıları, Nutrients dergisinde ilginç bir çalışma yayınladılar. Marquez Garban ve arkadaşları tarafından yayınlanan deneysel çalışmada, manuka balının östrojen pozitif meme kanseri hücre dizilerinde tümör hücrelerinin büyümesini yüzde 84 oranında azalttığı gösterildi. Peki, manuka balının diğer faydaları neler?Manuka balı Yeni Zelanda&#039;da ortaya çıkmıştır ve yabani manuka ağacında otlayan arılar tarafından toplanan nektardan yapılır, bu da ona kendine özgü bir tat verir. Bu bal, güçlü antibakteriyel, antiviral, antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleri ile dünyaca ünlüdür.Çoğu balın, hidrojen peroksit üreten kimyasallar içerdiği için bazı bakteri öldürücü özelliklere sahip olduğuna inanılır. Ancak, 1991&#039;de Yeni Zelanda&#039;daki Bal Araştırma Birimi&#039;nin yaptığı bir çalışma, bir dizi baldan hidrojen peroksiti çıkardığınızda, manukanın bakteri öldürme yeteneğini koruyan tek tür olduğunu gösterdi. Bunun nedeni, artık metilglioksal olarak tanımlanan ve belirli antimikrobiyal özelliklere sahip benzersiz bir bileşenin varlığıdır.Antibakteriyel ve AntiviralZararlı bakterileri yok eder ve enfeksiyonları önler. Staphylococcus aureus ve Helicobacter pylori gibi dirençli bakterilere karşı etkilidir.Bağışıklık Sistemini GüçlendirirDüzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini destekler ve hastalıklara karşı koruma sağlar.Sindirim Sistemi Sorunlarını GiderirReflü, mide ülseri ve hazımsızlık gibi mide-bağırsak problemlerine iyi gelir.Yara ve Yanık İyileştiriciYaraların iyileşmesini hızlandırır ve enfeksiyon riskini azaltır. Bu nedenle bazı tıbbi yara bantlarında Manuka balı kullanılmaktadır.Cilt SağlığıAkne, egzama ve sedef hastalığı gibi cilt problemlerini hafifletir. Antibakteriyel etkisiyle ciltteki iltihaplanmayı azaltır ve nem dengesini korur.Ağız ve Boğaz SağlığıBoğaz ağrısı, bademcik iltihabı ve diş eti enfeksiyonlarında rahatlatıcı etki sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ahxi1Qp8SE67zojz3uuDxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Diğer, tüm, ballardan, 100, kat, daha, faydalı:, Tümör, hücrelerinin, büyümesini, yüzde, durduruyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu içecek ömrünüzü neredeyse 2 yıl uzatabiliyor! Bunama, diyabet, kanser ve depresyon riskini azaltıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bu-icecek-oemrunuzu-neredeyse-2-yil-uzatabiliyor-bunama-diyabet-kanser-ve-depresyon-riskini-azaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bu-icecek-oemrunuzu-neredeyse-2-yil-uzatabiliyor-bunama-diyabet-kanser-ve-depresyon-riskini-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahve üzerine yapılan ilk araştırmalar, kahvenin sağlık sorunlarına yol açabileceğini öne sürse de, son araştırmalar kahve içmenin aslında birçok sağlık yararına sahip olduğuna dair güçlü kanıtlar sunuyor. Yeni bir çalışma, günlük bir fincan kahvenin sizi sadece canlandırmadığını öne sürüyor. Vücudunuzu yaşa bağlı hastalıklardan koruyabilir, ömrünüzü uzatabilir ve yaşam kalitenizi artırabilir.Düzenli olarak kahve içmek ömrü yaklaşık iki yıl uzatabiliyor. Ageing Research Reviews dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, kalp ve solunum yolu hastalıkları, felç, bazı kanser türleri, diyabet , bunama ve majör depresyon riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor .Kahvenin strese karşı daha iyi bir direnç oluşturmak da dahil olmak üzere çok sayıda sağlıklı etkisinin olabileceğini söylüyorlar.Araştırmacılar, kahve ve insanlar üzerindeki etkilerine ilişkin mevcut tüm verileri analiz ederek, kahvenin ve bileşenlerinin yaşlanma üzerindeki etkisine ilişkin ilk analizi üretti.Sonuçlar, düzenli kahve içmenin 1,84 yıl daha fazla yaşamla ilişkilendirildiğini ve ilerleyen yaşla ilişkili çoğu hastalığa yakalanma riskinin azaldığını gösteriyor.Kahvenin nasıl bu kadar etkili olabildiği ise henüz bilinmiyor. Araştırmacılara göre kahvede 2 binden fazla bileşik bulunuyor.Bazılarının iltihap giderici etkisi varken, bazılarının da antioksidan etkisi bulunuyor ve her iki türü de hastalıklar ve yaşam süresi üzerinde etkili olabiliyor.Kahvede özellikle yüksek oranda kafein ve klorojenik asit bulunuyor. Bu maddelerin kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve iltihapla ilişkili rahatsızlıklara karşı koruyucu olduğu tespit edildi.Klorojenik asit aynı zamanda kaygı ve stresle de ilişkilendirilmiştir ve travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) tedavisi olarak önerilmiştir.Kahve birçok fayda sağlıyor gibi görünse de , daha fazlası mutlaka daha iyi anlamına gelmez. Araştırmacılar, optimum tüketim seviyesinin günde yaklaşık 2-3 fincan olduğunu buldular. Bunun ötesinde, faydalar sabitlenme eğilimindedir ve aşırı alım kaygı, uykusuzluk ve sindirim sorunları gibi olumsuz yan etkilere yol açabilir.Kahvenin sağlık yararlarını destekleyen artan kanıtlara rağmen, hala cevaplanmamış birçok soru var. Örneğin, kahve tüketiminin yaşlılar üzerindeki uzun vadeli etkilerinin daha fazla araştırılması gerekiyor. Ayrıca, farklı kahve bileşiklerinin diğer içeceklerle (çay gibi) nasıl etkileşime girdiğini anlamak, bu yararları daha iyi tahmin etmeye yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E1C56tQLDUWnGQCDrxX1YA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>içecek, ömrünüzü, neredeyse, yıl, uzatabiliyor, Bunama, diyabet, kanser, depresyon, riskini, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ebelik Yönetmeliği yayımlandı! Görev kapsamı genişledi, artık tüm aşamalarda rehber olacaklar</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ebelik-yoenetmeligi-yayimlandi-goerev-kapsami-genisledi-artik-tum-asamalarda-rehber-olacaklar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ebelik-yoenetmeligi-yayimlandi-goerev-kapsami-genisledi-artik-tum-asamalarda-rehber-olacaklar</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle ebeler; gebelik öncesi dönemde anne adayının sağlığını, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde ise anne ile bebek sağlığını korumak, geliştirmek için tüm aşamalarda danışmanlık ve rehberlik yapacak.Ebeler, hamilelik ve doğum sürecinin tüm aşamalarında aktif görev alacak.  Bakanlıkça hazırlanan &quot;Ebelik Yönetmeliği&quot;, Resmi Gazete&#039;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.  Özel hastaneler de dahil tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan ebelerin görev, yetki ve sorumluluklarının düzenlendiği yönetmelik, bu meslek grubunda uluslararası kabul gören standartlarda hazırlanan ilk mevzuat olma özelliğini taşıyor.DAHA ÇOK DESTEK VERİLMESİ AMAÇLANIYOR Yönetmelikle, ebelerin etkinliğini artırarak anne adaylarının hamilelikte, doğumda ve doğum sonrasında daha çok desteklenmesi amaçlanıyor.  Buna göre, ebeler, ilgili mevzuata uygun, kanıta dayalı ve bireyselleştirilmiş ebelik bakımı sunacak, hizmetten faydalananların bireysel farklılıklarını kabul ederek insan onurunu, mahremiyetini ve kültürel değerlerini göz önünde bulunduracak.  Toplumsal düzeyde sağlığın korunmasını, geliştirilmesini destekleyecek, bu konuda sorumluluk alacak ebeler, sorumluluğu olan bölge sınırları içinde toplum sağlığını ilgilendiren, tehdit eden bulaşıcı veya bulaşıcı olmayan hastalıkları saptama veya şüphelenme durumunda ilgili mercilere bildirimde bulunacak.  DOĞUM ÖNCESİ VE SONRASI REHBER OLACAKEbeler, gebelik öncesi dönemde anne adayının sağlığını, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemde ise anne ile bebek sağlığını korumak, geliştirmek için danışmanlık ve rehberlik yapacak.  Üreme çağındaki kadınların gebelik öncesi, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemlerde izlemi ve danışmanlığını yürütecek ebeler, normalden sapma tespit ettiği durumlarda ilgili birime ya da hekime yönlendirmede bulunacak.  Tedavi planının uygulanmasında, hekim tarafından, acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulama, hastada beklenmeyen veya ani gelişen durumlar ile acil uygulanması gereken tedavi planlarında müdavi hekimin şifahi tıbbi istemini sağlıkta kalite standartları doğrultusunda kabul ederek gerekli tedbirleri alma gibi görevleri de üstlenecek ebeler, yetişkin ve yenidoğanlarda &quot;kardiyo-pulmoner resusitasyon&quot; ihtiyacı durumunda temel yaşam desteğini başlatacak, eş zamanlı olarak Mavi Kod ekibi veya 112 Acil ekibine haber verecek.  Mesleki eğitimler, araştırma ve proje çalışmalarında da aktif rol üstlenecek ebeler, ayrıca 18 yaş altı gebelikler, adli olgu niteliği taşıyan durumlar, kadın, çocuk ve aile içi şiddet durumlarının tespiti ve gerekli prosedürlerin uygulanmasında görev alacak, ilgili mevzuat doğrultusunda adli olgu değerlendirme sürecine dahil olacak.  Ebeler, jinekolojik ve sezaryen ameliyatları da içine alan obstetrik cerrahi işlemlerde ameliyat öncesi ve sonrası bakım verecek.  DOĞUMA HAZIRLIK EĞİTİMİ  Gebelik öncesi ve gebelik döneminde ebeler, anne-baba adayı ile talep edilmesi halinde yakınları için Bakanlıkça belirlenen standartlar doğrultusunda gebeliğe ve doğuma hazırlık eğitimi programlarını yürütecek, doğum korkusuyla başa çıkılmasında danışmanlık sağlayacak.  Bu kapsamda, gebelikte yapılmaması veya dikkatle yapılması gerekenler, doğum yöntemleri, egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme, sigara ve diğer zararlı madde kullanımının etkisi gibi konularda, gebe ile ailesine eğitim ve danışmanlık verilecek, günlük yaşam aktiviteleri planlanacak ve bunların uygulanması sağlanacak.  Gebeliği tespit etme, normal gebe izlemi, ebelik uygulamaları kapsamındaki gerekli muayeneleri yapma, gebelikle ilgili riskli durumlarda gerekli önlemleri alarak ilgili hekime yönlendirme veya sevk sürecini başlatma da ebelerce yürütülecek.GÖREV VE SORUMLULUK AYRINTILARIEbeler, doğum sürecinin sağlıklı yönetimi için gebe ve ailesinin tercihlerini değerlendirerek hekimle işbirliği içerisinde doğum planını oluşturacak.  Yönetmelikte, ebelerin normal doğum izlemi ve doğum yaptırma sürecindeki görev ve sorumlulukları da ayrıntılı olarak yer aldı.  Fiziki muayene ve izlem, doğum sırasında rahim kasılmalarının sıklığı, süre ve şiddetini izleyip değerlendirme ve hekime bilgi verme süreçlerini yürütecek ebeler, gebelerin doğum sürecinde ağrıyla baş etmesi için müzik, perineye sıcak uygulama, masaj, hareket, pozisyon değiştirme gibi ilaç dışı yöntemleri, anne adayının yararına uygun tercihleri dikkate alarak kullanacak.  Ebeler, normal doğumları ilgili mevzuata göre kendi sorumluluğunda yaptıracak, makat gelişi doğumlarda hekime yardım edecek, hekimin olmadığı, sevkin mümkün olmadığı durumlarda ya da sevk sırasında doğumun gerçekleşme ihtimali bulunduğu hallerde, acil makat doğumları yaptıracak.  Uzman hekim tarafından belirlenen sezaryen gerekliliğinde gebenin hazırlığını yapma, acil obstetrik durumlarda kullanılmak üzere tıbbi araç-gereç, malzeme ve ilaçların kullanıma hazır bulundurulmasını sağlama da ebelerce yürütülecek. ANNELERE EMZİRME EĞİTİMİ VE LOHUSA DANIŞMANLIĞI  Ebeler, doğum sonrasında ise yenidoğanın yaşam bul ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uXAXNTa6WUKt64xGz85TcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ebelik, Yönetmeliği, yayımlandı, Görev, kapsamı, genişledi, artık, tüm, aşamalarda, rehber, olacaklar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 hafta ekmek yemezseniz ne olur? Vücuttaki bu etkisi çok az biliniyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/1-hafta-ekmek-yemezseniz-ne-olur-vucuttaki-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/1-hafta-ekmek-yemezseniz-ne-olur-vucuttaki-bu-etkisi-cok-az-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Ekmek, en sık tüketilen besinlerden biri. Her evde olan ve sofraların baş tacı olan ekmeği kararında tüketmek sağlık için önemli. Uzmanlar özellikle sağlık için beyaz ekmek tüketiminin azaltılması gerekiğini ve bunun yerine tahıllı ekmeklerin tercih edilmesini öneriyor. Peki, 1 hafta ekmek yemezseniz ne olur?Türkiye, ekmek tüketiminde dünya sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, kişi başına düşen yıllık ekmek tüketimi yaklaşık 200 kilogramı buluyor. Bu oran, Avrupa ülkelerinin ortalamasının neredeyse iki katı.Beslenme alışkanlıklarının vazgeçilmezlerinden biri olan ekmek, birçok sofranın baş tacı. Ancak sağlığımız üzerindeki etkileri zaman zaman tartışma konusu oluyor. Ekmek tüketmenin vücuda faydaları olabilir. Ancak aşırı ekmek tüketimi bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirirEkmek, içerdiği karbonhidratlarla günlük enerji ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynar. Özellikle tam tahıllı ekmekler, daha uzun süre tok kalmayı sağlayabilir.Tam buğday ve çavdar ekmeği gibi çeşitler, yüksek lif oranı sayesinde bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirim sistemini destekler.Tam tahıllı ekmeklerde B vitamini, demir, magnezyum ve çinko gibi besin öğeleri bulunur. Bu maddeler, enerji üretiminden bağışıklık sistemine kadar birçok fonksiyonda görev alır.Ekmek, hem ekonomik hem de kolayca ulaşılabilir bir besindir. Hızlı bir kahvaltı ya da atıştırmalık için ideal bir tercihtir.Beslenme uzmanları, beyaz ekmek yerine tam tahıllı ya da kepekli ekmeklerin tercih edilmesini öneriyor. Beyaz ekmek tüketimi vücut için sağlıksız olabiliyor.Beyaz ekmek gibi rafine unlardan yapılan çeşitler, düşük lif içeriği nedeniyle hızlı sindirilir ve kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açabilir. Bu durum, uzun vadede kilo alımına ve insülin direncine zemin hazırlayabilir.Ekmeğin aşırı tüketimi, fazla kalori alımına yol açarak kilo artışına neden olabilir. Bu durum, obezite ve metabolik hastalık riskini artırır.Glüten intoleransı ya da çölyak hastalığı olan bireyler için ekmek tüketimi sindirim problemlerine ve bağışıklık sistemi reaksiyonlarına neden olabilir.Bazı hazır ekmekler, koruyucu maddeler, şeker ve tuz gibi ilavelerle sağlıksız hale gelebilir. Bu tür ekmeklerin uzun vadeli tüketimi kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.Karbonhidrat tüketiminin önemli bir kısmını ekmekten karşılayan bireyler için bir hafta boyunca ekmek yememek, vücutta çeşitli etkiler yaratabilir. İşte ekmeksiz geçen bir haftada yaşanabilecek değişiklikler:ENERJİ DÜZEYİNDE AZALMAEkmek, hızlı enerji sağlayan basit karbonhidratlar içerir. Tüketilmediğinde, vücut enerji ihtiyacını karşılamak için yağları ve proteinleri kullanmaya başlar. Bu süreçte halsizlik ve konsantrasyon kaybı görülebilir.Karbonhidrat alımı azaldığında vücut, depolanan suyu ve glikojeni kullanmaya başlar. Bu da hızlı kilo kaybına neden olabilir. Ancak bu durum genellikle su kaybından kaynaklandığı için kalıcı değildir.SİNDİRİM SİSTEMİNİ ETKİLERTam buğday gibi lif içeren ekmeklerin tüketilmemesi, lif eksikliğine yol açabilir. Bu da kabızlık gibi sindirim problemlerine neden olabilir. Alternatif lif kaynakları tüketilmezse bağırsak hareketlerinde yavaşlama yaşanabilir.Ekmek yemeyi bırakan bireylerde kan şekeri seviyeleri daha stabil hale gelebilir. Ancak bu durum kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve diyabet hastaları için dikkat edilmesi gereken bir durumdur.Ekmek yerine sebze, tam tahıllar ve protein gibi daha dengeli alternatifler tüketmek, uzun vadede sağlıklı bir diyetin kapısını aralayabilir.Uzmanlar, karbonhidratı tamamen hayatınızdan çıkarmak yerine, dengeli bir şekilde tüketmenin daha sürdürülebilir ve sağlıklı olduğunu vurguluyor. Eğer ekmek tüketimini bırakmayı düşünüyorsanız, bir beslenme uzmanından destek almayı unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pGmkkcOjM0ORrSjOMI91KA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>hafta, ekmek, yemezseniz, olur, Vücuttaki, etkisi, çok, biliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ölümcül maymun çiçeği (mpox) türünün en az bilinen belirtisi açıklandı: Bu belirti gözden kaçıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/olumcul-maymun-cicegi-mpox-turunun-en-az-bilinen-belirtisi-aciklandi-bu-belirti-goezden-kaciyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/olumcul-maymun-cicegi-mpox-turunun-en-az-bilinen-belirtisi-aciklandi-bu-belirti-goezden-kaciyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, İngiltere&#039;de beşinci vakanın görülmesiyle birlikte dikkat edilmesi gereken ultra ölümcül mpox suşunun &quot;en sık gözden kaçan&quot; belirtisini açıkladı. 2024&#039;te ilk kez İsveç, Avustralya ve Pakistan&#039;da tespit edilen maymun çiçeği virüsü genellikle çıban benzeri lezyonlarıyla biliniyor. Ancak virüsün  daha az bilinen bir semptomu daha var.Uzmanlar, İngilizleri ölümcül mpox türünün &quot;genellikle gözden kaça&quot; az bilinen bir belirtisine karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Virüs genellikle çıban benzeri lezyonlarıyla bilinse de, erken evrelerde ortaya çıkan ve sıklıkla daha az ciddi hastalıklarla karıştırılan, daha az bilinen bir semptomu daha var.Şişmiş bezler veya lenf düğümleri genellikle soğuk algınlığı veya bademcik iltihabı gibi çok daha yaygın bir enfeksiyonun belirtisidir. Ancak Londra merkezli eczacı Abbas Kanani, bunun uzmanların &quot;şimdiye kadarki en tehlikelis&quot; olarak adlandırdığı mpox klad 1b&#039;nin ilk belirtisi olabileceğini söyledi.Mutasyon, enfekte olanların onda birini öldürüyor ve düşük dalgasının arkasında olduğuna inanılıyor. Virüsün enfeksiyonlarla savaşmadaki rolü nedeniyle boyun, kasık ve koltuk altı bölgesindeki şişmiş bezler tetikleniyor.Bir virüs saldırdığında, savaşçı hücrelerimiz -beyaz kan hücreleri- vücudu savunmak için lenf düğümlerine hücum eder ve bezlerin şişmesine neden olur.Bay Kanani, &quot;Şişmiş bezler veya lenf düğümleri genellikle başka nedenlerle karıştırılabilir ve her zaman belirgin olmayabilir, özellikle de hafif bir şişlik varsa veya vücudun derinlerindeyse.&quot; dedi.İngiltere&#039;de, yaşamı tehdit eden mpox virüsünün beşinci vakası tespit edildi. Bu, Britanya&#039;daki toplam doğrulanmış vaka sayısını beşe çıkardı. Leeds&#039;li kimliği belirsiz hastanın önceki dört vakayla hiçbir bağlantısı yoktu. Virüs şu anda Orta Afrika&#039;da yayılıyor ve salgının başlangıcından bu yana en az 1.000 kişinin ölümüne yol açtı.Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkeler ağır darbe aldı; Burundi, Ruanda, Uganda ve Kenya&#039;da da vakalar görüldü.Chemist Click&#039;in eczacı şefi Abbas Kanani, enfeksiyonun diğer yaygın ilk belirtileri arasında yüksek ateş, kas ağrıları ve eklem ağrıları olduğunu açıkladı. The Sun&#039;a konuşan uzman, ilk belirtilerden bir ila beş gün sonra yüzdeki belirgin kızarıklığın ortaya çıktığını söyledi .Bay Kanani, kabarık noktalar ve sıvı dolu küçük kabarcıklar şeklinde görülen döküntülerin suçiçeği ile karıştırılabileceği konusunda uyarıyor. Ağız, genital bölge ve anüs gibi vücudun diğer bölgelerine yayılabilir, bazı durumlarda anal kanamaya ve ağrıya neden olabilir.Çiçek hastalığına karşı etkili olması için tasarlanan mevcut mpox aşıları, 2022 salgını sırasında daha hafif olan türe karşı kullanıldı.Ancak bunlar henüz daha güçlü olan 1b klad suşuna karşı yaygın olarak test edilmemiştir.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve NHS, virüse sahip biriyle temas kurulduktan sonra dört gün içinde, herhangi bir belirti yoksa 14 güne kadar aşı olunmasını öneriyor.Doğrudan tedavi yöntemi bulunmuyor, bunun yerine doktorlar hastanın vücudunun virüsle savaşmasına yardımcı olmaya odaklanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0_oWYIK7-0WJ7Te9yXBjJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ölümcül, maymun, çiçeği, mpox, türünün, bilinen, belirtisi, açıklandı:, belirti, gözden, kaçıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum, fosfor ve potasyum ne varsa onda: &amp;quot;Karaciğer doktoru&amp;quot; olarak biliniyor, yüksek tansiyonu da düşürüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-fosfor-ve-potasyum-ne-varsa-onda-karaciger-doktoru-olarak-biliniyor-yuksek-tansiyonu-da-dusuruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-fosfor-ve-potasyum-ne-varsa-onda-karaciger-doktoru-olarak-biliniyor-yuksek-tansiyonu-da-dusuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Besinlerle dolu ve düşük kalorili enginarlar diyet listelerinde yer alan besleyici ve sağlıklı besinlerden biri. Faydaları arasında gelişmiş karaciğer fonksiyonu, kan basıncı yönetimi, kilo kaybı ve gelişmiş bağırsak sağlığı bulunur.  Halk arasında &quot;karaciğer doktor&quot; olarak da bilinen enginarlar lif, vitamin, mineral ve antioksidan içerir ve çeşitli tariflere kolayca dahil edilebilir.Benzersiz, katmanlı görünümü ve narin aromasıyla enginarlar, çok eski zamanlardan beri diyete popüler bir katkı olmuştur. Akdeniz&#039;e özgü bu deve dikeni benzeri sebze, sadece bir tabağa güzel ve lezzetli bir katkı değil, aynı zamanda zengin besin maddeleri ve etkileyici faydaları olan besleyici bir güç merkezidir.Enginarlar, vitamin, mineral ve antioksidanlar açısından zengin olmasının yanı sıra yağ oranı düşük ve lif açısından zengindir. Magnezyum, fosfor ve potasyum gibi diğer önemli minerallerin yanı sıra özellikle folat ve C vitamini açısından yüksektir.Enginarlar, pişmiş bir fincan (170 g) başına sadece 90 kalori ve yaklaşık 5 g protein içerir. Doğru enginarları bulmak için sıkı, sert yaprakları ve canlı yeşil renkleri olanları arayın.Bunları hazırlamak göz korkutucu görünebilir, ancak o kadar da zor değil. Keskin yaprak uçlarını kesin, tüylü iç kısmını çıkarın ve ya çekirdeklerini bütün olarak pişirin ya da daha küçük parçalara ayırın.KARACİĞER SAĞLIĞIKaraciğer fonksiyonlarında bir artış arıyorsanız, enginarlar sizin ideal diyet arkadaşınız olabilir. Research Gate&#039;e göre, antioksidan aktivitesi ve karaciğer ve lipid profili üzerindeki etkileri, bu bitkinin başlıca sağlık geliştirici özellikleridir. Çalışmalara göre enginar, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan kişilerde karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir.Enginar, hipertansiyonu olanlar için harika bir diyet takviyesidir. Complementary Therapies in Medicine&#039;de yayınlanan bir çalışmaya göre, yüksek tansiyonu olan kişilerde 12 hafta boyunca enginar tüketmek kan basınçlarını önemli ölçüde düşürmüştür.Enginarlar düşük kalorilidir - 100 gramda sadece 44 kalori ve lif açısından zengindir. Nutrients dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, sebzede bulunan fitosteroller &quot;kötü&quot; kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Ayrıca protein, lif, fosfor, potasyum, steroller ve sinarin gibi besin maddelerinin deposudurlar.Enginarlar sindiriminiz için de harikadır. Kudüs enginarı adı verilen çeşitli enginarlar harika bir inülin kaynağıdır ve bağırsak sağlığınızı artırabilecek prebiyotikler sağlar.Enginarlar ayrıca kanser karşıtı, antimetabolik, obezite karşıtı, prebiyotik ve probiyotik, böbrek koruyucu ve antidiyabetik aktivitelere sahiptir. Enginar diyete nasıl eklenirEnginarlar Akdeniz mutfağının temel gıdalarından biridir ve çeşitli tariflerde kullanılabilir:

Buharda pişirin veya kaynatın ve enginarların doğal lezzetlerinin tadını çıkarmak için biraz eritilmiş tereyağı veya keskin bir sirke sosu ekleyin.
Ayrıca marine ettikten sonra salatalara, pizzalara ve makarnalara da ekleyebilirsiniz.
Enginarların hafif bir tadı vardır, ancak diliniz sinarin adı verilen bir bileşik nedeniyle tatlılığını algılayamayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ufhJq0MXRke6iPtiHpyoaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, fosfor, potasyum, varsa, onda:, Karaciğer, doktoru, olarak, biliniyor, yüksek, tansiyonu, düşürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Soğan yemek için en iyi zaman nedir? Meğer sabahları tüketince böyle bir etkisi varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sogan-yemek-icin-en-iyi-zaman-nedir-meger-sabahlari-tuketince-boeyle-bir-etkisi-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sogan-yemek-icin-en-iyi-zaman-nedir-meger-sabahlari-tuketince-boeyle-bir-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Soğan, doğru şekilde tüketildiğinde sayısız sağlık faydası sağlar. Sabah aç karnına çiğ soğan yemek, detoks özelliklerini artırabilir. Bunları öğünlere dahil etmek besin emilimini artırır. Akşamları soğan tüketmek kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur ve rahatlamayı destekler. Hem çiğ hem de pişmiş formlarının besin alımı için avantajları vardır. Peki, soğan yemek için en ideal zaman hangisidir?Soğan, mutfağımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Onu küp küp doğrarız, turşu yaparız, çiğ yeriz, pişmiş yeriz. Soğanı diyetimize dahil etmenin birçok yolu vardır.
Soğan, vücudumuz için faydalıdır. Kuersetin ve kükürt bileşikleri gibi vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla doludur ve bağışıklık ve sindirim dahil olmak üzere bir dizi sağlık faydası sağlar.Ancak, soğandan maksimum faydayı elde etmek için onu doğru zamanda yemek gerekir. Vücudumuzun besinleri doğru şekilde emmesi için soğanı doğru şekilde yemenin yolunu anlayalım.Sabah aç karnına çiğ soğan yemek, detoks özelliklerini en üst düzeye çıkarabilir. Soğanlar toksinleri atmaya, karaciğer fonksiyonlarını iyileştirmeye ve metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olur. Soğanlardaki kükürt bileşikleri, gün boyunca daha iyi sindirime ve besin emilimine yardımcı olan enzim üretimini uyarır.Sabah soğan tüketmenin bir yolu, taze salatalara veya smoothielere eklemektir. Alternatif olarak, bir çay kaşığı soğan suyu ile bir bardak ılık su, özellikle yavaş sindirime veya şişkinlik sorunları olan kişiler için faydalı olan hafif bir detoks içeceği olarak kullanılabilir.Öğle veya akşam yemeği gibi ana öğünlerinizle soğan tüketmek, besinlerinin optimum şekilde emilmesini sağlar. Soğanlar, bağırsaklarınızdaki iyi bakterileri besleyen ve yiyeceklerinizdeki diğer besin maddelerinin sindirimini artıran prebiyotikler içerir. Bu, soğanı lif açısından zengin ve protein açısından zengin öğünler için mükemmel bir eşlikçi yapar.Çiğ soğanı salatalara veya dal, sabzi veya raita gibi yemeklerin garnitürüne dahil etmek, Hint mutfağında popüler bir uygulamadır. Çiğ soğanlardaki doğal enzimler yok edilmeyecek ve yiyeceklerin daha iyi parçalanmasına katkıda bulunacaktır. Soğanlara bir miktar limon suyu eklemek besin emilimini artırır; limondaki C Vitamini, soğanlardaki demir ve diğer minerallerin biyoyararlanımı ile sinerjik bir etkiye sahiptir.Soğan soslu hafif bir akşam atıştırmalığı sağlığınız üzerinde iyi bir etkiye sahip olabilirAkşamları soğan yemek kan şekeri seviyelerini düzenlemeye ve rahatlamayı teşvik etmeye yardımcı olabilir. Krom içeriği insülin duyarlılığını iyileştirmeye yardımcı olur ve diyabet hastaları için faydalıdır. Soğanların, oksidatif stresi azaltan ve daha iyi uyku kalitesini destekleyen antioksidanları nedeniyle sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir.İnce kıyılmış soğan ve otlarla bir kase yoğurt gibi hafif bir akşam atıştırması, vücudunuzun besinleri emmesini sağlarken rahatlamanın harika bir yoludur. Ancak, bazı kişilerde mide ekşimesine veya rahatsızlığa neden olabileceğinden, gece geç saatlerde çiğ soğan yemekten kaçının.Çiğ soğanlar maksimum vitamin ve kükürt bileşiğini korurken, pişmiş soğanların sindirimi daha kolaydır ve daha yumuşak bir tada sahiptir. Pişirme sırasında kuersetin gibi bazı antioksidanları daha biyoyararlı hale getirirken, aşırı ısı aynı zamanda C vitamini gibi bazı hassas ısı benzeri besinleri de yok eder.Soğanları ıspanak, mercimek veya nohutla birleştirin, çünkü soğanlardaki kükürt bileşikleri bitki bazlı demirin emilimini artırır. Soğanları zeytinyağı, ghee veya hindistancevizi yağı ile pişirin ve A vitamini gibi yağda çözünen besinlerin biyoyararlılığını artırın.Çiğ soğanları lor veya turşu gibi probiyotiklerle eşleştirin, böylece bağırsak sağlığını destekleyin ve besin asimilasyonunu iyileştirin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zus5rgnaVkuBgpY-t3qvoA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Soğan, yemek, için, iyi, zaman, nedir, Meğer, sabahları, tüketince, böyle, bir, etkisi, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ateş düşürücü etkisi var: Vücuttaki enfeksiyonla savaşan bağışıklık güçlendirici</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ates-dusurucu-etkisi-var-vucuttaki-enfeksiyonla-savasan-bagisiklik-guclendirici</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ates-dusurucu-etkisi-var-vucuttaki-enfeksiyonla-savasan-bagisiklik-guclendirici</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminin gelmesiyle ve havaların soğuması viral enfeksiyonlarda artışa yol açtı. Besin açısından zengin, antiviral yiyecekler yemek bağışıklığı güçlendirebilir, bağırsak sağlığını destekleyebilir ve vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olabilir. Peki, kışın enfeksiyondan korunmak için ne yapılır?Soğuk havaların etkisiyle viral enfeksiyonlar çoğaldı. Ancak, viral ateş ve enfeksiyon riski, besin açısından zengin yiyecekler yiyerek azaltılabilir. Tipik olarak, antiviral yiyecekler vücuttaki bu yükü azaltır.Antiviral yiyeceklerin faydaları şunlardır:Güçlü bağışıklık: Bitkiler, kelimenin tam anlamıyla güç doludur. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve daha güçlü hale getirir, enfeksiyon ve hastalık kapma olasılığını azaltırBağırsak sağlığına destek: Probiyotik açısından zengin besinler iyi bağırsak sağlığı için harikadır ve enfeksiyonları uzak tutarElveda toksinler: Toksinler insan vücudundan atıldığında metabolizmayı hızlandırırlar. Otlar detoks için doğal bir yoldur ve bunları günlük olarak yemeğe eklemek daha sağlıklı bir yaşamın sırrıdır.Zaten hastalıkla uğraşıyorsanız, viral ateş sırasında yemeniz gereken bazı yiyecekler şunlardır:Mutfaklarda günlük olarak kullanılan bu malzemeler, herhangi bir viral enfeksiyonla mücadele etmek için mükemmel bağışıklık güçlendirici özelliklere sahiptir. Ispanak, A, C ve E vitaminleri ve ayrıca beyaz kan hücresi işlevini ve doku iyileşmesini destekleyen antioksidanlarla zenginleştirilmiştir. Amla, bağışıklığı artıran ve iltihabı azaltan yüksek C vitamini seviyelerine sahiptir.Zencefilin antiviral ve antiinflamatuar özellikleri, gingerolün varlığı nedeniyle kan dolaşımını artırmaya, solunum yolu enfeksiyonlarını azaltmaya ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olur. Sarımsakta bulunan bir kükürt bileşeni olan allisin, bağışıklık sisteminin daha güçlü olmasına yardımcı olur.Zerdeçal, anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu söylenen kurkumin adı verilen bir bileşik içerir. Bağışıklığı artırmaya yardımcı olan anti-mikrobiyal ve antioksidan özelliklere sahiptir.Portakal, limon ve greyfurt gibi meyveler, vücudun herhangi bir enfeksiyonla mücadele eden piyadeleri olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artıran C vitamini açısından zengindir. Ayrıca bitkinlik, stres ve yorgunluğun üstesinden gelmeye yardımcı olurlar.Yoğurt ve turşu yiyecekler, iyi bağırsak sağlığını destekleyen ve bağışıklık sistemi için harika olan canlı bakteri ve virüslere sahiptir.Sebzeler, meyveler, zeytinyağı, tam tahıllar, baklagiller veya fasulye, kuruyemişler ve tohumlar, balık ve deniz ürünleri, soğan, sarımsak ve diğer bitkilerden oluşan Akdeniz diyeti prebiyotik lif, vitamin ve mineraller açısından zengindir. Ve bu tür diyet besin emilimini artırır, iltihap gidericidir ve bağışıklık sistemini destekler.Antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip karvakrol ve timol kekikte bol miktarda bulunur. Bu, solunum yolu enfeksiyonlarına karşı mücadeleyi kolaylaştırır ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur.Bal, antibakteriyel ve antiviral özellikleriyle bilinir. Balda bulunan enzimler ve antioksidanlar boğaz ağrısı ve öksürüğü hafifletir ve ayrıca serbest radikallerle savaşır.Rezene, yüksek anetol içeriği nedeniyle antiviral, antibakteriyel ve iltihap giderici özelliklere sahiptir. Rezene, enfeksiyonlarla savaşmada kritik öneme sahip olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artırır ve ayrıca bağışıklık sistemini daha güçlü hale getirir, solunum ağrısını hafifletir ve tıkanıklığı azaltır.
Vücudun bağışıklığını artıran diğer yiyecekler arasında karanfil, mantar, karabiber, tarçın ve karambol tohumları bulunur.
Doktorlar, kilo alımına ve bağışıklığın zayıflamasına neden olan abur cubur, kızarmış yiyecekler ve kek, pasta ve diğerleri gibi gluten açısından zengin yiyecekleri yememe konusunda uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y98NFAy4EUucSt1eMAupYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ateş, düşürücü, etkisi, var:, Vücuttaki, enfeksiyonla, savaşan, bağışıklık, güçlendirici</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sigara dumanı dolmuş akciğeri temizliyor: Bu besinler nikotin düşmanı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sigara-dumani-dolmus-akcigeri-temizliyor-bu-besinler-nikotin-dusmani</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sigara-dumani-dolmus-akcigeri-temizliyor-bu-besinler-nikotin-dusmani</guid>
<description><![CDATA[ Sigara içmek vücuda en çok zarar veren kötü alışkanlıklardan biri. Sağlıklı bir vücut ve temiz akciğerler için sigarayı bırakmanız gerekir. Sigara pek çok kronik rahatsızlığı tetikleyebiliyor. En çok zararı da akciğere veriyor. Akciğeri temizlemek ve vücudu nikotinden arındırmak için doğada bulunan bazı besinlerden faydalanabilirsiniz. Bu besinler akciğer sağlığını desteklerken vücudunuzu yenilemenize de yardımcı olabilir.Sigara, dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan, fakat hala birçok kişi tarafından göz ardı edilen ciddi bir sağlık tehdididir.İnsan sağlığını hedef alan bu sessiz katil, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde geri dönülemez hasarlara yol açar.Sigara dumanı, 7 binden fazla kimyasal madde içerir ve bunların en az 70&#039;i doğrudan kansere neden olur. Nikotin, bağımlılık yapan bir madde olmasının yanı sıra kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiler.Karbon monoksit, oksijen taşıyan kan hücrelerini etkisiz hale getirirken, katran ise akciğerlerinizi adeta bir zehir deposuna çevirir.Sigara içmek, akciğer kanseri başta olmak üzere, kalp krizi, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), inme ve çeşitli solunum yolu hastalıklarının en önemli nedenlerinden biridir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, sigara kullanan her iki kişiden biri, sigarayla bağlantılı hastalıklar nedeniyle yaşamını kaybetmektedirPasif içicilik, sigara içmeyenlerin de bu zararlardan etkilenmesine neden olur. Özellikle çocuklar ve hamileler için pasif içicilik, ciddi sağlık riskleri taşır. Çocuklarda astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına yol açabilirken, hamilelerde düşük ve erken doğum riskini artırır.Sigaranın zararlarını bilmek, bağımlılıkla mücadelede ilk adımdır. Sigarayı bırakmak, hem bireysel sağlığı iyileştirir hem de sevdiklerinizin sağlığını korur.Akciğer sağlığınızı önemsiyorsanız ve akciğerlerinizi nikotinden arındırmak istiyorsanız doğada bulunan bazı besinlerden yararlanabilirsiniz.Akciğer sağlığını destekleyen ve iyi gelen besinlerin başında elma, muz, yaban mersini, kırmızı lahana, domates, pancar, zerdeçal, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve balkabağı gelir. Bunun yanı sıra lif açısından zengin gıdalar tüketmek de akciğer sağlığını besler, korur ve destekler.Akciğer detoksu için en önemli adım sigarayı bırakmak ve yaşam tarzını değiştirmektir. Ancak bunlara ek olarak doğal yöntemlerden yararlanılabilir. Doğal yöntemlerden yararlanmak akciğer kapasitesinin daha hızlı artırılmasını sağlarken, vücuttaki iltihabın sökülmesine de yardımcı olur.İşte akciğer detoksu için evde uygulanabilecek doğal yöntemler:Özellikle solunum yolları hastalıkları için etkili tedavi yöntemlerinden bir tanesi buhar terapisidir.
Evde buhar terapisi uygulanarak akciğerlerin temizliği sağlanabilir, solunum yolları açılabilir ve mukus incelir. Ayrıca bir kase sıcak su içerisine birkaç damla kadar okaliptüs yağı ilave edilerek solunması da akciğerlerin temizlenmesine yardımcı olur.Zencefilin iltihap önleyici özelliği bulunmaktadır. Bu nedenle akciğerlerdeki toksinlerin temizlenmesine destek olur ve solunum yollarını rahatlatır.Güçlü bir antioksidan v e iltihap önleyici olan zerdeçalı günlük beslenme rutinine eklemek akciğerleri korumak ve detoks yapmak için önemli bir besindir.Solunum yollarının yumuşamasını sağlayarak, mukus birikimini azaltan ebegümeci çayı akciğerlerin temizlenmesi için uygulanabilecek yöntemlerden bir tanesidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXjTnurbgUCUU4r0RxsHiw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sigara, dumanı, dolmuş, akciğeri, temizliyor:, besinler, nikotin, düşmanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzun boylular risk altında: Kanserin bu türü en çok onlarda görülüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzun-boylular-risk-altinda-kanserin-bu-turu-en-cok-onlarda-goeruluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzun-boylular-risk-altinda-kanserin-bu-turu-en-cok-onlarda-goeruluyor</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, boy uzunluğunun kanser riskini artırabileceğine işaret ediyor. Özellikle uzun boylu bireylerin, daha kısa boylu akranlarına göre bazı kanser türlerine yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu belirtiliyor. Peki, uzun boylular hangi kanser türüne daha yatkın?Uzun boylu insanlarda, bazı kanser türlerinin daha sık görüldüğü ortaya çıktı. Uzmanlar, bu durumun biyolojik ve genetik faktörlerle bağlantılı olabileceğini belirtiyor. İnsan vücudu büyüdükçe hücre sayısı da artıyor ve bu artış, DNA kopyalama sırasında oluşabilecek hataların daha fazla olmasına yol açabiliyor. Daha fazla hücre, daha fazla bölünme demek; bu da kanser oluşma riskini artırabiliyor.Dünya Kanser Araştırma Fonu ve Uluslararası Kanser Araştırma Fonu tarafından yapılan bir araştırmaya göre, uzun boylu insanlarda kanser riski daha yüksek.Fanpage&#039;in haberine göre yetişkinlikte boy uzunluğu ile artan kanser riski arasında güçlü bir ilişki bulunduğu bildirilen çalışmalara göre, pankreas, bağırsak, rahim ve yumurtalık kanserlerinin yanı sıra prostat, böbrek, cilt (melanom) ve meme kanserleri de uzun boylu bireylerde daha sık görülüyor.2019 yılında British Journal of Cancer dergisinde yayınlanan, Choi ve arkadaşlarının yaptığı bir Güney Kore çalışmasında, 23 milyon yetişkin boy uzunluğu ve kanser görülme oranı yönünden 2009-2012 yılları arasında araştırılmıştır. 155cm ile altı boyu olan insanlar ile 171cm ve üzeri boyda insanların en kısa ve uzun olduğu grup olmak üzere toplam 5 grup; yaş, cinsiyet, sigara içme, alkol kullanma, fiziksel aktivite düzeyi, yaşadığı yer, kan basıncı, kilo, kan şekeri düzeyi ve kan kolesterol düzeyleri dengeli olarak dağıtılarak oluşturulmuştur.5 yıllık takipte 750.000’den fazla kişide kanser teşhisi konulduğu belirlendi. Yapılan incelemede, her 5 cm’lik boy uzamasının, kanser görülme riskini %9 arttırdığı belirlendi. Bu çalışma sonucunda; uzun boylu olanlarda en çok tiroid, meme, lenf bezi, testis, böbrek tümörlerinde olmak üzere, beyin, ağız içi, tiroid, meme, akciğer, pankreas, karaciğer, mide, mesane, kalın barsak, prostat, yumurtalık, testis, rahim ağzı, rahim, cilt, lenf bezi, myelom isimli kemik iliği ve kan kanserinin daha fazla görüldüğü belirlenmiştir.Sadece yemek borusu kanserinin uzun boylular ile kısa boylular arasında görülme oranı yönünden bir fark göstermediği belirlenmiştir. Güney Kore’de, boy artışı ile kanser artışı ilişkisi kadınlarda erkeklerden daha güçlü bulunmuştur.İngiltere’de 1996–2001 yılları arasında, ortalama yaşı 56 yaşı olan, 1.297.124 kadın incelemeye alındı. Takipteki 5 yılda 97.376 kadında kanser oluştu. Boylara göre gruplar; 155 cm’den kısa olanlar, 155–159·9 cm arası, 160–164·9 cm arası, 165–169·9 cm arası, 170–174·9 cm arası ve 175 cm ve daha uzun olanlar şeklinde oluşturuldu.Çalışma grupları sosyo-ekonomik durum, vücut-kitle indeksi, egzersiz alışkanlıkları, alkol kullanımı, sigara içmesi, adet başlama yaşı, ilk çocuk doğurma yaşı, doğum kontrol hapı kullanıp kullanmama durumu gibi çeşitli özellikler açısından dengelendi. Kanser görülme oranının, 155cm den kısa olanlara göre her 10cm boy uzamasında %16 arttığı belirlendi. Değerlendirilen 17 kanser bölgesinden 15’inde boy artması ile kanser görülme oranı artıyordu. Malign melanom isimli cilt kanseri %32 ile en fazla artan kanser türü iken, rektum denilen kalın barsak son kısmı kanseri%14 ile en az artma gösteriyordu.Japonya’da yapılan bir çalışmada 40-69 yaş arasındaki 107,794 kişi değerlendirmeye alınmış, erkeklerde 4 grup (160cm’den kısa olanlar, 160-163cm arasında olanlar, 164-167cm arasında olanlar ve 168cm’den uzun olanlar) , kadınlar 4 gruba ((149cm’den kısa olanlar, 149-151cm arasında, 152-155cm, 156cm’den uzun olanlar) şeklinde ayrılıp, yaşam şekli, yaşadığı yer, sigara kullanımı, alkol kullanımı, spora ayırdıkları zaman, hipertansiyon olup olmadığı, şeker hastalığı varlığı, kilo, kadınlarda menopoza girip girmediği, adet görmeye başladığı yaş, hava kirliliğine maruz kalma gibi çeşitli faktörlere göre gruplara ayrılıp değerlendirildiğinde; erkeklerde 160cm’den kısa boylu olanlara göre 168cm’den uzun olanların %17 daha fazla kanserden öldükleri (Her 5 cm artışta risk %4 artmakta) belirlendi. Kadınlarda ise sadece yumurtalık kanserinde bir fark olduğu, diğer kanserlerde ise boy farklılığından kaynaklanan bir farklılığın olmadığı belirlendi.Birleşik Krallık Milyon Kadın Çalışması&#039;nda, 10 yıl boyunca yaklaşık 1,3 milyon kadının sağlığı incelenerek bu ilişki araştırıldı ve 17 kanserin 15&#039;inde boy uzamasıyla riskin arttığı saptandı. Özellikle, her 10 santimetre boy artışının kanser riskini yaklaşık %16 oranında artırdığı belirlendi. Benzer bir artış erkeklerde de gözlemlendi. Queensland Üniversitesi&#039;nden Profesör Susan Jordan ve araştırmacı Karen Tuesley, boy ile kanser riski arasındaki ilişkinin farklı etnik kökenler ve gelir düzeyleri gibi faktörlerden bağımsız olarak bulunduğunu belirterek, bu bağlantının olası nedenlerini incelediklerini açıkladı.Yetişkinlikte daha uzun boylu olan kişi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-clOAuutIkesrFvCqMzVaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, boylular, risk, altında:, Kanserin, türü, çok, onlarda, görülüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her 100.000 kişiden 1&amp;apos;inde görülüyor: Akalazya nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-100000-kisiden-1inde-goeruluyor-akalazya-nedir-belirtileri-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-100000-kisiden-1inde-goeruluyor-akalazya-nedir-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Yemek borusunu etkileyen bir yutma bozukluğu olan akalazya, her yıl yaklaşık 100.000 kişiden 1&#039;inde gelişir. Çoğu durumda, yemek borusundaki yutma kaslarını kontrol eden sinir hücrelerinin kaybından kaynaklanır. Sağlık hizmeti sağlayıcıları bu sinir hücrelerinin neden kaybolduğunu henüz bilmiyor.  Genellikle 25 ila 60 yaş arasındaki yetişkinlerde teşhis edilir, ancak çocuklarda da görülebilir.Akalazya, yemek borusunu (özofagus) etkileyen nadir bir sindirim sistemi hastalığıdır. Bu hastalıkta yemek borusunun alt kısmında yer alan kaslar ve alt özofagus sfinkteri (LES) düzgün çalışmaz. Normalde LES, yemek borusu ile mide arasında açılıp kapanarak yiyeceklerin mideye geçmesine izin verir. Ancak akalazya hastalarında bu kaslar gevşeyemez ve yiyecekler yemek borusunda birikir.Akalazyanız varsa, katı yiyecekleri yeme ve sıvı içme konusunda giderek artan bir sorun yaşarsınız. Akalazya önemli kilo kaybına ve yetersiz beslenmeye neden olabilir. Akalazya hastalığı olan kişilerde, özellikle de bu durum uzun süredir mevcutsa, yemek borusu kanseri geliştirme riski de biraz artar. Sağlık uzmanınız, kanser gelişirse erken teşhis etmek için yemek borunuzun düzenli olarak taranmasını önerebilir .Akalazya her yaşta ortaya çıkabilir. Ancak en sık 30 ila 60 yaş arasında görülür.Yemek borusu kaslarınızın neden normal şekilde kasılıp gevşemediği. Bir teoriye göre akalazya, bir virüs tarafından tetiklenen bir otoimmün bozukluk (vücudunuz kendine saldırır). Bağışıklık sisteminiz, yemek borunuzun duvarlarındaki kas katmanlarındaki ve LES&#039;deki sinirlere saldırır. Kas fonksiyonu kontrol eden sinir sisteminiz, şu anda anlaşılmayan değişiklik yavaş yavaş dejenerasyona uğrar. Bu, LES&#039;te aşırı kasılmalara neden olur. Akalazyanınız varsa, LES gevşemez ve yiyecekler - sıvılar yemek borunuzdan midenize geçemez. Nadir görülen bir akalazya türü kalıtsal olabilir.Akalazya genellikle yavaş gelişir ve aşağıdaki oluşumlara yol açabilir: 
Regürjitasyon: Yenilen yiyeceklerin veya sıvıların yemek borusundan geri gelmesi. Göğüs göğüs: Göğüste baskı veya ağrı hissi. Kilo kaybı: Besinlerin midedeki zayıflığı nedeniyle kilo kaybı. Geğirme ve hıçkırık.Disfaji (yutma gücülüğü) veya regürjitasyon belirtileriniz varsa: Sigarayı bırakın. Ekşimesine neden olan yiyecekleri ve içecekleri tüketmeyin. Yemek yerken bol sıvı tüketin. Yemeğinizi iyi çiğneyin. Daha sık ve daha küçük besinler yiyin.Gecelerinizi belirtileriniz varsa yatağınızın baş kısmını oluşturun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VDjHQMJEVUK0mDESBE4Qcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, 100.000, kişiden, 1inde, görülüyor:, Akalazya, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Öksürüğe babaanne ilacı: Yiyen 1 yıl boğaz ağrısı çekmiyor, bademcikleri şişmiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/oksuruge-babaanne-ilaci-yiyen-1-yil-bogaz-agrisi-cekmiyor-bademcikleri-sismiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/oksuruge-babaanne-ilaci-yiyen-1-yil-bogaz-agrisi-cekmiyor-bademcikleri-sismiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk havaların etkisiyle hastalıklara daha dirençsiz olabilirsiniz. Özellikle soğuk algınlığı nedeniyle grip ve öksürük gibi şikayetler de artar. Sivas&#039;ta perakende sebze halinde esnaflık yapan bir kişi babaannesinin karaturplu tarifini paylaştı. Bu doğal karışım inatçı öksürüğe ve boğaz ağrısına çare oluyor.Öksürük, boğaz ağrısı, balgam ve şişen bademcikler kış aylarında herkesin ortak dertleri arasında yer alıyor. Soğuk havaların etkisiyle artan hastalıklara karşı direnç olmak için doğal yöntemlerden faydalanabilirsiniz.Sivas&#039;ta perakende sebze halinde esnaflık yapan Ferhat Çobanoğlu, soğuk algınlığı ve öksürük için karaturpun içi oyularak konulan bal ile elde edilen sıvının en etkili antibiyotik olduğunu söyledi.Yurdu etkisi altına alan soğuk hava dalgasıyla birlikte gribal enfeksiyon, soğuk algınlığı ve öksürük şikayetleri de arttı. Sivas&#039;ta uzun süren öksürüklere karşı şifa olduğu düşünülen özel bir karışım uygulanıyor. Karaturp oyularakİçerisine konulan zencefil, zerdeçal ve bal karışımından elde edilen sıvı, geçmek bilmeyen öksürüğe şifa oluyor. Babaanne ilacı olarak tarif edilen bu karışım, kısa sürede hazırlanarak tüketilebiliyor.Filtre yönteminin yanı sıra rendelenerek de yapılabilen karışımın birçok rahatsızlığa iyi geldiği ifade ediliyor.“BU TARİF BABAANNEMİN TARİFİDİR&quot;Çarşıbaşı Mahallesi&#039;nde perakende sebze halinde esnaflık yapan Ferhat Çobanoğlu, öksürüğe iyi gelen bu formülü yıllar önce babaannesinden öğrendiğini belirterek, karışımın soğuk algınlığı, öksürük ve boğaz ağrısına iyi geldiğini söyledi.Karışımın hazırlanışını tarif eden Çobanoğlu, “Bizim her sene ilaç olarak yaptığımız karaturpu bu sene yine yaptık. Siroz, KOAH gibi hastalıklara karaturp çok faydalı gelir. Bu karışımı düzenli kullanmak gerekiyor.Turpumuzun içini güzelce oyduk. Bazıları suyu hemen aksın diye delik açıyor fakat bu şeklide acı bir tat oluşuyor. Eğer turpun altını delmezsek, suyunu çeke çeke kendi deliğini oluşturarak suyunu bardağın içine akıtıyor. Aktıktan sonra bu suyu içmek faydalıdır.Turpun içine bal, zencefil ve zerdeçal koyarak bu karışımı yaptık. Diğer bir faydalı karışım olarak ise turpumuzu tabağın içine rendeledik. İçine zencefil, zerdeçal ve balımızı koyarak karıştırdık. Bu karşımdan ortaya çıkan su, şifa niteliğindedir. Kışın bu karışımı yersen her derde deva olur. Bu karşımlar için en önemli nokta Sivas karaturpu olmasıdır. Sivas&#039;ın havasının soğuk olmasından dolayı turp gevrek olur.Bu tarif babaannemin tarifidir. Babaannem bu karışımın içine karabiber de eklerdi fakat boğaz yaktığı için ben karabiber eklemeyi tercih etmiyorum. Bu karışımı çocuklar da kullanabilir. Hiçbir yan etkisi bulunmuyor. Vatandaşlar bu karışımları kullandıktan sonra bir sene boyunca ne bademcikleri şişer ne de boğaz ağrısı çekerler” diye konuştu.
Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için bu doğal yöntemleri denemeden önce mutlaka bir doktara danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T4ornP0E7U-MMMxSmS1dbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Öksürüğe, babaanne, ilacı:, Yiyen, yıl, boğaz, ağrısı, çekmiyor, bademcikleri, şişmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pilav kazanına düşen Ferid’in yaşam savaşı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/pilav-kazanina-dusen-feridin-yasam-savasi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/pilav-kazanina-dusen-feridin-yasam-savasi</guid>
<description><![CDATA[ Azerbaycan’ın Nahçıvan şehrinde annesinin pilav pişirdiği kazana düşen 9 yaşındaki Ferid Seferova, Erzurum’da tedavi görüyor. Vücudunda ikinci ve üçüncü derece yanıklar oluşan çocuğun hayati tehlikesi bulunuyor.Nahçıvan’da annesinin pilav pişirdiği kazana düşen çocuk, Erzurum’da tedavi altına alındı.Talehe-Peyman Seferova çiftinin iki çocuğundan büyüğü olan Ferid Seferova, 30 Kasım’da annesinin bahçede pilav pişirdiği kazana düştü.
Nahçıvan’da hastaneye kaldırılan Seferova, ilk müdahalenin ardından Türkiye’ye getirildi.Iğdır Devlet Hastanesi’nde, derin yanıkların oluştuğu koluna müdahale edilen Seferova, ardından Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne sevk edildi.
Anne Talehe Seferova (36), yanından ayrılmadığı oğlunun durumunu anlatarak, “Evin bahçesinde yemek yapıyordum. Kalabalık aile olduğumuz için kazanda pilav pişiriyordum. O sırada yanıma gelen oğlum ayağının tahtaya takılması sonucu kazanın içine düştü.” dedi.
Doktorların oğluna iyi baktığını anlatan anne, çocuğunun yakın zamanda sağlığına ulaşmasını dilediğini söyledi.Talihsiz çocuğun sağlık durumuna ilişkin bilgi veren Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi&#039;nden Doktor Onur Ceylan, “Hasta, sıcak su kazanına düşmesi sonucu vücudunun yüzde 25&#039;inde 2&#039;nci ve 3&#039;üncü derecede yanıklar mevcut. Özellikle kol ve el bölgesinde derin yanıklar bulunmakta.” dedi.
Ceylan, çocuğun hayati tehlikesinin sürdüğünü söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8yPJbPWWDECdHCCLeX1rng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Pilav, kazanına, düşen, Ferid’in, yaşam, savaşı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahveyle ilgili bilinmeyen gerçek: Günde 2 fincan içince böyle bir etkisi var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kahveyle-ilgili-bilinmeyen-gercek-gunde-2-fincan-icince-boeyle-bir-etkisi-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kahveyle-ilgili-bilinmeyen-gercek-gunde-2-fincan-icince-boeyle-bir-etkisi-var</guid>
<description><![CDATA[ Kahve dünya genelinde en sık tüketilen içeceklerden biri. Kahve tüketiminin sağlığa pek çok faydası bulunuyor. Düzenli ve kararında kahve tüketimi parkinson, bazı kanserler ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalık risklerini azaltıyor. Kahveyle ilgili yapılan son araştırmalarda bilinmeyen bir gerçek daha ortaya çıktı.Kahve, dünya genelinde milyonlarca insanın güne başlama ritüelinin vazgeçilmez bir parçası. Ancak bu lezzetli içeceğin yalnızca uyanıklığı artırmakla kalmadığı, aynı zamanda sağlık açısından da pek çok faydası olduğu biliniyorYeni araştırma, günde 2-3 fincan kahve tüketiminin yaşam süresini uzattığını ve yaşa bağlı hastalıklara karşı koruma sağladığını gösterdi. Araştırmalara göre, kahve içmek tüm nedenlere bağlı ölümleri yüzde 17 oranında azaltıyor, ortalama 1,8 yıl daha fazla yaşam süresi sağlıyor.Yeni bir araştırma, günlük bir fincan kahvenin vücudu yaşa bağlı hastalıklardan koruyabileceğini ve yaşam süresini uzatabileceğini gösterdi.Araştırmaya göre, günde 2-3 fincan kahve tüketimi tüm nedenlere bağlı ölümlerde yüzde 17 oranında bir azalma sağlıyor. Bu, ortalama fazladan 1,8 yıllık bir ömre karşılık geliyor.Son yapılan çalışma, kahvenin hayata yıllar eklemenin ötesinde, bilişsel işlevleri koruduğu ve yaşa bağlı hastalıklara karşı koruduğunu gösterdi.Yeni araştırmanın yazarları Catia R. Lopes ve Rodrigo A. Cunha, “Kahve tüketimi, zararlı bir alışkanlıktan insan sağlığını gerçekten koruyan güvenli bir yaşam tarzına evrilerek derin bir değişime uğradı” açıklamasında bulundu.Büyük ölçekli epidemiyolojik çalışmalar, orta düzeyde kahve tüketimi ile Parkinson, bazı kanserler ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalık risklerinin azalması arasındaki korelasyonları ortaya çıkardı. Araştırmacılar, son verilerin kahve tüketiminin sağlık açısından çeşitli faydalara sahip olduğuna dair güçlü kanıtlar sağladığını söylüyor.Kahve, antioksidanlar açısından zengin bir içecektir. Bu bileşikler, hücre hasarını önleyerek yaşlanma belirtilerini geciktirir ve bağışıklık sistemini destekler.Kafein, kan dolaşımını hızlandırarak kaslara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Bu nedenle sporcular arasında kahve tüketimi yaygındır. Kahve, içerdiği kafein sayesinde merkezi sinir sistemini uyararak enerji seviyesini yükseltir. Bu da daha zinde hissetmeyi ve odaklanmayı kolaylaştırır.Araştırmalar, kahvenin kısa ve uzun vadeli hafızayı güçlendirebileceğini ve Alzheimer gibi hastalıkların riskini azaltabileceğini gösteriyor.Her ne kadar kahvenin faydaları saymakla bitmese de, aşırı tüketim uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve asit reflü gibi sorunlara yol açabilir.
Uzmanlar, günlük 2-4 fincan arası tüketimin ideal olduğunu belirtiyor. Kahve hem keyifli bir içecek hem de doğru miktarlarda tüketildiğinde sağlığınıza destek olabilecek güçlü bir yardımcıdır. Ancak her şeyde olduğu gibi kahve tüketiminde de dengeyi korumak önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-PzLTu6jW0eObANxwpmJXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kahveyle, ilgili, bilinmeyen, gerçek:, Günde, fincan, içince, böyle, bir, etkisi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Faydası kadar zararı da var: Kışın her evde var ama yüksek tansiyon ve şeker nedeni</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/faydasi-kadar-zarari-da-var-kisin-her-evde-var-ama-yuksek-tansiyon-ve-seker-nedeni</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/faydasi-kadar-zarari-da-var-kisin-her-evde-var-ama-yuksek-tansiyon-ve-seker-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde tezgahlarda yerini alan kestane, soğuk havalarda en sık tüketilen besinlerden biri. Lif, mineral, sağlıklı yağlar, vitaminler ve antioksidanlar bakımından zengin olan kestane, güçlü bir C vitamini kaynağıdır. Soğuk kış günlerinin vazgeçilmezi olan kestane; kızarmış, haşlanmış ya da tatlı olarak da tüketilebilir. Peki, kestane yiyince vücudunuzda ne olur?Soğuk havalar geldiğinde vazgeçilmez besinlerden biri olan ve kışın sık sık tüketilen kestane bağışıklık sistemini güçlendirme, kronik hastalıkları ve inflamasyonu önleme, sindirimi iyileştirme, yararlı bağırsak bakterilerini besleme, kolesterol ve kan basıncını düşürmeye yardım ederek kalp sağlığını destekleme gibi faydalara sahiptir.Kestane ceviz, badem ve fındığın aksine daha az yağ, yüksek oranda nişasta ve C vitamini içerir. Hafif tatlı bir tada sahiptir ve nişasta oranı yüksek olduğu için un olarak da kullanılabilir. Kestane yüksek besin değeriyle vücuda enerji de verir.Kestane C vitamini, E ve B vitaminleri (B1, B2, B3, B6 ve B9) yanı sıra, potasyum, fosfor, magnezyum,sodyum, kükürt ve çinko ve kalsiyum mineraller sayesinde sağlığa faydası çoktur. Sindirim sisteminin düzgün çalışması için gerekli olan iyi lif kaynağıdır.Kışın düzenli olarak kestane yemek vücudunuza bazı yararla sağlayabilir.Kestane, içerdiği kompleks karbonhidratlarla vücuda uzun süreli enerji sağlar. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar ve spor yapanlar için doğal bir yakıt kaynağıdır.SİNDİRİMİ DESTEKLERYüksek lif oranı sayesinde bağırsak hareketlerini düzenler ve sindirimi kolaylaştırır. Aynı zamanda mide sağlığını korumaya yardımcı olur.İçerdiği potasyum ve sağlıklı yağlar sayesinde kan basıncını dengeler, kötü kolesterol seviyesini düşürür. Düzenli tüketildiğinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltabilir.Kestanedeki fosfor ve B vitaminleri sinir sistemi için faydalıdır. B vitamini sinirleri güçlendirir ve beyindeki mutluluk hormonu serotonin üretimini destekler. Sinir sistemi, vücudun birçok bölgesini kontrol etmekten sorumlu olduğu için çok önemlidir. Kestane, vücudunuza bol miktarda antioksidan sağlayarak sinir sistemi için faydalıdır ve bu da zihinsel sağlığın gelişmesine katkıda bulunur.Kestanenin sayısız faydası bulunur. Ancak aşırı kestane tüketimi sağlık için zararlı olabilir. Peki kestanenin zararları nelerdir?Yüksek karbonhidrat içeriği nedeniyle, şeker hastalığı, kolit veya obezite hastalarına kestanenin kontrollü tüketilmesi önerilmektedir. Kestane çiğ tüketildiğinde sindirim sorunlarına neden olabilecek bazı aktif maddeler içermektedir.
Hazımsızlık veya gastrit gibi bağırsak sorunlarına neden olabilir. Kestanenin pişirilerek yenmesi gerekmektedir. Özellikle şeker hastaları için nişasta ve şeker, dikkat edilmesi gereken gıda bileşenleridir. Kestanenin zararları şöyle sıralanabilir:Çiğ tüketilirsen sindirim sorunlarına neden olurGastrit ya da hazımsızlık problemleri yaratabilirAşır tüketimde ishal, yüksek tansiyon ve şeker yükselmelerine sebep olurKESTANE TOK TUTAR MI?Yüksek lif içeriği sayesinde kestane, tok tutma özelliğine sahiptir. Ayrıca lifler besinlerin emilimini yavaşlatır, şeker ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. 3 adet orta boy pişmiş kestane, 1 ince dilim ekmek değişimi olarak tüketilebilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1kcDwNBp7ECNR7LOjwt5jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Faydası, kadar, zararı, var:, Kışın, her, evde, var, ama, yüksek, tansiyon, şeker, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Safranlı suyun içinde chia tohumu bekletince ne olur? Sabahları içince etkisi inanılmaz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/safranli-suyun-icinde-chia-tohumu-bekletince-ne-olur-sabahlari-icince-etkisi-inanilmaz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/safranli-suyun-icinde-chia-tohumu-bekletince-ne-olur-sabahlari-icince-etkisi-inanilmaz</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze safranlı suda chia tohumlarıyla başlamak sadece bir sağlıklı yaşam biçimi için bir tercih olmakla kalmaz yaşam tarzının yükselmesine de yardımcı olur. Enerjinizi artırmaktan cildinizi iyileştirmeye ve hatta ruh halinizi yükseltmeye kadar pek çok yarar sağlar. Safranlı suyun içinde chia tohumu bekletince ne olur?Sabahları sahip olduğunuz alışkanlıklar günün geri kalanını da belirler, o halde neden sağlıklı bir şeyle başlamıyorsunuz? Safranlı suda bekletilmiş chia tohumları vücudunuz için harikalar yaratabilecek bir içecek.Chia tohumları zaten besinler ve liflerle dolu bir süper gıda olarak çok iyi biliniyorken, altın baharat safran antioksidanlarla ve ruh halini iyileştirici özelliklerle doludur. Bunları birleştirin ve egzotik ve sağlık artırıcı bir sabah içeceğiniz oluşturabilirsiniz.
İşte chia tohumlarını safranlı suda bekletmenin bazı faydalarıChia tohumları çözünür liftir. Islatıldıklarında, sindirimi rahatlatır ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik eder. Safranın karışıma eklenmesi bu faydayı artırır, çünkü safran bağırsaktaki iltihabı azaltma yeteneğiyle bilinir. 2019 tarihli bir çalışma, safranın sindirim sağlığını iyileştirmedeki rolünü vurgulayarak, bu içeceği sindirim sisteminizi uyandırmanın nazik ve etkili bir yolu haline getirir.Sabahları halsiz mi hissediyorsunuz? Bu sağlıklı içecek vücudunuza enerji yükleyebilir. Islatılmış chia tohumları, vücut için bir su deposu oluşturarak ağırlıklarının 12 katına kadar su emebilir.Kan dolaşımını ve oksijen iletimini artıran safranla birleştiğinde, bu içecek kafeinsiz doğal bir enerji artışı sağlar. 2023&#039;te yapılan bir çalışma, safranın yorgunluğu azaltabileceğini ve uyanıklığı artırabileceğini, gününüze kolaylıkla başlamanıza yardımcı olabileceğini göstermektedir.Eğer parlak bir cilt istek listenizdeyse, bu içecek sizin yanınızda. Chia tohumları, serbest radikallerle savaşan ve cilt iltihabını azaltan omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengindir. İyi bilinen bir güzellik bileşeni olan safran, cilt tonunu ve dokusunu iyileştirerek bu etkiyi büyük ölçüde değiştirir. 2021&#039;de yayınlanan bir araştırma, safranın aktif bileşiği olan krosinin pigmentasyonu azaltmaya ve cilt elastikiyetini artırmaya yardımcı olduğunu buldu. Bu altın rengi içeceğin bir bardağı, parlak bir cilde sahip olmanızın sırrı olabilir.Fazla kilolardan kurtulmaya mu çalışıyorsunuz? Chia tohumları suda genişleyerek daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Bu, gereksiz atıştırmayı önleyebilir ve porsiyon kontrolüne yardımcı olabilir. Öte yandan safranın, istekleri ve duygusal yemeyi azalttığı gösterilmiştir. Birlikte, iştahınızı kontrol altında tutmak ve kilo hedeflerinizi yolda tutmak için güçlü bir ikili olarak çalışırlar.Safran uzun zamandır doğal bir antidepresan olarak kullanılmaktadır ve modern çalışmalar, ruh halini iyileştirme ve kaygıyı azaltma yeteneğini desteklemektedir. Chia tohumlarıyla birleştirildiğinde -magnezyum açısından zengin, daha iyi zihinsel sağlıkla bağlantılı bir mineral  bu içecek zihniniz için bir sabah canlandırıcı olur.&quot;Journal of Affective Disorders&quot; dergisinde yayınlanan bir çalışma, safranın stresi azaltma ve genel zihinsel berraklığı artırma üzerindeki olumlu etkilerini doğruladı ve onu yoğun sabahlarınız için mükemmel bir katkı haline getirdi.Bu içeceği yapmak olabildiğince kolaydır. Bir yemek kaşığı chia tohumunu bir bardak suda bir gece bekletin. Sabah bir tutam safran ekleyin ve iyice karıştırın.Safranın rengini ve aromasını salması için 5 dakika bekletin. Yavaşça yudumlayın ve faydalarının tadını çıkarınBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IEVaQZflwEuJsxyBYPBy7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Safranlı, suyun, içinde, chia, tohumu, bekletince, olur, Sabahları, içince, etkisi, inanılmaz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ağızda bakteri üretiyor: Diş sağlığı için en iyi ve en kötü besinler listesi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/agizda-bakteri-uretiyor-dis-sagligi-icin-en-iyi-ve-en-koetu-besinler-listesi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/agizda-bakteri-uretiyor-dis-sagligi-icin-en-iyi-ve-en-koetu-besinler-listesi</guid>
<description><![CDATA[ İyi diş sağlığını korumak sadece rutin fırçalama ve diş ipi kullanmaktan fazlasını gerektirir. Diyet de diş sağlığında önemli bir rol oynar. Şeker, asit ve karbonhidrat oranı yüksek yiyecekler, tatlılar, gazlı içecekler ve kuru meyveler dişlere zarar verebilir. Tersine, süt, yeşil çay ve su gibi besin açısından zengin seçenekler, mineyi güçlendirerek ve faydalı tükürük üretimini teşvik ederek diş sağlığını destekler. Peki, diş sağlığı için en iyi ve en kötü yiyecekler nelerdir?Diyetiniz diş sağlığınızı büyük ölçüde etkileyebilir. Günde iki kez diş fırçalamak ve günde bir kez diş ipi kullanmak gibi iyi bir ağız hijyeni rutini sürdürmenin avantajlarını inkar etmek mümkün olmasa da, çeşitli besin açısından zengin yiyecekler eklemezseniz dişleriniz ve diş etleriniz mükemmel sağlıkta kalmayabilir. Ancak, tüm sağlıklı yiyecekler dişleriniz için iyi değildir.
Narenciye meyveleri ve kuru meyveler sağlıklı kategoriye girer ancak dişleriniz için sorun yaratabilirler.TATLILAR VE ŞEKERLEMELERTatlılar ve şekerlemeler genellikle diş sağlığı söz konusu olduğunda başlıca suçlular olarak kabul edilir. Yüksek şeker içerikleri nedeniyle dişlerinize kolayca yapışabilir ve zararlı ağız bakterileri için üreme alanı sağlayabilirler. Zamanla bu, bakteriyel enfeksiyonlara, çürüklere ve hatta diş çürümesine yol açabilir.Sadece bizi obez yapmaya ve bir dizi kronik hastalığa karşı hassas hale getirmeye katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda genellikle düşüncesizce yediğimiz patates cipsi, çürük oluşturan bakterilerle beslenen yüksek karbonhidrat içerir. Ek olarak, dişler arasındaki boşluklara sıkışabilir ve bu da çürümeye ve diğer diş sorunlarına neden olabilir.Gazoz içmek, bu içeceklerdeki yüksek miktardaki şekerin ağzınızdaki bakterilerle etkileşime girerek asit oluşturması nedeniyle diş çürümesine önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Bu asit dişlerinize zarar verebilir ve çürümeye neden olabilir. Gazlı şekerli içecekler, daha asidik oldukları için gazsız şekerli içeceklerden daha fazla dişlere zarar verebilir. Gazlı içecekleri tek başına tüketmektense yiyeceklerle eşleştirmek diş sağlığı açısından daha iyidir.Alkol içmek ayrıca çürüklere yol açabilir, ağzınızı kurutabilir ve dişleri çürükten korumak için gerekli olan tükürük üretimini azaltabilir. Ek olarak, şekerli alkollü içecekler plak oluşumuna ve çürüklere katkıda bulunabilir.Suyun dişleriniz için güvenli olması, buz çiğnemeniz gerektiği anlamına gelmez. Buz çiğnemek dişlerinizi çatlatabilir veya kırabilir, bu da olası hasara ve hassasiyete yol açabilir. Ayrıca zamanla diş minesini aşındırır.Besleyici ve birçok besin maddesinin bir güç merkezi olan kuru üzüm, hurma, kuru erik, incir, kayısı ve şeftali gibi kuru meyveler yapışkan ve şeker açısından zengindir, bu da dişlere yapışmalarını kolaylaştırır ve düzgün bir şekilde temizlenmezse çürük oluşumunu teşvik eder.Narenciye meyveleri, dişleriniz için önemli bir besin maddesi olan C Vitamini ile doludur, ancak aynı zamanda oldukça asidiktir, bu da mineyi aşındırabilir, diş hassasiyetine ve çürük riskinin artmasına neden olabilir.Turşudaki asit diş minesini aşındırarak dişlerin çürümeye ve hassasiyete karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir. Tuz içeriği de ağız kuruluğuna neden olabilir.Kurabiyelere olan sevginiz dişleriniz için kötü bir haber olabilir. Kurabiyeler şeker açısından zengindir ve dişlerinize yapışarak zararlı bakterileri besleyebilecek kalıntılar bırakabilir, çürük ve plak oluşumuna neden olabilir.ÇAY VE KAHVEHem çay hem de kahve zamanla dişleri lekeleyerek renklerini bozabilir. Ayrıca tükürük üretimini azaltarak çürüklere ve diş eti hastalıklarına karşı koruma sağlayabilir.SÜTKalsiyum daha güçlü dişler oluşturmaya ve kemik dokularındaki hasarı onarmaya yardımcı olabilirken, fosfor diş minesinin korunmasına yardımcı olur. Süt ayrıca nişastaları sindiren tükürüğü uyarır. Süt ürünlerindeki kazein proteinleri dişlerin üzerinde bir kaplama oluşturarak onları çürümeye karşı korur.Yeşil çay, diş çürümesine karşı koruma sağlayan ve ayrıca diş eti iltihabını azaltmaya yardımcı olan florür içerir. Open Access Macedonian Journal of Medical Sciences dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, siyah çay 1 mg/ml konsantrasyonlarda plak üzerindeki bakteri tutunmasını azaltırken, yeşil çay 1,5 mg/ml konsantrasyonlarda.Meyveler dişleri doğal olarak temizlemeye yardımcı olabilir ve ayrıca bazı kötü ağız bakterilerini öldürmeye yardımcı olabilir. Ayrıca dişleri hasardan ve çürükten koruyabilen zengin besin ve antioksidanlara sahiptirler.Florürlü su içmek çürükleri önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, su dişleri temizleyebilir ve kalan yiyecekleri ve kalıntıları temizleyebilir. Su içmek, ağzınızın diş çürümesine karşı ilk savunması olan tükürük oluşumuna yardımcı olur. Yeterli su içmek ayrıca ağız kuruluğunu önlemeye yardımcı olabilir.Ispanak, dişleri sağlıklı tutabilen kalsiyum, A vitamini, folik asit ve C vitamini deposudur.Amerikan Diş Sağlığı Derneği&#039;ne göre, şekersiz sakız çiğnemek tükürük üretimini artırabilir, bu da yiyece ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eNCNcpHs7E22f9sINxHHqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Ağızda, bakteri, üretiyor:, Diş, sağlığı, için, iyi, kötü, besinler, listesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyindeki sinsi Covid tehlikesi: Vücudun dört bir yanına yayılıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beyindeki-sinsi-covid-tehlikesi-vucudun-doert-bir-yanina-yayiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beyindeki-sinsi-covid-tehlikesi-vucudun-doert-bir-yanina-yayiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Türk bilim insanı Dr. Ali Ertürk ve ekibi daha önce insan organlarını şeffaf hale getirerek 3 boyutlu olarak görüntülemişti. Ertürk ve ekibi bu kez, Coronavirüsün vücuda girmek için kullandığı spike proteininin hastaların beyin ve kafatası arasında biriktiğini, bununla da kalmayıp vücudun dört bir yanına yayıldığını tespit etti. Ertürk, Covid&#039;in tüm vücutta tahribat yarattığı uyarısında bulundu.Almanya Helmholtz Munich Akıllı Biyoteknolojiler Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Ali Ertürk, dünya çapında ses getiren yeni bir araştırmaya daha imza attı. Ertürk ve ekibi, Covid 19&#039;dan hayatını kaybeden 50&#039;den fazla insanın beyin dokusunun yanı sıra yüzlerce Covid hastasından alınan örnekleri inceledi.Beyin hücrelerini kafatasına bağlayan küçük kapılar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertürk, spike proteininin de bu bölgelerde biriktiğini belirtiyor.Kendi geliştirdiği yöntemle bir deney faresinin tüm vücudunu şeffaflaştıran Prof. Dr. Ertürk, Covid&#039;in vücuttaki yayılımını da görsel olarak ortaya koymayı başardı.Yaptıkları araştırmalarla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Ertürk, &quot;İlk çıkan Corona virüsün tipinin adece akciğerlerde kaldığını ama delta ve omicron&#039;dan sonra tüm vücuda yayıldığını gösterdik.&quot; değerlendirmesinde bulundu.Vücudun farklı bölgelerinde biriken bu proteinlerin başta kalp hastalıkları olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara sebep olduğu uyarısı yapan Ertürk, aşıların ise protein birikimine karşı koruduğunu vurguladı. Ertürk, &quot;Aşılarda da spike proteini var ama çok az miktarda. Virüs aşılardakinin milyarlarca katı spike proteini oluşturuyor. Karşılaştırılabilecek bir şey değil. Spike proteininin yüzde 50&#039;si aşılarla düşebiliyor.&quot; dedi.Türk bilim insanı vücutta biriken Covid proteinlerini temizlemek için yöntem geliştirmeye çalıştıklarını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fGn1ZM7rzUmfqmZxJ0Fh1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beyindeki, sinsi, Covid, tehlikesi:, Vücudun, dört, bir, yanına, yayılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman diyetisyen uyardı: Tekrar ısıttığınızda 10 saat içinde öldürebilir</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-diyetisyen-uyardi-tekrar-isittiginizda-10-saat-icinde-oeldurebilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-diyetisyen-uyardi-tekrar-isittiginizda-10-saat-icinde-oeldurebilir</guid>
<description><![CDATA[ Günlük yaşamda, artan yemekleri israf etmemek ya da hızlı ve pratik olmasına adına saklayıp tekrar ısıtmak sıkça tercih edilen bir yöntem. Ancak bazı yiyecekler, tekrar ısıtıldığında hem lezzetini hem de besin değerini kaybederek sağlığımızı tehdit edebilecek zararlı bileşikler oluşturabilir. Hatta tekrar ısıtılıp tüketilen bu besinler ciddi sağlık sorunlarına da yol açabiliyor. Uzman bir diyetisyen asla ısıtılmaması gereken besinleri açıkladı.Tükettiğiniz besinler kadar bu besinlerin saklama koşullarıda sağlığınız için hayatı önem taşıyor. Bir gün öncesinden kalan yemeği ısıtma alışkanlığı son derece pratik gelse de bazı besinler için bu ciddi anlamda risk oluşturabiliyor.Uzman diyetisyen Harini Bala tekrar ısıtıldığında sağlığı olumsuz etkileyen besinleri açıkladı. Bu besinleri ısıtmamak gerektiğinin iki önemli nedeni bulunuyor.Öncelikle, tekrar ısıtıldıklarında içeriklerin kimyasal bileşenleri değişebiliyor ve böbrek hasarı gibi sorunlara yol açan toksik maddelerin salınımına neden olabiliyor.Diyetisten Bala, ıspanağın çiğ olarak yenildiğinde zararsız olan oksalik asit adı verilen bir madde içerdiğini söyledi. Ancak, tekrar ısıtıldığında, oksalik asit &#039;kristalleşir&#039; ve &#039;toksik&#039; hale gelir. Yüksek dozlarda, madde böbrek taşı riskini artırabilir.Bala, &quot;Ayrıca nitrat da içeriyor ve tekrar ısıtıldığında nitritlere dönüşüyor ve bunlar da zehirlidir&quot; diye ekledi. Nitritler, bağırsaktaki kimyasallarla birleşerek bağırsak tümörü oluşma riskini artıran bileşikler oluşturduğu düşünülen maddelerdir.Diğer araştırmalar, ıspanak yapraklarının, gıda kaynaklı hastalıklara neden olan listeria adlı bir bakterinin istilasına uğrayabileceğini ortaya koydu.Uzmanlar, ıspanak uygun şekilde ısıtılmamışsa bakterilerin hala üzerinde yaşayabileceğini söylüyor. Bu durum ateş, grip benzeri semptomlar, baş ağrısı, ense sertliği, kafa karışıklığı ve hatta nöbetlere neden olabilir. Bala, tekrar ısıtılmaması gereken bir diğer içeceğin ise çay olduğunu söyledi.&quot;Sadece içeceği daha acı hale getirmekle kalmaz. Çünkü tekrar ısıtma, ekşimsi tada sahip tanen miktarını artırıyor. Ayrıca &#039;içecekte her türlü uykuda olan bakteri aktif hale gelebilir&#039;&quot; dedi.Son olarak, Bala&#039;ya göre ısıtılması en riskli yiyecek pirinçtir. Pişmiş pirinç soğutulduğunda, toprakta ve sebzelerde bulunan spor oluşturan bir bakteri olan Bacillus cereus içerebilir. Ancak sporlar ısıya dayanıklıdır; bu nedenle onları ısıttığınızda bile risk ortadan kalkmaz.Bacillus cereus bakterisinin neden olduğu hastalık belirtileri arasında kusma, ishal ve karın krampları yer alır. Bala, virüsü kapma riskini sınırlamak için uyulması gereken bazı kurallar olduğunu söyledi. &quot;Pişirdikten sonra iki saat içinde hava almayan bir kapta buzdolabında saklarsanız tekrar ısıtabilirsiniz.&quot;&quot;Ancak eğer pirincinizi sabah pişiriyorsanız (dışarıda bırakıyorsanız) ve ertesi gün yemek üzere gece buzdolabında saklıyorsanız, Bacillus cereus oluşma olasılığı çok yüksektir.&quot;Geçtiğimiz yıl, 20 yaşında bir gencin makarnayı da etkileyen &#039;kızarmış pilav sendromu&#039; nedeniyle öldüğüne dair bir haber internette yeniden gündeme geldi.Kimliği belirlenemeyen Belçikalı adam, beş gün boyunca mutfağında unuttuğu ısıtılmış spagettiyi yedikten sonra hayatını kaybetti.Makarnayı yedikten kısa bir süre sonra mide bulantısı, karın ağrısı, baş ağrısı, ishal ve kusma gibi bir dizi semptom yaşamaya başladığı bildirildi ve 10 saat içinde hayatını kaybetti.Yapılan otopside adamın orta düzeyde sentrilobüler karaciğer nekrozu geçirdiği ve bunun da organlarının iflas etmesine yol açtığı tespit edildi. Klinik Mikrobiyoloji Dergisi&#039;nde vakayı ayrıntılarıyla anlatan doktorlar, hastalığın büyük ihtimalle Bacillus cereus&#039;tan kaynaklandığını söyledi.TAVUK VE YUMURTAProtein yönünden zengin olan tavuk ve yumurta, tekrar ısıtıldığında protein yapıları değişebilir ve sindirim problemlerine yol açabilir. Özellikle oda sıcaklığında uzun süre bekletilen tavuk ürünleri, bakteri üremesi nedeniyle ciddi gıda zehirlenmelerine neden olabilir.Patates, tekrar ısıtıldığında hem tadını kaybeder hem de içindeki besin değerleri düşer. Ayrıca, doğru şekilde saklanmadığında zararlı bakterilerin üremesine uygun bir ortam oluşturabilir.Mantarlar, yüksek protein içeriği nedeniyle tekrar ısıtıldığında protein yapıları bozulur ve mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Pişirdikten hemen sonra tüketilmesi veya soğuk şekilde değerlendirilmesi önerilir.Yemekleri oda sıcaklığında iki saatten fazla bekletmeyin.
Artan yemekleri buzdolabında saklayın ve mümkünse bir defadan fazla ısıtmayın.
Yemekleri ısıtırken iç sıcaklığının 70°C&#039;ye ulaşmasını sağlayın.

Gıda güvenliği konusunda bilinçli olmak hem sağlığınızı korumanıza hem de israfı önlemenize yardımcı olur. Unutmayın, doğru saklama ve tüketim alışkanlıkları sayesinde riskleri en aza indirebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JkTmSNsgakGnGxm1i3CjBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, diyetisyen, uyardı:, Tekrar, ısıttığınızda, saat, içinde, öldürebilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyadaki tek vaka! 15 yaşındaki Sena&amp;apos;nın eklemleri yerinden çıkıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyadaki-tek-vaka-15-yasindaki-senanin-eklemleri-yerinden-cikiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyadaki-tek-vaka-15-yasindaki-senanin-eklemleri-yerinden-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ Samsun&#039;da yaşayan 15 yaşındaki Asel Sena Tengiz, dünyada nadir görülen hastalığın sadece kendisinde görülen farklı durumları nedeniyle &quot;tıpta bir ilk&quot; oldu. Sena&#039;nın köprücük kemiği ile kürek kemiğini birleştiren eklemde kendiliğinden çıkık meydana geldi.Atakum ilçesinde ikamet eden lise öğrencisi 15 yaşındaki Asel Sena Tengiz, tıpta nadir görülen bir hastalığa yakalandı. &quot;&#039;Spontan bilateral sternoklavikular eklem dislokasyonu&quot; yaşayan Asel&#039;in 1 yıl önce hiçbir neden yokken köprücük kemiğinin göğüs kemiğine bağlandığı eklemde ve köprücük kemiği ile kürek kemiğini birleştiren ekleminde çıkık meydana geldi. Hastalığından dolayı hastane hastane dolaşan Asel Sena Tengiz, bir çare bulamadı. Sosyal hayatında sürekli eklemlerinin çıkmasından dolayı yaşam kalitesi düşen Asel, akabinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi&#039;ne giderek fizik tedaviye başladı.Asel Sena Tengiz&#039;in tedavisiyle ilgilenen OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Havza Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. İlker İlhanlı, köprücük kemiği ile kürek kemiğini birbirine birleştiren eklemde kendiliğinden çıkık meydana gelen hastanın dünyada tek vaka olduğunu açıkladı. Prof. Dr. İlhanlı, &quot;Hastamız çok nadir görülen bir vakadır. &#039;Köprücük kemiğinin göğüs kemiğine bağlandığı eklemin iki taraflı olarak kendiliğinden çıkığı&#039; durumu söz konusudur. Bu 1979 yılından bugüne kadar 60 vaka aslında ‘tek taraflı veya iki taraflı’ olanları içeriyor. Kızımızın farkı şu; iki taraflı olarak çıkığının olmasıdır. O tarihten bu yana rapor edilen vaka sayısı ise sadece 10’dur. Ekstradan bir durumumuz daha var. O da özellikli hale getiriyor. Bu nedenle de dünyada tek vaka haline geliyor.&quot; dedi.Yaşadığı zorlukları anlatan Asel Sena Tengiz, &quot;Bu durumu, bir sene önce kolumu kaldırdığımda fark ettim. O zaman durduk yere ve sebepsiz bir şekilde oldu. Aslında sebepsiz olması sıkıntıydı. Çok fazla hastaneye, doktora başvurduk. Genel olarak önerdikleri şey, cerrahiydi. Yaptığımız araştırmada, cerrahi operasyonun bizim için ileride bazı sıkıntılar oluşturabileceğini öğrendik. Son olarak İlker Hocama başvurduk. Bir yıldır uygulanan fizik tedavi sonuç verdi. Dünyada tek vaka olmamdan dolayı akademik araştırmalar yapıldı. Yapılan her şey deneyseldi fakat ona rağmen yine de büyük bir gelişme sağlandı” diye konuştu.Tedavilerine devam eden Asel, her geçen gün daha iyiye gidiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t5ScDHyMRUasF_GON8AQeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyadaki, tek, vaka, yaşındaki, Senanın, eklemleri, yerinden, çıkıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları &amp;quot;sofranızdan eksik etmeyin&amp;quot; diyor: Kalp krizini önleyen tek besin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-sofranizdan-eksik-etmeyin-diyor-kalp-krizini-oenleyen-tek-besin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-sofranizdan-eksik-etmeyin-diyor-kalp-krizini-oenleyen-tek-besin</guid>
<description><![CDATA[ Kalp-damar hastalıkları dünya genelinde çok sık görülüyor. Özellikle de kalp krizi en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp hastalıkları riskini azaltmak ve kalp krizini önlemek için sağlıklı beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Bazı besinler kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini azaltabiliyor. Peki, kalp krizini önleyen besinler nelerdir?Kalp krizi riskini önlemek ve vücudun genel sağlığını korumak için sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirmeniz gerekir. Uzmanlar bazı besinlerin kalbi güçlendirdiğini ve kalp krizi riskini azalttığını söylüyor.Uzmanlar, özellikle kuru yemişler ve fasulye, mercimek gibi baklagiller olmak üzere bitkisel protein açısından zengin olan besinlerin tüketiminin kalp sağlığını destekleyeceği ve kalp krizi gibi hayati risk taşıyan durumların önüne geçebileceğini ifade ettiler.Yapılan çalışmaya göre, bol miktarda bitkisel protein ile beslenen kişilerde kalp ve damar hastalığının yaşanma riski 1/5 oranında azaltılabilir.Araştırmacılar 30 yıl boyunca 200 binden fazla yetişkini gözlemledi. Gözlemlerin sonucunda ise işlenmiş etten uzak durmanın kalp kardiyovasküler hastalıkları önlemek için etkili olabileceği söylendi.Bilim insanlarnın kalp sağlığını korumak için &quot;sofranızdan eksik etmeyin&quot; dediği besinler var. Araştırmanın yazarlarından Harvard Üniversitesi&#039;nde beslenme ve epidemiyoloji uzmanı olan Profesör Frank Hu, beslenme düzenine bitki bazlı protein eklenmesi gerektiğini ifade etti. İşlenmiş etten uzak durulması gerektiğini ifade eden profesör, bakliyat ve kuru yemişlere ağırlık verilmesi gerektiğini anlattı.Yapılan araştırmada, her dört yılda bir olacak şekilde 203 binden fazla yetişkine günlük beslenme düzenleri hakkında sorular soruldu.30 yıllık gözlemlerin sonucunda ise 10.000&#039;den fazla koroner kalp hastalığı vakası ve 6.000&#039;den fazla felç vakası olmak üzere toplam 16.118 kardiyovasküler hastalık vakası bulunduğu ifade edildi.İşlenmiş etten uzak duran ve beslenme düzenine bitki bazlı protein tüketen kişiler kalp damar hastalığı riskinin %28 daha düşük olduğu ve koroner kalp hastalığında ise bu oranın %36 daha düşük olduğu gözlemlendi.Araştırma sonucunda ise işlenmiş et tüketimi yerinde fındık, fasulye, mercimek gibi besinlerin kalbi koruduğu gözlemlendi.Kuru yemişlerin içerisindeki sağlıklı yağlar ve lif içeriğinden dolayı kalp sağlığını destekler ve kötü kolesterolü düşürmede etkili olabilir.Yapılan araştırmalarda ise, dengeli ve düzenli kuru yemiş tüketiminin kalp sağlığına iyi geldiği ve çeşitli kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde yardımcı olduğu gözlemlenmiştir.Aynı zamanda antioksidan açısından zengin olması, hücreleri serbest radikallere karşı korumasına destek olur.Bitkisel kaynaklı protein kaynağı açısından zengin olan kuru fasulye, nohut ve mercimek gibi kuru baklagiller kötü kolesterolü düşürmede etkilidir. Dengeli ve düzenli tüketimi, kalp sağlığını korur ve kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ihc5pmZYTkGEVPs-w6FpTw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, sofranızdan, eksik, etmeyin, diyor:, Kalp, krizini, önleyen, tek, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İngiliz tıp dergisinde yayımlandı! Bu besini tüketmek şeker hastalığına iyi geliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ingiliz-tip-dergisinde-yayimlandi-bu-besini-tuketmek-seker-hastaligina-iyi-geliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ingiliz-tip-dergisinde-yayimlandi-bu-besini-tuketmek-seker-hastaligina-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiliz tıp dergisi &quot;The British Medical Journal&quot;da (BMJ) yayımlanan bir araştırma, haftada 5 ya da daha fazla porsiyon bitter çikolata tüketiminin tip 2 diyabet riskini yüzde 21 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.Çin ve ABD&#039;de çalışmalar yürüten araştırmacıların hazırladığı &quot;Çikolata tüketimi ve tip 2 diyabet riski&quot; başlıklı çalışma, İngiliz haftalık hakemli tıp dergisi BMJ&#039;de yayımlandı.Yaklaşık 192 bin 28 kişi üzerinde 1986-2021 yıllarında yürütülen çalışmada çikolata tüketiminin tip 2 diyabete etkisi, 111 bin 654 kişi üzerinde yürütülen çalışmada ise çikolata türlerinin (sütlü ve bitter) etkileri ele alındı.Çikolata tüketiminin tip 2 diyabete etkisinin araştırıldığı grupta yalnızca 18 bin 862 kişide bu tip diyabet ortaya çıkarken, diğer grupta ise 4 bin 771 kişide diyabet ortaya çıktı.Araştırma sonucunda herhangi bir çikolata yiyenlerde tip 2 diyabet riskinin çok az ya da hiç yemeyenlere göre yüzde 10 daha az olduğu belirtildi.Haftada 5 ya da daha fazla porsiyon bitter çikolata tüketenlerin tip 2 diyabet riskinin yüzde 21 oranında azalabileceğini ortaya koyan araştırmaya göre, sütlü çikolata kullanımının ise bu tür diyabete anlamlı bir etkisi olmadığı görüldü.Sütlü çikolata kullanımının uzun vadede kilo alımına etki ettiği belirtilen araştırma sonucunda, bitter çikolatanın içindeki proteinler sayesinde ödem azaltma, kalp ve damarları koruma ve antioksidan özelliği bulunduğu ifade edildi.Katılımcıların diyetlerinin her 4 yılda bir değiştirildiği, düzenli olarak kilo, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlığı bilgilerinin derlendiği araştırma kapsamında bitter çikolata doz artışında görülen etkiler de incelendi. Buna göre her haftalık doz artışında tip 2 diyabet riski ek olarak yüzde 3 oranında azaldı.Araştırmada bitter çikolata tüketiminin risk azaltma potansiyeli bulunduğu ancak daha fazla kontrollü çalışma yürüterek bulguların doğrulanması gerektiği de belirtildi.Dünya genelinde tip 2 diyabete yakalananların sayısının 2019&#039;da 463 milyon olduğu aktarılan araştırmada, bu sayının 2045&#039;te 700 milyona ulaşacağı öngörüsü paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RY81i6osX0izOyB0AxMqbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İngiliz, tıp, dergisinde, yayımlandı, besini, tüketmek, şeker, hastalığına, iyi, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Anne sütünü artırır, bağışıklığı güçlendirir: Kalorisi yüksek ama şifa deposu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/anne-sutunu-artirir-bagisikligi-guclendirir-kalorisi-yuksek-ama-sifa-deposu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/anne-sutunu-artirir-bagisikligi-guclendirir-kalorisi-yuksek-ama-sifa-deposu</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde severek tüketilen içeceklerden biri olan hatta tarihi çok eskilere dayanan ve Osmanlı&#039;da da önemli bir yere sahip olan boza, vücuda pek çok fayda sağlıyor. Kalorisi ve besin değeri yüksek olan bu içecek içindeki tahıllar sayesinde kanser ve kalp hastalıklardan koruyan fenolik asit açısından zengindir. Tahıllar demir, selenyum, magnezyum, B vitaminleri ve liften oluşurlar. Peki, boza içmek vücuda nasıl bir katkı sağlar? İşte yanıtı.Soğuk kış günlerinde üzerine tarçın ve leblebi eklenerek tüketilen boza, darı irmiği, şeker ve sudan yapılan fermente bir içecek türüdür. Boza mayalanarak oluşur ve probiyotik içerir. Fermantasyon süreçleri bozaya göre farklılık gösterebilir.
Bu da bozanın kalitesinin değişmesinin bir nedenidir. Fermantasyon sürecindeki farklılıklar fonksiyonel ve sindirilebilir özelliklerini de değiştirir.
Boza, 30 derece sıcaklıkta 24 saat fermantasyon için dinlendirilir. Daha sonra 4-5 derecede buzdolabına koyulur ve servise hazır hale getirilir. Tatlı-ekşi bir tada sahiptir ve bu nedenle de karakteristik bir tadı olduğu kabul edilir.1074’te Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ü Lügat-i Türk eserinde bozanın darıdan yapıldığı belirtilmiştir. Eski zamanlarda Kafkasya’da yaşayanların boza tükettiği bilinir.
Kırım, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya ve Mısır’a da yayılmış boza, Doğru Avrupa ve Balkanlar’da da tüketilmeye başlanmıştır. 16. yy’da ise boza dükkanlarda satılmaya başlanmıştır.Boza; buğday, arpa, yulaf, mısır, pirinç, bulgur ve darı gibi tahıllardan yapılır. Darı irmiği, şeker ve suyun kullanıldığı bozanın üretimi; hammaddenin hazırlanması, kaynatma, soğutma, süzme, şeker ilavesi ve fermantasyon aşamalarından oluşur. Sıcaklık fermantasyonda en belirleyici etmendir.Boza yüksek kalorili bir içecek olarak bilinir. Bir çay bardağı boza, ortalama 210 kalordir. 1 çay bardağı yaklaşık ortalama 3 dilim ekmeğe eşdeğerdir.Bu nedenle porsiyon miktarı ve sıklığına mutlaka dikkat edilmeli. Bozanın enerjisi içeriğindeki karbonhidrattan gelir. Proteini eser miktarda olan boza tamamen karbonhidrat kaynağı bir besin olarak görülebilir. Peki, bozanın vücuda faydaları nelerdir?Soğuk kış günlerinde tüketimi artan geleneksel içeceklerden biri olan boza, hem lezzetiyle hem de sağlığa faydalarıyla dikkat çekiyor.Boza, mayalanma süreciyle oluşan probiyotik içeriği sayesinde bağırsak florasını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Böylece soğuk algınlığı ve kanserden korunmaya da yardımcı olur. Antimikrobiyal özelliğe sahip bu sıvının çeşitli enfeksiyonların tedavisinde de etkili olduğu bilinir. Öksürük tedavisinde yardımcı olabileceği düşünülür.İçeriğinde bulunan fosfor ve kalsiyum sayesinde kemik sağlığına destek olur, özellikle büyüme çağındaki çocuklar ve yaşlılar için faydalıdır.SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRIRBoza içerdiği aktif mayalarla ve laktik asitle sindirim sistemini rahatlatır. Ancak fazla tüketilmesi halinde gaz ve ishal gibi sorunlara neden olabilir. Probiyotik özelliğiyle sindirim sistemine katkıda bulunan boza, mideyi rahatlatıcı etkisiyle biliniyor.Bozanın emziren annelerde süt artırıcı bir etkisi olduğu da halk arasında yaygın bir bilgi olarak kabul görüyor. Emziren annelerde artan enerji ve sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olup süt yapımını artırır. Ancak boza tüketmeden önce emziren annelerin bunu bir doktora danışması önerilir.Çocuklarda büyüme için gerekli olan enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur. Artan enerji ihtiyacı ile birlikte metabolizmadaki süreçleri yönetmek için vitamin gereksinimleri de artar. B vitaminleri karbonhidrat metabolizmasında yer almakla beraber, hafızayı güçlendirmeye yardımcı olur ve odaklanmayı kolaylaştırır.BOZA NASIL İÇİLİR?Boza; tarçın ve leblebi ile birlikte, soğutularak içilir. Boza maya içeren bir içecek olduğu için saklama koşulları çok önemlidir. Maya üremesine karşı açıldıktan sonra kısa bir süre içinde tüketilmelidir ve serin yerde saklanmalıdır. Buzdolabında +4 derecede saklanması raf ömrünü uzamasını sağlar. Bozada oluşan kötü koku ve kabarcıklar bozanın bozulmuş olabileceğinin göstergesidir.Tatlı bir lezzete sahip olan boza, genellikle tarçın ve leblebi ile birlikte tüketiliyor. Ancak içerdiği yüksek şeker oranı nedeniyle, diyabet hastalarının tüketimde dikkatli olması öneriliyor.
Boza yapımında genellikle darı, mısır veya buğday kullanılır. Gluten hassasiyeti olan kişilerin, bozayı tüketmeden önce kullanılan tahılları öğrenmeleri gerekir.
Boza, üretim aşamasında süt kullanılarak hazırlanmışsa laktoz içerebilir. Laktoz intoleransı olan bireyler, bu durumdan rahatsızlık duyabilir.
Bozanın fermantasyon sürecinden dolayı asidik bir yapısı vardır. Bu durum, mide hassasiyeti olan bireylerde rahatsızlığa neden olabilir. Özellikle gastrit veya reflü gibi sorunları olanların dikkatli tüketmesi önerilir.
Bozanın yüksek kalori içeriği, kilo kontrolü sağlamaya çalışan bireyler için dezavantaj olabilir. Bu nedenle, porsiyon miktarına dikkat edilmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e-t4UGXUM0mEOYPv4CmY-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Anne, sütünü, artırır, bağışıklığı, güçlendirir:, Kalorisi, yüksek, ama, şifa, deposu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bitkisel protein mi, hayvansal protein mi: Kalp sağlığı için hangisi daha iyidir?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bitkisel-protein-mi-hayvansal-protein-mi-kalp-sagligi-icin-hangisi-daha-iyidir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bitkisel-protein-mi-hayvansal-protein-mi-kalp-sagligi-icin-hangisi-daha-iyidir</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığını korumak için sağlıklı bir beslenme alışkanlığı geliştirmelisiniz. Hem bitki bazlı protein hem de hayvansal proteinler dengeli bir beslenmede yer alır ve vücuda fayda sağlamaya çalışır. Peki, kalp sağlığını korumak için hangisi daha iyi?Sağlıklı bir kalp için doğru proteini seçmeye gelince, bitkisel protein ile hayvansal protein arasındaki tartışma insanları şaşkına çeviriyor.Proteinler kas onarımı, enerji ve genel sağlık için gereklidir, ancak aynı zamanda kardiyovasküler sağlığı da etkileyebilir. İşte farklar hakkında bilmemiz gereken her şey ve kalbiniz için hangi proteinin daha iyi olduğunu ortaya çıkarmamız.Bitkisel proteinler baklagiller, fasulye, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi bitki kaynaklarından elde edilir. Bu proteinler genellikle lif, antioksidanlar ve sağlıklı yağlarla zenginleştirilerek besin açısından zenginleştirilir.Bunun aksine, hayvansal proteinler et, kümes hayvanları, balık, yumurta ve süt ürünlerinden elde edilir. Tam proteinler olmalarına, yani tüm temel amino asitleri içermelerine rağmen, sıklıkla doymuş yağ bakımından zengindirler.Araştırmalara göre, bitkisel proteinler kalp sağlığı sonuçlarının iyileşmesiyle ilişkilendirilmiştir. 30 yıllık bir çalışma, hayvansal proteinden daha fazla bitkisel protein tüketen kişilerin kardiyovasküler hastalık riskinin %19, koroner arter hastalığı riskinin ise %27 daha düşük olduğunu keşfetmiştir.Kırmızı ve işlenmiş etin mercimek, soya veya fındık gibi bitkisel protein kaynaklarıyla değiştirilmesinin en büyük kardiyovasküler faydalara sahip olduğu gösterilmiştir. Ancak balık ve tavuk gibi yağsız hayvansal protein tüketmek de kalp dostu avantajlar sunar.Bitkisel proteinler kalp sağlığını güçlendiren çeşitli faydalar sağlar:
Lif açısından zengindir: Kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye yardımcı olur.
Doymuş yağ oranı düşüktür: Atardamarlarda plak oluşma riskini azaltır.
Antioksidanlarla doludur: Kalp hastalığında önemli bir faktör olan iltihaplanmayla savaşır. Buna karşılık, bazı hayvansal proteinler, özellikle kırmızı ve işlenmiş etler, aşırı tüketildiğinde kalp hastalığı riskini artırabilen doymuş yağ ve kolesterol açısından yüksektir.Tüm hayvansal proteinler kalbe zararlı değildir. Örneğin balık, kardiyovasküler sağlık için mükemmel olan omega-3 yağ asitleri açısından zengindir.Yağsız kümes hayvanları ve yumurtalar da dengeli bir şekilde yenildiğinde kalp sağlığına uygun bir diyetin parçası olabilir.Sosis veya dondurulmuş et gibi işlenmiş etler, yüksek tuz ve yağ içerikleri nedeniyle kalp hastalığı risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.Diyetinize mercimek, kinoa, nohut ve fındık gibi yiyecekler ekleyin.Kırmızı ve işlenmiş eti bitki bazlı alternatifler veya yağsız hayvansal proteinlerle değiştirin.Bitkisel ve yağsız hayvansal proteinlerin bir karışımı genel sağlığınızı destekleyebilir, ancak diyetinizin büyük kısmı bitki kaynaklarına yönelmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u9-uGpbLqkOfcOZ5kpN3pg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bitkisel, protein, mi, hayvansal, protein, mi:, Kalp, sağlığı, için, hangisi, daha, iyidir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kan dolaşımını iyileştirip vücudu temizliyor: Sabahları içince iltihap sökücüye dönüşüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kan-dolasimini-iyilestirip-vucudu-temizliyor-sabahlari-icince-iltihap-soekucuye-doenusuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kan-dolasimini-iyilestirip-vucudu-temizliyor-sabahlari-icince-iltihap-soekucuye-doenusuyor</guid>
<description><![CDATA[ Zencefil, ılık suyla karıştırılıp her sabah tüketildiğinde çok sayıda sağlık faydası sunar. Sindirime yardımcı olur, bağışıklığı güçlendirir, kilo yönetimini destekler, eklem ağrılarını hafifletir, dolaşımı iyileştirir ve vücudu detoksifiye eder. Bal veya limon eklemek lezzeti ve faydaları artırır. İşte her sabah zencefil suyu içmenin faydaları.İltihap önleyici ve iyileştirici özellikleriyle bilinen zencefil suyu vücuda olan faydalarıyla dikkat çekiyor. Ilık suya bir tutam toz zencefil eklemek, sabah rutininize basit ama güçlü bir katkı olabilir. 1. SİNDİRİM SİSTEMİNİ DÜZENLERSık sık sindirim sorunlarıyla uğraşıyorsanız, zencefil suyu içmek bu sorundan kurtulmanın bir yolu olabilir. Sindirim enzimlerini uyararak zencefil suyu besinlerin daha iyi emilmesine yardımcı olur. Hazımsızlık, şişkinlik ve asitlikle mücadeleye yardımcı olarak gününüze rahat bir başlangıç ​​sağlar.Kış mevsiminde bağışıklığınızın güçlenmesi gerekir ve bunu yapmak için sabahlarınıza zencefil suyu yudumlayarak başlayın.İltihap önleyici ve antioksidan özelliklerle dolu olan zencefil suyu, vücudunuzun enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini artırır. Düzenli olarak yudumlamak soğuk algınlığı, öksürük ve mevsimsel rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olabilir.Kış mevsiminde kilo almayı düşünüyorsanız, metabolizmanızı hızlandırmak ve vücudunuzun yağ yakma yeteneğini geliştirmek için zencefil suyu kullanın.
İştah bastırıcı özellikleri, isteklerinizi kontrol etmenize yardımcı olabilir ve bu da onu güne başlamak için mükemmel bir sabah içeceği yapar.Eklem ağrısı ve artrit, kış aylarında şiddetlenen yaygın bir endişedir. İltihap önleyici özellikleriyle bilinen zencefil suyu, özellikle artrit hastalarında eklem ağrısını ve sertliğini hafifletmeye yardımcı olur. Bu içeceği yudumlamak rahatsızlığı hafifletebilir ve hareket kabiliyetini artırabilir.Zencefil suyu, kan damarlarının genişlemesini teşvik ederek kan akışını artırır. Bu, daha iyi kan dolaşımına yol açar ve bu da vücudunuzun her yerine oksijen ve besin taşınmasına yardımcı olur. Bu, tüm gün enerjik kalmanın ve yorgunluğu azaltmanın anahtarıdır.Mükemmel ve yapımı kolay bir detoks içeceği arıyorsanız, başka yere bakmayın. Zencefil suyu, toksinleri atmaya yardımcı olan iltihap önleyici özellikleri nedeniyle vücut için doğal bir detoks görevi görür.Ilık kuru zencefil suyu içmek karaciğerin temizlenmesine yardımcı olur. Daha iyi cilt sağlığını destekler ve genel canlılığı artırarak sizi içten tazelenmiş bırakır.Yarım çay kaşığı zencefili bir bardak ılık suya karıştırın. Ekstra lezzet ve faydalar için bir tutam bal veya limon ekleyin. En iyi sonuçlar için aç karnına için.
Sabahlarınıza ılık kuru zencefil suyu eklemek, büyük faydaları olan küçük bir değişikliktir.
Sağlığınızı, enerjinizi ve refahınızı artırmanın doğal bir yoludur; her sabah bir yudum için. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/csYtkDILU02u0lD53yZJ_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kan, dolaşımını, iyileştirip, vücudu, temizliyor:, Sabahları, içince, iltihap, sökücüye, dönüşüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12, kalsiyum, protein kaynağı: Kışın yoğurt yemeniz için 6 muhteşem neden</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b12-kalsiyum-protein-kaynagi-kisin-yogurt-yemeniz-icin-6-muhtesem-neden</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b12-kalsiyum-protein-kaynagi-kisin-yogurt-yemeniz-icin-6-muhtesem-neden</guid>
<description><![CDATA[ Yoğurt, en zengin probiyotik kaynaklarından biri. Bağışıklığı güçlendirir ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca cilt sağlığı ve kilo yönetimi için temel besinler sağlar. Özellikle kış aylarında yoğurt tüketmek vücudunuzda hastalıklara karşı bir güç kalkanı oluşturabilir. Kışın düzenli olarak yoğurt yiyince ne olur? İşte yanıtı.Yoğurt çok yönlülüğü ve sağlık yararları nedeniyle sevilen, besin açısından zengin bir gıdadır. Özellikle kışın kaşık kaşık yoğurt yemek vücudunuza sayısız fayda sağlayabilir.Yoğurt, iyi bakterilerin büyümesini teşvik ederek bağırsağı koruyan probiyotikler açısından zengindir. Sağlıklı bir bağırsak, bağışıklığı artırmada önemli bir rol oynar ve böylece soğuk algınlığı ve grip gibi kış hastalıklarına karşı daha dirençli hale gelirsiniz.Kış diyetleri genellikle hazımsızlığa neden olabilecek ağır ve zengin yiyeceklerdir. Yoğurt, yiyeceklerin düzgün sindirim için parçalanmasına yardımcı olur.Probiyotik içeriği şişkinliği önlemeye yardımcı olur ve daha soğuk aylarda sindirim sisteminizi dengede tutar.Yoğurt, kalsiyum, protein ve temel vitaminler B12 ve riboflavin açısından harika bir kaynaktır. Bu tür beslenme, kış günlerinde fiziksel aktivite çoğu zaman azaldığı için önemli olmaya devam eden kemik yoğunluğuyla birlikte kas kütlesini korumaya yardımcı olabilir.Soğuk hava cildinizi kuru ve pul pul hale getirebilir. Yoğurt tüketmek, cildin içeriden sağlıklı olmasını sağlayan nemlendirme ve temel besinleri sağlar. Ek olarak, yoğurtun laktik asit içeriği cildi canlandırmaya ve kışın donukluğuyla mücadele etmeye yardımcı olur.Kışın biraz ekstra form kazanma şansını kaçırmamak istiyorsanız, yoğurt çok iyi bir arkadaş olabilir.
Yoğurt daha az kalori içeren ve aralıklarla gelen açlık dürtülerini kontrol etmeye yardımcı olan bir şeydir. İçindeki protein uzun süre dayanır, bu nedenle abur cubur yemenize olanak sağlamaz.Kış depresyonu gerçektir ve kısa günlerin stresi sizi yıpratabilir. Lor peynirindeki probiyotiklerin stresi azaltmaya ve ruh halinizi iyileştirmeye yardımcı olduğu bilinmektedir.Bu da onu kış yemeklerinize rahatlatıcı bir katkı haline getirir. Sıcak tarifler için özelleştirilebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QiAM-hwhp0mcfhTofvRgcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B12, kalsiyum, protein, kaynağı:, Kışın, yoğurt, yemeniz, için, muhteşem, neden</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 fincan Türk kahvesi içince ne olur? Yağ yakıcı etkisini artıran yöntem</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-fincan-turk-kahvesi-icince-ne-olur-yag-yakici-etkisini-artiran-yoentem</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-fincan-turk-kahvesi-icince-ne-olur-yag-yakici-etkisini-artiran-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Türk kahvesi hem kokusu hem de eşsiz lezzetiyle tadına doyum olmayan bir lezzet. Genellikle Türk kahvesi; sade, şekerli ya da orta şekerli olarak tüketiliyor. Türk kahvesi özellikle yağ yakıcı özelliğiyle diyet listelerinin de vazgeçilmezi oluyor. Ancak Türk kahvesini bu yöntemle içince vücudunuzdaki yağları daha kısa sürede yakabilirsiniz.5 Aralık tüm dünyada &#039;Dünya Türk Kahvesi Günü&#039; olarak kutlanıyor.Gün içerisinde bir fincan Türk kahvesi içmenin vücuda pek çok yararı var. Türk kahvesi, yüksek antioksidan içeriğinden dolayı birçok hastalıktan korur ve cildi güzelleştirir. Eğer kilo verme sürecindeyseniz, yağ yakımını desteklemek için egzersizden önce sade Türk kahvenizi Hindistan cevizi yağı ekleyerek tüketebilirsiniz.Kahve yüksek antioksidan içeriğinden dolayı birçok hastalıktan korur ve cildi güzelleştirir. Özellikle günde içilen bir fincan Türk kahvesinin, karaciğer yağlanması riskini azaltır. Ayrıca günde içilen 1 fincan Türk kahvesinin kalp hastalıklarına yakalanma riskini azalttığı bilinirÖğle saatlerinde içilmesi önerilebilir. Kafein içeriğinden dolayı günün ileri saatlerinde, örneğin 16:00’dan sonra tüketimi tavsiye edilmez. Kahve metabolizmayı hızlandırır. Eğer kilo verme sürecindeyseniz yağ yakımını desteklemek için egzersizden önce sade Türk kahvenize Hindistan cevizi yağı ekleyerek tüketebilirsiniz.KALBİ GÜÇLENDİRİRTürk kahvesini düzenli tüketmek kalp sağlığına iyi gelir. Kahvenin içeriğindeki antioksidan kalp sağlığına iyi gelir. Günde 1 fincan Türk kahvesi kalp dostu.Araştırmalar düzenli olarak tüketilen Türk kahvesinin, damarların iç yüzeylerindeki hücrelerin yapılarını korumaya destek olarak kalp rahatsızlığına yakalanma riskini düşürebildiğini ortaya koyuyor.Türk kahvesi içmek diyabet ve şeker hastalığı riskini azaltabilir. Alman bilim insanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, düzenli olarak içilen günlük 600 ml ve üzerindeki kahve tip 2 diyabete yakalanma riskini yüzde 23 oranında azaltıyor.Kafein vücuttaki iltihabı azaltır ve karaciğer yağlanmasına iyi gelir. Günde bir fincan kahve içenlerde karaciğer yağlanması daha az görülür.Alzheimer dünya genelinde yaygın görülen hastalıklardan biri. Yapılan bazı araştırmalar düzenli Türk kahvesi içmenin Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azalttığını söylüyor.Sabah saatlerinde içilen bir fincan şekersiz kahve, zihinsel fonksiyonları destekleyerek konsantrasyon kabiliyetini ve ezber gücünü artırır. Kakao oranı yüksek bir çikolata ile birlikte tüketildiğinde ise bu yeteneği daha çok artırdığına işaret edilir.Kilo vermek ve sağlıklı bir şekilde ideal kilonuza kavuşmak istiyorsanız Türk kahvesinden faydalanabilirsiniz. Türk kahvesinin faydalarından biri de yağları eritmesidir. Kafein içeriği ile birlikte spordan yarım saat önce içilen Türk kahvesi spor esnasında yağ yakımını artırır. Kahve, adrenalin hormonu salgılatarak kalp ve dolaşım sisteminin uyarılmasını ve daha fazla enerji yakımını sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iZwaXTT8pU-klJd8YLe7Fw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, fincan, Türk, kahvesi, içince, olur, Yağ, yakıcı, etkisini, artıran, yöntem</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir eksikliği sandığınızdan daha tehlikeli: Bu hastalığın zeminini hazırlıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/demir-eksikligi-sandiginizdan-daha-tehlikeli-bu-hastaligin-zeminini-hazirliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/demir-eksikligi-sandiginizdan-daha-tehlikeli-bu-hastaligin-zeminini-hazirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz yaşam faaliyetlerini yerine getirmek için çeşitli vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar. Demir de bunlardan bir tanesi. Vücudunuzdaki demir eksiliği bazı belirtilerle kendini gösterir. Hatta zamanla ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Peki, demir eksikliği neden olur?Demirin en önemli görevlerinden biri; oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin yapımıdır. Yeterli demir olmadığında ise, vücut kan hücresi yapımında zorlanır ve doku-organlar düzgün çalışmaları için gerekli olan oksijeni alamazlar. Demir, bağışıklık sistemi ve zihinsel performans için de gereklidir.Demir eksikliği vücudun dokularına oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinin yeterli ve sağlıklı miktarda bulunmaması durumudur. Demir eksikliği vücutta belirli belirtilerle ortaya çıkar.Demir eksikliği, vücudun hemoglobin üretmek için ihtiyaç duyduğu demirin vücutta yeterli miktarda olmaması ya da vücudun demiri ememesi sonucu cilt renginin solgunlaşmasına, üşümeye, yorgunluğa, nefes darlığına ve göğüs ağrısına neden olan bir anemi türüdür.Bazı risk gruplarında demir eksikliği görülme ihtimali daha yüksektir. 

Hamile veya emziren kadınlar
65 yaş üstü kişiler
6-12 ay arası bebekler
1-2 yaş aralığındaki bebekler
Vejetaryen bireyler
Sık sık kan veren kişiler
Kemik iliği bozukluğu veya otoimmün hastalığı olanlarDemir eksikliği, vücutta yeterli miktarda demir bulunmaması durumu olarak tanımlanır ve pek çok sağlık sorununa yol açabilir. Demir, özellikle kırmızı kan hücrelerinin üretiminde önemli bir rol oynar. Eksikliği, vücudun oksijen taşıma kapasitesini etkileyebilir ve birçok belirtiye yol açabilir.Vücutta demir seviyesi düşük olduğunda ciltte solgunlaşma, el ve ayaklarda uyuşma, baş dönmesi, göğüs ağrısı, kalp atışlarının hızlanması, nefes darlığı ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı daha sık enfeksiyon geçirme gibi belirtiler görülür.Demir eksikliği ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilir. İşte demir eksikliğinden şüphelenmeniz gereken diğer belirtiler;Aşırı yorgun hissetme
Hafif aktivitelerde bile nefes darlığı
Göğüs ağrısı ve kalp atış hızında değişim
Cilt renginde solgunluk
Ayağa kalkmada baş dönmesi
El-ayaklarda üşüme ve karıncalanmaAğız ve dilde iltihaplanma
Bağışıklık sisteminin zayıflaması
Baş ağrısı
Saç dökülmesi
Tırnakların şeklinde bozulma ve kırılma
Uyku bozukluğu ve sabahları yorgun kalkma
Kulak çınlaması
Buz, toprak veya kil gibi besinleri yeme isteği
Depresyon ve sinir halleri gibi ruh halinde değişikliklerKANSIZLIKDemir eksikliğinin en yaygın sonucu, vücudun yeterli hemoglobin üretememesi nedeniyle ortaya çıkan anemidir. Bu durum, oksijen taşıma kapasitesinin azalmasına ve sürekli yorgunluk, halsizlik gibi belirtilere yol açar.Demir, bağışıklık sisteminin düzgün çalışabilmesi için gereklidir. Yetersiz demir, vücudun enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmasını zayıflatır ve hastalıklara karşı direnç düşer.KALP SORUNLARIDemir eksikliği, kalbin daha fazla çalışmasına yol açabilir. Bu, kalp çarpıntılarına, düzensiz kalp atışlarına hatta kalp yetmezliğine neden olabilir. Uzun süre tedavi edilmeyen demir eksikliği, kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir.Hamilelik döneminde demir eksikliği, düşük doğum ağırlığı, erken doğum veya fetüsün gelişiminde gecikmelere yol açabilir. Aynı zamanda annenin doğum sonrası iyileşme sürecini de olumsuz etkileyebilir.Demir eksikliği, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Çocuklarda öğrenme güçlükleri, konsantrasyon eksiklikleri ve zeka geriliği gibi sorunlara yol açabilir. Yetişkinlerde ise hafıza ve dikkat problemleri görülebilir.Demir eksikliği, sindirim sistemi üzerinde de olumsuz etki yaratabilir. Kabızlık, midede ağrı ve rahatsızlıklar gibi belirtiler yaşanabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VNlihNL3QEap8eGFOr3hsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Demir, eksikliği, sandığınızdan, daha, tehlikeli:, hastalığın, zeminini, hazırlıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her evde var ama 1 lokması bile zehir: Yavaş yavaş vücudun kimyasını bozuyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-evde-var-ama-1-lokmasi-bile-zehir-yavas-yavas-vucudun-kimyasini-bozuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-evde-var-ama-1-lokmasi-bile-zehir-yavas-yavas-vucudun-kimyasini-bozuyor</guid>
<description><![CDATA[ Sofranızdan eksik etmediğiniz bazı besinler sağlığınız için son derece tehlikeli olabilir. Çünkü severek tükettiğiniz bu besinlerin içinde çin tuzu bululabilir. Genellikle hazır gıdaların çoğuna eklenen çin tuzu, MSG (mono sodyum glutamat) olarak bilinen bir aminoasit tuzudur ve sağlık için ciddi riskleri bulunur. Çin tuzu, bilimsel adıyla Monosodyum Glutamat (MSG) hangi gıdalarda bulunur?Son yıllarda gıda dünyasında sıkça tartışılan bir madde olan Çin tuzu, bilimsel adıyla Monosodyum Glutamat (MSG) özellikle hazır gıdalarda ve restoran yemeklerinde lezzet artırıcı olarak kullanılan bir katkı maddesidir.
Bu madde, glutamik asidin sodyum tuzu formudur ve doğal olarak domates, peynir ve mantar gibi bazı besinlerde de bulunur. Ancak, endüstriyel olarak üretilen formu, yoğun tüketim nedeniyle sağlık endişelerine yol açmıştır.Çin tuzu, genellikle cips, hazır çorba, fast food ürünleri, soslar ve dondurulmuş gıdalar gibi işlenmiş ürünlerde yer alır. Ayrıca, Asya mutfağında sıklıkla tercih edilen bir lezzet artırıcıdır.Tükettiğiniz herhangi bir ürünün içinde bulunan bu çin tozu, sağlık için ciddi riskler oluşturur. Hazır gıda ve fast food sektöründe sıkça kullanılan Monosodyum Glutamat (MSG), bilim dünyasında sağlığa olan etkileriyle tartışılmaya devam ediyor. Lezzet artırıcı olarak bilinen bu katkı maddesinin aşırı tüketimi, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.MSG&#039;nin, duyarlı bireylerde şiddetli baş ağrılarına ve migren ataklarına neden olabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle MSG içeren gıdalar tükettikten kısa bir süre sonra başlayan baş ağrılarının yaygın bir semptom olduğunu vurguluyor.MSG, bazı kişilerde mide rahatsızlıkları, şişkinlik ve sindirim problemlerine yol açabilir. Özellikle hassas mideye sahip bireylerde bu etkiler daha belirgin hale gelebilir.MSG’nin iştah açıcı etkisi, aşırı yemek yeme ve buna bağlı olarak kilo alımını tetikleyebilir. Uzun vadede obezite, diyabet ve metabolik sendrom gibi kronik hastalıklara zemin hazırlayabileceği düşünülüyor.MSG tüketiminin, bazı bireylerde tansiyon yükselmesine neden olabileceği iddia ediliyor. Özellikle MSG&#039;nin yoğun olarak kullanıldığı işlenmiş gıdalar, sodyum miktarı açısından da riskli olduğundan, tansiyon hastaları için dikkat edilmesi gereken bir unsur.MSG, bazı insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu alerjik reaksiyonlar vücutta terleme, yüzde kızarıklık, kalp çarpıntısı, göğüs sıkışması ve nefes darlığı olarak kendini gösterebilir.Çin tuzu hangi gıdalarda yer alır diyenler için, modern mutfakların vazgeçilmezleri arasında sayılan pek çok ürün akla gelir. Fast food ürünleri ve paketlenmiş atıştırmalıklarda ve özellikle cipslerde Çin tuzunun kullanımı oldukça yaygındır. Bu katkı maddesi hazır çorba ve sos gibi gündelik hayatta sıkça tüketilen birçok yiyeceğin lezzetini artırır.Marine edilmiş etlerden konserve sebzelere, pizza ve hot dog gibi sevilen yiyeceklere kadar pek çok yiyeceğe Çin tozu eklenir. Asya mutfakları da çeşitli yemeklerinde ve soslarında bu tatlandırıcıyı kullanır. Ev yapımı yemeklerde de ara sıra kullanılan Çin tuzu, lezzet katmanın yanı sıra dikkatli kullanılması gereken bir bileşendir.Cipsler ve mısır cipsleri
Hazır çorbalar ve çorba karışımları
Hazır soslar (soya sosu, barbekü sosu, ketçap vb.)
Hazır baharat karışımları
Burgerler
Tavuk ürünleri (nugget, kızarmış tavuk)
Pizza ve benzeri ürünlerin hazır sosları
Konserve sebzeler ve etler
Dondurulmuş yemekler (pizza, börek, hazır noodle vb.)
Dondurulmuş hazır et ürünleri
Çubuk krakerler
Çeşnili kuruyemişler
Aromalı patlamış mısırlar
Peynir çeşitleri (parmesan gibi)
Fermente soya ürünleri
Domates ve mantar gibi glutamat açısından zengin gıdalarİçeriğinde MSG olan ürünler arasında; et bulyon, tavuk bulyon, cips, dondurma, renkli yoğurt ve hazır çorba yer alıyor.Bu ürünlerin özellikle hamilelik döneminde kullanılması, uzmanlar tarafından çok sakıncalı bulunuyor. Hamilelikte MSG içeren gıdaların tüketilmesininen büyük zararı ise plasentayı geçerek direk bebeğe zarar vermesi.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/am-fgt8akkumuygj2WisKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, evde, var, ama, lokması, bile, zehir:, Yavaş, yavaş, vücudun, kimyasını, bozuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Canan Karatay &amp;quot;her soruna çözüm&amp;quot; dedi ve önerdi: Kahveyi  böyle içmek her derde deva</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/canan-karatay-her-soruna-coezum-dedi-ve-oenerdi-kahveyi-boeyle-icmek-her-derde-deva</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/canan-karatay-her-soruna-coezum-dedi-ve-oenerdi-kahveyi-boeyle-icmek-her-derde-deva</guid>
<description><![CDATA[ Kahve en fazla tercih edilen içeceklerden biri. Kahve sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Metabolizmayı hızlandıran ve güçlü bir antioksidan kaynağı olan kahve, sindirim sistemini düzenler. Ayrıca, düzenli tüketim Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklara yakalanma riskini azaltabilir. Prof. Dr. Canan Karatay, kahvenin faydasını artırmak için içine tereyağ ekleyerek tüketilmesini öneriyor.Kahve, binlerce yıldır farklı coğrafyalarda insanların yaşamına lezzet, enerji ve sohbet kattı. Tropikal bölgelerde yetişen kahve ağacının meyvelerinden elde edilen kahve, işlenip kavrulduktan sonra dünya genelinde milyonlarca insanın günlük hayatının vazgeçilmezi haline geliyor.Efsaneye göre kahvenin hikâyesi, Etiyopya’da keçilerini otlatan bir çobanın keşfiyle başladı. Orta Çağ’da Yemen’den Arap Yarımadası’na yayılan kahve, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’a ulaştı ve buradan Avrupa’ya taşındı. Bugün Brezilya, Kolombiya, Vietnam gibi ülkeler kahve üretiminde dünya liderleri arasında yer alıyor.Kahve, dünya genelinde farklı pişirme yöntemleriyle tüketiliyor. Espresso, latte, filtre kahve gibi modern yorumların yanı sıra Türk kahvesi ve cezve kahvesi gibi geleneksel çeşitler de kahve tutkunlarının favorisi.Kafein içeriği sayesinde enerji veren kahve, metabolizmayı hızlandırıp zihinsel odaklanmayı artırıyor. Antioksidan açısından zengin olan bu içecek, ölçülü tüketildiğinde sağlık için birçok fayda sunuyor.1. Zihinsel performansı artırır
Kahve, odaklanmayı artırarak beyin fonksiyonlarını destekler. Araştırmalar, düzenli kahve tüketiminin Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıkların riskini azaltabileceğini ortaya koyuyor.2. Antioksidan deposu
Kahve, serbest radikallere karşı vücudu koruyan güçlü antioksidanlar içerir. Bu özellik, hücre hasarını önleyerek yaşlanmayı geciktirici etki sağlar.3. Metabolizmayı hızlandırır
Bir fincan kahve, metabolizmayı hızlandırarak enerji harcamasını artırabilir. Özellikle spor öncesi tüketilen kahve, fiziksel performansı destekler.4. Kalp sağlığını destekler
Araştırmalar, günde 1-2 fincan kahve tüketiminin kalp damar sağlığına olumlu etkileri olabileceğini gösteriyor. Düzenli ve ölçülü tüketim, kalp krizi riskini azaltabilir.5. Diyabet riskini azaltır
Yapılan çalışmalar, kahve içen bireylerin tip 2 diyabete yakalanma riskinin içmeyenlere göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Kafeinsiz kahve de bu faydayı sağlayabiliyor.6. Ruh halini iyileştirirKahve, depresyon riskini azaltan ve mutluluk hissini artıran serotonin ve dopamin salgısını tetikleyebilir. Ayrıca, sosyal bir içecek olması sebebiyle kahve keyfi stres seviyesini düşürmeye yardımcı olabilir.Kahve , düzenli ve kararında tüketildiğinde vücuda pek çok fayda sağlıyor. Kahve faydaları birçok farklı alanda kendisini gösterir. Psikolojik alandan fiziksel alana kadar birçok yerde Türk kahvesi faydalarını gözlemlemek mümkündür. Tabi ki aşırı tüketime bağlı olarak kahve zararları ve faydaları değişkenlik gösterir. Günde belirli bir ölçüde kahve tüketimi gerçekleştirmek gerekir. Aşırıya kaçılması halinde faydadan çok zarar görülmeye başlanır.Ezber bozan açıklamalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. Canan Karatay, sağlıklı yaşam için kahveyi terayağı ile birlikte tüketilmesini öneriyor. Prof. Dr. Canan Karatay, tereyağı ve kahve ikilisinin sağlık için çok faydası olduğunu belirtti. &quot;Kahveye tereyağı eklemek her türlü soruna çözüm&quot; cümleleriyle öneriyi sunan Karatay, özellikle kalp rahatsızlığı olanlara dikkati çekti.Araştırmalara göre; tereyağlı kahve kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Ayrıca felç, inme ve tip-2 diyabet riskini de azaltıyor. Karatay&#039;ın &quot;Her derde deva&quot; dediği tereyağlı kahve, yağ yakımını hızlandırarak kilo verme sürecine de katkı sağlıyor.Bunun yanı sıra iştahı bastırabilir ve tokluk hissi sağlayabilir. Beyin hücrelerini koruma potansiyeline sahip olup bilişsel fonksiyonları destekleyebilir.1 fincan suya 1 tatlı kaşığı kahve ve 1 çay kaşığı tuzsuz tereyağını ekleyip iyice karıştırın. Ardından kahveyi ocakta kısık ateşte pişirmeye başlayın.Tereyağı tamamen eriyene dek karışımı bekletin. Kahve köpüklü bir hal aldığında ve hafifçe kaynamaya başladığında fincanlara dökerek servis edebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sdcc4PfTaEGP72hd_aaLYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Canan, Karatay, her, soruna, çözüm, dedi, önerdi:, Kahveyi, böyle, içmek, her, derde, deva</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamini takviyelerindeki büyük risk: Meğer böbrekleri bitiriyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/d-vitamini-takviyelerindeki-buyuk-risk-meger-boebrekleri-bitiriyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/d-vitamini-takviyelerindeki-buyuk-risk-meger-boebrekleri-bitiriyormus</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık için hayati önem taşıyan D vitamini, aşırı miktarda alındığında zararlı olabilir. Son çalışmalar, günlük 10.000 IU&#039;yu aşan aşırı takviyenin yüksek kalsiyumlu diyetlerle birleştiğinde önemli riskler oluşturuyor. Aşırı D vitamini alımı mide bulantısı, halsizlik,  şiddetli böbrek sorunları kalp riskleri ve kemik zayıflamasına neden olabilir.Vücutta temel vitamin olan D vitamini eksikliği anlamına gelen D vitamini eksikliğini mutlaka duymuşsunuzdur; ancak D vitamini toksisitesi terimiyle hiç karşılaştınız mı? Düzenli olarak D vitamini takviyeleri tüketenler için, bununla ilişkili sağlık risklerinden kaçınmak için D vitamini toksisitesi hakkında temel bir bilgi sahibi olmak son derece önemlidir.Son yıllarda popüler hale gelen D vitamini takviyeleri, sağlık için önemli bir destek sağlasa da yanlış kullanım durumunda ciddi sorunlara yol açabiliyor. Uzmanlar, kontrolsüz D vitamini tüketiminin sağlığı tehdit edebileceği konusunda uyarıyor.Endocrine Society Dergisi&#039;nde yayınlanan bir başka çalışmada, Michigan State Üniversitesi Endokrinoloji uzmanlık kliniğinde tedavi gören bir hastadan bahsediliyordu. &quot;Günlük 5000 IU D vitamini takviyesi almaya başladı ve sonraki takipte seviyeleri 88 ng/ml&#039;ye düzeldi. Takviyeleri durduruldu. Rutin bir tekrar laboratuvar kontrolünde, 25-hidroksi D vitamini seviyesinin 200 ng/ml&#039;den yüksek olduğu bildirildi. Bu, D vitamini toksisitesinin biyokimyasal teşhisini karşılıyor,&quot; diyor raporda.D vitamini toksisitesi, hipervitaminoz D olarak da bilinir, vücuttaki D vitamini seviyeleri aşırı yüksek olduğunda ortaya çıkar ve kanda kalsiyum birikmesine (hiperkalsemi) yol açar. Bu durum uzun süreli güneşe maruz kalmaktan veya D vitamini açısından zengin bir diyetten kaynaklanmaz; bunun yerine, genellikle zamanla yüksek dozda D vitamini takviyesi almaktan kaynaklanır. D vitamini yağda çözünür ve vücutta depolanırken, aşırı miktarlar normal fizyolojik süreçleri bozabilir ve ciddi sağlık riskleri oluşturabilir.D vitamini için önerilen diyet ödeneği (RDA) yaş, cinsiyet ve sağlık koşullarına göre değişir. Çoğu yetişkin için RDA 600 ila 800 IU/gün olsa da, tolere edilebilir üst alım seviyesi 4.000 IU/gün olarak belirlenmiştir. Ancak, bu genellikle bireylerin kullandığı miktardır ve genellikle yanlış yönlendirilmiş tavsiyelerden veya D vitamini almanın faydalarına dair varsayımlardan kaynaklanır. Haftalar veya aylar boyunca günde 10.000 IU&#039;nun üzerinde takviye almanın toksisiteye yol açtığı gözlemlenmiştir.Ayrıca, D vitamini takviyelerinin yüksek kalsiyumlu diyetler veya kalsiyum takviyeleriyle birleştirildiğinde riskin arttığını belirtmek önemlidir. Bu, kandaki kalsiyum seviyelerini tehlikeli seviyelere çıkarabilir ve sağlık komplikasyonlarını tetikleyebilir.D vitamini toksisitesi, öncelikle hiperkalsemiden kaynaklanan bir dizi belirtiyle ortaya çıkar. İlk belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, anoreksi, polidipsi, poliüri ve güçsüzlük bulunur.
Daha şiddetli belirtiler toksisitenin ileri evrelerinde ortaya çıkar:

Yüksek kalsiyum seviyeleri böbrek taşlarının oluşumuna, böbrek fonksiyonlarının bozulmasına veya böbrek dokularının kalsifikasyonuna neden olabilir.
Yüksek kalsiyum seviyeleri arteriyel kalsifikasyona yol açabilir ve bu da kalp krizi ve felç riskini artırabilir.
İronik olarak, aşırı D vitamini kalsiyum düzenlemesine müdahale ederek kemikleri zayıflatabilir ve böylece kırık riskini artırabilir.
Hiperkalsemi, sinir sistemi üzerindeki etkisi nedeniyle kafa karışıklığına, sinirliliğe ve aşırı durumlarda nöbetlere neden olabilir.Gereğinden fazla D vitamini almak, &quot;hipervitaminoz D&quot; adı verilen bir duruma neden olabilir. Bu durum vücutta kalsiyum seviyelerinin tehlikeli derecede yükselmesine yol açarak böbrek taşı, böbrek hasarı, kalp ritim bozuklukları ve kemik ağrıları gibi sorunlara sebep olabilir.Sağlık uzmanları, özellikle takviye kullanmadan önce mutlaka doktor kontrolünde kan testi yaptırılması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü herkesin D vitamini ihtiyacı farklıdır ve gereksiz takviye, vücuda faydadan çok zarar verebilir.Aşırı D vitamini kullanımının diğer yan etkileri arasında mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, kas zayıflığı ve yorgunluk yer alıyor. Bu belirtiler göz ardı edilirse uzun vadede ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.Uzmanlar, D vitamini seviyesini artırmanın en güvenli yolunun doğal kaynaklardan faydalanmak olduğunu belirtiyor. Güneş ışığı, D vitamini için en iyi doğal kaynaklardan biri. Bunun yanı sıra balık, yumurta ve süt ürünleri gibi besinler de bu vitamini almak için sağlıklı alternatifler sunuyor.FAZLASI ZARARLITakviye kullanımına başlamadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışın ve ihtiyacınız olan dozun belirlenmesini sağlayın. Sağlıklı bir yaşam için denge her şeyden önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N1fP3z-e6ky2KQ2tvm2VZg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, takviyelerindeki, büyük, risk:, Meğer, böbrekleri, bitiriyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cilt kanseri &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor: Bu 2 belirtiye dikkat!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cilt-kanseri-geliyorum-diyor-bu-2-belirtiye-dikkat</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cilt-kanseri-geliyorum-diyor-bu-2-belirtiye-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Cilt kanseri, dünya genelinde en yaygın görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Erken teşhisle büyük ölçüde tedavi edilebilen cilt kanserinin az bilinen belirtileri  ise gözden kaçabiliyor. Uzmanı gizli tehlikelere karşı cilt kanserinin az bilinen belirtilerini paylaştı. Küçük değişiklikleri fark etmenin hayatınızı kurtarabileceğini söyledi. İşte cilt kanserinin belirtileri.Her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen cilt kanserinde, diğer hastalıklar gibi erken teşhis büyük önem taşıyor.
Ancak cilt kanserinin pek bilinmeyen bazı belirtileri gözden kaçabiliyor.Cilt Kanseri Vakfı’na göre, ABD&#039;de her beş kişiden biri yaşamı boyunca cilt kanserine yakalanıyor. Bu yaygın hastalığa erken müdahale büyük önem taşırken, Dr. Emily Alfonsi az bilinen semptomlara karşı uyarılarda bulundu.Dr. Alfonsi, özellikle kış aylarında sık görülen dudak çatlamalarının, tedaviye rağmen geçmiyorsa ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. “Kalıcı çatlaklar veya renk değişimleri, skuamöz hücreli karsinomun belirtisi olabilir” dedi.
*Skuamöz hücreli karsinomu, cildin orta ve dış katmanlarını oluşturan skuamöz hücrelerde gelişen yaygın bir cilt kanseri şeklidir.Uzmana göre, tırnaklarda görülen koyu çizgiler veya düzensiz pigmentasyon ciddi bir uyarı olabilir. Dr. Alfonsi, bunun subungual melanomun belirtisi olabileceğini söyledi: “Bu tür kanser, genellikle ayak baş parmağında veya el baş parmağında görülür ve güneş maruziyetiyle doğrudan ilişkili değildir.”
*Subungual melanom, tırnak altlarında meydana gelen bir tür cilt kanseridir.Dr. Alfonsi, ciltte veya tırnaklardaki ince değişiklikleri fark etmenin erken teşhis için kritik önem taşıdığını söyledi.  Şüpheli bir durumda, zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.Erken tanı sayesinde, cilt kanserinin büyük oranda tedavi edilebildiğini belirten doktor, bu belirtileri göz ardı etmemenin hayati önem taşıdığını söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4b0RZB06NEC7MZzuwX7upg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Cilt, kanseri, geliyorum, diyor:, belirtiye, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor &amp;quot;sakın yemeyin&amp;quot; diyerek uyardı: Evdeki bu besin kalp krizi nedeni</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-sakin-yemeyin-diyerek-uyardi-evdeki-bu-besin-kalp-krizi-nedeni</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-sakin-yemeyin-diyerek-uyardi-evdeki-bu-besin-kalp-krizi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp-damar hastalıkları da dünya genelinde oldukça yaygın. Kalp sağlığını korumak ve genel sağlığı iyileştirmenin yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Her evin mutfağında bulunan bazı besinler var ki kalp sağlığını tehdit ediyor, hatta kalp krizine neden olabiliyor. Uzmanlar bu besinlerin tüketilmemesi ya da sınırlı tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor.Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunlarının başında geliyor. Ancak sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu riski büyük ölçüde azaltmak mümkün.Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, stres, engellemek ve düzenli sağlık kontrolleri kalp sağlığınızı korumaya yardımcı olur.Kalbi doğrudan etkileyen beslenme düzeni ve tüketilen yiyeceklere de son derece dikkat etmek gerekir. Her evde bulunan ve severek tüketilen bazı besinler kalp-damar hastalıklarının riskini artırabiliyor.Sosyal medya üzerinden çeşitli paylaşımlar yapan Dr. Lott kalp sağlığı için son derece risk taşıyan besinler ile ilgili bilgilerini paylaştı. Doktor Lott, &quot;bu besinleri yemeyin&quot; diyerek uyarıda bulundu.1. Kalp krizi, genellikle koroner damarların tıkanmasıyla ortaya çıkar. Yüksek kolesterol seviyeleri, damar duvarlarında plak oluşumuna yol açarak kan akışını engelleyebilir.2. Kontrolsüz yüksek tansiyon, kalbin üzerindeki baskıyı artırarak kalp krizi riskini yükseltir.3. Sigara içmek, damar sertliğine neden olurken, aşırı alkol tüketimi kalp ritmini bozabilir ve kriz riskini artırabilir.4. Kan şekerinin kontrol altında tutulmaması, damarların zarar görmesine yol açar ve kalp hastalıkları riskini yükseltir.5. Yoğun stres altında salgılanan hormonlar, kalp damarlarını etkileyerek krize zemin hazırlayabilir.6. Ailede kalp krizi öyküsü olan bireylerde risk daha yüksektir. Genetik faktörler bu konuda önemli bir rol oynar.7. Fiziksel aktivite eksikliği ve fazla kilo, kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiler.Sosyal medya üzerinden çeşitli paylaşımlar yapan Dr. Lott kalp sağlığı için son derece risk taşıyan besinler ile ilgili bilgilerini paylaştı.HAZIR ÇORBALARHazır çorbaların fazla tüketimi sonucu hipertansiyon ve felç riskinin artabileceğini söyleyen Lott, ev yapımı çorba tercih edilmesinin altını çizdi.Dr. Lott, genellikle tuz ve doymuş yağ asitleri ile yüklü olan &#039;işlenmiş gıdalar&#039; ile ilgili, kalp sağlığını tehdit edebileceğini ifade etti.Uzun süreli beyaz ekmek sonucu kalp ve damar hastalıklarının oluşabileceğini anlatan uzman, beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği tüketilmesi önerisinde bulundu.Enerji içeceğinin fazla tüketimi sonucu, kalp daha hızlı ve düzensiz olarak çalışabilir. Bu durum ise kalp sağlığı ile ilgili ciddi sorunlara yol açabilir.Tereyağının fazla tüketimi sonucu kolesterol seviyeleriniz olumsuz etkilenebilir. Yüksek kolesterol ise kalp ve damar hastalıkları riskinin artmasına neden olur. Aynı zamanda yüksek kalori içeriğinden dolayı obezite riskini de artırır.Doktor, taze sebze tüketimi yerine konserve sebze tüketiminin kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.Yemekleri tatlandırmak için kullanmış olduğunuz sosların içeriği yüksek oranda tuz içerdiği için tansiyonu olumsuz etkileyebilir. İçerisinde hem tuz hem de şeker bulunan soslar kalp sağlığını tehdit eder.Çok fazla hamur işi tüketimi sonucu kalp sağlığınız risk altına girebilir. Fazla tüketimi kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayarak sağlığınızı tehdit eder.İşlenmiş beyaz pirinç, glisemik indeksi yüksek bir gıdadır. Hazırlanırken lif ve besleyici besin tabakasının çoğunu kaybettiği düşünüldüğü için beyaz pirinç tüketimi yerine bulgur tüketimi çok daha uygundur.Asitli içecekler yüksek şeker oranına sahip oldukları için yalnızca kalp sağlığı değil genel sağlığı da olumsuz etkileyebilir. Bu içeceklerin içerisinde bulunan yapay tatlandırıcılar kalp hastalıklarına zemin hazırlayarak sağlığı tehdit eder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUj_JXy930KYIkm3MuC3Zw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, sakın, yemeyin, diyerek, uyardı:, Evdeki, besin, kalp, krizi, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bitter çikolata mı, sütlü çikolata mı? Meğer şeker hastalığının şifası ondaymış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bitter-cikolata-mi-sutlu-cikolata-mi-meger-seker-hastaliginin-sifasi-ondaymis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bitter-cikolata-mi-sutlu-cikolata-mi-meger-seker-hastaliginin-sifasi-ondaymis</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, yüksek flavonol içeriği sayesinde haftada beş küçük porsiyon bitter çikolata tüketmenin tip 2 diyabet riskini %21 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Hem bitter hem de sütlü çikolatalar benzer şeker, yağ ve kaloriler içerirken, sütlü çikolatanın diyabet risk faktörü olan kilo alımıyla bağlantılı olduğu bulundu.Birçok kişi için rahatlatıcı bir yiyecek olan çikolatalar, eşsiz tadı ve iyi hissettiren yönüyle severek tüketiliyor.Çikolataların bağımlılık yapmasının bir nedeni var. Kakao, endorfin adı verilen kimyasalların akışını artıran ve keyifli hisleri teşvik eden bir madde olan teobromin içerir.
Çikolatalar üzerine yapılan yeni bir araştırma, tip 2 diyabet riski üzerindeki benzersiz etkilerini ortaya çıkardı. Hem bitter hem de sütlü çikolatalar eklenmiş şeker, yağ ve kalori içerse de sağlık üzerinde farklı etkileri olabilir.Yeni bir araştırma, her hafta beş küçük porsiyon bitter çikolata yemenin tip 2 diyabet riskini %21 oranında azaltabileceğini buldu. Çalışma, bitter çikolata tüketiminin faydalarının sıfırdan beş porsiyona çıktığını söylüyor.Küçük porsiyonlarda tüketmek önemlidir, aksi takdirde faydalar tersine dönebilir. Öte yandan, sütlü çikolatanın zamanla obezite veya aşırı kilo alımıyla bağlantılı olduğu bulundu, bu da tip 2 diyabet gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.Harvard T. H. Chan Halk Sağlığı Okulu&#039;nun beslenme bölümünde doktora öğrencisi olan baş yazar Binkai Liu, &quot;Bitter ve sütlü çikolata benzer ilave şeker, yağ ve kalori seviyelerine sahiptir, ancak en önemli fark bitter çikolatanın daha fazla kakao içermesidir&quot; dedi.Kakao ağacından elde edilen çikolatanın ham hali olan kakao, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklarla ilişkili iltihabı azaltan bir antioksidan olan çok yüksek seviyelerde flavanoller içerir.Çin ve ABD&#039;de çalışmalar yürüten araştırmacıların hazırladığı &quot;Çikolata tüketimi ve tip 2 diyabet riski&quot; başlıklı çalışma, İngiliz haftalık hakemli tıp dergisi BMJ&#039;de yayımlandı.Yaklaşık 192 bin 28 kişi üzerinde 1986-2021 yıllarında yürütülen çalışmada çikolata tüketiminin tip 2 diyabete etkisi, 111 bin 654 kişi üzerinde yürütülen çalışmada ise çikolata türlerinin (sütlü ve bitter) etkileri ele alındı.Çikolata tüketiminin tip 2 diyabete etkisinin araştırıldığı grupta yalnızca 18 bin 862 kişide bu tip diyabet ortaya çıkarken, diğer grupta ise 4 bin 771 kişide diyabet ortaya çıktı.Araştırma sonucunda herhangi bir çikolata yiyenlerde tip 2 diyabet riskinin çok az ya da hiç yemeyenlere göre yüzde 10 daha az olduğu belirtildi.Haftada 5 ya da daha fazla porsiyon bitter çikolata tüketenlerin tip 2 diyabet riskinin yüzde 21 oranında azalabileceğini ortaya koyan araştırmaya göre, sütlü çikolata kullanımının ise bu tür diyabete anlamlı bir etkisi olmadığı görüldü.Sütlü çikolata kullanımının uzun vadede kilo alımına etki ettiği belirtilen araştırma sonucunda, bitter çikolatanın içindeki proteinler sayesinde ödem azaltma, kalp ve damarları koruma ve antioksidan özelliği bulunduğu ifade edildi.Katılımcıların diyetlerinin her 4 yılda bir değiştirildiği, düzenli olarak kilo, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlığı bilgilerinin derlendiği araştırma kapsamında bitter çikolata doz artışında görülen etkiler de incelendi. Buna göre her haftalık doz artışında tip 2 diyabet riski ek olarak yüzde 3 oranında azaldı.Araştırmada bitter çikolata tüketiminin risk azaltma potansiyeli bulunduğu ancak daha fazla kontrollü çalışma yürüterek bulguların doğrulanması gerektiği de belirtildi.Dünya genelinde tip 2 diyabete yakalananların sayısının 2019&#039;da 463 milyon olduğu aktarılan araştırmada, bu sayının 2045&#039;te 700 milyona ulaşacağı öngörüsü paylaşıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V8TgmkoU20K5V2jqEahWzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bitter, çikolata, mı, sütlü, çikolata, mı, Meğer, şeker, hastalığının, şifası, ondaymış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İçindeki magnezyum kalbi kuvvetlendiriyor: Bir gece suda bekletip tüketince kolesterolü sıfırlıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/icindeki-magnezyum-kalbi-kuvvetlendiriyor-bir-gece-suda-bekletip-tuketince-kolesterolu-sifirliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/icindeki-magnezyum-kalbi-kuvvetlendiriyor-bir-gece-suda-bekletip-tuketince-kolesterolu-sifirliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kajular sadece lezzetli bir atıştırmalık değil; besin değeri yüksek bir gıdadır. Bunları ıslatılmış olarak yemek, sindirimini kolaylaştırarak ve daha besin yoğun hale getirerek faydalarını çoğaltır. Islatılmış kaju sadece sağlığınız için iyi olmakla kalmaz, aynı zamanda öğünlerinize veya atıştırmalıklarınızı daha lezzetli hale getirebilir. İşte günlük diyete ıslatılmış kaju eklemenin şaşırtıcı faydalarından bazıları.Kajular, kalp sağlığı için harika olan özellikle tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar olmak üzere sağlıklı yağlar açısından zengindir.
İyi kolesterolü (HDL) yükselterek ve kötü kolesterolü (LDL) azaltarak, bu sağlıklı yağlar kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olur.
2019 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, kajular kalp sağlığı için çok iyi ve sağlıklı kabul edilir. Dolaşımı iyileştirdiği ve kan basıncını kontrol ettiği için, ıslatılmış kajulardaki magnezyum kalp sağlığını da destekler.Beyin gelişimi için gerekli olan çinko, demir ve magnezyum gibi besinler kajuda bol miktarda bulunur. Stresi azaltmaya ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olurken, demir beyne daha iyi oksijen iletimi sağlar.2022 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, özellikle kavrulmuş kajular beyin sağlığı için en faydalı olanlardır. Islatılmış kajular, &quot;iyi hissetme&quot; hormonu olan serotonin üretimini destekleyen triptofan içerdiğinden, onları yemek ruh halinizi de yükseltebilir.Kajuların vitamin emilimini engelleyebilen bir bileşik konsantrasyonu olan fitik asit, ıslatma ile parçalanır. Bu, ıslatılmış kajuların sindirimini kolaylaştırır ve vücudunuzun vitamin ve minerallerini emmesini iyileştirir. Sağlıklı bir bağırsak ve kabızlığın önlenmesi, kajuların yüksek diyet lifi içeriğinin diğer faydalarıdır.Kajular, güçlü kemikler için gerekli mineraller olan magnezyum, kalsiyum ve fosfor ile doludur. Islatılmış kajuların düzenli tüketimi kemik yoğunluğunun korunmasına ve osteoporoz gibi rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olabilir.2020&#039;de yayınlanan çalışma, düzenli olarak kaju yemenin ağrı şiddetini azalttığını, prooksidan/antioksidan dengesini geri kazandırdığını ve eklem iltihabını ve doku hasarını sınırladığını buldu. Kajulara eklenen K vitamini ayrıca daha iyi kalsiyum emilimine yardımcı olarak kemik sağlığını daha da destekler.Parlak bir cilde ve güzel saçlara sahip olmak mı istiyorsunuz? Kajular cevaptır! Cildinizi sıkı ve genç tutan kolajen oluşumu için gerekli bir mineral olan bakır açısından zengindir.
Bakır ayrıca saçların erken beyazlamasını azaltmaya da katkıda bulunur. Islatılmış kajuları günlük olarak yemek, bu besinleri daha biyoyararlanabilir hale getirir ve doğal bir parlaklık ve daha sağlıklı saçlar sağlar.Bir avuç kajuyu bir gece veya en az 4-5 saat suda bekletin. Yemeden önce süzün ve durulayın. Bunları olduğu gibi yiyebilir veya smoothielerde, salatalarda veya tatlılarda kullanabilirsiniz.
Kaju fıstığının besin değeri (100g başına)

Kalori: 553
Protein: 18g
Yağlar: 44g (çoğunlukla sağlıklı yağlar)
Karbonhidratlar: 30g
Lif: 3.3g
Magnezyum: 292mg
Demir: 6.7mg
Bakır: 2.2mg

Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6PHXjzXp4ku6gukeWhvD3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İçindeki, magnezyum, kalbi, kuvvetlendiriyor:, Bir, gece, suda, bekletip, tüketince, kolesterolü, sıfırlıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Amerikalı nörolog &amp;quot;2 dakikalık test&amp;quot; yayınladı: Bunamanın gizli belirtisi buymuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/amerikali-noerolog-2-dakikalik-test-yayinladi-bunamanin-gizli-belirtisi-buymus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/amerikali-noerolog-2-dakikalik-test-yayinladi-bunamanin-gizli-belirtisi-buymus</guid>
<description><![CDATA[ Alzheimer hastalığı beyin hücrelerinin zamanla ölümüne bağlı olarak hafıza kaybı, bunama (demans) ve genel anlamda bilişsel fonksiyonların azalması şeklinde gelişen tıbbı bir durumdur. Başlangıçta sadece basit unutkanlıklarla kendini belli eden bu hastalığı gizli belirtisini sadece 2 dakikalık testle öğrenebilirsiniz.Nörolojik bir hastalık olan Alzheimer aynı zamanda en yaygın görülen demans türüdür. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir.Tiktok’ta Dr. Bing isimli nörolog yaptığı bir paylaşımda bunamanın gizli belirtilerini ortaya çıkaran 2 dakikalık test yayınladı. Bu testlerin Alzheimer ve demans gibi hastalıklarının erken teşhis edildiğini iddia etti.Amerikalı Nörolog Dr. Baibing Chen bunamaya karşı etkili olan 5 farklı test paylaştı.178 bin kez izlenen videoda testlerin beynin farklı bölümlerini çalıştırdığını ve kişinin ne gibi problemi olduğu ortaya çıktı.Doktor Bing ilk testte kişinin ayak üzerinde durması için bir egzersiz gösteriyor. Hastanın denge ve motor koordinasyonlarının çalışıp çalışmadığını gösteriyor. Dr. Bing, bu teste ilişkin ise, ‘İki bacağı olan ve hareket kabiliyetinde hiçbir sorun olmayan kişilerde, en az 30 saniye boyunca tek ayak üzerinde durmakta zorluk çekilmesi, bunama ve felç riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bunun nedeni, denge ve motor becerilerinizi kontrol eden beyin bölgelerindeki ince eksiklikleri yansıtabilmesidir&#039; açıklamasında bulundu.Alzheimer hastalığının ise ileri evrelerinde kişinin yürüme ve hareket kabiliyetini sınırlandırdığını belirterek kişinin bunama sırasında günden güne denge motor becerilerini kaydettiğini ifade etti.Dr. Bing ikinci olarak ise koku testi gerçekleştirdi. Erken bunamada beynin koku alma merkezinin etkilendiğini ifade eden Bing, &quot;Koku tanımada yaşanan sorunlar, Parkinson veya Alzheimer gibi hastalıklarda görülen nörodejenerasyonun habercisi olabilir&quot; dedi.DailyMail’de yer alan haberde ise, 2017 yılında yapılan bir araştırmada ise 57-85 yaş arasındaki kişilerde bunama araştırması yapılmış koku algılamakta zorluk çeken bilişsel olarak sağlıklı kişilerin 5 yıl daha erken nörolojik rahatsızlıklara yakalandığı ortaya çıkmıştı.Dr. Bing üçüncü testte ise saat çizme deneyi gerçekleştirdi. Bazı kliniklerde testi için kullanılan bu uygulamanın testte ise hastalara 1’den 12’ye kadar sayıları çizmeleri ve toplamaları isteniyor. Dr. Bing testin ise kişilerin hatırlama becerilerini test ettiğini belirterek, &#039;Hastalardan sadece belirli bir zamanı gösteren bir saat çizmelerini istiyorum. Eğer birisi Alzheimer hastalığı gibi mekansal organizasyon, dikkat ve planlama konusunda zorluk çekiyorsa, bu görev çok zor olabilir.&#039; İfade ediyor.Eğer hasta saate eğik daire ve rakamları yanlış yerleştirdiğinde ise hastalığın erken teşhis edilmesinde büyük öneme sahip olduğunu belirtiyor.Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS)’ye göre ise hasta saati doğru çizdiğinde bunama olasılığının düşük olduğunu belirtti.Dördüncü testte ise kişilerin geriye doğru sayarak yürümesi gerektiğini belirterek, &#039;Bununla ilgili zorluk, yönetici işlevler, hafıza veya dikkat ile ilgili sorunlara işaret edebilir&#039; dedi. Bu test kişinin sorun çözme ve hedef belirleme işlevlerini inceler, kişinin konsantrasyon sorunları, demans, hatırlama gibi problemlerde önemli rol oynar.Beşinci testte ise kişinin belirli bir zaman diliminde hayvan isimleri söylenmesi istenir. Eğer belirlenen sürede yeterli miktarda hayvan ismi söyleyemezse kişide Alzheimer ve frontal temporal demans hastalıklarına yönelik belirtiler gösterir. Alzheimer’s UK’ya göre ise bu iki hastalığa sahip olan kişilerin temporal loblarında hasar meydana geldiği, kişilerin kelimeler ve anlamlarını hatırlamakta zorluk çekmesine neden olduğunu belirtiyor.Alzheimer hastalığının ise bunamanın en yaygın türü olduğunu Amerika’da ise bugün 6,7 milyon Alzheimer hastası olduğu 2060 yılına kadar ise 13 milyona çıkacağı belirtiliyor.Alzheimer&#039;da erken teşhis ve tedavi süreci, hastalığın seyrini yavaşlatmak açısından kritik öneme sahip.
Bu belirtiler Alzheimer riskinin habercisi olabilir. Günlük hayatı etkileyen hafıza kayıpları, Alzheimer’ın en yaygın belirtilerinden biri. Özellikle yakın geçmişte yaşanan olayları unutmak, sık sık aynı soruları sormak bu duruma işaret edebilir.Alzheimer hastaları, tarihleri karıştırabilir ya da günleri unutabilir. Zamanı takip etmekte zorlanmak ve aniden nerede olduklarını bilememek yaygın belirtilerdendir.Kelimeleri hatırlamakta zorlanma, konuşma sırasında doğru kelimeyi bulamama ya da konuşmanın akışını kaybetme, hastalığın erken belirtileri arasında yer alır.Günlük hayatı etkileyen karar alma süreçlerinde zorlanma, yanlış ya da hatalı kararlar verme gibi durumlar Alzheimer’ın işaretlerinden olabilir.Eşyaları alışılagelmişin dışında yerlere koymak ve daha sonra onları bulamamak, hastalık ilerledikçe sıkça görülür.Alzheimer hastalarında depresyon, kaygı, şüphecilik gibi du ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DXqN-c_jkU-MbzV_8ChNzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Amerikalı, nörolog, dakikalık, test, yayınladı:, Bunamanın, gizli, belirtisi, buymuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>DSÖ &amp;quot;kanser riskini artırıyor&amp;quot; deyip uyardı: Bu içecek sağlığı tehdit ediyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dso-kanser-riskini-artiriyor-deyip-uyardi-bu-icecek-sagligi-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dso-kanser-riskini-artiriyor-deyip-uyardi-bu-icecek-sagligi-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için tükettiğiniz her besine dikkat etmek gerekiyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları vücudun genel sağlığını korumak için de altın anahtar. Ancak son zamanlarda popüler hale gelen bir içecek var ki sandığınız kadar faydalı olmayabilir.Son dönemin popüler içecekleri arasında yulaf sütü yer alıyor. Yulaf sütü genellikle sağlığa faydalarıyla önem çıksa da Dünya Sağlık Örgütü bu içeceğin riskli olduğunu vurguluyor. ABD&#039;li bilim insanları ise DSÖ&#039;nün yulaf sütünü riskli bulmasına katılmıyorYulaf sütü dünyanın bir çok yerinde popüler hale geldi ve sıklıkla tüketilmeye başlandı. DSÖ, yulaf sütü tüketiminin tümör gelişimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, yulafın yetişme sürecinde kullanılan &quot;glifosat&quot; isimli bir tarım ilacı, kanser riskini artırıyor.ABD&#039;li uzmanlar, her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün bu görüşüne katılmadıklarını dile getirseler de, 2023 yılında yapılan bir araştırmada test edilen 14 organik olmayan yulaf sütünün hepsinde glifosata rastlandı.Beslenme uzmanı ve gıda aktivisti Courtney Swan da, bireyleri yulaf sütü tüketmemeleri konusunda uyardı.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, 2015 yılında glifosatı, esas olarak hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara dayanarak, &#039;kanserojen&#039; olarak sınıflandırmıştı. Bu durum, AB genelinde herbisit kullanımına yönelik yasakların da önünü açtı.Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından 2023 yılında yapılan bir araştırmada, glifosata maruz kalan çiftçilerde hücresel yaşlanmanın ve kanser riskinin arttığı görüldü.Glifosata maruz kalan çiftçilerin, ortalama insanlara kıyasla oksidatif stres seviyelerinin de yüksek olduğu gözlemlendi.Son yıllarda bitkisel süt alternatifleri arasında popüler hale gelen yulaf sütü, sağlıklı yaşam ve çevre dostu beslenme trendlerinin vazgeçilmez bir parçası oldu. Peki, yulaf sütü nedir ve neden bu kadar tercih ediliyor?Yulaf sütü, yulaf tanelerinin suyla karıştırılarak ve süzülerek elde edilen bitkisel bir içecektir. Doğal olarak laktoz içermez, bu nedenle süt ürünlerine karşı intoleransı olanlar için ideal bir alternatiftir. Aynı zamanda hayvansal sütlere kıyasla daha düşük karbon ayak izine sahip olması, çevreye duyarlı tüketiciler tarafından tercih edilmesinin başlıca nedenlerinden biri.Besin değeri açısından yulaf sütü, lif içeriğiyle dikkat çekerken, genellikle kalsiyum, B vitamini ve demir ile zenginleştirilmiş olarak satılmaktadır. Kolesterol içermemesi ve kalp dostu olması da bir diğer avantajıdır.Yulaf sütü, kahveden tatlılara, çorbalardan smoothielere kadar birçok tarifte kullanılabilen çok yönlü bir içecektir. Hem sağlığınıza hem de gezegenimize dost bir seçenek arıyorsanız, yulaf sütü denemeye değer.GLUTEN HASSASİYETİ OLANLAR İÇİN RİSKLİ OLABİLİRYulaf, doğal olarak glütensiz bir tahıl olsa da işleme sırasında buğday gibi glüten içeren tahıllarla temas edebilir. Glüten intoleransı veya çölyak hastalığı olan kişilerin, &quot;glütensiz&quot; etiketi taşıyan yulaf sütlerini tercih etmeleri gerekiyor.ŞEKER İLAVESİ SONUCUBazı yulaf sütü markaları, tatlandırıcı veya şeker ekleyerek ürünün lezzetini artırabiliyor. Fazla şeker tüketimi, kilo alımı ve metabolik rahatsızlıklara yol açabilir. Bu nedenle şekersiz veya düşük şekerli seçenekler tercih edilmeli.Evde yapılan yulaf sütleri, genellikle kalsiyum ve vitaminler açısından zenginleştirilmiş ürünler kadar besleyici değildir. Düzenli tüketim için zenginleştirilmiş ürünlere yönelmek önemlidir.ALERJİK REAKSİYONLARHer ne kadar nadir olsa da bazı kişiler yulaf veya yulaf sütündeki bileşenlere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/znL3Soh_ZkqsGMTyAFTUQg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ, kanser, riskini, artırıyor, deyip, uyardı:, içecek, sağlığı, tehdit, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kilo vermek için kanıtlanmış 5 yöntem: Göbek bölgesindeki yağları yok ediyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kilo-vermek-icin-kanitlanmis-5-yoentem-goebek-boelgesindeki-yaglari-yok-ediyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kilo-vermek-icin-kanitlanmis-5-yoentem-goebek-boelgesindeki-yaglari-yok-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ İnatçı göbek yağlarıyla mı mücadele ediyorsunuz? Düşük karbonhidratlı, tam gıdalardan oluşan bir diyet benimsemek ve güç antrenmanı dahil olmak üzere düzenli egzersizi hayatınıza dahil etmek, 7-8 saat kaliteli uykuya öncelik vermek, gevşeme teknikleriyle stresi yönetmek ve yeterli miktarda su içmek. Bu yöntemler göbek bölgenizdeki yağlanmadan kurtulmanıza yardımcı eder.Göbek yağını yakmak için kalıcı bir sonuç alamadan her şeyi denemekten bıktınız mı? Bu konuda yalnız değilsiniz. Göbek yağı, kilo verme yolculuğunda olan kişilerde en yaygın endişelerden biridir.Karın yağı ayrıca kalp hastalığı ve diyabet gibi sağlık riskleriyle de bağlantılıdır. Karın görevlerini kaybetmek genellikle bir görevdir. Daha zayıf ve sağlıklı bir orta bölüme ulaşmaya kararlıysanız, göbek yağını etkili bir şekilde hedeflemek için kanıtlanmış 5 yöntem şunlardır.Kilo verme söz konusu olduğunda bölgesel incelme gerçekten bir seçenek olmasa da, bazı faktörlere odaklanmak ekstra faydalar elde etmenize yardımcı olacaktır.
Beslenme, göbek yağını azaltmada önemli bir rol oynar. İşlenmiş gıda içermeyen düşük karbonhidratlı bir diyet seçmek, vücudunuzun enerji için depolanmış yağları yakmasını teşvik eden insülin seviyenizi düşürmenize yardımcı olabilir.
Beyaz ekmek ve şekerli atıştırmalıklar gibi rafine karbonhidratlar yerine yağsız proteinler, sağlıklı yağlar ve lif açısından zengin sebzeler tercih edin.
Avokado ve fındık gibi sağlıklı yağların yanı sıra yumurta ve yapraklı yeşillikleri diyetinize dahil etmek, daha uzun süre tok hissetmenizi ve böylece isteklerinizi önlemenizi sağlar.İyi dengelenmiş bir diyetin yanı sıra, sağlığınıza bağlı olarak her gün 30 veya 45 dakika egzersiz yapmaya çalışın.
Tempolu yürüyüş veya hafif kardiyo seansları gibi basit egzersizlerle başlayın. Yüksek Yoğunluklu Aralıklı Antrenman (HIIT) eklemek kilo kaybı için etkilidir.
Kuvvet antrenmanı egzersizleri birden fazla kas grubunu hedefler, dinlenme metabolizma hızınızı artırır ve göbek yağlarınızı yakmanıza yardımcı olur.Kilo verme söz konusu olduğunda uyku en çok ihmal edilen kısımlardan biridir. Kötü uykunun hormonal dengeyi bozduğunu ve kilo vermenizi zorlaştırdığını unutmayın.
Uyku eksikliği ayrıca açlığı etkiler ve sağlıksız yiyeceklere olan isteklerinizi artırır. Vücudunuzun iyileşebilmesi, yeniden şarj olabilmesi ve tazelenebilmesi için her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin.Bu kulağa garip gelebilir, ancak stres seviyenizi kontrol etmek kilo verme yolculuğunuza yardımcı olabilir. Stres, göbek yağına sessiz bir katkıda bulunur.
Stresli olduğunuzda vücudunuz kortizol salgılar ve bu da yağın göbek bölgenizde depolanmasını işaret eder. Farkındalık, yoga, meditasyon, derin nefes alma veya hatta yürüyüşe çıkmak kortizol seviyelerini düşürmeye ve fitness hedeflerinize yardımcı olabilir.Göbek yağını azaltmak için hızlı bir çözüm yoktur, ancak su içmek oldukça önemlidir. Kendinizi susuz bırakmamak, herhangi bir kilo verme yolculuğunda önemli bir adımdır.
Su metabolizmanızı hızlandırır ve böylece sindirime yardımcı olur. Bu, aşırı yemenizi önleyecektir. Elinizin altında bir su şişesi bulundurun ve günde en az 2-3 litre içmeyi hedefleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2Y4Ur3ZV1U6--fyaGcOn1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kilo, vermek, için, kanıtlanmış, yöntem:, Göbek, bölgesindeki, yağları, yok, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kış mevsiminde saç dökülmesinin nedeni ve önlemek için ipuçları</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kis-mevsiminde-sac-doekulmesinin-nedeni-ve-oenlemek-icin-ipuclari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kis-mevsiminde-sac-doekulmesinin-nedeni-ve-oenlemek-icin-ipuclari</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi, soğuk hava ve azalan nem oranı ile saç sağlığını olumsuz etkileyebilir. Birçok insan bu dönemde saçlarının daha fazla döküldüğünü fark eder. Ancak endişelenmeyin! Doğru bilgiler ve uygulamalarla saçlarınızı kışın etkilerinden koruyabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kış, mevsiminde, saç, dökülmesinin, nedeni, önlemek, için, ipuçları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kaz dışkısı kanser hastalarına umut olabilecek! Ortaokul öğrencisinden sıra dışı keşif</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kaz-diskisi-kanser-hastalarina-umut-olabilecek-ortaokul-oegrencisinden-sira-disi-kesif</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kaz-diskisi-kanser-hastalarina-umut-olabilecek-ortaokul-oegrencisinden-sira-disi-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Chicago&#039;da bir ortaokul öğrencisi, bilim projesi için incelediği kaz dışkısında kanserle mücadelede etkili olabilecek bir bileşik buldu. Bu sıra dışı keşif, genç bilim insanının azmi ve merakının bir sonucu olarak ortaya çıktı ve tıp dünyasında umut verici bir gelişme olarak değerlendirildi.Chicago Üniversitesi&#039;nde Profesör Brian Murphy liderliğinde gerçekleştirilen 14 haftalık bir program kapsamında, Erkek ve Kızlar Kulübü&#039;ndeki öğrenciler, antibiyotik özellikler gösterebilecek doğal bileşikler aramak için çevresel örnekler topladı ve analiz etti.Garfield Park Lagünü&#039;nden toplanan 14 kaz dışkısı örneğinden biri Pseudomonas idahoensis adlı bir bakteri türü içeriyordu. Öğrenciler bakterinin biyolojik analiz verilerini yorumladılar ve bunun antibiyotik aktivitesi olduğu, daha önce hiç görülmemiş bir bileşik ürettiği sonucuna vardılar.Pseudomonas idahoensis olarak tanımlanan bakteri, bilim insanlarının potansiyel biyomedikal uygulamaları nedeniyle merakını uyandıran yeni bir bileşik üretti.Bulguları, çeşitli biyolojik özellikleriyle bilinen bir doğal bileşik ailesine ait olan orfamid N adı verilen daha önce bilinmeyen bir molekülü ortaya çıkardı.Orfamid N&#039;nin biyolojik deneylerde başlangıçta gözlemlenen antibakteriyel aktiviteden sorumlu olmadığı ortaya çıktı ; ancak daha sonraki deneyler, laboratuvar kültürlerinde insan melanomu ve yumurtalık kanseri hücrelerinin büyümesini engelleme yeteneğini ortaya koydu.Murphy&#039;nin ekibi, orfamid N&#039;nin ek farmakolojik faydalar sağlayıp sağlamadığını veya diğer bileşiklerle sinerjik olarak çalışıp çalışmadığını araştırmayı planlıyor.Programın baş bilim insanı ve doğal kaynaklardan elde edilen antibiyotiklere odaklanan UIC laboratuvarının başkanı Brian Murphy, projenin iki amacı olduğunu vurguladı: Hem bilime karşı erken yaşta bir tutku geliştirmek hem de hayati önem taşıyan biyomedikal araştırmaları ilerletmek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1UDdCi-ofUuTd4Wem7ptig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kaz, dışkısı, kanser, hastalarına, umut, olabilecek, Ortaokul, öğrencisinden, sıra, dışı, keşif</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu &amp;quot;doğal kan inceltici&amp;quot; dedi: 1 çay kaşığı aspirinden bile etkili</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-dogal-kan-inceltici-dedi-1-cay-kasigi-aspirinden-bile-etkili</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-osman-muftuoglu-dogal-kan-inceltici-dedi-1-cay-kasigi-aspirinden-bile-etkili</guid>
<description><![CDATA[ Mutfakta baharat dolaplarının içerisinden sıklıkla yer alan bir baharat var ki doğal kan inceltici görebi görüyor. Bu baharat sadece lezzetiyle değil, sağlık üzerindeki faydalarıyla da dikkat çekiyor. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu&#039;nun &quot;güvenli bir doğal kan inceltici&quot; diye tanımladığı bu baharat bir bebe aspirini kadar doğal salisilik asidi bedeninize kazandırabiliyor.Yemeklere tat katmanın ötesinde, baharatlar sağlık üzerinde olumlu etkileriyle de dikkat çekiyor. Bazı baharatların vücuda tahmin edemeyeceğiniz kadar faydası bulunuyor.Sağlıklı yaşam öneriyle dikkat çeken Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, doğal kan inceltici görevi gören baharatı açıkladı.Osman Müftüoğlu, &quot;Her gün keyifle yiyip içtiğimiz sebzelerin (yeşillikler ve diğerleri) ve baharatların (zerdeçal, zencefil, kırmızı biber) çoğunda kanı incelten (kan sulandırıcı) muhteşem bir doğal ilaç zaten var: Adı Salisilik asit! Bu doğal maddenin sentetik olanını -asetil salesilik asit- pandemi günlerinde “kan inceltici” olarak yaygın olarak kullandık. Şimdi sizi basit ama etkili ve kolay, üstelik son derece de güvenli bir doğal kan inceltici ile tanıştırmak istiyorum: KİMYON!&quot; diyor.&quot;Sadece bir çay kaşığı kimyon ile bir bebe aspirini kadar doğal salisilik asidi bedeninize siz de kazandırabilirsiniz.&quot; cümlelerini kullanan Müftüoğlu, &quot;Eğer doktorunuz reçetenize özellikle by-pass ameliyatı veya stent uygulaması ya da pıhtı atması sonrasında “her gün düşük doz aspirin kullanma talimatı”nı eklemediyse muhtemel bazı yaşlılık hastalıklarını önlemek için her gün düşük doz bir bebe aspirini yutmak yerine sofralarınızda yeşil sebzelere ve baharatlara daha sık ve çok yer açmanız gerekiyor.&quot; dedi.Kimyon, lezzetli bir baharat olmasının yanı sıra sağlık açısından da pek çok fayda sunar. İçeriğindeki vitaminler, mineraller ve diğer biyolojik aktif bileşenler sayesinde, kimyonun çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyucu ve tedavi edici etkileri bulunmaktadır.Antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikallerle savaşarak vücudu korur
Sindirim enzimlerini artırarak sindirimi kolaylaştırır ve gaz problemlerini hafifletir
Demir içeriği yüksek olduğu için kansızlığı önlemeye yardımcı olur
Antibakteriyel özellikleri sayesinde enfeksiyon riskini azaltır
İltihap giderici etkisiyle eklem ağrılarını hafifletir
Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnç sağlar
Kan şekerini dengeleyerek diyabet riskini azaltır
Kolesterol seviyelerini düzenleyerek kalp sağlığını desteklerKimyon, genellikle yemeklere lezzet katmak amacıyla kullanılan bir baharattır. İçeriğindeki bileşikler sayesinde yemeklere derin bir aroma ve tat ekler. Özellikle et yemeklerinde, çorbalarda ve soslarda yaygın olarak kullanılır. Ayrıca sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu, gaz problemlerini hafiflettiği ve metabolizmayı hızlandırdığı bilinmektedir.Kimyonu yemeklerinize eklerken, taze öğütülmüş kimyon tercih etmek, daha yoğun bir aroma elde etmenizi sağlar. Toz halinde ya da tane olarak kullanılabilen kimyon, yemek pişirme esnasında ya da piştikten sonra yemeğe eklenebilir.Günlük kimyon tüketimi, sağlıklı bir diyetin parçası olarak dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Genel olarak, bir yetişkinin günlük kimyon tüketimi 1 ila 3 çay kaşığı arasında olmalıdır. Bu miktar, sindirim sistemini desteklemek ve kimyonun diğer faydalarından yararlanmak için yeterlidir.Herhangi bir sağlık problemi ve alerjik reaksiyon yaşamamak için kimyonu beslenme listenize eklemeden önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pPv2VS5tVUOGKTdwzcK_QA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Osman, Müftüoğlu, doğal, kan, inceltici, dedi:, çay, kaşığı, aspirinden, bile, etkili</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Oturmak mı uzanmak mı: Sağlığınız için hangisi daha kötü?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/oturmak-mi-uzanmak-mi-sagliginiz-icin-hangisi-daha-koetu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/oturmak-mi-uzanmak-mi-sagliginiz-icin-hangisi-daha-koetu</guid>
<description><![CDATA[ Hareket eksikliği vücut sağlığınız için zararlıdır. Vücudu hareketsiz bırakmak metabolik süreçleri bozar, kan şekeri ve kolesterol seviyelerini artırabilir. Uzanmak omurga basıncını hafifletebilirken, her iki pozisyonda da uzun süreli hareketsizlik yavaşlayan dolaşım ve azalan enerji harcaması gibi benzer olumsuz etkilere yol açar.Modern yaşam tarzı, uzun süre hareketsiz kalmayı neredeyse kaçınılmaz hale getiriyor. Ancak oturmak ve uzanmak arasında sağlığımız için daha zararlı olan hangisi?Oturmak, özellikle masa başında uzun saatler geçiriliyorsa, birçok sağlık sorununa davetiye çıkarabiliyor. Araştırmalar, sürekli oturmanın bel, boyun ve omurga ağrılarına neden olduğunu, aynı zamanda kan dolaşımını olumsuz etkileyerek kalp hastalıkları riskini artırdığını gösteriyor.Uzanmak ise daha az tehlikeli gibi görünse de uzun süre hareketsiz kalındığında kas ve eklem sertliklerine yol açabiliyor. Ayrıca, sürekli uzanmak metabolizmayı yavaşlatabilir ve obezite riskini artırabilir.Uzmanlar, her iki pozisyonun da uzun süreli olmasının sağlığa zarar verdiğini vurguluyor. En iyi çözüm, düzenli aralıklarla hareket etmek. Ofiste çalışıyorsanız saatte bir kalkıp kısa bir yürüyüş yapmanız, evdeyseniz pozisyon değiştirerek kaslarınızı aktif tutmanız öneriliyor.Kansas City&#039;deki Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi&#039;nde moleküler ve bütünleştirici fizyoloji doçenti olan John P. Thyfault&#039;un ortak yazarlığını yaptığı bir çalışmada, sağlıklı genç erkeklerden kendi seçtikleri hareketsizlikle hareketsiz kalmaları istendi.İşe gitmek için araba kullanmak, yatakta daha fazla okumak, saatlerce televizyon karşısında oturmak vb.Çalışmada, daha hareketsiz hale geldikten iki hafta sonra, bu sağlıklı bireylerin metabolik sorunlar geliştirmeye başladığı, buna ciddi insülin direncinin de dahil olduğu, hareketsiz zamanlarını çoğunlukla oturarak mı yoksa yatakta mı geçirdikleri bulundu.Uzun süre oturmak, her zaman ölüm riskinin daha yüksek olmasıyla bağlantılıdır. Araştırmalar, kan dolaşımını yavaşlattığını ve kalp krizi ve derin ven trombozu gibi durumlar da dahil olmak üzere diğer kardiyovasküler hastalık olasılığını artırdığını göstermektedir.Uzun saatler oturmak ayrıca omurga, boyun ve omuz sorunlarına neden olabilecek ve omurga diski dejenerasyonunu hızlandırabilecek kötü duruşa da yol açabilir.Düzenli egzersiz bile aşırı oturmanın risklerini tamamen telafi edemez, çünkü çalışmalar günlük 10,5 saatten fazla hareketsiz kalmanın kalp yetmezliği ve kardiyovasküler ölüm riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkili olduğunu vurgulamaktadır.Dinlenmek veya uyumak için uzanmak, dinlenme ve iyileşme için bu pencereyi kullanma konusunda risk taşımaz. Ancak, uyku saatleri dışında aşırı uzanmak fiziksel kondisyon kaybına katkıda bulunabilir. Örneğin, özellikle yatağa bağımlı kişilerde kasları zayıflatabilir, yağ birikimini artırabilir ve metabolik süreçleri yavaşlatabilir. Oturmanın aksine, düz uzanmak omurgadaki baskıyı azaltır ve sırt ağrısı gibi kas-iskelet sistemi sorunlarına neden olma olasılığını azaltır.Ancak, uyanık saatlerde alışkanlık haline gelen uzanma, yavaşlamış dolaşım ve azalmış enerji harcaması gibi oturmanın benzer olumsuz etkilerine yol açabilir. Aşırı durumlarda, hareketsiz bireylerde yatak yaralarına veya kas-iskelet sistemi atrofisine yol açabilir.Elbette tek istisna uykudur. Vücudumuzun çeşitli fizyolojik onarım süreçlerini tamamlamak için yaklaşık sekiz saat yatmaya ihtiyacı vardır. Özetle, uzanmak sadece dinlenme ve toparlanma amaçlı yapıldığında faydalıdır, oturmanın ise böyle bir faydası yoktur ve kaçınılmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XAawvWaGK06T6aA3xEnJgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Oturmak, mı, uzanmak, mı:, Sağlığınız, için, hangisi, daha, kötü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en ölümcül kanseri idrar testiyle tespit edilecek!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-oelumcul-kanseri-idrar-testiyle-tespit-edilecek</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-oelumcul-kanseri-idrar-testiyle-tespit-edilecek</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri, dünyanın en yaygın ve ölümcül kanser türlerinden biri. Bilim insanları, sıklıkla geç teşhis edildiği için zor tedavi edilen akciğer kanserini tespit etmek için yeni bir yöntem buldu. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar bu kez basit bir idrar testini deniyor. Ucuz ve yeni idrar testi insanlar üzerinde başarıyla uygulanırsa, kanser daha başlama aşamasında yakalanabilecek.Bilim insanları, akciğer kanserinin ilk belirtilerini ortaya çıkarabilecek ve erken teşhisi kolaylaştıracak bir idrar testi geliştirdi.
Akciğer kanseri genelde daha ileri evrelerde teşhis edilir, bu da hastalığın tedavisini zorlaştırır.Uzmanlar, erken teşhisin hastaların daha erken tedavi alması anlamına gelebileceğini ve bu sayede hastalığın üstesinden gelme şanslarının artacağını umuyor.İngiltere’deki Cambridge Üniversitesinden araştırmacılar bu kez basit bir idrar testini deniyorlar.
Öncü test, bir hastanın akciğer kanseri olduğunu gösterebilecek sözde &quot;zombi&quot; hücre proteinlerini arıyor.
Kanserden arta kalan &quot;zombi hücreler&quot; idrar yoluyla vücuttan dışarı atılıyor. Test, fareler üzerinde başarıyla test edildi.İnsanlar üzerinde başarıyla uygulanırsa, kanser daha başlama aşamasında yakalanabilecek.
Çalışmanın arkasındaki bilim insanları, pahalı taramalara göre daha ucuz bir alternatif olan bir test bulmak istediklerini söyledi.Akciğer kanseri, her yıl yaklaşık 1,8 milyon ölüme neden olan dünyanın önde gelen kanser ölüm nedenidir.
Tümörlerin yayıldığı hastalığın ileri evrelerde sağ kalma oranları özellikle düşüktür. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8CJ8KKuxQUW9v2xpdaWxsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, ölümcül, kanseri, idrar, testiyle, tespit, edilecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en güçlü antioksidanı: Günde 5 tane yemek kalp hastalığı, kanser, diyabet ve bunamayı önlüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-guclu-antioksidani-gunde-5-tane-yemek-kalp-hastaligi-kanser-diyabet-ve-bunamayi-oenluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dunyanin-en-guclu-antioksidani-gunde-5-tane-yemek-kalp-hastaligi-kanser-diyabet-ve-bunamayi-oenluyor</guid>
<description><![CDATA[ Mantarlar sağlığa olan faydalarıyla bilinir. Düşük kalorili ve temel vitamin ve minerallerle dolu olan mantarlar diyete mükemmel bir katkı sağlar. Yapılan son araştırmalarda mantarın bilinmeyen bir faydası daha ortaya çıktı.Bir çalışma mantarların bir diğer önemli faydasını araştırdı. ABD&#039;deki Penn State Üniversitesi&#039;ndeki araştırmacılar, günde sadece beş küçük mantar yemenin kalp hastalığı, kanser ve bunama dahil olmak üzere bir dizi hastalıkla mücadelede yardımcı olabileceğini buldular.Penn State Üniversitesi&#039;ndeki uzman Robert Beelman, &quot;Bulduğumuz şey, şüphesiz mantarların birlikte alındığında iki antioksidanın ergotiyonein ve glutatyonun en yüksek besin kaynağı olduğu ve bazı türlerinin her ikisiyle de gerçekten dolu olduğu&quot; dedi. Dünyanın en güçlü antioksidan içeriğine sahip besinlerinden biri olan mantarla ilgili bulgular Food Chemistry dergisinde yayınlandı.Çalışma için araştırmacılar 13 farklı mantar türüne baktılar ve porçini türlerinin bu iki bileşiğin en yüksek miktarlarını içerdiğini buldular.Mantarlar çok sayıda sağlık yararı sunar ve onları diyetinize değerli bir katkı haline getirir. Oksidatif stresle savaşan ve bağışıklık sağlığını destekleyen selenyum ve ergotiyonin gibi antioksidanlar açısından zengindirler. Anti-inflamatuar özellikleri kronik hastalık riskini azaltabilir.Besin açısından yoğun ancak kalorisi düşük olan mantarlar, B-kompleks, D gibi vitaminlerin ve potasyum gibi minerallerin mükemmel bir kaynağıdır ve beyin ve kemik sağlığını destekler. Yüksek lif içerikleri sindirime yardımcı olur ve bağırsak sağlığını destekler.Mantarlar ayrıca kolesterol ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilecek beta-glukanlar gibi biyoaktif bileşikler içerir, kalp sağlığına katkıda bulunur ve diyabet riskini azaltır.Mantar, pek çok farklı şekilde tüketilebilen besleyici bir gıda maddesidir. Hem sağlığa faydalarıyla hem de lezzetiyle mutfaklarda sıklıkla yer bulur. Taze mantar, çeşitli yemeklerde kullanılabileceği gibi, çorbalarda, salatalarda veya ana yemeklerde de tercih edilebilir. Ayrıca, mantarın farklı pişirme yöntemleri de oldukça yaygındır. Mangalda ızgara yapılabilir, zeytinyağlı şekilde sotelenebilir veya fırınlanarak lezzetli bir alternatif oluşturulabilir. Bunun dışında mantar, et yemeklerine de eşlik edebilir, makarna veya pizza gibi tabaklarda da kullanılabilir.Mantarın tüketimi sırasında, özellikle ormanlardan toplanan mantarların dikkatli bir şekilde seçilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Zehirli türlerin sağlık açısından ciddi riskler oluşturabileceği için, mantar tüketmeden önce uzmanlardan veya güvenilir kaynaklardan alınması tavsiye edilir.Sağlıklı bir şekilde tüketildiğinde mantar, düşük kalorisi ve yüksek lif içeriğiyle beslenmeye katkı sağlar, aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendiren besin öğeleri de içerir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7drg1gRXtUq1U8K4G-OB-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, güçlü, antioksidanı:, Günde, tane, yemek, kalp, hastalığı, kanser, diyabet, bunamayı, önlüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün 3 bin 500 kişi ölüyor: Taşıyıcı olduklarını bilmeden yaşıyorlar</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-3-bin-500-kisi-oeluyor-tasiyici-olduklarini-bilmeden-yasiyorlar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-3-bin-500-kisi-oeluyor-tasiyici-olduklarini-bilmeden-yasiyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer sağlığını doğrudan etkileyen hepatit, ciddi bir enfeksiyondur. Virüs, kan, cinsel temas ve vücut sıvılarıyla bulaşır. Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün nisan ayında yayınladığı rapora göre ise her gün hepatit B ve C enfeksiyonları sebebiyle 3 bin 500 kişi hayatını kaybediyor. Peki, hepatit nedir, nasıl bulaşır ve hepatiti önleme yöntemleri nelerdir?Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün nisan ayında yayınladığı rapora göre ise her gün hepatit B ve C enfeksiyonları sebebiyle 3 bin 500 kişi hayatını kaybediyor.Türkiye&#039;de ise her 3 kişiden 1&#039;i hepatit B, her 2 kişiden 1&#039;i hepatit C ile enfekte. Hepatit, viral bir enfeksiyonun neden olduğu karaciğer iltihabı olarak biliniyor. A, B, C, D ve E tipleri olarak adlandırılan beş ana hepatit virüsü bulunuyor. Bu 5 tip, neden oldukları hastalıklar ve salgın potansiyeli nedeniyle son yıllarda dünya üzerinde büyük bir endişe kaynağı olmaya başladı.Hepatit, karaciğerin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan ve genellikle virüslerin neden olduğu bir sağlık sorunudur. Çeşitli türleri bulunan hepatit, bulaşıcı olabileceği gibi, alkol tüketimi, ilaç yan etkileri ya da otoimmün hastalıklar nedeniyle de gelişebilir.Hepatit; Hepatit A, B, C, D ve E gibi farklı tiplerle sınıflandırılır. Bu türler, bulaşma yolları ve yarattıkları etkiler açısından farklılık gösterir. Özellikle Hepatit B ve C, kronikleşme riski taşıdığı için karaciğerde ciddi hasarlara, hatta siroz ya da karaciğer kanserine yol açabilir.Hastalığın belirtileri arasında halsizlik, iştahsızlık, sarılık, karın ağrısı ve koyu renkli idrar bulunur. Tedavi, hepatitin türüne göre değişiklik göstermekle birlikte erken teşhis, hastalığın ilerlemesini önlemede kritik öneme sahiptir.Hepatitten korunmak için hijyen kurallarına dikkat etmek, aşılama programlarına katılmak ve riskli davranışlardan kaçınmak gereklidir. Karaciğer sağlığını korumak, genel sağlığın devamı için hayati bir rol oynar.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün nisan ayında yayınladığı rapora göre ise her gün hepatit B ve C enfeksiyonları sebebiyle 3 bin 500 kişi hayatını kaybediyor. Ayrıca uzmanlara göre ülkemizde ise çoğu henüz tanı almamış yaklaşık 3.5 milyon hepatit B hastası, 750 bin de hepatit C hastası olduğu tahmin ediliyor.Hepatitler halen önemini koruyan hastalıklardır. Hepatit B aşı ile önlenebilir ancak hepatit C&#039;de aşı yoktur fakat gelişmiş tedavisi vardır. Buradaki en büyük sorunumuz hastalara ulaşabilme. Birçok kişi hepatit B ve C olduğunu bilmeden yaşamaktadır. Bulaşıcı olduğu için aile fertleri dahil birçok kişiye de hastalığı bulaştırabilmektedirler. Her gün dünyada 3 bin 500 kişi hepatit B ve C kaynaklı ölmektedir.Hepatit A ve E gibi türler genellikle kirli su ve yiyeceklerden bulaştığı için kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek büyük önem taşıyor. Özellikle ellerin yemek öncesi ve tuvalet sonrası yıkanması, riskin azaltılmasında etkili bir adım.Hepatit B ve C gibi türler ise kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşıyor.

Steril olmayan iğne kullanımından kaçınılması,Ortak tıraş bıçağı ve diş fırçası gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması,
Korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılması,bulaşma riskini önlemek açısından kritik öneme sahip.
Ayrıca, Hepatit A ve B için mevcut olan aşılar, hastalığa karşı uzun süreli bir koruma sağlıyor.

Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin aşılanmasını tavsiye ediyor.Düzenli sağlık kontrolleri ve karaciğer sağlığını destekleyen bir yaşam tarzı da hepatitten korunmada etkili yöntemler arasında yer alıyor.
Sağlıklı beslenme, alkol tüketimini sınırlama ve şüpheli durumlarda tıbbi yardım alma, bireyleri hepatitten korumada yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mBpNOjkAqEGLZKJca_2A6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, bin, 500, kişi, ölüyor:, Taşıyıcı, olduklarını, bilmeden, yaşıyorlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kanser riskini 6 kat artırıyor: Herkesin yıllardır yaptığı hata</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kanser-riskini-6-kat-artiriyor-herkesin-yillardir-yaptigi-hata</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kanser-riskini-6-kat-artiriyor-herkesin-yillardir-yaptigi-hata</guid>
<description><![CDATA[ Aşırı sıcak içeceklerin tüketimi sağlık için ciddi risklerin oluşmasına neden olabilir.  Özellikle çay, kahve ve sıcak çikolata gibi günlük yaşamın vazgeçilmez içeceklerinin çok yüksek sıcaklıklarda içilmesi, ağız, boğaz ve yemek borusunda yanıklara yol açabiliyor. Hatta kanser riskini de artırabiliyor.Sıcak içecekler sadece kışın değil her mevsim tüketiliyor. Bu anlamda sıvı kaybını engellemek için çok kıymetli bir konu. Buna özellikle sağlık konusunda dikkat etmemiz gerekiyor.
Hem bağışıklık sistemi hem enfeksiyonlardan korunmak anlamında bu duruma dikkat etmemiz gerekiyor ama sıcaklık konusuna özellikle vurgu yapmamız lazım.Sağlığımız için yapacağımız bir şeyde sağlığımızdan olmamamız gerekiyor. Son dönemde yapılan çalışmalar ve araştırmalarda 65 derecenin üzerinde olan tüketimler bizim sağlığımızda risk faktörü oluşturabiliyor.Özellikle sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklarımız varsa bu risk giderek de artabilmekte. Onun için tükettiğimiz içeceğin sıcaklığına dikkat etmek gerek.Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, aşırı sıcak içeceklerin tüketiminin ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle çay, kahve ve sıcak çikolata gibi günlük yaşamın vazgeçilmez içeceklerinin çok yüksek sıcaklıklarda içilmesi, ağız, boğaz ve yemek borusunda yanıklara yol açabiliyor. Bu tür yanıkların uzun vadede kanser riskini artırabileceği belirtiliyor.Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 65 santigrat derecenin üzerindeki içeceklerin yemek borusu kanseri riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.Uzmanlar, içeceklerin birkaç dakika soğumasını beklemenin, hem tat alma hissini güçlendireceğini hem de sağlığı koruyacağını vurguluyor.Sıcak içecek tüketiminde ideal sıcaklık aralığının 50-60 derece olduğunu belirten uzmanlar, özellikle hassas bünyelere sahip bireylerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerektiğini söylüyor.Ağızdan başlayan, yutak, yemek borusu ve mide şeklinde devam eden sıcak içecekler her birinde tekrarlı temaslarda sorun oluşturuyor. Alışkanlık olarak sürekli sıcak tüketirsek sorun oluşturuyor.Günlük pratikte ise 65 dereceyi ölçemeyeceğimiz için bir demlik veya termostan içecek fincana döküldüğü zaman 5 dakikalık bekleme süreci bizim 65 dereceye inmemiz için yeterli bir süre. Hemen döküldükten sonra atak halinde içmek yerine böyle pratik bilgiyi kullanabilirsiniz.Çay ve kahve gibi içecekleri çokça tüketiyorsak bunlar bizim yutağımızın, yemek borumuzun ve midemizin örtüsünde değişikliğe sebebiyet veriyor. Bu durum kronik irritasyon oluşturuyor. Bir nevi nasırlaşma yapıyor, hassasiyetimizi azaltıyor. Devam eden tüketimlerde bu sefer kötü hücrelere doğru değişimler başlamış olabiliyor. İlerleyen zamanlarda da yemek borusu, yutak, ağız bölgesindeki kanserleşme noktasında tetikleyici bir durum söz konusu olabiliyor.Sigara çay yapalım, kahve sigara yapalım noktasında bir ek olduğu zaman da sinerjik etki oluşturuyor. Normalde 2 kat olacak bir risk faktörü 5-6 katına çıkıyor. Daha fazla artış söz konusu olabiliyor.Sağlıklı bir yaşam için sıcak içeceklerinizi keyifle tüketmeden önce biraz beklemek sağlığınız açısından büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Z2XLllWHBUiRHoS8tSdZrw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kanser, riskini, kat, artırıyor:, Herkesin, yıllardır, yaptığı, hata</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 seviyesini yükseltip kan oluşumunu destekliyor: DNA sentezinde hayati rol oynuyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/b12-seviyesini-yukseltip-kan-olusumunu-destekliyor-dna-sentezinde-hayati-rol-oynuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/b12-seviyesini-yukseltip-kan-olusumunu-destekliyor-dna-sentezinde-hayati-rol-oynuyor</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini genellikle hayvansal gıdalarda bulunur. Vücut sağlığı için son derece gerekli olan B12 vitamini  kırmızı kan hücresi oluşumunda, sinir fonksiyonunda ve DNA sentezinde hayati rol oynar. Peki, B12 kaynakları nelerdir?B12 vitamini çoğunlukla hayvansal kaynaklardan elde edilen yiyeceklerde yoğunlaşır ve bu da vejetaryen olmayan beslenme tarzını takip etmeyenlerin bu temel vitamini almasını zorlaştırır.B12 vitamini, kırmızı kan hücresi oluşumunda, sinir fonksiyonunda ve DNA sentezinde önemli bir rol oynayan hayati bir besindir. Başlıca hayvansal yiyeceklerde bulunsa da, özellikle zenginleştirilmiş veya fermente edilmiş olan bazı vejetaryen seçenekler bu temel vitamini sağlayabilir.Birkaç vejetaryen yiyecekte az miktarda B12 vitamini bulunur ve bu, doğru türde yiyeceklerle eşleştirildiğinde ve doğru miktarda alındığında günlük 2,4 mikrogram olan B12 vitamini ihtiyacını karşılamaya yardımcı olabilir.Süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri, evlerde bulunan geleneksel temel gıdalardır ve B12 vitamini açısından zengindir. 1 bardak sütte yaklaşık 1 mcg B12 vitamini bulunur. Sütü çaya, kahveye veya tatlılara ekleyin. Peynir sandviçlere eklenebilir. Yoğurt sade veya meyvelerle tüketilebilir.Yumurta, lakto-vejetaryen diyetinin önemli bir parçasıdır ve mükemmel bir B12 vitamini kaynağıdır. 1 yumurta yaklaşık 0,6 mcg içerir. Haşlanmış yumurtaları salatalara ekleyin, yumurta körisi hazırlayın veya sebzeli omletin tadını çıkarın.Kuru meyveler ve çekirdekler, takviye edilmediği sürece genellikle önemli B12 vitamini kaynakları değildir, ancak genel beslenmeye katkıda bulunur, vitaminin emilimini ve kullanımını destekler.Badem ve cevizler doğal olarak B12 içermez, ancak sağlıklı yağ ve protein açısından zengin içerikleri genel enerji ve metabolizmayı destekler. Bunları atıştırmalık olarak yiyebilirsiniz; bir avuç badem veya ceviz yiyebilir veya bunları smoothie&#039;lere karıştırabilirsiniz.12 vitamini emilimini artırmak için ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler tüketin. Lor ve turşu gibi yiyecekler bağırsak sağlığını destekleyerek besin emilimine yardımcı olur. B12 vitamini emilimini engelledikleri için çay ve kahveden kaçının.B12 vitamini genellikle vejetaryen olmayan yiyeceklerde daha fazla bulunsa da, süt ürünleri, takviyeli yiyecekler, fermente yiyecekler ve vejetaryenler için takviyelerin bir kombinasyonu yoluyla gerekli miktarları almak kolaydır.Bunlar diyetinize eklenebilir, böylece yalnızca yeterli B12 vitamini almakla kalmaz, aynı zamanda genel sağlığı da desteklersiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aqH_ucMTgkmkFP04bNpW1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>B12, seviyesini, yükseltip, kan, oluşumunu, destekliyor:, DNA, sentezinde, hayati, rol, oynuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kuruyemişlerin kralı beyin gücünü artırıyor: Günde kaç tane yemelisiniz?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kuruyemislerin-krali-beyin-gucunu-artiriyor-gunde-kac-tane-yemelisiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kuruyemislerin-krali-beyin-gucunu-artiriyor-gunde-kac-tane-yemelisiniz</guid>
<description><![CDATA[ Besleyici bir güç merkezi olan bademler, her yaştan insan için çok sayıda sağlık faydası sunar. Beyin gücünü artırmaktan kilo yönetimine yardımcı olmaya ve kalp sağlığını desteklemeye kadar, bu kuruyemişlerden bir avuç günlük diyetinize eklemek vücudunuzda inanılmaz etkiler yaratabilir. Badem tüketmek için ideal zamanları, gelişmiş besin emilimi için en uygun eşleştirmeleri ve dikkate alınması gereken önemli önlemleri keşfedin.Genellikle kuruyemişlerin kralı olarak anılan bademler, dünya genelinde birçok diyetin temel gıdası haline getiren besinler ve sağlık yararları ile doludur.Kilo kontrolü yapanlar için vazgeçilmez bir atıştırmalık olmaktan, beyin gelişimi için çocuklara ıslatılıp verilmeye kadar, bademler inanılmaz derecede çok yönlü ve besin açısından yoğun faydalar sağlar. Peki günde kaç tane badem yemelisiniz? Bunları yemek için en iyi zaman ne zaman? Maksimum fayda için bunları nasıl eşleştirebilirsiniz? Ve akılda tutulması gereken herhangi bir önlem var mı?Bademler temel besinlerin mükemmel bir kaynağıdır. İşte 28 gramlık bir porsiyon (yaklaşık 23 badem) için besin profillerinin dökümü:
Kalori: 160Protein: 6 gramSağlıklı yağlar: 14 gram (9 gram tekli doymamış, 3 gram çoklu doymamış)Lif: 3,5 gramKarbonhidratlar: 6 gramE Vitamini: 7,3 mg (%37 Günlük Değer)Magnezyum: 76 mg (%19 Günlük Değer)Kalsiyum: 76 mg (%7 Günlük Değer)Demir: 1 mg (%6 Günlük Değer)Bademler ayrıca antioksidanlar açısından da zengindir, özellikle kahverengi kabuklarında oksidatif stres ve iltihapla mücadeleye yardımcı olur.Bir avuç badem, gün boyunca enerjinizi artırmak için yeterlidir. Bir avuç badem yaklaşık 7-8 badem olacaktır. Bunları su veya süte batırabilir veya çiğ olarak da tüketebilirsiniz. Lezzetini artırmak için bademleri kuru kavurmayı deneyin. Ayrıca evde badem ezmesi hazırlayıp ekmekle birlikte yiyebilirsiniz.Sabah, özellikle aç karnına badem yemek, gün boyunca sürekli enerji sağladığı için idealdir.Bademler, antrenmandan önce hızlı enerji için harika bir kaynaktır. Antrenmandan sonra, kasların toparlanmasına yardımcı olmak için bademleri Yunan yoğurdu gibi bir protein kaynağıyla eşleştirin.Açlığı bastırmak ve öğünlerde aşırı yemekten kaçınmak için sağlıksız atıştırmalıkları bir avuç bademle değiştirin.
Geceleri badem yemek, gevşemeyi destekleyen ve uykusuzluğu azaltan magnezyum içerdiğinden daha iyi uykuyu teşvik edebilir.Besinlerin emilimini artırmak için bademleri doğru türde yiyeceklerle eşleştirin. Bademleri, doğal şekerleri sağlıklı yağlarla dengeleyen lif açısından zengin bir atıştırmalık için elma veya muzla eşleştirin.Kalsiyum ve protein alımını artırmak için bademleri yoğurt veya sütle birleştirin. Badem, bir tutam zerdeçal veya kakule ile ılık süte klasik bir ektir.Badem ve bitter çikolata, kalp sağlığına iyi gelen ve antioksidan açısından zengin bir atıştırmalıktır. Yulaf ezmesine, pohaya veya upmaya çıtır bir doku ve ekstra bir sağlıklı yağ ve protein dozu için badem ekleyin.Çocuklar, özellikle öğrenciler, hamile kadınlar, sporcular, diyabet hastaları ve kalp rahatsızlığı olan kişiler her zaman badem yemelidir. Böbrek taşınız varsa bademden kaçınabilirsiniz.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDnT-KFALke2_-fGSWd_RQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kuruyemişlerin, kralı, beyin, gücünü, artırıyor:, Günde, kaç, tane, yemelisiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Soğuk algınlığı ile karıştırılıyor! Bulaştığı her 6 kişiden birini öldürüyor... Belirtileri neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/soguk-alginligi-ile-karistiriliyor-bulastigi-her-6-kisiden-birini-oelduruyor-belirtileri-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/soguk-alginligi-ile-karistiriliyor-bulastigi-her-6-kisiden-birini-oelduruyor-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık uzmanları, kış soğuk algınlığıyla kolayca karıştırılabilen ölümcül &quot;Victoria hastalığı&quot;ndaki artış konusunda acil uyarıda bulundu. İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı&#039;nın (UKHSA) raporuna göre, resmi veriler vaka sayısının geçen yılın sonunda yüzde 11 artarak 5.000&#039;e ulaştığını gösteriyor. Peki, Victoria hastalığı nedir, belirtileri neler?Verem, &quot;Victoria hastalığı&quot; olarak da bilinen ve bulaştığı kişilerin altıda birini öldüren ciddi bir akciğer enfeksiyonudur. Ayrıca, hastaların kanlı öksürük atmalarına yol açabilir. İngiltere&#039;de verem vakaları artmaktadır.Resmi verilere göre, vakalar geçen yılın sonunda %11 oranında artarak 5.000&#039;e ulaşmıştır; bu, Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) raporuna göre. Bu, İngiltere&#039;deki her 25.000 kişiden yaklaşık birinin enfekte olduğu anlamına gelir, ancak bu oran Londra&#039;da her 5.000 kişiden birine kadar yükselmektedir.Yeni vakaların dörtte üçü, 2000 yılından bu yana en yüksek oranla, Birleşik Krallık dışından doğmuş kişiler arasında görülmektedir.Verem (TB) hastalarındaki en büyük yabancı doğumlu gruplar, Hindistan, Pakistan, Nijerya ve Romanya&#039;dan gelenlerdir.Tüberkülozun olası belirtileri arasında üç haftadan uzun süren ve kanlı öksürük, yüksek ateş, gece terlemeleri, iştahsızlık ve açıklanamayan kilo kaybı bulunur.İngiltere&#039;de tüberküloz testi, enfeksiyonun daha yaygın olduğu ülkelerden gelen göçmenler için zorunlu olsa da, gizli kalabiliyor ve tespit edilemiyor.Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yetkilileri bu yılın başlarında, geçen yıl 8,2 milyon vakanın rekor kırdığı küresel tüberküloz vakalarının artışı konusunda uyarıda bulunmuştu.Verem, enfekte kişilerin öksürük ve hapşırıkları yoluyla yayılır ve çoğunlukla akciğerlerde ortaya çıkar, ancak vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir.Ancak bazı araştırmalar, enfekte kişilerin hiçbir belirti göstermeseler bile sadece nefes almaları yoluyla bile pasif olarak yayılabildiğini buldu. Hastalığın erken belirtileri arasında öksürük, ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı yer alır.Ancak şiddetli tüberküloz enfeksiyonu, organları içeriden tahrip ederek, kanamaya ve sıvıyla dolmaya neden olarak ölüme yol açabilir.Verem, özellikle kemoterapi gören bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler ve genel olarak küçük çocuklar ve yaşlılar gibi daha savunmasız olan kişiler için tehlikelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86-ATiwLc0aSg5QYl08MXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, algınlığı, ile, karıştırılıyor, Bulaştığı, her, kişiden, birini, öldürüyor..., Belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pestisit nedir? Pestisit ne için kullanılır?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/pestisit-nedir-pestisit-ne-icin-kullanilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/pestisit-nedir-pestisit-ne-icin-kullanilir</guid>
<description><![CDATA[ Pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da insanlar ve diğer hayvanlar için potansiyel toksisiteleri nedeniyle bazı sorunlar da yaratabilir. Pestisitlerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanılması toprak ve suda kirletici etkiye neden olabilmektedir. Peki, pestisit nedir, ne için kullanılır?Bitki ve hayvanlara zarar veren canlı organizmalara karşı kullanılan maddelerin tümüne pestisit adı verilmektedir. Pestisitler, bitkilerdeki zararlıları, hastalıkları, yabani otları ve diğer istenmeyen organizmaları öldürmek, engellemek veya kontrol altına almak amacıyla kullanılan kimyasal ya da biyolojik maddelerdir. Pestisitler, tarımda en yaygın olarak kullanılsa da, aynı zamanda halk sağlığı, ev temizlik ve endüstriyel alanlarda da kullanılmaktadır.   Pestisitler, hem çevre hem de insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yapabileceği için dikkatli ve doğru şekilde kullanılmalıdır.PESTİSİT NE İÇİN KULLANILIR?  Pestisitler, genellikle tarımda ve diğer alanlarda çeşitli zararlıları, hastalıkları ve istenmeyen organizmaları kontrol etmek amacıyla kullanılır. İşte pestisitlerin bazı kullanım alanları:  TARIM  Böceklerle Mücadele: Tarım ürünlerinde zararlılara neden olan böcekleri öldürmek için insektisitler kullanılır.  Yabani Otlarla Mücadele: Tarım alanlarında büyüyen istenmeyen yabani otları kontrol altına almak amacıyla herbisitler kullanılır.  Mantar ve Diğer Hastalıklarla Mücadele: Bitkilerdeki mantar hastalıkları ve diğer patojenlere karşı fungisitler kullanılır.  Rodentlerle Mücadele: Tarım alanlarında kemirgenleri (örneğin fare ve sıçanlar) kontrol altına almak için rodentisitler kullanılır.  HALK SAĞLIĞI  Böceklerin Kontrolü: Sıtma, dang humması gibi hastalıkları taşıyan sivrisinekler gibi vektörlerin kontrol edilmesinde insektisitler kullanılır. Ayrıca evlerdeki böcekler (örneğin, hamamböceği) için de kullanılır.  EV TEMİZLİĞİ VE SANAYİ  Evlerde ve Endüstriyel Alanlarda Zararlılarla Mücadele: Evlerdeki zararlılar, örneğin böcekler ve haşerelerle mücadele etmek için pestisitler kullanılabilir. Ayrıca gıda depoları ve sanayi alanlarında da pestisit kullanımı yaygındır.  ORMANLAR VE PEYZAJ ALANLARIAğaçları ve Bitkileri Koruma: Ormanlarda ve park bahçelerinde, bitkileri korumak ve hastalıkları engellemek amacıyla pestisitler kullanılır.  Pestisitler, istenmeyen organizmaların popülasyonlarını kontrol etmek için etkili olsalar da, aşırı ve yanlış kullanıldıklarında çevreye ve insan sağlığına zarar verebilir. Bu nedenle kullanımı dikkatle yapılmalı ve uygun güvenlik önlemleri alınmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qKoMn7fnGUScR2wbUnu51A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Pestisit, nedir, Pestisit, için, kullanılır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kanserin en ölümcül türü böyle geliyor: Bu 5 kritik belirtiyi kimse önemsemiyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kanserin-en-oelumcul-turu-boeyle-geliyor-bu-5-kritik-belirtiyi-kimse-oenemsemiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kanserin-en-oelumcul-turu-boeyle-geliyor-bu-5-kritik-belirtiyi-kimse-oenemsemiyor</guid>
<description><![CDATA[ Ağız kanseri ciddi bir kanser türüdür. Ağız içindeki dokularda gelişen ve erken teşhis edilmediğinde ciddi ve ölümcül sonuçları olan bu kanser türü ağız ve boğazı etkiler. Erken teşhis için düzenli diş muayeneleri çok önemlidir. Başlıca göstergeler arasında açıklanamayan kanama, inatçı yaralar, çene ağrısı, kırmızı veya beyaz lekeler ve kronik boğaz ağrıları bulunur. Bu semptomlar için derhal bir diş hekimine veya doktora danışmak hayati önem taşır.Ağız, dudaklar, dil, diş etleri, tükürük bezleri ve boğaz, tehlikeli ve bazen ölümcül bir hastalık olan ağız kanserinden etkilenebilir.
Ağız kanseri, daha sık duyabileceğiniz diğer birçok kanserden daha yüksek bir ölüm oranına sahiptir ve beş yıllık sağ kalım oranı %57&#039;dirBunun nedeni kısmen ağız kanserinin sıklıkla ileri bir aşamada keşfedilmesi ve bu durumun tedavinin etkinliğini ve olasılıklarını kısıtlamasıdır. Bu nedenle diş hekiminizle düzenli ağız kanseri testleri yaptırmanız çok önemlidir.Farklı ağız kanseri semptomlarını ve göstergelerini anlamak, hastalığın erken evrelerini tanımanıza yardımcı olabileceği için oldukça faydalı olabilir. İşte dikkat etmeniz gereken 5 ağız kanseri belirtisi:Diş eti kanaması sıklıkla periodontal hastalığın bir belirtisi olarak yorumlanır. Bazı ağız kanseri türlerinin bir diğer tipik belirtisi de ağızda açıklanamayan kanamadır.Durumu yakından takip etmek için, her zaman diş hekiminizle alışılmadık veya şiddetli diş eti kanaması hakkında konuşmalısınız.Geçmeyen ağız yaraları veya ülserlerin varlığı, ağız kanserinin en tipik belirtilerinden biridir. Bu yaralar iki haftadan uzun sürebilir ve rahatsız edici olabilir.

Genellikle kırmızı, beyaz veya rengi bozulmuş bir yara.
Doğru şekilde iyileşmeyen veya serbestçe kanayan bir yara.Ağız kanserinin neden olduğu çene işlev bozukluğu nedeniyle konuşma, çiğneme ve yutma zorlaşabilir. Kanser ilerledikçe çene büyümeye başlayabilir ve bu da daha fazla rahatsızlığa ve diş hekimliği sorunlarına neden olabilir, örneğin diş protezleri veya diğer restorasyonlarla ilgili sorunlar.Çene ağrınız birkaç haftadır devam ediyorsa bir diş hekimi veya doktorla değerlendirme için randevu alın.Ağzınızın içinde sadece büyümeler ve yaralar aramamalısınız. Ağız kanseri kırmızı veya beyaz bölgelerle de belirtilebilir. Düzenli muayeneleriniz sırasında diş hekiminiz diş etlerinizde, dudaklarınızda veya ağız içinde kuru veya pürüzlü noktalar olup olmadığını kontrol etmelidir.Boğaz ağrıları, özellikle soğuk algınlığı ve grip mevsiminde sık görülen bir rahatsızlıktır. Ancak, sürekli ağrılı bir boğazınız varsa, yutma güçlüğü çekiyorsanız veya boğazınızın arkasında bir şey sıkışmış gibi hissediyorsanız, bunun nedeni ağız kanseri olabilir. Hemen doktorunuzla değerlendirme için randevu alın.Uzmanlar, ağız kanserinden korunmak için tütün ve alkol kullanımının bırakılması, dengeli beslenme ve düzenli ağız kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.Ayrıca, güneş ışığına uzun süre maruz kalanların dudak koruyucu ürünler kullanması öneriliyor.Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır! Ağız sağlığınıza dikkat edin ve düzenli doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bpin_ruyH06WclKt1Psdfw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kanserin, ölümcül, türü, böyle, geliyor:, kritik, belirtiyi, kimse, önemsemiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tereyağı faydalı mı, zararlı mı? Meğer böyle bir etkisi varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tereyagi-faydali-mi-zararli-mi-meger-boeyle-bir-etkisi-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tereyagi-faydali-mi-zararli-mi-meger-boeyle-bir-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Mutfaklarda sıkça kullanılan yağlar arasında tereyağı yer alıyor. Tereyağı faydalı mı, zararlı mı? sorusu yıllardır en çok tartışılan konuların başında geliyor. Tereyağı tüketimi sağlık için son derece ciddi faydalar sağlıyor. Ancak aşırı tereyağı tüketimi bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. İşte tereyağı tüketimiyle ilgili bilmeniz gerekenler.Tereyağı, insanların inek koyun gibi hayvanları evcilleştirmesi ile ortaya çıkan muhteşem bir lezzettir. Ülkemizde özellikle hamur işleri, tatlılar ve pilavların yapımında kullanılan tereyağı sabah kahvaltılarının ve tavada yumurtanın vazgeçilmezidir.Tereyağı, mutfakların vazgeçilmez lezzeti olarak sofralarda sıkça yer buluyor. Ancak, sağlığa etkileri konusunda yıllardır süregelen tartışmalar hâlâ güncelliğini koruyor. Peki, tereyağ gerçekten faydalı mı, yoksa zararlı mı?Uzmanlar, doğal tereyağın ölçülü tüketildiğinde vücuda birçok fayda sağladığını belirtiyor. İçeriğinde bulunan A, D, E ve K vitaminleri bağışıklık sistemini güçlendirebiliyor. Aynı zamanda doymuş yağ oranıyla enerji kaynağı olma özelliği taşıyor. Ancak, aşırı tüketildiğinde, bu doymuş yağlar kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.Diyetisyenler, özellikle trans yağ içermeyen doğal tereyağın tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte, kalp rahatsızlığı veya yüksek kolesterol riski taşıyan bireylerin tüketim miktarına dikkat etmesi öneriliyor.Doğal tereyağ, içeriğindeki vitaminlerle sağlık için birçok olumlu etki sağlayabilir:

A, D, E ve K vitaminleri bakımından zengindir. Bu vitaminler bağışıklığı güçlendirmede ve kemik sağlığında önemli rol oynar.
Tereyağın içerdiği doymuş yağlar, vücut için hızlı bir enerji kaynağıdır.
Yağda çözünen vitaminlerin emilimine yardımcı olabilir
Vücudun bağışıklık sistemini arttıran vitaminler içerir. Göz sağlığının korunmasında önemli rol oynar.
Mineraller açısından iyi bir kaynaktır.
İçeriğinde yer alan kısa ve orta zincirli yağ asitleri bağırsakta yaşayan patojen mikroorganizmalarla mücadele eder.
Kardiyovasküler hastalıklara karşı vücudu korur.İçeriğinde yer alan antioksidan bileşenler vücudu enfeksiyonlara karşı korur ve vücudun hastalıklara karşı mücadelesini destekler. Bulaşıcı hastalıklara karşı koruma sağlar ve hücreleri onarır.
Kansere karşı vücut hücrelerini korur ve kanser hücrelerinin çoğalmasını önler.Eklemlerde oluşan artrit ve kireçlenme gibi rahatsızlıkların önlenmesinde yardımcıdır.İçeriğinde yer alan A ve D vitaminin etkisi ile kemik yapısını güçlendirir ve diş çürümelerini önlemede etkin bir rolü vardır.
Antimantar özelliğe sahip olan tereyağı candida tedavisinde etkindir. Mide ve bağırsak sağlığının korunmasında önem taşır.
Gerçek tereyağı iyi kolesterolü yani HDL’yi yükseltici, LDL’yi yani kötü kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir.
Tokluk hissi yatan tereyağı önerilen miktarlarda tüketildiğinde obeziteyi engelleyici etkiye sahiptir.İçeriğinde yer alan Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerin etkisi ile beyin gelişimini sağlar. Özellikle büyüme çağındaki çocukların beyin gelişimlerinin tamamlanabilmesi için tereyağı tüketmeleri önerilir.
Tereyağının bir diğer faydası ise tiroid sağlığını desteklemesidir.Yüksek doymuş yağ oranı, aşırı tüketildiğinde LDL (kötü) kolesterolü artırabilir. Bu da kalp ve damar hastalıkları riskini yükseltebilir.
Tereyağ, yüksek kalori içerdiğinden fazla tüketildiğinde kilo artışına neden olabilir.
Seri olarak üretilen tereyağları için kullanılan sütlere katılan hazır maddeler alerjen etki gösterebilir.
Ayrıca sütü kullanılan ineklerin hazır yem ile beslenmesi tereyağının kalitesini ve besin değerini azaltabilir.
Aşırı tereyağı tüketimi insülin direncini arttırıcı etki gösterir.
Diyabet hastalığı olanların önerilen miktarların üstünde tereyağı tüketmemeleri gerekir.
Yağ oranına sahip olduğundan dolayı aşırı tüketilen tereyağı vücudun tüm sistemlerinde yağlanmaya sebep olabilir ve buna bağlı olarak kronik hastalıkların oluşumu gözlenir.
Yüksek kalorili olması kilo almaya sebep olur.Uzmanlar, doğal ve katkısız tereyağların tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, bireylerin sağlık durumuna uygun porsiyonlarda tüketmesi önem taşıyor. Özellikle kalp rahatsızlığı veya yüksek kolesterol riski bulunan kişilerin tereyağ tüketimini sınırlandırması öneriliyor.Prof. Dr. Canan Karatay, tereyağının sağlık için faydalı bir besin olduğunu sık sık vurgulayan isimlerden biri. Ona göre, özellikle doğal ve katkısız tereyağ, insan sağlığına olumlu katkılar sağlıyor.Karatay, tereyağının kolesterolü artırdığı yönündeki iddialara karşı çıkarak, “Tereyağı, doğal bir enerji kaynağıdır ve vücut için faydalı yağ asitleri içerir” diyor. Tereyağının içerdiği vitaminlerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve beyin sağlığına katkıda bulunduğunu belirten Karatay, doğru miktarda tüketildiğinde kilo vermeye bile yardımcı olabileceğini öne sürüyor.Ayrıca, “Doğal tereyağı, trans yağ içermez ve fabrikasyon margarinlere göre çok daha sağlıklıdır” diyerek işlenmiş yağlardan uzak durulması gerektiğini vurguluyo ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LW38Oh-h_UiXvo3-ibMsMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tereyağı, faydalı, mı, zararlı, mı, Meğer, böyle, bir, etkisi, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Faydası mutfağın çok ötesinde: Enfeksiyonu temizleyip iltihapla savaşıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/faydasi-mutfagin-cok-oetesinde-enfeksiyonu-temizleyip-iltihapla-savasiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/faydasi-mutfagin-cok-oetesinde-enfeksiyonu-temizleyip-iltihapla-savasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Gerçek tarçın  sıcak, tatlı bir tada sahiptir ve çok sayıda sağlık yararı sunar. Geleneksel olarak sindirim rahatsızlığını hafifletir ve mantar önleyici özelliklere sahiptir. Antioksidanlar açısından zengin olan tarçın, kalp sağlığını destekler, iltihapla savaşır ve bağışıklığı güçlendirir. Mutfak, ilaç ve kozmetik uygulamalarında kullanılan bu çok yönlü baharat hem lezzeti hem de sağlıklı yaşamı artırır.Bilimsel olarak Cinnamomum verum olarak bilinen gerçek tarçın, yalnızca enfes aroması ve lezzeti için değil, aynı zamanda dikkat çekici sağlık yararları için de kutlanır.Tarçın, terapötik özellikleri ve çok yönlü uygulamaları nedeniyle saygı görür. Sıcak, tatlı tadı ve narin kokusuyla bilinen kabuğu, bütün veya toz halinde yaygın olarak kullanılır. Mutfaktaki çekiciliğinin ötesinde, tarçın sağlıklı yaşamı teşvik etmede hayati bir rol oynar.Geleneksel olarak tarçın, mide bulantısı, kusma ve diğer sindirim bozukluklarını hafifletmek için kullanılmıştır. Rahatlatıcı özellikleri onu mide bulantısı için başvurulan bir çare haline getirir.Tarçın&#039;da bulunan antifungal bileşikler enfeksiyonlarla savaşmaya ve genel bağışıklığı desteklemeye yardımcı olur.Antioksidan açısından zengin bileşimiyle tarçın kalp sağlığını destekler, iltihapla savaşır ve güçlü bir bağışıklık sistemine katkıda bulunur.Mutfak Kullanımları: Şekerleme, tatlılar ve içeceklere tat vermek için yaygın olarak kullanılır.Kozmetik Uygulamaları: Antimikrobiyal özellikleri nedeniyle cilt bakımı ve sağlık ürünlerinde temel bileşendir.Gerçek tarçının rolü mutfağın çok ötesine uzanır. Metabolik sağlığı desteklemekten sindirime ve sağlığa yardımcı olmaya kadar, bu baharat lezzet ve işlevselliğin mükemmel bir karışımını temsil eder. Çok yönlü yapısı onu her evde değerli bir malzeme haline getirir ve her sıkışta bir sağlık dokunuşu sunar.Doğal bir şifa kaynağı olan tarçın, hem lezzetiyle hem de sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle mutfakların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. İşte tarçının tüketilebileceği pratik ve etkili yollar:Tarçın çubukları, bitki çaylarına eklenerek içeceklerinize hoş bir aroma katabilir. Özellikle kış aylarında tarçın çayı, hem bağışıklığı güçlendirmek hem de metabolizmayı hızlandırmak için tercih ediliyor.Toz tarçın, sütlaç, kek, kurabiye gibi tatlıların yanı sıra yoğurt, süt veya meyvelerin üzerine serpilerek tüketilebilir. Hem tat verir hem de kan şekerini dengelemede yardımcı olabilir.Tarçın, özellikle et yemeklerinde, soslarda ve sebze yemeklerinde baharat olarak kullanılabilir. Yemeğinize hoş bir koku ve hafif tatlı bir aroma katar.Bal ile karıştırılarak tüketilen tarçın, enerji verici etkileriyle sabah kahvaltılarında veya ara öğünlerde tercih edilebilir.Sıcak süt ve bir tutam tarçın, hem sakinleştirici bir içecek alternatifi sunar hem de tatlı krizlerini önlemeye yardımcı olabilir.Tarçın, kahve ve smoothie tariflerine eklenerek hem lezzet hem de sağlık katabilir.Uzmanlar, tarçının aşırı tüketiminin bazı durumlarda yan etkilere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Günlük olarak küçük miktarlarda tüketilmesi öneriliyor. Sağlığınız için doğal bir destek arıyorsanız, tarçını sofralarınıza dahil etmek iyi bir tercih olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dNIOvviKXUWFYeWTzX3QIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Faydası, mutfağın, çok, ötesinde:, Enfeksiyonu, temizleyip, iltihapla, savaşıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahvaltı sofrasını zehre dönüştürüyor: Beyne zarar verip hafıza kaybına neden oluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kahvalti-sofrasini-zehre-doenusturuyor-beyne-zarar-verip-hafiza-kaybina-neden-oluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kahvalti-sofrasini-zehre-doenusturuyor-beyne-zarar-verip-hafiza-kaybina-neden-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri. Gün boyu enerjik ve sağlıklı hissetmek istiyorsanız kahvaltıyı atlamamanız önerilir. Ancak genellikle kahvatılarda tüketilen bir besin var ki, sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor. Bazı ürünlerde bulunan glifosat adlı tarım ilacı, Alzheimer’a benzer semptomlara yol açabiliyor.ABD&#039;de yapılan bir analiz, her markada olmasa da bazı marka yulaf ezmesi ve portakal suyu gibi popüler ürünlerde glifosat kalıntılarına rastlandığını ortaya çıktGlifosat, bazı ot öldürücü tarım ilaçlarının ana maddesi olup, dünya çapında tarımda yaygın şekilde kullanılmaktadır.ABD&#039;de yapılan bir analiz, her markada olmasa da bazı marka yulaf ezmesi ve portakal suyu gibi popüler ürünlerde glifosat kalıntılarına rastlandığını ortaya çıktı. Yapılan bu analizde, ABD&#039;de satılan Quaker yulaf ezmesi, Cheez-It ve Tropicana portakal suyunda glifosat kalıntılarına rastlandı. Bu kimyasalın gıda zincirine toprak, su ve ürünlerin işlenmesi yoluyla girdiği belirtiliyor.Arizona Eyalet Üniversitesi ve City of Hope Araştırma Merkezi tarafından yapılan çalışmada, glifosatın farelerde Alzheimer’a benzer beyin değişikliklerine neden olduğu gözlemlendi.13 hafta boyunca düşük ve yüksek doz glifosat verilen farelerde, beyin dokularında iltihaplanma ve sinir hücrelerinde tahribat tespit edildi. Bu değişiklikler, altı ay boyunca etkisini sürdürdü.Araştırmacılar, insanlarda karşılaşılan düşük seviyelerdeki glifosat dozlarının bile farelerde beyin inflamasyonu ve plak oluşumuna yol açabileceğini belirtti. Plak oluşumu, demans ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların temel mekanizması olarak biliniyor.Alzheimer Derneği’ne göre ABD&#039;de yaklaşık 7 milyon kişi Alzheimer ile yaşıyor ve bu sayının 2050&#039;de 13 milyona çıkması bekleniyor. Araştırmacılar, bu artışın çevresel faktörlerle bağlantılı olabileceğini düşünüyor.Glifosat 1950’lerden beri kullanılıyor, ancak 1996’da genetik modifikasyon tekniklerinin gelişmesiyle daha da yaygın hale geldi. Bu, tarım ürünlerinin glifosata dayanıklı hale getirilmesini sağladı ve kimyasalın kullanımını artırdı.Araştırmayı yöneten Profesör Patrick Pirrotte, “Güvenli olduğu düşünülen birçok kimyasal potansiyel sağlık riskleri oluşturabilir” dedi. Araştırmaya katkı sağlayan Dr. Velazquez ise, “Çevresel faktörlerin bilişsel gerileme ve nörodejeneratif hastalıkların artışına nasıl katkıda bulunduğunu anlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2lS_hfuF-EeX_imVCgttsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kahvaltı, sofrasını, zehre, dönüştürüyor:, Beyne, zarar, verip, hafıza, kaybına, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına sirkeli su içmek ne işe yarar?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-sirkeli-su-icmek-ne-ise-yarar</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-sirkeli-su-icmek-ne-ise-yarar</guid>
<description><![CDATA[ Aç karnına sirkeli su içmek herkes tarafından bilinen popüler bir yöntem. Genellikle aç karnına içilen sirkeli suyun potansiyel faydalarından söz edilir. Metabolizmayı hızlandırdığı, kilo vermeye yardımcı olduğu ve bağışıklık güçlendirici etkisiyle hastalıklara karşı koruyu görevi nedeniyle aç karnına sirkeli su tüketilir. Ancak sirkeli suyu aç karnına içmek faydasından yararlanmaya çalışırken bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir.Sirke yüzyıllardır şifalı besinler arasında yer alır ve pek çok çeşidi bulunur. Sirke; elma, armut, üzüm, tahıl, melas, sorgum, çilek, kavun, patates, pancar, akçaağaç şurubu gibi fermente edilebilen karbonhidrat kaynağı olan ürünlerden üretilebilen sıvı gıdadır.Sirke çeşitleri arasında en fazla tüketilen sirke, elma ve üzüm sirkesidir. Elma sirkesi sağlığa yararlı içeriğiyle pek çok derdin dermanı olur. Geleneksel tıp alanında çeşitli hastalıklar üzerinde kullanılır.Genellikle sirke aç karnına suyla karıştırılarak içilir. Ancak bu yöntemin faydaları olduğu gibi vücuda zararı da vardır.Aç karnına sirkeli su içmek kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Ayrıca asetik asit, midenin boşalma hızını yavaşlatabilir ve nişastalı gıdalardan sonra kandaki şeker ve insülini azaltabilir.Yapılan çalışmalarda elma sirkesinin kandaki toplam kolesterol seviyelerinde azalmaya neden olduğu rapor edilir. İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolün artmasına ve kan trigliserit (lipid) düzeylerinin düşmesine katkıda bulunabilir.Kısa vadeli çalışmalara göre düşük kalorili diyet uygulayanlara kıyasla elma sirkesi tüketen bireylerde daha fazla kilo kaybı olduğu gösterilir. Ancak elma sirkesi ve kilo kaybı ile ilişkili daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.Ancak elma sirkesi gibi doğal sirke türlerinin sağlık açısından bazı potansiyel faydaları olduğu düşünülse de, bunu bir rutin haline getirmeden önce dikkatli olmakta fayda var.Sirkenin yapısı asidiktir. Bu nedenle bilinçli ve kontrollü tüketilmesi önerilir. Aç karına içilen sirkeli su, aşırı tüketildiğinde veya yeterince sulandırılmadığında mideye zarar verebilir. Sirkenin asidik yapısı diş minesini aşındırabilir. Suyu pipetle içmek veya ardından ağız çalkalamak iyi bir önlemdir.Fazla tüketimi potasyum seviyelerini düşürebilir, bu da sağlık sorunlarına yol açabilir. Diyabet, tansiyon veya diğer ilaçlarla etkileşime girebilir. Bu nedenle özellikle de mide sorunları yaşamak istemiyorsanız sirkeli suyun aç karnına tüketilmesi önerilmez. Peki, sirkeli su nasıl tüketilir ve ne zaman içilir?1-2 yemek kaşığı sirke (15-30 ml) bir bardak suya (200-250 ml) karıştırılarak içilmelidir. Aç karnına içilebilir, ancak bu durum mide hassasiyeti olanlar için uygun olmayabilir. Bu nedenle aç karnına sirkeli su tüketmeniz önerilmez.
Sirkeli suyu günün herhangi bir saati yemeklerden sonra da tüketebilirsiniz. Sirkeyi yemeklerde veya salatalarda kullanarak benzer faydalar elde edebilirsiniz. Aç karına sirkeli su tüketmekden önce herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için mutlaka bir uzmana danışmalısınız.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4niBM0vCwE-bTi3VnnUeLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, sirkeli, içmek, işe, yarar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir depolarını doldurun, içinde 4 mg demir var: Etkisi takviyelerle yarışıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/demir-depolarini-doldurun-icinde-4-mg-demir-var-etkisi-takviyelerle-yarisiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/demir-depolarini-doldurun-icinde-4-mg-demir-var-etkisi-takviyelerle-yarisiyor</guid>
<description><![CDATA[ Demir vücut için en gerekli minerallerden biri. Demir eksiliği çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıksa da en önemli nedenler arasında beslenme yetersizliği yer alıyor. Demir eksiliğini önlemek için demir zengini ve kan yapıcı besinleri tüketmek gerekiyor. Peki, demir eksiliğine hangi besin iyi gelir?Vücudun yeterince demir alamaması ya da mevcut demirin düzgün kullanılamaması, başta halsizlik ve yorgunluk olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açabiliyor.DEMİR EKSİKLİĞİ NEDENLERYETERSİZ BESLENMEBeslenme düzeninde demir açısından zengin gıdaların yeterince yer almaması, demir eksikliğinin başlıca nedenlerinden biri. Özellikle kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller gibi gıdaların az tüketilmesi risk oluşturuyor.Özellikle kadınlarda regl dönemlerinde aşırı kanama, mide-bağırsak sisteminde gizli kanamalar veya cerrahi müdahaleler sonrası kan kaybı, vücuttaki demir depolarının hızla tükenmesine neden olabilir.Bazı sağlık sorunları ve sindirim sistemi hastalıkları, vücudun demiri yeterince emmesini engelleyebilir. Örneğin, çölyak hastalığı veya gastrik bypass ameliyatı geçirmiş kişilerde bu durum sıkça görülür.Hamilelik, emzirme dönemi veya çocukluk gibi hızlı büyüme ve gelişim dönemlerinde vücudun demir ihtiyacı artar. Bu dönemde yetersiz beslenme demir eksikliğine yol açabilir.Demir eksikliğini önlemek için bazı ürünlerinde tüketimini artırabilirsiniz. Etkisi takviyelerle yarışan bu besinler demir depolarını doldurup, kan değerlerini yükseltmenize yardımcı olabilir.Demir, kandaki oksijeni vücuda taşımakla görevli olduğundan vücut için vazgeçilmez minerallerden birisi… Vücudumuz tarafından üretilmeyen, ancak besinler yoluyla vücuda alınabilen demir, bağışıklık sistemini güçlendiriyor; eksikliğinde yorgunluk, halsizlik, sinirlilik, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlar yaratıyor. Demir eksikliği hamile ve emziren annelerde daha sık görülüyor.Günlük olarak erkekler için 8 mg, kadınlar için 18 mg, hamilelik sürecinde gereksinim artacağı için günlük 27 mg, emzirme döneminde ise 18 mg demir alınması gerekiyor. Bu gereksinim bebek ve çocuklarda ise 1-3 yaş arasında 7 mg, 4-6 yaş arasında 10 mg oluyor.Demir içeriği yüksek besinler arasında ilk sırada et ve et ürünleri yer alıyor. Et ve et ürünleri, A ve B grubu vitaminlerinden ve çinko, fosfor ve selenyum gibi zengin mineraller içeriyor.Ancak bu zengin mineraller aynı zamanda kolesterol de içerdiğinden dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Haftada 2 gün kırmızı et, 2 gün beyaz et ve 3 gün balık tüketimi yeterli oluyor. Etin yanında C vitamini içeren bol limonlu yeşil salata tüketmek de demir emilimini artırmaya yarıyor.Vitamin ve mineral açısından oldukça zengin olan yumurta, önemli ölçüde demir de içeriyor. Anne sütünden sonra en kaliteli protein içeriğine sahip olan yumurtanın her gün tüketilmesi öneriliyor.
Yumurtanın C vitamininden zengin maydanoz, tere, mandalina gibi besinlerle zenginleştirilmesi içerisindeki demir oranını artırıyor. Demir emilimini engelleyen çayın, yemekten sonra içilmesi gerekiyor.Nohut, börülce, kuru fasulye, barbunya gibi kuru baklagiller vücuda pek çok fayda sağlıyor. A, C, E vitaminlerinden zengin olan kuru baklagiller, lifli yapısı sayesinde sindirim kanalını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarıyor.Kuru baklagiller yüksek demir içeriği ile vejetaryenler tarafından da sıklıkla tercih ediliyor. 1 porsiyon kuru baklagiller yemeğinde yaklaşık 4 mg demir bulunuyor.Yüksek antioksidan yapısına sahip kuru meyveler de vitamin ve mineral açısından oldukça zengin. Diğer kuru meyvelere oranla demir içeriği daha yüksek olan kuru üzümün 100 gramı günlük demir ihtiyacının yüzde 23&#039;ünü karşılamaya yardımcı oluyor.
Ancak yüksek enerji veren içeriğinden dolayı porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerekiyor. Ara öğünlerde 1 yemek kaşığı kuru üzüm ve yanında 2 adet ceviz tüketilmesi öneriliyor. Bu sayede kan şekeri de dengelenmiş oluyor.Sağlıklı bir atıştırmalık olan kabak çekirdeğinin 28 gramı 2.5 mg demir içerir. Bu miktar günlük demir ihtiyacının yüzde 14’ünü karşılar.Kabak çekirdeği aynı zamanda iyi bir K vitamini, çinko ve manganez kaynağıdır. Yine pek çok kişide görülen magnezyum eksikliği için de iyi bir besindir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eG4OjefCLE-DjNGtPhha4Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Demir, depolarını, doldurun, içinde, demir, var:, Etkisi, takviyelerle, yarışıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Görüntüsü ve kokusu cezbediyor ancak sigara dumanından daha zararlı: Solunduğunda akciğer hasarına yol açabiliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/goeruntusu-ve-kokusu-cezbediyor-ancak-sigara-dumanindan-daha-zararli-solundugunda-akciger-hasarina-yol-acabiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/goeruntusu-ve-kokusu-cezbediyor-ancak-sigara-dumanindan-daha-zararli-solundugunda-akciger-hasarina-yol-acabiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, şenlikli kokulu mumların sigara dumanından daha zararlı olabileceğini söyleyerek rahatsız edici riskleri ortaya koydu. 
Yapılan bir araştırmaya göre, mum yakmanın iç mekan hava kalitesi üzerinde ciddi etkileri olabileceği ve pasif sigara dumanına maruz kalmaktan daha olumsuz sonuçlara yol açabileceği tespit edildi.Odayı zencefilli kurabiye, tarçın ve çam kokularıyla doldurmak için kokulu bir mum yakmak sizi Noel ruhuna sokabilir, ancak sağlığınıza zararlı olabilir. Yapılan bir araştırma, mum yakmanın iç mekan hava kalitesi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu ve pasif dumanı solumaktan daha kötü sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu.Bunun nedeni, mumların yanması sırasında karbon monoksit, kükürt dioksit ve azot oksitleri gibi zehirli gazlar da dahil olmak üzere karmaşık bir kimyasal ve partikül madde karışımı üretmeleridir.Kokulu mumlar ve tütsü çubukları gibi ürünler de uçucu organik bileşikler (VOC) üretebilir.Bu maddelerin bir araya gelerek solunması öksürük, hapşırık, göz tahrişine neden olabilir ve astım semptomlarını kötüleştirebilir.Ancak uzun vadede, bu iç mekan kirliliği kalp hastalığı, akciğer kanseri ve kronik bronşit riskini de artırabilir, Cork Üniversitesi&#039;nden Dr. Asit Kumar Mishra ve Galway Üniversitesi&#039;nden Dr. Marie Coggins The Conversation&#039;da yazdı . Kokulu mumların yakılması, solunduğunda akciğer hasarına yol açabilen ince partikül konsantrasyonlarının Dünya Sağlık Örgütü tarafından öngörülen limitlerin 15 katına çıkmasına neden olabilir.Araştırmacılar her evde, akciğerlere kolayca girebilen CO2 ve 2,5 mikrometreden küçük kirletici parçacıklar (PM2.5 olarak da bilinir) da dahil olmak üzere beş kirleticinin konsantrasyonunu, ayrıca iki odanın sıcaklığını ve nemini ölçtüler.PM2.5, insan gözüyle görülemeyen, kana karışabilen ve akciğerin derinliklerine kadar nüfuz edebilen havadaki kurum parçacıklarıdır. Araç motorları, odun yakma ve sigara içme yoluyla yayılabilirler.Bilim insanları her odaya kirlilik ölçüm cihazlarını zeminden ve kirlilik ve havalandırma kaynaklarından (pencere ve havalandırma delikleri gibi) bir metre uzağa yerleştirdiler.Bu süre zarfında sakinlerden tipik ev aktivitelerini ve yemek pişirme, pencere açma, mum yakma ve temizlik yapma gibi ısıtma ve havalandırma yöntemlerini belgelemeleri istendi.Sonuçlar, mum yakma, sigara içme ve duvardaki havalandırma deliklerini kapatma gibi faaliyetlerin PM2.5 ve CO2 seviyelerini artırarak iç mekan hava kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ortaya koydu.PM2.5 parçacıklarının akciğerlerde iltihaplanmaya yol açarak, uykuda olan zararlı hücreleri aktive ederek kansere neden olan genetik mutasyonlara yol açtığı düşünülüyor.Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), kirletici madde PM 2.5&#039;u, bu kirleticinin akciğer kanserine yol açtığına dair kanıtlar bulunması nedeniyle 2013 yılında 1. Grup kanserojen olarak sınıflandırdı.Çalışmada ayrıca, eşit ağırlıkta sigara ve tütsü çubuğu yakıldığında, tütsü çubuklarının sigaralardan yaklaşık dört kat daha fazla partikül madde ürettiği ortaya çıktı.Sigara içilmeyen evlerde, mum kirliliğin başlıca kaynağı olabilir ve havaya çok ince parçacıklar salabilir; titreyen bir alev ise daha büyük parçacıklar üreterek siyah karbon emisyonunu artırabilir.Çalışmada, küçük banyo veya yatak odalarında kokulu mumların yakılmasının, sakinleri daha yüksek konsantrasyonda kirleticilere maruz bıraktığı bulundu.Araştırmacılar, havalandırması zayıf odalarda, üst solunum yolu tahrişine neden olabilecek seviyelerde formaldehit (renksiz, güçlü kokulu bir kimyasal) gibi kirleticilerin daha yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunu buldular.Amerikan Akciğer Derneği&#039;ne göre, ev koku ürünlerinin yaydığı benzen, ftalat ve formaldehit gibi bazı organik bileşikler kansere yol açabiliyor. Nature dergisinde yayınlanan 2020 tarihli bir araştırmaya göre, kısa vadede bu kirleticilere maruz kalmanın bilişsel işlevi azalttığı gösterilirken, tütsü dumanına kronik maruz kalmanın da bilişsel işlevde düşüşle bağlantılı olduğu ortaya çıktı.Araştırmacılar ayrıca doğal içerikli mumları tercih etmenin sizi zararlı etkilerden korumayabileceği konusunda uyarıyor.Yayılan doğal kimyasalların bir kısmı oda havasındaki ozonla reaksiyona girerek potansiyel olarak toksik yan ürünler üretebilir.Uzmanlar, açık pencereleri olan daha büyük bir odada mum yakmanın zararlı etkileri azaltmaya yardımcı olabileceğini söylüyor; ancak tam sağlık risklerini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu da ekliyorlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k0qnDI-LDUu2y1BYUPGp2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Görüntüsü, kokusu, cezbediyor, ancak, sigara, dumanından, daha, zararlı:, Solunduğunda, akciğer, hasarına, yol, açabiliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 gün boyunca su içmezseniz ne olur? Hayati riskini çok az kişi biliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/1-gun-boyunca-su-icmezseniz-ne-olur-hayati-riskini-cok-az-kisi-biliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/1-gun-boyunca-su-icmezseniz-ne-olur-hayati-riskini-cok-az-kisi-biliyor</guid>
<description><![CDATA[ Su vücudun yaşam kaynağıdır. Peki, gün içerisinde su içmeyi unutuyor musunuz? Bir gün boyunca hiç su içmemek ya da az su içmek vücudunuzda çok ciddi sorunlara yol açabilir. Peki, 1 gün su içmezseniz ne olur?Vücudunuzun yaklaşık yüzde 60&#039;ı sudan oluşur. Vücut, terlemeyle, idrarla ve hatta nefes alırken bile su kaybeder.Bu nedenle günlük su tüketimi vücudun genel sağlığını korumak için önemlidir. Uzmanlar genellikler her gün 8-10 bardak su içilmezi gerektiğini vurguluyor. Ancak susamadan su içmeyenlerdenseniz ya da gün içinde su içmeyi unutuyorsanız size kötü bir haberimiz var.Herkesin su ihtiyacı kilosuna ve yaşamına göre değişir. Bazı kişiler su tüketimini su dışında diğer içecekleri tüketerek karşılamaya çalışır. Ancak su içmemek ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.Günlük yeterli su ihtiyacının karşılanmaması böbreklerden cilde kadar pek çok soruna yol açar. Hiç su içilmemesi ise ölümcül sonuçlar doğurabilir. Peki, bir gün boyunca hiç su içmediğinizde ya da az su içtiğinizde vücudunuzda neler olur?Su, hücrelerin çalışması ve organların işlevlerini sürdürebilmesi için gereklidir. Su içilmediğinde, hücreler susuz kalır ve metabolik faaliyetler yavaşlar.Vücutta su kaybı, beyne yeterli oksijen ve enerji taşınmasını engeller. Bu durum baş ağrılarına, konsantrasyon kaybına ve yorgunluğa neden olur.Sağlıklı bir sindirim sistemi için ve metabolizmanın düzgün çalışması için su içmeniz gerekir. Su eksikliği, mide ve bağırsakların düzgün çalışmasını engeller. Kabızlık ve hazımsızlık gibi sorunlar baş gösterebilir.Cildiniz kuruyorsa ve pul pul dökülme sorunu yaşıyosanız bunun nedeni vücudunuzun susuz kalması olabilir. Vücudun yeterince su alamaması, ciltte kuruluğa ve elastikiyet kaybına yol açar. Bu durum, erken yaşlanma belirtilerini artırabilir.Böbrekler vücutta filte görevi görür ve böbreklerin düzenli çalışması için suya ihtiyacınız var. Böbrekler, vücuttaki atıkların ve toksinlerin atılmasını sağlar. Yeterli su içilmediğinde, bu görevlerini yerine getiremezler ve uzun vadede böbrek taşları ya da diğer ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.Bir gün boyunca su içmediğinizde ya da vücudun su ihtiyacını çay, kahve gibi içeceklerle karşılıyorsanız bu durum sağlığınız için riskli olabilir. Sağlıklı bir yaşam için yetişkin bireylerin günde en az 2-2.5 litre su içmesi öneriliyor. Unutmayın, vücudunuzun suya ihtiyacı var ve bu ihtiyacı karşılamamak sağlığınızı ciddi şekilde riske atabilir.Vücudun temel ihtiyacı olan suyun yeterince tüketilmemesi, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, su eksikliğinin kısa vadede halsizlik, baş ağrısı ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlara neden olurken, uzun vadede daha ciddi hastalıkları tetiklediği konusunda uyarıyor.İşte su içmemenin yol açabileceği bazı sağlık sorunları:

Yetersiz su tüketimi, böbreklerin toksinleri yeterince atamamasına yol açarak böbrek taşı oluşumunu hızlandırabilir. Uzun vadede böbrek yetmezliği riski artar.
Sindirim sisteminin düzgün çalışması için suya ihtiyaç vardır. Yetersiz su, bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığa neden olur.
Kan dolaşımı için su hayati önem taşır. Yetersiz su tüketimi, kanın yoğunlaşmasına ve tansiyonun yükselmesine sebep olabilir.
Eklemlerdeki sıvı seviyesinin azalması, hareket kabiliyetini kısıtlayabilir ve eklem ağrılarına yol açabilir. Ayrıca kaslarda kramp ve zayıflık görülebilir.

Sağlıklı bir yaşam için su tüketimini önemseyin ve su içmek için susamayı beklemeyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0z4MpJctqUyJnMI4urk-eA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>gün, boyunca, içmezseniz, olur, Hayati, riskini, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı kilo alımını destekliyor, metabolizmayı düzenliyor: 7 yaratıcı ipucu sağlıklı vücudun anahtarı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/saglikli-kilo-alimini-destekliyor-metabolizmayi-duzenliyor-7-yaratici-ipucu-saglikli-vucudun-anahtari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/saglikli-kilo-alimini-destekliyor-metabolizmayi-duzenliyor-7-yaratici-ipucu-saglikli-vucudun-anahtari</guid>
<description><![CDATA[ Kilo almak da en az kilo vermek kadar zorlu bir yolculuk. Doğru bir beslenme düzeni ve güçlü besinleri seçerek kilo alımını kolaylaştırabilirsiniz. Sağlıklı kilo alımı için metabolizmanızın da sağlıklı çalışması gerekir. Bu ipuçları hem kilo alımına destek oluyor hem de metabolizmanızın düzenli çalışmasına yardımcı oluyor.Birçok kişi için kilo almak, kilo vermek kadar zor olabilir. Kilo almak sadece daha fazla yemek yemekle ilgili değildir; rutinde akıllıca, stratejik değişiklikler yapmakla ilgilidir.
Metabolizmamızı kontrol etmek de sağlıklı kilo alımında büyük rol oynar. Metabolizmanızı kontrol altında tutarken sağlıklı kilo almanın benzersiz yollarını arıyorsanız, doğru yerdesiniz. İşte sizi şaşırtabilecek 7 yaratıcı ipucuGününüzü sadece çayla veya kahveyle sonlandırmak yerine, bir avuç fındık gibi küçük bir porsiyon sağlıklı yağ ekleyin. Bu, vücudunuza gece boyunca kas onarımını ve büyümesini besleyen yavaş sindirilen kaloriler sağlar.
Sağlıklı yağlar ayrıca metabolizmayı kontrol eden hormonları düzenlemeye yardımcı olarak vücudunuzun daha akıllıca çalışmasını sağlar.Kalorilerinizi içmek kilo almak için hafife alınan bir stratejidir. Kalorisi yoğun smoothieleri tam yağlı süt, muz, fındık ezmesi ve yulafla karıştırın. Bu içecekler mideye iyi gelir ve büyük öğünler yemekte zorlanan biri için mükemmeldir. Bonus: Metabolizma hızını dengelemek için karbonhidrat, protein ve yağ karışımı sağlarlar.Kardiyo kalorileri yakarken, güç antrenmanı kas kütlesi kazanmamıza yardımcı olur. Aşamalı aşırı yükleme -kaldırdığımız ağırlığı kademeli olarak artırmak kasları büyümeye zorlar. Kas metabolik olarak aktiftir, yani hızlı bir metabolizmayı düzenlemeye ve enerjiyi sağlıklı vücut kütlesi oluşturmaya yönlendirmeye yardımcı olabilir.Salatalara, makarnalara veya çorbalara bir damla sızma zeytinyağı, şişkinlik hissi yaratmadan ekstra kalori ekleyebilir. Zeytinyağı sadece kalori açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda sindirimi iyileştirir ve iltihabı azaltarak ve besin emilimini iyileştirerek vücudun metabolik işlevlerini destekler.Her 3-4 saatte bir yemek yemek metabolizmayı dengede tutar ve kalori yakımının çok agresif olmasını önler. Proteinler, kompleks karbonhidratlar ve sağlıklı yağların bir kombinasyonu olan dengeli öğünlere odaklanın. Smoothie kasesi ve kuruyemiş ve tohumlarla protein tozu gibi yaratıcı kombinasyonlar deneyin.Bu kulağa garip gelebilir, ancak yemeğimizi yavaşça çiğnemek vücudunuzun besinleri daha iyi sindirmesini ve emmesini sağlar.Sindiriminiz iyileştiğinde, sağlıklı kilo alma yeteneğiniz de iyileşir. Ayrıca, bu teknik zamanla metabolizmayı etkileyebilen açlık hormonlarını düzenlemeye yardımcı olur.Günümüzün hareketsiz yaşam tarzı ve yoğun iş temposu, metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Ancak, doğanın sunduğu mucizevi bitkiler, metabolizmayı hızlandırarak sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralıyor.Yeşil çay, zencefil, tarçın, acı biber, biberiye, mate yaprağı metabolizmayı hızlandırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0EOKcShAnEmUnUlGzEeUNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, kilo, alımını, destekliyor, metabolizmayı, düzenliyor:, yaratıcı, ipucu, sağlıklı, vücudun, anahtarı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kış aylarının geleneksel içeceği: Boğaz ağrısının dermanı, inatçı öksürüğün şifası</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kis-aylarinin-geleneksel-icecegi-bogaz-agrisinin-dermani-inatci-oeksurugun-sifasi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kis-aylarinin-geleneksel-icecegi-bogaz-agrisinin-dermani-inatci-oeksurugun-sifasi</guid>
<description><![CDATA[ Elazığ’da kış mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte salebe olan ilgi arttı. Esnaf Ahmet Bahçeci, salebin bağışıklığı güçlendiren, vücuda enerji veren ve özellikle kış hastalıklarına iyi gelen bir içecek olduğunu belirtti.  Geleneksel bir Türk içeceği olan salep, yalnızca lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle de dikkat çekiyor.Kış aylarının etkisini iyiden iyiye hissettirdiği Elazığ’da, geleneksel bir lezzet olan salep, soğuk havalarda en çok tercih edilen içeceklerden biri haline geldiÖzellikle kar yağışının etkili olduğu günlerde salep satışlarında artış yaşanırken, vatandaşlar bu sıcak ve lezzetli içecekle hem içlerini ısıtıyor hem de sağlıklı bir alternatif tercih ediyor.Elazığlı esnaf Ahmet Bahçeci ise salebin kış aylarının vazgeçilmez içeceklerinden biri olduğunu belirterek, “Salep kışın iyi bir içecektir, sıcak da tutar. Vitaminlidir, vücuda enerji verir. Bağırsak sıkıntılarında çözüm sunar ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Genelde soğuk havalarda, özellikle öksürük ve boğaz problemlerinde çok faydası vardır. Kış aylarının içeceğidir. Kar yağışının olduğu dönemlerde daha çok tercih ediliyor. Süt ile karışınca çok lezzetli bir içecek oluyor” ifadelerini kullandı.Geleneksel bir Türk içeceği olan salep, yalnızca lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle de dikkat çekiyor.İçeriğindeki zengin vitamin ve mineraller sayesinde vücudu hastalıklara karşı korur, özellikle grip ve soğuk algınlığı riskini azaltır.
Salebin ana maddesi olan orkide bitkisinin kökünden elde edilen salep, mide ve bağırsak sorunlarına iyi gelir. Özellikle hazımsızlık ve şişkinlik yaşayanlar için rahatlatıcı bir etkisi vardır.
Doğal bir karbonhidrat kaynağı olan salep, enerji seviyesini artırarak yorgunluk ve halsizliğe iyi gelir.
Sıcak bir içecek olarak tüketildiğinde boğazı yumuşatarak tahrişi azaltır, öksürüğü hafifletir.
İçeriğindeki kalsiyum, kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur ve özellikle çocuklar ile yaşlılar için faydalıdırSalebin tüm bu faydalarının yanında aşırı tüketimden kaçınılması gerektiği de unutulmamalı. .Özellikle şeker içeriği yüksek olan tarifler, kontrolsüz tüketildiğinde kilo alımına neden olabilir. Ancak ölçülü bir şekilde tüketildiğinde, salep kış aylarının hem lezzetli hem de sağlıklı bir tercihi olmaya devam ediyor ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LOVEQmB8S0qFB1RhMy3CtQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kış, aylarının, geleneksel, içeceği:, Boğaz, ağrısının, dermanı, inatçı, öksürüğün, şifası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tarhanayı böyle pişirin, faydasını 2 katına çıkarıyor: 1 kaşığı doğal bağışıklık ilacı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/tarhanayi-boeyle-pisirin-faydasini-2-katina-cikariyor-1-kasigi-dogal-bagisiklik-ilaci</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/tarhanayi-boeyle-pisirin-faydasini-2-katina-cikariyor-1-kasigi-dogal-bagisiklik-ilaci</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminde sıklıkla tüketilen çorbalardan biri olan tarhana, bağışıklığı güçlendirici özelliğiyle bol bol içiliyor. Yüzyıllardır sofralarda yerini alan ve besleyici özelliğiyle dikkat çeken tarhananın faydasını artıran bir yöntem var.Tarhana, yoğurt, un, çeşitli sebzeler ve baharatların karışımından elde edilen fermente bir üründür. Karışım kurutulup toz haline getirilerek saklanır ve ihtiyaç duyulduğunda çorba olarak hazırlanır. Bu pratik kullanım şekli, tarhanayı yalnızca lezzetli değil, aynı zamanda zamandan tasarruf sağlayan bir seçenek haline getirir.Zengin besin değeriyle şifa deposu olan tarhana, içeriğindeki yoğurt ve sebzeler sayesinde doğal probiyotik etkisi sunar, bağışıklık sistemini destekler.Fermente yapısı, sindirimi kolaylaştırır ve bağırsak florasını düzenler. Vitaminler, mineraller ve protein açısından zengindir, dengeli bir öğün için idealdir.Karbonhidrat ve protein içeriği, enerji ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur.Özellikle soğuk algınlığı gibi kış hastalıklarına karşı vücut direncini artırır.Tarhana yapımı oldukça kolaydır. Ancak bazı püf noktalarında dikkat etmekte fayda var. Tarhana çorbası yapmak için öncelikle bir tencereye su konulur ve kaynatılır. Ardından, tarhana yavaş yavaş suya eklenir ve karıştırılır.Bu aşamada, tarhananın topaklanmaması için sürekli karıştırılması gerekiyor. Ayrıca, tarhananın suya yavaş yavaş eklenmesi de önemlidir.Eğer birden fazla tarhana eklenirse topaklanma riski artar.Tarhana çorbasının doyurucu olması için ise içine eklenen malzemeler oldukça önemlidir. Et suyu veya tavuk suyu gibi protein kaynakları çorbanın lezzetini artırırken aynı zamanda doyurucu bir özellik de kazandırır.Ayrıca, sebzeler de çorbanın besleyici değerini artırır. Patates, havuç veya kereviz gibi sebzeler tarhana çorbasına eklenebilir.Anadolu’nun en sevilen şifa deposu kolay Tarhana Çorbası tarifine yer verilmiş. İşte o tarif;Tarhana Çorbası Tarifi İçin Malzemeler

4 yemek kaşığı toz tarhana
1 yemek kaşığı kuru nane
7 su bardağı su
1 yemek kaşığı ayçiçek yağı
1 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı tuz
1 diş sarımsak (ezilmiş)Toz tarhanayı geniş bir karıştırma kasesine alın. Üzerine toz nane ve oda sıcaklığındaki 2 bardak suyu ekleyerek bir çırpıcı yardımıyla karıştırın.
Tarhana yumuşayana dek, yaklaşık 15 dakika boyunca oda sıcaklığında yumuşamaya bırakın.
Bu sırada geniş bir tencereye sıvıyağ ve tereyağını ekleyip, orta ateşte eritmeye başlayın. Ezilmiş sarımsak ve salçayı ekleyerek kavurmaya başlayın.
Yumuşayan tarhana karışımını ekleyin, ardından tuzunu da ekleyin ve karıştırın.
Kalan 5 su bardağı suyu ve tencereye ekleyin. Ara ara karıştırarak koyulaşana dek pişirin.
Kaynayan çorbayı bekletmeden sıcak olarak servis edin. Pişirdikçe koyulaşan bir çorba olduğu için daha sonra tüketecekseniz üzerine su ilave etmenizi öneririz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2rKAL3HJNUWOTc1FanY-NQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Tarhanayı, böyle, pişirin, faydasını, katına, çıkarıyor:, kaşığı, doğal, bağışıklık, ilacı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim ne diyor: Yatmadan önce protein tozu içmek doğru mu?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-ne-diyor-yatmadan-oence-protein-tozu-icmek-dogru-mu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-ne-diyor-yatmadan-oence-protein-tozu-icmek-dogru-mu</guid>
<description><![CDATA[ Yatmadan önce protein tozu karıştırdığınız içecekleri içmek, özellikle sporcular ve vücut geliştiriciler için kasların iyileşmesine ve büyümesine yardımcı olabilir. Kilo vermede iştahı azaltarak potansiyel olarak faydalı olsa da aşırı tüketimden kaçınılmalıdır. Protein tozu tüketenler, gece karışımlarıyla bu trendden yararlanıyor ancak kişiselleştirilmiş beslenme tavsiyeleri, bireysel uygunluğu belirlemek için hala çok önemli.Protein alımının zamanlaması, fitness endüstrisinde çokça tartışılan bir konudur. Yaygın bir soru, yatmadan hemen önce protein shake içmenin avantajlı olup olmadığıdır. Bu davranış, sporcular, fitness  tutkunları ve hatta kilo vermeye çalışan kişiler için potansiyel olarak oyunun kurallarını değiştiren bir alışkanlık haline geldi.Diyetisyen Simrat Kathuria&#039;ya göre, &quot;Protein, uyurken en aktif olan kas rehabilitasyonu ve onarımı süreçleri için gereklidir. Araştırmalara göre, yavaş sindirilen bir proteini yatmadan önce yemek, gece boyunca kandaki amino asit seviyelerinin sabit kalmasına yardımcı olarak kas gelişimini teşvik edebilir ve parçalanmayı önleyebilir.Bu nedenle, yatmadan önce proteinli smoothieler, kas gelişimini ve iyileşmesini en üst düzeye çıkarmak isteyen vücut geliştiriciler ve sporcular için vazgeçilmez hale geldi.Hikaye, kilo vermeye çalışan kişiler için biraz karmaşıktır. Protein açısından zengin ve kalorisi düşük bir smoothie, uyurken metabolizmayı hızlandırmaya, istekleri azaltmaya ve geceleri açlığı bastırmaya yardımcı olabilir.Ancak uzmanlar, özellikle hareketsiz bir yaşam süren veya kilo almaya yatkın olan kişiler için çok fazla tüketmekten kaçınmayı öneriyor.Yatmadan önce protein tozu tüketmek bazı insanlar için faydalı olabilir, ancak herkes için uygun değildir. İşte dikkate alınması gereken bazı noktalar:FAYDALARI1. Kas iyileşmesi: Yatmadan önce protein tüketmek, uyku sırasında kas iyileşmesini ve büyümesini desteklemeye yardımcı olabilir.2. Artan kas protein sentezi: Araştırmalar, yatmadan önce protein tüketmenin kas protein sentezini artırabileceğini ve bunun da kas büyümesine ve onarımına yardımcı olabileceğini göstermektedir.3. İyileştirilmiş uyku: Bazı çalışmalar, yatmadan önce protein shake tüketmenin uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.1. Sindirim: Yatmadan önce protein shake tüketmek sindirimi bozabilir ve uyku sırasında rahatsızlığa neden olabilir.2. Kalori alımı: Kilo vermeye çalışıyorsanız, yatmadan önce protein shake tüketmek diyetinize ekstra kalori ekleyebilir.3. Bireysel tolerans: Bazı kişiler, yatmadan önce protein shake tükettikten sonra asit reflü veya mide rahatsızlığı gibi olumsuz etkiler yaşayabilir.Kişiselleştirilmiş beslenme yine de önemlidir. Enerjik insanlar için iyi çalışsalar da, yatmadan önce içilen smoothieler evrensel olarak uygulanabilir bir seçenek değildir. Bir beslenme uzmanının tavsiyesi, protein tüketimini kişisel hedeflere ve ihtiyaçlara göre özelleştirmeye yardımcı olabilir.Sonuç olarak, bir protein tozu fitness hedeflerinize ve yaşam tarzınıza uyuyorsa, yatmadan önce tüketilmesi faydalı olabilir. Bu, sağlık ve zindelik sektöründeki şirketlere yaratıcı olma ve tüketicilerin gece beslenmeye yönelik artan talebini karşılama şansı sunar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hC1ZfJWkoUims4d0FnKHwg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, diyor:, Yatmadan, önce, protein, tozu, içmek, doğru, mu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün merdiven çıkarsanız ne olur? Günde en az 110 basamak çıkmak bu hastalığı yüzde 31 oranında azaltıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-merdiven-cikarsaniz-ne-olur-gunde-en-az-110-basamak-cikmak-bu-hastaligi-yuzde-31-oraninda-azaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-merdiven-cikarsaniz-ne-olur-gunde-en-az-110-basamak-cikmak-bu-hastaligi-yuzde-31-oraninda-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Felçten korunmak mı istiyorsunuz? Yapılan bir çalışma, basit bir değişikliğin riski neredeyse üçte bir oranında azaltabileceğini buldu. Yapılan araştırmalar, günde en az 110 basamak çıkmanın (yaklaşık olarak tipik bir ev merdivenini yedi kez çıkmaya eşdeğer) potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bu rahatsızlığı geliştirme olasılığını yüzde 31 oranında azalttığını ortaya koydu.Yapılan bir araştırmaya göre, her gün merdiven çıkmak, yaygın bir felç nedenine yakalanma riskini neredeyse üçte bir oranında azaltabiliyor.Araştırmacılar, felç için önemli bir risk faktörü olan anormal kalp atışı olan atriyal fibrilasyonun hangi oranda ortaya çıktığını görmek için ellili yaşlardaki yüz binlerce kişiyi takip ettiler.Günde en az 110 basamak çıkan yetişkinlerin (yaklaşık olarak normal bir evdeki merdiveni yedi kez çıkmaya eşdeğer) potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bu rahatsızlığa yakalanma olasılıklarının yüzde 31 daha az olduğu bulundu.Nutrition, Metabolism and Cardiovascular Diseases dergisinde yayımlanan bulgular, araştırmacıları merdiven çıkmanın felçleri önlemenin basit ve etkili bir yolu olarak tanıtılması çağrısında bulunmaya yöneltti.İngiltere&#039;de en az iki milyon kişi, yüksek tansiyon, göğüs enfeksiyonları, aşırı aktif tiroid ve hatta çok fazla kafein veya alkolün tetikleyebildiği bir kalp çarpıntısı olan atriyal fibrilasyondan muzdariptir .Kalpteki elektriksel aktivite kontrolden çıktığında ve düzensiz atmasına neden olduğunda gelişir. 60 yaş üstü her 25 kişiden biri bu hastalığa yakalanır.Bazılarında göğüs ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk gibi belirtiler görülürken, önemli sayıda kişi felç geçirene kadar hasta olduklarının farkında olmuyor.Düzensiz elektriksel aktivite nedeniyle kalp artık düzenli bir şekilde atmamaya başlayınca, vücuda pompalanması gereken kan, kalbin ana pompalama odası olan sol ventrikül içinde&quot;birikmeye&quot; ve kalınlaşmaya başlar.Eğer pıhtı daha sonra kopup beyni besleyen dar kan damarlarından yukarı doğru ilerlerse, beyne oksijen açısından zengin kan gitmesini engelleyerek ölümcül bir felce neden olabilir.Arrhythmia Alliance&#039;a göre, atriyal fibrilasyon İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 16.000 felce neden oluyor.Çin&#039;in Tianjin kentindeki Tianjin Tıp Üniversitesi uzmanları, UK Biobank adlı uzun vadeli bir sağlık projesine katılan yaklaşık yarım milyon İngiliz&#039;in merdiven kullanımı ve genel sağlık durumlarıyla ilgili verilerini analiz etti.
Çalışmaya katıldıklarında hepsinin herhangi bir kalp rahatsızlığı yoktu ve kimin hastalandığını görmek için 12 yıl boyunca takip edildiler.Sonuçlar, günde en az 110 basamak çıkan kişilerin, nadiren merdiven kullananlara kıyasla atriyal fibrilasyon geliştirme olasılığının çok daha düşük olduğunu gösterdi.Daha önce yapılan araştırmalarda merdiven çıkmanın kalp sağlığını korumaya yardımcı olduğu, hafızayı ve konsantrasyonu artırdığı bulunmuştu.Araştırmacılar bir raporda şunları söyledi: &quot;Bulgularımız, düzenli merdiven çıkmanın teşvik edilmesinin atriyal fibrilasyonu önlemek için potansiyel bir hedef olabileceğini gösteriyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CMQlOMhv0E6TRQzWAhFxtQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, merdiven, çıkarsanız, olur, Günde, 110, basamak, çıkmak, hastalığı, yüzde, oranında, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Araştırmalar ortaya koydu: Prostat kanserine karşı gizli silah bu besinde!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/arastirmalar-ortaya-koydu-prostat-kanserine-karsi-gizli-silah-bu-besinde</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/arastirmalar-ortaya-koydu-prostat-kanserine-karsi-gizli-silah-bu-besinde</guid>
<description><![CDATA[ Daha önce yapılan çalışmalar egzotik mantar türlerinin hastalıklar üzerindeki yararına dikkat çekerken, ABD’deki City of Hope Kanser Araştırma Merkezi’nde yapılan yeni araştırma dünyanın en çok yetiştirilen yenilebilir mantarının prostat kanseri üzerindeki etkilerini ortaya koydu.ABD’deki City of Hope Kanser Araştırma Merkezi’nde yapılan çalışmalar, dünyanın en yaygın yenilebilir mantarı olan beyaz düğme mantarı (Agaricus bisporus) özünün prostat kanseri üzerindeki etkilerini ortaya koydu.ABD Gıda ve İlaç Dairesi&#039;nin (FDA) ile birlikte yürütülen çalışmada araştırmacılar, bu mantarın adjuvan tedavi olarak kullanılması durumunda kanserin ilerlemesini yavaşlatabileceğini belirtiyor.
*Adjuvan kemoterapi, kanser cerrahisi sonrası uygulanan bir tedavi yöntemidir. Kanserin geri dönmesini engellemeyi sağlar. Diğer adıyla adjuvan tedavi olarakta bilinmektedir.Prostat kanseri, bağışıklık sistemini baskılayan miyeloid türevli hücreler (MDSC) üreterek kendini koruyabiliyor. Ancak beyaz düğme mantarının bu mekanizmayı zayıflatarak bağışıklık sistemini güçlendirdiği tespit edildi.Fareler üzerinde yapılan deneylerde, mantar özü verilen deneklerde tümör büyümesinin yavaşladığı ve sağkalım süresinin uzadığı gözlemlendi.İlk faz klinik çalışmalarda, beyaz düğme mantarı özü verilen prostat kanseri hastalarının kanlarındaki MDSC seviyelerinde azalma kaydedildi. Aylarca mantar özütü içeren tabletler kullanan bazı hastalarda, kanser belirteçlerinin tespit edilemez seviyelere indiği görüldü.
Devam eden faz II klinik çalışmaları ise bağışıklık hücrelerinde artış ve tümör büyümesinde azalma yönünde umut verici bulgular ortaya koyuyor.Beyaz düğme mantarının içinde tam olarak hangi bileşenlerin bu etkiyi sağladığı henüz net değil. Ancak çözünür lifler, proteinler, lipitler ve fitokimyasallar gibi bileşenlerin kanser hücreleri üzerinde toksik etkiler yarattığı düşünülüyor.Çalışmanın yazarı Dr. Xiaoqiang Wang, araştırmanın devam ettiğini ve şu ana kadar umut verici sonuçlar elde edildiğini belirterek, &quot;Daha fazla taze beyaz düğme mantarı tüketmekten zarar gelmez&quot; diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j4lFEpAY8kqpEdZGKnIfBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Araştırmalar, ortaya, koydu:, Prostat, kanserine, karşı, gizli, silah, besinde</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Viral olan yumurta soyma hilesi: Haşlanmış yumurtayı saniyeler içinde kabuklarından ayıracak yöntem</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/viral-olan-yumurta-soyma-hilesi-haslanmis-yumurtayi-saniyeler-icinde-kabuklarindan-ayiracak-yoentem</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/viral-olan-yumurta-soyma-hilesi-haslanmis-yumurtayi-saniyeler-icinde-kabuklarindan-ayiracak-yoentem</guid>
<description><![CDATA[ Haşlanmış bir yumurtayı kabuğu yapışmadan nasıl soyabilirsiniz? Ve haşlanmış yumurtaları parçalamadan nasıl soyabilirsiniz? Bazıları kolay soymanın yumurtaları nasıl pişirdiğinizle başladığını, suya karbonat, tuz veya sirke ekleyip eklemediğinizle başladığını söylüyor. Peki, haşlanmış yumurtaları soymanın en kolay yolu nedir?Yumurtaları pişirmek için kullanılan yöntem ne olursa olsun, kabuğunu çıkarmak her zaman zor görünür. Soymayı kolaylaştırmak için birçok sözde çözüm vardır - suya sirke eklemek, yumurtanın altından soymak, kabuğu kırmak için yumurtaları tezgaha vurmak - ve çoğu yöntem yarı yarıya faydalı olsa da, kabuk asla yumurtadan tam olarak soyulmaz.Sert pişmiş yumurtaların daha kolay soyulmasını sağlamak için birçok yöntem var; bunlardan biri de bir bardak su kullanılarak yapılan bu viral yöntem.Bir Twitter kullanıcısı dünyaya haşlanmış bir yumurtanın 10 saniyeden kısa sürede nasıl soyulacağını &quot;tam olarak&quot; gösteren bir video yayınladı.Kullanıcı, sert pişmiş yumurtalarını hazırladıktan sonra bir tanesini bir kavanozun içine koydu, musluktan biraz su ekledi ve ardından kabı kuvvetlice sallamaya başladı. Şaşırtıcı bir şekilde, yumurta sadece birkaç saniye sonra kabuktan mükemmel bir şekilde ayrıldı.Önemli olan yeterli güç kullanmaktır. Kavanozu yeterince sert sallamadığınız, yumurtadan tüm kabuğu çıkarmak için kabuğunu kırmak zorunda kalabilirsiniz.7 ila 10 günlük yumurtalar genellikle pişirildikten sonra soyulması en kolay olanlardır. Yumurtalar yaşlandıkça, kabuktaki hava cebi büyür ve bu da kaynattıktan (veya buharda pişirildikten) sonra kabuğun çıkarılmasını kolaylaştırır.Soyulmuş sert pişmiş yumurtalar buzdolabında 3 güne kadar dayanır. Kabukları soyulmadan bırakılırsa, sert pişmiş yumurtalar bir hafta kadar iyi kalabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9THVyOrcjES2Xpn8i80apw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Viral, olan, yumurta, soyma, hilesi:, Haşlanmış, yumurtayı, saniyeler, içinde, kabuklarından, ayıracak, yöntem</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kardiyoloji profesörü &amp;quot;akşamları sakın yemeyin&amp;quot; diyerek uyardı: Bu yiyecekler ani kalp krizi nedeni</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kardiyoloji-profesoeru-aksamlari-sakin-yemeyin-diyerek-uyardi-bu-yiyecekler-ani-kalp-krizi-nedeni</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kardiyoloji-profesoeru-aksamlari-sakin-yemeyin-diyerek-uyardi-bu-yiyecekler-ani-kalp-krizi-nedeni</guid>
<description><![CDATA[ Beslenme alışkanlıkları kalp sağlığını doğrudan etkiliyor. Özellikle akşam tükettiğiniz besinlere ve beslenme düzeninize çok özen göstermeniz gerekiyor. Kardiyoloji profesörü kalp sağlığını korumak ve kalp krizi riskini azaltmak için akşamları tüketilmemesi gereken besinleri açıkladı.Doğru beslenme, kalp gibi ana vücut organlarını sağlıklı ve formda tutmada merkezi bir rol oynar. Tüm öğünler arasında akşam yemeği, sağlık üzerindeki etkisi ve ayrıca sağlığı doğrudan etkileyen uyku üzerindeki etkisi nedeniyle dikkatlice tartılır.Kalp sağlığı ve akşam yemeği seçimleri yakından bağlantılıdır, çünkü akşam yemeği kardiyovasküler refahı önemli ölçüde etkiler.Omega-3 yağ asitleri, lif ve antioksidanlar gibi kalp sağlığına yararlı besinler açısından zengin dengeli bir akşam yemeği, kolesterol seviyelerini düşürmeye, kan basıncını düzenlemeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur.Kardiyolog ve profesör Dr. Alan Rozanski, yakın zamanda akşam yemeğinde yemekten kaçındığı yiyecekleri paylaştı. Bu yiyeceklerin kalp krizine neden olabileceğini vurguladı.Rafine karbonhidratlar, şekerler ve aşırı işlenmiş proteinler açısından zengin yiyecekleri yememeniz konusunda uyardı.Ayrıca akşam yemeğinde işlenmiş et yememenizi öneriyor. Kardiyoloji Uzmanı &quot;Bu ultra işlenmiş ürünler genellikle yüksek oranda sodyum, nitrat ve nitrit gibi koruyucu maddeler ve lezzeti artırmak ve raf ömrünü uzatmak için tasarlanmış diğer katkı maddeleri içerebilir.Tıbbi çalışmalar, yüksek oranda işlenmiş etlerin kalp hastalığı ve kolorektal kanser gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde göstermiştir,&quot; dedi74 yaşındaki kardiyolog, organik ve mevsimlik yiyecekler yemeyi öneriyor. &quot;Sebzeler &#039;besin açısından yoğun&#039;dur, yani düşük kalorili içeriğe sahipken lif, mineral, vitamin ve fitonutrientlerin temel bir kaynağını sağlarlar.Yüksek sebze alımı, kronik hastalık riskinin azalmasıyla, daha iyi sindirimle ve şekerli yiyeceklerin sağladığına kıyasla daha tutarlı bir enerji hissiyle ilişkilidir,&quot; diye öneriyor.Kas onarımına ve tokluğa yardımcı olmak için ızgara tavuk, balık veya mercimek ve tofu gibi bitki bazlı seçenekler gibi yağsız proteinler içeren dengeli bir öğüne odaklanın.Kan şekerini yükseltmeden sürekli enerji sağlayan kinoa, esmer pirinç veya tatlı patates gibi kompleks karbonhidratları ekleyin.
Ispanak, brokoli, havuç veya dolmalık biber gibi sebzeler besin açısından yoğun ve lif açısından zengindir, sindirimi ve kalp sağlığını destekler.Avokado, zeytinyağı veya kuruyemiş gibi sağlıklı yağlar, beyin ve kalp fonksiyonlarını desteklerken lezzeti artırabilir.
Yemekleri bitki çayları veya demlenmiş suyla eşleştirmek sindirimi daha da iyileştirebilir ve dinlendirici bir uyku sağlayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bIZzc0dEf0eA-6UjtAzH5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kardiyoloji, profesörü, akşamları, sakın, yemeyin, diyerek, uyardı:, yiyecekler, ani, kalp, krizi, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanserinin erken uyarı işareti: Çoğu kişi görmezden geliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/pankreas-kanserinin-erken-uyari-isareti-cogu-kisi-goermezden-geliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/pankreas-kanserinin-erken-uyari-isareti-cogu-kisi-goermezden-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Şiddetli ve agresif bir hastalık olan pankreas kanseri, özellikle sırtın üst bölgesinde, sırt ağrısı gibi erken dönemde hafif belirtilerle ortaya çıkar. Bu ağrı karından yayılabilir ve yatarken kötüleşebilir. Sarılık, sindirim sorunları, açıklanamayan kilo kaybı ve yorgunluk da olası göstergelerdir ve bu belirtiler erken teşhisde önem taşır.Pankreas kanseri, dünyada yaygın görülen kanser türlerinden biridir. Bu, hastalığı anlamak ve erken uyarı işaretlerini belirlemek için önemlidir, böylece hastalık çok ilerlemeden önce zamanında tıbbi müdahale hayat kurtarabilir.Pankreas kanseri, sindirim ve kan şekeri düzenlemesi için gerekli bir organ olan pankreastan kaynaklanan şiddetli ve agresif bir hastalıktır. Genellikle geç teşhis edilir.Pankreas kanserinin erken uyarı işaretlerinden biri sırt ağrısıdır. Sırt ağrısı, pankreas kanserinin erken bir belirtisi olabilir ve genellikle spesifik olmayan yapısı nedeniyle gözden kaçabilir. Karın ağrısı genellikle yemeklerden sonra veya uzanırken kötüleşir ve tipik olarak alt sırtı etkiler. Pankreas kanserinden kaynaklanan ağrı, bir tümörün sinirlere veya çevre dokulara yaptığı baskıdan kaynaklanır.Birçok kişi bir noktada sırt ağrısı yaşasa da, özellikle sarılık belirtileri, açıklanamayan kilo kaybı veya yeme zorluğu ile birlikte şiddetli veya amansız olduğunda acil tıbbi müdahale gerektirir.Yayınlanan bir raporda şöyle açıklanmaktadır: Bazı hastalar orta karın bölgesinden başlayıp sırta doğru yayılan ağrı tarif etmektedir. Ağrı uzanırken daha da kötüleşebilir ve genellikle öne eğilerek giderilebilir. Pankreas kanseri ağrısı kişiden kişiye farklılık gösterebilir, bu nedenle yeni ağrıyla ilişkili semptomları doktorunuzla görüştüğünüzden emin olun.Pankreas kanseri semptomları genellikle sinsice gelişir ve safra kanalı tıkanıklığı nedeniyle cilt ve gözlerin sararmasıyla karakterize sarılık içerebilir.Mide bulantısı, kusma ve dışkı kıvamında değişiklikler gibi sindirim sorunları, tümör pankreas enzim üretimini etkilediğinden yaygındır.Hastalığa sıklıkla açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık eşlik eder. Hastalar ayrıca yorgunluk, yeni başlayan diyabet veya kan şekeri kontrolünün kötüleşmesi yaşayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/grk_csb8BUW3RxE2PriEpw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 11:30:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanserinin, erken, uyarı, işareti:, Çoğu, kişi, görmezden, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzun süreli, açıklanamayan ateş ile kendisini gösteriyor: AIDS belirtileri neler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzun-sureli-aciklanamayan-ates-ile-kendisini-goesteriyor-aids-belirtileri-neler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzun-sureli-aciklanamayan-ates-ile-kendisini-goesteriyor-aids-belirtileri-neler</guid>
<description><![CDATA[ 1 Aralık Dünya AIDS Günü öncesinde &quot;AIDS&#039;i sona erdirmek için doğru yolu izleyin&quot; sloganıyla yayımlanan raporda, bu hedeflere ulaşılmasının HIV enfeksiyonu ile yaşayan ve risk altında olan herkesin haklarının korunması ile mümkün olduğuna vurgu yapıldı. Raporda, birçok ülkede HIV enfeksiyonu sayılarında artış yaşandığına işaret edilerek, &quot;Dünyada HIV enfeksiyonu ile yaşayan 39,9 milyon kişiden 9,3 milyonu hala hayat kurtarıcı tedaviye erişemiyor. Geçtiğimiz yıl, 630 bin kişi AIDS ile ilişkili hastalıklardan öldü ve dünya genelinde 1,3 milyon kişiye daha HIV virüsü bulaştı.&quot; ifadelerine yer verildi. Peki, AIDS belirtileri neler?HIV (Human Immmunodeficiency Virus), Türkçe’de İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak adlandırılan bir hastalık etkenidir. Virüs insan bağışıklık hücrelerine nüfuz ederek bağışıklık sistemini zayıflatır ve fırsatçı enfeksiyonların görülmesine neden olur. Yetersiz bağışıklık sistemi durumlarında ortaya çıkan bakteriyel, viral, mantarlara bağlı ya da protozoal enfeksiyonlara fırsatçı enfeksiyonlar adı verilmektedir. Erken tanı ve gelişen tedavi koşulları ile HIV pozitif kişiler AIDS dönemine geçmeden uzun yıllar yaşayabilmektedir.İnsan immün yetmezlik virüsü, HIV,HIV pozitif kişi ile korunmasız (kondom kullanılmadan) yapılan her türlü (oral, vajinal, anal) cinsel ilişki ile,Ortak kullanılan ve HIV enfekte enjektör veya steril edilmemiş cerrahi malzemelerleEnfekte kan ve kan ürünleriyle (Ülkemizde 1987 yılından itibaren, her kan ve kan ürününe gerekli testler yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir.),HIV pozitif anneden bebeğe gebelik döneminde, doğum sırasında ya da doğum sonrasında emzirme ile bulaşabilmektedir.Bulaş yolları değerlendirildiğinde:HIV pozitif kişinin partneri olanlar,Korumasız cinsel ilişkiye girenler,Riskli temas öyküsü bulunan kişiler,Damar içi madde bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olanlar,HIV pozitif gebelerin bebekleri risk altındaki grupları oluşturmaktadır.Uzun süreli, açıklanamayan ateş (38°C’den yüksek)Sürekli yorgunluk, halsizlikGece terlemeleriHızlı ve açıklanamayan kilo kaybıİştah kaybıLenf Düğümlerinde Büyüme:Koltuk altı, boyun veya kasıktaki lenf düğümlerinin ağrısız büyümesiŞişliklerin 3 ay veya daha uzun süre devam etmesiSolunum Sistemi Belirtileri:Uzun süreli ve kronik öksürükNefes darlığıTekrarlayan zatürre ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarıSindirim Sistemi Belirtileri:Uzun süreli, sebebi bilinmeyen ishal (haftalarca sürebilir)Karın ağrısı ve şişkinlikCilt Belirtileri:Deride veya ağız içinde ağrılı ve iyileşmeyen yaralarCiltte döküntü, mor veya kırmızı lekeler (Kaposi sarkomu belirtisi olabilir)Ağızda veya genital bölgede mantar enfeksiyonlarıNörolojik Belirtiler:Unutkanlık, konsantrasyon bozukluğuDepresyon, sinirlilik veya davranış değişiklikleriBaş ağrısı ve nöbetlerEl ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma (periferik nöropati)Bağışıklık Sisteminin Çöküşü:Normalde sağlıklı kişilerde nadiren görülen fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıkması:TüberkülozPneumocystis jirovecii zatürresiToksoplazmozisSitomegalovirüs enfeksiyonlarıAğız ve yemek borusu mantar enfeksiyonları (Kandidiyaz) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ApTbkaICqE-o7iRY1SuNEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, süreli, açıklanamayan, ateş, ile, kendisini, gösteriyor:, AIDS, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Faydasını çok az kişi biliyor: Akciğeri mikroplardan arındırıp yeniliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/faydasini-cok-az-kisi-biliyor-akcigeri-mikroplardan-arindirip-yeniliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/faydasini-cok-az-kisi-biliyor-akcigeri-mikroplardan-arindirip-yeniliyor</guid>
<description><![CDATA[ Besin maddeleri ve tıbbi özellikler açısından zengin olan köri yaprakları sindirimi, saç kalitesini artırır. Kilo kaybını destekler ve karaciğer ve cilt sağlığını iyileştirir. Ek olarak, köri yaprakları antioksidanlar ve temel vitaminlerle bağışıklığı güçlendirir ve onları genel sağlığı ve kronik hastalıkların önlenmesi için değerli hale getirir.Köri yaprakları, köri ağacının (Murraya koenigii) yapraklarıdır. Bu ağaç Hindistan&#039;a özgüdür ve yaprakları hem tıbbi hem de mutfak uygulamaları için kullanılır. Genellikle köri yaprakları birçok kişi tarafından bilinmeyen çok sayıda tıbbi faydaya sahiptir.Bu köri yaprakları yemekler için sadece süslemelerden daha fazlasıdır, inanılmaz lezzetli olmasının yanı sıra bol miktarda besin avantajına sahiptir. Gününüze başlamadan önce birkaç köri yaprağı tüketmek harika bir enerji kaynağı olabilir. İşte günlük hayatınıza köri yapraklarını dahil etmeniz için bazı nedenler:Bağırsak hareketlerine yardımcı olan yüksek lif içeriği nedeniyle kabızlığın rahatsızlığını da önlemeye yardımcı olur. Gastrointestinal problemlerle karşılaşanlar için köri yaprakları, bağırsağı düzenleyerek asitlikle başa çıkmaya yardımcı olan harika bir seçenektir.Köri yapraklarında bol miktarda bulunan beta-karoten ve antioksidanlar gibi çeşitli bileşenler, hasarlı saçları kalınlaştırmaya ve onarmaya, gri saçları geciktirmeye ve saç dökülmesini önemli ölçüde azaltmaya yardımcı olur. Saç büyümesine ve bakımına yardımcı olurlar, bu nedenle saç yağlarına iyi bir katkı sağlarlar.Çalışmalar, köri yapraklarının insülin duyarlılığını önemli ölçüde artırmaya ve kandaki şeker seviyelerini düşürmeye yardımcı olabileceğini ve böylece diyabetli veya diyabet hastası olabilecek kişiler için çok faydalı hale geldiğini göstermektedir.Köri yapraklarını günlük olarak tüketmenin bir diğer büyük avantajı, yağın düzgün sindirimini artırma ve metabolizmayı artırma yeteneğidir, böylece kilo vermeye yardımcı olur. Ayrıca, yağların zamanında parçalanmasını teşvik ederken vücudun uygun bir kiloyu korumak için kalori yakma yeteneğini artırmaya yardımcı olurlar.Köri yapraklarının geliştirmeye yardımcı olduğu detoksifikasyon süreci sayesinde akciğerlerin arınmasına yardımcı olabilir. Vücuttaki kirlilik ve mikropların temizlemesine yardımcı olarak direnci ve genel sağlığı artırır.Köri yapraklarındaki antioksidanların varlığıyla, cildi zararlı serbest radikallerden korumaya yardımcı olurlar. Ayrıca koyu lekeleri ve sivilceleri açmaya yardımcı olarak cilt rengini iyileştirirler.Yapraklar, vücudu oksidatif stresten korumaya yardımcı olan ve böylece hücre hasarını önlerken kanser ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıklar geliştirme şansını azaltan temel vitaminlerle birlikte çok sayıda antioksidan içerir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Axa6Bj52dEm_Tdwe9F6D7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Faydasını, çok, kişi, biliyor:, Akciğeri, mikroplardan, arındırıp, yeniliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aylar öncesinden &amp;quot;geliyorum&amp;quot; diyor: Kalın bağırsak kanserinin ilk sinyaliymiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aylar-oencesinden-geliyorum-diyor-kalin-bagirsak-kanserinin-ilk-sinyaliymis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aylar-oencesinden-geliyorum-diyor-kalin-bagirsak-kanserinin-ilk-sinyaliymis</guid>
<description><![CDATA[ Her yıl dünyada bir milyona yakın kişi kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya genelinde kalın bağırsak kanseri, kanser ölümünün ikinci en yaygın nedenidir. Kalın bağırsak kanserinde erken teşhis hayati önem taşır. Peki, kalın bağırsak kanserinin en erken görülen belirtileri nelerdir? İşte yanıtı.Dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda kanser yer alıyor. Kalın bağırsak kanseri (kolon kanseri) de sinsi ilerleyen ve en sık görülen kanser türlerinden biri.Kalın bağırsak ve kolorektal kanser diye de bilinen kolon kanserinin, sindirim sisteminin en son kısmında yer alan bölgede geliştiğini belirten uzmanlar kolon kanserinin dünya çapında en yaygın görülen üçüncü kanser türü olduğuna dikkati çektiKalın bağırsak kanseri, kanser ölümünün ikinci en yaygın nedenidir ve yılda 900.000&#039;den fazla ölüme yol açmaktadır.
Özellikle genetik geçişli ve ailesel eğilimli kolon kansei için taramalara erken yaşta başlanması büyük önem taşımaktadır. Kolon kanseri en sık 60&#039;lı yaşların sonrasında görülen bir hastalıktır. Ülkemizde de artık bu yaş grubunda önemli bir çoğunluk bulunduğu için sık görülen kanserler arasına girmiştir.Kalın bağırsak kanserinin oluşumunda; aşırı yağlı, kırmızı et ağırlıklı beslenme, şişmanlık, sigara ve alkol tüketiminin yanı sıra polipler etkilidir. Tarama kolonoskopileri sırasında kalın bağırsakta polip görüldüğünde kanserleşmeden alınarak hastalığın önlenmesi mümkün olmaktadır. Kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri hikayesi bulunmasında bu kişilerde kolon kanseri riskini artırmaktadır. Kolan kanserinde erken tanı hayati önem taşır. Peki, kalın bağırsak kanserinin ilk belirtileri nelerdir?1. dereceden akrabalarında kolon kanseri görülenler diğer bireylere göre en az 2 misli daha fazla risk altındadır. Eğer bir kişinin 40&#039;lı yaşlarda birinci derece akrabalarında bir tane, ikinci derecede akrabalarında birden fazla kolon kanseri hikayesi var ise hastalığa karşı ciddi şekilde uyarılmalıdır.Uzun süreli ishal ya da kabızlık veya hissedilir düzensizlik şeklinde olabilir. Anlamsız kanamalar da kansere işaret eder. Eğer kişide dışkılama sırasında kanama görülüyorsa muhakkak bir uzmana muayene olmalıdır. Daha ilerleyen evrede aralıklı, bazen kolik tarzında karın ağrısı, gaz sancıları, nedeni bilinmeyen kilo kayıpları, kansızlık, kendini aşırı yorgun hissetme gibi çeşitli belirtiler görülebilir. Hastalık ilerlemeden tanı konulması yaşam şansını büyük ölçüde artırmaktadır. Bu gibi belirtiler görüldüğünde bir an önce sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.Her kanser türünde olduğu gibi kalın bağırsak kanserinde de erken teşhis hayati önem taşıyor. Bazı belirtiler kalın bağırsak kanserinin erken işaretleri olabilir.Dışkıda kan görülmesi ve dışkının incelmesi, sık tuvalete çıkma, ara ara karın ağrısı, şişkinlik, soluk gözükme, dışkıda mukus, halsizlik, zayıflama, karında kitle hissedilmesi, ishal ve kabızlık gibi şikayetlerin kolon kanseri belirtisi olabilir.Karın ağrısı, dışkıda kan, anemi, uzun süreli ishal ya da kabızlık arasında gidip gelen tuvalet alışkanlığında değişiklik, dışkı şeklinin ince-uzun olması, kilo kaybı ve yorgunluk kolon kanserinin en yaygın belirtileridir.Kolon (bağırsak) kanserinin belirtileri şunları içerir:

Devamlı ishal ya da kabız olma gibi dışkılamada değişiklik
Dışkıda kan ve/veya rektal bölgede kanama
Kansızlık (anemi)
Yorgunluk ve halsizlik
Dışkının kalem gibi ince ve uzun olması
Dışkıda yumurta akı görünümlü salgı
Karın ağrısı ya da pelvik ağrı
Kilo kaybı
Mide bulantısı ve kusma
Göz akında ve ciltte sararma
Dışkılamaya rağmen bağırsakların boşalmadığı hissi
Yutma güçlüğü
Yemek yerken çok çabuk doyma hissiÇeşitli meyveler, sebzeler ve tam tahıllar tüketmek; meyveler, sebzeler ve tam tahıllar, kanseri önlemeye yardımcı olabilecek vitaminler, mineraller, lif ve antioksidanlar içerir. Çeşitli vitamin ve besin maddeleri alabilmeniz için bu grubu beslenmenizden eksik etmeyin.Alkolü ölçülü tüketin ya da hiç tüketmeyin; alkol içmeyi seçerseniz, içtiğiniz miktarı kadınlar için günde bir içkiden, erkekler içinse iki içkiden fazla olmayacak şekilde sınırlayın. Sigarayı bırakın; sigara kansere neden olan en başlıca sebeplerden biridir. Haftada en az 5 gün egzersiz yapın; en az 30 dakika egzersiz yapmaya çalışın. Hareketsiz kaldıysanız, yavaşça başlayın ve kademeli olarak 30 dakikaya çıkarın.Ayrıca, bir egzersiz programına başlamadan önce bir sağlık uzmanıyla görüşün. İdeal kiloda olun; sağlıklı bir kilodaysanız, sağlıklı bir diyeti günlük egzersizle birleştirerek kilonuzu korumaya çalışın. Kilo vermeniz gerekiyorsa, beslenme ve diyet uzmanından destek alın. Daha az kalori alarak ve daha fazla hareket ederek yavaşça kilo vermeyi hedefleyin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W-MSal7EpU2q98cKMqFemQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aylar, öncesinden, geliyorum, diyor:, Kalın, bağırsak, kanserinin, ilk, sinyaliymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalorifer peteklerine çamaşır asanlar dikkat! Faydadan çok zarar getiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalorifer-peteklerine-camasir-asanlar-dikkat-faydadan-cok-zarar-getiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalorifer-peteklerine-camasir-asanlar-dikkat-faydadan-cok-zarar-getiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Birçok kişi kaloriferde çamaşır kurutmanın kurutucu veya çamaşır ipi kullanmaktan daha hızlı ve daha uygun maliyetli olduğuna inansa da, aslında ev halkına düşündüğünüzden daha fazla maliyet çıkarabilir. Kaloriferin üzerine asılan çamaşırlar, yoğun buharlaşma nedeniyle odanın oksijen ve nem dengesini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, kuru ve kirli havanın solunmasına yol açarak alt solunum yollarında tahrişe, uzun süreli ses kısıklığına ve inatçı kuru öksürüğe neden olabilir.Kıyafetlerinizi kurutmak için petek kullanmak bu kış verebileceğiniz en akıllıca karar olmayabilir.Çamaşırları peteklerin üzerinde kurutmak ilk bakışta zararsız gibi görünebilir ancak yanlış bir karar vermiş olabilirsiniz. Uzmanlara göre, giysilerinizi kalorifer peteklerinde kurutmak havadaki nemi artırabilir ve bu da rutubet ve küf oluşumuna yol açabilir. Bu artan nem sağlık risklerine neden olabilir. Bu yöntem aynı zamanda güç tüketimindeki artış nedeniyle enerji faturalarınızı da önemli miktarda artıracaktır.Nem ve küf riski: Oda içinde asılan çamaşırlar, ortamın nem seviyesini artırır ve uzun vadede duvarlarda ya da tavanda küf oluşumuna neden olabilir.Peteklerin performansını düşürme: Çamaşırlar peteğin üzerinde olduğunda ısının odaya yayılması engellenebilir, bu da ısınma verimliliğini azaltabilir.Sağlık sorunları: Yüksek nem oranı solunum yolu problemlerine, özellikle astım ya da alerjiye neden olabilir.Peteklerin zarar görmesi: Sürekli nemli çamaşırların peteğin üzerinde olması, metal yüzeylerde paslanma ya da boya kabarmasına yol açabilir.Nem dengesini bozabilir: Gereğinden fazla su koymak, odada aşırı nem oluşmasına neden olabilir. Bu durum, duvarlarda küf ve mantar oluşumuna yol açabilir.Peteklere zarar verebilir: Direkt olarak metal yüzeyle temas eden su kabı, peteklerin boyasına veya yüzeyine zarar verebilir, zamanla paslanmaya neden olabilir.Yetersiz veya dengesiz nem: Sadece kalorifer üzerine su koymak, odanın tüm alanını dengeli bir şekilde nemlendirmeyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RafUKiIzZUqRzsW_36h31Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalorifer, peteklerine, çamaşır, asanlar, dikkat, Faydadan, çok, zarar, getiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>DSÖ&amp;apos;den acil önlem uyarısı: 5 yıl geçmesine rağmen kritik eksiklikler var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dsoden-acil-oenlem-uyarisi-5-yil-gecmesine-ragmen-kritik-eksiklikler-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dsoden-acil-oenlem-uyarisi-5-yil-gecmesine-ragmen-kritik-eksiklikler-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün (DSÖ) yayımladığı raporda, COVID-19&#039;un ilk kez bildirilmesinin üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen sağlık hizmetleriyle ilişkili enfeksiyonların (HAIs) önlenmesinde kritik eksikliklerin giderilmesindeki ilerlemenin yavaş olduğu ifade edildi.Rapora göre, iyileştirilmiş enfeksiyon önleme ve kontrol (IPC) uygulamaları ile temel su, sanitasyon ve hijyen hizmetleri, hastane enfeksiyonlarının büyük bir bölümünü önleyebilir.
Aynı zamanda bu önlemler, sağlık hizmetlerinde antimikrobiyal direnç (AMR) riskini azaltmada ‘en uygun maliyetli çözümler’ arasında yer alıyor.Rapor, ülkelerin yüzde 71&#039;inin aktif bir IPC programına sahip olduğunu belirtirken, yalnızca yüzde 6&#039;sının 2023-2024 döneminde DSÖ’nün IPC minimum gereksinimlerini karşılayabildiğine dikkat çekti.Bu oran, 2030 yılına kadar yüzde 90’ın üzerine çıkma hedefinin oldukça gerisinde. Ayrıca, düşük ve orta gelirli ülkelerde (LMIC) sağlık hizmeti sırasında enfeksiyon kapma riskinin, yüksek gelirli ülkelere (HIC) göre 20 kat daha fazla olduğu vurgulandı.DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “COVID-19 pandemisi, Ebola, Marburg ve mpox salgınları, patojenlerin sağlık hizmetlerinde ne kadar hızlı yayılabileceğinin en çarpıcı örnekleri. Bu tür enfeksiyonlar, sadece salgınlar sırasında değil, her gün hastaneler ve kliniklerde bir tehdit oluşturuyor” dedi.Raporda, özellikle düşük gelirli ülkelerde bütçeler ve koruyucu ekipman temininde ciddi eksiklikler bulunduğu belirtildi.2023 yılında ülkelerin dörtte biri, kişisel koruyucu ekipman tedarikinde sıkıntı yaşadığını bildirdi.DSÖ ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü&#039;nün (OECD) yeni verilerine göre, acil önlemler alınmazsa hastane enfeksiyonları nedeniyle her yıl 3,5 milyon hasta hayatını kaybedebilir. Raporda, bu müdahalelerin sağlık harcamalarında yıllık 112 milyar dolarlık tasarruf ve 124 milyar dolarlık ekonomik kazanç sağlaması beklendiğine dikkat çekildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HjpHJMxdRkmvqacxK-orPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>DSÖden, acil, önlem, uyarısı:, yıl, geçmesine, rağmen, kritik, eksiklikler, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Osman Müftüoğlu &amp;quot;Mucize bir ev ilacı&amp;quot; diyerek duyurdu: Kan şekeri artışını frenliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/osman-muftuoglu-mucize-bir-ev-ilaci-diyerek-duyurdu-kan-sekeri-artisini-frenliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/osman-muftuoglu-mucize-bir-ev-ilaci-diyerek-duyurdu-kan-sekeri-artisini-frenliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kan şekerini dengede tutmak genel sağlığınızı korumak için önemlidir. Kan şekerini dengelemek ve ani kan şekeri artışını önlemek için bazı besinlerden faydalanabilirsiniz. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu&#039;nun favorisi olan ve &quot;Kan şekerini dengelemede mucize bir ev ilacı&quot; olarak açıkladığı bir besin var ki, besinlerdeki nişastanın şekere dönüşmesini engelliyor. İşte her mutfakta bulunan ve kan şekerini dengeleyen o 3 besin.Kan şekeri, kandaki glikoz seviyesini ifade eder ve vücudun enerji ihtiyacını karşılamada hayati bir rol oynar. Normal seviyede tutulması, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için kritik öneme sahiptir.Ancak kan şekerinin aşırı yükselmesi (hiperglisemi) veya düşmesi (hipoglisemi) ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.Kan şekerini dengede tutmak için sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmelisiniz.Dengeli beslenme, şekerli gıdalardan kaçınma, düzenli egzersiz, sık ve küçük öğünler, yeterli su tüketimş, stres yönetimi kan şekerini dengede tutmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca bunun için düzenli sağlık kontrolleri de yaptırmanız gerekir.Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, kan şekerini dengelene 3 doğal gıdayı paylaştı. Hemen hemen her mutfakta bulunan bu besinler kan şekerinin ani yükselmesine engel oluyor. Ani kan şekeri artışını frenliyor. Peki, kan şekerini dengeleyen besinler nelerdir?İşte Prof. Dr. Osman Müftüoğlu&#039;nın önerisi olan kan şekerini dengeleyen üç muhteşem besinDoğal bir baharat olan tarçın, mutfakların vazgeçilmezi olmanın ötesinde sağlık açısından da birçok fayda sunuyor. İçeriğindeki aktif bileşenler sayesinde tarçın, hem lezzetiyle hem de sağlığa katkılarıyla dikkat çekiyor.İster suya, ister çaya - kahveye ekleyin 1 çay kaşığı tarçın bile kan şekerindeki ani yükselmelere engel olabiliyor. Tarçın, insülin hassasiyetini artırarak kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine destek olabilir. Özellikle diyabet riskini azaltmak isteyenler için önemli bir doğal yardımcıdır.Yeşil çaydan farklı olarak siyah çay özellikle yemekten hemen sonra içildiğinde kandaki şeker artışını frenleyebiliyor. Aklınızda olsun, yeşil çayın böyle bir marifeti yok. Dünyanın en popüler içeceklerinden biri olan siyah çay, sadece keyif veren bir içecek değil, aynı zamanda birçok sağlık faydasıyla da dikkat çekiyor.Düzenli siyah çay tüketiminin kan şekerini dengelemeye yardımcı olduğu ve Tip 2 diyabet riskini düşürdüğü belirtiliyor.Doğanın mucizevi armağanlarından biri olan sirke, hem sağlık hem de temizlik alanında sunduğu sayısız fayda ile dikkat çekiyor.
Osman Müftüoğlu, Kan şekerini dengelemede mucize bir ev ilacı da sirke. Üzüm, erik ya da elma sirkesi olması fark etmiyor, sirkenin her türlüsü besinlerdeki nişastanın şekere dönüşmesini engelleyerek kan şekeri yükselmelerini frenleyebiliyor.&quot; diyor.
Yapılan araştırmalar, sirkenin kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.DENGELİ BESLENMEKarbonhidrat, protein ve yağların dengeli bir şekilde tüketilmesi, kan şekerinin sabit kalmasına yardımcı olur. Lif açısından zengin tam tahıllar, sebzeler ve baklagiller tercih edilmelidir.Rafine şeker içeren gıdalar kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabilir. Bunun yerine meyve gibi doğal şeker kaynakları tercih edilmelidir.Fiziksel aktivite, kan şekeri seviyesini düzenler ve insülin duyarlılığını artırır. Ancak, şeker hastaları egzersiz öncesi doktorlarına danışmalıdır.Günde 3 ana öğün yerine, daha küçük porsiyonlarla 4-6 öğün tüketmek, kan şekerinin stabil kalmasına destek olur.Vücutta su dengesinin sağlanması, kan şekeri kontrolüne katkı sağlar.Stres, kan şekerini yükseltebileceği için meditasyon, yoga veya nefes egzersizleri gibi yöntemlerle stres kontrolü sağlanabilir.Kan şekeri seviyesi, özellikle diyabet riski taşıyan bireyler için düzenli olarak ölçülmeli ve bir sağlık uzmanına danışılmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YngUjd3j_E-P7jJxG5LZRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Osman, Müftüoğlu, Mucize, bir, ilacı, diyerek, duyurdu:, Kan, şekeri, artışını, frenliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Narsistik kişilik bozukluğu nedir? 15 net belirtiyle kendini belli ediyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/narsistik-kisilik-bozuklugu-nedir-15-net-belirtiyle-kendini-belli-ediyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/narsistik-kisilik-bozuklugu-nedir-15-net-belirtiyle-kendini-belli-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Hayranlık ihtiyacı ve empati eksikliği ile karakterize bir ruh sağlığı durumu olan narsistik kişilik bozukluğu belirtileri arasında abartılı bir kendini önemli görme duygusu, sürekli ilgi görme isteği ve ilişkilerde zorluk yer alır. Narsisizm bir kişilik özelliği olsa da,ilişkiler üzerindeki etkisi nedeniyle profesyonel müdahale gerektirir. Peki, narsistik kişilik bozukluğu nedir?Narsistik kişilik bozukluğu, dürtüsellik, dengesizlik, ilgi çekme ve empati eksikliği ile karakterize bir ruh sağlığı durumudur. Narsisizm büyüklenme, hayranlık ihtiyacı ve empati eksikliği gibi yaygın bir belirtiyle ortaya çıkan karmaşık bir psikolojik durumdur.Bu duruma sahip kişiler kendileri hakkında abartılı bir fikre sahiptir ve çok fazla ilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu tür kişiler ayrıca başkalarının duygularını anlamakta da zorlanırlar. Bu bozukluğa sahip bireyler yüksek öz saygıya sahip olmasalar da, bir hak sahibi olma duygusuna sahiptirler.Narsisizm nedeni bilinmiyor, çünkü birçoğu narsistik düşüncelerini veya davranışlarını gizliyor. Yapılan araştırmalara göre ABD&#039;deki insanların yaklaşık %0,5-%5&#039;inde n arsisizm olabilir.Bu bozukluğa sahip kişilerde bulunan yaygın davranış kalıplarından bazıları, başkalarından hayranlık görme ihtiyacı, aşırı bir kendini önemli görme duygusu ve başkalarına karşı empati eksikliğidir.Narsisizm bir spektrum bozukluğudur ve bu nedenle belirtileri ve şiddeti değişebilir.

Başkalarını sık sık üzmek
İlişkileri sürdürmekte zorlanmak
Kendilerini ilk sıraya koymak
Aşırı bir değer duygusuna sahip olmak
Her zaman &#039;doğru&#039; oldukları duygusuna sahip olmak
Bencil olmak ve kendileri hakkında konuşmayı sevmek
Dikkat ve hayranlık arzulamak
Bu kişiler  yalnızca değerli gördükleri kişilerle etkileşime girmeleri gerektiğini düşünürler
Yeteneklerini ve başarılarını abartmak
Başarılarıyla övünmek
Gerçekçi olmayan hedefler koymak
Geniş, hızlı ruh hali değişimleri yaşamak
Ne pahasına olursa olsun kazanmak için çabalamak
Sınırsız başarı, para, zeka, güzellik, aşk ve güç hakkında fanteziler kurmak
Hassas bir öz saygıya sahip olmakAncak, narsisizm ve narsisistik kişilik bozukluğu farklıdır. Uzmanlar, bencil olma özelliği olan narsisizmi bir özellik olarak kabul ederken, NPD bir akıl hastalığıdır. Narsisizm, empati, alçakgönüllülük ve başkalarına karşı düşüncelilikle dengelendiğinde genellikle zararsızdır.Sadece davranışa hakim olduğunda ve ilişkileri etkilediğinde sorunlu hale gelebilir.
Öte yandan narsisistik kişilik bozukluğu profesyonel yardım gerektirir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8FW_ab67EUGWcIxFEcq8BQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Narsistik, kişilik, bozukluğu, nedir, net, belirtiyle, kendini, belli, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Harvardlı doktor açıkladı: Bu besinler ömrü 30 yıl kısaltıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/harvardli-doktor-acikladi-bu-besinler-oemru-30-yil-kisaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/harvardli-doktor-acikladi-bu-besinler-oemru-30-yil-kisaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir yaşam herkesin hayâli. Uzmanlar bunun için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemenizin altını çiziyor. Sağlıklı yaşamın temelinde sağlıklı beslenme yer alıyor. Harvard’lı profesöre göre bazı besinler ömrünüzden 30 yıl birden çalabilir. Bu besinler vücut için son derece zararlı olduğu için uzak durulması gerekir. İşte sağlıklı ve uzun bir ömür için dikkat etmeniz gerekenler.Uzun ve sağlıklı yaşamla ilgili bilim insanların araştırmaları devam ediyor. Yaşlanmayı geciktirmek ve her yaşta genç ve sağlık kalmak için dikkat etmeniz gereken bazı ipuçları var. Ünlü Harvard biyoloğu ve araştırmacısı David Sinclair, ömrü uzatan ve yaşlanmayı 30 yıl geçiktiren en önemli 5 kuralı açıkladı.Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, insanlığın yüzyıllardır peşinde olduğu bir hedef. Peki, bu hedefe ulaşmanın sırrı ne? Uzmanlar, uzun yaşamın genetik faktörlerden çok yaşam tarzına bağlı olduğunu belirtiyor.Bilim insanları uzun ve sağlıklı yaşamla ilgili araştırmalarına devam ediyor. Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın yolu şüphesiz ki dengeli ve sağlıklı beslenmekten geçiyor.Tükettiğiniz her besin vücudunuza olumlu ya da olumsuz olarak yansıyor. Her gün severek tükettiğiniz bazı besinler hızlı yaşlanmanıza ve vücut sağlığınızın bozulmasına neden olabiliyor.Harvard Tıp Fakültesi Paul F. Glenn Yaşlanma Araştırma Biyolojisi Merkezi’nin eş direktörü ve genetik bölümünde profesör David Sinclair,birçok insanın günlük hayatında sıkça tükettiği beş yiyecekten uzak durmak gerektiğinin altını çiziyor. Sinclair, bu yiyeceklerin biyolojik yaşlanma sürecini hızlandırabileceğini ve dolayısıyla uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ediyor. Hatta bu besinlerin ömrünüzden 30 yıl çalabileceğini söylüyor.Corriere Adriatico&#039;da yer alan habere göre David Sinclair&#039;e göre, şeker uzun ve sağlıklı bir yaşamın en büyük düşmanıdır. Sinclair, şekerden kaçınmak için doğal, işlenmemiş gıdalara öncelik verilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, doğal tatlandırıcıların ölçülü bir şekilde tercih edilmesi gerektiğini, şekerli içecekler ve işlenmiş meyve sularından ise kesinlikle kaçınılması gerektiğini belirtiyor.Rafine karbonhidratlar, özellikle beyaz ekmek veya kraker gibi işlenmiş gıdalarda bulunanlar, vücutta şeker benzeri bir etki yaratır. Bu tür karbonhidratlar, kan şekeri seviyelerini hızla artırarak insülin salınımını tetikler ve yaşlanmayı hızlandırabilir. Yapılan bazı araştırmalar, rafine karbonhidrat oranı yüksek diyetlerin kalp hastalığı ve tip 2 diyabet riskini artırdığını göstermektedir.David Sinclair&#039;in diyetinde, et ve süt tüketiminin önemli ölçüde azaltılması, uzun ömürlülüğü destekleyen bir diğer önemli prensiptir. Bitki bazlı proteinlerin, özellikle sirtuinler gibi genleri uyararak yaşlanmayı yavaşlatmaya yardımcı olduğu bilinir. Bu nedenle, hayvansal proteinler yerine baklagiller, kuruyemişler, tohumlar ve tofu, tempeh, kinoa gibi bitki bazlı protein kaynaklarına yönelmek önerilir.Kırmızı et tüketimiyle ilgili yapılan bazı araştırmalar, bu gıdaların kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koymuştur. Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi&#039;nde yayınlanan bir araştırma, yüksek kırmızı et tüketiminin kardiyovasküler hastalıklar ve kanser dahil olmak üzere ölüm riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.Süt ürünleriyle ilgili olarak ise Amerikan Tabipler Birliği Dergisi, yüksek süt ürünü tüketiminin, bu ürünlerde bulunan hormonlar ve büyüme faktörleri nedeniyle belirli kanser türlerinin riskini artırabileceğini belirtmektedir.Profesör, ultra işlenmiş gıdalardan, katkı maddeleri, koruyucular ve yapay tatlar içeren ürünlerden kaçınılmasını şiddetle tavsiye ediyor. Bu bileşenlerin sağlığı olumsuz etkileyebileceğini ve yaşlanmayı hızlandırabileceğini belirtiyor. Doğal ve minimum düzeyde işlenmiş gıdalara öncelik vermek, bilinmeyen içeriklerden oluşan uzun etiketlere sahip ürünlerden kaçınmak ve taze yiyecekler ile ev yapımı müstahzarları tercih etmek, sağlıklı bir yaşam için çok önemlidir.Ayrıca, aşırı alkol tüketimi de göz ardı edilmemelidir. Kırmızı şarap, sağlığı geliştiren resveratrol gibi bileşikler içerse de, aşırı alkol alımı zararlı olabilir. Eğer alkol tüketilecekse, kırmızı şarap gibi resveratrol açısından zengin seçeneklerin tercih edilmesi öneriliyor.Uzman, sağlıklı bir yaşam için diyetin yanı sıra düzenli egzersizin de büyük önem taşıdığını vurguluyor. Haftada üç kez egzersiz yapmayı ve her seans boyunca en az 10 dakika boyunca vücudun sınırlarını zorlamayı öneriyor. Bu tür bir fiziksel stres, sadece kaslarınızı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda hastalık oranlarını %30 veya daha fazla azaltarak önemli sağlık faydaları sağlar. Uzman, bu düzenli egzersizin, uzun ömürlülük üzerinde de olumlu etkiler yarattığını ve genel sağlık durumunu iyileştirdiğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xE4JYfXtNU2pitOwAS7efg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, doktor, açıkladı:, besinler, ömrü, yıl, kısaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Doğal antibiyotik&amp;quot; kışın yoğun ilgi görüyor: Hastaneye gitmeyen bunu yiyip şifa buluyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dogal-antibiyotik-kisin-yogun-ilgi-goeruyor-hastaneye-gitmeyen-bunu-yiyip-sifa-buluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dogal-antibiyotik-kisin-yogun-ilgi-goeruyor-hastaneye-gitmeyen-bunu-yiyip-sifa-buluyor</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;te havaların soğumasıyla birlikte gribal enfeksiyonlar artarken, vatandaşlar çareyi kelle paça gibi doğal antibiyotiklerde buluyor.Gaziantep&#039;te kış mevsiminin vazgeçilmezlerinden biri haline gelen kelle paça, yalnızca enfeksiyonlara karşı koruyucu özelliğiyle değil, aynı zamanda yoğun lezzetiyle de dikkat çekiyor.Soğuk günlerde sıcak kelle paça, hem sağlık hem de lezzet arayanların tercihi olmaya devam ediyor.Şehirdeki kelle paça salonları, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor. Vatandaşlar, hasta olduklarında hastane yerine kelle paçacıya giderek şifa bulmaya çalışıyor. Kelle paça fiyatları ise 225 TL.“Kelle paça, gribal enfeksiyonlara karşı doğal bir antibiyotik” diyen kelle paça ustası Uğur Dertli, bu lezzetli çorbanın faydalarını ve yapım sürecini anlattı. Dertli, kelle paçanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve vücuda enerji verdiğini belirterek, özellikle soğuk havalarda tüketilmesini tavsiye etti. Uğur Dertli, kelle paçanın yapımında kullanılan malzemelerin tamamen doğal olduğunu vurgulayarak, “Kelle paça, özellikle kelle eti ve paça suyuyla yapılır. Bu ikisi hem zengin protein hem de kolajen içerir. Bu maddeler vücuda hem enerji verir hem de bağışıklığı güçlendirir” dedi.Dertli, kelle paçanın hazırlanma sürecine de değinerek, “Kellenin ve paçaların özenle temizlenmesi, uzun saatler kaynatılması gerekiyor. Biz burada doğal yöntemlerle hiçbir katkı maddesi kullanmadan çorbamızı hazırlıyoruz. Müşterilerimiz hem lezzeti hem de şifayı aynı anda buluyor” ifadelerini kullandı.Kelle paçayı sevdiğini söyleyen Orhan Savcılı isimli vatandaş ise “Bizim bağışıklığı güçlendirmek için paça önemli. Haftada bir mutlaka tüketmeye çalışıyoruz. Paça bizim doğal antibiyotiğimiz. Nezle veya grip alan vatandaşlara paçayı öneriyorum” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GxlU1Q4ihEGN9h5W0ow6Qw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, antibiyotik, kışın, yoğun, ilgi, görüyor:, Hastaneye, gitmeyen, bunu, yiyip, şifa, buluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Anlık rahatlamanın ardındaki gizli tehlike! Uzmanı uyardı bu hareket felç bırakabilir!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/anlik-rahatlamanin-ardindaki-gizli-tehlike-uzmani-uyardi-bu-hareket-felc-birakabilir</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/anlik-rahatlamanin-ardindaki-gizli-tehlike-uzmani-uyardi-bu-hareket-felc-birakabilir</guid>
<description><![CDATA[ Hızlı  yaşam temposu, uzun çalışma saatleri ve hareketsiz yaşam tarzı sıklıkla boyun ve sırt tutulmalarına yol açıyor. Bu tutulmalar, rahatsızlık ve kas ağrısına neden olabilir ve birçok kişi, boynunu çıtlatmak suretiyle rahatlamayı tercih eder. Ancak, bu hızlı çözüm gibi görünen hareketin gizli riskleri vardır. Boynu çıtlatmak, anlık rahatlama sağlasa da, uygulanan kuvvetin boyundaki kan damarlarına zarar vererek hayatı tehdit eden sonuçlara yol açabileceğini biliyor musunuz?Boyun çıtlatmak, birçok kişi için rahatlama sağlayan basit bir hareket gibi görünebilir. Ancak, bu alışkanlık gizli bir tehlike barındırıyor. Uzmanlar  boyun çıtlatma sırasında uygulanan kuvvetin felç gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyardı.Hindistan&#039;daki BLK-Max Süper Uzmanlık Hastanesi Nöroloji Baş Direktörü ve Bölüm Başkanı Dr. Atul Prasad &quot;Boynunuzu çıtlatmak bazen rahatlatıcı hissettirebilir, ancak bu hareketin riskleri de vardır. Nadir durumlarda, boynu kuvvetlice çıtlatmak, boyundaki kan damarı duvarlarının yırtıldığı arteriyel diseksiyon adı verilen bir duruma yol açabilir&quot; dedi.Bu riskin, aşırı kuvvet uygulanması veya yanlış hareket edilmesi sonucu, beyne kan taşıyan boyundaki omur atardamarlarının zarar görmesinden kaynaklandığını belirten Dr. Prasad, &quot;Boynu çıtlatmak, beyne kan sağlayan arterlerde yırtılmalara yol açabilir ve bu durum, felce neden olabilecek bir pıhtının oluşmasına zemin hazırlayabilir&quot; şeklinde uyarıda bulundu.Boyun çıtlatma sonucu gelişen felç, genellikle vertebral arter diseksiyonu (VAD) ile ilişkilidir. Vertebral arterler omurga ve boyun boyunca uzanır ve ani, kuvvetli boyun hareketleri, bu arterlerin iç astarını yırtabilir. Bu yırtık, beyne kan akışını engelleyen bir kan pıhtısına yol açabilir ve bu da iskemik felce neden olabilir.Felç durumu gelişirse, kişi şu belirtileri yaşayabilir:
1-Özellikle vücudun bir tarafında ani uyuşma veya güçsüzlük,2-Konuşmada veya konuşulanı anlamada zorluk,3-Baş dönmesi, denge kaybı veya koordinasyon sorunları,4-Şiddetli baş ağrısı veya boyun ağrısı,5-Görme sorunları.
Dr. Prasad, boynun çıtlatılması sonucu felç riskinin düşük olduğunu ancak aşırı veya kuvvetli boyun manipülasyonundan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Sık sık boynunu çıtlatma ihtiyacı hisseden kişilerin, altta yatan kas gerginliği veya hizalama bozukluğu gibi sorunların olabileceğini ve bir sağlık uzmanına danışmalarının faydalı olabileceğini belirtti.Dr. Prasad, boyun gerginliğini yönetmek ve boynu çıtlatma ihtiyacını azaltmak için bazı güvenli alternatifler önerdi:
1-Esneme Egzersizleri: Boyundaki gerginliği azaltmaya ve hareket kabiliyetini artırmaya yardımcı olabilir. Örneğin, başı öne, arkaya ve yanlara eğerek esneme yapılabilir.
2- Isı ve Soğuk Terapisi: Isı terapisi, kasların gevşemesine yardımcı olurken, soğuk terapi iltihaplanmayı azaltabilir.
3-Masaj: Boyundaki kas gerginliğini hafifletmek için nazik masaj yapılabilir.
4-Duruş İyileştirme: Kötü duruş, boynu zorlar. Ergonomik ayarlamalar yaparak boyun hizalamasını iyileştirmek önemlidir.5-Güçlendirme Egzersizleri: Boyun kaslarını güçlendiren egzersizler, gerginliği önlemeye yardımcı olabilir.
6-Su İçme ve Diyet: Magnezyum ve kalsiyum açısından zengin bir diyet, kas sağlığını destekleyebilir.
7-Farkındalık ve Rahatlama Teknikleri: Stresi azaltmak, boyun gerginliğini hafifletmeye yardımcı olabilir.

8-Fizyoterapi ve Kiropraktik Ayarlamalar: Boyun hareketliliğini artırmak için bir fizyoterapist ile çalışabilir veya bir kiropraktöre danışarak, boyun hizalamasını düzeltmek için nazik ayarlamalar yapılabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qikTswWd4k-UCQuXZs88kA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Anlık, rahatlamanın, ardındaki, gizli, tehlike, Uzmanı, uyardı, hareket, felç, bırakabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin yüzde 30&amp;apos;u obez: &amp;quot;Amerika ile yarışır hale geldik&amp;quot;</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/turkiyenin-yuzde-30u-obez-amerika-ile-yarisir-hale-geldik</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/turkiyenin-yuzde-30u-obez-amerika-ile-yarisir-hale-geldik</guid>
<description><![CDATA[ Obezite artık tüm dünyada çağımızın hastalığı. Son verilere göre Türkiye&#039;de toplumun yüzde 30&#039;unun obez olduğu belirtiliyor. Uzmanlar tehlike çanlarının çaldığını söylüyor.Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, obezitenin kilo sorunu değil bir hastalık olduğunu belirtti. Cindoruk, &quot;Türkiye obezite sıklığı konusunda maalesef Amerika ile yarışır hale geldi, oranlar neredeyse birbirine yakın. Verilere göre, toplumumuzun yüzde 30&#039;u obez.&quot; dedi.  41. Ulusal Gastroenteroloji Haftası Kongresi&#039;nin bilimsel programında konuşan Cindoruk, kongre kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında, obezitenin toplum sağlığını tehdit eden ciddi bir sorun haline geldiğini söyledi.  Obezitenin dünya genelinde hızla arttığını ve salgın boyutuna geldiğini vurgulayan Cindoruk, &quot;Obezite kilo sorunu değil bir hastalıktır. Dünyada gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler dahil hepsinde büyük bir sorundur. Türkiye obezite sıklığı konusunda maalesef Amerika ile yarışır hale geldi, oranlar neredeyse birbirine yakın. Obezite riskini gösteren haritalandırmaya göre, Amerika&#039;da biz de kırmızı işaretliyiz. Verilere göre, toplumumuzun yüzde 30&#039;u obez.&quot; diye konuştu.  Cindoruk, obezitenin, sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, solunum problemleri, eklem sorunları ve psikolojik problemler gibi birçok ciddi hastalığın temelinde yatan önemli bir risk faktörü olduğunu kaydetti.  Obezitenin genellikle vücut kitle endeksinin 30&#039;un üzerinde olması şeklinde tanımlandığını anlatan Cindoruk, şöyle devam etti:  &quot;Ancak obezite, sadece fiziksel görünümle ilgili değil sağlık üzerinde çok ciddi etkileri olan bir durumdur. Obezite kolon kanseri, meme kanseri, rahim ağzı kanseri gibi kanser türlerinin yanı sıra kalp hastalıkları, eklem problemleri, depresyon ve sosyal izolasyon gibi pek çok olumsuz duruma yol açmaktadır.&quot;  Obezitenin birçok farklı nedeni olabildiğine dikkati çeken Cindoruk, genetik yatkınlık, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, stres ve hormonal dengesizliklerin bunlardan sadece birkaçı olduğunu belirtti.  Cindoruk, obezitenin önlenebilir bir hastalık olduğunu ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabildiğini dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q26iOzzIvUO0cbfrF0BX7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, yüzde, 30u, obez:, Amerika, ile, yarışır, hale, geldik</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücuda girdiği an mikropları temizliyor: Doğal enerji verici bağışıklık ilacı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucuda-girdigi-an-mikroplari-temizliyor-dogal-enerji-verici-bagisiklik-ilaci</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucuda-girdigi-an-mikroplari-temizliyor-dogal-enerji-verici-bagisiklik-ilaci</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminde, bağışıklığı artırmak ve enerji seviyelerini korumak çok önemlidir. Narenciye, sarımsak ve yoğurt gibi belirli yiyecekleri yemek bağışıklık fonksiyonunu artırabilir. Bu yiyecekler sağlığı desteklemek için gerekli vitaminleri, antioksidanları ve probiyotikleri sağlar. Bunları diyetinize dahil etmek vücudunuzu enfeksiyonlarla savaşmaya ve enerjik kalmaya hazırlar.Kış yaklaşırken güçlü bir bağışıklık sistemine ve bol miktarda enerjiye sahip olmak genel sağlık için önemlidir. Yediğimiz yemekler bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve gün boyunca ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi bize vermek için gereklidir.Bu on yiyecek size anında enerji vererek ve bağışıklığınızı artırarak kendinizi en iyi şekilde hissetmenizi sağlayabilir.Enfeksiyonlarla mücadelede yardımcı olan beyaz kan hücrelerinin üretimini artırarak bağışıklık sistemini güçlendiren hayati bir bileşen olan C vitamini, turunçgillerde bol miktarda bulunur. Ek olarak, C vitamini hücre hasarına karşı koruyan bir antioksidandır. Narenciye meyveleri doğal olarak tatlı ve nemlendirici olduğundan, onları yemek size hızlı bir enerji artışı sağlar.Hızlı İpucu: Serin ve bağışıklık güçlendirici bir içecek için, güne bir bardak taze portakal suyuyla başlayın veya suyunuza birkaç dilim limon sıkın.Geleneksel tıp, bağışıklık sistemini güçlendiren ve iltihabı azaltan iltihap önleyici özellikleri nedeniyle zencefili uzun zamandır kullanmaktadır. Kan dolaşımını iyileştirme, sindirimi kolaylaştırma ve doğal bir enerji artışı sağlama kapasitesiyle ünlüdür. Kendinizi yorgun hissettiğinizde, zencefil iyileşmenize ve soğuk algınlığı ve grip semptomlarını önlemenize yardımcı olabilir.Hızlı İpucu: Baharatlı ve canlandırıcı bir destek için biraz zencefil çayı yapın veya smoothielere taze zencefil ekleyin.Bağışıklığı artırmak için en iyi yiyeceklerden biri sarımsaktır. Antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip bir kükürt bileşiği olan allisin, sarımsakta bulunur. Sarımsak, bağışıklık hücresi üretimini artırabilir, soğuk algınlığının şiddetini azaltabilir ve enfeksiyonlarla savaşabilir. Sarımsak ayrıca kan dolaşımını da teşvik eder ve bu da gün boyunca daha uzun süreli enerjiyle sonuçlanabilir.Hızlı İpucu: Lezzet ve bağışıklık desteği için çorbalara, güveçlere ve kavrulmuş sebzelere çiğ veya pişmiş sarımsak ekleyin.C vitamini, E vitamini ve beta-karoten, güçlü bir bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olan ıspanakta bulunan birçok vitamin ve mineralden sadece birkaçıdır. Ek olarak, ıspanağın demir içeriği iyi kan dolaşımını teşvik ederek yorgunluğu azaltır ve canlılığı artırır. Soğuk aylarda bağışıklığı artırabilen harika bir folat kaynağıdır.Hızlı İpucu: Hızlı ve sağlıklı bir akşam yemeği için taze ıspanağı sarımsakla soteleyin veya salatalara veya smoothielere ekleyin.Bağırsak sağlığını destekleyen &quot;iyi&quot; bakteriler olan probiyotikler yoğurtta bulunur. Bağışıklık hücrelerinizin önemli bir yüzdesi sindirim sisteminde bulunduğundan, güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı bir bağırsak gereklidir.
Probiyotikler vücudunuzun tehlikeli enfeksiyonlara karşı savunmasını güçlendirebilir. Yoğurt ayrıca sabit bir enerji kaynağı sağlayan karbonhidrat ve protein içerir.Hızlı İpucu: Lezzetli ve uyarıcı bir atıştırmalık için bal ve bademli bir kase yoğurt yiyin.Badem, bağışıklık sistemi işlevi için gerekli olan yağda çözünen bir vitamin olan E vitamini bakımından zengindir. Güçlü bir antioksidan olan E vitamini, hücrelerinizi zarardan korur ve vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasına yardımcı olur. Ayrıca protein ve iyi yağlar bakımından zengin olan badem, sürekli enerji sağlar ve tokluk hissi verir.Hızlı İpucu: Çıtır çıtır, enerji artırıcı bir katkı için salatalara, tahıllara veya yoğurda badem serpin veya birkaç tane atıştırın.Antioksidanlar, özellikle bağışıklığı artıran ve iltihabı azaltan C vitamini ve flavonoidler meyvelerde bol miktarda bulunur. Meyvelerin doğal şekerleri size hızlı bir enerji artışı sağlar ve lifleri kan şekeri seviyenizi sabit tutmaya yardımcı olur, böylece gün boyu enerjiniz olur.Hızlı İpucu: Meyveleri tek başına atıştırmalık olarak yiyin veya yulaf ezmesine veya smoothielere karıştırın.Zerdeçalda güçlü anti-inflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip bir madde olan kurkumin bulunur. Kurkumin, vücudun hastalıklara karşı savunmasını güçlendirmeye yardımcı olur. Ek olarak, karaciğerin detoksifikasyonuna yardımcı olur ve bu da genel enerji seviyelerini iyileştirebilir. Düzenli olarak zerdeçal kullanımı artan canlılık ve azalan yorgunlukla ilişkilendirilmiştir.Hızlı İpucu: Zerdeçalı diyetinize dahil etmek için smoothielere, çorbalara ve körilere ekleyin. Rahatlatıcı bir içecek için, altın sütle yapılan zerdeçal latte&#039;yi deneyin.Bağışıklık sistemi işlevi için gerekli olan A vitamininin öncüsü olan beta-karoten, tatlı patateslerde bol miktarda bulunur. Ek olarak, tutarlı ve uzun süreli bir enerji kaynağı sunan kompleks karbonhidratlar içerirler. Lif açısından zengin olan tatlı patatesler, kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur ve enerji düşüşle ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNXvBMiROEW9At-tkMF-Sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücuda, girdiği, mikropları, temizliyor:, Doğal, enerji, verici, bağışıklık, ilacı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>En çok tüketilen pekmez türü buymuş: Limonla karıştırıp içince böyle bir etkisi var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/en-cok-tuketilen-pekmez-turu-buymus-limonla-karistirip-icince-boeyle-bir-etkisi-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/en-cok-tuketilen-pekmez-turu-buymus-limonla-karistirip-icince-boeyle-bir-etkisi-var</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de havaların soğuması ile birlikte hastalıklardan korunmak ve ısınmak için çeşitli çözümler arayan vatandaşlar, pekmez ve tahine yoğun ilgi gösteriyor. Tahin ve pekmez birlikte tüketildiğinde vücut sağlığı için şifa deposuna dönüşüyor. Ayrıca pekmezin içine limon sıkıp tüketmek de pek çok fayda sağlayabiliyor.Kent genelinde son zamanlarda etkisini şiddetli bir şekilde gösteren kış mevsiminde ani hava değişimleri, vatandaşların hazırlıksız yakalanmasına sebep oldu.Mevsim geçişlerinden dolayı hastalanan bazı vatandaşların, hem şifa bulmak için hem de vücutlarını sıcak tutmak için pekmez ve tahin kullanımını artırdığı öğrenildi.Eskişehir&#039;de pekmez ve tahin satıcısı Ahmet Ünlü, pekmezin en çok kansızlığa iyi geldiğini, tahinin ise vücuttaki toksinleri atmada büyük bir rol oynadığını ifade etti.Yaklaşık 35 yıldır pekmez ve tahin satışı yapan Ahmet Ünlü, vatandaşların kış mevsiminin gelmesi sebebiyle yeni yeni pekmeze alıştıklarını ifade ederek, “Pekmez olarak 4 çeşit pekmezimiz mevcut. Üzüm, dut, keçiboynuzu ve pancar pekmezlerimiz var.Pancar pekmezi, daha ziyade yöresel İnönü İlçesi ve Bozhüyük&#039;ün köylerinde yapılıyor. Kış sezonunda vatandaşlar pekmeze yeni yeni alışmaya başladı. Tüm pekmezlerimize kış ayının gelmesi sebebiyle büyük bir rağbet var ama bunlar içerisinde tabii vatandaşlar en çok üzüm pekmezini tercih ediyorlar” dedi.Başta üzüm olmak üzere pekmezin en çok kansızlığa iyi geldiğini ve ısıttığını belirten Ünlü, “Hele ki pekmez limon ile karıştırılıp içilirse öksürük krizleri son bulur ve iltihapların geçmesine yardımcı olur. Boğaz ağrısı ve kaşıntıya da çok iyi gelir. Tahinin de aynı zamanda vücuttaki toksinleri atma özelliği vardır.Bağışıklığı güçlendirir ve kolesterol seviyesini düşürmesiyle bilinir. Bu sene halkın tahine olan ilgisi de geçen seneye göre 2-3 misli artış gösteriyor. Bunun yanında tabii keçi boynuzu pekmezi de bağırsak tembelliği başta olmak üzere birçok hastalıklara iyi gelmektedir. Aynı zamanda dut pekmezi ve pancar pekmezinin faydaları da saymakla bitmiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı&#039;nın da onaylamış olduğu pekmezler hiçbir katkı maddesi bulundurmuyor, yüzde yüz doğal” şeklinde konuştu.Sağlıklı bir yaşam için doğal besinlerin önemi her geçen gün artıyor. Geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden tahin ve pekmez, hem sağlık açısından hem de enerji kaynağı olarak büyük faydalar sunuyor.Tahin ve pekmez, özellikle yoğun tempoda çalışanlar ve sporcular için mükemmel bir enerji kaynağıdır. Tahin, susamın içerdiği yüksek oranda sağlıklı yağlar ve protein ile vücuda uzun süreli enerji sağlar. Pekmez ise doğal şeker içeriğiyle kan şekerini dengeli bir şekilde yükselterek yorgunluğu giderir.Özellikle kemik sağlığına önem verenler için tahin ve pekmez adeta birer doğal ilaç. Tahin, yüksek kalsiyum içeriğiyle kemikleri güçlendirirken, pekmez demir açısından zengin yapısıyla kansızlığa karşı etkili bir destek sunar.Antioksidan özellikleriyle bilinen tahin, vücudu serbest radikallere karşı korurken, pekmez ise hastalıklara karşı direnci artıran vitamin ve mineraller içerir. Özellikle kış aylarında düzenli tüketimi, soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıklardan korunmaya yardımcı olur.Lif içeriği yüksek olan tahin, bağırsakların düzenli çalışmasına katkıda bulunur. Pekmez ise mide dostu yapısıyla hazımsızlık gibi sorunlara iyi gelir.Tahin, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde kötü kolesterolü düşürerek kalp ve damar sağlığını destekler. Pekmezin doğal yapısı ise kan dolaşımını hızlandırarak kalbin daha iyi çalışmasını sağlar.Tahin ve pekmezi karıştırarak kahvaltılarda veya ara öğünlerde rahatlıkla tüketebilirsiniz. Ayrıca bu karışım, hem tatlı ihtiyacınızı karşılar hem de uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.Sağlıklı ve enerjik bir yaşam için sofralarınızdan tahin ve pekmezi eksik etmeyin! Uzmanlar, bu iki doğal lezzetin dengeli tüketilmesini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FUEaNdGEOUmb-NmY5zz11A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>çok, tüketilen, pekmez, türü, buymuş:, Limonla, karıştırıp, içince, böyle, bir, etkisi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kemik erimesini bitiren zengin vitamin kaynağı: 1 kaşığında 40 mg kalsiyum var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kemik-erimesini-bitiren-zengin-vitamin-kaynagi-1-kasiginda-40-mg-kalsiyum-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kemik-erimesini-bitiren-zengin-vitamin-kaynagi-1-kasiginda-40-mg-kalsiyum-var</guid>
<description><![CDATA[ Düşük kalsiyum alımı, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve aşırı alkol tüketimi kemik sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Kemikleri güçlendirmek ve olası kemik erimesi riskini azaltmak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları bir hayat biçimi haline getirmeniz şart. Özellikle bazı besinlerin tüketimini artırarak kemiklerinize kalsiyum depolayabilir ve kemik erimesinin oluşmasını engellemeye katkıda bulunabilirsiniz. Peki, kemik erimesine iyi gelen besinler neler?Kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve kemiklerin zayıflayarak kırılgan hale gelmesiyle karakterize bir sağlık sorunudur. Genellikle belirti vermeden ilerleyen bu hastalık, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi kırıklara yol açabilir.Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen osteoporoz, özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde sık görülür. Ancak ileri yaşlardaki erkeklerde de risk faktörüdür. Düşük kalsiyum alımı, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve aşırı alkol tüketimi hastalığın gelişiminde rol oynayan etmenler arasında yer alır.Uzmanlar, düzenli egzersiz yapmanın, yeterli kalsiyum ve D vitamini alımının, kemik sağlığını korumada önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, risk altındaki bireylerin düzenli tarama testleri yaptırmaları erken teşhis açısından kritik öneme sahip.Osteoporoz, sessiz ilerleyen bir hastalık olarak bilinse de, erken dönemde fark edilip müdahale edilmesi durumunda yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Sağlığınızı korumak için düzenli kontrol ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek önemlidir.Kemik erimesini önlemek ve kemiklerin güçlenmesini sağlamak için doğru ve dengeli beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmelisiniz. Çünkü doğadaki bazı besinler güçlü kemiklere sahip olabilmeniz için adeta bir korucu görev görür.Güçlü kemikler, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biri. Ancak yaşlanma, hormonal değişiklikler ve yetersiz beslenme gibi faktörler kemik sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, kemiklerinizi korumak ve osteoporoz riskini azaltmak için düzenli olarak bazı besinleri tüketmenin önemine dikkat çekiyor.Kemikleri güçlendiren ve kemik erimesini önleyen besinler;Kalsiyum zengini süt, yoğurt ve peynir, kemiklerin sağlamlığını artırmada önemli rol oynar. Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak için bu ürünlerin düzenli tüketilmesi öneriliyor.Ispanak, lahana, brokoli gibi sebzeler, kalsiyum ve K vitamini açısından zengindir. Bu besinler, kemik dokusunu güçlendiren temel bileşenleri içerir.Somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar, D vitamini ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengindir. D vitamini, kalsiyumun emilimini artırarak kemik sağlığını destekler.Badem, ceviz, susam ve chia tohumu, kemikler için faydalı magnezyum ve kalsiyum içerir. Atıştırmalık olarak tüketerek sağlığınıza katkı sağlayabilirsiniz.Nohut, mercimek ve fasulye gibi baklagiller, içerdiği fosfor ve magnezyum sayesinde kemik yapısını güçlendirmeye yardımcı olur.D vitamini kaynağı olan yumurta, özellikle sarısı ile kemik gelişiminde önemli bir rol oynar.Kahvaltılık gevrekler ve bitkisel sütler gibi zenginleştirilmiş ürünler, kalsiyum ve D vitamini içeriğiyle kemik sağlığına destek sunar.Portakal, kivi ve çilek gibi C vitamini zengini meyveler, kemik yapısını koruyan kolajen üretimini artırır.Pekmez size günlük ihtiyacınız olan enerjiyi vereceği gibi kalsiyum bakımından da iyi bir kaynak olarak tüketilebilir. Ayrıca içerisinde bulunan B vitaminleri, magnezyum, krom ve demir ile oldukça sağlıklı bir besindir. 1 yemek kaşığı pekmezde ortalama olarak 40 mg kalsiyum bulunmaktadır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oU7y7aedlUS_6NVol_w-Ag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kemik, erimesini, bitiren, zengin, vitamin, kaynağı:, kaşığında, kalsiyum, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterol seviyesini yüzde 9&amp;apos;a kadar azaltıyor: Herkesin mutfağında var ama faydası çok az biliniyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kolesterol-seviyesini-yuzde-9a-kadar-azaltiyor-herkesin-mutfaginda-var-ama-faydasi-cok-az-biliniyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kolesterol-seviyesini-yuzde-9a-kadar-azaltiyor-herkesin-mutfaginda-var-ama-faydasi-cok-az-biliniyor</guid>
<description><![CDATA[ Sarımsak, zencefil, zerdeçal, çemen otu tohumu, tarçın ve kırmızı biber gibi belirli besinler ve baharatlar, bitki bazlı bileşikleri, antioksidan seviyeleri ve anti-inflamatuar özellikleri nedeniyle kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Zamanla düzenli kullanım, lipid profillerini önemli ölçüde iyileştirebilir ve genel kalp sağlığını destekleyebilir. İşte kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olacak besinlerin listesi.Kanda çok fazla kolesterol olması kalp sağlığına zararlı olabilir. Zamanla, işlenmiş gıdalar, yüksek doymuş yağ içeriğine sahip olanlar ve daha az lif içeren gıdalar yemek, yüksek kolesterol seviyelerine yol açabilir.Yapraklı yeşillikler, tam tahıllar, kuruyemişler ve tohumlar, meyveler, belirli otlar ve baharatlar yemenin yanı sıra, belirli bitki bazlı bileşikler, harika antioksidan seviyeleri ve anti-inflamatuar özellikleriyle kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilir.Çeşitli çalışmalara göre, genellikle çorbalarda taze formda veya toz halinde kullanılan sarımsak, özellikle zamanla ek dozlarda tüketildiğinde toplam kolesterol ve trigliserit seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Bazı çalışmalar, sarımsağın günlük kullanımının LDL&#039;yi (kötü kolesterol) %9&#039;a kadar azaltabileceğini öne sürüyor.Sarımsaktaki allisin gibi kükürt bileşikleri bu faydalarda rol oynar. Sarımsak, toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein seviyesini düşürür.Zencefil, köri, çorba, çay ve kurabiye gibi çeşitli tariflerde kullanılır. İltihap önleyici özellikleriyle bilinen zencefil, kardiyovasküler sağlığa da fayda sağlayabilir.
Bazı çalışmalar, LDL kolesterolü azaltabileceğini ve genel lipid profillerini iyileştirebileceğini öne sürüyor.
Current Pharmaceutical Design&#039;da yayınlanan bir çalışma, zencefil tozunun günlük alımının LDL kolesterolü önemli ölçüde düşürebileceğini gösteriyor, ancak daha sağlam çalışmalara ihtiyaç var. International Journal of Food Sciences and Nutrition&#039;da yayınlanan bir araştırma da zencefilin toplam kolesterol ve trigliserit seviyelerini düşürme yeteneğini gösterdi.Zerdeçal, kolesterolle savaşmak için yararlı bir araç olabilir ancak doğru miktarda tüketilmesi önemlidir. Zerdeçal ve kurkumin takviyelerinin genellikle günde 8 grama kadar güvenli olduğunu düşünülür.
Zerdeçalın aktif bileşiği olan kurkumin, antioksidan ve anti-inflamatuar etkilere sahiptir ve bu da kalp sağlığının iyileşmesine katkıda bulunabilir.
LDL oksidasyonunu önleyerek kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilir. Ön çalışmalar, zerdeçalın kolesterolü mütevazı bir şekilde düşürebileceğini, ancak genellikle diğer tedavilerle birlikte kullanıldığını göstermektedir.Çemen tohumları, genellikle lezzeti yumuşatmak ve geliştirmek için kullanılan bir besindir, lipid seviyelerinizi, kolesterol ve trigliseritleri sağlıklı aralıkta tuttuğu için sağlığınız için harikalar yaratabilir.
Yüksek lif içeriğine ve bol miktarda besin maddesine sahiptirler. Çemen tohumu çayı da popülerlik kazanmaktadır.Genellikle yağ yakıcı bir baharat olarak kabul edilen tarçın, kan trigliseritlerini ve toplam kolesterol konsantrasyonlarını önemli ölçüde azaltabilir. Polifenollerin zengin bir botanik kaynağıdır ve kan lipit konsantrasyonları üzerinde olumlu etkileri vardır.Kırmızı biberindeki aktif bileşik olan kapsaisin, dolaşımı iyileştirmeye ve LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Kırmızı biberin kolesterol üzerindeki etkileri hakkında sınırlı doğrudan araştırma vardır, ancak bazı çalışmalarda daha geniş kardiyovasküler faydaları belirtilmiştir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hB5sk_0iV0SRKC9ynnG0sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterol, seviyesini, yüzde, 9a, kadar, azaltıyor:, Herkesin, mutfağında, var, ama, faydası, çok, biliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Salatalık çekirdeklerini sakın temizlemeyin: Gizli bir süper kahramanmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/salatalik-cekirdeklerini-sakin-temizlemeyin-gizli-bir-super-kahramanmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/salatalik-cekirdeklerini-sakin-temizlemeyin-gizli-bir-super-kahramanmis</guid>
<description><![CDATA[ Salatalık tohumlarının kalsiyum emilimini artıran ve böylece kemik sağlığını iyileştiren besinler ve peptitler açısından zengin olduğu bulunmuştur. Özellikle menopoz sonrası kadınlar için faydalıdır, osteoporoz ve osteoartrit gibi kemik hastalıklarını önlemenin doğal bir yolunu sunarlar. Ek olarak, kabızlığı ve susuzluğu önlemeye yardımcı olurlar. İşte salatalığın vücut için gizli bir süper besin olmasının nedeni.Sadece salatalık değil, salatalık tohumları osteoporoz ve osteoartrit gibi belirli kemik hastalıklarıyla savaşmak için onları gizli bir silah haline getiren çok sayıda besin içerir. Geleneksel olarak Çin tıbbında kullanılan salatalık tohumları, özellikle menopoz sonrası kadınlarda bir dizi kemik sorununu çözebilir.Son araştırmalar, genellikle kırılgan kemiklere, hipertansiyona ve raşitizm gibi durumlara yol açan kalsiyum eksikliğiyle başa çıkmada salatalık tohumlarının potansiyel faydalarını vurgulamıştır. Kalsiyum karbonat gibi geleneksel kalsiyum takviyeleri biyoyararlanımla mücadele ederken, salatalık tohumu peptitleri çığır açan bir çözüm sunmaktadır.Food Chemistry tarafından yayınlanan bir çalışmada, sıvı halde fermantasyona uğrayarak salatalık tohumlarının kalsiyuma yüksek afinitesi olan peptitler saldığı bulunmuştur. Bu peptitler, kalsiyum emilimini artıran ve çözünmeyen kalsiyum bileşiklerinin oluşumunu azaltan bir peptit-kalsiyum luşturur. Çalışmalar, bu salatalık tohumlarının mineral biyoyararlanımını iyileştirdiğini ve bunları kemik sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan fonksiyonel gıdalara umut verici bir katkı haline getirdiğini göstermektedir.International Journal of Creative Research Thought dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, salatalık tohumları kemik sağlığını artırmak için diyetinize harika bir katkı sağlayabilir.Salatalık tohumlarını düzenli olarak yemek güçlü kemikler oluşturmaya yardımcı olabilir. Salatalık tohumlarındaki bileşikler, kemikleri parçalayan hücrelerin çok aktif hale gelmesini önleyerek güçlü kemiklerin korunmasına yardımcı olur.Salatalık tohumları, özellikle osteoporoz gibi durumlarda kemik yapısını ve kaybını koruyan bileşiklere sahip oldukları için kemiklerin zayıflamasını önlemede özellikle faydalıdır.Kemikleri koruyan yararlı proteinleri (OPG gibi) artırır ve kemik kaybına neden olan zararlı proteinleri (RANKL gibi) azaltır.Salatalık tohumları, mineral emilimini iyileştiren ve vücudun kalsiyumu ve diğer mineralleri etkili bir şekilde kullanmasına yardımcı olabilecek peptitler içerir.
Yan etkileri olan bazı ilaçlara kıyasla kemik sağlığını desteklemek için daha güvenli ve doğal bir yol sağlarlar.Salatalık mineraller, enerji, protein ve vitaminler açısından zengindir ve çekirdekleri vücut üzerinde serinletici bir etkiye sahiptir. Ayrıca, bol miktarda lif içerdiğinden kabızlığı önlemeye de yardımcı olabilir.
Yanma hissi ve aralıklı ateşlerden kurtulmak için kullanılır. Ayrıca lif ve karbonhidrat açısından da zengindir. Ayrıca susuzluğu giderir ve yaz aylarında diyetinize faydalı bir katkıdır.Salataya eklerken çekirdeklerini çıkarmayın ve tüm harika besinleri emmesi için iyice çiğneyin.Ayrıca, belirli bir tarif için çıkarmanız gerekiyorsa, kurutabilir ve fırında pişmiş ürünlerden yulaf lapasının üzerine süslemeye kadar çeşitli tariflere eklemek için kavurabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kDpM9vohEU2KrPSR13-gxQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Salatalık, çekirdeklerini, sakın, temizlemeyin:, Gizli, bir, süper, kahramanmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Benlerimiz size ne söylüyor? Ben mi yoksa cilt kanseri mi?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/benlerimiz-size-ne-soeyluyor-ben-mi-yoksa-cilt-kanseri-mi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/benlerimiz-size-ne-soeyluyor-ben-mi-yoksa-cilt-kanseri-mi</guid>
<description><![CDATA[ Her insanda az ya da çok sayıda melanositik nevüs, yani ben bulunur. Birçok ben oluşumunu takip eden uzun yıllar çeşitli değişimler gösterebilir. Bazıları kendiliğinden kaybolabilir. Bu değişimler yavaş yavaş olur. Benlerin çoğu zararsızdır, ancak melanom gibi cilt kanserlerinin belirtisi olabilecek değişikliklere karşı dikkatli olmak önemlidir. Peki, benlerimiz size ne söylüyor? Vücudunuzdakiler ben mi yoksa cilt kanseri mi?Benler, genellikle küçük, kahverengi, pembe veya ten renginde lekeler şeklinde görünen cilt büyümeleridir.]Hemen hemen herkesin birkaç tane vardır ve açık tenli kişilerde 10 ila 40 arasında ben bulunabilir.Benlerin çoğu zararsız olsa da, bazılarının boyutu, şekli ve rengi değişebilir ve melanom gibi cilt kanserlerine dönüşebilir .Benler, ciltte pigment üreten melanosit adı verilen hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu küme bazen nevüs olarak bilinir (birden fazla benin &quot;nevi&quot; adını taşıması gibi). Vücudun herhangi bir yerinde gelişebilirler - hatta kafa derinizde, tırnaklarınızın altında, koltuk altlarınızda ve ayak parmaklarınız ile parmaklarınızın arasında. Yaşamınız boyunca geliştirdiğiniz benlerin çoğu 40 yaşına geldiğinizde ortaya çıkacaktır, ancak hamilelik nedeniyle oluşan hormonal değişiklikler benlerin daha koyu veya daha büyük olmasına neden olabilir.Benlerin çoğu kahverenginin farklı tonlarındadır ancak türüne bağlı olarak açık kahverengi, mavi, kırmızı, pembe veya siyah renkte de olabilirler Çoğunlukla oval veya yuvarlaktırlar ve çoğu ben çapı çeyrek inçten küçüktür.Bir benin dokusu düz ile kabarık arasında değişebilir ve üstündeki deri kırışık veya pürüzsüz olabilir.Bir benin üzerinden saç çıkabilir.Benler çeşitli nedenlerle gelişebilir. Bunlar, melanositler genellikle yaptıkları gibi ciltte eşit şekilde yayılmak yerine düzensiz kümeler halinde geliştiğinde oluşur. Bu, çoğunlukla, güneş ışınlarından gelen radyasyon türü olan UV ışığına en fazla maruz kalan cilt bölgelerinde meydana gelir. Güneşte uzun süre kalmak daha fazla ben oluşumuna yol açabilir. Yeni benler genellikle ergenlik veya hamilelik gibi hormonal değişikliklere neden olan dönemlerde ortaya çıkar.Benlerin genetik bir bağlantısı da olabilir ancak araştırmacılar bunu hala anlamaya çalışıyor Aynı ailenin farklı nesillerindeki insanlar benzer miktarda benlere sahip gibi görünüyor, bu yüzden ben geliştirme eğilimi nesiller arasında geçebilir. Ancak bunun bir nesilden diğerine nasıl geçtiği açık değildir.BRAF, FGFR3, PIK3CA ve HRAS dahil olmak üzere çeşitli genler benlerin nasıl geliştiğini etkileyebilir. Çoğu araştırma BRAF&#039;a bakmıştır, çünkü bu melanositlerin bir araya kümelenmesini sağlayan bir proteini değiştirebilir. Bu protein değişikliği önemlidir, çünkü aynı zamanda bir benin çok fazla büyümesini engelleyen p15 adlı farklı bir proteini de değiştirir. BRAF değişiklikleri ayrıca CDKN2A adlı bir gen silinirken de meydana gelebilir, bu da hücrelerin p15 üretmemesi anlamına gelebilir. Bu, melanositlerin kontrol edilemeyen büyümesine ve kansere yol açabilir.Bu gen değişiklikleri, güneşe maruz kalmanın neden olduğu cilt hasarı gibi çevresel faktörlerle birleştiğinde kanser olasılığı daha da artıyor Benler hasar görürse, cilt kanseri de geliştirebilirler. Ben hasarı riskini artırabilecek diğer faktörler şunlardır:Daha açık cilt tonlarıAçık saçYanan ama bronzlaşmayan ciltAilede melanom öyküsüPek çok bende tam melanom aşamasına ulaşmadan displazi belirtileri görülebilir. Daha fazla bakıma ne zaman başvurmanız gerektiğini ve belirli benleri düzenli olarak ne zaman kontrol etmeniz gerektiğini bilmek, potansiyel kanserli büyümeleri göz ardı etmeden gereksiz endişelerden kaçınmanıza yardımcı olabilir. Displastik benler genellikle baş, boyun, saçlı deri, kollar ve bacaklarda görülür ve aşağıdaki özelliklerden herhangi birine veya hepsine sahip olabilir:Düz, hafif engebeli veya çıkıntılı bir yüzeye sahiptirler.Düzensiz bir şekle sahiptirler ve mükemmel yuvarlak değillerdir. Pürüzlü veya tanımlanmamış kenarları olabilir.Bunlar genellikle bir kalem silgisinden daha büyüktür.Ten rengi, kahverengi, siyah, kırmızı ve pembe gibi çeşitli renkleri içerebilirler.Displastik benler kanserli değildir ancak kişide melanom riskini artırabilir.Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde yaklaşık her 10 kişiden 1&#039;inde displazik nevüs görülür ve melanomların yaklaşık dörtte biri displazik bir benden kaynaklanır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q2JGuuyQoUOXi450Herx7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Benlerimiz, size, söylüyor, Ben, yoksa, cilt, kanseri, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Göz kuruluğuna iyi gelen doğal öneriler: Günde 3 kez tekrarlamak yanma ve batmayı önlüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/goez-kuruluguna-iyi-gelen-dogal-oeneriler-gunde-3-kez-tekrarlamak-yanma-ve-batmayi-oenluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/goez-kuruluguna-iyi-gelen-dogal-oeneriler-gunde-3-kez-tekrarlamak-yanma-ve-batmayi-oenluyor</guid>
<description><![CDATA[ Sürekli bilgisayar ya da telefon ekranına bakmak gözlerde kuruluğuna neden olur. Son derece rahatsız edici olan göz kuruluğunu evde doğal yöntemlerle hafifletebilmeniz mümkün. Ancak, rahatsızlığınız devam ederse veya kötüleşirse, altta yatan sorunları bulmak için mutlaka bir göz doktoruna danışın. Unutmayın, yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişiklikler gözlerinizi sağlıklı ve dinlenmiş tutmak için uzun bir yol kat edebilir.Kuru gözler, özellikle ekran ağırlıklı bir yaşam tarzında yaygın bir sorundur. Gözler yeterli gözyaşı üretmediğinde veya gözyaşları çok hızlı buharlaştığında ortaya çıkar ve rahatsızlığa, kızarıklığa ve hatta bazen bulanık görmeye neden olur. Kronik kuru gözler için bir doktora danışmak önemli olsa da, bazı etkili ev yapımı çareler rahatlama sağlayabilir ve gözyaşı üretimini iyileştirebilir.Sıcak kompres, kuru gözleri rahatlatmanın en basit yollarından biridir. Göz kapaklarındaki tıkalı yağ bezlerinin açılmasına yardımcı olur ve bu bezler, gözyaşının buharlaşmasını önleyen yağlı gözyaşı tabakasını üretmek için çok önemlidir.Gözlerdeki kuruluk yanma ve batma hissine neden olur. Sıcak kompres gözlerin rahatlamasına yardımcı olur.Temiz bir bezi ılık suya batırın, fazla suyu sıkın ve 5-10 dakika boyunca kapalı gözlerinizin üzerine koyun.En iyi sonuçlar için bu işlemi günde 2-3 kez tekrarlayın.2017 tarihli bir çalışmaya göre, sıcak kompresler gözyaşı filmi stabilitesini iyileştirir ve meibomian bezi disfonksiyonu (kuru gözlerin önde gelen nedeni) olan hastalarda kuru göz semptomlarını azaltır.Diyetiniz göz sağlığında büyük rol oynar. Balık, keten tohumu ve ceviz gibi besinlerde bulunan Omega-3 yağ asitlerinin iltihabı azalttığı ve gözyaşı kalitesini iyileştirdiği bilinmektedir.

Yağlı balık
Chia tohumu, keten tohumu veya ceviz
Bir sağlık uzmanı tarafından öneriliyorsa takviyeler

2019 tarihli bir çalışma, omega-3 takviyesinin gözyaşı stabilitesini iyileştirerek ve iltihabı azaltarak kuru göz semptomlarını önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir.Aloe vera, yatıştırıcı ve iltihap önleyici özellikleriyle bilinir ve göz kapaklarının etrafına haricen uygulandığında kuru gözlerin hafifletilmesine yardımcı olabilir.Yapraktan taze aloe vera jeli çıkarın.Göz kapaklarınızın etrafına az miktarda uygulayın (gözlerle doğrudan temasından kaçının).Suyla nazikçe durulamadan önce birkaç dakika bekletin.2020&#039;de yapılan bir çalışma, aloe veranın iltihap önleyici etkilerini doğrulayarak, göz bakımı rutininizin bir parçası olarak kullanıldığında tahrişi azaltma ve gözyaşı üretimini iyileştirme potansiyelini göstermiştir.Ekran başında geçirilen uzun saatler, göz kırpma oranınızı önemli ölçüde azaltabilir ve kuru gözlere neden olabilir. Göz kırpma, gözyaşlarının gözlerinize eşit şekilde yayılmasına yardımcı olarak onları nemli tutar.Özellikle dijital cihazlar kullanırken daha fazla göz kırpmak için bilinçli bir çaba gösterin. - 20-20-20 kuralını izleyin: Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 fit uzaktaki bir şeye bakın.2021&#039;de yayınlanan bir araştırma, göz kırpma sıklığını artırmanın ve görsel molalar vermenin dijital göz yorgunluğunu ve kuru göz semptomlarını önemli ölçüde azalttığını buldu.Salatalık dilimleri sadece spa günleri için değildir; gözlerinizi tazelemenin ve kuruluğu azaltmanın hızlı ve etkili bir yoludur.Salatalıklar, göz çevresindeki cildi nemlendiren ve serinletici bir etki sağlayan su ve antioksidanlar içerir.Soğutulmuş bir salatalığı ince halkalar halinde dilimleyin.
Dilimleri kapalı gözlerinize koyun ve 10-15 dakika dinlenin.

Kuru gözler için salatalıklar hakkında özel olarak kapsamlı bir araştırma olmasa da, nemlendirici ve serinletici özellikleri onları hafif göz rahatsızlığını gidermek için popüler bir ev ilacı haline getirir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI8W3awQl069S4GcfMiMlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Göz, kuruluğuna, iyi, gelen, doğal, öneriler:, Günde, kez, tekrarlamak, yanma, batmayı, önlüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabah yürümek mi, akşam yürümek mi daha faydalı: Yürüyüş için en doğru zaman hangisi?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabah-yurumek-mi-aksam-yurumek-mi-daha-faydali-yuruyus-icin-en-dogru-zaman-hangisi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabah-yurumek-mi-aksam-yurumek-mi-daha-faydali-yuruyus-icin-en-dogru-zaman-hangisi</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücut için hareket etmeniz şart. Vücuttaki tüm kasları çalıştırmak ve zihni dinlendirmek için yapılabilecek en güzel egzersizlerden biri yürüş yapmak. &quot;Yürüyüş için en doğru zaman sabah mı yoksa akşam mı?&quot; sorusu sıkça gündeme geliyor. Peki, sağlıklı bir yaşam için yürüyüş ne zaman yapılmalı?Sağlık için düzenli yürüyüşün önemi tartışılmaz. Yürüyüş yapmak kalp sağlığını destekler, stresi azaltır, kilo kontrolüne destek olur, kas ve kemikleri korur, uyku kalitesini artırır, beyin fonksiyonlarını geliştirir. Peki, yürüyül için en doğru zaman sabah mı, yoksa akşam mı?Uzmanlar, bu tercihin kişinin yaşam tarzına ve hedeflerine bağlı olduğunu belirtiyor.Sabah erken saatlerde yapılan yürüyüş, güne enerjik bir başlangıç yapmayı sağlıyor. Metabolizmayı hızlandırarak gün boyu daha fazla kalori yakılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, temiz havanın ve sabah güneşinin verdiği D vitamini desteği hem fiziksel hem de zihinsel sağlığa olumlu katkılar sunuyor.Gün sonunda yapılan yürüyüş ise stresi azaltıp rahatlamayı sağlıyor. Akşam saatlerinde vücut daha esnek olduğundan, yaralanma riski azalıyor ve performans artıyor. Özellikle kilo verme hedefi olanlar için akşam saatleri, gün boyunca tüketilen kalorileri yakmak için etkili bir fırsat sunuyor.Uzmanlar, yürüyüşün sabah ya da akşam yapılmasından ziyade, düzenli olmasının daha önemli olduğunun altını çiziyor. Hangi saat dilimi size daha uygun geliyorsa, ayakkabılarınızı giyin ve adımlarınızı atın!Günlük yaşamın yoğun temposunda sağlık için en kolay ve etkili yöntemlerden biri yürüyüş yapmak. Uzmanlar, düzenli yürüyüşün hem fiziksel hem de zihinsel sağlığa sayısız fayda sunduğunu belirtiyor. İşte yürüyüşün bilimsel olarak kanıtlanmış başlıca faydaları:Günde en az 30 dakikalık yürüyüş, kan dolaşımını hızlandırarak kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Düzenli yürüyüş, kolesterol seviyelerini dengelerken kan basıncını da düşürmeye yardımcı oluyor.Doğayla iç içe yapılan yürüyüşler, stres hormonlarını azaltarak rahatlamayı sağlıyor. Yürüyüş sırasında salgılanan endorfin hormonu, mutluluk hissini artırıyor ve depresyon riskini düşürüyor.Düzenli yürüyüş, metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolünü kolaylaştırıyor. Özellikle tempolu yürüyüş, yağ yakımını artırarak fit bir görünüm kazanmanıza yardımcı oluyor.Yürüyüş, kemik yoğunluğunu artırarak osteoporoz riskini azaltıyor. Aynı zamanda bacak ve sırt kaslarını güçlendirerek postürü düzeltmeye destek oluyor.Yatmadan önce yapılan hafif tempolu bir yürüyüş, vücut ritmini düzenleyerek daha rahat bir uyku uyumanıza yardımcı oluyor.Araştırmalar, düzenli yürüyüş yapan bireylerin hafıza ve odaklanma becerilerinde gelişme olduğunu gösteriyor. Yürüyüş, beyne giden oksijen miktarını artırarak zihinsel performansı destekliyor.Uzmanlar, her gün düzenli olarak 30-45 dakika yürüyüş yapmanın sağlıklı bir yaşam için önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Sağlığınıza yatırım yapmak için ayakkabılarınızı bağlayın ve harekete geçin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D0kmA5Vq-keJR1cPEihV5w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, yürümek, mi, akşam, yürümek, daha, faydalı:, Yürüyüş, için, doğru, zaman, hangisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Zeytinyağı mı ayçiçek yağı mı: Kalp için hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/zeytinyagi-mi-aycicek-yagi-mi-kalp-icin-hangisi-daha-saglikli</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/zeytinyagi-mi-aycicek-yagi-mi-kalp-icin-hangisi-daha-saglikli</guid>
<description><![CDATA[ Zeytinyağı ve ayçiçek yağı, kardiyovasküler faydalarıyla öne çıkar. Tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin olan zeytinyağı kötü kolesterolü ve iltihabı azaltır. Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri içeren hardal yağı kan pıhtılarını önlemeye yardımcı olur ve yüksek sıcaklıkta pişirme için uygundur. Ayçiçek yağı ise mutfakta en sık tüketilen yağlardan biridir ve lezzetli yemeklerde genellikle ayçiçek yağı kullanılır. Peki, Zeytinyağı mı ayçiçek yağı mı kalp için daha sağlıklı?Sağlıklı bir yaşam için doğru yağ seçimi büyük önem taşıyor. Özellikle kalp sağlığını korumak isteyenler, mutfakta hangi yağı tercih etmeleri gerektiğini merak ediyor. Ayçiçek yağı mı, zeytinyağı mı?Yağ genel sağlığın korunmasında merkezi bir rol oynar ve çoğunlukla doğrudan kalp sağlığıyla bağlantılıdır. Sağlıklı bir kalbe sahip olmak söz konusu olduğunda, çoğu insan önce yemeklik yağlarını değiştirmeyi düşünür. Tükettiğimiz yağ, özelliklerine bağlı olarak vücut üzerinde faydalı veya zararlı bir etkiye sahip olabilir.Mevcut çeşitli yemeklik yağlar arasında zeytinyağı ve ayçiçek yağı potansiyel kardiyovasküler faydalarıyla öne çıkar. Her iki yağın da benzersiz besin özellikleri vardır, ancak kalp sağlığı için uygunlukları bileşimlerine, mutfak türüne ve nasıl kullanıldıklarına bağlıdır.Zeytinyağı zeytinlerden elde edilir ve Akdeniz mutfağının temel bir parçasıdır.
Tekli doymamış yağ asitleri bakımından zengin olmasıyla ünlüdür, özellikle kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürürken iyi kolesterolü (HDL) koruduğu veya hatta artırdığı bilinen oleik asit. Zeytinyağı ayrıca kalp hastalığında kritik bir faktör olan iltihabı azaltmaya yardımcı olan polifenoller ve E vitamini gibi güçlü antioksidanlar içerir.Florida Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, sızma zeytinyağı (EVOO) diyeti yapmanın kan dolaşımındaki &#039;kötü&#039; kolesterol miktarlarını düşürdüğünü buldu. Journal of the American Heart Association&#039;da yayınlanan çalışma, diyet değişikliklerinin başlangıç ​​seviyelerine kıyasla daha düşük kardiyovasküler risk faktörleriyle sonuçlandığını buldu. Bu da EVOO&#039;nun Akdeniz Diyeti&#039;nin faydalı katkı maddesi olmayabileceğini düşündürüyor.Ayçiçek yağı, Türk mutfağında en sık tercih edilen yağlar arasında yer alıyor. Uygun fiyatı, kolay bulunabilirliği ve hafif tadıyla yemeklere lezzet katan bu yağ, sağlık açısından da sıkça merak konusu oluyor.Ayçiçek yağı, E vitamini bakımından oldukça zengindir. E vitamini, güçlü bir antioksidan olup cilt sağlığını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Aynı zamanda doymamış yağ asitleri içeren bu yağ, kalp sağlığını korumada da önemli bir rol oynar.Doğru miktarlarda tüketildiğinde, ayçiçek yağı &quot;kötü kolesterol&quot; (LDL) seviyesini düşürmeye yardımcı olabilir. Ancak aşırı tüketimi, fazla kalori alımına neden olarak kilo kontrolünü zorlaştırabilir.Kızartmalarda yaygın olarak tercih edilen ayçiçek yağı, yüksek sıcaklıklara dayanıklıdır. Ancak uzmanlar, yağın tekrar tekrar kullanılmasının zararlı olabileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, sağlık için zararlı trans yağların oluşmasına yol açabilir.Daha iyi kalp sağlığı yararları arayanlar için en iyi kaynak zeytinyağıdır. Düşük ısıda pişirmeye uygundur, soslar ve soslar için veya hatta Akdeniz tarzı bir diyete basit bir katkı olarak kullanılabilir. Zeytinyağı, özellikle çiğ tüketim için (salatalar ve soğuk yemekler) daha sağlıklı bir tercih olarak öne çıkıyor. Ayçiçek yağı ise kızartmalar gibi yüksek ısının kullanıldığı tarifler için daha dayanıklı bir alternatif. Uzmanlar, en sağlıklı sonucu elde etmek için her iki yağın da dengeli şekilde ve dönüşümlü olarak kullanılmasını öneriyor.Beslenme uzmanları, kalp sağlığı için tek bir yağ yerine çeşitliliğin önemine dikkat çekiyor. Zeytinyağı, özellikle kalp hastalıkları riski taşıyanlar için öncelikli tercih edilirken, ayçiçek yağı da doğru şekilde kullanıldığında destekleyici bir rol oynuyor. Unutmayın, her iki yağ da ölçülü tüketildiğinde sağlık dostu olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vd5vv0w_rUyJNyZzy3JqkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Zeytinyağı, mı, ayçiçek, yağı, mı:, Kalp, için, hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Yürüyüş sonrası badem tüketmenin muhteşem bir faydası var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-yuruyus-sonrasi-badem-tuketmenin-muhtesem-bir-faydasi-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzman-doktor-acikladi-yuruyus-sonrasi-badem-tuketmenin-muhtesem-bir-faydasi-var</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir çalışma, her gün badem yemenin kas ağrısını ve hasarını azaltarak, kas performansını iyileştirerek ve 72 saat içinde iyileşme sürelerini hızlandırarak egzersiz sonrası iyileşmeye önemli ölçüde yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor. Orta yaşlı kişilerin orta düzeyde egzersiz yaparken kapsayan araştırma, protein, antioksidanlar ve fitonutrientler gibi zengin besin bileşimi nedeniyle bademin faydalarını vurguluyor.Düşük etkili bir egzersiz olmasına rağmen yürüyüş, güne başlamak için sağlıklı ve etkili bir yoldur. Sabah kısa yürüyüşler yapmak, bilişsel sağlığı doğru şekilde besler. Ancak birçok kişinin gözden kaçırdığı şey, uzun bir yürüyüşten sonraki diyettir. Yürüyüşü bitirdikten hemen sonra besleyici yiyecekler yemelisiniz ve bir avuç bademden daha iyi bir yiyecek yoktur.Yeni bir çalışma, düzenli olarak badem yemenin, kas performansını iyileştirirken ağrıyı ve kas hasarını azaltarak egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olabileceğini buldu. Kas yorgunluğunu ve ağrısını azaltarak insanların egzersizden kurtulmasına yardımcı olan yiyecekler yemek, egzersiz rutinlerine daha iyi uymalarına yardımcı olabilir.Bu yeni bulgular, bademlerin egzersizden sonra toparlanmayı nasıl etkilediğini inceleyen büyüyen bilimsel kanıtlara katkıda bulunuyor. Önceki çalışmalar bademlerin yorgunluk hissi ve egzersiz metabolizması üzerindeki etkisini incelemiş ve badem yemenin ağrı hissi ve kas performansı üzerindeki etkisini araştırmıştı.San Diego Eyalet Üniversitesi&#039;nde egzersiz ve beslenme bilimleri profesörü olan Dr. Mark Kern, &quot;Çalışmamız bademlerin zindelik iyileşmesini desteklemede oynayabileceği rol hakkında daha fazla bilgi sağlıyor&quot; dedi. &quot;Badem, protein, antioksidanlar ve fitonutrientler de dahil olmak üzere egzersiz sonrası toparlanmayı desteklediğini bildiğimiz çok çeşitli besinler içerir. Bu besinler, bu çalışmada gözlemlenen badem faydalarına katkıda bulunabilecek izole vitamin takviyeleri yerine bütün bir gıda paketinde sunulur.&quot; cümlelerini kullandıBir avuç (28 g) badem, 6 g protein, 4 g lif, 13 g doymamış yağ, sadece 1 g doymuş yağ ve 77 mg magnezyum (%18,3 DV), 210 mg potasyum (%4 DV) ve 7,27 mg E vitamini (%50 DV) dahil olmak üzere 15 temel besin sağlar ve bu da onları sağlıklı aktif yaşam tarzları için harika bir atıştırmalık yapar.Dr. Kern, &quot;Bademin egzersiz sonrası toparlanmayı nasıl iyileştirdiğinin ardındaki mekanizmaları anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Egzersiz sonrası toparlanmayı iyileştirme stratejileri önemlidir çünkü daha iyi toparlanıyorsanız, sonraki antrenmanlar için daha erken veya daha sıkı antrenman yapma olasılığınız yüksektir,&quot; dedi. Sekiz hafta boyunca 57 gram badem atıştırmak ağrı derecelendirmelerini orta düzeyde azalttı, kas gücünü korumaya yardımcı oldu ve egzersizden sonra kas hasarını azalttı.Bademler bir besin deposudur ve son araştırmalar, ara sıra aktif olan kişilerde kas iyileşmesine yardımcı olmadaki rollerini vurgulamaktadır.Sağlıklı veya hafif kilolu yetişkinler. İki ay boyunca günde iki avuç badem tüketmenin ara sıra egzersiz yapan kişilerde kas ağrısını ve hasarını orta düzeyde azalttığını gösteriyor.Son araştırmalar, günlük badem tüketmenin kas ağrısını önemli ölçüde azaltabileceğini, iyileşmeyi artırabileceğini ve egzersiz performansını iyileştirebileceğini vurguluyor. Bu küçük ama güçlü yemiş, protein, sağlıklı yağlar, lif ve önemli vitaminler ve mineraller gibi temel besinlerle doludur ve bu da onu herhangi bir fitness rejimine ideal bir katkı haline getirir.Düzenli badem alımı kas ağrısını en aza indirmeye, kas gücünü artırmaya ve antrenman sonrası daha hızlı iyileşmeyi teşvik etmeye yardımcı olur ve daha güçlü bir şekilde geri dönmenizi sağlar. Vücudunuza yakıt sağlayarak ve daha hızlı iyileşmeye yardımcı olarak bademler, fitness hedeflerinize ulaşmak için mükemmel bir arkadaştır.İki ay boyunca badem tüketmenin düzenli egzersiz yapan kişilerde kas ağrısını ve hasarını önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Katılımcılar daha düşük kreatin kinaz seviyeleri (bir kas hasarı belirteci), daha hızlı iyileşme, gelişmiş kas performansı ve egzersizden 72 saat sonra bile daha az ağrı deneyimlediler. Bu, bademlerin kas ağrısını etkili bir şekilde azaltabileceğini, gücü artırabileceğini ve daha hızlı iyileşmeyi destekleyebileceğini açıkça göstermektedir ve bu da onları aktif bireylerin diyetine değerli bir katkı haline getirmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zY9PObt5jk2QQbV-2lmwLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Yürüyüş, sonrası, badem, tüketmenin, muhteşem, bir, faydası, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün nar yersek ne olur? Vücutta yaşattığı değişim çok çarpıcı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-nar-yersek-ne-olur-vucutta-yasattigi-degisim-cok-carpici</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-nar-yersek-ne-olur-vucutta-yasattigi-degisim-cok-carpici</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde pazar tezgahında yerini alan ve severek tüketilen nar, kırmızı ve bol çekirdekli bir meyve. Sağlığa pek çok faydası olan nar yüksek antioksidan içeriğiyle kalbi korur, vücuttaki iltihabı azaltır. Bazı kanser türleriyle savaşır. Ancak narın aşırı tüketimi vücudunuzda bazı olumsuz etkilere de neden olabilir. Peki, her gün nar yerseniz vücudunuzda ne olur?Akdeniz ikliminde yetişen, kırmızı renkli ve bol çekirdekli bir meyve olan lezzeti, yüksek antioksidan içeriği ve sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle bilinir. Geleneksel tıpta da yaygın olarak kullanılan bu meyve, bağışıklık sistemini destekleyici özellikleriyle dikkat çeker.C vitamini açısından zengin olan nar, bağışıklık sistemini güçlendirir ve cilt sağlığını destekler. Ayrıca K vitamini, kanın pıhtılaşmasını düzenleyerek kemik sağlığını korumada rol oynar.Nar, folat (B9 vitamini) içeriğiyle hücre yenilenmesini ve DNA sentezini destekler, özellikle hamilelik döneminde önemli bir besin kaynağıdır. Potasyum bakımından zengin olan nar, kalp ve kas sağlığını korumaya yardımcı olurken vücuttaki sıvı dengesini de düzenler.Sadece lezzetiyle değil sağlık üzerindeki etkileriyle de dikkat çeken bu meyvenin vücudunuzda yarattığı değişim oldukça çarpıcı. Peki, her gün nar yerseniz ne olur?Nar, içerdiği yüksek miktarda C vitamini ve antioksidanlarla bağışıklık sistemini destekliyor. Özellikle soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı daha dirençli hale gelmenizi sağlıyor.Nar, en güçlü antioksidan kaynaklarından biridir. İçeriğindeki punicalaginler ve anthocyaninler, serbest radikallerin neden olduğu hücresel hasarı önleyerek vücutta oksidatif stresi azaltır. Bu sayede bağışıklık sistemini destekler, yaşlanma belirtilerini geciktirir ve kronik hastalıklardan korunmaya yardımcı olur.Narın antioksidanlar üzerindeki faydaları şunlardır:

Punicalaginler: Güçlü antioksidan özelliklere sahip bileşiklerdir.
Anthocyaninler: Hücreleri serbest radikallerin zararlarından korur.
Hidroksilable tanenler: Oksidatif stresi azaltır.Narın düzenli tüketimi, kötü kolesterolü (LDL) düşürerek kalp sağlığını destekliyor. Ayrıca tansiyonun dengelenmesine de katkıda bulunuyor. Nar, kalp-damar sağlığını destekleyen polifenoller ve antioksidanlar açısından zengindir. Bu bileşenler, arterlerde plak oluşumunu önler ve kan akışını iyileştirir. Ayrıca, yüksek tansiyon ve kötü kolesterol seviyelerini düşürerek kalp krizi ve felç riskini azaltır.Nar, içerdiği polifenoller ve antioksidanlar sayesinde bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösterir. Özellikle prostat ve meme kanserleri üzerinde yapılan araştırmalar, narın kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatıcı etkisini ortaya koymuştur. Ayrıca, serbest radikal hasarını azaltarak sağlıklı hücrelerin korunmasına yardımcı olur.Nar, lif açısından zengin bir meyve olduğu için sindirim sistemini destekliyor. Kabızlık gibi sorunların önlenmesinde etkili. Nar, yüksek lif ve prebiyotik özellikleri sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkıda bulunur.
Düzenli tüketimi, bağırsak hareketlerini destekleyerek kabızlık gibi sorunları önler. Ayrıca bağırsaklardaki iltihaplanmayı azaltarak Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi rahatsızlıklara iyi gelir.Narın aşırı tüketimi, sindirim sisteminden kan şekeri kontrolüne kadar farklı alanlarda olumsuz etkilere neden olabilir. Lif oranı yüksek olduğu için fazla miktarda tüketildiğinde karın ağrısı, şişkinlik veya ishal gibi mide-bağırsak problemleri ortaya çıkabilir.Ayrıca, doğal şeker içeriği yüksek olan nar, kan şekerinde dalgalanmalara sebep olarak özellikle diyabet hastaları için risk oluşturabilir. Alerjik bünyeye sahip kişilerde nadiren de olsa kaşıntı, kızarıklık veya nefes darlığı gibi reaksiyonlar görülebilir.Her gün nar yemek, bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve vücudu serbest radikallere karşı koruyabilir. Ancak fazla tüketimi yüksek şeker alımına ve bazı kişilerde sindirim sorunlarına neden olabilir. Dengeli bir şekilde tüketildiğinde nar, genel sağlığa birçok fayda sağlar.Araştırmalar, nar tüketiminin beynin bilişsel fonksiyonlarını artırdığını ve hafıza üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteriyor.Her gün nar tüketmek, sağlığınız üzerinde önemli bir fark yaratabilir. Ancak her şeyde olduğu gibi, porsiyon kontrolüne dikkat etmekte fayda var. Sağlıklı bir yaşam için narı sofralarınızdan eksik etmeyin!Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IbVXdFWWtEGTqJf9A4tWYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, nar, yersek, olur, Vücutta, yaşattığı, değişim, çok, çarpıcı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı diye içiyoruz ama karaciğeri bitiriyor: Fazla tüketimi zehirden beter</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/saglikli-diye-iciyoruz-ama-karacigeri-bitiriyor-fazla-tuketimi-zehirden-beter</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/saglikli-diye-iciyoruz-ama-karacigeri-bitiriyor-fazla-tuketimi-zehirden-beter</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk havalarda hastalıklardan korunmak için bitki çaylarının tüketimi artıyor. Doğal oldukları için sağlıklı oldukları da düşünülen bitki çaylarının bilinçsiz tüketimi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kontrolsüz tüketilen bitki çatları istenmeyen yan etkilere neden olabiliyor.  Peki, hangi bitki çaylarının fazla tüketimi zararlı?Soğuk havalarda vücudunuz hastalıklara karşı daha dirençsiz olur. Vücudu korumak ve bağışıklığı güçlendirmek için çoğu kişi soluğu aktarda alıyor.Herkes bitki çaylarının tüketiminin sağlıklı olduğunu düşünüyor. Bu nedenle kış mevsiminde bardak bardak tüketiliyor. Ancak bitki çaylarının kontrolsüz tüketimi bazı sağlık sorunlarını tetikleyebiliyor.Bitki çayları, ilaçlarla etkileşime girebilir, tansiyonu düşürebilir ya da karaciğer üzerinde toksik etki yaratabilir. Özellikle hamileler, kronik hastalar ve düzenli ilaç kullananlar, bu çayları tüketmeden önce mutlaka doktora danışmalıdır.En çok tüketilen yeşil çayın bile fazla miktarda içilmesi durumunda çarpıntıya ve uyku sorunlarına yol açabilir&quot;Her şeyin fazlası zararlıdır. Günlük 2-3 fincandan fazlası, sağlık risklerini artırabilirMide ve sindirim sistemi sorunu olanlarda özellikle bazı bitkilerin aşırı tüketimi mideyi tahriş edebilir. Kış çayları içinde bulunabilen nane, mide ekşimesi ve asidik reflüyü tetikleyebilir. Kekik bazı mide problemlerini kötüleştirebilir. Mide ülseri veya gastrit gibi rahatsızlıkları olan kişilerin zencefilden kaçınması tavsiye edilir.Meyan kökü, hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Ekinezya ve mürver gibi bazı bitkiler, bağışıklık sistemini uyararak, bağışıklık baskılayıcı ilaçlarla etkileşime girerek, tedavi etkinliğini azaltabilir.Antiviral antiinflamatuar ve sakinleştirici özelliği ile bilinen papatya ise hormonları etkileyebilecek bazı bileşikler içerebilir, hormona duyarlı kanser öyküsü olan bireyler dikkatli kullanmalıdır.Tarçın antidiyabetik ilaçlarla etkileşime girerek, kan şekerinin aşırı düşmesine neden olabilir. Bu yüzden şeker hastalığı olan kişilerin tarçın kullanımına dikkat etmeleri ve kan şekeri düzeylerini takip etmeleri önemlidir. Yüksek miktarda tarçın tüketimi karaciğer üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.Yatıştırıcı ve rahatlatıcı özellikleriyle bilinen ıhlamur fazla tüketildiğinde uyuşukluk ve baş dönmesine yol açabiliyor. Bu durum dikkat gerektiren işlerde riskli olabilir.Günlük tüketimde sınırı aşmamaya özen gösterin.
Satın aldığınız ürünlerin güvenilir markalara ait olmasına dikkat edin.
Özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamilelerde bitki çayı tüketimi konusunda daha hassas olun.
Kronik bir hastalığınız varsa ya da ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza danışmadan bitki çayı tüketmeyin.Bitki çaylarının bilinçli tüketildiğinde birçok fayda sağladığını söyleyen uzmanlar, bu ürünlerin bir tedavi aracı değil, destekleyici ürünler olduğunu hatırlatıyor. Sağlığınızı korumak için &quot;doğal&quot; ibaresine aldanmadan dikkatli olun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FaB7eu1NjEeh9f3IzmXIXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, diye, içiyoruz, ama, karaciğeri, bitiriyor:, Fazla, tüketimi, zehirden, beter</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mucizevi ikili: Ceviz ve hurma birlikte tüketildiğinde ne olur?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/mucizevi-ikili-ceviz-ve-hurma-birlikte-tuketildiginde-ne-olur</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/mucizevi-ikili-ceviz-ve-hurma-birlikte-tuketildiginde-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Cevizin içerdiği sağlıklı yağlar ve besin maddeleri, diğer gıdaların faydalarını optimize ederek vücudun bu besinlerden daha etkili bir şekilde yararlanmasına yardımcı olur. Hurmanın etkisini katlayan besinler arasında ceviz ilk sırada yer alır. Bu uyumlu kombinasyon, hem enerji sağlar hem de vücudu güçlendirici bir etki yaratır.Hurma ve cevizi beraber tüketmek hem lezzetli hem de sağlık açısından faydalı bir alışkanlıktır. Bu iki besin, birbirini tamamlayan özelliklere sahip olduğundan, birlikte tüketildiğinde vücudunuza birçok yarar sağlar.Hurma:Doğal şeker (glikoz ve fruktoz) açısından zengin, hızlı enerji verir.Lif bakımından yüksek olduğu için sindirimi destekler.Potasyum, magnezyum, demir ve B vitamini içerir.Omega-3 yağ asitleri açısından zengin, kalp ve beyin sağlığı için faydalıdır.E vitamini, magnezyum ve antioksidanlar içerir.Protein ve sağlıklı yağlarla uzun süre tokluk hissi sağlar.Kan Şekerini Dengeler: Hurmanın doğal şekeri ve cevizin sağlıklı yağları, kan şekerini ani dalgalanmalardan korur.Enerji Verir: Özellikle yoğun bir gün öncesi veya doğa yürüyüşleri sırasında harika bir atıştırmalıktır.Bağışıklığı Destekler: İçerdikleri vitamin ve mineraller sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.Tatlı İsteğini Sağlıklı Yollarla Giderir: Doğal bir tatlı alternatifi sunar ve abur cuburdan uzak durmanıza yardımcı olur.Sindirim Sistemine Destek: Hurmanın lif içeriği ve cevizin sağlıklı yağları bağırsak sağlığını iyileştirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JM7TzDFWC0ORshqIx84uwQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Mucizevi, ikili:, Ceviz, hurma, birlikte, tüketildiğinde, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;Kalp krizi ve felç nedeni&amp;quot; dedi ve uyardı: &amp;quot;30 dakikadan fazla fark olmamalı&amp;quot;</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kalp-krizi-ve-felc-nedeni-dedi-ve-uyardi-30-dakikadan-fazla-fark-olmamali</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kalp-krizi-ve-felc-nedeni-dedi-ve-uyardi-30-dakikadan-fazla-fark-olmamali</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir ömür sürmek için sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmek gerekiyor. Sağlıklı beslenme, egzersiz ve kaliteli uyku düzeni vücudun genel sağlığını korumak için şart. Yapılan yeni bir araştırmada düzensiz uykunun kalp krizi ve felç riskini artırdığı ortaya çıktı.Journal of Epidemiology and Community Health dergisinde yayınlanan araştırma, her gün aynı saatlerde uyumanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini gösterdi.Araştırmaya göre, uyku süresi yeterli olsa bile yatma ve uyanma saatlerindeki değişiklikler, olumsuz kardiyovasküler sonuçlarla ilişkilendiriliyor.Araştırmayı yöneten Ottawa Üniversitesi’nden Dr. Jean-Philippe Chaput, “Her gün yatma ve uyanma saatleriniz arasında 30 dakikadan fazla fark olmamalı. Uyku saatlerinin değişmesi, iç saatinizin bozulmasına ve sağlık problemlerine yol açabilir. Hafta sonu bile aynı saatte uyanmaya çalışmalısınız” dedi.Çalışma, 40-79 yaş arası yaklaşık 75 bin kişinin uyku alışkanlıklarını inceleyerek, uyku düzenliliği ile kalp sağlığı arasındaki bağlantıyı araştırdı. Katılımcılara, bir hafta boyunca aktivitelerini kaydeden cihazlar takıldı ve uyku düzenlilik indekslerine (SRI) göre gruplara ayrıldılar.Araştırmada düzensiz uyuyanların, düzenli uyuyanlara oranla kalp krizi veya felç geçirme olasılığının yüzde 26 daha yüksek olduğu görüldü.Araştırma, düzensiz uyuyanların sadece yüzde 48’inin önerilen yedi ila dokuz saatlik uyku süresini karşıladığını, düzenli uyuyanlar arasında ise bu oranın yüzde 61 olduğunu ortaya koydu.Fakat düzensiz uyuyanlar, yeterince uyusalar da kalp krizi ve felç riskinden kaçamadı. Buna karşın, orta derecede düzensiz uyuyanların yeterli uyku aldıklarında risklerinin azaldığı tespit edildi.Araştırmacılar, çalışmanın gözlemsel bir nitelik taşıdığını ve neden-sonuç ilişkisi kurmadığını belirtti. Fakat sonuçlar, uyku düzeninin, uyku süresinden daha önemli bir faktör olabileceğini gösteriyor.Elde edilen bulgular, önerilen uyku sürelerinin karşılanıp karşılanmadığına bakılmaksızın, yetişkinlerde düzensiz uykunun olumsuz kardiyovasküler olay riskiyle güçlü şekilde ilişkili olduğunu ortaya koydu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NABH_AAgw0-hig62-ETvnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, Kalp, krizi, felç, nedeni, dedi, uyardı:, 30, dakikadan, fazla, fark, olmamalı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;nin en acı biberi: Meğer böyle bir etkisi varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/turkiyenin-en-aci-biberi-meger-boeyle-bir-etkisi-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/turkiyenin-en-aci-biberi-meger-boeyle-bir-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da 2 bin 347 dekarda üretilen, 50 bin scoville acılık değeri ile &quot;Türkiye&#039;nin en acı biberi&#039; olma özelliği taşıyan Samandağ biberinde hasat bekleniyor. Bu biber uygun miktarda ve düzenli tüketildiği zaman vücuda pek çok fayda sağlayabiliyor. Özellikle metabolizmayı hızlandırıcı özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.İlçede 2 bin 347 dekarda üretilen ve örtü altında yetişen Samandağ biberi, olgunlaşmaya başladı. 50 bin scoville acılık değeri ile &#039;Türkiye&#039;nin en acı biberi&#039; olma özelliği taşıyan biberlerin üreticileri de gerekli ilaç ve gübrelemeleri yaptı. Üreticiler, hasadın şubat ve mart aylarına yayılacağını belirtti.Yaklaşık 30 yıldır çiftçilik yapan Güney Saknılı, Samandağ biberi yetiştirmenin incelik gerektirdiğini söyleyerek, &quot;Hastalık ve zararlılara karşı toprağımızı iyice dezenfekte ediyoruz. Bitkinin ihtiyaç duyduğu besin ve mineralleri de damlama suyla veriyoruz. Seranın etrafına ince sineklik örüp, cezbedici tuzaklar asarak zararlı sinek ve böcekleri engelliyoruz. Ürünlerimiz hasada eriştiği zaman kırmızı ve yeşil olanları ayırıp, ambalajladıktan sonra tüccara teslim ediyoruz. Eskiden bu biberleri Güneydoğu illerine gönderiyorduk. Fakat son yıllarda İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerden talep arttı. Özellikle zayıflamaya etkisi olduğu için çok yoğun talep var. Acısıyla, aromasıyla çok güzel bir biber. Önümüzdeki aylarda hasat başlayacak ve 2 aya yayılacak&quot; diye konuştu.Samandağ biberinin yüksek lif içeriğine sahip olduğunu söyleyen uzmanlar, antioksidan içeriğiyle de kalp hastalıkları ve kanser türlerinde önleyici etkiye sahip olduğunun altını çiziyor. Samandağ biberinin içerisindeki lifin oranı sayesinde tok kalmamızı sağlar.Düşük kalori içeriğinden dolayı diyet listelerinde yer alır. Barındırdığı C vitamini sayesinde bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve kış aylarında görülen grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıkların hem tedavisine hem de önlenmesine yardımcı olur. A vitamini içeriğinden dolayı da göz hastalıkları için gayet önemlidir. Samandağ biberi kalp ve damar hastalıklarına da iyi geliyor. Kanamaya karşı etkilidir.Samandağ biberi, kapsaisin maddesi sayesinde vücutta endorfin salgılanmasını teşvik ederek ağrı hissini azaltır. Migren tipi baş ağrılarının, kas ve eklem ağrılarının dinmesini sağlar. Yaşlanmayı geciktirir, ciltte sarkma ve kırışıklıkları önler. Uygun bir miktarda tüketildiği zaman vücuda ciddi faydalar sağlamaktadır.En önemlisi, metabolizmayı hızlandırır ve zayıflamaya yardımcı olur. Taze olarak salatalarda, zeytinyağlılarda ve mezelerde veya kuru olarak pul biber formunda kullanılabilir. Yemek türlerinin tamamında da tüketilebilir. Ülser veya hemoroid rahatsızlığı olanların bu biberi tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışmanı önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0jc14IL46EuOAHlqDkv-gg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyenin, acı, biberi:, Meğer, böyle, bir, etkisi, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Stres seviyenizin sizi öldürecek kadar yüksek olduğunu gösteren 5 işaret: Erken ölüm riskinin yüzde 50 arttırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/stres-seviyenizin-sizi-oeldurecek-kadar-yuksek-oldugunu-goesteren-5-isaret-erken-oelum-riskinin-yuzde-50-arttiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/stres-seviyenizin-sizi-oeldurecek-kadar-yuksek-oldugunu-goesteren-5-isaret-erken-oelum-riskinin-yuzde-50-arttiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Stresin kalp atış hızından uyku sorunlarına kadar bir dizi fiziksel soruna yol açabileceğini uzun zamandır biliyoruz. Peki ne kadar zararlı olabilir? Uzmanlar MailOnline&#039;a yaptığı açıklamada, ruhsal çalkantının fiziksel hastalıklar kadar ölümcül olabileceğini söyledi.Stresin kalp atış hızından uyku sorunlarına kadar bir dizi fiziksel soruna yol açabileceğini uzun zamandır biliyoruz. Peki ne kadar zararlı olabilir? Uzmanlar MailOnline&#039;a yaptığı açıklamada, ruhsal çalkantının fiziksel hastalıklar kadar ölümcül olabileceğini söyledi. Psikolog Dr. Audrey Tang&#039;a göre, uzun süreli stres kalp krizi ve kilo alma riskini önemli ölçüde artıran hormonların salgılanmasını tetikleyebilir; bu da obeziteyle ilişkili hastalıklara yol açabilir. Dr. Tang, stres seviyenizin zirveye ulaştığına ve önümüzdeki yıllarda fiziksel sorunlara yol açtığına dair uyarı işaretlerini ortaya koydu.Uzman psikolog Dr. Audrey Tang, MailOnline&#039;a yaptığı açıklamada, stresin kronik hale gelmesi durumunda (en az birkaç hafta sürerse) davranışlarımızı ve fiziksel olarak da bizi ciddi şekilde etkileyebileceğini söyledi.Dr. Tang şöyle diyor: &quot;Psikologlar stresin sizi günlük olarak etkilediğine dair işaretler ararlar. Örneğin, uyumuyorsanız, yemek yemiyorsanız, sinirliyseniz, sevdiğiniz şeyleri yapmıyorsanız, bir şeye takıntılıysanız.&quot;Kronik stresin fiziksel olarak en sık görülen belirtileri göğüs ağrısı, baş ağrısı ve kas ağrılarıdır. Bunun nedeni, stresin böbreklerin üstünde bulunan böbrek üstü bezleri tarafından üretilen kortizol hormonunun vücutta çok fazla salgılanmasına neden olmasıdır.Kan basıncı, metabolizma, doğurganlık ve uyku-uyanıklık döngüleri de dahil olmak üzere vücuttaki birçok süreci düzenler.Vücut, kortizolün yanı sıra adrenalin hormonu da salgılar; her iki hormondaki artış, tehdit altında olduğumuzda tetiklenen &quot;savaş ya da kaç&quot; tepkisinin bir sonucudur.Bu hormonlar bir araya geldiğinde kan damarlarının daralmasına neden olur, bu da kalbimizin vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışması anlamına gelir.Bu durum kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısının yanı sıra yüksek tansiyona, kas ve baş ağrılarına da yol açabilir.Dr. Tang, &quot;Stres ortadan kalkmazsa yüksek tansiyon, kalp krizi gibi fiziksel sorunların yaşanma olasılığı artar&quot; uyarısında bulundu. NHS, uzun süreli stresin kan basıncını yükseltebileceğini, ayrıca baş ağrısı, bulanık görme ve göğüs ağrısına neden olabileceğini kabul ediyor.
Kortizolün endişe verici düzeyde yüksek olduğunun bir diğer işareti de uykuya dalmakta zorluk çekmek veya gece sık sık uyanmaktır.Dr. Tang, uyku eksikliğinin günlük hayatta sorunlara yol açabileceğini, genel sinirlilik ve dikkatsizlik gibi davranış problemlerine neden olabileceğini açıkladı.Ancak uzmanlara göre uyku eksikliği sadece bizi kötü bir ruh haline sokmakla kalmıyor, uzun vadede metabolizmayı da bozabiliyor ve kalp damar hastalıkları riskini artırabiliyor.Dr. Tang stresi bir &quot;kısır döngü&quot; olarak tanımlıyor; çünkü uyku eksikliği aynı zamanda vücudun kortizol seviyelerini düzenlemesini zorlaştırıyor ve bu da sorunu daha da kötüleştiriyor.Dikkat edilmesi gereken bir diğer belirti ise iştahta meydana gelen ani değişimdir. &quot;Bazen stres hiç yemek yemememize neden oluyor, ama bazen de çok fazla yememize neden oluyor ve bu, kortizolün normal işleyişimizi etkilemesinin bir sonucu&quot; dedi.Amerikan Psikoloji Derneği&#039;ne göre stres ayrıca vücudu yaralanma ve ağrıya karşı korumanın bir yolu olarak fiziksel olarak gerginleştirebilir.Bu durum kas ağrılarını artırır çünkü dokular sürekli gergindir.Stresinizin endişe verici seviyelere ulaştığının bir diğer işareti de libidonuzda belirgin bir kayıp olmasıdır. Ruh sağlığı yardım kuruluşu Mind&#039;a göre cinselliğe olan ilginizi kaybedebilir veya zevk alamayabilirsiniz.Çünkü kronik stres testosteron üretimini etkileyerek cinsel istekte onda birlik bir azalmaya yol açabilir.Strese karşı özel bir tedavi yöntemi bulunmamakla birlikte, stres fiziksel sağlığınızı etkiliyorsa doktorunuzla görüşmelisiniz.Yapılan araştırmalar stresin hafife alınmaması gerektiğini gösteriyor.2021 tarihli bir makale, ruh sağlığı sorununun ani kalp ölümüne neden olabileceğini gösterirken, 2015 tarihli bir çalışma, kronik stres ve depresyon nedeniyle erken ölüm riskinin yüzde 50 arttığını gösterdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KkFYDaO0ok2OxhepJDlv5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Stres, seviyenizin, sizi, öldürecek, kadar, yüksek, olduğunu, gösteren, işaret:, Erken, ölüm, riskinin, yüzde, arttırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aile hekimlerinin 5 günlük eylemi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimlerinin-5-gunluk-eylemi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimlerinin-5-gunluk-eylemi</guid>
<description><![CDATA[ Aile hekimlerinin beş günlük iş bırakma eylemi dün başladı. Doktorlar, 1 Kasım&#039;da yürürlüğe giren Aile Hekimleri Yönetmeliği&#039;ndeki değişikliğin geri çekilmesini istiyor.Haber: Sinan KunterAile Sağlık Merkezi çalışanları kasım ayından sonra bu kez ikinci kez iş bıraktı.   İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde toplayan sağlık çalışanları Aile Hekimleri Yönetmeliği&#039;ndeki performansa dayalı yeni sistemin geri çekilmesini istedi. SAĞLIKTA ŞİDDET  Greve giden aile hekimlerinin talepleri arasında sağlıkta şiddetin önüne geçilmesi de yer alıyor. Hekimler yönetmeliğin sağlığın ticarileşmesine yol açabileceğine dikkat çekiyor.   Aile hekimlerinin eylemi 6 Aralık&#039;a kadar devam edecek. Süreç boyunca hekimler her gün farklı bir noktada protesto düzenleyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QoA6aOz_5kGmAMKvSvfA5Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aile, hekimlerinin, günlük, eylemi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sigara dumanı dolmuş akciğeri yeniden doğmuş gibi yapıyor: Bu besinler nikotin düşmanı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sigara-dumani-dolmus-akcigeri-yeniden-dogmus-gibi-yapiyor-bu-besinler-nikotin-dusmani</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sigara-dumani-dolmus-akcigeri-yeniden-dogmus-gibi-yapiyor-bu-besinler-nikotin-dusmani</guid>
<description><![CDATA[ Sigara içmek vücuda en çok zarar veren kötü alışkanlıklardan biri. Sağlıklı bir vücut ve temiz akciğerler için sigarayı bırakmanız gerekir. Sigara pek çok kronik rahatsızlığı tetikleyebiliyor. En çok zararı da akciğere veriyor. Akciğeri temizlemek ve vücudu nikotinden arındırmak için doğada bulunan bazı besinlerden faydalanabilirsiniz. Bu besinler akciğer sağlığını desteklerken vücudunuzu yenilemenize de yardımcı olabilir.Sigara, dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan, fakat hala birçok kişi tarafından göz ardı edilen ciddi bir sağlık tehdididir.İnsan sağlığını hedef alan bu sessiz katil, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde geri dönülemez hasarlara yol açar.Sigara dumanı, 7 binden fazla kimyasal madde içerir ve bunların en az 70&#039;i doğrudan kansere neden olur. Nikotin, bağımlılık yapan bir madde olmasının yanı sıra kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiler.Karbon monoksit, oksijen taşıyan kan hücrelerini etkisiz hale getirirken, katran ise akciğerlerinizi adeta bir zehir deposuna çevirir.Sigara içmek, akciğer kanseri başta olmak üzere, kalp krizi, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), inme ve çeşitli solunum yolu hastalıklarının en önemli nedenlerinden biridir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, sigara kullanan her iki kişiden biri, sigarayla bağlantılı hastalıklar nedeniyle yaşamını kaybetmektedirPasif içicilik, sigara içmeyenlerin de bu zararlardan etkilenmesine neden olur. Özellikle çocuklar ve hamileler için pasif içicilik, ciddi sağlık riskleri taşır. Çocuklarda astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına yol açabilirken, hamilelerde düşük ve erken doğum riskini artırır.Sigaranın zararlarını bilmek, bağımlılıkla mücadelede ilk adımdır. Sigarayı bırakmak, hem bireysel sağlığı iyileştirir hem de sevdiklerinizin sağlığını korur.Akciğer sağlığınızı önemsiyorsanız ve akciğerlerinizi nikotinden arındırmak istiyorsanız doğada bulunan bazı besinlerden yararlanabilirsiniz.Akciğer sağlığını destekleyen ve iyi gelen besinlerin başında elma, muz, yaban mersini, kırmızı lahana, domates, pancar, zerdeçal, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve balkabağı gelir. Bunun yanı sıra lif açısından zengin gıdalar tüketmek de akciğer sağlığını besler, korur ve destekler.Akciğer detoksu için en önemli adım sigarayı bırakmak ve yaşam tarzını değiştirmektir. Ancak bunlara ek olarak doğal yöntemlerden yararlanılabilir. Doğal yöntemlerden yararlanmak akciğer kapasitesinin daha hızlı artırılmasını sağlarken, vücuttaki iltihabın sökülmesine de yardımcı olur.İşte akciğer detoksu için evde uygulanabilecek doğal yöntemler:Özellikle solunum yolları hastalıkları için etkili tedavi yöntemlerinden bir tanesi buhar terapisidir.
Evde buhar terapisi uygulanarak akciğerlerin temizliği sağlanabilir, solunum yolları açılabilir ve mukus incelir. Ayrıca bir kase sıcak su içerisine birkaç damla kadar okaliptüs yağı ilave edilerek solunması da akciğerlerin temizlenmesine yardımcı olur.Zencefilin iltihap önleyici özelliği bulunmaktadır. Bu nedenle akciğerlerdeki toksinlerin temizlenmesine destek olur ve solunum yollarını rahatlatır.Güçlü bir antioksidan v e iltihap önleyici olan zerdeçalı günlük beslenme rutinine eklemek akciğerleri korumak ve detoks yapmak için önemli bir besindir.Solunum yollarının yumuşamasını sağlayarak, mukus birikimini azaltan ebegümeci çayı akciğerlerin temizlenmesi için uygulanabilecek yöntemlerden bir tanesidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZXjTnurbgUCUU4r0RxsHiw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sigara, dumanı, dolmuş, akciğeri, yeniden, doğmuş, gibi, yapıyor:, besinler, nikotin, düşmanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>5 yaşındaki çocuğun midesinden çıkanlar şaşkına çevirdi! Oyun oynarken yuttu: Tam 38 adet</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/5-yasindaki-cocugun-midesinden-cikanlar-saskina-cevirdi-oyun-oynarken-yuttu-tam-38-adet</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/5-yasindaki-cocugun-midesinden-cikanlar-saskina-cevirdi-oyun-oynarken-yuttu-tam-38-adet</guid>
<description><![CDATA[ Bursa’da 5 yaşındaki kız çocuğu, evde oyun oynadığı mıknatıslı boncuk bilekliği yuttu. Ameliyata alınan çocuğun midesinden 38 adet mıknatıs çıkarıldı. Operasyonu gerçekleştiren doktor, bu tarz vakalarda mide ve bağırsak delinmesi yaşanmaması için erken müdahalenin önemine dikkat çekti.Bursa’da mıknatıslı boncuk bileklik yutan 5 yaşındaki kız çocuğunun bağırsağından 38 mıknatıs çıkartıldı.
İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 5 yaşındaki kız çocuğu, evde oyun oynadığı mıknatıslı boncuk bilekliği yuttu.
Durumu fark eden aile, çocuğuyla birlikte Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu.
Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Kaan Demirören tarafından yapılan tetkikte çocuğun bağırsaklarında mıknatıslar tespit edildi.
Yapılan operasyonla çocuğun bağırsağından 38 mıknatıs çıkartıldı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Kaan Demirören, bu tarz vakalarda mide ve bağırsak delinmesi yaşanmaması için erken müdahalenin önemine değindi.
Takı ve oyuncakların özellikle 5 yaşından küçük çocuklara verilmemesi gerektiği konusunda aileleri uyaran Demirören, yabancı cisim yutmalarının önemli bir problem olduğunun altını çizdi.
Demirören, son zamanlarda mıknatısların, lityum iyon pillerin ve yüksek düzeyde emici cisimlerin önemli bir problem haline geldiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bu cisimlerle alakalı çok sayıda olguyla karşılaşıyoruz. Hastamız da boncuk şeklinde, ufak da olsa kuvvetli çekim gücüne sahip neodimin dediğimiz maddelerden oluşan mıknatısları yutmuş. Bu mıknatıslar değişik sebeplerle toplumumuzda yaygın olarak bulunuyor.
Bunların önemli bir kısmı oyuncak olarak bulunuyor ve bu oyuncaklarda maalesef küçük çocukların ellerine rahatlıkla geçebiliyor. Özellikle 5 yaşından küçük çocuklara bu tarz küçük cisimlerin verilmesini ve üzerinde takı olarak kullanılmasını bırakın etrafında bile olmaması gerekiyor.”Birden fazla yutulan mıknatısın mide ya da bağırsaklarda araya dokuyu alıp bir süre sonra o bölgeyi delmeye başladığını belirten Demirören, şunları kaydetti:
“Genellikle bu hastalarla ilk 24 saat içinde mide ya da bağırsakları delinmiş şekilde karşılaşıyoruz. Hastamızın şansı bağırsaklarda yakalamamıza rağmen bu mıknatısları endoskopi ile çıkarabilmemiz oldu. 38 boncuk şeklinde bir mıknatıs olduğunu gördük. Hastamızda delinme durumu olmadı.
Şu anda sağlığına kavuştu ama bu durum çoğunlukla bu şekilde olmuyor. Maalesef bu mıknatıslar çok sayıda yutulduğu zaman bağırsaklarda delinmeye yol açıp ameliyatla çıkarılması gerekiyor. Ameliyatta yine hem karın duvarının kesilmesi, bağırsakların kesilmesi gibi zor ve komplikasyonlu işlemler şeklinde sonuçlara varıyor.”
Demirören, mıknatıs, su maymuncuğu, saati pili gibi çocukların ilgisini çeken ve yutma riski barındıran nesnelerin çocuklardan uzak tutulması gerektiğini sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wQFz_9Gke0Sfm3_jS-r5aA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuğun, midesinden, çıkanlar, şaşkına, çevirdi, Oyun, oynarken, yuttu:, Tam, adet</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün tuzlu su içerseniz ne olur? Her sabah tuzlu su içmenin 5 faydası</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-tuzlu-su-icerseniz-ne-olur-her-sabah-tuzlu-su-icmenin-5-faydasi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-tuzlu-su-icerseniz-ne-olur-her-sabah-tuzlu-su-icmenin-5-faydasi</guid>
<description><![CDATA[ Güne sağlıklı bir başlangıç yapmak için sağlıklı sabah rutini alışkanlıkları edinmek önemlidir. Yoga veya egzersiz sağlıklı bir rutin alışkanlığı sağlarken, büyük fark yaratabilecek başka alışkanlıklar da vardır. Ve günlük sabah rutinine eklenebilecek alışkanlıklardan biri de ilik tuzlu su tüketmektir. Uzmanlar, sayısız sağlık faydası için güne aç karnına bir bardak ılık tuzlu su ile başlamanızı öneriyor. Peki, her gün tuzlu su içerseniz ne olur?Güne bir bardak tuzlu su ile başlamak, potansiyel sağlık yararları nedeniyle dikkat çeken bir uygulamadır. Doğru şekilde hazırlandığında ve ölçülü tüketildiğinde, bu sabah ritüeli vücut için birçok avantaj sağlayabilir. Hidrasyon desteğinden sindirim işlevinde olası iyileştirmelere kadar, tuzlu su tüketimi sağlık ve zindelik çevrelerinde ilgi konusu haline geldi.Herenow Official&#039;da kıdemli beslenme uzmanı olan Sadhna Singh, &quot;Sade su hidrasyon için olmazsa olmaz olsa da, tuzlu su elektrolitleri yenilemenin ek faydasını sunar. Bu, düzenli egzersiz yapan, çok terleyen veya sıcak iklimlerde yaşayanlar için özellikle faydalı olabilir.&quot; diyor.Bitki çaylarının, kullanılan bitkilere bağlı olarak çeşitli sağlık yararları sağlayabileceğini, ancak tuzlu su kadar elektrolit takviyesi sağlamadığını söylüyor. &quot;Tuzlu suyu bitki çayıyla birleştirmek veya farklı zamanlarda tüketmek, hidrasyon ve genel sağlık için çok yönlü bir yaklaşım sunabilir.&quot;Singh, sabahları tuzlu su içmenin birkaç özel avantaj sağlayabileceğini söylüyor:Hidrasyon ve Elektrolit DengesiTuzlu su, sıvı alımı, sinir fonksiyonu ve kas kasılmaları için gerekli olan sodyum, potasyum ve klorür gibi elektrolitlerin yenilenmesine yardımcı olur.Özellikle egzersiz veya terleme sonrasında faydalı olabilir, çünkü bu aktiviteler elektrolitlerin tükenmesine neden olur.Sindirim SağlığıTuzlu su, midede sindirim enzimlerinin ve hidroklorik asitin üretimini uyararak sindirime ve besin emilimine yardımcı olur.Ayrıca bağırsaklara su çekerek , dışkıyı yumuşatarak ve düzenli olmasını sağlayarak kabızlığın giderilmesine yardımcı olabilir.Cilt SağlığıTuzlu suyun mineral içeriği, iltihabı azaltarak ve iyileşmeyi hızlandırarak egzama ve sedef hastalığı gibi cilt rahatsızlıklarının iyileşmesine yardımcı olabilir.Cildin nemlenmesini ve pH dengesinin sağlanmasını sağlayarak genel cilt sağlığına da katkı sağlayabilir.Solunum SağlığıTuzlu su ile gargara yapmak boğaz ağrısını hafifletmeye ve solunum yollarındaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.DetoksifikasyonTuzlu su hafif bir idrar söktürücü görevi görerek idrar üretimini artırabilir ve vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir.Singh, ölçülü miktarda tuzlu su içmenin çoğu insan için genel olarak güvenli olduğunu söylerken, dikkate alınması gereken bazı risklerin de olduğunu belirtiyor:Yüksek Tansiyon: Hipertansiyonu olan veya yüksek tansiyon öyküsü olan kişiler, rutinlerine tuzlu su eklemeden önce doktorlarına danışmalıdırlar.Böbrek Sorunları: Aşırı tuz alımı böbreklere yük olabilir. Böbrek sorunları olanlar dikkatli olmalı ve tıbbi yardım almalıdır.Dehidratasyon: İronik olarak, çok fazla tuzlu su içmek dehidratasyona yol açabilir. Gün boyunca tuzlu su alımını sade su tüketimiyle dengelemek çok önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IKQsn1_5n0-sk-tCbDKDlw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, tuzlu, içerseniz, olur, Her, sabah, tuzlu, içmenin, faydası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gizli servis ajanından iletişim sırları: Kontrolü nasıl ele alırsınız?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gizli-servis-ajanindan-iletisim-sirlari-kontrolu-nasil-ele-alirsiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gizli-servis-ajanindan-iletisim-sirlari-kontrolu-nasil-ele-alirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ ABD başkanlarını koruyan eski Gizli Servis ajanı  Evy Poumpouras, iletişimde kontrol sağlamanın ve insanları ikna etmenin gizli yöntemlerini paylaştı.Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde George W. Bush, Bill Clinton ve Barack Obama gibi başkanları koruyan eski Gizli Servis ajanı Evy Poumpouras, insanları ikna etmenin ve kontrolü sağlamanın gizli yöntemlerini açıkladı.
2000-2012 yılları arasında görev yapan Poumpouras, aktif dinlemenin gücünü vurguladı ve insanların iletişimde yaptığı en büyük hatanın &quot;çok konuşmak&quot; olduğunu belirtti.Poumpouras, iletişimde hakimiyet kurmanın konuşmakla değil, dinlemekle mümkün olduğunu söyledi:
&quot;İnsanların, ‘Konuşursam kontrol bende olur’ diye düşündükleri bir efsane var, ama bu tamamen çöp,&quot; dedi. Ona göre, bir konuşmada sadece siz konuşuyorsanız, karşınızdaki kişi sizin hakkınızda her şeyi öğrenir: değerlerinizi, inançlarınızı ve zayıf noktalarınızı.Poumpouras’a göre, birine istediğinizi yaptırmanın yolu, o kişinin motivasyonlarını anlamaktan geçiyor.
&quot;Bir kişinin neden belli bir davranışı sergilediğini anlamalısınız. Saygı, güvenlik, aile, para veya statü gibi unsurlar, insanların kararlarını etkileyen temel motivasyon kaynaklarıdır&quot; diye açıkladı.Poumpouras, iletişimde başarılı olmak için karşıdaki kişinin ihtiyaçlarını ön planda tutmanın önemini vurguladı. 
&quot;İhtiyacım var” yerine, “Bu kişinin ihtiyacı ne?” diye sorulması gerektiğinin altını çizdi.Aktif Dinleme ve Beden Dili ÖnemliEski ajan, birini gerçekten tanımak ve motive etmek için dinlemenin yanı sıra, beden dilini gözlemlemenin de kritik olduğunu ifade etti:
&quot;İletişimimizin büyük bir kısmını bedenlerimiz aracılığıyla yapıyoruz, kelimelerle değil,&quot; dedi.Poumpouras, 12 yıllık Gizli Servis tecrübesinden edindiği en önemli dersi de paylaştı: &quot;Birisi size ‘Bana güvenin, ne yaptığımı biliyorum’ diyorsa, bu genellikle yapmanız gereken son şeydir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EzwxAdgyYESXysVENlyNZw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Gizli, servis, ajanından, iletişim, sırları:, Kontrolü, nasıl, ele, alırsınız</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aile hekimleri neden iş bıraktı? Aile hekimleri grevi ne zaman bitecek?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimleri-neden-is-birakti-aile-hekimleri-grevi-ne-zaman-bitecek</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimleri-neden-is-birakti-aile-hekimleri-grevi-ne-zaman-bitecek</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Aile Hekimliği Yönetmeliğinin ardından aile hekimliği çalışanları, kasım ayı başında Türkiye genelinde 3 gün iş bırakma eylemi gerçekleştirmişti. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) yeniden iş bırkma eylemi gerçekleştireceklerini duyurdu. Peki, aile hekimleri neden iş bıraktı? Aile hekimleri grevi ne zaman bitecek?Aile hekimliği çalışanları, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan performansa dayalı yeni &quot;Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği&quot; nedeniyle kasım ayı başında Türkiye genelinde 3 gün iş bırakma eylemi gerçekleştirmişti. Aile hekimliği çalışanları, bir kez daha iş bırakma kararı aldı. Türk Tabipleri Birliği (TTB), aile hekimlerinin ülke genelinde 2-6 Aralık 2024 tarihleri arasında 5 gün iş bırakacağını duyurdu.   TTB’den yapılan açıklamada &quot; Meslek onurumuz ve halkın sağlığı için; 2-6 Aralık 2024 tarihlerinde 5 gün iş bırakacağımızı Sağlık Bakanlığı&#039;na ve kamuoyuna duyuruyoruz.&quot; İfadeleri kullanıldı.   AİLE HEKİMLERİ NE ZAMAN İŞ BAŞI YAPACAK?  Aile hekimlerinin iş bırakma grevi, 6 Kasım Cuma günü sona erecek. Bu nedenle hekimlerin 9 Aralık Pazartesi günü iş başı yapması bekleniyor.AİLE HEKİMLERİ NEDEN GREVDE?  İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde toplayan sağlık çalışanları Aile Hekimleri Yönetmeliği&#039;ndeki performansa dayalı yeni sistemin geri çekilmesini istedi.  Greve giden aile hekimlerinin talepleri arasında sağlıkta şiddetin önüne geçilmesi de yer alıyor. Hekimler yönetmeliğin sağlığın ticarileşmesine yol açabileceğine dikkat çekiyor.  Aile hekimlerinin eylemi 6 Aralık&#039;a kadar devam edecek. Süreç boyunca hekimler her gün farklı bir noktada protesto düzenleyecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pe5dJ6lN3UiIqGXYg7rULA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 10:23:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aile, hekimleri, neden, iş, bıraktı, Aile, hekimleri, grevi, zaman, bitecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücutta B12&amp;apos;nin azaldığının işaretiymiş: B12 deposunu doldurmak için sofranızdan eksik etmeyin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucutta-b12nin-azaldiginin-isaretiymis-b12-deposunu-doldurmak-icin-sofranizdan-eksik-etmeyin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucutta-b12nin-azaldiginin-isaretiymis-b12-deposunu-doldurmak-icin-sofranizdan-eksik-etmeyin</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini eksikliği yaygın görüür, ancak son derece tedavi edilebilir ve önlenebilirdir. B12 eksikliğinden şüpheleniyorsanız eksiklikten şüpheleniyorsanız, doğru bir teşhis ve kişiye özel tedavi planı için doktorunuza danışın. Uzun vadeli sağlık komplikasyonlarını önlemek için erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Peki, B12 eksikliği neden görülür?B12 vitamini, kan hücrelerimizin, sinirlerimizin ve enerji seviyelerimizin sağlığını korumak için önemli olan hayati bir besindir. Ancak, dünya çapında çok sayıda bireyin bu önemli vitaminden yoksun olduğunu fark ettiniz mi?2023 tarihli bir çalışmada, ergenlik çağındaki erkek çocuklarının yaklaşık üçte birinin B12 eksikliği olması muhtemeldir. Tedavi edilmezse bu eksiklikten yorgunluk, sinir sorunları ve hatta büyük sağlık sorunları ortaya çıkabilir. İşte B12 vitamini eksikliğinin başlıca nedenleri ve en iyi çözümler.Herkese uyan tek bir cevap yoktur çünkü B12 vitamini eksikliği çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir:1. DİYET SEÇİMLERİVejetaryen veya vegan diyet uygulayan kişilerde B12 eksikliği gelişme olasılığı daha yüksektir çünkü bu vitamin öncelikle et, yumurta ve süt ürünleri gibi hayvansal gıdalarda bulunur. 2024 yılında yayınlanan bir araştırma, veganların %50&#039;sinin düşük B12 seviyelerine sahip olabileceğini vurgulamaktadır.Mideniz veya bağırsaklarınız düzgün çalışmıyorsa vücudunuz B12 vitaminini emmekte zorluk çekebilir. Yaygın nedenler arasında gastrit, Crohn hastalığı ve çölyak hastalığı gibi hastalıklar bulunur. B12 emilimi, gastrik bypass gibi mide prosedürleriyle bile azaltılabilir.Yaşlandıkça midemiz, yiyeceklerden B12 vitamini çıkarmak için gereken daha az asit üretir. Bu nedenle, Ulusal Sağlık Enstitüleri&#039;nin (NIH) belirttiği gibi, yaşlı yetişkinler eksikliğe daha yatkındır.Diyabet için metformin ve asit reflü için proton pompası inhibitörleri (PPI&#039;ler) gibi bazı ilaçlar B12 emilimini engelleyebilir.Pernisiyöz anemi, vücudun B12 vitamini emmek için ihtiyaç duyduğu hücrelere saldırdığı bir otoimmün durumdur. Bu, tedavi edilmezse ciddi eksikliğe yol açar.B12 vitamini eksikliği belirtileri yavaş yavaş ortaya çıkabilir ve bunları görmezden gelmek kolaydır. Tipik belirtiler arasında şunlar bulunur:Sürekli güçsüzlük veya bitkinlik.Ellerde ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma.Odaklanma yetersizliği veya hafıza sorunları.Sarılık veya soluk cilt.Ağrılı veya şişmiş dil.
Bunlardan herhangi biri tanıdık geliyorsa, B12 seviyenizi kontrol etmek için kan testi yaptırmanız önemlidir.İyi haber şu ki B12 vitamini eksikliği tedavi edilebilir, İşte seviyelerinizi artırmanın en etkili yolları:1. DOĞRU BESLENME Eksikliğiniz varsa, diyetinize B12 açısından zengin yiyecekler eklemek büyük bir fark yaratabilir. Şunları ekleyin:
- Et (tavuk).- Balık- Yumurta ve süt ürünleri (süt, peynir ve lor).Vejetaryenler için güçlendirilmiş tahıllar, bitki bazlı sütler veya besleyici maya iyi seçeneklerdir.Karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar inanılmaz derecede besin açısından yoğun ve özellikle B12 Vitamini açısından yüksektir. Örneğin, kuzu karaciğeri porsiyon başına günlük değerin %3000&#039;inden fazlasını sağlar. Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan bir araştırma, sakatat tüketmenin, özellikle eksiklikleri olan kişiler için B12 alımını artırmak için etkili bir strateji olabileceğini öne sürüyor.Hafif eksiklikler için, reçetesiz satılan B12 vitamini takviyeleri genellikle yeterlidir. Tabletler, dil altı damlaları veya spreyler arasında seçim yapın. Bunlar özellikle bitki bazlı bir diyet uygulayan kişiler için faydalıdır.3. ENJEKSİYONLARŞiddetli vakalarda veya emilim sorunları olan kişilerde, doktorlar B12 enjeksiyonları reçete edebilir. Bunlar, vitamini sindirim sistemini atlayarak doğrudan kan dolaşımınıza iletir.Eksikliğiniz, pernisiyöz anemi veya sindirim bozukluğu gibi bir sağlık sorunuyla bağlantılıysa, temel nedeni tedavi etmek esastır. Bu sorunları ele almak için doktorunuzla yakın bir şekilde çalışın.B12 EKSİKLİĞİNİ ÖNLEMEÖnlem her zaman tedaviden daha iyidir. İşte B12 eksikliğinin önüne geçmenin yolu:Yaş, beslenme veya tıbbi geçmiş nedeniyle risk altındaysanız, düzenli B12 testi yaptırmayı düşünün.
Et yemeseniz bile, sağlıklı seviyeleri korumak için güçlendirilmiş gıdalar veya takviyeler tercih edin.Besin emilimini etkileyen bir rahatsızlığınız varsa, önleyici tedbirler hakkında sağlık uzmanınızla görüşün.B12 vitamini eksikliği kendi kendine düzelmez ve görmezden gelinirse uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir. Erken müdahale beyninizi, sinirlerinizi ve genel sağlığınızı koruyabilir. Bu nedenle, semptomlar yaşıyorsanız veya yüksek risk grubundaysanız, tıbbi yardım almaktan çekinmeyin.İster diyet değişiklikleri, takviyeler veya tıbbi tedaviler olsun-B12 vitamini seviyenizi kolayca geri kazanabilir ve kendinizi daha sağlıklı ve enerjik hissedebilirsiniz! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/znGXU3BR_kGnPtTTbrps3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Dec 2024 08:54:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücutta, B12nin, azaldığının, işaretiymiş:, B12, deposunu, doldurmak, için, sofranızdan, eksik, etmeyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşürüp, hormonları dengeliyor: Sabahları çay yerine bunu tüketeceksiniz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kolesterolu-dusurup-hormonlari-dengeliyor-sabahlari-cay-yerine-bunu-tuketeceksiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kolesterolu-dusurup-hormonlari-dengeliyor-sabahlari-cay-yerine-bunu-tuketeceksiniz</guid>
<description><![CDATA[ Sabahlarınıza kolesterolü düşürdüğü, sindirime yardımcı olduğu ve kilo yönetimini desteklediği bilinen besin açısından zengin tohumlardan yapılan çemen otu çayı ile başlayın. Bu faydalı çay, cilt sağlığını iyileştirmek için antioksidanlar içerir, kan şekerini dengeler, detoksifikasyonu teşvik eder ve anında enerji sağlar. Hazırlanması kolaydır ve özellikle kadınları hormonları dengeleyerek destekleyebilir. İşte çemen otu çayının bilinmeyen faydaları.Sabahlarınız günün önemli bir parçasıdır; ne tükettiğiniz ve enerjinizi nasıl yönlendirdiğiniz inanılmaz derecede önemlidir. Çemen otu çayı, çemen otu bitkisinin besin açısından zengin tohumlarından yapılır; farklı aromaları ve çeşitli sağlık yararları ile bilinir.International Journal of Vitamin and Nutritional Research&#039;te yayınlanan bir araştırmaya göre, çemen otu tohumları kolesterolü düşürmeye ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu tohumlarla yapılan çemen otu çayı, sindirime yardımcı olur, kilo yönetimini destekler ve detoksifikasyonu teşvik eder. Bu sadece bir çay değil; günlük sağlık dozunuzdur.Çemen otu çayı yapmak kolaydır ve birçok sağlık faydası vardır. Malzemeler

1 tatlı kaşığı çemen otu tohumu
1 su bardağı su
Lezzet için bal veya limon ekleyin.

Yapılışı

Çemen otu tohumlarını hazırlayın: Çemen otu tohumlarını hafifçe ezin; bu adım besinlerini ve lezzetini serbest bırakır.
Bir tencerede suyu ısıtın.Ezilmiş çemen otu tohumlarını kaynar suya ekleyin.
5 ila 10 dakika kısık ateşte pişirin.
Çayı bir fincana süzün.
Lezzet katmak için limon veya bal ekleyin.Çemen otu çayının sabahlarınıza başlamak için mükemmel bir yol olmasının 5 nedeni şunlardır:Çemen otu çayı kilo vermek için harika bir seçimdir. İştahınızı azaltmaya ve çayın geri kalanında kendinizi tok hissetmenizi sağlayarak isteklerinizi azaltmaya yardımcı olur. Yağ yakımını destekler ve metabolizmanızı hızlandırarak kilo hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir.Çemen otu çayı, sağlıklı cilt için iyi olan antioksidanlar içerdiğinden cilt sağlığınızı iyileştirebilir. Akneyi azaltmaya, cilt renginizi iyileştirmeye ve cilt yaşlanmasını geciktirmeye yardımcı olabilir. Çemen otu çayı cilt sağlığınız için faydalıdır.Çemen otu çayı, bağırsak sağlığınızı ve sindiriminizi iyileştirmeye yardımcı olur ve şişkinlik, asitlik ve kabızlık gibi sorunları hafifletir.Çemen otu çayı faydaları ve kan şekeri seviyelerini düzenleme yeteneği ile bilinir. Kan dolaşımındaki şeker emilimini yavaşlatabilen lif içerir. Sabit bir glikoz seviyesini korumaya ve diyabet veya insülini yönetmeye yardımcı olabilir. Fitoterapi araştırmasında yayınlanan bir çalışmaya göre, çemen otu çayı insülininizi iyileştirebilir ve kan şekeri seviyenizi düşürebilir.Trigliserit seviyelerini düşürmede etkili olan çemen kalp hastalıkları riskini azaltarak kolesterol seviyesini düşürebilir.Çemen otu çayı toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir. Antioksidan özellikleri karaciğer sağlığını destekler ve iç vücudunuzun genel detoksifikasyonuna yardımcı olur.HORMONAL DENGEÇemen otu çayı kadınlar için çok faydalı olabilir. Hormonları dengelemeye yardımcı olan ve adet rahatsızlığından kurtulmanızı sağlayan fitoöstrojen içerir.Çemen otu çayı, kafein etkisi olmadan anında enerji verir. Doğal olarak enerji seviyenizi artırır ve sabahları size güç verir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ApAHu0hosE6BIYZELF1_xQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Dec 2024 08:54:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşürüp, hormonları, dengeliyor:, Sabahları, çay, yerine, bunu, tüketeceksiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına içince kronik iltihabı azaltıyor: Doğanın en güçlü antibakteriyel ilacı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-icince-kronik-iltihabi-azaltiyor-doganin-en-guclu-antibakteriyel-ilaci</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ac-karnina-icince-kronik-iltihabi-azaltiyor-doganin-en-guclu-antibakteriyel-ilaci</guid>
<description><![CDATA[ Zencefil ve zerdeçal suları, özellikle kış aylarında gripten korunmak için faydalıdır.  Bu güçlü besinler, hastalıkları ve eklem ağrılarını azaltabilir, cildi temizleyebilir, kronik iltihabı azaltabilir, bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve kan basıncını ve kolesterolü düşürerek kalp sağlığını iyileştirebilir. Peki, aç karnına zencefil ya da zerdeçal suyu tüketince ne olur?Gripten korunmak için birçok insan zararlı bakterilerle savaşmalarına yardımcı olmak adına vitamin açısından zengin yemeklere ve süper besinlere yöneliyor.Zencefil ve zerdeçal suları faydaları, özellikle grip mevsiminde bağışıklığı güçlendirmenin çok ötesine geçer. Bu güçlü kökler antioksidan ve iltihap önleyici özellikleriyle iyi bilinir. İşte her sabah zencefil zerdeçal suyu tüketmenin bazı faydaları.Zencefil ve zerdeçalı birleştirmek (parçalarını çiğneyerek veya suyunu çıkararak) hastalıkları iyileştirmek ve rahatsızlığı azaltmak için popüler bir ev tedavisidir. İki besin güçlü antibakteriyel özelliklerle donatılmıştır.Hem zerdeçal hem de zencefil cilt için harika koruyucu bileşiklerdir. Özellikle zerdeçal ile birleştirildiğinde, zencefildeki antioksidanlar kanser ve kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir.
Zerdeçalın antioksidan gücü önemli ölçüde daha fazladır. Bununla birlikte, zencefil ve zerdeçalın antioksidan bakımından en yüksek olan ve cildi içeriden arındırabilen yiyecekler arasında olduğu düşünülmektedir.Zencefil ve zerdeçal iğnelerini düzenli olarak almak, kalp hastalığı ve artrit dahil olmak üzere birçok hastalıkla bağlantılı olan kronik iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.Bu besinleri günlük rutininize dahil etmek, iltihabı azaltarak genel sağlığınıza güçlü ve doğal bir destek sağlayabilir.Zencefil ve zerdeçalda bulunan antioksidanlar, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve vücudu oksidatif stresten korumaya yardımcı olur. Sabahın erken saatlerinde zencefil-zerdeçal içeceği içmek bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye ve enfeksiyonlara karşı daha dirençli olmanıza yardımcı olabilir.Bu iki besin beyninizi ve kaslarınızı korumanın yanı sıra kalbinizin sağlığını korumaya da yardımcı olabilir. 2019&#039;da Phytotherapy Research&#039;te yayınlanan bir meta-analiz, zencefilin kan basıncını düşürdüğünü gösterdi.Pharmacological Research&#039;te yayınlanan 2019 tarihli bir incelemeye göre, zerdeçal uzun süre tüketildiğinde kan basıncını da düşürebilir. Ayrıca, Chemico-Biological Interactions&#039;ta yayınlanan 2019 tarihli bir meta-analize göre, zerdeçal ve zencefil kolesterolü düşürebilir.Sabahları zencefil suyu kabızlığı gidermeye yardımcı olabilir
Metabolizmanızı hızlandırmak için sabah çayınıza rendelenmiş zencefil ekleyin
Çorbanıza da zencefil ekleyebilirsiniz
Kan sulandırıcı kullanıyorsanız, kanama riskini artırabileceğinden zencefilden kaçının. Asitliğe, mide ekşimesine ve ishale neden olabileceğinden günlük olarak 6 gramdan fazla zencefil yemeyin. 

Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ja4dElYGyky1ARxk9dlbMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Dec 2024 08:54:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, içince, kronik, iltihabı, azaltıyor:, Doğanın, güçlü, antibakteriyel, ilacı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın sofranızdan eksik etmeyin: 1 lokması enfeksiyona iyi geliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kisin-sofranizdan-eksik-etmeyin-1-lokmasi-enfeksiyona-iyi-geliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kisin-sofranizdan-eksik-etmeyin-1-lokmasi-enfeksiyona-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kış aylarında bağışıklık sisteminin sebze ve meyvelerle desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle de hastalıklardan korunmak için bazı besinlerin tüketimini artırmanız gerekiyor. Bu besinler antioksidan ve bolca vitamin içererek kanser gibi ciddi hastalıkların oluşmasının riskini de azaltıyor.Hastalıklardan korunma ve güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli ve yeterli beslenme büyük önem taşıyor.Bu nedenle özellikle kış aylarında bağışıklığı güçlü tutmak için bazı besinlere sofranızda yer açmanız gerekiyor.Bu gıdalar, antioksidan, bağışıklık güçlendirici, kansere, mikroplara, enflamasyona ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu özellik gösteriyor.Kırmızı pancar, içeriğindeki nitrik oksit sayesinde kan damarlarını genişletir ve kan akışını düzenler. Bu özellik, yüksek tansiyonu düşürerek kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. Antosiyanin ve betanin gibi güçlü antioksidanlar içeren kırmızı pancar, vücuttaki serbest radikalleri etkisiz hale getirerek kanser riskini azaltabilir. Özellikle kolon ve mide kanserine karşı koruyucu etkileri dikkat çekiyor.Demir açısından zengin olan pancar, anemiye karşı etkili bir doğal destekçi. Düzenli tüketimi, kan hücrelerinin sağlıklı bir şekilde yenilenmesine katkı sağlıyor. Kırmızı pancar, beyin sağlığını olumlu etkileyen betalainler ve nitrik oksit sayesinde zihinsel performansı artırır. Özellikle yaşlı bireylerde Alzheimer gibi hastalıklara karşı koruyucu olduğu belirtiliyor.Turp içerdiği antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. C vitamini de içeren turp, DNA hasarının önlenmesi için de önemli bir kök sebzedir. Hücrelerin yapısı üzerine olumlu etki gösterir ve kansere, virüs ve bakterilere karşı koruyucu etki gösterir.Özellikle gribal enfeksiyonlar gibi bağışıklığın desteklenmesi gereken durumlarda bağışıklığınızı desteklemek için turpu farklı şekillerde üzerine limon sıkarak, bal ile tatlandırarak da tüketebilirsiniz.Diyet listelerininde vazgeçilmez besinleri arasında yer ala brokoli, kansere karşı mücadelede etkili olan sebzelerden biri. Brokoli lif, A,C ve K vitamini, polifenoller, potasyum, folat, demir gibi mineraller içermektedir. 2013 yılında yapılan bir çalışmada brokolinin; domates, havuç, üzüm ve patlıcandan daha yüksek fitokimyasal içerdiği tespit edilmiştir.
Brokolinin kansere karşı da koruyucu etkisi bulunmaktadır. Yüksek oranda C vitamini içerir. Ancak gıdalardan en iyi verimi almak için depolama, hazırlama ve pişirme yöntemlerine dikkat edilmelidir. Yüksek sıcaklıkta C vitamini kaybı olmaktadırKış aylarında genellikle tüketimi artan bal, bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğe sahip. Bal, bağışıklık sistemini güçlendiren, antimikrobiyal, kansere karşı koruyucu özellik taşıyor.Bal öksürüğe iyi gelen, balgam söktürücü, boğaz ağrısı semptomlarının azalmasına yardımcı olan, içerdiği enzimler sayesinde sindirimi kolay, prebiyotik içeren, yaraların iyileşmesine yardımcı olan pek çok hastalığa karşı koruyan ve tedaviye katkı sağlayan fonksiyonel bir gıdadır. Bal içerdiği B grubu kompleks vitaminler ve C vitamini ile bağışıklığınızı desteklerBalkabağı çekirdeği protein, beta karoten, tokoferol ve PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri), E vitamini ve fenolik bileşikler bakımından zengin bir besin. Fosfor, magnezyum, demir, çinko, potasyum, manganez mineralleri de içinde barındırır. 100 gr bal kabağı çekirdeği yaklaşık; 6 gr lif ve 30 gr protein içermektedir. Lif içeriği sayesinde bağırsaklarınıza dost gıdalardan biridir. Antioksidan, inflamasyonlara karşı koruyucu, hiperglisemi kontrolüne yardımcı, inflamasyonlara, kansere ve prostat hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i9y3OdYnWk-2EbZ6UL-HTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Dec 2024 08:54:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, sofranızdan, eksik, etmeyin:, lokması, enfeksiyona, iyi, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Metabolizma hızını artırıp, hazımsızlık ve şişkinliği yok ediyor: Her evde bulunan bu malzeme yağlanmanın düşmanı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/metabolizma-hizini-artirip-hazimsizlik-ve-siskinligi-yok-ediyor-her-evde-bulunan-bu-malzeme-yaglanmanin-dusmani</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/metabolizma-hizini-artirip-hazimsizlik-ve-siskinligi-yok-ediyor-her-evde-bulunan-bu-malzeme-yaglanmanin-dusmani</guid>
<description><![CDATA[ Metabolizmanızı hızlandırmak ve daha kolay yağ yakmak istiyorsanız yaşam tarzınızda bazı değişimler yapmanız gerekebilir. Sadece evde bulunan malzemelerle hazırlayacağınız içeceklerle metabolizma hızınızı artırabilir ve vücudunuzdaki şişkinlikten kurtulabilirsiniz. Peki, metabolizma hızlandırıcı içecekler nelerdir?Metabolizma, vücudumuzun temel yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için harcadığı enerjiyi ifade eder. Yani, nefes alırken, uyurken, hatta dinlenirken bile çalışan bir sistemdir.Metabolizmanın hızlı çalışması, daha fazla kalori yakılması anlamına gelir. Bu durum, kilo kontrolünden enerji seviyelerine kadar birçok alanda etkili olabilir.Peki, metabolizmayı hızlandırmak mümkün mü? İşte evde bulunan malzemelerle hazırlayabileceğiniz metabolizma hızlandırıcı içecekler.Yeşil çay, yağ yakımını ve metabolizmayı artırabilen kateşinler gibi antioksidanlar ve bileşikler içerir.
Eski araştırmalar, bu bileşiklerin metabolizmayı hızlandırabileceğini göstermektedir. Birkaç damla limon eklemek vücudu detoksifiye edecek ve ayrıca sindirime yardımcı olacak bir C vitamini desteği sağlayacaktır.Ezilmiş rezene tohumlarından hazırlanan çay yüzyıllardır kullanılmaktadır. Biraz meyan kökü tadında olan ve ferahlatıcı bir kokuya sahip olan güçlü kokulu çayın birçok sağlık faydası vardır. Rezene tohumları antibakteriyel, anti-inflamatuar ve ağrı kesici özellikleriyle bilinir. Bu, özellikle mide rahatsızlığınız veya kabızlığınız varsa sindirimi destekler. Ayrıca metabolizmanızı hızlandıracak ve şişkinliği azaltacaktır.Katılacağınız bir sürü toplantı ve etkinlikle, tatil sezonu biraz yorucu olabilir ve susuzluk yaygın bir sorundur.
Yeterli miktarda su içmenin yanı sıra salatalık-nane özlü su da içebilirsiniz. Bu içecek hem su verir hem de detoks etkisi yaratır.
Salatalık %95 oranında sudan oluşur ve bu da onu zengin bir yemekten sonra su ihtiyacını gidermek için mükemmel bir seçim yapar. Ayrıca fazla sodyumun atılmasına yardımcı olarak şişkinliği ve su tutulmasını azaltır.
Öte yandan nane mideyi rahatlatmaya ve sindirime yardımcı olur.Zencefil ve limon metabolizmayı hızlandıran iki güçlü bileşendir.
Zencefil, kalori yakımını artırabilen ve yağ metabolizmasını hızlandırabilen gingerol adı verilen bileşikler içerir. Ayrıca sindirim sistemini rahatlattığı ve şişkinliği giderdiği bilinmektedir.
Limonla birleştirildiğinde zencefil daha da güçlü bir detoks etkisi yaratır. Limondaki yüksek C vitamini içeriği toksinlerin atılmasına yardımcı olur, su alımını destekler ve sindirime yardımcı olur.Bu basit ama güçlü karışım, ağır bir yemekten sonra içmek için mükemmeldir.
Tarçın ve bal içeceği metabolizmanızı hızlandırabilir, sindirime yardımcı olabilir ve kilonuzu yönetmenize yardımcı olabilir.
Tarçın antioksidanlarla doludur ve termojenik özelliklere sahiptir, bu da vücudunuzun iç sıcaklığını artırabileceği ve dolayısıyla metabolizma hızınızı artırabileceği anlamına gelir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sdSujcJ9LkWcqFY2DOdbuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 01 Dec 2024 08:54:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Metabolizma, hızını, artırıp, hazımsızlık, şişkinliği, yok, ediyor:, Her, evde, bulunan, malzeme, yağlanmanın, düşmanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Verilen kilolar neden hızlı geri alınır? Kimse bunu bilmiyordu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/verilen-kilolar-neden-hizli-geri-alinir-kimse-bunu-bilmiyordu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/verilen-kilolar-neden-hizli-geri-alinir-kimse-bunu-bilmiyordu</guid>
<description><![CDATA[ Kilo verme yolculuğu sadece bir tartıdaki sayıları azaltmakla ilgili değildir; biyolojik engelleri aşmakla ilgilidir. Yağ hücreleri bu süreçte merkezi bir rol oynar ve kilo korumayı karmaşık bir zorluk haline getirir. Ancak, sürekli çaba ve destekle, kilo alma döngüsünden kurtulurken daha sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bunu korumak mümkündür.Kilo vermek birçok kişi için zorlu bir yolculuk ve asla unutulmayacak bir serüven olabilir. İlerleme yavaşladığında veya durakladığında hayal kırıklığı eşlik eder. Peki bu neden olur? Araştırmalar, yağ hücrelerinin ve onların benzersiz &quot;hafızasının&quot; cevabı barındırabileceğini öne sürüyor. İşte yağ hücrelerinin ne olduğu ve kilo kaybına olan etkileri.Yağ hücreleri, adipositler olarak da bilinir, yağ formunda enerji depolamak için çok gereklidir. Kilo aldığımızda, bu hücreler ya daha fazla yağ depolamak için genişler ya da sayıları çoğalır. Vücuttaki diğer bazı hücrelerin aksine, yağ hücreleri kilo verdiğimizde basitçe ortadan kaybolmaz. Bunun yerine, boyut olarak küçülürler ve eğer kilo alırsak tekrar yağ depolamaya hazırdırlar.Yağ hücrelerinin bu kalıcılığı, önemli kilo kaybından sonra bile vücudumuzun hızla yağ depolama kapasitesini koruduğu anlamına gelir. Bu, kilo kaybını sürdürmenin başlangıçta kilo vermekten daha zor olmasının nedenlerinden biridir.&quot;Nature&quot; dergisinde yayınlanan yakın tarihli bir çalışma, yağ hücrelerinin obezitenin bir &#039;hafızasını&#039; taşıdığını göstermiştir. Bu hafıza, DNA dizisini değiştirmeden genlerin davranış biçimini değiştiren bir dizi kimyasal belirteç olan epigenomdaki değişikliklerle bağlantılıdır.Bu belirteçler yağ hücrelerini şu şekilde etkileyebilir:Vücuttaki iltihabı artırmak.Fibrotik (yara benzeri) doku geliştirmek, normal işlevini azaltmak.Bu değişmiş gen aktivitesi, bariatrik cerrahi gibi ani kilo kaybından sonra bile mutlaka obezite öncesi bir duruma geri dönmez. Yağ hücreleri esasen obez bir durumda olduklarını hatırlarlar, bu da onları şeker ve yağı emmede daha verimli hale getirebilir ve vücut yüksek yağlı bir diyetle karşılaştığında boyutlarını geri kazanmalarını hızlandırabilir.Yağ hücrelerindeki epigenetik değişiklikler, önemli kilo kaybından sonra kilo alımının neden genellikle daha hızlı gerçekleştiğini açıklamaya yardımcı olur. Obeziteyi &quot;hatırlayan&quot; yağ hücreleri:Aşırı besinlere daha duyarlıdır.Normal işlevlerinde daha az verimlidir, bu da vücudun metabolizmasını bozabilir.Kilo kaybından sonra yağ hücreleri küçüldüğünde hormonal değişiklikler meydana gelir. Örneğin, açlığı düzenleyen bir hormon olan leptin seviyeleri düşer ve daha aç hissetmemize neden olur. Bu hormonal dengesizlik, yağ hücrelerinin kalıcı hafızasıyla birleşince kilo alımını destekleyen biyolojik bir ortam yaratır.Bilim insanları, yağ hücrelerinin &quot;hafızasının&quot; zamanla azalıp azalmayacağını hala araştırıyorlar. Güncel araştırmalar, bu değişikliklerin uzun süreli olduğunu, ancak epigenomun daha zayıf bir duruma uyum sağlayabileceği bir pencere olabileceğini öne sürüyor.Kilo kaybı başarılabilir bir şey olsa da, uzun vadeli çaba ve istikrarlı yaşam tarzı değişiklikleri gerektirir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJHVVq74tU--1FLq07VrNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Verilen, kilolar, neden, hızlı, geri, alınır, Kimse, bunu, bilmiyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Evliler mi daha sağlıklı, yoksa bekarlar mı? 20 yıllık araştırma sonuçlandı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/evliler-mi-daha-saglikli-yoksa-bekarlar-mi-20-yillik-arastirma-sonuclandi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/evliler-mi-daha-saglikli-yoksa-bekarlar-mi-20-yillik-arastirma-sonuclandi</guid>
<description><![CDATA[ Medeni durumunun sağlık üzerinde bir etkisi olabilir mi? Yapılan bir araştırmada ortaya çıkan sonuçla evlenen erkeklerin evlenmeyenlere göre daha geç yaşlandığı açıklandı.Birçok araştırma, evli bireylerin genel sağlık durumlarının bekârlara göre daha iyi olabileceğini öne sürüyor. Bunun nedeni, evlilikle birlikte gelen sosyal destek, daha düzenli bir yaşam tarzı ve duygusal refahın artması olabilir. Ancak bu durum her zaman her çift için geçerli olmayabilir; ilişkideki dinamikler de büyük önem taşır.International Social Work, dergisinde yakın zamanda yayımlanan araştırma, evlenmenin yaşlanma sürecini nasıl etkilediğini inceleyerek şaşırtıcı gerçekleri ortaya koydu.Uzmanlar, medeni durumlarının sağlıklarını nasıl etkilediğini anlamak için 20 yıllık bir süre boyunca 45 ila 85 yaş arasındaki yetişkinlerin sağlık ve refahını takip ettiler; her katılımcının &quot;başarılı&quot; bir şekilde yaşlanıp yaşlanmadığını belirlemek için bir dizi belirteç incelediler.Karar verilirken fiziksel sağlık, ruhsal sağlık, sosyal iyilik hali ve yaşa bağlı öz algı gibi unsurlar göz önünde bulunduruldu.Genel olarak, çalışma evli erkeklerin hiç evlenmemiş akranlarından daha başarılı bir şekilde yaşlandığını gösterdi. Ancak bu yalnızca evli kalırlarsa geçerliydi; ayrılık, boşanma ve eşin ölümü olumsuz bir etkiye sahipti. Hem erkek hem de kadın için, evliliğin istikrarı daha etkilidir.Birçok çalışma, evli olmanın insanların sağlığını iyileştirdiğini göstermiştir; ancak bu, insanların medeni durumlarındaki değişiklikleri kapsamlı bir şekilde ele alan ilk çalışmalardan biridir.Global Epidemiology dergisinde yayımlanan son verilere göre, evlilik kadınlarda ölüm oranlarını üçte bir oranında azaltıyor.Nature Human Behavior dergisinde yayınlanan bir diğer yeni araştırma, dünya genelinde bekarların, evli akranlarına kıyasla ruhsal sağlık sorunları yaşama riskinin daha yüksek olduğunu buldu.Araştırmacılar, evli olmayan kişilerin evli olanlara göre depresyona girme ihtimalinin %79 daha fazla olduğunu buldu.Aynı derecede endişe verici olan ise boşanmış kişilerin mutlu bir evlilikleri olan çiftlere kıyasla depresyona girme olasılığının %99 daha fazla olmasıdır.Evliler duygusal destek sunabilen bir eşe sahip olduklarında stresle daha kolay başa çıkabilirler. Azalan stres seviyeleri bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve kalp hastalıkları riskini azaltabilir. Özellikle sağlıklı bir iletişim kurabilen çiftlerde bu etkiler daha belirgin olabilir.Eşler birbirlerinin sağlık davranışlarını etkileyebilir. Örneğin, düzenli yemek saatleri, daha dengeli bir diyet ve egzersiz alışkanlıkları gibi. Bunun yanında, eşlerden birinin sağlık kontrollerine önem vermesi, diğerini de teşvik edebilir.Mutlu bir evlilik, bireylerin depresyon ve anksiyete gibi sorunlarla daha az karşılaşmasına yardımcı olabilir. Paylaşılan sevgi ve güven duyguları, kişinin ruhsal sağlığını olumlu yönde etkiler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/znu0HH-CAECJG-VsI7dTDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Evliler, daha, sağlıklı, yoksa, bekarlar, mı, yıllık, araştırma, sonuçlandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;kalp krizi habercisi olabilir&amp;quot; diyerek uyardı: Bacaklardaki bu belirtiye dikkat!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kalp-krizi-habercisi-olabilir-diyerek-uyardi-bacaklardaki-bu-belirtiye-dikkat</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-kalp-krizi-habercisi-olabilir-diyerek-uyardi-bacaklardaki-bu-belirtiye-dikkat</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alır. Kalp hastalıkları genellikle sinsi ilerler ve belirtilerini anlayabilmek zordur. Ancak uzman doktor kalp krizi işareti olabilecek bir belirtiyi açıkladı. Bacaklarınızda oluşan bu durum kalp krizi veya felç gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir.alp krizi, dünyada ve ülkemizde en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Bu ciddi sağlık sorununu önlemek için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmeniz ve düzenli kontrollerinizi yaptırmanız önemlidir.Kalp krizi ani oluşan bir durum. Ancak bazı belirtilerle öncesinden sinyalini veriyor olabilir.Bacaklarınızdaki parlak, tüysüz ve gergin bir deri, kalp krizi veya felç gibi ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir.Superdrug’tan Dr. Babak Ashrafi, bu tür değişimlerin genellikle kötü kan dolaşımıyla ilişkili olduğunu ve özellikle periferik arter hastalığı (PAD) gibi durumları işaret edebileceğini belirtti. Ayrıca uzman isim bu durumun kalp krizi habercisi olabileceğini de belirtti.Dr. Ashrafi’ye göre, bacaklarda parlak deri, vücutta yağ birikiminin arterleri tıkaması sonucu kan akışının azalmasından kaynaklanabilir. Bu durum, yeterince oksijen ve besin alamayan deri hücrelerinin parlak, gergin ve ince bir görünüme bürünmesine yol açar. PAD, kalp krizi ve felç riskini artıran ciddi bir durumdur.Parlak bacak derisi, sıvı birikimi ya da derin ven trombozu gibi diğer dolaşım sorunlarını da işaret edebilir. Derin ven trombozu, genellikle bacaklarda veya uylukta derin bir damarda kan pıhtısı oluşmasıdır. Bu gibi durumlar erken teşhis edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.DAily Mail&#039;de yar alan habere göre; diyabet, yüksek tansiyon gibi kronik rahatsızlıklar ve sigara kullanımı, dolaşım sorunlarını ve buna bağlı parlak deri görünümünü tetikleyen faktörler arasındadır. Bu tür sağlık problemleri yaşayan bireylerin belirtileri dikkate alması önemlidir.Dr. Ashrafi, bu tür cilt değişikliklerinin her zaman tehlikeli bir durumu göstermeyebileceğini ancak sürekli tekrar eden bacak ağrısı, şişlik ya da ciltte kalıcı değişiklikler fark edilmesi halinde bir doktora başvurulması gerektiğini belirtti.5.3 milyon takipçisi olan NHS cerrahı Dr. Karan Raj da bu konuya dikkat çekti. Dr. Raj, bacak derisindeki parlaklığın, özellikle arterlerde plak birikimine bağlı kan dolaşımı sorunlarının erken işareti olabileceğini söyledi. Azalan kan akışının, dokuların zayıflamasına ve derinin incelip parlak hale gelmesine neden olduğunu açıkladı.Kan dolaşımı sorunlarını önlemek veya yönetmek için düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı bir beslenme planı benimsemek ve sigaradan uzak durmak önemlidir. Ayrıca, düzenli doktor kontrolleri ve belirtilerin erken fark edilmesi hayati önem taşır.Bacaklarınızdaki parlaklık veya başka değişiklikleri hafife almayın. Basit bir belirti gibi görünen bu durum, ciddi bir sağlık probleminin erken uyarısı olabilir. Erken teşhis ve doğru tedaviyle hayati riskler önlenebilir. Bu belirtileri görüyorsanız mutlaka bir doktora danışın.
Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uhBvb_jOMkyA-NYtGlRzLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, kalp, krizi, habercisi, olabilir, diyerek, uyardı:, Bacaklardaki, belirtiye, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın su içmeyi artırmanın yolu: Bu yöntemler zararlı toksinleri dışarı atıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kisin-su-icmeyi-artirmanin-yolu-bu-yoentemler-zararli-toksinleri-disari-atiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kisin-su-icmeyi-artirmanin-yolu-bu-yoentemler-zararli-toksinleri-disari-atiyor</guid>
<description><![CDATA[ Su vücudunuz için yaşam kaynağıdır. Sağlıklı olmak ve bağışıklığı güçlü tutmak için su tüketmeye ihtiyacınız var. Uzmanlar her gün 8-10 bardak su tüketilmesini öneriyor. Bu nedenle kış mevsiminde günlük su tüketimini artırmalısınız. İşte soğuk havalarda su alımını artırmanın yolları.Kışın her gün yeterli su içmek, genel sağlık için susuz kalmamak çok önemli olsa da bazen zorlayıcı olanilir.Vücut için uygun su tüketimi ve su alımı, kan şekeri düzenlemesi, metabolizma ve vücudun genel bakımı gibi birçok nedenden dolayı önemlidir.Diyabet veya diğer kalıcı hastalıkları olan kişiler her zaman yeterli su almalıdır. İnsanların su alımını artırmasına ve bunu uzun süreli bir alışkanlık haline getirmesine yardımcı olabilecek birçok yol vardır.Papatya, zencefil, nane, yeşil çay vb. gibi bitkisel çaylar vücudun su ihtiyacını karşılamanıza yardımcı olabilir. AYnı zamanda sindirimi iyileştirir ve dinginliği artırır. Ebegümeci veya karahindiba gibi birçok bitkisel çay seçeneği vücuttan zararlı toksinleri ve maddeleri uzaklaştırmaya da yardımcı olur. Bu nedenle, bitki çayları her zaman sade su içmeyi zor bulanlar için harika bir seçimdir.Diyetinize kavun, portakal, çilek, salatalık, kereviz, marul vb. gibi yüksek su içeriğine sahip yiyecekleri dahil etmeye çalışın. Sıvı alımını önemli ölçüde artırmaya yardımcı olabilirler. Su sağlamanın yanı sıra, çok besleyicidirler ve herhangi bir yiyecekle birlikte tüketildiğinde iyi giderler. Örneğin, karpuz sadece yüksek su içeriğine sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda kalp sağlığınız için faydalı olan likopen içerir.Diyetisyen Dr. Archana Batra&#039;ya göre, &quot;Su alımınızı artırmak için çok basit ama kusursuz bir ipucu, yemeklerinizden önce su yudumlamaktır. Bu ipucu, sıvı alımını bir alışkanlık haline getirmekle kalmaz, aynı zamanda kan şekerinin düzenlenmesini sağlar ve kilo kontrolüne de yardımcı olur. Yemeklerden önce su içmek, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar ve bu da aşırı yemeyi önler.&quot;Lif ve hidrasyon takviyeleri, hidrasyonda daha fazla artış isteyen kişiler için toz veya kapsül formunda gelir. Sindirimi, hidrasyonu ve genel sağlığı iyileştiren ek besinlerle birlikte elektrolitler ve lif, bu takviyelerde sıklıkla bulunur. Herhangi bir yeni takviye almadan önce, ihtiyaçlarınızı karşıladığından emin olmak için doktorunuzla görüştüğünüzden emin olun.Sade suya biraz tat katmak büyük bir etki yaratabilir! Suyunuza salatalık, portakal, misket limonu veya limon dilimleri eklenebilir. Serinletici bir değişiklik için bir tutam fesleğen veya birkaç nane yaprağı da kullanabilirsiniz. Bu doğal tatlar sayesinde gün boyunca su içmek daha eğlenceli ve keyifli hale gelir.Önerilen 8 bardağı tüketmek göz korkutucu geliyorsa yavaş başlayın. Her öğünden önce veya telefonunuza her baktığınızda su yudumlamayı kendinize görev edinin. Bu mütevazı, basit hedefleri belirleyerek, su içmek daha yapılabilir hale gelebilir ve sonunda bir alışkanlık haline gelebilir.Doğru ve eğlenceli bir şişe bazen tüm farkı yaratabilir. Sevdiğiniz bir şişe seçin ve gittiğiniz her yere yanınızda taşıyın. Düzenli aralıklarla içmeyi kendinize hatırlatmak için, saat başı işaretli bir şişe bile seçebilirsiniz. Susuz kalmamak için bir hatırlatıcı görevi görmesinin yanı sıra, ilginç veya şık bir şişe tüm deneyime kişilik ve keyif katabilir.Bu şekilde işleri değiştirmek eğlencelidir. Suyunuza dondurulmuş meyvelerden, turunçgillerden veya hatta bitkilerden buz küpleri koyun. Bu buz küpleri içeceğinize sadece bir tat artışı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda daha ilgi çekici bir görünüm de kazandırır. Bu kolay yaklaşımı kullanarak su alımınızı kolayca artırabilirsiniz.Alışkanlığı geliştirmek için teknolojiyi kullanınBu basit ipuçlarıyla su alımınızı kolayca ve yaratıcı bir şekilde iyileştirebilirsiniz. Bunları deneyin ve hidrasyon alışkanlıklarınızın nasıl değiştiğini görün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YcJbayZYvkqgNg6cUdhnag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, içmeyi, artırmanın, yolu:, yöntemler, zararlı, toksinleri, dışarı, atıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bakanlık açıklamaya devam ediyor: Çikolatada ilaç etken maddesi çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bakanlik-aciklamaya-devam-ediyor-cikolatada-ilac-etken-maddesi-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bakanlik-aciklamaya-devam-ediyor-cikolatada-ilac-etken-maddesi-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit ve hileli gıda ürünlerini açıklamaya devam ediyor. Et, zeytinyağı, baharat derken listeye çikolata da eklendi. Bazı firmaların ürünlerinin içinde ilaç etken maddeleri bulundu. (Haber: Canan Yıldırım Girgin Kamera: Sedat Kılıç) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eNWPx7cvmECp70OpVzmp8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bakanlık, açıklamaya, devam, ediyor:, Çikolatada, ilaç, etken, maddesi, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yan etkisi yok,24 saat etkili: 
Bilim insanlarından ağrı kesicileri çöpe attıracak yeni keşif!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yan-etkisi-yok24-saat-etkili-bilim-insanlarindan-agri-kesicileri-coepe-attiracak-yeni-kesif</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yan-etkisi-yok24-saat-etkili-bilim-insanlarindan-agri-kesicileri-coepe-attiracak-yeni-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Japonya’daki Kindai Üniversitesi&#039;nden bilim insanları, ağrı tedavisinde devrim yaratacak bir buluşa imza attı. Hücre adezyon molekülü 1’i (CADM1) hedef alan yeni bir antikor olan 3E1, uzun süreli ve yan etkisiz ağrı kesici etkisiyle dikkatleri üzerine çekiyor.Japon bilim insanları, yan etkisiz ve uzun süreli ağrı kesici etkisi sunan yeni bir antikor keşfetti.3E1 İisimli antikor, sinir hücrelerinin yüzeyindeki CADM1 proteinini hedef alarak sadece duyu sinirlerine etki ediyor. Bu sayede motor sinirler üzerinde olumsuz bir etki bırakmadan ağrı sinyallerini baskılıyor.Kindai Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Akihiko Ito ve Dr. Fuka Takeuchi liderliğinde yürütülen çalışma, bilim dergisi Life Sciences’da yayımlandı.Araştırma kapsamında, 3E1 antikoru farelerin derisine enjekte edildi. Antikorun yalnızca deri altındaki duyu sinirlerinde lokalize olduğu gözlemlendi.Kimyasal kaynaklı ağrı testlerinde, 3E1 uygulanan farelerde ağrı belirtilerinin, kontrol grubuna kıyasla belirgin şekilde azaldığı görüldü.
Üstelik bu etkiler, mevcut lokal anesteziklere kıyasla çok daha uzun sürerek 24 saate kadar devam etti.Araştırma ekibine göre, 3E1’in en büyük avantajı motor sinirler üzerinde olumsuz bir etki göstermemesi.
Deneylerde, antikorun felç ya da davranışsal bozukluklara yol açmadığı tespit edildi. Prof. Ito, “Bir enjeksiyonla sinirlerde biriken ve ağrı kesici etki sağlayan bu antikor, ‘antikor anestezikleri’ adıyla yeni bir tıp alanının kapılarını aralayabilir” dedi.Son yıllarda osteoartrit ve kronik ağrı tedavisinde kullanılan antikor bazlı ilaçlar, ciddi yan etkileri nedeniyle sınırlı başarı sağlıyordu. Ancak 3E1, toksik etkiler yaratmadan güvenli bir çözüm sunuyor.Araştırmacılar, antikorun insanlarda kullanımına yönelik daha uzun süreli versiyonları üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu yenilikçi tedavi, kronik ağrı ve diğer ağrı kaynaklı rahatsızlıklar için büyük bir umut vaat ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J8WIH7Mbx0mwVwTkHCjyDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yan, etkisi, yok, 24, saat, etkili:, Bilim, insanlarından, ağrı, kesicileri, çöpe, attıracak, yeni, keşif</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Etkisi 24 saat sürüyor ve yan etkisiz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-etkisi-24-saat-suruyor-ve-yan-etkisiz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-acikladi-etkisi-24-saat-suruyor-ve-yan-etkisiz</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları yeni bir keşif gerçekleştirdi. Yapılan çalışmalarda hücre adezyon molekülü 1’i (CADM1) hedef alan yeni bir antikor olan 3E1, yan etkisiz ve uzun süreli ağrı kesici etkisiyle dikkat çekiyor. Araştırma ekibi, bu antikorun ağrı sinyallerini ileten sinirlerin aktivitesini baskılayabileceğini ortaya koydu.Japonya’daki Kindai Üniversitesi&#039;nden bilim insanları, yaptıkları çalışmalarda yeni bir keşif ortaya çıkardı.TRTHaber&#039;de yer alan habere göre; Hücre adezyon molekülü 1’i (CADM1) hedef alan yeni bir antikor olan 3E1, yan etkisiz ve uzun süreli ağrı kesici etkisiyle dikkat çekiyor.3E1 antikoru, sinir hücrelerinin yüzeyinde bulunan CADM1 proteinini hedef alarak yalnızca duyu sinirlerine etki ediyor.Araştırma ekibi, bu antikorun ağrı sinyallerini ileten sinirlerin aktivitesini baskılayabileceğini ortaya koydu.Kindai Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Akihiko Ito ve Dr. Fuka Takeuchi liderliğindeki çalışma, sonuçlarını bilim dergisi Life Sciences’da yayımladı.Çalışma kapsamında 3E1 antikoru farelerin derisine enjekte edildi ve antikorun yalnızca deri altındaki duyu sinirlerinde lokalize olduğu gözlemlendi.Kimyasal kaynaklı ağrı testlerinde, 3E1 uygulanan farelerin ağrıya dair davranışlarının kontrol grubuna kıyasla belirgin şekilde azaldığı görüldü. Bu etkiler, mevcut lokal anesteziklerden çok daha uzun sürerek 24 saate kadar devam etti.Araştırma ekibine göre, 3E1’in en önemli avantajlarından biri motor sinirler üzerinde herhangi bir olumsuz etki göstermemesi.Farelerde yapılan deneylerde antikorun felç ya da davranışsal anormalliklere yol açmadığı, sadece ağrı algısını baskıladığı tespit edildi.Prof. Ito, “Bir enjeksiyonla sinirlerde biriken ve ağrı kesici etki sağlayan bir antikorun keşfi, ‘antikor anestezikleri’ adıyla yeni bir alanın kapılarını aralayabilir” diyerek çalışmanın önemini vurguladıSon yıllarda osteoartrit ve kronik ağrıyı tedavi etmek için geliştirilen antikor bazlı ilaçlar, ciddi yan etkiler nedeniyle sınırlı başarı sağladı. Ancak 3E1, motor sinirleri etkilemeden ve toksik etkiler yaratmadan güvenli bir alternatif sunuyor.Araştırmacılar, insanlarda kullanıma uygun hale getirilmesi için antikorun daha uzun süreli etkiler sunan versiyonları üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bu yeni tedavi yöntemi, kronik ağrı ve diğer ağrı kaynaklı durumlar için umut vaat ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dnYsQ4ghH0W3je2I6kFTwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Etkisi, saat, sürüyor, yan, etkisiz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Karaciğerdeki yağı söken doğal tarif</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doktor-acikladi-karacigerdeki-yagi-soeken-dogal-tarif</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doktor-acikladi-karacigerdeki-yagi-soeken-dogal-tarif</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer yağlanması en sık görülen sağlık sorunlarının başında geliyor. Çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan karaciğer yağlanmasını önlemek için doğal yöntemlerden destek alabilirsiniz. Evde bulunan sadece 4 malzemeyle hazırlayacağınız karşımla karaciğerdeki yağın dışarı atılmasını sağlayabilirsiniz.Karaciğerde fazladan yağ olması karaciğer yağlanması olarak bilinir. Karaciğer yağları olması gerektiği gibi parçalayamayınca hücrelerde yağ depolanır.Karaciğer yağlanması en sık görülen sağlık problemlerinden biridir ve pek çok nedene bağlı olarak gelişebilir.Karaciğer yağlanması nedenleri arasında yoğun alkol tüketimi, obezite, diyabet ve trigliserid seviyesinin yüksek olması yer alır. Karaciğer yağlanmasını önlemek istiyorsanız bazı sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarından yararlanmanız gerekir.Aşırı yorgunluk
Cilt ve göz akında sararma (sarılık)
İdrar renginde koyuluk
Cilt kaşıntısı
Karnın sağ üstünde ağrı
Bacaklarda ve karında şişlik (ödem)
İştah ve kilo kaybı
Mide bulantısı ve kusma
Vücudun kanama ve morarmaya yatkın hale gelmesi
Deride örümcek benzeri kan damarları oluşması
Karaciğerin büyümesi (hepatomegali)
Adet döngüsünde düzensizliklerYağlanma ileri boyutlara ulaştıysa ve karaciğere zarar vermeye başladıysa kan kusma, dışkının siyah renge dönüşmesi ve idrarda koyuluk ortaya çıkabilir.Dr. Eric Berg DC, karaciğer yağlanması önleyen ve karaciğerdeki yağı temizleyen bir doğal kürden bahsetti. Doktorun paylaşmış olduğu bu tarif, hem karaciğer yağlanmasına adeta şifa olacak hem de içerisindeki vitamin ve minerallerden dolayı genel sağlığı destekleyecek.Dr. Eric Berg DC, yüksek karaciğer yağ seviyesi kişilerin diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırabileceğini ifade etti.Doktor, önermiş olduğu bu doğal karışımı her gün düzenli olarak tüketmeniz gerektiğini ifade ediyor.Dr. Eric Berg DC, önermiş olduğu bu doğal içeceği evinizde pratik bir şekilde hazırlayabileceğinizi ifade etti.Malzemeler:

İki su bardağı lahana
Bir su bardağı yaban mersini
Bir su bardağı su
Bir su bardağı sade kefirDr. Berg, tüm malzemeleri doğal ve faydalı bir içecek hazırlamak için tüm malzemeleri blenderdan geçirmeniz gerektiğini söyledi.Doktorun ifadelerine göre bu karışım, yüksek lif, vitamin, mineral ve kükürt bileşiklerini içerdiği için karaciğer sağlığını destekleyerek karaciğer hastalığı riskini azaltabilir.Lahana gibi yeşillikler, karaciğer yağlanması ile mücadele eder. Aynı zamanda kanser gibi ciddi hastalıkların önlenmesi için de önemlidir.Lahana, sindirim sistemine yardımcı olan bir besindir. Aynı zamanda kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Yaban mersini, iltihabın karaciğer üzerindeki etkilerini azaltabilir.Genel sağlık için son derece faydalı olan su, atıkların vücuttan atılmasına yardımcı olur. Kefir ise, karaciğer çevresinde yağ birikimini azaltmaya yardımcı olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. Doğal yöntemleri denemeden önce bir uzmana danışmak gerektiğini unutmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d7vV-uH_q0W7p3jYScGByA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Karaciğerdeki, yağı, söken, doğal, tarif</media:keywords>
</item>

<item>
<title>50 yıl sonra bir ilk: Astımda &amp;quot;ezber bozan&amp;quot; yeni tedavi keşfedildi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/50-yil-sonra-bir-ilk-astimda-ezber-bozan-yeni-tedavi-kesfedildi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/50-yil-sonra-bir-ilk-astimda-ezber-bozan-yeni-tedavi-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Astım atakları için 50 yıldır uygulanan ilk yeni tedavi &quot;ezber bozan&quot; olarak tanımlanıyor. Yeni ilacın klinik denemesi, hastalığı şiddetli yaşayan kişilerde, yaşamı tehdit eden solunum güçlüklerinin tedavisinde, geleneksel yöntemlerden çok daha etkili olduğunu gösterdi.Astım tedavisindeki yeni gelişmenin umut verici olduğu belirtiliyor.
Astım atakları için 50 yıldır geliştirilen ilk yeni tedavi, doktorlar ve hastalar tarafından “ezber bozan” olarak nitelendirildi.
Doktorlar, yeni ilacın klinik denemesi yaptı. 
Buna göre hastalığın şiddetli bir formuna sahip kişilerde, yaşamı tehdit eden solunum güçlüklerinin tedavisinde geleneksel steroid tabletlerden çok daha etkili olduğunu gösterdi.Monoklonal antikor, özellikle eozinofilik astım olarak adlandırılan hastalığı olan kişilerin akciğerlerini istila ederek hava yollarının şişmesine ve kapanmasına neden olan beyaz kan hücrelerini hedef alıyor.
Bu astım türü, hastalığın tüm acil alevlenmelerinin yaklaşık yarısını oluşturuyor.
Aynı biyolojik mekanizma, kronik obstrüktif akciğer hastalığının (KOAH) tüm şiddetli alevlenmelerinin üçte birinin altında da yatıyor.
Ancak İngiltere&#039;de, King&#039;s College London&#039;daki araştırmacılar, atak sırasında akıllı ilaç enjeksiyonu yapılan astım veya KOAH hastalarının, dört hafta sonra hırıltılı solunum, nefes darlığı ve diğer semptomlardan muzdarip olma olasılıklarının daha düşük olduğunu tespit etti.The Lancet Respiratory Medicine dergisinde yayınlanan sonuçlara göre, yaşam kalitelerinde de belirgin bir iyileşme oldu.
Çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Mona Bafadhel, “Bu, astım ve KOAH hastaları için ezber bozan bir gelişme olabilir&quot; dedi.
Bafadhel, “Bu çalışmanın gelecekte alevlenmelerin tedavi edilme şeklini değiştireceğini ve nihayetinde dünya genelinde astım ve KOAH ile yaşayan bir milyardan fazla insanın sağlığını iyileştireceğini umuyoruz” diye ekledi.İngiltere&#039;de her gün ortalama dört astım ve 85 KOAH hastası hayatını kaybediyor.
Steroid tabletler onlarca yıldır alevlenmeler sırasında tedavinin temel dayanağı oldu ve akciğerlerdeki iltihaplanmayı azalttı.
Ancak her zaman işe yaramadıkları için hastaların tekrar tekrar ilaç kullanmaları gerekiyor, bu da hastaneye yeniden yatış ve bazen ölüm riskini beraberinde getiriyor.
Düzenli kullanım ayrıca diyabet ve kemik zayıflatan osteoporoz riskini de artırıyor.36 yaşındaki Sheraz Hussein&#039;de 13 yıl önce eozinofilik astım gelişti. Durumu kontrolden çıktı ve neredeyse her gün astım atakları geçirmeye başladı.
Ancak hastanede yapılan yeni ilacın iğnesi, hastalığının stabilize olmasına yardımcı oldu.
Sky News&#039;e verdiği demeçte yenilenen sağlığına ve canlılığına inanmakta güçlük çektiğini söyledi.
Hussein, şunları anlattı: “Hiçbir şeyin benim için işe yaramadığı, tüm hayatım boyunca nasıl hayatta kalacağım gibi kasvetli bir duruma giriyordum. Geçirdiğim alevlenmeler, göğüs enfeksiyonları, nefes darlığı... Ama ilaçtan bu yana inanılmaz bir dönüşüm yaşadım.”Yeni ilaç, eozinofilik astımı olan kişilerde semptomları yönetmek için daha düşük bir dozda kullanılabilir.
Ancak atak sırasında daha yüksek dozda enjeksiyonun daha iyi sonuçlara yol açtığı bulgusu önemli.
Asthma + Lung UK yardım kuruluşundan Dr. Samantha Walker, “Akciğer rahatsızlığı olan insanlar için harika bir haber&quot; dedi.
Walker, şunları ekledi: “Ancak bunun 50 yıldır ilk yeni tedavi olması dehşet verici ve akciğer sağlığı araştırmalarının ne kadar yetersiz finanse edildiğinin bir göstergesi.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g3hpZJxsr0yWHli5K4-dGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>yıl, sonra, bir, ilk:, Astımda, ezber, bozan, yeni, tedavi, keşfedildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Şifa diye zehir içmişiz: Mutfağın kapısından bile sokmayın</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sifa-diye-zehir-icmisiz-mutfagin-kapisindan-bile-sokmayin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sifa-diye-zehir-icmisiz-mutfagin-kapisindan-bile-sokmayin</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk havalarında etkisiyle kışın en çok tüketilen yiyeceklerin biri de çorba. Hem vücudu ısıtmanın hem de vitamin depolamanın en keyifli ve kolay yollarından biri çorba içmek. Ancak genellikle pişirmesi daha pratik olduğu için hazır çorbalar tercih ediliyor. Hazır çorbalar vücuda şifa değil, zehir oluyor. İşte hazır çorbaların vücutta yarattığı etki.Çorba, besleyici ve sağlıklı gıdalardan biri. Özellikle kış mevsimi geldiğinde şifalı diye bol bol çorba içiliyor. Ancak pratik ve kolay pişirme yöntemiyle sıklıkla tercih edilen hazır çorbalar, vücut için adeta zehir saçıyor.Hızlı yaşam temposunda mutfakta vakit kaybetmek istemeyenlerin kurtarıcısı olan hazır çorbalar, kolaylık sağlasa da içerikleriyle sağlığımızı tehdit ediyor. Uzmanlar, hazır çorbalarda sıkça kullanılan koruyucu maddeler, yapay aromalar ve yüksek sodyum miktarının uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.Hazır çorbaların zararları, içerdiği katkı maddeleri, yüksek sodyum oranı ve düşük besin değeri nedeniyle uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.Birçok kişi zaman kazanmak amacıyla hazır çorbaları tercih etse de, bu ürünlerin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri uzmanlar tarafından sıklıkla uyarı konusu edilmektedir. Ev yapımı çorbaların sunduğu doğal besin öğeleri, hazır çorbaların zararları ile kıyaslandığında çok daha sağlıklı bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.Hazır çorbalar, pratik olmalarıyla cazip görünse de genellikle zararlı katkı maddeleri içerir. Bunlardan biri, halk arasında &quot;Çin tuzu&quot; olarak bilinen monosodyum glutamat (MSG) olup, aşırı tüketimi bağımlılık yapabilir ve kalp hastalıkları riskini artırabilir.
Ayrıca, hazır çorbaların yüksek sodyum içeriği de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Fazla sodyum alımı, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve böbrek rahatsızlıkları gibi problemlerin tetiklenmesine neden olabilir.MSG içeren gıdalar, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açabilir ve sürekli tüketildiğinde kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu maddelerin düzenli alımı, vücudu gereksiz yere zorlayarak uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilir.Hazır çorbaların zararları arasında bir diğer önemli nokta, bu tür ürünlerin genellikle işlenmiş malzemelerle hazırlanması ve bunun da besin değerlerini düşürmesidir. Ev yapımı çorbalar, taze sebzeler ve doğal malzemelerle hazırlandığında daha fazla vitamin, mineral ve antioksidan içerir. 
Oysa hazır çorbalar, besleyicilik açısından neredeyse hiç faydalı öğe barındırmaz. Beslenme uzmanı Prof. Dr. Tim Spector, hazır çorbaların &quot;lezzetlendirilmiş sıcak su&quot;dan ibaret olduğunu ve ev yapımı çorbalarla kıyaslanamayacak kadar zayıf olduklarını belirtmektedir.Hazır çorbaların evde taze besinlerle yapılan çorbalar kadar lif ve besin öğesi içermemesi nedeniyle sürekli hazır çorba tüketen kişilerde vücut için önemli rol oynayan besin öğelerinin eksikliği meydana gelebilir.
İçeriğindeki sağlıksız yağlar ise kilo artışına sebep olabilir. Hazır çorbaların sık tüketimi ile metabolizma ve bağırsak florasında bozukluk oluşabilir ve kalp-damar rahatsızlıkları, kanser, metaboliksendrom gibi birçok hastalığa davetiye çıkarabilir.
Ayrıca kilo verme ve kilo kontrolü sağlama aşamasında da hazır çorbalar yerine evde yapılan özellikle sebze ve kurubaklagil içeriği yüksek lif açısından zengin çorbalar tercih edilmelidir. Ancak katkı ve koruyucu madde içermeyen hazır çorbalar bir alışkanlık olarak değil, çok nadir zor anlarda tüketilebilirler.Ev yapımı çorbalar, sebze ve bakliyat gibi doğal besinlerden zengin içerikleriyle vitamin ve mineral kaynağıdır. Ancak hazır çorbalar, işlenmiş yapıları nedeniyle bu değerlerden yoksun. Protein, lif ve vitamin miktarları oldukça düşük olan hazır çorbalar, vücudun ihtiyacını karşılamaktan uzak.Hazır çorbaların büyük bir kısmı, lezzet artırıcı olarak kullanılan aşırı miktarda tuz (sodyum) içeriyor. Uzmanlar, bu durumun özellikle tansiyon hastaları ve kalp rahatsızlığı olan bireyler için büyük risk taşıdığını belirtiyor. Yüksek tuz tüketimi, böbrek hastalıklarından osteoporoza kadar birçok sağlık problemine davetiye çıkarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_fnonOts6UqnS11ia79FsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Şifa, diye, zehir, içmişiz:, Mutfağın, kapısından, bile, sokmayın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>En sağlıklı kan grubuymuş: Bu kan grubuna hastalık uğramıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/en-saglikli-kan-grubuymus-bu-kan-grubuna-hastalik-ugramiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/en-saglikli-kan-grubuymus-bu-kan-grubuna-hastalik-ugramiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kan gruplarıyla ilgili pek çok araştırma yapılıyor. Bilim insanları, bazı kan gruplarının hastalıklara karşı daha dirençli olabileceğini söylüyor. Bu kan grubuna sahip olanlar viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı doğal bir avantaja sahip olduğu tespit edildi.Kan grubu , kan içerisinde bulunan antikor ve antijen maddeler ile ilgilidir. Kan grubu bu maddelerin miktarlarına göre kategorize edilmesidir ve A, B, AB ve 0 olmak üzere dört gruba ayrılmaktadır. Kan grubunun bilinmesi çoğu durumlarda yaşamı etkileyebilecek düzeyde önem taşır. Kan gruplarıyla ilgili de pek çok araştırma yapılıyor.Kan gruplarını belirleyen ana antijenler aşağıdaki gibidir:

A grubu: Kanda sadece A antijeni bulunur.
B grubu: Kanda sadece B antijeni bulunur.
AB grubu: Kanda hem A hem B antijeni bulunur.
0 grubu: Kanda A ve B olarak adlandırılan antijenlerin bulunmadığı grubu temsil eder.

Ayrıca kan gruplarını belirleyen bir diğer faktör ise kanda bulunan Rh antijenleri de bulunur.Bilim dünyası kan gruplarıyla ilgili araştırmalarını sürdürüyor. Yapılan araştırmalarda bazı kan gruplarının hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ortaya çıktı.Özellikle A, B, AB ve 0 kan gruplarını ayrı ayrı inceleyen bilim insanları, her grubun kendine özgü avantaj ve dezavantajlarını tespit etti.Örneğin, belirli kan gruplarına sahip bireylerin enfeksiyonlara karşı daha dayanıklı olduğu, bazılarının ise bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlarla daha az karşılaştığı ifade ediliyor.Kan grubunun yaşam süresi üzerindeki etkisi uzun bir zamandır bilim insanlarının ilgisini çeken bir konu haline geldi. Gerçekleştirilen son araştırmalar, kan gruplarının yaşam süresi üzerinde belirleyici bir faktör olabileceğini ortaya çıkardı.Gerçekleştirilen çalışmalarda, A, B, AB ve 0 kan grupları arasında yaşam süresi açısından belirgin farklılıklar olduğunu görüldü.0 pozitif kan grubunun en belirgin özelliği rh antijenine sahip, yani pozitif tüm kan gruplarına kan verebilmesidir. 0 Rh pozitif kan grubuna sahip bireylerin, viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı doğal bir avantaja sahip olduğu tespit edildi.Araştırmalara göre, bu kan grubuna sahip kişilerin bağışıklık sistemi, grip gibi yaygın hastalıklardan ciddi enfeksiyonlara kadar birçok tehdide karşı daha güçlü yanıt veriyor.Dahası, fiziksel ve zihinsel enerjilerinin yüksekliği, spor ve fiziksel aktivitelerde başarı oranlarını artırıyor.Peki bu avantaj, yaşam süresine nasıl yansıyor? Uzmanlar, 0 Rh pozitif bireylerin yaşam beklentisinin genel ortalamanın üzerinde olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nRTF4YR0m0GY9qz7nkjXow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>sağlıklı, kan, grubuymuş:, kan, grubuna, hastalık, uğramıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Zeytinyağının içine limon sıkınca neler olur? Aç karnına tüketince meğer böyle bir etkisi varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/zeytinyaginin-icine-limon-sikinca-neler-olur-ac-karnina-tuketince-meger-boeyle-bir-etkisi-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/zeytinyaginin-icine-limon-sikinca-neler-olur-ac-karnina-tuketince-meger-boeyle-bir-etkisi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Mutfakta en çok kullanılan iki besin zeytinyağı ve limon. Yemeklerde, salatalarda ya da birlikte tüketilen bu iki besin sağlık için pek çok fayda sağlıyor. Hem zeytinyağı hem de limon besleyici özelliğiyle vücutta inanılmaz etkiler bırakıyor. Peki, zeytinyağının içine limon sıkınca ne olur?Zeytinyağı ve limon antioksindan açısından zengin iki güçlü besin ve vücut sağlığı üzerinde çok güçlü etkilere sahip.Zeytinyağı ile limonun birleşimi, sadece mutfaklarda değil, sağlık alanında da sıkça gündeme gelen doğal bir karışım olarak öne çıkıyor. Peki, bu iki doğal ürün bir araya geldiğinde ne olur?Uzmanlar, zeytinyağına limon sıkıldığında elde edilen karışımın, sindirim sistemini desteklediğini ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor.Limonun içeriğindeki asidik yapı, zeytinyağının sağladığı faydalı yağ asitleriyle birleşerek metabolizmayı harekete geçirebiliyor. Ayrıca, bu karışımın karaciğer sağlığını destekleyici etkileri olduğu da iddia ediliyor.Kısaca, zeytinyağı ve limon, hem lezzetli bir sos hem de doğal bir şifa kaynağı olarak sofralarınızda yer alabilir. Ancak, sağlık açısından düzenli kullanım öncesinde bir uzmana danışmanız önemle tavsiye edilir. Peki, zeytinyağının içine limon sıkınca ne olur?Limonun içerdiği doğal asitler, zeytinyağının bağırsakları yumuşatan etkisiyle birleşerek kabızlık gibi sorunları hafifletmeye yardımcı oluyor.Sabahları aç karna tüketildiğinde enerji seviyesini artırabilir ve vücudu güne hazırlayabilir. Bu iki vitamin deposu karışım bağışıklığı güçlendirerek vücudu hastalıklara karşı da korur.Zeytinyağının sağlıklı yağ asitleri, limonun kan dolaşımını düzenleyici etkisiyle birleşerek kalp sağlığına katkıda bulunabilir. Zeytinyağı, kalp sağlığı için faydalı olan tekli doymamış yağ asitleri içerir. Limon ise kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilecek pektin ve C vitamini açısından zengindir.Zeytinyağı ve limon karışımı, saç ve cilt için doğal bir bakım ürünü olarak kullanılabilir. Zeytinyağı, saçları beslerken ve nemlendirirken, limon cildi temizler ve canlandırır.Zeytinyağı ve limon karışımı, kan basıncını düzenleyebilir. Zeytinyağı, kan damarlarını genişletebilir ve kan basıncını düşürebilirken, limon da potasyum içeriğiyle kan basıncını dengeleyebilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/smOiGM3nvU2WmpZtQAttAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Zeytinyağının, içine, limon, sıkınca, neler, olur, Aç, karnına, tüketince, meğer, böyle, bir, etkisi, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uyku sorunu yaşayanlar dikkat! Düzensiz uyku uyayanlarda yüzde 26 daha fazla görülüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uyku-sorunu-yasayanlar-dikkat-duzensiz-uyku-uyayanlarda-yuzde-26-daha-fazla-goeruluyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uyku-sorunu-yasayanlar-dikkat-duzensiz-uyku-uyayanlarda-yuzde-26-daha-fazla-goeruluyor</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, sadece kaliteli bir uyku almanın değil, aynı zamanda uyku alışkanlıklarının düzenli olmasının da kalp sağlığı üzerinde büyük bir etkisi olabileceğini ortaya koydu. Araştırma, uyku düzeni düzensiz olan bireylerin, yeterli uyku alsalar bile felç, kalp yetmezliği ve kalp krizi riskinin önemli ölçüde arttığını gösteriyor.Yeni bir araştırma, sadece iyi bir gece uykusu almanın değil, aynı zamanda ne zaman uyuduğunuzun da sağlığınız için iyi olduğunu öne sürüyor.İngiltere&#039;deki yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, düzenli yatma ve uyanma saatlerine uymayan kişilerin felç ve kalp krizi geçirme riski daha yüksek.Düzensiz uyku düzeni, insanların genel olarak yeterli uyku alıp almadıklarından bağımsız olarak, felç, kalp yetmezliği ve kalp krizi gibi rahatsızlıkların riskini dörtte birden fazla artırıyor.Uyku bozuklukları, atardamarlarda yağ birikmesine ve kan basıncı ile diğer kardiyovasküler fonksiyonların bağlantılı olduğu sirkadiyen ritmin bozulmasına yol açabilen iltihaplanmayı tetikleyebilir.Araştırmacılar, kalp krizi gibi büyük kalp rahatsızlığı öyküsü olmayan ve İngiltere Biyobankası çalışmasına katılan 40 ila 79 yaş aralığındaki 72 bin 269 kişinin verilerini inceledi.Katılımcıların uykularını kaydetmek için bir hafta boyunca bir aktivite takip cihazı taktılar ve ardından uzmanlar her kişi için bir Uyku Düzenliliği İndeksi (SRI) puanı hesapladı.İnsanlar sekiz yıl boyunca takip edildi ve bu süre zarfında araştırmacılar, kaç kişinin kalp krizi, felç ve kalp yetmezliği gibi rahatsızlıklar yaşadığını analiz etti.Kahve tüketimi ve egzersiz seviyesi gibi sonuçları etkileyebilecek unsurlar hesaba katıldığında bile, düzensiz uyuyanların felç, kalp yetmezliği veya kalp krizi geçirme olasılığının düzenli uyuyanlara göre yüzde 26 daha fazla olduğu görüldü.Epidemiology and Community Health Dergisi&#039;nde çevrimiçi olarak yayımlanan bulgulara göre, orta düzeyde düzensiz uyuyanların düzensiz uyuma olasılığı yüzde 8 daha fazla.Araştırmacılar ayrıca SRI puanının sürekli bir ölçüm olduğunu, insanların uyku düzenleri ne kadar düzensizse kalp krizi ve felç geçirme risklerinin de o kadar arttığını buldular.Genel olarak, 18-64 yaş aralığındakiler için önerilen uyku miktarı gecelik 7-9 saat, 65 yaş ve üzeri kişiler için ise 7-8 saattir.Çalışmada, düzenli uyuyanların daha büyük bir oranının (%61) düzensiz uyuyanlara (%48) kıyasla önerilen uyku kotasını karşıladığı bulundu.Ancak düzensiz uyuyan kişilerde bu durumun kalp sağlığı açısından bir farkı olmadı; bu kişilerde yeterli uyku alsalar bile felç ve kalp krizi geçirme riski aynı oranda yüksekti.Ottawa Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, &quot;Sonuçlarımız, uyku düzenliliğinin, önemli olumsuz kardiyovasküler olay riskini düzenlemede yeterli uyku süresinden daha önemli olabileceğini gösteriyor.&quot; dedi.British Heart Foundation&#039;ın kıdemli kalp hemşiresi Emily McGrath, &quot;Uykunun kalbe nasıl fayda sağladığı tam olarak belli değil ancak araştırmalar, bozulmuş uykunun CRP adı verilen bir proteinin yüksek seviyeleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C_11VcCMIku-w3FCTNDIiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uyku, sorunu, yaşayanlar, dikkat, Düzensiz, uyku, uyayanlarda, yüzde, daha, fazla, görülüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Şifa dağıtan çorba: 13 saatte pişiyor, vitamini ilik özünden geliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sifa-dagitan-corba-13-saatte-pisiyor-vitamini-ilik-oezunden-geliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sifa-dagitan-corba-13-saatte-pisiyor-vitamini-ilik-oezunden-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri&#039;de 13 saatte pişen ve kışın vatandaşlar tarafından çokça tercih edilen kelle paça şifa dağıtıyor.Kış aylarının gelmesiyle kelleye ve paça çorbasına olan ilgi arttı. Doğal ilik özünden yapılan suyuyla vatandaşlara şifa dağıtan paça çorbası, direnci artırarak, soğuktan koruyor.13 saat fırında kalan ve uzun uğraşlar sonucu kısık ateşte pişen vitamin deposu kelle de kış aylarının olmazsa olmazlarından olurken, vatandaşlarca çokça tercih ediliyor.Kelle paçanın ağır bir yemek olduğu için kışın çokça tercih edildiğini dile getiren kelle paça ustası Mustafa Hattat, “Kellelerimizi, kara kazanımızın içerisine atıyoruz. O sabaha kadar fırında pişiyor. Yaklaşık 12-13 saat kadar pişiyor. Kelleyi sipariş üzerine burada kırıyorum. Daha sonra müşterimize sunuyoruz.Ağır bir yemek olduğu için kışın daha çok tercih ediliyor. Şifa kaynağı bir yemek. Baştan aşağı şifa kaynağı. Her türlü hastalığa çözüm. Asıl maharet çorbanın suyunda. Çünkü suyunu ilik özünden yapıyoruz.Asıl vitamin de oradan geliyor. Etinde kendine özgü ayrı bir vitamini var ama suyu her derde şifa. Yarım kelleyi 190 TL&#039;den, tam kelleyi 380 TL&#039;den ve kelle paça çorbasını da 170 TL&#039;den satışa sunuyoruz” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DdyDXcgXAEyc9pSHE47EFg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Şifa, dağıtan, çorba:, saatte, pişiyor, vitamini, ilik, özünden, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kan yapıyor, demir değerini yükseltiyor: B1, B2, B6, B12 ne varsa onda</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kan-yapiyor-demir-degerini-yukseltiyor-b1-b2-b6-b12-ne-varsa-onda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kan-yapiyor-demir-degerini-yukseltiyor-b1-b2-b6-b12-ne-varsa-onda</guid>
<description><![CDATA[ Kansızlık olarak da bilinen anemi, ciddiye alınması gereken bir sağlık sorunudur.  Aşırı yorgunluk, el ve ayaklarda soğukluk, kan kaybına bağlı cildin soluklaşması, tırnakların kırılgan hale gelmesi ve nefes darlığı kansızlığın belirtileri arasında yer alır. Kansızlığı yani anemiyi önlemek için doğada bulunan bazı besinlerin tüketimini artırabilirsiniz. Bu kan yapıcı besinler sayesinde demir seviyenizi artırabilir ve anemiyle daha kolay mücadele edebilirsiniz.Dünya çapında yaygın bir sağlık sorunu olan anemi, düşük hemoglobin seviyelerinden kaynaklanır ve genellikle yorgunluk, saç dökülmesi, nefes darlığı ve iştahsızlık gibi zayıflatıcı semptomlara neden olur.Kırmızı kan hücrelerinde bulunan önemli bir proteine ​​bağlı demir olan hemoglobin, oksijeni hayati organlara taşımada önemli bir rol oynar.Hemoglobin seviyeleri düştüğünde, vücudun oksijen taşıma yeteneği azalır ve bu da çeşitli olumsuz etkilere yol açar.En yaygın tür olan demir eksikliği anemisi, vücudun hemoglobini yeterli şekilde üretecek yeterli demire sahip olmaması durumunda ortaya çıkar. Bu yetersizlik hemoglobin sentezini engeller, durumu kötüleştirir ve yorgunluk gibi semptomları yoğunlaştırır.
Anemiye yönelik naturopati, demir seviyelerini artırmayı ve genel sağlığı canlandırmayı amaçlayan bütünsel çözümler sunarak önemli bir rol oynar.PANCARPancarlar, demir, bakır, fosfor, magnezyum ve B1, B2, B6, B12 ve C vitaminleri de dahil olmak üzere bol miktarda temel besin maddesi içermesiyle ünlüdür. Bu besinler, kırmızı kan hücrelerinin üretimini uyarmada ve vücuttaki hemoglobin seviyelerini artırmada hayati bir rol oynar.Pancarın faydalarından yararlanmak için, yaklaşık bir su bardağı doğranmış pancarı pürüzsüz olana kadar karıştırın. Suyunu süzün ve demir emilimine yardımcı olan C vitamini içeriğini artırmak için bir çay kaşığı limon suyu ekleyin. Bu besleyici pancar suyunu sabah rutininize dahil etmek, gününüze ferahlatıcı ve demir açısından zengin bir destek sağlayabilir.Ispanak, özellikle kanda folik asit eksikliğinden kaynaklanan anemiye yönelik etkili bir çözümdür. Yetersiz hemoglobin üretimi kansızlığa yol açabilir, ancak ıspanağı diyetinize dahil etmek bu durumu hafifletmeye yardımcı olabilir.B12 vitamini, folik asit ve diğer temel besinler açısından zengin olan ıspanak, hemoglobin seviyelerini artırmak ve kansızlıkla mücadele etmek için doğal bir çözüm sunar. Ispanağı günlük öğünlerinizin düzenli bir parçası haline getirerek, faydalı etkilerini deneyimleyebilir ve genel sağlık ve refahınızı destekleyebilirsiniz.Moringa yaprakları, önemli miktarda demir, magnezyum ve A ve C vitaminleri içeren bir besin kaynağıdır.
Şaşırtıcı bir şekilde, tek bir moringa yaprağı porsiyonu ıspanaktan 28 mg daha fazla demir sağlar ve bu da onu hemoglobin seviyelerini artırmak ve kırmızı kan hücresi sayısını artırmak için mükemmel bir seçim haline getirir.
Moringa yapraklarını diyetinize dahil etmek için, 20-25 yaprağı incecik doğrayın ve bir çay kaşığı pekmez tozuyla karıştırın. Bu karışımı kahvaltıda tüketmek demir seviyenizi etkili bir şekilde iyileştirebilir ve genel sağlığınızı destekleyebilir.Siyah susam tohumları, kansızlıkla boğuşan bireyler için etkili bir çaredir. Kalsiyum, magnezyum ve demirle dolu olan bu küçük tohumlar, vücuttaki demir seviyelerini artırmada önemli bir rol oynar. Ek olarak, susam tohumları tüketmek demir emilimine yardımcı olur ve kansızlık için doğal bir çare olarak etkinliklerini daha da artırır. Faydalarından yararlanmak için tohumları bir gece yarım bardak suda bekletin ve ertesi sabah tüketin.Bakır kapları su depolamak ve içmek için kullanmak, demir seviyelerini artırmak ve vücuttaki temel mineralleri yenilemek de dahil olmak üzere çok sayıda sağlık yararı sağlayan köklü bir uygulamadır.
Bakır kaplarda depolanan su, oligodinamik etki adı verilen doğal bir sürece tabi tutulur ve burada bakır iyonları suya sızarak faydalı özellikler kazandırır. Ek olarak, bakır kaplardan su içmenin saç sağlığını iyileştirdiği ve saç dökülmesiyle mücadele ettiği bilinmektedir. Suyunuzu bakır kaplarda saklayın ve bu geleneksel çarenin canlandırıcı etkilerinin tadını çıkarın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wrlUt50zXk6zHtmnwWyr9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kan, yapıyor, demir, değerini, yükseltiyor:, B1, B2, B6, B12, varsa, onda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir zamanlar sadece zenginlerin muzdarip olduğu 10 ilginç hastalık</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bir-zamanlar-sadece-zenginlerin-muzdarip-oldugu-10-ilginc-hastalik</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bir-zamanlar-sadece-zenginlerin-muzdarip-oldugu-10-ilginc-hastalik</guid>
<description><![CDATA[ Tarihin belirli noktalarında zenginlerin daha düşük statülü sınıflardaki insanlardan farklı rahatsızlıklara sahip olduğu iddia eildi.  Bu hastalıklar eski Mısır&#039;a kadar uzanıyor ve günümüze kadar devam ediyor. Bazıları özdenetim sorunları ve aşırı şımartmanın sonucuyken, diğerleri kraliyet akraba evliliği veya trendler ve modadan kaynaklanıyor, ancak hepsi orantısız bir şekilde zenginleri etkiliyor.İlk hekimler bazı hastalıkları yoksulluk ve alt sınıflarla ilişkilendirmeye başladılar. Beslenme, genetik ve yaşam tarzındaki farklılıklar, belirli hastalıkların daha sık görülmesine katkıda bulunuyordu. Ortaçağ kasabaları temiz olmaktan uzaktı. Sokaklarda durgun su, hayvan dışkısı, tuvalet içerikleri, gömülmemiş ölüler ve çöpler bulunurken, hayvanlar ve balıklar orada kesilirdi. Kazlar ve domuzlar serbestçe dolaşırdı. Köpekler ve kediler sokaklarda çöp karıştırır ve hatta darağacından kesilen cesetleri bile yerlerdi. Bu nedenle hekimler, kalabalık şehirler, dengesiz beslenme ve korkulan &quot;miasmalar&quot; gibi birçok yaygın rahatsızlığın çevre koşullarından kaynaklandığına inanıyordu. Tüberküloz (TB) ve veba gibi yaygın felaketler hızla yayılırdı, ancak zengin elitler genellikle kırsal mülklerine çekilerek hastalık salgınlarından kaçardı. Hastalanırlarsa, genellikle kendilerini özel diyetler, ithal şaraplar, pahalı ilaçlar ve iyileştirici güçleri olduğuna inanılan kaplıcalara veya hamamlara giderek tedavi edebilirlerdi.Doktorlar, üst sınıfların belirli hastalıklara özellikle maruz kaldığına inanıyorlardı. Örneğin, İtalya&#039;nın güçlü Medici ailesinin birçok üyesi tüberkülozla mücadele ederken, Kral VIII. Henry bacaklarında iyileşmeyen ağrılı ve çirkin yaralardan muzdaripti. 1485-1551 yılları arasında İngiltere&#039;de, ani baş ağrıları, miyalji, ateş, aşırı terleme ve dispne ile karakterize edilen ve genellikle &quot;terleme hastalığı&quot; olarak adlandırılan bir hastalığın birkaç salgını vardı.GUTZengin, et ağırlıklı bir beslenme gut hastalığının gelişiminde önemli bir rol oynar , ancak tek başına bu hastalığa neden olmaz. Aşırı kilolu olmak ve çok fazla oturmak, yüksek tansiyon ve böbrek sorunları gibi karmaşık hastalıklar ve kurşun tüketimi (üst sınıfların gümüş eşya, içki kapları vb. için kullandığı) de buna katkıda bulunur. Birçok kişi gut hastalığının sıradan insanlar için çok pahalı bir beslenmeden kaynaklandığına inandığı için, eski Mısırlılardan beri &quot;zengin adam hastalığı&quot; olarak tanımlanmaya başlandı .Belirtileri: Eklem yerlerinde, özellikle ayak baş parmağında şişlik, rahatsızlık ve hassasiyet.Nedenleri: Gut, bir kişinin böbreklerinde ve eklemlerinde birikebilen ürat, ürik asit tuzlarının fazlalığından kaynaklanır. Yaşla birlikte ortaya çıkabilen bir artrit türüdür.İngilizler şekere bayılırdı . 1770&#039;e gelindiğinde, İngilizler 1710&#039;da tükettiklerinden beş kat daha fazla şeker tükettiler. Ancak, yetiştirmenin ve Yeni Dünya&#039;dan geri göndermenin yüksek maliyeti nedeniyle şeker hâlâ çoğunlukla üst sınıfa özgü pahalı bir metaydı.Belirtileri: Kendiliğinden oluşan ağrılar, dişlerde delikler ve kahverengi veya siyah lekelenmeler.Nedenleri: Aşırı şeker, florür eksikliği ve yetersiz diş fırçalama.Antik Mısır&#039;da, ördek, sığır eti, tuzlanmış balık ve peynir gibi daha zengin yiyeceklere düzenli erişimi olan tek kişiler üst sınıflardı ve bu da yüksek kolesterol seviyelerine neden oluyordu. Ayrıca, zenginler alt sınıflar arasında yaygın olan türden fiziksel işlerden kaçınabiliyorlardı.Belirtileri: Nefes darlığı, çarpıntı ve kalp olaylarının görülme olasılığının artması.Nedenleri: Obezite, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşam tarzı.Orta Çağ&#039;ın büyük bölümünde, kentli üst sınıflar kurşunla sırlanmış seramik tabaklardan ve bardaklardan yiyip içiyordu. Bu tür seramik işleri pahalıydı, bu nedenle yalnızca zenginlerle sınırlıydı .Belirtileri: Yüksek tansiyon, eklem ve kas ağrıları, ayrıca ruh hali bozuklukları.Nedenleri: Su boruları, tabak-çanak, çanak-çömlek ve topraktan kaynaklanan temas.Suçiçeği gibi çocuk felci de çocuklar küçük yaşta maruz kalırsa nispeten güvenlidir, ancak 20. yüzyılın başlarında modern sanitasyonun ortaya çıkması gelişmiş ülkelerde içme suyundaki çocuk felci virüsünün miktarını azalttı. Hastalığa daha ileri yaşlarda maruz kalan çocuklar daha zararlı etkiler yaşadı.Belirtileri: Ateş, kaslarda rahatsızlık ve ağrı, aşırı durumlarda kısmi felç.Nedenleri: Poliovirüs kişisel temas veya enfekte yiyecek/su yoluyla bulaşır.Kraliyet evlilikleri nedeniyle, Avrupa soylularının çoğu yakın akrabaydı ve hemofili aristokrasi arasında yayıldı. Hemofilinin Kraliçe Victoria&#039;da kendiliğinden oluşan bir mutasyonla ortaya çıkmış olması muhtemeldir. Hastalığı olmasa da, Hanover Hanedanı&#039;nın erkeklerinde çok daha sık görülen geni taşıyordu.Belirtileri: Aşırı kanama, derin veya büyük morluklar ve idrarda veya dışkıda kan.Nedenleri: Hemofili, kanda pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğinden kaynaklanır.Kral III . George&#039;un genetik porfiri rahatsızlığından etkilendiğine inanılıyor. Daha sonraki yaşamında, bir deli gömleği giymek ve kamusal yaşamdan em ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VDjHQMJEVUK0mDESBE4Qcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bir, zamanlar, sadece, zenginlerin, muzdarip, olduğu, ilginç, hastalık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi riskini azaltmak mümkün: Uzmanlara göre kalbi koruyan 8 etkili kural</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-riskini-azaltmak-mumkun-uzmanlara-goere-kalbi-koruyan-8-etkili-kural</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/kalp-krizi-riskini-azaltmak-mumkun-uzmanlara-goere-kalbi-koruyan-8-etkili-kural</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizleri artık ülke genelinde, özellikle genç nüfusta vakalar arttıkça daha ciddi bir endişe kaynağı haline geldi. Kalp krizi vakalarındaki artışın ana nedeni, hipertansiyon, diyabet, sigara kullanımı ve yüksek kolesterol seviyeleri gibi potansiyel risk faktörlerinin kitleler arasında yaygın olarak görülmesidir. Peki, kalp krizi riski nasıl azaltılır?Kalp krizlerinin neredeyse yüzde 50&#039;si 50 yaşından önce meydana geliyor ve bunların yüzde 25&#039;i 40 yaşına gelmeden meydana geliyor.Kardiyovasküler hastalıkların yaygınlığı da 45 yaş üstü bireyler arasında endişe verici derecede yüksek ve bu da kalp ile ilgili sorunlarının çok erken yaşlarda da görüldüğünü vurguluyor. Kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı olmak için uzmanların önerdiği 8 ipucu var.Çalışmalar, gibi hipertansiyonu durdurmaya yönelik diyet yaklaşımlarının, meyve ve sebzelerin daha fazla tüketilmesinin kan basıncını ve kolesterolü düşüreceği ve kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler hastalık riskini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir.Ayrıca, balık ve bazı kuruyemişlerde bulunan omega-3 yağ asitleri ile dolu bir diyet, tam tahıllar ve kan şekerini kontrol eden ve iltihabı azaltmaya katkıda bulunan yiyecekler önerilmektedir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün belirttiği gibi, düzenli egzersiz kalp sağlığını iyileştirmede vazgeçilmez bir rol oynar. Kardiyovasküler sağlığı korumak için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite ve 75 dakika yüksek yoğunlukta aktivite önermektedir.
Dahası, egzersiz kilo yönetimi için kullanılabilir ve bu da kalp hastalığı olasılığını azaltmada etkilidir. Kaygı azaltılabilir ve zihinsel sağlıkta iyileşmeler görülebilir, böylece genel sağlık iyileştirilebilir.Sigara salığıa zararlıdır ve tüm uzmanlarn ortak görüşüne göre sigara içmek kan damarlarına zarar verir, kan basıncını yükseltir ve kalp hastalığı riskini artırır. Sigarayı bırakmak kalbi birkaç hafta içinde iyileştirir ve zamanla kalp krizi riskini azaltır.Kronik stresin kalp hastalığıyla güçlü bir şekilde bağlantılı olduğu kanıtlanmıştır. &#039;The Lancet&#039;te yayınlanan bir çalışmada, stresle ilişkili beyin aktivitesi ile atardamar iltihabı arasındaki ilişki kardiyovasküler hastalığa giden bir yol olarak araştırılmıştır.
Ayrıca, kalp hastalığının güçlü bir şekilde belirlenmiş öncüllerinden biri olan hipertansiyon da dahil olmak üzere kronik stresin somatik belirtilerine neden olabilir.
Kronik stresle başa çıkmak ve kalp sağlığı üzerindeki etkisini en aza indirmek için uzmanlar egzersiz, meditasyon, yoga ve uygun iş-yaşam dengesi gibi stratejilerin kullanılmasını önermektedir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne (WHO) göre yüksek kan basıncı atardamarlara zarar verebilir ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Kan basıncının yönetimi ayrıca sağlıklı bir kiloyu korumak, alkol tüketimini sınırlamak, sodyum alımını azaltmak ve reçeteli ilaçları almak yoluyla yapılır.Obezite ve aşırı kilolu olmak kalp hastalığı riskini artırır. Uygun bir diyet ve egzersiz yapmak ideal kiloda olmanıza ve dolayısıyla kalp üzerindeki stresi azaltmanıza yardımcı olacaktır.Kronik alkol alımı hipertansiyon, kalp yetmezliği ve felç gibi çeşitli kardiyovasküler hastalıklara neden olabilir. DSÖ, insanların riskleri en aza indirmek için alkol tüketimlerini sınırlamaları gerektiğini önermektedir.
Erkekler için bu, haftada 14 standart içkiden daha azına karşılık gelirken, kadınlar için alkol alımlarını haftada 7 standart içkiden daha azıyla sınırlamaları önerilir.Ulusal Yaşlanma Enstitüsü&#039;ne göre, düzenli olarak izlenen kolesterol, kan basıncı ve kan şekeri seviyeleri, kalp hastalığı sorunlarını erken tespit etmede anahtar rol oynar.
Bu alanlardaki düzensizliklerin erken tespiti, kalp krizi riskini önemli ölçüde azaltan zamanında müdahaleleri mümkün kılabilir.
Bu proaktif yaklaşım, kalp hastalığı risk faktörlerini yönetmeye yardımcı olur ve hatta daha ciddi sağlık sonuçlarını önleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pu5IwPuackeZxoNzVzJUNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, riskini, azaltmak, mümkün:, Uzmanlara, göre, kalbi, koruyan, etkili, kural</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Düzenli yapmak ölüm riskini yüzde 50 azaltıyor!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmanlar-acikladi-duzenli-yapmak-oelum-riskini-yuzde-50-azaltiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmanlar-acikladi-duzenli-yapmak-oelum-riskini-yuzde-50-azaltiyor</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’de yapılan araştırma, günlük yürüyüşün kalp krizinden ölüm riskini yüzde 50 azalttığını ve yaşlanmayı geciktirdiğini gösterdi.İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma, düzenli yürüyüş yapmanın kalp krizinden ölüm riskini yüzde 50 oranında azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar, yürüyüşün kalp-damar sağlığını korumanın yanı sıra, yaşlanmayı geciktirdiğini ve genel yaşam süresini uzattığını belirtiyor.Araştırmaya göre düzenli egzersiz, obezite, kolon ve meme kanseri gibi bazı kanser türlerinin riskini de düşürüyor. Yürüyüş, sinir ve beyin sağlığını koruyarak unutkanlık, bunalım ve kemik erimesi gibi sorunların önüne geçiyor.Uzmanlar, yürüyüşün doğal bir antidepresan olduğunu ve zihinsel fonksiyonları güçlendirdiğini vurguluyor. Düzenli fiziksel aktivitenin, kemik yoğunluğunu koruyarak vücut yağını azalttığını ve kardiyovasküler sağlığı iyileştirdiğini ifade ediyorlar. Ayrıca, bilişsel işlevlerde ve ruh halinde önemli iyileşmeler gözlemlenebiliyor.Çalışma, sadece 6 ay düzenli egzersiz yapmanın, DNA onarımında faydalı değişiklikler sağladığını gösteriyor. Bu bulgular, egzersizin sağlığımız üzerindeki uzun vadeli etkilerini bir kez daha doğruluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Li1_38yvm0Cd2-nguxLOUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, Düzenli, yapmak, ölüm, riskini, yüzde, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağışıklık sisteminin süper kahramanı: Sabahları aç karnına yiyince etkisi artıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bagisiklik-sisteminin-super-kahramani-sabahlari-ac-karnina-yiyince-etkisi-artiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bagisiklik-sisteminin-super-kahramani-sabahlari-ac-karnina-yiyince-etkisi-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için meyve ve sebze tüketmeniz gerekiyor. Sabahın erken saatlerinde aç karnına biraz meyve yersek ekstra faydalı olabileceğini biliyor muydunuz? Aynı eski kahvaltı rutininden sıkıldıysanız, biraz değişiklik yapıp sizi biraz daha sağlıklı kılacak bazı meyveler yeme rutini oluşturabilirsiniz. İşte aç karnına sabah rutininize dahil ederseniz daha sağlıklı ve daha enerjik hissetmenize yardımcı olacak meyveler.Aç karnına meyve tüketmek faydalı mı? Sabah uyandığınızda güne enerjik başlamak için ne yediğiniz oldukça önemli.
Uzmanlar, aç karnına meyve tüketmenin vücudunuz üzerinde olumlu etkileri olabileceğini söylüyor. Meyveler, lif, vitamin ve doğal şeker bakımından zengin olduğu için güne sağlıklı bir başlangıç yapmanıza yardımcı olabilir.Sulu, canlı bir dilim karpuz, sizi içten dışa serinletir. Serinletici tadının ötesinde, karpuz nemlendirici bir meyvedir. Meyvenin %92&#039;si su olduğundan, uzun bir oruç gecesinden sonra vücut için son derece nemlendirici olabilir. Karpuz ayrıca kalbinizi ve cildinizi korumaya yardımcı olan güçlü bir antioksidan olan likopen açısından da zengindir.Sıvı ve elektrolitlerle dolu olan karpuz, susuzluğu gidermek için mükemmel bir sabah meyvesidir. Gününüze karpuzla başlamak, iyi su içmenizi sağlar ve önümüzdeki saatler için olumlu bir ton oluşturur.Birkaç kilo vermek mi istiyorsunuz? Papaya ile tanışın! Kalorisi düşük, lif oranı yüksek ve A, C ve E vitaminleriyle dolu olan papaya, aşırı kiloya karşı mücadelede müttefikinizdir. Papaya, papain ve kimopapain gibi enzimler açısından zengin tropikal bir meyvedir.Bu enzimler sindirimden ve kabızlığı önlemekten sorumludur. Sadece kilo vermeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda sindirim sisteminizi keyifli bir yolculuğa çıkarır, daha iyi sindirimi destekler ve kolesterol seviyelerini düşürür. Bu lezzetli meyveyle sabah rutininize tropikal bir lezzet katın.C vitamini ve manganezle dolu bu tropikal lezzet, bağışıklık sisteminiz için bir süper kahramandır. Ananas, aç olduğunuzda yiyebileceğiniz harika bir meyvedir. Bu besinler vücutta iyi emilir, bağışıklık sistemini ve kemikleri güçlendirmeye yardımcı olur.Meyve şişkinlik ve iltihabı da azaltır. Ananas sadece vücudunuzun savunma mekanizmalarını güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda kemik sağlığını destekler ve şişkinlik ve iltihapla savaşır.Günde bir elma doktoru uzak tutar  ve bunun iyi bir nedeni var! Pektinle dolu elmalar, sindirim dinamosudur. Sindirime yardımcı olur, açlık ataklarını kontrol eder ve beyin fonksiyonlarını ve genel sağlığı güçlendiren kuersetin gibi antioksidanlarla bir bonus ekler. İster dilimlenmiş, ister küp küp doğranmış veya çıtır çıtır atıştırmalık olarak tercih edin, elmalar sizin güvenilir sabah yardımcınızdır.Küçük ama güçlü kivi, vitaminler, mineraller ve enzimlerle dolu. Bu tüylü meyve bağışıklığınız, cilt sağlığınız ve sindiriminiz için harikalar yaratır. Meyve bağışıklığınızı ve cilt sağlığınızı iyileştirebilir. Ayrıca sindirime yardımcı olan bir enzim olan aktinidin içerir. Sabah rutininize kiviyi dahil etmek, vücudunuza besin açısından zengin bir deneyim yaşatır.Doğal tatlılıklarının ötesinde, muzlar elektrolitleri dengelemek ve kas fonksiyonunu desteklemek için gerekli olan zengin bir potasyum kaynağıdır.
Meyve çok miktarda karbonhidrat ve doğal şeker içerir. Ayrıca kalbiniz için iyi olan potasyum açısından da yüksektir.
Kolayca sindirilebilen muzlar, güne potasyum dolu bir notla başlamanızı sağlayarak hızlı ve kullanışlı bir sabah atıştırmalığıdır.Sizi tok tutacak bir meyve mi arıyorsunuz? Armutlar sizin için ideal çözümdür. Armutlar C ve K vitaminleri ile potasyum ve bakır açısından zengindir. Ayrıca armut meyvesi sağlığımız, özellikle böbreklerimiz, bağırsaklarımız ve kalbimiz için faydalıdır. Armutlar sindirimi destekler ve kalıcı bir tokluk hissi sağlar. Bunları sabah rutininize ekleyin ve günü fethetmeye hazır olun.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l3Qmi5Ra4EuoHCPhZ3euLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bağışıklık, sisteminin, süper, kahramanı:, Sabahları, aç, karnına, yiyince, etkisi, artıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Haşlanmış pirinç suyunu sakın dökmeyin: Bu etkisi hayrete düşürüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/haslanmis-pirinc-suyunu-sakin-doekmeyin-bu-etkisi-hayrete-dusuruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/haslanmis-pirinc-suyunu-sakin-doekmeyin-bu-etkisi-hayrete-dusuruyor</guid>
<description><![CDATA[ Pirinç her mutfakta bulunan vazgeçilmez gıdalardan biri. Pirinci yıkadığınızda ya da haşladığınızda elde ettiğiniz suyun pek çok faydası da bulunuyor.  Geleneksel ve doğal bakım yöntemlerine ilgi duyanlar için pirinç suyu adeta bir mucize kaynağı.Antik çağlardan günümüze, kadınlar hiçbir yan etkisi olmayan yüzde 100 doğal olduğu ünü kazanmış pirinç suyunun gücünden yararlanıyor. Peki, hiç haşlanmış pirinç suyunu kullanmayı denediniz mi? Aslında haşlanmış pirinç suyu daha faydalı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.Pirinç suyu genel olarak cildinizi ve saçınızı nemlendiren, onaran ve besleyen, genel olarak parlak bir fayda sağlayan güçlü bir besin karışımı içerir.Öte yandan haşlanmış pirinç suyu hasarlı cildi onaran ve yumuşak ve esnek tutan amino asitler açısından zengindir. B ve E vitaminleri içerir, cildi besler ve nemlendirir, elastikiyetini artırır ve serbest radikallerle savaşır.Haşlanmış pirinç suyu ayrıca cildimizin ve saçlarımızın dokusunu ve tonunu iyileştirirken, hücre yenilenmesini artırır ve yaşlanma sürecini yavaşlatır.Haşlanmış pirinç suyu hazırlamak basit bir işlemdir ve sadece birkaç adımda yapılabilir. Pirinç suyunu hazırlamanın iki popüler yöntemi var.Sadece yarım su bardağı çiğ pirinç alın ve iyice durulayın.
Su miktarını iki katına çıkarın ve pirinç piştikten sonra suyu bir kaseye süzün ve soğumaya bırakın.
Bunu bir hafta buzdolabında saklayın, ancak kullanmadan önce taze tutun.

ISLATMA YÖNTEMİ

Yarım su bardağı çiğ pirinç alın ve iyice durulayın, ardından iki su bardağı su ekleyin ve 30 dakika bekletin.
Pirinci süzün, suyu temiz bir kaba koyun ve pirinç suyunu taze olarak kullanmaya başlayın.

Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wA5k3Jrs1UGXt5MmBuDJDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Haşlanmış, pirinç, suyunu, sakın, dökmeyin:, etkisi, hayrete, düşürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzun süreli Covid&amp;apos;in tedavisi bulundu! Tek bir çözümü var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzun-sureli-covidin-tedavisi-bulundu-tek-bir-coezumu-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzun-sureli-covidin-tedavisi-bulundu-tek-bir-coezumu-var</guid>
<description><![CDATA[ Araştırmacılar, dünya çapında yaklaşık 400 milyon insanın uzun süreli Covid geçirdiğini söylüyor. Bu durum hastalar ve toplum üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Yeni bir çalışmaya göre, uzun süreli Covid semptomlarını başarıyla tedavi edebilecek tek bir tedavi var. İşte bilim insanlarının uzun süreli Covid&#039;den kurtulmak için önerdiği bazı tedavi yöntemleri...Yeni bir araştırma, uzun süreli Covid semptomlarını başarıyla tedavi edebilecek tek tedavi yönteminin bulunduğunu ortaya çıkardı.
Kanadalı bilim insanları, konuşma terapileri ile fiziksel ve ruhsal rehabilitasyonun virüse yakalanan kişilerde &quot;semptomları iyileştirdiğini&quot; buldu.ABD&#039;li yetkililer, virüse yakalanan her on kişiden birinin uzun süreli Covid geçirdiğini aktarıyor.
Semptomların ise uzun zamandır yorgunluktan nefes darlığına, kas ve eklem ağrılarına kadar geniş bir yelpazede olduğu düşünülüyordu.Araştırmacılar, bu rahatsızlığa sahip 3 bin 695 hastayı içeren 24 ayrı denemenin bulgularını değerlendirdi.
British Medical Journal&#039;da yayınlanan makaleye göre, uzun süreli Covid hastalarında bilişsel davranışçı terapi programının uygulanması iyileşmeyi hızlandırıyor.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), insan davranışını etkileyen düşüncelerin ve inançların nasıl değiştirilebileceği üzerine odaklanan bir terapi yöntemidir.Ayrıca bir ay süreyle haftada üç ila beş kez yapılan egzersizin fiziksel iyileşmeyi hızlandırdığı da bulundu.
Ancak hem bilişsel davranışçı terapinin hem de fiziksel ve ruhsal rehabilitasyonun &quot;zorlu bir süreç olabileceği&quot; belirtiliyor.Uzun Covid hastalarının yalnızca yüzde 7 ila yüzde 10&#039;unun uzun Covid geliştirdikten iki yıl sonra tamamen iyileştiği aktarıldı.
Uzun Covid, hastaların refahını ve benlik duygusunu, ayrıca çalışma, sosyalleşme, başkalarına bakma, ev işlerini yönetme ve toplum faaliyetlerine katılma yeteneklerini önemli ölçüde etkiliyor.Uzun Covid hastaları genellikle çalışma saatlerini azaltmak zorunda kalıyor ve dörtte biri çalışmaya devam etmek için iş dışındaki faaliyetlerini sınırlandırıyor.
Rapor, uzun Covid&#039;in tedavileri, teşhisleri, biyolojik mekanizmaları, ekonomik ve sosyal etkileri konusunda çok daha fazla araştırma yapılmasını talep ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xdc2vkHkH0CGPCN-dtyGbA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, süreli, Covidin, tedavisi, bulundu, Tek, bir, çözümü, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Duşta dökülen saçlar neyin belirtisi? Uzmanlar bunun artan yaygın bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği konusunda uyarıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dusta-doekulen-saclar-neyin-belirtisi-uzmanlar-bunun-artan-yaygin-bir-enfeksiyondan-kaynaklanabilecegi-konusunda-uyariyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dusta-doekulen-saclar-neyin-belirtisi-uzmanlar-bunun-artan-yaygin-bir-enfeksiyondan-kaynaklanabilecegi-konusunda-uyariyor</guid>
<description><![CDATA[ Duşta saç dökülmesi, birçok kişinin karşılaştığı yaygın bir durumdur ve genellikle saç döngüsünün doğal bir parçasıdır. Ancak, dökülmenin miktarı veya sıklığı arttığında altta yatan bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Peki, duşta dökülen saçlar neyin belirtisi? Uzmanlar bunun artan yaygın bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği konusunda uyarıyor...Dermatologlar, &quot;kirli&quot; berber dükkanlarındaki yetersiz dezenfekte edilmiş taraklar veya havlular yoluyla yayılabilen bir cilt mantarının kalıcı saç dökülmesine neden olabileceği konusunda uyardı.İngiltere&#039;deki berberlerin son zamanlarda müşterilerinin kafalarında hastalık belirtileri gördüklerini bildirmeleri üzerine, cilt temasıyla bulaşan saçkıran hastalığının vakalarında artış olduğu söyleniyor.Berberler, bu artışın, daha çok erkeğin, yanların kısa kesildiği ve üstte uzunluk bırakılan, &quot;ucuz, kirli, niteliksiz&quot; ve saçları kesmek için kirli aletler kullanan dükkanlarda popüler ten rengi saç kesimini tercih etmesinden kaynaklandığını düşünüyor.Mantar enfeksiyonunun yaygın belirtileri arasında kaşıntı, pullu halka şeklinde bir alan, beyaz ciltte kırmızıdan siyah ciltte kırmızımsı, kahverengi veya griye kadar değişen renkteki kabarıklıkların dağılması yer alır.Ancak şimdi uzmanlar enfeksiyonun daha az bilinen bir başka belirtisi konusunda uyarıyor: Kolayca kırılan ve kırılgan hale gelen enfekte saçların neden olduğu saç dökülmesi.Soruna karşı uyarıda bulunan dermatologlardan biri de Londra&#039;da bulunan Dr. Emma Amoafo .21.000 TikTok takipçisine , &quot;Bazen enfeksiyon, kerion tinea capitis adı verilen ağrılı, bataklık benzeri bir şişliğe dönüşebilir&quot; dedi . Dr. Emma Amoafo, takipçilerini tinea capitisin insan ve hayvanlar arasında bulaşabileceği konusunda uyardı ve şu tavsiyede bulundu: &quot;Eğer ev halkınızdan birinde tinea capitis teşhisi konulursa, temas ettiğiniz kişilerde de bu hastalığın olmadığından emin olun.&quot;Uzmanlar, saçkıran enfeksiyonu olan kişilerin saç fırçası, tarak, şapka, havlu ve yastık kılıflarını başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmaları konusunda uyarıyor.Mantarın saç fırçası ve aksesuarlarda yaşayabilmesi nedeniyle doktorlar, tekrar enfeksiyon oluşmaması için bu eşyaların temizlenmesini veya yenilerinin alınmasını, enfeksiyon temizlenene kadar kuaför veya berbere gidilmemesini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVN628ek50WPPm_y3o1T_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Duşta, dökülen, saçlar, neyin, belirtisi, Uzmanlar, bunun, artan, yaygın, bir, enfeksiyondan, kaynaklanabileceği, konusunda, uyarıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum ne işe yarar? Çok az bilinen 7 gerçek</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-ne-ise-yarar-cok-az-bilinen-7-gercek</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-ne-ise-yarar-cok-az-bilinen-7-gercek</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, enerji üretimi, protein sentezi ve DNA onarımı dahil olmak üzere 600&#039;den fazla enzimatik reaksiyon için hayati önem taşıyan temel bir mineraldir. Eksikliği kaygıya, ruh hali bozukluklarına, kalp sorunlarına ve migrene yol açabilir. İnsülin duyarlılığındaki rolü diyabet yönetimi için çok önemlidir. Yaygın eksiklik genellikle kötü beslenme ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarından kaynaklanır. Peki, magnezyum vücut için neden gereklidir?Temel bir mineral olan magnezyum, insan vücudundaki birçok işlev için çok önemlidir; ancak her zaman hafife alınıyor gibi görünüyor.
Çoğunuz magnezyumun kemik sağlığı ve kas fonksiyonu için çok önemli olduğunu biliyor olsanız da, bu güçlü besinle ilgili daha az bilinen ancak ilginç bazı gerçekler vardırMagnezyum, vücuttaki 600&#039;den fazla enzimatik reaksiyon için bir yardımcı faktör görevi görür ve enerji üretimi, protein sentezi, kas aktivitesi ve kelimenin tam anlamıyla sayısız başka süreçte yardımcı olur.
Gıdanın enerjiye dönüştürülmesi, amino asitlerden yeni proteinlerin oluşturulması ve DNA ve RNA&#039;nın sentezlenmesi ve onarılması için gereklidir. Magnezyum seviyeleri optimum seviyede değilse, tüm bu hayati biyokimyasal reaksiyonlar bozulabilir.Sinir sistemi üzerindeki yumuşatıcı etkisi, magnezyumun ruh halini doğal olarak düzenlemek için gerekli olmasının nedenidir. Artan kaygı, sinirlilik ve depresyonun hepsinin magnezyum minerali eksikliğinden kaynaklandığı gösterilmiştir. Beyindeki ruh haliyle ilgili bir nörotransmitter olan serotonin, magnezyum tarafından düzenlenir.Magnezyum, kaslar ve kemiklerle olan ilişkisiyle iyi bilinse de, kardiyovasküler sistemde de çok önemli bir rol oynar. Magnezyum, kalp kasının kasılmalarını kontrol ederek düzenli bir kalp atışı sağlar. Ayrıca, kan damarlarının genişlemesine neden olarak kan basıncını etkiler ve bu da hipertansiyonu önler. Eksikliğinde, hastalar kalp çarpıntısı, aritmi ve hatta kalp krizi geçirme riskinin daha yüksek olması gibi sorunlar yaşayabilirler.Magnezyumun başlıca işlevlerinden biri migreni önlemektir. Kronik migren hastalarının vücutlarında genellikle daha düşük bir magnezyum seviyesi bulunur. Migren sırasında kişinin iltihaplanma ve ağrı gibi semptomlar yaşamasına neden olan beyindeki belirli kimyasalları bloke edebilir.
Çalışmalar, magnezyum takviyelerinin migrenin şiddetini ve sıklığını azaltmaya yardımcı olduğu ve bu durumdan muzdarip olanlar için doğal bir çare sağladığı sonucuna varmıştır.Magnezyum, insülin duyarlılığı ve glikoz metabolizması için gereklidir. İnsan vücudunun kan şekerini sağlıklı bir dengede tutmaya yardımcı olmak için insülin kullanımını artırmasını sağlar. Düşük magnezyum seviyeleri genellikle tip 2 diyabetli hastaları karakterize eder. Çalışmalar, kişinin magnezyum alımını artırmanın insülin duyarlılığını artırma eğiliminde olduğunu ve diyabet geliştirme riskini azaltacağını ortaya koymuştur; bu nedenle, kan şekerinin düzenlenmesinde aracı bir rolü vardır.Magnezyum, sağlıklı bir insan vücudunu korumak için kritik öneme sahip olsa da, eksikliği şaşırtıcı derecede yaygındır. Birçok kişi diyet yoluyla yeterli magnezyum tüketmez. Bunun olası nedenlerinden bazıları modern çiftçilik, topraklardaki magnezyumun tükenmesi ve işlenmiş gıdaların aşırı tüketimidir. Çoğu zaman, magnezyum eksikliğinin bu belirtileri -kas krampları, yorgunluk, sinirlilik ve düzensiz kalp atışları fark edilmez.Çoğu insan magnezyumun sadece kas krampları ve uyku için olduğunu düşünüyor, ancak bundan çok daha fazlası var. Beyin sağlığı, sindirim, kalp fonksiyonu ve hatta kemik gücünde önemli bir rol oynuyor.1- Uyku ve Kas İyileşmesi İçin: Magnezyum Glisinat - Yüksek biyoyararlanım, rahatlama ve kas iyileşmesi için harika.2- Bilişsel İşlev İçin: Magnezyum L-Treonat - Hafızayı ve odaklanmayı desteklemek için kan-beyin bariyerini geçer. 3- Kalp Sağlığı İçin: Magnezyum Sitrat – Kasları gevşetmeye ve kalp fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olur.4- Sindirim İçin: Magnezyum Karbonat – Hazımsızlığa ve asit reflüsüne yardımcı olduğu bilinir.5- Kemik Sağlığı İçin: Magnezyum Malat – Enerjiyi artırmak ve kemik gücünü desteklemek için harikadır.6- Kan Basıncı İçin: Magnezyum Glisinat – Mideye naziktir ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur.7- Stres Azaltma İçin: Spirulina&#039;dan Magnezyum Genel besin desteği için mükemmel olan gıda bazlı bir form.8- Mide Ekşimesi ve Hazımsızlık İçin: Magnezyum Oksit – Genellikle hızlı sindirim rahatlaması için kullanılır.Magnezyum, özellikle kalsiyum ve D vitamini olmak üzere diğer besinlerin mevcudiyetinin ardından vücutta emilir. Yeterli magnezyum seviyesi olmadan yüksek kalsiyum seviyelerinin varlığı, emilimi düşürür.Bu mineralin vücuda alınması; böylece eksiklikler meydana gelir. D vitamini magnezyum emilimini destekler ve bu nedenle vücutta bu mineralin daha iyi kullanılmasını kolaylaştırır.
Bu etkileşim, diyetteki tüm besin gruplarını eşit oranlarda içermesi gereken elementlerin önemli etkileşimini gösterir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6MO7yIECT0W9CGBfNAKPUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, işe, yarar, Çok, bilinen, gerçek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Onkoloji uzmanının &amp;quot;kara listesi&amp;quot;: 13 farklı kanser riskini artırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/onkoloji-uzmaninin-kara-listesi-13-farkli-kanser-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/onkoloji-uzmaninin-kara-listesi-13-farkli-kanser-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıksız besinlerin tüketimi kanser riskini artırıyor. Öyle ki sağlıklı sandığınız bazı besinler bile aşırı tüketildiğinde zamanla kansere neden olabilir. Bu nedenle beslenme listenizi sağlıklı ve dengeli gıdalardan oluşturmanız önerilir. Peki, hangi besinler kanser riskini artırıyor?Kanser, vücudun herhangi bir bölgesindeki hücrelerin kontrolsüz şekilde büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Normal şartlarda hücreler, ihtiyaç duyulduğunda bölünür ve zarar gördüklerinde ölürler.Ancak kanserde, bu doğal süreç bozulur. Anormal hücreler hızla çoğalarak tümör adı verilen kitleleri oluşturabilir veya kan ve lenf yoluyla diğer organlara yayılabilir.Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, kanser küresel çapta ölümlerin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Ancak erken teşhis ve etkili tedavi yöntemleriyle birçok kanser türünde sağkalım oranları artabiliyor.Kanser riskini azaltmak için tütün ve alkol kullanımından kaçınmak, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve tarama programlarına katılmak önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle belirtilerin farkında olunması ve erken harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.Sağlıklı beslenme biçimi genel sağlığınız üzerinde de çok etkili. Tükettiğiniz her besin vücut sağlığınızı etkiler. Bu olumlu ya da olumsuz yönde olabilir. Özellikle sağlıksız gıdaların tüketimi bazı ciddi hastalıkların riskini artırabilir. Uzmanlara göre bu besinler kanseri tetikleyebiliyor.Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF) &#039;in yayınladığı verilerde en çok kanser vakası 100 binde yaklaşık 470 kişi ile Avustralya&#039;da, 438 ile Yeni Zelanda ile 374 ile de İrlanda takip etmektedir. Türkiye&#039;deki oran ise 100 binde 144 kişi olarak bildirilmiştir.Onkoloji alanında uzman Diyetisyen ve Beslenme Uzmanı Nichole Andrews, sağlıklı beslenmenin önemini vurgulayarak, kanser riskini artıran besinlerin listesini paylaştı.Sabahları en sık tüketilen içecekler arasında çay ve kahve yer alıyor. Özellikle kahve aç karnına tüketilen içeceklerden biri. Bir fincan kahve kanser riskinizi doğrudan artırmasa da Andrews, insanları ilave şekerlerin etkisini göz önünde bulundurmaya ve azaltmaya çağırdı, “Kahveyi seviyorum. Ancak şuruplarla harmanlanmış kahveler çok hızlı bir şekilde yüksek kalorili hale gelebilir. Bu içecekler kolayca 800 kaloriye ulaşabiliyor” dedi.Şekerli besinlerin sık tüketimi vücut için son derece sağlıksız. Özellikle de çay ve kahvenize küpler gibi yiyecek ve içeceklere tatlı şeyler eklemek uzak durmanız gereken bir alışkanlık.İşlenmiş gıdaların tüketimi kanser riskini artırıyor. İster salam, sucuk olsun ister önceden pişirilmiş etler, bunların tüketimi vücut için son derece sağlıksız. Bu etlerin saklanmasında kullanılan kimyasallar olan nitrat ve nitritler bağırsaktaki hücrelere zarar vererek kansere yol açabilecek değişikliklere neden olabiliyor.Her sofrada olan beyaz ekmek kanser riskini artıran gıdalar arasında. Andrew, “Ben esmer pirinç, kepekli makarna, esmer ekmek, kepekli ekmeği tercih ediyorum” dedi.Şekerli içecekler kilo alımına ve diyabete neden olabiliyor. Boş kalorileri temsil eden bu içecekler kanser riskini de artırıyor. Andrew, “Kalorilerimin gazlı içeceklerden gelmesini istemiyorum. Dışarıda yemek yemeye gittiğinizde büyük bir bardak şekerli içecek içiyorsanız fazladan bir sürü kalori almış olursunuz. Aşırı vücut yağı 13 farklı kanser riskini artırabiliyor.” diyor.Andrews, “Kırmızı et, alkol ve işlenmiş etler gibi tüketildiği anda kanser riskini artırmaz, ancak haftada 500 gram tüketildiğinde kolorektal kanser riskini artırır. Genellikle haftada bir porsiyon kırmızı et tüketiyorum ya da hiç tüketmiyorum.Dışarıda yemek yerken ya da evde yemek pişirirken öğünlerimi tavuk, hindi, balık, deniz ürünleri ya da soya gibi farklı bitkisel proteinler etrafında şekillendiriyorum. Kırmızı et, bağırsak kanserinin olası bir nedeni olarak listelenmiştir, yani hastalığa neden olabileceğine dair kanıtlar olsa da özellikle işlenmiş etle bağlantılı veriler kadar güçlü değildir” ifadelerine yer verdi.“Ben her zaman inek sütünü tercih ederim, her zaman süt ürünlerini seçerim çünkü süt ürünleri çok besleyicidir” diyen Andrew şunları ekledi:“Bu ürünler süt alerjisi olan kişiler için harika seçenekler olsa da ve doğrudan kansere neden olmasalar da hastalık riskini azaltan besinlerden yoksunlardır. Bunların hepsi güvenli seçenekler ve eğer seviyorsanız, tadını çıkarmaya devam etmenizi istiyorum, ancak düşük protein içeriği nedeniyle bunları seçmiyorum. İçindeki inanılmaz kalsiyum nedeniyle inek sütü kolorektal kanser riskini de azaltır. Tükettiğiniz her türlü süt ürünü kolon kanseri riskinizi azaltacaktır.”Alkol vücut sağlığı için tehlikelidir. Bir kadeh kırmızı şarap içmenin sağlığa faydaları konusunda tartışmalar olsa da Andrews, kanser riski söz konusu olduğunda tek bir kadehin bile içilmemesi gerektiğini söyledi.Andrews, “Ben hiç alkol tüketmiyorum. Kırmızı şarap da dahil olmak üzere tüm alkol türleri altı farklı kanser riskini artıracaktır. Bu, alkolün içindeki etanoldür. Gerçekten herhangi bir alkol tüketimi hemen kans ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HIO6g82jOkudjX4zX6AY6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Onkoloji, uzmanının, kara, listesi:, farklı, kanser, riskini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yoğurt ve pekmez birlikte tüketilmeli mi? Meğer böyle bir zararı varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yogurt-ve-pekmez-birlikte-tuketilmeli-mi-meger-boeyle-bir-zarari-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yogurt-ve-pekmez-birlikte-tuketilmeli-mi-meger-boeyle-bir-zarari-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Yoğurt ve pekmez zengin besin içeriğiyle vücut için en faydalı gıdalar arasında yer alır. Ayrı ayrı vücuda pek çok yararlı bulunan pekmez ve yoğurt birlikte de sıklıkla tüketiliyor. Peki, yoğurt ve pekmez birlikte tüketilmeli mi? İşte yanıtı.Yoğurt, güçlü bir probiyotik kaynağıdır. Bağırsak sağlığını destekler. Sindirim sistemini kolaylaştırır. Mide rahatsızlıklarını daha hafifletir. Kemikleri güçlendirici etkisi vardır ve kalp sağlığını destekler.Pekmez, vücudun tatlı ihtiyacını giderir. Zengin besin içeriğiyle bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Tokluk hissi sağlar ve vücudu enerji verir.Yoğurt ve pekmez vücut için iki faydalı besin arasında yer alır. Yoğurdun içine pekmez ekleyip tüketmek genellikle yaygındır. Ayrı ayrı çok faydalı olan bu besin bir araya geldiğinde faydasının arttığı düşünülür.Uzmanlara göre, yoğurt ve pekmezin bir arada tüketilmesi mide asitliğini artırabilir. Bunun sebebi, yoğurdun asidik yapısının, pekmezde bulunan demirin vücut tarafından emilimini azaltma ihtimali.Bu durum, özellikle demir eksikliği riski taşıyan bireyler için bir sorun oluşturabilir.Ancak bu olumsuz etkinin herkes için geçerli olmadığı belirtiliyor. Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı olan kişilerde, yoğurt ve pekmezin birlikte tüketilmesi genellikle ciddi bir zarara yol açmaz. Önemli olan, besinlerin doğru zamanda ve doğru şekilde tüketilmesi.Çocuklarımıza daha besleyici bir ara öğün oluşturabilmek için yoğurdun içine konulan pekmez, kuru meyveler ve kuru yemişlerle tüketilen süt ve bu gibi birleşimleri yaparsak bu sefer demir eksikliğine sebep oluruzDiyetisyenler, pekmezi ayrı bir öğünde ya da aç karnına tüketmenin demir emilimini artıracağını vurguluyor. Yoğurt ise kalsiyum içeriğiyle güçlü bir besin kaynağı olarak, öğünlerde farklı kombinasyonlarla tüketilebilir. Her iki besin de, doğru şekilde tüketildiğinde sağlığa katkı sağlar.Yoğurt ve pekmezi bir arada tüketmek bazı kişiler için sorun yaratabilirken, herkes için geçerli bir yasak bulunmuyor. Sağlıklı beslenme için kişisel ihtiyaçlarınıza göre hareket etmeniz ve bir uzmana danışmanız en doğrusu olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jAcjk04fV0OTw1fEBDNaSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yoğurt, pekmez, birlikte, tüketilmeli, mi, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları 5 tane yemek kan şekerini dengeliyor: Kendisi küçük ama sayısız faydası varmış</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-5-tane-yemek-kan-sekerini-dengeliyor-kendisi-kucuk-ama-sayisiz-faydasi-varmis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-5-tane-yemek-kan-sekerini-dengeliyor-kendisi-kucuk-ama-sayisiz-faydasi-varmis</guid>
<description><![CDATA[ Lif, antioksidan ve temel besinler açısından zengin olan kuru üzüm, sabahları tüketildiğinde vücuda muhteşem faydalar sağlayabilir. Sabahları bu basit alışkanlığı rutininize eklemek,  sağlıklı yaşam tarzınıza katkıda bulunabilir.Güne doğru yiyeceklerle başlamak, daha sağlıklı bir ömür geçirmenize yardımcı olabilir. Kuru üzüm, sabah rutininize eklemeye değer böyle bir süper besindir. Temel besinler, antioksidanlar ve doğal tatlılıkla doludur. Sadece aç karnına 5 kuru üzüm yemek, bir dizi sağlık yararı sağlayabilir.Sindirimi desteklemekten kalp sağlığını iyileştirmeye kadar, bu minik harikanın bize hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde yardımcı olabilir.Kuru üzüm, düzgün sindirimi teşvik etmeye yardımcı olan diyet lifi açısından zengindir. Düzenli bağırsak hareketlerine yardımcı olarak kabızlığı önler. Bu kuru üzümler bağırsak geçiş süresini azaltır ve bağırsak mikrobiyotasını olumlu yönde etkileyerek sağlıklı bir bağırsak ortamı sağlar.Doğal tatlılıklarına rağmen kuru üzüm, düşük glisemik indekse sahiptir ve ölçülü olarak yenildiğinde kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilir.
2017 tarihli bir çalışma, kuru üzüm gibi kuru üzüm tüketmenin diğer karbonhidrat açısından zengin atıştırmalıklarla karşılaştırıldığında kan şekeri seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu bulmuştur. Bu, onu diyabet dostu bir diyete harika bir katkı yapar.Kuru üzüm, kan basıncını düşürmeye ve kötü kolesterolü (LDL) azaltmaya yardımcı olan potasyum ve magnezyum içerir.
Aynı 2017 tarihli çalışma, kuru üzüm tüketiminin kardiyovasküler hastalık (KVD) riskinin azalmasıyla bağlantılı olduğunu vurguladı. Gününüze kuru üzüm ile başlamak kalp sağlığını doğal olarak destekleyebilir.Fruktoz ve glikoz gibi doğal şekerlerle dolu olan kuru üzüm anında enerji artışı sağlar. İşlenmiş enerji barlarına veya şekerli atıştırmalıklara mükemmel bir alternatiftir. Sabahleyin birkaç kuru üzüm yemek, gün boyunca enerjinin düzenli olarak salınmasını sağlayarak yorgunluğu uzak tutar.Kilonuzu yönetmek istiyorsanız, kuru üzüm faydalı bir müttefik olabilir. 2019 tarihli bir araştırma, yemeklerden önce kuru üzüm tüketmenin iştahı düzenlemeye ve enerji alımını azaltmaya yardımcı olduğunu buldu. Kuru üzümün yüksek lif içeriği ve doğal tatlılığı, aşırı yeme isteğini azaltarak tok hissetmenizi sağlar.Antioksidanlar açısından zengin olan kuru üzüm, hücrelere zarar veren ve bağışıklığı zayıflatan serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olur. Vücudunuzun doğal savunma sistemini güçlendirmede önemli bir rol oynayan demir, kalsiyum ve C vitamini gibi temel besinleri içerir. Düzenli tüketimi soğuk algınlığı ve grip gibi yaygın hastalıkları uzak tutabilir.Parlak bir cilt ve güçlü saçlar mı istiyorsunuz? Kuru üzümn, kan dolaşımını iyileştiren ve hücre yenilenmesine yardımcı olan antioksidanlar ve demir gibi cilt dostu besinlerle doludur. Ayrıca hemoglobin seviyelerini artırarak ve saç köklerini besleyerek saç dökülmesini önleyebilir.En iyi sonuçlar için, beş munakkayı bir gece suda bekletin ve ertesi sabah aç karnına yiyin. Bekletme, besin emilimini iyileştirir ve sindirimini kolaylaştırır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-OFq1K2CY0yUfJpNkIK_pA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, tane, yemek, kan, şekerini, dengeliyor:, Kendisi, küçük, ama, sayısız, faydası, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki tümörü küçültüyor: Kansere iyi geldiği ispatlanan 2 mucize bitki</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucuttaki-tumoeru-kucultuyor-kansere-iyi-geldigi-ispatlanan-2-mucize-bitki</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucuttaki-tumoeru-kucultuyor-kansere-iyi-geldigi-ispatlanan-2-mucize-bitki</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir ömür sürmek, kronik hastalıkların riskini azaltmanın altın kurallarından biri beslenme. Sağlıklı bir beslenme biçimi vücudunuzu hastalıklara karşı koruyabilir. Özellikle doğada bulunan bazı bitkiler, vücudun temizlenmesine hatta kanser gibi ciddi ve tehlikeli hastalıkların gelişimini azaltmaya yardımcı olabilir.Vücudu hastalıklardan korumak ve kanser gibi tehlikeli hastalıkların riskini azaltmak için bazı bitkileri beslenme listenize ekleyebilirsiniz.Günümüzde kanser, dünya genelinde en sık görülen ve en fazla can kaybına neden olan hastalıklar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek kanser riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğine dikkat çekiyor. Bu noktada özellikle sağlıklı beslenme alışkanlıklarının, kanserden korunmada kritik bir rol oynadığı vurgulanıyor.Bilimsel araştırmalara göre, sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet, birçok kanser türünün riskini azaltabilir. Örneğin, lif içeriği yüksek gıdaların kolon kanseri riskini düşürdüğü, antioksidan bakımından zengin meyve ve sebzelerin ise vücudu hücresel hasarlardan koruduğu biliniyor.Bunun yanı sıra işlenmiş gıdalar, aşırı şeker tüketimi, doymuş yağlar ve alkolün kanser riskini artırdığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Özellikle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), işlenmiş et ürünlerinin (sucuk, sosis, salam vb.) kolon kanseri riskini artırdığı konusunda uyarılarda bulunuyor.Beslenmenin yanı sıra düzenli fiziksel aktivite, ideal kilo kontrolü, sigara ve alkol kullanımından uzak durmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları da kanserden korunmada önemli bir yere sahip2019 yılında International Journal of Molecular Science dergisinde kekiğin anti-tümör etkilerini inceleyen bir araştırmada kekik ve biberiyenin vücuttaki tümörü baskılayıcı özelliği olduğu ortaya çıktı. Farelerde, kontrollere kıyasla iki farklı konsantrasyondaki kekiğin tümör hacmini sırasıyla %85 ve %84 oranında azalttığı bulundu. Araştırmacılar, kontrollere kıyasla tümörlerin sıklığında yaklaşık %53 azalma gözlemlediler.Kekiğin terpenoidleri, antioksidan olarak çalışabilen ve hücreleri kanserden koruyabilen bir grup fitokimyasaldır. Bu etkilerin çoğu bununla bağlantılı.Araştırmacılar, kekiğin kanser hastalığının gelişimi ve ilerlemesi üzerinde bir etkisi olduğunu keşfettiler.Bilim insanları, antioksidan, antiinflamatuar ve immünomodülatör aktiviteye sahip fitokimyasalların kanserin büyümesini ve yayılmasını azaltabileceğini belirtti.Kansas Üniversitesi&#039;nde bir proje yürüten araştırmacı J. Scott Smith, kekiğin ve biberiyenin heterosiklik aminler (HCA&#039;lar) olarak bilinen kanserojen maddelere karşı direncini araştırıyordu.Araştırmaya göre, et köftelerine biberiye özleri eklenmesi, HCA gibi kanserojen maddelerin seviyelerini yüzde otuz ila yüzde yüz azaltabilir.Önceki araştırmalar, belirli otlar ve baharatlarla marine edilmiş bifteklerin HCA seviyelerini azalttığını gösteriyordu. Bu bulgular, bu bulgularla bağlantılıydı.Ohio Eyalet Üniversitesi, biberiyede bulunan bir fitokimyasal olan karnosol, kanser hücresi büyümesini yavaşlatabilen bir yapıya sahip olduğunu keşfetti.Bağışıklık sistemini güçlendirebilen, kanser hormonlarının üretimini sınırlayabilen ve bir antioksidan olarak görev gören bir fitokimyasaldır. Biberiyeler, kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyerek tümörlerin büyümesini engeller.Biberiyelerin kolorektal kanser ve diğer kanser türleri üzerindeki koruyucu etkilerini gösteren bir meta-analiz, 2011 yılında Critical Reviews in Food Science and Nutrition dergisinde yayınlandı.Araştırmacılar, biberiye özü ve bileşenlerinin antikanser potansiyelini gösteren hayvan ve hücre çalışmalarından elde edilen geniş bir literatürün olduğunu belirtti.Karnosik asitler, rustik asitler ve rosmarinik asit gibi diğer maddeler de kansere karşı etkilidir.Araştırmacılar, biberiyenin kolon, meme, karaciğer, mide ve melanom ve lösemi hücreleri dahil olmak üzere çeşitli organlardaki tümörleri baskılama yeteneğine sahip olduğunu belirtti.2014 yılında PLOSOne&#039;da yayınlanan bir araştırma, ağızdan biberiye özünün farelerde tümör büyümesini yüzde 46 oranında önemli ölçüde azalttığını gösterdi.Biberiye ve kekik, fesleğen, nane, adaçayı, kekik, mercanköşk ve kekik ile birlikte antioksidan bakımından zengin bitki ve baharatlar arasındadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wt03ITPA8Eep4sCTYNx3hw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, tümörü, küçültüyor:, Kansere, iyi, geldiği, ispatlanan, mucize, bitki</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum alımını yüzde 100 artırıyor: Kas krampları, yorgunluk ve kalp sağlığına iyi geliyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-alimini-yuzde-100-artiriyor-kas-kramplari-yorgunluk-ve-kalp-sagligina-iyi-geliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/magnezyum-alimini-yuzde-100-artiriyor-kas-kramplari-yorgunluk-ve-kalp-sagligina-iyi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum birçok biyolojik fonksiyon için olmazsa olmazdır ve eksikliği yorgunluk, kas krampları ve hatta kalp sorunları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Araştırmalar yeterli magnezyum seviyelerinin daha iyi bilişsel sağlık ve yaşlı yetişkinlerde daha düşük zayıflık riski ile bağlantılı olduğunu göstermektedir. Günlük magnezyum ihtiyaçlarını karşılamak için magnezyum açısından zengin yiyecekler tüketin, gerekirse takviyeleri değerlendirin ve stres azaltıcı alışkanlıklar edinin.Magnezyum ve takviyeleri hakkında çok şey tartışılıyor. Çünkü bu mineral birçok biyolojik fonksiyonda merkezi bir rol oynuyor. Kemikleri güçlendirmekten enerji üretimine kadar, magnezyum vücuttaki birçok biyokimyasal reaksiyonda önemli bir rol oynar.Ancak magnezyumun çok önemli bir mineral olmasına rağmen eksikliği çok yaygındır ve yorgunluk, kas krampları ve hatta kalp sorunlarına yol açar. Bu kısmen biyolojik koşullardan ve kısmen de yaşam tarzı alışkanlıklarındaki hatalardan kaynaklanır.Vücutta magnezyum eksikliği veya düşük seviyeleri, doğru zamanda tedavi edilmezse vücutta geri döndürülemez hasara neden olabilir. Ağustos 2024&#039;te yayınlanan bir inceleme çalışmasının bulguları magnezyum ile bilişsel sağlık arasında bir bağlantı buldu. Araştırmacılar, Advances in Nutrition dergisinde yayınlanan makalede &quot;Kanıt gücü değerlendirmemize dayanarak, serum Mg&#039;nin her nedene bağlı demans ve bilişsel bozuklukla ilişkili olduğu sonucuna orta düzeyde güvenle varıyoruz. Bu, serum Mg&#039;nin 0,85 mmol/L civarında tespit edilen en düşük demans riskiyle karakterize edilen U şeklinde bir desendir&quot; dediler.Amerikan Tıbbi Direktörler Derneği Dergisi&#039;nde yayınlanan bir başka çalışma, yeterli magnezyum alımının sağlıksız yaşlanmayı önlemeye yardımcı olabileceğini buldu. Araştırmacılar, &quot;Daha yüksek magnezyum alımı, toplumda yaşayan yaşlı yetişkinlerde özellikle yavaş yürüyüş hızı olmak üzere daha düşük kırılganlık riskiyle ters orantılı ve bağımsız olarak ilişkiliydi&quot; dediler.Günlük magnezyum ihtiyacınızın yüzde 100&#039;ünü karşılamak bir sorun olmak zorunda değil. Uygun diyet seçimleri ve uygun yaşam tarzı alışkanlıkları magnezyum gereksinimlerinizi kolayca karşılayabilir.Vücuttaki magnezyum alımını artırmanın en kesin yollarından biri, bu mineral açısından doğal olarak zengin yiyecekler tüketmektir. Tam gıdalar, özellikle bitki bazlı seçenekler, mükemmel magnezyum kaynakları sunar.Badem, kaju, kabak çekirdeği ve ayçiçeği çekirdeği harika atıştırmalık seçenekleri olsa da ıspanak magnezyum açısından zengindir. Kinoa, esmer pirinç, yulaf ve tam buğday ekmeği mükemmel seçimlerdir. Avokado ve muz da magnezyum açısından zengindir.Çoğu durumda, takviyeler diyetlerinden yeterli magnezyum alamayan kişiler için faydalıdır. Birkaç farklı magnezyum takviyesi türü vardır: magnezyum sitrat, glisinat ve oksit, her biri farklı bir hızda ve farklı etkilerle emilen bazı örneklerdir.Magnezyum Sitrat: Yüksek oranda biyoyararlanımlıdır ve eksiklikleri gidermek için uygundur.Magnezyum Glisinat: Mideye naziktir ve uykuyu ve rahatlamayı iyileştirmek için idealdir.Magnezyum Oksit: Daha az emilir ancak kabızlık için faydalıdır.Magnezyum emilimini, buna yardımcı olabilecek yiyecekler ekleyerek artırın
Magnezyumu yiyeceklerle alsanız bile, magnezyum emilimi bazı faktörlerden etkilenir. Dengeli beslenme vücudunuzun magnezyumu emmesini ve tutmasını sağlar.
Magnezyumun D vitamini ile ilişkisi vardır. D vitamini ile güçlendirilmiş yiyecekler, yumurta, yağlı balık veya güneş ışığına maruz kalmalısınız. Orta düzeyde protein alımı magnezyum emilimini destekler.
Kalsiyumdan kaçının çünkü kalsiyum emilim için magnezyumla rekabet edebilir. İşlenmiş gıdaların aşırı tüketimi emilimini azaltan katkı maddeleri içerir.Günlük en az 8-10 bardak su için ve rutininize stres azaltıcı aktiviteler ekleyin. Akşam meditasyonu veya rahatlatıcı bir yürüyüş özellikle faydalı olabilir.Stres hormonları böbrekler yoluyla magnezyum atılımını artırır. Yoga, meditasyon ve derin nefes alma gibi uygulamalar stresi azaltabilir ve magnezyum seviyelerini koruyabilir.Belirli yiyecekler ve alışkanlıklar vücuttan magnezyumun hızla tükenmesine yol açabilir ve düzenli olarak ilaç alıyor olsanız bile vücudunuzun magnezyum seviyesini karşılamaz. Örneğin alkol ve kafein idrar yoluyla magnezyum atılımını artırır.Magnezyum seviyelerini etkileyen bazı durumlar arasında diyabet, gastrointestinal bozukluklar ve böbrek hastalıkları bulunur. Bu durumların düzenli kontrolleri ve uygun yönetimi esastır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rdI2o2oznU2G8A1c1Q_yrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, alımını, yüzde, 100, artırıyor:, Kas, krampları, yorgunluk, kalp, sağlığına, iyi, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sadece taze tüketmelisiniz: Asla dondurmamanız gereken tek besin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sadece-taze-tuketmelisiniz-asla-dondurmamaniz-gereken-tek-besin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sadece-taze-tuketmelisiniz-asla-dondurmamaniz-gereken-tek-besin</guid>
<description><![CDATA[ Dondurulmuş sebze ve meyvelerin tüketimi oldukça yayın. Marketlerde sık sık gördüğünüz dondurulmuş sebze ve konserveler tüketimi pratik olduğu için tercih ediliyor. Ancak tek bir sebze var ki dondurulmuş ya da konserve olarak satışı yapılmıyor. Peki, asla dondurulmaması gereken bu sebze hangisi?Dondurulmuş sebze tüketmek hem ekonomik hem de pratik yöntemlerden biri. Marketlerde havuç, bezelye, brokoli, karnabahar gibi pek çok sebze dondurulmuş olarak satılıyor.Herkesin sıklıkla tükettiği ve yemeklerin yanında lezzetli bir salataya dönüşen bir sebze var ki asla dondurulmuş olarak satılamıyor ve tüketilemiyor. Bunun nedeni ise içindeki yüksek su miktar. Hatta bu sebzenin dondurulması önerilmiyor.Dondurulmuş olarak tüketilmeyen sebzeler arasında özellikle marul öne çıkıyor.Uzmanlar, marulun dondurulmuş olarak tüketilmediğini belirtiyor. Yapısı gereği yüksek oranda su içeren bu sebze, dondurulduğunda dokusunu kaybederek tazeliğini yitiriyor. Bu nedenle, salatalığın dondurulmuş formda muhafaza edilmesi ve tüketimi tavsiye edilmiyor.Marul her zaman taze olarak satılır ve bunun nedeni, dondurulması veya konserve edilmesi durumunda dokusunun bozulmasıdır. Marulun %95&#039;i sudan oluşur ve bu durum, onun dondurulmasını neredeyse imkânsız hale getirir.Yemek tutkunları için içerik üreten Chow Hound isimli siteye göre, &quot;Marulun içindeki su, buz kristallerine dönüşerek genişler ve bu kristaller, marulun hücre duvarlarını ve genel yapısını bozar. Bu bozulma, çözündüğünde marulun neden lapa gibi olduğunu açıklar: Sebzenin tüm dokusu zarar görmüştür.&quot;Aynı durum, marulun konserve edilmesini de zorlaştırır. Eğer konserve edilirse, genellikle buharda pişirildikten sonra yapılır. Marulun ömrünü uzatmak ve lezzetini korumak isteyenler için birkaç püf noktası var. Örneğin, marulu püre haline getirip dondurmak, çorba ve yemeklerde kullanılmak üzere saklamanın bir yolu olabilir. Ancak taze yaprakları muhafaza etmek isteyenler için de pratik bir yöntem bulunuyor.Kristin Marr, marulun çabuk bozulmasının sebebini, hassas yapısına ve özel nem ihtiyaçlarına bağlıyor.Marr&#039;a göre, &quot;Marul yapraklarının biraz neme ihtiyacı var, ancak fazla nem, yaprakların erken çürümesine neden olur. Bu yüzden hassas yeşillikleri önceden yıkamamak, sadece ihtiyaç duyulduğunda yıkamak gerekir.&quot;Marulun uzun süre dayanmasını engelleyen bir diğer faktör ise hava dolaşımıdır. Plastik ambalajın dar yapısı nem birikmesine yol açabilirken, buzdolabının kuru havası da marulun solmasına sebep olabilir.Marr, marulu taze tutmak için kolay bir yöntem öneriyor: Marul yapraklarını ayırıp kağıt havlularla birlikte bir kilitlenebilir poşete koyun, poşeti kapatıp buzdolabına yerleştirin. Bu yöntem, hem nemi dengeler hem de marulun tazeliğini daha uzun süre korur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sp2U2r5c4k2GjB4rtfulxA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sadece, taze, tüketmelisiniz:, Asla, dondurmamanız, gereken, tek, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yağlı ciltlerin dostu günlük bakım rutini: Parlayan güzellik için ipuçları</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yagli-ciltlerin-dostu-gunluk-bakim-rutini-parlayan-guzellik-icin-ipuclari</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yagli-ciltlerin-dostu-gunluk-bakim-rutini-parlayan-guzellik-icin-ipuclari</guid>
<description><![CDATA[ Cildiniz gün içerisinde makyaj, kir ve hava koşullarından kötü etkilenebilir. Özellikle yağlı bir cildiniz varsa, cildin sebum oranını dengelemek zor olabilir. Yağlı cilt doğru bir bakım rutiniyle dengelendiğinde sağlıklı ve ışıl ışıl bir görünüme kavuşabilir. İşte yağlı ciltlerin günlük ihtiyaçlarına uygun, pratik ve etkili bir cilt bakım rehberi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yağlı, ciltlerin, dostu, günlük, bakım, rutini:, Parlayan, güzellik, için, ipuçları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Fıstık mı, badem mi: Hangisi daha fazla protein içeriyor?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/fistik-mi-badem-mi-hangisi-daha-fazla-protein-iceriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/fistik-mi-badem-mi-hangisi-daha-fazla-protein-iceriyor</guid>
<description><![CDATA[ Badem ve fıstık, belirgin besinsel faydaları olan popüler sağlıklı atıştırmalıklardır. Bademler E vitamini içeriği bakımından üstündür ve daha az doymuş yağa sahiptir, fıstıklar ise daha fazla protein ve B1, B3, B5, B6 ve B9 gibi B vitaminleri sunar. Her ikisi de kalorisi yüksektir, ancak aralarında seçim yapmak belirli diyet ve besin ihtiyaçlarına bağlıdır.Badem ve fıstık, kuruyemiş dünyasında en yaygın iki seçenektir. Çıtır dokusu, lezzetli aroması ve yüksek protein içeriği nedeniyle sağlık bilincine sahip kişiler arasında popüler bir atıştırmalıktır. Bununla birlikte, bu iki besinsel güç merkezinden hangisi daha iyi bir seçenektir? Peki, sağlıklı bir vücut için badem mi yoksa fıstık mı daha faydalı?Uzmanlar, her iki besinin de protein kaynağı olduğunu vurgulasa da aralarında belirgin bir fark bulunuyor. 100 gram fıstık yaklaşık 26 gram protein içerirken, aynı miktarda badem 21 gram protein sunuyor. Bu verilere göre, protein açısından fıstık bir adım öne çıkıyor.Ancak seçim yaparken sadece protein miktarını değil, diğer besin değerlerini de göz önünde bulundurmak önemli. Badem, E vitamini ve sağlıklı yağlar açısından daha zengin bir içeriğe sahipken, fıstık daha fazla enerji ve magnezyum sağlıyor.Yer fıstığı ve badem, B ve E gibi aynı vitaminlerin farklı seviyelerine sahiptir. Antioksidan E vitamini alımınızı artırmanız gerekiyorsa, daha fazla badem yemelisiniz çünkü bir ons badem günlük miktarınızın %45&#039;ini içerir.Yer fıstığı ve badem her ikisi de protein açısından zengindir. Hangi kuruyemişin protein içeriğinin yüksek olduğunu öğrenince şaşıracaksınız. Bademler iki kritik amino asit açısından düşüktür: metionin ve lizin. Tersine, yer fıstığı lizin ve metioninin iyi bir kaynağıdır. 100 gramında 21,2 g protein bulunan bademlerle karşılaştırıldığında, yer fıstığında 24,4 g bulunur, bu da %15 daha fazla proteindir.Doymuş yağlar söz konusu olduğunda, her iki kuruyemiş birbirinden oldukça farklıdır. Yer fıstığı çok fazla doymuş yağ içerir; ancak bademde yer fıstığından %51 daha az bulunur. Yer fıstığı 100 gramda 7,7 gr doymuş yağ içerirken, badem 3,8 gr içerir.Hem yer fıstığı hem de badem kalorisi yüksektir. Besin değeri daha yüksek olan bademler doğası gereği biraz daha yüksek kalori içeriğine sahiptir. 100 gramlık bir yer fıstığı porsiyonu 567 kalori sunarken, eşdeğer bir badem porsiyonu 579 kalori sunar.B1, B3, B5, B6 vitaminleri ve B9 vitamininin folat versiyonu gibi B grubu vitaminlerinin çoğu yer fıstığında daha bol miktarda bulunur. Buna karşılık, badem daha fazla B2 vitamini ve E vitamini içerir. Yer fıstığı A vitamini bakımından tamamen eksiktir, oysa bademler. C vitamini, D vitamini, K vitamini ve B12 vitamini bademde veya yer fıstığında bulunmaz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KTNe2LyFM0K-fj1H4xGutA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Fıstık, mı, badem, mi:, Hangisi, daha, fazla, protein, içeriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Öksürük deyip geçmeyin: Yürüyen zatürre olmuş olabilirsiniz</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/oksuruk-deyip-gecmeyin-yuruyen-zaturre-olmus-olabilirsiniz</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/oksuruk-deyip-gecmeyin-yuruyen-zaturre-olmus-olabilirsiniz</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyen zatürre, hafif bir akciğer enfeksiyonudur ve örtüşen semptomlar nedeniyle genellikle uzun süreli soğuk algınlığı ile karıştırılır. Yürüyen zatürre sizi yataklara düşürmeyebilir ancak dikkat gerektiren bir durumdur. İnce belirtileri tanımak ve zamanında fark etmek, gereksiz komplikasyonlardan kaçınırken tamamen iyileşmenize yardımcı olabilir.Mevsim değiştikçe, inatçı öksürük uzun süreli soğuk algınlığı veya mevsimsel alerjiler ortaya çıkabilir. Ancak öksürük uzun sürdüğünde veya zamanla kötüleştiğinde, yürüyen zatürre gibi daha ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir. Peki, yürüyen zatürre nedir, belirtileri nelerdir?Yürüyen zatürre, atipik zatürre olarak da adlandırılır, bakterilerin neden olduğu hafif bir akciğer enfeksiyonudur. 2018&#039;den kalma bir çalışma, yürüyen zatürrenin değişen semptomlara sahip hafif, alışılmadık bir hastalık olduğunu söylüyor.Tanısı zor olabilir ve nasıl sunulduğu her zaman net değildir. Şiddetli zatürrenin aksine, sadece ara sıra yatak istirahati veya hastaneye yatmayı gerektirir. Birçok insan, akciğerlerinde bakteriyel bir enfeksiyonla savaştıklarını bilerek, bilinçsizce normal hayatlarına devam eder.Yürüyen zatürrenin belirtileri genellikle soğuk algınlığı belirtileriyle örtüşür, bunlar şunlardır:

Kalıcı öksürük (mukus üretimiyle veya mukus üretimi olmadan)
Düşük dereceli ateş
Yorgunluk
Boğaz ağrısı
Hafif nefes darlığıİki veya üç haftadan uzun süren bir öksürük, yürüyen zatürreye işaret edebilir. Soğuk algınlığı veya alerjiden farklı olarak, bu hastalık solunum yollarında daha derin bir iltihaplanmaya neden olur.Yürüyen zatürreden kaynaklanan öksürük haftalarca hatta aylarca sürebilir.Kuru başlayabilir ancak sonunda üretken hale gelebilir (mukus üretir).Enfeksiyon hava yollarını tahriş eder ve ateş gibi diğer belirtiler azaldıktan sonra bile kalıcı bir öksürüğe neden olur.Yürüyen zatürreye nadir görülen bakteriler neden olur. Yürüyen zatürre herkesi etkileyebilir, ancak bazı kişiler diğerlerinden daha duyarlıdır. Yoğun alanlardaki kişiler (örneğin okullar, ofisler)Bağışıklık sistemi zayıflamış veya solunum yolu rahatsızlıkları olanlarTütün dumanı gibi kirleticilere veya tahriş edici maddelere maruz kalanlar.Yürüyen zatürre ve soğuk algınlığı bazı örtüşen semptomlara sahiptir ve bu da tıbbi yardım olmadan bunları ayırt etmeyi zorlaştırır. Ancak, kritik ayrımlar vardır:Yürüyen zatürre: Bakteriyel enfeksiyon.Soğuk algınlığı: Viral enfeksiyon.Yürüyen zatürre: Akciğerler (hem üst hem de alt solunum yolu).Soğuk algınlığı: Üst solunum yolu (burun ve boğaz).Yürüyen zatürre antibiyotik gerektirir.
Soğuk algınlığı destekleyici bakımla kendiliğinden düzelir.

Göğüs röntgenleri yürüyen zatürreyi doğrulayabilirken, soğuk algınlığı nadiren anormallik gösterir. Bir hafta sonra semptomlar iyileşmek yerine kötüleşirse, bir doktora başvurmak gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x7V4swXdwk6JzyGP7T6Niw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Öksürük, deyip, geçmeyin:, Yürüyen, zatürre, olmuş, olabilirsiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>DSÖ&amp;apos;den &amp;quot;acil önlem gerekiyor&amp;quot; uyarısı: 5 yıl geçmesine rağmen kritik eksiklikler var</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/dsoden-acil-oenlem-gerekiyor-uyarisi-5-yil-gecmesine-ragmen-kritik-eksiklikler-var</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/dsoden-acil-oenlem-gerekiyor-uyarisi-5-yil-gecmesine-ragmen-kritik-eksiklikler-var</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü&#039;nün (DSÖ) yayımladığı raporda, COVID-19&#039;un ilk kez bildirilmesinin üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen sağlık hizmetleriyle ilişkili enfeksiyonların (HAIs) önlenmesinde kritik eksikliklerin giderilmesindeki ilerlemenin yavaş olduğu ifade edildi.Rapora göre, iyileştirilmiş enfeksiyon önleme ve kontrol (IPC) uygulamaları ile temel su, sanitasyon ve hijyen hizmetleri, hastane enfeksiyonlarının büyük bir bölümünü önleyebilir.
Aynı zamanda bu önlemler, sağlık hizmetlerinde antimikrobiyal direnç (AMR) riskini azaltmada ‘en uygun maliyetli çözümler’ arasında yer alıyor.Rapor, ülkelerin yüzde 71&#039;inin aktif bir IPC programına sahip olduğunu belirtirken, yalnızca yüzde 6&#039;sının 2023-2024 döneminde DSÖ’nün IPC minimum gereksinimlerini karşılayabildiğine dikkat çekti.Bu oran, 2030 yılına kadar yüzde 90’ın üzerine çıkma hedefinin oldukça gerisinde. Ayrıca, düşük ve orta gelirli ülkelerde (LMIC) sağlık hizmeti sırasında enfeksiyon kapma riskinin, yüksek gelirli ülkelere (HIC) göre 20 kat daha fazla olduğu vurgulandı.DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “COVID-19 pandemisi, Ebola, Marburg ve mpox salgınları, patojenlerin sağlık hizmetlerinde ne kadar hızlı yayılabileceğinin en çarpıcı örnekleri. Bu tür enfeksiyonlar, sadece salgınlar sırasında değil, her gün hastaneler ve kliniklerde bir tehdit oluşturuyor” dedi.Raporda, özellikle düşük gelirli ülkelerde bütçeler ve koruyucu ekipman temininde ciddi eksiklikler bulunduğu belirtildi.2023 yılında ülkelerin dörtte biri, kişisel koruyucu ekipman tedarikinde sıkıntı yaşadığını bildirdi.DSÖ ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü&#039;nün (OECD) yeni verilerine göre, acil önlemler alınmazsa hastane enfeksiyonları nedeniyle her yıl 3,5 milyon hasta hayatını kaybedebilir. Raporda, bu müdahalelerin sağlık harcamalarında yıllık 112 milyar dolarlık tasarruf ve 124 milyar dolarlık ekonomik kazanç sağlaması beklendiğine dikkat çekildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HjpHJMxdRkmvqacxK-orPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>DSÖden, acil, önlem, gerekiyor, uyarısı:, yıl, geçmesine, rağmen, kritik, eksiklikler, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İnce bağırsak duvarına zarar verip çölyak hastalığına neden oluyor: Gluten içeren gıdalar hangileri?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/ince-bagirsak-duvarina-zarar-verip-coelyak-hastaligina-neden-oluyor-gluten-iceren-gidalar-hangileri</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/ince-bagirsak-duvarina-zarar-verip-coelyak-hastaligina-neden-oluyor-gluten-iceren-gidalar-hangileri</guid>
<description><![CDATA[ Glüten ve çölyak hastalığı arasındaki ilişki, bağışıklık sisteminin glütene verdiği anormal tepkiden kaynaklanır. Çölyak hastalarında glüten tüketildiğinde, bağışıklık sistemi ince bağırsak mukozasına saldırır ve villus adı verilen emilim yüzeylerini tahrip eder. Bu hasar, besinlerin emilimini engelleyerek ishal, şişkinlik, kilo kaybı, halsizlik ve demir eksikliği gibi semptomlara yol açar. Peki, gluten içeren gıdalar hangileri? Hangi besinlerde gluten var?Buğday, arpa ve çavdarda bulunan bir protein olan glüten, çölyak hastalığı, glütene duyarlılık veya buğday alerjisi gibi rahatsızlıkları olan kişilerde rahatsızlık ve olumsuz sağlık etkilerine neden olabilir. Gluten intoleransınız varsa bu proteini içeren tahıllardan, ekmeklerden, makarnalardan ve unlu mamullerden uzak durmanız önemlidir.Ancak bazı kişilerde glüten, sağlık sorunlarına yol açabilir:Çölyak hastalığı: Bağırsaklarda iltihaplanmaya ve emilim bozukluğuna neden olur.Glüten intoleransı: Sindirim sorunları, şişkinlik ve yorgunluk gibi semptomlara yol açar.Glüten, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein olup pek çok gıdada yer alır. İşte glüten içeren başlıca besinler:1. Tahıllar ve Unlu MamullerBuğday ve türevleri (durum buğdayı, bulgur, irmik)ArpaÇavdar2. Unlu ÜrünlerEkmek, simit, poğaçaKek, pasta, kurabiyePizza, makarna, erişte3. İşlenmiş ve Hazır GıdalarHazır çorbalar ve soslarCips, kraker, bisküviEt suyu tabletleri4. İçeceklerBira ve malt içeren içeceklerBazı alkolsüz içecekler (malt içerikli)5. Atıştırmalıklar ve ŞekerlemelerÇikolatalı gofretlerBazı dondurma ve şekerlemelerGlütensiz diyet uygulayanların bu tür ürünleri tüketirken etiketleri dikkatle incelemesi önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ePMMOT3gP0yATWvfrrucwg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>İnce, bağırsak, duvarına, zarar, verip, çölyak, hastalığına, neden, oluyor:, Gluten, içeren, gıdalar, hangileri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yenidoğan Çetesi davasında 10&amp;apos;uncu gün: Başhekim, bebek ölümlerinde basın ve yargıyı suçladı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-10uncu-gun-bashekim-bebek-oelumlerinde-basin-ve-yargiyi-sucladi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-10uncu-gun-bashekim-bebek-oelumlerinde-basin-ve-yargiyi-sucladi</guid>
<description><![CDATA[ Kamuoyunda &quot;Yenidoğan Çetesi&quot; olarak bilinen, özel hastanelerde yaşanan bebek ölümlerine sebebiyet verdikleri ve haksız kazanç elde ettikleri gerekçesiyle suçlanan sanıkların yargılanmasına devam edildi. Büyükçekmece Başsavcılığınca, &quot;suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama&quot; suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, &quot;Yenidoğan çetesi&quot; davasında yargılanan sanıkların da aralarında bulunduğu bazı şüphelilerin mal varlıklarına tedbir konuldu, bazı hastane ve şirketlere kayyum atandı. Davanın 10&#039;uncu gününde ise tutuksuz sanıkların savunmaları dinlendi. Birinci Hastanesi&#039;nin sahibi Dr. Ali Aksu, 32 yıllık hekim olduğunu dile getirip hakkında itibar suikatı yapıldığını öne sürdü. &quot;Bu dava, Türkiye tarihinde doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarının iş birliği yaparak yeni doğmuş bebeklerin ölümünden sorumlu tutulduğu, basın ve yargı eliyle yargısız infaz yapıldığı ilk davadır.&quot; diyen Aksu bebek ölümlerinin basın ve yargıyı mesul tuttu. Sanık hemşire Burcu Kanık ise &quot;dedemin fişi&quot; tapesini &quot;talihsiz&quot; bir şaka olarak değerlendirdi. Duruşma salonundan son gelişmeleri, muhabir Melike Şahin aktardı.&quot;Yenidoğan Çetesi&quot; davasında 10&#039;uncu güne girildi. Davada 22&#039;si tutuklu 47 sanık yargılanıyor.
Yenidoğan Çetesi davası | Kan donduran itiraflar: Uğraşma, 500 gram bebek mi olur, kalp masajı yap dönmezse çek fişi gitsin!
Yenidoğan Çetesi davası | Hastane Başhekimi ve sanık doktordan ardı ardına itiraflar
Yenidoğan çetesine yeni suçlama: Fizyoterapist yokken fizik tedavi parası istendiBüyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosunca İstanbul&#039;da, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla yargılanan sanıkların da aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında &quot;suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama&quot; suçundan soruşturma başlatıldı.
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi&#039;nde haklarında dava açılan 47 sanığın yargılandığı dava dosyasıyla ilgili olarak, şüphelilerin işlemiş oldukları suçlar sırasında kara para aklama eylemi olup olmadığına dair inceleme yapılması için başlatılan soruşturma kapsamında MASAK raporu alındı.
Raporda, şüpheliler ve malen sorumluların &quot;mal varlığı değerlerini aklama&quot; suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesi olduğu belirtilerek, şüphelilerin ve birkaç malen sorumlu şirketin taşınır, taşınmaz, hak ve alacaklarına el konulması istendi.
Soruşturma kapsamında rapordaki hususlar üzerine Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hakimliğince, &quot;yenidoğan çetesi&quot; davası sanıkları suç örgütü elebaşı olduğu iddia edilen Fırat Sarı, İlker Gönen, Dursun Eryılmaz, Sümeyye Nur Taşçı (Arslan), Hüseyin Günerhan, Hasan Basri Gök, Mehtap Sayar, Cansu Akyıldırım, Çağla Durmuş, Deniz Korkmaz, Hakan Doğukan Taşçı, Damla Atak, Renas Kılıç, Ceren Hatice Kırım (Olcar), Mehmet Halis Başlı ve Murat Mantuş&#039;un mal varlığına el konuldu.Hakimlikçe ayrıca, Anıl Çakır Gönen, Melike Özdemir, Adnan Sarı, Aydın Sarı, Ayfer Sarı, Metin Sarı ve Serhad Sarı ile GMZ Sağlık Hizmetleri İnşaat ve Turizm Limited Şirketi, Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi ve Sarıoğlu Turizm Ticaret AŞ&#039;nin de mal varlıklarına el konulması kararı alındı.
Öte yandan, Avcılar Hospital Hastanesi, Özel Doğa Hospital Hastanesi, Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Silivri Kolan Hastanesi, Esenler Güney Hastanesi, Özel Birinci Hastanesi, Özel Avrupa Şafak Hastanesi, Özel İstanbul Şafak Hastanesi, Özel Bağcılar Şafak Hastanesi, Özel Reyap İstanbul Hastanesi, Çorlu Reyap Hastanesi, Özel Bağcılar Medilife Hastanesi, Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketine, GMZ Sağlık Hizmetleri İnşaat ve Turizm Limited Şirketi ve Sarıoğlu Turizm Ticaret AŞ&#039;ye ise kayyum atandı.Dünkü duruşmada sağlık sisteminin bir ticarethane gibi işlediğini gösteren çok sayıda konuşma yapıldı.
Mahkeme başkanı ve savcı ile sanıklar ve sanık avukatları arasında tartışmalar yaşandı. 
Sanık hemşire yardımcısı Batuhan Çetin, Dr. Rıza Bey&#039;in durumu ağır bir bebek için &quot;Boşver zaten bu bebek yaşamaz, zaten Şeyhmus Çelik&#039;in üzerine kayıtlı bebek. Uğraşma, 500 gram bebek mi olur kalp masajı yap dönmezse çek fişi gitsin&quot; dediğini söyledi.Davanın 10&#039;uncu gününde 7 tutuksuz sanık savunmalarını yaptı.
İlk olarak 81 yaşındaki Reyap Hastanesi Başhekimi Hıdır Yüksel savunma yaptı.
Çalıştığı yerde hiçbir usulsüzlüğe yer vermediğini anlatan Yüksel, iddiaları redderek &quot;Sadece Fırat Sarı ile Cansu ve  Mehtap hemşireleri tanıyorum. Reyap Hastanesi&#039;nde yüzde 7 ya da yüzde 10 hissem var.&quot; dedi.Birinci Hastanesi&#039;nin sahibi Dr. Ali Aksu savunmasını yaptı.
32 yıllık hekim olduğunu dile getiren Aksu, binlerce hasta baktığını ve ameliyat yaptığını dile getirip &quot;Böyle bir suçlamadan dolayı karşınızda olduğum için çok üzgünüm.&quot; dedi. 
Dolandırıcılık iddialarını kabul etmeyen Aksu, Opera bebek hakkında uzman görüşünün eksik, hatalı ve objektif olmadığını savundu. &quot;Opera, 6 aylık olmasına rağmen 5 kilo ağırlığında. Normalde 7,5-8 kilo olması bekle ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kzrY9NWESUe8vt7CJUsHMg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 16:54:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yenidoğan, Çetesi, davasında, 10uncu, gün:, Başhekim, bebek, ölümlerinde, basın, yargıyı, suçladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı uyardı: Sütü buzdolabında böyle saklamak sinsi bir düşmana dönüştürüyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-uyardi-sutu-buzdolabinda-boeyle-saklamak-sinsi-bir-dusmana-doenusturuyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/uzmani-uyardi-sutu-buzdolabinda-boeyle-saklamak-sinsi-bir-dusmana-doenusturuyor</guid>
<description><![CDATA[ Süt en güçlü kalsiyum kaynaklarından biri. Vücudun güçlenmesi için tüketilen sağlıklı içeceklerden biri olan süt, genellikle buzdolabının kapı bölümünde saklanıyor. Ancak yapılan araştırmalar sütle ilgili şaşırtan bir gerçeği ortaya çıkardı. Uzmanlar sürekli buzdolabında saklanan süt konusunda ciddi uyarılarda bulundu.Süt, beslenme uzmanlarının sık sık önerdiği mucizevi bir içecek olarak karşımıza çıkıyor. İçeriğinde barındırdığı vitamin ve minerallerle vücudu baştan sona destekleyen süt, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası.Zengin kalsiyum ve D vitamini içeriğiyle süt, kemiklerin güçlenmesine yardımcı oluyor. Çocukluk çağında kemik gelişimini desteklerken, ilerleyen yaşlarda kemik erimesi (osteoporoz) riskini azaltıyor.
Süt, yüksek kaliteli protein içeriyor. Bu sayede kasların onarımı ve güçlenmesi için gerekli olan amino asitleri sağlıyor. Özellikle sporcular için önemli bir besin kaynağı.Süt, bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini, B12 ve çinko gibi bileşenler içeriyor. Düzenli tüketildiğinde hastalıklara karşı vücudun direncini artırıyor.
Bağırsak sağlığına katkı sağlayan probiyotiklerin üretimini destekliyor. Aynı zamanda laktoz içeriği sayesinde bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı oluyor.Potasyum açısından zengin olan süt, kan basıncını dengeleyerek kalp sağlığını koruyor. Ayrıca kötü kolesterolü azaltmaya yardımcı olduğu biliniyor.
Süt, karbonhidrat ve doğal şeker içeriği sayesinde gün boyu enerjik hissetmenizi sağlıyor. Sabah kahvaltılarında ya da spor sonrası tüketimiyle vücuda hızlı bir enerji desteği sağlıyor.Ancak herkesin sütü buzdolabında saklarken yaptığı bir hata var. Bu hata sessiz bir tehlikeyi besliyor ve sağlığınızı ciddi anlamda tehdit ediyor.Gıda güvenliği uzmanları, yaygın bir alışkanlık olan buzdolabı kapağında süt saklama konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Araştırmalar, bu yerleşik alışkanlığın süt kalitesini ve güvenliğini tehlikeye attığını gösteriyor.Chowhound&#039;un uzman ekibi, kapı bölmelerinin süt saklamak için yeterince soğuk olmadığına dikkat çekiyor. &quot;Kapıyı her açtığınızda, içindekiler çevredeki odanın yüksek sıcaklıklarına maruz kalıyor. Sıcaklık sürekli olarak 0-5 derece arasında kalmadığında, bu dalgalanmalar bakterilerin çoğalmasına uygun bir ortam yaratıyor&quot; açıklamasında bulunuldu.Uzmanlar, buzdolabının alt raflarını ve mümkün olduğunca arka bölümlerini öneriyor. Chowhound&#039;un raporuna göre, &quot;Isı yükselme eğiliminde olduğundan, sütünüz ne kadar alt seviyede tutulursa o kadar soğuk kalacaktır.&quot;Gıda güvenliği uzmanı Theresa Keane, yaptığı açıklamada süt saklama konusunda pratik bir test önerdi: &quot;Sütünüzün içilebilecek veya dokunulabilecek kadar soğuk olup olmadığını her zaman kontrol edin. Süt kabı tutulamayacak kadar soğuk olmalı.&quot;Keane ayrıca tüketicilere az miktarda ve sık sık süt almalarını tavsiye ediyor. Bozuk süt belirtileri arasında renk değişimi, kesilme, kabuk bağlama ve kötü koku yer alıyor. Ayrıca karakteristik nahoş bir tat da bozulmanın göstergelerinden biri.Uzmanlar, buzdolabı kullanımında yapılan başka önemli hatalara da dikkat çekiyor. Çiğ et ve hazır yiyeceklerin bir arada saklanması, tehlikeli çapraz bulaşmalara yol açabiliyor.Keane bu konuda, &quot;Çiğ et ve balık gibi gıdalar, biyolojik çapraz bulaşmayı ve kan damlamasını önlemek için buzdolabının alt kısmında, kapalı kaplarda saklanmalıdır,&quot; uyarısında bulunuyor. &quot;Topraklı çiğ sebzeler yıkanmalı, kurutulmalı ve kapalı kaplarda, her zaman çiğ et ve balıkların üzerinde muhafaza edilmelidir.&quot; diyor.Buzdolabına gereğinden fazla yiyecek yerleştirmek de önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Yetersiz soğuk hava dolaşımı, gıdaların beklenenden çok daha hızlı bozulmasına neden olabiliyor.Keane, aşırı yüklemenin risklerini şöyle açıklıyor: &quot;Alerjenler ve biyolojik elementlerin çapraz kontaminasyonu söz konusu olabileceğinden, aşırı yükleme oldukça risklidir. Buzdolabı aşırı dolu olduğunda, plastik parçalar gibi fiziksel tehlikeler bile diğer yiyeceklere bulaşabilir.&quot; Uzmanlar, güvenli gıda saklama konusunda tüketicileri daha bilinçli olmaya davet ediyor.Uzmanlar, günlük 2 bardak (yaklaşık 500 ml) süt tüketiminin yetişkinler için ideal olduğunu belirtiyor. Ancak laktoz intoleransı olan kişilerin alternatif süt ürünlerini tercih etmeleri öneriliyor.Sağlıklı bir yaşam için düzenli süt tüketimini ihmal etmeyin! Unutmayın, küçük bir bardak sütle büyük bir fark yaratabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZgZpIUwZBEOaCihoxdFrEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, uyardı:, Sütü, buzdolabında, böyle, saklamak, sinsi, bir, düşmana, dönüştürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücudu besleyen doğanın en güçlü 2 protein kaynağı: B12, Omega&amp;3 ihtiyacını 1 günde karşılıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucudu-besleyen-doganin-en-guclu-2-protein-kaynagi-b12-omega-3-ihtiyacini-1-gunde-karsiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucudu-besleyen-doganin-en-guclu-2-protein-kaynagi-b12-omega-3-ihtiyacini-1-gunde-karsiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz her zaman proteine ihtiyaç duyar. Vücudun gerekli olan protein ihtiyacını karşılamak için beslenmenize protein içeren gıdaları eklemelisiniz. Özellikle deniz ürünleri hem güçlü omega-3 hemde protein kaynaklarından biridir. İşte protein deposu o besinlerden bazıları.Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için dengeli ve sağlıklı beslenmeyi önemsemelisiniz. Günlük olarak yeteri kadar lif, protein ve karbonhidrat alımı sağlamalısınız. Bu vücudun genel sağlığını korumanın en önemli kurallarından biri.Protein, vücudumuzun en temel yapı taşlarından biri olarak sağlığımızı korumada kilit bir rol oynar. Kas gelişiminden bağışıklık sistemine kadar birçok önemli fonksiyonu destekleyen protein, yaşam kalitesini artırmak için olmazsa olmaz bir besin grubudur.Uzmanlara göre, proteinler vücudun yenilenme ve onarım süreçlerinde aktif bir rol oynar. Kas dokusunun güçlenmesini sağlarken aynı zamanda saç, cilt ve tırnak sağlığını destekler. Protein ayrıca hormon ve enzimlerin üretiminde de kritik bir görev üstlenir.Dengeli bir diyetin temel unsurlarından biri olan protein, doğru miktarda alındığında uzun süre tokluk hissi sağlar ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Özellikle spor yapan bireyler için protein tüketimi, kas kütlesinin artmasını ve egzersiz sonrası toparlanmayı hızlandırır.Protein kaynakları arasında kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller, kuruyemişler ve bazı tahıllar bulunur. Uzmanlar, hayvansal ve bitkisel protein kaynaklarının dengeli bir şekilde tüketilmesini öneriyor.Doğadaki en güçlü protein kaynakları tabi ki deniz ürünleri. Balık, karides, midye, istiridye, kalamar ve yengeç gibi deniz ürünleri, hem yüksek kaliteli protein içerir hem de sağlığa birçok fayda sağlar.. Vücudun protein ihtiyacını karşılar.Deniz ürünleri, kasların gelişimi, hücre yenilenmesi ve genel vücut fonksiyonlarının desteklenmesi için gerekli olan temel amino asitleri içerir. Bu özelliğiyle, hayvansal protein kaynakları arasında önemli bir yere sahiptir. Örneğin:Somon, ton balığı ve uskumru gibi yağlı balıklar yüksek protein oranlarının yanı sıra omega-3 yağ asitleri açısından da zengindir.Karides ve yengeç gibi kabuklu deniz ürünleri, düşük yağ içeriğiyle hafif bir protein kaynağı sunar.Midye ve istiridye gibi türler ise proteinle birlikte demir ve çinko gibi mineraller sağlar.Deniz ürünleri, protein açısından zengin olmasının yanı sıra kalp sağlığını koruyan omega-3 yağ asitleri, bağışıklık sistemini destekleyen selenyum ve D vitamini gibi besin öğeleri içerir. Ayrıca deniz ürünlerinin genellikle düşük kalorili olması, sağlıklı bir diyetin parçası olarak tercih edilmesini kolaylaştırır.Basitçe söylemek gerekirse; midye ile istiridye, sardalya ve hamsi gibi küçük balıkların hemen ardından, gezegendeki besin açısından en zengin hayvanlardan bazılarıdır. Istakoz ve yengeç gibi kabuklular da kabuklu deniz hayvanları kategorisindedir ancak çok daha az besleyicidir.Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu&#039;nda gezegen sağlığı ve suda yaşayan gıdalar konusunda uzman olan Christopher Golden, midyelerin besin açısından listenin başında yer aldığını söylüyor. Tek bir porsiyon, bir gün boyunca ihtiyacınız olan tüm B12 vitamini ve Omega 3 yağ asitlerinin yanı sıra çinko ve demirin dörtte üçünü içeriyor. İkinci sırada ise istiridye yer alıyor. Ardından da deniz tarağı geliyor.Çiğ istiridyeler zararlı bakteriler içerebilir. New York&#039;taki St Joseph&#039;s Üniversitesi&#039;nde deniz ekolojisti olan Konstantine Rountos, çift kabuklularda alg patlamaları veya kanalizasyon salınımlarının neden olduğu diğer kirlenme türlerinin de nadiren görüldüğünü söyledi.Alerjiler de bir başka endişe kaynağıdır. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 3&#039;ünün ve çocukların yüzde 1&#039;inin kabuklu deniz ürünlerine alerjisi vardır. Çift kabuklular ıstakoz ve karides gibi kabuklularla yakın akraba değildir. Ancak, reaksiyonları tetikleyebilen tropomiyozin proteini gibi benzer alerjenler içerirler.Dr. Gardner, çift kabuklular için alışveriş yaparken birkaç basit kurala uymanız gerektiğini söyledi:İlk olarak, pişirilmeden önce kabukları kapalı olmalıdır. Bir istiridye, deniz tarağı veya midye açıksa, kapanıp kapanmadığını görmek için hafifçe vurun. Eğer kapanmıyorsa, satın almayın; bir süredir ölü olabilir.İkincisi, koklayın. Eğer kötü kokuyorsa, yemeyin. Deniz ürünleri kötü kokmamalıdır. Ve soğuk bir yerde saklandığından emin olun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ch9Ih9kcqUqO0ys8CEnqqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücudu, besleyen, doğanın, güçlü, protein, kaynağı:, B12, Omega-3, ihtiyacını, günde, karşılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aile hekimlerine yeni düzenleme yolda</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimlerine-yeni-duzenleme-yolda</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/aile-hekimlerine-yeni-duzenleme-yolda</guid>
<description><![CDATA[ Hastanelerdeki yığılmayı engellemek için yeni bir tedbir daha gündemde. AK Parti&#039;nin Meclis Başkanlığı&#039;na sunduğu kanun teklifine göre, aile hekimlerinden sevk ile hastaneye başvuranların ödeyeceği katkı paylarında indirim yapılacak. Aile hekimlerinden alınacak bazı raporlar ise ücretli olacak.Haber: Öykü TüccarAile hekimlerine yönelik yeni düzenlemeler için çalışmalar yapılıyor. AK Parti&#039;nin verdiği kanun teklifi yasalaşırsa, aile hekiminden sevk ile hastaneye başvuranlar daha az katkı payı ödeyecek.Yeni düzenlemeyle birlikte hastanelerdeki yığılmanın azaltılması hedefleniyor.  Aile Hekimleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ömer Ufkun Yıldırım&#039;a göre ise, karar sağlıkta şiddet riskini artırabilir.  Yıldırım, &quot;Sağlıkta şiddeti çözmeden bunu uygulamaya kalkarsak mutlaka şiddet olarak geri dönem ihtimalini de düşünmemiz gerekir.&quot; dedi. Hekim sayısının yetersiz olduğundan bahseden Yıldırım, &quot;Çok başvuru olduğunda, zaten yoğunuz bu yoğunluğu katbekat artıyor olabilir. Bunların planlamasının mutlaka yapılması lazım.&quot; diye konuştu.   SERTİFİKA SAHİBİ OLANLAR HACAMAT UYGULAYABİLECEKTeklife göre, sertifika sahibi aile hekimleri mesai saatleri dışında ücret karşılığında hacamat ve akupunktur gibi geleneksel ve tamamlayıcı sağlık hizmetleri uygulayabilecek.   Aile hekimleri ise sertifa sahibi uzman sayısının azlığına işaret ediyor.  RAPORLAR ÜCRETLİ OLACAK  Teklif yasalaşırsa, aile hekimlerinin verdiği bazı raporlar da artık ücretli olacak. Yıldırım ise, konuya ilişkin raporun bilirkişi hizmeti olduğunu ve ücretli olmasının da makul olacağını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFx2VEAOAUWck7vG0Q3wkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Aile, hekimlerine, yeni, düzenleme, yolda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı öneriyor: Günde 4 tane yiyince kemikleri güçlendiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-oeneriyor-gunde-4-tane-yiyince-kemikleri-guclendiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/beslenme-uzmani-oeneriyor-gunde-4-tane-yiyince-kemikleri-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kemik sağlığını korumak için sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmelisiniz. Özellikle güçlü kemikler için sağlıklı beslenme çok önemli. Kemiklerin zayıflamasını önlemek için tüketmeniz gereken bazı besinler var. Beslenme Uzmanı kemikleri güçlendirmek için tüketmeniz gereken süper besini açıkladı.Yaşlandıkça, vücudumuzdaki kalsiyum sentezi yavaşlar ve kemiklerimizi ve iskelet sistemimizi en çok etkiler.
Osteoporoz, en yaygın önlenebilir rahatsızlıklardan biri olmalı. Ancak ne yazık ki, zayıf kemikler bir kırık bize varlığını hatırlatana kadar görmezden gelinir. Aslında, pek çok kişi bunun kolayca önlenebilir bir sorun olduğunu bilmez. Peki, osteoporoz nedir?Osteoporoz, kelimenin tam anlamıyla gözenekli kemikler anlamına gelir ve kemik dejenerasyonu oranı kemik büyümesini ve onarımını geride bıraktıkça kemiklerimizin hem yoğunluğunu hem de gücünü kaybetmeye başladığı bir durumdur.Basitçe söylemek gerekirse, kemiklerimiz zayıf ve kırılgan hale gelir ve küçük bir düşmeyle bile kolayca kırılır, bu da büyük sakatlıklara ve düşük yaşam kalitesine yol açabilir.Zayıf kemiklerle başa çıkmak için 5 maddelik plan

Risk faktörlerine dikkat edin ve düzenli olarak test yaptırın (DEXA taraması kemiklerdeki kalsiyum ve diğer minerallerin yoğunluğunu ölçer).
Düzenli egzersiz yapın (kullanın veya bırakın).
Sigara ve aşırı alkolden kaçının (ikisi de kemikler için toksiktir)
Anti-inflamatuar bir diyet uygulayın (meyve, sebze, balık, omega-3 ve tam tahıllı gevrekler açısından zengin, çeşitli bir diyet yardımcı olur).
Kemik sağlığına iyi gelen besinler açısından zengin bir diyet uygulayın. Özellikle kemikler için iyi olan fonksiyonel yiyecekleri bilinçli bir şekilde dahil etmek için diyetin elden geçirilmesi önemlidir. Burada kurutulmuş erik olan kuru erikler harika bir uyum sağlar.Sadece kalsiyum değil; güçlü kemiklere sahip olmak için liste uzun ve önemlidir. D, K, C, B12 vitaminleri ve magnezyum ve potasyum gibi minerallerin hepsi önemlidir. Kuru erikler, daha güçlü ve sağlıklı kemikler oluşturmaya yardımcı olabilen mineral için önemli bir kaynaktır. Bu eser mineral (az miktarda ihtiyaç duyulur) kemikte magnezyum emilimini ve birikimini, D vitamini emilimini ve kalsiyum metabolizmasını iyileştirmede önemli bir rol oynar.Kuru erikler, kemik kırılmasına neden olan iltihaplı kimyasalları azaltmaya yardımcı olabilir. Bu, kemik yıkımı sıklığı önemli ölçüde arttığında özellikle menopoz sonrası kadınlar için faydalıdır.NCBI tarafından yakın zamanda yayınlanan bir araştırma, kuru erik gibi fenolik açısından zengin yiyeceklerin kemik mineral yoğunluğu (BMD) üzerinde koruyucu etkiler gösterdiğini buldu. Günlük sadece 50 ila 100 gr kuru erik tüketmenin yardımcı olduğu bulundu.Journal of Nutrition and Osteoporosis International&#039;daki son çalışmalar, kuru erikleri besinsel bir güç merkezi olarak vurgulayarak, bağırsak düzenini iyileştirdiğini, kemik kaybını önlediğini ve osteoporoz riski taşıyan kadınlarda yoğunluğu artırdığını; kalp sağlığını desteklemek için toplam ve LDL kolesterolü düşürdüğünü; yaşlanma, kanser ve kardiyovasküler hastalıklarla bağlantılı oksidatif stresle mücadele ettiğini ve beyin iltihabını azaltarak bilişsel gerilemeye karşı koruduğunu ve genel sağlık için çok yönlü bir süper besin haline getirdiğini göstermektedir.
Kuru erikler bu nedenle osteoporoz geliştirme ve kırık ve çatlaklar yaşama riskini düşürmeye yardımcı olabilir.Beslenme Uzmanı Kavita Devgan&#039;a göre, “Kuru eriklerin daha iyi kemik sağlığının yanı sıra daha iyi bağırsak sağlığı, daha fazla tokluk, kabızlığın önlenmesi, daha güçlü bağışıklık ve iltihabı uzak tutma gibi birçok başka faydası daha vardır. Günlük 4 ila 6 kuru erik yemeyi hedefleyin. Ek bir bonus olarak kuru erikler doğal olarak tatlıdır ve içlerine yapay şeker eklenmemiştir.”Gününüze kuru erikle başlayın. Besleyici bir kahvaltı için kuru erikleri yulaf ezmesine, yoğurda veya tahıl gevreğine karıştırın.
Fındık ve çekirdeklerle birleştirin ve sabahın ortasında veya akşamın ortasında atıştırın veya yatmadan önce yiyin. Tuzlu malzemelerle tatlı bir kontrast oluşturmak için öğle yemeği salatalarınıza doğranmış kuru erik ekleyin.
Doğal bir tatlılık ve lif takviyesi için akşam smoothienize kuru erik ekleyin. Deneysel olun ve nemli bir doku, ek besin ve doğal tatlandırıcı için kek, muffin ve brownie gibi sağlıklı tatlılar yapmak için kuru eriklerle pişirin. Veya zengin, tatlı bir tat için soslara  kuru erik ekleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d83gjrw1A0Gs9wfRPe4Hvw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, öneriyor:, Günde, tane, yiyince, kemikleri, güçlendiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu&amp;apos;ndan sigara bıraktıran kür: 40 yıllık tiryakiyi bile nikotinden tiksindiriyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-ibrahim-saracoglundan-sigara-biraktiran-kur-40-yillik-tiryakiyi-bile-nikotinden-tiksindiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/prof-dr-ibrahim-saracoglundan-sigara-biraktiran-kur-40-yillik-tiryakiyi-bile-nikotinden-tiksindiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Sigara içmek sağlığa zararlıdır ve kalp-damar, kanser gibi hastalıkların riskini artırır. Pek çok kronik hastalığın oluşmasına neden olur. Sigarayı bırakmak ve akciğeri temizlemek için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu&#039;nun önerdiği bu sağlıklı kürlere bir şans verebilirsiniz. 40 yıllık tiryakilere bile sigarayı bıraktıran bu kür, sigaradan tiksindiriyor.Sigara, dünyanın en yaygın bağımlılık yaratan maddelerinden biri olmasına rağmen, aynı zamanda en ölümcül sağlık tehditlerinden biridir. Her yıl milyonlarca insan, sigara kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Sigara içmek solunum sistemine zarar veriyor. Bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Kanser ve kalp gibi ciddi hastalıkların riskini artırıyor.Sigarayı bırakmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmek istiyorsanız akciğerleri temizleyen, sigaranın dumanından bile tiksindiren bu kürlere bir şans verebilirsiniz.Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu&#039;nun önerisi olan doğal yöntemlerin faydaları saymakla bitmiyor. Evde bulunan malzemelerle hazırlanan bu iki doğal kür, nikotin istediğini kesiyor.1 tatlı kaşığı kuru kekik, 1 su bardağı kadar suyla yapılan kekik kürü için kaynattığınız suyun üzerine kekiği döküp, 5 ila 10 dakika kadar demlemeye bırakın. Kekiği süzdükten sonra her nikotin isteğinizde bunu tüketin. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu&#039;nun önerdiği bu karışımın faydaları saymakla bitmiyor.Güçlü antiseptik ve antimikrobiyal özelliklere sahip kekik kürü, özellikle öksürük, bronşit, soğuk algınlığı gibi solunum yolu rahatsızlıklarına karşı etkilidir. Balgam söktürücü etkisi sayesinde solunum yollarını temizler ve rahatlatır.Kekik, yüksek antioksidan içeriğiyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kekik kürü, vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruyor ve enfeksiyonlara karşı direnci artırıyor. Kekik kürü, sindirimi kolaylaştırıcı özelliklere sahip. Gaz, şişkinlik, mide krampları gibi sindirim problemlerini hafifletir ve mideyi rahatlatıyor. Ek olarak, bağırsaklardaki parazitleri temizlemeye yardımcıdır.Kekik kürü, vücutta oluşan iltihaplanmaları azaltabilir. Eklem ağrıları ve romatizma gibi iltihaplı hastalıklara karşı destek sağlar. Kekik kürü, cilt problemlerine karşı doğal bir çözümdür. Antibakteriyel özellikleriyle sivilce, akne gibi cilt sorunlarını azaltır. Ayrıca, ciltteki yara ve enfeksiyonların iyileşmesine de yardımcı olabilir.Kekik kürü, kan dolaşımını düzenleyici etkisiyle kalp sağlığını olumlu yönde destekler. Damar sertliğini önler ve kalp krizi riskini de azaltır. Antiseptik özellikleri sayesinde kekik kürü, ağız içindeki bakterilerin yok edilmesinde önemli rol oynar. Böylece diş eti hastalıkları ve ağız kokusuna karşı etkili olabilir. Kekik kürü, metabolizmayı hızlandırıcı etkisiyle de öne çıkar. Bu da kilo vermeyi destekleyebilir ve vücuttaki toksinlerin atılmasını kolaylaştırır.Kekik kürü, kan şekerini düzenleyici etkisiyle diyabet hastaları için faydalıdır. Kan şekerini dengede tutarak ani şeker yükselmelerini önlemeye yardımcı olan kekik kürü, idrar söktürücü özelliği sayesinde vücutta biriken fazla suyun atılmasına da yardımcı olur. Bu, böbrek sağlığını destekler ve ödemi azaltabilir.Tiryakilere sigarayı bıraktıran bir diğer doğal yöntem ise karabaş otu kürüdür. 7 başak karabaş otu, 1 su bardağı suyla hazırlayabileceğiniz kür için önce suyu kaynatın. Sonra 7 başak karabaş otunu suyun üzerine ilave edin ve 10 dakika kadar demlenmeye bıraktıktan sonra çayı süzün. Öğle vaktine dek canınız her sigara istediğinde tüketebilirsiniz.Doğanın sunduğu mucizelerden biri olan karabaş otu, hem geleneksel hem de modern tıpta geniş bir kullanım alanına sahiptir. Lavanta ailesine mensup bu şifalı bitki, sağlık üzerindeki olumlu etkileri sayesinde yüzyıllardır tercih ediliyorKarabaş otunun rahatlatıcı kokusu, sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Çay olarak tüketildiğinde ya da buharı solunduğunda, stres ve kaygı seviyelerini düşürerek zihinsel dinginlik sağlar.Karabaş otu, solunum yollarını temizleyici özelliklere sahiptir. Bronşit, soğuk algınlığı ve sinüzit gibi rahatsızlıkların semptomlarını hafifletmek için buhar yöntemiyle kullanımı oldukça yaygındır.İçerdiği doğal bileşenler sayesinde karabaş otu, bağışıklık sistemini destekler. Mikrop öldürücü özellikleri, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyarak hastalık riskini azaltır.Bu doğal kürleri herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için doktorunuza danışmadan kullanmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2wpEcGihskKkZnGw7WlheA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., İbrahim, Saraçoğlundan, sigara, bıraktıran, kür:, yıllık, tiryakiyi, bile, nikotinden, tiksindiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Günde ne kadar peynir yemelisiniz?  Beslenme uzmanları günlük miktarı açıkladı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/gunde-ne-kadar-peynir-yemelisiniz-beslenme-uzmanlari-gunluk-miktari-acikladi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/gunde-ne-kadar-peynir-yemelisiniz-beslenme-uzmanlari-gunluk-miktari-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Yıllardır süt ürünlerinin tüketimine ilişkin tavsiyeler, özellikle kalsiyum ve D vitamini açısından kemik sağlığına olan faydaları etrafında dönüyordu. Ancak son zamanlarda beslenme uzmanları arasında gelişen bilimsel araştırmalarla desteklenen tartışmalar, süt ürünlerine olan bağımlılığımızın daha önce düşünüldüğü kadar önemli olmayabileceğini öne sürüyorBir zamanlar yaygın olan &quot;süt vücuda iyi gelir&quot; mantrası, son araştırmalar tarafından incelendi ve bazı araştırmacılar sağlıklı bir diyette süt ürünlerinin gerekliliğini sorguladı. Tufts Tıp Fakültesi&#039;nde kardiyolog ve tıp ve beslenme profesörü olan Dr. Dariush Mozaffarian , süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerinin onlarca yıldır diyet önerilerinin temel taşı olmasına rağmen herkes için gerekli olmayabileceğini açıklıyor.Mozaffarian, CBS News ile yaptığı son röportajda, &quot;Muhtemelen süt ürünlerinden aldığımız tüm kalsiyum ve D vitaminine ihtiyacımız yok,&quot; dedi. &quot; Mozaffarian&#039;a göre, beslenmeye ilişkin bu gelişen anlayış, daha önce günlük tüketimin gerekli bir bileşeni olarak süt ürünlerini vurgulayan diyet yönergelerinde bir değişime yol açtı.Mozaffarian; &quot;Herhangi bir yiyecek gibi, herhangi bir tek öğeyi beslenmenizden çıkarabilir ve yine de sağlıklı bir diyet oluşturabilir, böylece süt ürünleri tüketmenize gerek kalmaz,&quot; diye ekledi.Bu değişim, süt ürünleriyle ilişkilendirilen birçok besini sağlayabilen takviye edilmiş bitki bazlı alternatiflerin yükselişiyle kısmen tetiklendi. Bununla birlikte, Mozaffarian, peynir çekmecenizi tamamen boşaltmamanız gerektiği konusunda uyarıyor, çünkü süt ürünleri hâlâ benzersiz sağlık faydaları sunmaya devam ediyor.Süt ürünlerinin sağlıklı bir beslenmedeki rolüne dair değişen anlayış göz önüne alındığında, asıl soru şu: Ne kadar süt ürünü tüketmeliyiz? Mozaffarian’a göre, burada önemli olan ölçülü tüketim. Süt ürünlerinden hoşlanan bireylerin, kardiyo-metabolik faydalar sağlamak için her gün şekersiz bir porsiyon yoğurt ve peynir tüketmeyi hedeflemeleri gerektiğini öneriyor. Bu faydaların, kalsiyum veya D vitamini sağlamaktan ziyade genel sağlığı desteklemekle ilgili olduğunu vurguluyor.“Yıllarca yağsız veya yarım yağlı süt ürünlerini önerdik, ki bunlar pek lezzetli değil. Ve insanlara şunu söylüyorum: Daha fazla kanıt elde edene kadar, şu anda düşük yağlı veya tam yağlı seçeneklerden hangisini tercih ediyorsanız onu seçin,” dedi Mozaffarian. Uzun yıllardır düşük yağlı süt ürünlerine odaklanılmasına rağmen, son kanıtlar yağ içeriğinin – düşük ya da tam yağlı olması fark etmeksizin – sağlık faydaları üzerinde önemli bir etkisi olmadığını gösteriyor.Bu nedenle, bireyler düşük yağlı ya da tam yağlı süt ürünleri arasında sağlık kaygılarından ziyade kişisel tercihlerine göre seçim yapabilirler.Önceki yönergeler, fazla kalori ve doymuş yağlardan kaçınmak için düşük yağlı süt ürünlerini önerse de, yeni çalışmalar tam yağlı süt ürünlerinin eskiden düşünüldüğü kadar zararlı olmayabileceğini ve hatta bazı durumlarda ek faydalar sağlayabileceğini öne sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_jNOkRmp4kieAAq4_KDMaQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Günde, kadar, peynir, yemelisiniz, Beslenme, uzmanları, günlük, miktarı, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yeşil çay içince vücudunuzda ne olur? Herkes faydasını konuşuyor bu zararını bilen yok</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yesil-cay-icince-vucudunuzda-ne-olur-herkes-faydasini-konusuyor-bu-zararini-bilen-yok</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yesil-cay-icince-vucudunuzda-ne-olur-herkes-faydasini-konusuyor-bu-zararini-bilen-yok</guid>
<description><![CDATA[ Yeşil çay, sağlığa olan faydalarıyla biliniyor. Güçlü bir antioksidan olan yeşil çay, hücre hasarını engelliyor. Özellikle diyet listelerinin vazgeçilmezi olan yeşil çayın fazlası ise vücuda zarar veriyor. İşte yeşil çay tüketiminin çok az bilinen zararları.Siyah çaydan sonra en sık tüketilen doğal çaylardan biri olan yeşil çay, vücuda olan faydalarıyla biliniyor. Sağlıklı yaşam trendlerinin vazgeçilmezi haline gelen yeşil çay, yalnızca keyifli bir içecek olmanın ötesine geçerek doğal bir şifa kaynağı olarak karşımıza çıkıyor.
Çay bitkisinin (Camellia sinensis) yapraklarından elde edilen bu mucizevi içecek, yüzyıllardır başta Asya olmak üzere dünyanın pek çok yerinde tüketiliyor.Yüksek miktarda antioksidan içeren yeşil çay, vücutta serbest radikallerle savaşarak hücreleri hasardan koruyor. Bu özelliği sayesinde, yeşil çay düzenli tüketildiğinde kanser riskini azaltabileceği yönünde çalışmalar bulunuyor.Diyet listelerinin vazgeçilmezi olan yeşil çay, metabolizmayı hızlandırıcı bir etkiye de sahip. Formuna dikkat edenler için yeşil çay adeta bir kurtarıcı. İçeriğindeki kateşinler, metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekliyor. Bu yüzden, kilo vermek isteyenlerin diyet listelerinde sıkça yer alıyor.Yapılan araştırmalar, yeşil çayın kötü kolesterolü (LDL) düşürdüğünü ve iyi kolesterolü (HDL) artırdığını gösteriyor. Ayrıca kan basıncını düzenleyerek kalp ve damar hastalıkları riskini azaltmada etkili olabileceği belirtiliyor. Yeşil çayın bu faydalarının yanı sıra vücuda zararı da bulunuyor. Peki, yeşil çay içince ne oluyor?Son yıllarda sağlıklı yaşamın sembollerinden biri haline gelen yeşil çay, faydalarıyla sıkça gündeme geliyor. Ancak bu doğal içeceğin kontrolsüz tüketimi bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, yeşil çayın bilinçsiz kullanımının fayda yerine zarar getirebileceği konusunda uyarıyor.Yeşil çayın içerdiği tanenler, vücuttaki demir emilimini azaltabilir. Bu durum özellikle kansızlık (anemi) sorunu yaşayan bireyler için risk oluşturabilir.Demir eksikliği problemi olanların yeşil çay tüketimini sınırlaması veya demir içeren besinlerden sonra yeşil çay içmemesi tavsiye ediliyor.Bilimsel araştırmalar, aşırı yeşil çay tüketiminin karaciğer üzerinde toksik etki yaratabileceğini gösteriyor. Yüksek dozda alınan yeşil çayın, karaciğer enzimlerini olumsuz etkileyerek bu hayati organda sorunlara yol açabileceği belirtiliyor.En sık tüketilen bitki çaylarından biri olan yeşil çayı, hipertansiyonu ve çarpıntısı olan kişiler dikkatli tüketmeli. Yeşil çay içeriğindeki epigallokateşin galat sayesinde metabolik hızı artırır ancak aşırı tüketiminde, içerisindeki kafeinden kaynaklı hipertansiyonu ve çarpıntısı olan kişileri rahatsız edebilir. Hipertansiyonu ve çarpıntısı olan kişiler yeşil çayı 1-2 fincandan fazla tüketmemeli.Beslenme uzmanları, günde 2-3 fincan yeşil çayın ideal bir tüketim miktarı olduğunu belirtiyor. Ancak fazla tüketildiğinde mide problemlerine yol açabileceği ve kafein hassasiyeti olan bireylerde uykusuzluğa neden olabileceği unutulmamalı.Yeşil çaydan maksimum fayda sağlamak için demleme süresine dikkat etmek gerekiyor. 80-85 derece sıcaklıktaki suyla, 2-3 dakika arasında demlemek ideal. Fazla bekletildiğinde acı bir tat oluşabileceği gibi, besin değerleri de azalabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5IflN-InjEuVgTS5_76lJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yeşil, çay, içince, vücudunuzda, olur, Herkes, faydasını, konuşuyor, zararını, bilen, yok</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Birçok kadının hayatını kararttı: Yüzlerce kadını kör eden rimelin hikayesi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bircok-kadinin-hayatini-karartti-yuzlerce-kadini-koer-eden-rimelin-hikayesi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bircok-kadinin-hayatini-karartti-yuzlerce-kadini-koer-eden-rimelin-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ 1930&#039;lu yılların başında, kadınlar arasında kirpik ve kaşlarını koyulaştırmak büyük bir güzellik trendiydi. İşte bu dönemde Lash Lure adında bir ürün piyasaya sürüldü. Kömür katranı bazlı bu kirpik ve kaş boyası, kadınlara daha belirgin ve etkileyici bakışlar vaat ediyordu. Ancak kısa sürede güzellik dünyasının en büyük skandallarından biri haline geldi.1920&#039;lerde ve 30&#039;larda, Amerikalı kadınlar daha önce hiç olmadığı kadar makyaj yapıyorlardı. Vaizler kürsülerinden &quot;pudra ve boya&quot;nın bir nesil kadını ebedi lanetlenmeye mahkûm ettiği konusunda uyarıyorlardı ve vaizler haklıydılar çünkü o zamanlar, hiçbir şey kötü niyetli üreticilerin kâr sağlayan zararlı kozmetikler üretmesini yasaklamıyordu. Lash Lure da bunlardan biriydi. Dergi reklamlarında &quot;yeni ve geliştirilmiş maskara, öncesi - sonrası ile size ışıldayan bir kişilik kazandıracak&quot; yazıyordu.Ancak Lash Lure, içeriğindeki kimyasal madde olan parafenilendiamin (PPD) nedeniyle oldukça tehlikeliydi. PPD, günümüzde bile alerjik reaksiyonlara neden olabilen güçlü bir kimyasal. Ancak o dönemde bu tür kozmetik ürünleri üzerinde hiçbir düzenleme ve test yoktu.Bu yüzden Lash Lure, denetimsiz bir şekilde piyasaya sürüldü ve kısa sürede yaygınlaştı.Lash Lure’u kullanan kadınlar arasında kısa sürede ciddi sağlık sorunları baş göstermeye başladı. Bu sorunlar arasında:Şiddetli alerjik reaksiyonlar,Göz enfeksiyonları,Kornea ülserleri,Kalıcı körlük gibi vakalar yer aldı.En trajik olaylardan biri, Lash Lure nedeniyle gözlerini kaybeden bir kadının hayatını kaybetmesi oldu. Bu olay, Lash Lure&#039;un adını ölümle anılan bir ürün haline getirdi.Lash Lure skandalı, ABD&#039;de büyük yankı uyandırdı ve halk sağlığı açısından ciddi bir tehlike oluşturdu. O dönemde kozmetik ürünler üzerinde yeterli bir yasal düzenleme olmadığı için bu tür vakalar sık sık yaşanıyordu. Lash Lure, ABD Kongresi’nde yapılan oturumlarda bir örnek olarak gösterildi ve bu tür ürünlerin düzenlenmesi için çağrılar yapıldı.Bu tartışmalar sonucunda, 1938 tarihli Federal Gıda, İlaç ve Kozmetik Yasası (Federal Food, Drug, and Cosmetic Act) kabul edildi.Bu yasa, kozmetik ürünlerin güvenliğinin denetlenmesi ve zararlı ürünlerin piyasadan kaldırılması konusunda FDA’ya (Gıda ve İlaç Dairesi) yetki verdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RvHR9B10wkiR7CTsnuY4Mg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Birçok, kadının, hayatını, kararttı:, Yüzlerce, kadını, kör, eden, rimelin, hikayesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sadece kadınlarda görülen 4 diyabet belirtisi: Bu gizli işaretler hayati önem taşıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sadece-kadinlarda-goerulen-4-diyabet-belirtisi-bu-gizli-isaretler-hayati-oenem-tasiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sadece-kadinlarda-goerulen-4-diyabet-belirtisi-bu-gizli-isaretler-hayati-oenem-tasiyor</guid>
<description><![CDATA[ Diyabet genellikle, özellikle kadınlarda belirti vermeden sessizce ilerleyebilir. Bu belirsiz ama önemli belirtileri fark etmek, kadınların erken dönemde tıbbi yardım almasını sağlayarak ileride oluşabilecek komplikasyonları önleyebilir. Bu belirtilerden herhangi birini kendinizde veya önemsediğiniz birinde fark ederseniz, uygun değerlendirme için bir sağlık uzmanına danışın.Diyabetin erken teşhisi ve yönetimi, daha sağlıklı ve daha dengeli bir yaşama yol açabilir. Genellikle hormonal değişiklikler ve insülin direnciyle bağlantılı olan bu belirtiler, kadınlar için acil tıbbi müdahale gerektirir.Diyabet, özellikle erken evrelerde her zaman fark edilebilir semptomlara neden olmadığı için sessiz katil olarak bilinir. Ancak kadınlar için belirli semptomlar, diyabet veya prediyabetin varlığını gösteren kırmızı bayrak görevi görebilir.1,21 milyarlık bir nüfusta yaklaşık 70 milyon kişi (yarısı kadın) diyabet hastasıdır ve Tip 2 Diyabet Bakımında Cinsiyetin Etkisi adlı bir çalışmaya göre bu sayının 2030 yılına kadar 101 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.Bu semptomlar genellikle ihmal edilir veya yanlış teşhis edilir, ancak bunları fark etmek, derhal tıbbi yardım almak ile almamak arasındaki fark olabilir. Aşağıda, yalnızca kadınlara özgü diyabetin dört erken belirtisi bulunmaktadır.Diyabetin en erken belirtilerinden biri, aşırı susuzluktur. Bu semptom yalnızca kadınlara özgü olmasa da, hormonal değişiklikler nedeniyle hamilelik veya adet döneminde daha da akut hale gelebilecek sık idrara çıkma (poliüri) ile ilişkilendirilmiştir. Kadınlar, özellikle geceleri, normalden daha sık tuvalete gitmeleri gerektiğini fark edebilirler.Bu, kandaki yüksek şeker seviyelerinin böbreklerin fazla glikozu filtrelemek için fazla mesai yapmasına neden olması ve bunun sonucunda da susuzluğa yol açması nedeniyle oluşur.Diabetes Care Journal&#039;da yayınlanan bir çalışma, kadınların diyabetin erken evrelerinde mesane rahatsızlığı ve susuzlukla ilişkili semptomlar yaşama olasılığının erkeklerden daha yüksek olduğunu bulmuştur.PCOS&#039;lu kadınların Tip 2 diyabet olma olasılığı daha yüksektir. Hormonal bir durum olan PCOS, vücudun insülini düzgün kullanma kapasitesini bozar ve insülin direncine yol açar; bu da diyabetin habercisidir. Diyabet geliştiğinde düzensiz adet görme, kilo alma ve akne gibi semptomlar kötüleşebilir.Journal of Clinical Endocrinology  Metabolism&#039;e göre, PCOS&#039;lu kadınların %70&#039;ine kadarında bir miktar insülin direnci olabilir ve bu da prediyabet veya Tip 2 diyabet riskini artırır.Sık görülen idrar yolu enfeksiyonları kadınlarda diyabetin gözden kaçan bir belirtisi olabilir. Artan kan şekeri seviyeleri bakterilerin gelişmesi için ideal bir ortam sağlar ve tekrarlayan enfeksiyonlara yol açar. Kadınlar, daha kısa üretra nedeniyle İYE&#039;lere anatomik olarak daha yatkın olduklarından, bunu erken bir semptom olarak yaşayabilirler.Journal of Diabetes and Its Complications&#039;da yayınlanan bir araştırma, diyabetli kadınların idrar yolu enfekdiyonu geliştirme riskinin diyabetli olmayan kadınlara kıyasla neredeyse iki kat daha fazla olduğunu buldu.Diyabet, bir kadının adet döngüsünü bozarak adetlerin daha ağır veya düzensiz olmasına neden olabilir. Bunun nedeni, diyabetin üreme sisteminde önemli rol oynayan hormon düzenlemesini ve insülin duyarlılığını etkilemesidir.American Journal of Obstetrics and Gynecology&#039;den alınan bir araştırmaya göre, kan şekeri seviyeleri kötü yönetilen kadınların adet düzensizliği yaşama olasılığı daha yüksektir. Bu kesintiler, özellikle yorgunluk veya kilo değişiklikleri gibi diğer semptomlarla birlikte ortaya çıkarsa, altta yatan insülin direnci veya diyabet belirtisi olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YonGGrhjl0adbAm2rXX3vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sadece, kadınlarda, görülen, diyabet, belirtisi:, gizli, işaretler, hayati, önem, taşıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çay içerken yanında sakın yemeyin: Vücuttaki demiri sıfırlayan hata</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/cay-icerken-yaninda-sakin-yemeyin-vucuttaki-demiri-sifirlayan-hata</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/cay-icerken-yaninda-sakin-yemeyin-vucuttaki-demiri-sifirlayan-hata</guid>
<description><![CDATA[ Çay, toplumda en sık tüketilen içeceklerin başında geliyor. Günün her saati severek tüketilen çayın lezzetine doyum olmuyor. Ancak çay tüketirken herkesin yaptığı bir hata var ki vücutta demir eksikliğine neden olabiliyor.Güçü bağışıklık, enerji üretimi, hücrelere oksijen taşınması gibi hayati öneme sahip olan demir, vücut için en gerekli mineraller arasında yer alıyor. Demir eksikliği pek çok hastalığı beraberinde getirebiliyor.Bu nedenle demir zengini besinler tüketmek gerekiyor. Ancak demir bakımından zengin yiyecekleri tüketirken çay içmenin bu faydalı minerali vücudun daha az emmesine neden olabileceği bilinen bir gerçektir. Ayrıca aşırı fazla çay içmek de demir eksikliği sorunlarına yol açabilir.Çay, yemeklerin vazgeçilmez eşlikçisi olsa da, bazı besinlerle birlikte tüketildiğinde vücutta demir emilimini olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, özellikle demir eksikliği riski taşıyan kişileri çay tüketimi konusunda uyarıyor.Çayın içinde bulunan tanen adı verilen maddeler, demir mineraliyle birleşerek emilimini azaltıyor. Bu durum, özellikle demir açısından zengin olan ıspanak, kırmızı et, mercimek, kuru fasulye gibi besinlerle çayın aynı anda tüketilmesi halinde ciddi bir sorun oluşturabiliyor.Ayrıca, C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerin tüketimi sırasında çay içmek de demir emilimini sekteye uğratabilir.Uzmanlar, bu etkiden kaçınmak için çayın ana öğünlerden en az bir saat sonra içilmesini öneriyor.Demir emilimini artırmak isteyenler ise, çayı limonlu tüketmeyi ya da demir yönünden zengin bir öğün sırasında çay yerine su tercih etmeyi düşünebilir.Demir eksikliği, yorgunluk, halsizlik ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi ciddi sorunlara yol açabileceği için, çay tüketim alışkanlıklarına dikkat etmek büyük önem taşıyor.Bitkisel kaynaklı demir, hayvansal kaynaklı demir kadar vücuda etkili bir şekilde emilemez. Bunun üstüne bir de çay ile tüketilmeleri, vücuda emilimi minimum seviyeye indirir. Bu sebeple bitkisel demir zengini besin tüketirken çay içilmemesi, demir alımını maksimuma çıkarmak için büyük önem arz eder. Diyetisyenler, çay saatini, demir açısından zengin öğünlerden en az bir saat sonra yapmalarını tavsiye ediyor.Çayın içeriğinde sadece tanenler değil, aynı zamanda bol miktarda kalsiyum da bulunur. Bu sebeple, kalsiyum, demir ile rekabete girerek demirin vücuda emilimini daha da zorlaştırabilir. Özellikle kalsiyum açısından zengin olan sütlü çaylar, demir emilimini daha da düşürebilir.Ispanak, kara lahana ve pazı gibi yapraklı yeşil sebzeler, bitkisel kaynaklı demir açısından zengin besinlerdir. Ancak bahsettiğimiz üzere, bitkisel kaynaklı demirin vücutta emilimi zayıftır. Bu nedenle, demir alımınızı artırmak istiyorsanız, bu sebzeleri tüketirken beraberinde çay içmemeye özen göstermelisiniz.Kuruyemişler, non-hem yani bitkisel kaynaklı demir açısından oldukça zengindirler. Özellikle kaju gibi kuruyemişler, günlük demir ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayabilir. Fakat birçoğumuz kuruyemiş tüketirken beraberinde çay içmeyi severiz. Evet, bu alışkanlık uzun vadede sağlık açısından olumsuz etkiler yaratmaz. Fakat demir emilimi açısından da pek iç açıcı sonuçlar var etmez.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GK3dICKNXU2sX362bokG0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Çay, içerken, yanında, sakın, yemeyin:, Vücuttaki, demiri, sıfırlayan, hata</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları duyurdu: Erkeklerde kelleşmenin nedenlerinden biriymiş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-erkeklerde-kellesmenin-nedenlerinden-biriymis</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bilim-insanlari-duyurdu-erkeklerde-kellesmenin-nedenlerinden-biriymis</guid>
<description><![CDATA[ Saç dökülmesi en sık görülen sağlık sorunlarının başında geliyor. Saç dökülmesi önlenemediğinde kellik sorunu ortaya çıkıyor. Yapılan yeni bir araştırmada kelleşmenin bir nedeni daha açıklandı. Bilim insanları alkol tüketen erkeklerin, tüketmeyenlere oranla kelleşme ihtimalinin arttığını belirtti.Kellik, toplumun önemli bir kısmını etkileyen estetik bir durum olarak dikkat çekerken, arkasında yatan nedenler çeşitlilik gösterebiliyor. Uzmanlar, saç dökülmesinin hem genetik hem de çevresel faktörlerle ilişkilendirildiğini vurguluyor.En yaygın sebep androgenetik alopesi olarak bilinen kalıtsal saç dökülmesi. Erkeklerde &quot;erkek tipi kellik&quot; şeklinde görülürken, kadınlarda da benzer bir etki yaratabiliyor. Bunun dışında, hormonal değişiklikler, özellikle tiroid bozuklukları ve hamilelik dönemi saç kaybına yol açabiliyor.Stres, dengesiz beslenme ve vitamin eksiklikleri, saç köklerini olumsuz etkileyerek dökülmeyi tetikleyen diğer önemli etkenler arasında yer alıyor. Ayrıca, yanlış saç bakım ürünlerinin kullanımı ve sık yapılan kimyasal işlemler de saçların zayıflamasına neden olabiliyor.Öte yandan, bazı sağlık sorunları da saç dökülmesini artırabilir. Özellikle otoimmün hastalıklar, deri enfeksiyonları ve bazı ilaçların yan etkileri saçların incelmesine ve dökülmesine sebep olabir. Yapılan son araştırmalar alkol tüketimi ve saç dökülmesi arasındaki bir bağlantıyı ortaya çıkardı.Pusan Ulusal Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre alkol tüketimi ile saç dökülmesi arasında bağlantı keşfedildi. Bilim insanları düzenli olarak alkol tüketen erkeklerin Androgenetik alopesi (AGA) yaşama olasılığının 1.4 kat daha fazla olduğunu açıkladı.Bilim insanları alkol tüketen erkeklerin, tüketmeyenlere oranla kelleşme ihtimalinin arttığını belirtti.
Pusan Ulusal Üniversitesi araştırmacıları alkol tüketimi ile saç dökülmesinin bağlantılı olduğunu buldu. Bilim insanları sebebin kesin sonuçlarını bulamasa da alkol metabolizmasının bir yan ürünü olan asetaldehit ile ilişkili olabileceğini düşünüyor. Araştırma düzenli olarak alkol tüketen erkeklerin Androgenetik alopesi (AGA) yaşama olasılığının 1.4 kat daha fazla olduğunu ifade etti.Araştırmacılar Androgenetik alopesi hastalığının genetik yatkınlığı olan erkeklerde görülen saç dökülmesine verilen isim olduğunu açıkladı.Bilim insanları yaptıkları analizlerde alkol tüketen kişilerin saç dökülmesi teşhisi alma ihtimalinin içmeyenlere oranla daha fazla olduğunu belirtti. Uzmanlar, saç dökülmesinin diğer sebepleri arasında ise yaşlanma, stres, kanser, kilo kaybı ve demir eksikliği olabileceğini açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RqyM5zrKWUyMKEunQih_7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:58:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, duyurdu:, Erkeklerde, kelleşmenin, nedenlerinden, biriymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>41 farklı sebze ve meyve türü incelendi: Doğadaki en sağlıklı besin buymuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/41-farkli-sebze-ve-meyve-turu-incelendi-dogadaki-en-saglikli-besin-buymus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/41-farkli-sebze-ve-meyve-turu-incelendi-dogadaki-en-saglikli-besin-buymus</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir ömür sürmenin altın kurallarından biri sağlıklı beslenme. Doğada bulunan her sebze ve meyve vücudunuzun ihtiyacı olan vitamin desteğini sağlar. Küçük ama etkisi ve faydası saymakla bitmeyen bir besin var ki adeta doğanın süper gıdası. Araştırmacıların 41 farklı sebze ve meyveyi inceledikten sonra ortaya çıkardığı bu besin vücudun ihtiyacı duyduğu her şeyi karşılayabilir.Sağlıklı yaşam ve uzun ömür için tüketilmesi gereken pek çok besin var. Bu besinler genellikle &quot;süper gıdalar&quot; olarak da adlandırılıyor. Sağlıklı ömrün altın anahtarı olan sağlıklı beslenme listesinde bu besinin mutlaka yer alması gerekiyor. Çünkü kalori başına en çok fayda sağlayan besin bu.Yapılan son araştırmalarda bu mucize besin ve etkileri de açıkladı. Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde yapılan kapsamlı bir araştırma, 41 farklı sebze ve meyveyi inceledi ve kalori başına en çok fayda sağlayanı ortaya çıkardı.Bir kase dolusu bu besin, yalnızca 100 gramla tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilir. Dahası, onu evde bile kolayca yetiştirebilirsiniz. New Jersey&#039;deki William Paterson Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, besin yoğunluğu açısından en değerli besini belirlemek için 41 farklı meyve ve sebzeyi inceledi. Çalışmanın sonunda, tam puan alan şampiyon açıklandı. En sağlıklı besinler arasında listenin birinci sırasında tere yer aldı.Araştırmada tere, kalori başına sağladığı besin miktarıyla dikkat çekti. 100 gram tere; kalsiyum, demir, çinko, potasyum, protein, lif ve vitaminler dahil olmak üzere günlük ihtiyaç duyulan birçok besini karşılıyor. Dahası, bu mucize sebze yalnızca 14,60 kalori içeriyor.Yüksek besin değerleri sayesinde vücudun ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra kilo kontrolü için de ideal bir seçenek sunuyor. Yeşil yapraklı sebzelerin arasında adeta bir süper gıda olan tere, hem lezzeti hem de sağlığa olan katkılarıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu mütevazı bitkinin düzenli tüketildiğinde vücudu adeta bir zırh gibi koruduğunu belirtiyor.Tere tüketimi vücuttaki kirli kadını temizlenmesine yardımcı oluyor. Sindirim sisteminin çalışması üzerinde de etkili olan tere, kabızlık problemi yaşayanlar için adeta bir müshil ilacı görevi görüyor. Kabızlık sorunundan kısa sürede kurtulmak için tere tüketmeye başlayabilirsiniz. Terenin tohumları ve balın karıştırılmasıyla hazırlanan kür ise dizanteri hastalığının tedavisinde oldukça etkilidir. Terenin tohumları tüketilmeden evvel suda kaynatılarak inceltilmelidir. Bağırsakları hareketlendiren tere, bağırsakları temizleyerek bağırsak sağlığına çok ciddi katkı sağlamaktadır. Bağırsakların hareketli olması ise çok daha rahat kilo verilmesini sağlamaktadır.İçerdiği yüksek C vitamini ve beta-karoten sayesinde vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı koruyor. Bu özelliğiyle bağışıklık sistemini güçlendirirken cilt sağlığına da olumlu katkıda bulunuyor.Zengin glukozinolat içeriği, tereyi kanserle mücadelede etkili bir besin haline getiriyor. Özellikle kolon, akciğer ve meme kanserine karşı koruyucu etkiler gösterdiği araştırmalarla kanıtlanmış durumda.Terenin glisemik indeksi düşük olduğu için kan şekerini dengede tutmaya yardımcı oluyor. Diyabet hastalarının diyetlerinde bu bitkiye yer vermesi öneriliyor.Salatalara çiğ olarak eklenebileceği gibi, limon suyu ve zeytinyağıyla lezzetlendirerek sade şekilde de tüketilebilir. Ancak fazla tüketimin mideye zarar verebileceği unutulmamalı.Doğal ve etkili bir şifa kaynağı arıyorsanız, sofralarınızda tereye mutlaka yer açın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QwEyMKX1BkaMFxYME1-tEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 23:57:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>farklı, sebze, meyve, türü, incelendi:, Doğadaki, sağlıklı, besin, buymuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları yaygın olarak görülüyor! Kötü ağız kokusunun bilinmeyen bir sebebi ortaya çıktı</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-yaygin-olarak-goeruluyor-koetu-agiz-kokusunun-bilinmeyen-bir-sebebi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-yaygin-olarak-goeruluyor-koetu-agiz-kokusunun-bilinmeyen-bir-sebebi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Ağız kokusu, stresle ilişkilendirilebilen bir durumdur. Stres, vücutta birçok farklı değişikliğe yol açar ve bunlar ağız kokusuna neden olabilecek faktörleri etkileyebilir. Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, depresyon, stres ve anksiyete gibi psikolojik durumların kötü ağız kokusunu artıran temel faktörler olduğunu açıkladı.Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, kötü ağız kokusuna neden olabilecek faktörleri sıraladı. Depresyon, stres ve anksiyete gibi psikolojik durumların kötü ağız kokularına neden olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Birkan Özkan depresyon tedavisi gören bireylerin ağız bakımını ihmal etmemesi gerektiğini belirtti.Depresyon dönemindeki bireylerin ağız bakımlarına dikkat etmesini ifade eden Prof. Dr. Birkan Özkan, “Depresyon döneminde kullanılan bazı antidepresan ilaçlar, ağızda kuruluğa yol açarak tükürük üretimini azaltır. Oysa tükürük, ağız içindeki bakterileri temizleyen doğal bir savunma aracıdır. Tükürük üretimi azaldığında ağız kurur ve bakteriler hızla çoğalır, bu da kötü bir ağız kokusuna sebep olur. Ağız kuruluğunun, depresyon sürecinde ortaya çıkan kötü ağız kokusunun ana sebeplerinden biri. Depresyon tedavisi gören bireylerin ağız bakımını ihmal etmemesi gerekir” dedi.Tükürük üretimi azaldığında ağız kurur ve bakteriler hızla çoğalır, bu da kötü bir ağız kokusuna sebep olur. Ağız kuruluğunun, depresyon sürecinde ortaya çıkan kötü ağız kokusunun ana sebeplerinden biri. Depresyon tedavisi gören bireylerin ağız bakımını ihmal etmemesi gerekir” dedi.Kötü ağız kokusuna sahip bireylerde toplum içerisinde kendini yetersiz görme gibi sorunların ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Birkan Özkan, &quot;Kötü ağız kokusuna sahip bireylerde, içe kapanıklık, takıntılı düşünce yapısı artışı ve sürekli kendini eleştirme hali oluşur.Bu bireyler her detaydan şikayet eder ve kendilerini yetersiz görürler, dolayısıyla ağız kokusunun toplum tarafından algılanacağı düşüncesi sosyal kaygıları artırır. Bu durum, kişiyi toplumdan uzaklaştırarak sosyal izolasyona ve özgüven kaybına neden olabilir&quot; diye konuştu.Kötü ağız kokusunu önlemek için günlük ağız bakımına özen göstermenin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Birkan Özkan, “Ayrıca hislerini ifade etme güçlüğü yaşayan bireylerde psikolojik yüklerin artmasının, ağız kokusu gibi somut sağlık sorunlarına da yol açabiliyor. Bu kişiler genellikle yoğun bir iç baskı yaşarlar ve bu baskı, kötü ağız kokusu gibi bedensel belirtilerle kendini gösterebilir. Günlük ağız bakımının aksatılması, diş fırçalama ve diş ipi kullanımında yetersizlik, ağızda bakteri birikimini artırır. Bu bakteriler kötü kokulara neden olur” şeklinde konuştu.Depresyon ve stresin mide sağlığını da etkilediğini belirten Prof. Dr. Özkan, “Özellikle reflü gastri ve ülser gibi mide rahatsızlıkları, mide asidinin ağza kadar ulaşmasına ve ağız kokusuna sebep olmasına neden olabilir. Bu durum sadece mideyi değil, ağız sağlığını da ciddi şekilde etkiler. Depresyon ya da stres kaynaklı mide sorunlarının ağız sağlığı üzerindeki etkilerini göz ardı etmemek gerekir” ifadelerini kullandı.Su tüketiminin önemine değinen Özkan, “Stres ve anksiyete durumlarının, doğrudan tükürük üretiminde azalmaya yol açabileceğini belirtiyor. Stres altında vücudun salgıladığı bazı hormonlar, tükürük üretimini azaltabilir. Tükürük eksikliği, ağız içindeki bakterilerin daha hızlı çoğalmasına sebep olur ve ağız kokusu ortaya çıkar. Stres yönetiminin ağız sağlığı üzerindeki doğrudan etkilerinin farkında olunması gerekir. Ağız kuruluğunun önüne geçmek için su tüketiminin artırılmasını tavsiye ediyoruz. Depresyon, stres, takıntılılık, içe kapanıklık ve anksiyetenin, ağız sağlığı üzerindeki etkilerinin farkında olunması gerektiğini, kötü ağız kokusunu sebeplerinin yüzde 80 oranında diş hekimini ilgilendiren sorunlar olduğunu, geriye kalan yüzde 20’lik oranda psikolojik ve sistemik hastalıklar kaynaklıdır. Bu süreçlerde diş hekimine muayene olunması ve ağız bakımına daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini aksi halde diş sorunlarının daha da artar” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tmEDY9aoAUmt1Idpa263mA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, yaygın, olarak, görülüyor, Kötü, ağız, kokusunun, bilinmeyen, bir, sebebi, ortaya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı yaşlanma sürecini destekleyen 5 besin</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/saglikli-yaslanma-surecini-destekleyen-5-besin</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/saglikli-yaslanma-surecini-destekleyen-5-besin</guid>
<description><![CDATA[ Yaşlandıkça yediğimiz yiyecekler görünümümüzü, yaşam kalitemizi ve hastalık riskimizi büyük ölçüde etkileyebilir. Doğal yaşlanma sürecini desteklemek için çeşitli besinlerden yardım alabilirsiniz. Bazı besinler, cildinizin sağlıkla ışıldamasına ve yaşlanma belirtilerini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.1. Sızma zeytinyağı
Sızma zeytinyağı dünyadaki en sağlıklı yağlardan biridir. Zeytinyağı açısından zengin bir diyet, kronik hastalık riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.2. Yeşil Çay
Yeşil çay, polifenol adı verilen antioksidanlar açısından özellikle yüksektir. Yeşil çayda bulunan polifenoller, çevresel stres faktörlerinden kaynaklanan dış cilt yaşlanmasını azaltmaya yardımcı olabilir. Birçok cilt bakım ürünü yaşlanma karşıtı özellikleri nedeniyle yeşil çay özü içerir.3. Balık
Balık, sağlıklı bir cildi destekleyebilen oldukça besleyici bir besindir. Omega-3 yağları kalp hastalığına, iltihaba ve diğer birçok soruna karşı faydalıdır. Ayrıca, araştırmalar omega-3 yağ asitlerinin güçlü bir cilt bariyeriyle bağlantılı olduğunu ve cilde zarar veren iltihabı azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermiştir.
En popüler yağlı balık türlerinden biri olan somon, cildinizin sağlığını desteklemeye yardımcı olabilecek birçok yarara sahiptir.4. Bitter çikolata ya da kakao
Healthline&#039;ın haberine göre, 24 haftalık bir çalışmada, zengin kakao içeceği tüketen katılımcılar, cilt elastikiyetinde ve yüz kırışıklıklarında önemli iyileşmeler yaşadı.Bu sonuçlar umut verici olsa da, bazı çalışmalar bitter çikolatanın cilt görünümü veya yaşlanma için fayda sağladığını resmen göstermemiştir.
Kakao içeriği ne kadar yüksekse, flavonoid içeriği de o kadar yüksektir. Bu nedenle, eğer beslenmenize bitter çikolata eklemek istiyorsanız, kakao oranı yüksek olan veya az ilave şeker içeren çikolataları tercih edin.5. Sebzeler
Birçok sebze aynı zamanda güçlü bir antioksidan olan C vitamini açısından zengindir. C vitamini kolajen üretiminde de önemli bir rol oynar. Kolajen cildin temel yapı taşlarından biridir, ancak üretimi 25 yaşından sonra azalmaya başlar.
En yüksek C vitamini içeriğine sahip sebzeler arasında yapraklı yeşillikler, dolmalık biberler, domatesler ve brokoli bulunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ey7t1VvRqEaSSKWbK5bx3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, yaşlanma, sürecini, destekleyen, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>5 saatten az uyuyanlar dikkat! Risk 2 kat artıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/5-saatten-az-uyuyanlar-dikkat-risk-2-kat-artiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/5-saatten-az-uyuyanlar-dikkat-risk-2-kat-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için düzenli uyku şark. Yapılan çalışmalar, yetersiz uyku ile demans riski arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor.Yeni bir araştırma, günde 8 saatten az uyumanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ortaya koydu. Columbia Üniversitesi’nin araştırmasına göre, ABD&#039;de 65 yaş üstü her on kişiden biri demansla mücadele ediyor.  Harvard Tıp Fakültesi&#039;nde yapılan araştırma ise yetersiz uyku ile demans riski arasında doğrudan bir ilişki olduğunu öne sürüyor. Günde en az 6 ila 8 saat uyuyan bireylere göre, 5 saatten az uyuyanlarda demans görülme riskinin iki kat arttığı belirtiliyor.  ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), yetişkinlerin her gün en az 7 saat uyumasını tavsiye ederken, uyku sağlığının korunmasının ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığı korumak adına kritik olduğu vurgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OkAwwebNx0-MvyGlrNp1NA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>saatten, uyuyanlar, dikkat, Risk, kat, artıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Meme kanseri teşhisinde çığır aştı, sıra ağrı tedavisinde! Milli gururumuz Canan Dağdeviren&amp;apos;e Aziz Sancar ödülü</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/meme-kanseri-teshisinde-cigir-asti-sira-agri-tedavisinde-milli-gururumuz-canan-dagdevirene-aziz-sancar-oedulu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/meme-kanseri-teshisinde-cigir-asti-sira-agri-tedavisinde-milli-gururumuz-canan-dagdevirene-aziz-sancar-oedulu</guid>
<description><![CDATA[ Giyilebilir sağlık teknolojileri alanındaki icatlarıyla dünyada adından söz ettiren Türk bilim insanı Doç. Dr. Canan Dağdeviren 2024 TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü&#039;ne layık görüldü. Bu alanda ödül alan ilk kadın olan Doç. Dr. Dağdeviren, Massachusetts Institute of Technology&#039;de (MIT) yürüttüğü son çalışmaları hakkında önemli bilgiler verdi. Sütyen şeklinde giyilebilen bir ultrason cihazı geliştirerek meme kanserinin erken teşhisinde çığır açan Doç. Dr. Dağdeviren&#039;in dünyada ilk olacak en yeni projesi ise ağrı eşiğini ölçecek bir cihaz geliştirmek. Böylece bebeklerden konuşamayan hastalara, ağrı yönetimi çok daha başarılı yapılabilecek, gereksiz ağrı kesici kullanımının da önüne geçilecek.Harvard Üniversitesi&#039;nin Genç Akademi üyeliğine seçilen ilk Türk, giyilebilir sağlık teknolojisi alanındaki icatlarıyla Amerika&#039;nın en prestijli dergilerinden Forbes&#039;un 30 Yaş Altı Bilim İnsanı listesine girmeyi başaran tek Türk olan ve çalışmalarını Massachusetts Institute of Technology&#039;de (MIT) yürüten Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Sağlık Bakanlığı tarafından bu yıl 10&#039;uncusu düzenlenen Türk Tıp Dünyası Kurultayı için İstanbul&#039;daydı. Doç. Dr. Canan Dağdeviren tıp fiziği, malzeme bilimi ve biyomedikal cihaz teknolojileri alanındaki uluslararası çalışmaları ve giyilebilir tıbbi cihazlar alanında yaptığı çalışmaları nedeniyle 2024 TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü&#039;ne layık görüldü.
VİDEO: Bilim insanı Canan Dağdeviren NTV&#039;ye konuştuBu alanda ödül alan ilk kadın bilim insanı olmayı başaran Fizik Mühendisi Doç. Dr. Dağdeviren, tıp dünyasında çığır açan keşifleriyle tanınıyor. Doç. Dr. Dağdeviren, giyilebilir ultrason cihazı projesinin meme kanserinden sonra prostat, yumurtalık ve pankreas gibi geç teşhis edildiğinde ölümcül seyredebilen kanser türleri için de hayata geçirileceğini kaydetti. Giyilebilir ultrason sayesinde vücuttan elde edilen bulgular yapay zeka yardımıyla işlenerek, kanser henüz yatkınlık aşamasında dahi teşhis edilebilecek.&quot;TEDAVİLER KADINLARA GÖRE DİZAYN EDİLMEDİ&quot;Doç. Dr. Dağdeviren, kadınların yıllarca klinik araştırmalara dahil edilmediğini ve bu nedenle kadınlarda sık görülen pek çok hastalığın halen tam olarak anlaşılamadığını kaydederek neden öncelikle meme kanseri üzerinde çalışmaya başladığını anlattı. Doç. Dr. Dağdeviren, &quot;Bir kadının kazandığı ilk ödül olması açısından benim için çok kıymetli bir ödül. 1993 yılına kadar kadınların klinik çalışmalarda olma zorunluluğu olmamış ve bunun nedeninin de hormonlar olduğu söylenmiş. Meme kanseri kadınlar arasında bir numaralı kanser türü; fakat hala anlaşılmamış bir kanser türü. Onu geçin, günlük kullandığımız Covid sırasında kullandığımız maskeler kadınlar için uygun bir maske değil. Siz bir kadın olarak onu kullandığınızda, arada boşluklar kalıyor ve çok efektif bir şekilde kullanamıyorsunuz. Biz bunu yapay zeka kullanarak makalelerimizde göstermiştik. Biz kendi grubumuzda eşit kadın ve eşit erkek üzerinde denemek için söz verdik ve bunun için bir anlaşma imzaladık kendi öğrencilerimizle&quot; dedi.Yakın geçmişte büyük ilerleme sağlayan projelerinden birinin, meme kanserini erken teşhis etmek için geliştirdiği elektronik sütyen projesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Dağdeviren, şu bilgileri verdi: “Bu proje şu anda insan denemeleri aşamasında devam ediyor. Bin hasta üzerinde deniyoruz. Bundan sonraki hedefimiz, yaklaşık 3 yıl içinde bu cihazın hayata geçmesi, şirketleşmesi ve ihtiyacı olan insanlar tarafından kullanılabilmesi. Aslında, köylerde, uzak şehirlerde veya az gelişmiş ülkelerde kadınlar tarafından kullanılabilecek bir sistem haline dönüştürmeye çalışıyoruz. Bir telefondan bile daha ucuz hale getirmeye çalışıyoruz ki, her kadın ulaşabilsin ve kadınlar bu sistemi evlerinde kullanabilsinler hastaneye gitmeye bile gerek kalmaksızın&quot; dedi.Elektronik sütyen ya da giyilebilir ultrasonla özellikle ileri evredeyken teşhis alan ve hayatta kalma oranı yüzde 22&#039;lerde olan hasta grubunda, bu oranı yüzde 98&#039;lere çıkarmayı planladıklarını da vurgulayan Doç. Dr. Dağdeviren, &quot;İleri evrede teşhis edilmişse ve genellikle de iki mamografi arasında oluşmuş ara kanser (intervel) kansere yakalanan hastaların hayata tutunma olasılıkları maalesef çok düşük. Periyodik ölçümler ve bu cihaz sayesinde hayata tutunma olasılığını yüzde 98&#039;lere kadar artırmayı planlıyoruz. Sadece o değil aynı zamanda kanser için harcanan paraların da yarıya düşeceğini öngörüyoruz. Sadece Amerika&#039;da meme kanserinin teşhisi ve tedavisi için yılda 32 milyar dolar harcanıyor. Bu cihazla birlikte bu harcamalar yüzde 50&#039;lere kadar düşecek ve hem hastalar, hem devletler, hem de doktorlar için çok büyük bir fayda sağlayacak bu.&quot; diye konuştu.Giyilebilir ultrason cihazının bir diğer aşamasının da yumurtalık kanserinin anlaşılmasına yönelik olacağını belirten Doç. Dr. Dağdeviren, ayrıca prostat ya da pankreas gibi ulaşılması zor organlardaki kanserler için de kullanılabileceğini vurguladı.Dağdeviren, çok fonksiyonlu bu cihazın vücudun 12-15 santim derinliğine kadar etki gösterebildiğini, ultrason dalgalarıyla bu derinl ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mpmB0o_7NEer77U75XFOLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Meme, kanseri, teşhisinde, çığır, aştı, sıra, ağrı, tedavisinde, Milli, gururumuz, Canan, Dağdevirene, Aziz, Sancar, ödülü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yumurta sabah mı yoksa akşam mı tüketildiğinde sağlıklı? Yıllardır yanlış biliniyormuş</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yumurta-sabah-mi-yoksa-aksam-mi-tuketildiginde-saglikli-yillardir-yanlis-biliniyormus</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yumurta-sabah-mi-yoksa-aksam-mi-tuketildiginde-saglikli-yillardir-yanlis-biliniyormus</guid>
<description><![CDATA[ Yumurta en sık tüketilen besinler arasında yer alır. Çeşitli şekillerde tüketilebilen yumurta vücut sağlığı için de gereklidir. Yüksek besin değeri ve güçlü protein kaynağı olması nedeniyle vücudun protein ihtiyacını karşılamanın en güzel yoludur. Beslenme listenize yumurta ekliyorsanız bilmeniz gereken bazı gerçekler var. Yumurta, Sabah mı yoksa akşam mı tüketilmeli? İşte yanıtı.Bir yumurta yaklaşık 75 kalori içerir. 5 gram yağ, 6 gram protein, 0 karbonhidrat, 67 miligram potasyum, 70 miligram sodyum ve 210 miligram kolesterol içerir. Bir yumurta, DV&#039;nin (günlük değer) %8&#039;ini A vitamini, %6&#039;sını folat, %14&#039;ünü B5 vitamini, %23&#039;ünü B12 vitamini, %20&#039;sini riboflavin, %7&#039;sini fosfor ve %28&#039;ini selenyum içerir. Ayrıca makul miktarda D vitamini, E vitamini, B6 vitamini, kalsiyum ve çinko içerir.&#039;İyi&#039; kolesterol: Yumurtalar, kan kolesterolünüzü olumsuz yönde etkilemeyen &#039;iyi&#039; kolesterol açısından zengindir.Kalp sağlığınızı korur: Yumurtaları diyetinize dahil etmek kalp hastalığı riskinizi azaltabilir.Gözleriniz için iyidir: Antioksidanlar lutein ve zeaksantin, katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltır. Ispanak ve kara lahana gibi yapraklı yeşillikler bu antioksidanlar açısından zengin olsa da, çalışmalar yumurtaların daha iyi bir kaynak olduğunu göstermektedir.Kasları güçlendirir ve beyni sağlıklı tutar: Yumurtalardaki protein, kaslar da dahil olmak üzere vücut dokularının korunmasına ve onarılmasına yardımcı olur. Vitamin açısından zengin yumurta aynı zamanda beyni sağlıklı tutar.Kilo yönetimi: Yumurtalar kalorisi düşük ve proteini yüksektir, bu da onları kilo verme diyeti için mükemmel bir seçim haline getirir. Yumurta yemek daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur, bu da öğünler arasında atıştırma isteğini azaltabilir.Yumurta yemek için ideal zamanı merak ediyorsanız, duruma göre değişir. Sabahları güne yumurta yiyerek başlarsanız, metabolizmanızı harekete geçirir ve ayrıca sizi enerjik tutar. Yumurtalar daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olabileceğinden açlık krizlerini azaltır.Sabahları, tok hissetmeniz ve öğle yemeğinden önce veya öğünler arasında sağlıksız atıştırmalıklar istememeniz için protein açısından zengin yiyecekler yemeniz önerilir. Yumurtalar bu istekleri azaltabilir.Kahvaltı, en sağlıklı öğün olarak bilinir ve beyin sağlığı için gereklidir. Yumurtalar, beyin sağlığı için gerekli olan kolin içerir. Organik, suda çözünen bir bileşik olan kolin, ne bir vitamin ne de bir mineraldir.
Kolin, hafızayı, ruh halini ve zekayı düzenlemede önemli bir rol oynayan bir nörotransmitter olan asetilkolin üretmek için gereklidir.
Ayrıca, beyin fonksiyonu ve gelişimi için hayati önem taşıyan sentezlenmiş DNA&#039;yı işlemek için de gereklidir. Bu nedenle, kolin alımı beyin fonksiyonunu iyileştirir. Bu nedenle kahvaltıda yumurta tüketmeye özen göstermelisiniz.Gün boyunca yumurta yemek sağlığınız için iyi olsa da, geceleri yemek size daha fazla fayda sağlayacaktır. Akşamları egzersiz yapıyorsanız, yumurta yemek kas onarımına ve büyümesine yardımcı olacaktır.
Kaslarınızın iyileşmesi ve yeniden inşası için proteine ​​ihtiyacı vardır.
Yumurta tüketmek, vücuda bu iyileşme sürecini desteklemek için gerekli amino asitleri sağlar ve zamanla kas kütlesini ve gücünü artırmaya yardımcı olur.Akşam yemeğinde yumurta yemek size iyi bir gece uykusu da sağlayacaktır. Bunun nedeni, yumurtaların serotonin üretiminde önemli bir rol oynayan ve daha sonra melatonine dönüştürülen amino asit triptofan içermesidir.
Melatonin, uyku-uyanıklık döngünüzü düzenleyen hormondur.
Yumurta yemek melatonin seviyenizi artıracak, kendinizi rahat hissetmenizi sağlayacak ve uykunuzu getirecektir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a4s9I2ADRk2J2anWDNHSig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, sabah, mı, yoksa, akşam, mı, tüketildiğinde, sağlıklı, Yıllardır, yanlış, biliniyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü yüksek protein kaynağı: Demir, potasyum, fosfor, magnezyum zengini</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-yuksek-protein-kaynagi-demir-potasyum-fosfor-magnezyum-zengini</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/doganin-en-guclu-yuksek-protein-kaynagi-demir-potasyum-fosfor-magnezyum-zengini</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek protein gereksinimi olan bir diyet çok önemlidir. Çünkü protein kas kütlesini korur, iyileşmeyi destekler ve genel sağlığı geliştirir. Protein vücutta hormon üretimi ve bağışıklık sisteminin uyarılması gibi çeşitli işlevler görür. Protein kaynaklarını seçerken, temel amino asitlerin iyi bir şekilde alınmasını sağlamak için hem hayvansal hem de bitkisel seçenekleri göz önünde bulundurun. İşte 7 protein zengini besin.Tavuk göğsü, 100 gram porsiyon başına yaklaşık 31 gram protein içerdiğinden bir protein deposudur. Yağ oranı düşüktür ve B vitaminleri açısından zengindir, bu da onu fazla kalori almadan protein alımını artırmak isteyenler için ideal bir seçim haline getirir.Protein alımını en üst düzeye çıkarmak için tavuk göğüslerini ızgara yapın veya fırında pişirin ve dengeli bir öğün için sebzelerle eşleştirin. Ayrıca lezzet ve doku oluştururken protein tüketimini artırmak için salatalarda veya dürümlerde de kullanılabilir.Tofu, bitkilerden elde edilen harika protein kaynaklarından biridir ve 100 gram porsiyon başına yaklaşık 17 gram protein sağlar. Ayrıca çok yönlüdürbu da onu çeşitli yemekler için uygun hale getirir.
Proteinin maksimum kullanımı için sotelerinizde, salatalarınızda veya çorbalarınızda tofu kullanın. Dokusunu ve tadını değiştirmek ve yemeğinizi daha da keyifli hale getirmek için tofuyu ızgara yapabilir veya soteleyebilirsiniz.Yoğurt 100 gram başına yaklaşık 10 gram protein içerir. Ayrıca bağırsaklara fayda sağlayabilen iyi bir probiyotik kaynağıdır.
Protein alımınızı artırmak için meyve ve kuruyemişlerle tepesinde atıştırmalık olarak yoğurdun tadını çıkarın veya smoothieler için bir temel olarak kullanın. Besleyici bir sabah başlangıcı için yulaf ezmesiyle birlikte kahvaltı kaselerinize eklemeyi deneyin.Yumurtalar, büyük yumurta başına ortalama yaklaşık 6 gram olan mükemmel bir tam protein kaynağıdır.
Ayrıca genel sağlığa katkıda bulunan bol miktarda vitamin ve mineral içerirler.
Yumurtalardan proteinlerin en iyi şekilde alınması için, onları haşlayın, çırpın veya haşlayın ve ardından dengeli bir öğün için tam tahıllı tost veya sebzelerle birlikte yiyin.Mercimek, pişmiş bir fincan başına yaklaşık 18 gram protein içerir.
Ayrıca demir, potasyum, fosfor, magnezyum açısından zengindir ve sindirime yardımcı olan ve sizi daha uzun süre tok hissettiren iyi bir lif kaynağıdır.
Mercimekleri en sevdiğiniz çorbalara ve güveçlere veya hatta salatalara eklemeyi deneyin. Mercimekle temel baharatları karıştırmak, bir yemeğe lezzetli bir tat verirken optimum sağlık için gerekli besinleri sağlayabilir.Ton balığı, 100 gram başına yaklaşık 28 gram protein sağlayan mükemmel bir protein kaynağıdır. Buna ek olarak, kalp sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri açısından da zengindir.
Ton balığını günlük öğünlerinize dahil etmek için salatalara, sandviçlere veya düşük kalorili makarna yemeklerine ekleyebilirsiniz. Taze ton balığı biftekleri ızgara yapılabilir, tatlandırılabilir ve etli bir ana yemek olarak servis edilebilir. Hızlı bir atıştırmalık için ton balığını Yunan yoğurdu ve baharatlarla karıştırarak protein dolu bir sos elde edin.Rendelenmiş Parmesan peyniri her 100 gramında yaklaşık 35 gram protein içerir. Yemeklere daha fazla lezzet katmak için kullanın. Lezzeti artırmak ve tüm besinleri tüketmek için salataların, makarnaların ve kavrulmuş sebzelerin üzerine Parmesan serpin. Ev yapımı pesto veya soslara eklemek, temel kalsiyum ve diğer besinleri sağlarken protein içeriğini de artırabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/THqZZpxPfU-kK1_QUT0C2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, yüksek, protein, kaynağı:, Demir, potasyum, fosfor, magnezyum, zengini</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yenidoğan çetesi davasında ilk duruşma: 8 bin TL için bebekleri öldürdüler</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ilk-durusma-8-bin-tl-icin-bebekleri-oeldurduler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yenidogan-cetesi-davasinda-ilk-durusma-8-bin-tl-icin-bebekleri-oeldurduler</guid>
<description><![CDATA[ Para uğruna bebeklerin yoğun bakımda ölümlerine neden olan Yenidoğan çetesi davası bugün başlıyor. Çete 10 bebeğin ölümünden, sayısız bebeğin hayatını riske atmaktan sorumlu tutuluyor. İstanbul’da görülecek davada 22’si tutuklu 47 sanık hakim karşısına çıkacak. Sanıklar 17 bin yıl hapis cezası isteniyor. Çete üyelerinin yanı sıra 19 özel hastanede iddianamede sorumlu olarak yer alıyor. İddianemenin ayrıntısında neler var? Davaya müdahil olan meslek örgütü var mı? NTV ekibinden Melike Şahin ve Osman Terkan, davanın olduğu Bakırköy Adliyesi&#039;nin önünde ayrıntıları aktardı.İLGİLİ HABER: Yenidoğan çetesi kimdir, sistemleri nasıl çalıştı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RYA-_n6d2kSI0MC0w9pdEg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yenidoğan, çetesi, davasında, ilk, duruşma:, bin, için, bebekleri, öldürdüler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüksek kolesterol belirtisiymiş: Kalp krizi, felç, pıhtı riskini artırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yuksek-kolesterol-belirtisiymis-kalp-krizi-felc-pihti-riskini-artiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yuksek-kolesterol-belirtisiymis-kalp-krizi-felc-pihti-riskini-artiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol genellikle belirgin semptomları olmadığından ciddi sağlık sorunlarına yol açana kadar fark edilmez. Ancak bazı işaretler kolesterol seviyenizin yüksek olduğunu gösterebilir. İşte yüksek kolesterol seviyesini gösteren birkaç uyarı işareti.Nefes darlığı, yüksek kolesterolün neden olduğu plak birikiminden dolayı daralan atardamarlar nedeniyle kalbin yeterli oksijen açısından zengin kan almadığını gösterebilir. Ateroskleroz olarak bilinen bu durum daha ciddi kardiyovasküler sorunlara yol açabilir.Egzersiz yapmadan veya nispeten kolay fiziksel egzersiz yaparken veya dinlenirken bile açıklanamayan nefes darlığı yaşıyorsanız, bu kolesterol seviyelerinizin yüksek olduğuna dair bir uyarı işareti olabilir ve tıbbi değerlendirme yaptırmanız gerekir.Mide bulantısı, yüksek kolesterol de dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının bir işareti olabilir. Kolesterol atardamarlarda biriktiğinde, bu kalbe giden kan akışının etkilendiği ve dolayısıyla mide bulantısı veya rahatsızlığa neden olduğu anlamına gelir.Bu semptom genellikle kalp krizi veya anjin gibi daha ciddi durumlarla ilişkilendirilir ve bulantı göğüs ağrısı ve nefes darlığıyla birlikte ortaya çıkabilir. Bu durumda, sürekli mide bulantısı hissettiğinizde ve ayrıca diğer semptomlarla karşılaştığınızda bir doktora görünmeniz önemlidir.Soğuk ayaklar ve bacaklar, yüksek kolesterol seviyelerinden kaynaklanan zayıf dolaşımın bir göstergesi olabilir ve periferik arter hastalığına veya PAD&#039;ye yol açabilir.Bu durumda, plak birikimi bacaklardaki atardamarları daraltır, kan akışını azaltır ve ekstremitelerde soğukluk ve uyuşma gibi semptomlara neden olur. Özellikle herhangi bir fiziksel aktivite yaparken bu tür semptomları sık sık yaşıyorsanız, bir doktor değerlendirmesi ve olası kolesterol seviyesi testi isteyin.Ayak ülserlerinin iyileşmemesi, yüksek kolesterolle ilişkili altta yatan sağlık sorunlarının ciddi bir göstergesi olarak kabul edilir. Bu ülserler genellikle plak birikiminden kaynaklanan daralmış atardamarlar nedeniyle zayıf dolaşımdan kaynaklanır. Ayaklarınızda standart tedaviye yanıt vermeyen kalıcı yaralar veya ülserler varsa, kolesterol seviyelerinizin ve genel damar sağlığınızın daha fazla değerlendirilmesi için bir sağlık uzmanına danışmanız çok önemlidirYüksek kolesterolünüz varsa, zamanla kan damarlarınızda yağ birikintileri birikebilir. Sonunda, bu birikintiler büyür ve atardamarlarınızdan yeterli kanın akmasını zorlaştırır. Bazen, tıkanıklıklar kopar ve kalp krizi veya felce neden olan bir pıhtı oluşturur.Bu uyarılar önceden teşhis edilebilir ve yüksek kolesterol seviyelerinin zamanında müdahalesi ve kontrolü ciddi sağlık sorunlarını önleyebilir. Kolesterol seviyelerinin düzgün bir şekilde izlenmesi için düzenli takip ve kan testleri önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nju63TvFmUmthdlnJYKXqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, kolesterol, belirtisiymiş:, Kalp, krizi, felç, pıhtı, riskini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücudu iltihaptan arındıran kür: Organları yenileyip, kansere karşı koruyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/vucudu-iltihaptan-arindiran-kur-organlari-yenileyip-kansere-karsi-koruyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/vucudu-iltihaptan-arindiran-kur-organlari-yenileyip-kansere-karsi-koruyor</guid>
<description><![CDATA[ Hindistan, Asya ve Afrika&#039;ya özgü olan ve çinde bulundurduğu fitokimyasallar ile, akciğer kanseri, karaciğer kanseri, ağız kanseri ve cilt kanseri dahil olmak üzere farklı kanser türlüne karşı korunmaya yardımcı olan reyhan otu, vücut için adeta bir doğal ilaç. Reyhan, içeriğindeki öjenol, linalool ve sitronelol de dahil olmak üzere farklı uçucu yağlar vücuttaki iltihap düzeyini düşürebilir.Reyhan bitkisinin bir başka ismi fesleğen şeklindedir. Bilimsel adı ocimum basilicum olan reyhan, ballıbabagiller familyasına aittir. Bu bitki genel olarak ılıman iklimi olan yerlerde yetişen bir bitkidir. Anavatanı Güney Asya olan reyhan bitkisinin yetişkin olanı 15 ile 60 santimetre arasında uzar. Türkiye&#039;de Ege, Akdeniz&#039;in kıyı bölgesinde sık bir şekilde yetişen reyhan bitkisi, oldukça faydalıdır.Afrika, Asya’da kutsal olarak kabul edilen bir bitki olan reyhan, aynı zamanda Anadolu’da da en sevilen rayihalardan ve aromalardan biri. Reyhan vücut için oldukça şifalı olan doğal bitkilerden biri.Reyhan, vücutta hücre hasarına yol açabilecek serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olur ve kanser, kalp hastalığı, artrit ve diyabet gibi çeşitli sağlık koşulları için riskini azaltan birçok vitamin ve mineralin yanı sıra lutein, zeaksantin, beta-karoten ve beta-kriptoksantin gibi antioksidanlar ve öjenol adı verilen bileşikler içerir.Reyhandaki öjenol, linalool ve sitronelol dahil olmak üzere esansiyel yağlar vücuttaki iltihapla savaşmaya yardımcı olur. İltihapla savaşmayı sağlayan reyhan, içeriğindeki öjenol, linalool ve sitronelol de dahil olmak üzere farklı uçucu yağlar vücuttaki iltihap düzeyini düşürebilir.Artrit gibi kronik iltihap sonucunda oluşan rahatsızlıklara karşı koruma kalkanına dönüşen bu etkisi sayesinde reyhanı, kronik iltihaplanmaya karşı kullanabilirsiniz. Reyhanın içeriğindeki uçucu yağlar, aynı zamanda antibakteriyel özellikleriyle solunum, idrar ve cilt enfeksiyonlarına karşı mücadele etmeyi sağlıyor.Reyhan yüksek kan şekeri ve kan basıncı yanı sıra kolesterol ile trigliserit gibi kandaki fazla yağ seviyesini düşürmeyi destekler. Magnezyum içeriği ile kasların ve kan damarlarının gevşemesine ve kan akışını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bağışıklığı güçlendirir.Reyhan, ‘öjenol’ adı verilen çok güçlü bir bileşiğe sahip. Antioksidanlar, beta-karoten içeriği ve antosiyanin adı verilen yapılar sayesinde hücre hasarı riskini beraberinde getiren serbest radikallere karşı önemli bir koruyucu etki sunuyor.Kanserden artrite, diyabetten kalp hastalığına farklı hastalıklara sebep olabilecek serbest radikallere karşı koruyucu bir etkiye sahip olan reyhan, içeriğindeki fitokimyasallarla akciğer, karaciğer, cilt ve hatta ağız kanseri gibi birbirinden farklı kanser türlerine karşı koruma sağlıyor.Reyhan tüm bunların yanında tansiyon üzerinde de etkili. Yüksek kan basıncı düzeylerini dengelemek için de reyhan tüketilebilir. Kalsiyum kanallarını bloke ederek tansiyonu dengelemeye yardımcı olan reyhan, etkili bir düzenleyici olarak öne çıkıyor. Kan akışını iyileştiren reyhan, içeriğindeki magnezyumla da zengin bir içerik sunuyor.İbrahim Saraçoğlu&#039;nun önerdiği reyhan kürü oldukça basit malzemelerle hazırlanıyor ve düzenli tüketildiğinde etkileri görülebiliyor. Hazırlanması ise son derece kolay. Bir su bardağı suyu kaynatıp, içine kuru reyhan yapraklarını ekleyin. Reyhan yapraklarını suyun içinde 5-10 dakika kadar demlenmeye bırakın. Demlenen çayın üzerine yarım limonun suyunu sıkıp tüketebilirsiniz.Taze reyhan genellikle çoğu marketin sebze bölümünde bulunabilmektedir. Reyhan alırken canlı, koyu mor yapraklar olmasına dikkat edilmelidir. Hafif nemli bir bez veya kağıt havluya sararak buzdolabında saklanabilir. Reyhanın tadını çıkarmanın birçok yolu vardır. Öğünlere dahil etmek için bazı öneriler:

Reyhanı taze mozzarella peyniri ve domates dilimleri ile katlayın, biraz taze çekilmiş karabiber ekleyin ve üzerine zeytinyağı gezdirin.
Taze pişmiş bir pizzayı veya makarnayı tamamlamak için kullanın. (Bütün veya doğranmış olarak kullanabilirsiniz)
Ev yapımı çorbalara veya soslara karıştırın.
Ev yapımı pesto veya humusa ekleyin.
Bir lazanyaya sebze olarak koyun.
Izgara mısır salatası gibi bir salataya karıştırın.
Vanilyalı dondurmayı birkaç küçük reyhan yaprağıyla süsleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ee_Bk6ny7kmI2xIXbBR-zQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Vücudu, iltihaptan, arındıran, kür:, Organları, yenileyip, kansere, karşı, koruyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Nöroloji doktoru açıkladı: Duşta bunu yaşıyorsanız bunama belirtisi</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/noeroloji-doktoru-acikladi-dusta-bunu-yasiyorsaniz-bunama-belirtisi</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/noeroloji-doktoru-acikladi-dusta-bunu-yasiyorsaniz-bunama-belirtisi</guid>
<description><![CDATA[ Demans unutma, kaygılı hissetme ve karar vermede güçlük gibi çeşitli belirtilerle ortaya çıkıyor. Halk arasında &quot;bunama&quot; olarak bilinen demans, 65 yaş ve üzeri kişilerde sıklıkla görülebiliyor. Nörolojik bir hastalık olan ve yaşla birlikte ilerleyen demansın bir belirtisi daha ortaya çıktı.Demans; hafıza ve düşünme yeteneği, dikkat ve karar alma, dil ve konuşma merkezindeki bozulmalarla kendini gösterebilir. Bu hastalıkların hepsi beyinde bir takım değişikliklere neden olarak hastalıklara ait özgü bulguları ortaya çıkarır.Halk arasına bunama olarak da bilinen demans ilk dönemlerde basit bir unutkanlık olarak görülür. Ancak zamanlarda kişilerin günlük ihtiyaçlarını karşılarken zorluk yaşamalarına neden olabilir. Bu nedenle erken tespit önemlidir.Bunamanın bir diğer belirtisi de duş alırken ortaya çıkar. Burun tıkanıklığı gibi bir probleminiz yoksa, duş alırken şampuan ya da vücut kreminin kokusunu fark edememeniz bunamanın bir göstergesi olabilir.Ancak, bu durumun mutlak bir doğru olmadığını unutmamak gerekir. Daha doğru bir tespit için bir uzmana danışmanız önerilir.Konu ile ilgili konuşan Nörolog Dr. Meredith Bock, yaşın ilerlemesi ile beraber duyularda değişiklik yaşamanın normal olabileceğini ifade ederek, bunama olan kişilerde bu değişikliklerin daha belirgin olduğunu anlattı.Bir diğer Nörolog Dr. Fouzia Siddiqui ise, koku alma bozukluğunun bilişsel gerileme riskini artırdığını ifade etti.Nörolog, bu durumun temel nedeninin, demansın nörodejeneratif bir hastalık olması olduğunu anlattı. Beyni etkiler ve oradan da duyuları. Bu nedenle koku almada zorluk yaşanması doğaldır.Dr. Bock, &quot;Demansa neden olan nörodejenerasyon süreci, kokuyla ilgili duyum ve duyusal işlemeyi de etkileyebilir ve sevdikleri şampuan ya da vücut losyonu gibi tanıdık kokuları tanımasını zorlaştırabilir&quot; dedi.Nörologlar konu ile ilgili, koku kaybının genellikle zaman içinde yavaş yavaş gerçekleştiğini ve kişinin bilişsel bozukluğunu fark etmesinden önce gerçekleşebileceğini ifade ediyorlar.Koku duyusunun azalmasının birden fazla nedeni olabilir. Tam ve doğru bir yanıt için bir uzmana başvurmanız önerilir.Koku duyusunda değişiklik yaşayan birçok kişi, bu duyunun geri kazanılıp kazanılmayacağını merak ediyor.Konu ile ilgili konuşan Dr. Bock, koku kaybı Alzheimer ya da Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif bir bozukluktan kaynaklanıyorsa, geri kazanılmayacağını ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/03Cq4NMO9Eir3gsrk0wZfQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Nöroloji, doktoru, açıkladı:, Duşta, bunu, yaşıyorsanız, bunama, belirtisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları 1 bardak içmek göbek yağlarını yok ediyor: Açlık krizlerini engellemenin basit yolu</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-1-bardak-icmek-goebek-yaglarini-yok-ediyor-aclik-krizlerini-engellemenin-basit-yolu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/sabahlari-1-bardak-icmek-goebek-yaglarini-yok-ediyor-aclik-krizlerini-engellemenin-basit-yolu</guid>
<description><![CDATA[ Göbek yağları hem görünüş hem de sağlık için ciddi bir endişe kaynağı. Spor ve diyet yapmanıza rağmen göbek yağlarını eritebilmek kolay olmaz ancak inatçı göbek yağlarından kurtulmak sandığınız kadar zor değil. Bu basit sabah alışkanlıklarıyla göbek yağlarını yok edebilmeniz mümkün.Fazla göbek yağını daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir şekilde atmanıza yardımcı olabilecek yollar vardır. Merkezi obezite olarak da bilinen göbek yağı, yüksek tansiyon, dislipidemi, insülin direnci, yağlı karaciğer hastalığı ve tip 2 diyabet ile ilişkilendirilmiştir.Göbek yağı, viseral yağ olarak da bilinir, karın içinde ve iç organların etrafında biriken yağdır. Cildin hemen altında bulunan ve sıkıştırabileceğiniz yağ olan deri altı yağından farklıdır. Göbek yağı, kardiyovasküler hastalık, bunama, meme kanseri ve kolorektal kanser gibi ciddi sağlık sorunları riskinin daha yüksek olmasıyla bağlantılı olduğu için bir sağlık sorunu olabilir.Göbek yağı, hem cildin hemen altında bulunan deri altı yağı hem de karın içinde derinlerde bulunan viseral yağı ifade edebilir. Bazı göbek yağları normal ve sağlıklı olsa da, çok fazla göbek yağı aşağıdaki gibi sağlık sorunları riskini artırabilir:Deri altı yağı: Göbeğinizin yumuşak ve yuvarlak görünmesini sağlar ve giysilerinizin daha dar hissetmesine neden olabilir.
Viseral yağ: &quot;Aktif yağ&quot; olarak da bilinen bu yağ, karaciğeriniz, mideniz ve bağırsaklarınız gibi iç organlarınızı çevreler. Deri altı yağından sağlığınız için daha tehlikelidir ve yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve tip 2 diyabet gibi rahatsızlıkların riskini artırabilir.Göbek yağlarını eritmek için şunları deneyebilirsiniz:Egzersiz: Yürüme, koşma, yüzme veya dans gibi aerobik egzersizler yardımcı olabilir. Ayrıca kuvvet antrenmanı, Pilates veya yoga da deneyebilirsiniz.Diyet: Lif ve kompleks karbonhidratların iyi bir kaynağı olan daha fazla meyve ve sebze yiyin.Hareket: Günün çoğunu iş için oturarak geçiriyorsanız, mümkün olduğunca hareket etmeye çalışın. Yürümek, merdivenleri kullanmak veya masanızda esneme egzersizleri yapmak için mola verebilirsiniz. Ancak, göbek yağlarından kurtulmaya yardımcı olan ve uzun vadede sürdürülebilir olan bazı daha sağlıklı alışkanlıklar vardır.Yüksek proteinli bir kahvaltı yapın: Kahvaltının günün en önemli öğünü olarak kabul edilmesinin iyi bir nedeni var.
Kahvaltıda yedikleriniz tüm gününüzün gidişatını belirleyebilir. Öğle yemeğine kadar tok ve tatmin olmuş hissedip hissetmeyeceğinizi veya sabah ortası atıştırmalığınızdan önce otomatlara yönelip yönelmeyeceğinizi belirler. Yüksek proteinli bir kahvaltı yapmak, istekleri azaltmaya ve kilo vermeye yardımcı olabilir.Bol su için: Sağlıklı bir yaşam tarzı uygularken akılda tutulması gereken en önemli noktalardan biri de susuz kalmamaktır.
Sabahınızı bir veya iki bardak suyla başlatmak kilo kaybını artırmanın kolay bir yoludur.
Su, enerji harcamanızı veya vücudunuzun yaktığı kalori miktarını en az 60 dakika artırmanıza yardımcı olabilir. Su içmek bazı kişilerde iştahı ve yiyecek alımını azaltabilir.Kendinizi tartın: Her sabah tartıya çıkıp kendinizi tartmak motivasyonunuzu artırmak ve öz kontrolü geliştirmek için etkili bir yöntem olabilir.
Her sabah kendinizi tartmak, kilo kaybını teşvik edebilecek sağlıklı alışkanlıklar ve davranışlar edinmenize de yardımcı olabilir.
En iyi sonuçlar için uyandığınızda kendinizi tartın. Bunu tuvaleti kullandıktan sonra ve bir şey yiyip içmeden önce yapın.
Ayrıca, kilonuzun günlük olarak dalgalanabileceğini ve çeşitli faktörlerden etkilenebileceğini unutmayın. Küçük günlük değişikliklere takılıp kalmak yerine büyük resme odaklanın ve genel kilo kaybı eğilimlerini arayın.Kalori alımınızı takip edin: Ne yediğinizi takip etmek için bir yiyecek günlüğü tutmak, kilo kaybını artırmanıza ve kendinizi sorumlu tutmanıza yardımcı olmak için etkili bir yol olabilir.
Günün ilk öğününden başlayarak ne yediğinizi ve içtiğinizi kaydetmek için bir uygulama veya sadece bir kalem ve kağıt kullanmayı deneyin.Yeşil çay için: Yeşil çay, metabolizmayı artırarak, yağ hücrelerini parçalayarak ve iştahı azaltarak kilo vermeye yardımcı olabilir.
Yeşil çay, enerji metabolizmasını artırabilen ve vücudun yiyecek ve içecekleri daha verimli bir şekilde enerjiye dönüştürmesine yardımcı olabilen kafein ve kateşinler içerir.
Yağ hücrelerini parçalamaya ve enerji olarak kullanılmak üzere yağın kan dolaşımına salınmasına yardımcı olabilir. Yeşil çay, enzim inhibisyon özellikleriyle iştahı azaltmaya yardımcı olabilir.Limon suyu için: Limon suyu, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye ve sağlıklı bir cildi desteklemeye yardımcı olabilecek C vitamini ve antioksidanlar içerir.
Limon suyu, metabolizmanızı hızlandırabilecek su alımınızı artırmanıza yardımcı olabilir. Limonlar, iştahı azaltmaya yardımcı olabilecek bir lif türü olan pektin içerir.Biraz güneş alın: Perdeleri açıp biraz güneş ışığı almak veya her sabah dışarıda birkaç dakika geçirmek kilo vermenizi hızlandırabilir.
Güneş ışığına maruz kalmak ayrıca D vitamini ihtiyaçlarınızı karşılamanın en i ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLQOeLq9sUaudDzt0BwnZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, bardak, içmek, göbek, yağlarını, yok, ediyor:, Açlık, krizlerini, engellemenin, basit, yolu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bebek öldüren çete hakim karşısında: Neden yenidoğan yoğun bakım servislerini seçtiler?</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/bebek-oelduren-cete-hakim-karsisinda-neden-yenidogan-yogun-bakim-servislerini-sectiler</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/bebek-oelduren-cete-hakim-karsisinda-neden-yenidogan-yogun-bakim-servislerini-sectiler</guid>
<description><![CDATA[ Yenidoğan Çetesi davası başladı. Para uğruna bebeklerin yoğun bakımda ölümlerine neden olmakla suçlanan çete üyeleri ilk kez hakim karşısına çıktı. Davada 22’si tutuklu 47 sanık bulunuyor. Sanıkların 17 bin yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Çete üyelerinin yanı sıra, dosyada 19 özel hastane de sorumlu olarak yer alıyor. Dava sanıkların kimlik tespitiyle başlarken, duruşmada bin 389 sayfalık iddianamenin okunması bekleniyor. Davaya ilişkin duruşma beş gün boyunca sürecek. Peki, çete neden yenidoğan yoğun bakım servislerini seçti? Yoğun bakıma işi düşenlerde büyük bir güvensizlik var, bu güvensizlik nasıl giderilebilir? Türk Neonatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, NTV yayınında konuya ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FihxI1_beEW_laCqcHkuKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Bebek, öldüren, çete, hakim, karşısında:, Neden, yenidoğan, yoğun, bakım, servislerini, seçtiler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün 1 bardak kemik suyu içince ne olur? Bağışıklığı güçlendiriyor ama bu zararını bilen yok</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-bardak-kemik-suyu-icince-ne-olur-bagisikligi-guclendiriyor-ama-bu-zararini-bilen-yok</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/her-gun-1-bardak-kemik-suyu-icince-ne-olur-bagisikligi-guclendiriyor-ama-bu-zararini-bilen-yok</guid>
<description><![CDATA[ Doğal kolajen kaynağı olarak da bilinen ve yüzyıllardır sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri kabul edilen kemik suyu vücuda pek çok faydasıyla dikkat çekiyor. Yemeklere lezzet katmak amacıyla sık sık kullanılan kemik suyu,  kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi mineraller içerir. Peki, kemik suyu içilir mi, her sabah kemik suyu içince ne olur?Kemik suyu ya da ilik suyu kemiklerden ve içindeki iliğin kaynatılmasıyla elde edilen besleyici bir sıvıdır.
Yüksek miktarda kolajen, jelatin, glukozamin, kondroitin, amino asitler (özellikle glisin ve prolin), kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi mineraller içerir.
Bu besin bileşenleri, ilikli kemik suyunun faydaları arasında kemik sağlığından cilt bakımına kadar pek çok önemli fonksiyonu destekler.Kısık ateşte uzun süre pişirilerek elde edilen bu şifa kaynağı kolajen, glutamin, glisin ve prolin gibi değerli bileşenleri içerir. Kalsiyum, fosfor ve magnezyum mineralleri ile büyüme sürecindeki çocukların kemik gelişimine yardımcı olur ve kemikleri güçlendirir.İlikli kemik suyunun faydaları sadece kemiklerle sınırlı değildir. Zengin kolajen içeriği sayesinde, cildin elastikiyetini artırır, kırışıklıkları azaltır ve cilt yaşlanmasını geciktirir. Ayrıca cildin nem dengesini korur ve saç dökülmesini engeller. İlikli kemik suyu, aynı zamanda tırnakları güçlendirir ve kırılmalarını engeller.Sağlıklı bir sindirim sistemi için kemik suyu tüketebilirsiniz. İlikli kemik suyunun faydaları, sindirim sağlığında da kendini gösterir. Kemik suyunun içerdiği jelatin ve glutamin, bağırsak duvarını onararak, geçirgen bağırsak sendromu (leaky gut) riskini azaltır ve sindirimi destekler. Sindirim problemleri yaşayan kişiler için, ilikli kemik suyu düzenli tüketildiğinde rahatlama sağlayabilir.Bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki yaratan kemik suyu, içerdiği glisin ve arjinin gibi amino asitler, iltihaplanmayı önlemeye yardımcı olur. Özellikle kış aylarında, soğuk algınlığı, grip ve diğer enfeksiyonlara karşı koruyucu bir kalkan görevi görür.Gelişme çağındaki çocuklar için ilikli kemik suyunun faydaları büyük bir öneme sahiptir. İçeriğindeki zengin mineraller ve amino asitler, çocukların kemik gelişimini destekler ve bağışıklık sistemlerini güçlendirir. Ayrıca, büyüme hormonlarını uyararak, çocukların sağlıklı bir şekilde gelişmelerine yardımcı olur.Günlük olarak 1 su bardağı kemik suyu tüketmek, vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olacaktır. Ancak, kalp ve damar rahatsızlıkları, yüksek kolesterol veya kilo verme sürecindeki kişilerin kemik suyu tüketimi konusunda dikkatli olmaları önerilir.Kemik suyunun içerisinde bulunan arginin aminoasidi güçlü bir anti-inflamatuardır ve vücuttaki iltihaplanmaların azalmasını sağlayarak vücut direncini artırır.
Bağırsak florasının da düzenlenmesinde kemik suyunun etkisi büyüktür. Sindirimi kolay bir besin olması da avantajdır. Sağlık üzerine bağışıklık güçlendirici etkisi başta olmak üzere birçok olumlu katkısı varken tüketilme aşamasında dikkatli olmakta fayda var.
Kemik suyu hayvansal yağ kaynağı olması ve yüksek oranda kolesterol içermesi sebebiyle, kalp-damar rahatsızlığı olan kişiler, kan kolesterol düzeyleri yüksek olan kişiler ile ideal ağırlığının üzerinde olan kişiler için pek de uygun bir besin olmayabilir. Yine kilo verme veya kilo kontrolü sağlama dönemindeki kişilerin kemik suyunu ve kemik suyu eklenmiş çorbaları dikkatli tüketmesi gerekmektedirKemik suyu, sağlıklı bireyler tarafından günlük olarak tüketilebilir. Yetişkinler için önerilen tüketim miktarı 1 su bardağıdır. Çocuklar ise haftada 2 gün olmak üzere 1 çay bardağı ölçüsünde tüketmelidir. Yağ ve kolesterol içeren kemik suyunu yüksek kolesterol ve kalp rahatsızlığı olan kişiler tarafından daha kontrollü içilmesi gerekir.Kemik suyu zararları her gün tüketildiğinde ortaya çıkabilir. Kemik suyu faydalı bir gıdadır; fakat aşırı tüketiminde kalp ve damar rahatsızlıkları ortaya çıkabilir. Kemik suyunun aşırı tüketimi kolesterol hastalıklarına yol açabilir. Tıpkı et ürünlerinde olduğu gibi haftada 2-3 gün tüketebilirsiniz.İlikli kemik suyu doğrudan içilebilir ya da yemeklere eklenebilir. Çorba pilavlarda lezzet artırıcı olarak kullanılır. Sabahları bir bardak ilikli kemik suyu içmek sindirimi destekler ve enerji verir. Farklı sebze ve baharatlarla tatlandırarak da tüketilebilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/p4N_2nKOEECkm69AGoDWnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, bardak, kemik, suyu, içince, olur, Bağışıklığı, güçlendiriyor, ama, zararını, bilen, yok</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Psikiyatrist &amp;quot;kahvaltıda asla tüketmeyin&amp;quot; dedi: Yedikten 45 dakika sonra beyni çamurlaştırıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/psikiyatrist-kahvaltida-asla-tuketmeyin-dedi-yedikten-45-dakika-sonra-beyni-camurlastiriyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/psikiyatrist-kahvaltida-asla-tuketmeyin-dedi-yedikten-45-dakika-sonra-beyni-camurlastiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünü olarak kabul edilir. Kahvaltıda tükettiğiniz her besin vücut ve beyin gelişiminizi doğrudan etkiler. Uzmanlara göre sabahları tüketilmemesi gereken ve beyin sağlığını olumsuz etkileyen bazı besinler var. Bu besinleri tüketmek beyin gelişimini etkiliyor ve ruh halinizi bozabiliyor.Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak hem genel sağlığınız hem de beyin sağlığınız için önemlidir. Genellikle bazı uzmanlar kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu söylüyor. Kahvaltıda mutlaka sağlıklı besinler tüketmeniz öneriliyor.Tükettiğiniz bazı besinler beyninizin güçlenmesine yardımcı olurken bazıları da beyin sağlığını tehdit edebiliyor.Hatta öyle ki bu besinlerin sık sık tüketimi ruh halini bile bozabiliyor. Eğer gün içerisinde odak problemi yaşıyorsanız sabah ne yediğinize göz atmanızda fayda var.Psikiyatrist Daniel G. Amen&#039; göre sabah yiyebileceğiniz bazı yiyecekler, sizi olduğunuzdan daha yorgun ve depresif bir hale getirebilir. Gününüzü iyi geçirmek için yediklerinize göz atın. Kahvaltı klasikleri olarak bildiğiniz birçok yiyecek, aslında &#039;sağlığınızı tehdit eden&#039; besinler arasında yer alabiliyor.Şekerli kahvaltılık gevrekler
Hamur işleri (Şekerli ve tuzlu)
Sağlıksız yağlar ile hazırlanmış kahvaltılıklar
Tatlandırılmış içecekler
İşlenmiş etler
İşlenmiş unlu mamuller
Yüksek glisemik indeksli gıdalarDr. Amen, bu besinlerin kan şekerini hızla yükselttiğini belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: &quot;Ardından pankreasınız bunu fark ediyor ve 45 dakika sonra beyniniz tabiri caizse çamurlaşıyor.&quot;&quot;Tatlandırılmış içecekler, işlenmiş etler ve işlenmiş unlu mamuller gibi yüksek glisemik indeksli gıdalarla dolu bir beslenme düzeninin, çeşitli araştırmalar yoluyla depresyon riskini artırdığı görülmüştür,&quot; diye ekliyor Dr. Amen.Yapılan araştırma sonucunda; ruh sağlığı bozukluğu (depresyon dahil) veya madde bağımlılığı öyküsü olmayan yaklaşık 70.000 kadının verilerini toplayan ve analiz eden araştırmacılar, rafine karbonhidrat içeriği yüksek, yüksek glisemik diyetle beslenen kişilerde depresyon riskinin arttığını tespit ettiler.3 yıllık çalışma süresinin ardından, şeker ve depresyonun birbiriyle ilişkili olduğu ortaya kondu. Öne çıkan son bilimsel araştırmalar; şekerli atıştırmalıkların ruh hali üzerinde olumlu bir etkisi olmadığını, hatta tam tersine olumsuz etkileri olabileceğini gösteriyor.2017&#039;de yayınlanan bir çalışma, yüksek şekerli beslenmenin duygu durum bozukluğunu yükselttiğini ortaya koydu. 2019&#039;da yapılan daha yeni bir çalışma ise, doymuş yağların ve eklenmiş şekerlerin düzenli tüketiminin, 60 yaş üstü yetişkinlerde daha yüksek anksiyete duygularıyla ilişkili olduğunu buldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8iPSWRYeFUeBYIar570n9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Psikiyatrist, kahvaltıda, asla, tüketmeyin, dedi:, Yedikten, dakika, sonra, beyni, çamurlaştırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Türk bilim insanlarından ortak proje: Cep telefonuyla şeker ölçümü!</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/turk-bilim-insanlarindan-ortak-proje-cep-telefonuyla-seker-oelcumu</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/turk-bilim-insanlarindan-ortak-proje-cep-telefonuyla-seker-oelcumu</guid>
<description><![CDATA[ İzmir&#039;de 5 üniversiteden akademisyenlerin katılımıyla başlatılan projeyle şeker hastalarının cep telefonlarıyla kan şekeri ölçümü yaparak anlık verileri paylaşabileceği cihaz geliştirildi. Prototip aşamasında olan cihaz, laboratuvar testleri ve izin süreçlerinin ardından kullanıma sunulacak.Şeker hastalığının takibinde kritik öneme sahip olan kan şekeri ölçümünü anlık verilerle, doğru ve pratik olarak hasta ve doktoruna ulaştırmayı sağlayacak bir teknoloji geliştirmek üzere bir araya gelen İzmir&#039;deki 5 üniversiteden bilim insanlarının 2023&#039;te başladıkları projede prototip aşamasına gelindi.TÜBİTAK&#039;ın da destek verdiği çalışmayla parmaktan alınan kandan şeker ölçümü yapabilen &quot;glukometre probu&quot; geliştiren bilim insanları, bu cihazın cep telefonu şarj girişine takılması yoluyla ölçüm verilerini uygulama üzerinden hastane ya da doktora anlık gönderme seçeneği sunuyor.Patent başvurusu yapılan cihaz, TEKNOFEST 2024 Akdeniz&#039;de &quot;İnsanlık Yararına Teknoloji Yarışması Sağlık ve İlk Yardım&quot; kategorisinde ikincilik ve &quot;en iyi sunum&quot; ödüllerine layık görüldü.Şeker hastalarının yaşam kalitelerini arttırmak için bu teknolojiyi geliştirdiklerini anlatan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Büyükkaya Besen, &quot;Şeker ölçüm cihazlarının taşınabilir olmasını ve şeker hastalarının cep telefonu ya da akıllı saatini kan şekeri ölçer hale getirmeyi hedefledik.&quot; dedi.Besen, cihazın prototip aşamasında olduğunu, laboratuvar testleri ve izin süreçlerinin ardından kullanıma sunulacağını aktardı.DEÜ Hemşirelik Fakültesi Araştırma Görevlisi Merve Dervişoğlu ise sağlık profesyonellerinin bu cihaz sayesinde takip ettikleri hastanın verilerini uygulama üzerinden anlık olarak görebildiğine dikkat çekti.&quot;Entegre edilebilir glukometre probu&quot; cihazını geliştiren ekipte Doç. Dr. Dilek Büyükkaya Besen, Araştırma Görevlisi Merve Dervişoğlu ve uzman hemşire Merve Günbaş&#039;ın yanı sıra Bakırçay Üniversitesi Bilgisayar Donanımı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Er ile İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Yalın Kılıç da görev aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BcZ0QTt6m02w9FYw4K8oTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Türk, bilim, insanlarından, ortak, proje:, Cep, telefonuyla, şeker, ölçümü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Marketlerden toplatılıyor: Bu sefer havuçtan yayıldı, 1 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/marketlerden-toplatiliyor-bu-sefer-havuctan-yayildi-1-kisi-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/marketlerden-toplatiliyor-bu-sefer-havuctan-yayildi-1-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de paketlenmiş organik havuçlarda E. coli bakterisi tespit edildiği bildirildi. Paketli organik havuçları tükettiği için koli basili bakterisi bulaşan 39 kişiden birinin hayatını kaybettiği, 15 kişinin de hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Havuçlar marketlerden toplatılırken satın alan kişiler ise uyarıldı.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından yapılan açıklamada, bir firmaya ait paketli organik havuçlarda koli basili (E. Coli) bakterisine rastlandığı belirtildi.Açıklamada, ABD&#039;de paketli organik havuçları tükettiği için koli basili bakterisi bulaşan 39 kişiden birinin yaşamını yitirdiği, 15 kişinin de hastaneye kaldırıldığı bildirildi.Firmanın sattığı paketli havuçların market reyonlarından toplatıldığı aktarılan açıklamada, müşterilere satın aldıkları ürünleri kontrol etmesi çağrısı yapıldı.E. coli bulaşmasına neden olan havuçlar marketlerden geri çağırılsa da satın alıp buzdolabında saklayan kişiler de uyarıldı. CDC, tüketicileri belirtilen ürünün buzdolaplarında ya da dondurucularında varsa tüketmemeleri konusunda uyarıyor.CDC&#039;nin kayıt altına aldığı verilere göre havuç tüketiminden kaynaklı olarak enfekte olan kişiler; Washington, Minnesota ve New York&#039;ta ikamet ediyor. Bu bölgeleri ise Oregon ve Kaliforniya takip ediyor. Fakat enfeksiyon bildirimleri, ülke çapındaki diğer eyaletlerden de bildirildi.Escherichia Coli (E. Coli) salgını nedir?E. Coli, insan ve hayvanların bağırsaklarında yaşayan bir bakteri grubudur.Genellikle zararsız olan bu bakteriler, bazı durumlarda toksin üreterek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Enfeksiyon belirtileri arasında şiddetli ve kanlı ishal, karın krampları, kusma ve ateş yer alır.FDA&#039;nın yaptığı açıklamalara göre bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, yaşlılar ve çocuklar; büyük risk altında. Bu kişilerde ciddi boyutlarda sağlık sorunları hatta ölümcül enfeksiyona neden olabiliyor.ABD’de 23 Ekim’de Mcdonalds kaynaklı ‘E.coli’ nedeniyle hastalanan 49 kişiden birinin öldüğü açıklanmıştı. Geçtiğimiz günlerde ülkenin 14 eyaletinde McDonalds restoranlarında üretilen hamburgerlerde tespit edilen koli basili ‘E.coli’ bakterisi nedeniyle hasta sayısı 104’e yükselmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ae8O7FlYPUSxy56GdqGw6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Marketlerden, toplatılıyor:, sefer, havuçtan, yayıldı, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Eşinin hastalığına çözüm ararken keşfetti şimdi taleplere yetişemiyor: Bu yıl kilosu 500 TL&amp;apos;den satılıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/esinin-hastaligina-coezum-ararken-kesfetti-simdi-taleplere-yetisemiyor-bu-yil-kilosu-500-tlden-satiliyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/esinin-hastaligina-coezum-ararken-kesfetti-simdi-taleplere-yetisemiyor-bu-yil-kilosu-500-tlden-satiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Sakarya&#039;nın Karapürçek ilçesinde eşinin rahatsızlığı için aronya meyvesi yetiştirmeye başlayan 65 yaşındaki İdris Bilici, şimdilerde taleplere yetişemiyor. Bir dönümlük arsada yetiştirilen ve bin bir derde deva olan meyvenin kilosu ise 500 liradan alıcı buluyor.Karapürçek&#039;te ikamet eden 65 yaşındaki İdris Bilici, eşinin kolesterol rahatsızlığına çözüm arayarak yaptığı araştırmalar neticesinde aronya meyvesini keşfetti.Bağışıklığı güçlendiren, kolesterol düzeyini azaltan, kan akışını iyileştiren, sindirim sistemini düzenleyen ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi bulunan bu meyveyi kendi imkanlarıyla yetiştirmek isteyen Bilici, aldığı hibe desteğiyle bahçesini genişletti.Aronyayı eşinin kolesterol rahatsızlığına iyi geleceğini düşündüğü için ektiğini anlatan İdris Bilici, &quot;Bahçemi bu meyveye tahsis ettim. Ektikten sonra yetişen aronyaları dostlarımıza da gönderdik. Şu anda siparişlere yetişemiyoruz. Bu sene aronyalar olgunlaştı, hasadına başlayacağız&quot; dedi.Bilici, aronyanın bilinen faydalarına da değinerek, &quot;Bu meyvenin özelliği kanser, şeker ve tansiyon gibi birçok hastalığın başlangıç aşamasında iyi geliyor.Aronya Sakarya civarında pek yetiştirilmiyor ancak Yalova, Bursa ve Düzce&#039;de üretildiğini biliyorum. Fındığa bir alternatif olarak görüldüğü söyleniyor.Aynı zamanda bu meyve ilaç sanayinde de kullanılıyor. Aronyadan aç karnına 30 gram yediğinizde gece çok rahat uyuyabiliyorsunuz&quot; diye konuştu.Meyveyi tamamen organik şekilde yetiştirdiğini aktaran İdris Bilici, &quot;Bu yıl kilogramını 500 TL&#039;den satıyoruz.Ben bu meyveyi üretirken hiçbir şekilde suni gübre kullanmıyorum, tamamen organik olarak yetiştirdim. Hayvan gübresi kullanarak yetiştirdim&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/99x3s7LApkKiANYwMof5jQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Eşinin, hastalığına, çözüm, ararken, keşfetti, şimdi, taleplere, yetişemiyor:, yıl, kilosu, 500, TLden, satılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yayılma alanları genişliyor: Kene krizi tehlikesi artıyor</title>
<link>https://gundemakisi.com.tr/yayilma-alanlari-genisliyor-kene-krizi-tehlikesi-artiyor</link>
<guid>https://gundemakisi.com.tr/yayilma-alanlari-genisliyor-kene-krizi-tehlikesi-artiyor</guid>
<description><![CDATA[ Kenelerin, göçmen kuşlar sayesinde kıtalararası yolculuk yaparak taşıdıkları hastalıkları yeni bölgelere taşıması, küresel ısınmanın etkisiyle daha büyük bir tehdit haline geliyor. Uzmanlar kene kaynaklı hastalıkların hızla yayılma riskinin olduğunu belirtti.Keneler, göçmen kuşlarla birlikte binlerce kilometre yol alarak yeni bölgelere hastalık taşıyabiliyor. Küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte, bu parazitlerin yeni iklim koşullarında hayatta kalma ve yayılma olasılığı artmış durumda.
Uzmanlar, özellikle tropikal kene türlerinin, daha önce hayatta kalamadıkları kuzey bölgelerine yerleşerek yeni hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabileceği konusunda uyarıyor.University of Southern Mississippi&#039;den Dr. Shahid Karim, &quot;Tropikal kene türleri daha önce hayatta kalamadıkları bölgelere yayılmaya başlarsa, bu, taşıdıkları hastalıkların da daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini artırır&quot; dedi.
Keneler, özellikle insanlar ve evcil hayvanlar için önemli bir hastalık taşıyıcısı olarak biliniyor ve son yıllarda hızlı bir coğrafi yayılma göstermekte.Göçmen kuşlar, kenelerin yayılmasında önemli bir rol oynuyor. Meksika Körfezi’nin kuzeyinde yapılan bir araştırmaya göre, kuşlar üzerinde yapılan kene incelemeleri, kuşların vücutlarında taşıdıkları kenelerin türlerini ve taşıdıkları mikroorganizmaları tespit etmek için DNA analizi yapıldı.
Araştırma, 15 binden fazla kuşun incelendiğini ve bunlardan 164’ünde toplamda 421 kene bulunduğunu ortaya koydu. Ancak tespit edilen kenelerin yüzde 81&#039;inin yalnızca dört türe ait olduğu belirlendi. Ayrıca kısa mesafe göçmenlerinin, uzun mesafe göçmenlerine göre daha fazla kene taşıdığı gözlemlendi.Kenelerin taşıdığı mikroorganizmalar, bazıları insanlar için tehlikeli hastalıklar oluşturabilecek bakteriler içeriyor. En yaygın bulunan bakteri türü olan Francisella, kenelerin işlevselliğine yardımcı olurken, bir diğer yaygın bakteri türü olan *Rickettsia* ise insanlarda hastalıklara yol açabiliyor. Ancak bu bakterilerin yeni kene türleriyle insanlara bulaşıp bulaşmayacağı ise henüz kesinlik kazanmış değil.Dr. Karim, kene kaynaklı hastalıkların yayılma riskini en aza indirgemek için bireylerin kene bulunan bölgelerde yürüyüş yaptıktan sonra kendilerini kontrol etmeleri ve böcek kovucu kullanmaları gerektiğini vurguladı.
Küresel ısınmanın etkisiyle artan bu kene krizi, sağlık yetkilileri ve bilim insanlarını yeni önlemler almaya yönlendiriyor. Kenelerin taşıdığı hastalıkların sınır tanımayan doğası, hem sağlık hem de çevresel güvenlik açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R8VLO9Gz-Ue_fEcT_i8BqQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 17:16:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>gundemakisi</dc:creator>
<media:keywords>Yayılma, alanları, genişliyor:, Kene, krizi, tehlikesi, artıyor</media:keywords>
</item>

</channel>
</rss>